‘Bizler’ ve ‘onlar’ farkı yüz yıllardır sürüyor ve biz sürekli çağın dışında kalıyoruz…

45
Desen: Wall Street Journal gazetesinden..
Reklam

Her ülkede olaylar eskisinden daha hızlı gelişiyor. Dünyanın çarkı günümüzde akıl almaz bir hızla dönüyor. Eskiden yıllara yayılan gelişmeler şimdilerde birbiri ardına varlıklarını hissettiriyor. Düşünülemeyenler oluyor, olması beklenenler bir türlü gerçekleşmiyor.

Yukarıdaki paragrafta yer alan her cümle için aklımda birden fazla örnek var, ancak onları ele almanın bizlere bir yararı olmayacak.

Olmayacak, çünkü biz yine, her zaman olduğu gibi, dünya gündemiyle ters düşen bir görüntüye sahibiz.

Daha da kötüsü, bu halimizi doğal, hatta büyük başarı sayıyor, öyle değerlendiriyoruz.

Bugünler hakkında okuduklarımdan hareketle düşünürken, tarihimizin dönüm noktalarında kaçan fırsatlar ve onlar üzerinde görüş açıklayan kalem erbabının çektikleri çileleri daha iyi anlıyorum.

Batı sanayi devrimiyle farklı bir yapıya sahip olur ve o yeni yapıyla uyumlu siyasi dönüşümleri gerçekleştirirken, neredeyse iki yüzyıla yayılan o süreçte, biz, orada yaşananların önümüze çıkaracağı faturaları hesap etmekten bile uzaktık.

Hukuk devleti, hak ve özgürlükler gibi kavramlar başkalarının özellikleri haline dönüşürken, biz o tür kavramlarla aramıza hep mesafe koyduk ve bunu marifet saydık.

Sonuçta bir imparatorluk bu aymazlıklar yüzünden kaybedildi.

Reklam

Çağı yakalama fırsatı cumhuriyet ile birlikte elimize yeniden geçti.

Gelecek yıl cumhuriyetin 100. yılı kutlanacak, yukarıda yazdıklarım aklınızda olarak halimize bir bakın.   

Dünya nereye gidiyor, biz ne durumdayız?

Her ülkenin sorunları var, ancak her ülke önüne ‘sorun’ olarak çıkan konuları temel değerlerini elden bırakmadan çözmenin yolunu buluyor. Akıl tutulması türü şaşkınlıklar oralarda da yaşanıyor olsa da, zaman içerisinde onların üstesinden gelecek tedbirleri almayı da biliyorlar.

Şaşkınlıklarından kendilerine dersler çıkaran dünya ve sürekli şaşkınlık yaşayan başka bir dünya…

Örnek olay, hak ve özgürlükler alanından…

Teknolojik atılımlar en fazla hak ve özgürlükler alanını tehdit eden yenilikler doğurdu. Gerçek ile yalan neredeyse at başı bir birliktelik yaşıyor günümüzde. Geleneksel iletişim kendisine özel ilkeleri ve teknikleri bulunan gazetecilik mesleğini çıkarmıştı; sosyal medya ile o düzeni aşındıran yeni bir durum ortaya çıktı. Kuralsız bir iletişim ortamı var bugün ve bunun getirdiği sorunlarla baş etmek için hak ve özgürlükler alanının daraltılması yoluna gidilmesini isteyenler çıkıyor.

Bizler ve onlar ayrımı kendisini bu gelişmede de belli ediyor.

Reklam

İnsanlar oralarda hak ve özgürlüklerinin çeşitli sebeplerle kısıtlanmak istenmesine karşı mücadele veriyor, devletlerin, siyasi iktidarların ve devlet-dışı kişi ve kurumların bu yoldaki girişimlerine var olan hukuki yolları kullanarak karşı çıkıp sonuç da alıyorlar.

Devletler ile yeni iletişim araçları olan Twitter, Facebook ve benzeri sosyal medya platformları, bazen birbirleriyle de paslaşarak, özgürlük alanını daraltma girişiminde bulunuyor.

Bazen Facebook ve Twitter kendiliğinden öyle bir girişiminde bulunuyor, bazen de devletlerden gelen taleplere cevap olarak kullanıcıların özgürlük alanını daraltan veya bütünüyle ortadan kaldıran kararlar alınabiliyor.

Ancak yargı her iki yola da izin vermiyor.

Onlarda vermiyor, bizde ise yargı da genellikle çeşitli gerekçelerle -özellikle de ‘ulusal çıkar’ veya ‘güvenlik’ gerekçeleriyle- hak ve özgürlük kısıtlamalarına göz yumuyor.

Hak ve özgürlükler temel ilkeler ve onların yanlış yerde kullanılması durumunda bile sistem çiğnenmelerine müsaade etmemek zorunda.

Covid-19 salgınında bazı tipler zihinleri bulandırarak insanları aşıdan uzak tutmayla sonuçlanacak akıl dışı iddiaları devreye sokabildiler. 

Sosyal medyayı, Twitter ve Facebook gibi iletişim araçlarını kullanarak iddialarını yaygınlaştırdılar da.

O yolu seçenlerden biri, Alex Brenson, ABD’de fazla öne çıktı.

New York Times gibi ciddi bir gazetede muhabir olarak çalıştığı için Brenson’un aşı karşıtı mesajlarına kulak verenler çoktu.

Joe Biden’in geçen yılın ortalarında -16 Temmuz 2021 tarihinde- düzenlediği basın toplantısında kendisine sorulan “Covid konusunda Facebook gibi platformlara bir mesajınız olacak mı?” sorusuna, “İnsanların ölümüne yol açıyorlar” cevabını verdiği gün Twitter Brenson’un hesabına erişimi kısıtladı, bir süre sonra da -28 Ağustos 2021’de- hesabını kapatma kararı aldı.

“Helal olsun” mu demeliyiz?

Brenson’un görüşlerini şiddetle eleştiren, onu ‘komplocu’ olmakla suçlayan medyadan isimler bile, Twitter’in Beyaz Saray’dan geldiği apaçık belli telkinleri dinleyerek aldığı bu karara aynı şiddetle karşı çıktılar. 

Konu ülke gündemine, hak ve özgürlükler alanının siyaset-teknoloji şirketleri işbirliğiyle sınırlandırılmaya kalkışılması ve bunun Amerikan anayasasına aykırılığı açısından taşındı.

Yargı sonunda devreye girdi.

Twitter, özgürlükçü havanın kamuoyunu kendi aleyhlerine harekete geçirmesinin yargı kararını etkileyeceğini fark ederek, kendiliğinden bir kararla Brenson’a uyguladığı kısıtlamayı geçen hafta kaldırdı.   

Bizde bu tür konularda nasıl bir yol tutulduğuna da bakalım mı?

RTÜK kararlarına, yargı kullanılarak gazete ve televizyonlarda çıkan haberlerin perdelenmesine, bazı devlet kurumlarının reklam cezaları uygulamasına, bizzat medya mensuplarının kendilerinden farklı düşünen meslektaşlarını hapisle korkutmalarına…

İmparatorluğu kaybetmemizle sonuçlanan dönemde de buna benzer olaylar o günün şartlarında yaşanıyordu.

Maalesef bugün de günümüz şartlarında benzer olaylarla karşılaşılıyor.

Onlar ve bizler farkı hiç değişmeden sürüp gidiyor.

Aramızda bizleri yoksullar ligine iten neredeyse on misli -belki daha da fazla- enflasyon farkı bulunmasının sebebini bu gibi konularda aramaya ne dersiniz?

ΩΩΩΩ

Reklam

45 YORUMLAR

  1. …..
    Torpil geçmez O, kuluna!
    Çalışıp hak edeceksin,
    Gelirse bir iş zoruna,
    Hep O’na yöneleceksin!

    Disiplin ile çalışıp,
    Gece gündüz ısrarla..
    Tüm zorlukları aşıp,
    Hak edeceksin vakarla…

  2. Sayın Koru,
    Sınırsız bir özgürlük yok. Horozu cok olan köyün sabahı erken olur demişler. Sorun , hayat o kadar hızlı akıyor ki , Özgürlük adına eylemde bulunanların başkalarına verdiği zararı tazmin edecek düzenlemeler yapılamayínca toptan yasaklama çözüm oluyor.
    İngiltere de trafikte scooter kullanımı yasak ,gerekçesi kanuni düzenleme yok. Biz de serbest bir çok ölümlü trafik kazası oldu. Bugün bir düzenleme geldi .
    Size kalsa LGBT üyelerinin gösteri yapması özgürlük adına serbest olmalı değil mi? Ama nas var. Allah ve Resulüne itaat etmeyelim mi ?

    • duyan da,
      Allah ve Resulüne her konuda itaat ediyorsunuz sanır?
      hatta bir hareniz eksik kalmış,
      LGBT gösterilerini yasaklayın,
      tabi nas var diye,
      o da tamamlanır artık.
      sıra kanatlarda…

    • Ana arterlere ulaşım için,
      -Taksi dolmuş yok!
      -Belediye midibüs otobüsü yok!
      -Ring içeride dolaşıp meyroya trene metrobüse bıraksa insanı!!! yok!!!
      Yok yok yok!!!
      Olsada 10 lira isteyecek 10 metre yere!!!
      Çözüm diye buldukları:
      Uyduruk şeyler!!!
      -skoter
      -5-6 kaat dolmuşa ver
      -komşunun arabası var bir bıraksa beni durağa !… Bırakmaz! Arabası yıpranır! (Zaten konuşmuyorlar kimseyle!🙂
      Eeeee!!!????
      Belediye başganımı???
      Toprağım cağım benim canım hemşerum😠.

  3. İzmir’in güzide ekiplerinden Göztepe, Danimarkalı Rasmus Ankersen’in sahibi olduğu Sport Republic şirketine satılmış. Hayırlı uğurlu olsun. Normal bi durum.

    Göztepe veya başka bir kulüp Katarlılara satılsaydı Chp liler şimdi İzmirde Cumhiriyet mitingleri yaparmıydı yapmazmıydı.

  4. Tanrı vaadi üzerine günleri aramızda dolaştırıp duruyor. Bunu dünya zamanı ile onyıllara vaki dilimlerle görsek bile insanlık tarihi açısından küçücük bir an bu. Akparti siyasi bir oluşum olarak insanların ekonomik ve sosyolojik dünyalarını değiştirmek üzere geldi. İktidar olduğu 20 yıl içinde ekonomik olarak çok bir şey değiştirmedi ama sosyolojik olarak ezilen, hor görülen, kamu görevlerinden yasaklanan, eğitim hakları ellerinden alınan müslümanların haklarının hiç değilse bir kısmını iade etti. Anamuhalefet lideri ağzından başörtülülere zulüm yapıldığını itiraf ettiğini duyduk, bunlar az şey midir. Sonuç olarak 30 yıl belediyelerde 20 yıl hükümette kalan akparti cenabına maddi olarak bir şey sağlamasada manevi olarak çok şey kattı.
    Bakmayın sosyal medya da basında ayyuka çıkan yolsuzluk iddialarına. Türkiye de zenginlerin nerede oturduğu, nerede tatil yaptığı, nerelerde yemek yediği bellidir. Paranın döndüğü kadıköy, bakırköy, ataköy, beşiktaş gibi yerlerde akpartili oranı artmış mı artmamış mı? Bakın kuşadası, bodrum, marmaris, çeşme gibi yerlerde tatil yapanlar, yazlık sahibi olanlar, eğlence mekanlarını dolduranlar değişmiş, akpartililerin eline mi geçmiş buralar yoksa chp limi. Gerisi yalan dolan. Belki enbüyük kurumlarda 20-30 yöneticilik yapmış bir kısım akpartili istanbul bile sayılmayacak başakşehirde bir daire sahibi olmuştur, bu mu gözünüze battı.

    • Sular vadisine doğru git, 4. Kısımlarda vs dolaş..
      Emlakçılara takıl biraz .. kimler oturuyor!? Kimler nasıl almışlar?..
      Kiralar kaç gayme?
      Satılık varmı?
      Bunları araştır netçen orasına burasına ne batarsa batsın insanların😂
      Sanane.

      • Bak metroda geçiyor ordan ve yakında açacak İmamoğlu.
        Hadi hadi zengin oldun yinede.
        Sonra orda hastanelere havalanına halkalıya bağlantı ..
        Yeme bizi hd.

  5. “Biz” , ait bulunduğumuz grup, güvende hissettiğimiz yer, kendimizi özgür hissettiğimiz hoşlandığımız çerçeve diye bakabiliriz.
    “Onlar”, önyargıyla yaklaştığımız gruplar, özgür hissetmediğimiz alanlar diye
    Biz = iyi, Onlar=troller.
    Bu gruplandırmayı hangi kişi yapmıyor, hangi gazeteci yapmıyor, hangi parti yapmıyor, hangi ırk yapmıyor, hangi devlet yapmıyor, hangi cemaat ve din grupları yapmıyor.
    Herkes, biz yapmıyoruz onlar yapıyor diyerek yine kendimizi her an her dakika kategorize etmiyormuyuz. Kötü bir şey mi. Doğamız gereği mi. Bunun ölçeği ne.
    Öğrenciler “biz” der, öğrencilere göre öğretmenler “onlar” dır. Öğretmenler ” biz” der öğretmene göre okul idarecileri “onlar” dır. Biz ve onlar kavramı tam tersi durum için de geçerlidir.
    Fenerbahçelililer biz der Fenerbahçeliliere göre Galatasaraylılar onlardır.
    Chp liler biz der Akpartililet onlar dır. Akpartililer biz der Chpliler onlardır
    Türkiyedekiler biz der Türkiyedekilere göre Suriyeliler onlardır
    Kürtler biz der, Kürtlere göre Türkler onlardır veya Türkler biz der Kürtler onlardır
    A cemaati biz der diğer cemaatler onlardır.
    Bulunduğumuz çerçeve bizdir, diğerleri trollerdir.
    Hristiyanlar biz der hiristiyana göre müslüman onlardır
    Abd biz der Abd ye göre tüm dünya onlardır
    Batı biz der, Ortadoğu onlardır.

    Hangi devirde olursak olalım, nerede olursak olalım kim olursak olalım biz ve onlar kavramı hiç değişmeyecek. Bu mücadele devam edecek.

    “İşte böylece biz her nebiye insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Bunlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı laflar fısıldarlar. Rabbin dileseydi, bunu yapamazlardı. O hâlde, onları iftiralarıyla baş başa bırak. Bir de (şeytanlar), ahirete inanmayanların gönülleri bu yaldızlı sözlere meyletsin, onlardan hoşlansınlar ve işleyecekleri günahları işlesinler diye (bu fısıldamayı yaparlar).” (Enam 6/112-113).

    “İş bitince Şeytan der ki “Allah’ın size verdiği söz doğru idi. Ben de söz verdim ama yalanım ortaya çıktı. Zaten sizi zorlayacak bir üstünlüğüm (gücüm, yetkim)yoktu; sadece çağırdım, siz de hemen bana uyuverdiniz. Öyleyse beni kınamayın, kendinizi kınayın. Ne ben sizi kurtarabilirim ne de siz beni kurtarabilirsiniz. Dünyada beni Allah’a ortak saymanızı da reddetmiştim. Yanlış yapanların payına düşen acıklı bir azaptır.”” (İbrahim 14/22).

  6. Hastalık şu çoğu insan bir kısmı istisna kendi yapması gereken işi gereği gibi yapmıyor başkasının yapması gereken işi ben şöyle ben olsaydım şöyle yapardım böyle yapardım deyip duruyor önce kendimizin yapması gereken işi mükemmele yakın yapabiliyor muyuz bunu düşünmeliyiz. Görevimizi yaparken Allah’ın rızasına uygun yapmaya çalışıyor muyuz gayret gösteriyor muyuz bunu düşünmeliyiz .

  7. Şimdi soru şu: Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı, Karamollaoğlu da onun yardımcısı olursa bu ikisi nasıl anlaşacaklar?..Koalisyon özleyenler cevap versin!..

    • sayın bahçeli ile sayın erdoğan anlastıktan sonra….
      neden eski kayıtlara bir göz atmıyorsunuz? onca akla gelmedik hakaretlerden sonra gül gibi geçindilerse,
      sayın kemal bey ve temel bey çok daha iyi anlaşmazlar mı?
      ideolojik bir sıkıntı da kalmadı artik, chp nin dinini beğenmeyenlerin dinini imanını gördük elhamdülillah,
      şimdi ne sorun olabilir ki?

    • Maocu ateist perinçekle Erdoğan nasıl anlaşıyorsa, gene maocu perinçeğin maocu ateist çıralı Ethem sancakla Erdoğan nasıl ortak ticari iş yapabiliyorsa artık dünyada herkes birbiriyle bir şekilde anlaşabilir.

      • CHP medyasının dışarıdan nasıl fonlandığı biliniyordu ama içerideki beslenme kaynakları biraz fluydu. O fluluğu bu kez Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, Tele 1 televizyonunun patronu Merdan Yanardağ üzerinden netleştirdi:
        “Sana bir soru: CHP’den ayda kaç para alıyorsun kanala? İyi Parti’den kaç para alıyorsun? Ben şerefimin üzerine yemin ederim ki her ay aylık alıyorsun.”
        İnce, sonra da şunu ekledi:
        “Bir kanala ayda 600 bin lira veriyorlar.”
        Yanardağ’ın cevabı bu iddiayı doğrular nitelikteydi:
        “CHP ile de zaman zaman yaptığımız hizmet anlaşmaları var.”
        Böylece daha önce yine CHP’den ayrılan Mustafa Kemal Çiçek’in, “650 milyon nereye gitti?” sorusunun cevabı da ortaya çıkmış oldu.
        Sahi sadece Tele 1 değil, Halk TV, KRT gibi televizyonlar, CHP’den, İP’ten ve belediyelerinden ne kadar para alıyor?
        Küçük sitelerin reklam alışını bile haberleştiren sol foncular neredesiniz?

  8. Magna Carta ; 1215 yılında yayımlanan, bazı eksikleri olsa da bu günkü demokrasinin , adaletin , eşitliğin ve insan haklarının temelini teşkil eden dünya çapında çok meşhur bir manifestodur!
    Düşünün ki daha Osmanlı ortada bile yoktur , nerdeyse bir asır sonra ancak ortaya çıkacaktır.
    Ve Prusya kralı II. Frederic 1750 yılında Postdam’da yazlık bir saray yaptırmak ister , orda bulunan ve bir köylüye ait olan değirmenin de istimlak edilmesini ister.
    Buna şiddetle karşı çıkan ve hiç bir ücreti de kabul etmeyen köylü, kralın tehdit etmesi üzerine şöyle cevap verir ,
    _ Berlin’de hakimler var , hiç bir şey yapamazsın !

  9. 18 Haziran 2023’te yapılacak seçim CB’nımızın aday olacağı 2’nci seçimdir. Burada yoruma hacet yok. Seçimin zamanlamasını muhalefet belirleyemez.

  10. Amerika ve Avrupa’da vicdan yoksa, bizde vicdansız merhametsiz mi olalım? Ekonomik olarak bizden önde olabilirler. Ama insani yardımda Milli gelire oranla, dünyada en önde Türkiye’dir.

  11. Sevinebilirsin sizde hayatta olan gerçek diktatör kafalılar var. CHP aynı kafa değişmez. Helalleşmeye ne oldu?

    • Bu gün ilk yorum yapan Ender’e göndermek istedim.Müstakil çıkmış, zararı yok. CHP’liler “başörtülülerle helalleşme” söyleminin muhafazakâr kesimi aldatmaya-kafalamaya dönük bir taktik olduğunun farkında. “Seçimlere kadar ses çıkarmayalım, Erdoğan’ı gönderelim sonrası kolay” yaklaşımı içindeler. Yoksa başörtüsü düşmanlığı zihinlerinin en derininde, olduğu yerde duruyor.

      CHP’nin değiştiğine dair herhangi bir emare yoktur. Prof. Üstün Dökmen, o cenahın ileri gelenlerinin katı bir başörtüsü düşmanı olduklarını bir kez daha gözler önüne sermiştir.

      Saadet, Gelecek ve DEVA’nın başında bulunan isimler muhafazakâr kesimi aldatmak için işte bu CHP’ye yalancı şahitlik görevini yerine getirmektedirler.

      Meselenin tek başına bir başörtüsü meselesi olmadığını da burada vurgulamak gerekiyor. CHP “değiştim” propagandasıyla milletin gözünü boyayarak iktidarı ele geçirmeye ve karabasan gibi Türkiye’nin üzerine çökmeye çalışıyor. Kılıçdaroğlu hiçbir konuda samimi değil, ona yalancı şahit yazılanlar da öyle!

  12. Batının özgürlük cenneti yalanını lütfen yedirmeye çalışmayın. Batı bu bölgeden bile daha anti demokrat, daha totaliter, baskıcı, üstelik bunu öyle bir örtülü yapmayı öğrenmişki!…
    Biz niye onlar gibi değiliz? Çünkü,
    Bizde yetişen!!! Herşeyi!!!! Onlara
    “ye yiyebildiğin kadar ye!! Ikına tıkına ye!”
    demekle kalmıyoruz, birde fazlasını bize satın diyoruz!!!
    da ondan işte🙁.
    -bizim çocuklar orda çalışıp üretiyorlar (aşı dahil) biz ürünleri…
    -onların bastığı parayı …
    -onların yaptığı sanayi ürününü..
    -onların yaptığı modayı eğlenceyi, bilimum herşeyi taklit ederek yapıyoruz ve ne verirlerse bal sunmuşlar gibi alıyor yiyoruz!
    *Araba satıyorlar diye araba yapmaya,
    *Paraları bire yirmi!!! diye ekonomist başgan getirmeye,
    *Ejdermeyvesi yaptılarsa onu ithal etmeye,
    çalışıyoruz😠.
    Kardeşim!!!!
    Metro tramvay yapsana heryere!!!!
    Sanayiyi okulu teknoloji fabrikasını yapsana evlerinin yakınınına, biryere!!!
    Domatesi biberi maydanozu üretsene hemen şehrin dışında bir yerde!!!
    En önemli si;
    Ürettiğinin %30’unu ihraç edemezsin!!!!
    Halk iç piyasada yiyecek de!!!
    %70’i ihraç edilecek! Ama lakin,
    4×4 çeker gibi sağlam mal olacak de!!!
    Bu kadar ya!!!!🤗

    • Her şey bir birine bağlı, hepsi de hukuka bağlı.

      Hukuku kim yapar peki?

      Hukuku üreten yapar, ürettiğinin de hukukunu uygulatır. Neye göre kendi çıkarına göre.

      Seküler dünyada herkes kendisi için çalışır.

      Kendi ülkende ürettirmiyorlarsa gider başkasının ülkesinde üretirsin. Kendin için üretmeye mecbursun.

  13. İşte CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç’un tweet’i.
    Engin Özkoç, “Bugün CHP aleyhine konuşanları özellikle not ediyorum. Çünkü seçim sonrası ilk olarak ‘Biz de sizdeniz’ diye gelecekler onlar. Araya karışmasınlar! Bize rüzgârgülleri lazım değil, değişim için çalışacak neferler lazım. Son güne kadar azimle, kararlılıkla çalışmaya devam.”
    Kafa bu işte. Not ediyorlarmış.
    Onu not et, bunu not et. Peki kimden oy alacaksın?
    Daha seçimi kazanmadan tehdit etmeye başladı bunlar.
    CHP’li kardeş, hani helalleşiyordunuz? Sol foncular neredesiniz?

    • Burda ikiyüzlülerden bahsediyor ne geliyorsa bunlardan geliyor. Sıradan halk için değil. bunlar Genelde 5’li çeteler ve sizin gibi Troller için. Şu an bu ikiyüzlülüğü CHP yöneticileri Görüyor ve partiyi uyarıyorlar.

      5’li Çete Erdoğanın gideceğini Biliyorlar Şu an CHP ile diyaloğ yollarını arıyorlar.

      Dürüst ve samimi lider Kemal Kılıçdaroğlu böyle şeylere izin vermez Her konuşmasında Halkın yanında olacağını söylüyor.

    • burada ne sıkıntı var hiç anlamış değilim. helaleşmeyle ne ilgisi var? ‘Biz de sizdeniz’ diyecekler rahatsız olsun,
      olmasın mı?
      dün herkes cemaatçiydi, cemaati hedef alan herkes vatan hainiydi,
      üstelik dinsizdi, imansızdı ve de din düşmanıydı, damgalanıyordu, not ediliyordu, suçlanıyordu,
      yargılanıyordu.
      sonra bi baktık herkes “bizde sizdeniz’olmamış mı?
      araya karışmamış mı?
      rüzgarıgülü olan rahatsız olsun, siz neden oluyorsunuz?

      • Kesin öyledir, cemaate saydırdıkları için yargılanmışlardır! Yargılananların hiç bir şaibeli işleri yoktur.

  14. biraz araştırma ve düşünmeye vakit ayırmak gerekir, bilgi dediğin her zaman vahiy yoluyla gelmiyor işte.
    yüzyıllar süren osmanlının yükselişinin sebebleri olduğu gibi yıkılış sebepleri de var. aklı başında uluslar geçmişlerinden dersler çıkarırlar, çıkarmayanlarda aynı fasid dairede dönerler.
    çok ciddi sorunlarımız var bizim, ekonomik tablo bunun en acil yüzü sadece. şeffaflık olmadığı için sorunlarımızın boyutları hakkında bilgimiz sınırlı, ülkenin medyasının % 90ını oluşturan grup doğru olmaktan çok uzak bir tablo çiziyor insanlara, halkın büyük kısmı gerçeklerden habersiz. işin hazin kısmı gerçeklerde öyle boyuta geldi ki elinizdeki gücü sansürlemek, engellemek, elden geldiğince saklamak, gizlemeye calışmak için kullanmak dışında çare de kalmamış görünüyor. üstelik görmek istemeyen, bilmemeyi tercih eden, inanmamayı seçen mümkünse başta kendine inkar etme yoluna giden bir de kesim var. en cok kibirden, yanıldıklarını kabul etmeye yanaşamıyorlar. üstelik kimileri öylesine özdeşmişler ki gördüklerinin kendi yansıması olduğunu bildikleri için gerçekleri görmemeyi seçiyorlar.

    yoksullar liginde olmamız Allahın bize dayattığı bir kader değil, gelişememişliğimiz dış güçlerin bize bir oyunu değil.
    bir karanlık cehalet.
    osmanlınında içine düşüp çıkamadığı karanlık kuyu bu değil miydi?

    • Bu yazdıkların bilgi değil zan , Zandan sakının ayetini okumalısın . El Alim ismi gereği bilginin tamamı Allah katından yeri ve zamanı gelince kullarına lutfedilir. Eski Roma o muhteşem döneminde elektrik ne biliyormuydu?
      İnspiration yani ilham , bazen tesadüf denilen ama aslında tevafuk olan ile bazen de içe gelen bir ses ile harekete geçilmesi sebebiyle sahip olunan bilgi.

      • bu yazdıklarım zan değil, bilgi.
        zan olsaydı, bilgiyle çürütebilirdiniz.
        “yaşadığın ülke” diye yazarken “zandan sakının” ayeti hatırınıza geliyor mu?
        iftira, karalama, yaftalama ayetlerinin dökümünü yollasam, işinize yarar mı? şimdiye kadar yaramış görünmüyor.

        el alim ilmini her daim lütfeder,
        bir adı cömert çünkü,
        er rahmanda da şart yoktur,
        üstelik vehhabdır
        öyleyse iş kabul istidadındadır.
        buda sabit hakikat meselesidir,
        bilgi de böyledir,
        ilham da…

  15. AKP nin adeta sevgilisi olan pek gözde, pek muteber bir aile mensubu ve eski milletvekili bir bayanla ilgili olarak RTÜK , iki kuruluşa toplam 70 bin lira ceza kesti.
    Bu bayan , AKP elinde iken IBBB .ligindan haksız maaş ve burs almış , bunu haber yapan gazeteye 30 bin ve IBBB. lığına bağlı bir kurtuluşa da 40 bin lira ceza kesiliyor ama haksız yere burs ve maaş alana bir Allah’ın kulu hesap sormuyor !
    Eski belediyelere ait yolsuzluklarla ilgili yüzlerce dosya da kaç senedir içişlerine bekletiliyor !
    Ey adalet ! Üç kere tahtaya vuracağım, sesimi duyarsan
    ortaya çık !

  16. Balık baştan kokar.
    Bizde’ki Balıklar baştan değil hepten kokmuş.
    Korkaklık, körü körüne tarftarlık İnsanların hayatlarını mafediyor.
    Güçlüden korkuluyor güçsüze yükleniliyor.

    Ben uzağa gitmeden bilerek veya bilmiyerek bu sitede yapılan haksızlıklardan bir örnek vereyim.
    Burdaki troller parti liderleride dahıl Önlerin gelen herkese hakaret ediyorlar vede akillarına geleni her kelimeyide çekinmeden yaziyorlar.
    Onların hakaretleri aynen yayınlaniyor

    Fakat bizler değil hakaret gözünün üzerinde kaşı var desek bizim yorumlarımız yayınlanmiyor.
    Biliyoruz yazar yayınlasa ALLAH MUAFAZA ertesi gün soluğu mardin kapalı ceza evinde alır.
    O zaman trollerin hakaretlerinide yayınlamaması lazm değilmi?

    Bir örnek daha vereyim. F….. kelimesi kullananlara Almanya 7000£ ceza kesiyor Twitter hesaplar i kapatiyor. Diğer ülkelerdede yasak ama bizde serbest.
    Ben ilk günden o kelimeyi yazmadım ve yazanlaride okumadım. Troller hem iftira atiyor hemde herkese hakaret ediyor vede hiç bir engelleme ile karşılaşmiyorlar.

    Kurani Kerimde helak olacak kavimlerden bahs ediyor.
    Şu an bahsetiklerinin tamami bizde mevcüt.

    • Bizde, rakip olmayınca Atatürk 1923, 1927, 1931, 1935 seçimlerini kazanmıştı.
      İnönü de 1939, 1943, 1947…
      O zaman başkaydı…
      O zaman başkaysa şimdi niçin başka olamıyor?
      Bu iş şuna benzedi:
      “Kuvvetler ayrılığı” ilkesini Atatürk ve İnönü çiğnerlerse olur, Erdoğan çiğnerse olmaz!..
      “Tek adam” yönetimini Atatürk ve İnönü uygularsa harikadır, Erdoğan yaparsa dünyanın sonu!…
      Hadi yürüyün.

  17. Fehmi bey, insanlar fikirlerini, düşüncelerini ifade etmeliler tabiki ancak bu toplumsal sorunlara, yanlış yönlendirmelere, olumsuz algı oluşturmaya yol açıyorsa bunların iyi niyetli olmadığı açıktır. ve bunlara bir yaptırım uygulanması gerekir aksi halde sahip olduğu sosyal etkileşim gücüyle toplumu yanıltmak isteyenlerin önü alınamaz. Koskoca imparatorluk bu tür olumsuz algı operasyonlarıyla toplumun yanlış yönlendirilmesiyle çökmedi mi?

  18. Cumhuriyet tarihinde ilk defa bir Ermeni vatandaş kaymakam oldu.Bakalım günün birinde bir Hıristiyan general, bir vali ya da bir Musevi ticaret bakanı görebilir miyiz? ddm ve Ender bu işe ne diyorlar? Almanyalı’da cevap verebilir mi?

    • Ermeni ve Hırıstiyanlar biz Anadolu‘ya geldiğimizde Anadolu‘ da yaṣıyorlardı. 900 yıldan fazla bir zamandır beraber yaṣıyoruz. Bir Ermeni vatandaṣ ilk defa kaymakam oldu.

      Biz Türkler Almanya’ya geleli 60 yıl oldu. Bugün tarım bakanının adı Cem Özdemir.

      • Alamanya eyi güvenilir demokrasli bir ülke,
        Bizim buralar onlara göre:
        Öngörülebilir!!! Bir ülke hemşerim!
        Fazla kapılma sen yinede🤗 (bir ayağını koparma TR ‘den, dönüp dolaşıp geleceğin yer yine Türkiye!).

    • bu topraklarda doğmuş, okumuş, bu ülkenin vatandası birini neden öteleyelim?
      hıristiyan olmayan general çok gördü bu ülke değil mi, uzun uzun yazmamı ister misiniz?
      musevi olmayan ticaret bakanı da çok gördü bu ülke, kendi bakanlığına fahiş fiyattan mal satanına kadar, uzun uzun yazayım mı?
      kriterimiz ahlak olmalı.
      böyle diyorum.

    • Ermenilerin, Rumların, yahudilerin malları mülkleri gasp edildi yüzyıldır. Bir kaymakamlık kurtarmaz.

  19. Bu kışın özellikle Avrupa için nasıl geçeceği bilinmiyor. Gaz tedarikinde ciddi sıkıntı var. Kışın nasıl ısınacaklarının hesabını yapıyorlar. Doğalgaz ve elektrik zamlanacak diyorlar. Almanyalı senin için hayat güzel mi? Buda geççek geççek mi?

    • Geçen yıl aylık gaz parası olarak 120 € ödedim. 10 gün önce aylık ödemem gereken para 177 € oldu. Önümüzdeki yıl aylık ödeyeceğim gaz parası böylece % 50 arttı. Bunun sevinecek bir tarafı yok ama, çok büyük bir sorunda değil.

  20. Bizimkiler oralara hiç bakmıyorlar, artık Şanghay’a doğru bakıyorlar. Çünkü despotlukta, faşistlikte, diktatörlükte oralarla yarışıyorlar. Batıya artık sırtlarını dündüler. Demokrasi batının empoze ettiği bir şeymiş bunlara göre. Demokrasiyle iktidara geldiler, demokrasiyi rafa kaldırdılar, şimdi de gitmemek üzere milletin tepesine binmiş bulunuyorlar. Bu ülke çok faşist diktatör gördü, hepsi de göçüp gittiler, siz de gideceksiniz elbette.

    • Bak Kılıçdaroğlu genel başkanlıktan düşürülme korkusuyla kurultay bile yapmıyor! Ne kadar demokratik!.. Burada çatır çatır kazanan, seçimden asla kaçmayan, kendine çok güvenen birisi var. Ama çok çok başarılı olsa, on yıldan fazla başta tutulmuyor. Neden? Ne zararı var?

      • Hangi başarı? Millet sefilleri oynuyor. Hazine tamtakır, damat tüydü, iki milyar dolar için sağa sola yalvarıyorlar. Enflasyon üç hane. TL defalarca devalüe edilmiş. Borçlar katlamış. Faizine zor yetişiyorlar. Başarı yok. Halkı ben gidersem iyice beter olursunuz diye korkutma var. 70 yıl önceki CHP ile korkutuyorlar. Satacakları başka bir hikaye yok. Sadece sabredin diyorlar. Canları çıkana kadar millete sabır tavsiyesinde bulunuyorlar. Sonrası rahatlayacaklarmış. Salak tabii millet. Böyle millete de böyle diktatör lazım zaten.

Comments are closed.