Bile bile lades…

46
Reklam

Bazıları “Bizim millet balık hafızalıdır, yaşananları çabuk unutur” görüşünde. Ben onlardan değilim. Hem kendim unutmam, hem de milletin unuttuğunu sanmam. Bizim millet unutmaz, bazen unutmuş görünür.

Ancak yine de bazı gerçeklerin ara sıra da olsa insanlara hatırlatılması gerekir.

Milletin ‘balık hafızalı’ olduğu iddiasını da aşan bir durumu ise anlamakta zorlanıyorum.

İktidar, daha doğrusu iktidar sözcüleri, milletin kendilerinin 20 yıldır ülkeyi yönettiklerinin farkında olmadığını sanıyorlar. Öyle sanıyor olmalılar ki, hiç gözlerini kırpmadan, kendi yanlışlarından sürekli başkalarını suçluyorlar. Öyle sanıyor olmalılar ki, kendi yaptıkları yanlışları yine kendilerinin doğru hale getireceklerine inanılmasını istiyorlar.

“Olur mu öyle şey?” diyeceklerin şu cümleleri okumalarını isterim:

“İnsanlarımızın hayat pahalılığından dolayı zorlandığını biliyoruz. Bugün insanlarımızın geçim sıkıntısı meselesi olabilir, bugün insanlarımızın hayat pahalılığı yükü altında zorlandığını biz de tespit ediyoruz. Ama şunu da bilmemiz lazım ki dünya, nasıl bir girdaptan geçiyor. Bunu da göreceksiniz. Tıpkı geçtiğimiz 20 yıldaki eser ve hizmetlerimiz gibi aldığımız ve alacağımız tedbirlerle insanlarımızı geçim sıkıntısından kurtaracak olan da, enflasyonu düşürecek olan da, istikrarı tahkim edecek olan da, herkesin iş ve aş sahibi olmasını güvence altına alacak olan da, ülkemizi hak ettiği aydınlık yarınlara kavuşturacak olan da biziz.”

Bu sözlerin söylendiği ortamda dinleyiciler aşkla ve şevkle konuşanı alkışlıyorlar.

Ayağa kalkarak mı bunu yapıyorlar? Belki de…

Reklam

Oysa AK Parti 20 yıldır iktidarda. Bu cümleleri kalabalıklar karşısında dinleyicilere ileten kişi de, 20 yılın bütününde, önce parti genel başkanı, sonra başbakan, nihayet tam yetkili cumhurbaşkanı olarak en tepe noktalarda bulunmuş olan politikacı.

Düzeltilmesine partisi adına talip olduğu hayat pahalılığı, geçim sıkıntısı, enflasyon, istikrardan uzaklaşma, işsizlik ve aşsızlık ile umut yokluğu kendisinin en fazla güce kavuştuğu son birkaç yılın eseri.

Kendi eliyle bozduğunu yine kendisi düzeltmeyi vaat ediyorsa, insanlara da “Neden ülkeyi bu hale getirdiniz?” diye sorma hakkı doğmaz mı?

Sadece sorma hakkı da değil, sorunların çözümünü başka yerlerde arama hakkı da…

Yanlışların sebebini bilgisizlik olarak görenler var. Kimileri hassas görevlerde bulunanları bu tespitlerine örnek olarak gösteriyor.

Ben bu görüşe de katılmıyorum.

İktidar, daha doğrusu sorumlu görevlerde bulunanlar, ne yaptıklarını pek ala biliyorlar. Bilmeyenleri varsa onlara da doğrular başkaları tarafından söyleniyor zaten.    

Lütfi Elvan’ı Hazine bakanlığına, Naci Ağbal’i Merkez Bankası başkanlığına bu iktidar getirdi. Bu ikilinin ekonomiden sorumlu oldukları kısa sürede doğrular yapılabildi. O kısa sürede onlar görevde olmasaydı, daha önce başlamış ve bugünlerde iyice etkisini göstermekte olan ekonomik sıkıntılar daha o zaman gemi azıya alacaktı.

Reklam

Nitekim, onlar görevden ayrıldıktan sonra beklenen oldu.

Onların göreve getirilmesi ve aldıkları doğru tedbirlerin işe yaraması sonrası görevden alınmaları neyi gösteriyor?

Ne doğrudur ne yanlıştır bilindiği halde yanlışın tercih edildiğini…

[Türk-İş genel başkanı Ergün Atalay temsil ettiği işçi kitlesinin sorunlarını dün AK Parti genel başkanı sıfatı da bulunan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’la görüştükten sonra, Erdoğan’ın kendisine “Ben olanların farkındayım” dediğini açıkladı.

Bilinmediği için yanlış yapılmıyor, bile isteye yapılıyor yanlışlar…

Diyelim, yapanlar yaptıklarının yanlış olduğunu bilmiyorlar, hadi öyle olsun; ancak bilebilecek durumda olanlar her yanlış adımdan önce ve sonra doğrudan sapıldığını hatırlatıyorlar.

Muhalefetin her gün yaptığı uyarıları, uzmanların her fırsatta tekrarladıkları açıklamaları bir tarafa bırakalım; ülkemizin zenginlerini temsil eden TÜSİAD’ın son toplantısında yapılan konuşmalardan iki örnek alıntı ile yetineyim.

İlki şu:

“Küresel sorunlara ilaveten bir de ülke olarak bizim karşı karşıya olduğumuz belirsizlikler ve geleceğe ilişkin tahmin yapmayı, öngörüde bulunmayı zorlaştıran sorunlar var. Enflasyon halkın satın alma gücünü eritiyor. Ücretlerin toplam gelir içindeki payı geriliyor.”

Diğeri de şu:

“Rekabetçi kur, yüksek ihracat ve cari fazla mantığıyla kurgulanan ama günümüz kalkınma anlayışı ve pratiğiyle yeterince örtüşmeyen politikalar kalkınma açısından istenilen sonuçları vermiyor. Büyüme kalkınma için tek başına yeterli olmuyor, hatta maalesef fakirleşerek büyüyorsunuz.”

İlk alıntı TÜSİAD yüksek istişare konseyi başkanı Tuncay Özilhan’a, ikincisi de TÜSİAD yönetim kurulu başkanı Orhan Turan’a ait.

Uyarı cümleleri bunlar.

Zenginler uygulanan politikaların fakirleri daha da fakirleştirdiğini duyuruyorlar.

Acaba ülkeyi yönetenler bu uyarıları işitmemiş olabilirler mi?

İşittiklerini cevap verme ihtiyacı duymalarından biliyoruz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan TÜSİAD’ın yeni başkanına had bildirdi.

Şu sözlerle:

“Sen daha çıraksın, kalfa dahi olamadın. Dün bir, bugün iki… Ne oldu ki ders vermeye kalkıyorsun. Önce haddini bil! Haddini bil!”

Demek ki ne dediklerinden haberdar ve işittiklerinden hoşlanmamış.

Peki de ne olacak şimdi?

Olacağı şu: Yanlışlar bundan sonra da devam edecek. Birileri “Bilmedikleri için bunlar oluyor” diyecekler. Bilmediklerini düşünenler doğruları söylerlerse yanlıştan vazgeçileceği düşüncesiyle uyarılarda bulunacaklar. Uyarılarına yine kulak asılmayacak. Had bildirmekten vazgeçilmeyecek. 

Kısır döngü durumu devam edip gidecek.

Herkes tedbirini bu gerçeği görüp bilerek almalı.

ΩΩΩΩ

Reklam

46 YORUMLAR

  1. Ender bey ben cep telefonu yasaklansın mı dedim.Sadece 3 tip olsun ABC segment . Ülkemizde çoğu insan cep telefonunu gösteriş için kullanıyor, bir miktarda ihtiyaç için kullanan var. Niye dövizi yurt dışına gönderelim. Ayrıca Osmanlı’da matbaa yoktu diyen araştırmadan söylüyor sadece dini kitaplar hürmetsizlik olmasın bir de bu işten yazarak yaşanan hatırı sayılır insan sayısı vardı onların işsiz kalmaması için basılmamış. Diğerleri basılmıştır.

  2. “Ender
    17 Haziran 2022 At 16:13
    TÜSİAD halkın refahının iyi olmasını ister. Fakirleşmesini istemez. Yoksa ürettiklerini nasıl satacak. Saçma iddialar bunlar.”
    BENCE DE:)))

    MUZAFFER BEYE İSE KATILMAMAK İMKANSIZ:
    “Dikkat edin, burjuvazi sınıfı çıkarları gereği tutarlı demokrat olamazlar.
    Benden söylemesi…”
    EVET, MONTAJ SANAYİCİSİ BELEŞÇİ BURJUVA ASLINDA DİKTATÖRLÜKLERİ SEVER, HER ZAMAN…

    BU MEVZULAR SN.ENDER ARKADAŞI BİRAZ AŞAR, BENDEN DE SÖYLEMESİ…

  3. Büyüme yalan elbette. Borç büyümesi, risk büyümesi, CDS büyümesi. 10 yıl öncekine göre kişi başı gelirimiz yarı yarıya düştü. Rakamlar ortada. Hangi yüzle yalan söylüyorsunuz. Sadece ortalama olarak değil, zengin fakir uçurumu korkunç büyüdü. Çalışanların çoğu asgari ücretle çalışıyor. Bu rezalete rağmen büyüyoruz diye yalan söylemeleri kandırmaca. TÜSİAD açıkça söylemiş, büyüme sanal, halk fakirleşiyor diye. Onlar halkı düşünüyor, çünkü ürettiklerini bu halk alacak yasa alamayacak. Üretimlerini o yüzden daraltıyorlar. Çünkü tüketim azaldı.

    • Hayret yaa! siyasal ırkçımıza göre herşey yalanmış! Kendi salladıkları ne olacak? Bu kadar da olmaz ama. Tamam dolar-TL dengesi kontrolden çıktı. Bu durum hükümetin eleştirilebileceği net bir konu. İlk fırlama olduğunda korona etkisi de yüksekti rakamlar doğal olarak büyüme değil küçülme olduğunu gösteriyordu. Sadece bizimki değil birçok ülkede durum koronadan dolayı pek farklı değildi. Son dönemlerde korona etkisi her yerde hafifledi üretimler arttırıldı. Büyüme rakamları biraz abartılı olabilir ama sanal değil. Enflasyon nedeniyle TUSİADın iç piyasaya verdiği, örneğin beyaz eşya türlerinde talep azalması doğaldır. Kredi kartlarıyla/faizle iş görenler faizler çok fazla arttırılmadığı için alma gücü olan kesim eskisi gibi beyaz eşya alabiliyor. Bir de faizler daha da yüksek olasaydı TUSİAd daha da şikayet edebilirdi. İşin bu yönü varken, genel olarak talebin düşmesi biraz daha direnilirse fiyatların/enflasyonun düşmesine bile katkıda bulunabilir. Bu trendler devam ederse büyüme daha da artacaktır. Bu olduğunda ender şaysiyet sinirinden ortasından çatlarmı acaba?

  4. Cep telefonu ithalatı durdurulsun devlet urettirsin 3tip gerisini yasaklasın cari açık biter.bir kamyon domates 🍅 üret 5 tane cep telefonu karşılığı ver o da yalvar yakar .

    • Bu da çözüm değil. O telefon bilgiye ve servise ulaşım demek. Osmanlı da böyle yaptı. Matbaayı yasakladı 150 yıl. Sonucu ortada. Hala geri bir ülkeyiz. 150 belki 500 yıl geriden izliyoruz ileri gidenleri.

    • Sen ne deyon cahil
      Sen bu cep tilifonundan ne kadar vergi geldiğini biliyon mu?😠
      Para didiğin ne ki,
      Bas kağıdı…

  5. Asıl sorun iktidarda değil muhalefette çünkü millete güven vermiyorlar. iktidarda olduğu gibi muhalefet liderlerine bile yanlışlarını söyleyenler tecrit ediliyor, ihraç ediliyor. Muhalefetin milli bir ulusal güvenlik politikası yok. Resmen terör destekçilerinin güdümüne girmişler. İsveç ve Finlandiya daki gibi devleti haraca bağlayan terör örgütüne boyun eğmişler. Bunlar seçildi diyelim ülkede milli güvenlik diye bir şey kalmaz maazallah. inşallah ben yanılırım da teröre karşı dik dururlar.

    • Şu köşeye yazıyorum. Seçime 5 kala iktidar Öcalan’la diyaloga girecek. İşaretlerini vermeye başladılar zaten. Geçen seçimde de aynısını yapmışlardı, şayet hatırlayabiliyorsanız. O zaman bu sözlerinizi buradan kesip yemenizi rica edeceğim. Terörle ve teröristle bu ülkede sadece iktidar el ele kol kola oldu ve ne istedilerse verdi, kapılar arkasında İsveç’lerde görüştü pazarlık yaptı. Muhalefet bu işi düzgün yapmalı. HDP işe açık bir seçim işbirliği yapmalı. İktidarın yaptığı gibi teröristlerle ve kapalı kapılar arkasında değil.

      • Muhalefette aynısını yapıyor sadece aralarındaki fark muhalefet bizzat teröristlerin kuklası olmuş. Terörle ilgili bir tek laf edemiyorlar operasyonlara destek veremiyorlar. Ülkenin milli menfaatlerini savunamiyorlar bile. Maazallah bunlar başa gelirse sınırlar teröristlerin yol geçen hanına döner ve her gün bi yerde bomba patlar artık ve siz de bu yazdıklarınızı kesip saklayın yersiniz o zaman.

  6. “Bilinmediği için yanlış yapılmıyor, bile isteye yapılıyor yanlışlar…” F.K.

    Peki bile isteye neden yanlış yapıyorlar?

    Bu “Bilinmediği için yanlış yapılmıyor, bile isteye yapılıyor yanlışlar…” hüküm cümlesinin dünkü yazının can alıcı noktası olan “…ülkemle bir başka ülke arasında bulduğum ilişki hiç hoşuma gitmedi.” cümlesiyle bir ilişkisi kurulabilir mi?

    Bugünkü yazı dünkünün biraz tafsilatı gibi duruyor sanki. Ne edersiniz?

    Yazarımızın yarınki yazısı son iki günkü yazısı ile ilintili olacaksa “karpuzun irisi heybede” deyip seçim sath-ı mailine yaklaşırken Sn. Yazarımızın daha çok karpuzlar kıracağını bekleyebiliriz. Buna neden, Millet İttifakı cumhurbaşkanı adayının kendi içlerinde netleşmeye başladığı ile ilgili olabilir. Yok yok, bu kişinin, adı Millet İttifakı cumhurbaşkanı adaylığı için geçen isimlerden herhangi birinden olduğunu/olacağını sanmıyorum.

    En iri karpuz heybeden en sonda çıkacak olanıdır.

    Hadi hayırlısı.

  7. Daha önce ki seçimlerde AK partinin Halk’ta İlk senelerin Kredisi vardı. 2011’den sonra Ekonomide bozulmaları halk hissediyordu yanlız önceki seçimlerde halk ekonomik sıkıntıyı bu derece hissetmiyordu.

    Halk AKP’ye oy vermeyi istemiyordu. Genelde son ana kadar bekleyen %10 kitleyi bir katakulli yaparak kendi hanelerine oy olarak yansıtıyorlardı.(%49 alan AKP aslında %40 oyu vardı.)

    Bir sıçrarsın çekirge, iki sıçrarsın çekirge, üçüncüde ele geçersin çekirge.

    Bu sefer Öyle olmayacak.

    Kılıçdaroğlunun Aday olmasını istiyorlar yine bir katakulliyle Kazanmak istiyorlar ama olmayacak.

    Milletin derdiyle dertlenmeyen Liderler yok olmaya mahkumdur.

    Birileri açlıkla uğraşırken birileri Camız yoğurdu,Kestane balı yerse biz buna Tavşan dağa küsmüş Dağın haberi olmamış deriz.

    Halkı yaşat ki devlet yaşasın (Şeyh Edebali)

    Millet partisine bir tüyo,

    Bu iki turlu seçim 6’lı masamı 6’ya kadar aday gösterebilirler Erdoğan ilk turda yenilebilir.
    Kanunu bilmiyorum Küçük partiler aday gösteremiyorsa 100 bin imzayla aday gösterebilirler.

    Misal(CHP kılıçdaroğlu, iyi parti Mansur yavaş, Gelecek pati Ekrem imamoğlu gibi…)

    Hakan Aygünün proğramına katılan Cem Uzanda Pürüzleri aşınca bende aday olacağım diyor.

    Ne güzel demi halka seçebildiğini seç diyeceğiz.

    Allah sana bir zarar dokunduracak olsa, O’ndan başka bunu senden kaldıracak yoktur. Ve eğer sana bir hayır isterse, O’nun bol fazlını geri çevirecek de yoktur. Kullarından dilediğine bundan isabet ettirir. O, bağışlayandır, esirgeyendir. yunus 107

    AKP’ye sıkıntı geliyor göründü. Allah Murat etmişse kimse bunu değiştiremez.

    Erdoğanın arkasında Uzman ordu var. Bunlardan bazıları psikoloğ, bunlar Erdoğana Ekonomik krizin farkındayım yine bunu ben çözerim diye telkinde bulunuyorlar amaç Dürüst davranılarak oy erimesinin önüne geçmek.

    Senin ordunda olsa Karun kadar zenginde olsan Allah bir şeye murat etmişse kimse engelleyemez.

    ********************************************************************
    şeyh edebâli’nin osman gâzi’ye nasihati:

    “ey oğul, artık bey’sin! bundan sonra öfke bize, uysallık sana. güceniklik bize, gönül almak sana. suçlamak bize, katlanmak sana. âcizlik bize, hoş görmek sana. çatışmalar, anlaşmazlıklar bize, adâlet sana. kötü söz, şom ağız, haksız yorum bize, bağışlamak sana. bölmek bize, bütünlemek sana…

    güçlüsün, kuvvetlisin, akıllısın, kelâmlısın! amma bunları nerede ve nasıl kullanacağını bilmezsen, öfken ve nefsin bir olup aklını yener. sabah rüzgârlarında savrulur gidersin. daima sabırlı, sebatlı ve irâdene hâkim olasın.

    unutma ki, dünya sandığın kadar büyük değildir. bütün sırlar; bilinmeyenler, görülmeyenler, ancak senin şecaat, fazîlet ve irfânınla fethedilip gün ışığına çıkacaktır.

    ey oğul! sabretmesini bil, vaktinden önce çiçek açmaz. şunu da unutma; insanı yaşat ki, devlet yaşasın!

    ey oğul! ananı, atanı say! bereket büyüklerle berâberdir.

    bu dünyada inancını kaybedersen, yeşilken çorak olur, çöllere dönersin.

    azminden dönme, çıktığın yolu, taşıyacağın yükü iyi bil.

    her işin gereğini vaktinde yap. insanları yaşat ki, devlet yaşasın!

    açık sözlü ol. her sözü üstüne alma. gördün söyleme, bildin bilme.

    sevildiğin yere sık gidip gelme. muhabbetin kalkar, îtibârın olmaz.

    üç kişiye acı: cahiller arasındaki âlime, zenginken fakir düşene, hatırlı iken îtibârını kaybedene.

    unutma ki yüksekte yer tutanlar, aşağıdakiler kadar emniyette değildir.

    ululanma, düşmanı hor görme, düşmanını çoğaltma, düşmanlığın başını da sonunu da sen belirle. haklı olduğunda mücâdeleden korkma! bilesin ki, atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler.

    ey oğul! işin ağır, işin çetin, gücün kula bağlı. Allah yardımcın olsun…”

  8. Türkiye ihracat artışı ile övünüyor. Açıklasınlar bakalım bu ihracatın ne kadarı TÜSİAD’ın, ne kadarı yeni yetme kaplanların. Görelim boylarının ölçüsünü. İktidarın hiç bir eleştiriye gelememesi kibirli oluşundan, demokrat olmamasından ve hesap vermeye alışık olmamasından. TÜSİAD üretimiyle bu ülkeye en fazla katkı yapan kuruluşları bir araya getiriyor. Böyle herşeyi ve herkesi düşmanlaştırmaları kendi yetersizliklerini, kendilerine güvensizliklerini, ve beceriksizliklerini gösteriyor. Bu oyun bitti artık. Yol göründü. Milletin sırtından düşme zamanı geldi. Tarkan öyle diyo 🙂

  9. Bazı aklı evveller TÜSİAD’ı yerli ve milli bulmuyormuş. Rakamlar ortada. TÜSİAD’ın toplam bu ülkeye döviz getirisine, bir de yerli milli dedikleri savunma sanayinin getirisine bakın. Toplam ihracatta TÜSİAD’ın payına bakın. Karşılaştırılacak bir şey yok. Yerli otomobil üretememişler. Türkiye’nin en büyük döviz girdisi TÜSİAD’ın ürettikleri otomobillerden geliyor. Sizin “yerli” otomobiliniz henüz ortada yok, sadece para yiyor, yarın satacağı da meçhul. TÜSİAD’ın başında gayrimüslim varmış diye de eleştiriyorlar. Ne alaka, Alevi de olabilir, Kürt de, dinsiz de. Ne olacaktı imam hatip mezunu mu? Devletin her başında var zaten. Yetmez mi? TÜSİAD üretim yapıyor, laf değil.

  10. Sayın Koru ,
    Temel sorun son 20 yılda borçlanarak yapılan iç tüketime yönelik yatırımlara harcanan paraların arkasının kesilmiş olması.
    OSB sayısı 70 den 450 ye çıktı buralarda çalışan insanlar var. Buralarda ki firmalar makina teçhizat ithal edip döviz borçlandık. Sıra bu borçları ödemeye geldi. Bölge hastahaneleri, adliye binaları, okullar , üniversiteler, duble yollar , yeni otoyollar, havaalanları, turizm yatırımları, barajlar, tüneller, köprüler, nükleer santral inşaatında çalışan 13.000 kişi , Anadolu daki seralar, araç sayısındaki artış, hızlı trenler , bunların hepsi borçlanarak yapıldı. 2016 dan sonra para gelmiyor. Bu borçları çevirmek için ihracata dayalı büyüme modeline geçmek lazımdı. Covid ile dünya küçülürken , Çin ile rekabet ederek Afrika da pazar payı almaya çalışmak öyle kolay işler değil.
    Bulgaristan da enflasyon sorunu yok. Çakılan bir tek çivi de yok. Hala gidiş geliş tek şerit yollar, Tuna üzerinde geçerken sallanan bir köprüyü bile yenileyemediler. AB ülkelerine çalışmaya gidenlerin gönderdiği para ve yardımlar ile dönen bir ekonomi.
    Her refahın bir bedeli vardır. Almanya 1933 hiper enflasyonundan sonra düze çıktı..Savaş sonrası da ABD yardımı ile. Ekonomi tarihi farklı bir bakış açısı getirir. O saydığınız isimler kurun geri gelmesine sebep olduğu için görevden alındı. İhracat rakamları tarihi zirvede. Bu da iç tüketimin kısılması ile oluyor.
    Konya kadar Hollanda nın 90 milyar dolar tarım ürünü ihracatı var denir ama kimse 87.5 milyar dolarlık tarım ürünü ithalatı yaptığını söylemez. Almanya nın Hollanda yı AB nin tarım ürünü tedariki ile görevlendirdiğini bilmez. Avrupa da bu günlerde kaç şirketin kapısına kilit vurduğunu bilen var mı ?
    İşsizlik sorununu bir kaosa neden olabilir eğer siz ve sizin gibi düşünenlerin istediği gibi faiz arttırıp kur baskılanır ise bir çok firma kapanır. Bunu mu istiyorsunuz ? Enflasyonun kaynağı kur artışı. Bir de Rusya Ukrayna savaşı hiç hesapta olmayan maliyetler getirdi. 19 defa IMF ile anlaşma yapmak zorunda kaldık kurulduğu günden beri. Zira büyümek , yatırım yapmak yeni iş sahaları açmak için sermayeye ihtiyaç var..Batılının dediğini yaparsak para gelir de şartı global aktör olmamak. Savunma sanayinde yer almamak. Dün DW nin ingilizce yayınında 4 panelist Rusya Ukrayna meselesinde Erdoğan ın ne yaparsa ne olacağını konuşuyorlardı.

    • Bunlar güzel hikayeler ama sonuca bakalım. Döviz krizine girdi Türkiye şu anda. Yüksek faizle borçlanıyor, hatta borçlanamıyor. Bu sene bütçeye 250 milyar TL koymuşlar faiz ödemesi için. O da yetmeyecek kur fırlayınca. Tarım desteği 30 milyar dolar. Böyle ne Hollanda olabilirsiniz ne de kalkınmış olma şansınız var. Ayrıca alınan borçlarla yatırım falan yapılmadı. Kendinizi kandırmayın. Betona yatırım yapıp kat kat borçlandırdılar bu milleti. İhracatta da bir artış olmadı uzun zamandır. Yatırımlar da durdu. Kimse bu belirsizlik ortamında yatırım da yapmaz. Tüm dünya iktidarın delice bir politika izlediğini söylüyor. Putin bile merkeze karışmam Türkiye gibi mi olalım dedi. Akılsız yatırımlar, akılsızca borçlanma, tek adam yönetimi bizi krizlerden krizlere koşturuyor. Herkes cebini yoklayınca durumun farkında zaten. Yolun sonu dostum. Bu sefiller gidici. Milletin sırtından düşme zamanı geldi. Hani o at gibi, sırtından attı ama tekme vurma fırsatını kaçırdı. İş bize kaldı 🙂

    • Sn.A Melik, 84 miliyonluk bir ülkede 13,000 kişiye iş imkanı ile övüniyorsunuz.
      Siz bununla övünmekten ise 200,000 troller ile övünseniz daha isabetli olur. Çünkü 84 miliyon nufusun içinden sadece 13,000 şanslı işci asgari ūcret ile çalışiyorlar.iş verene bürüt maliyetleri 5,800 civarında.

      Bir kişi için (yalnış anlaşilmasın AK Saraydan bahs etmiyorum).
      AKP genel başkanı ayni zamandada TC. C Başkanı olan Erdoğan’nın şahsına ait sosyal medyada evinde oturarak çalışan
      Troller ‘in sayısı ise 200,000 bu vürüsler’e kişi başına 10,000 TL net aylık ödeniyor.
      Hazineden Bunlara kesintisiz tam tamına ayda 2000,000,000.TL hediye ediliyor.

      Onun için 13,000 ile övünmekden ise 200,000 ile övünmek daha iyi olur.
      ××××××
      “borçlandık. Sıra bu borçları ödemeye geldi. Bölge hastahaneleri, adliye binaları, okullar , üniversiteler, duble yollar , yeni otoyollar, havaalanları, turizm yatırımları, barajlar, tüneller, köprüler, nükleer santral (inşaatında çalışan 13.000 kişi ,) Anadolu daki seralar, araç sayısındaki artış, hızlı trenler , bunların hepsi borçlanarak yapıldı. 2016 dan sonra para gelmiyor. Bu borçları çevirmek için ihracata dayalı büyüme modeline geçmek”
      ×××××
      Not:sosyal medya işçilerinin linkini hemen bu yorumun altina ayri ekliyeceğim.

  11. Bir defa yanlıṣ yapan değil yanlıṣı ısrarla tekrarlayan bir iktidar var.

    Peki bunun sebebi ne olabilir?
    Faiz ve nas!

    Erdoğan tekrar tekrar ne yapacağını söyledi. Israrla da yoluna devam ediyor.

    Türk lirasının değerini düṣük tutarak ihracatı artırmak Erdoğan’ın planına uyan bir ҫözüm. Bu nedenle merkez bankası yönetimine müdahale ediyor.

    Ihracatı yüksek tutabilmek iҫin üretim fiyatlarının artmaması lazım. Bu nedenle Erdoğan’ın maaṣ ve ücretleri enflasyonun altında tutması gerekiyor. Burada Tüik devreye giriyor.

    Erdoğan sistemini kurmuṣ durumda.

    Ekonomi politikası, bilimsel ekonomi kurallarına karṣı otobanda ters yönde giden sürücüye dönüṣtü.

    Olan sabit gelirlilere ve tarım üreticilerine oluyor.

    Tüsiad doğruları söyledi ama muhalafetten ve toplumdan gerekli desteği görmedi. Büyük ölҫüde sessiz kalındı.

    En kolay destek:Tüsiad’ın Email adresine milyonlarca destek mesajı olurdu. Veya milyonların imzaladığı bir imza kampanyası.

  12. Olan biten her şeyin miladı Paris Anlaşmasının meclisten oybirliğiyle geçmesiyle başladı. YDD’ne sert giriş yaptığımız beyan edilmişti. Rabia işareti ile özdeşleşen tek vatan, tek bayrak, tek millet, tek devleti doğru anlamak lazım. Akıbeti belli kaderi değiştirmek galiba mümkün olmayacak. Mehmet Akif Ersoy “Allah bir daha bu millete istiklal marşı yazdırmasın” niyazında bulunmuştu. Akşener, yapılan araştırmalara göre toplumun yüzde 75’inin iklim kriziyle mücadele edilmesi gerektiğine inandığını, iktidara geldiklerinde karbon kotasını uygulayacaklarını” söylemişti. Diğer devletler, uluslarda da eş zamanlı benzer uygulamalar devreye alınıyor. Great Reset! Oybirliği, geleceğe dair görüşler her yol Paris’e çıkıyor.

  13. Borç 5 katına çıkar! (Ne beş’ miş kardeşim bee) tahmininde bulundu bir yorumcu, eğer devam ederse aynı iktidar!
    Hayat pahalılığından dem vurmuş sayın yazar. Lakin, ücret aylıklara %25–30 yapılan zamdan tık yok! Bu kısır döngüden çıkışşş!!??
    (Piyasa %100-150..)
    TÜSİAD ekonomi ile ilgili ne patlatmış bu güne kadar da patlayan silahlarla ilgili hassasiyet maşallah..
    Yönetenler akıl iman sentezi mi yürütüyor, para ve maliye politikası mı izliyor kendi açıklamadığı sürece bilemeyeceğiz🤗.
    *Faiz kur döviz maaş işsizlik aylık ekmek parası su faturası elantirikleri kestiler tasası..
    ya bitecekse bundan sonra???
    *Düşen hiç mi bişey yok? İnsaf!
    – düşen bireysel kredi borç yükü ağırlığı
    – düşen zenginlik (ortadirek yıkıldı)
    – düşen milli gelir
    -düşen alım gücü
    – …
    No’lmuş akaryakıt 7 den 30₺ ya çıktıysa?
    Makarna 25 Kr tan 7 ye çıkmışsa
    Ekmek bulamıyorlarsa…
    (O kadar densizlik etmek kimsenin haddi değil)
    Son söz:
    Halk sadece şunu istiyor olmasın:
    ÜRET,
    70’İNİ İHRAÇ ET,
    30’U BİZE KALSIN!!!
    (gelirimiz oranında fiyatla geçimimizi devam ettirelim!)
    Ne kadar zor olabilir ki?

    • TÜSİAD’ın hayalindeki “Millet İttifakı cumhurbaşkanı adayı”nın seçildiği zaman yapacağı icraatlar belli oldu. 6 ayağı dışında 2 gizli ayağı olan bu masa, cumhurbaşkanlığı için isim aramaya devam ediyor. Kulislere sızan haberlere göre o aday seçilir seçilmez yapılacak icraatlar şöyle: (Evet biraz ironi dozu yüksek bir yazı oldu ama inanın ellerine fırsat geçse bunları hayata geçirirler. Günümüzde “Bu kadarını da yapamazlar” dediğimiz her şey TÜSİAD ile 6+1’li masa iktidarında teker teker gerçeğe dönüşebilir.)
      6’lı masanın cumhurbaşkanı, İsveç ve Finlandiya’ya koyulan vetoyu çekecek, Ankara’daki büyükelçileri de yüksek danışman olarak dışişlerinde görevlendirecek.
      Ayasofya tekrar kiliseye dönüştürülecek. Bu tören için Yunanistan Başbakanı Miçotakis de davet edilecek.
      Silahlandırılan Yunan adalarına Türkiye’den silah bağışı yapılacak. Özellikle insansız hava araçları hediye edilecek.
      TSK, Suriye ve Irak’taki bütün bölgelerden çekilecek.
      ABD Büyükelçisi, cumhurbaşkanı başdanışmanı olarak atacak. Bütün kritik konularda ona danışılacak.
      Rusya’ya uygulanan yaptırımlara Türkiye de katılacak ve Rusya’nın Türkiye’de nesi varsa el konulacak.
      FETÖ’ye iade-i itibar yapılacak ve bütün darbeciler göreve getirilecek.
      İstanbul Havalimanı’nın adı Atatürk Havalimanı olarak değiştirilecek ve karıştırılmaması için eski Atatürk Havalimanı’nın adı da Mustafa Kemal Havalimanı olacak.
      S-400’ler depoya kaldırılacak.
      Nükleer santral inşaatı acilen durdurulacak.
      Bir Kürt devleti kurulması için gereken destek ve coğrafya verilecek.
      Faizler maksimize edilip banker dönemi yeniden canlandırılacak.
      Erdoğan’la arası kötü olan liderler Türkiye’ye davet edilecek. Mesela Beşar Esad ve eşi, TÜSİAD Başkanı tarafından Savarona’da ağırlanacak.
      Tayyip Erdoğan’ı hatırlatan tüm eserler birer birer yok edilecek.
      Başörtüsü yasaklanacak, 8 yılık kesintisiz eğitim ve katsayı adaletsizliği yeniden hortlatılacak.
      Marmaray tarihe “Ecevit yaptı” olarak yazılacak.
      Bu liste böyle uzar gider. Başta da söylediğim gibi, bugün şaka olarak altını çizdiğimiz bu maddeler, bunlara fırsat verilirse 1-2 yıl sonra gerçek olarak karşımıza çıkabilir.
      Ancak şaka bir yana Cumhurbaşkanı Erdoğan, TÜSİAD’a çok sert tepki gösterip “Ey TÜSİAD’ın başındaki beyefendi, dış politikada bize ders veremezsin. Sen çıraksın. Önce haddini bil. Bunlar da akıllarını başlarına almadıkları sürece iktidarın kapısından içeri giremezler” dedi. Yani özetlersek, zaman geçtikçe yerli ve milli sermayenin önemi daha açık biçimde ortaya çıkıyor.

  14. “Kral çıplak!” – Bülent Arınç

    “Erdoğan gitsin diye devleti yıkmayın.” – Soner Yalçın

    Roller değişmiş. “Türkiye Airlines”a hoşgeldiniz.

  15. HAYRETİ MUCİP 16 Haziran 2022 At 21:31 Yoruma Cevap: Nasıl artık kimse ha deyince Genelkurmay Başkanı’nın, kuvvet komutanlarının isimlerini söyleyemiyorsa…
    TÜSİAD Başkanı’nı da kimse tanımıyor.
    Başında bir gayrimüslim vardı, Kaslowski (yakışıyordu da ha!), o gitmiş Orhan Turan diye bir adam gelmiş, ilgilenmemiştik. (Ne alır ne satarlar, onu da bilmeyiz.)
    İşte bunlar, Türkiye’de “çok değişen dengelerin” göstergeleridir…
    Artık ne kuvvet komutanları muhtıra verebiliyorlar ne de TÜSİAD hükümet devirebiliyor. Gazetelere istedikleri kadar ilan versinler (1979’da Ecevit’i öyle devirmişlerdi.)
    Ama TÜSİAD gene de bir “muhalefet partisi” gibi davranmak istiyor.
    Ekonomik konularda konuşmayı bıraktı, şimdi bunlara dış politikayı da kattı.
    İsveç ile Finlandiya’nın NATO’ya girmelerine fazla ses çıkarmamamız gerekiyormuş…
    E kurun o zaman partinizi ya da CHP’ye katılın.
    “Orta sınıfı güçlü olmayan bir ülkede demokrasi zayıflar” demiş başkanları.
    TÜSİAD ne zaman orta sınıfın sözcüsü oldu ya da onun haklarını gözetti?
    Bu bir sermaye örgütüdür, daha doğrusu “alafranga” yani “Batıcı” İstanbul sermayesinin örgütüdür.
    Şimdi “orta sınıfçı” ayağına yatmaları, basit bir çıkar çatışmasının dışa vurumundan başka bir şey değildir.
    Kibarca İstanbul sermayesinin, kabaca Koç Grubu’nun ve “akolitlerinin” (yardımcı ve takipçilerinin) yere düşürdükleri “mücadele bayrağını” şimdi TÜSİAD son bir gayretle kaldırmak istiyor…
    Ama boşuna.
    Anadolu sermayesi çok güçlendi.
    Yirmi yıldır da iktidarda. Bu iktidarda halkla ortak. Halkın desteği arkasında.
    Yok artık öyle iki ilanla üç basın toplantısıyla adam kaydırmak…
    Anadolu kalkındı hanımlar beyler, haberiniz yok. Bir “Anadolu burjuvazisi” oluştu.
    MÜSİAD’ın kurulması bunun ilk adımıydı. (“Müstakil” diyorlar, siz “Müslüman” okuyunuz.) Gene de bu kavgada sevindirici bir gelişme var:
    Bu sefer sınıf mücadelelerine “Atatürkçülük” kılıfı uydurmaya çalışmamışlar.
    Herhalde Aydın Doğan’ın “akıbetine” bakıp ibret aldılar.
    Seçimde adayını görelim TÜSİAD…
    Ben olsam Ünal Çeviköz’ü gösterirdim.
    Amerikan konsolosu gibi adam.

  16. DÜNDEN KALMA KAPAKÇIK:
    “H. Gayret
    16 Haziran 2022 At 18:14
    Sebil abi “Hazreti Adem’den bu tarafa gelip geçen ve şu anda yaşayanlardan bu dünyaya ilave ettiği bir şey bulun ve söyleyin.” diye sormuşsunuz da;
    daha düne kadar buralarda interneti gavurlar icadetti, onlara tapınsanıza akçomarlar diye teneke çalıp duruyordunuz, şimdi de işi adem aleyhisselama kadar düşürmüşsünüz bakıyorum, ha gayret!
    Millet ewa/havva anamıza küfretmeyin, şarkılarınızla hakaret etmeyin dedikçe siz burdan ifade özgürlüğü var noolmuş diye başak geçiyordunuz, şimdi nooldu ki?

    Yorumu Cevapla”

  17. Sayın yazar
    Hakikaten tebrikler. Bu kadar enerji bu kadar efor kolay değil. Sabah akşam ERDOĞAN. Vallahi bravo.

    • Her şey bir kişiden soruluyor. Eleştirecek ikinci bir kişi var mı? Merkez bankası da o, TÜİK de o, enflasyon da faiz de o. Bugünkü rezaletin de tek sorunlusu o.

  18. Deva Partisinin “Tarın eylem planı” bütün köy muhtarlarımızın ve herkesin okuyup neler yapabiliriz diye artık herkesin sorgulaması gerek. Orta doğunun zenginliği petrol bizim zenginliğimiz TARIM ve HAYVANCILIK olmalı. Gençlerimiz tarım ve hayvancılıktan çok uzaklaştı. Onları yeni dünyada modern tarım ve hayvancılığın içine bir an önce entegre edilmeli yoksa bir 20 ve 30 yıl sonra ülkemizde ot bile yetişmeyecek.

    • S.k arkadaş “Gençleri yeni dünyada modern tarım ve hayvancılığın içine bir an önce entegre edilmeli…” demişsiniz ama o nasıl olacak?
      Sadece hıyar ve dana mı yetiştirelim diyorsunuz nedir, tam anlaşılmıyor, biraz daha açar mısınız?

  19. Hayat pahalılığının ve diğer sorunların sebebinin muhalefet olduğunu ifade eden 20 yıllık bir yönetim ve buna inanan bir seçmen kitlesi var. Sanki görevi bugün devralmış gibi, Ocak ayında olmazsa Şubat, o da olmazsa Mart, Nisanda garanti diyen bir yönetim var. Neye layıksanız öyle yönetilirsiniz…

  20. Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.
    Gördük projesi olanları İstanbul’da
    3 yılda neler yaptılar.
    Trafiği çözdüler metrolari hayata geçirdiler yeni metro guzergahlarlari yaptılar suyu indirdiler vs vs
    Laf ile peynir gemisi yürümüyor.
    Bu sıkıntıda akp hala %30 35 alıyorsa halkin değil muhalefetin utanması gerekir

  21. Kusura bakma biz de unutmadık, sizin nereden nereye geldiğinizi çok iyi biliyoruz, hem 20 yıldır iktidarda diyorsun hem de çok kötü yönetti diyorsun, 20 yıl süresiz iktidar olan bir partiyi ve genel başkanını eleştirmek! CHP li ve Ak parti davasını unutmuşlardan aldığınız övgüler bunu yapmanızı teşvik ediyor, ama bizi inandıramıyorsunuz. Tüsiat gibi kendi öz malını üretemeyen (şimdiye kadar bir yerli otomobil üretemediler) yabancılarla birlikte Türkiye menfaatı yerine kendi menfaatlarını düşünen Tüsiat’ın lafları sizi bağlar bizi etkilemez, biz kimin kim olduğunu çok iyi biliyoruz, siz ancak genç dimağları böyle laflarla Tüsiatı masum gösterebilirsiniz. Mendere, Demirel, Özal, Erdoğan bunların iktidar oldukları yılları toplasan geriye bir hiç kalır, işte siz 6-12 aylık iktidarları övmeye kalkıyorsunuz, çünkü bu aradakiler, hep palavracılardan çıktı ve ömürleri ancak 1-1.5 yıl oldu. Acaba kim balık hafızalı.

    • Yani enflasyonun, kurların, faizin, borçların, adaletsizliğin, fakirleşmenin, müsilajın sebebi TÜSİAD mı? Ne alaka. Her şeyin sorumlusu benim diyen birisi var orada. Masum da değil.

  22. fehmi bey bugun farkli gorustesiniz. daha onceler CB nin yanlis bilgilendirildigini dusunuyordunuz. hicte oyle degilmis.” bile istiye” diyorsunuz. biz size hatirlatmistik. yani… neyse gercekleri gormus olmaniz sevindirici..

    • Kendileri dışında kimseye güvenmeyen kişiler hiçbir zaman tek bir bilgi kaynağı ile yetinmezler.
      Bilgiden emin olmak için en az birinciyi ikinci., İkinciyi üçüncü kaynak ile teyit ve çek ettirirler.
      Aslında bu kişilerin asıl problemi kendileriyledir.
      Aslında asıl kendilerine güvenmezler.
      Hiçbir Allah’ın kuluna güvenmemek kendisine de güvenmemenin tezahürüdür.
      “Aşırı bir özgüven eksikliğinin” göstergesidir.
      Geçin Allah’ın kulunu, Allah’a da güvenmezler.
      Birisi için bir rapor ne diyordu:
      “Allah’a inanır. Ancak asla güvenmez”
      Ben olsam bu raporu hazırlayanı derhal kapının önüne koyarım.
      Zira, “Allah’a bile bu derece güvensizlik içinde olan biri, Allah’a nasıl inanabilir?” sorusu, raporu hazırlarken aklınıza gelmedi mi diye sorgulardım.
      Veriyi iyi toplamışlar. Ancak iyi işleyememişler.
      Her neyse.
      Şeklen bakılınca aşırı bir özgüvenleri varmış sanırsın.
      Bu dış görünüş “kendine kendini kanıtlama ” ihtiyaç ve çabasından başka bir şey değildir.
      Evet bu kişiler kendilerine de hiçbir şekilde güvenmezler.
      Allah’a teslim olamayan, kendi egosuna nasıl teslim olsun?

  23. 10 yada 30-40 yıl olsun isterse. Karşısında sırıtan habire çan çan sadece konuşan, şikayet edenler utansın,
    Demekki mevcutlardan
    Daha iyi
    Daha becerikli
    Daha işi kotarabilen
    Daha vatansever
    Daha dürüst
    Daha inancı laikliği eşitliği öncelleyen
    Daha demokrat
    Daha ekonomiden anlayan (ekonomist😊)
    Daha insancıl daha sevecen
    Küçüklerini koruyup büyüklerini sayan
    Kendi ailesini dostlarını herşeyden çok seven
    Kimse yok 85 milyon luk koca ülkede.
    (Olsaydı zamanında dışardan ithal siyasi yöneten arayıp başımıza dikerler miydi!!!?).

  24. Ben bu konudaki hakkımı , dayanamayıp Fehmi Beyden önce davranarak dün kullandım .
    Maşallah ülkemizde yazarlar için dünya kadar yazı konusu var , zebil gibi, hangi birine yetişsinler !
    Biz bu köşenin okuyucuları , yazarlara göre şanslıyız ; günün hangi saati olursa olsun anında istediğimiz yorumlarımızı döşenebiliyoruz !
    Ben bu vesileyle sadece dikkatimi çeken bir nezaketsizliğe değinmek istiyorum .
    Dün Kılıçdaroğlu ; bir toplantı salonuna girerken , ön sırada oturan Bülent Arınç’la tokalaşmadan önünden geçti gitti !
    Benim bildiğim kadarıyla bu ikisi arasında bir kırgınlık, dargınlık veya bir kin, husumet olmaması gerekir ; olsa bile bir anamuhalefet partisi GB na böyle bir davranış yakışır mı , bu en basit ifadeyle bir nezaketsizliktir , saygısızlıktır !
    Yoksa bu kibirlilik hastalığı , daha iktidara gelmeden Kılıçdaroğlu’na da mı bulaştı !
    Yakında bir de ‘Heeeyt bre ‘ narasını duyarsak hiç şaşırmayacağım !
    Hadi hayırlısı bakalım !

  25. TÜSİAD’ın milli değerlerden kopuk sicili epey kabarıktır.

    Temel bütün milli ve manevi konularda TÜSİAD, hep yabancı merkezlerin/zihniyetlerin yanında yer aldı.

    Darbe dönemlerinde cuntacıları cesaretlendiren, imam hatip okullarının kapatılması için raporlar hazırlayanlar onlardı.

    Başkanlık sistemini hiç istemediler.

    2018’de TSK’nın Afrin’de PKK/PYD’ye karşı yürüttüğü Zeytin Dalı Harekâtı’nı eleştirenlere sahip çıkan TÜSİAD olmuştu.

    Gezi olaylarında, “vatandaşların çoğulculuk, katılımcılık taleplerinin dikkate alınması”nı tavsiye eden de TÜSİAD’dı…

    PKK ve FETÖ terör örgütlerine karşı bir dik duruşu, bu zihniyet sahiplerinde hiç görmedik.

    AK Parti ile Cumhur İttifakı ile TÜSİAD’ın yıldızı hiç barışmadı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan bunun temel sebebini veciz şekilde ifade etti: “Yerli ve milli duruş sergilemeyenlere kapımız açık değil…”

    19 Aralık 2021’dek İlim Yayma Ödülleri Töreni’nde yaptığı konuşmada Erdoğan yalın gerçeği en sert biçimde söylemişti:

    “Ey TÜSİAD ve yavruları, sizlere sesleniyorum. Kalkıp hükümete saldırmanın farklı versiyonlarını aramayın. Bizimle mücadele edemezsiniz. Sizin cinsinizi de cibilliyetinizi de iyi biliyorum.”

    TÜSİAD’ın devlete, millete yabancılaşmış yapısına karşı en can alıcı soru şudur:

    Savunma Sanayii Başkanlığı, bugün sürdürdüğü gurur verici hamlelerinde TÜSİAD’a güvenebilir mi?

  26. VALLAHİ DE BİLLAHİ DE ZAYTUNG DEĞİL.
    “–Ülkemizde enflasyon değil, fiili bir hayat pahalılığı sorunu vardır”
    Bir hafta sonra:
    “–Enflasyonu düşürecek olan da biziz”

  27. Her zaman dediğim, Akp’nin artık bir parti olmadığını, bir lider kültü haline dönüştüğünü Bülent Arınç güzel ifade etmiş. Doğrusu kendisinin artık orada durmaması. Yine de bir özgül ağırlığı var ki atamıyorlar da. Şimdiye kadar on kere atmışlardı başkası olsa.

    İktidar 2023 sonrası hedefini 23 milyon üye olarak açıklamış partisi için. Böylece artık seçim yapmaya gerek kalmayacak herhalde. Mazbatayı gidip teslim alacak. Siyasi islamcıların babası Erbakan da öyle söylerdi. Şimdi partisi, hangisiydi o, binde bir alıyor. Bu da gidince arkasında yeller estiğini, üye falan kalmadığını görecek. Yakında.

    Evet kurdukları yolsuz sistem artık doğru yapmalarına izin vermez. Bu da böyle geldi gitti işte. Artık önümüze bakacağız. Bundan sonrakiler bakalım ne sunacak.

    Bazı yorumcular muhalefetin hiç projesi yok ki diye yakınıyorlar. Bakanlar için proje de plan da çok. Deva partisi 10 tane eylem planı açıklamış. Hatta iktidara akıl veriyor, gel şunları uygula da düze çık diyor. Proje de plan da yapabilecek kadrolar da var. Ancak halkımız hazırcı, elini taşın altına koymaz, risk almaz. İlla tencere devrilecek ondan sonra aklı başına gelecek. Şimdiye kadar aklı başına hiç gelmedi. Bundan sonra gelir mi? Zor gibi.

    • Partisini 4 defa kapatanlara söylüyor bu lafları, adam bulamadığınızdan Ak Parti artıklarıyla oyalanıyorsunuz, işte size Cumhurbaşkanı adayı, Bülent Arınç’ı aday yapın bakalım ne kadar oy alacak, hem siz hem de biz görürüz.

      • Akp diye bir şey vardıysa ondan bir kişi kaldı diye biliyorum. Diğerleri zaten çoktan ayrıldı. Sağdan bak soldan bak, oluşturdukları koalisyona bak. Hepsi dün en çok küfredenler o kalan bir kişiye. Yani şimdi artık kim, asıl kimler iyi düşünmek lazım. Arınç çok güzel ifade etmiş, Erdoğan yasaklandığında bana sordular adayınız kim diye, ben de 10 kişi saydım o zaman diyor. Şimdi ikinci bir kişi yok. İşte artık kim, asıllar kimdi bir daha düşünme fırsatı size.

    • Önceki gün TÜSİAD Yüksek İstişare Kurulu (YİK) vardı. Yeni başkan Orhan Turan ile YİK Başkanı Tuncay Özilhan’ın konuşmalarını izledim. “Büyüsek de fakirleşiyoruz” diyorlar. “Eşitsiz gelir dağılımı demokratik sisteme yönelik inancı zedeler” diyorlar. “Gelirler hızla eriyor” diyorlar. “Rekabetçi kur, yüksek ihracat ve cari fazla mantığıyla kurgulanan politika kalkınmaya yetmiyor” diyorlar.
      Vay bee…
      Zenginler Kulübü’ne bak hele!
      Nasıl da halkı savunuyor öyle değil mi?
      Yahu, inandınız mı?
      Bu kulübün üyesi patronlar için önemli olan ülkenin, halkın çıkarları değildir, kendi çıkarlarıdır.
      Onlar kapitalizminin en örgütlü kulübüdür. İşçilerinin demokratik haklarından biri olan grev ve toplu sözleşme hakkından rahatsızdırlar.
      Her dönemde hele hele krizlerde kârlarını katlarken işçisine aynı oranda zam yapmazlar. Hatta daha iyi koşullarda daha yüksek bir ücretle çalışmak ve geçinebilmek için sendikaya üye olmak isteyen işçilerinin üzerine polisi salarlar. (Hatırlayın, Tuncay Özilhan eylem yapmak isteyen işçileri evinin sokağına bile aldırmamıştı.)
      Şimdi de enflasyondan şikâyet ediyorlar ya…
      O serzenişe de kanmayın.
      Onlar yükselen maliyeti sana, bana yansıtırlar. Ekonomiden aldıkları pay artar ama onu işçileriyle paylaşmazlar.
      Öyle ya…
      Madem kriz var, vatandaşın alım gücü iyice düştü, patronlar da biraz az kazansın. Mesala, bir kampanya başlatalım. İşçilerini enflasyonda ezdirmemek için yeniden zam yapsınlar.
      Sermaye düşmanı değilim.
      Ama Patronlar Kulübü’nün şirket tablolarına bakınca tuzlarının kuru olduğu ayna gibi ortaya çıkıyor. O zaman da bu ağlaşmalar timsah gözyaşı gibi geliyor insana…
      Bakın, TÜSİAD üyeleri bu dönemde servetlerine nasıl servet katmışlar?
      Koç Holding’in aktifi son 1 yılda yüzde 67 (1 trilyon 158 milyar TL), Sabancı Holding’in yüzde 69 (916.3 milyar TL), Anadolu Efes’in yüzde 78 (97.7 milyar TL), Eczacıbaşı İlaç’ın yüzde 39 (8.5 milyar TL), Coca Cola’nın yüzde 100 (43.3 milyar TL) artmış durumda… Boyner mağaza üzerine mağaza açıyor. Online alışverişte gelirlerini katlıyor. İlk çeyreğe bakın. Koç’un karı yüzde 218, Sabancı’nın 370.8, Eczacıbaşı’nın yüzde 35 artmış durumda…
      Hele yeni başkan Orhan Turan’ın şirketi Ode Yalıtım.
      Turan, ihracatla büyüme modelini eleştirse de kendi servetine bu yolla epey servet katmış… 6 kıtada 70’den fazla ülkeye ihracat yapıyorlar. Çin ile Almanya arasındaki coğrafyada teknik yalıtımdaki en büyük üretici konumuna gelmiş durumdalar. 2020’de İSO İkinci 500’de 338’inci sıradan 296’ya çıkmıştı. 2021 listesi henüz açıklanmadı. Ama eminim orada da yine sıralama atlamıştır.
      Velhasıl, TÜSİAD’çıların tuzu kuru… Onların fakir edebiyatı yapmaları ancak ve ancak işçilerinin daha fazla zam istemelerini önlemek içindir.
      Haa, meşhur 6’lı masaya da şunu söylemeden geçemeyeceğim.
      TÜSİAD bugün sizinle aynı ağız konuşuyor da…
      Dikkat edin, burjuvazi sınıfı çıkarları gereği tutarlı demokrat olamazlar.
      Benden söylemesi…

      • TÜSİAD halkın refahının iyi olmasını ister. Fakirleşmesini istemez. Yoksa ürettiklerini nasıl satacak. Saçma iddialar bunlar. Biraz akıllıca konuşun lütfen. TÜSİAD bu ülkenin gerçek üreticilerini barındırıyor. Hepimiz işçiyiz burada. Onlar üretmese ne borç ödenir ne de tüketecek bir şeyimiz olur. Tüm işçiler de onların şirketlerinde çalışmak ister. Anadolu kedisi organize sanayi küçük işletmesinde değil. Boşa atıyorsunuz.

Comments are closed.