Bilmeyenlere gazeteci gözünden Türkiye’nin mafyatik tablosu

33
Reklam

Sedat Peker’in videolarla gündeme taşıdığı konuların gördüğü ilgi normal; normal olmayan onların büyük bölümünün çok önceden beri arşivlere geçmiş olaylar olduğunun bilinmemesi…

Devlet arşivinde kaydı bulunan, yakın gözlemcilerin yeri geldiğinde uzun uzadıya üzerinde durdukları konuların hatırlatılmasına yarıyor itiraf tadındaki videolar…

Bugün konuya vakıf iki gazetecinin yazılarından birer bölümü buraya aktarmaya karar verdim. Her iki yazı da T24 sitesinde yayımlandı.

İki yazı da bütünüyle okunmaya değer…

İlki Gökçer Tahincioğlu imzalı.

Başlığı: Suç itirafları ve sahte kahramanlar…

Okuyalım:

Yıllardır gözümüzün önünde işlenen cinayetler de faili meçhul falan değil. Basit bir yargılama ve soruşturmayla failleri ortaya çıkartılabilir.

Reklam

* * *

Basit; birkaç ifadeyi anımsayalım:

Tarık Ümit: Biz de borç yüklüyüz. Bir gün geldi (Korkut Eken) 150 milyon borcum var. Para istiyor, Ağabey müsait değilim. İki karış surat, bir tavırlar, bilmem neler. Sanki borcum var ib..ye. Şimdi benden 20 milyon para aldı. 3-4 gün sonra geldi bu sırada ben ona 70-80 milyon para verdim… 20 senedir ben buna para veriyorum. Bu geldi bir gün, bir hışımla telefon etti bana. ‘Geliyorum’ dedi geldi. ‘Siz parayı götürüyorsunuz’ dedi. ‘Bu işler böyle olmaz’ dedi. Ne parası dedim. ‘Şeyin üzerinden 90 bin mark para varmış’ dedi. ‘Parayı aldınız’ dedi. ‘Şeyde 20 bin mark varmış’ Birincisi Behçet… 200 bin mark varmış, onu da almışsınız…

Özel harekatçı Oğuz Yorulmaz’ın annesi Nuran Yorulmaz: Ben evladımı devlete memur verdim, çeteci vermedim. Ortalama 93-94 kişiyi öldürmüşler. Bazı Kürt işadamlarını başta Ömer Lütfi Topal, Savaş Buldan, Behçet Cantürk gibi PKK ya destek oluyorlar diyerek devlet adına öldürdüler. Oğlum, özel harekat, vurucu tim bu nereye gönderirlerse oraya gidiyor. Devlet çete yaptı. Veli Küçük Paşa bunları başıydı. Emirleri ondan alıyorlardı.

Özel harekatçı Ayhan Çarkın: PERPA baskını, basit bir gaz bombasıyla yapılabilecek bir operasyondu. Silah kullanılması gerekmezdi. Buna rağmen yargısız infaz yaptık… İstanbul Maltepe’de, 3 TİKKO’lu genç için ihbar geldi. Gittik. Kızı asansörde öldürdük. 2 kişi ise çatıda öldürüldü. Ne silah vardı ne başka şey… Hüsamettin Yaman ve Soner Gül’ün polis katili olduğu söylendi bize. Yakalayıp bir kamyonetin arkasına attık. Koli bandıyla bantladık. Ormanlık bir alanda sorguladık. Sonra yere oturtup infaz edildiler… Ayhan Efeoğlu, emniyette işkence sonucu öldü. Cesedini bize verdiler. Biz bomba ya da bu tip bir şey sandık imha için bavulu görünce. İçinden ceset çıktı. Götürüp gömdük. Kendi ellerimle gömdüm… Bizim ekip, bir ihbar üzerine Muş’a gitti. 8 kişi infaz edildi orada. 3 arabayla gidildi. Yollar buzluydu. 1994’ün kış ayları. Muş Merkez Mezarlığı’ndaki 8 ayrı mezarın üzerine gömüldü öldürülenler. PKK’nın politikalarına da karşı çıkan, barış isteyen bir grup. Belki örgüt de tasfiye edecekti… O dönemde, bu işlerin içerisinde yer alan 150’ye yakın kişi hâlâ etkin görevde. Bu kişilerin hakkında işlem yapılması gerekiyor. İsimlerini tek tek savcıya söyledim… Benim vicdanım, Mehmet Ağar gibi rahat değil. Bizim grup canavardı, sevgilisi ile anlaşamayıp öldürüyordu. Biri sevgilisini öldürdü. 15-20 kişiyi bizzat öldürdüm.

Mehmet Eymür: Bu adamlar siyasi cinayetlere girecekler dedim. Mehmet Ağar ise ‘Tosunları biz Azerbaycan’a götüreceğiz’ dedi. Bu işlerden kendisinin haberinin olmaması mümkün değil. Adamı (Tarık Ümit) sağ olarak bırakın dedim. Haberim yok, bakacağım’ dedi. (MİT’çi) Yavuz Ataç da İbrahim Şahin ile görüştü. Bu işler uzarsa birbirimize gireceğiz dedi. Tarık Ümit çok düzgün bir adam değildi. Ama bizim için şeref meselesiydi. Abdullah Çatlı, Haluk Kırcı, Abdurrahman Buğday, Sami Hoştan, Mehmet Gözen. Özel harekatçılardan Ayhan Akça, Ziya Bandırmalıoğlu, Semih, Sedat Peker, Ağar’ın tosunlarıydı.”

İfadeler, raporlar, balistik incelemeler hepsi devletin elinde mevcut.

……..

Reklam

* * *

İkinci yazı Tolga Şardan’a ait…

Başlığı: Kutlu Adalı cinayeti ve kaybolan Jerikolar ve Uziler!

Okuyalım:

Şimdi, 25 yıl geriye gidelim.

Susurluk kazasının yaşandığı ve “devlet – mafya bağlantıları”nın tek tek gün ışığına çıktığı dönemde, Milliyet gazetesinde polis muhabirliği yaparken gelişmeleri çok yakından izleme şansım olmuştu.

Kazayla birlikte aydınlatılan önemli bir konu daha vardı o dönemde. İsrail’den Türkiye’ye getirtilen ve Emniyet Genel Müdürlüğü envanterine kaydedilmeden kayıplara karışan bir miktar silah ve malzeme vardı.

Bu satırların yazarı, o dönemde İsrail’den getirtilen ve emniyet envanterinde olması gerekirken kayıplara karışan silahlar olduğunu ortaya çıkartan gazeteci oldu.

Susurluk’taki kazada dönemin DYP milletvekili Sedat Bucak‘ın aracında Beretta marka bir tabanca bulunmuştu. Bu tabanca yönelik yapılan iz sürümde, silahın İsrail’den Türkiye’ye Emniyet Genel Müdürlüğü adına gönderildiği belirlendi. Ancak, yapılan tüm araştırmalara karşın emniyet envanterinde söz konusu tabancanın izi bir türlü bulunamadı.

Kaza sonrasında yürütülen soruşturmalar ve araştırmalarla 1993’ten itibaren Emniyet Genel Müdürlüğü’nce çok özel bir projenin yürütüldüğü gün ışığına çıktı.

1993’te iktidara gelerek Başbakan koltuğuna oturan Tansu Çiller, Emniyet Genel Müdürlüğü’ne getirdiği Mehmet Ağar ve ekibinin PKK lideri Abdullah Öcalan başta olmak üzere PKK’nın üst yöneticileri ve örgüt kadrolarına yönelik terörle mücadele projesi başlattı.

Bu proje çerçevesinde, dönemin EGM Özel Harekât Dairesi Başkanı İbrahim Şahin ve özel seçilen ekibinin Öcalan’ın yaşadığı Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki PKK kampının bir benzeri Antalya’nın Beydağları’nda kuruldu.

Bekaa Vadisi’nin coğrafi yapısına benzerliği nedeniyle seçilen kamp için gerekli silah, mühimmat ve tüm teknik malzeme İsrail’den satın alındı. İhtiyaçlarının tamamı Susurluk sürecinde adı gündeme gelen ve halen devlet kayıtlarında yer alan iş insanı Ertaç Tinar‘a ait Hospro adlı firma üzerinden gizlice özel uçaklarla Antalya’daki eğitim kampına getirtildi.

Bu arada bir parantez açayım.

Hospro şirketinin sahibi Tinar, Temmuz 1998’de “Kayıp Silahlar” konusunda Başbakanlık Teftiş Kurulu’na verdiği savunmasında şunları anlatmıştı:

“1993 yılı Eylül sonunda Mehmet Ağar, Ertuğrul Oğan, İbrahim Şahin ve Korkut Eken’le birlikte, İsrail hükümetinin bilgisi dahilinde (gayri resmi) İsrail’e davet edildik. Antalya’daki kurs, anti-terör eğitim amaçlı yapılmıştır. Kursun düzenleyici emekli Yarbay G. Cohan’dır. Kursun komutanı Albay Amos Golan’dı. Malzemeler, direkt İsrail’den gönderildi. Silahların, Emniyet’in elemanlarınca gümrükten çekilerek kampa gönderildiğini biliyorum. İsrail polisiyle yapılan görüşmelere Mehmet Ağar’dan başkasının katıldığını bilmiyorum.”

Parantezi kapatayım.

Silah, mühimmat ve takma sakal, bıyık, peruk gibi teknik malzemelerin tamamı, Türkiye ile İsrail hükümeti arasında yapılan görüşmeler çerçevesinde Türkiye’ye “hibe” edildi. Bu silah ve malzemelerin akıbeti uzun süre bilinemedi.

Kampa gelince, devletin Öcalan’a yönelik suikast için görevlendirdiği Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım‘ın Beyrut’a giderek yapacağı eylemde başarısız olması üzerine Antalya’daki kamp da dağıtıldı.

Tabii bu arada Yeşil’in Öcalan’a yönelik suikast girişiminin PKK liderine haber verildiği yönündeki iddialar da o dönemde yaşanan tartışmaların odak noktasındaydı.

……..

ΩΩΩΩ

Reklam

33 YORUMLAR

  1. Bizim (R si bende kalsın) Mais, Dünya gündeminden hiç düşmüyor.
    Birgün Cengiz inşaat bir gün mafya lideri dostu ile aniliyor, bir gün Ak Para paklamakla anılıyor. Bir gün dişardan Adam kaçırmakla AY PARDON özel uçak ve mit ordusu ile Dişardakı Doktorlar,öğretmenler,İş adamları getiriyor.
    Her birine miliyarlarca dolar harciyor.
    Ne kadar zengin bir ülkeyiz. Şimdide. Neyse buda bende kalsın bugün yorum yazmak canım istemedi bunu’de yarın yazarım. Siz benim yarım cümlerle yazdığım yorumları anlaya bilmek için harcadığını zamanı Ingilizce bilmeseniz bile New York Times anlamak için kullanırsanı en azindan ingilizce öğrenırsınız.

    yorumda
    https://www.nytimes.com/2021/05/29/world/europe/turkey-erdogan-quarry-opposition.html

  2. ÇAMLICA KULESİ:İhale bedeli 170 Milyon TL idi, 1,1 Milyar TL’ye bitti. Yandaş firmanın cebine giren serveti filan boş verin.Bakar bakar ,avunursunuz nasıl olsa!

  3. AkP cenahının her sıkandal ve her problemde savunmaları hep aynı,hiç değişmiyor.Memlette mafya cirit atıyor.Savunmaları; eskiden de öyleydi.AKP inin ne suçu var?Yahu! Eskiden mafya hükümetlerin yasa dışı tetikçisi idi,AKP iktidarında iktidar ortağı oldu.Mafya AKP mitinglerinde AKP ye oy toplama konuşmaları yaptı.Muhalefetre;oluk oluk kanlarınızı dökecek,kanlarınızla banyo edeceğiz dedi.Enflasyon canavarı yutuyor.Savunları;eskiden daha mı iyi idi?Enflasyonu AKP çıkarmadı.Döviz kurları her gün yükseliyor:Savunmaları;eskiden dahada yüksekti(TL den 6 sıfır atmazdan önceki kurları söylüyorlar.Rakam kalabalık olsun diye).İşsizlik fırladı.Savunmaları ;eskiden de yok muydu?İşsizliği AKP mi getirdi.Hele Erdoğan ın savunması evlere şenlik;herhes iş bulacak diye birşey yok.Vatandaşalrı kamplara böldünüz.Savunmaları;onlar fetöcü,dış güçlerin işbrlikçisi,pkklı,pkk sevici,terörist,yabancıların ajanıdır.ERdoğan ın 12 saray ve köşkü,8 ucağı var.Devlette israf gırla.Savunmaları;itibardan tasarruf olmaz.Camilere ihtiyaç yok.Mevcut olanalr bom boş.Savunmaları;ecdadımızın hayellerini gerçekleştiriyoruz.Ayasofya kilisedir,hristiyanlara aittir,camiye çeviremezsiniz.Müslüman olamayanların malları,canları,ırzlarına dokunulamaz.Bu konuda hadis var.Savunmaları;egemenlik hakkımızdır,istediğimizi yaparız.Diğer taraftan Suudi Arabistan Osmanlı yapılarını yıkıyor diye de çığlık atıyorlar.Onların egemenlik hakkı olmuyormu?İsterlerse yıkamazlar mı?Egemenlik hakkı sadece sizlere mi ait? İşler uzadıkça AKP cenahının savunmaları akıl dışı olarak devam ediyor.Dürüst olun!Saygılar.

  4. Bu günlerde Hamza bey olsaydí erdoğanın savunma çırağı MATAMATÎK UZMANİ’na iyi cevap verirdeı.
    õzelikle son dönemlerde íç içe girmiş Peker devlet ortaklaşa işledikleri suçları! Örnek: Súriyedeki terörist guruplara gönderdikleri sílahlar, O zaman can dündar yazdığí için hem malíndan hende vataníndan oldu (gerçi ben bugünkü mafyacılarín itiraf ettikleri olaylari rus devlet kanalí yayınlarínda 5 yil ve öncesinde izlediğimi bu siteyede bir kaç kez yazmíştím).

    Hamza bey, uzun zamandar, yayazmiyor.Son yorumlarınín birisinde rahatsız olduğunu yazmíştí. Umarím sağlığį iyidir.

  5. İmamoğlu seçim döneminde İstanbullular’a ana başlık altında 38 vaatte bulundu. 5 yılda yapılacağı vaat edilen projelerin birçoğu unutuldu.

    İmamoğlu, İBB Silahtarağa İleri Biyolojik Arıtma Tesisi projesini iptal ederek “temel atmama”programı düzenledi.

    İmamoğlu; “Gerçekten İstanbul’un en önemli önceliği depremdir ve deprem dururken, şehrin sürecine katkı sunmayacağı gibi, zarar verebilecek başka kavramların bu şehri meşgul etmesini kabul edemiyorum” iddiasında bulundu ancakİBB deprem bütçesini yüzde 65 düşürdü.

    İmamoğlu; “100 çocuk kapasiteli 150 kreş açacağız. Bu kreşlerde 3 bin kadına istihdam sağlayacağız. Uzun vadede kreşi olmayan mahalle kalmayacak” iddiasında bulundu.

    İstanbul’un 39 ilçesinde bulunan 782 mahallesinde kreş yapacağını iddia eden İBB Başkanı geçen süre içerisinde sadece 11 ilçede birer adet kreş yapımı için harekete geçti. Ücretsiz ve kullanışlı olacağının sözünü verdiği kreşleri ise daha sonra ücrete bağladı. Çocuk başına 690 TL istendi.

    İmamoğlu; “İstanbul Büyükşehir Belediyesi çalışanlarına söz veriyorum kazandıktan sonra kimseyi işten çıkarmayacağım” iddiasında bulundu ancak yönetim göreve geldikten kısa bir süre sonra İBB ve iştiraklerinde sözleşmeli personellerle birlikte çıkartılan işçilerin sayısı 15 bine yaklaştı.

    İmamoğlu, “100 bin yeni konut yapacağız. Depreme hazırlıklı olmak için kentsel dönüşüme hız vereceğiz. İstanbul’da yenilenmemiş bina bırakmayacağız” iddiasında bulundu.Yılda 20 bin konut yapılması gerekirken İBB yönetimi bu vaadini unuttu. Deprem için sadece çalıştay yapıldı. 

    “Büyükşehir Belediyesi’nin sosyal yardım bütçesini tam 3 katına çıkaracağız. Ailedeki nüfusa göre her ay 200 liradan 2020 liraya kadar nakdi yardım yapacağız” iddiasında bulundu.Unutuldu. İBB yönetimi AK Parti tarafından yüzde 15’e yükseltilen sosyal yardım bütçesini yüzde 2’ye düşürdü.

    İmamoğlu; seçimden sonra “Ulaşıma harcanan parayı azaltacağız. Çocuklar 12 yaşına kadar toplu taşıma araçlarına ücretsiz binecek” iddiasında bulundu.

    İmamoğlu; “25 yaşın altındaki tüm gençler toplu taşıtlardan ve tüm kültür-sanat etkinliklerinden ve tüm spor tesislerinden yüzde 40 indirimli yararlanabilecek. Toplu taşımada ilk aktarmalar ücretsiz olacak” iddiasında bulundu.

    “500 kişi kapasiteli 12 kadın 8 erkek öğrenci yurduyla 10 bin kişilik barınma yerleri inşa edeceğiz.”

     “TEM’e Metrobüs benzeri Megabüs yapacağız.”

    “Açacağımız 40 doğumhane, 20 yeni Kadın Sağlığı – Tarama Merkezi ve 10 Çocuk Sağlığı Merkezleri ile sağlık alanındaki eksiklikleri kapatacağız.”

    İhtiyaç sahibi 75 bin üniversiteliye öğrenim hayatları boyunca geçerli aylık 400 TL’lik burs imkanı sağlayacağız.

    “Öncelikle İstanbul çevresi, Trakya ve Marmara Bölgesi için ‘Bölgesel Ölçekte Tarımsal Koruma ve Üretim Planı’ hazırlayarak, İstanbul ve çevresinde yapılan tarımsal üretimi verimli hale getirip artıracağız.”

    ”İstanbul’da 150 adet kırsal nitelikli mahallemizi de analiz ettik. Buralarda organik tarımı teşvik edeceğiz. ”

    ”Organize hayvancılık bölgeleri ve tarıma dayalı sanayi desteklenecek ve 2 adet ‘Tarıma Dayalı Organize Sanayi Bölgesi’ kurularak, İstanbulluların ucuz, sağlıklı et ve süt ürünlerine kavuşmasının önü açılacak. Bu bölgeler aynı zamanda birer istihdam merkezi olacak. ‘Halk-Süt’ü kuracağız. 

    ”Ev kadınlarını, evlerinde ya da mahallede oluşturulacak üretim alanlarında, ekonomik bir sistemin içerisine dahil edeceğiz. ”

    “Belediyenin hizmet verdiği kreş, mahalle evi, okul kumanyası vb. alanlarda sağlıklı, kaliteli, ev yapımı ürün tedarik edeceğiz.”

    “Ev kadınları saatlik, yani vardiyalı olarak Mahalle Mutfağı’nda çalışabilecek, düzenli gelire kavuşacak. Evet, en çok da bu şehrin kadınlarını destekleyerek, sözünü, sesini, ihtiyaçlarını dinleyerek, kadınlara söz ve yetki vererek, eşit, adil ve umutlu bir İstanbul’u bizzat kadınlarla birlikte kuracağız.”

    “Geliştireceğimiz ‘Kadın Emeği Ofisi’ ile kendi sınırlı imkanlarıyla çalışan, uğraşan tüm kadınlara belediye kapıları da imkanları da sonuna kadar açılacak.”

    “İstanbul’da kreşsiz mahalle bırakmayacağız.”
    Ve size söz veriyorum ki, Kadıköy ile Bağcılar’daki çocuk; Şişli ile Esenyurt’taki çocuk eşit olanaklara kavuşuncaya kadar yılmadan bu yolda çalışmaya devam edeceğim. 
    Alıntı” Evrensel gazetesi”…devamını okudum. Heyecanlandim ülkem adına.

    • Sn. Ekrem İmamoğlu vaatlerini yerine getiremese de olur, yeter ki belediyede mafya ve çeteleri barındırmasın, Milletin hakkına sahip çıksın.

    • Yahu kardeşim, yazdıkça coşuyor, coştukça yazıyorsun ! Vallahi bize köşeyi dar ettin , doğrusu gına geldi ! Bir şey değil , bu gidişle sahibinin de elinden alacaksın , yani az kaldı !
      E oldu olacak bari partiye git , orda bu yüksek performansına göre mutlaka çok parlak bir görev verirler ! Ya da en iyisi bu şaheser görüşlerin boşa gitmemesi için bir kitap yaz !
      Of, of, of !

  6. “Ourworldindata.org” sitesine göre,
    Çin 620 milyon 970 bin doz
    Çin’i 293 milyon 710 bin ile ABD,
    212 milyon 66 bin ile Hindistan,
    66 milyon 930 bin ile Brezilya,
    63 milyon 960 bin ile İngiltere,
    49 milyon 255 bin ile Almanya,
    35 milyon 630 bin ile Fransa,
    34 milyon 73 bin ile İtalya,
    29 milyon 861 bin ile Meksika,
    28 milyon 811 bin ile Türkiye,
    28 milyon 365 bin ile Rusya,
    26 milyon 133 bin ile İspanya,
    25 milyon 782 bin ile Endonezya
    ve 23 milyon 157 bin ile Kanada izledi.

    • “ve 23 milyon 157 bin ile Kanada izledi.”
      Fatih bey! Siz kendi haline bir yorumcusunuz fakat buraya aktardíğıníz bilgiler hem yalníş hemde yalan.
      Bu yalan yalníş bilgi kirliliklerini, bu site yerine havuz’dan her hangi bir siteye, yazín, buranín okuyucularí sadece Türklerden oluşmiyor. Erdoğanín AKP si ve Mafyasí yeterince bizi dúnyaya rezil ediyor, siz barí bunlarín yalan ve yalnışlarína ortak olmayın.
      Sağlıcakla kalín.
      Kanada son aşí verileri.
      29,Mayis 2021 Canada’da kaç kişí aşílmış.

      Kanada 1 doz- 21,207,890 M 56.4%

      2 doz 1,949,930.M 5.2%

      Kanada nufusu 37,53 -2019 Milliyon.şimdi hemen hemen 38 . miliyona yaklaştí.

      • https://g.co/kgs/d5tLPm

        Gir direk bak ablam ya. He rakamları da özel seçtim yalan söylemek için.
        “Yalanın faydası bir kere içindir, gerçeğin ise sonsuzdur.”
        “Yalanı ancak Allah’ın ayetlerine inanmayanlar uydurur, iftira ederler; işte onlar, yalancıların ta kendileridirler.Nahl 105”

        • Fatih bey! Türkçeye çevirenler yalnış’lık yapmış bende verileri ayni linkten aldım.
          Birde ben size yalancí demedim sizin verdiğiniz bilgiler’ın Türkcesi hem yalnış hemde yalan, çünkú o bilgileri Türkçeye çevirenler becerememiş veya bilerek yalnış yazmíşlar.. Sizin verdığiniz tarhí Canadanın 1 miliyon 8 yüzlerde gösteriyor. Benim sizinkinde 12 gün sonra verdiğim sizinkinden daha az.
          Yalnışlık ve yalanlar buraya aktardığınız diğer yazílardada var hemde çok fazla.
          Eğer linki kullanmasını bilebilirseniz Bu linke girin bakín, sizde görürsúnüz.

          COVID-19 vaccine https://g.co/kgs/oBM7vJ

  7. Sinop Yalı köyü Deliler mahallesinde emekli bir amca yalnızlık hissetmemek için 4 tavşan alıp eve getirir. Tavşanların dördü de dişi çıkması üzerine bir tane de erkek tavşan alıp dişilerin yanına bırakır. Gebelik süresi yaklaşık 5 hafta olan tavşanlar bir batında 12’ye kadar yavrulayabildikleri gibi doğumdan bir hafta sonra tekrar çiftleşerek gebe kalabilirler.

    Yılda birden fazla doğum yaptıkları için hızla çoğalarak iki sene içinde sayıları 500’e ulaşan tavşanlar Sinop’lu amcanın başına bela olmaya  başlayınca onlardan nasıl kurtulacağını düşünmeye başlar.

    Watch “sinop tavşan yalı köyü deliler mahallesi” on YouTube
    https://youtu.be/u2MjkSFynQo

  8. 90’lar aynı zamanda suikastların ve faili meçhul cinayetlerin yıllarıdır. İlk kurbanlardan biri de gazeteci Çetin Emeç’tir. Aradan neredeyse 28 sene geçmesine rağmen hala faili meçhuldür.
      Prof. Muammer Aksoy, araştırmacı yazar Turan Dursun ve hem akademisyen hem de politikacı Bahriye Üçok… Bahriye Üçok 6 Ekim’de evine gönderilen bir kitap kolisinin içine yerleştirilen bombayla öldürüldü. PKK üstlendi.
    Dönemin Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis’in uçak kazasında hayatını kaybetmesi çok ses getirmişti. Çok sonradan suikast olduğu neredeyse kanıtlandı; ama kimin yaptığı tabii ki bilinmiyor.
    1993 yılı içinde Turgut Özal ın şüpheli ölümü
    Ugur Mumcu suikasti,Turgut Özal’ın başdanışmanı Adnan Kahveci de aynı yıl içinde öldürülmüştür.
    Ülkede bu kadar karışıklık yetmezmiş gibi bir de başımıza mafya infazları çıkmıştı. Bermuda Şeytan üçgeni olarak da bilinen Sapanca-Adapazarı-Düzce arasındaki ölüm üçgeninde mafya birçok infaz gerçekleştirdi. Behçet Cantürk, Savaş Buldan bunlardan birkaçı. Aynı üçgende Jitem’le bağları bulunduğu iddia edilen Binbaşı Cem Ersever’in de cesedi bulunmuştur.Kısaca mafya hesaplaşmalarının ve beyaz torosların senesi oldu 1994. Bizi yavaş yavaş Susurluk’a ve 28 Şubat’a sürüklediler.
    Siyaset, bürokrasi, iş dünyası ve mafyanın bu kadar iç içe olduğu ilk defa bu skandalla öğrendik. Emlak Bankası Genel Müdürü Engin Civan ve müteahhit Selim Edes arasında rüşvet konusunda anlaşmazlık doğar. Olay, Alaattin Çakıcı’ya bildirilir ve o da Engin Civan’ı vurdurur. Bu olayda akılda en çok kalan sözse ‘Rüşvetin belgesi mi olur pezevenk’tir…

  9. 1996 da mecliste verilen soru önergesi

    Son bir kaç aydır birbiri ardına kamuoyuna yansıyan yasadışı, örgütlü faaliyetler içerisinde devletin son derece hassas mevkilerinde görev yapan memurların da yer aldığı görülmektedir. Kamu görevlileri, suç çeteleri ve siyaset üçgeninin gündeme geldiği bu organize yasadışı faaliyetler toplumda devlete duyulan güveni giderek daha fazla sarsmaktadır. Son olarak kamuoyuna “Susurluk kazası” olarak yansıyan olay toplumun tüm kesimlerinde büyük kaygı yaratırken kamu kurumlarına güvensizliği daha da artmıştır. Demokratik hukuk devleti tanımı içerisinde hukukun üstünlüğü en temel değer olması gerekirken, bu değerin yerini organize suç çetelerinin yasadışı yöntemlerine bıraktığı gözlenmektedir. Tüm bu gelişmeler karşısındaki sessizliğinizin anlamını kamuoyu ciddi olarak merak etmektedir. Bu konuların açıklığa kavuşturulması, kamu vicdanının rahatlatılması ve kamuoyunun aydınlatılması için aşağıdaki sorularımın içtenlikle yanıtlanması gereğine inanmaktayım :

    1. Uyuşturucu kaçakçılığı nedeniyle İsviçre’de yargılanacak mahkûm olmuş ve ülkemizde de başta Bahçelievler katliamı olmak üzere birçok terörist faaliyetin sanığı olarak aranan ve İnterpol tarafından da yakalanması istenen Mehmet Özbay sahte kimlikli Abdullah Çatlı’nın yeşil pasaport taşıdığı doğru mudur? Doğru ise devlet memurlarının özel koşullarla edinebildiği bu pasaporta nasıl sahip olmuştur? Yasal prosedür gereğince ibraz edilmesi gereken devlet memuru olduğunu belirtir hizmet belgesi hangi kurum tarafından verilmiştir? Bu belge kimler tarafından tanzim edilmiştir? Tanzim edenler hakkında herhangi bir araştırma yapılmış mıdır?

    2. Aynı şahsa emniyet amiri ya da emniyet görevlisi kimliği verilmiş midir? Verildi ise hangi merci tarafından ve ne amaçla verilmiştir? Bir yandan İnterpole yakalanması için başvurulan bir şahsa aynı kurum tarafından güvenlik görevlisi kimliği ve yeşil pasaport verilmesini nasıl açıklayabilirsiniz? Kamuoyunca bilinen devletin en önemli güvenlik kurumlarından biri olan Emniyet Genel Müdürlüğünce aranan bu kişiye yine aynı kurum tarafından pasaport ve kimlik verilmesi emniyetin yetersiz olduğunu mu yoksa bu kişiyi çeşitli amaçlarla koruyarak kullandığını mı göstermektedir?

    3. Türk emniyeti ve İnterpol tarafından terörist faaliyetleri ve uyuşturucu kaçakçılığı nedeniyle aranan bir kişinin tabutunun Türk Bayrağına sarılması yasal mıdır? Değilse bu konuda sorumluluk taşıyan kamu görevlileri hakkında herhangi bir soruşturma açılmış mıdır? Açıldı ise sorumlular belirlenerek gerekli yasal müeyideler uygulanmış mıdır?

    4. Korkut Eken isimli şahıs hangi kamu görevinde bulunmaktadır? Botaş A.Ş. ile bir bağlantısı var mıdır? Mehmet Özbay sahte kimlikli Abdullah Çatlı adlı şahıs Botaş’tan herhangi bir ihale almış mıdır? Almış ise Korkut Eken’in bu ihaledeki rolü nedir? Korkut Eken’in İçişleri eski Bakanı Mehmet Ağar’ın danışmanı olduğu doğru mudur? Şu anda Daire Başkanlığı görevini sürdürdüğü söylenen Eken’in Abdullah Çatlı ile ilişkisi nereden kaynaklanmaktadır? Bu konuda herhangi bir araştırma yapılmakta mıdır?

  10. 3 Kasım 1996’da Balıkesir’in Susurluk ilçesindeki kaza, devlet-siyaset-mafya ilişkilerini ortaya döktü.

    Kaza sonrası “derin devlet”, “Gladyo”, “kontrgerilla” gibi kavramlar kamuoyunda yoğun bir şekilde tartışılmaya başlandı.

    Ağar, kazadan kısa süre sonra istifa etti. Ancak istifa gerekçesi, dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan’ın Libya gezisine tepki ve kızının sağlık durumu olarak aktarıldı.

    Meral Akşener kendisinden görevi devralırken,
    “Ağar’ın yükselttiği çıta aşağı düşürülmeyecektir” dedi.

    • soru şu; ağarın yükselttiği çıta aşağı düşmeyi bırak, daha ne kadar yükseltilebilir?
      hanımefendi yakında iktidara geldiğinde,
      ya da iktidar ortağı olduğunda,
      mafya tipi örgüt yapılanmalarının içerde olan liderlerini çıkarmaya yönelik özel bir
      yasa yapar mı?
      bu yasa ile içerde olan mafyatik suç örgütü liderlerini çıkarır mı?
      çıkardığı bu liderleri bunlar benim silah arkadaşlarım, ben bunlarsız olamam diye sahiplenir mi?
      arası bozulunca yok bunlar silah arkadaşlarım falan değil, bunlar dış güçler der mi?
      “hanımefendiye dikkat edelim” derim.
      bana arkadaşını söyle, ben de sana kim olduğunu söyleyeyim.

  11. Tam yeri ve zamanı geldiği için daha önce yazdığım bir fıkrayı tekrar ve fakat özet olarak anlatmak zorunda kaldım ; bilenler hatırlamış , bilmeyenler de öğrenmiş olur!
    TEMEL’İN KAÇIŞ MACERASI
    Emniyet kemerinin yeni yeni kullanılmaya başlandığı zamanlar, trafik polisi Temel’e,o gün ilk
    kemer takan sürücü olması nedeniyle bin lira ödül kazandığını söyler ve bunu nerde kullanacağını sorar ; Temel,
    – Desena piyango furdi! Heman ehliyet alacağum daa.. !
    Yanında oturan Fadime ,Temel’in gafını düzeltmek için aklısıra araya girer ,
    – Uyy..memur bey! Habu adam azcuk içinca boyle sapitayi , kusire bakma ! Şaşkın şaşkın etrafına bakınan trafik polisi bunun üzerine arabanın ruhsatını ister .Derken arkada oturan Dursun öne atılır ve oldukça kızgın bir şekilde ,
    – Ula pen size temedum mi , çalma arabayla citmeyelum diye !
    Bu gürültü patırtı üzerine bagajda saklanan Cemal , bagaj kapısını açıp yüksek sesle seslenir,
    – Ula uşaklar , hudide mi celduk !
    Selamlar , iyi günler

  12. Erdoğan ın duasından bir kesit:”Ya Rab, bizi kibirden muhafaza eyle. Ya Rab, bizi hasetten muhafaza eyle. Ya Rab, bizi haksızlıktan, adaletsizlikten, zulümden beri eyle. ”

    Soru:Erdoğan’ın ettiği dua ile ,söylediği sözleri ve filleri birbirine uyuyor mu?Cevap:Asla uymuyor.
    Soru:O zaman ahirette,hesap verirken:”Allah ım ben sana dua ettim. Sen ,bizi; ikibir,hasethaksızlık,adaletsiz davranmaktan,zulüm yapmaktan korumadın.” diye baskın çıkar mı?Cevap:Çıkar mı çıkar.Erdoğan bu,Allah ı bile kandırmaya tevessül eder.
    Saygılar.

  13. Ahmet Bey ve Fatih Bey, bizlere E. İmamoğlu ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi anlatıyorlar -çünkü ellerinde başka hiçbir şey kalmadı. Bazı yorumcular da, bu ikisinin bu konudaki iddialarına cevap yetiştiriyorlar. Peki Türkiye’nin gündemi E. İmamoğlu ve İBB’nin başarı performansı mı?

    Bir yorumcu, bu ikisinin (ve elbette ki iktidarın) oyununu görmüş olsa gerek, kısa ve öz bir dökümle, bombanın pimini çekip bunların kucağına bırakıyor:

    “dolar 8,60
    euro 10,40
    altın 524 tl,
    üç kişiden biri işsiz,
    akaryakıta % 10 zam geldi,
    israfın boyutları arşa değdi.”

    Şimdi, E. İmamoğlu ve İBB’nin başarı performansının ne olduğunu tartışmak için seçimden bugüne kadar geçmiş olan 2 yıllık sürenin yeterli olduğunu söyleyen, dönüp bizlere “2 yıl yeterli bir zaman değil mi” diye soran Ahmet Bey’e dönüp soralım:

    (1) Senin liderinin ve onun iktidarının başarı performansını ölçmek için 20 yıllık süre yeterli mi değil mi?

    (2) Yukarıdaki kısa ve öz dökümü sunan yorumcu Amerikan dolarının 8.60, Euro’nun 10.40 olduğunu belirtiyor. Bu yorumcu doğru mu söylüyor, yalan mı söylüyor?

    (3) Yukarıdaki kısa ve öz dökümü sunan yorumcu, her üç kişiden birinin işsiz olduğunu, akaryakıta yüzde 10 zam yapıldığını belirtiyor. Bu yorumcu doğru mu söylüyor, yalan mı söylüyor?

    (4) Bir kadın bakan, başında bulunduğu bakanlık adına, kocasının kurucusu ve sahibi olduğu şirketten bilmem kaç milyonluk dezenfektanı (üstelik piyasadaki ortalama fiyatın çok çok üzerinden) satın alıyor. Muhalefet, bu ahlaksızlığın bilgisine erişip kamuoyu ile bu bilgiyi paylaşıyor. Muhalefetin kamuoyu ile paylaştığı bu bilgi doğru mudur? Adı geçen bakan, bu bilgiyi doğrulamış mıdır? Lideriniz bu bakanı görevden almış mıdır? Lideriniz bu bakanı görevden aldı ise, bunu neden yapmıştır?

    (5) İnandırıcılık konusunda liderinizin bakanlarına ve lideriniz adına resmi açıklamalarda bulunan parti yönetcilerine resmen nal toplatan Sedat Peker, basit ve anlaşılır bir iddiada bulunuyor. Bizlere, liderinizin iktidarının en sonuncu başbakanı, İBB seçiminde İstanbul Belediyesi başkan adayı Binali Yıldırım’ın oğlunun eroin kaçakçılığının yeni güzergahının işlerlik kazanmasına yönelik çabaların bir parçası olarak Venezüela’ya gittiğini söylüyor. Binali Yıldırım, oğlunun söz konusu ülkeye gittiğini doğruluyor. İlkin, oğlunun gidip o ülkede maske dağıttığını söylüyor. Ertesi gün, muhalefet, o maskelerin nereden temin edidiğinin, maskelerin nerede ve devletin hangi kurumsal araçlarıyla dağıtıldığının devlet arşivlerine geçmiş belgelerini kamuoyu ile paylaşmasını istiyor Binali Yıldırm’dan. Muhalefetin bu talebinin üzerinden 5 saat geçtikten sonra, Binali Yıldırım, bu kez ağız değiştirip oğlunun ticari bir merak dolayısıyla Venezüella’ya gittiğini söylüyor. Venezüela Devlet Başkanı Yardımcısı, önceki gün, Gazeteduvar ve Karar gazetelerinin sitelerinde de bir haber olarak kendisine yer bulduğu üzere, kendi devletlerinin kayıtlarında Türkiye’den maske getirilip dağıtıldığı konusunda resmi bir belge olmadığını söylüyor. Binali Yıldırım’ın oğlu, toplam vaka sayısının 280 dolayında olduğu günlerde neden Venezüela’ya gitti?

    Ahmet ve Fatih Beyler konuşsun, bütün Türkiye değilse bile bu sitenin yüzbinlerce okuru dinlesin.

    Sakince ve gülümseyerek bu iki arkadaşımıza basit ve öz bir cümleyle sesleniyorum:

    Azaldınız, azınlıksınız, hızla ve daha çok azalacaksınız, topyekün tasfiye edileceksniz, beni sevindireceksiniz.

  14. KENDİNİ NEFRET OBJESİ HALİNE GETİRMEK
    Yada kendini nefret oklarının hedefine koymak,
    Yada asıl tahrik eden olduğu halde, tahrikten yararlanmak,
    Yada rakiplerinin kontrolsüz davranmasını sağlamak,
    Yada kontrolü ele geçirmenin en kolay yolu,
    Yada şeytanın en iyi aracı
    Yada en sinsi projelerin en vazgeçilmezi,
    Yada tabanı konsolide görüntüsü ile rakiplerini darmadağın etmek,
    Yada avcıların en kullanışlı tuzağı,
    Yada cinselliğini kullanarak tüm mahalleyi karıştıranların yöntemi,
    Bu söylem sık ve yüksek perdeden dile getiriliyor ise,
    AMAN DİKKAT !!!!!

  15. Bir zamanlar ovadan mı dağa, dağdan mı ovaya gitmek daha kolaydır? muhabbeti vardı. belki yazarımız bunlaıda dizi halinde yazar.
    megri megri türküsünüde Fatih yorumlar bize belkide 🙂
    dışardan okuyan bizler bilemesekte başka yol yöntem varmıydı diye,
    elbet bulunur çaresi ölümlerin de, dertlerin de.
    böyle uzaktan davulun sesi hoş gelir de,
    hangimiz anlayabilir daha bıyıkları terlememiş gencecik delikanlı evladı şehit düşmüş Hatice ananın acısını?
    kim bilebilir Ezo gelinin nereye gittiğini bilemediği nişanlısının hangi dağda neler çektiğini?
    nedir bu kadınlarımızın çektiği, dertleri, cefası çilesi?
    bu işler ne indim düz ovaya ovaya türküsü çığırarak, nede küsmeyelim artık gel barışak barışak ile çözülebilir.
    çözülür, gözünü açıp sana uzanan ele bakarak:
    ”uzanan el dost elimi uzatılan el, yoksa, silah mı var o elde”
    sadece çözülür onu anlayarak!

  16. Çamlıca da,Taksimde filan yerede cami yapıldı;ecdamızınhayli gerçekleşti,ecnebiler çıldrdı vs.saçma sapan sözler yapılan israfı örtmez.Memlekette camiden bol yok.Her yer cami.Vakit namazlarında en işlek semtlerde bile bir saf cemaat ya oluyor ya olmuyor.Sabah nazmalrında ya bir ya iki kişim oluyor.Bazı camilerde imam tek başına namaz kılıyor.İçleri cemaatla dolmadığı halde;sırf gösteriş,sırf ecdadın hayali,sırf ecnebiler çatlasın kabilinden cami yaptırılmasının akıl ve iz’Qan ile açıkalnacak hali yok.Hizmet gören eski tarihlerde yapılmış camiler bile yıkılıp adıı küllüye koyarak yeniden yaptırılıyor.Hepsi israf.Din için değil;şan şöhret,iitibar kazanma,kendilerini dindar gösterme,birilerine yaranma ,siyasi açıdan oy toplama vs.gibi isalamda olmayan gayeler var.İsraf zaten başlı başına haram.İşin içine bir de dünyevi maksat ve dünyevi hedefler girince,haram daha da katılaşıyor; ahiret için vahim noktalara geliyor.Bir de işe bid’adlar giriyor.Mesela cami ve mescidleri süslemek bid’addır.Allah bidat ehlinin hiçbir amelini ve tövbesini asla kabul etmez.İsraf,kişinin kendi malından yapılırsa haram.Devlet ve kamu malından,başkasının malından yapılırsa daha vahim.İş böyle ciddi ve vahim sonuçlara açılıyorken inatlaşmak akıl kârı mıdır?Üstelik müslüman akıllı,mantıkl,mütedeyyin olmaldır.Saygılar.

  17. Bu işler film çekip hikaye tazmakla olmuyor.Adam gibi çalışacaksın ve proje üretecek son.Sorarim size halk bı şans verdi İBB yi al yönet bakalım gorelim dedi.Ne değişti ?Hangi proje üretildi AKP zamanında projelendirilmiş 10 metro yarım yamalak devam ediyor.Bir tane aritma tesisi hayata mi geçti.Bakin Marmara kusuyor 2 yıl yeterli bir zaman değil mi .İsletemiyorlar aritmalari .Yenilerini planlayamiyorlar.Bir proje gösterin bana.
    Yok yok yok.Peki niye halk güvensin onlara .

    • herkes kendi adına konuşmalı,
      neredeyse bütün anketlerde imamoğlu ve yavaş erdoğanla aynı orana yükseldiler, hatta bazılarında geçiyorlar, demek ki güven sorununu yaşayan halk değil.
      ellerini arkadan bağladın soruşturma, yok hakaret ettin soruşturma, yukarı baktın soruşturma, el salladın soruşturma, belli ki halk çalıştırılmadığını görüyor. halka 1 tl ye ucuz ekmek satmak isteyenlerin nasıl engellendiğini de görüyor, görmek istemeyenlerin aksine. 20 yılın hesabını bırakıp 2 yıla mı kaldı hesap görmeler, güvenmeler…
      el insaf. az biraz insaf.
      dolar 8,60
      euro 10,40
      altın 524 tl,
      üç kişiden biri işsiz,
      akaryakıta % 10 zam geldi,
      israfın boyutları arşa değdi,
      arıtma tesisi hayata geçti mi diye soruyorsun?

    • Allaha Şükrediyorum, Büyük şehirleri CHP kazandı diye.
      Türkiyede olan Yıkım Ekonomisi, Büyükşehirler AKP’de olsaydı ikiye katlanırdı.

      Ekrem imamoğlu AKP gözünde iyi çalıştığı için Elini sırtında bağladığı için şimdide seçim zamanı elini boynunda bağladığı için dava açılıyor.

      AKP, zamanınına Otobüsler, Metrobüsler ve Metrolar zarar ediyordu.

      Ekrem imamoğlu zamanında, pandemiden dolayı yolcu sayısı sınırlandırıldığı için zarar ikiye katlanmıştır. ve pandemiden dolayı Diğer Gelirleride düşmüştür.

      Ekrem imamoğlu kararı ile, halk ekmeğinde açılacak şubelerde AKP ve MHP oyları ile iptal olmuştu daha sonra halk baskısı ile geri dönüş yapmışlardı.

      Ekrem imamoğlu, Mansur yavaş ve dğer CHP büyük şehirleride bazı planlarıdaa AKP ve MHP oyları ile iptal edilmiş, Borç para almaları Engellenmiştir.

      Bu belediyeler AKP’nin müsrif ekonomisinden Tasaruflarla işi götüyorlar.

      “İstanbul’da yapılan en büyük ATILIM şeffaflıktır, adil şekilde yapılan sosyal yardımlardır, alan elin veren eli görmediği dayanışma ağlarıdır.

      İBB yönetimimizde israfa son verdik, 4.2 milyar lira tasarruf sağladık.

      Bu tasarruf İstanbul’a kreş oldu, süt oldu, metro oldu, yeşil alanlar oldu, burs oldu, sosyal destek oldu….”

      Çamlıca kulesi açılırken Ekrem İmamoğluda Metro açılışı yaptı.

      Daha önce Ekrem imamoğlu bazı yerlere yerli Metrobüs getirecekti, Metrobüs içine kum çuvalları konarak test edilmişti, İstanbulun yokuşlarında sınıfta kaldığı için Metroya önem eriyor.

      Ekrem İmamoğlunun çalışmalarını izlemek içim takip edin:
      https://twitter.com/ekrem_imamoglu?ref_src=twsrc%5Egoogle%7Ctwcamp%5Eserp%7Ctwgr%5Eauthor

  18. Siyaset rant mafya ayrilmaz ucluler herzaman işbirliği içinde olmuşlar.Temizlemek için yürekli adam lazım .Siyaset rantsiz olmuyor olunca da bu ucube düzen oluyor.

    • Lideriniz, o sözünü ettiğiniz “yürekli adam” değil mi, Ahmet Bey?

      20 yıldır iktidarda. İstihbaratından yargısına varıncaya kadar bütün devlet aygıtı elinde. Elini kolunu bağlayan mı var?

      Suç örgütü kurup yönetmekten sabıkalı A. Çakıcı’yı ilkin hastanede hapishanede ziyaret edip ardından kişiye özel af çıkartıp kendisiyle çarşaf çarşaf resim çektiren D. Bahçeli değil mi? S. Peker değil miydi liderinizin ve partinizin en itibarlı şahisyet diye önümüze attığı adam?

      Ne iş, Ahmet Bey?

  19. Muhalefete naçizane bir öneri:
    Bırakın soru önergesi, kanun teklifi, anayasa değişiklik paketi ıvır-zıvırı.
    Hepsi kafadan reddediliyor.
    “Erdoğan seçime gerek kalmaksızın ömür boyu başkanlık yapar ” diye teklif dahi getirseniz bu bile reddedilecek.
    Sizden sine-i millete dönmek gibi dişe dokunur bir muhalefet zaten beklemiyoruz.
    Çizgi film gibi garip ve gereksiz prodüksiyon da beklemiyoruz.
    Sadece YouTube videosu çekin yeter.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız