Ayasofya’nın cami yapılmasına “Dinen kabul edilemez” itirazında olanlar var

76
Arap gazeteleri, bini bir yerde

Ayasofya’nın yeniden cami olarak Diyanet İşleri Başkanlığı’nın görev alanına girmesini sağlayan Danıştay kararı ve ardından yayınlanan Cumhurbaşkanlığı kararnamesi yürürlükte. İlk kez ibadete açılacağı 24 Temmuz Cuma günü için hazırlıklar devam ediyor. 

Her şey planlandığı gibi gidiyor…

Dış görünüş böyle.

Ancak yine de devlet yetkililerinin konuyu ele alışlarında bir geri çekilme, bir savunma ihtiyacı da hissedilmiyor değil.

En fazla işitilen de “Ayasofya kiliseden camiye çevrilmiyor, müzeden camiye çevriliyor” savunması…

Öyle, ama Fatih Sultan Mehmet ile kurulan ilişki sebebiyle, yapılanın algılanması kiliseden camiye döndürme şeklinde oluyor.

Bunda bir sorun mu var?

Galiba var.

Reklam

Hz. Ömer, Halid bin Velid örnekleri

Ayasofya’nın cami olarak ibadete yeniden açılacak olması İslam Dünyası’ndan bazı kesimlerce de sevinçle karşılandı. Buna karşılık, özellikle konuya İslami açıdan yaklaşan bazı kalemler yapılanın doğru olmadığı görüşünde ısrarlılar.

Arap basınını izleyenler çok sayıda eleştirel makaleden haberdar olmalılar.

Sanıyorum, Arap basınında görülen konuya özellikle İslami değerler açısından getirilen eleştirel yaklaşım, Türkiye’de iktidar adına yapılan açıklamaları etkilemeye başladı. “Kiliseden değil müzeden camiye çevriliyor” söylemi bunun dışa vurumu gibi.

Eleştirel makalelerde vurgu, kiliselerin camiye çevrilmesinin İslami açıdan yanlış olduğu üzerine. 

Hz. Ömer’in Kudüs’ün fethinden sonra kenti ziyareti sırasında bir kiliseyi gezerken namaz vaktinin girmesi üzerine “Burada kılabilirsiniz” teklifine verdiği, “Bunu yaparsam, kiliseler hemen camiye döndürülür, bu ise doğru değildir” cevabı bütün yazılarda yer alıyor.

[Bu örnek bizde de İslam’ın başka dinlere ve ibadethanelerine gösterdiği müsamahayı yansıtır biçimde vaazlarda sıkça kullanılır.]

Yine aynı yaklaşım için Halid bin Velid’in Şam’a vali olarak gönderildiğinde halka yaptığı duyuru da kullanılıyor.

Reklam

En önemlisi de, farklı dinlere tanınan geniş müsamahayı öne çıkaran Kur’an-ı Kerim ayetleri ile Hz. Peygamber’in fiili uygulamaları…

Buna bir örnek olarak, Şark’ul Avsat gazetesinin Arapça nüshasında birkaç gün önce yayımlanan, bugün de Türkçe nüshasına çevirisi konulan Rıdvan Seyyid‘e ait makale gösterilebilir.

Aynı gazetede Seyyid’ten daha kapsamlı Dr. Talat Al-Taifi, Reşit el-Hayyum, Emil Emin ve Yusuf el-Deyni (iki adet) imzasıyla da konuya İslami açıdan yaklaşan makaleler çıktı.

Mısır’da yayınlanan El-Ahram gazetesinde de benzer yaklaşıma sahip makaleler var, ancak El-Ahram ‘yarı resmi’ bilindiği için onu önemsemesek de olur.

Ağzı olan konuşuyor konuşmasına ama…

Cumhurbaşkanlığı benim burada andığım türden yazıların çoğalması üzerine “Ayasofya kiliseden değil müzeden camiye çevriliyor” söylemini benimsemiş olabilir.

“Ağzı olan konuşur, elinde kalemi olan yazar, ne yapalım, biz kendi yolumuza gideriz” denmemesi ve kullanılan yeni söylem, eleştirilere önem verildiğini gösteriyor.

Önem verilmeli de.

Türkiye’deki algı ile Arap basınında çıkan konuya ilişkin yazılarda işlenen açı arasındaki farklılaşma iktidarın İslam Dünyası’na vermek istediği kendisiyle ilgili imaja ters düşüyor. AK Parti, özellikle de AK Parti’nin genel başkanı sıfatı da bulunan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, her yaptıklarının İslami hassasiyetle ilintilenmesini arzu ediyor. Hiç değilse izlenim böyle. Fakat Ayasofya’nın camiye çevrilmesi kararının İslami açıdan eleştirilmesi verilmek istenenin tam aksi bir izlenime yol açmakta.

Dahası, bu yüzden, Türkiye ile içinde yer aldığı İslam Dünyası arasındaki mesafe de açılıyor.

Bizim İslam’ı kavrayışımız ile bizim dışımızdaki Müslüman Dünya’nın anlayışı farklılaşıyor.

Ayasofya’yı ibadete açma kararını verenlerin beklediği, istediği herhalde bu değildi.

Gelecek Cuma günü için planlanan görkemli ibadete açılış törenini bir de bu gözle izlemekte yarar var.

Töreni hazırlayanların da, bizim dışımızdaki geniş coğrafyada şu sıralarda çıkan makalelerde kendisini fena halde belli eden hassasiyetler konusunda dikkatli olmasında yarar var.

ΩΩΩΩ

76 YORUMLAR

  1. 1) Araplardan T. A. Taifi, R.el Hayyum, E. Emin, Y el Deyni imzalı yazarlara konuya İslami açıdan yaklaşıyorlarsa kendilerini haksız kılabilecek bir çok sorular sorulabilir. Zamanının İslam gücü olan Osmanlı’ya yardımcı olmak seçeneği varken, çökertmek için İngiliz’in Lavrens’inin gazına gelmek mi İslami idi?

    Bölge petrolleri sanayileşme hammaddesi ve kalkınma vasıtası olarak bütün müslümanların hayrına kullanılabilecekken ufak menfaat gruplarının tekelinde kalması mı İslami idi? Halifelik konusunun kaldırıldığı andan itibaren tekrardan aktive edilip re-organize olmasına çalışmamak ve bu şekilde İslam aleminin potansiyel sorunlarıyla proaktif bir şekilde uğraşan merkezî bir otorite haline gelmesi için hiçbir şey yapmamak mı İslami idi? Halifelik o dönemde sonra tesis edilmiş olsaydı ne pkk, ne 9/11 olayı, ne de DAEŞ gibi gruplar ortaya çıkardı.

    Hz. Ömer’in davranışı o döneme örnek bir davranış teşkil edebilir (ancak, böyle bir şey anlatıldığı şekilde olmuş mudur olmamışmıdır orası da şüphe götürür). Bu konuda Kuran daha iyi bir kaynak olabilir. İncelense bu konuya rehberlik teşkil edecek bazı ipuçları bulmak mümkündür. Ancak, İslam aleminin Batı aleminden “geri kalmış olması” gibi birçok yanlışları arasında bu konu oldukça hafif ve ufak bir konudur. Biliyoruz ki Hz. Ömer veya Halifelik döneminden sonra ortalık feci karışmış, Kerbela olayı dahil birçok haksızlıklar ve tatsız olaylar ortaya çıkmış. Bunların hangisi İslami idi?

  2. Yıkılmış Osmanlı Devleti’ne ait vakfiyeler Türkiye Cumhuriyeti Devleti için Danıştay (yüksek mahkeme) kararıyla geçerli olabiliyorsa, Osmanlı Devleti dönemine ait Rum ve Ermeni vakfiyeleri de uluslararası hukuka göre aynı ölçüde geçerlidir. Ayasofya’nın müze olarak kalması milli menfaatler bakımından daha hayırlıydı ve Kuran’a da aykırı değildi. Şimdi ortada bir yüksek mahkeme kararı ve onun uluslararası bağlayıcılığı var.

    Bazen Recep Tayyip Erdoğan’ın gizli bir ajandası mı var diye düşünüyorum ve böyle düşündüğüm anlar giderek sıklaşmaya başladı.

  3. Tarih uzmanı değilim. Zaten uzman da çok az herkesin bir görüşü var. Ayasofya kiliseden mi camiye çevrildi müzeden mi ? 1453 yılında kiliseden camiye çevrilmiştir heralde bundan şüphe yoktur. O günkü koşullarda Ayasofya kilisesi olarak kaydedilen bina ganimet olarak değerlendirilmiş Fatih Sultan Mehmet ganimet olarak şahsına sadece Ayasofya camisini almış onu da Ebul Feth vakfına katmıştır. Haliyle de cami olarak kullanılmasını vakfetmiştir. Şimdi bizim işimiz gücümüz kalmadı da İmparator Jüstiyenin malını mı savunacağız Ebul Feth vakfına karşı ? Tamam adil olalım olmasına da gerçekten adil olalım. Yahu Tayyibi eleştirmek için neredeyse Fatihin istanbul fethine bile işgal diyecekler var. Diyebilirsiniz, size göre belki de işgal olabilir. Ama öyleyse karnınızdan konuşmayın. Yerinizi bilin. Diyeceksiniz ki toptancı bir yargılama bu. Hayır değil. Benim ve benim gibi düşünen bir çokları için Ayasofya camiidir ve Fatih Sultan MEHMET’in de vasiyeti üzere kıyamete kadar camii olması bizim için elzemdir. Camiidir camii kalmalıdır. Ötesi berisi yoktur. Tarihin dönüm noktasıdır. İstanbulun kimliğinin de mi bir önemi yok. İstanbulun kimliği önemli değilse birileri için onlarla tartışacak bir şey de yok demektir. Yani yunan için istanbulun kimliği önemli, Rus ortodoksu için önemli, hatta bir zamanlar yağmaladıkları Ayasofya katolikler için önemli ama Müslüman Türk milleti için Ayasofyanın ve İstanbulun kimliğinin önemi olmayacak öyle mi ? Böyle düşünene diyecek birşey yok elbette. Serbestsiniz.

  4. Sn Erdoğan, dün beyanat vermiş “Yurt dışından gelen tepkilerin hiçbirisi bizi bağlamaz. Ayasofya’nın bu süreci bizim iç egemenlik meselemizdir” demiş. Ağzı olan konuşuyor! Ben de diyorum ki:

    *******
    Bu bir “iç egemenlik meselesi” dolması,
    Siyasi dolduruştu demek, müze olması…

    Seksen altı yıl egemenmiş demek hilesi,
    Ne de bitmezmiş, muhalefetin şu çilesi!

    Bin kişiyle ilk Cuma; ne bir tasa ne bir gam!
    Belki böyle alınacak Koronadan intikam!

    Bir taşla iki kuş vurmak mı diye sorana,
    Aşikar bir fırsat teşkil etmekte Korona!..

    Ayasofya müze mi kalsın, cami mi olsun,…
    Kısır döngü misali, laf olsun torba dolsun!…

    Ekonomimiz şahane, her şeyimiz denk te,
    Milli gurura kurban olduk solgun bir renkte!..

    Yüzeysel bu sorun, tabiri caizse deyim,
    Hem müze ve hem cami neden olmasın beyim!..
    ….
    *******

    Bknz: H.K.

    https://fehmikoru.com/ayasofya-yeniden-cami-oldu-neden-ayasofya-neden-simdi-sorularina-cevabimdir/
    https://fehmikoru.com/ayasofya-karari-bir-gecede-alinmadi-ne-yapabilirler-sorusuna-da-cevap-arandi-mi-acaba/
    https://fehmikoru.com/ayasofya-sevdasi-bir-gunle-sinirli-olanlar-muhalifleri-sindirme-gorevlerine-donduler-alkis/

  5. Fehmi beyin sayesinde! En az yaş 69-8= 61 senedir yani çocukluğumdan bu tarafa kendime hep sorum sorguladığım soruların cevapları burdaki Yorumcular vasıtası ile tamamı değilde yarıdan fazlasına cevap buldum, ve millet olarak neden hep geri gittiğimizin sebeplerinide tam öğrendim.
    Ailemde yakın tarihte kurtuluş savaşında bazı paşaların yalníş emrleri ile değíl bölge halkí ile birlikte aldıkları karalar ve bu kararların uygulamasındaki başarılarını bilmeminde anlamama faydasi oldu.

    Peki neden hep geri gidiyoruz,
    ve bizlerde birtürlú huzurlu yaşam nasip olmuyor.
    Benim bulduğum cevap! Sorumlu, olan yöneticiler, vb değilde onlarín beceriksizlikleri ve görevi kõtúye kullanmalarínı sıradan halkın bir kısmı hata yapan idarecileri savunarak örtmek diğe kısmide menfaatcı hırsız idarecilerin suçlarıní suç ortaklarí olan sahtekarlara suçu atarak kendilerini temize çıkarmayi becerenlere hesap sormak yerine sadece sahtakerlri sorgulamalırından dolayi hep geri gidiyoruz.
    En baris õrnek: son 6 yılın 4 yılında tavan yapmış Reto feto õrneği gibi geçmíşte’de şimdide ayni hatalar tekrarnarak devam etmektedir… Hele bu dõne sorumulara hesap sormak değil ağzıní açan kendini ve súlalesini zíndanda buluyor.

    Şimdi burdaki trolleri boş verelim onlar emirli memurları pardon troller.

    Ya,muhalif olanlara ne demeli!
    15 Temmuz oluyor! Genel Kurmay başkani, yerine Fehmi Koru Meclis araştırma komusyonuna ifade veriyor…
    Burada gazeteci olarak bildiklerinin 100 birini yaziyor hurra aynen bugünkú gibi siteye akín ediliyor.
    Diğor Perinçek gillere karşí olan mualefet olanlar’n klevyesi Feto,feto,feto,feto, ile başliyor feto feto ile bitiyor.
    Sanki halk 50% oyu akp ye veya erdoğana değil Gúlene verdi..
    İyide siz neden biz anahtarí gulene değil sana verdik sen neden devletin mahremi’nin anahtarínı sorumlu olmayanlara teslim ettin..? Biz seni biliriz beceremeyeceğin ve batíracağín bir işe neden talip oldun?
    Şimdi biz onu değil seni taníríz, diyemiyorla, amaaaa arkasínda vur abaliya.Ya buna ne demeli anahtari tesim alan idarecilere yani esas sorumlulara tek bir soru sorduğun zaman hurra herpsi birden sen ocusun bucusun.

    Osmanlí dönemindede şimdide ayni değişen bir şey yok, o zaman Rusya ile sınırı olan Kars ve halkí hatta Erzuruma kadar doğu bölgesi birgún rahat yüzü görmemiş! Sadece sınırí savunmuślar fakat herşeyden mahrum ne yatírím ne yol ne fabrika!
    Doğu halkí Kürdü,Çerkezi Türkú hep birlikte oralarí çete savaşí vererek Ruslardan temizlemişler. Memleketi kaymağını yiyenlerde bati ve iç anadolu olmuş. Daha sonra doğu halkíní kúrtsünüz diğe aşağílama gafletine dúşerek PKK VE ÖCLANLARİ yaratmişlar.

    • Nurdan abla bunun sebebi muhalefetin bir kısmı fütücüleri desteklediğinin farkında değiller bunun sebebi de fütücülerle aynı ideolojiyi paylaşıyor olmaları. Bunun da sebebi fütücülerin bu ideolojiye hangi sebeple sahip çıktıklarını bilmiyor olmaları.

      Halbuki 30 dakikalık You Tube videosunda anlatılıyor. bütün şifreleri çözülmüş, onca yazar anlatmaktan dillerinde tüy bitmiş ama kör ideolojileri gözlerini kör etmiş hiç birini görmüyorlar, gelip buralarda soruyorlar bilen varsa anlatsın diye. Bu ideoloji sanki aynı bir din gibi. ideolojilerine toz kondurmuyorlar, inançlarında bir kusur görecek gibi olsalar dünyaları başlarına yıkılacakmış gibi oluyorlar.

      yalan mı?

      yalansa çıksın biri yalan desin.

      • Haklısı’nız Baran kardeş! Türkiye’nin can damarlarını kurutmak için her türlü fırıldağı cevirenleri görmiyorlar guya Erdoğani eleştiriyorlar.
        Türkiyede adam gibi muhalefet olsaidi! 15 Temmuz darbesinden sonra “gel bakalım bunun sorumlusu sen ve ekibindir, bunlar darbe hazırlığı yaparken senin MİT neredeydi?
        Ordunun Başının neden haberi olmadı?
        Darbe başlaması ile birlikte on binlerce asker sivil suçlu listelerini hemen 3/4 saat içerisinde kimler hazırladi?
        Ve neye dayanarak hazırladılar?
        Bu suçlulari nasıl bu kadar çabuk tesbit ettiniz?
        Madem bu kadar istihbaratınız kuvvetliydi’de darbeden neden haberiniz olmadı?

        Muhalefet bu iftiralara bunlardan daha fazla sahip çıktı,
        Nasıl olsa salla başını al mââşını.
        Demekki doğruyu 9 köyden kovarlar lafı bunlar ve trolleri için söylenmiş?
        Allaha emanet olun.

  6. Sayın H Gayret !
    1- Tepkiniz tespitimin isabetini gösteriyor.
    2- Çamlıca Camiine gelirsek;
    – Maliyeti 100 milyon dolar
    – Bugünkü kurlar ile 685 milyon TL
    -Sizin söyleminizle bu parayı “elin gavurundan ” alıyoruz.
    -Dünyanın en yüksek faizlerinden ödüyoruz.
    -Dünyanın en yüksek CDS lerini ödüyoruz.Umarım CDS nedir biliyorsunuz dur.Biliyorsanız bugün itibariyle 5 yıllık CDS miz 516 . Yunanistanın ise 154.

  7. Sayın Yazar, Sayın Yorumcular,
    niçin, bir defa da, algılar içinde mi yüzüyorum acaba? gibi bir soru sormaz insan kendine. Her şeyden önce bağımsız bir ülke olduğunuzu düşünmelisiniz. Alınan tüm resmi kararları, seçmiş olup olmaman önemli değil (Bu demokrasinin önemli koşullarından biri) kendi devletinin aldığı kabulünden hareket etmelisiniz. Hayran olduğunuz diğer ülke seçmenleri aynen böyle yapıyor.
    Resmi kararlara ilişkin aklının bir köşesinde bunu engelleyen bir tek “fikir kırıntısı” varsa dahi, işte o zaman yukarıda anılan soruyu kendine yöneltmek durumundasın. “Ben neden hep başkalarının önüme koyduğu bir şeyi yiyorum?” “Ben neden başkaları ne der diye doğru bildiklerimi yapmakta tereddüt ediyorum?” Benim ülkem bağımsız değil mi? Ülkeler küreselleşti ama „dünya ağalarının“ kendilerine has değerleri sıkı sıkı korurken, benim ülkeme ait değerlere ilişkin konulara birileri niçin hep müdahale ediyor. Niçin ben onlara destek olma durumunda kalıyorum.
    Baba Bush’un açtığı yolda ilerleyen oğul Bush boşuna mı bilmem kaçıncı “Haçlı Seferi” başlatıyorum dedi. ”Terörizme karşı bu Haçlı Seferi, bu savaş zaman alacaktır. Amerikalılar sabırlı olmalıdır. 17.09.2001”. O günden bugüne 20 yıl geçmedi: Afganistan yerle bir, Irak yok gibi, Suriye malum (öncesinde bu bölgede yapılan savaşlar sonucu değişen haritalar konumuz değil.) Ee, Türkiye rahat mı bırakıldı. Demokratik seçimlerin yapıldığı tek Müslüman ülke. Hayır. Bu yazıları okuyan olursa, yaşı uygun demektir. Bilir. Her şey gözü önünde cereyan etti.
    Konu şu; batı dünyasından sadece bir iki meşhuru okumuşsanız, buarda yazılanları çok anlamayabilirsiniz. Batılılar, Avrupa sınırlarının nerede başlayıp nerede bittiğini tartışırken hep Roma İmparatorluğu sınırlarını dikkate alarak bir Avrupa Kültür Havzası haritası çıkarmaktadır. Bir çoğu da ileri giderek Anadolu’nun da içinde olduğu bölgelerin “Avrupa” olması gerektiğini savunmaktadır. Yani tarihi sınırların Avrupa’nın asli sınırları olduğunda hemen hemen sizin okumadığınız meşhurları hemfikir. Bu hedefe ne zaman ulaşırlar, bilinmez ama, dini iktisadi, kültürel değerlere verilen ağırlık, özellikle de toplumu derinden etkileyen „ithal algıların“ yerleşme hızına bakarak herkes kendi tahminini yapabilir.
    Yani kısaca, Türkler geldikleri yere gitsin. Bunun için Balkanları boşalttık. Orta Doğuyu dışta bırakıyorum. Konu burada Türkiye. Bu isteği aklı başında ve sayıları bu fikri savunanların çok üstünde olan medeni Avrupa aydını ve vatandaşı destekler mi ayrı bir soru. Ancak unutma, güç ve silah! kötülerin elinde.
    Söyleyecek sözünüz yoksa, Amerika’ya yerleşmiş tüm Avrupalılar ve köle yapılmış siyahiler o toprakları İnka’ların ve Kızıl derililerin torunlarına sessizce bırakıp geri dönsünler. O zaman, Türklerden Ortaasya’ya yeniden göç etmeleri istenebilir. Karşı savunmanızı ancak bu mantık! üzerinden yaparsanız taşlar yerine oturur.
    Bu emperyalistlerin, Faşistlerin ve kolonyal güçlerin ekmeğine, mantıklı ancak hiç bir kıymeti harbiyesi olmayan fikirlerinizle yağ sürmekten vaz geçin. Onları asla memnun edemezsiniz. Sizin, yani onların yarattığı algıyı dahi savunanlar, onlar için bir hiç mertebesindedir.
    Selamlarımla

    • Eğitimin dünyanın en sonlarında, yargı tamamen siyasallaşmış ve siyasallaştıranların bile güvenmediği bir durumda ise, ekonomi öncelikle matematik ve istatistiklele ölçülür, istatistik bilgiler masada uyduruluyor ve ülke gerçekleri ile örtüşmüyorsa, kırmızı çizgilerin kadınların yılbaşı kırmızı kilotlarına dönmüşse, tüm komşularınla papaz, tüm uluslarası kurumlarla sorunlu, pasaportunun Dünya’nın önde gelen devletlerinde kıymeti harbiyesi yok, vizesiz bu ülkelere gidemiyorsan, gidebildiğin her yerde ikinci değil üçüncü dünya ülkesi muamelesine maruz kalıyorsan, siz hangi algıdan söz ediyorsunuz? Algının ağababasını yalan bilgilerle, hayali senaryolarla, kurgu düşmanlar yaratıp adeta tavşana bak muamelesi ile bizi salak yerine koyduğunu sananlar yapıyor. Her yanlışı sehven yaparlar, dış mihrakların işidir, eski ortakları Fetödür, 70 yıldır ülke yönetiminde olmayan, çıkarılan 1000 kanunun 10 tanesinde imzası olmayan CHP dir. Üretim durmuş, tarımı yandaş besleme teşvikleri ile samanı bile ithal eder duruma getirmişiz, tüm fabrika ve tesisleri satmışız, devletin gönüllü vergi toplama aracı milli piyangoyu bile, yapıldığı söylenen tüm yol, köprü ve havaalanlarının borçlarını kullanılsın kullanılmasın yıllarca ödeyeceğiz.

    • İhsan bey. Yazınızı okuduktan sonra sizde ileri düzeyde bir özgüven eksikliği olduğu sonucuna vardım. Bizim bir endişemiz yok bir sorun çıkarsa da savaşırız. Dinciler ise ancak cenazemizde Arapça dualar okur, onlar savaşmazlar. Erdoğan Tunceli’den 1 milletvekili çıkarabilmek için Dersim harekatını da kötülemiş ve özür dilemişti. İki de bir Kurtuluş Savaşımızın kahramanı ve T.C. Devletimizin kurucusu M.K.Atatürk’e laf sokuşturuyor.

      Kısacası verdiğiniz örnekler fena değil de muhatabınızı yanlış seçmişsiniz.

    • İhsan bey türklerin anayurdu orta–asya değil minör asyadır; sürekli akdeniz kıyılarında kışlayıp karadeniz etrafında yaylamışızdır ama çıkış noktamız anadoludur; etrüsklerden beridir yerliyiz biz, kimi nere göç ettiriyorlarmış? Gelip geçtiğimiz yayla yoları da türkün öz malıdır ama anayurdumuz türkiyedir yani…

  8. Bu seneki Kpss sorusu
    Türkiye de Ayasofyanın camiye çevrilmesine karşı çıkanlar kim ve neye karşı çıkıyorlar?

    A) Dini hassasiyetleri o kadar yüksek ki İslami duyarlılık yara aldığını endişesi taşıyanlar
    B)Veya kiliseye dönmesini bekleyen bir hristiyan vatandaş
    C)Veya Atatürkün imzası bulunan bir kararın, tersi istikamette bir karar alındığı için
    D)Veya Müzelerin azalması endişesi taşıyanlar
    E) Dünyanın her tarafı mescittir. Camiye gerek yok diyenler.
    F)Ateist olup bütün dinlere karşızıyız diyenler
    G)Konjoktür deyip açılmamalıydı diyenler
    H)Tayyip Erdoğan açılmasına vesile olduğu için
    I) Yunanistanla aramız açılacak endişesi taşıyanlar.
    İ) Arap dünyası da bak karşı çıkıyor diyenler

    Ben yıllardır açılmasını bekleyenlerdenim. Keşke müzeye çevrilmese, Hem cami hem müze olarak devam etseydi.Eminim burdaki yazan çoğu yorumcular da açılmasını istiyorlardı.Abi niye karşısınız ki.Az çok tahmin ediliyor. Kim açtıysa açtı.Hayırlı olsun.Keşke Chp önerge verseydi onlara nasip olsaydı. keşke Özal açsaydı.Keşke Cumhurbaşkanı olduğu zaman Abdullah Gül açsaydı.Keşke başbakan olduğu zaman Davutoğlu açsaydı.Keşke rahmetli Erbakan Hoca açsaydı.
    Şu anda Ayasofya nın açılmasına karşı çıkan hiç bir siyasi parti veya lideri yok.Hepsi destekliyor. Allah onlardan da razı olsun.
    Bildiğim kadarıyla da Müze olarak gezmek isteyenlere de açık olacak.Hiristiyan dünyası da mabed olarak açık olmasını istiyordur. Cami olarak gelip ziyaret etsinler.

  9. Yorumların birinde ,Kudüs Hz.Ömer e teslim oldu,Ayasofya kılıçla alındı;ikisin statüsü aynı değil diye yazılmış.Konu ile ilgili ayet:bu ayette Allah bütün insanalrın Zatının indinde eşit olduğunu buyuruyor:«Ey insanlar! Doğrusu,biz sizi bir erkek ve bir dişi­den yarattık. Birbirlerinizle tanışasınız(toplum hayatı yaşayasınız) diye sizleri milletlere ve soylara böldük. Allahkatında en değerli olanınız, hiç şüphesiz O’nun yasaklarından  en çok kaçınanınız, emirlerine de en çokyapışanınızdır.»Hucurât sûre­si 13. âyet).Diğer ayetler:
    “Sana savaş ganimetlerinden sorarlar; de ki: Ganimetler, Allah’ın ve Resulunundur.” (Enfâl suresi, 1.ayet).
    ”…bilin ki ganimet aldığınız şeylerin beşte biri, Allah’a, Resulune ve (Resul ile) akrabalığı bulunanlara, yetimlere, yoksullara ve yolculara aittir…”(Enfâl suresi,41.ayet; Âl-i İmrân suresi,161çayet;Nisâ suresi, 94.ayet; Ahzâb suresi,50.ayet;Fetih suresi,15-19-20.ayetler). Konu ile ilgili hadisler:”Şarkta ve Garpta yaşayan tüm Hristiyanların dinleri, kiliseleri, canları, ırzları ve malları Allah’ın, Peygamber’in ve tüm müminlerin himayesindedir. Nasraniyet dini üzere yaşayanlardan hiç kimse kerhen İslam’a icbar edilmeyecektir. Hristiyanlardan birisi herhangi bir cinayete veya haksızlığa maruz kalırsa Müslümanlar ona yardım etmek zorundadırlar.” maddelerini yazdırdıktan sonra: “Ehl-i Kitap ile ancak en güzel yöntemlerle mücadele edin…”(Ankebut, 29/46) ayetini okudu. [İbn Hişam, Ebu Muhammed Abdulmelik, (v.218/834), es-Siretü’n-Nebeviyye, Daru’t-Turasi’l-Arabiyye, Beyrut, 1396/1971, IV/241-242; Hamidullah, el-Vesaik, s.154-155, No.96-97; Doğu Batı kaynaklarında birlikte yaşama, s.95].

    “Bir zimmiyi (sorumluluk altına alınan kişi) haksız yere öldüren cennetin kokusunu duyamaz. Halbuki onun kokusunu kırk yıllık yoldan duyabilir.” (Buhari, Cizye, 5).
    “Kim bir muahide /zımmiye zulmeder veya gücünün üstünde bir iş yükler ya da zorla ondan bir şey alırsa kıyamet günü ben onun hasmıyım.” (Ebu Davud, Harac, 31-33.)
    “Kim bir zimmiye zulmetse veya gücünün üstünde bir mükellefiyet yüklese, ben onun hasmıyım.” (Ebu Yusuf, Kitabu’l-Harac, Matbaatu’s-Selefiye, 1397 h. Kahire, s.135).
    “Kim bir zimmiye eziyet ederse ben onun davacısıyım. Ben kime (bu dünyada) davacı olursam, kıyamet gününde de davacı olurum.” (Acluni, Keşfu’l-Hafa’ II, 218).

    Ünlü müfessir Fahreddin-i Razi, Tefsir-i Kebir’inde: “Din ve iman müstesna tutulmak kaydıyla, bir Müslümanın bir gayr-i müslimi hafife almasını, ona karşı böbürlenmesini caiz görmemekte ve insanların iman ve küfür haricinde diğer övülen sıfatlar itibarıyla müşterek olduğunu” ifade etmektedir. (Fahreddin-i Razi, Tefsir-i Kebir, c. 28, s.138).
    “Hepiniz çobansınız ve her çoban bakmakla yükümlü olduğu varlıklardan sorumludur.”(İmam Buhari-İmam Müslim).

    Hz. Peygamber (S.A.V.) Beni Haris b. Kab üskufu ile Necran üskuflarına gönderdiği emannamede de mabetler hakkındaki garantiyi tekrarlamıştır. (İbn Sa’d, I, 266)
    “Her kim ki bizim zımmimizdir, onun kanı bizimki kadar kutsaldır, malları bizim mallarımız kadar tecavüzden masundur.” dedi. Başka bir kaynakta, Hz. Ali’nin şöyle dediği naklediliyor: “Zımmi durumunu açıkça kabul edenlerin malları ve hayatları bizimki (yani Müslümanlarınki) gibi kutsaldır.” (İslamda Devlet Nizamı, Ebu-l A’la-El Mevdudi, Hilal Yayınları, 1967, s. 76)

    Ünlü müfessir Fahreddin-i Razi, Tefsir-i Kebir’inde: “Din ve iman müstesna tutulmak kaydıyla, bir Müslümanın bir gayr-i müslimi hafife almasını, ona karşı böbürlenmesini caiz görmemekte ve insanların iman ve küfür haricinde diğer övülen sıfatlar itibarıyla müşterek olduğunu” ifade etmektedir. (Fahreddin-i Razi, Tefsir-i Kebir, c. 28, s.138)
    ”Hepiniz çobansınız ve her çoban bakmakla yükümlü olduğu varlıklardan sorumludur.”(İmam Buhari-İmam Müslim).
    “Askerlerinizin bozgunculuk (fesat) yapmasına engel olun! Çünkü fesat çıkaran her ordunun kalbine Allah bir korku salar. Askerlerinizi hıyanetten sakındırın! Çünkü hıyanette, çalıp çırpmada bulunan her ordunun başına Allah bir başka belayı gönderir. Yine askerinizi zinadan alıkoyun! Çünkü Allah, zina yapan her askere ölüm ve salgın musallat eder.” (Mâverdi, Ebu’l-Hasen Ali b. Muhammed, el-Ahkâmu’s-Sultâniyye, Beyrut ts., s. 54)
    Mabetler ganimet veya bazılarının iddia etiği gibi kılıç hakkı olmaz.Kılıç hakkı diye bir şey yoktur.
    Buna delil olan hadis:
    “Yaşlılara, kadınlara, çocuklara, kendisini ibadete vermiş ruhbanlara ve mabetlere ilişmeyiniz! Ağaçları yakmayınız! Hayvanlara dokunmayınız! Ve servetleri heder etmeyiniz.” (Ahmed b. Hanbel, 1/300; Ebû Davud, Cihad 90, 121).Görülüyor ki gayri müslümlerin müslümanlar gibi hakları vardır.Hiçbir surette hiçbir gayri mülümin can-mal-ırzlarına ve ve ibadethanelerine dokunulamaz.İslamda kılıç hakkı yoktur.Biz o kiliseyi vakıf malı yaptık bizimdir de diyemezsiniz.Ayasaofya müze edilmişti.Biz kiliseyi değil,müzeyi camiye çevirdik deme hakkıınz da yok.Ayet ve hadislerde Allah ın hukuku açıktır.Allah ın hukunu çeşitli bahane ve dalaverelerle de çiğneyemezsiniz.Allah ın hukukunu uymak zorunluluğu vardır.Saygılar.

  10. Ömer veya Halid bin Velid çok önemli tarihi şahsiyetler. Dolayısıyla güncel bir konunun benzeri için nasıl bir karar vermişler diye örneklenmesi makuldür. Fakat onların verdikleri kararın mutlak doğru diye değerlendirilmesi yanlıştır. Aynı şekilde Fatih Sultan Mehmet’in de Atatürk’ün de her aldığı karar doğrudur denemez. İnsanlar bazen yanlış veya doğruluğu az kararlar da verebilirler.

    Fakat Recep Tayyip Erdoğan hiçbir konuda yanlış bir karar alamaz !

  11. Dinci-dinbaz takımı hatta bazı samimi Müslümanlar, Erdoğan’ın birbiri ile çelişen açıklamalarını nasıl izah ediyorlar? Erdoğan’ın tutarsız söz ve davranışlarına yüzlerce örnek verilebilir sadece güncel olanı hatırlatayım. Ayasofya’nın cami olarak ibadete açılmasını isteyenlere 2017 yılında “Siz önce Sultanahmet’i doldurun, ayrıca bu işin uluslararası boyutu var, yurt dışındaki camilerimize misilleme yapabilirler” demişti. Şimdi ise tam tersini yapıyor.

    Büyük ölçüde yozlaştırılmış geleneksel-kültürel dinde eskiden beri ‘nasih-mensuh’ inancı var. Buna göre bir Kuran ayetindeki hüküm daha sonra gelen bir ayet ile geçersiz kılınabilir. Bu durumda geçersiz kılınan eski hüküm ‘mensuh’, onu geçersiz kılan yeni hüküm de ‘nasih’ diye anılır ve bu işleme ‘Nesh’ denir. Allah’ın bir Kutsal kitabını indirdiği dönemde bazı ayetleri beğenmeyip yenisini gönderebileceğine inananların tutarlı olmak gibi bir endişelerinin olmaması da doğaldır.

    İşte böylesine sapkın kültürel dini inancı olanların “ulul-emr”in bazı hükümleri kısa bir süre sonra tersine çevirmesini normal karşılamasına şaşırmamak gerekir. Zira bunlar Kuran-akıl-dürüstlük Müslümanı değil gelenek-görenek Müslümanıdırlar. Bunların içinde dürüst olup akıllarını yeterince kullanmayanlar da var maalesef.

  12. Bir “DEVLET”adamı, ilk başta dış devletler ile ilişgilerinde!
    Ülkesini temsil ettiğini unutmamalı… ayrıcada o ülkelerin halkını ve yöneticilerini iyi tanımalı’ki hem kendini hemde ülkesini onlara karşı CAHİL durumuna düşürmemesi gerekırk.
    Bizim başkan ARAP alemi’nin yeniden desteğini kazanama yollarını ariyor…
    Hani İSLAM ALEMINE HALIFE OLACAK, etrafındaki Babacan, Gül, Davutoğlu, gibi zilletler ve vatan hainlerinden kurtardıktan sonra, Arap alemini kaip etti. Önce onlara meydan okudu bağırdı, çağırdı, ne yaptı ise bir türlü başaramadı! Başarmak şöyle dursun dostları olan gazeteciyi hemde Erdoğanın memleketinde yok ettiler ve maşalrıde aff ettiler.
    Erdoğan, bu seferde! Arapları ve batıyı kandırmak için Ayasofayi ortaya attı.
    Dedim ya kendisini çok akıllı zannettiği için bu kez hem batıyı hemde Arapların gönüllerini hoş etmek için, iki dilde batı ve Arap alemlerine adeta hikayeler anlatır gibi onların kendi dillerinde ayri ayri bilgileendirmışşş İNGİLİZCE VE ARAPÇA
    Herhalde çok bilmişlıkten dolayı olsa gerek…. Arap ülkelerinde üst düzey yetkililer şöyle dursun sıradan vatandaşları ve çocukları dahi İngilizce biliyor.
    Kalkmış Ayasofyayi neden camiye çevirdiğini
    Batıya başka Arap dünyasına başka. Anlatiyor…
    Birşey daha unutmuş “KURAN’I KERIM’IN” ve hadis kitaplarının! ARAPÇA olduğunu:)))
    Benim bildiğim kadarı ile İslamda gayri müslümlerin mâbetlerine dokunulmaması tavsye ediliyor.
    Aşağıdakı tercümeler, HDP millet vekiline ait!

    “Erdoğan’ın İngilizce ve Arapça yazılmış Ayasofya mesajları arasındaki fark.

    “Önce İngilizce mesaj:
    “Ayasofya’nın kapıları, tüm camilerimizde olduğu gibi ister yabancı ister yerli, Müslüman veya Müslüman olmayan herkese açık olacak, Ayasofya evrensel bir dünya mirasıdır, insanlık mirasıdır. Kararımızla ilgili olarak eleştirilere, karşı çıkışlara da egemenlik hakkımızı ihlal etmedikçe kabulümüzdür bunlar.“

    “Erdoğan’a ait Arapça twitter hesabından atılan mesaj ise şöyle!
    “Ayasofya’nın yeniden ihya edilmesi Mescid-i Aksa’nın özgürleştirilmesinin müjdesidir. Ayasofya’nın ihya edilmesi dünyanın her yerinde karanlık çağlardan çıkış için Müslümanlar için yeni bir başlangıçtır; gecikmiş yeniden bir diriliştir. Türkiye’nin son dönemlerde bu coğrafyada, bu zamanda attığı her adımla edilgen değil, etken bir özne olduğunu ispatlamıştır. Allahu Teala’nın izniyle bilinen hedefimize ulaşmak için buna ulaşmak için bu mübarek yoldaki yolculuğumuza hiç durmadan, yorulmadan ve sıkılmadan azmim şahsım olarak fedakarlık ve ısrarla devam edeceğiz.”

  13. H. Gayret o Arap şeyhleri öldü. Şimdi onların torunları var.Her suç bireyseldir yani işleyen sorumludur. Hep Araplar bizi arkadan vurdu diye algı var. Burada ırk önemli değil. İnsan insalığını kaybederse tüm zalimliği yapar.

    • Alibey yok hala aynı şeyhler işbaşındalar, elçilik binalarının için gasteci doğrayıp yok ediyorlar, basbaya yeni nesil çoluk çocuk aynı şeyhlerin soyu bu suudiler…

  14. Malazgirtte ordumuzun içinde hem ermeniler hem de kürtler vardı ve omuz omuza bizansa karşı savaştık, çanakkalede yine aynısıydı…
    İstanbulun fethinde ordumuzda başka kimler vardı bilmiyorum ama arapların filan olmadığını herkes biliyordur herhalde değil mi?
    Yani ayasofyayı ne yapacağımıza biz karar veririz!
    Yoksa fahrettin paşa kabeyi ingilize karşı cansiperane savunurken gavurla bir olup bize saldıran arap şeyhlerinin besleme basını mı karar verecekti?

    Tövbe tövbe…

    • H.Gayret fena açık verdin, dikkat et !
      1. Senin Reis’in sahip olduğu kültür Araplara “kavm-i necip” der askere bile almazdı. Türkler savaşırdı.
      2. Senin mantığına göre Malazgirt’te Ermeniler ve Kürt’lerle birlikte savaşıp Anadolu’ya girmişiz. Yani Kürt milliyetçilerinin tezi doğru mu demek mi istiyorsun?

      • Evet, benim mantığım diye bişey yok, tarih bu; ayrıca kürt ırkçılarının anadolunun fethinde silah arkadaşlığımızdan rahatsız olduklarını da hiç duymadım.
        Doğrudur, tahtadan maşa araptan paşa olmaz derler; askerliğe alınmayan adamı kim ne yapsın?
        Yalnız suriyede ve libyada beraber savaştığımız arap kökenli türkler gayet yiğit savaşçılardır, onlara selam olsun…

    • H Gayret! Ablacığım, iyi tamam haklısında; yalnız Erdoğan Araplari neden bu kadar çok seviyor?
      İsrail ve batıya Filistinliler içın Netennahyu’nun dediği gibi ” Erdoğan õnceleri bana her iki saatte bir şu an azaldı, her 6 saate bir,” eeeyyy zalimler, katiller; diye bağiran Erdoğan!
      ÇIN ZÜLMÜ altında inim inim inleyen UYGUR TÜRKLERI İÇİN! Çin hükümetine! Neden tek kelime laf etmiyor?

      Değerli kardeşim! Birşey daha hatırlatmak istiyorum Bilal, ve kardeşleride Arap sayılılır; first lady Emine hanım onların ANALARI ve kendiside Arap.
      Bak bizim memleketin kaymağını yiyenlerde Araplar değilmi?
      Hangi Türk 1157 odali sarayda yaşiyor?
      Ama gõzümüz yok. Bizler istesek dahi yüce yaratıcımız bizlere kul hakkı nasim etmesi. Amin.

      Atalarımız ne demiş? “Kendi gõzündeki çõpü görmiyor başkasının gõzündeki dikeni görüyor.”
      Bir milleti Aşağılamadan önce kimi savunduğuna bak.
      Siz Arapları savunacam diye gene Arapları kötüliyorsunuz🤫🤭
      Neyise ablalar kardeşlerini her zaman sever,
      bu vesile ile ablaniz tarafından õpüldünüz.
      Hoşca kalın.

      • Nurdan abla, şimdi bizim ırkçılığımızda başka milletleri kötülemek ya küçümsemek yoktur; biz insan olanla oturur çay içeriz, adamsa kız bile alır veririz.
        Bir tek türk milletinin yüceliğini biliriz.
        Kötü halk yoktur, her millet özünde iyidir, sadece kötü şahıslar vardır.
        Bir de devlet büyüklerimize ve mahremine dil uzatmak size yakışmaz.
        Öptüm ablacım:)

  15. Kudüs’ün İslam orduları tarafından kuşatılmasından sonra şehrin anahtarının bizzat Hz. Ömer’e teslim edilmesi ve Kıyame Kilisesi’nin Hz. Ömer tarafından statüsünün muhafazası ile Ayasofya’nın,savaşarak direnen Bizans’ın fethinden sonra camiye çevrilmesi İslam hukukuna ve hatta o günün savaş geleneklerine göre aynı mıdır?
    Sn. Koru,yazısında bu önemli farkı zikretmiyor!
    Dönemin uleması Ayasofya için ne yorum yapmıştır,varsa Sn. Koru kaynak gösterse de meraklıları faydalansa…

  16. Bugün yazmaya nerden başlasam diye epey düşündüm.
    – Acaba, serdar turhana yine “teşekkür” ederek mi, dini bir konuda sayın korunun ezber bozan yazısından mı, islamcı okurların ezberlerinin bu kadar kolay bozulmasını görmenin şaşkınlığından mı, okurların farklı ve güzel değerlendirmelerinden mi, dün 2 kez düzeltmeye çalıştığım ama bir türlü düzeltmeyi beceremediğim dünkü yazımının ilk satırındaki “ben şu akp ve rte bölümüne takılı kaldım.” cümlesini “ben şu gülenciler ve rte bölümüne takılı kaldım” olarak değiştirerek mi, yoksa aslında bir süredir yazmak istediğim eğitim ve sağlık ile ilgili konudan mı?
    – Ayasofya kararı ile ilgili hukuksal durum hakkında bir-iki okur gazete duvarda çıkan yazıdan bahsetmiş. Yazıyı okumadım. muhtemelen yılmaz özdilin yazdığı yazı ile aynı doğrultudadır.
    – Ben burda yılmaz özdilin konu hakkındaki linkini vereceğim. Özdil, pekçok türkün mülkiyenin bu kararla riske gireceğini, türk devletinin tazminat ödeyebileceğini yazmış.
    – Yılmaz özdil, hükümet maske dağıtmaya karar verdiğinde de, ptt ile maske dağıtılamayacağını yazmıştı. Yani, yazısı, özellikle osmanlı tapusuna göre, mülkü kendinde olmayabilecek kişiler açısından ve tabii tazminat gündeme gelirse, s-400, trt, vakıfbank yönetim kurulu üyesi maaşı, şehir hastaneleri, avrasya tüneli gibi soygunlara ek bir külfet daha bineceği için hepimiz açısından önemli.
    – Konuyla ilgili daha önce de, osmanlı tapusunun elinde olduğunu iddia eden ve mülklerin kendisine verilmesini isteyen çeşitli davalar açılmış. bu nedenle bu konu pek ihmal edilecek bir konu değil. Ayrıca, ayasofya vakfı ile ilgili verilen kararın emsal olması ve nerdeyse türkiyede herkesin mülkünü kaybetme riski var. Olmaz olmaz demeyin. dış mihraklar ister akp yapar.
    https://www.sozcu.com.tr/2020/yazarlar/yilmaz-ozdil/can-allahin-mulk-padisahin-2-5933672/?utm_source=yazarlar&utm_campaign=diger_yazilar&utm_medium=diger

    • İlave! okurların, hz. ömer adı geçince doğrularının nasıl kolayca değişebildiği olgusu da üzerinde düşünülmeye, yazılmaya, tartışılmaya değer bir konu.
      – Keşke, ekmeği azaltmamız öğütlenmeseydi. Normal düşünebilmemiz için daha çok ekmek yememiz gerekiyor.

  17. AKP hükümetinin Ayasofya konusunda ki söylemleini hatırlayın.Başta Erdoğan olmak üzere;bakan,vekil,yazar-çizer takımı hep şunları ileri sürdü:Ayasofya egemelik hakkımızdır istersek camiye çeviririz,kılıç hakkımızdır,Fatih vakfının malıdir,1453 ten 1934 e kadar cami idi,Ayasofya nın camiye çevrilmesi bizim yüz yıllık hayalimzidi,biz Ayasofya nın camiden müzeye çevrilmesine karşı kafa tuttuk hristiyanlara kafa tutumuyoruz vs.vs.Şimdi de Ayasofya yı müzeden camiye çevirdik kıvırmalarını söylüyorlar.Ayasofya İlk yapıldığı andan beri yaklaşık bin yıl Kilise idi.Yani şimdi hristiyan dünyasında kiliseye çevrilen camilerin önce kiliseye,sonra müzeye sonra tekrar kiliseye çevirmedikleri için hristiyanlar haksız mı oldular?Türkiye Ayasofya yı önce camiye sonra müzeye,sonra da tekrar camiye çevirdi diye haklı mı oluyorlar?Osmanlı ,Ayasofya Kilisesini Vakıf malı ilan ettiler diye haklı mı oluyor?Hristiyan dünyası;camileri önce kilisenin vakıf malı ilan edip kiliseye ,sonra müzeye daha sonra tekrar kiliseye dönüştürseydi ;siz AKP cebahı nasıl tepki verirdiniz?Mesela Ayasofya nın dibindeki Süleymaniye Camisini ,sizin yaptığınız gibi aynı yolu izleyip kiliseye çevirseler, AKP hükümeti ve tarftarlarının tepkisi ne olurdu?AKP her alanda olduğu gibi,Asyasofya konusunda da tutarlı ve hukuki davranış sergilemiyor.Bir söylemi diğer söylemi ile çelişiyor.Saygılar.

  18. Sayın koru “ Ayasofya yeniden cami oldu.. “Neden Ayasofya?”, “Neden şimdi?” sorularına cevabımdır…”
    Yazısında onun içinde Ayasofya nın bir kızıl elma olduğunu belirtiyor
    Bu durumda. Sayın koru da sonradan hidayete erip aslında bu işlemin islama ters olduğunu idrak etmiş
    Sorum ;hangi tarihten şuibaren bu fikir değişikliğine gittiğidir .Bu fikir değişikliği için hangi önemli dönüşüm ve aydınlanma yaşadığıdır
    Bu bize burada hem islamcıyım deyip hemde Ayasofya ya üzülen kişilerin (sahte hesaplar değilse bir sürü yorumcu var) nasıl bir başkalaşım geçirdiklerini anlamamıza yarayacak
    Syg

    • Elhamdülillah müslümanız. Fakat çok şükür islamcı değiliz. Geçirdiğimiz başkalaşım, geleneksel dinin büyük ölçüde yozlaştırılmış olduğunu fark edip gerçek dine (Kuran’a) yönelmemizden kaynaklanıyor. Sizin de hidayete ermeniz için duacı olacağım.

      • sayın mim! işi uzatıyorsunuz.
        Serdar Turhana bir tarih söyleseniz ne olur. garibin isteği yerine gelsin.
        – hem nasıl başkalaşım geçirdiğinizi öğrenmek istemiyor musunuz?

        • Sen bir şey söylemesen de olur bu Üsluba evrilmiş (garip vs ) birinin başkalaşımı umrumda değil
          Çünkü nasıl başkalaşım geçirdiklerini iyi biliyorum
          “Haçlılar namusunuza dokunmaz “ diyebilecek başkalaşımın dumanı tütüyor

      • Ben Sn koru ya sormuştum ama size de soralım çünkü eskiden koru nun ne düşündüğünü biliyordum şimdi fikir değiştirmiş
        Siz de kuran a yönelip fikir değiştirenlerden misiniz hangi tarihten itibaren

  19. Dini anne ve babasindan ogrenenlerinin her konuda sasirmalarindan daha dogal ne olabilir her sene orucu neyin bozup bozmadigini ogrenmeye calisan bir seviyenin tarihteki uygulamalarla ilgili bir fikri olamaz. Sahabe uygulamalari ile dedelerinin uygulamalarini gorunce dedelerinin uygulamalarini seçer. Fatih büyük bir sultandir ama bir Hz.Omer degildir.

    • Hooop yavaş ömer bey! Fatih peygamber damadı değildir amma peygamberin övdüğü türk başbuğudur! Başkomutanımız ise her ikisinin vasiyetini birden yerine getirmiştir elhamdülillah!!!

  20. Türkiye ile islam dünyası arasındaki mesafe açılıyormuş, doğrudur.

    Bugün islam dünyasını oluşturan ülkelerin başında islam olmayan insanlar var da ondan. Dış güçlere bağımlı olan biz sizi korumasak yerinizde yarım gün kalamazsınız öyleyse bize ödeme yapacaksınız söylemine muhatap kalan yönetimlerden bahsediyoruz. Mısırda yirmi binden fazla cami kapatırken üç binden fazla kilise açmış yönetim var. BAE de kendine müslüman bütün ülkeleri karıştırmayı bu ülkelerde fesat çıkarmayı iş edinmiş bir yönetim var mesela. Suudi Arabistan da israilin çıkarlarına hizmet etmeyi tüm müslümanların çıkarlarından daha önemli bulan bir yönetim var maalesef. Dolayısıyla islam dünyası ile aramız açılıyor. Yoksa libya da karşımızda bir BAE bir mısır açıktan bir suudi arabistan gizliden neden olsun. Yani orada neyi paylaşamıyor olabiliriz değil mi???
    Batıda da durum aslında benzerdir, yönetime her zmn bir güç grubunun adamı getirilir. Trump ya da macron elini kolunu sallayarak gelmedi mi… Ülkemizde de belli yerlerden onay almadan gelmek muhaldir. Ayasofya durumun biraz değiştiğinin mesajı olarak görülebilir kiliselerin camilere, camilerin kiliselere çevrilmesi sadece verilen bir mesajdır kullanilan bir sembol dilidir. Hz Ömer zamanında bu mesaj farklı veriliyordu, her zamanın bir ruhu var.
    Bugün bir mesaj vermek kolay altını doldurmak zordur, bana kalırsa artık rüzgarın yönü değişmiştir bir iki sene sonra fark edeceğiz. Ben ülkemizin giderek güçleneceğini öngörüyorum.

    • İslam dünyasının durumunu güzel özetlemişsiniz. Peki geçmişte benzer nedenlerle İslam ülkeleri ile arasına mesafe koyan laik yönetimleri dinsizlikle suçlayan dinciler hakkında ne düşünüyordunuz? Bu soruya cevap vermek için yaşınız tutuyor mu bilmiyorum:)

      Ülkemizin giderek güçleneceği öngörünüzü hangi somut verilere dayandırıyorsunuz. Benim gördüğüm veriler ise tam aksini söylüyor. Cumhuriyet tarihinin en açık pozisyonundayız. İstanbul başta olmak üzere ülkemizin en güzel bazı arsalarını satmak ve ABD’ye hizmet karşılığı yeni borçlar alabilmek dışında hiçbir imkanları kalmadı.

      • ” geçmişte benzer nedenlerle İslam ülkeleri ile arasına mesafe koyan laik yönetimleri dinsizlikle suçlayan dinciler ” dedikten sonra söyleyecek anlamlı ne bulabiliriz sayın mim. Burnunun ucunu göremeyen laik yönetim bir dert, dinini öğrenemeyen dinci yönetim ise başka bir dert, kırk katır kırk satır misali…
        Bu internet çağında kimin yaşı sorun olabilir ki. Her şeye ulaşmak bu kadar mümkünken.
        Geçen yıl dünya çapında bir pandemi öngörseydik en az etkilenen ülkelerden biri oluruz deseydim kesin hangi somut verileri baz alıyorsun diye sorardınız, ama iste herkesin görmediği bir birikim var, genel öngörüm de bu birikim üzerine. Yaklaşık dört yıldır çok düzenli olmasa da sadece bu platforma olmak üzere yorum yazıyorum, ilklerden olan bir yeri desteklemek istemiştim yoksa çok politik değilimdir, nasipse bir iki sene daha yazarım, öngörüm için buralardayım.
        Dine, imana, ahlaka, hukuka, kişi hak ve hürriyetlerine aykırı yapılan hiçbir ihlale rızam yoktur. Haksız hukuksuz arsa satışı başta olmak üzere. Oy verdiğiniz partilerin belediyelerinde durum hiç farklı değilken belediyenin en güzel arsalarını satmak sizin oyunuzu etkiliyor mu?

        • Benim tuttuğum bir parti yoktur. Bugüne kadar eski AKP dahil 8-10 farklı partiye oy vermişimdir (MHP ve HDP yok). Yolsuzluk yapan bir belediyeden de partiden de desteğimi keserim. Ayrıca benim kastettiğim arazi satışları ufak-tefek işler değil. Kanal İstanbul gibi, Atatürk Havalimanı arazisi gibi, güzel kıyılarımızdaki mümtaz beldeler gibi yerlerden bahsediyorum. Geçmişte İBB CHP’li iken bir daire başkanının yaptığı yolsuzluğu sol kesim yıllarca gündemde tutmuş ve CHP’den desteğini çekmişti. Erdoğancı kesimde bu tavrı maalesef göremiyoruz. Çok ahlaksız bir tutum içindeler.

          • Oy verdiğiniz parti demedim zaten sayın mim, oy verdiğiniz partiler dedim, oyunuzun gezdiği bütün partilerde yani hepsinde her kademede benzer olaylar olmakta, ” çapı güce bağlı olarak ” tabi ki değişmektedir, ahlaksız tutumun bir grubun tekelinde olduğunu düşünmek gerçeklikten kopuşla açıklanabilir, başka parametrelerde var tabii ama sözü uzatmaya ne gerek var.

          • Ben ahlaksızlığı sadece bunlar yapıyor demedim ki. İktidarda bulunanların ahlaksızlığını bırakıp muhalefeti eleştirmek sizce mantıklı mı, adil mi? Neden açıkça eleştiremiyor sunuz?

          • Sayın mim, iktidarı açıkça eleştirdiğim onlarca yorumum var, muhalefeti daha çok eleştirdiğim için, iktidara nefretim olmadığı için bazıları tarafından böyle etiketleniyorum, gerçi beni hiç bir şekilde rahatsız etmediğini de belirteyim. Ben bu ülkede bir iktidar sorunundan çok bir muhalefet sorunu görmekteyim, o nedenle daha çok muhalefete yüklenmekteyim, alternatifsiz bir iktidar pervasız olur, bu ülkede güçlü, akıllı, tutarlı bir muhalefet olsaydı kimsenin istediğini yapma lüksü olamazdı değil mi? Öyleyse sorunlarımızın kaynağı alternatifsizliktir yani muhalefettir, evet, iktidarda bulunanların ahlaksızlığını bırakıp muhalefeti elestirmek bu nedenle son derece mantıklıdır ve bana kalırsa daha adildir, bunun net görülmemesine çok şaşırıyorum. Cidden.

          • Küresel gücün BOP planını uygulamak istediği bir dönemde Türkiye’de Erdoğan gibi bir iktidar ve Kılıçdaroğlu gibi bir muhalefet gerekiyordu. Bu dönemde sadece muhalefeti eleştirmek farkında olmadan bu plana hizmet etmektir.

  21. Danıştay’ın ‘Ayasofya davası’ karar metninin “Davalı İdarenin Görüşü” bölümünde Cumhurbaşkanlığının davayla ilgili görüşü şöyle yer alıyor :

    “Davalı (Kapatılan) Başbakanlık tarafından, 1934 yılında yürürlüğe konulan Bakanlar Kurulu Kararına karşı yıllar sonra dava açılamayacağı, davanın süresinde olmadığı; davacının Başbakanlığa ve diğer kurumlara Ayasofya ile ilgili olarak zaman zaman başvurularda bulunduğu, davaya esas başvuru içeriğinin bir öncekinden farksız olduğu, dava konusu Bakanlar Kurulu Kararının iptali hususunda muhtelif davalar açıldığı, yine aynı işleme karşı davacı tarafından daha önce açılan davanın reddedildiği ve bu kararın kesinleştiği, işlem hakkında kesin hüküm bulunduğu; Ayasofya Camii’nin 1470 tarihli Mehmed Han-ı Sanî Bin Murad Han-ı Sanî Vakfı vakfiyesinden olup tapunun 57 pafta, 57 ada, 7 parselinde “türbe, akaret, muvakkithane ve medreseyi müştemil Ayasofya’yı Kebir Camii Şerifi” olarak kayıtlı olduğu, söz konusu Vakfın tüzel kişiliğe sahip bir mazbut vakıf olduğu ve Vakıflar Genel Müdürlüğünce temsil ve idare edildiği; Devlet idaresinin en yüksek karar organı olan Bakanlar Kurulunun idare alanında genel karar organı olduğu, Anayasa ve kanunlarla kendisine ayrıca ve açıkça yetki verilmemiş olsa bile, idare alanında “kanuna dayanmak” ve “Anayasaya ve kanunlara aykırı olmamak” şartıyla istediği her işlemi yapmak konusunda yetkili olduğu; Ayasofya’nın tahsis ve kullanım şeklinin değiştirilmesinin yürütmenin takdirinde olduğu, ulusal ve uluslararası koşullar ile iç hukukumuz çerçevesinde Bakanlar Kurulunca bu konuda her zaman karar alınabileceği, Bakanlar Kurulu Kararında yer alan imzaların sahte olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığı öne sürülerek, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.”

  22. Erdoğan Türkiye sinin, Ayasofya kilileseden değil müzeden camiye çevrildi söylemi gerçekleri örtmek için uydurulmuştur aldatma söylemdir.Siyasi hedef ve maçlarını gizleyen söylemdir.Ayasofya nın Bizans döneminde kilise olarak inşa edildiği ve yaklaşık bin yıl(916 yıl)kilise olarak hizmet verdiği bir gerçektir.İnşaa tarihi olan 1453 ila müzeye dönüştürülmesi tarihi olan 1934 e kadar 481 yıl camiye çevrilmiş olarak kalmıştır.1934 den 2020 ye kadar Müzeye olarak kaldığı süre 86 yıldır. Yani şimdi,Aslen kilise olarak inşa edilen ve 916 yıl kilise olan hristiyanların ibadethanesi Ayasofya ,86 yıllık müzeye çevrilmesi süresinden sonra ,işi katagülleye getiren AKP hükümeti,kelime oyunu yapıyor.Biz kiliseden değil müzeden camiye çevirdik diyor.İslama hukuna uymayan art niyetli tavırlarını laf cambazlığı yaparak gizliyorlar.Ayasofya hiristiyanların ibadethanesidir.Önce camiye sonra müzeye daha sonra tekrar camiye çevirme hamlesi,Ayasofya nın kilise olarak inşa edilmesi ve hristiyanların ibadethanesi olduğu gerçeğini asla yok edemez.Erdoğan Türkiyesi,laf cambazlı yapmasın,lafı dolandırıp kelime oyunu yapmasın.İşin gerçeği,Ayasofya Kilisesi şu veya bu oyunlarla gasp edilmiştir.Hristiyanlara ait Ayasofya kilisesinin, şu veya bu oyunlarla ellerinden alınması islam hukukuna asla uymaz.Hz.Ömer in yaptığı gibi kiliseleri hristiyanların ellerinden almamak duyarlılığı gösterilmesi gerekirdi.Kur an daki ayetler ve sahih hadislerle bellidir ki,gayrimüslümlerin ibadethaneleri sadece onlarındır.Hiç birşekilde ve hiçbir dalavere olmaksızın,hiçbir kelime oyunu yapmadan derhal garimüslüm ibadethaneleri kendilerine geri verilmelidir.Buna Aysofya Kilisesi de dahildir.İslam hukuku bunu gerektirir.Hiçbir şekilde islam hukunu çiğneme veya arkadan dolanmaya hakkınız yok.İslamı kötü gösyermeye hakkınız yok.AKP nin islam hukunu uymayan siyasi emel,hedef ve amaçlarına islam ülkelerinin ve toplumlarının hepsi arka çıksa ve desteklese dahi;slam hukuku daima korunup ayakta tutulmalıdır.Hiç kimsenin, hiçbir şekilde islam hukunu çiğneme hakkı yoktur.Saygılar.

  23. Sayın KORU !
    Oyasofya’yı güya ibadete(daha doğrusu siyasete) açanlara alet olmayın.
    Malum kararı alanların bir amacı da “gündem” oluşturmak.
    Lütfen bir daha Ayasofya!yı gündem konusu etmeyin.

  24. Fehmi bey in geçen haftaki ( Ayasofya yeniden cami oldu.. “Neden Ayasofya?”, “Neden şimdi?” sorularına cevabımdır…) ile ilgili yazısında kendisi cevabı veriyordu aslında.Şöyle diyordu Fehmi bey;

    ***Olanı ve meydana getirdiği sevinç halini anlamakta zorlananlar olabilir; bilinmesinde yarar olan gerçek şudur: Benim de içinde yer aldığım bir kitle için Ayasofya bir tür ‘kızıl elma’ idi.

    Milli-manevi değerler sisteminin ülkeye yeniden hakim olduğunu gösterecek en önemli simge…

    İstiklal Marşı’nda ifadesini bulan ülke ve ülke insanı kimliklerinin ete kemiğe bürünmüş halidir Ayasofya…

    Kararın öncesi ve sonrasında yapılan tartışmalara kulak vermişseniz fark etmişsinizdir: “Müze olarak kalsın” görüşünü savunanlar bile Ayasofya’nın cami olmaktan çıkarılmasının sebeb-i hikmetini anlatmakta zorlanıyorlar.***

    ***Savaştan sonra yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin Osmanlı’dan farklı temel esaslara sahip olduğunu dosta-düşmana göstermeyi hedefleyen bir dizi önemli adım atıldı. ‘Osmanlı kimliği’ yerini alacak yeni bir ‘kimlik’ inşası söz konusuydu.
    Herhalde o karara varmak kolay olmamıştır, ama sonunda Ayasofya o günlerin şartlarının gerektirdiğine inanıldığı için cami olmaktan çıkarıldı.
    Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin dayandırıldığı yeni kararı veren Danıştay’ın, hem de aynı dairesinin, birkaç yıl önce, tam tersi bir görüşten yana olduğu biliniyor. Yapılan başvuruyu o zaman reddetmişti Danıştay.

    Şimdi görüş değiştirmesini, bugünün şartlarının ‘müze’ye dönüştürüldüğü dönemin şartlarından farklı olduğu tespitiyle ilgili sayabiliriz.***

    Fehmi Koru,1934 de Ayasofyanın müzeden camiye çevrilmesini dini olarak değil, zamanın konjonktürüne göre siyaset, 2020 de tekrar müzeden camiye çevrilmesini de siyaset olarak yorumlamıştı

    Konjonktür göre;
    Osmanlının hakim olduğu 18 ülkedeki cami ve türbelerin kiliseye çevrilmesini araştıran bir bilim insanının tesbiti şöyle:
    “Bulgaristan’da 117 cami, 7 tekke-türbe ve 1 medrese kiliseye, 3 saat kulesi çan kulesine; Hırvatistan’da 8 cami, 1 kule kiliseye; Kırım’da 6 cami ve 1 türbe kiliseye, Kosova’da 1 cami kiliseye, 1 saat kulesi çan kulesine, Ukrayna’da 2 cami kiliseye, bir minare çan kulesine, Makedonya’da 3 cami, 2 türbe, 2 saat kulesi kiliseye; Sırbistan’da 15 cami ve 2 türbe kiliseye, Gürcistan ve Azerbaycan’daki 1’er cami Rus işgalinde kiliseye, Bosna Hersek’teki 3 cami Avusturya işgali sırasında kiliseye, Cezayir’de 3 cami Fransız işgalinde kiliseye, Ermenistan’da ise 2 cami kiliseye dönüştürüldü. Güney Kıbrıs’ta 1 çeşme, Moldova’da 4 cami ve Romanya’da da 5 cami kiliseye dönüştürüldü. Macaristan’da 23 cami, 5 türbe, 1 hamam ve 1 mektep kiliseye dönüştürüldü ancak Avrupa’da Türk eserlerini kiliseye dönüştürmeyen tek millet Macarlardır. Orada dönüştürülen eserlerin tamamı Avusturya işgali sırasında gerçekleştirilmiştir.”
    329 yapıdan kiliseye çevrilip “hala faal olan” en çok Türk eserinin, Yunanistan’da bulunduğu bilgisini veren Yılmaz, bu ülkede 74 cami, 19 türbe, 1 imaret ve 2 namazgahın kiliseye çevrildiğini söyledi. Bunların yanı sıra 5 minarenin de çan kulesine dönüştürüldüğünü aktaran Yılmaz, Yunanistan’da toplam 101 eserin dönüştürüldüğünü ifade etti.

    • Ayasofya tarihi ve mimari değeriyle sayılan 329 kiliseye çevrilen camiye eşdeğerdir. Demek ki ödeşmiş sayılırız. Fakat Ayasofya müze iken biz vicdanen 1-0 galiptik şimdi ise 1-1 beraberlik var. Yani vicdan ligindeki üstünlüğümüzü kaybettik.

      Kuran bakımından ise Ayasofya’nın cami olarak kullanılması bir değer ifade etmez. Dünyanın her yeri müminlere mabed kılınmıştır. Süslü mabedlere gereğinden fazla önem verilmesi cahiliye döneminden kalan bir alışkanlıktır.

  25. “Mısır’da yayınlanan El-Ahram gazetesinde de benzer yaklaşıma sahip makaleler var, ancak El-Ahram ‘yarı resmi’ bilindiği için onu önemsemesek de olur.”
    Sayın korunun ince mizahını hep beğenmişimdir;
    Şarkul avsat(adından belli:) gibi bir özgür basın timsali varken elahram da neymiş allaaşkına…

    “Dahası, bu yüzden, Türkiye ile içinde yer aldığı İslam Dünyası arasındaki mesafe de açılıyor.”
    demiş de yazarımız;
    Valla durum zaten böyleyse, o mesafe ne kadar açılsa yeridir yani!

  26. 1934 de Ayasofya’nın camiden müzeye çevrilmesi dinen hayırlara vesile olmuş. Zamanın yöneticilerini dini hassasiyetinden dolayı müzeye çevirmişler zaten. Dini açıdan çok büyük vebalden kurtarmışlar bizleri.
    O zaman ki arap basını yöneticilerimizi arayarak tebrik etmişler. Yaptığınız İslama uygun. Hatta ezan zaten Arapça siz Türksünüz. Ezanın Türkçeye çevrilmesi de dine uygun olur devam edin demişler.

    BAE nin lideri Haife bin Zayed Mısır lideri Sisi. Suud Lideri Selman arap birliğini acil toplantıya çağırıp Türkiye yi İslamiyetten çıkarmaya karar vermişler zaten.

  27. Ben Peygamberimizin hayatını anlatan 5 adet muhtelif kitabı okuma imkanı buldum . Hiç birinde Peygamberimizin bir kiliseyi veya havrayı camiye çevirdiğini okumadım.Ayrıca geçenlerde bir köşe yazısında da bunu teyit eden açıklamalar vardı.Keza şunu belirtmek gerekir ki dünyanın her tarafı mescittir ve her yerde namaz kılınabilir. Ayasofyanın camiye çevrilmesinin namazla uzaktan yakından ilgisi yoktur, cümle alem pekala bunun nedenini bilir.Selam ve saygılarımla

  28. Doğrusu Ayasofya’nın yeniden ibadete açılması üzerine acaba; İslam Peygamberi (a.s) ve halifeleri -Hulefai Raşidin (r.a)- dönemlerinde fethedilen yerlerde başka dinlere ait mabetler camiye çevrilmiş midir veya Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul’un en büyük mabedinin en azından -kılıç hakkı diye- camiye çevrilmesinin İslamın ilk dönem uygulamalarında yeri var mıdır, ya da; peygamber ve sahabe ile tabiin dönemi sonrası İslam uleması tarafından konuya dair “içtihat” örnekleri var mıdır diye sadece aklımdan geçmişti.. Bununla ilgili bir araştırma/bilgi edinme durumunda da olmadım.

    Sn. Koru, Arap basınında konuya dair yazılanlardan mülhem bugünkü yazısında bunu işledi ve ilk defa duyduğum -duymuş olsam da unutmuş olduğum- Hz. Ömer örneği aklımdan geçene müthiş bir cevap niteliğinde oldu. Aklımdan o geçene cevap buldum bulmasına da, şimdiyse; ‘madem İslam’da böyle bir uygulama yok, hazret Sultan Mehmet böyle bir yolu neden izlemiş?’ sorusu takıldı. Aklım; acaba buna, yapılagelen İslami içtihatlar cevaz vermiş olabilir mi? diye sormadan da edemiyor. (Koruy’u okuma ayrıcalığı benim bu aklıma takılana da cevap bulur beklentisindeyim).

    -Eğer İslamda böyle bir uygulama yok ise gücünün doruğunda olan Atatürk Ayasofya’yı neden tekrar kiliseye çevirip(!) işin tam doğru olanını(!) yapmadı?

    -Eğer işin İslami olarak doğrusu -fetihlerle olsa bile- mabetlerin olduğu gibi kalması ise bugün bu hakkı kullanacak ilk kişi, her icraatında/söyleminde “İslamiliği” öne çıkaran Sn. Erdoğan olmalı değil midir: Yani Ayasofya’yı asli hüviyetine kavuşturmalı(mı)dır(!).

    Uçuk sorular..Hem de zor, hatta “bre densiz” dedirtecek sorular. Ama inanın ben ‘İslami olarak doğru olanı nedir?’ ona ulaşmaya çalışıyorum.

    Netice itibariyle Ayasofya bir mabet. Dinle ilgili..Siyasi yönü de vardır elbette.
    Hem dinen hem de siyaseten en güzel bir şekilde nasıl harmanlanır bu konu bilmiyorum ama; işin bir de hukuki yönü var: Bununla ilgili dün, Murat Yetkin’in yönlendirmesiyle doyurucu, güzel bir yazı okudum: Duvar Gazetesinden Ali Duran Topuz’un “Hukuk kovasındaki siyasi taş: Ayasofya” yazısını tavsiye ederim.

    “Bu aş (daha) çok su kaldırır”.

    • hasan bey bakıyorum koruyu okuma ayrıcalığını bitek ev ödevi verirken hatırlıyorsunuz; yoksa akılsağlığı dileyip geçiyorsunuz!
      ama m.yetkine gelince yönlendirmeciliğinden tut da doyuruculuğuna kadar say say bitmiyor yani… üstelik yazdığı veya okuduğunuz bir yazısı bile yokken ortada, bravo diyorum size!

      • Fatih bütün bu islami temelleri bilmiyordu,Akşemseddin Hz.Ömer’i tanımıyordu.Arap basını islami hassasiyeti ile malumdur.Fehmi bey ve kızılelması geçmişte kalmış,o başka biri şimdi.Ayasofya ne için kapatıldıysa açılışı da ona reddiyedir.

    • Çok teşekkür ederim; Ali Duran Topuzun yazısını okudum, tam bir hukuk manifestosu gibi ! Umarım onu Danıştaydaki o hakimler de okur .Ama bu saatten sonra ne değişecek ,ok yaydan çıktı bir kere .Selam ve saygılar

  29. Cami, kilise, sinagog ve diğer dinlerin tapınma evleri bu dinlere göre Tanrı’nın evidir. Her dinden mensuplar, diğerlerini rahatsız etmemek, kutsal saydıklarına dokunmamak koşulu ile tümüne girebilmeli orada kendi dinine göre ibadet edebilmelidir. Ama bunu çoğu din ve çoğu yerde izin verilmez. Çünkü dinler bencilliğin en yalın örnekleridir. O kadar öylelerdir ki başka dinlerden kişileri gırtlaklamayı bir yana koyunuz, kendi kendilerini bile hayvani bencillikleri ile gırtlaklamaktan kaçınmazlar, mallarına el uzatırlar. 21. yy da bile böyle çağ dışı, insanlık dışı anlayışları tartışıyor olmak insanın ayıbıdır. Bunun kaynağı her zaman erkeklerdir. Eskiden din adamları şimdi de hem din adamları hem siyasilerdir.

    • Yahya bey sizin bu iddialarınıza bakacak olursak bütün hapisanelerin din adamlarıyla dolu olması lazım ama neyse; en fazla bikaç rahip falan yani…

        • Yahya bey size kalsa dünyayı hapisane yapacaksınız galiba; iyi de budizmin, satanizmin ya da ateizmin ne ayrıcalığı var? Az çekmedik yani sovyetlerin zulmünden, stalinin ateizminden!
          Onları ne yapalım?

  30. Keşke Şarkul Avsat’taki yazının linkini daha vurgulu verseydiniz. Yazı bana, çoktandır unuttuğumuz-unutturulan, olaylara ve olgulara çok yönlü bakmanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlattı.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız