CHP ve medyası muhalefeti iktidara taşıyacak seçmenlerin endişelerini hiç hesaba katmıyor

47
Reklam

Bir ara siyasi yorumlara sıkça konu olan ‘endişeli muhafazakarlar’ kalıbı vardı; nedense son zamanlarda o sıfat pek iltifat görmüyor. ‘Muhafazakar’ kesim mi endişeli olmaktan uzaklaştı, yoksa o kesimin endişe duyduğu konulara hassasiyetler mi ortadan kalktı, bu sorunun üzerinde duran da yok.

Ne yalan söyleyeyim, bu durum beni ciddi olarak endişelendiriyor.

Aslında konunun gündemden kalkması benden çok daha fazla olarak muhalefet cephesini endişelendirmeli.

Merak edilmesin, sebebini açıklayacağım.

Başka siyasi adresler de olsa bile, ‘muhafazakar’ olarak adlandırılan ve o şekilde tanımlanmaya alışmış insanlar AK Parti seçmenleri arasında fazlasıyla mevcut. İktidara geldiği ilk seçimde (2002) AK Parti’nin aldığı oyların büyük bölümü kendini öyle tanımlayan insanlara aitti. Zaman içerisinde muhafazakar tanımlanmayacak tipler de AK Parti seçmenleri arasına katılabildikleri gibi, onların bir bölümü muhafazakar değerleri de benimseyebildi.

[Tanıma itiraz edenler çıkabileceğini elbette biliyorum; özellikle dışarıdan bakanların kolaylıkla ‘muhafazakar’ diye tanımlayabilecekleri insanların bazısı o kavramı kendilerine hiç yakıştırmazlar. Çoğu kendilerini ‘tutucu’ görmedikleri için ‘muhafazakar’ sıfatından rahatsız da olur. Eskiden dindarlık ile milliyetçiliğin şahısları üzerinde birleştiği insanlar için ‘mukaddesatçı’ sıfatı kullanılırdı ve aslında AK Parti’nin çekirdek seçmen kitlesini teşkil eden büyük gruba en çok yakışan artık kullanımdan kalkmış o sıfattır. Rahatsızlık duyulsa da genel kabul gören ‘muhafazakar’ sözcüğünü bu yazımda eskinin ‘mukaddesatçı’ sıfatı yerine kullanıyorum.]

AK Parti tabanına sonradan katılmış ‘yeni muhafazakar’ diye adlandırılabilecek insanlar bugün AK Parti seçmenleri arasında en büyük grubu oluşturuyor. AK Parti’yi iktidara taşıyan, kuruluşta ön saflarda yer almış, bazısı siyasi görevler ve konumlar taşımış, bazılarından bürokraside yararlanılmış ‘muhafazakar’ kitleden hâlâ AK Parti içerisinde kalmış ve yapılacak ilk seçimde ona oy verebilecek olanlar yanında, hatırı sayılabilecek sayıda oldukları düşünülen farklılaşmış bir kitle de var.

Kimi artık AK Partili değil bu insanların, bir çoğunu da AK Parti’nin lider kadrosu kendilerinden kabul etmiyor.

Reklam

Sayıları ihmal edilmeyecek kadar fazla bir kitle, vaktiyle AK Parti’ye oy vermiş, bundan sonra vermeyi düşünmeyen veya vermemeyi düşünen…

‘Endişeli’ denilen muhafazakarlar işte bunlar…

AK Parti’nin kendilerine atfedilen değerleri artık temsil etmediği görüşünde olan bir kitle bu.

Onlara sahiplik etmek üzere kurulmuş partiler de bulunuyor: DEVA Partisi, Gelecek Partisi ve hatta geçmişte Milli Selamet ve Refah gibi partilerin çatısı altında bulunmuş AK Partilileri davet etmeye çalışan Yeniden Refah Partisi

[İYİ Parti de var ama o daha ziyade MHP tabanından ve şaşırtıcı gelse de CHP’li seçmen kitlesinden ilgi görüyor.

Saadet Partisi’ne de ilgi gösterebilir yakın zamana kadar AK Partili bilinen o kitleden artık ona oy vermemeyi düşünenler…

Ancak kamuoyu yoklamaları o kitlenin siyasi temsilinde belirsizlik olduğuna işaret ediyor.

Kitleyi çatıları altında toplayabilecek partilere ilgi gösterecekleri anlaşılanların oranı AK Parti seçmeni olmaktan uzaklaşanların bayağı altında.

Reklam

Anketlerde kendilerini ‘kararsız’ veya ‘seçimi protesto edecek’ olarak tanımlayan grup hâlâ kalabalık.

Günlük hayatta herkes o gruptan insanlarla karşılaşabiliyor.

Şahsen benim karşıma sıkça çıkıyor o insanlar…

Biraz konuşunca, AK Parti ile bağlarını kopardıkları, ancak muhalefet cephesinde yer alan partilere seçmen olmakta da aceleci davranmadıkları fark ediliyor.

‘Endişeli muhafazakar’ diye tanımlanmayı hak edenler çoğunlukla bu grup…

Yapılacak ilk seçimin sonucunu belirleyecek kitle de galiba bu grubun insanları olacak.

Muhalefet ile iktidar ayrı ayrı onları kendi yanlarına çekmek için çaba gösteriyor ve seçim tarihi yaklaştıkça iki tarafın propaganda kampanyaları daha fazla o kitleyi yanlarına çekme amaçlı olacak.

AK Parti onların muhalefete seçmen haline gelme konusunda taşıdıkları endişelerin haklı olduğu yolunda propagandalara ağırlık verecek, birlikte geçirilen eski verimli günleri hatırlatma yanında muhalefetin ana gövdesini oluşturan CHP’nin biraz daha eskilerde yaptığı yanlışları iktidara gelirse yeniden yaşatacağı üzerinde yoğunlaşacak.

Böyle yapacağı şimdiden belli.

O kesimin ‘endişeleri’ üzerinden yürütülecek propagandalarla, CHP ile aynı ittifak içerisinde yer almayı, liderleri muhafazakar kimlikli partilere pahalıya mal etme çabası sürdürülecektir.

Yazının burasında durup şu kritik soruya cevap arayalım: “Ekonomik sıkıntıların had safhada bulunduğu ve herkesi etkisi altına aldığı günümüzde bu tür propagandalarla seçimde sonuç alınabilir mi?”

Millet İttifakı içerisinde yer alan muhafazakar kimlikli liderler bu sorunun cevabının “Evet, olabilir” olduğunu bilirler.

CHP’nin ve destekçilerinin bilmediği anlaşılıyor.

Özellikle de CHP’yi iktidara taşımaya, lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nu cumhurbaşkanı seçtirmeye and içmiş medyadan bu anlaşılıyor.

Fena halde yanılıyorlar.

Seçimde sonucu, vaktiyle AK Parti’ye oy vermiş kitlenin belirleyeceğini unutmuş -veya hesaba katmamış- durumda CHP. 

Onlar bu aldırmaz tutumlarının muhalefetten yana oy kullanmazlarsa iktidar değişiminin mümkün olmayacağı kitleyi biraz daha endişelendirdiğini de fark etmiyorlar.

Her yeni olay, her gelişme o kitlenin endişelerini büyütüyor ve kendi kendilerine “Yanlış yerde mi duruyoruz?” sorusunu sormalarına yol açıyor. 

Kulaklar iktidardan gelen muhalefete yönelik eleştirilere ve kendilerini hedef alan çağrılara daha fazla açık hale geliyor.

Zamanında -yani 10 ay sonra- yapılacak seçimde sonuç ne olur bilemem, ancak iktidarın kendisi için olgunlaşmış saydığı bir ortamda -günümüze yakın bir tarihte- gideceği bir baskın seçimde kafa karışıklığı önemli bir rol oynayabilir.

İktidarın hesabı buysa, muhalefete hayal kırıklığı yaşatacak bir sonuç beni hiç şaşırtmaz.

ΩΩΩΩ

Reklam

47 YORUMLAR

  1. Asaf efendi aşağıda H.B.’ye referansla bir şeyler demiş;

    H.B. nin hassasiyeti bu ülkede çoğunlukta olsaydı, bu ülke ne kutuplaş(tırıl)ırdı, ne bu nedenle kavgaya tutuşturularak enerjisini laga-lugayla, kavgayla yitirmesine ve ne de emsallerinden bu kadar geri kalmasına göz yumulabilirdi. Senin hassasiyetin yoksa git oyunu o partiye ver ben vermem.

    Peygamber dönemine gitmiş örneklerle buraya gelmişsin. Peygamber efendimiz Kabenin anahtarını Müşrike vermiş işi ehline vermis. İyi güzel de, senin bakış açınla, bu CeHaPe’ye oy verin anlamına mı geliyor? 4-5 senedir yaptığım yorumlarda liyakata önem verdiğimi göremedin mi? Eski yorumları arama kolaylığı olsa bu konuda birçok kaynak gösterebilirdim. Bu sabahki yorumda da liyakat konusu var zaten. Ya AKP’yi bu nedenle eleştiren yorumlarımdan bihabersin ya da okuduğunu anlamıyorsun. Hz. Ebubekirden verdiğin örnek benim bu duruşumu destekliyor zaten. Durumu kendine yontmağa çalışıyorsun ama mantık hatası yaparak umduğunu bulamazsın.

    Vebal konusuna gelince. Bu da bir hassasiyet meselesi. “Şirk” denen bir konu var; Allah “şirk”te olanı affetmeyeceğini bildirmiş Kur’anda. O halde “Şirk”in ne olup olmadığı önemli bir konu. Affetmeyecekse durum son derece ciddi. Bu şirk konusunu öz olarak “Yaradanın kendini tanımayan yaratıklarına meydan okuması” şeklinde almak mümkün. Ancak insanlar değişik nedenlerde bu konuda zafiyet içersinde. Merhameti büyük tekrar tekrar Peygamberler Kitaplar göndermiş, ikaz ediyor. Bir önceki şirkin daniskası var. Bundan daha bariz bir örnek olamaz. Bu konu olmasaydı zaten Kuran’a gerek kalmamış ta olabilirdi, inananlar olarak hep hristiyanlardan olacaktır. Son Kitap Kuran’la bu konu tekrar vurgulanmış. Çünkü çok temel bir konu. Kuran’da bu konuda dikkati çeken birçok ayetler var:

    Göklerde ve Yerde nice belgeler vardır ki, yanlarından yüzlerini çevirerek geçerler (105. ayet), Onların çoğu ortak koşmadan Allah’a inanmazlar (106. ayet) Sure 12. – Kur’an, Diyanet tercümesi

  2. Yazıyı iki defa okudum. Yazarın CHP ve medyasından ne istediğini tam anlayamadım.

    CHP’nin eskilerde yaptığı hataların sebepleri olması lazım.

    Bu sebeplerden birisi, dindar bir iktidarın bazı demokrasi kurallarına, bazı anayasal haklara, bazı yaṣam tarzlarına dini önceliklerine göre müdahale edebileceği korkusu değil miydi?
    Bu korkularında büyük ölçüde haklı olduklarını bugünlerde yaṣamıyor muyuz?

    CHP ve medyasının eskilerde yaptıkları yanlıṣları unutmamalarını isteyelim ama, endiṣeli muhafazakarlara da bugün içinde olduğumuz ortama bizleri kimlerin getirdiğini düṣünmeleri gerektiğini söyleyelim.

    Sorunların çözümü iki tarafın da hatalarından öğrenmeleriyle, hatalarıyla yüzleṣmeleriyle mümkün.

    • Evet çok doğru bir nokta. Siyasal islamcılardan her zaman şüphe duyuyorduk ve bu şüphelerimiz sonuna kadar doğrulandı. Siyasal islamcılar demokrat değildi, adaletten ve hukuktan nasiplerini almamışlardı, ayrımcı, dışlayıcı, taraftar ve cemaatçiydiler. Bunun üstüne yolsuz ve hak hukuk tanımaz olduklarını da defalarca kanıtladılar. Başta şüphe duyanlar haklıymışlar. Biz de yanıldık. Allah affetsin.

  3. DELİRMİŞ OLMALILAR
    2. el araç satışlarıyla ilgili “6 ay yada 60 bin km” sınırlaması getirildi.
    Oto galericisisiniz elinizde muayenesi, egzos emiyonu yapılmış, MTV si yatırılmış araç var ve bunun ticaretini yapamıyorsun.
    Güya 2. el araç pazar ve piyasasının regülasyonunu yapacaklar.
    Bin yıl düşünsem böyle bir zırva bulamazdım.
    Kendini yönetmekten acizler ülke mi yönetecek?

    • Önce hatayı düzeltelim 60 bin değil 6 bin
      Yani spekülasyon yapma demek.
      Şuanda piyasa yazildigin sıfır bir araba var fark vererek başkasına sattiriyorlar yani havadan para kazaniyorsun.
      Varmı böyle bir ticaret yapılan iş son derece doğru.

      • Arabaya yazılarak alabiliyorsunuz. CHP ekmeği karneyle dağıtıyordu, bu yolsuz iktidar da arabayı karneyle. Fark yok. Sorsan herkesin arabası var diyecekler. Hani nerede karneyle dağıtıyorsunuz işte.

      • 6 bin olsa ne 60 bin olsa ne?
        Üretimin önüne her türlü engeli koy, Dünyanın en yüksek vergileriyle fiyatları hipersonik füze gibi yükselt, sonra düzenlemeye kalk.

      • -Doğru gibi görünen yanlış işler bunlar!
        -Neden böyle bir düzenleme gereği duymuşlar?
        -Düzenlemeye ihtiyaç duyulan sebep nasıl oluşmuş?
        -Karaborsa neden oluşur?

        -Peki bu düzenleme sıfır km araç sahibi olmak isteyenlerin lehine mi aleyhine mi?

        Geçen sene bir tanıdığım galeriden araba alma hikayesini anlattı: “aklımda başka bir araba vardı galerici çok az kullanılmış bir araba olur dersen 295 binlira satış fiyatı olan ama sadece iki üç hafta kullanıldığı için 55 bin lira düşüğüne alabileceğin bir araç var, üstelik ilk sahibinin ödeme planına kaldığı yerden devam edebileceğin.. onu al istersen dedi. Meğer ilk sahibi 55 bin lira peşinatını yatırıp ilk taksit günü yaklaşırken ödeme zorluğu yaşayacağını düşünüp arabayı geri iade etmiş. 2 bin kilometre bile kullanılmamış aracı hiç para vermeden aldım geldim” dedi.

        Şimdi bu düzenlemeye göre bir hevesle araba alıp da daha ödemelerinin başında ekonomik şartları değiştiği için vaz geçip arabayı iade edemeyecek ve en az 6 taksit borçlanacak. Bu arada galerici 6 ay beklemeyecek haciz işlemleri başlatabilecek ve vatandaş daha büyük zarara cebren maruz kalacak.

        Bunun neresi doğru?

  4. Günler günleri aylar ayları kovaladıkça yorumcularda geliyor saadede, erecekler seçime kadar nirvanaya.
    Doğruyu seçmen bulacak bulmasına eninde sonunda da…
    Oy atacak parti kalmayacak maalesef karşılarında😂😂😂
    Ülke düşmanlarıda,
    Bölücüleride,
    Hainleride,
    Atatürk düşmanlarıda,
    Din islam düşmanlarıda,
    Normal vatandaşından, en ünvanlısına,
    En fakirinden en zenginine,
    En cahil cükelasından en ukalasına kadar!..
    Hepsinin elllerine verecekler yakında diplomalarını🤗😊🤗
    Olacaklar hepside diplomalı emekli 😂😂😂
    Ha gayret…

    • Hayret yaa! kimmiş böyle bol keseden diploma verecek olanlar. Desene dünyada değil okuma-yazma, el bol diploma veren bambaşka bi ülke olacak burası. Tevekkeli Kenan Evren darbe şartları tavına gelsin biraz daha kan aksın diye bekledi ve darbeden sonra bir başkadır benim memkeletim şarkısıyla marşa bastı diploma merasimine geçildi. Sen diploma almak için sıra bakleyen hangi gruptansın hadi koçum bide onu söyle 😂! 🤗! 😊! Ha gayret 😊! 😊! 😊!

  5. 6+1 masada Kılıçdaroğlu’nu kullanmayı uman ekibin şimdi Kılıçdaroğlu tarafından kullanıldığı ve kendi adaylığına payanda yapılmaya çalışıldığı ortaya çıkınca işin rengi değişti. 
    Kulislerde imamoğlu ve yavaş ın 100 bin imza toplanıp aday olması konuşuluyormuş. Hadi hayırlısı. Önümüzdeki 5-6 ay çakallarla dans fragmanını izleyeceğiz desenize.

  6. 6+1 masasındakilerde olayın farkında.
    Karamollaoğlu geçen gün;
    “Koalisyon diye bir şey yok artık aslında. Yani 6’lı masa benim kanaatimce devam eder. Ama 6’lı masanın eskiden olduğu gibi büyük bir önemi kalmadı. ” demiş.
    Babacan’ nın masa hakkındaki görüşleri belli zaten, Davutoğlunun da yeni seçim kanunundaki değişiklerle havası söndü. Dp başkanı gültekin masa çiçeği konumunda.
    Sonuçta Kılıçtaroğlunun geleceği İpin ve Hdp nin elinde.
    Ajans işi belli olan helalleşme projesini Chp liler kendileri heba ettiler. Seçime 9-10 ay kaldı en iyi yaptıkları yalan üzerine strateji geliştirerek yoluna devam edecek. Başka projeleri yok. Ha birde heykel açılışları . Bak o konuda iyiler, ellerine kimse su dökemez.

  7. kavramlar ve görüşler üzerinde tartışmak doğru değil. her insan hayata kendi gönül penceresinden nasıl mutlu oluyorsa öyle baksın. önemli olan her insanın diğer insanların yaşam görüşlerine saygılı olması. bu temel düşünceyi oturtamadık daha. Ülkemizde sosyal adalet temelinde, herkesin yurttaşlık ortak paydasında birbirinin hayat görüşüne, inancına saygılı olduğu bir ortam oluşturmalıyız. herkes herkesle samimi olacak, herkes herkesi sevecek diye bir şey mümkün olamaz zaten ama birbirimize saygılı olmak zorundayız. yoksa kişisel olarak başkalarını huzursuz ederek hiç kimse mutlu olmaz herhalde. Bence en önemli gündem maddesi Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas’ın Alman Şansölyesi Scholz’la basın konuşmasında İsrail’in Müslümanlara saldırılarına “Holokost” diyerek bir gerçeği dünyaya duyurması. İsrail’in saldırıları Holokost’un ötesinde “soykırım=genocide” daha uygun düşüyor.

  8. Sayın yazar,
    Kılıçdaroğlu sakın aday olayım deme .Sakın .
    aklından bile geçirme
    Muhafazakarlar senden korkar.
    sen paşa paşa gül gibi adayı aday göster.
    O hiç ortalarda yok mu?
    Görünür değildir ama göbeğindedir.
    O hak etmiştir sen merak etme .sakın aday olayım deme.
    Gül gibi adaydan da Muhafazakarlar sizin adayınız olmasından da korkuyor olabilir mi ?
    Yok yok onu sayın yazar halleder.

  9. ” Ana muhalefette, şirk içinde denebilecek klasik radikallerin fazlaca olduğu CeHaPe nin işi de zor. O partiye oy vermek de pek kolay değil, çünkü işin içinde hala vebal var.”

    Ne vebali şaka gibisin 🙂

    Allah şu partiye oy verdim mi diye soracak.

    Peygamber efendimiz Kabenin anahtarını Müşrike vermiş işi ehline vermiş (“emaneti ehline verin” ayet)

    Peygamber efendimiz Mekkeden Mediniye Hicret ederken Ebubekir ve Yol Rehberi olan Müşrik vardı.

    Kuran birde Münafıklardan bahseder Yani müslüman görünümlü insanlardan bahseder.

    Münafık Süresini oku.

  10. Hesaba katsalar ne olur katmasalar ne olur. Veya CHP yönetimi ne ki medyası ne olsun, yahut da CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun ne hukuk anlayışı var da adalet sağlayıcısı olsun.

    Kılıçdaroğlu’nun helalleşme ziyaretlerine bakıp sakat adalet anlayışını görebiliriz; aynı anda hem suçludan hem de masumdan helallik istiyor. Komedi bakın 30 kişilik muhafazakar bir grup helalleşme programı için CHP’yi ziyaret ediyor ama CHP’lileri salona almıyorlar. CHP’lileri mi muhafazakarlardan koruyorlar yoksa muhafazakarları mı CHP’lilerden koruyorlar belli değil.

    Balyoz davasından mahkum olan askeri evinde ziyaret ederek terör örgütü ile hükümetin ortak kumpasından bahsediyor. Ordan çıkıp KHK mağduru bir vatandaşı ziyaret ediyor oradada adalet vadediyor.

    KHK’lı hangi sebepten KHK’lı olmuş terör şüphesiyle KHK’lı olmuş. Balyoz darbe mahkumu asker nasıl kumpasa uğramış? Kılıçdaroğlu’na göre o da terörist bir grupla beraber hükümetin kumpasına maruz kalmış.

    Bakın şimdi Bay Kemal’in adalet anlayışına dikkat kesilin lütfen; terörist grup zaten devletten tasfiye edilip mahkum edildi geriye bir tek hükümet kaldı. E o da seçimde gidecek yeni hükümet gelecek. Ee..? E’si ortalık süt liman! Kemal abime yapacak hiç bir şey kalmıyor yani. Hiç suya sabuna değmeden kendiliğinden adalet sağlanmış olacak?

    Nasıl?

    Olmadı eksik oldu. Bakın şimdi mükemmel adaleti nasıl sağlıyor Kemal abim; Önce kumpas! mağdurlarına Hakları iade edilecek yaşı kurtaranlar görevlerine iade edilecek sonra da KHK’lılardan yalnızca beraat edenler işlerine iade edilecek. E diğerleri? hop bi dakka hepsini iade edersek dışarda terörist kalmaz. Teröristleri devlete sokamayız. Tamam mı oldu mu şimdi tam adalet sağlandı mı?

    Bu sadece Kemal Kulıçdaroğlu’nun değil bütün muhalefet partilerinin aynı sakat adalet anlayışları.

  11. Sn. Yazarın deyimiyle mukaddesatçıya, haydi biraz kelimeyle oynayarak kutsala inanıp sahip çıkan anlamında “kutsalcı” diyelim. Bu kutsalcı seçmenin inanç sahibi olduklarını ve doğal olarak neye inandıklarını ve bunun muktesebatını bildiklerini varsayarak, mukaddesatın hak ile yeksan edilmesi konusunda göstermedikleri duyarlılığı, itirazı, mücadeleyi, kendileri için muhalefet partilerinden beklediklerini ileri sürmek ne büyük bir oksimoron. Sn. Yazar ve bu düşüncedeki türevleri bence bu kitlenin artık gerçek tanımlamasını yapmalı, yoksa popülizm uğruna onlarda mı gerçek tanımı yapmaktan çekiniyor? Keşke hepimiz bir şeyleri adlandırırken, Can Yücel kadar samimi ve cesur olabilsek.

  12. Yeni bir siyaset diline ve batı tarzı yeni siyasetçilere ihtiyacımız var. 2023 te Erdoğan kaybederse, Erdoğan gidecek ama altı eski siyasetçi ile devam edeceğiz. 2023’te Erdoğan kazanırsa, altı eski siyasetçiden kurtulacağız, 2028 de ise Erdoğan mecburen bırakacak. Yani 2023 te Erdoğan kazanırsa 2028 de komple yenilenmiş bir siyaset ile karşılaşacağız. Hem iktidardan hem muhalefetten memnun olmayanlara sormak isterim: Bu durumda 2023’te Erdoğan’a oy vermek mantıklı gözükmüyor mu?

  13. daha dünkü yorumumda yazdım,
    korku senaryoları pompalayıp, kararsız seçmeni konsolide etmeye çalışıyorlar diye.
    efendim, muhalefet iktidara geldiğinde büyük bir kadro temizliği yapacakmış,
    hakkıyla kadroya gelen neden korksun?
    hakkıyla kadroya gelmeyen neden kalsın?
    elbette iktidar değişince bazı kadrolar değişir, çalınan sorular sayesinde kadro tutmuşlar görevde mi kalsın, birinin yakını olduğu için makama konmuşlar görevde mi kalsın? ülkenin ekonomisine, itibarına, yargısına, eğitimine bakınca liyakat sorunu olduğu ortada değil mi? korunacak kadro mu var ortada?
    yerini hak edene bir şey olmaz, kaliteli, yetişmiş insanlarla herkes çalışmak ister.

    efendim, insanlar yargılanacaklarmış,
    ben daha önce de yazmıştım, evime kırmızı ışıkta geçtiğim için ceza gelmiş, dava açıp, itiraz ettim, cezayı geri aldılar. çünkü ben kırmızı ışıkta geçmem, kuralları uyarım, vergimi ödüyorum, devletten para kaçırmıyorum, kimsenin malına, parasına ilişmem, kötülüğüm dokunmaz, haksız para kazanmıyorum, haksız makamda oturmuyorum, kimseyi yerinden etmedim,
    ben şimdi neden korkayım?
    kişisel olarak ne akp iktidarından zarar gördüm, ne gelecek herhangi bir iktidardan zarar görme olasılığım var. işinde, yolunda, evinde kendi halinde olan insanın korkusu mu olur?

    efendim insanlar adil yargılanmayacaklarmış?
    bir basit alacak verecek davası bu ülkede ortalama 5 yıl sürüyor. davanın başında alacağı ile ev alabilen davacı, mahkemesi sonuçlandığında bisiklet alabiliyor, adil mi bu? karısını dövüp öldürmüş adam, iyi halden yararlanıyor, hafifletici sebeplerle üç beş yılda hapisten çıkıyor, adil mi bu? cübbeli ekranlara çıkıp yargı tarikatların elinde, eğitim bir diğerinin elinde demedi mi? adil mi bu? siyasi davalara değinmiyorum bile.
    keşke 20 yılda yargıyı kimsenin kimseyi adil olmayacak bir şekilde yargılayamayacağı bir sistem getirerek ihya etseydiniz madem.
    neden etmediniz?
    şimdi böyle utanmadan sıkılmadan hayıflanmazdınız, kaygınız da olmazdı, korkunuzda kalmazdı.
    bugün yargının geldiği yerden herkes şikayetçi değil mi?
    türbanlı hakime güvenmeyen adamı neden haklı çıkardınız öyleyse?

    bugün hepimiz kabul edelim,
    toplumda dindar muhafazakar insan hayli az, daha çok çıkarcı, dinbaz yobazlardan oluşuyor, bunlar kendilerini muhafazakar olarak tanımlıyor, kendi insanı kadro alırken haksız hukuksuz umurunda olmuyor, yerinden edilince nasırına basılmış gibi bağırıyor, aklına hak, hukuk, adalet geliyor.
    hem kendini muhafazakar tanımlayacaksın hem dinin direğinin ahlak ve adalet olduğuna aldırmayacaksın, oldu mu?
    teraziyi bozmayın emri noldu peki?
    iyilik eken kötülük biçmez,
    başınıza gelen ellerinizle kazandıklarınız yüzündendir, bir parça dini, imanı olanın hiç bir korkusu olmaz. dinbaz yobazlar korkar, çünkü onlar başlarına geleni, ondan bundan bilirler. ne ekerlerse onu biçeceklerine imanları yoktur.
    ortadoğunun haline bakın,
    kader mi bu fotoğraf şimdi?

    • seçime gelirsek,
      şu an önümüzde muğlak bir tablo yok aslına bakarsanız, çok olağanüstü bir şey olmazsa eğer, ilk seçimde iktidar değişecektir. bana kalırsa zaten herkes bu duruma göre de konum almaya çoktan başladı.
      çok olağanüstü bir şey ne olabilir?
      seçimi erteleyecek bir deprem, savaş, iç dinamiklerde karışıklık gibi konuşulan ama olası olmayan karanlık senaryoları saymazsak,
      ülkeye ciddi bir para girişi olabilir.
      bir 50-60 milyar dolarlardan söz ediliyor, sayın erdoğanın körfez ziyaretleri üzerinden varsayım yapılıyor, iyi ama bu para durumu düzeltmek için yetmez, şu an içinde bulunduğumuz derinlikten çıkmak için ise hiç yetmez, ekonomiyi iyi durumda göstermeye de yetmez, ancak seçim için harcanıp, bir kaç kararsız seçmeni ikna ederse ne ala. sonra ne olacak peki?
      akp iktidarda kalırsa, elbette düşük te olsa bir ihtimal olarak elde tutmak gerekir, ekonomi düzelmez,
      çünkü tıpkı şirketler gibi ülkelerin ekonomisi de itibara bağlıdır. ne yazık ki iktidarın hiç bir itibarı kalmadığı için ne uygun faizle borç bulabiliyor, ne yatırım çekebiliyor, olanlar da gitti biliyorsunuz. yetişmiş insanlarımız bile gidiyor.
      şimdi bu 50-60 milyar dolar bu durumda gelirse ödün meselesi konusunda hassas arkadaşlar sorsa yeri değil mi “ne karşılığında geliyor”
      BAE, bizzat sayın erdoğandan öğrendiğimiz kadarıyla 15 temmuz finansörüymüş,
      suudlar desen ülkemizde akla hayale gelmedik cinayetler işlemesini bir yere bırak, suriyede, libyada resmen karşı karşıyaydık, yani ülkemize bir dostlukları muhabbetleri yok, öyleyse….
      sonuçta ülkeye para girişi demek, bir kaç kişinin işine yarasa da güzel ülkemizin işine yarar bir şey değil, yoksulluğun, adaletsiz paylaşımın, borcun, harcın artması demek, kaynakların talanı demek. iş, ülkeye yatırımın gelmesidir, ötesi bugünleri çok arasın demektir.
      seçim öncesi seçmenler olarak zor zamanlar geçireceğimiz, duymak, anlamak istemeyeceğimiz çok şeylere maruz kalacağımız, çıkmayan rezalet kalmasın tadında bir süreç yaşayacağımız ortada.
      peker tweetleri konuşuluyordu akşam kanallarda,
      ne bitmez ifşaalar ülkesiymişiz.
      pessss.

      • Anladığım kadarıyla İyi partinin teşkilatındasınız. Geçen sene Akşener meydanlarda millet aç aç diyordunu. Siz de burda dolar kurunu ve millet aç aç propagandası yapıyordu. Bu sene Akşener bu söylemden vazgeçmiş görünüyor. Sizde de bu söylem azaldı. İyi parti olarak kararmı aldınız.
        Ayrıca İyi partili olarak niye Chp nin arkasına sığınarak konuşuyorsun. Yok bunlar benim fikirlerim partimin fikirleri ayrı mı diyorsunuz. Aslan gibi savun İyipartiyi iyiyse.

        • geçen sene sayın akşener, meydanlarda millet aç, aç diyordu.
          inkar ediyordunuz,
          ekonomik sıkıntı yok diyordunuz.
          herşey yolunda diyordunuz,
          ne oldu?
          millet aç mıymış?
          6,840 tl açlık sınırı, dört kişilik bir ailenin yeterli ve dengeli beslenmesi için gereken “GIDA HARCAMASI” tutarı…asgari ücret üzerinden düşünürsek ki çalışanların yarısından çoğunu oluşturuyor,
          millet aç mıymış?
          sayın akşiener haksız mıymış?
          yoksulluk sınırı 22,279 tl
          millet aç mıymış?
          sayın akşener haksız mıymış?
          sayın akşener bu söylemden vazgeçmedi, milletin halini meydanlarda, ekranlarda dile getiriyor
          hala millet aç aç diyor
          ama artık inkar eden kalmadı
          mızrak çuvala sığmadı,
          herkes açlığın, yoksulluğun, fakirliğin farkında değil mi?
          tam tersi artık ekonomik sıkıntı yok, uçuyoruz, kaçıyoruz, sınırlarımızı aşıyoruz, dünya bizden sorulur propagandası yapan kalmadı değil mi?
          millet aç,
          artık çok açık.
          millet çocuğuna süt alamıyor,
          et alamıyor,
          yakında ekmek te alamayacak gibi görünüyor.

          gelelim bana,
          daha önce de yazdım,
          2016 dan beri bu sitede yazıyorum,
          vatandaş kimliğimle.
          ülke sorunlarını vatandaş kimliğimle yazıyorum aksi halde haklı ve doğru olan eleştirilerim parti bayraktarlığına dönüyor,
          tam da yazdığın gibi
          parti kararı mı sorusu gelebiliyor. ben bir vatandaş olarak şikayetçi olmamış, verilmiş bir karara uyduğum için yazıyor oluyorum,
          bunu burada partili olmaktan önce de yazdığım için tercih etmiyorum ama sahada çalışırken elbette partili konuşuyorum, üstelik o zaman daha sert, daha ağır, daha eleştirel bir dil kullanıyorum. dahası konuşmam yazmamdan çok üstündür. güçlü yanımı partim için kullanıyorum zaten.
          burada yumuşak bir üslup, neredeyse bütün yorumlarımda benzer ve ortak cümleler kullanmaya dikkat ediyorum, yüksek kur, yüksek enflasyon eleştirisi bütün yorumlarımda var, bu söylemin azaldığını düşünmüyorum, kimi tekrarların hızı düşmüşse onu parti kararından çok dolar hareketine bağlamak daha doğru olur.
          chp nin arkasına sığınarak konuştuğumu düşünüyorsanız bu yorumlarımdan sizin ne anladığınızdır, chp muhalefet bloğunun önemli bir parçası, bende muhalefet bloğunun bir parçasıyım, kimi yerde arkalamam normal değil mi? muhalefetin her bileşkesini yeri geldikçe arkalarım, sığınırım, savunurum bazen de eleştiririm, nolmuş?
          benim fikirlerimle partimin fikirleri tamamen aynı değil, ama zaten aslan gibi savunuyorum,
          yani açıklamıyorum da, saklıyor muyum?
          sayın koru, kime oy verdiğini yazıyor mu?
          hayır,
          saklıyor mu?
          hayır,
          hepimiz biliyoruz değil mi?
          dikkatli ve zeki bir okuyucu da benim hangi parti için çalıştığımı anlamakta zorlanmaz, anlamıyorsa ya dikkatli değildir, ya zeki.

    • Şimdi soru şu; Türkiye güçlendikçe, Batılılar, neden Atatürk geri dönüyor demiyorlar da? Osmanlı geri dönüyor! Diyorlar..?

      • Çünkü Batılılar Osmanlı’yı hasta adam olarak tanıyorlar, Atatürk’ü ise hasta adamı ayağa kaldıran kişi olarak biliyorlar da ondan. Türkiye’nin zayıfladığını anlatmaya çalışıyorlar. Türk ekonomisine uyarı üstüne uyarı yayınlıyorlar.

  14. Medya sen ne dersen onu yazar! Seni gösterir.
    -Şamda namaz kılmaya Esedin yanına gittiğimizde! İnşallah !!! Dese muhalefet!
    -Komşu eyalet komşusunu abd rusya iran olarak görmek istiyorsa, bize teminat vererek!…
    -Kendi vatandaşlarını geri çağırdığında!…
    Başlarında beyaz atın üstünde biz olsak!!
    *Dese aahhh bir muhalefet!!!
    Neler olmazki…

  15. Sayin Koru çok dogru bir konuyu işlemişsiniz..Adayları solun hangi hizbinden olursa olsun, RTE seçimde evde otursa ve torunlarıyla misket oynasa kazanir..bu solcu gözükenler ya sayı saymayı bilmiyor yada RTE’ nin gizli ajanı; tıpkı ” gel bakalım muarrem” gibi…Bir makalede onun için yazmanı bekliyorum..

  16. Millet ittifakı halka güven vermiyor. Son anketler veya bütün anketler bunu diyor. Bu ekonomik krizde bile Chp yüzde 25 i geçemiyor. Bunun farkında olan Kılıçtaroğlu muhafazakar kesime siyaseten bir helalleşme olayı tutturdu ama bir gram güvenirliliği yok. Bu olaya en çok Chp seçmeni karşı çıkıyor. Bunu gören Muhafazakar seçmen bu algı çalışmasını yemiyor.
    Geri dönüşü olmadığı için “Millet aç aç” olayından da vazgeçtiler. Ekonomik krizden etkilenen kesim kararsız kalmasına rağmen millet ittifakına kaymıyor.

    Chp nin dünya siyaseti ve dış ılişkiler konusundaki tavrı da tam bir facia. Mesela “NATO nun bir parçası olarak NATO nun öngörüsü doğrultusunda çalışmak zorundayız. NATO ya karşı çıkmanın bir anlamı yok” dedikten iki ay sonra ” NATO da çıkılacak ise Kuvayı Milliye ruhuyla gerekeni yapmaya varız. ABD askeri tesisleri kapatmayı Meclise getirsinler, destekleyeceğiz. NATO ile var olmadık”
    Chp ve Kılıçtaroğlunun sürekli bir olayda farklı farklı demeç vermesinin sebebi, batı dünyasının fikirleri ile hareket eden bir iki emekli büyükelçinin yönlendirmesi ile hareket ediyorlar. Chp ısrarla ezberini sürdürüyor.

    Mesela Türkiye’nin çıkarları olduğu yerde sırf Erdoğan düşmanlığı ile hareket edebiliyor. Tezkerelerde İyi parinin evet dediği yerde Hdp ile bir olup hayır diyebiliyor.

    Mesela Ukrayna- Rusya savaşındaki tutumları hiç belli değil. Erdoğanın başarılı diplomasisi karşısında ışık görmüş fare gibi davranıyorlar. Fikirleri yok, Erdoğan başarısız olsaydı o zaman gürültü patırdı çıkarabilirlerdi.
    Kısacası bence halk, millet ittifakının tek motivasyonun Erdoğan nefreti olduğunu gördüğü için millet ittifakına güvenmiyor. Dış politika, milli menfaatler konusunda Türkiyenin yanında konumlanamıyor. Konumlanırsa Erdoğana hizmet ederiz kaygısı yaşıyorlar herhalde. Çözüme dayalı politika üretemiyorlar. Artık bu durumu herkes kanıksadı. En çok da kendileri. Sadece taraftarlaştırdıkları kesimin içgüdüsüne göre hareket ediyorlar. Erdoğana oy veren kesimin sadece cahil halk olduğuna inandıkları için üstten bakışlarını herdaim yansıtıyorlar. Bulundukları fanusta, akvaryumda mutlular. Birileri ” Adam gene kazandı” dediğinde uyanmadıkları gibi şimdide uyanmayacaklar. Sonra gelsin trafo kedi muhabbeti.

  17. BUGÜN 17 AĞUSTOS
    Tarihi 1999 deprem felaketinin 23. yıl dönümü.
    Uzmanlar Marmara-İstanbul’da 7,2-7,6 büyüklüğünde bir deprem ihtimalinin her gün arttığını söylüyor.
    Haliç ve Silivri arasını cehennem çukuru olarak vasıflandırıyorlar.
    Bahsedilen büyüklükteki bir depremin, 10 binlerce binanın yıkılması, 100 binlerce binanın hasar görmesi, yolların önemli bir bölümünün kullanılamaması ve herşeyden önemlisi 100 binlece vatandaşımızın hayatını kaybetmesi ve yaralanması ihtimalinden bahsediyorlar.
    Bu riskleri bertaraf edecek en azından azaltacak önlemler bir yana, bir de ” İmar Barışı” çıkarıldı.
    Depremle de barış yapıldı mı?
    Pes, pes, pes.
    Bunu yaparsa kim yapar?

    • Osmanlı’yı yıkan İngiliz işgal ettiği İstanbul’da 1936’ya kadar neler mi yaptı? CHP kuruldu! Hilafet kaldırıldı! Ezan yasaklandı! Kuranı Kerime; safsata, Peygamberimize; Arap uşağı dendi! Şapka giymeyen asıldı! Dini nikah kaldırıldı! “ Devletin dini İslam’dır” ibaresi anayasadan kaldırıldı!..

  18. Psikolog Prof. Dr. Üstün Dökmen’in, “Başörtülü psikolog, başörtülü psikiyatrist, başörtülü PDR uzmanı olması meslek etiğine aykırıdır. Şunun için; psikolojide karşıdaki kişiye karşı nötr davranış içinde olması lazım, empati kurabilmesi gerekiyor” demiş.
    Fırsat bekliyorlar, yavaş yavaş kabak çiçeği gibi açılıyorlar.
    15 Temmuz darbe girişimi gecesi sosyal paylaşım sitesi Twitter’daki şahsi hesabından “Mehmetçik ne yaparsa güzel yapar” diyen Avukat Sibel Sevinç halkayı daha da genişleterek;  “Tesettürlü hâkim, savcı ve avukat da olmamalı. Kamu binalarında, kamu görevinde tesettür olamaz. Özel hayatı beni ilgilendirmez” demiş.
    Kabak çiçeği mevsimi açıldı.
    Henüz zafer kazanmamışken sanki zafer kazanmışlar gibi rövanş rüyaları görüyorlar. AK Parti’nin kıyısından köşesinden geçmiş olanlara bile düşman kesiliyorlar. İntikam alacakları günlerin hayalini kuruyorlar. Geçmişte yaptıkları ayrımcılıklarla ilgili hiçbir pişmanlık duymuyorlar. Ne pişmanlığı! Geçmişte herhangi bir ayrımcılık yaptıklarını kabul etmeye bile asla yanaşmıyorlar. Nefret ediyorlar ve bununla gurur duyuyorlar.
    Ne helalleşmesi diye nara atmaları yakındır.

    • Büyün partilerin seçim hazırlıkları yaptığı bir zamanda bu tür sivri çıkışlar yapanlar bunu tamamen siyasi amaçlı ve seçim odaklı yaptıklarına hiç şüphem yok. Amaç bu tür sivri çıkışlar yaparak tedirgin muhafazakarları korkutup akpartiye yönlendirmek olduğu açık bir gerçek. Haliyle bu tür çıkışları derin devlet mekanizmasını kullanarak akpartinin organize ettiğini anlamak kimseye zor değil.

      Derin devlet mekanizması seçim sonrasında CHP’nin eline geçince bu sefer bu mekanizmanın akpartiye karşı kullanılması yadırganmamalı. Bununla da kimseyi korkutamazsınız. Bu olacak belli bir şey, derin devlet mekanizması var ise ve iktidar bunu kullanıyorsa yarın da diğer iktidar size karşı kullanır. Bunda anlaşılmayacak bir şey var mı, bence yok. İktidarlar her aracı kullanır. Bunda anlaştık mı? Anlaştık varsayıp geçiyorum;

      Bu tür korkutma amaçlı sivri çıkışlar seçim odaklı olduğu için gerçekten de mevcut iktidarın devamı için işe yarayabilir, hakikaten de seçim kazandırabilir. Ancak, bu tür çıkışların toplumda hem de bütün seküler düşünceye sahip kesimlerde alıcısı olduğu da başka bir gerçek. Özellikle z kuşağı ve bir önceki kuşağın bu tür aykırı söylemlerin etkilenenleri olduğu bizzat gözlemlediğim bir şey.

      Özellikle gençler bu türden söylemleri akademik görüş olarak kabul ediyor ve büyük bir inançla bu söylemleri savunuyorlar.

      Örneğin türbanlı psikolog olmaz görüşüne itiraz edenlere cevap olarak: “türbanlı psikoloğun önyargısı olmasa bile diğerlerine empati yapabilse bile danışanları önyargılarından dolayı türbanlı psikolog ona yardım edemez, sizin anlayamadığınız da bu işte” diyerek bu söylemlerin doğal savunucusu oluyorlar.

      Ne oldu şimdi? Hastalık yeni kuşaklara da aktarılmış oldu. Artık bitmez tükenmez gereksiz faydasız zararlı bir tartışmanın kuşaklar boyu devam etmesi sağlanmış oldu. Peki kim yaptı bunu, derin devlet mekanizmasını kullanan akparti yaptı. Yahu arkadaşım hiç bir parti kendi kitlesinin kuyusunu kazar mı? Niye yapıyorsunuz bunu hangi akla hizmet. 20 senelik iktidar yetmedi mi de 3-5 sene daha fazla iktidarda kalmak için millete bu kötülüğü yapıyorsunuz, değer mi?

      Bu tartışmaları bitirmek için bu söylemlere karşı akılcı mantıklı bilimsel izahlarla bu faydasız düşünceleri ortadan kaldırmaya çalışsanıza. Önyargıları kırmak için gayret etsenize.

      Biri türbanlı psikolog olmaz dediyse hayır türbanlı psikolog insanlara çok daha iyi yardımcı olabilir, psikologlar benzer eğitim süreçlerinden geçtiği için hemen hemen aynı bilgilere sahiptir ama türbanlı bir psikolog ilaveten kökü ilk insana kadar dayanan ve tecrübeyle süzüle süzüle doğruluğu kesinleşmiş dini bir takım ruhsal bilgilere de sahip olabilir bu da insanlara daha iyi yardımcı olmasını sağlar desenize.

  19. Normal seçim zamanı geldi hala erken seçim peşindesiniz. Gül parti kurdu.% 1 civarında oyu var. Hala onu aday yapacaksınız. Siz Fehmi Koru olduğunuzdan eminmisiniz ?

  20. BASINI DA MUHALEFET GİBİ:
    – Yandaş;
    – Yancı;
    – Kontrollü;
    – İrtibatlı;
    – İltisaklı.

  21. Siyasetçinin bilipte bilmezden geldiği şu olabilir mi?
    Biz ne verirsek seçmen yer!
    Önce aç bırakırız sonra süt dağıtırız beleşten!
    Çocuğunu kaçırırlar dağa …
    Başına bizim cenahtan bir aga koyarız derdi olunca devletin kurumlarına gitmek yerine çareyi arar bizden gelir kucağa!
    Haksız hukuksuz işlerede seçmeni ortak ettik mi hele!…..
    Bandıra bandıra ye ondan sonra!!!
    Yıllarca!!!….

  22. Muhafazakarıda karısıda kocasıda hatta çocuklarıda hep beraber aynı tasada kaygıda endişede birleştiler sayın yazar.
    Herkes aynı şeyden rahatsız! Huzursuz!
    İşsizlik, aşsızlık, yarın ne olacak korkusu!
    Elimdeki 5 çeyrek altınıda 5’i biryerdeler gelip alırmı elimden rahatsızlığı!
    Bölgelerin içinden çıkan elebaşıları!!!!
    Hep hep daima bundan sonrada devam edecek mi ahbabını kayırmaya?.. öbürü kendi komşusunun çocuğunu devam edecek mi dağa çıkarmaya?.. devam edecek mi eşkiyalığa?
    Karadeniz li olmak Tunceli li Diyarbakır lı olmak ayrıcalık mıdır acaba!!!????????
    Maşadan kerpeten den tornavida matkaptan çekiçten başka yok mu bu bölgede alet edevat hırdavat Allah aşkına!???…
    Son söz:
    Öyle bir aday çıkarın ki karşıma!
    Memleketi: Türkiye olsun!
    Milliyeti: kimliğinde TC vatandaşı yazsın!
    Dini inancı : kendi bilsin bize göstermesin!
    Zevkleri : sigara alkol alışkanlığı, kayak yat turu hız tutkusu araba uçak koleksiyonu gibi bize biraz uzak zevkleri olmasın!
    Ekonomiden anlamasada olur! Ekonomi kurmayları, silah tutmasada olur genelkurmayı, inşaat işçiliğinden gelmesede olur! İbrahim Tatlıses yeter!!!
    Daha nassı anlatem size???
    Otursun köşkünde!…

  23. Fehmi Bey,
    Ben bahsettiğiniz medyanın ve etkili bir kısım CHP’lilerin bunu bilmeden yaptıkları kanaatinde değilim. Tam aksine her parti ve grupta meknuz “devlet görevinde olan” çok sayıda eleman iş başında. Bunların fikirleri zaten iktidarda. Görünüşte dindarlık iddiasındaki bir yönetim dindarları tarihte görülmemiş zulümlerle biçti ve biçmeye devam ediyor. Ülkenin soyulması ve paraların bir kısım İslamcı ve laik ortaklarına aktarılması bu çevrelerin derdi değil. Sözde muhafazakar bir kişi eliyle ülkede hatta Türkiye devletinin elinin uzandığı her coğrafyada din ve dindarlık korkunç bir yıkımla yüz yüze. O görevli kişiler de bu iktidarın devamını istiyor. Daha yenilerde yaşadığımız kaç olay var ki bu görevli dostlarımız açığa düştüler. M. İnce, Çiroz lakaplı M. Ali, Ümit Özdağ gibiler niçin iktidara değil de muhalefete muhalefet ederler acaba?
    Seçim yaklaşında görevli dostlarımız AKP’ye kızgın dindar kitlenin nasırlarına özenle basarak onları Erdoğan’a itecekler. Bunu bilmeden yaptıklarını asla düşünmüyorum. İşlerine gelen herşeyi de çok iyi bilirler.

  24. Evet Sn Erdogan işleri biraz toparlar toparlamaz baskın secıme gidecektir.Secimin zamanında olmayacağı kesin gibi.Muhalefrt buna hazır mı asla değil. Daha adayını belirleyememis bir grup nasıl seçimi kazanabilir.
    20 yıl muhalefettesin insan alternatif program , kadro proje ve lider hazirlayamaz mi .maalesef beceremediler.

  25. Sayın yazar
    Deponuzu fulleyin.
    Gaza sonuna kadar basın.
    Virajlara sert girin.
    Son çıkışı geçtiniz.
    Dönüş yok.
    Yaptınız yaptınız,yapamazsanız
    Yapmaya devam edecekler.
    Telaş yapmayın.

  26. Helalleşme bu kesime yönelik yapılıyor gibi, ama sadece sözle devam ediyor. Kul hakkı gerektiren helalleşmede hak yiyen tarafın ödeme imkanı varsa hakkı karşı tarafa teslim edip öyle helallik istemesi gerekir diye bilinir. CHP zihniyeti ürünü olan kanunların yürürlükte olanlarının (müslümanları – mukaddesatçıları rahatsız eden) kaldırılması için CHP kanun teklifi vermeyi düşünemiyorsa neden 6 lı masadaki ortaklar hatırlatmaya yardımcı olmuyor hayret edilmez mi?

  27. Fehmi Beyin öne çıkardığı kritik soru: “Ekonomik sıkıntıların had safhada bulunduğu ve herkesi etkisi altına aldığı günümüzde bu tür propagandalarla seçimde sonuç alınabilir mi?” sorusu önemli bir soru. Ancak, ıskaladığı bir ayrıntı var. Değindiği “endişeli” muhafazakarlara “ekonomik sıkıntıların etkisi altına almadığı” seçmenler de dahildir. Çünkü, ülke genelinin geleceği için çok çok önemli bir konu olsa da ekonomi asla herşey değildir. Bunlar AKP’ye vaktiyle oy vermis ancak bu partiyi başarılı kılan kadroyu dağıtmış olmakla kalmamış aynı başarıyı gösterebilecek liyakat sahibi elemanlarla partiyi takviye etmekte aciz kalmış liderlik kadrosundan umidini kesmiş, hayal kırıklığına uğramış seçmen grubudur. AKP liderliği böylesine büyük hatalar yapmamış olsaydı zaten oyları bu denli erimeyecek, aksine çok daha artacaktı.

    • Sonuçta, bu seçmenlerin AKP’ye dönüşü, bu partinin ilk dönemindeki ekonomide başarılı olmuş kadrosunu bir araya getirebilmesi veya yetenek olarak eski kadrosuna benzer liyakatta genç bir kadro oluşturması kadar zordur. Sn Erdoğan esnekliğini kaybetmiş bir lider. Bıraktığı imaj ve intiba nedeniyle onunla çalışmak isteyebilecek liyakat sahibi yeni nesil siyasi simalar olabileceğini söylemek zor (bilmem belki yanılıyorumdur). Demem o ki endişeli muhafazakarların seçmen olarak karar vermesi kolaycana bir durum değil. Ana muhalefette, şirk içinde denebilecek klasik radikallerin fazlaca olduğu CeHaPe nin işi de zor. O partiye oy vermek de pek kolay değil, çünkü işin içinde hala vebal var.

Comments are closed.