Allah kimseyi onun durumuna düşürmesin.. Her şeyini kaybedebileceği gibi rezillenme ihtimali de var…

38

Birinci kattan düşenin kolu kırılır, başı yarılır, ama insan sağ kalır. Donald Trump ABD başkanlığından ayrıldığı gün 80. kattan düşmüş gibi olacak.

Amerikan gazetelerini gözlerimi bozacak dikkatle okudukça bir soru beynimi zorlamaya başladı: Acaba Trump ne olup bittiğini anlayamıyor mu?

Garip bir soru sorduğumun farkındayım elbette. Ancak Trump’ın durumu üzerinde düşündükçe onu elinde ortalığı aydınlatmaya yarayacak hiçbir alet bulunmayan bir adam ve kapkara bir ortamda yolunu bulmaya çalışırken tahayyül ediyorum.

Sekseninci kattan düşmüş ve ne olduğunun farkında değil sanki.

Şu satırları birlikte okuyalım:

“Başkan seçilmesinden hemen sonra politik tercihleriyle beni bile şaşırtmıştı. Vergi indirimiyle bana Ronald Reagan’ı hatırlatmıştı. Aldığı kararlarla ekonomiyi canlandırdı, işsizlik neredeyse ortadan kalktı. Yargıya bakın: Yüksek Mahkemeye üç şahane tercih; idare mahkemelerine 54 atama. İsrail büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma ve ilk kez Araplar ile İsrailliler arasında barışı sağlama. Ceza hukukunda reform, fırsat alanları, Paris iklim anlaşmasından çekilme.”

Yukarıdaki övücü satırlar kendisini “Trump’ı politikaya atıldığı ilk günden başlayarak desteklemiş yayın yönetmeniyim” diye tanıtan bir kalemden çıktı. R. Emmett Tyrrell Jr.’dan. Trump’ın gözünü kamaştıran icraatlarından bazılarını böyle sıralamış. Yazar “Artık onu desteklemiyorum” diyor “Güle güle Donald” diyor yazısında.

Başkalarıyla da konuşmuş, yazara “Trump’ın son altı ayının onun ilk üç yılı icraatlarıyla hiç ilgisi yok” demişler.

Reklam

İyi başlamış, kötü bitiriyor yazara göre…

Trump’ın en sevdiği gazete olan Washington Times’ta çıktı bu yazı.

Washington Times’ın Trump’la yolunu ayırdığını cümle aleme ilan eden tek yazarı Tyrrell değil. Gazeteyi on yıl boyunca Washington’da Beyaz Saray nezdinde temsil etmiş Joseph Curl daha da sivri bir dille Trump’a “Güle güle” demekte.

Yazısı “Trump’ın bütün mirası ebediyyen yok oldu” başlığını taşıyor. O da, önce, Trump’ın başarılarını sayıyor: Ekonomiye çağ atlattığını, milyonlara yeni iş alanları açtığını, ücretlerin artmasını sağladığını, onun zamanında ABD’nin petrol üretiminde Rusya ve Suudi Arabistan’ı bile solladığını, ceza hukukunda reform yaptığını, vergi indirimiyle üretimin artmasını sağladığını belirtiyor.

İç ve dış politikada övülecek başka yönler de bulmuş Curl, onları da sıralıyor, sonra da “Bunların hepsi 6 Ocak 2021 tarihinde buharlaştı” deyiveriyor. Amerikan siyasi tarihine ‘kara bir gün’ olarak geçen 6 Ocak günü yaptığı ve yapması gerekirken yapmadıklarıyla Trump’ın kendisini siyaseten öldürdüğünü hüzünlenerek kayda geçiriyor yazar…

Devamını birlikte okuyalım:

“Trump’ın bütün başarıları -gerçek ve önemli başarılardı onlar- ‘puf’ dedi gitti. 2024’te bir kez daha başkanlık yarışına yeniden katılma planını tahrip etmekle kalmadı, bütün mirası şimdi şu cümleyle özetlenebilecek hale geldi: Amerika’nın Capitol binasına ayaklanma kışkırttı ve olanları seyretmekle yetindi.”

Her iki yazıyı okurken zihnim ister istemez daha yakın yerler ve kişilerle ilgili benzer hayıflanmalara kaydı. Dünyada yaptıkları güzellikleri kendi elleriyle yıkan nice örnek var çünkü.

Reklam

ABD gibi bir ülkenin başkanı konumuna seçimle gelmiş bir insan için ne hazin bir son.

Trump’ın derdi yalnızca tanıdığı, yaptıklarını sürekli övmüş olan iki kalemin kendisine “Güle güle” demesiyle sınırlı değil; onun buna aldıracağını da sanmam. Haberi olursa “Onlar zaten haindi” diyeceğine kalıbımı da basarım. Yardımcısı Mike Pence’e “Hain” diyebildi adam.

Birikmiş dertler kapıda

Esas derdi Trump’ın, başkanlığı elinden gitmiş olarak Beyaz Saray dışında geçireceği ilk günle birlikte başlayacak. 

O ve yakınlarının gittikleri her yerde hüsnü kabul görmeme ihtimali çok büyük. Kızı İvanka bir sonraki seçimde senatörlük yarışına katılmak üzere Florida’ya yerleşme planları yapıyordu; ailenin pek çok yatırımı bulunduğu halde oranın yerel halkı kendisine “Sakın buraya gelme” mesajı verdi.

Babaları ülkeye başkan olunca onun yerini doldurmak üzere Trump İmparatorluğu’nu (the Trump Organization) devralmış iki büyük oğlu, Donald Jr. ile Eric, bütün planlarını ailenin bir dört yıl daha Beyaz Saray’da oturacağı beklentisine dayandırmışlardı.

Hesapları bozuldu.

Grubun bankalara -çoğu Deutsche Bank’a- vadesi gelmiş borcu 400 milyon dolar üzerinde. Babaları başkan diye yanlarına yaklaşmayan bankalar daha şimdiden kapılarına dayanmış bulunuyor. New York’taki Signature  Bank “Sizinle işimiz olmaz” deyip paralarını iade ederek hesaplarını kapattı. Bununla da kalmadı, “Trump istifa etmeli” açıklaması yaptı. Deutsche Bank’ta kredi işlemlerini yapan müşteri temsilcisi istifaya zorlandı, ayrıldı. Banka ileride Trump Grubu ile iş yapmama kararı aldı. 

Trump ailesine 11.2 milyon dolar kredi açmış Florida’daki Professional Bank kendileriyle bir daha iş yapmak istemediğini ilan etti. 

TrumpStore.com adlı online tişört ve mum sattıkları internet sitesinin bağlı olduğu servis sağlayıcı Shopify bile 6 Ocak eylemleri sonrasında onlara hizmet vermeyi durdurdu.

Gelecek yıl Trump’ın New Jersey eyaletindeki tesisinde yapılması çok önceden  planlanmış golf turnuvası düzenleyici kurum tarafından iptal edildi. Trump’a ait İskoçya/Turnberry’deki golf kulübünün kullanıldığı İngiltere golf turnuvası da öngörülemeyen bir geleceğe ertelendi.

Adlarında ‘Trump’ markası bulunan dört otel şimdiden kapılarına kilit vurmuş durumda. Yeni otel projeleri rafa kaldırıldı. Washington’daki oteli satma niyetleri ilgilenen emlak şirketi geri çekildiği için suya düşmüş görünüyor. Otelin yerine yapıldığı arsa devlete ait ve ilgili kurum Trump başkan diye usulsüzlüklere sesini çıkarmıyormuş. Washington’da yeni başkan ve yeni yönetimle durum Trump aleyhine değişebilir deniliyor.

Bu bilgilerin çoğu dünkü Washington Post gazetesinden…

Gazete “Trump’ın işleri başkan seçilmeden önce teklemeye başlamıştı, seçilince durum değişti; şimdi ise -özellikle 6 Ocak eylemlerinden sonra- bayağı fenalaştı” demekte.

Dün Temsilciler Meclisi Trump’ın görevinden azli kararını aldı; oylamada Cumhuriyetçi Partili on üye de azil yönünde oy kullandı. Azil kararı jüri görevini üstlenecek Senato’da görüşülecek. 

Partisi de arkasından çekiliyor gibi Trump’ın…

Ne kötü bir akıbet…

ΩΩΩΩ

38 YORUMLAR

  1. Kendi halkını kışkırtan, Beyaz Saraya darbe yapılmasına vesile olan, Abd yi dünyaya rezil eden Trump rezil oldu olacağı kadar.

    Bizdeki rezillerin sesi hala yüksek, Türkiye de darbeci zihniyet niye hala popüler. 7- 8 Ekim olayları ile 58 vatandaşın öldürülmesine vesile olan Selahattine niye bu kadar destek çıkıĺıyor hala. Pkk nın siyasi kolu olan Hdp ye niye kollamaya çalışıyor Chp. 500 günü bulan Diyarbakır,Şırnak,Batman,Hakkari annelerini niye görmezden geliyorlar.15 temmuzu yaşatan hainlere niye kucak açılıyor hala.28 Şubatın bitmesini istemeyenlerin sesi bugünlerde niye yüksek çıkıyor hala. Menderes seçime gitseymiş darbe yapılmazmış. Darbe Menderesin siyasi tercihi yüzünden olmuş diyenlerin sesi hala yüksek. Gezi olaylarında milleti kışkırtan ortalığı yangın yerine çeviren terör örgütlerine niye hala sahip çıkılıyor.Bogaziçinde yeni gezi olması için uğraşanları sırtlarını nereye yaslıyorlar.
    Üniversitede gençleri kışkırtmak için eyleme katılan şahsiyetin silmediği ve arkasında durduğu twitleri bilirsiniz.Kimden alıyor bu gücü.
    “Tarihte bugün: Ermeni Soykırımı başladı.Katledilen Ermeni vatandaşlarımızı anıyoruz, 19.15’te Taksim’deyiz.”
    “İnsanlık tarihi kadın ile başlar.İnsanlık kadına yapılanlarla kaybeder, demiş Sakine Cansız. Ve insanlık yine kaybetti.”
    “Hasan Ocak yaşıyor. Komutana bin selam.”
    “Devlet katil değil, seri katil.”
    “Tekbir getirerek, boğaz keserek mi demokrasi mücadelesi verilir. Allah’ınız sizin de belanızı versin.”
    İstediği gibi özgürce tvit atabiliyor.
    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Twitter’dan eylemlere katılan Kaftancıoğlu’na hakettiği cevabı verince yaygara yaparak, bakan “gündem değiştiriyor” diye ortalığı yıkıyorlar
    Süleyman Soylu paylaşımında şu ifadeleri:
    “Canan Kaftancıoğlu, terör örgütlerinin soytarısıdır. CHP İstanbul İl Başkanı DHKP-C, PKK/KCK ve MLKP Terör Örgütlerinin elemanıdır. DHKP-C ve PKK/KCK propagandası yapmaktan İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesindeki 2019/171 esas no’lu dosya kapsamında 1 yıl 8 ay ceza almıştır. MLKP’nin sözde kurucu liderlerinden Hasan Ocak, PKK’nın kurucularından Sakine Cansız, DHKP-C’li Ebru Timtik… Sözde liderleştirdiği teröristlerden sadece bir kaçıdır”.
    Yalan mı.
    Osmanlı hanedanı haksızca yurt dışına sürgün gönderildiğinde bir tanesi bile ülkesi hakkında bir tek olumsuz kelime etmediği halde, rezil olması gerekenler hala rezilce saldırmaya devam ediyorlar. Rezilce kaçtılar millete hicret ettiler diye yutturdular. Allah gösterdi herkese bunların rezil halini.Allah kimseyi bunların durumuna düşürmesin.

  2. Ben abd ye hiç gitmedim, ingilizce de bilmem, yalnız sayın trump ın hiç başkanlık yapacak kapasitesi de yoktur. bEn trumpı tv de her gördüğümde, aklıma rahmetli kemal sunal gelirdi. Hani diyordu ya seni kim paşa yaptı: Benim aklıma da o geliyordu. Sayın yazarımız bir de bu konuları araştırsa da öğrensek. HERKESE SAYGILAR

  3. İncili Çavuş ,Fransa’ya elçi olarak atanmış . Kral hazretleri , bir süre sonra İncili Çavuşu huzura kabul eder. İncili Çavuşun kaftanının yer yer yamalı olduğunu görünce oldukça şaşırır ve aynı zamanda sinirlenir ,
    – Olacak şey değil! Senden başka elçi gönderilecek başka bir adam yok muydu !
    İncili Çavuş da bu şekildeki aşağılanmaya oldukça sinirlenir , ancak sükunetini korur ve şöyle cevap verir ,
    – Haklısınız Majeste Hazretleri ! Bizim Osmanlılar adamına göre elçi gönderirler !
    Selamlar ,iyi akşamlar .

  4. Allah CC bu dünyada zalimleri rezil kepaze etmeden canlarını almasın.
    Can yakanların hak yiyenlerin yaptıklarının ve millete yaşattıklarının onlara bilerek yardım ()ispiyoc,iftiracı) edenler ile birlikte bu dünyada kat kat fazlasını yaşatmadan canlarını almasın.

  5. “TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda son sırada Cumhurbaşkanlığı ve bağlı kuruluşların 2020 yılı bütçesi görüşüldü. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, 2018 yılında 1.6 milyar lira olan Saray harcamasının, 2019’da 2.8 milyara yükseldiğini, 2020’de de yüzde 11.8 oranında artışla 3 milyar 152 milyon 937 bin lira ödenek tahsis edilmesinin öngörüldüğünü açıkladı.”

    “Muğla’da Okluk Koyu’nda yapılacak ve yazlık saray olarak ifade edilen Devlet Konukevi’nin başlangıçta 150 milyon lira harcamayla bitirilmesi öngörüldü. Ancak 2018 yılından bu yana 435 milyon lira harcanmasına rağmen hâlâ bitirilemedi. Proje büyüklüğü 555 milyon liraya, bitirme süresi de 2019’dan 2021 yılına uzatıldı.”

    “Sarayların bakım ve onarımı için 2015’te 98 milyon 850 bin TL, 2019 sonu itibarıyla 158 milyon 300 bin lira harcama yapıldı. Bakım ve onarım için 2021’e kadar 273 milyon lira harcanacak.”

    “Cumhurbaşkanlığı sarayının bulunduğu geniş araziye 2016 yılında ‘ek hizmet binası’ ismiyle inşa edilmeye başlanan kütüphane binasının 2019 yılında 650 milyon lira harcamayla tamamlanacağı öngörüldü. Ancak bugüne kadar 2 milyar 845 milyon lira harcama yapılmasına rağmen bu bina hâlâ tamamlanamadı. Ek hizmet binasının 2021 yılında 3 milyar 54 milyon liraya bitmesi öngörülüyor.”

    “Türkiye, makam araçlarında dünya rekorunu elinde bulunduruyor. Almanya’da 9 bin, Japonya’da 10 bin, Fransa’da 8 bin makam aracı var
    Türkiye’deki makam aracı sayısının 125 bin”

    Sezer döneminde Cumhurbaşkanlığı’nın Süleyman Demirel döneminden kalma 2 makam aracı vardı.
    şimdi Cumhurbaşkanlığı’na ait 268 ultra lüks araç var.”

    uğur cebecinin devlet erkanının uçak kullanımı ile ilgili yazısından alıntılama;

    “İlk Gulfstream, Turgut Özal’ın başbakanlığı döneminde alınmıştı. 1988’de teslim edilen Guflstream GIV tipi uçaklardan TC-ANA (daha sonra ATA oldu) Başbakanlık, TC-GAP da Cumhurbaşkanlığı emrine verilmişti. 1992’de aynı tip uçak Genelkurmay Başkanlığı için de satın alındı. Daha sonra GAP uçağı, Hava Kuvvetleri tarafından kullanılmaya başlandı. Görüldüğü gibi devletin 2002’ye yani AKP iktidarına kadar 3 adet makam uçağı bulunuyordu.

    AKP döneminden önce Başbakanlık koltuğunda oturan Bülent Ecevit ise zaten siyasette sadeliğiyle tanınan bir isimdi; özel uçak yerine genelde Türk Hava Yollarının tarifeli uçaklarını tercih ederdi.

    Başbakan ya da Cumhurbaşkanları seyahatlerinde gazetecileri de yanlarında götürebiliyordu. Özellikle yurtdışı uzak uçuşlarda gazeteciler götürüldüğünde, iş bittiğinde medya kuruluşlarına faturalar gönderiliyor, kuruluşlar da ödeme yapıyordu. Yani uçaklara binen gazeteciler kimseye minnet duymuyor ya da yağdanlık etmiyordu. Başbakan ya da Cumhurbaşkanı ile aynı uçağa binmek sadece gazetecilik faaliyeti için yani habere kolay ulaşabilmek için önemliydi. Ayrıca THY, uçakların giderleri ve diğer masraflarını kullanan kuruma fatura ediyordu. Örneğin, Başbakanlık talimatıyla İçişleri Bakanlığı’nın açılışı için uçak kullanıldığında THY o uçağın masraflarıyla ilgili faturayı İçişleri Bakanlığı’na gönderiyordu.

    Gelelim Erdoğan dönemine…

    Erdoğan, 2004’te daha büyük bir uçak almak istedi. İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi’nin 40 koltuklu Airbus A319 Corporate Jet tipi uçağı satın alındı. Filo genişlemeye başlamıştı. O sıralarda Başbakanlığa ait S-92 tipi TC-OBA helikopterin de Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından kullanıldığı biliniyordu. Devletin uçak filosunun durumunu ilk olarak 2015 yılında Başbakanlığı döneminde Ahmet Davutoğlu açıkladı. Başbakanlığın faaliyet raporuna göre devletin hava araç filosunda 11 uçak bulunuyordu. 2016 faaliyet raporuna göre bu 11 uçağa, üç skorsky helikopteri eklendi. 2015 raporunda bu 11 uçağın yıllık bakım ve uçuş masraflarının da 25 milyon 900 bin Lira olduğu belirtildi. 2016 raporunda ise masraf kalemi yoktu.

    2016 yılından sonra uçak sayısında daha da artış oldu. 12. uçak Tunus’tan alındı. Tunus’un devrik lideri Zeynel Abidin Bin Ali’nin sadece bir kere test için binebildiği Airbus uçağı 78 milyon dolara alındı. 13-14-15. uçaklarla ilgili kamuoyuna yansımış bilgi yok. Ancak, 16. uçak olay oldu.

    Örtülü ödenekten satın alındığı iddia edilen, sonra bizzat Erdoğan tarafından kendisine Katar tarafından hibe edildiği söylenen 400 milyon dolarlık uçakla birlikte devletin toplam 16 özel uçağı oldu.

    Elbette bu kadar uçak olunca onlara özel mekan da gerekli olacak, masraflar büyüyecekti.

    2011 yılında devletin ANA, ATA, GAP VE DAP uçakları için bir futbol sahası büyüklüğünde hangar yapılmıştı. Esenboğa Havalimanı’ndaki hangar ilk Airbus’a da ev sahipliği yaptı. Ancak uçaklar artınca yeni bir alana ihtiyaç duyuldu. İşte o sırada İstanbul Havalimanı devreye sokuldu, Atatürk Havalimanı kapatılırken, Erdoğan’ın filosuna tahsis edildi. Şu sıralarda Atatürk Havalimanı yıkılıp “Millet Bahçesi” yapımına başlandı ama yerleşkede bulunan Devlet Konuk Evi tamamen yenilendi ve başta Cumhurbaşkanı Erdoğan ve diğer devlet yetkilileri olmak üzere Türkiye’ye gelen yabancı devlet başkanları tarafından kullanılıyor. Yani Atatürk Havalimanı AKP’li Cumhurbaşkanı’nın lüks uçak filosu için özel bir havalimanı oldu.

    Türkiye devlet başkanlarına ve özellikle de Cumhurbaşkanının şahsına havalimanı bulundurmaya başlamışken, bazı absürtlükler dikkat çekecekti, örneğin Almanya Başbakanı Merkel tarifeli uçağa biniyor, zaten İngiltere Başbakanı da makam aracı yerine metro ile seyahat ediyordu. Finlandiya ve İtalya devlet başkanları da tarifeli uçağı tercih ediyor Akıllara onların özel uçağı yok mu sorusu takılıyor, ister istemez.” uğur cebeci.

    sayın cumhurbaşkanımız israf haramdır diyor.
    kendisine katılıyorum.
    insanın kendi parasını istediği gibi harcaması israftır.
    başkasının parasını hele ki milletin parasını istediği gibi harcaması israf değildir…
    onun adı israf değildir.

    • Didem hanım israf derken bu saydığınız uçaklar hiç kullanılmıyor mu yani? Ya da keyfi ve boş olarak mı uçuyorlar? Devletin resmi hizmet araçları ne zamandan beri israf oldu? Tarifeli uçakla seyahat ediyordu dediğiniz ecevit türkiyedeki en zengin başbakandır; öyle ki refah partisinin afişlerini bile dsp bastırıyordu:)

      • ”Meşhur bir söz var. “Katarak insanda üçüncü körlük sebebidir. Diğerleri siyaset ve dindir.” diye. Dini önemseyen bir kimse olarak bu sözün din ile ilgili kısmını uzun süre kabul etmedim. Ancak gelişen ve tekrarlanan olaylar bana bu sözü kabul ettirdi. Yani din ve ideoloji insanların gözünü kör edici bir yan etki sağlıyor. Her ikisinin bir araya gelmesinde körlük daha da koyulaşıyor.” yorumcu b. ”Osmanlı döneminde Suudi Arabistan’da kutsal toprakların koruyucusu olarak görev yapan Mekke Şeyhülislamı Hacı Emin Paşa Bülent Ecevit’in anne tarafından büyük dedesiydi.”https://www.milliyet.com.tr/yazarlar/mehmet-tezkan/bulent-ecevit-in-mekke-deki-arazisi-2643387

        Görev yaptığı sürede 5 vakıf, 2 medrese ve çok sayıda kütüphaneden oluşan büyük bir külliye kuran Hacı emin Paşa’nın koruması altındaki bölge, Hicaz’da ihrama girilen yerden Kâbe’ye kadar uzanıyordu.

        Toplam 110 bin metrekarelik alana yayılan külliye için Bülent Ecevit ve yakınları İstanbul Şişli Sulh Hukuk Hâkimliği’nde 1992 yılında açılan davayı 2005 yılında kazandı. (Ecevit tek mirasçı olduğu için diğerlerine göre yüksek pay almış.)

        Ecevit kararı öğrenince dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’i ziyaret ederek mirastan kendi payına düşen kısmını devlete bağışlamak istediğini söyler. Tek şartı vardı; arazi Türk hacılarının hizmetinde kullanılacaktı.

        Güneş bazı bitkileri büyütür, bazılarını çürütürmüş. Aynı şey farklı bedenlerde farklı sonuçlar doğuruyor. Belki de suç bedenlerde.

  6. madalyonun diger yuzu;
    yillar icinde biriktirilmis faturalarin tahsilatini goruyoruz..azil sadece isin senlik tarafi (2-3 gune gorevde olmicak birini gorevden alicaklar hesapta, ne ikram edelim guzel abime tatli olarak:)
    turkiye de youtube facebook bilmem ne sansur de olur mu canim ifade ozgurlugu falan filan diye ortada depinen eli kalemli dansozler bugun youtubun ve digerlerinin direk uyguladigi sansur karsisinda goruyoruz uc maymunlari oynuyorlar.

    turkiyede 80.kattan dusenler de bunlar; hani n’oldu gulum konussana yuzun sarardi, dilini mi yuttun amerika fikir ozgurlugu kem kum , gak guk buhar mi oldu simdi ?

    • Didem hanım “…Bülent Ecevit ise zaten siyasette sadeliğiyle tanınan bir isimdi; özel uçak yerine genelde Türk Hava Yollarının tarifeli uçaklarını tercih ederdi.”buyurmuş;
      Elhak öyledir, gittiği yerlerde de gavurun önünde elpençe divan durup ayakta titriyordu; fotoğrafta klinton ayak ayaküstüne atmış ona ayar veriyordu iyi mi? Çok sade adamlardı çoook!

        • Edip ali biraz tarih okusan iyi olur; koltuğunu kaybetmesin diye ecevite iki başarı hikayesi yazılmış ya da hediye edilmiştir; biri kıbrıs(onu bir de kıbrıslılara sor!)harekatı ki sonrasında seçimi kazanabilmiştir, diğeri aponun abd eliyle teslim edilmesidir(niye verdiler ben de anlamadım diye bir de espri yapmıştı) ki yine seçimlerde birinci gelmesine yetmiştir! Sonrasını siz de biliyorsunuzdur zaten; anayasa kitapçıkları, başörtülü kadın linçleri, krizler, krizler…
          Anlaşılan o zamanlar yunanistanın natoya katılabilmesi için korkutulması ya da canının yakılması gerekiyormuş, kıbrıs harekatından sonra da ecevit hükümetinin vetoları sebebiyle natoya üyelik işi uzayınca o zaman da 1980 darbesi imdada yetişmiş: ilk iş türkiyenin vetosunu kaldırmak olmuştur!
          Yani öyle başörtüsü takmış türk kızına mecliste hakaret edip had bildirmekten öte abd ye “hadi be” diye rest çekmişliği filan yoktur; al takke ver külah! Al papazı ver pazı!

          • tarih okumasan daha iyi olur.
            trump mektubu oku, ayar vermek öğren.
            papaz gitti, ama kimse gelmedi…

      • hgayret rahmetli ecevit nezaketi ve beyefendiliği ile tanınan ”devlet adamı”ydı karşısına on yaşında çocukta çıksa aynı nezaketi gösterirdi.ecevit abd başkanının karşısında ayak ayak üstüne atmadı ama kendisine ahmak da dedirtmedi eyt üyt diye sağa sola çemkirmeyi, desteksiz üfürmeyi devlet adamlığı zannedenlerin dış ve iç politikada geldikleri yeri görüyoruz.

        • Mehmet kenyadan gelip bize nezaket mi öğretiyorsun? “…ecevit karşısına on yaşında çocukta çıksa aynı nezaketi gösterirdi.”diyorsun ama aynı titrek efendi mecliste başörtülü bir mebus görse kırmızı görmüş boğaya dönüyordu; peki o nasıl oluyor, nezakete bak.

  7. Diktatörler ve psikopatların ipliğini pazara çıkarttığı için teşekkür etmiştim.
    Cezaevinden canlı çıkamaması öngörü ve temennim de gerçekleşirse ruhuna da teşekkür ederim.
    İnşallah bir temizlik, hukuk ve demokrasi dalgasına vesile olur.

  8. Nurdan ablanın da haklı olarak dikkat çektiği “Trump’ın ilk 3 senesini övenler gibi menfaatçı ve cahiller”,
    “Trump’ın son altı ayının onun ilk üç yılı icraatlarıyla hiç ilgisi yok” demişler.
    Bu “menfaatçı ve cahiller” bana biyerlerden tanıdık geliyor ama neyse; onlar kendilerini çok iyi bilir… öyle değil mi baran?

    • evet evet çok haklısın! sosyal medyada ” göreceksiniz Trump reis silip süpürecek” diye Trump lehine tezahürat yapan o “menfaatçi cahiller” şimdi de hiç utanmadan ” bakın göreceksiniz Tayyip reis Biden ile anlaşacak” diyerek temennilerini beyan ediyorlar. hatırlamana hiç şaşırmadım, unutulacak gibi değil çünkü.

  9. “Bütün gerçekler üç aşamadan geçer: Önce, dalga geçilir; sonra,şiddetle karşı çıkılır, en sonunda aşikar kabul edilir.” Arthur Schopenhauer

    Maalesef gerçeği kabul etmekte insanlar inat ediyor. Bu örnekte gerçek ancak 6 Ocak olayları sonrasında kabul edilmiş.

    Halbuki ilk hilaf-ı vaki (gerçeğe aykırı) beyan edildiğinde bir soru işareti ortaya çıkabilir, ikincisinde bu işaret büyür, yalan sayıları artınca da tespit yapılabilirdi.

    Söylenen sözlerdeki yalan, yapılan isle söylenen söz arasındaki uyuşmazlık, vicdan kanatacak olaylara karşı vicdansızca yaklaşımlar maalesef herkes tarafından tespit edilemiyor.

    Meşhur bir söz var. “Katarak insanda üçüncü körlük sebebidir. Diğerleri siyaset ve dindir.” diye. Dini önemseyen bir kimse olarak bu sözün din ile ilgili kısmını uzun süre kabul etmedim. Ancak gelişen ve tekrarlanan olaylar bana bu sözü kabul ettirdi. Yani din ve ideoloji insanların gözünü kör edici bir yan etki sağlıyor. Her ikisinin bir araya gelmesinde körlük daha da koyulaşıyor.

    Güneş bazı bitkileri büyütür, bazılarını çürütürmüş. Aynı şey farklı bedenlerde farklı sonuçlar doğuruyor. Belki de suç bedenlerde.

  10. DÜNYADA DÜNYANIN EN BÜYÜK ÜLKESİ HEP ROL MODEL OLUR; ÇOKLUKLA.
    Bu gibilerin sonlarını tahmin etme açısından çok aydınlatıcı bir örnek olacaktır.
    Bu sebeple bunun iyi bir rol model olacağına inancım tamdır.
    Dünya bu sefer de kuyruklu yıldıza çarpmadan son anda kurtuldu gibi.
    En kötü senaryo kel ölür ……Kör ölür ……. hesabı olmaz inşaallah.
    Bu yolda olan liderler bir daha iyi hesap yapmalarına vesile olabilir.
    Her işte bir hayır vardır. demeli.

    • Avam arkadaş beklenen salih zat; dünya gemisinin kaptanı abd dir, bizde onun dizinin dibinde yerimizi almalıyız diyerek okyanusötelerine hicret ederken böyle demiyordunuz sanki, şimdi de böyle mi olduk?

  11. İçimiz dışımız ABD kongresi haberleri ile doldu. Biraz da kendi gündemimizdeki sorunları yazsanız iyi olmaz mı değerli Fehmi Koru hoca. Mesela aşılama başladı nihayet.

  12. batan gemiyi önce fareler terk eder derler.
    bugün övenler yarın en fazla suçlayanlar olabilirler bu mecrada herkes bir brutustur zaten ve liderler de bunu bilirler.
    yandaş gazeteci emmett tyrrell trump iyiydi ben de ondan destekliyordum demeye getiriyor, pembe tablo çiziyor yoksa niye desteklesin ki, maddi manevi çıkarım vardı diyecek hali yok ya.
    bizde de öyle değil mi, atv ve yandaşlara bakarsan , zatı devletli cumhurbaşkanımızın açtığı yolda, ilahi güçlerle donatılmış liderliğinde attığımız dev adımlarla nasıl süper lig oyuncusu olduğumuz için mevcut durumu objektif yansıtıp bu nedenle de destekliyorlar. yoksa neden desteklesinler ki. maddi manevi çıkarları olacak değil ya.
    çikolata yemek yerine atvgilleri izlemek daha iyi fikir bence.
    trump başa geldiğinde 50 milyon amerikalı aş evlerinden yemek yemekteydi şimdi bu rakam 50 milyonu geçti. % 35 lik kurumlar vergisi % 21 e indi halkın büyük bir tepki ile karşıladığı bu cömert vergi indirimi trumplar gibi şirket sahiplerine hali hazırda karları tavan yapmış büyük şirketlere ve çıkar gruplarına hizmet ediyor, ücretlilerin vergi indirimleri çok daha az ve süreleri de kısıtlı. işsizlik pandeminin etkisiyle arttı, yargı yandaşlaştırılmaya çalışıldı ama trumpgiller en büyük zararı kutuplaştırmayı derinleştirmekle verdiler. ellerinde sembol meşaleleri ile beyazlar yüzyıllar sonra tekrar sokaklara döküldüler ırkçılığın yükseldiğini, kutuplaşmanın derinleştiğini dünyaya gösterdiler ve trump sessiz kalmayı tercih etmişti, gecikmeli olarak kınamakla yetinmişti. bu dile bu söyleme ihtiyacı var çünkü.
    şimdi bu insanlar hiç olmadığı kadar da silahlandılar.
    aklı olan gemiyi terk etti de fanatik grupların fazla aklı olmaz. ama silahları olur. bu azil süreci ciddi bir öfkeyi tetikleyebilir diye düşünüyorum. süresi bir hafta kalmış bir abd başkanını görevden almak belli ki bir niyetle yapılıyor. maksadı aşan niyetlerin bazen kötü sonuçları olur.
    hesabı kitabı iyi yapmak gerekir vesselam.

    • Didem hanım “batan gemiyi önce fareler terk eder derler.
      bugün övenler yarın en fazla suçlayanlar olabilirler bu mecrada herkes bir brutustur zaten ve liderler de bunu bilirler.”buyurmuş;
      Bu farelerden birkaçı daha yeni parti falan kurdular, şimdi bu “brütüsler” de memleketi kurtaracakmış iyi mi? Buna hangi salak inanır ki?

  13. “Trump’ın derdi yalnızca tanıdığı, yaptıklarını sürekli övmüş olan iki kalemin kendisine “Güle güle” demesiyle sınırlı değil; onun buna aldıracağını da sanmam. Haberi olursa “Onlar zaten haindi” diyeceğine kalıbımı da basarım. Yardımcısı Mike Pence’e “Hain” diyebildi adam.”

    “Partisi de arkasından çekiliyor gibi Trump’ın…
    Ne kötü bir akıbet…”

    Sayın yazarın alıntıladığım kısımlarda bahsettiği durumların benzeri birçok örnek bizde de yaşanmış zaten: özal, demirel ve ecevitin akibetleri, partilerinin tutumu…

  14. “Güç öyle bir şeydir ki tuttuğunuzda önce ısıtır elinizi, sonra sıkmaya başlarsınız tutabilmek için, yakmaya başlar. Elinizin yandığını hissetmezsiniz kolunuzu yakar, yüreğinizi yaktığı zaman artık iflah olmazsınız. Bunların yürekleri yandı güçten, yürek kalmadı” İnternet ortamından alıntı bu cümleler, böyle tipleri anlatıyor.
    “Allah kimseyi onun durumuna düşürmesin” diyorsunuz Sayın Koru. Ben de diyorum ki bunun gibileri Rabbim ibret-i alem yapsın, yapsın ki ders alınsın, başkaları cesaret edemesin. Ahirette hesabının çok ağır olduğunu biliyoruz ama bu dünyada da ibretlik olmalarını istiyoruz. Neden? Az mı can yaktı? Nice müslümanın hatta başka dinden insanların bile çok canını yakmadı mı?
    Benim kafama takılan Kudüs ve diğer birçok konuda icraatı islam aleminin aleyhine olan, cumhurbaşkanına sarfettiği cümleler ortada olan Trump’a yandaşların verdiği destek niye?

  15. Trump bunları başkan seçilmeden hak etmişti fakat halen daha Trump’ın ilk 3 senesini övenler gibi menfaatçı ve cahiller sayesinde Dünyayı birbirine karıştırdı! En fazlada Türkiye’ye zarar verdi.

    Trump vergi indirimi zenginler için yaptı, sıradan memurlar için değil.
    Benim oğlum gibi devlette çalışanların vergisi yükseldi.

    Obama hükümetinin cumhuriyetciler’den devr aldığı enkazı 8 yılda düzeltti. Trump geldi zengini daha zengin fakirı daha fakir yaptı.
    Evsüzlerin sayısı 100 beşyüz arttı.

    Ülkeyi iç savaş’a rahmet okutacak duruma düşürdü.

    Aklınca Yahudilerı kandıracağı’nı zannetti! Fakat avucunu yaladı. George’a’da onu Yahudiler ve Zenciler bitirdiler.

    Beyaz, Amerkli bir komşum var.
    Trump’a karşı müthiş alarjisi var, her zaman “bu manyağın kafasına sıksalar der dururdu.
    Bende “hayır! Allah korusun,” diye mudahale ediyordum. Birgün bana ” sen Trumpi zerre kadar sevmiyorsun, niye dua ediyorsun?” Diye sorunca, Komşuma şöyle cevap verdim. “Allah’ın verdiğı canı insanların almasına karşıyım, en fazlada Trump’ınkine, karşiyim ve onun kahraman olmasını asla kabüllene’mem, ve bu dünyada rezil olmadan ahirete gitmesine gönlüm razı olmaz.” Deyince, “niye kahraman olsun’ki?” Diye sirunca, benim cevabım “şimdi birisi öldürürse kahraman olur yaşayip seçimi kaip eder ise rezil kepaza olur.” Demiştım.
    Son bir haftadır o komşum, önüne gelene hatta eski trump taraftarı olan bu seçimlerde “bu manyağa nasıl oy verdik” diye kendi kendilerine kızan arkadaşlarına’da anlatıp gülüyormuşlar.

    Hiç unutmam! Beyaz saraya adım atar atmaz Müslümanları ABD ye sokmdığı o geceyi…

    Bizim Eyaletin yeni sağlīk bakanı Müslüman, Umair Shah (Ömer Şah) Pakistan göçmeni. Texas,tan getirdiler.
    Allaha Şükür dunya bir manyaktan kurtardı. Evvelsi gün çok mutluydu dün, video ile message veridiğinde endişli ve korkulu bir hali vardı.
    Ne diyelim Darısı diğer Diktatörlerin başına.

    Fehmi bey! Trump’ın azlı için kendi partisinden oy verenler 9 değil 10 kişiler.

    1-lllinois, 1-Wyoming, 1-New York, 2-Michigan, 2-Washington,1-Ohio, 1-South Carolina,1-California.

    .

  16. Düşenin dostu olmaz elbette. Seçilerek yada atanarak göreve gelmiş herkes bunun ayırdında olmalı ve her adımı için hesap vereceği bilinciyle karar almalı ve görevini yerine getirmeli. Bizdeki yeni sistem seçilmiş ve atanmışlarda yüksek bir özgüvenle bir daha hiç hesap vermeyecekler gibi hareket etmeleri sonucunu doğurdu. Sistem kuvvetler ayrılığını bitirdi, herkes tek adamın sözüyle hareket eder hale geldi. Mahkemeler üst mahkeme kararlarını tanımıyor. Bu kadar feci kontrolsüz bir sistem, her alanda felaket ve ülkenin yoksullaşması, zayıflaması sonucunu getiriyor. Türkiye sonunda demokrasiye döncecek ve bu keyfilikler sona erecek, ve elbette hesap sorulacak yapılanlardan. Alttaki karar alıcılar ve uygulayıcılar bu bilinçle hareket etmeli ve kanunsuzluklara hayır demeyi bilmeliler. Sonunda onlar hesap verecekler çünkü. Emir böyleydi deme şansları yok.

    ABD kongresini basanlar da dün Trump’ın videosu ile ortada kaldıklarını gördüler. Hepsi tek tek gittikleri evlerinde bulunup yargıya havale ediliyorlar. Trump da yaptığı tüm kanunsuzluklar için yargılanacak ve hakettiği cezaları alacak. Hukuksuzluk, kanunsuzluk eninde sonunda hakettiği cevabı alıyor. Herkesin kulağına küpe olsun. Kimse dokunulmaz değil.

    • Enderbey “Emir böyleydi deme şansları yok.”demiş de; 15temmuzun 1dolarlık mankurtları aynı şeyi söylediğinde böyle düşünmüyordunuz sanki?

      • Mankurtların yada terör örgütü üyelerinin yada herhangi bir cemaatin üyesinin yukarıdan gelen emirleri dinleme dışında şansı yok elbette. Çünkü yazılı yasası olmayan illegal örgütler bunlar. Ancak TC anayasal demokratik bir hukuk devleti (!) olduğu için memurları herşeyden önce anayasa ve yasalara uymak mecburiyetindeler. Uymazlarsa sonuçlarına katlanırlar. Yani elmaları ve armutları karıştırmamak lazım. TC bir reis cumhuriyeti yada muz cumhuriyeti değil. Herhalde buna hepimiz hem fikiriz.

    • Ender bey! 72, buçuk milletten oluşan Amerikalılar diktatõre ancak 4 sene dayan’abildiler.
      Ya diğer ülkelerde? Kendi evledını diktatōrler için feda edenler sayesinde ruh hastası ve menfaatçı diktatör idareciler, servetlerine servet katarak boldizer gibi milleti ezip geçiyorlar.
      Herkes laik olduğu gibi yönetilir.

      Adam sende dedikçe 3. Dünya ülkesi olmaya devam edilir.

      • Haçlılalr namsunuza dokunmaz diyen pispokatdan bahsettin herhalde.
        ABD nin kucağında oturup milyarca dolar ve 180 ülkeye hükmeden bir şiforrenden başkası olmaz tarifiniz.

  17. Geleceği göremeyen bizim gibi faniler ancak gözlerimizin gördükleriyle,yani ellerimizdeki verilere göre geleceğe dair öngörülerde bulunuyoruz.Bu sene elimizde,geçen sene bu zamanlar geleceğe dair öngörülerimizde olmayan, düşüncelerimizde gözardı edemeyeceğimiz niteliğe sahip iki önemli olay bulunuyor.Bu iki olay tarihi ve tahayyüllerimizdeki geleceği değiştirecek boyuttadır.Birisi tüm dünyayı etkileyen korona salgını,diğeri de 6 Ocak olaylarıdır.Ben inanan bir insanım.İnandığım Kitap bana düzenci yönetici tiplerin akıbetini anlatıyor.Buna binaen yorumlarımda bu tip yöneticilerin yaptıkları işlerin kalıcı olmadıklarını ve geleceklerinin olmadığını vurgulayıp durdum.İnandığım Kitap bize diyor ki,her şeyin bir miadı,bir zamanı var.
    Geçenlerde de yazdım.6 Ocak onu planlayanların sonucunu tahmin edemedikleri, farklı sonuçlara erişmek niyetiyle sürüklendikleri kendi kurdukları bir düzendir.Fakat kurdukları bu düzen,hiç hesap etmedikleri şekilde düzencilerin başlarına geçmiştir.Yine bu olay,bir örnek olarak dünya tarihi için de bir milat olacaktır.Ben böyle görüyorum.

    • Uğur bey büyük çoğunluüumuz inanan insanlardan oluşuyor. Bizler ve bizi yönetenler hepimiz bir gün hesap vereceğiz ama bu dünyada ama ahirette hesap günü kaçınılmaz.
      Tüm insanlık dünyayı hoyratça kullanmanın hesabını vermeye başladı bu korona salgınıyla.
      Zengin fakir yaşlı genç kural tanımadan birer birer alıyor aramızdan .Oturup hep birlikte düşünmemiz gerekiyor. Müslümanız deyip afrikada açlık çeken milyonları düşünmeden aksırırcasına tıksırırcasına midemizi doldurmanın bedelini yavaş yavaş ödeyeceğiz.Önce biz müslüman ülkeler hoyratça milyar dolarları harcarken , 500 milyar dolarlık akıllı şehirler kurarken O afrikalıları düşünmemenin bedelini ödeyeceğiz. Komşusu açken kendi tok yatanların hesabını vereceğiz.
      Yöneticilerimize gelince : yetimin bir kuruşluk hakkını yiyenlerde hakkının kalmayacağını bilenlerdeniz umarız herkes kendine çeki düzen verir de hesabı kolay atlatırız. Yoksa hamalın ipinin hesabına kalırsak vay halimize.

    • Uğur bey daha dün bir bugün iki siz de müneccimliğe soyunmuşsunuz bakıyorum; ama gerçekten de bu fanilikle bırakın geleceği burnunuzun ucunu bile göremezsiniz; iyisi mi astroloji bilen kafası karışık troliçelerimizin birinden yardım alın bari…

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız