Aziz Kocaoğlu "Ben yeniden adayım" dedi. CHP için fırsata dönüşebilir o tavır…

31

Ülkemizin en değerli kentlerinden birinin 15 yıldır belediye başkanlığı koltuğunda oturan yöneticisi, “Benden bu kadar, yerimi daha genç bir arkadaşa bırakıyorum” açıklamasını da yaptığı halde, partisinin aday göstereceği kişi/lere itirazını neden “Ben de adayım” tepkisiyle dışa vurur?

İzmir’in CHP’li belediye başkanı Aziz Kocaoğlu adayın adının partisi tarafından açıklanmasına az kala tam da bunu yaptı.

Tepkisi iyi niyet ürünü olabilir: Son yıllarda her seçimde CHP’nin kazandığı ilde gösterilmesi düşünülen adayın seçilme şansı bulunmadığını fark ettiği için tepki vermiştir sözgelimi…

Ya da, aday gösterilecek kişinin seçilmeyi başarsa bile kente hizmet etmede zaaflar yaşatacağını ve bunun da partisine zarar verebileceğini düşünüyor da olabilir…

Partisine seçim veya itibar kaybettirmemek güdüsüyle verilen bir tepki olabilir Aziz Kocaoğlu‘nun tavrı…

Tabii akla gelmeyen çok daha farklı bir sebebi de olabilir tepkisinin…

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu‘nun tepkiye şaşırdığı anlaşılıyor.

Tepkiye aldırmasa ve aday göstermeyi düşündüğü kişide ısrarcı olsa bir türlü: Ya kazanamazsa? Ya kazansa da başarısız olursa?

Kocaoğlu‘nu yeniden aday gösterse başka türlü: Düşündüğünü hayata geçiremeyen bir lider konumuna düşmesi Kılıçdaroğlu‘nu partisini yönetmede zorluklarla karşı karşıya bile getirebilir.

Zor bir durum sizin anlayacağınız.

Kentli olmayan belediye başkan adayları var

Siyasette böyle iki tarafı pis bir durumla karşılaşmanın da bir sebebi var tabii: Bizde seçimlerde kimin aday gösterileceği partilerde az sayıda kişiler tarafından belirleniyor. Son kararı tek kişi -partinin lideri- veriyor. CHP’de Kılıçdaroğlu “İzmir’de adayımız şu” da diyebilir, “Bu” da… Onun ismini telaffuz ettiği kişi ‘partisinin adayı’ olarak İzmirli’nin önüne çıkacaktır.

Durum CHP’de böyle de diğer partilerde çok mu farklı? AK Parti İzmir dahil pek çok kentte o kentin sakini olmayan kişileri aday gösterebildi. Kentte hiç yaşamadığı için insanlarını ve karşılaştıkları sorunları bilmeyen birinin belediye başkanı adayı gösterilmesinin düşünülmesi bile bana garip geliyor.

Nitekim, AK Parti tarafından İzmir’de aday gösterilmiş eski bir bakan olan siyaset adamı, herhalde durumunun garipliğinin kendisi de farkında olarak, hemen her gün İzmir güzellemesi ile İzmirliler’in karşısına çıkma ihtiyacı hissediyor.

Tek adam sistemleriyle bugünkünden daha iyi bir tablonun ortaya çıkması beklenemez.

Ön-seçim kalktı, böyle oldu

Oysa seçimler demokrasiler açısından en önemli süreçtir. Siyasetin nabzının sürekli atabilmesini sağlayacak unsurdur seçimler. Siyasete ülkesine veya kentine/beldesine hizmet için girmiş olan kişiler, bulundukları yerlerde kendilerini siyasi yol arkadaşlarına beğendirerek ilerleyebileceklerini düşünerek tavır alırlar.

Seçimden önce ön-seçim mekanizmaları çalıştırılarak her görev için adaylar belirlenir.

“Ben seni aday yaptım, git çalış” denilerek seçim sürecinin başlatıldığı pek görülmez demokratik ülkelerde.

Genellikle “Git, kendini sevdir, adaylığı kazan da gel” denilir.

Her kademe için ön-seçim yapılması esastır. Partinin kayıtlı üyelerinin o beldedeki tamamı veya onların belirlediği daha az sayıdaki delegeler her ilden her kademe için kimlerin uygun olacağına karar verir ön-seçimlerde.

Yalnız milletvekili veya belediye başkanları belirlerken değil, belediye meclislerine üyelerin kim olacağına da kararı partililer verir.

Daha doğrusu verirdi.

Babam 1960 sonrasında kurulan Adalet Partisi’nden, yakın zamana kadar varlığını sürdürmüş Vilayet Meclisi’nde, birkaç dönem İzmir’de üyelik yapmıştı. Her seçim zamanı yaşadığı gerilimli heyecanı ve o heyecanı daha az yaşaması için dönem boyunca sürdürdüğü hizmet aşkını yakından müşahede ederdik.

Aynı heyecanı daha yoğun biçimde milletvekilleri de yaşardı o dönemde.

İlk askeri müdahalenin de bozamadığı ön-seçimli siyaset düzeni, 1980 askeri darbesinden sonra yeniden siyasi hayata geçildiğinde farklı bir zemine oturtuldu. Önce ANAP’ta sonraları diğer partilerde aday belirlemede son sözü genel merkezler -daha çok da parti liderleri- söylemeye başladı.

Ön-seçimin yerini ‘temayül yoklaması’ veya ‘anketler’ aldı.

Heyecanlı gerilimle bulunduğu yerdeki insanları kendisinin uygun aday olduğuna ikna etme yöntemi kalktı, aday adayları hep yukarıya bakmaya başladılar.

İyi mi oldu?

Bu soruya cevap vermek zor. Partiler ve lider kademesi için iyi olmuş olabilir, ama demokratik gelenek açısından iyi olmadığı ortada.

Denge ve denetleme yalnız ülke geneli için gerekmiyor, en ücra köşelere kadar siyasette de aranması gereken özelliklerdir denge ve denetleme mekanizmaları… Ön-seçimin işlememesi yüzünden taban siyaseti çalışmıyor ve bunun etkisi ülke genelinde de hissediliyor.

CHP için bir sorun haline geldiği anlaşılan İzmir’de yaşanan kimin aday olacağı konusu, aslında en akıllıca kararın yerel düzeyde alınmasının yolu açılarak çözülebilir.

Kentini kimin yönetmesinin daha uygun olacağına o kentin insanları, parti adına kimin aday gösterileceğine de o kentte yaşayan partililer karar vermelidir.

Aziz Kocaoğlu‘nun tavrı CHP’ye bu fırsatı sağlıyor.

ΩΩΩΩ

31 YORUMLAR

  1. Milletin demokrasi diye bir derdi yok. 600 milletvekili seçiyoruz güya. Ben kendi ilim dahil bir tanesinin adını bilmiyorum. Arada tv haber falan çıkan birkaç tanesi hariç. Gerisi ne iş yapıyor derseniz hiç. Parmak kaldırıyorlar o kadar. Ayda 20 bin maaş ve bir sürü avanta yiyorlar karşılığında. Hem de ömür boyu kıyak emeklilik. Ayrıca başlarındaki grup başı neye parmak kaldırırlarsa onlar da aynı oyu veriyorlar. Düşünmek de yok. Hatta hatta baştaki yanlış parmak kaldırırsa hepsi yanlış kaldırıyor parmağını. Bu vakayı da oldu ve gördük. Yani sonuçta bu demokrasi değil dostlar alışverişte görsün bir iş. Türkiye’nin uluslarası demokrasi karnesi de ortada. O zaman bu kadar tantanaya gerek yok bence. Bir kişi yönetsin diğerleri de atansın bitsin. Zaten de öyle oluyor. Gerisi boşa masraf gerçekten. Seçmeye de seçilmeye de gerek yok. Kimsenin de pek umurunda değil. Ekmek peşinde herkes. O kadar. Kendimizi kandırmayalım.

    • TİMUR halka beslemesi için bir fil vermiş , halk homurdanınca 2.yi vermiş . Bizimki o hesap 450 vekil fazlaydı maliyet olarak , tuttuk 150 tane daha aldık . Müstehak olana müstehak .

  2. İsmi beni yanıltıği içi okudum.. yorumuma yorum yapmış…..! Bey efendi galiba bende kendisi gibi zannediyor.
    Yüzük meselesini sağir sultan duymuşken, kendisi duymamiş. Google Erdoğanin yüzük vidiyosu yazsın orda kendi gozleri ile izlesin….
    Hic kimse Erdoğana iftira atmiyor, cünkü o kendisi agzi ile soyledi.
    https://m.youtube.com/watch?v=P1fMoupFiMo

    • Nurdan hn siz ya yazdiginizi anlamadan yazmissiniz yada youtube dikkatlice seyretmemissiniz.Bir yuzukle adam sayili zengin olmadi AKP ye girenlerin askindan bahsediyor. SIz ise olu olmaz bilmeden surekli itham ediyorsunuz .80 li yillarda ticaret yapan birinin herhalde cocugunu amerikada okutacak parasi vardir.Elestirin yanlislarini anlatin ama kimseye gormeden iftira atmayin.sonucta kimsenin avukati degilim ama oyle veya boyle Iftira attiginiz insan bu ulkenin baskani.
      Unutmayin paranin ve imanin kimde oldugu belli olmaz

      • Ahmet bey ben koru korune kimseye oy vermem fakat erdogana inandiğim için AKP ye oy verdim.hemde onun öz gecmisini arastirip okuyarak.
        Hani ayakabisi olamayan TAYYipden bahs ediyorum.
        O kadar zengindide neden kirada oturiyordu?
        Ve neden milletin tek yüzuyüne tenezul ediyordu?
        Bence sizin bahsettiginiz, ticaret! Tıpki okumadiği üniversiteden aldiği sertifika gibi….! Hani mezun olduktan bir kac yil sonra açılan üniversiteden bahs ediyorum.
        O vidiyoyuda izledi diğerlerinide.
        O yüzük kimin olduğu önemli değil ne dedigi onemli.
        Ben birgün zengin olursam bilinki…..

  3. “Tek adam” değil de hdp gibi bi yığın eşbaşkanla yönetilen bir partide belediye başkan adayları daha mı demokratik yöntemlerle belirleniyordur acaba? Önseçim demek adı var kendi yok bi efsanedir. Ağızlara sakız olmuş, her derde deva bi iksir. Her nedense adaylık konusunda pek de şanslı görülmeyen aday adayları tarafından gündeme getirilir hep. Tabii en azından adaylığın ihtimali bile hoştur: önseçime bi tür önsevişme diyebiliriz yani:) şaka bi yana; yerel ilişkiler ağı içersinde bu türden işler değişik ayak oyunlarıyla istenen sonuçların çok kolay alınabileceği ortamları da yaratır. O yüzden bel bağlamaya gelmez bir yöntemdir önseçim. Baro ve oda başkanlarımız gibi bir ömür boyu sürekli seçilen “sandık ağalarımız” türeyiverir:) Liderlerin ve yönetimlerin tercihleri her zaman ve her partide olmasa da daha isabetlidir diye düşünüyorum…

  4. Kandırmaca
    Sermaye kralları devirip kendi adamlarını devlet başkanı yapabilmek için temsili sitemde ekseriyet demokrasisini icat etti. Yunanistan’da ekseriyet sistemi vardı. Aristokratların ekseriyeti söz konusu idi ve onların demokrasisi idi. Temsili sistemde gizli oy demokrasisi gösterilmektedir. Sermaye nasılsa ben kazanırım diye yardım etmiştir. İki parti devreye girer ikisi de kendi adamlarıdır. İstediği gibi yönetir.
    Bugün Sermaye’nin bu tezgahı çalışmıyor artık. Liderleri ya kendi tayin edemiyor yahut sonra sözünü geçiremiyor ama kurallar devam ediyor. Neden Kılıçdaroğlu son sözü söyler? Bu sistem değişmektedir. Parti aday bile göstermemeli halk vekillerini göndermeli. Parti grubu mecliste oluşmalıdır. Ekseriyet sistemi değil nisbi sistemle hükümet oluşmalıdır.
    Bu düzende ne yapsanız sonuç alamazsınız.

    • Suleyman abi kazin ayagi sizin dediginiz gibi degil oysa fransa ve ingiltereli iki fizikci kral loisin basina buyruk olusundan
      Bikip halkinda yønetimde yeri olmasini kaleme aldilar buda ingilterede ayni. Gørus yazildi ve parlemont lar halktarafindan secilmeye baslandi

  5. Yerel Yönetimlerin Güçlendirilmesi; İlgili İlin Belediye Başkanı O İlin En Büyük Mülki Amiri Olması; İlgili İlin Tüm Kurum Atamalarını O İlin Belediye Başkanı Tarafından Atanacak Olması; Ve de İlgılı Valiliklerin Görevlerıne Son Verılerek;Valilerin Denetleme Statüsünde Bulunacak Olması;Yerel Yönetimler Yeni Bir Yasa İle Karşı Karşıya;
    Bu Sebeble İllerin Ilgılı Partililerin Akil Adamlar Veya Partilerin Büyük Abileri Diye Tabir Edilen Kişilerin Belirleyecegi Kişilerce Yönetilmesi O İlin Sağlıklı Yönetilmesi İçin Kaçınılmazdır. Bu Yöntem İse Parti Genel Merkezlerinin Yönetimleri İçin Risk Olarak Görülmek de; Çünkü Ilgılı Partilerin İl Yönetımlerının Güçlü Olması Genel Merkez Koltuklarını Bazen Sallandırabilmek de; Kılıçdaroğlu’nun Korkusu Bu Sebeple; İzmir CHP’nin Abisi Olan Sayın; Alaattın Başkan Bu Sürecin Neresin de ; KİM BİLİR !

  6. ön seçimler kalktı, anketler ve temayül yoklamaları var. var da ne oluyor? mesela chp yoklamalarında istanbul da muharrem ince ve gürsel tekin çıkmıştı temayüllerden. ankara da mansur yavaş ismi geçiyordu ama o da partinin ileri gelenlerinin içine sinmemişti, ne oldu? tek adam karar veriyor. izmir de hala adayını bekliyor, heyecanla demek isterdim lakin devekuşu koysa yine seçilir. izmir yine kötü yönetilmeye devam eder.
    ben belediye başkanının şehirden olmasını önemsemem. vizyon sahibi olması önemlidir. hele dünyanın en güzel şehirlerinden biri olma potansiyeline sahip bir şehri yönetiyorsanız.
    izmirin en büyük sorunu vizyonsuzluktur. bir dünya ticaret, kültür, uluslar arası ihtisas fuarlar ve kongreler merkezi olabilecekken yüzyıllardır liman kenti olmasına rağmen limanını bile genişletemiyor maalesef.
    izmirin içine girmeden çevre yolunu kullanırsanız izmiri bir gecekondu kenti sanabilirsiniz, yol bu kondularla başlar ve biter. ruhsatsız yapılaşma kentin her yerine hakim, çünkü izmirin en önemli ve en büyük bir sorunu da çarpık kentleşmedir. alt yapı eksikliklerinden dolayı her yağışta sel faciaları yaşanıyor. plansız kentleşme tarım arazilerini de talan etmiş durumda. şehrin içinde gölgelenecek bir ağaç altı bulamayacağınız yerler çoktur.
    efemçukuru altın madeni içme su kaynağımızı tehdit ediyor, büyük su sorunlarımız var, Gaziemir nükleer atıkla yaşamayı sürdürüyor, aliağada ağır sanayi kirliliği devam ediyor. bölgenin çevresel kirlilik kapasitesini aştığı bilinmesine rağmen kömürlü termik santral yatırımları devam ediyor.
    tarım orman doğal sit alanları kontrolsüz plansız taş ocakları ile elden çıkarılıyor. korunan çok az ve kısıtlı kalan alanlarda rant baskısı ve yapılaşma tehdidi altında ne yazık ki.
    özetlersek bu güzel şehrin vizyonsuzluk, yatırım eksikliği, ruhsatsız yapılaşma, çevre deniz hatta hava kirliliği sorunları gibi uzun zamandır çözülmeyen büyük sorunları var diyebiliriz. çok ihmal edilmiş bir şehirdir izmir. ideolojiler değişse de güzel şehirlerin kötü yönetilme kaderleri değişmiyor. çünkü içimizden iyi yöneticiler çoğunlukla çıkmıyor. dün daha geniş yazmıştım, tekrar olmasın…adayımız açıklansın nolacak bu şehrin hali bakalım…

    • Didem hanım aydınlatıcı paylaşımınız için çok teşekürler! Milleti izmirden denize dökmeye kalkan chp adayları yerine izmirin sorunlarını çözecek ve denize dökecek(mümkünse yunan sahillerine doğru:) bir kahramana ihtiyacımız var: adayımız nihat zeybekçi! İzmire hiç gitmedim; durum bahsettiğiniz gibiyse daha uzun süre gidebileceğimi de sanmam:( anlaşılan izmir kocaoğlu şiddetine maruz kalmış…

    • İzmir için söyledikleriniz Türkiye’nin her ili için söylenebilir. İstanbul örneğin tam bir çöplük. Girmek çıkmak bir dert. Trafik berbat yapılar çarpık, dikey yatay hormonlu bir büyüme. Dünya metropolleri arasında kişi başı yeşili en az il seçilmiş geçende. Kaldı ki iki kıtayı birleştiren boğazıyla muhteşem bir konuma sahip bir yer. Ama gel görkü rantçı iktidarlar çarpık bir şekilde büyüttüler ve şimdi kendileri de şikayet ediyorlar. Gün geçmiyor ki daha deprem olmadan binalar patır patır çöküyor durdukları yerde. Deprem olsa ne olacağı gayet açık. Büyük bir yıkım. Göre göre bekliyoruz. Akılsız başa yapacak birşey yok.
      Siz tutmuşsunuz vizyoner başkan isterim diyorsunuz. Vizyon tabii önemli ama önce şehre sahip çıkacak, rantçının adamı olmayan adaylar gerekir. Aday yerel olmalı. Dışardan ithal adaylar dışa hizmet edecekler. Yani ranta. Bu çok açık.

      • vizyoner başkan olsun rantçı da olabilir dediğimi falan mı anlıyorsunuz yorumumdan bilemiyorum. vizyon önemli ama olmasa da olur, rantçı olmasın kenardan otursun demek istiyorsunuz anlayayım yorumunuzu o zaman. iki akılsız insan gibi mi anlaşalım ne dersiniz? demediklerini üstelik kastetmediklerini karşı tarafa yamamak yorumunu manipüle etmek nasıl bir amaca hizmet eder ki?
        vizyoner demek mevcut sorunları çözmenin yanı sıra – ki sorunların içinde rantçı politikalardan rahatsızlık belirtilmiştir, belirtildiği halde çarptırmışsınız – şehrin geleceği için de geniş açılı projeler üretmek anlamında kullanılmıştır, itiraz edecek bir şey değildir, muhalif olmak adına bile itiraz edilebilecek bir talep değildir, vizyoner ve rantçı anlamında ise hiç değildir.
        elbette izmir için söylediklerim başka şehirler için de geçerli. benim de İstanbul da ikametgahım var, istanbulun sorunlarını en az sizin kadar biliyor ve yaşıyorum.
        yorumumda ideolojiler değişse de güzel şehirlerin kötü yönetilme kaderleri değişmiyor derken kastettiğim bu güzel şehirlerden bri de İstanbuldu. ayrı şehirler, ayrı yönetimler lakin aynı kaderler.
        neden anlamamak için çaba sarf ediyoruz???
        neden bu çabayı anlamak için harcamıyoruz???

        • İyi niyetinizi anlıyorum Didem hanım. Ama sizin de kabul ettiğiniz gibi bol vizyoner başkanların büyük şehirleri getirdikleri durum ortada. Hepsinin uçuk kaçık projeleri oldu. Ankara’da bir Ankapark diye çöplük yaptılar gidin bakın. Ne yeşil kaldı ne boş alan ne eski minyatür hayvanat bahçesi de uçtu gitti. Varsa yoksa ranta hizmet. Benim iddiam o ki adaylar yerelden çıkmalı. Şehirlere sahip çıkacak kişiler olmalı. Oturmamalı elbette. Önce şehrin problemlerini çözmeli. Bunun için de şehri iyi tanımalı. Bunları kimsenin düşündüğünü zannetmiyorum. Millet gidip yine bildiğini okuyacak. Geçiniz.

  7. Yazinin mesaji son derece hakli ve güzel. On-secim demokratik sistemlerin olmazsa olmazi. Maalesef bu güzel geleneği Rahmetli T.Ozal bozdu, on-secimi atlayarak “parmakci milletvekili” dönemini baslatti. Boylece demokrasi acisindan bugun geldiğimiz nokta yürekler acisi, maalesef…

  8. Sayın Fehmi Koru’nun “iktidara nasihat/muhalefete tokat” anlayışı devam ediyor. Bu yol bizi selamete ulaştırmaz. Bugün cuma, hoca mimberden yine “İnnallahe ye’muru…” diyecek.

  9. AKP nin bu kadar çok bereketli seçmeni
    olduktan sonra! Kimseler onlari sandikta yenemez….!
    Bana inanmaya bilirsiniz, fakat ben bunları
    havuzdan değilde hem yetkili ağizdan hemde diğer yazarların yazilarindan öğrenimdım.
    AKP kurulduğunda! Bir yüzuk sermaye ile yola çıkıp 4 çocuğunu ABD de okutmakta dahıl şu an Dünyanin sayıli zenginlerinden biri olmuş.
    Diğerleri ise DÜNKÜ Ocak Medyada seçilmiş yazarlardan Yavuz Selim Demirağ’ın AKP nın rekorlari başlıklı yazisında, seçmenlerdeki rekor sayıda bereketli artiş olduğu hatta bu bereket ömürlerindede görüliyor.
    Binlerce kişinin ömrü o kadar bereketlenmiş ki insanın AKP deki mucizelere hayran olmamasi içten bile değil.
    ELHAMDULILLAH bu bereketlilik onların kusursuz MUMIN olmalarından kaynaklansa gerek.
    Çünkü, AKPlilerde! İftira, yalan, sahtekarlik, tembellik, kavga, ve kendilerini üstün görme gibi şeytani işler yok ve onlardanda uzak oldukları için ALLAH onların başlarindan aşağı oy yağdiriyor…!
    AKP nin sayesinde insanlarımizın ömrü de uzandi!!!! 100 /140/120/150 yaşina kadar yaşiyorlar…….! Demekki! 17 yildir hep Mucizeler vasıtası ile seçımlerde başari elde etmişler…Kediler de dahıl herkes AKP için seferber olmuş.

    • Nurdan hn Başkalarını savunmak bana düşmez ancak olayları çarpıtmamak gerekir.Tıpkı gayret beyefendi gibi at gözlüğü ile bakıp maalesef sürekli bardağın boş tarafını görüyorsunuz. Bunu bilinçli mi yapıyorsunuz bilmiyorum ama doğru şeyleri de görmek en azından yanlış ifade etmemeniz gerekir.AKP kurulmadan önce Lideri türkiyenin en buyuk holdinginin İstanbul Dustrubutörü idi yanı bir YÜZÜK PARASI değil ciddi sermayeleri var idi vebunu sattılar. Kimsenin avukatı değilim ancak Karun gibi zengin oldular imasıyla en basitinden iftira atmış ve insanları yanlış izlenimlere sokmuş olursunuz.
      Yanlış yapabilirler bunun hesabını önce sandıkta daha sonra da adalet önünde verirler onlar yolcu
      biz millet olarak HANCIYIZ bunu unutmayalım

    • FETÖSAVAR ARKADAŞ NURDAN HANIM DEMİŞ AMA ERKEK Mİ KADIN MI OLDUĞUNUZU BİLEMİYORUM. AMA FETÖCU OLDUĞUNUZ O KADAR AŞİKAR Kİ, HER KELİMENİZ VE CÜMLENİZ BUNU BELLİ EDİYOR. SOSYAL MEDYADA AL TAKKE VER KÜLAH YAPTIĞINIZ TROLLER İLE SADECE KENDİNİZİ KANDIRIYORSUNUZ. BU MİLLETİN ARİFLİĞİ YETER ALLAH A ŞÜKÜR.

  10. Bu secim AKP nin en zor seçimi olacaktir.liseyi bitiren genç nasil üniversite sinavina girerse AKP de 17 yilin hesabini bu seçimde verecek.Herkes bu seçimi genel seçim havasinda degerlendirip oyunu ona gore verecek yoksa o aday bu aday isimler onemli değil.Bakacağiz karneye ekonomi ne durumda , hukuk adalet nasil isliyor , geleceğe güven var mı yonetimde ahbap çavuş ilişkisi mi yoksa liyakat mı bunlar sorgulancak.
    Görünen o ki Ankara akp acisindan kaybedilmis izmir zaten kayip istanbul ise at başi .Muhtemelen tepki oylariyla oda gidecek.
    Sonrasi işler çok zor olacak.Durum tersine çevrilebilir mi ? Bir mucize gerekli olmaz mı olur
    Ancak zaman çok dar .
    Mevlam neyler neylerse guzel eyler.

        • Vardır Hacı H.Gayret vardır. Her minareye bir kılıf bulunur. Saraciyeciler / Çadırcılar / Brandacılar boş yatıyor. Verbi iş bak sana 1 haftada halletmezlerse başka birşey bilmiyorum .

          • Yahu 17/25te bütün mega projeleri yürüten firma sahiplerinin malvarlığına elkonmuştu da fetönün savcıları bitek o çamlıca camisinin müteahhidine dokunamamıştı:)))

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız