Yeni sistemde bakanlar… Onları talihli mi saymalıyız, yoksa…

50

Ülkemiz bugün yeni bir sistem ile yönetilmeye başlanıyor. Halk tarafından seçilmiş cumhurbaşkanı, referandumla kabul edilmiş yetkilerinin bütününü kullanmak için Meclis’te yemin edecek ve çok geçmeden 16 bakandan oluşan hükümetin üyelerinin isimlerini kamuoyuyla paylaşacak. Yemin ile bakanları ilan arasında da icraatlarını kolaylaştıracak temel esasları içeren ilk kararnamesini yayınlayacak yeni cumhurbaşkanı…

Yani Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan

Hükümet programı yerine de geçecek yayınlayacağı ilk kararname.

‘Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemi’ kuralları içerisinde kurulmuş olan hükümetin Meclis’ten güvenoyu alması gerekmeyecek…

Bakanların sorumlu olacağı tek yer, kendilerini bizzat seçmiş olan cumhurbaşkanıdır bu sistemde. Gerekli gördüğü anda bakanları yerinden etme gücü de yine cumhurbaşkanının elindedir. 

Yetkiler kimdeyse, sorumlu da o

Yazıya döküldüğünde yetkilerin tek elde toplanmasının iyi ve doğru sonuçlar verebileceği beklentisi hakim geliyor; zaten böylesine radikal bir sistem değişikliğine gidilmesinin sebebi de bu. Ancak sistemin bir özelliği de, yetkilerin toplandığı elin, işler iyi ve doğru istikamette gitmediği takdirde sorumluluğu da üstlenmesi gerekeceğidir.

Parlamenter sistemde çok belirgin olan ‘kuvvetler ayrılığı’ ilkesi, yetkilerin kurumlar arasında dağılmasını şart koştuğu için, hem yetkileri hem de sorumluluğu bölüştürmüş, ayrıca toplu sorumluluk kavramını da gündeme taşımıştır. Bakanlar kurulu üyelerinin bile ‘topluca sorumlu tutulması’ parlamenter sistemin bir uygulamasıdır.

ABD’de varlığı bilinen ‘Başkanlık Sistemi’ ile bizde uygulamaya başlanmakta olan sistem arasındaki ayrılık da bu noktada: ABD’de bakanlar ve önemli görevlere atanan kişilerin Kongre’den onay alması gerekiyor; bizde öyle bir şart yok.

Devlet bütçesini bile Meclis yapmıyor bizde, cumhurbaşkanına tanınan yetkilerden biri de o. Denge ve denetleme konusundaki boşluğu iktidar partisinin ittifak kurarak seçime birlikte girdiği MHP’nin doldurması beklenecek.

Bugün sona ermeden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bakan atayarak kendilerine hükümetinde yer verdiği kişilerin kimler olduğu da öğrenilecek. Saatler 21.00’ı gösterirken, Cumhurbaşkanı Erdoğan, cebinden çıkaracağı 16 isimli listede yer alanları kamuoyuyla paylaşacak.

Günlerden beri o kişilerin kimler olabileceği üzerinde spekülasyonlar yapılıyor.

‘‘Kim bu talihli insanlar?’’ merakıyla…

Oysa aynı soruyu bu dönemde şu biçimde sormak gerekiyor: ‘‘Olağanüstü zor bir dönemde bu kadar geniş yetkilerle donatılmış bir icranın parçası olarak ilan edilecek ağır yük altına girmiş bu insanlar kim?’’

Ekonomi ve toplumsal barış en baştaki iki dikenli konu olmak üzere pek çok birikmiş sorunla baş başa kalacak hükümet, biraz da yeni sisteme yüklenen ‘başarısı garanti’ damgası yüzünden, daha ilk günden omuzlarında ağır bir yükle işe başlayacak.

Umarım başarılı olur yeni bakanlar…

Zor bir görev olacak üstlenecekleri…

Trump bakanlarını sürekli değiştiriyor

Sistemler arasında bazı farklar bulunsa da ülkemizde bugünden itibaren uygulanmaya başlayacak olan ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ ile ABD’deki ‘Başkanlık Sistemi’ yine de bazı yönlerden birbirine benziyor. O sebeple de değerlendirmeler yapılırken, ister istemez, ABD’de yaşananlardan örnekler vermekte mahzur bulunmuyor.

Donald Trump’ın, önceki başkanlardan çok değişik özellikleri sebebiyle, geçen yılın Ocak ayında görevi üstlenmesinden sonra yaşananlar fazla iç açıcı sayılmaz.

Trump’a ve hükümetine atfedilen değerler büyüktü ve beklentiler de o oranda yüksekti.

Aradan sadece 1,5 yıl geçmiş bulunuyor ve Trump’ın kurduğu ilk hükümetten hala bakanlık görevine devam eden pek kalmadı gibi; kimi ya yeni sisteme ayak uyduramadığı için kendi istifa etti, kimi de Trump tarafından istifaya zorlanarak ayrılmak zorunda kaldı. 

Yüksek görevlere getirilenlerin bir bölümünün başına da aynı akıbet geldi.

Trump’ın bakanlığa ve yüksek görevlere getirdikleri… En solda istifa eden ve kovulanlar bilgisi..

Bu insanlar doğal olarak sadece makamlarını kaybetmekle kalmadı, çevrelerindeki eski konumlarını da kaybettiler.

Sorumluluk bizde duygusu daha yüksek olacağı için benzer bir durum yaşanmayabilir elbette; ancak yeni dönemde bakan olacak veya sistemin kilit noktalarında yer alacak kimselere ‘talihli insanlar’ gözüyle bakmadan önce biraz düşünmekte yarar var.

Tren kazası

Yeni bir dönemin başlayacağı bu ilk güne talihsiz bir tren kazası gölgesinde başlanıyor. (Hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralananlara acil şifa diler, yakınlarına sabırlar temenni ederim.) Yeni sistem sayesinde, AK Parti’nin ilk hükümet döneminde yaşadığı tren kazasından farklı biçimde bu kazaya yaklaşılır ve kamuoyunu tatmin edecek bulgular kamuoyuyla paylaşılarak sorumlular hesaba çekilebilirse, bu vahim olay, yeni hükümete iyi bir başlangıç imkanı da sağlayabilir.

Yeni sistemin başarılar getirerek ülkemiz için hayırlara vesile olmasını temenni ederim.

ΩΩΩΩ

50 YORUMLAR

  1. BU TEDAVİYİ DE DENEYELIM BAKALIM HASTA İYİLEŞECEK Mİ?
    Aslında tedavide değişen bir şey yok.
    Gören gözler batı cephesinde değişen birşey olmadığını görür.
    Aynı kişinin uzun yıllar seçimleri kazanarak iktidarda kalmak istediğinde başvurduğu en akılcı yoldur.
    Bu eşeği her defasında farklı renge boyatıp pazarda başka bir mahlukatmış gibi satma kurnazliği.
    Uzun yllar büyük işler başarsa bile halk hep daha fazlasını isteyecektir.
    Hiç birzaman hakediyor muyum diye kendine sormaz.
    İşte bu durumda her seçim öncesi iktidar halkın ulaşılmaz arzuları için neden daha iyisini yapamadığına halkını ikna etmesi gerekir.
    Öylede yaparak her seçimi kazanıyor.
    Önceleri vesayet elimi bağliyor size tam istediğim gibi hizmet edemiyorum diye halkını ikna ediyor .
    Bu cephaneyı uzun yıllar kullanıyor.
    Vesayet bir şekilde bitirilince de hadı bahane kalmadı elını tutan yok yap bakalım kardeşim dendiğinde.
    Yerine yeni bir büyük engel daha var dendi o da bu sistem tikandi bu burokrasi ile halkıma iyi hizmet veremem yeni bir vesayete ihtiyaç var dendi.
    TEK ADAM VESAYETİ.
    Eğer bütün yetkıler bana verilse sizi uçururum ey milletim.
    ÇOK HIZLI KARAR ALIR ,ÇOK HİZLI UYGULAR ÇOK KISA SÜREDE DÜNYANİN İLK ON EKONOMİK GÜCÜ OLURUZ.
    Uçak pike yapacak anlayacağiniz.
    Şimdi bunun yapacak tek adam öyle donanımlı olmalıkı binlerce BİLİM dalında; geçmişi başarılarla dolu uzmanların bilgi ve becerisine sahip olmalı.
    Bir insan ne kadar cahilse kendini o kadar bilgili zanneder.
    Bir insan gerçekten kendi dalında bile tam bilgili olamadığını yeni şeyler öğrendikçe anlar. akıllı insanlar.
    Oysaki hiç kimsede herşeyi bilecek,yönetecek,denetleyecek ne akıl nede zaman olabilir.
    Bu tanrisal güc hiçbir dünyalıya verilmemiştir.
    Diyebilırızki başkan herşeyi bilmek zorunda değil ;holding patronu veya ceo su gibi danışmanlarından aldığı bılgiyi erişilmez analitik zekasıyla değerlendirir ve doğru kararları verir.
    Hiçbir zaman bir yönetici kendinden bilgili insanlarla çalişmak istemez.
    Çalişsada kendinden bilgi insanları istediği gibi yönetemez ve onlardan gereği gibi faydalanmaz veya faydalanamaz.
    Başkan herzaman kendinden yeteneksiz insanlarla çalişmayı tercih eder.
    Çünkü;o nun bilgiye değil kurşun askere (her dediğini itirazsiz yapacak)ihtiyaç duyar.
    Neden bunu yapar; İktidarini uzun yıllar sürdürebilmek için bunları gereğinde aslanların önüne atmak için.
    Bir zaman lar Türkiyenin büyük spor külüplerinden birinin başkanlığını, bu yöntemle uzun yıllar sürdürdüğü gibi.
    Başarisiz olunduğunda hep bir bahanesı vardır kızgın taraftarını yatiştirmak için.
    Ya futbolcu vefasiz çikar yada antröner başarisiz olmuştur.
    Her ikisindede başarisizliğa bunlar sebep olduğundan kovulup büyük umutlarla yerlerine yenileri alınır.
    Başkan her zaman haklıdır ve taraftarın gözünde o hep bir kahraman kalır.
    Aynen KÜLÜP BAŞKANLİĞİ MODELI OLACAKTIR.
    Başarisiz olunduğunda bu bakan bana ihanet etti beni aldatti denip kovulacak halkımızda yaşa paşam diyecektir.
    Başarili olunduğunda başkan başardi; başarisizlikta herşeye itirazsiz itat eden bakan olacaktır.
    Herkes rolunu isteyerek oynamaktadir.
    Halkımız sormazmi iktidarimiz ve onun tartişmasiz lideri uzun yıllar yönetimde değil mi idi?
    Yönetim de idi .
    O halde o na ne engel oldu da ülkenin geldiği durum bu oldu.
    Hep aldatildim dedi; değil mi?
    Demekki fani olan insan herzaman aldatılabilir.
    O zaman aldatilma gibi zaafi olan tek bir insana bütün yetkileri vermek ülke için çok tehlikeli olmaz mı.
    Dünyada hep tek adam yönetimleri ilk başta ülkeye bir dinamizm kazandirmişlardir.
    Kısa süre sonra tek adamın etrafını öyle bir yağ tabakasi kaplarki artık doğru bir iş yapacak ne gücü kalır nede imkanı.
    Arkadan çevresini küşatanlarca esir alınır onun adina otoriteyi sağlayacağim diye büyük haksizlik,adaletsizlik ve zülüm dönemi başlar.
    HALK TA YÖNETİME ZÜLMÜN ARTSİN DİYE DUA EDER.
    Neyazikki gittiğimiz yol budur.
    İNŞALLAH BU YAZILAR KAYBOLMAZ YILLAR SONRA OKUYABİLİRİZ.
    Su yolunu nihayet bulur.
    HALKLAR HAKETTİKLERİ İDARE İLE YÖNETİLİRLER.
    Ya hakettiğimiz yönetimi seçeceğiz;yada hakettiğimiz yöneticilerin ülkesine gideceğiz.

    • evet bu sistem tek adam vesayeti ama kanunlar önünde sorumlu……..siyaseten halk önünde sorumlu ayrıca karşılıklı olarak meclis ve başkan fesih yetkilerin sahip….postal yalamak zorunda falanda değil… başkan halk tarafından seçiliyor aklının ermediği noktada bu….sorumsuz cumhurbaşkanına anayasa diye cunta bildirgelerine oy verdiğin için yüksek zekan bunları kaldırmıyor….

  2. Bernar bey olaydı yorumlarını okurduk, Burası H: Gayretin blogu olmuş:) Berat Albayrakla, Mevlüt Çavuşoğlu yeter bize, memlekette insanmı kalmadı ki, anlaşılır şey değil. Yalakalıkla nereye kadar götürecekler memleketi….

  3. H.K. müminleri aşağılıyor…. Gene de şiir yazmasından daha iyidir derim:) H.Gayret

    *******
    ….
    Yüzlerce tür kuş var, birbirinden güzel,
    Tek tek incelemiş, adını koymuş el!

    Ey “«yalan» dünya”cı! sen ilgilenmezsin..
    Niye gargadan başka bi guş bilmezsin!..

    “Yalan” yerlesmiş! belli o ezberine,…
    Velakin yakışmaz bu, mümin birine!

    Alınma ey mümin, seni yöneten dert,
    Zira birer kardeştir, müminlerden her fert…

    Milli bir dert varsa, seni yönetenler,
    Seni böylesine, “ezbere” itenler!….
    ……
    Ha “TELEF”, ha başka bir şey, ne farkeder?
    Her canlı aziz; yaşamayı hakeder!…

    Ha insandır ha hayvan; mahvolmuştur can,
    Tamamen yersiz yere dökülmüştür kan,

    Sen, yine partizanca davranıyorsun,
    O büyük burnundan kıl aldırmıyorsun!

    “Ben yaptım oldu!” yeter mi ki bu işe,
    Bilim ve teknik çaredir bu gidişe,

    Bunun da yolu, «akıl-iman sentezi!»
    «Ben yaptım oldu”, ezbere bir fantazi!

    Yamuk iş görmekse, senin zihniyetin,
    Ey gafil, tükenecek bir gün zürriyetin!
    ….
    *******

  4. Sayin H.K. bey ve Hamza bey Sizin ikinizinde Dini bilginiz benim diyen Muslumandan
    Daha fazla, siz saz derken onlar soz anliyor!!! Meshur Ata sozu.Sahte doktor candan sahte imam dinden eder.
    Batida istiyen icin faizsiz sistemde var,(Stack Market) Borsa, Az bir parayla baslayip da zengin olan muslumanlarin sayisi az deyil. mesala insaat ve gida( icki haric) bunlardan aldiginiz zaman bakiyorsunuz ertesi gun iki kati olmus.Birde istiyen evinde yemek yapip satabiliyor is yeri acmak cok kolay ve is imkanlarida fazla.
    ise girmek icin dayiyada ihtiyac yok.
    Saglikli ve mutlu kalin.

  5. Kalkíp insanliktan ve Müslümanliktan bahs edenlere Alaattin Çakıcınin bu mektubu cevap niteliğinde.
    Milletin çiğeri yanmiş devlet milleti kazalardan korumak yerine paramiz yok diye iptal ettiği ihalenin sonuçlarını herkes gördu.
    Sultanlik törenleri için para var ve hiç sıkılmadan bu felaketten sonra dahi en ufak bir tepki göstermek şöyle dursun hiç utanmadan halen daha savuniyorlar. İnsan kani ile beslenmek buna denir.

    İsteyen linkden mektubun orjinalınıda göre bilir.
    https://odatv.com/benim-annem-sokak-kadini-mi-0502161200_m.html

    Alaattin Çakıcı’dan Erdoğan’a mektup: Benim annem sokak kadını mı
    Alaattin Çakıcı’dan Erdoğan’a yeni mektup

    Yeraltı dünyasının ünlü ismi Alaattin Çakıcı, yaşam destek ünitesine bağlı şekilde tedavi gören annesini ziyaret etmek için cezaevinden izin istedi. Cumhurbaşkanlığı’na da mektup gönderen Çakıcı, Tayyip Erdoğan’a “Sultan Hazretleri” diye seslenip “Senin anan çok özel de benim ve her Türkün anası sokak kadını mı” dedi.

    Yeraltı dünyasının ünlü ismi Alaattin Çakıcı, cezaevi yönetimi ve Cumhurbaşkanlığı’na mektup yazarak hastanede yaşam destek ünitesine bağlı tedavi gören annesi Şakire Çakıcı’yı ziyaret için izin istedi.

    Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın annesi vefat ettiğinde televizyonların saatlerce yayınlar yaptığını hatırlatan Alaattin Çakıcı, “Annem şu anda yaşam ünitesinde. Kanunda helallik hakkı var. Senin anan çok özel de benim ve her Türkün anası sokak kadını mı” diye yazdı.

    Mektubunda Erdoğan’a “Sorumsuz Sultan” diye hitap eden Çakıcı, “Ortadoğu’daki hava sahası ve güney sınırlarımızda sıkıntı varken siz Şili’de Peru’da ve Başkanlık sistemi için Güney ABD’ye sefere çıkmışsın. Gezdiğin ülkeleri 20 yıl evvel ben de gezdim. Oradaki Başkanlık sistemi Yunan site dönemindeki demokrasiye benziyor” açıklamasında bulundu.

    Annesinin sağlık raporlarını cezaevine ve Cumhurbaşkanlığı’na gönderen Çakıcı, avukatları aracılığıyla da annesini ziyaret etmek için talepte bulundu.

    İşte o mektup ve Alaattin Çakıcı’nın cezaevi ile Cumhurbaşkanlığı’na gönderdiği belgeler

  6. O tren kazasi Başka bir ülkede olsaidi ne olurdu? bilen varmi?
    Bizdede padişah için toplar tufenkler muzikler vur patlasin çal oynasın.
    Şu telefle melefle bırakinda o rahmetlilere saygınız olmasa dahi geride kala acılı ailelere karşi biraz saygınız olsun.
    Şu padişahlik törenine tepki gösterin.

    • Nurdana: İspanyada olduydu bi kaza, 70-80 kişi hayatını kaybetti, makinis cep telefonuyla konuşuyormuş, sonrasında ne olmuş onu da sen yazıver, benim ispanyolcam kötü de…

  7. Aşağıda iki ayri siteden kopilenmiş tiren kazası hakkinda haberler.
    Yalniz brlgeler kopilenemiyor onun için burada yok o sitede var fakat Túrkiyede o link açılmiyor onun için linki vermedim.

    1/Ahvalnews.com’da yer alan habere göre daha önce birçok faciada olduğu gibi iktidarın hamiliğine soyunan yandaş medya ise yine bir skandal habere imza attı.

    Sabah Grubu’nun İngilizce yayın yapan Daily Sabah gazetesi, kazanın ardından Twitter hesaplarından “Geçmiş yıllarda Avrupa’da gerçekleşen tren kazaları” başlığıyla bir haberi paylaştı. Tekirdağ’daki tren kazasının benzerlerinin Avrupa’da da gerçekleştiği mesajının verilmek istendiği haber sonrası yapılan yorumlarda ölümlerin meşru gösterilmeye çalışıldığı yorumları yapıldı.

    2/Tekirdağ’daki kazaya hiçbir şekilde yer verilmeyen Daily Sabah’ın skandal tweeti gelen tepkiler üzerine kaldırıldı.

    Tekirdağ’da 24 kişinin yaşamını yitirdiği tren faciasına ilişkin yeni bir bilgi daha ortaya çıktı.

    İstanbul Halkalı- Tekirdağ Muratlı arasındaki tren yoluna ilişkin,  “14 Demiryolu Bakım Müdürlüğü Mıntıkası Halkalı Muratlı Arası Menfez Bakım ve Taş Duvar İşleri” başlıklı bir ihale açıldığı, ancak ihalenin seçimden hemen önce iptal edildiği ortaya çıktı.

    İhalenin iptal gerekçesi de “ödenek olmaması” olarak gösterildi.

    İhalenin iptal tarihi ise seçimden hemen önce, yani 20 Haziran olarak görülüyor.

    Sol.org.tr
    Tekirdağ’da 24 kişinin yaşamını yitirdiği tren faciasına ilişkin yeni bir bilgi daha ortaya çıktı.

    İstanbul Halkalı- Tekirdağ Muratlı arasındaki tren yoluna ilişkin,  “14 Demiryolu Bakım Müdürlüğü Mıntıkası Halkalı Muratlı Arası Menfez Bakım ve Taş Duvar İşleri” başlıklı bir ihale açıldığı, ancak ihalenin seçimden hemen önce iptal edildiği ortaya çıktı.

    İhalenin iptal gerekçesi de “ödenek olmaması” olarak gösterildi.

    İhalenin iptal tarihi ise seçimden hemen önce, yani 20 Haziran olarak görülüyor.

    Sol.org.tr

  8. Darbe ve ihtilallerle bile yapılamayacak bir sistem değişikliğini bu kadar kolayca yapabilen başka bir ülke olabilecek mi acaba? Milletin gücü..Hayırlı olsun.

  9. Eskisine göre çok daha pratik bir hükümet sistemi. Milletimiz devlet başkanına anahtar teslimi yetki veriyor. Hizmette kusur edeni kapının önüne koyar. Yasama kendi işine yürütme kendi işine bakıyor. Onun bunun gönlüne girmeye gerek yok, ipin ucu milletin elinde. Beğenmediği başkanı ve avanesini emekliye sevkeder, olur biter. Milletin gönlüne girebilen bi diğeri giyer ateşten gömleği. Eski türkiyenin hastalıklı yönetim yapısından (kuvvetler karmaşasından) nemalanan vesayet odakları da zaten birer birer dükkanlarını/gazetelerini kapatıp yurtdışına sıvışıyorlar. Gidişiniz olsun da dönüşünüz olmasın inşallah!

  10. Yanar Döner insanlar tarafíndan getirilen rejimin adi ve maksadi seneler õnce temelleri atılan O meşhur Allahin Lütfü gecesi!!!
    15 Temmuz ülke için felaket birileri içín gerçekten lütuf oldu.
    Ama o lütuf Allahın Lütfü deği OHAL in lütfü.
    OHAL’lin yardımı ile sistem değişti.
    Gene OHAL’ın yardımı ile seçim kazanıldi.
    Türkiye’yi ispiyoncular ve troller işgal etmiş ve ülkenin bütün maddi manevi enerjisi bir kişinin çıkarları için harcaniyor, Adalet yok, insanlık diye birşey kalmamış , bu nedenlerden dolayı getirilen
    yeni sistemin adı inşaat sistemi olsa daha iyi olur, başkanlık değil çünkü bu gidişle AKPli ve biyatcı olmayan herkes vatan haini ve terörist olacağından dolayı çok yakında bütün Türkiye’de inşaat patlaması olacak, vatan hainleri ve teröristler için. yeni zindanlara ihtiyaç var.
    Bundan sonra Türkiye’nin nasıl yönetileceğini bilmemek için kafa ve çene yormaya gerek yok.
    Son 7 senede yaşananlar bakarsak daha iyi anlamış oluruz.
    Adil Düzen sözde değil Özde bir ADİL DÜZEN olursa tabiiki en güzel yönetim şekli olur, batiya baktiğimiz zaman (özel hayatlar bizi ilgilendirmez müslümaním diyenler gizli demiyenler aşikar yaptığı hataları ber kenara birakirsak)
    Yarimda olsa onlarda var Müslüman úlkelerinde değil.
    Burada en çok Adil Düzenden bahs eden Karagülle hocamız bebekleri dahi katil terörist ilan eden ve Türkiyeyi hapishaneye çeviren sülalesini zengin eden rüşfetleri temizlemek için bankalar betıran, anadolu sermayesine çöreklenerek yok ettiren, geri kalanları yazacak olursam kitap olarak yazmam gerek onun için burda keseyim.
    Sayin Karagülle hoca Erdoğana oy vermedimi? Verdi!!! En iyisi bu işelere Dini alet etmiyelim çünkü düşünenler için savunduğunuz ve yaptığınız işler birbirine zıt olduğu zaman insanları dinden soutursunuz.

  11. Artık siyasetle ilgilenmeyi bıraktım. Bugün iş arasında bir boşluk oldu eskisi gibi bir okuyayım dedim Fehmi abi’yi o kadar.

    Sadece üzülüyorum.. Ah benim güzel memleketim, Londra’dan özleyip özleyip döndüğüm memleketim..
    Bu millete ne oldu böyle ? Neden herkes somurtkan oldu ? Neden herkes düşüncesi farklı birine düşman gözüyle bakar oldu.

    • Sanki biraz da alınganlık var gibi ama:) milletin iktidarı bi tek milletin yüzünü mü güldürüyor ne? Evet milletimizin tercihlerine saygısızca düşmanlık eden bi kesim de yok değil; lakin it ürür kervan yürür:)

  12. Merkezi Yönetim
    İlk merkezi yönetim Mısır’da başlamıştır. Görünürde tüm yönetim Firavu’nun elinde idi. O günkü imkânlar içinde merkezi yönetim birliğin sağlanmsı için gerekli idi çünkü yapılan işler sınırlı idi. Halk tarım yapıyor ürünleri Firavun’a satıyor, Firavun da yıl içinde onlara satıyordu. Kışın insanlar boş durmasın diye ehramlar yapılıyordu.
    Bugün ise üretim çeşitleri binlere değil milyonlara varmıştır. Merkezi yönetimlerle sorunların çözülmesi mümkün değildir. Sermaye yetkileri bir elde topluyor. Nasılsa bir kişi seksen milyonu yönetemez, onun adına devleti kendisi yönetecektir. Zaten bugün yönetiyor. Parlamenter sistemde de ekseriyet sisteminde de benzer uygulama vardı.
    Tek çözüm vardır, o da yerinden yönetim sistemidir. Türkiye yüze yakın il devletçiklere ayrılacak. Yani yüz devlet olacak. Bu ülkeyi bölmez çünkü yüzde bir hiçbir zaman devleti tehlikeye sokmaz. Eyalet sisteminden tamamen farklıdır. Devlet dış savunmayı yapacak. İller ise iç güvenliği sağlayacaktır. Cumhurbaşkanı seçilmiş valilere emredemeyecek. İlleri yönetmeyecek, illere hizmet edecek.
    İller de yüze yakın bucaktan oluşacak. Her bucak bağımsız bir site devleti olacak. İç işlerine merkez karışmayacak. Her il kendi şir’asını (hukukunu) kendisi oluşturacaktır. Hakemler bucaklarda karar alacaklar. Hakem kararlarını ildeki güvenlik güçleri infaz edecek. Halk askere gidecek, vergisini verecek. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi deyimi fasih değildir. Türkçe zincirleme isim tamlaması fasih değildir. Türkçü olduğunu iddia edenler Türkçe bilmiyor.
    Biz şimdi bir semt oluşturmaktayız. Yarın on semt olursak bucak kooperatifini kurmuş ve şeriat düzeninin tohumunu atmış olacağız. AK Parti buna mani olmaz, o zaman buna destek olur.

    • Önceden cumhurbaşkanları yargılanamaz durumdaydı, şimdi meclisin 4te 3 çoğunluğu isterse başkanı yargıya havale edebiliyor! Hesap sorma/verme yolu açılmıştır.

  13. Yeni sistemde bakanlar sadece bakacaklar.
    Onlar bir nevi vitrin süsü.
    Halkın oylarıyla değil tek adamın seçimiyle işbaşına geldikleri için, halka karşı bir sorumlulukları da olmadığından, biz onlara bakacağız, onlarda bize bakacaklar o kadar.
    Belki millet seçmediği için geldikleri yerde törenle karşılama derdinden filanda kurtuluruz.
    Yani bir nevi müsteşar veya genel müdür gibi filan…
    Ne bakanlar gördük biz…
    Yüce divanda yargılanıp ceza alanı mı ararsın, bakan olmak için partisini değiştireni mi ararsın, ilkokul mezunu bile olmayanı mı ararsın…
    Doğru dürüst Türkçe konuşmasını bilmeyeni bile gördük.
    Hepsini gördü bu gözler.
    Çare?
    Çare belli.
    Herkes biliyor.
    Siyaseti tabana yaymak.
    Ama siyaseti tabana yaymak siyaset baronlarının işine gelmez…
    Amaaann! Yaşın gelmiş 65’e…
    Memleketi sen mi kurtaracan.
    Var git işine.

  14. -atanacak bakanlar, zaten o zor görevi yıllardır başarı ile yerine getiriyorlar. otur dendiğinde oturuyor, kalk dendiğinde kalkıyor, yürü dendiğinde yürüyorlar. bunu ilk kez yapmayacaklar ki, bu işin altından nasıl kalkacakları sorusu oluşsun. fehmi beyin, bu başarılı insanlar hakkında soru işareti oluşturmaya çalışmasını anlamıyorum.
    -Ayrıca oraya seçilmeye layık görülmesinin bir başka nedeni olan yeteneksizlik yeteneğine sahip oldukları da daha önce bulundukları konumlarda gösterdikleri performansla zaten kanıtlanmış. sadece yeni değil, önceden de olan tren kazaları, trafik kazaları, maden kazaları, askeriyedeki ve okullardaki zehirlenmeler, pisada sondan ilk sıradaki yerimiz, saman bile ithal etmemiz, patatesin fiyat artışındaki dünya rekoru, soğan fiyat artışında dünya rekoru, faiz ve döviz rekorları, oynanan verilerin birbirini yalanlaması, yurtdışına kaçmaya çalışan vatandaşlar, cumhurbaşkanını her eleştirenin anında tutuklanması ama uyuşturucu çetelerinin, katillerin, dolandırıcıların, çocuk kaçıranların, çocuk tecavüzlerinin bir türlü engellenememesi gibi daha düşündükçe sayılabilecek her türlü yeteneksizlik, bakan adaylarının geçmiş dönemlerindeki yeteneksizlik yeteneklerinin yeterince ispatı diye düşünüyorum. onun için de gönlüm çok rahat. “Acaba bu görevin altında kalkabilecekler mi” diye en ufak bir tereddütüm yok. şüphesi olanın aklından şüphe ederim. Bu yazının üzerine fehmi beyden de şüphelendim doğrusu.
    -16 yılın sonunda gelinen nokta, “umarım bundan sonra iyi şeyler yaparlar” sözünü (temennisini mi demek lazım?) komik hale getiriyor.

  15. Dün meydana gelen elim tren kazasında hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allahtan rahmet , yaralılara acil şifalar , yakınlarına ise sabır ve metanetler dilerim. Bu tür elim hadiselerde de kaza kırım raporlarının düzgün yapılması , sorumluların gerekli cezalara çarptırılması gerektiğine inanıyoum.Örneğin : Ulaştırma Bakanı bu tür vakalardan sonra istifa edebilmeli. Yeni kabine oluştuğundan gereksiz ama , bu tür olaylarda maalesef istifa mekanizmasının çalıştığı ülkemizde pek görülmüyor.
    Son 16 yıllık dönemde iktidar için en kritik , başarısız olunan bölümler EKONOMİ ve MİLLİ EĞİTİM olduğu görülmektedir.
    Ekonomi ile ilgili bakanlık , artık HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI ismiyle yer alacak ve bu bakanlığa , Sn. Naci AĞBAL ‘ ın geleceği söyleniyor. Milli Eğitim Bakanlığı’na ise eski dönemde müsteşar olan Sn.Yusuf TEKİN’in atanacağı ortalıkta dolaşan bilgiler arasında. Eğer atanırsa Sn.Naci AĞBAL’ın işi çok zor , Allah yardımcısı olsun. İşin ucunda FIRED / RESIGNED gibi durumlar oluşabilir. Yunanistan’ın nüfusundan fazla eğitim ordusunun başına geçecek olan Milli Eğitim Bakanının da artık bu başarısız yönetim dönemlerini gölgede bırakacak başarılara ulaşmasını da bekliyoruz/diliyoruz. Gelecek tüm bakanlara başarılar dileriz. Bunlar bizim iyi dileklerimiz , artık ” sistem değişsin bak uçacağız , çok iyi olacak” diyen idarecilerimizin
    artık sığınacağı bir mazeret kalmadı . Bu millet iktidara istediği her yetkiyi fazlasıyla verdi. Şimdi icraat zamanı. Özellikle EKONOMİ’yi derhal düzeltin , Milli Eğitimi de düzeltin. Hadi bakalın çalışmaya. Bu arada bence İKTİDAR’ın yine başarılı olamama ihtimaline karşı en sıkı takip görevi MHP’den çok İYİ PARTİ’ye düşüyor. Eğer iktidar tüm bu yetkilere rağmen yine başarılı olmazsa bundan sonra iktidara gelme potansiyeli olma görevi bence İYİ PARTİ’de . CHP den hiç sözetmiyorum çünkü onlar iç kavgalardan memleket meselelerine zaman bulamazlar , içerde top çevirip dururlar. Yeni dönemin ve sistemin ülkemize ve milletimize hayırlar getirmesini mevladan niyaz ederim.

    • MUSA BEY;
      “ADİL DÜZEN” GELMEDEN”…
      VE BÖYLECE “ZALİM DÜZEN” GİTMEDEN…
      İŞLERİN VE HER ŞEYİN DÜZELMESİ MÜMKÜN MÜDÜR?
      Bize göre SORUN şudur:
      İnsanlar Firavunvari zalim düzende de, her şeyin düzelebileceğini…
      Bu arada FAiZLİ ZALİM SÖMÜRÜ DÜZENİNDE de ekonominin düzelebileceğine…
      Ve daha nice dini, ilmi, iktisadi, idari/siyasi alanda her şeyin düzelebileceğine inanıyor…
      Bu kesinlikle mümkün değildir diyoruz…
      Ama bir türlü anlatamıyoruz…
      Acep nedendir?!.
      NEDEN?!.

      • Sn. RNE kardeş , adil düzen , gel demekle veya lafla gelmez , toplum eğer kendini düzeltirse dediğiniz şeyler gerçekleşir. Biz birey olarak ne kadar düzgünüz ? Ona bakmak lazım öncelikle. Ha , bir oyumuz var. Toplumumuzda ” Bana dokunmayan yılan 1000 yıl yaşasın ” anlayışına sahip insanlarımız çok fazla. Daha önceki KHK ‘larla işinden atılan insanları düşünmeden AKP ve REİS e oy verip oylarını resimleyip sosyal medya hesaplarında paylaşıp , 701 nolu KHK ile işinden atılıp feveran eden insanlar var. Toplumda bir empati yapma düzeyi maalesef gelişmemiş. İnsanlar , bela kendisini gelip vurunca tepki göstermeye başlıyor. Ama yine de yeni dönem için , işbaşında olanlara , başarılı olurlar temennisinde bulunmak , başarılı olmalarını dilemek bence bir erdemdir. Başarılı olurlar olmazlar , o iktidarın bileceği bir iş. Ben de FAİZLİ , KAPİTALİST , BEŞERİ bu sistemle bir başarı kazanılabileceğine inanmıyanlardanım. Aslına bakarsanız aynı düşünüyoruz. Ancak yine de usülen , başarı dileriz , başarılı olmazlarsa da GÜLE GÜLE deriz.

      • “faizli zalim sömürü düzeninde” almanyada, hollandada, fransada, ingilterede ekonomi gayet düzgün. diğer ülkelerin ekonomisi ise bize göre çok çok daha düzgün. demekki sorun “faizli zalim sömürü düzeninde” değil, başka bir yerde olsa gerek.
        Ayrıca buralarda pekçok iş gayet düzgün. hem de “adil düzen” yokken, hem de “gelmeden”.
        – Anlatamamanızın nedeni muhtemelen budur. bir de bunun üzerinde düşünün derim.

        • Hamza Kardeş;
          Ben bir Avrupa (komünist) ülkesinde doğdum ve yaşadım…
          O dediğiniz ülkelerden birinde (Almanya) birinde de yaşadım…
          Hiç de dediklerinizi yaşayamadım…
          Mesela, Almanya’da, “İslam düzenindeki (Adil Düzen’de) köleden” bile beter şartlarda işçilik de yaptım ve dünyanın (kapitalist Almanya’nın) kaç bucak olduğunu bizzat yaşayarak öğrendim…
          Siz bu faizci ve zinacı zalim düzenlerden memnunsanız; size iki cihanda da mübarek olsun!
          Merak etmeyin, biz çok iyi anlatıyoruz ama sadece nasibi olanlar anlıyor, diğerleri “summun-bukmun-umyun” hallerini sürdürüyor…
          Size ve onlara Allah’tan “hidayetler” dilemek dışında bizim yapabileceğimiz bir şey yok, çünkü her şeyin tek sahibi ALLAH, hidayet de O’ndandır…
          Ve’s-selam mea’d-dua…

          • ben almanya, hollanda, ingiltere, amerika, fransa gibi ülkelerden herhangi birisinde yaşamayı isterim.
            – Ya da düzelteyim. ben ülkemin, almanya, hollanda, ingiltere, amerika, fransa gibi bir ülke olmasını isterim.
            – müslümanların çoğunluğu da benim gibi, bu ülkelerden birisinde yaşamayı istiyor. ülkelerinden gidebilenler bu ülkelere gidiyor.
            isterseniz olayı teorik olarak da tartışırız ama yaşamın gerçekliği, zaten hiçbir teorik tartışmaya gerek bırakmayacak kadar açık.
            – sizin yaşam pratiğiniz gerçek durumu açıklamıyor. sizin yaşam pratiğinizin yanında, milyonlarca insanın yaşam pratiği var ve onların bu pratikleri, almanya, ingiltere, fransa, amerika gibi ülkelerin daha yaşanılır ülkeler olduğunu söylüyor.

          • “Avrupada insanların köpekleri, afrikada generalleri, sovyetler birliğinde çocukları değerlidir!” komünizmin içine eden de insanlar değil midir?

        • Hamza Bey , Zaten üretime dayalı ekonomilerde , faizler ( – ) EKSİ düzeyler seyrediyor , Japonya örneğinde olduğu gibi. Ancak bu ülkelerin de kendilerine göre uğraşmaları ve başetmeleri gereken belalar var. Bu anlamda MADDİ yönden sadece olayları ele alırsanız İSVEÇ , NORVEÇ , JAPONYA gibi ülkeler uzaktan çok iyi gibi görünseler de , içerde boğuştukları MANEVİ boşluktan ötürü çok büyük problemleri var. Örneğin , Japonya’ya gidersiniz , gençleri bilgisayar oyun salonlarında kendilerini dış ortamdan izole etmiş halde görürsünüz. Bir kısım gençlerin Japonya’da kendilerine 2 kez atom bombası atmış ABD’ye müthiş bir sempati duyduğunu müşahade edersiniz. Almanyaya gidersiniz , Franfurtun göbeğinde sabaha karşı 04.00 da sarhoş olup nara atan , sağa sola idrarını yapanları görürsünüz. Almanya’da çok afedersiniz kadınların pazarlandığı hayvan pazarı misali futbol sahası büyüklüğünde iğrenç yerlerin olduğunu görürsünüz. ABD’ye gidersiniz , karton kutularda yaşam mücadelesi veren evsizler karşılar sizi , Amsterdama gidersiniz , Red Light Street denen fuhuş ve uyuşturucu merkezinde her türlü ahlaksızlık serbesttir. Ancak tüm bunlar Batı toplumunu mutlu edemez. Aradıkları elbet yeni bir düzen var onların da . Ancak maalesef onlara örnek olacak MÜSLÜMANLAR yok bu dünyada . Bu yüzden önce kendimizi , sonra da tüm insanlığın kurtuluşuna vesile olmak güzel hedefler ama , sanırım bu hedefleri de yine sonradan MÜSLÜMAN olan Batılılar , öğrendikleri doğru İslam’ı , başka insanlara tanıtarak gösterecekler. Maalesef kendi adımıza hüzün verici bir tespit olsa da gerçekler bu hocam. Yani para BATI da mutluluk kaynağı değil. Başka şeyler arıyor insanlar.

  16. Kazalar ve sonuçları işi ehline verip vermemenin turnusol testidir…..

    İşlerin liyakat sahibi olanlara, ehil kişilere verilip verilmemesinin en çarpıcı (turnusol) testi kazalar ve sonuçlarıdır. Çünkü bunun cezasını direkt olarak vatandaşlar çekiyor. Çorlu’da vukubulan tren kazası 24 vatandasımızı telef etti. Allah rahmet eylesin, tabi de Bakanlığın açıklamasına göre nedeni (suçu desek te olur) raydan çıkma bölgesindeki aşırı yağışlar ve toprak-bazlı zeminin kayganlığı… Bu iş bilim ve mühendislik işi (eşyanın tabiatının anlama ve ona göre hareket etmek oluyor). “Ehliyet” bu iki faktörü göz önüne almamışsa zaten “ehliyet değildir”.

    Bu tür yağışlar bir çok yerde olacağına göre, bu tür olaylar giderek artacak demektir. “Sus, ağzını hayıra aç! Aman, Allah korusun” şeklinde reaksiyon gösterilebilir. Bu “ezbere müslüman”lığın adet edindiği türden bir reaksiyondur. Bunun hiçbir kiymeti harbiyesi yoktur (böyle olmakla, bu da akıl-iman sentezi işaretidir). Birinci yaklaşım (ezbere müslümanlık) hep Allahtan beklemek, daha doğrusu yapılan ihmal ve hataların Allah’ın örtmesini beklemektir. Bu da akıl-iman sentezine göre Allah’ı kullanmağa, O’nun koyduĝu eşyanın tabiatı kanunlarını (prensiplerini) istismara eşdeğer olduğu için genelde mümkün değildir. Şüphesiz, Allah’ın gücü herşeye yeter. Ancak, “ezbere müslüman” halimizle ondan adeta “torpil beklemek” yerine O’nun Kuranda bir çok ayette geçen “aklı kullanmak” ve yine Kuran’da geçen “O’nun düzeni çetin” tenbihlerine iman etmiş olmak ve bu yönde amelde bulunmuş olmak (bulunmak) gerekir.

    Unutmayın, akıl-iman sentezine göre amel eden rüşvete-yolsuzluğa katiyyen tenezzül etmek ve işi daima ehline verir. Her iki konunun da Kuran’da yeri vardır.

    • Sn.H.K ” TELEF ” kelimesi insanlar için değil de genel de hayvanlar için kullanılır. O yüzden hayatını kaybeden vatandaşlarımız için TELEF kelimesini kullanamazsınız. Ortada insanlarımızın vefat ettiği bir elim hadise var. TELEF kelimesinin ,bilerek kullanılmadığını ümit ediyorum.

      • Ha telef ha başka bir şey farketmez…
        Bu tür zihniyet sahipleri için kendilerinden başka insan ve kendilerinden başka Müslüman var mıdır ki?

        • H.k.nın işi gücü burda ateizm propagandası yapmaktır, sürekli müminleri aşağılar… Gene de şiir yazmasından daha iyidir derim:)

          • Sen ey yalancı! teki niye doğru demezsin?
            Niye gargadan başka bir guş bilmezsin!…

            Şimdi burada terminoloji olarak Anadolu’da kullanılan “garga’ya, guş’a” mı takılalım yoksa anlama mı? Önemli olan anlam ki o da senin “yalancı”lığındır.

            Yazdıklarımi tek tek tekrar okursan ateizm-deizmin lüzumsuzluğu kadar “ezbere müslüman”lığın eksiklerine işaret etmektedir. Sana göre “mümin” bir ezbere müslüman, bana göre olması gereken akıl-iman sentezi beceresindeki örnek insan, eşref-i mahlukattır…

        • Ahmed Hamdi bey senin tür zihniyet var ya “ezbere müslüman”ın burnundan kıl aldırmayan marka bir zihniyet. Yanlış programlanmış ezbere giden birer robot gibi…. Eski Türkiye olmuş veya yeni Türkiye onlar için ne farkeder ki. O ölenler bir kaç manga asker de olabilirdi ancak o tür zihniyet yine ortaya çıkar muhtemelen “askerler ölmez” diye slogan atardı. Kullandığın cümledeki “soru”na ‘evet var’ diyorum; bunlar geri kalmış müslümanlar, senin ağrına gitmiyor “sorun” olan da bu zaten….

      • H.k. ne dediğini bilsin de tek kusuru ‘telef’ olsun! Anadoluda yazık günah, yok yere kurban gitmek anlamında da kullandığımız olur bu kelimeyi…

        • telef olmak deyimi insan için de kullanılır. özellikle de, olağandışı ve toplu ölümler için bu deyim kullanılır. yani savaşta ölüm gibi, bir felakette ölüm gibi (açlık, veba, tifo salgınları vb).
          Onun için sayın h.k.nin kullanımında bir yanlışlık yok.
          hatta telef olmak kelimesi bitkiler için ve başka olgular için de kullanılır.
          Genelde hayvanlar için kullanıldığı doğrudur. ancak insanlar için kullanımı da vardır ve insanı aşağılayıcı bir yönü yoktur.
          biz genellikle hayvanlar için kullanırız. çünkü toplu insan ölümleri genel değil, çok nadir olaylardır. (akp iktidarında toplu insan ölümleri de normalleşmeye başladığı için bundan sonra telef kelimesinin insanlar için kullanımını da fazlasıyla duyarız. )

          • İnsana verdiğiniz değere bağlı , onun ölümüyle ile ilgili kullanılan termoinoloji .

          • Kopyacısın/cümle kekemesi falansın ama bak ufak ufak düşünce kırıntılarına da temas etmeye başlamışsın yorumlarında! Küfürü hakareti de bıraktın mı tamam hamza:)

          • Sn. Hamza Bey , diyelim ki köyün birinde 1 adet inek şarbon hastalığından ölse . Bu haber nasıl verilir ?
            1 inek şarbon hastalığından telef oldu diye verilir.
            100.000 tane inek veya 1 tane inek olması farketmez. Çoklu ölümle ilgili kullanılır demeniz de doğru değil. 1 inek çok mu ? AKP iktidarda olduğu için , trene binenlere ” ÇOMAR ” veya ” KOYUN ” diyorsanız , onların insan olmadığını varsayıyorsanız o zaman ” TELEF ” olmuş olurlar size göre. İnsana insan değerini AKP vermiyor diye haklı olarak eleştiriyorsunuz , kendinizin ne değer verdiği ise şüpheli görünüyor ifadelerden.

          • musa bey, telef kelimesinin insanlar ve hatta bitkiler için de kullanıldığı bilgisi sözlükte var. google’a yazarsanız epey bilgi var. Kelimeler bizim bildiğimizden daha geniş anlamlara sahipler genellikle.
            – ayrıca bir tane hayvan için hiçbir yerde telef oldu deyiminin kullanıldığını duymadım. kuşkusuz ben duymadım diye böyle kullanılmadığını söylemiyorum. ama ben duymadım. İnsanlar için kullanıldığını birkaç kez duymuşluğum var.
            – sayın h.gayret de insanlar için kullanıldığını duymuş olmalı ki, “Anadoluda yazık günah, yok yere kurban gitmek anlamında da kullandığımız olur bu kelimeyi…” diye yazmış.
            – Demekki telef kelimesi insanlar için de kullanılıyor fakat bunu siz bilmiyorsunuz. bilmediğiniz birşey için de insanları suçlamayı tercih ediyorsunuz.
            – ayrıca, en fazla “sürç-ü lisan etmiş” denilebilecek bir kelimeye takılmak, hele de yanlış bir bilgi üzerine bunu yapmanız, bütün bunların üzerine, yanlış bildiğinizi söyleyen insanları da ölen insanlara saygısızlık ettiğini iddia etmeniz, işin doğrusu biraz fazla aşırıya kaçan bir davranış şekli.

      • Musa bey, “TELEF” ten neyi kastettiğim ilk paragrafta apaçık belli (kastedilen “vatandaştır” iki yerde kullanılmış mıyım?). Telef’in sözlükteki bir anlamı ölmek-mahvolmak. Bu anlamda bilerek ve özellikle kulladım. Vahim bir hatadan-ihmalden dolayı korumasız hayvanların ölümüne acıdığım kadar acıdım o canlara. Acımakla kalmadım önlem alma konusunda ana nedenlere indim, işin o yönü “telef” in birden fazla anlamına takılmaktan daha önemli…

        • Ben de bu telef kelimesini kullanmandan dolayı ‘anadoluda böyle de kullanılabiliyor olabilir’ diyerek yukarda sana arka çıkmıştım ama cevabi yorumunda yine kendinden bekleneni yapmışsın: insanoğlu şüphesiz çok nankördür! Yukardaki yorumunda utanmadan bir de rüşvete ve yolsuzluğa bulaşmamızı öğütlüyorsun: “Unutmayın, akıl-iman sentezine göre amel eden rüşvete-yolsuzluğa katiyyen tenezzül etmek ve işi daima ehline verir. Her iki konunun da Kuran’da yeri vardır.” allah ıslah etsin, ne diim?

          • Arka çıktığın yerde bir reaksiyonum var mı? –yok. İstersen tekrardan bir gözat!

            Evet H. Gayret; “Unutmayın, akıl-iman sentezine göre amel eden rüşvete-yolsuzluğa katiyyen tenezzül etmez ve işi daima ehline verir. Her iki konunun da Kuran’da yeri vardır.” şeklinde bitirdim. Son cümlenle aksini mi iddia ettiğini sanıyorsun?!

            Bu konuyu uzatmak istiyorsan, rüşvet ve yolsuzluğa bulaşılmadı diyen sen dahil bütün partizanlarınız kaynak göstersin. Açık ve net olarak ikna edici izahat olursa çok iyi olur (akabinde sorulacak sorulara da hazırlıklı olacak şekilde).

          • Ey Ha Gayret! Burada lafını bilmeyen (seçtiğin kelimelere dikkat!), anlamayan sensin, Musa bey deĝil. Topu niye taca atıyorsun ula? 9 Temmuz 2018 at 23:29’a cevap

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here