Kimler bakan olur, kimler olamaz.. Fala gerek yok, ne olabileceğini açıklıyorum…

34
Reklam

“Hükümette revizyon var, bakanlar değişecek” yazılarıyla gündem oluşturmaya çalışanlar, evet gündem oluşturmayı başarıyorlar, ama hiç iyi bir şey yapmıyorlar. AK Parti’ye yakın bilinen ne kadar insan varsa hepsinin, “Acaba, ben?” heyecanıyla peş peşe uykusuz geceler geçirmesine sebep oluyorlar…

Buradan AK Parti milletvekillerini uyarıyorum: Hükümette revizyona gidilse ve bakanlar değişse bile sizlere koltuk verilmez; bunu aklınızdan silin. 

Yeni sistemde bakan atanan milletvekili istifa etmiş sayılıyor; oysa AK Parti’nin tek bir milletvekilini bile feda edemeyeceği günlerden geçiyoruz. Yarın-öbürgün her parmağa ihtiyacı olarak iktidar cephesinin…

Her “Hükümet değişecek” haberinin siyaseti nasıl çalkanlandırdığını Ankara’da geçen 25 yılım sırasında yaşayarak öğrendim. Eski sistemde hükümete dışarıdan pek atama yapılmaz, bakanlık için milletvekilleri tercih edilirdi. Milletvekili olmayan birinin bakan olarak atanması, partinin Meclis grubu tarafından, kendilerinin adam yerine konulmaması olarak algılanırdı.

Gönül koyan çok olurdu.

Hemen her milletvekili kendini ‘bakan olacak adam’ olarak görürdü eski sistemin cari olduğu yıllarda.

Kritik dönemeçlerde okuması-yazması olmayan ancak hükümet kurmada oyu önem kazanmış bazıları bakan olabilmişti.

Hükümette değişiklik olacağı lâcilerden anlaşılırdı

Reklam

Turgut Özal’ın, Süleyman Demirel’in hükümetlerinde sürekli değerlendirdiği belli isimler vardı. Hükümet değişikliklerinde yerini koruyacağı garanti isimler… Geriye kalan birkaç makam için milletvekillerinden fal baktıranlar olduğunu hatırlarım.

[O dönemlerde genelkurmay başkanı olmayı bekleyen bir komutanın başına ne geleceğini öğrenme merakıyla günün ünlü bir medyumuna danıştığı gazetelere konu olmuştu. Merak edeniniz vardır diye yazıyorum: Beklentisi yerine gelmedi.

Öyle dönemlerde başka zamanlar giyim-kuşamına fazla dikkat etmediği bilinen milletvekilleri bile Meclis’e lâcilerini çekerek gelirlerdi.

‘Lâciler’ koyu renkli takım elbise demek.

Her lâcisini çekerek Meclis’e gelen diğer lâcili ile “Hadi iyisin, iyisin” diye dalga geçmeyi de ihmal etmezdi.

Biz gazeteciler de talih kuşunun kimin başına konacağı üzerine tahminlerde bulunurduk.

Gazeteci milletinin kendisine yakın hissettiği, bazısı haber kaynağı olan milletvekilleri vardır; değişiklik söz konusu olduğunda, o milletvekilleri ‘bakan olacak isimler’ arasında kendisine yer verilmesini bekler.

AK Parti’nin iktidar ve Tayyip Erdoğan’ın başbakan olduğu dönemde milletvekilleri dost bildikleri gazetecilere “Aman ha, sakın benim ismimi ‘bakan olması beklenenler’ listesine koyma” demeye başlamışlardı.

Reklam

Tayyip Bey’in kendisine telkin edilen isimlere ters baktığı düşünüldüğü için…

Meslektaşlardan son bir yıl içerisinde “Hükümet değişecek” haberini sayısız kez ciddi ciddi yazanlar var. Bugünlerde onlar yine köşelerinde aynı müjdeyi vermekteler. Bazıları bakanlıklara kimin daha iyi gideceğini de isim vererek duyuruyorlar.

İsimlerden bazısı kararnamelerin yayınlandığı Resmi Gazete’nin yeni sayısına gece yarısı internette bakmadan yatmıyormuş; öyle deniliyor…

Meraktan tabii…

‘Medeni ölü’ siyasi

En gözde isimler arasında birkaç ay önce ‘affını isteyerek’ bakanlık koltuğunu boşaltan siyasetçi anılıyor. Ayrıldığı son görevine değil de ondan bir önceki koltuğuna gelebileceği yoğun biçimde dillendiriliyor.

Olur mu? Bence olabilir. Şu yakınlarda, 128 milyar doların akıbeti üzerine patlak veren tartışmalar sırasında, AK Parti genel başkanı da olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, kendisinin bir önceki bakanlığı sırasındaki icraatlarını övmedi mi? Eski bakanın babası birkaç gün önce yapılan büyük kongrede itibarlı misafirler arasında yer almadı mı?

Bakan olacağı için milletvekilliğinden ayrılmıştı eski bakan, çok genç yaşta emekliliğe itilmiş olması kolay kabul edilir bir şey değil. Vaktiyle köşelerinden edilmiş gazeteciler için kendisine yakın bazıları tarafından kullanıma sokulmuş ‘medeni ölü’ sıfatı ona da yakıştırılırsa gerçekten üzülürüm.

“Hükümette değişiklik yapılacağı” haberlerine evvel eski kuşkuyla bakarım. Bir yandan, neredeyse her hafta bu konuya köşesinde değinen tanıdık yazarları yalancı çıkartmamak için haberin gerçek haline dönüşmesini arzu ediyorum, bir yandan da mevcut bakanların boşa çıktıklarında duyacakları rahatsızlığı düşünerek “Umarım olmaz” hissinin esiri oluyorum.

Bir kere bakan olan hep olmak, bakan koltuğunda oturan hep orada kalmak ister çünkü.

Eski dönemlerde koltuğunu kaybeden milletvekillerinin duyduğu burukluğa yakından tanıklık etmişliğim var.

Gönlü alınıncaya kadar yalnız partiye değil hayata bile küsebiliyor bakanlığı elinden alınan siyasiler…

Bakanlar Kurulu değişir, ama nasıl?

Mevcut bakanlar kurulunda çoğunluk dışarıdan atanan isimlerde. Siyaseti ve bakanlığı aklının ucundan bile geçirmeyen, başında bulunduğu işleri başarıyla yürüttükleri bir ortamda kendilerini birden bire bakanlık koltuğunda bulan kişiler birer çalışkan bürokrat gibi görevlerini yerine getiriyorlar.

Bakanlığın politikasını belirleyen bakanlar değil yeni sistemde; bu sebeple yerlerinden edildiğinde gerekçe ‘başarısızlık’ olamaz. 

Neden, hangi sebeple değiştirilecek öyleyse bakanlar? 

Ayrıca, büyük kongrede parti yönetiminin değişeceği iddiası havada kaldı; evet, birileri görevlerini başkalarına devrettiler ama başkaları da kendi görevlerini onlara devretti. Değişenler içerisinde ‘yeni’ denilebilecek isim yok; hem de parti yönetimine 25 kişilik yeni ek kadro getirildiği halde…

Hükümette revizyon yapılacaksa yine benzer bir yöntem izlenebilir: Mevcutlara dokunulmaz, yeni bakanlıklar ihdas edilip oraya yeni atama yapılabilir.

Bakanlık bekleyenlerin ve dostları bakan olsun diye köşelerini “Değişiklik olacak” haberlerine ayıranların da rahatlamaya ihtiyacı var. 

ΩΩΩΩ

Reklam

34 YORUMLAR

  1. Dünkü yazı ve yorumlara eşlik eden o fotoğtrafa takıldım. O resim partizanlığın gazına gelmiş/getirilmiş olan zevatların bir virüs kadar aklı olmadığının da bir belgesidir. Kısaca, virüs, işini biliyor, bu insanlar bilmiyor (bu kadar basit!). Hani derler ya bir resim bin sözcüğe değerdir. Her şey kabak gibi ortada! PCR testi yapıldı deniyor! Test yapmaktan yapmağa sonuçlar farklı çıkar. Bu testlerin nasıl yapıldığına, sonuçların ne kadar sağlıklı olacağına dair bilgiler var mı? Kapıda kimlik kontrolü yapar gibi PCR testi yapıldıysa hapı yuttu ortalık! Bazı kaynaklara göre bu testlerin sonuçlarından emin olmak için 1 veya 2 gün gerekiyor. Fırsattan istifade para kazanmak için alel acele geliştirilen son teknolojilere göre yeni aletler kullanılıyorsa bu süre 2 saate kadar indirgenebiliyor ki bunların hata payı kesin olarak daha yüksektir.

    Kimlik kontrolü yapar gibi kongre binası kapısında PCR testleri yapıldıysa sonuçlar kandırmaca olur. İnsanın kendi kendini kandırması ve milleti kandırması kadar cahilane ve vahim bir şey olabilir mi? O kadar sıkış tepiş bir ortamda maske takmanın bir etkisi de şüphelidir. Zaten o resimde görünen iki kişi maske takmıyor. Biri parti başkanı ve devlet Başkanı. İyi örnek olamıyor. İşte bu açıdan bir resim bin sözcüğe bedeldir. Zannımca, PCR testi yapılsın yapılmasın soysal toplantılara yasaklar getiril(miş)di. Tedbir açısından bu doğruydu. Ancak, partizanların oluşturduğu bu resim, virüs işlerinin devlet otoritesi tarafından ne kadar hafife alındığının resmi bir belgesidir.

    • Korona virüsü survival modunda insanlardan daha akıllı, sinsi ve tam bir “binbir surat!” Kapıdan kovulsa pencereden girmek için kendini hızla değiştirip güncelleştiriyor/şirinleştiriyor. Kendine güvenen AKP’li patizanların arasında makyaj tazelemiş halleriyle kimbilir kaç bin tane virüs molekülü ortalığı kolaçan ediyordu. Virüsün B.1.1.7 marka son güncellemesi mühtemelen yapılan aşılara meydan okuyacak cinsten. Kongreye katılan her partili toplumda potansiyel bir virüstür. Uzak durulmalı! Hani bir bilmece vardır.

      “Çarşıdan aldım bir tane, eve geldim bin tane!”.

      Partiliden virüs almağa/kapmağa gelince, iş çok daha vahim. Eve gelinceye kadar vucutta çoğalma hızı keşke bir iken bin olsa…

      “Kongreden kaptım bir tane, topluma yaydım bin hane…. “ bu insanlara aşı mı dayanır? Tedbir almadıktan sonra aşı olmuş olmak, hiç bir şeyin garantisi değil?

      ….
      İnsan için muteber nesne yok sıhhat gibi,
      Olmaya tedbirli, dosdoğru bir hayat gibi!

      Olmaya cihanda dosdoğru bir insan gibi,
      Olmaya eşrefi mahlukat, tüm cihan gibi!

      Almaya Başkan tedbir, virüse körmüş gibi,
      Olmaya selavat-ı abes, şeytan görmüş gibi!
      ….

  2. Didem hanım “merkez bankasını yöneten kişiyi bir gece ansızın görevden almayıp” da turşusunu mu kuralım, ya da gidip imf kapılarında mı danışalım; görevden alalım mı kalsın mı diye?
    Bir memur atamıştık, binlercesini de atamıştık, ama buna kıyamadık, ne yapsak ki diye referanduma mı gitseydik? Binlercesini de kamudan ihraç ettik, kimseye sormadık, kendi atadığımız banka müdürünü alıp ordan oraya atamiicaksa o devletbaşkanını kim ne yapsın?
    Yaşasın tam bağımsız büyük türkiye!
    Yaşasın cumhurittifakı!
    Yaşasın asil türk ulusu!

  3. Son zamanlarda okuduğum haber KAHRAMANLAR’I arasında geçen Erdoğan ve ailesine yakın önemli isimler arasında Banka asya kökenli olanlardan tutunda okullarında
    çocuklarının kazandıkları madalya törenlerinde övüne ve öve,öve, bitiremedikleri eski adi ile “CEMAAT’in esas
    kaymağını yiyenler’den müdür falan gibi bir alt görevde olanlara bakanlıklarda görev verirler. Bu arada Meclis başkani’nide bakan falan yapabilir. Daha geçen gün onun oğlunun imtahanda tam not aldığı töreninde şimdi terörist ilan ettiklerini oda oğluda öve öve bitiremedikleri bir videoyu iki gün önce birileri YouTube’ta paylaşmışlardı. olanlar’ı
    Bunları işı çok zor olduğu için bizden onlara TC tepsileri ile sunulan imkanları, aralarında paylaşırlar; artık şanslarına ne düşerse bir tepsimi olur iki tepsimi olur orası damat ve kayın babaya bağlı biz bilemeyiz.
    *******Kopi
    Analiz: Piyasada Albayrak endişesi – Kasım öncesine mi dönülüyor?
    Erdal Sağlam | 3 saat önce
    Türkei Finanzminister Berat Albayrak Rütritt
    Bürokrasideki son atamalar “ekonomi yönetiminde kasım öncesine dönüş sinyalleri” olarak yorumlanıyor. Erdal Sağlam’a göre atamaları “Albayrak’ın yeni dönemde ekonomi yönetiminde etkin olacağı” şeklinde yorumlamak mümkün.

    Yeni Başkan Kavcıoğlu’nun gelir gelmez Doğan Başar’ı eski görevine yeniden ataması dikkat çekmişti. Araştırıldığında, Bank Asya kökenli Doğan Başar’ın eski Bakan Berat Albayrak’a yakın olduğu anlaşıldı. Albayrak gibi Varlık Fonu Başkan Vekili Erişah Arıcan’ın doktora öğrencisi olduğu bilinen Kavcıoğlu’nun ilk iş olarak Başar’ı yeniden ataması da böylece anlam kazandı.
    *****

  4. Ben didem hanımın “Serdar Turhan beyin dünkü yorumuna katılmıyorum” dediği yoruma katılıyorum. Bir süredir siteye giremedim. Dün girdiğimde duruma kısaca bir göz attım ancak vakit geç olduğu için yorum kabilinden bir şey yazmadım. Parti üyelerinin çokluğundan “övünme” vesilesi olacak somut başarı listesi ne düzeyde? Nihai analizde, umutsuzlukların çoğalması ufak tefek başarı örneklerini de silip süpürüyor. Her tür muhalefete “siz bizden daha kötüsünüz, bizden daha da işe yaramazsınız siyaseti”yle durumu idare etme manevraları iflas etmiş partizanlık stratejisidir. “Övünme” yerine, “ah biz bu hataları nasıl yaptık ve hâla hata üstüne hatalar yapmaktayız” şeklinde “dövünme” listesi kabarık körkütük bir partizanlık varken silkinme ile başarıyı yakalama şansı var mıdır? Umutlu olunacak bir durum var mıdır? Varsa, muhalefetten olsun veya iktidardan bunu ortaya koyabilecekler var mı? seçim olsa n’olacak? ülkedeki büyük ekseriyet için neler değişecek kabilinden umutlar…

    • …..
      Yanlış yanlış üstüne,
      Hata üstüne hata!
      Doğrular boğulmuştur,
      Silinmiştir de hatta!..

      Bakan yapıldı “damat”
      Ahlak o anda gitti!
      Bu bariz bir hataydı
      “Ben yaptım oldu bitti”

      Var mıydı ki liyakat?
      Var mıydı ki tecrübe?
      Bu ikisi olmazsa,
      Ülke vururdu dibe!..

      Nitekim öyle oldu!
      Ekonomi yerle bir!
      Ne işe yaradı ki,
      Binbir beyhude tedbir?

      Bağdat’tan döner derler,
      Yanlışın her çeşidi…
      Ahlak bizde “Bağdat”ken,
      Turşu oldu ekşidi!…

      Hastalık var, teşhis yok,
      Bilgi ister bu işler!…
      Bugün “at”dan daha çok,
      Sahibi fazla kişner!…
      ….

  5. Sayın Koru ,

    Bir ilave yapayım. Bankalar birliği başkanı ve Ziraat Bankası Genel Müdürü Sayın Hüseyin Aydın iki gün önce yapılan Genel Kurul da görevi devretti . Aslında ya istifa edersiniz ya da emekli olursunuz . Boşalan makama yenisi atanır. Sayın Aydın yanındakilere bakan olacağını söylemiş . Acaba diyorum döviz operasyonunun ödülü mü ? Hadi canım sen de . Şeytanın aklına gelmez bu aklıma gelen . daha neler.

    Beraat e erenlerden olmanız dileklerimle kandiliniz mübarek olsun.

  6. Sayın korunun kabineyle ilgili şu takdir dolu sözlerine katılmamak mümkün değil:
    “Mevcut bakanlar kurulunda çoğunluk dışarıdan atanan isimlerde. Siyaseti ve bakanlığı aklının ucundan bile geçirmeyen, başında bulunduğu işleri başarıyla yürüttükleri bir ortamda kendilerini birden bire bakanlık koltuğunda bulan kişiler birer çalışkan bürokrat gibi görevlerini yerine getiriyorlar.”
    Daha ne olsun?

    • o çalışkan bürokratlardan biri de Hamza Yerlikaya idi. onu da çalıştığı bankanın yönetim kurulu üyeliğinden aldılar. sosyal medyada trend espri: “Halk bankı ayakta tutan Hamza gitti, şimdi bankayı batmaktan kim kurtaracak?” bununla ilgili Memduh Bayraktaroğlu çok güzel bir vidyo çekmiş; “bankacılık sektörünün duayen ismi Hamza Yerlikaya’nın istifasıyla sektör batma riskiyle karşı karşıya kaldı sayın seyirciler”

  7. Sayın yazarın “Vaktiyle köşelerinden edilmiş gazeteciler için kendisine yakın bazıları tarafından kullanıma sokulmuş ‘medeni ölü’ sıfatı ona da yakıştırılırsa gerçekten üzülürüm.” diyerek hatırlattığı ölüm şeklinin neden ve nasıl gerçekleştiğini yine kendi kaleminden okumuş olduk:
    “Biz gazeteciler de talih kuşunun kimin başına konacağı üzerine tahminlerde bulunurduk.

    Gazeteci milletinin kendisine yakın hissettiği, bazısı haber kaynağı olan milletvekilleri vardır; değişiklik söz konusu olduğunda, o milletvekilleri ‘bakan olacak isimler’ arasında kendisine yer verilmesini bekler.

    AK Parti’nin iktidar ve Tayyip Erdoğan’ın başbakan olduğu dönemde milletvekilleri dost bildikleri gazetecilere “Aman ha, sakın benim ismimi ‘bakan olması beklenenler’ listesine koyma” demeye başlamışlardı.

    Tayyip Bey’in kendisine telkin edilen isimlere ters baktığı düşünüldüğü için…”

    Evet eski türkiyede bu işlere evinde pijamayla başbakan karşılayan medya patronları karar verirdi; artık ipin ucu milli iradenin elinde, istediğini atar istediğini alır!
    İtirazı olan?

    • Milli irade mi? Kaç kişiymiş o “milli”? Bir irade var da olsa olsa ferdi diyebiliriz hatta fevri bile denilebilir. De, her şey açık olduğu halde bizi neden trollemeye kalkıyorsun. Reddedilemeyecek bir teklifle taltif edilmen lazım heralde. Açıkça söyle gayretli kardeşim trol maaşı kaç lira ben de trol olacağım.

  8. Sayın yazarın “Kritik dönemeçlerde okuması-yazması olmayan ancak hükümet kurmada oyu önem kazanmış bazıları bakan olabilmişti.” dediği mv.leri; geçen gün burada bi süperzekalı arkadaşımızın dürüstlük abidesi ilan ettiği chp lideri ECEVİTin Ap den transfer ettiği ve hepsine de bakanlık verdiği 11 maraba olabilir mi acaba?
    Güneş moteli mi neydi o malpazarının adı???

    • Sen geçenlerde de o arkadaş için hakaretamiz bir ifade kullanmıştın , yine aklınsıra alay ediyorsun ! Böylece hangi seviyede bir insan olduğun daha da netleşmiştir ! Neyleyelim ki burda meydanı boş buldun , ötüyorsun !
      Ecevit’e gelince ; evet ne yazık ki öyle bir kara lekesi var , buna rağmen yine de o bir dürüstlük abidesiydi ! Sen onun lafını edecek adam değilsin !

      • Mucip bey “pazarın ortasında bir hırsıza sövsem, kenarındaki ben de senin…” diye mukabele ediyor maşallah!
        İyi de günlerdir herkes sözleşme de sözleşme diye orasını burasını yırtıyor, yetmedi bi de soyunup gösteriyor; kadın hakları aşağı,orta cins yukarı…
        Yahu bu orman kibarı, dürüstlük şahaseri ECEVİTiniz değil miydi meclisin tek kadın örtülü milletvekiline haddini bildirin diyen.
        Bu kara lekeyi de bi temizleyin bakalım…

  9. Sayın koru “Hükümette revizyon yapılacaksa yine benzer bir yöntem izlenebilir: Mevcutlara dokunulmaz, yeni bakanlıklar ihdas edilip oraya yeni atama yapılabilir.” buyurmuş;
    boşta kalan mebuslara yeni bakanlık kurma işleri eski türkiyede kaldı, hatta eskiye göre bakanlık sayısı yarı yarışa azaltılmış durumda! Neyse, alışırsınız alışırsınız…

  10. “Delidir ne yapsa yeridir”
    Sözüne uyan uygulamaları daha öncede duyduk ama son zamanlarda daha farklı
    Kaybolan bakanın tekrar gelme ihtimali bu söze çok ters geliyor.

    Bazılarına makam vermek için yeni kadrolar açarak bu milletin sırtına yeni yük getirmeye gerek yok o makamlarda alacakları maaşlar verilsin ama. Yeni bakanlık açılmasın.

    İllaki o makama oturmak istiyorlarsa 23 Nisa’na ne kaldı şurada biraz sabır……

    Adaletle kalın…..

    • Ahmed haklı olarak “Yeni bakanlık açılmasın.” diye uyardıktan sonra bir de
      “Adaletle kalın…..” demişsin de;
      Şu andaki bakanlık sayısı zaten eski türkiyedekinin nerdeyse yarısı!
      Bi teşekür etmek yok mu akpartiye?
      Çiftestandartlar, nerde görsem tanırım:)

      • denizcilik işlerine Çin bakmıyor muydu? limanlar konteynırlar falan. limanlardaki konteynırları Çin toplayıp götürünce ihracatçı zor duruma düşmüş, demirci esnafı da devlet bize kredi desteği verirse konteynır yapabiliriz diyerek sesleniyorlardı ya unuttun mu?

        sen çok eğitimli adamsın kafan çok yoğundur, unutman normal ama.

        • Baran, göktürkün çektiği uydu fotoğrafını gördün mü, süveyş kanalında uzanmış yatıyor çin mallarıyla dolu konteynerler!
          Senin de dediğin gibi bu yükler artık demiryollarımızdan taşınsın daha iyi, böyle gitmez, mısır su yolları güvenli değildi zaten, o taraflarda habire bizim yük gemilerine korsan saldırıları oluyordu; hazır düveyş kanalı tıkanmışken biz de biraz kanalistanbula mı odaklansak nasıl olur? Sen bilirsin, yapalım mı bi kanal? Ya o konteyner dolu gemi yenikapıda filan karaya otursaydı, öyle değil mi?

          • ben yapmayın desem sanki yapmayacaklar. kanal yapmakla zahmete ne hacet, Çin yapar kanalı. Çin dışişleri bakanı niye geldi sanıyorsun. istediklerini de aldılar herhalde ki çinlilerin sesi kesildi. yoksa Çin dışişleri bakanı geldiğinde Çin sözcüsü Erdoğan hükümeti 20 bin Uygur türkünü Suriye’de savaştırıyor diye bağırıp duruyordu.

            hadi beni boş ver, ben bilmesem de olur, ama bari sen biliyormusun ne konuşmuşlar? o kadar aradım bir haberine rastlamadım. sen de mi rastlamadın yoksa?

  11. ben serdar beyin dünkü yorumuna katılmıyorum.
    “AK Parti’nin 13.5 milyon üyesi var. Bu, ülke seçmeninin neredeyse üçte biri AK Parti üyesi demektir. Gençlik teşkilatı 1 milyonu aşmış. Sadece delege sayısı 1.500. Her başlıkta Türkiye’nin en kalabalık örgütlülüğüne sahip bir partinin büyük kongresinde sosyal mesafeye ne kadar uyulabilirse, o kadar uyuldu. Kongre salonuna PCR testi negatif çıkmayan kimse alınmadı. Maskeler hep yüzlerdeydi.”
    diyor.
    bir dönem insanlar haberim olmadan üye yapılmışım diye ekranlarda şikayet ediyordu, diğer partilerde de bu yapılmış olabilir, yorumumda geçen “gel seni bedava ankaraya götürelim” dedikleri tanıdığımda böyle. bir kısım insan belki milyonlar habersiz parti üyeleri. bazıları itiraz ediyor, bazıları bir gün lazım olur diyor. büyük bir çoğunlukta iktidar cenahından gelecek rantların peşinde, kimi büyük, kiimi küçük, cürmü miktarı. yarın iktidarı kaybettiğinde bu insanların nasıl kaçıştıklarına hep birlikte şahit olacağız.
    bu ülkede rakamlar gerçeği yansıtmıyor, enflasyon rakamları başta herkesin alenen gördüğü çarpıtılmış rakamlar ve gerçeklerle bizler bunu acı bir şekilde görüyoruz.
    lakin önemli bir üye sayısı olduğu gerçeğini değiştirmez elbette yazdıklarım.

    salgın zamanında büyük kongre bu şekilde lebaleb yapılmak zorunda değildi, madem hes kodu ile solanlar dolduruluyor, bir beis olmuyor aylarca esnafa neden yasak getirildi, insanlar neden bunca zarar ettirildi öyleyse? bak biz halkın sağlığı için bir şeyler yapıyorum ise amaç kongreyi bir pandemi gerçeğine uygun şekilde yapmak çok yerinde olurdu. ben kongreyi izledim, maskeler hep yüzlerde değildi, maske takan herkes bunun zaten mümkün olmadığını da bilir, bir an geliyor ve maskenizi indiriyorsunuz. insanlar bana gelince her şey serbest anlayışından da özellikle rahatsız olmazdı.

    Siz İstanbul Sözleşmesi’ni savunacağım diye binlerce kişi iç içe protesto yaptığınızda, rektöre karşı durmak için dipdibe yürüdüğünüzde, Nevruz kutlayacağım diye el ele halay çektiğinizde, CHP örgütleri olarak kapalı restoranları keyfi biçimde açtırıp yemekler verdiğinizde sıkıntı yok ama ülkenin en geniş kesimli partisi kongresini yapınca mı sıkıntı oluyor?
    diyor.
    açık havada yapılan bir protesto ile kapalı alanda yapılan bir toplantı aynı şey olmamakla beraber temas her şekilde yanlıştır.

    kim insan hayatını hiçe sayarsa bu yanlıştır.

    öte yandan rektöre karşı durulduğunda öğretim üyeleri açık havada birbirlerine belli bir metre uzakta protesto ettiler, son derece uygundu. diğerleri çoğunluğu 18-19 yaşında gençlerdi , onlardan da bilgelik fazla beklenmese gerek. ülkeyi yönetenlerin sağlık politikasını da yönettikleri için daha doğru, daha bilge olmaları üstelik örnek olmaları gerekirken iktidar olmanın bunun sorumluluğunu da taşıması gerekirken onlar yapıyorlar bunlar da yapıyor neden sorun oluyormuş yaklaşımı bana göre doğru değil.
    kapalı restoranları açıp yemek verenlerde aynı şekilde eleştirilmişti zaten iki yanlış bir doğru eder mi, etmez.
    istanbul sözleşmesini protesto etmenin pek çok yolu var, pandemi gerçeğine uygun olmayanları doğru bulmadığımı alenen ifade edeyim.
    bu hastalık öldürüyor.
    insanın ne kendi hayatını ne de başkalarının hayatını hiçe saymaya hakkı yoktur. ama burada iktidarın herkesten daha fazla sorumluluğu vardır ve bu kongreler akp iktidarının bu sorumluluğun bilincinde olmadığını göstermiştir.
    bana göre şark kurnazlığı muz cumhuriyeti gibi “sana yasak ama bana değil” anlayışıdır.

    • merkez bankasını yöneten kişiyi bir gece ansızın görevden alıp piyasaları allak bullak etmeyi dünyanın en normal kararıymış,
      ülke hiç te zarar etmemiş gibi savunan/savunmak zorunda olan maaşlı tarafsız! gazeteci ve akademisyenler ekranlarda milletin gözünün içine bakıp bunu ekonominin üretim modeline geçmesinin sancıları! olarak yorumladılar, daha saçma şeyler duymuşumdur muhtemelen ama bu da duyduğum en saçmalar arasına girse gerek, neyse ben de o zaman öyleyse berat albayrak beyfendiyi getirin üretim bakanı olsun demiştim, şimdi olur mu olur diyorum.
      kendisinin geri dönmekte olduğunu dile getiren pek çok spekülasyon var.
      bir sosyal medya mesajıyla giden, bir sosyal medya mesajıyla gelemez mi?

      • Size daha saçma bişey söyliim mi didem hanım;
        “istanbul sözleşmesini protesto etmenin pek çok yolu var, pandemi gerçeğine uygun olmayanları doğru bulmadığımı alenen ifade edeyim.” demişsiniz de;
        uluorta soyunarak protesto hakkını kullanmak da pandemi gerçeğine uygun mudur sizce?

  12. Dink cinayeti davası 2007-2012 yılları arasında Beşiktaş’ta FETÖ’cü mahkemeler tarafından görülürken salonları dolduranlar, bu kez cinayetin arkasından çıkan gerçek failler yargılanmaya başladığında Çağlayan Adliyesi’ne uğramaz oldular.
    Dün Dink cinayeti ile ilgili kararlar açıklandığından beri; basın özgürlügü, gazeteciler içeride diye yırtınanlar sus pus.Yazar Ahmet Altan ve yardımcısı Yasemin Çongar’ın yönettiği Taraf isimli gazete başta olmak üzere FETÖ’cü istihbaratçıların yalanlarına alet olanlar algı operasyonlarında başı çekiyordu. “Hrant için adalet için” sloganları atılıyor ama gazeteciler, katledilen meslektaşları için hakikatin peşinde koşacaklarına, FETÖ’cü istihbaratçıların onlara söyledikleri yalanları aktarıyorlardı.

    • Temel ile Dursun kıraathane’de tartışırlarken Temel’e laf anlatamayan Dursun çıkışır; ula Temel sen ha bu akli nerden alduuun? tam da o sırada Cevat şehir meydanında seçim çalışmaları yapmakta olan Erdoğan’ın geçerken durdurup eline tutuşturduğu broşürler ile kapıdan içeri girer. Dursun’un cümlesini tam duyamayan Cevat kendisine seslendiğini zannederek; -meydanda taatiile daa- der.

      o gün bu gündür bu espri kahve’de yapı
      lagelir:

      -ha bu akli tatile mi?
      -hee, meydanda taatiile daa.

    • Türkiye’de Koronadan her iki güne bir 15 Temmuz’da kaybettiğimiz insan kadar insanı kaybediyoruz. (Son iki günün toplamı 310 kişi). Bugün itibarıyla da ölenlerin sayısı 30772 olmuş durumda. Umarım Hrant Dink davasında geliştirilen hukuk anlayışı her alana yayılır da bu kadar insanın ölümüne ihmalleriyle, beceriksizlikleriyle, aşıyı zamanında temin etmemeleriyle sebep olanlar ağırlaştırılmış müebbet ceza ile cezalandırılırlar.

    • Fatih, bey! Gerçekten bu cular var ya her yeri sarmış.
      Aşağıdakı haber bana ait değıl! Bakın Yeni göreve getirilenlerin hepsi buculardan!. Belki gözünüzden kaçar diye özelikle “Doğan Başar’ın” Bank Asya kökenli olduğunun altını çizerek
      Bununla birlikte yeni göreve getirilenlerin kime yakın olduğuna bakın bakalım.
      *****
      Ağbal Merkez Bankası Başkanı olduğunda sadece bir değişiklik yapıp İnsan Kaynakları Genel Müdürü Doğan Başar’ı görevden aldı. Yeni Başkan Kavcıoğlu’nun gelir gelmez Başar’ı eski görevine yeniden ataması dikkat çekmişti. Araştırıldığında, Bank Asya kökenli Doğan Başar’ın eski Bakan Berat Albayrak’a yakın olduğu anlaşıldı. Albayrak gibi Varlık Fonu Başkan Vekili Erişah Arıcan’ın doktora öğrencisi olduğu bilinen

      Bir konuda haklı olabilirsınız, 2016 Ağustos’dan sonra dömüş 15 Temmuz 2016 darbesini yapan bebeklet konusunda! Hakıkatten bu konuda yerden göğe kadar haklısınız.
      Zaten onlari devletullah cezalandırmış vede arkadan gelenleridecezalandırmaya devam ediyor.
      *****

  13. Üstadım gerçekten de takdire şayan bir görüşe sahipsiniz. Sayısız danışmanlar, sayısız siyaset bilimci aklından istifade eden ulu bilge reyiz bile kimseyi memnun edemezken siz kısacık yazıda herkesi memnun edecek yolu buldunuz:))

    Devlette memur bürokrat sayısı 2 milyon 300 binlerdeyken devlette kadro fazlalığından şikayetler yapılıyorken bile personel sayısını 3.5 milyona çıkaran reyiz bu aklı çok sevecektir eminim.

  14. Yazarımız son günlerde kendine yakışmayan yorumlar yapıyor.Dunyanin temini için savaşlar verdiği nereden nasıl bulsak dedigi asi için efendim çin aşısı varken neden diğer aşılar temin ediliyor üzüntüsü içersinde bulunuyor.
    Yok efendim damat tekrar bakan olacakmis

  15. SİSTEM/DÜZEN/NİZAM DEĞİŞMELİ…
    ZALİM NİZAM YERİNE ADİL NİZAM GELMELİ…
    “EL-ADLÜ ESAS’üL-MÜLK” HATIRLANIP UYGULANMALI…
    “ADALET MÜLKÜN/YÖNETİMİN ESASI OLMALI”; GERİSİ TEFERRUAT…
    VE’S-SELAM…

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız