İktidara yakın vakıf fişleme mi yapmış, ne yani yeni bir ‘Paralel Devlet Yapılanması’ mı?

43
Reklam

Zihnimi zorlayarak önce şu soruya cevap aradım:

“Toplumun ‘Cemaat’ diye bildiği, kendilerinin ‘Camia’ veya ‘Hizmet Hareketi’ diye bilinmek istediği, 15 Temmuz’a (2016) doğru yol alınırken ‘FETÖ’ diye anılmayan başlanmış ve 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında taraftarı olmak yargılanmayı gerektirmiş bir yapı vardı; yargının o yapı için kullandığı ‘hukuki’ kavram neydi?” 

O kavram ‘Paralel Devlet Yapılanması’ (PDY) değil mi?

PDY içinde yer alanlar ile ilgili açılmış davalara savcıların sunduğu iddianamelerde ve mahkumiyet kararlarında yer alan suçlamalar neydi peki?

“Açtıkları eğitim kurumları ve yurtlarda öğrencileri barındırmak, kendilerinden bildikleri kişilerin TSK’da, yargıda ve başka önemli devlet kurumlarında görev almalarını sağlamak için çaba göstermek, devlette görev yapanları kendilerinin istediklerini yerine getirmeye zorlamak” diye özetlenebilecek suçlamalar…

Yapının üyeleri yanında, suçlanan konularla uzaktan yakından ilgisi bulunmayan, bilse tasvip etmeyecek, hele darbe girişimiyle irtibatlarından haberi olsa bunu ilgililere ihbardan çekinmeyecek insanlar bile, PDY üyesi oldukları iddiasıyla yargılanıyor ve mahkum da ediliyorlar.

Son beş-altı yıldır PDY ile mücadele yaşanıyor ülkemizde.

Durum buyken, eğitim kurumu ve yurtlar açmış, gençlerle yakından ilgilendiği bilinen nispeten yeni bir vakfın -kuruluş tarihi 2014- devlet içerisinde yapılanmak için seferber olduğuna dair belgeler şu günlerde ortalığa dökülüverdi. Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) adlı vakıfta görev yapmış biri, ülke çapında örgütlenmiş olan vakfın tuttuğu fişlerle iç yazışmalarını bir gazeteciye ulaştırmış.

Reklam

Ortaya dökülen belgeler, vakfın Anadolu örgütlerinden ulaştırılan referanslara sahip kişileri devlete yerleştirme gayreti içerisinde olduğunu gösteriyor.

Yeni bir ‘Paralel Devlet Yapılanması’ görüntüsü bu.

Henüz yaşanmakta olan sürecin tazeliğini düşünerek belgelerin doğruluğuna inanmakta zorlandım. Ardından, vakfın tepe yöneticisi, “İftiraya uğradık, belgeler sahte” diye açıklama yapınca iddia sahibine ve onun iddialarını yayanlara içimden kızdım da.  

Ancak çok geçmeden “İftira” diyen tepe yönetici ekran karşısında belgeleri doğrulayıverdi. Belgeleri gizlice kopyalamış içlerinden bir kişi, sonra da yayması için onları bir gazeteciyle paylaşmış…

İddia sanki doğruymuş gibi bir mahiyet kazanmış oldu.

TÜGVA’nın Anadolu örgütlerinden birinde yakın zamana kadar görev yapmış biri de açık kimliğiyle iddiaların doğru olduğuna dair açıklamalar yapmakta. Ayrıntılara da girmiş ama şu kadarı bile konuyu anlamak için yeterli: “Yönetici olduğumda şahit oldum. Paylaşılan belgelerin hepsi doğru. Üstelik bunlar daha işin görünen kısmı.”

Akıl alır gibi değil.

Halen yargılaması süren ‘Paralel Devlet Yapılanması’ olayı yaşanmamış olsa, herhangi bir sivil toplum örgütünün öğrenciler ve gençlerle ilgilenmesi, onların iş bulmalarına yardımcı olması, hatta bu amaçla iş bulmalarını kolaylaştırmak için müzaherette bulunması rahatlıkla savunulabilirdi.

Reklam

Sivil toplum örgütlerinin bu tür çalışmalar yürütmesinde yadırganacak bir yön olmayabilirdi.

Konu hukuk alanında ‘devlete sızmak’ olarak görülüp buna cüret edilmesi ‘terör eylemi’, yapan kuruluşlar da ‘terör örgütü’ sayıldığı için, yapıldığı iddia edileni savunmak bugün pek mümkün görünmüyor.

Fişlemeyi yapan ve yakın gördüklerinin devlette görev alabilmesi için yardımcı olduğu iddia edilen vakfın bilinen bir özelliği var: Yöneticileri iktidara yakın. Kurucularından biri Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan

Yani? 

Tavsiyesi devlet kurumları tarafından dinlenebilecek bir vakıf TÜGVA.

Daha geçen hafta İstanbul’un Adalar vapur iskelesinin üst katının Büyükşehir belediyesinden TÜGVA’ya kiralandığı, TÜGVA’nın da orayı bir başkasına devrettiğinden kamuoyu bilgi sahibi olmuştu. Mahkeme kiralamayı iptal edip mekanı belediyeye geri verme kararı aldığı halde direniş gösterildiği haberiyle…

Belgeleri sosyal medya hesabından yayımlayan gazeteci Metin Cihan fişlerde yer alan yüzlerce ismin üzerlerini siyah kalemle perdelemiş, ancak kendisinin o isimleri görebildiği belli. İsimlerden kimlerin hangi devlet kurumuna başvurduğu, sınav ve mülakatlarda başarılı olup olmadığı kolayca tespit edilebilir.

Örgütün tepe yöneticisinin doğrulayan açıklamasına göre, belgeleri ‘içeriden’ biri dışarıya sızdırmış.

Daha önce ‘içeride’ görev almış birinin belgeleri doğrulaması örgütte rahatsızlık duyan başkalarının da var olabileceğini akla getiriyor.  

Konunun dallanıp budaklanması beklenebilir.

Aslında bu kadarı bile yapılanın yanlışlığını fark etmek açısından yeterli.

Bu olay da yeni bir ‘Paralel Devlet Yapılanması’ (PDY) sayılacak mı?

Sayılmayacaksa, daha önce benzeri türden girişimleri yüzünden ‘PDY’ sayılarak halen yargılanmakta -ve hatta mahkum edilmekte- olanlara ne denilecek?

İlk ortaya saçılan bilgiler dışarıdan bakana bu izlenimi veriyor; ancak yine de vakfın kurumsal kimliğini temsil edenlerin topluca yapacakları bir açıklamayı ve iddialar üzerine herhalde harekete geçmesi beklenebilecek adli soruşturmayı beklemek gerekecek.

Görüntünün yanlış olmasını o kadar arzu ediyorum ki…

ΩΩΩΩ

Reklam

43 YORUMLAR

  1. Bir gazeteci yazar’da çıkıp, Enser ve TÜRGEV hortumcularının kurduğu Türken,vakfı ile birlikte Diyanet vakflnın Başta ABD olmak úzere yurt dışına Túrkiyeden kayıt dışı çıkarılmíş $$$$ ifşa etse’de TC devleti ABD’nın atacak yer bulamadíğí çöplerine para verip alınmasını õnlese. Şımdi tam zamanı! Micheal Rubinin Mart 2016 Erdoğan darbe yapacak yazısını delil olarak sunup Túrkiyedeki suçsuz bilim adamlarí bebek ve hasta mahsunlarín yerine gerçek suçluları tíksalar.
    Birisi Türkiye Cumhurriye’tini oyunçak olarak kullananlara hesap sorabilsr.
    Benim Türkiye ile ilgili bir hayelim var.
    Yalnız pek umudum yok. Çünkú
    Türk halkí olarak 15 temmuz Kanlı darbesini darbe girişimi diye yutan tarftar ve muhalefet ile bir arpa boyu yola alınmaz.

    5.5 sene önceki gõrúşúmden bir milim dahı taviz vermedim. Henúz hepsi ortaya çıkartılmadı. İnşAllah Yakında onlarda çıkacak. Bu úlke yakında geçmışte yapílmış daha çok iftira, yolsuzluk, ve hırsızlıklara şahit olacak.

  2. Sahi Bilal Erdoğan’ a Suudi Arabistan’ dan gelen 99 milyon 999 bin 990 solar ne oldu?

    • Üzerine 200 milyon dolar daha götürmüşler. Ama para dayanmıyor ki adamlara. Ye babam ye. O paralarla fişleme operasyonları yapıp, devlete paralel terörist yerleştiriyorlarmış. Eh fetö’nün yamağı usta olmuş demek ki.

  3. EŞİT İŞE EŞİT ÜCRET
    İTALYA da t.meclisinden bu geçmiş, görüşülmüş, muhtemelen bunu tartışmış bu gündemleriymiş!!!!!!
    Bizde aylardır “Kimi seçeceğiz?” sorusunu tartışıyoruz.
    Oysaki daha kimi aday göstereceğiz! deyiz.
    -gölge kabine varmış
    -gölge bakanlar varmış
    (Mevcut hükmedenlerin mesela bakan yardımcısı diye bir tasarrufu var!)
    Ama muhalefetin bir aday adayı bile yok!
    Pahalılık!, işsizlik!, Adalet!, Hak!, Adam kayırma!,
    Hadi canım sende. Burada keseyim, neyse.

  4. bu tür skandallar beni ürkütür ancak sonunda bu yapıların duvara toslamasını gördüğümden sabırla beklerim, adaleti.
    benim panik olduğum, olacağım durum ancak şu olur: eğerki bu yapılar yarın birgün,
    -haa o mu? o bizden değil canım. hatta başı ezilmesi gerk!
    -bu mu? bu bizim işimize yaramaz atın gitsin.
    -yaa o? onun babasını da sevmezdim! ha babası soyu sopu.. demişken..
    işte zurnanın zırt dediği nokta burası olur. bu durumlara (fişleme de diyen oluyor) gelmediği sürece ben hep güvenirim devletime milletime hükümetime. işte budur dikkat edilmesi gereken.

  5. Dolardaki 1 liralık kur artışı ülkenin dış borcunu 500 milyar TL artırıyor. Buna hazine garantili uzun vadeli ödemeler dahil değil. Korkunç bir tablo. Sürekli merkez bankası yönetimini değiştiren ve talimatla faiz oranlarını belirlemeye çalışan, ekonominin temel kurallarını anlamaktan yoksun iktidar hepimizi sürekli fakirleştiriyor. Bu faizci ve yolsuz iktidar yönetimde olduğu sürece de iyileşme olmayacak.

  6. Taliban Ankara’ya ziyarete geliyormuş. Eh tencere yuvarlandı kapağını buldu. Ankara’ya başka kimse uğramıyor bizim Taliban zihniyetlilere zaten. Merkel veda ziyaretleri yapıyor. İstanbul’a uğrayıp dönecekmiş. İlkeli bir şekilde Ankara’ya hiç gelmedi farkındaysanız. Biontech kurucuları da aynı ilkeli tavırla bütün ısrarlı aramalara rağmen Ankara’ya gelmediler. Başka hiç bir demokratik ülke lideri de. Bunlarla foto kadrajına giren Mesut Özil ise kayboldu gitti.

    • Ender bey, veda ziyareti demişsin ama merkelin görevi bırakması almanyada yeni hükümetin kurulmasına bağlı, o da en iyimser tahminle bir erken genel seçime daha bakar ki ölme eşşeğim ölme:))))

  7. Hay Allah iyiliğini versin Sayın yazar. Onca zamandır PDY dediği şeyi Suriye nin kuzeyinde ki Amerika’nın kulları (işbirlikçileri de olabilir ne diyorlarsa onlara) kastedilir sanırdım.
    Gerçi sınırın bu tarafındaki leri de aynı gözle gördüklerinden eminim, terör orgütü imişler!
    Bizim bu bölgenin insanlarını maraba gibi görmelerine nasıl müsade ediliyor anlamıyorum.

  8. Kul hakkı yiyicisi sorgulayıcıları hani neredeler?
    Fethullahçılar soruları çaldılar, kendi adamlarını işe yerleştirdiler devleti ele geçiriyorlar, hakkımızı yiyorlar diye feryat edenler hani neredeler?
    Sanki arkalarında AKP li siyasetçiler olmasa tüm o kul hakkı yemeleri gerçekleştirebilirler miydi?
    Eeee! Şimdi de başka bir cemaat kul hakkı yiyerek adamlarını haksız bir şekilde devlet aygıtına yerleştiriyormuş.
    Bunların arkasında kim var peki?
    Sizi gidi kul hakkı yiyiciler sizi.
    Yiyen sizden ise ses çıkarma.
    Sizden değilse ya da kavga edip bölüşemediysen vur ha vur.
    Sizin adaletinizi sevsinler.
    Adalet ve Kalkınma imiş.
    Adaletinizi de gördük kalkınmanızı da.
    Hadi iyi kalkınmalar…

  9. Elbette ki resmin büyüğünü görmek lazım.

    2000’li yıllara, hatta biraz daha öncesine, 28 Şubat 1997’nin biraz öncesine ve biraz da sonrasına gidelim…

    Gitmeden önce de yaşanan bu TÜGVA olayının adını koyalım: Bu alelade, sıradan bir şey gibi gözükmüyor. Sanırım arkası gelecek. Öyle ki, belki de Cumhurbaşkanın himayesi altında ya da ona en yakın kişilerin sahiplendiği vakfın, onlara rağmen bilgilerinin -gizli belgelerinin- sızdırılıp ifşa edilmesi sıradan, basit bir olay olamaz. Ve bu durumda, ileriki zamanlarda, TÜGVA olayı ile, TÜGVA vasıtasıyla kamuya yerleştirilen kişilerinde -hangi yol yordamla olur bilmem- devlet kurumlarından çıkarılacağını varsayabiliriz.

    Siyasal İslam ile “Türkiye Muhafazakarlığı” Yerle Yeksan Edildi.

    Gelelim AK Partinin iktidara taşınacağı zaman dilimine. Az değil, üzerinden 20 yıl geçti.
    28 Şubat’ı hazırlayan şartlar, merhum Erbakan’ın iktidara talip oluşu ve yükselişi; seçmenin “Erbakanvari” siyasete göz kırpması Batılı müttefiklerimizde 28 Şubat 1997 Post Modern darbesine rağmen “Siyasal İslam’ın Türkiye’de yükseliş terndinde olduğu” olgusunu oluşturdu ve bunun bir şekilde minimize edilmesi gerektiği saikiyle Türkiye’deki siyasi hareketler/partiler ile iletişime geçilerek siyasi iktidar şekillendirilmeye başlanıldı. Sonrası malum.

    Hiç uzatmama gerek yok: 28 Şubat darbecileri(!?) eliyle Erbakan’ın (Siyasal İslam’ın) önü alındı/kesildi…

    Buna rağmen, Türkiye seçmeninin başka arayışlar içinde olduğu, siyasi merkez oluşturulamadığı ve düzen! partilerine seçmen yönelişi gerçekleşmediği/gerçekleştirilemeyeceği nedeniyle Erbakan’ın talebelerinden “Yenilikçi Hareket” ile işe koyulundu.

    Bugün, gelinen noktada, yirmi yıllık süreç içinde muhafazakar/demokrat iktidar eliyle Siyasal İslam ile beraber Türkiye muhafazakarlığının da içi boşaltıldı. Adına “Muhafazakar kitle” denen siyasi kesim artık mevta. Batılı müttefiklerimiz emellerine ulaştı.

    Sağ-sol milliyetçi ve ulusalcı yapı 2015 sonrası (güya) AK Partinin peşine takılarak bu değirmene su taşımıştır taşımasına da, bunlar, başını Kılıçtaroğlu’nun çektiği olası Millet İttifakının iktidarını sindirebilecekler mi, orası meçhul işte.

    Hatiplerinin yargılanıp hapse atılıyor olmalarına rağmen “28 Şubat bin yıl sürecek” sözü sadece laf olsun diye söylenmemiş. Devam ediyor. Peynir gemisi yürüyor. En çok hayıflananın da Çevik Bir Paşa olduğu bir giz olmasa gerek. “Sattılar” diye iç geçiriyor mudur acaba?

    Bu ecnebiler, sağcımız olsun solcumuz olsun, bürokratımız olsun sivilimiz olsun; kendi elimizle bizi hep perişan ediyorlar. Demokrasimizi bir türlü oturtamadık ya!

    • Hasan demokrasimizin nesi eksik, biraz açar mısın?
      Yani açık oy gizli sayım mı var, en çok oy alanı değil de ikinci geleni mi başkan yapıyoruz, seçimlere katılım oranımızı mı beğenemiyorsunuz, meclisteki temsilde adaletsizlik/yetersizlik mi var, seçim sonuçlarının açıklanması ya da hükümetin kurulması aylar yıllar mı sürüyor, yoksa halkımız canı pahasına demokrasiyi savunmaktan mı acizdir, nedir oturtamadığımız şey????

  10. Siyasi liderler konuşmalarının tamamını kendileri yazmaz, konuya hâkim danışmanları vardır, önemli konuşmaları onlar kaleme alır.  Kılıçdaroğlu’na o metinleri yazıp verenler, PKK’yı ve FETÖ’yü bir tehdit olarak görmemektedir. Kılıçdaroğlu herkesi eleştirir, hakaret eder hatta tehdit eder ama bir kez bile PKK-HDP’ye laf söylediği görülmemiştir. Bir defa FETÖ’ye laf etmemiştir. HDP ve KHK’lılar masumdur, 15 Temmuz da zaten bir tiyatrodur.
    Kılıçdaroğlu, “siyasi cinayetler kaygım var.”  söyleminin lafın ne kadar vahim olduğunun farkında mı? Bunca yıl Recep Tayyip Erdoğan’ı devirmek için uğraşanların artık bu yolda işlerine yaramayan, on küsur yıldır bir şey beceremeyen birilerinden de kurtulmak ve suçu da iktidarın üstüne atmak isteyeceklerini düşünemiyor mu?
      Şu anda sosyal siyasi cinayetler tartışmasını gerçekleştiren hesapların yüzde 69 u bot hesaplardan yapılıyor. Kılıçdaroğlu bu cinayetlerin yıllardır gladyo/derin devlet vb. olarak adlandırılan güçler tarafından darbelere altlık olarak düzenlendiğini bilmez mi? İktidardakileri seçimle deviremeyenlerin bu yolu denediklerini ve bu yolda gerekirse iktidara getirecekleri taraftan da birilerini “harcayarak”, “koşulların olgunlaşmasını beklediklerini” bilmez mi?
    Kılıçdaroğluna Suriye’nin kuzeyinde ABD’nin desteklediği terörist oluşumların yarattığı beka sorunu sorulunca “…Türkiye’nin ne beka sorunu olacak… YPG bize mi saldıracak?” diyebiliyor.

  11. “ddm
    13 Ekim 2021 At 23:07
    “cehalet mutluluktur”
    ben demiyorum, cypher diyor.
    matrikste.”
    Elhak öyledir, peki ya “görmezden gelmek” nedir o konuda da bişey demiş mi?
    “yıllara göre bütçeden yapılan faiz harcamaları | Milyar $” filan demişsiniz de;
    akpartinin derwişten devraldığı ve son kuruşuna kadar imf ye ödediğimiz 23milyar dolarlık kredi faizini yazmayı unutmuşsunuz, o da benden size kapak olsun bari:))))
    İnsanda zerre kadar dürüstlük olmaz mı bilader???

    • “faiz yarıya düştü” masalına kandığın gibi mi kanıyorsun bu imf işlerine de?
      bi cehalet olsa yine iyi,
      cypher demiyor, ben diyorum.
      nooolacak senin bu halin?
      diyorum.
      ╮(╯_╰)╭

    • H gayet sanki Erdogan cebinden ødedi ne iki b arazisi kaldi ne de butun kamuya ait kit lerden gelen milyarlarca dolarla satildi yapilanlarsa borc ulkeyi bes mutayite beskes cekti yaninda yirmi yilda kuveytliler kAtarlilR ulkeyi yagmaladilar sizin akliniz fikriniz bir dusman yaratip soyguna devam bence devam edin kazanirsiniz

  12. Özellikle son beş,altı aydır gün geçmiyor ki yeni bir skandal patlamasın. İktidar gücünün baskısı altında kendini susmak mecburiyeti altında hisseden vicdanlar,o gücün gün gün eriyişinin etkisi altında kendilerini daha fazla tutamıyorlar. İlizyondan kurtulanların sayısı her geçen gün çoğalıyor. Ama yargının üzerindeki uyku hâli de hâlâ devam ediyor. Bütün bu ortaya dökülen vahim iddialar karşısında yargı hâlâ görevi kötüye kullanma suçu kapsamında körleri,sağırları oynamaya devam ediyor. Lakin o da bir yere kadar…
    An gelir herkes sadece kendisini düşünmeye başlar…

    • Akbalık arkadaş “İlizyondan kurtulanların sayısı her geçen gün çoğalıyor.” demişsiniz;
      elhak öyledir!
      Yalnız en sondaki “An gelir herkes sadece kendisini düşünmeye başlar…” ifadeniz “kaptan ahab”tan hiç ders almadığınızı gösteriyor, benden söylemesi, kendine dikkat et vesselam…
      “İlizyon”muş!!!

  13. Sayın yazar “Görüntünün yanlış olmasını o kadar arzu ediyorum ki…” diyor;
    görüntüye aldanmayınız!
    Boşta gezen fetöcülerin hepsi ibb de istihdam edildi, en azından benim tanıdıklarım.
    Bu konuda daha önce de ikazda bulundum, bunlara gözyumanlar vebal altındadır diye.
    Kpss denilen sınavı, fetöcülerden başkası kamuya giremesin diye ilk kez ecevit başlatmıştı, böyle bir sınav hala yapılıyor mu bilmiyorum, eğer yapılıyorsa ve soru-cevaplar yine eskisi gibi iç ediliyorsa değişen bir şey yok demektir,
    ama öyle değilse(yani en azından adaylar eşit şartlarda yarışıyorsa) onun bunun demesiyle kim kimi kamuya “sokabilir” ki?
    Yok, devletin malı yağma hasan böreği gibi tutanın elinde kalıyorsa veya herkes kendi bölgesinde kafasına göre takılsın diye örtülü bir anlaşma filan varsa o başka tabii…
    Afiyet olsun mu diyelim, yiyin birbirinizi mi?

  14. Atalarımız adalet mülkün (yani devletin) temelidir demişler.
    Adil olmayan bir sistem eninde sonunda çökecektir.
    Altıda ise hepimiz kalacağız.

  15. Türkiyede at izi it izine karıştığı doğru, inşallah seçimlerde bu durumu vatandaşlarımız düzeltecek 2002 deki gibi Türkiye’yi bitirmeye çalışanlara güzel bir ders verecek, aksi olursa 2002 krizi gibi bir olaya bir iki senede tekrarlarız.

  16. sn koru senin en iyi bildiğin iştir bunu biz 15 temmuz dan sonra söyledik bunun olacağı beliydi bugün akp li belediyelerinde ne kadar ihale edilmişse araştır hepsi tugva türü (muadili) vakıflara bağış yapmadan asla is alamaz bu vakıflar olmalı ancak sivil ve emek vererek olmalı ve denetime acik ve şeffaf olmalı bunlari yaz bilmiyormuş gibi yapma lütfen

  17. ddm 13 Ekim 2021 At 13:50
    Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) tarafından kullanılan Büyükada İskelesi’nin üst katındaki mekan, mahkeme kararıyla tekrar İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne geçmişti.

    Ancak tahliye işlemleri için binaya gelen İBB ekipleri, polisler ve TÜGVA yetkilileri tarafından engellenmişti.
    İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “İstanbul’da kamuya ait mülkleri haksız şekilde işgal eden herkesle mücadele edeceğiz. İstanbulluların hakkını, bir avuç insana yedirmeyeceğiz. 16 milyon İstanbulludan daha güçlü kimse yoktur” dedi.

    dün yazdığım ilave yorumda,
    sayın imamoğlunun ne demek istediği,
    bugün sayın korunun her zamanki gibi bilge yorumuyla daha bir netlik kazandı diye düşünüyorum.
    bazıları caz konserlerinde lohusa şerbeti dışındaki içecekler yasaklanmadı diye bu konuya odaklanadursun, ortaya çıkanlar aysbergin görünen yüzü oladursun,
    karşı karşıya kaldığımız işin finansal boyutlarına gelince ne kadar şaşırırsak şaşıralım,
    gerçekten çok büyük bir ahlak çöküntüsü yaşadığımız gerçeğinin yanında
    olanlar nedir?
    vakıflar, dernekler, teşekküller, cemaatler, partiler üzerinden olanlar nedir?
    devamı sonra.

    • içerden insanların ifşaları, ortaya çıkan belgeler gerçekten ne denli büyük bir ahlak çöküntüsü yaşadığımızı ortaya çıkardı değil mi?
      üstelik bu çöküntünün önemli bir kısmı da cemaatler, vakıflar, yardım dernekleri gibi çoğumuza göre kutsallar üzerinden, güvenip, inandığımız yerler üzerinden yaşanıyor, ne yazık ki.
      geçenlerde kızılaya yapılan 8 miyon dolara yakın bağışın, kızılay tarafından ensar vakfına aktarılmasının yankılarını konuşuyorduk, sonrasında ülkede bulunamayan bağışın abd ye gittiğini öğrenmiştik, kızılay başkanı şimdi pandora belgeleriyle beraber görüntünün çok netleştiği açıklamayı yapmıştı;
      “vergi kaçırmak başkadır, vergiden kaçınmak başkadır”
      demişti.
      vergi kaçırmak yasal değildir, vergiden kaçınmak ise ?
      o dönem bağışlarla ayakta kalan kızılayın genel müdürünün maaşı da çok konuşulmuştu,
      astronomik kirası olan havuzlu çalışma ofisi de.
      ne yazık ki her dönem olan olayların siyasal islamcıların uzun iktidarlarında azalacağına hiç olmadığı kadar çoğalması ama en kötüsü sıradanlaşması ve alenileşmesi ekonomik çöküşün yanı sıra büyük ve sarsıcı manevi çöküşü de beraberinde getirdi.
      peki neden şimdi bu kadar çok, böylesi korkunç ifşaatlar ortaya çıkmaya başladı?
      buna gemi su alıyor ve insanlar gemiyi terk etmeye başladı gibi nispeten doğru ama yüzeysel bir yorum getirebiliriz.
      gerçek ise bana göre daha derin.

  18. YASEMİN’İN PENCERESİ

    15 Temmuz darbesine tiyatro diyenler iktidara yakın bir vakfı paralel yapılanma ile suçluyorlar. Sanki Türkiye’deki refarans, torpil, tanıdık vasıtasıyla iş arama, işe yerleşme gerçeğini bilmiyormuş gibi “aa öylemi olmuş, vay bee, bunlarda niçin silahlı darbe yapanlarla 250 kişiyi öldürenlerle, 2000 bin kişiyi yaralayanlarla aynı kefeye konmuyor” diye serzenişlere ne demeli.
    Yapacak bir şey yok ak parti değil hangi parti olursa olsun yarın oğlumuz iş aramaya başladığında biz de kös kös eşe dosta danışacağız. Bu bağlamda tanıdık vakıflara hatta partilere bile uğrayabiliriz Allah korusun.
    Mehmet moğultay 4000 bin hakimi parti teşkilatlarından seçip atadığında üstüne tüy diker gibi ” Ne yani mhp lileri mi atayacaktım” dediğinde kimsenin gıkı çıkmamıştı.

    Gel gelelim sayın yazarın “Mahkeme kiralamayı iptal edip mekanı belediyeye geri verme kararı aldığı halde direniş gösterildiği …” cümlesine. Kaç gündür kiralamayı iptal eden kararı arıyorum, sosyal medyada hani karar yalancılar kararı gösterin diyenlere atılan kararı da kimsenin okumayacağını zannediyorlar. Dün bahsettiğimi gibi bunların sadece başkanı değil seçmeni de liyakatsiz, okuma özürlü. Kitle müsait ne kitlersen kitle sözünün hayat bulmuş hali. Ortaya attıkları karar vakfın açtığı bir tesbit davası. Mahkeme de bu talebi “bunu tespit davası ile değil normal dava ile talep etmelisiniz” gerekçesi ile reddediyor. Kime anlatıyorum ki hepiniz biliyorsunuz zaten.
    O kadar hukuk okuduk zabıta memuru marifetiyle tahliye diye bir usul öğretmediler. Bunların iktidarında ev sahibi sizi kolunuzdan tutup sokağa atabilecek demek ki. Tek şart chp li olmanız.

    • Yer:AA
      Tarh: 5 Temmuz 2018
      Gazeteci:
      – Efendim bakanlığımız ve başbakanlığınız döneminde birçok proje uyguladınız. Bunlardan keşke girmeseydik bu işe dediğiniz oldu mu?
      Başbakan Binali Yıldırım:
      -Oldu. Hangibirini sayayım. Hoşuma gitmeyen proje 15 Temmuz projesi.
      ( Gülüşmeler, gazetecinin beyhude vaziyeti kurtarma çabaları)
      Gazeteci, yazar, milletvekili Şamil Tayyar: Gün gelecek bugün hain ilan edilenler kahraman, kahraman ilan edilenlerin hain olduğu anlaşılacak.
      (Ben herkes için Şamil Tayyar gibi düşünmüyorum)

      • Proje şöyle miymiş,
        -Siz darbeye kalkışacaksınız biz halkı sokaklara çağırıp önleyeceğiz, böylece iktidarımızı sağlamlaştıracağız.
        -Tamam efendim, sonra biz ne olacağız?
        -Hepiniz ordudaki vs. görevlerinizden atılacaksınız, rütbeleriniz sökülüp birkaç ömür boyu hapis cezası alacaksınız, idamı kaldırdık biliyorsunuz.
        -Harika proje efendim hemen uygulayalım.

    • Sayın HD bırak sen 15 Temmuz’u, 15 Temmuz’un en sivri çakma kahramanlarından herkesin de hafızasına kazınan bir binbaşının ekranlara çıkıp da “ben gerçek bir darbe girişimini engellediğimizi sanıyordum, bir kaç gün geçince anladım ki oyun içinde oyun o oyunun içinde de başka bir oyun olduğunu anladım” dediği olayı bütün vahametine rağmen ve üzerinden de koca 5.5 sene geçmesine rağmen hala anlayamadıysan bundan sonra da anlayamazsın zaten.
      O yüzden kafanı yorma tiyatral filmlere sen.

      Ama ille de oyunu çözecem, çözmem lazım diyorsan bak Sedat Peker’in SADAT’ın Psikolojik Harp danışmanı olduğunu söylediği Prof.Nevzat Tarhan; “Genel Kurmay’da her zaman kadrolaşma olur, şimdi de büyük bir kadrolaşma olduğunu görüyoruz, önümüzdeki süreçte Türkiye’de bir Sisi darbesi olabilir, olmayacağını söyleyemeyiz bir Sisi darbesi olabilir yani, o yüzden çok dikkatli olmalıyız” dedi akit tv’de üç gün önce.

      Hani geçmişi anlayamadın, bari geleceği kaçırma, belki bu günden sonrasını anlayabilirsin.

      Ya da H.Gayret’in dediği gibi “dua et de seçimlere kadar darbe olmasın” seçimlerden sonra zaten olmaz, çünkü darbeciler kazananın ilan edilmesiyle ikna olmuştur darbeye gerek kalmadığına.

      • Baran şahit tuttuğun kaynakların pek muteber değil benden söylemesi;
        biri eşkiya/esrarkeş öbürü haşhaşi(eski zaman yazarı/topbaşın ibb deki kemik yalayıcısı!)
        Ha, beni de kaynak göstermişsin; bak o iyiye işaret:)

        • “Cumhurbaşkanı Erdoğanın Paralel Devlet Yapılanması iddialarından sonra 4-5 sene boyunca TSK’daki personel alımlarını bir iki sene öncesine kadar SADAT yapıyordu. bir-iki senedir eskiden olduğu gibi TSK’ya bırakıldı, personel mülakatlarını artık TSK subayları yapıyor.” bu da personel alımlarını yapan heyette görev alan SADAT yöneticisinin ifadeleri. bilim ve Hafıza çalışmaları yapan psikiyatrist prof Nevzat Tarhan da bunu anlatıyor olmalı. prof Nevzat Tarhan Çapa Tıp fakültesine kendi isteğiyle gitmiyor, askeriyenin görevlendirmesiyle tıp eğitimi ardından da psikiyatri dalında uzmanlaşıyor, sonra da Amerikan Memorial Center’ın temsilciliğini alıyor. bu da Nevzat hocanın kendi ifadeleri.

          yani ordular askeri amaçlı psikiyatri çalışmaları için personel görevlendirirler bu anlaşılabir bir şey. sen daha iyi bilirsin gerçi işkence ettikleri insanların hafızalarını silme amaçlı ilaçlar kullanıldığı herkesin malumu. Nevzat Tarhan hocayı herhangi bir şeyle itham etmeye çalışmıyorum yanlış anlaşılmasın ama o ilaçların etki tepkilerini ölçüp değerlendiren bir işle meşgul kendileri. tabi SADAT ve Genel Kurmay ve de MİT’in bu çalışmalara kayıtsız kalması düşünülemez öyle değil mi hayrettin bey. bu beni ilgilendiren bir şey değil ama benim ilgilendiğim Din bu türden çalışmalara ne diyor? malum dünyanın bu konularda bir etik kaygısı yok. Müslümanların olmalı ama. haksız mıyım.

        • sana da kaynak beğendiremiyoruz arkadaş! daha sağlam kaynaklardan haber vereyim o zaman:

          -Hakim ve Savcılar Kurulu’nun MHP’li üyesi istifa ette. istifa eden üye Bahçeli’nin şimdiki avukatının babası gene bahçelinin eski avukatı.

          – MB başkanı yardımcılarından MHP’li olmasıyla bilinen profesör Semih Tümen görevden alındı. (buna kendi isteğiyle ayrıldı da diyebiliriz çünkü Şahap Kavcıoğlu konuşurken meclisi terketmiş)

          MHP ufak ufak kadrolardan çekiliyor galiba. en sonunda kala kala akp’nin çekirdek kadrosu kalacak gibi.

          özetle konuşan ak partilileri dinleyince anladığım; devleti ele geçirmeye çalışan bir ak parti ile karşı karşıya olduğumuzu anlatıyor ak partililer.

  19. 1 -Görünüşe göre ‘ Görüntünün yanlış olmasını beklemek ‘ bence güzel bir hayalden ibarettir.
    2- Bana göre bu duruma , , Ankara Cumhuriyet başsavcılığı ‘ re’sen ‘ el koyacaktır !
    3- Ortada o kadar korkulacak bir durum yoktur ; en fazla bir 15 Temmuz girişimi daha olur biter , halkımız da derhal onların canına okur !
    4- M.A.Ersoy ne güzel demiş: ‘ Hiç ders alınsaydı tarih tekerrür mü ederdi ‘ !
    Kısa ve öz yorum bu kadar olur !
    Hadi bana eyvallah !
    Selamlar, eyi günler

  20. CIA Darbesi yapmak
    ABD tarafından beslenmek
    ABD den gelen emirle teknik hukuk nakavtları yapmak
    Asker içinde cunta oluşturmak
    ….

    Biraz eksik olmuş baş papaz ın yaverleri hakkındaki suçlamalar

    Biraz sulandırma gayreti gördüm

  21. Bütün bu olanları şefaat ve dahi torpil başlığında fetvalayan bir sabık ilahiyatçı ahir ömründe bunların bu yaptıklarına zenbille fetva yazsa, kuburda hangi sandukaya koyup götürecekler molla ebu suud efendiye sormak gerektir.

    Dırahtı ger sarmış olsa karınca
    Zarar var mı karıncayı kırınca,

    Yarın Hakkın divanına varınca
    Süleyman’dan hakkın alır karınca.

    Teemmel!

  22. Evet nur topu gibi yeni bir çocuk doğdu ülkemizde, yeni bir sorun da diyebiliriz gerçi bizim ülkemizde son zamanlarda bir çok sorun çıkıyor birileri sorun yok dediğinde sorun ortadan kalkıyor.
    Bir Ülkenin Adalet Sisteminde Adalet Yoksa Hiçbir Kurum Adaletli Çalışmaz Nokta
    Bu soruna da birileri sorun yok der sorun çözülmüş olur. Mesela ülkemizde üniversite öğrencilerinin yurt sorunu vardı birileri yurt sorunu yok dedi ve sorun çözüldü ve benim kızım valiliğin misafirhanesinde iki hafta daha kalacak ve kyk da hala 1.600 cü sıralarda yukarısında kim bilir kaç kişi var, kyk olmadı babayurduna yerleşir. Ama ben de artık yurt sorunu olmadığına inanmaya başladım.
    Hani derler ya ipin ucu kaçtı, hangi alanda sorun yok ki ! sadece gün yüzüne çıkmadığı için sorunlar görünmüyor, gün yüzüne çıkanlarda artık mızrak çuvala sığmadığı için.
    Hala, bunca yanlışa rağmen ben yaptım oldu mantığı devam ediyor.
    Fakat bu günlerimiz iyi günlerimiz daha.
    Bazı kaynaklar elektrik şirketleri elektriğe en az yüzde kırk zam yapılması gerektiğini belirtmiş, bir başka kaynak ise akaryakıta 2,5-3 tl zam yapılabilir diyor bunlar kötü senaryolar ama, olma olasılığını da göz ardı etmemek gerekir.
    Ülke ekonomisinin her hâlükârda toparlanması en az iki yıl sürer.
    Biz yinede ümit var olalım sorunlara sorun yok diyerek teselli olalım….

    • Ahmed arkadaş atalet neyim için bi avukatla filan görüşseniz nasıl olur? Bak bizim didem hanım öyle yapmış ve yediği trafik cezasını iptal ettirmiş! Gerçi seçimlere kadar sabretseydi zaten kendiliğinden silinirdi o ceza ama insanoğlu işte…

      • Benim bir defa avukata yolum düştü avukatla bir defa görüştükten üç-dört ay ne telefona cevap verdi ne de geri dönüş yaptı kendi işimi kendim yapmak zorunda kaldım. İşte böyle! adaletin neresinden tutarsanız tutun elinizde kalır.
        Güven İtibar kazanmak kolay değildir. Adalette, olmayan güveni kaybederse, derler ya, ya tuz kokarsa işte öyle bir şey …..

      • sn gayretkeş kardeşim. senin bu tavsiyen beni hiç şaşırtmadığı gibi malumun ilanı cümlesini de ispatlamış oluyorsun:
        didem hn avukata kaç para ödemiş onu yazmamış lakin benim tahminim bu tür işlerde binlerle ifae edilen ödemeler çıkabiliyor.
        yani ödeyeceğin 100 lirayssa 1000 lira masraf yapmak gibi!
        sonuç olarak bu durumları halkın hukuki yollardan aramak zorunda kalmadan hallolması, hatta hiç olmaması şeklinde savunmak gerekmez mi?
        oysa sizin ”Gerçi seçimlere kadar sabretseydi zaten kendiliğinden silinirdi o ceza ama insanoğlu işte…” cümlenize ne cevap yazılır ne denilebilir ki?
        senin mantıktan gidip, heryıl seçim olsa.. duasına mı çıkalım?

  23. Yolsuzlar ve aynı zaman teröristler elbette. Derslerini fetöden aldılar ve aynı yolu takip ediyorlar. Geçende bu vakıflardan birine giden 200 milyon dolarlık bağışı da yanına koyun. Daha önce Suudi’den gelen 100 milyon dolar bağışı da. Para yağıyor yolsuz teröristlere, millet işsiz aç sefil yaşarken. Bunlar üstelik dış destekli örgütler, uzak adalardan, Suud çöllerinden para yağıyor belli ki. Bunlar ortaya çıkanlar daha. Bu örgütler yurt dışında da örgütleniyor biliyorsunuz. Amerika’ya yurt yapıyorlar vs. Ülkeyi yıkmak için elele vermişler dış güçlerle belli ki bu Taliban zihniyettiler. Elbette bunların hepsi tespit edilecek ve tamamı terörizmden yargılanacaklar. Devlette örgütlü paralel yapılanma ne demek hesabını verecekler. Elbette vicdanlı ve namuslu savcılar ve insanlar var ülkede. Hepsinin kaydı vardır mutlaka ve gerçekler mutlaka ortaya çıkar.

Yoruma kapalı.