AK Parti yeni sistemin hatalarının farkında; öyleyse CB Erdoğan neden yetki paylaşımına gitmiyor?  

47
Reklam

Apple firması, dünyada yüz milyonlarca kişinin kullandığı ürünlerinin işletim sistemi IOS’te yakın zamanda köklü değişiklikler gerçekleştirdi. IOS-15 akıllı cep telefonu ve tabletleri daha akıllı hale getirdi. Henüz yeniliklerin bütün ayrıntılarını çözdüğüm söylenemez, ancak öğrendiklerimden gayet memnunum.

Köklü yeniliklerin devreye girmesi üzerinden fazla zaman geçmedi, ancak IOS-15’te güvenlik açığı ve çalışma aksaklıkları bulduğu için, sonuncusu bu sabah olmak üzere, o kısa sürede tam iki kez işletim sistemini düzeltme yoluna gitti Apple.

Akıllı cihazlarıma aksaklıkları ortadan kaldırmayı vaat eden düzeltmeleri indirirken beynimde kıvılcımlar çakıp durdu.

Nedeni var.

IOS-15 üzerinde firmanın teknik kadrosu aylar ve aylar boyu çalışmış, Apple, kendisine program hazırlayanlar ile gönüllü kullanıcılara deneme mahiyetinde -Beta versiyonu ile- yeni sistemi önceden indirme fırsatı tanıyarak, yenilikleri kullanıcılar eliyle denetlemişti de. 

Buna rağmen hatalar çıkabildi. Bugünkü düzeltmeden sonra Apple cihazlarımda artık IOS-15.2 yüklü.

Üzerinde ne kadar titizlikle çalışılırsa çalışılsın, her yeni sistem hatalardan münezzeh değildir; tersine öncesinde ‘en iyi’ olmasına çalışılmış teknolojik sistemlerin hataları en geniş kullanıma girmeden tam fark edilemez.

Önemli olan, hatalar fark edildiğinde düzeltme yapabilme kolaylığının bulunmasıdır.  

Reklam

Teknolojik sistemler böyle de siyasi sistemler çok mu farklı? Siyasette de ülkeden ülkeye değişebilen sistemler uygulanıyor ve bu sistemlerin hemen hiçbiri mükemmel değil. [Churchill’in demokrasiyi ‘zaman zaman kullanıma giren diğerlerini bilmesek en kötü yönetim biçimi’ olarak tanımlamasını burada hatırlayabiliriz.]

Her siyasi sistemin içerisinde uyumsuzluk çıkarabilen özellikler -hatalar- bulunur.

Ülkeler uyguladıkları demokratik sistemi, karşılarına çıkan sorunları –Apple firmasının akıllı cihazlarının işletim sistemine yaptığı gibi- zaman içerisinde düzelterek yollarına devam ederler. 

Gerekirse bu amaçla anayasalarda değişikliğe gidilir.

Türkiye 2017 yılında tarihi 150 yıla ulaşan parlamenter sistemden vazgeçmeye karar verdi. Yapılan anayasa değişikliği referandumunda halk da değişimden yana tavır aldı. ‘Başkanlık sistemi’ne geçildi. Yeni sistemin en geniş uygulamaları 2018 yılındaki seçimlerin ertesinde hayata geçirildi.

Üç yıla varan uygulamalar sonrasında ne görüyoruz?

Yeni sistemin vahim hataları var. Parlamenter sistem kötülenerek ‘başkanlık sistemi’ reklamı yapılmıştı; kampanya sırasında yeni sistemi övmek için kullanılan ne kadar gerekçe varsa hemen hemen hepsi üç yıl içerisinde gerçekleşmedi.

‘Başkanlık sistemi’ ile ülke uçuşa geçecekti; zemine çakılmaya az kaldı.

Reklam

Siyaset kendi hatalarını teknolojide olduğu gibi tamir edemiyor. Hatalar gözle görülür elle tutulur hal alsa da onları ortadan kaldırmak için düzeltmeler kolay yapılamıyor siyaset alanında. Hataları ortadan kaldırmak için girişimde bulunmak yerine hatalar gözlerden gizlenmeye ve hatta hatalar övülünecek şeylermiş gibi sunulmaya çalışılıyor.

Nasrettin Hoca’nın kendisinin yapıp kendisinin de beğenmediği ‘kar helvası’ gibi bir şey yeni sistem; değişimi sağlamak için kampanyalar açıldığında halkın önüne çıkarak vaatlerde bulunmuş olanların çoğu artık onu savunamaz durumdalar.

AK Parti “Sorun cumhurbaşkanının geniş yetkileriyse, tartışır, onları azaltabiliriz” noktasında; ancak kendiliğinden tek bir adım atmıyor.

Var olan geniş yetkilerin o yetkilere sahip kişi tarafından kullanılmaması bir çare -düzeltme- olabilirdi; bu bile akla gelmiyor. Yeni sistemin cumhurbaşkanı, yetkilerini, başka kurumlarla pekala paylaşabilir, kuvvetler ayrılığı ilkesini kendiliğinden gözetebilir, denge ve denetleme açığını ortadan kaldırmak için Meclis’i daha işlevsel hale getirebilir.

Neden olmasın?

KHK’ların iptalini Anayasa Mahkemesi’ne bırakmak yerine kendi eliyle hepsini iptal edip bireysel hak ve özgürlüklerle ilgili tasarrufların TBMM’den geçmesi yoluna gidebilir mesela.

Merkez Bankası’nın bağımsızlığına titizlenebilir…

Yargıya müdahale edildiği iddialarını dikkate alarak davranmaya başladığı gibi, başkalarının da adalet mekanizmasının tarafsızlığına gölge düşürmesini engelleyebilir… 

Apple firmasının yeni sisteminin hatalarını ne zaman görse derhal ortadan kaldırmak için düzeltme yoluna gitmesi gibi, üç yıldır uygulanan ‘başkanlık sistemi’nde de şimdiye kadar 15-20 kadar düzeltme yapılabilirdi.

İlk seçimde cumhurbaşkanı değişecek olursa, yeni gelen cumhurbaşkanı ‘başkanlık sistemi’ ile birlikte kullanması mümkün hale gelmiş olan geniş yetkileri kullanacak mıdır?

Herhalde kullanmayacaktır.

O halde şimdiki cumhurbaşkanı da isterse yetki kullanımında perhize başvurabilir.

Teknoloji alanında varlıklarını hissettiren sistemler hatalarını kolayca telafi edebiliyor, zararın büyümesinin önüne böyle geçiliyor. 

Siyaset alanında aynı telafi mekanizmasının çalışmaması büyük eksiklik.

ΩΩΩΩ 

Reklam

47 YORUMLAR

  1. “Baran
    16 Ekim 2021 At 16:04
    Elif Çakır benim bir şakamı ciddiye alıp başını açtıysa çok üzülürüm.

    Bir yazısında karar tv’deki programından bahsederken kullandığı”izlemişsinizdir” ifadesine gönderme yapıp VALLAHi ben sizin badi bluzunuzu tamamlayan bone başlığınızı görmeye dayanamadığım için izlemiyorum gibisinden bir şey yazmıştım. Bir süre sonra baktım eşarbını çıkarmış. ALLAH Affetsin.

    HAYTRETİ MÛCİP
    15 Ekim 2021 At 21:27
    hd efendi; ddm hn. yerden göğe kadar haklı !Sözümona bir de güya kendini savunuyorsun !
    Özür dilemek de bir erdemliliktir !”

    Mucib bey peki baran beyin seviyesine ne diyorsunuz?
    Kendisine “ehli siyasetin bel inceliği ve kıvraklığını sergilediği” söylendi diye küplere binen arkadaş, yukarda baran beyin paylaştığı cinsten bir sataşmaya mı uğradı sizce burada?
    Alt tarafı sayın hd nin paylaştığı bir cuma kutlaması mesajından rahatsız olunmuş belli ki…
    Hayırlı cumalarınız olsun diyerek mukabelede bulunmak yerine paylaşımından dolayı sayın hd ye şarlamak da ne oluyor?
    İnsan kalbi kırmayın, çünkü alemlere sığmayan tanrı onun kalbine sığmış!

    • Kendisine “ehli siyasetin bel inceliği ve kıvraklığını sergilediği” söylendi diye küplere binen arkadaş,
      nerden çıkarıyorsun?
      bilakis, her zaman dile getirebilirsin,
      bizde videosunu yollarız,
      bi dolu var daha…(▀̿Ĺ̯▀̿ ̿)

      baran beyin paylaştığı cinsten bir sataşmaya mı uğradı sizce burada?
      paparazziliğe mi kalmış işleri,
      sataşmaya mı düşmüş halleri,
      vah vah değil mi (¬‿¬)

  2. Almanya önümüzdeki süreçte türk tipi başkanlık sistemini daha yakından incelemeye hazırlanırken sayın yazar da “Apple firmasının akıllı(!) cihazlarını” ve “işletim sistemlerine” sıkça getirilen güncellemelerle* ayfon tarikatı mensubu olan müritlerin nasıl söğüşlendiğini anlamaya çalışmak yerine bizlere başkanlık sisteminden geri adım atmamız gerektiğini söylüyor iyi mi?
    Bence ikide bir güncelleme getirdik ayağından paracıklarınızı yeni ayfonlara ödeme kısırdöngüsünden çıkıp kendinize bir huawei alın en iyisi, yoksa o güncellemelere para dayanmaz, malum ekonomi zaten kötü:))))
    Ondan sonra da yönetim sistemi neyim daha bolca konuşuruz inşallah, ha gayret!!!

  3. “ddm
    16 Ekim 2021 At 19:01
    soğukalgınlığı geçiriyorum,
    hassasım galiba biraz,
    kadınlara yapılan saygısızlıklara tahammül edemiyorum.
    kusura bakma olur mu?”
    Didem hanım çok geçmiş olsun ama saldırıya uğrayan ya da saygısızlık yapılan kadın m.kavakçı veya kızlarıysa sizden aynı hassasiyeti göremiyoruz maalesef?
    Bir tek e.çakırı savunabildiniz onu da soyunmuş olduğu için yani…
    Kendi partisinin yöneticilerinden biri beyaztorosçu genelbaşkanına “madam” demiş diye piyasa yıkılırken sizden en küçük tepki geldiğini filan hatırlamıyorum, haksız mıyız?
    Neyse…

  4. Kılıçdaroğlu milat vermiş. 18 Ekim Pazartesi son demiş devlet memurlarına. Bu tarihte sarayın talimatlarını dinlemeyi bırakacaksınız demiş. Bu zamana kadar yaptığınız hukuksuzluklara bir şey demeyiz, sonrası … demeye getirmiş.

    Bu da bir alışkanlık oldu Türkiye’de artık. Hukuksuzluklar bir tarihe kadar af kapsamına giriyor, sonrası terörizm kapsamına. Hukuktan anlamayan Türklerin Ortadoğu komedyasının son örneği gibi bir resim ortaya çıkıyor tabii. “Gerçek” hukukçular ne diyor merak edemiyorum doğrusu. Böyle milatlı tarihli hukuk yada hukuksuzluk olabilir mi?

  5. Bir Merkel geçti …

    Merkel son ziyaretini yaptı Türkiye’ye. Ve yine İstanbul’a uğrayıp döndü. Saraya gitmedi. Bu önemli bir ayrıntı. Merkel son derece hassas demokrasi konusunda. O sarayın hangi yolsuzlukların yuvası olduğunu, demokrasinin çanına nasıl ot tıkadığını gayet iyi biliyor. Seçmenlerinin hassasiyetini de bildiği için böyle bir fotoğraf vermedi hiç. Son ortaya çıkan Pandora belgeleri de herşeyi ortaya koyuyor. Sarayı yapan müteahhit bile bu ülkeye güvenmediği için hazinesini uzak adalara taşımış. Son derece yüz karası bir durum hepimiz adına. Buna ses çıkaramadığımız, Merkel kadar protesto edemediğimiz için. Vatandaş olamadığımız için. Paramızın göz göre göre yolunmasına izin verdiğimiz ve ses çıkaramadığımız için. Bu doğrudan hepimizin ayıbı.

    • Ender arkadaş “Merkel son derece hassas demokrasi konusunda.” buyurmuş, elhak öyledir!
      Ama general sisiyi kırmızı halıda karşılayıp tokalaşırlarken “merkel ablam sadece parasına bakar!” diyordu bizim sayın yk?
      Anlaşılan alman seçmenleri demokrasi konusunda her zaman aynı hassasiyeti göstermiyor!
      Ya da son seçimde göstermiş midir?

  6. Fatih 15 Ekim 2021 At 20:53
    H.Gayret bey. Buradaki yorumcuların büyük kısmı CHP li değil orası kesin. Belki yorumlarında İyi partinin adını hiç anmasa da CHP nin arkasına saklananlardan ya da dostlarından kişiler. Saygı duyarım.
    Yorumcuların çoğu kendisinin hangi partiyi desteklediğini saklıyor zaten. Çıkıp birisi adam gibi ben Chp liyim diyemiyor. Veya iyi partiliyim veya saadet partiliyim diyemiyor niye. Cesaret edemiyorlar. Tek başlarına fıs. Zannediyorlarki Chp gelince destekledieri parti iktidara gelecek. Chp bunları kullanır kullanır ata. U dönüşü mu dönüşleri kalmaz.
    Genellikle akpartili ve mhp li yorumculara dadanıyorlar. Çoğu kriptocu troller gibi davranıyorlar. Sonra kalkıp bize Fetöcü diyemezsin diye ciyaklıyorlar. Açık değiller. Yürekleri yetmez partilerinin fikirlerini savunmaya.
    Ekonominin kötü olduğunu söyleyip duruyorlar, tamam kötü olduğunu cümle alem biliyor. Kendi destekledikleri partinin veya kendilerinin çözümü ne. Erdoğan gitsin sonrasına bakarız. Başka bir mantık pırıltılarını göremiyoruz. Çık yürekli bir şekilde ben iyi partiliyim, babacanı destekliyorum, davutoğlu bizi kurtaracak, saadey gelecek herşey düzelecek diyemiyorlar neden. Neden saklanıyorlar.
    Partilerinin fikirleri ne, çözümleri ne. Yok…

    insanlar hangi partiyi desteklediklerini saklıyor imişler.
    kriptocu troller gibi davranıyormuşuz.
    açık değilmişiz.
    Çık yürekli bir şekilde ben iyi partiliyim, babacanı destekliyorum, davutoğlu bizi kurtaracak, saadey gelecek herşey düzelecek diyemiyormuşuz.
    nedenini anlamıyormuş.

    anlamak için zekanın yanısıra kişilik, entellektüel kültür, sağduyu, okuduğunu anlama ve sayı okuma yeteneği, tarih bilgisi, ahlak ve empati yeteneği gerekiyor.
    kanlı bir terör örgütü liderinin üzerinden kurgular hazırlamadığın zaman biraz çalış istersen.

    insanlar burada hangi partiyi desteklediklerini söylemeyi neden tercih etsinler?
    senin gibi bir parti borazancısı konumuna mı düşelim yani?
    tek anladığın duruş bu değil mi?
    söylediklerimizin hiç bir değeri olmasın mı isteyelim?
    burada işlenen konular ülke sorunlarıdır,
    yeri geldiğinde tüm partileri eleştirdiğimiz gibi,
    muhalefeti de toptan eleştiren pek çok yorum yazıyoruz,
    mesela ben,
    daha bugünkü yorumumda muhalefetin temel bir argümanını eleştirdim.
    bizler birer trol olmadığımız için doğru yanlış ne olursa savunmuyoruz.
    ülke sorunları 2 çıkar için eleştirmiyoruz
    o nedenle partili olarak değil, sade bir vatandaş olarak yazıyoruz.
    senin için anlamak zor değil mi?
    anlamasan da olur.

    • “fetöcü değilim ciyaklamasına” ayrı bir yorum açmak istedim.
      bizler gördük ki
      o fetöcü, bu fetöcü diyenler en çok fetöcü çıkıyorlar,

      yine gördüğümüz gibi o yalancı bu yalancı diyerek herkesi yalancılıkla suçlayanlar yorumlarında en çok yalana başvuran,
      neredeyse her yorumu yalanla kurgulanan,
      hatta terör örgütü liderleri üzerinden hayal kurgu planlayan yalancılar çıktılar.
      o nedenle,
      senin fetöcü hem de kripto fetöcü çıkma ihtimalin
      tıpkı herkesten çok olan yalancılığın, yalana dayalı kurguların gibi,
      buradaki herkesten fazla.

  7. Diğer tüm batıl inançlarda olduğu gibi ateizmin de temelinde cehalet yatar…
    İnancımız gereği bizler;
    yolda sokakta rastladığımız, oradan geçen diğer insanlara, hayvanlara zarar verebilecek olan kesici, delici maddeleri yol üzerinden kaldırıp bir kenara atarız…
    Sosyalmedya denilen foseptik çukurunda ve diğer platformlarda rastladığımız muzahrafatı, fitne fesat atıklarını da kaldırıp bir kenara atmak maalesef bize düştü:)
    Türk milletinin milli ve manevi değerlerine, siyasi tercihlerine hakaret edip küfretmekten başka hiçbir meziyetlerini göremediğimiz sözde muhalif arkadaşların getirip ortama boca ettiği türlü necasetteki ifrazatı temizleyip yeri cilaladıktan sonra bir de arkalarından “kapak” koymak çok kolay!
    Ama bu zavallıların eti ve yağı alınmış bir kemik parçası için gavur kapısında zağarlık ediyor oluşlarından kaynaklanan mide bulantısına katlanmak inanın çok zor:(
    Atalarımızın da dediği gibi:
    Özge yurtta sultan olmaktansa,
    özyurdunda çoban ol!

  8. Adam çıkmış milletimiz işini bilir anasına, babasına sahte, gerçek ötvsiz sakat arabası alanların vergisiz lüks araba binmesini ve dahi borç batağında olanların borçları hatırına bozuk düzene cevaz vereceklerini pişkin pişkin benim seçmenim menfaatini bilir diyerek yorum yazmıştır. Sonrasında da hızını alamamış sokağı okuyamadığını düşündüğü sayın yazarımıza mütekaidler kıraathanesinden gözlem yapmak ile laf çaktığını zanneden bu kibirli zihniyet bilmediğini bilmeyen, bilmediğini ihtar edenlere de doğru bildiğini ispata kalkışan, Gazzali tarafından, hiçbir cahille yaptığım münazarayı kazanamadım dediği echeli mutlaktır. Echeli mutlak için hatayı görmek ve hatadan dönmek mümkinat sahasında değildir. Hal bu olunca milletin iki kuruşluk tasarruf için kül kedisinin arabası, kabağa dönüşmeden akaryakıt istasyonlarına koşmasını bereket yoğunluğu olarak tevil etmesi garip karşılanmamalıdır.

  9. Geçenlerde marketlerdeki pahalılığın sebebini 5 market zincirine bağlamıştı Cumhurbaşkanı. Onlardan da alışılmışın dışında itiraz sesleri yükselmişti;”sebep biz değiliz,herşeye gelen zam ayarları bize de böyle yansıyor” mahiyetinde karşı beyanda bulunmuşlardı. Henüz bir hafta olmadı yaşadığım şehirde ekmeğe 30 kuruş zam yapıldı,bu sabah ise 20 kuruş daha yapılmış. Dün gece benzine,motorine yüklü bir zam yapılmıştı,gün gün yeni yeni zamlara uyanacağız gibi görünüyor. (Allah tuzu kuru olup da,çan çun sesleri çıkartanlar haricindekilerin yardımcısı olsun,onlara da akıl,fikir,vicdan ihsan eylesin…)

    Nasrettin Hoca’ya bir grup yaklaşmış. “Hocam!”demişler:”Duyduk ki erenlere karışmışsınız”.
    Hoca da ” Çok şükür,karıştık elbet” diye karşılık verince,karşıdakiler fırsattan istifade yüklenmişler:
    ” Hocam,bir keramet buyursanız da,biz de şahit olsak!”
    Hoca:” Ne keramet istiyorsunuz,siz söyleyin bakalım!” demiş.
    -“Şu karşı dağı yürütmenizi istiyoruz…”
    Bunun üzerine Hoca dağa yönelip olanca ciddiyetiyle:” Gel ya mübarek!” diye dağa seslenmiş. Tabii dağdan yana bir tık yok. Hoca bir daha seslenmiş:”Gel ya mübarek!..” Dağdan yine tık yok. Üçüncü nidadan ve normal olarak dağın sessizliğinden sonra Hoca dağa doğru yürümeye başlamış.
    Berikiler sormuşlar:” Hocam nereye gidiyorsunuz,hani keramet?..”
    Hoca cevaplamış:” Biz de gönül kibir yoktur,dağ yürümezse Abdal yürür…”

    Muhatabının dilinden anlamayan değişmek istemeyen hadiselerin değişmek bilmezliği karşısında o hadiselerin diline yönelmekde de bir çıkış yolu bulma ihtimali vardır elbet…

  10. Yani diyorsunuz ki Bu değişiklikleri AKp istemiyor ve yapmayacak yapılmasınida engelleyecek. Yaptığı usulsüzlüklerden dolayı yasaları çiğnediği için korkuyorlar.

  11. SEBEB-İ ZİYARET
    Maumunuz dün paranın şeklen başında bulunanlara, güya muhalefet cenahından bir ziyaret gerçekleşti.
    Basına kapalı olduğu için görüşme içeriğini bilmiyoruz.
    Ancak bir bürokratın ayağına gidilmesi(makamının başında Cumhuriyet var gibi şaibe celbeden bir gerekçe ile)olayı spekülasyona açık hale getiriyor.
    Bu nedenle hayali bir senaryo şu olabilir:
    – Selam başkan
    -Aleykümselam genel başkan
    -Sizin işiniz kadar bizim işimiz de zora girdi. Biraz Anayasa değişikliği ile oyalayalım dedik ancak taban tınmadı. Seçmen bırak oy vermeyi sizi de bizi de oyacak.
    – Genel başkanım biz de durumun farkındayız. Riyaset sizin uşağun Karadeniz gezisinden acayip rahatsız oldu. Biraz kulağını çekseniz.Durduk yere toplumsal muhalefeti tetikleyecek.
    – Hafizanallah. Belediyede biraz daha piş vs. deriz.
    – Genel başkanım sebeb-i ziyaretinizi lutfedermisiniz.
    – Sayın başkan malum dolar kuru 9u geçti. 10u da geçerse sizi ben de ayakta tutamam, kurtaramam. Seçmen hepimizi Şap’a oturtur.

  12. Fehmi Koru dün eski sisteme dönelim diyordu. Neymiş bu eski sistem be. 90 yıldır eski sistemle yönetildik zaten. Netesinden tutsan elinde kalıyordu aynı Apple ın eski sistemi gibi. Merak etmeyin yeni sistemin arızaları da giderilecek. Fehmi bey yeni sistem geldi ekonomi çöktü demeye getiriyordu dün bugünde yeni sistemdeki arızalar hemen giderilsin istiyor. Olacak olacak. Yeni sistem evrile evrile gelişecek. Yazısının fotoğrafı sanki Chp nin durumunu anlatıyor. Chp bir türlü değişmiyor. Seçmenleri eski sürümünü kullanmaya mecbur efiliyor. Yazık

  13. Dünya Adalet Projesi’nin yeni verilerine göre ülkemiz;
    1 – HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜNDE,
    Doğu Avrupa ve Asya ülkelerinin gerisindedir .
    2 – YOLSUZLUKTA,
    Ruanda’nın 40 , Senegal’in 54. ncü olduğu sıralamada biz 69. ncuyuz .
    3 – ŞEFFAFLIKTA,
    Afganistan’dan sonra 107 .nci sıradayız.
    4 -DEVLET GÜCÜNÜN SINIRLANMASINDA,
    Zimbabve ve Çin’in gerisinde 134.ncüyüz .
    Hey maşaallah , uçuyoruz, uçuyoruz !
    Selamlar , iyi günler

    • Ali bey mutluluk sıralamasını koymayı unutmuşsunuz galiba, kaçıncıyız acaba, bi zahmet ekleyebilir misiniz?
      Japonlar sapır sapır intihar ediyor, yine norweçli bir sapık mutluluktan bu sefer de balkona çıkıp yoldan geçeni tatar yayıyla ok yağmuruna tutmuş iyi mi? Bi sürü mutlu norweçli bir yaban hayvanı gibi yor ortasında telef olum gitmişler…
      Nekrofil arkadaşlar belki duymamıştır diye paylaşayım dedim:))))
      Yahya bey ve ali namlı kış tatili için bir iskandinav turuna katılmak isterlerse aman dikkatli olsunlar, geyik postu ve boynuzu takıp sokak partilerine gitmeye filan kalkışmasınlar sakın, bu yaşta bir de postu deldirmek de var yol ortasında!!!

  14. dünkü yorumumda başka bir vesile ile söylediğim gibi,
    soyut kavramlar somut roller üzerinden değerlendirilir.
    makamlarda böyledir.
    cumhurbaşkanlığı soyut bir makam, cumhurbaşkanı onun somut ifadesidir, makamın yetki ve sorumluluklarını seçilen bu kişi üstlenir.
    bu kişi makamın talep ettiği üzere hakka, hukuka riayet eder, herkesin canını, namusunu, parasını kollarsa o zaman hem kendi, hem makamı saygı görür.
    ama bu kişi, hakka, hukukariayet etmez, halk için harcaması gereken paraları, kendi itibarı, lüksü,şatafatı için harcar, sadece yakınlarının hakkını, hukukunu kollarsa o zaman hem kendi hem makamı zarar görür.
    makama olan saygı, bağlılık ortadan kalkar, kişiler makamı sorgular.
    bugün tartışmaların temelinde olan sistem tartışması ne yazık ki sistemden memnun olmadığımız için olmaktan çok sistemin kullanılmasından memnun olmadığımız, belli kişi ve gruplara hizmet ettiğini ve çıkar sağladığını düşündüğümüz içindir, çünkü hangi sistem olursa olsun yanlış insanların elinde kötüye kullanılacaktır.
    güçlendirilmiş dahi olsa parlamenter sistem lider suntasında olduktan sonra, lider ve myk dan çıkan her karar milletvekilleri tarafından sorgusuz sualsiz kabul edildikten ve milletvekilleri salonda bir evet oyu olmaktan başka bir anlam taşımadıktan sonra sistem değiştirmenin ne anlamı var?
    sistemleri iyileştirmenin tek yolu seffaflık getirmektir.
    mevcut sistemi güçlendirelim,
    şeffaflık getirelim, ve en önemlisi check-balans sistemini güçlendirelim.
    devletteki her işi özerk bir yapının kontrol etmesine izin verelim. geçtiğimiz 20 yılda bütün devlet kurumları zarar gördü, şeffaflık kalktı.
    mesela pandora kağıtları.
    medyada çıkan bilgilere göre iktidara yakın şirketin vergi cenneti adalara 210 milyon dolar gönderdiğini öğreniyoruz.
    daha sonra aileden biri aracılığıyla bu paranın tam yarısı bir yere bağış olarak verilmiş. yine medyadan bu işlerin saray yapılırken olduğunu öğreniyoruz, doğru mu bilmiyorum, paylaşılan bilgi böyle.
    yine biz hizmet denilen ihalelerin kapalı davet usulü, iktidarın istediği şirkete, ödeme şartları devlet sırrı olmak üzere verildiğini biliyoruz. ve yine bu anlaşmaların rahiç bedellerin çok üstünde olduğu iddia ediliyor.
    şimdi sade bir vatandaş bu tablo karşısında ne düşünür?
    iyimser düşünmek istesek bile neden halka açık ihale yapılmadığı sorgulanmalıdır?
    neden daha düşük fiyata yaptırma yolu kapandığı,
    neden anlaşmaların gizli kaldığı sorgulanmalıdır.
    neden şeffaf değiller?
    bugün gerçekten ciddi boyutlara varan yolsuzluk ve yoksullukla anılıyoruz,
    dışarıda uyuşturucu ticaretinde önemli bir merkez olduğumuzla ilgili hayli can sıkıcı iddialar var,
    içerde bir zaman iktidarla çalışmış insanların çok ciddi iddiaları var,
    çok ciddi israf problemlerimiz var
    buradan makamda oturan kişi sorumludur.
    her bir hakkın, hukukun ve her bir kuruşun vebali en çok onun boynundadır.
    çünkü sadece şeffaflık getirerek çözülebilecek bütün bu problemler “O” buna imkan vermediği için katlanarak büyümektedir. tek yapması gereken şeffaflık getirmektir.

    peki neden getirmiyor?

    • hd 16 Ekim 2021 At 04:36
      “ddm
      15 Ekim 2021 At 15:12
      ehli siyasetin bel inceliği ve kıvraklığını sergileyen bahçeliydi sanki” diyen adama bak. Hacı yürü git. Ayrıca Cuma Mesajlarını sizi dine çağırmak için değil kardeşlerim için yazıyorum. Bütün Türkiyede vatsap bu mesajlarla dolu bu mübarek gün. Sen üstüne alınma.

      gelelim dünkü tartışmaya.
      hd isimli yorumcu pek çok yorumunda kendisini de dahil ettiği muhafazakar insanlara yapılan sözlü, yazılı hakaretleri konu ediyor ve eleştiriyor.
      dün de ülkemizde akademisyenlik yapmış, iç işleri bakanlığı görevini icra etmiş birine dönük kabul edilebilir seviyenin çok altında, hakaret bile denemeyecek ifadeler kullandı, ben de bunu eleştirdim.
      dün bana yolladığı son yorum üzerinden eleştirilerime biraz daha açıklık getireyim;

      ehli siyasetin bel inceliği ve kıvraklığını sergileyen bahçeliydi sanki” diyen adama bak.

      adama bakalım da,
      eğer tavrını, üslubunu beğenmiyorsak aynısını neden yapalım?
      başkaları hakaret ediyor diye “onlar söylüyorlar bende dilediğimi söylerim o zaman” hakkını kendimizde görüyor isek o zaman başkalarını neden eleştirelim?
      ya da ne hakla eleştirebiliriz?
      madem iki lafın biri muhafazakarım diyorsun, muhafazakarlık daha iyi olmayı, kötü söz kullanmamayı, insanları incitmemeyi hassas, yumuşak davranmayı gerektirmiyor mu peki? hem muhafazakarım diyeceksin, hem herkes gibi çirkin söyler, yazarım diyeceksin, olmuyor, yakışmıyor.

      Hacı yürü git.
      bence seviyenin bu denli düşük olduğu bir yere sen gitmelisin.

      Ayrıca Cuma Mesajlarını sizi dine çağırmak için değil kardeşlerim için yazıyorum. Bütün Türkiyede vatsap bu mesajlarla dolu bu mübarek gün. Sen üstüne alınma.

      elbette mesajını üstüme alınmadım.
      dine çağırmak gibi bir anlam da kimse bulamaz zaten.
      lakin cuma müslümanların mübarek günüdür. bugün cem olma günüdür. birlik, beraberlik, kardeşlik günüdür. iyi şeyler söylenir, ikram yapılır.
      sosyal medyada da insanlar bu mesajları paylaşıyorlar lakin
      düzeysiz, seviyesiz, hakaret bile denemeyecek bir yorumun altına utanıp sıkılmadan cuma mesajı yazılıyor ise yine yakışık almıyor işte.
      bu gibi mesajların insanlara hakaret edilmeyen, suçlama içermeyen tam tersi madem cuma bugün iyilikten, güzellikte söz edeyim, kapsayıcı bütünleyici olayım denen bir yorumda olması beklenir.
      ben uyarımı yapıyorum,
      sen üstüne alınma.
      belki bir anlayan, bir alınan çıkar,
      kimbilir.

      • “Mış
        16 Ekim 2021 At 16:02
        Şahısların yüzüne, duruşuna ve yürüyüşüne hatta bazıları endamına bakıp ne olduğunu,
        Ne olacağını, neler yapacağını dahi anlayabiliyor☺️
        (Yada mış gibi yapıyor)”
        “belki bir anlayan, bir alınan çıkar,
        kimbilir.”
        ORTAYA KARIŞIK KAPAK!

    • CHP, kooperatiflerde ve kooperatiflerin üst birliklerinde görev alan yöneticilerin alabilecekleri maaş ve huzur hakkı sayısının birle sınırlamasına yönelik önerge verdi,
      AKP’li üyelerin oylarıyla reddedildi.
      bir vatandaş olarak,
      soruyorum
      neden?
      kooperatiflerde başlayan dalga büyür diye mi?
      bürokratlara, saray çalışanlarına kadar uzarsa mı?

      aynı zamanda kadın ve engelli kooperatiflerine muafiyet getiren maddelerin yetersiz olduğunu dile getiriliyor bu kooperatiflere TOBB’a ödedikleri aidat ve munzam aidat miktarlarının iki katı kadar hibenin takip edilen yılda bağlı bulundukları oda tarafından ödenmesini öneriyor.
      Bu öneri de AKP Milletvekillerinin oyları ile reddedildi.
      neden?

      • ddm Hanım , yani siz de uzattıkça uzattınız ! Bu kadar uzatınca da karşınızdakini gereğinden fazla önemsemiş olmuyor musunuz !

    • Desene hala 2001 krizinin sonuçlarını yaşıyoruz!
      İnsan ölür eseri kalır dedikleri bu olsa gerek, ışık içinde yatsın…
      Bilgi için sağol bilader!

    • Daha dün tanıştığın adamın koyu akpli olduğunu öğrendiğin gibi hemen akpyi eleştirmeye başladı ve sen de durumu derhal bize yetiştirdin mi tahsin arkadaş? Varolun…

  15. Ne olmuştu üç dört gün önce  Tügva ya operasyon çekmeye çalıştılar Sözcü gazetesi yazarları eşliğinde sonuç fııııssss. Fehmi bey de atlamıştı.
    6-7 ay önce de 15 temmuz belgeseli Tügva nın bir yurdunda çekilmiş çekimden sonra dekor malzemelerini Sözcü ve Odatv işte kayıp 100 bin silah burdan çıkmış diye operasyon çekmişti. Daha sonra anlaşıldı ki 1940 dan beri Türkiyede kaybolan silah sayısı 100 bin miş. Buna Tügva ya yamamışlardı fetö medyasıyla birlikte.
      Tügva yı,  Misal gâvurların bir istihbarat servisine çalışıyor olsam TÜGVA’yı Türkiye’de “kendisiyle özel olarak ilgilenilmesi ve yıpratılması için profesyonel çalışma yürütülmesi gereken bir kurum” olarak listemin baş taraflarına yazarım. Bunun sebebi TÜGVA’nın bizatihi “Türkiye fikrini ve hayalini organik olarak bünyesine yerleştiren gençler” yetiştirmedeki gayreti, ikincisi de TÜGVA’nın gençleri son derece nitelikli birer insana dönüştürmekte uyguladığı eğitim-öğretim programlarının gücü.
    TÜGVA açıkta, ortada, meydanda hareket eden ve bu bakımdan da bütün eleştirilere açık bir yapı.
    Fehmi bey, Tügva yı  paralel yapı olan fetöyle ilişkilendirmesinin bir sebebi olmalı. Ama ne. Fehmi bey son zamanlardaki algı yazılarının dozunu arttırmış durumda.
    Diyeceksiniz ki yazar olarak görevini yapıyor. Evet bence de yapıyor.

  16. Dediğim dedik diyenler, ben bildiğimden şaşmam diyenler, yalan yanlış bildiklerini put haline getirenler de hiçbir zaman gerçeğe, iyiye ve güzele ulaşamazlar.
    İnsanoğlu hayatının bir döneminde yanılabilir, hata edebilir, yanlış işler yapabilir. Aslolan; iyi ve güzel olan, gerçek olan kendilerine gösterildiği zaman saygıyla, edeple, yürek hoşluğu ile onu kabullenebil­me

  17. Bu durumu halkımız “tükürdüğünü yalamak” diye tarif ediyor. Ya da hafif tabirle “hatasını kabul etmek” diyelim.

    Bu dünyanın en zor işi değil mi? “Hatadan dönmek fazilettir” dense de maalesef “Doğu” da hatalar kabul edilmez. Tam tersine hataların duyulmaması için elden gelen yapılır.

    Onbinlerce Osmanlı askerinin Doğu Cephesinde donarak ölmesine neden olan Enver Paşa ve yönetimi bu olayı üç yıl basının yazmasına müsaade etmemişler. Ancak onlar gittikten sonra olay ortaya çıkmış. Enver paşanın eşi durumu sorduğunda “bir macera yaşadık” diyerek geçiştirmiş.

    İttihat ve Terakkiciler kurtarmak üzere geldikleri iktidarları süresinde savaşa gereksiz yere girerek milyonlarca insanın ölmesine ve ülkenin yıkılmasına sebep olmuşlardı. Ama sorarsanız onlar asla kusurlu değildiler.

    Falih Rıfkı Atay’ın Zeytindağı adlı eserinde aynen aşağıdaki satırlar yer alır.

    “Atatürk’ün umumi kâtibi Hasan Rıza Soyak’ın babası Necip Bey, Üsküp eşrafından pek dürüst bir efendi idi. 1908 hürriyet savaşından önce, İttihatçılarla münasebette bulunduğu vakit, Enver Bey de ona defalarca misafir olmuştu. Kendisini pek sayar, gördükçe elini öperdi. Bir sultanla evlendikten sonra da eşini yabancı erkek olarak yalnız onun yanına çıkarmıştı.

    İttihat ve Terakki Umumi Merkezi Birinci Dünya Savaşı’nın son yılında artık zaferden tamamıyla umut kesmişti. Rusya da yıkıldığına göre, tekli barış yapma imkânı aramak fikri hepsini sarmıştı. Fakat Enver Paşa’ya bu bahsi açmaya hiçbirinin cesareti yoktu.
    Bir gün Necip Bey’i merkeze çağırdılar. Durumu ve düşündükleri son çareyi anlattıktan sonra:
    – Dinlese dinlese, seni dinler? Bir vatan vazifesidir, teşebbüs et, dediler.

    Necip Bey, Enver’in yalısına gideceği günün sabahı, evdekilere:
    – Bugün çok ehemmiyetli bir vazife yapmaya gidiyorum, inşallah muvaffak olurum, dedi.

    Enver kendisini öğle yemeğine alıkoydu. Sofrada Necip Bey bahsi açtı, dili döndüğü kadar konuştu. Enver sonuna kadar dinledikten sonra:

    – Vah Necip Bey vah, dedi, seni de zehirlemişler. Sen ki maneviyata inanırsın, bilmiş ol ki, ben Allah tarafından büyük Türk hakanlığını kurmaya ”müekkel”im (görevlendirildim). Git evinde rahat uyu!

    Necip Bey eve döndüğü vakit, şöyle diyordu:
    – Eğer bu adam Harbiye Nazırı, Başkumandan Vekili ve Yaver-i Hazret-i Şehriyarî olmasa, yeri doğrudan doğruya tımarhanedir.”

    • Evet bizdeki muadillerini rahmetli denge ustası Abdülhamid Han hazretlerine benzetenler aslında buz gibi bir Enver replikası olduğunu ancak bağımsız tarih yazabildiği zaman bilecektir. Maalesef.

  18. İtibarlı Foreign Policy dergisi Hulusi Akar’ı gelecek cumhurbaşkanı olarak önermiş. Yani Türkiye’ye “Sisi” modeli önermişler diyor yorumcular. Yakışır doğrusu.

    Akar’ın enteresan yükselişi ve siyasete uzun erimli ilgisi de ortaya çıkıyor bu arada. Başka notlar da …

    Orduya, darbeden sonra 100 bin kişi almışlar. TÜGVA fişlemeleri ve referansları ile. Bekçi ve özel harekat ordusu kurdular bir taraftan. Reuters yakında Suriye’ye askeri harekat var diyor.

    Bu arada seçim olur mu? Neden olmasın. Ama Türkiye yeni başkanına da hazırlıklı olsun. Hem güvenlikçi, hem milliyetçi, ittihatçı, hem de din soslu. Resim tamam oldu gibi. Devletimiz bizi her zaman düşünüyor.

  19. Burada herkes özgürce fikir ve düşüncelerini dile getirsin derken ipin ucunun kaçmasına ve hakaretlere fırsat vermek yanlıştır ; lütfen daha dikkatli ve hassas davranalım !
    Selamlar ,iyi günler

  20. SN KORU
    Nihayet doğruyu görmeye başladınız . Çare parlementer sisteme geçiş değil mevcut sistemi düzeltmekten geçer.Her zaman söylemişimdir hangi sistem olursa olsun önemli olan o sistemi uygulayan insanlardır önemli olan.
    Yapılacak iş İktidara sistemin hatalarını anlatıp düzeltmeler için öneriler sunmaktır. Nasıl 3600
    ısrarı iktidarı uygulamaya yönlendiriyor ve yapmak zorunda bırakıyor ise diğer konularda da
    benzer çözümler ortaya atılmalı ve iktidar bu yolla denetlenmelidir.

    • Maalesef, sistem olmadan kişilerin özverisine kalmış yönetime biz sultanlık diyoruz. Birisi öyle olur, bir sonraki olmaz. Modern bir devlet anlayışı değil bu. Türkler olarak düzgün bir anayasa, kanunlar yapmayı bilmiyoruz. Avrupa’dan aldık ettik yap boz bir şey yaptık. Ortaya çıkan çarpık devlet sistemini ne kendimiz ne kimse beğenmiyor. Sistem işlemiyor. Öncelikle kutsal devlet gibi bir anlayış var. Bugün kimse cumhurbaşkanının bu sistemde görevde iken yargılanmasını tahayyül bile edemez. Ama modern devletler böyle. Bunu yapacak sisteminiz yoksa adı kısaca sultanlıktır. Eleştirelim düzeltelim falan hoş ve naif beklentiler sadece. Kutsal devlet kimin elindeyse onun borusu ötüyor. Vatandaş olarak bir hiçsiniz. Bu topraklarda sözkonusu devletse hepimiz birer teferruatız. Önce bu anlayış yıkılmalı.

      • İşte benim de demek istediğim bu sistemden önce kişileri duzeltmeliyiz veya düzgün insanları işin başına getirmeliyiz.Elin ABD lişi bulmuş adam allami cihan olsa 8 yıl sonra bir daha secmiyor.Cunku insan kendinde güç vehmeyliyor.Hata yapıyor.Karsisina düzgün birini çıkarmak gerekiyor.Kaybedince gitmesini bilecek birini getirmek lazım.Erdogan gitti kimi getirelim 9 seçim kaybetmiş Kılıçdaroğlu mu İşte sn Erdoğan da gitmiyor kilicbey de gitmiyor.
        Olan halka oluyor .Ben büyüğüm benden başkası yapamaz bizim mantigimiz bu.
        Gitmesini bilecek birini bulmalıyız.Oda piyasa da yok şimdilik.

    • Parlementer sistem iyidir. yeni gelecek sistem ise kuvvetlendirilmiş parlementer sistemdir.

      Amerika gibi bizim cumhurbaşkanlığı sistemine kuvvetler ayrılığı getirilerek sistem daha düzebilir.

      Amerikada trampın tek adam sistemine götürdüğü gördük.

      Ben ise başkan ve cumhurbaşkanı gibi iki yöneticiden yanayım. Tabiki yürütmenin başındaki başkana daha çok yetki verilmeli. Başbakan yanlışlar yapıp tek adama doğru gidebilir burda devreye diğer başkan cumhurbaşkanı devriye girmeli.

  21. Dolar 8 ay önce şubatta 6.90’a inmiş. Şimdi 9.27. 8 ayda yüzde 33 artmış. Herşeye zam. Maaşını dolarla mı alıyorsun diyen bir yeni yetme bakan vardı. Nerede olduğunu bilen var mı? (128’i unutmadık tabii. Zamanı gelince nerede saklanıyorsa bulup hesabını soracağız.)

    Çocuk oyuncağı gibi sistemi alt üst ediyorlar. Bu arada gerçek anlamda malı götürüyorlar. Uzak adalara. Yaptıkları yolsuzlukların üzerine bir de böyle enflasyonla milletin cebinden çalıyorlar. Utanmadan da hala oturuyorlar o koltukta. Böyle millete az bile diyorum.

      • katılıyorum yolcu.
        dolarla maaş alanlar,
        ücretlerinin ödenmesini dolara bağlayanlar,
        ya da çok çok milyon milyon dolarları olanlar için,
        doların yükselmesini istenen bi durum.
        ihracat yapanlar da sayılabilir lakin
        çoğunun hammadde girdisi ithal
        bu şanslı, küçük azınlığa dahil etmeyebiliriz.

  22. Sistemin yanlış olduğunu tepedeki kişi kabul etmiyor. Hala faiz indireceğim piyasayı coşturacağım seçim kazanıp ölene kadar bu koltukta oturacağım derdinde. Dolar 9.14’e zıpladı bu sayede. Hata yaptığını düşünmüyor. Herşeyi bildiğini zannediyor.

    Yetki kullanımına alışmış kişiyi durdurmak zordur. En baştan buna zorlamak ve sınırlamak gerekir. Yetki kullanımına o kadar alıştılar ki artık ne mahkeme ne kadı ne de AYM ne de AİHM dinliyorlar. Keyfi yönetim. Kanunsuz yönetim. Denetimsiz yönetim. Bu yönetimi durduracak tek güç halkın dur demesidir. O da yakında seçimle olacak. Koşar adım oraya gidiyoruz. Kemerleri sıkın. Az kaldı.

    Sonrası yine bilinmez. Muhalefet parlementer sistem diyor. Ama eskisinden ne gördük de şimdi ne göreceğiz bilmiyoruz. Bundan daha kötüsü olmayacaktır diyoruz. En kötüsünü gördük artık. Kötünün iyisini seçiyoruz. Ülkemiz az gelişmişliğin faturasını tekrar tekrar ödüyor. Gelişme yönünde pek adım attığımız da söylenemez. İki ileri bir geri. Köhne Osmanlı düzeni malum.

    • “..faiz indireceğim …ölene kadar bu koltukta oturacağım derdinde. Dolar 9.14’e zıpladı bu sayede. Hata yaptığını düşünmüyor. Herşeyi bildiğini zannediyor.” Vesaire bir sürü tespit ler yapmışsınız, lakin ülkenin belli bir kısmı öyle düşünmüyor!
      Rakipler de aynı dertte! gibi geldi bana😊. Kem küm edip havanda su dövüyorlar sanki..
      “Faiz müdahale edebildiğimiz tek enstrüman, enflasyon ve kur ona bakıp yürüyor”.. dese yetecek mesela. (Herşeyi de biliyor dersin buseferde)☺️
      Sen de oradan, faizi indireceksin de.. dolarları az tüketin desen! (Dinlerler belkide).
      “Bu yönetimi durduracak tek güç halkın dur demesidir. O da yakında seçimle olacak.” Tespitide doğru olsun.
      ******”Sonrası yine bilinmez. Muhalefet parlementer sistem diyor. Ama eskisinden ne gördük de şimdi ne göreceğiz bilmiyoruz. Bundan daha kötüsü olmayacaktır diyoruz. En kötüsünü gördük artık. Kötünün iyisini seçiyoruz.” *****
      İşte bu son tespitinlede, “belli bir kısım seçmen ne dediyse….”
      Geri mi ilerimi göreceğiz ileriki günlerde.

  23. Harika bir yazı. Ama ‘anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az’ demişler. Benim rahmetli anam da; ‘Bırak sarhoşu, yıkılana kadar gitsin’ derdi. Yaklaşmak, yardım etmek, ikna etmek daha zor anlamında. Bir de ‘bir kimsenin kendine ettiğini, cümle alem birleşse edemezmiş.

    • demektense ölmüşlere bir dua da bizden olsun varsın. Söylerse doğruyu ana baba söylermiş.
      Para virip üstüne birde bedenine zarar verene bende birşey demem! Taa ki, zararı başkalarına dokunana kadar!
      İsterse masa başında hakkın rahmetine kavuşsun, isterse çektiği dumandan içtiği zıkkımdan zehirlesin kendi vücudunu beynini.
      Beni de zehirlemeye, zarar vermeye başladığı an, dumanından nefes alamayan astımlı koahlı hastayı rahatsız etmeye başladığı an, alırım telefonu elime hiç düşünmeden, bir saniye bile beklemeden durmadan😠😷👮📞

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız