Ali Babacan partisine veda ederken yeni siyasete kapı araladı…

19

Ali Babacan, duygusal sayılabilecek bir yazılı açıklama ile, kurucularından olduğu AK Parti ile bağlarını kopardı. Açıklaması, ayrılmanın kendisi açısından alınması zor olsa da zorunlu bir karar olduğunu güçlü ifadelerle dışa vuruyor. 

Bir şeyi daha açığa vuruyor açıklama: Ali Babacan’ın yeni bir siyasi oluşuma doğru yol alacağını…

Siyasi tarihimizde şimdikine benzer dönüm noktaları az değildir. Tek parti döneminin sona ermekte olduğunu, içerisinde bulundukları halde yönetimi ve politikalarıyla ayrışma yaşadıkları gerekçesini keskin bir dille vurguladıkları sonradan ‘Dörtlü Takrir’ diye anılacak çıkışlarıyla, önemli dört ismin CHP’den kopması haber vermişti. 

En son çıkışı ise, ‘Yenilikçi Hareket’ girişimlerine geçit verilmemesi üzerine partileriyle bağlarını koparan Abdullah Gül’ün başını çektiği bir kadro yapmıştı.

Demokrat Parti ile AK Parti kopuşların doğurduğu başarılı birer örnektir. [Her iki parti siyasi hayata ilk girdiklerinde, vaktiyle birlikte oldukları geride kalmış arkadaşları, kurucuların arkasından, “Boşa kürek çekiyorlar, boş çuval bunlar, başarılı olamazlar” diye konuşmuşlardı.]  

Tarihimizde sonu hiç de iyi gelmemiş, hatta ölü doğmuş başarısız kopuş örnekleri de yok değildir. 

‘2002 ruhu’

Partileriyle isimleri özdeşleşmiş insanların ondan ayrılmaları zor bir süreçtir. Ali Babacan da, halen iktidarını sürdüren AK Parti ile birlikte ismi anılan kişilerden… Gözlerimizin önünde yaşanan ayrışma ve kopuş süreci bu sebeple hayli uzun sürdü. Yalnızca kendisini iktidara taşıyan ve rahatlıkla ‘2002 ruhu’ denilebilecek varlık sebebinden uzaklaşmakla, farklı ve köklü bir değişimi kendi içerisinde gerçekleştirmekle kalmadı AK Parti, zaman içerisinde en değerli unsurlarını da kendisi dışladı.

AK Parti’den o kopmuş görünse de gerçeği biliyoruz: Ali Babacan ve onun kadar değerli pek çok kurucu isimden vazgeçen aslında AK Parti’dir. Değişen parti, kendisini ‘2002 ruhu’ndan uzaklaştıran değişimine uygun kadro tercihinde bulunurken, ayak bağı olacağı düşünülen yol arkadaşlarının bazılarını da geride bırakmış oldu.

Varlıkları ile yoklukları arasında bir farkları kalmadı AK Parti içerisinde Ali Babacan gibilerin…

Şimdi de değil, henüz hükümette ortak sorumluluk taşırlarken bile…

‘Vatana ihanet’ anlamına gelecek ağır eleştirilere tahammül etmek zorunda bırakıldığı günler oldu ekonominin sorumluluğunu omuzlarında taşırken Ali Babacan’ın…

Ayrışmanın iyice ortaya çıktığı son dönemlerde ise, partide sorumluluk taşıyan bazısı yeni isimlerin Babacan ve onun gibilere karşı sergiledikleri tavırları “Ayrılsalar da kurtulsak” anlamına gelecek kabalıktaydı.

Yaşanan ve kopuş/lar/a yol açan sürecin güncel siyasete dönük yüzünde herkesin kolayca farkına varacağı bir gerçek var: Parti kendisini yeni ufuklara doğru açar, dünyaya ve ülke sorunlarına bakışını ‘popülist’ çizgide yenilerken, bazı kurucu isimlerini kaybetmeyi de göze aldığını belli ediyordu zaten. Onların vitrinden çekilmesiyle bırakılan boşluğu MHP ile ittifak doldurdu; iktidarda kalmak için gerekli oyu da ittifak ortağı MHP’nin oylarıyla tamamlamaya başladı AK Parti.

Kopuşun zamanı çoktan gelmişti

Günümüzü belirleyen iki birbirine taban tabana zıt akım var: Pek çok Batı ülkesinde de varlığını hissettiren ‘popülist’ politikacıların temsil ettiği, demokrasinin temel değerleri diye bilinen unsurları söylemde sorgulayan, uygulamada da onların yerine gücün daha az elde toplandığı yeni bir anlayışı ikame eden akım ile, demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü, hür medya, kuvvetler ayrılığı gibi klasik değerleri savunan akım…

Türkiye’de ilkini bugün AK Parti temsil ediyor bu akımların…

Hatta, dünyanın değişik köşelerinde iktidara taşınan ve en çarpıcı temsilcisine ABD’de Donald Trump’la rastlanan bu akımın ilk başarılı örneği bile sayılabilir kendisini o yönde dönüştürmüş olan AK Parti…

Babacan ve onunla birlikte hareket edecek arkadaşlarının, varlığının hissedildiği her ülkede derin sarsıntılara yol açan ‘popülist’ anlayışın yanlışlığına, ilk olarak yine bizim ülkemizde son vermek gibi bir görevleri de bulunuyor.

Adaletli bir hukuk düzeni içerisinde kalkınmacı bir anlayışı yeniden diriltmek görevi…

İşsizlere iş bulacak bir ekonomik atılımı gerçekleştirirken, bunu herkesin kendini güvende bileceği bir hukuk düzeninde sağlamayı amaçlayan bir program yazılması gerekiyor.

“Nerede kalmıştık?” veya “Hadi köyümüze geri dönelim” tarzı bir kolaycılığı değil, 21. yüzyılın ilk 20 yılına damgasını vuran gelişmelerden hareketle, önümüzdeki dönemin şartlarını göz önünde tutan bir ufuk çizgisini kollamayı önceleyen bir anlayışla…

Ali Babacan’ın AK Parti’den ayrıldığını duyurmak için kaleme aldığı metin, kendisine destek verecek geniş toplumsal dinamiklerden oluşan arkadaşlarıyla birlikte tam da bunu yapmaya niyetlendiklerinin ilanı sayılabilir.

Herhalde arkası da gelecektir.

ΩΩΩΩ 

Ali Babacan’ın istifa mektubu:

KAMUOYUNUN BİLGİSİNE

Ankara, 8 Temmuz 2019

“Ağustos 2001 tarihinde kurucu üyesi olduğum Adalet ve Kalkınma Partisi’nden 14 yıl MKYK üyeliği yaptım. 3 Kasım 2002 seçimlerinden sonra 13 yıl Bakanlar Kurulu Üyesi oldum. Bu süre içerisinde ülkemizin elde ettiği büyük başarılara katkı vermekten onur duydum.

Görevde olduğum dönemlerde partinin kuruluş ilke ve değerlerini hem ülkemizde hem de dünyada inanarak savundum. Türkiye’nin tarihi dönüm noktalarında, doğruları için verilen büyük mücadelelerin bizzat içinde olmak benim için şeref oldu.

Son yıllarda ise pek çok alanda yapılan uygulamalar ile inandığım ilke, değer ve fikirler arasında derin farklılıklar oluştu. Aklen ve kalben bir ayrışma yaşadım.

Aynı süreçte Türkiye yeni sınamalarla karşı karşıya kaldı. Dünya hızla değişti. Ülkemizde ise parlak bir gelecek vaat eden, bambaşka beklentileri olan, dinamik, yeni nesillerimiz var artık.

İçinde bulunduğumuz şartlarda, Türkiye için yepyeni bir gelecek vizyonuna ihtiyaç vardır. Ülkemiz için her alanda doğru analizler, yeniden düşünülmüş stratejiler, planlar, programlar gerekmektedir. Çok çeşitli kesimlerle yaptığımız istişareler de bunu teyit etmektedir.

Türkiye’nin bugünü ve geleceği için yeni bir çalışma başlatmak kaçınılmaz hale gelmiştir. Ben ve pek çok arkadaşım, böyle bir çalışma için büyük ve tarihi bir sorumluluk hissetmekteyiz.Bu süreçte aynı ahlaki ve toplumsal sorumluluğu hisseden çok sayıda insanla tanışmış olmak da bizim için çok sevindirici olmuştur.

İnanıyorum ki,  karşı karşıya olduğumuz sorunların çözümü, ancak, temsil gücü yüksek ve geniş bir kadro çalışmasıyla mümkün olacaktır. Beraberce çalışmak ve ortak aklı hedeflemek zorundayız. Çalışmalarımızın bağımsız ve özgür bir şekilde yapılması büyük önem taşımaktadır. Her konuda beyaz sayfalarla işe başmak gerekmektedir.

Bu gerçekler dikkate alındığında Adalet ve Kalkınma Partisi kurucu üyeliğimin devam etmesi maalesef mümkün görünmemektedir. Bugün itibariyle istifa dilekçemi parti genel merkezine ulaştırdım.

Hepimizin amacı ülkemizin itibarını yükseltmek, halkımızın refah ve mutluluğunu artırmak, Türkiye’yi hak ettiği güzel bir geleceğe ulaştırmaktır. İnsan hakları, özgürlükler, ileri demokrasi ve hukukun üstünlüğü vazgeçilmez ilkelerimizdir. Siyasete ilk girdiğim günden bu yana bunlar için canla başla çalıştım. Allah sağlık ve ömür verdiği sürece bundan sonra da çalışmaya devam edeceğim.

Saygılarımla

Ali Babacan.

19 YORUMLAR

  1. Ben eski bir ak partilim babacanida yakinen takip ediyorum kendisini cok begeniyorum insallah duruslugunden odun vermez memleketin hayrina olacak konularda sessizde kalmaz yeni olusuma ihtiyac var

  2. Devlet Bey şöyle demiş: “Karanlık ağız… Hâlâ konuşması ve serbestçe gezmesi adalet adına handikaptır!” Handikap çoktur memlekette. Şehit cenazesi hiç eksik olmuyor haber bültenlerinde… Gençler hâlâ şehit olurken bin odalı sarayda yaşayabilmek nasıl bir handikaptır… Saray deyince ötesini arama… Bu nasıl bir vicdan ve bu nasıl bir karanlık zihniyettir ki 20 yaşındaki gençler daima ölürken, Devlet ve Tayyib beyler daima yaşıyorlar. Yok mudur bu ülkede “Gençler ölmesin, ben öleyim” diyen bir babayiğit, bir yandaş köşe yazarı, bir iktidar milletvekili ve troll.

  3. Ülkesini ve milletini seven her yurttaş sonlarına sayılı günler kalan bu güruhun tekrardan başka isimler ile parlatılmasına fırsat vermesin. Güzel günler yakındır inşallah.

  4. Sabah bir yorum yazdım yayınlamadı.
    Özet olarak tekrarlıyorum:

    1.Abdullah Gül ve Ali Babacan Ak Parti seçmenine borçludurlar.Seçmenin onlara bir borcu yoktur.Çünkü seçmen Ak Parti’yi iktidara taşıyarak onları önemli makamlara getirmiştir.

    2.Ali Babacan’ın girişimi kendisinin kazanmasından ziyade Ak Parti’nin
    zayıflatılmasına hizmet edecektir.

    3.Abdullah Gül,Babacan bir varlık gösterebilirlerse 2023 seçimlerinde aday olarak devreye girecektir.Aksi takdirde
    kenarda durmaya devam edecektir, kendileri garantili işleri severler.

    4.Fehmi Koru da yeni partide görev alacağına göre,Ak Parti hakkındaki eleştirilerini bir gazetecinin ülke sorunları ile ilgili görüşleri olarak değil,rakip
    partinin bir temsilcisinin görüşleri olarak görme eğilimindeyim.

  5. Fehmi Bey merhabalar,
    Öncelikle, onca çaba ile hayat verdiğiniz sitelerinizin siber saldiriya ugramasina çok üzüldüğümü belirtmek isterim. Son yillarda medyanin tek ses haline gelmis olmasi ve maruz kaldığımız bilgi kirliliği nedeniyle tv ve gazeteler yerine alternatif yollardan doğru haberlere ve güvenilir yorumlara ulaşmaya çalışıyoruz. Nadiren yorum yazsam da Fehmi Koru’nun Günlüğü nü hergün okumaya gayret ediyorum. Bu girişimlerin sizi yorsa da pes ettirmesine izin vermeyin. Sizler yazmaya, bizler de okumaya devam edecegiz, özellikle bu dönemde.

    İkinci olarak, Sayin Abdullah Gül ve Sayin Ali Babacan’ın kurma hazırlıği yaptığı partide sizin de emek verdiğiniz söyleniyor. Bu konuda kısa ve öz yazacağim: Heyecanla bekliyoruz, maddi manevi ne gerekirse sonuna kadar yanınızda olacağız…

  6. Ali Babacan’ın AK Parti’den ayrıldığını duyurmak için kaleme aldığı metinde sizin katkınız var mı kestiremiyorum, lakin siz bir “değersiniz” Sn. Koru. Nitekim ilk elden yeni oluşum için kolunuzu sıvayıp işe koyuldunuz bile.

    Neden olmasın..ülkemizin uzunca sayılabilecek bir siyasi zaman dilimine şahitlik etmiş ve yakınen ilgililenmiş, dolu dolu bir kişiliksiniz; tecrubenizi şu netameli konjonktürde paylaşmayıp ta ne yapacaksınız!?

    Ülkeye hizmet etmek sadece siyasi kanalla olmuyor; bazen ona dayanak olmak gerektiği gibi -belki bazen de dışında kalarak- kimi zaman da siyasetin içerisinde olmadığı halde onu kıyasıya eleştirip; zarar vermeye başladığı demde ölesiye karşısına dikilmekle de olabiliyor.

    Az bir şey mi; canımızdan aziz bildiğimiz vatanımızı, devletimiz eliyle, onu yönetsin, ülkemizi muasır devletler seviyesine çıkarsın diye siyasetin kollarına bırakıyoruz da; iktidarın, ülkeye badireler yaşatacak karar ve uygulamalarına karşı bir duruş göstermek, parti kurmak, siyaset yapmak, fikir beyan etmek, bedeline katlanacakların “bu bizim de hakkımız” demelerinden daha normal ne olabilir?

    Bu onların da hakkı olsa gerek. “Hainlik” ile yaftalamak “boş çuval”diye nitelemek te ne demek oluyor. Bunlar yapıcı şeyler mi?

    Kurulacak olan yeni parti/lerin ülkemize hizmet etmek yolunda başarılı olmalarını en kalbi duygularımla temenni ediyorum.

    Gül, Babacan ve ekibine de “Adaletli bir hukuk düzeni içerisinde kalkınmacı bir anlayışı yeniden diriltmek” üzere aynı duygularımı özellikle yineliyorum.

    Başkente doğru olan yolculuğum esnasında Vangölü Ekspresinden herkese selam dileyerek, ülkemiz genelinde (her türlü) modern demiryolu taşımacılığı üzerinde ciddiyetle durulması, bunun devlet politikası haline getirilmesi gerektiği düşüncemi de buradan paylaşmış olayım.

  7. Geçmiş olsun inşallah bunların tek yaptığı aleyhte konuşanı ellerindeki güç sayesinde ses kesmek ama nereye kadar, inanıyorumki o sesi kesemeyecekleri gibi kendi seslerini duyan olmayacak. Ülkemizde çok güzel şeyler oluyor olacak Allah’ın izniyle

  8. Ali Babacan imanını, o temiz ailesini politika uğruna satacaksa veya bazı menfaatperestlere,
    sermaye sahiblerine, BATININ satılık temsilcilerine satacak veya kiralıyacaksa, inancı ve vicdanı üğruna
    – kötülerden uzak durarak – mücadele veremiyecekse, Milli duruş sergiliyemiyecekse “AZ” olsun, bizim aile gibi olsun, diyemiyecekse, HAK Yolu’nda DOSDOĞRU duramıyacaksa, canını fedaya hazır olamıyıcaksa, namert, bencil, gizli hırsızlara karşı duramıyacaksa yazık eder.

    Mevcut, sözde T.C(Evren) Anayasası AİLENİN, Genel Ahlakın ve çocukların KORUNMASINI amirdir. Şimdiye kadarki uygulama ise tam tersidir. Bu yüzden 6284 sayılı Kanun ve İstanbul Sözleşmesinin gözden geçirilmesini vaad ve taahhüt etmelidir.
    Dini kekeliyen, gagalıyan İlahiyat Fakülteleri kaldırılmalı, yerine, muhtevalı ve ehil ALİMLERDEN teşekkül eden İslam Fakülteleri kurulmalıdır. Hristiyan ve Yahudi azınlıklar mütekabiliyet esası çerçevesinde kendi din adamlarını zaten yetiştirmektedir. Din üvey evlat muamelesi görmekten (süs bitkisi, garnitür
    olmaktan kurtarılmalıdır.
    İmam-Hatip okullarından ziyade, her orta öğretim kurumuna ciddi ve Geniş Muhtevalı YURTTAŞLIK ve din dersi konulmalıdır. Elektronik tecavüzlere karşı aileler koruma altına alınmalı. BASIN ve MEDYA özgürlüğü tanınmakla beraber, SUİ İSTİMAL (kötü yolda kullanma) e ise, fırsat verilmemeli, genel ahlak ve aileyi ifsad edici uygulamalara son verilmelidir.

    Her Okula KORUYUCU HEKİMLİK Dersi konulmalıdır.

    Okullardan – BİR SAVSAKLAMA olan – Yabancı DİL dersi tüm okullardan kaldırılmalı. İhtiyaç
    duyulan Fakülteler için veya Öğrenmek istiyen öğrenciler için Üniversiteye başlarken veya mezunuyit takiben ADAM GİBİ selis ve akıcı LİSAN öğrğetilmelidir.

    Zorla güzellik olmadğı gibi – İstekli olmıyanlara – okuma zorunluluğu getirilmemeli.

    Birkaç fakülte okumak istiyene – bedava – okuma hakkı kaldırılmalı ve kaynak israfı önlenmeli.
    Eğitimde lakaydiliğe son verilmeli.
    Yurt dışına çıkış, ihracat SEÇİLME Hakları, oda ve her türlü kulüp üyelikleri T.C. Anayasası’nın
    73. Maddesi ile yakından ilişkilendirilmelidir. Atatürkçülük ve Vatanseverlik – turnosol kağıdı gibi – VERGİ konusunda ortaya konulmalıdır.
    Madden ve manen toplumu İfsad edici (yozlaştırıcı) AF çıkarma mekanizması ZORLAŞTIRILMALIDIR
    REFERANDUM Müessesesi – bu elektronik çağda – her konuda sık sık kullanılmalıdır. Her zaman
    ESAS PATRON olan HALKA Sorulmalıdır.
    Amerika : “love it, or leave it ” kuralı Türkiye için de geçerli kılınmalıdır.

  9. Son Babacan olayı ile pandora’nın kutusu iyice açılmıştır..

    Görülüyor ki içeriye fitne, fesat atılarak milletvekili operasyonu çekilerek partinin birlik ve dirliğinin üzerine oynanacaktır. Grup kurmak için çok gizli şekilde partinin içinden koparmalar yapacakları duyumları geliyor.

    Seçime 4 yıl varken partinin içine girmeye çalışan “Alo” çekecek işbirlikçilere dikkat etmek gerek ki böyle tipler ortaya çıkmaya algı yaratmaya başladı bile!..

    Yeni parti ile hedefin iktidar olmak değil Erdoğan karşıtları ile işbirliği yaparak yani AK Parti’den kopararak Erdoğan’ı zayıflatmak, “namerde muhtaç etmek” hale getirmek olduğu aşikardır…

    Herkesin gerçek yüzü ortaya saçılmıştır artık.Bundan sonra sahnede kararlı duran milli olan birlik içinde oyuna gelmeyecek kadar aklını kullananlar kazanacaktır.

    Türkiye’yi durdurmaya çalışan üst akıl Tayyip Erdoğan’ı durdurmadan netice alamayacağını bildiğinden son çareyi artık Erdoğan’ın yol arkadaşlığını yapmış olanları koparıp tek özellikleri Erdoğan karşıtlığı olan birbirlerine hiç benzemeyenlerle kol kola sokmaya çalışmakta buldu..

    Biliyorlar ki bugüne kadar çokça bedel ödeyen ama davasından bir adım geri gitmeyen Recep Tayyip Erdoğan’ın tek gayesi Türkiye’yi küresel güç haline getirmek…

    Bildikleri içinde 2023’e çıkmadan en kısa zamanda Erdoğan’sız bir Türkiye istiyorlar…
    Görülüyor ki küresel oyunda son senaryo devreye sokulmuş…

    O nedenle;

    Tayyip Erdoğan sayesinde bu ülkede siyaset, bürokrasi, resmî, özel, iş ve spor dünyası neresi olursa olsun görev alıp koltuklarda oturanlar arkasında artık adam gibi durmalı…
    17 yıldır sizi sırtında bu insan taşıdı…
    Son dönemeçte 2023’e onu siz taşıyın..
    Çocuklarımız ve torunlarımız için çırpınan, dev adımlarla ülkesini gelecek yüzyıla taşıyan uzun adamı yalnız mı bırakacaksınız?

    Büyük olmak için büyük bedeller ödemek gerekiyor.
    Bu milleti büyük bedeller ve büyük adamlar büyütür
    Bu bedelleri Erdoğan 20 yıldır alnı açık başı dik şekilde ödüyor…
    Onun yaşadıklarını kim yaşadı ki!..
    Hala bedel ödüyor..

    Ama hiç kimsenin kapısında beklemeden, hiç kimsenin karşısında boyun eğmeden, eğilmeden, başı dik alnı açık durarak, karşısındaki kim olursa olsun doğru bildiğini söylemekten hiç çekinmeden, sırtını hiçbir gayri milli unsura dayamadan her zaman önce Allaha sonra milletine sığınarak davası uğruna o bedelleri ödüyor..

    Tayyip Erdoğan “Evelallah” bu oyunuda bozar…
    Çünkü inanıyor…

    LA TAHZEN!
    İNNALLAHE MEANA

    ÜZÜLME!
    ÇÜNKÜ ALLAH BİZİMLEDİR
    (Tevbe 40)

    • Ortada oyun yok, üst akıl yok… Bunlar soyut, âfâki şeyler… Bir de somut şeyler var. Dava diyen bir adamın gözünden kaçması imkansız olan devasa bir anıt var. En kapalı idrakleri bile açması gereken Bin odalı saray var. Göz önünde, ortada olan şey Saray. Şehit cenazelerinin eksik olmadığı bir ülkede nasıl bir adam ölene kadar sarayda yaşamak ister? Zalim ve cahil olan, kendini yeterli görünce mutlaka azan. (Alak 6 ve 7)

  10. Yolunuz da açık olsun bahtınız da… Ülkenin geleceği de İNŞALLAH…..
    atalarımız “GEÇ OLSUN GÜÇ OLMASIN”demiş. İNŞALLAH HUKUK YENİDEN TESİS EDİLECEK, ÜLKEYE DEMOKRASİ VE GÜVEN GELECEK.
    Teşkilat yapılanmasında AKP politikaları değiştiği için partiden kopanlarla AKP nin kovdukları (tabi bunlar politika değiştiği için ayrıldıklarını ifade ederler) kapının önüne konanlar bir tutulmamalı. Sosyal medya paylaşımlarından yalaka mı … ne olduklarına bakılmalı. Karnelerdir sosyal medya hesapları.
    ALLAH’A EMANET OLUN…. ALLAH MUVAFFAK ETSİN. AMİN İNŞAALLAH….

  11. Fehmi Bey sayfanızın yeniden açıldığını bilmiyordum. Genelde gazete oku’dan takip ediyordum. Sitenize saldırı sonrası Gazeteoku da yazılarınıza yer vermiyor anlaşılan. Çok okunmanız çok rahatsız edici bulunuyor her halde. Şimdi bütün yazılarınızı yeniden okumam gerekecek. Bu toprakların sağduyulu insanlara ihtiyacı var ama birileri bundan hoşlanmıyor. İnsan hakları, demokrasi, hukuk, akıl, mantık bu topraklarda az bulunuyor. Bu yüzden iyi ki döndünüz. Allah zihninize ve kaleminize kuvvet versin.
    Aman önlem alın da bir daha sitelerinize saldıramasın, akıl fikir, hukuk, insanlık düşmanları.

  12. zülfü livaneliden medet umuyorlarsa başlamadan bitmişler demek ki. yazık. asıl kararı HALK verir. HALK dava ehlini bilir gerisi teferruat.

  13. Yeni parti kuracaklara bazı sorular sormak gerekir.
    AKP ekonomiyi batırmasaydı acaba aynı şekilde hareket edeceklermiydi ?
    Ulkenin bu duruma gelmesinde kendilerinin de suçu yok mu ?
    Ulke madem çok kötü yönetiliyor du neden kalkıp doğru yolu göstermediler ?
    Şu an için ülkenin en büyük sıkıntılarından biri olan FETO hakkında genelkurmay
    rapor hazırlayıp son derece tehlikeli olduğunu alenen belirttiği halde neden o raporları sümen altı ettiler ?
    Bu ve benzeri birçok soru sorulabilir.
    Yeni particiler öncelikle bunların hesabını vererek toplumun karşısına çıkmalılar.
    Yoksa beyhude bir çıkıştan başka bir işe yaramaz.

  14. Allah CC. Ülkemizin ve ülke için iyi niyetle çalişanlarin yardimcilari olsun.

    Yeni oluşumun, Ülkeyi terk etmek zorunda kalmiş bilim insanlarini geri getirebilecekleri biraz imkansiz gibime geliyor.
    2013 den sonra ülkeyi cahillerin ellerine teslim ettikleri için Türkiyenin beyinleri bunlara güvenip geri dönmez.

    Benim Oğlum,1997 de ODTÜ de okuyan
    bir gençle tanişmişti.
    Çocuk cok zekali bir çocuktu.
    2 erkek bir kiz 3 kardeş babalari bunlar daha küçüken vefat etmiş anneleri Adapazarinda oturiyordu ve zor şartlarda o çocuğu ve kardeşlerini okutuyordu.o zaman kiz 10 yaşında ODTÜ de okuyan 17 diğeride 15.
    Ben ve büyük oğlum yurt dişinada iken O çocuk 1998/99 ders yilinda bir yilda benim evde küçük oğlumla kalmişti.

    Geçen gün oğlum onu facebook da bulmuş.
    Çocuk şu an ABD de.
    Okul bitirdikten sonra Türkiyede teknoloji üzerine bir şirket kurmuş, Google gibi bir proje uzerinde çalişma yapiyormuş.
    2014 de şirketine polisler operasyon yapmiş ve 500 bin dolar ceza kesmişler. Oda şirketi öylece birakmiş ABD ye iş vizesine baş vurmuş. ABD çocuğa aninda vizyi vermişler.
    Burada Şu an çok iyi bir konumda imiş.

    Allah CAHILLERİ dost edinmekten herkesi korusun. AMİN.

  15. Hak mış… Hukuk muş… Adalet miş….. Geç sen bunları görünürde yüzbileri bula aileleri ile milyonları aşan suçu günahı sadece KHK lı ola o kadar insanın günahı haksızlık karşına susan insanların omuzunda… Bu bir kara lanet gibi her zaman takip edecek…. Tıpkı 31 marta olduğu gibi tıpkı 23 haziranda olduğu gibi…Herkes şimdi KHKlı sevici oldu.. Kimi maaşının yarısını veriyor.. (ismini anmak mı ? asla) Kimi bu khk lılar için bir şeyler yapalım diyor TBMM de yapalım diyor……(Saadet Partisi)…. Beyler …. Beyler biz KHK lılar gerek ülkemizde gerek uluslar arası alanda hukuki haklarımız için Buzdan bir kalenin zindanlarında sadece bir arada durarak nefesimizle buz kalesi olan OHAL KALELERİNİ eritmeye çalışıyoruz… Bizim bu halimizi elbette ALLAH görüyor… Yani kısacası AKP ohal döneminde haksızlık yaptı… O dönemde susan insanlar gelecekte asla başarılı olamazlar… Ama hiç tanımadığımız insanlar …. Ankara’dan İstanbul’a adalet yürüdüler… Yollarına hayvan pisliği atılmasına rağmen yürüdüler… Bizler artık onlarla beraberiz…Allah yollarını açık etsin inşallah… Haksızlık karşısında susanları da …. Allah bilir… Sayın Koru Üniversite öğrencilik yıllarımdan beri sizi takip ederim. Yani 1988 de beri…. Sitenizde KHK mağdurlarının durumunu defalarca belirttiniz.. Bende yorum yaptım. Sesimizi elinizden geldiğince duyurdunuz… Allah Razı olsun… Kaleminiz kılıçtan keskin olsun.. Amma Yeni oluşumda konseyde olacağınız haberleri yayıldı… Bunu bir kez daha düşünün… Çünkü haksızlık karşısında susanlar elbette kaybederler…. Not: 15 temmuz darbe girişimini lanetliyor… Hakkında bir soruşturma/ kovuşturma olmayan ama OHAL KHK larının bir mağduru olarak buzdan bir kaleni zindanlarından size yazıyorum….. Selam ve hürmetle…

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız