“Sırada hilafet var” diyorlar.. ‘Osmanlı Milletler Topluluğu’ da.. Böyle düşünenleri uyarıyorum…

39

Okuyanlarınız hatırlayacaktır: AK Parti’nin en sonuncusu Ayasofya’nın camiye dönüştürülmesi olan birbiri peşi sıra bazı sürpriz girişimlerde bulunmasını bir yazımda (14 Temmuz) bir Amerikan deyimiyle açıklamıştım.

Hayatlarını yoğun yaşayanlar, durma zamanı geldiğinde yararlanmak üzere, mutlaka yapılması gereken eylemler, okunması gereken kitaplar, izlenmesi gereken filmler, görülmesi gereken yerler listesi yaparlar.

Amerikalılar buna ‘bucket list’ diyorlar. 

Listesi olan acele de eder.

AK Parti’nin genel başkanı da olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın da böyle bir listesi mi var acaba? Birbiri ardına gerçekleşen sürprizler o listeye atılan birer çentik mi?

Teze uygun değerlendirmelere bakılırsa galiba öyle bir durum söz konusu. Hatta, AK Parti’ye yakın ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın zihniyet dünyasını herkesten iyi bilebilecek durumda olan bazı kalemler listeye yeni ilaveler de yaptılar.

Hilafet Osmanlı Milletler Topluluğu

Doğrusu ben böyle bir niyet okuma için kendimi yetkin bulmuyorum. 

Reklam

Üstelik, dile getirilen bu konu başlıklarını gerçeklerle bağdaşmaz ve fazla hayalci de buluyorum.

Günümüz gerçekleri, özellikle günümüz Türkiyesi’nin gerçekleri, hayalinin kurulduğu varsayılan gündem maddelerinin hayata geçirilmesine müsait değil.

Hilafet ve Osmanlı’nın vaktiyle çatısı altında yaşamış bugün değişik ülkeler halinde Birleşmiş Milletler’de yerlerini almışlardan oluşacak ‘Osmanlı Milletler Topluluğu’ için tek taraflı bir irade yeterli olmaz.

Tek taraflı irade ile “Ayasofya’yı yeniden cami olarak ibadete açtım” diyebilirsiniz ve bu tasarrufunuz gerçekleşebilir; fakat başkalarını da ilgilendiren bir niyetin hayata geçirilmesi için o başkalarının buna hazır ve razı olması gerekir.

Böyle bir durum bugün söz konusu değil.

Dostlarımız düşman olmak üzere

Tam tersine, birkaç yıl öncesine kadar pek çok konuda birlikte hareket edilebilen ülkeler vardı, bugün onların bir çoğuyla ciddi sorunlar yaşıyoruz.

Mısır’la sözgelimi…

Reklam

Nüfusunun kalabalıklığı ve tarihten gelen ağırlığı sebebiyle Mısır İslam ve Arap davaları için mutlaka hesaba katılması gereken bir ülkedir. Muhammed Mursi’nin devrilip Abdulfettah el-Sisi’nin devlet başkanlığına gelmesinden beri Türkiye Mısır’la sorunlu.

Dün Ankara’da Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplandı. 2,5 saat sürdüğü belirtilen toplantıda dış politika konularının da görüşüldüğü anlaşılıyor. 

Suriye… Libya.. Irak… Azerbaycan-Ermenistan ihtilafı…

İki gün önce Kahire’de de benzer bir güvenlik toplantısı yapıldı ve o toplantının arefesinde gizli bir oturum yapan Mısır Parlamentosu’nda alınan kararlar masaya yatırıldı. Günlerden beri Arap gazeteleri o toplantılardan sonra meydana gelen havayı manşetlerine taşımaktalar.

Mısır, komşusu Libya’daki aşiret temsilcilerinin Kahire’ye kadar gelerek kendilerinden talep ettiği askeri müdahalede bulunmaya hazır.

“Türkiye ile savaşa hazırız” açıklamaları manşetlerde.

Suudi Arabistan da Mısır’ın yanında.

Irak’tan da daha önce hiç duyulmamış Türkiye karşıtı sözler o ülke yetkililerinin ağızlarında.

Suriye’deki Esad rejimi, Moskova’nın verdiği akıl istikametinde, dostlar alışverişte görsün anlayışıyla bir genel seçimi gerçekleştirdi; elini Türkiye karşısında güçlü kılmak amacıyla…

Libya, Irak ve Suriye’de ve hatta Mısır’da kendini belli eden Türkiye karşıtı cepheleşmenin arkasında, akıl hocası olarak, yakınımız saydığımız bir ülke ve lideri bulunuyor: Rusya ve Vladimir Putin

[Rusya bir yandan Türkiye ile Libya’da ateşkes ilanı görüşmesi sürdürüyor, bir yandan da Mısır’a beraberlik mesajı veriyor. Rusya’nın Kahire Büyükelçisi Georgy Borisenko’nun önceki gün (22 Temmuz) yarı resmi Al-Ahram gazetesinde “Mısır’ın ve çevresinin güvenliği.. Rusya’nın önceliğidir” başlıklı yazısı tam da bunu yapıyor.]

Kısaca özetlemeye çalıştığım bu gelişmeler bizim medyada kendisine yer bulmadığı için pek çoğunuz mübalağa ettiğimi düşünebilirsiniz.

Hiçbir abartım olmadığına lütfen inanınız.

Bir imparatorluk nasıl kaybedildi?

İslam Dünyası’nda, özellikle de Arap ülkelerinde, bağımsızlık sonrası ders kitapları eliyle zihinlere yerleşen “Osmanlı emperyalistti, bizi sömürdü” inanışı, AK Parti’nin 2010’lar başlarına kadar izlediği açılım politikaları sayesinde unutulmaya yüz tutmuştu; o inanış şimdilerde Arap medyasında yeniden sirkülasyonda.

Böyle bir tablo ortadayken, nasıl olacak da Arap ülkeleri Osmanlı Milletler Topluluğu içerisinde yer almaya ikna edilecek, TBMM’nin manevi şahsiyetinde mündemiç olan hilafeti kabul edecek?

Ayasofya’nın yeniden cami olarak ibadete açılacağı ilk gün yarın. Duyurulduğu kadarıyla, davet sahipleri, İslam Dünyası’ndan da bu önemli olaya ciddi bir katılım bekliyor.

Katılımın çeşitliliği önümüzdeki günlerde gündeme gelmesi yolunda fikir jimnastiği yapılan beklentilerin gerçekçiliği konusuna ışık tutacaktır.

Hayal kırıklığı yaşanmaması için şunu da hatırlatayım: Ayasofya’nın cami haline dönüşmesinden mutluluk duyması düşünülen yabancı dostlarımızın bu tasarrufa ciddi itirazları var…

Yanlış anlamayın, yazdıklarım Amerikalıların ‘bucket list’ dediği türden bir ‘gerçekleştirilecekler listesi’ bulunmadığı anlamına gelmiyor. Tersine, ben de böyle bir liste bulunduğu kanaatindeyim. Ancak listeler hayata geçirilebilecek gerçekçilikte olmak zorunda.

Kavgasız, savaşsız günlerin özlemi içerisindeyim.

Siyasi kavgalar ve savaşlar yüzünden bir imparatorluğu yitirdik çünkü.

ΩΩΩΩ

39 YORUMLAR

  1. Ustad Bediuzzaman hz ayasofya icin meclisteki millet vekillerinin yuzde yetmisii saglam itikada oldugu zaman (la yaglemu illallah) Ayasofya cami olarak acilir Turkiye Turkiyede masonlarin etkisi azlir.daha sonra Turklerin liderliginde islam birliginin kurulacagi ongorusunde bulunuyor ÂLLAH cc izni ile yakinda kurulur. Insaallah.ustad hz dinsizlik rejimini cok tehlikeli goruyor.bu devlet cinmi yoksa hindistanmi aciklamamis
    Sadece kufru mutlak demis bu rezim ile AMERIKA tekbasina mucadele edemez Ancak islam mutefeerika devletler toplulugu ile ittifak edebilir diyot demekki bu birlesmeye Amerika birsey demiyecek .Ayrica bu zamamanin en buyuk farzi islam birligini kurmaktir diyor.Insaalh duasi kabul olur.
    Kaynak.risalei nur kulliyati.

    • ABD’nin desteği altında bir İslam birliği! Sizin üstad da az Amerikancı değilmiş. Şimdi vaktiyle Amerikan mandasını savunanlar arasında mı imiş araştırmak farz oldu.

  2. Sayın Hamza Akyol Merhaba!Dün yazdığım mesajı kantrol etmemiştim.Demin kontrol ettim.Yazınızı okudum.Beni taktir etmeniz alicenaplığını göstermişsiniz.Bunu, ancak aklıselimler yapabilir.Teşekkür ederim.Ele aldığım konularla ilgili olarak Kuran dan bazı ayetleri naklediyorum.Her konu için bütün ayatlerin tümünü sırlamamıyorum,bazılarını naklediyorum.Kur an da bazı dönemlere ve o dönemlerin sosyal gerçeklerine ilişkin ayetler inmiştir.Ama sonradan bu hükümleri daha ileri safhaya taşıyan hükümler de inmiştir.Mesela,içki içilmesini tamamen haram kılan ayetler, Kur anın yeni inmeye başladığı ve müslümanların zayıf kaldıkları Mekke dönemine aittir.Alkallü içkileri içmek sadece Araplarda değil ,diğer bütün milletlerde yaygındı.Birdenbire yasak gelseydi,kişilerin müslümanlığa yaklaşması zor olurdu.Yerleşmiş yanlışlar birden bire atılamaz.Kur anda önce namaza içikili gelmeyin emri gelmiş,müslümanlar kuvvetli ve etkili olmaya başlayınca alkollü içkiler haram edilmiştir.Kölelik meselesi de öyle.İlk zamanlar toplumda yerleşmiş kölelik düzeninde ,köleliği yasaklamak zor. İlk zamanlar kölelik yasaklanmamış,köleliği kaldırmak özendirilmiştir.Mesela şu günah işlendiğinde şu kadar köle azat edin gibi hükümler gelmiştir.Ancak köleliğin tamamen kaldırılması Medine İslam devletinin kurulup kök saldığı Medine dönemde olmuştur.Bu tarz hükümler Kur anda birbiriyle çelişen hükümler değildir.Zaman içinde birbirini tamamlayan hükümlerdir.Mesala Kafirun suresi Mekke de iken nazil olmuştur.Mekkeli müşrikler, müslümanlara çok eziyet etmişti.Mesela Bilal i Hababeşi ve diğer fakir müslümanlara zorbalık yaplımıştı,Katilam ve işgencleri yaşadılar.Mekke döneminde nazil olan Kafirun suresinde,kafirler ile ilişkide insancıl bir hüküm vardır.Senin dini sana ,benim dinim banadır hükmüyle ,kafirlerle hoş geçinmek hükmü ele alınmıştır.Çünkü o zaman müslümanlar kuvvetli değildi.Tevbe suresi Medine döneminde, müslümanlar kuvvetli iken indi.Tevbe suresi,5.ayette müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün emri verilmiştir.Ama bu hüküm sadece o zamanaki Mekke müşrikleri için geçerlidir,yaptıkları zulümlerden dolayı.Bu ayetteki hükmün her dönem geçerliliği yoktur.Sadece o dönem Mekke müşriklerine uygulanan hükümdür.Bu ayetteki hükmün bu şekilde olduğuna dair islam alimlerin görüş birliği vardır.Sayın Hamza Akyol ,işte bu misallerdedeki gibi, birbirleriyle çelişiyormuş gibi görünen ayetlerdeki esas gaye budur.Yazdığım yorumlarda islamın hükümlerini esas alamaya çalışıyor ve Kur anın özünü ,esas gayesini,esas hedeflerini baz almaya çalışıyorum.Ne yazık ki islam toplumunda,Türk toplumu dahil,islamın özü ve esas hedefleri gözardı ediliyor.Siyasi ve mezhepçi yaklaşımla hükümler çiğneniyor,şekilciliğe boğuluyor,siyasi ihtiraslar esas hedef olarak alınıyor.Bir de cahil ,ama hoca geçinenler işin üstüne tuz ve acı biber ekiyor,bilgiçlik taslıyor, Kur an nın özünü ve esas hedeflerini es geçiyor ve çiğniyorlar.İşte benim Kur ana bakış açım böyle.Saygılar.

  3. Az önce Habertürk’te Ali Babacan ile yapılan söyleşi bitti. Genel olarak olumlu izlenimlere sahip oldum. Fakat programın en sonunda yanlış duymadıysam Kanal İstanbul ile ilgili bir soruya “Kanal İstanbul önemli proje, prensip olarak doğru buluyoruz. Fakat süreç yanlış yönetiliyor” gibi bir cevap verdi.

    Umarım 2 saat süren izleme nedeniyle yanlış anlamışımdır. Eğer doğru anlamışsam benim de cevabım şudur. Ali Babacan ve Deva Partisi Kanal İstanbul’a kesin bir şekilde karşı olduklarını söylemedikçe benden asla oy alamazlar.

  4. Ben oldu bitti! Osmanlıyi şu nedenlerden dolayı eleştırıım. Çunku O İmparatorluğu aşağıda yazacaklarım ve savaşlar ve savaşlarla öğünülmenin dışında pek bir şey yaptığını duymadım.
    Fakat: ülkesindeki Müslüman Türk, Kürt,Çerke,Laz,Gürcü, Arap ve diğer Müslüman olan ırkların Gençlerini dünyaya hükm ettiği sürece Savaştırarak tek bir gün dahı huzur vermemiş! Doğu anadoluya tek bir çivi cakmamiş, kafkasları Rusyaya bırakması şöyle dursun! Erzuruma kadar ilerlemelerinide engeliyememiş ve o böle halkı aç susuz çiplak ayaklarla bebeklerini atarak canlarını kurtarmak için kaçarlarken rus askerlerinin attıkları bebeklerini süngülerinin ucuna takıp”TÜRKLER çocuklarınızı size ulaştırıyoruz” nareleri atarak yakaladıklarını õldürürlerke diģerleride zaten açliktan ve soğuktan donarak son nefeslerini verimişler.
    Osmanlı tarafından tek bir çivi çakılmamış. Yalnız Kars ve Köylerine Rus işgalı dõneminde! Ruslar, Okullar şehirlerine Askeri kışlalar, çamurlu ceddelere dõşenen taşlar, Erzurum Kars Arası kara yolu, Rusya ve Sarikamiş’ın köyleride dahil o bölgeye tiren yolu yapmişlar o tren yolu 1960 ları başlarinada büyük tiren yolu butirilip faliyete girinceye kadar devam etti ve ondan sonra yikildi.
    1919 Sarikamış olayında! Osmanlının atadığı bölgeyi ve savaşi bilmeyen paşalar rahmetli benim amcam ve anemin babası gibi bölgeyi iyi bilen bıyıklari dahi terlememiş gençlerin o emri dinlemeyerek õlûme değil vatanları ve analarının bacılarının namuslarını korumak için biraraya gelip çete savaşi verek bölgeyi Karsa kadar Ruslardan temizlemişler.. Tabii o zaman Kazim Karabekir gibi deģerli bir komutanında o bõlgede görev yapmaside doğu halkına güven vermiş olmaside õnemli rol oynamış.
    O zaman Benim babab bebekmiş Amcam sonradan annemin babası olacak olan samimi ve güvendiği dedeme şöyle söylemiş” T benden sonra dünyaya gelen iki bacim yaşamadı 3. Kardeşim 6 yaşinda birde yeni dõmuş kardeşimi ve kõyümüzü gel beraber koruyalım” demiş Daha sonra TC kuruluncaya kadar hatta o dönemde dahi Asker kaçağı olarak onlari gibi binlerce doğu gençleri ile birlikte aranimışlar. Amcam 33 yaşına gelince evleniyor ve 40 gün sonra bulaşcı bir hastalıktan Rahmetli oluyor.
    Onun gõzü gibi baktığı (babam)kardeşide 2. Dünya savaşında 4 yıl askerlik yapiyor.
    Onların çete savaşı dõneminde bizim köye kimse yaklaşamamış, kõyümüzdeki Malakanları komşulari olan müslümanlar kendi aileleri gibi korumuşlar.
    Şimdi burdaki bazı yorumculara bakiyorumda değil savaştığı düşmanıni soydaşi ve dindaşı olan mahsum insanları korumak kendindi partisinden olmayan öz kardeşinin dahi hayatını karartiyolar.
    Ben babamın babası harıç. Annemin babası olan dedemi ve Iki ninemide gõrdüm.
    Fakat: ölen amcamın çok “KOCAK”(cesur) olduğunu ve kahramanlığını halen daha o zaman yaşamış rahmetlilerin totunlarının torunlarından duyuyorum.
    Bizlere büyüklerimiz insan olmamizi ve hiç bir zaman suçsuz günahsız insanlara yapılan zülümlere karşı sesiz şeytan olmamayi öğütlediler.
    Partıcılık konusuna gelince kõyümüzde Demokırat partiye 3 oy çıkardı Rahmetli DP sandık başkani olan babam, amcam ve eşi. Annem õlmuştü.
    Diğer hepsi CHP li idi.
    İşçi partisi kurulunca ilk seçimde bizim kõyde oy dağılımı şõyle olmuştu.
    DP-3
    CHP-0
    İP- 123.
    O zaman CHP sandık başkanı babama ” ya m efendi nasıl olsa köyün hepsi CHP ye oy vereceğini zannetim ve ben İP ye oy verdım! şimdi ben ilçe başkanına ne diyeceğim.”
    O zaman, büyük Amcamda DP il başkanı olduğu için CHP il başkani ile birlikte çõzüm bulmuşlar.

    • Nurdan abla hem diyorsun sizinkiler hep asker kaçağıymış hem de köylerini kurtarmışlar falan filan? Rusların yaptığı kadar yıktığı da vardır; bir de osmanlının balkanlarda, kırımda, kafkaslar yaptığı eserlere ne olmuş acaba diye merak etseydiniz keşke! Çerkez değilse kime değil mi?

  5. Şu an ABC TV’nin View programın’de Trumpin yeğeni pskiyatrist Mary Trump amcası’nın ABD ve Dünya için ne kadar tehkikeli olduğunu kendi mesleği yönünden anlatiyor! Hatta bunu 10 yıl önce yapsaidi hem ailesi hemde ABD için daha iyi olacağını anlatiyor.

    Peki ABD Başkan’i Trum FOX TV de kendini nasıl anlatiyor!
    Başkan olanların akıl sağlığı gerektirdiğini’ söyliyor
    Biden, seçimi kazanırsa koltuğa78 yaşında olacak ve bu göreve gelen en yaşlı kişi unvanını alacak. Biden’ın başkanlık yapamayacak kadar yaşlı olduğu savını, kampanyasının temel taşı yapan 74 yaşındaki Trump, akli melekeleri ve akıl sağlığını sürekli sorgulayan ana akım medyaya karşı başkanlığa ehil olduğunu kanıtlamak için bilişsel testlere girdiğini belirterek şöyle konuştu:

    “Çünkü size şunu söyleyebilirim ki, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping zehir gibi, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin zehir gibi, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan zehir gibi (zeki). Uğraştığın muhatapların arasında kafası zehir gibi çalışmayan kimseyi…. göremessiniz.
    Trump ve Babası >rkci beyazların önde gideni’imişler. Trump hayatında Kiliseue bir sefer gitmiş oda Kamerların karşısında. Dindarlikla uzaktan yakından alakası yokmuş.
    Ben değil yeğeni anlattı.
    Herhalde “GÖSTER ARKADAŞ’INI SÖYLEYIM KIM OLDUĞUNU” lafı keyf için söylenmemiş.
    TC Suriye, libya, Irak’a girmesi Ayasofyanın gündeme gelmesi! TIPKI Kurban olarak seçtikleri RAHIP: Andrew Brunson, olay’ı oyununu muazzam oynamış olmaları,Trump ve saydığı ekibin başkani Putin: Amacına ulaşmak hayellerı’nın emirerleri tarafından noksansız yerine getirildiğinin mutluluğunu yaşiyor….
    Neden yaşamasınkı! Dünyadaki semavi Dinlerinin çökertmenin en kolay yolunu bulmuş…!!!!!????

  6. Umuyorum ki üç fazla oy almak yada beş kuruşluk ucuz hesap yapmak değildir amaç.
    Bazı olaylar vardırki tarih yazar. Bazı işler vardırki hatırlamak bile istenmez.
    Kanal açmak isteyenler, iki kıta arasındaki kanal yolunu kapmak isteyenler, doğu akdenizde yerimizi bellemek belletmek isteyenler ve d.gaz yolunda savaş çıkartmaktan bile çekinmeyenler.
    Bunca tuzaklar yada avantaj olabilecek işler fır dönerken dunyadan bile daha hızla!
    İki rekat namaz kılacak yermi bulamadıklarını sanırsınız koskoca adamların!?
    Menfaat öyle bir kanlarına girmişki kuffarın,
    Kudüstemi akdenizdemi balkandamı yoksa kafkasyadamı karşına çıkacak onu bile takip edemiyor insan.
    Her ne yapılırsa yapılsın karşındakini asla hafife alma,
    Arkana halkını almadan hatalı bir iş yapma eeyy vekilim! Yani oy verip meclise göderdiğim.

    • O vekillerin nasıl çalıştıklarını! Sağ olsun Davutoğlu “BOMBACI” Hakan Şukure çatınca, ŞÜKÜR
      bukez bombayi ayakları ile değil ayağzındaki DİLİ ile patlatı. Sizin seslendiklerinızın parti ayırt etmeden nası çalıştıklarını ve kaç dağişik yüzleri olduğunu çok güzel açıkliyor.
      isterseniz Yuotup kanalında o videoyu
      izlebilirsiniz.

  7. Böyle ham hayallere kapılanlara, yaşadıkları çağın gerçeklerini görmeden, Osmanlıyı eski ihtişamlı günlerine kavuşturma hayaliyle yola çıkıp, altı asırlık bir devleti tarihe gömen ittihatçıları okumalarını öneririm.

  8. Karar Gazetesi yazarlarından Ahmet Taşgetiren ; Enver Paşa dan Bu güne Büyük Misyon başlıklı bir yazı yazmış.
    Yazısı :Nevzat Kösoğlu, Şehit Enver Paşa, Ötüken Yayınları, İstanbul, 2008 kaynaklı alıntıdan ibaret .Ben de araştırdım şu alıntılar ile cevap veriyorum.Ancak kendi sitesinde uzun yazıya müsaade edilmiyor.Ben de bu siteden yazıyorum. Enver Paşa,Osmanlı nın seçkin ve üst sınıfındandı.Sıradan bir halk çocuğu değildi.Seçkin ve torpilli sınıftan olduğu için orduda kısa sürede yükseldi.Prof.İlber Ortaylı onun 7 Mart 1905’te yüzbaşı olduğunu , 13 Eylül 1906’da mümtazen terfi ederek binbaşılığa yükseltildiğini ; Türkçülük ile İslamcılık arasında gidip gelen bir milliyetçi düşünceye sahip olduğu ;Harbiye Nazırlığı’na Yemen’den başarıyla dönen Ahmet İzzet Paşa’nın tayin edilmesine rağmen parti Enver’i 6 ay zarfında mirlivalığa (tuğgeneral) terfi ettirilerek, hak ettiği bu rütbenin üstüne çok fazla süratli bir terfi daha geldiğini; makamdan alınan Ahmet İzzet Paşa’nın yerine Harbiye Nazırı yapıldığını yazmıştır.
    Enver Paşa İttihatçı idi.Kısa sürede yükselerek başkasının hakkı olan Harbiye nazırlığına getirilmesi ondaki ihtirasın iflah olmaz derecesini gösteriyor. Enver Paşa idealist olarak tanıtılmıştır ;ama o ,hırslarının peşinden dört nala koşan biridir.Onun hırslarının esiri olması dolaysiyle ,Alamanların Rusyaya bombalayarak Osmanlıyı savaşa sokmasına neden olmuştur.Kaybedilen Osmanlı toprakalrını geri alma hırsı,Köhne Osmanalının yıkılışına neden olmuştur.iyi ki neden olmuştur,Osmanlı iyi ki yıkılmıştır.Enver Paşa Dimyad a pirince giderken eldeki bulgurdan olan tipik Osmanlıdır.
    Anayurt Gazetesi yazarlarından Orhan Selen,Enver Paşa bir haindir başlıklı yazısında şöyle yazmış:
    Bilinçli ve sistemli olarak yapılanı, ihtirasların peşinde gözü kapalı koşarken farkına varılmadan  yapılanı. Hangi biçimde olursa olsun ihanet ihanettir.
    İttihat ve Terakki, gerçeklerle hayalleri karıştırıp bundan “ ideal” çıkarmaya çalışan  serüvencilerin toplandığı bir örgüttü.
    Enver Paşa’nın millliği ve turancılığı bir ruh hastasının hezeyanlarıdır.
    Enver Paşa’nın baş komutan vekilliği yaptığı silahlı kuvvetler tarihinde hiç olmadığı kadar aşağılanmamış ve emperyalistlerin buyruğuna verilmemiştir.
    – Talat üçlüsünün önderliğindeki  İttihat Terakki’nin  millileştirdiği (?) Osmanlı Ordusu, Alman çıkarlarını korumak için gönderilmiş  mareşal ve generallerin emrinde yenilgiden yenilgiye  uğrayarak tarihinin en büyük kayıplarını verdi.
    Savaş bitip ateş kes imzalandığında  10.710.000 kilometre kare  topraktan geriye  SEVR antlaşmasıyla lütfen bırakılmış Ankara ve çevresi elimizde kalmıştı.
    Birinci Dünya Savaşı’nın bitimine kadar silah altına alınan 2.850.000 kişiden ise sadece 560 bin kişi savaş bitiminde sağ kalabilmişti.
    Bir de zaferlerden  söz ediliyor.
    İnsan milletin bağrından çıkar, yani milletin en değerli hazinesidir.
    İttihat ve Terakki  bu hazineyi Alman emperyalizmine yağmalattırdı..
    Amerikan uşaklığını ve beslemeliğini milli şeref sanarak  dört elle sarılanların İttihatçıları “millici” görmesi doğaldır.
      Enver-Cemal-Talat üçlüsüne neredeyse  “elinize sağlık iyi ki Osmanlıyı batırdınız” diyecekler. Özellikle Enver Paşa’ya “kahraman” demek gerçek kahramanlara hakarettir.
    Ruslarla savaşırken ölmesi onu kahraman yapmaz. Fakat Sarıkamış haini yapar..
    Şimdi ,hırs ve heayeznalrınızla değil, gerçekçi olarak irdeleleyin derim.Saygılar.

    • turgut bey merhaba!
      – yazınız için teşekkür ederim.
      – Bir de, daha önce yazmam gerekiyordu geciktim.
      – Dini konulardaki bilginiz (dini sizden farklı algılamama rağmen yazıyorum bunu), gerçekten de takdiri hak ediyor. Ben sizin kadar bütünsel dini bilgisi olan bir kişiyi daha bilmiyorum.
      – Yukardaki cümlemi açmam gerekir zannediyorum çünkü çok önemli:
      – Hem burda yorum yazanlar hem de başka yerlerdeki yazar ve yorumcular (bunlar dini bildiğini iddia ediyorlar) kendi düşünceleri konusunda bir ayeti yazıp, “bak kuran böyle yazıyor” diyorlar. Oysa siz, kuranın, o konu ile ilgili bütün ayetlerini (ayetlerini hepsini mi bilemiyorum ama konu ile ilgili daha fazla ayet olduğu kesin) yazıyorsunuz. Aynı durumu hadisler ve diğer dini konularda görüyorum. Bence bu durum çok çok önemli.
      – Örnek vermek gerekirse: Eğer yanlış bilmiyorsam (yanlışım varsa lütfen düzeltin), içkiyi kötü görmeyen ayet de var, içkiyi çok kötü gören ayet de var.
      – Yukardaki örneği “bak kuranda içki kötü görünmüyor. islam içkiye olumlu bakıyor” demek için vermedim:
      – Bir konuda islamı yaklaşımın gerçekte ne olduğunu belirlemek için (kurana ve hadislere göre belirlemekten bahsediyorum), kuranın bir ayetini değil, konu ile ilgili ve hatta konu ile ilgisizmiş gibi görünen pekçok ayet ve hadisini ve hatta sünneti bilmek gerekiyor diye düşünüyorum.
      Saygılarımı sunuyorum.

      • bir düzeltme!
        “hem burda yorum yazanlar hem de başka yerlerdeki yazar ve yorumcular” bölümüne, “benim okudumlarım veya izlediklerimden” diye belirtmem gerekiyordu.
        – Bilgi sahibi olan okumadığım, izlemediğim, dinlemediğim insanlardan hatam için özür dilerim.

    • Enver Paşa cahil ve hain bu yüzden savaşı kaybedip Osmanlı’yı bitirdi. Almanya’nın başında Hangi Hain vardı da o da Almanı bitirdi. Küçük bir yazı ile maşallah her şeyi tahlil ettin. Ne kadar yüzeysel, ne kadar gerçeklikten uzak ne kadar kof bir yazı!
      Sadece şu kadarını söyleyeyim. Türk ordusunu yeniden yapılandıran, Çanakkale ve kuttul amare savaşını kurtuluş savaşını kazanan orduyu modernize eden Enver Paşadır. Günlük gazete yazıları ile fikir dünyasını oluşturan sizin gibiler bunu anlayamazsınız.

  9. Zamane çocuklarının zeka sorunu var!
    – Ancak 6 yaşından sonra “chpnin tek parti iktidarı”nda 45 kişilik sınıflarda okuyabiliyorlar.
    – Yeni 6 yaşına basan çocuklar biraz daha yetenekli. Onlar “chpnin tek parti iktidarı” döneminde 55 kişilik sınıflarda okuyacaklar.
    – Hilafetin yanında bu sorunun konuşulmasının lafı mı olur. Benimki de densizlik.
    – 45 kişilik sınıflarda okuyan çocukların bulaşacak hastalıklar sonucunda ölmesinin ya da onların bulaştıracağı hastalık nedeniyle dedelerinin, annelerinin, dayılarının vs. ölmesinin hilafet sorunu yanında lafı mı olur.
    – Hatamı düzeltiyorum. Bu sene ön belirlemeye göre sınıflar 55 kişi. yani yeni ilkokula başlayacak çocuklar 55 kişilik sınıflarda okuyacaklar.
    – Yukardaki rakamlar, kesin kayıtlar bittikten sonra biraz artabilir de biraz azalabilir de..
    – Fakat artsa ne olur artmasa ne olur. Hep 50 liralık benzin alan salakların ülkesi burası.
    – Bir de, maşallah eğitim bakanımız konuyu bilen meslektenmiş. ya güreşçiden olsaydı diye insanın şükredesi geliyor.
    – Meslekten olan, işi bilen eğitim bakanı, 20+20=40 dakikalık televizyon eğitimini zor organize etti. herhalde güreşçiler 5’e kadar, işi bilenler de 40’a kadar sayabiliyor. Ondan kaynaklı.
    – Çocukların birşey öğrenememesi meselesi konusunda yazamadım. ilk aklıma gelen sağlık.
    – Eğitim diye bir meselemiz zaten yok.
    – “Bir deli bir kuyuya taş atar, 40 akıllı çıkaramaz” derlerdi. siz “deli” ve “akıllı” kelimelerinin yerine, gönlünüzden geçeni yerleştirebilirsiniz.
    – Bir örnek vereyim. “Bir şeytan bir kuyuya taş atar, 40 müslüman çıkaramaz”
    – Gönlümden geçtiği için değil, örnek olsun diye yazdım.

  10. Halifelik ve Osmanlı Milletler Topluluğu olur bence. Fakat bir sorun var. Halifelik muhtemelen babadan oğula geçecektir. (Tarih böyle söylüyor). Bu durumda ikinci Halife’nin anlama güçlüğü bir sorun yaratabilir.

    Şaka bir yana bunlar boş işler, konuşması iyi geyik muhabbeti oluyor. Ben Halifelik taleplerini ve Melhame-i Kübra (Armagedon) uzmanı! Abdurrahman bin Dilipak’ın bu konuyu açıkça yazmasını olumlu buluyorum. Dinci-dinbaz takımının gerçek hallerini saf Müslümanların anlaması için en iyi yol budur. Ruhlarında ne kadar müşriki hezeyan varsa ortaya döksünler.

  11. lokum gibi yazı.
    – “Allahın lütfu” sayılmasa da, idare eder.
    – hem, “reklamın iyisi kötüsü olmaz” derler.
    – hem de, “cambaza bak” derler.

    • hamza bey arap ülkelerinden tutun da endonezya, malezyaya kadar çok farklı coğrafyalara ait ülkelerden önemli devlet adamları davetli oldukları programa katılacaklarmış. Belki de Türkiyenin ve onun liderinin öncülüğünde birbirlerine sımsıkı bağlanmış ağ devletleri kurulması için karar alacaklar kim bilir. yani hiç oluru yok mu?, hiç mi gündem değeri yok? hem ingiltere meclisinde iha-sihalarımızı öve öve bitiremiyorlar, Trump bizi kıskanan avrupanın önüne yatıyor “yahu siz de Türkiye meselesini çok büyütüyorsunuz, işiniz gücünüz Türklerin önünü kesmek” diyerek bize arka çıkıyor. Putin dostumuz bizi kıskanırmı ki , arapları örgütlesin, ermenistana azerbaycanı vurdursun da içerdeki adamlarına “kendi petrolünü koruyamayan sümsük müslümanları korumak için askerini savaştıracaksın kendi soydaşlarımız olan azerilere yardıma asker göndermeyeceksin öyle mi”? diye dayatsın.

  12. Ülkemizin bunca sorunu varken tarihin derin sayfalarına gömülmüş , genellikle iyi yönleriyle hatırlanıp 7 yüzyıl dünya da hüküm sürmüş Osmanlıyı bırakıp gerçek gündemimize odaklanalım. Hiç kimsenin yeni Osmanlıcılık diye bir derdi yok . Mazide kalan asla tekrar dirilmez bu bir gerçek . Toplumda zaten bir karşılığı yok. İşi gücü olmayıp hayatında çözüme odaklanmayanların dert edineceği bir durum bu. Şuan nasıl orta gelir grubundan bir üst tura çıkacağız üretimi nasıl artıracağız , hukuk sistemini nasıl düzelteceğiz bunlara odaklanmalıyız. Mesleğim hukuk değil ama sabahtan akşama hukuk çığırtkanlığı yapanlar ellle tutunur bir ANAYASA ve İLGİLİ KANUN DÜZENLEMELERİ ortaya koymuşmudurlar.
    Sadece saf salatalığı ile mangalda kül bırakmazlar . Gerçek sorunlara odaklanalım ve çözüm sunalım.

    • Mazide kalan tekrar dirilir mi dirilmez mi? Güneydeki sevdiğimiz ülkeye bakıp örnek alın kendinize ahmet bey; önümüzde 2000yıldan sonra kurulabilen bir devletçik varken siz daha dün dağılmış bir dünya imparatorluğundan milattan öncesiymiş gibi söz ediyorsunuz; allah akıl fikir versin emi! insanda biraz da tarih şuuru olmalı.

  13. satılık Arap rejimlerine, islam dünyasını sömüren Haçlılara ve onların yerli işbirlikçilerine rağmen Türkiye tarihten tevarüs eden misyonunu Yerine getirecek ve islamın şanlı bayrağını dünyanın başına dikecektir.

    • “islamın şanlı bayrağını dünyanın başına dikecektir.”

      Önce sizin “İSLAMINIZIN”
      nasıl bir islam olduğunu açiklayın’ki…!!!!
      Allahu Taâla’nın Peygaber SAS vasıtası ile tebılığ edilmiş İSLAM ile alakasının olmadığına Belki sizin uydurma islaminiza sizin gibi olanlar inanabilir.
      Yoksa bu sitede troller dışında size inanan olmaz

      Sizin islam tebliğatciniz 1157 odali sarayda yeni bir islam icat ettiğini zaten sağir sultan bile duydu.

      • Nurdan abla yasin beye ben inanıyorum, kendisi doğru söylüyor ve türklüğün de başarısını diliyor, ya ne deseydi? İllaki çerkezliğin başarısı mı gerekiyor size?

  14. Eceline susayan diye başlayan özdeyiş sanki tam bu günler için. Kurbağa inek masalı da. Var mı bana yan bakan diyen Temel hikayesi de keza… Oysa eski çamlar bardak olalı çok zaman geçmişti. Keşke başıma saksı düşse… Veya öyle sarhoş olsam ki tüm bunları unutsam…

  15. Tüm Dünya, 7-8 milyar insan oybirliğiyle, Osmanlı’yı hayata geçirmeye karar verse bile başaramaz. Osmanlı adı altında başka bir şey olur.
    Osmanlı tarih oldu.
    Hayal dünyasında yaşayanlar er yada geç gerçek duvarına toslarlar.
    Hayal dünyalarını şatafatlı salonlar, son model araçlar, yüz milyonluk uçaklar, en gelişmiş bilgisayarlar ile süslemeleri bu gerçeği değiştirmez.

  16. Bin küsur odalı C.B. Sarayı da Halifelik hayali ile yapılmıştı. Müslüman ülkelerden temsilcilere ülkenin büyüklüğüne göre bir veya birkaç oda tahsis edilecekti. Halife de (RTE) bu yapılanma ile İslam dünyasını idare edecekti.

    Boş hayallerin sonuna yaklaşıyoruz. O bin küsur odalı saraydan değil İslam dünyası Türkiye doğru dürüst idare edilemiyor.

    Bu saray Grönland’da değil Ankara’da!

    • Sizler firavun döneminin beni İsrail’i gibisiniz. Allah denizi yarmış ve firavun şerrinden onları kurtarmıştı da onların hala Allah’a itimadı yoktu. Dolayısı ile sizler Reisin ve onun arkasından yürüyen genç neslin ideallerini ve projelerini anlayamazsınız.

  17. Hadi hayırlısı; halife adayımız kainat imamını yıllardır çağırıp duruyoruz ama bir türlü getirtemedik kendisini, eğer boş kadro var hazırda, bırak şu münzevi yaşamını, gel şu hilafet hırkasını giyiver artık filan dersek belki de çıkar gelir yani, sınav yok sorgu yok, cevap ahtarı çalmaya hiç gerek yok, kemiksiz koltuk/post; buyursunlar!

  18. “Osmanlı milletler topluluğu” tabirini ne yalan söyleyeyim ilk defa duydum. Kim dillendirmiş, kim ne söylemiş google amcaya baktım. İlk çıkan Vikipedi. Şöyle diyor
    “Osmanlı Milletler Topluluğu, Türkiye’nin eski başbakanı olan Ahmet Davutoğlu’nun dışişleri bakanlığı yaptığı dönemde gündeme getirdiği[1], Osmanlı İmparatorluğu’nun hakim olduğu topraklar üzerinde kurulan tüm devletleri dağılan Britanya İmparatorluğu’nun toprakları üzerinde kurulan devletlerin oluşturduğu İngiliz Milletler Topluluğu gibi bir yapılanmayla bir araya getirmesi planlana uluslararası örgüt.
    2006 yılında dönemin Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ve 2012 yılında dönemin Türkiye Dışişleri bakanı Ahmet Davutoğlu’nun gerçekleştirdikleri Cezayir seyahatlerinde Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülaziz Buteflika tarafından bu şekilde bir yapılanmanın Türkiye’nin öncülüğünde kurulması Türk yetkililere beyan edilmiştir.[2]

    Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülaziz Buteflika, Abdullah Gül’e şunları söylemiştir:

    “ Osmanlı Milletler Topluluğu kuralım. İngiltere Commonwealth denen Britanya Milletler Topluluğu’nu eski sömürgeleriyle kurdu. Biz Osmanlıyı hiçbir zaman sömürgeci görmedik. Güçlü olduğu kadar hoşgörülü Osmanlı düzeni günümüzde de uygulanamaz mı? Biz Osmanlının parçasıyız. Osmanlıyı biz Cezayirliler Cezayir’e davet ettik ama gitmesini istemedik „

    Güzel bi fikirmiş.Ama uygulanması zor bu zamanda.

    • Fatih bey, ahalisi arapça konuşsa da cezayir özbeöz türk yurdudur, birilerinin daveti ya da kovmasına da gerek yok oralara gitmemiz için, bizim evimizin içidir aslan cezayir…

    • fatih bey merhaba! ben de sizin gibi yaptım, siteler arasında dolaştım. kim ne diyor diye YouTube da dolandım.

      Anladığım kadarıyla ‘halifelik’ kavramının siyasi bir hedef olmasının yanında ifade ettiği köklü anlamı beni hayretler içinde bıraktı. bir rastlantı ile karşılaştığım zaat da hayretimi daha da artırdı. anlattığına göre bu kelime çok büyük anlamlar barındırıyormuş. bu kelimenin öyle büyük manası var ki dedi, osmanlıdan günümüze bütün kırılma hadiselerinin temelinde bu kelime yatar ve anlasan var ya siyasetin şifresini çözersin dedi.

      Bu kalimenin büyük ve derin manasını bilse bilse sayın F.K.T bilir her halde. o anlatır anlatmasına da ben anlamayabilirim fakat sayın Hamza Akyol beyefendi kesin benim de anlayabileceğim şekilde anlatır. artık hangisi anlatırsa ben bekliyorum.

  19. “Libya, Irak ve Suriye’de ve hatta Mısır’da kendini belli eden Türkiye karşıtı cepheleşmenin arkasında, akıl hocası olarak, yakınımız saydığımız bir ülke ve lideri bulunuyor: Rusya ve Vladimir Putin…”
    sayın yazarın bu tespiti neye dayanıyor bilmiyorum ama bana biraz fazla toptancı ve genellemeci gibi göründü.
    Halbuki çok daha yakınlarımızda ve hepimizin çok sevdiği başka bir ülke de aynı listeye rahatlıkla sokuşturulabilir ama neyse…
    Belki kendisi de yine “neme lazım” deyip sıyrılmıştır işin içinden?

    • çok uluslu harp stratejileri gelişteren komutan! emekli olunca senin kafa sanki yavaşlamış gibi görünüyor gayretli bey. ALLAH zihin açıklığı versin.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız