“Bizim burada olmaz” deniliyordu, ABD’de oldu.. Her yerde olabiliyor…

13

Film izlerken, ABD’de geçen hafta yaşanan demokrasiye ihanet türünden olayların iki durağıyla karşılaştım.

Korona günlerinde işleri kötüye giden çok, buna karşılık kasalarını doldurmayı başaranlar da az değil. Film ve dizi sunan Netflix gibi platformların işleri iyi.

Mecburen evlere kapanıyoruz ve televizyon karşısında her zamankinden daha fazla vakit geçiriyoruz. Bol bol film izleniyor.

Ben bugün size iki film tavsiye edeceğim.

İlki, Netflix’in siyah/beyaz çektirdiği ‘Mank’ filmi…

Mank

Mank, esas adı Herman J. Mankiewicz olan bir Hollywood senaristinin kısa adı. Dünyanın gelmiş geçmiş en iyi filmleri sıralamasında ilk sırada yer verilen 1941 yapımı ‘Yurttaş Kane’ (Citizen Kane) filminin senaryosu onun kaleminin ürünü. ‘Mank’ filmi de zaten onun o senaryoyu yazma sürecini anlatıyor.

Filmde yalnız Hollywood yok, dönemin ‘basın baronu’ William Randolph Hearst daha merkezi bir figür. ‘Yurttaş Kane’ diye anılan, aynı zamanda filmin yönetmeni de olan Orson Welles’in canlandırdığı kişi, Hearst… 

Reklam

Nasılsa izlersiniz diye filmi uzun uzadıya anlatacak değilim. ‘Kane’ ile Mank’ın çatıştığı bir sahne var filmde; Kaliforniya valiliği için yapılan seçimle ilgili bölüm. 

O bölüm, bana, ABD başkentinde geçen hafta çarşamba günü yaşanan Capitol binası baskınını hatırlattı.

Hollywood stüdyolarının da bulunduğu Kaliforniya’da valilik seçiminde, solcu yazar Upton Sinclair fakir fukara yanlısı bir programla aday olur. Söylemi halkta tutar ve gördüğü ilgi her geçen gün büyür Sinclair’in. Hollywood ve Hearst’ün işbirliğiyle başlatılan kara propaganda seçimin rüzgarını rakibi lehine değiştirir.

Ve günümüzü 1935’te yansıtan bir roman

Pek çok romanı dilimize de çevrilmiş Upton Sinclair’in bizzat yaşadığı seçim sürecinden de esinlenerek yazdığı ‘It Cannot Happen Here’ (Bizim Burada Olmaz) romanında güce tapan bir politikacı tipi yer alır. İktidara gelmek için yapmayacağı şey yoktur adamın; senatör olduktan sonra başkanlığa göz diker ve 1936 seçimlerinde adaylığını koyup seçilir.   

Upton Sinclair’in hayali politikacısı Benzelius Windrip seçim kampanyasında her vatandaşa 5 bin dolar para dağıtma vaadinde bulunur. [1936 yılının 5 bin doları günümüzde 20-30 misli bir değere tekabül eder.] Öylesine bir ‘popülist’ politikacıdır Windrip. Başkan olunca Amerika’yı büyük bir ülke yapacaktır. Seçimi böyle bir platformla kazanan adam, ilk iş olarak, Kongre’nin etkisini sıfırlama çabasına girişir. Bu konuda içeriden (Kongre’den) ve dışarıdan (halktan) destek de bulur.

1935 yılında yayımlanan ‘Bizim Burada Olmaz’ adını taşıyan romanın tezi 2016 yılında ABD’de Donald Trump’ın başkan oluşuyla gerçeğe dönüşmüş durumda. Trump da “Amerika’yı Yeniden Büyük Yapmak” propagandasıyla başkan seçildi. Seçildikten sonra yalnızca milletvekilleri ve senatörleri hizaya getirmekle kalmadı, ülkesinin bütün kurumlarını kendi popülist ideolojisine uygun hale dönüştürme çabasına girdi. Son seçimde önü halk tarafından kesilmemiş olsaydı, Upton Sinclair’in “Bizim Burada Olmaz” dediği hemen bütün ayrıntılarıyla ABD’de hayata geçecekti.

Sinclair 1933 yılında aday olup seçim kampanyası yürütmeseydi, muhtemelen o romanı yazamayacak, Mank da, Orson Welles kendisine senaryo sipariş ettiğinde, ‘Yurttaş Kane’ filmine can veremeyecekti.

Reklam

ABD, romanın yazılışı üzerinden 81, filmin çekilmesinden 71 yıl sonra, Upton Sinclair dışında herkesin orada olmayacağını düşündüğü senaryoyla Trump kişiliği sayesinde karşı karşıya kaldı.

Ve ikinci film: Şikago 7 Davası

Netflix’te günümüzle ilinti kurulabilecek Oscar alması beklenen bir başka yeni film var: ‘Şikago 7 Davası’ (The Trial of the Chicago 7)… 

‘Şikago 7’de, biraz da ABD’nin Vietnam savaşına tepki olarak Paris’te başlayan öğrenci hareketlerinin ABD’ye de yansıdığı 1968 yılında yaşanan gerçek olaylar sergileniyor. Sokakları teslim alan öğrenciler Demokrat Parti (DP) üzerinden ülke siyasetine de ağırlık koyma hazırlığına girerler. DP’nin o yıl yapılacak seçimde aday olmasına karar verdiği Hubert Humphrey’i beğenmezler. Aday belirleme sürecini anti-demokratik bulur ve bunu değiştirmek için sürecin son halkası olan kurultayın yapılacağı Şikago’da büyük bir gösteri planlarlar.

Gösteriye kan bulaşır ve düzenleyiciler gözaltına alınır, haklarında dava açılır. [Tutuksuz yargılanırlar.]

Filme adını da veren ‘Şikago 7’ gösterinin liderliğini yaptıkları için yargılanan 7 kişidir.

İzlemeye değer bir filmi ‘Şikago 7’.

O günün heyecanlı sol eğilimli öğrenci liderleri bugünün QAnon ve benzeri sağcı güruhları gibi büyük bir gösteri peşindedir. Ancak Şikago’nun yerel yöneticileri olayların büyümesini engellemek için akılcı davranırlar. Gösteriye ayrılan yer kurultayın toplandığı mekandan hayli uzaktadır, bu sebeple taşkın kalabalık toplantıyı basamaz. Buna rağmen kan dökülür. Kan döküldüğü için de konu yargıya intikal eder.

Adalet kurumunun temsilcisi olan yargıcın hem kendi ideolojik takıntılarını, hem de devletin doğrudan ve dolaylı yargıya müdahale girişimlerini iyi yansıtır film. 

Bu iki film, Mank ve Şikago 7, geçen hafta Washington’da yaşanan olaylara tarihi bir boyut kazandırıyor. Mank’ta para babalarının medya ve film sektörü gücünü kullanarak bir yerel seçim sürecini istemedikleri kişiyi seçtirmemek amacıyla manipüle etmeleri boyutu sergilenirken, ‘Şikago 7’de kitlelerin heyecanlarının kan dökülmesine de yol açacak bir gösteriye dönüşmesini izliyoruz. 

Demokratik sürecin sonucunu beğenmemek ilk kez günümüzde yaşanmıyor.

Süreçlerin ‘popülist lider’ çıkaracak sıkıntılara yol açabileceği gerçeği Upton Sinclair’in romanında verdiği örnekten çıkartılabiliyor.

“Bizim burada olmaz” iddiası boşuna. İşte gördük, ABD’de de oldu.

ΩΩΩΩ

13 YORUMLAR

  1. Sayın koru, okurlarınızın film yazısı okumaya ve yorumlamaya karnı tok anlaşılan; ya da filme dalmışlar olacak ki bugün ortalıkta kimsecikler yok! Belki de özellikle muhalif geçinen soytarılar film çevirmekte zaten mahir oldukları için topa girmiyorlardır ama diğer arkadaşlarımız nerede? Ali namlı, bahribey, safa, didem hanım, uğur, bernar reis, cin ali…

    • bu yazılar öyle açık ve anlaşılır ki; başka yoruma hacet bırakmıyor, adeta yarını bu günden bir film sahnesi gibi seyrettiriyor. biz de seyre dalmışız.

      sen ” değerli yalnızlığını” yaşa istersen.

        • yazının açıklığı bir o kadar da satır aralarına işaret ediyor. yani Fehmi Koru yazılarının temel özelliği araştırma ve daha fazla anlama ihtiyacı hissettirmesi. yeterli araştırmayı yaptığında satır aralarının açtığı yolların bir ucunun da sana çıktığını göreceksin ve bu kendinin yazının içindeki yerini görmeni sağlayacak. hadi aslanım yürü hadi! bul kendini!

          ( yanlış anlama, aynı tavsiye benim için de geçerli, yani ha sana söylemişim ha kendime misali olarak anla)

  2. Amerkada! Darbe yapanlar hiç bir zaman başarılı olamayacaklarını bilmemleri için ancak Trump gibi ruh hastaları ve onun ruh ikizleri olmak gibi olmak yeterli.

    ABD’de 17 tane güvenlik kuvet’leri olduğunu bilemeyecek kadar aptalların ve çevrelerinin, Başkan! Değil ne olursa olsun hazin sonlarına dünya şahitlik etmesinin başarısı 17 güvenliğin varliğıdı’r.
    Bir insana önce “Akıl”lazım! Bitirdiği okul veya mevkisi değil.

    Darbenin 10. Gününde bu kadar güvenliği fazla olmasına rağmen sadece 18 kişi tutuklanması’de Adaletin takır, takır işlemesi’dir..

    O tutuklananların arasında Genel hükümetin eyalet mahkeme başkani hakimin oğlu’da var.
    Birde 1.darbe! Başarısız olursa 2. için yapılmış planların ayrıntıları açıklanmasa’da hepsı ortaya çıktı.

    Tören gününe Uçak şirketleride dahi
    Bütün kurumlar tedbir aldılar.
    Biden’ın oğlunu dahi öldürecekmişler.

    Dünyayı! Karıştıracak, kadar önemli pilanlara rağmen 18 kışı yakalanan bir ülkede Adele’tin işleyişine birde bizdeki 15 Temmuz gecesi tutuklanan halen daha mahkemeye dahi çıkarılma’dan hapis yatan on binlerce er, öğrenci bebek, yaşlı, hastalardan oluşan 4000 kişinin terörist diyerek hayatları kararanlara bakın.

    Bunlara gazeteciler dahil değil.

    Demem oki her ülkede canilerın’den C Başkanları ve yüksek rütpeli askar veya siviler trump gibi koltuğunu sağlamlaştırmak için canavarlık yapabilirler. Fakat o ülkenın kanunlarını uygulayanlar ve ADALETTEN taviz vermeyen sıradan vatandaşlar; olduğu mudetçe Kimseler Ruh ve Sara hastalarına boyun eymezler.
    Boyun eğenler ve adalet yerine iftira ile hayatlar karartan ülkelerın farklarını görmek ıçin.
    Her halde, Türkiye ve ABD örneğı yeterli…????

    Bu arada Trump’a destek veren gazeteciler, yazar, televizyonuclara hiçkimselere dokunamadı..
    Öğle Fehmi koru gibi “suçlulara” 4 saat ifade verenlerde olmadı.
    Biz bizi yemeye yeteriz başkalarına gerek yooookkkk.

    • Nurdan abla “…Kimseler Ruh ve Sara hastalarına boyun eymezler.”diyerek sonunda sağlık sorunları olan insanları da aşağılayabildin ya yazıklar olsun sana; gülme komşuna gelir başına!

  3. Sayın yazarın «“Bizim burada olmaz” iddiası boşuna. İşte gördük, ABD’de de oldu.”dediği şey eğer “Demokratik sürecin sonucunu beğenmemek” ise o bizde her seçimden sonra hatta bi dahaki seçime kadar süren bir konudur zaten.
    Bırakın seçim sonuçlarını atanmış rektörü bile beğendiremiyoruz, iyi mi?

    • Atananı değil, atayanı beğenmiyoruz H.Gayretçiğim. Her konudan anladığını zannediyor beyefendi.

      Sahi nedir bu aşı işi? Bazı ayrıcalıklar aşı olabiliyor, millete aşı falan yok. Bir de çıkıp tv’de şov yapıyorlar. Bir protokol yok, yaşı tutan tutmayan bakan yok. Ülkenin her zamanki hali. Sosyal medyadan Pfizer aşısı olduğunu ilan eden atanmış rektör hala oturuyor mu koltuğunda? Yüzsüz bunlar oturacaklar elbette. Atayan onu atana kadar. Yada atayan atılana kadar.

      • Enderbey yemeği önce aşçı sonra da komutan yer, ondan sonra da erata dağıtılır; aşı da öyle, önce sorumluluk taşıyanlara bi vurulsun, sorun çıkmazsa biz de yaptırırız yani, ne var bunda?

  4. “Milli Savunma Bakanı Akarın açıklaması, F-35 programına dönmek istiyoruz.”

    Türkiyenin Şu an hava Kuvvetleri bölgede çok zayıf duruma geldi.
    F-35 Görünmeyen uçaklardır, yani radarlar bu uçakları fark edemiyor. F-35 projesinde bilim adamlarımız Geliştirme aşamasında bulunuldu ve üretim aşamasında’da bulunacaktı.

    Bahaneleride, ABD bize patriotlları satmadı , Hayır patriotları satarlar ama bizimkiler Yazılım kodlarınıda istediler.
    Kusura bakma son sistemin yazılımını vermezler. Bir önceki düşük teknoloji olunca veriyorlar.
    Antlaşmaları çiğneyipte düşmandan silah alınmaz; Ya da kendin oturup yapacaksın.

    • Hasan bey “Antlaşmaları çiğneyipte düşmandan silah alınmaz; Ya da kendin oturup yapacaksın.”buyurmuşsunuz da; watergate skandalı diye bişey duymadınız heralde?
      İran bal gibi almış vaktiyle abd silahlarını…
      Kendin yap demişsiniz de; bazı aklıevvel muhasebeci arkadaşlara da yaptığımız silahları beğendiremiyoruz, israf oluyormuş!
      Elinde cetvel kalem ihale bedeli dedektifliği yapan sivrizekalı arkadaşlarımız(erkeği dişisi) bi hesap makinası daha alsınlar da haftasına kaç ekmeği küflendirip çöpe attıklarını hesaplasınlar! Buzluktaki bir köyü doyuracak kadarlık donmuş et ve sebzeyi saymıyorum bile; ondan sonra da gelsin fitnesslar obeziteler…

  5. Korona günlerinde işleri kötüye giden çok, buna karşılık kasalarını doldurmayı başaranlar da az değil. Film ve dizi sunan Netflix gibi platformların işleri iyi diyor sayın koru.
    işlerin iyi gitmesinden konu açılmışken,
    herkes fedakarlık yaparken paraları tıkır tıkır ödenen inşaat şirketleri de kasalarını netflix gibi doldurmayı başarıyorlar.
    istanbul üniversitesi hasdal yerleşkesi’nde yapılacak 2 milyar liralık hastane inşaatı ihalesi bizim beşi biryerlerden kolin İnşaat’a verilmiş.
    21b” usulüyle yani davetle.
    istanbul uluslararası finans merkezi’nde yapımına başlanan merkez bankası binası; tamamlandığında avrupanın en yüksek binası olacakmış. ihaleyi bizim beşi biryerlerden limak almış.
    21b” usulüyle yani davetle.
    hepsi davet usülüyle mi oluyor?
    tabi ki de hayır.
    mesela çukurova bölgesel havalimanı üstyapı ihalesine iki firma katılmış. biri limak-kalyon-cengiz inşaat’ın oluşturduğu ortak girişim grubu. diğeri günbeton inşaat ile terminal yapı’nın oluşturduğu ortak girişim grubu.
    ihaleyi günbeton inşaat kazanmış. iyi mi?
    amma ve lakin 12 gün sonra ulaştırma ve altyapı bakanı mehmet cahit turhan görevden alınmış. yeni bakan adil karaismailoğlu 18 gün sonra eski ihaleyi iptal etmiş.
    görevden alınmasının nedeni açık ihale yapmış olması olmayabilir sayın turhanın aynı zamanda koranavirüs’ün türkiye’de her geçen gün etkisini artırdığı bir süreçte kanal istanbul ile ilgili bir ihale yapılmasının kamuoyunda tepki çekeceği ve bu sebeple ertelenmesini istediği de iddia edilmişti.
    neysem yapımı yıllar süren ve ihalesi defalarca ertelenen çukurova havalimanı’nın ihalesini AKP’den çerkezköy belediye başkanı adayı olan süleyman kozuva’nın sahibi olduğu şirketin de bulunduğu iki firma kazanmış.
    chp de meclise soru önergesi vermiş.
    protestolar dan konu açılmış,
    korona günlerinde bazı şirketlerin işleri iyi giderken sağlık çalışanları da ek ödenekleri ödenmediği için protesto yapıyorlar. okul masrafları için kafelerde çalışmak zorunda olan ama kapalı olduğu için çalışamayan öğrencilerde devletten yardım istiyor. 750-1000 tl lik yardımı az bulan esnaf ta öyle…
    yargıdan da konu açılmış,
    ümit özdağ da iyi partiye mahkeme kararı ile geri dönmüş.
    ne güzel, herkes gibi bir kaç yıl karar çıkmasını beklemesi gerekmemiş.
    kılınçdaaroğluna linç girişimi davası bile neredeyse 2 yıl sonra başlayabilmişti.
    her şey kötü dememek lazım…
    ben de korona günlerinde vakit buldukça film- dizi- haber falan izliyorum işte.
    bazılarını da paylaşıyorum.
    ismail hakkı aydın hocanın beyin sizsiniz serisini okumaya başladım. araya başka kitaplar girdi, bir süre ihmal ettim. neredeyse 4. kitabı çıkaracak.
    tavsiye ederim.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız