CB Erdoğan ve Biden görüşmesi: Açıklamalar farklı, ama ben yine de rahatladım…

33
Reklam

Oh, sonunda hepimizi rahatlatacak gelişme yaşandı: Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ABD başkanı Joe Biden ile görüşmesi gerçekleşti. 

ABD kaynakları ‘‘Bu pazar Roma’daki G-20 toplantısında olmaz, belki kısa süre sonra  Glaskow’daki iklim zirvesinde’’ açıklamasını yapmıştı; Glascow beklenmedi, dün Roma’da görüştüler…

Roma’da bir araya gelecekleri öğrenildiğinde, el sıkışmasından biraz daha uzun olacağı duyurulan görüşmenin en fazla 20 dakika süreceği de duyurulmuştu; ikilinin görüşmesi 1 saatten fazla -70 dakika- sürdü.

Bu duruma bakıp rahatlamayalım da ne yapalım?

Üstüne üstlük, Anadolu Ajansı (AA) tarafından Cumhurbaşkanlığı kaynaklarına dayandırılarak verilen ve bir yetkilinin de bir yabancı ajansa tasdik ettiği görüşmeyle ilgili haberler de ‘müjdeler’ içermekteydi:

‘‘AA, görüşmenin ardından iki ülke ilişkilerini güçlendirmek ve geliştirmek için ortak mekanizma kurulması konusunda mutabık kalındığını aktardı. Buna göre, NATO ittifakı ve stratejik ortaklık zeminine vurgu yapılan Erdoğan-Biden görüşmesinde iklim değişikliği konusunda karşılıklı atılan adımlardan duyulan memnuniyet de dile getirildi. Reuters’a konuşan bir Türk yetkili, görüşmenin ‘oldukça olumlu bir havada’ geçtiğini belirtti.’’

Daha da önemli açıklama Cumhurbaşkanlığı iletişim başkanlığından geldi:

‘‘Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, Erdoğan ile Biden, İtalya’nın başkenti Roma’da devam eden G-20 Liderler Zirvesi marjında görüştü. Pozitif bir atmosferde gerçekleşen görüşmede, ikili ilişkiler ve bölgesel konular ele alındı. Görüşmede iki lider, Türkiye-ABD ilişkilerini daha da güçlendirmek ve geliştirmek için müşterek irade beyanında bulundu. Bu doğrultuda ortak bir mekanizma kurulması konusunda mutabık kalındı. İki ülke arasındaki ticaret hacminin artırılması yönündeki ortak perspektif doğrultusunda karşılıklı atılacak adımların müzakere edildiği görüşmede, NATO ittifakı ve stratejik ortaklık zeminine vurgu yapıldı. Görüşmede, iklim değişikliği konusunda karşılıklı atılan adımlardan duyulan memnuniyet de dile getirildi. Görüşmeye Türk heyetinden Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun yanısıra Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın ile MİT Başkanı Hakan Fidan katıldı. Biden’e ise ABD Dışişleri Bakanı Tony Blinken, Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan ile Ulusal Güvenlik Konseyi Avrupa Direktörü Amanda Sloat eşlik etti.’’

Reklam

Türk-Amerikan ilişkileri güçlendirilip geliştirilecek ve bu amaçla ortak bir mekanizma kurulacak…

İki ülke arasındaki ticaret hacmi artırılacak…

‘Stratejik ortaklık’ hala devamda…

İklim değişikliği adımından duyulan memnuniyet…

Haberi bizim kaynaklardan okumak, beklentiler çok farklı olduğu için, insan üzerinde gerçekten sinirleri gevşeten bir etki bırakıyor. 

Keşke ardından ABD’den açıklama gelmeseydi…

Şu açıklama:

‘‘Beyaz Saray’dan  görüşmeye ilişkin bir açıklama yayımlandı. Beyaz Saray, görüşmede Suriye, Libya, Doğu Akdeniz konularının görüşüldüğünü, Türkiye’nin S-400 satın almasına ilişkin endişelerin dile getirildiğini aktardı. Beyaz Saray açıklamasında şu ifadeler yer aldı:

Reklam

‘‘Başkan Biden, yapıcı ilişkilerin sürdürülmesi, işbirliği alanlarının genişletilmesi ve anlaşmazlıkların etkili bir şekilde yönetilmesi konusundaki isteğini dile getirdi. Biden, Türkiye’nin Afganistan’daki NATO misyonuna 20 yıllık katkıları için teşekkürlerini sundu. İki lider, Suriye’deki siyasi süreci, Afganistan’a insani yardımı, Libya’da seçimleri, Doğu Akdeniz’deki süreci konuştu. Biden, savunma ortaklığını ve Türkiye’nin NATO müttefiği olarak öneminin altını çizdi ancak Türkiye’nin S-400 satın almasına ilişkin ABD’nin endişelerini not etti. Biden aynı zamanda güçlü demokratik kurumların önemini, insan haklarına saygıyı ve barış ve refah için hukukun üstünlüğünü vurguladı.’’

Libya seçimleri…

Suriye’deki siyasi durum…

Doğu Akdeniz süreci…

Güney Kafkaslar’daki diplomatik çabalar…

Türkiye’nin S-400 satın alması…

Güçlü demokratik kurumların öneminin vurgulanması…

İnsan haklarına saygı…

Barış ve refah için hukukun üstünlüğü…

Açıklamadan, Biden’in Türkiye’yi ‘stratejik ortak’ olarak değerlendirmediği, sadece ‘NATO müttefiği’ veya ‘savunma ortağı’ olarak önemli gördüğü anlaşılıyor…

Mutlaka iklim değişikliği, ülkeler arası ilişkilerin geliştirilmesi, ticaret hacminin artırılması gibi konular da -muhtemelen Türkiye tarafından gündeme taşınarak- görüşülmüştür. Ancak Amerikan tarafı, açıklamasında, -muhtemelen kendileri tarafından gündeme taşındığı için- Libya, Suriye, Doğu Akdeniz, S-400, demokratik kurumlar, insan hakları ve hukukun üstünlüğü konularını öne çıkarmayı uygun görmüş…

Görüşmeyle ilgili iki tarafın açıklamalarının akla düşürdüğü bazı sorular var:

F-35 uçaklarının teslimi konusu görüşülmemiş mi?

Demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü konuları acaba hangi bağlamda görüşülmüş?

İkili ilişkileri güçlendirmek için kurulması düşünülen ‘ortak mekanizma’ ile kastedilen nedir, nasıl çalışacak?

S-400 konusu görüşüldüğüne göre, Biden’e bir S-400 daha satın almanın düşünüldüğü de aktarılmış mıdır?

Libya’da ABD’nin seçimler-sonrası beklentisi ile Türkiye’nin şimdiye kadar izlediği çizgi arasındaki fark görüşmede giderildi mi?

Suriye’de PKK ile ilişkisi bulunan PYD/YPG’ye verdiği destekten ABD bundan böyle vazgeçecek mi?

Bu soruların cevapları iki tarafın açıklamalarından anlaşılamıyor.

İki başkan önümüzdeki günlerde Glaskow’da yapılacak iklim zirvesine de katılacaklar. Bu soruların cevabını o buluşmaya kadar veya o zirve sonrasında herhalde öğreniriz.

Ya da Osman Kavala ile ilgili davanın 26 Kasım’da yapılacak ilk duruşmasında alınacak karara bakarak…

Son soru şu: Bu gelişmeden sonra rahatlayalım mı, endişelenelim mi?

Ben rahatlamaktan yanayım.

ΩΩΩΩ

Reklam

33 YORUMLAR

  1. Glasgow’daki iklim zirvesine İmamoğlu katılacakmış. Bravo. Türkiye iklim anlaşmasını yıllarca imzalamadı, hiç umurunda olmadı, ülkenin altını üstünü pislik götürüyor zaten. Uydu görüntülerinden bile sahilleri müsilaj kapladığını görüyorsunuz. Artık bu zihniyet değişmeli diyorduk, değişim başlamış görünüyor. Muhalefet iklim konusunda ne yapacak planını çizmeli. Geri sayım başladı.

    Yazarımızın medyaya geri dönüşü de değişimin başladığını gösteriyor. Tebrik ediyoruz kendisini. Zevkle izleyeceğiz.

  2. Kıbrıs’tan esen rüzgar nedir?

    Binali Yıldırım’ın UBP kongresi için gittiği Kıbrıs’ta büyük tartışmaları da alevlendirmiş, yakın dostu olduğu söylenen isim kaybetmiş, kongreyi beklendiği üzere Ankaradan randevu almayı başaramamış olan Faiz Sucuoğlu kazanmıştı.

    Kıbrıs Postasından okuduğum haberlere göre cumhurbaşkanı Tatar’ın hükümeti kurma göreviyle görevlendirdiği Sucuoğlu: “bir seçim hükümeti kuracağız. Ocak şubat ayları gibi de erken seçim öngörüyoruz. Çarşamba günü diğer partilerle görüşmelerimizi bitirmiş olacağız” dedi.

    Yorumcular da düzensiz sistemin değişimesi gerektiğine vurgu yapmışlar.

    Kıbrıs’tan esen rüzgar Türkiye’yi de etkileyecektir mutlaka ve Bıden görüşmesini bir meltem esintisine benzetmek mümkünmüş gibi görünüyor. Kıbrıslı yorumcuların dediği gibi topyekün bir değişim bizim için de şart çünkü.

  3. Mevcut hükmedenlerin herkes kendine politikası sürüyor. Her iki taraf ta vin vin peşinde⛷️
    Ah bir bu keferenin kümülesini bir sepetlese☺️ değme keyfine, hem dışarıda hem içeride.
    Amma gel gör ki, olmuyor işte. Birini kovsan öbürü bela başa.
    Amerikasını kovsan, sorar Rus ne yapıyor, İran nediyor burda? Ötekileri kovsan der, biz kanka idik hani?
    Sonuçta, birini kovdular diyelim, öbürü ondan iyi mi ki?
    Yeni komşulara alışmak gerekecek şimdilik gibi gibi.

  4. ABD başkanı ile görüşebilmek için yüz takla atan, 20 değil 70 dakika görüştük diye düğün bayram eden başka bir devlet ve başkanı var mıdır acaba? Yazık oluyor güzel ülkeme. Aır France’ın ABD’ye gidecek Paris aktarmalı Türk yolcuları İstanbul’da uçağa almadığı yazıyordu bu gün başka bir gazetede. Bir devletin itibarı pasaportudur. 150 ülkeden yalnızca 20 ine vizesiz gidebiliyorsak (ki çoğu esamesi okunmayan devletler) kimse atıp tutmasın lütfen. Glasgow’a protokol cazları nedeni ile gidilemediğini anlamak için hariciyeci olmak gerekmez.

    • bir çok gözlemci-yorumcu cumhurbaşkanlığı eskort araçlarının kabul edilmediğinden bahsediyor da, tek sebebin bu olması pek makul değildir diye düşünüyorum, belki baharat babından bir gerekçe olabilir protokol sorunu.

      Cumhurbaşkanı’nın istediği Biden ile beraber olduğunu gösteren fotoğraftı onu da aldı, Glascow’a gitmesini gerektirecek bir neden kalmadı, sanki gitseydi Biden-Erdoğan başbaşa kalıp ikili görüşme yapabilecek miydi? Roma’daki görüşme sonrası Biden Glascow’da görüşmek üzere MR. Erdoğan demiş olsa bile Erdoğan’ın cevabı muhtemelen şöyle olmuştur; Başbaşa kalıp görüşemedikten sonra ne gelecem abi!

  5. Bu işten ben şunu anladım:
    Sen, oğlan ve kız birbirlerini seviyorlar diyorsun,
    Kız anası ve kızı, 3+1 daire, elllibin telelik altın, 3 metre zincir (ne bağlayacak aceba🐈) isterem..
    Yoksam kızımı göremezsin annadın mı?
    Diyor😂.

  6. SUYU BİDONDAN AKLI BİDEN’DEN..

    İnanılmaz şeyler oluyor ama şaşırmıyoruz. Biden ın destekleyerek iktidara getireceğim dediği muhalefet önündeki engelleri bir bir yıkarak iktidara yürüyor.

    Normal bir ülke olsak apartman komşularının “boş boş konuşuyor” diye altın gününe çağırmayacağı kadın “Ben başbakan olacağım^” diye hepimizi şaşırttı ilkin. Oysa daha önce ben cumhurbaşkanı olacağım diye ortaya atılmış ve milletvekilleri tranferi ile üşenmeyip yüzbin imza ile bütün ittifakı bozma pahasına cumhurbaşkanı adayı olmuştu. Bir el sen dur dedi ve durdu. İkinci olarak yıllardır teskereye evet diyen chp bu seçimde hayır dedi. Ondan önce de hdp ortaklığımızı istiyorsanız teskereye hayır dersiniz diye tehdit etmişti. Bütün tabanını (kanas lakaplı başbakan olacak kadının istanbul’daki dava arkadaşı hariç) ters köşe yaparak eften püften sebeplerle, kendisine hdp yandaşı denilmesini göze alarak hayır dedi chp. Demek ki emir büyük yerden.

    Günün eğlenceli haberi yine geleceğin başbakanından geldi. Buşon parası olarak 3500,00 tl vererek çağdaşlığını yine kanıtlayan imamoğlunun yüzünde rabbiyessir görmüş. İnsana öyle bir gözlük takarlar ki yunanların pontuslu başkanımız diye manşet attığı kişinin yüzünde nur, YPG nin yüzünde barış güvercini görürsünüz.

  7. Amerika bu olayda tutarlı davranmış. Erdoğan şiir yüzünden yasaklanıp hapse girmeden önce ABD İstanbul Konsolusu Belediyede yerinde ziyaret etmiş Erdoğan’ı ve basın önünde destek vermiş, Yargıtayı eleştirmiş.

    https://www.karar.com/yazarlar/yildiray-ogur/bir-zamanlar-bati-yine-icislerimize-mudahale-ederken-1591084

    Ecevit Yılmaz hükümeti de içişlerine karışamaz diye atmış tutmuşlar.

    Nereden nereye. Herkes aynı tutarlılıkta değil tabii. Acaba şimdi birisi iktidara karşı bir şiir yazabilir mi yada okuyabilir mi? Ben de neler soruyorum. Retweet attı diye milletvekilini hapse attılar. Kavala 4 yıldır suçsuz yatıyor. O suçtan olmadı bu suçtan mahkeme mahkeme gezdiriyorlar. Adaletin bu mu dünya …

    Bence bu sefer 70 dakikada dersini aldı iktidar. 26 Kasımda salacaklar Kavala’yı.

  8. Vallahi kim ne derse desin bu görüşme çok iyi oldu ; öyle ya Glaskow’a gitme masrafından kurtulduk !
    Allah Biden’den razı olsun !

  9. Başlangıçtaki planlamaya göre Roma’da ABD ile bir görüşme yoktu , bizimkiler de oradan Glaskow’daki iklim toplantısına geçeceklerdi.
    Ancak son anda Roma’da bir görüşme lütfedilince bu plandan vazgeçildi , geri dönüldü .
    Demek ki Glaskow’a gitmenin amacı Biden ile görüşebilmekmiş , iklim miklim havagazı !
    Eeee.. ben şimdi yerin dibine girmeyeyim de başkaları mı girsin yani!!!
    Herkese selamlar, saygılar ( o başkaları hariç )

  10. Doğal gaza yüzde 48 zam. Çüş demek de yetmez buna. Elektriğe de gelir yakında yüzde 50. Enflasyon da uçar gider. Eyyyy …. hala akıllanmayacak mısınız yandaşlar.

  11. Londra Filarmoni Orkestrası, AKM’de Haydar Haydar’ı çalıyor Almanyada bir klise Cumhuriyet bayramı için İstiklal marşını çalıyor, Zonguldakta Chp liler Cumhuriyet bayramında niye Mehter çalıyorsunuz diye valiye tepki göstermişler. Bunların bir derdi, bir sıkıntısı kesin var.
    Türkler geliyor, Osmanlılar geliyor dedin mi zıplıyorlar.

  12. Avrasya Araştırma, son anket sonuçlarını açıkladı.
    Sonuçlara göre Millet İttifakı ezdi geçti.
    DEVA Partisi ise sürpriz yaparak MHP’ye çok yakın bir yere oturdu. İşte ayrıntılar…Erken seçim yapılmalı mı? Evet yüzde 62 Hayır 29,6 Kararsızım 8,4

    Erken seçim olursa hangi partiye oy verirsiniz? (Kararsızlar dağıtılmadan önce)
    AKP 24,5
    CHP 24,4
    MHP 6
    İYİ Parti 11,3
    HDP 8,6
    DEVA 4,9
    Gelecek 2,6
    Saadet 1,1
    Diğer 2,2
    Kararsız 14,4

    Erken seçim olursa hangi partiye oy verirsiniz? (Kararsızlar dağıtıldıktan sonra)

    AKP 28,6
    CHP 28,5
    MHP 7
    İYİ Parti 13,2
    HDP 10
    DEVA 5,7
    Gelecek 3
    Saadet 1,3
    Diğer 2,7

  13. Konjonkturel bir rahatlama…

    ABD ile yaşanan sorunlar çözüm yoluna girdiği söylenemez; sorunları çözüm yoluna sokabilmenin yolları, kurulması kararlaştırılan “ortak mekanizma” ile aranacak.

    “Ortak mekanizma” çalışmalarına başlayıncaya kadar, herhalde Türkiye’den demokratik kurumların -özellikle yargının- güçlendirilmesi talebine karşılık beklenecek; Demirtaş için olmasa da erken zamanda Kavala’nın tahliyesi beklenecek.

    ABD ile yaşanan sorunların çözüm yollarını aramada ilk döşenecek bu taş -Kavala’nın serbest bırakılması- olacak galiba. Ardından S400 ile ilgili gelişmeler yaşanacak. Eğer ABD’den ilişkilerin yoluna koyulması ile ilgili bir irade beyanı izlendiyse Türk heyeti tarafından, ilk beklenecek olan Kavala’nın serbest bırakılması ile 2. parti S400 füze sisteminin alımının sürüncemeye koyulması olacaktır.

    Türkiye’nin atacağı bu ilk iki adımdan sonra
    Suriye, Doğu Akdeniz ile Libya konularının görüşülmesi için bir yol haritası belirleme çalışmaları başlayabilir…

    ABD’nin, Suriye’de PYD/YPG’ye olan desteğini sonuna kadar sürdüreceğiden emin olabiliriz.

    Bu arada Rusya ile olan ilişkiler nasıl seyredecek, onu izlemek gerekecektir. Belki de tarihinde ne Rusya bu denli Güney’e inebilmiş ne de Türk-Rus ilişkileri bu denli çetrefilli bir hal almıştı. Bakmayın öyle lafta bal-kaymak gibi duran ilişki tanımlamalarına; Türk heyetinin Putin’in kapısında bekletilmesi, iki ülke arasındaki ilişkilerin evvelini de ahirini de anlatmakta çok bariz kanaatler ortaya koyuyor.

    Son on yıl, Türkiye’nin dış politikasının ne denli gerçeklikten uzak olarak uygulandığını ve ABD ile Rusya arasına sıkıştırılmış olduğunun zaman aralığı olmuştur. Buradan çıkış ya ABD’nin yanında ya da Rusya’nın yeninda yer almakla olacaktır gibi gözüküyor olsa da aslında bir üçüncü yol Türkiye’nin kendi gerçekliğine dönerek onurlu bir dış politika ile ülkeler arası ilişkilerini yeniden yönetebilir bir konuma girmesidir.

    Başkasının demesine veya dayatmasına kalmadan, Türkiye, demokratik düzenini yeniden kendi eliyle tesis etmelidir: TBMM güçlendirilmeli, yargı çok ama çok daha bağımsız hale kavuşturulmalı, denge-denetleme sistemine işlerlik kazandırılmalıdır.

    Bizde gerçekleştirilmesi (çok) zormuş gibi duran bu yol aslında en kolay ve en onurlu olanıdır.

    İstisnasız bütün siyasi partiler bu yolu inşaa için seferber olmalı, güçlü bir TBMM ile daha güçlü bir demokratik düzen kurulmasına çalışmalıdırlar.

    Değilse, ülkemizin sıkışıp kaldığı -sanki bir eksen kayması varmış gibi tartışmaları arasında-bir ABD, bir Rusya arasında salınım yaşadığı dış politika onursuzluğunu hep beraber yaşıyor olacaklar.

    Başka da bir yol var mı ki?

  14. Endercim, bu haber senin için.

    Agos gazetesi Twiter da açıklamış.

    Ermeni toplumundan Avukat Berk Acar’ın kaymakamlık sınavlarını kazanmış. Cumhuriyet tarihi boyunca ilk kez bir Türkiye Ermeni toplumundan birinin mülki amir olması söz konusu.
    Bir dönem Vakıflar Genel Müdürlüğü bünyesinde Azınlık Vakıfları Temsilcisi olarak görev yapan Toros Alcan, “Berk Acar’ın kaymakamlık sınavını kazanması Ermeni cemaatinde büyük bir sevinçle karşılandı. Özellikle yurtdışındaki Ermeniler telefon yağmuruna tuttular. Bu bir devrim olarak değerlendirildi. Ermeni toplumu olarak özgür ve eşit vatandaşlar olduğumuzu hissetmemizi sağladı. 7’den 77’ye cemaat çok mutlu”.
      Vakıflar Genel Müdürlüğü’nde Azınlık Vakıfları Temsilcisi olan Can Ustabaşı Türkiye’nin Azınlık Vakıfları’nın mallarının geri iadesi konusunda çok iyi durumda olduğunun altını çizdi. Şimdiye kadar 1084 taşınmazın cemaat vakıflarına iadesi sağlanmış. 21 taşınmazın ise bedelinin ödenmesine karar verilmiş.

    Sizin yapmadığınızı bu hükümet yapıyor Endercim. Artık parmaklarınla bir alkış yaparsın.

    • Fatih bey kardeşim!
      Dünkü cevabında yine bir falso yapmışsın.
      Fuat Avni göndermesiyle.
      Dediklerimi bir araştırırsın. Topa öyle girersin.
      Birisi de 128 i araştırmaya kalktı. Resmi Gazeteye sekiz sütuna manşet oldu.
      Siz de araştırmanın sonuçlarını göze alırsanız, iyi mi olur kötü mü olur sizin taktiriniz.
      İlk sonuç morun elli tonu olarak yüzünüzde ortaya çıkacaktır.
      Fuat avniye gelince ben de malum yerin olduğuna inanıyorum.
      Bu hesap son zamanlarında epey dağıttı. Ama sapıtmadı.
      Taktir ettiğim yönü bu. Yani “belden aşağı” girmedi. Ellerinde materyal olmadığını düşünmüyorum.
      Zaten birinin birilerini tercih nedeninin de bu olduğunu düşünüyorum.
      Temelde herşeyi yanlış ancak “kendi içinde doğru” tercih. Zaman kazanabilmek,uzatmaları oynayabilmek için daha fazla rezil olmayı da göze alarak yapılmış bir tercih.
      Hakkında iki kişide de aynı meteryal var diyelim.
      Birisinin “etik vs ” kaygıları ve çekincelerinin olduğunu düşünüyorsun(öyle olduğunu düşünmenden bahsediyorum)
      Diğerinin de, etik vs bir yana, bire bin de katabileleceğini düşünüyorsun.
      Ne pahasına olursa olsun kimi tercih edersin?
      Tabii ki ikinci tercih.
      Fatih bey kardeşim!
      Siz okumuş birine benziyorsunuz.
      Ancak “muhakeme yeteneği” ilahi bir nimettir.
      Temelde kesbî, değil vehbîdir.
      Tabii ki geliştîrilebilir.
      Doğruları görebilmek için, bir de haram yemiyeceksin.
      Kul hakkına da girmeyeceksin.
      Haram yiyenleri deli gibi desteklersen doğrudan haram yememenin ne kadar kıymet-i harbiyesinin olduğunu taktirlerinize havale ediyorum.
      Keza kul hakları konusundaki çelişkiyi de.

      • Sayın Y.K. cemaat sempatizanları artık bir karar verecek.
        Nasrettin Hoca hep aynı telden çalıyormuş ya; bir gün “Hoca sen niye hep sazın aynı teline vuruyorsun? Bak diğerleri gibi diğer tellere de vurman lazım,” denince cevabı şöyle yapıştırmış: “Onlar doğru teli aradıkları için ha bire ellerini gezdirip duruyorlar. Ben doğru teli bulduğum için başka tel aramama gerek yok.”
        Cemaatin içinde,sazın doğru telini bulmuş’ epeyce insan var.
        Onlara saz da söz de kâr etmez.

        Ben cemaat oluşumunu hep Ay a benzetirim. Ay ın ön parlayan kısmı ve dünyaya kendini göstermeyen arka karanlık kısmı. Biliyorsunuzdur Ay kendini hep dünyaya parlayan kısmını gösterir.
        Cemaate inanmış bir sürü kitle var çevremde. Cemaatin hep parlayan kısmında kalmış.
        Bu mecralarında Güleni gündemde tutmamın sebebi, yıllarca içinde kalmış hep abiler ne derse doğrudur diyen, sorgulamayan ve saf olan kitle. Elbette onlar darbeden haberleri yoktu ve ayrıca mahrem yapılanmayı duysalar bile içeriğini bilmiyorlardı.
        Sizin de camaatin yargı kısmında hizmet eden oluşumunda olduğunuzu varsayarak bilmediğiniz görmediğiniz olaylardan haberiniz olmayabilir. Ama mahrem yapının varlığı inkar edilemez. Sizler buna yanaşmıyorsunuz. Tek doğru benim yaşadıklarım diyorsunuz doğal olarak.
        Ben de burda sık sık Cemaatin içinde yaşamış gördüklerini anlatan kişilerin yorumlarını aktarıyorum sık sık.
        Cemaatin içinde olup da sorgulamaların sayısının artması ülke için hayırlı olacak.Onları dışlayarak değil.

        Gerçeği, inanmayarak ve kuşku duyarak yakalayabiliriz; böyle çocuksu bir tavırla ‘keşke öyle olsa’ diyerek değil.
        Aidiyetlerden ve asabiyetten sıyrılarak, “Platon’u severim, Sokrates’i de severim ama en çok hakikati severim….” diyebilenlerin sayısı çok az.

        Bu süreçte ben profesör olacağama bir albay olsaydım daha fazla hizmet ederdim,” diyen Osman Özsoy, darbeyi ima ettiği konuşmasında, “Allah bu ülkeyi aydınlığa çıkaracak. Türkiye’ye bir şey olmaz,” diyordu ama çok şey oldu. 
        Mustafa Özcan’a yakın bir ekip önce Cemaat’te tasfiyeler yaptı, sonra da darbe oyununa bulaştı.

        Adil Öksüz, darbeden 6-7 ay önce “Kara Kuvvetleri İmamı” olarak Cemaat’in TSK’ya bakan bütün mahrem birimlerinin tepesine atanınca Mustafa Özcan, “Hocam, talebeniz sizi mahcup etmeyecektir,” demişti.
        Fakat o da öyle olmadı.
        Fethullah Gülen daha sonra, “Ben bilmiyorum Adil diye birisi…” dediğine göre mahcubiyeti fazla olmalı.
        Ama ne fayda!..
        Ba’de harab-ül Basra!
        Finans dünyasında “Zararın sermayeye sirayet etmesi” diye bir kavram vardır. Her türlü zarar bir şekilde tolere edilebilir ama zarar sermayeye sirayet ederse artık kurtaramazsınız. Dönüşü yoktur.
        Cami minberinden başlayıp okul sıraları, kolejler, yurtlar ve üniversitelerle büyüyen, dev bir eğitim kalkışmasıydı.
        Ama sonunda bir başka kalkışmaya yenik düşen de Gülen oldu.
        Hocanız bir oyun oynadı. Yenildi. Yenildikten sonra artık hepiniz yenik sayılırsınız. 

        Cemaatin sempatizanları.
        bundan sonra bir karar verecek.
        Bu gerçekleri hasır altı ederek, zamana oynayarak, unutturmaya çalışarak, ‘kalan sağlarla’ yola devam mı edecek yoksa bir tövbe ve yüzleşme ile yepyeni bir formatla, yepyeni bir anlayışla, temiz bir sayfa mı açacak?

          • Sizinkiker sarmaşık gibi ormanı sardığı için, sarmaşığın defi için maalasef çamlarda devrilir. Maalesef olan otlara oluyor.

    • Yüzyılda gelinen nokta bir Ermeni vatandaşa kaymakam olabilirsin izni verilmesi. Olan yok. (Bu haberi daha önce yazmıştım kaçırmışsın). Ne zaman İstanbula bir Ermeni yurttaş belediye başkanı seçilir, o zaman olmuş diyeceğim. Ama yüz yıl daha geçse imkansız!

      Azınlıkların vakıflarına bile çöküldü. Diğer malları ne oldu? 1.5 milyon Ermeni kayboldu. Onu da ne yapacağını açıkla bakayım.

  15. Ender
    31 Ekim 2021 At 22:45

    Türkler 1071’den sonra Anadolu’yu istilaya başlamışlardır. Burası boş bir yer değildi. Bir çok medeniyetin beşiğiydi. Hepsinin izini sildiğinizi zannediyorsunuz. Biraz gerçeklerle yüzleşin. İnkar politikaları ile sadece kendinizi kandırır ve geleceğe güvenle bakamazsınız. Arkanızı kollamaktan. İki de bir beka beka diye vıyaklamalardan belli zaten. Biz Türkler burada kök saldığımızı düşünüyorsak gerçeği görmeli, kabul etmeli ve bir daha yapmayacağımıza yemin etmeliyiz.

    Ender sende biraz Tarih eksik yada Türklerle ilgili bir sıkıntı var. Diyorsun ki burası boş bir yer değildi. Rumlar vardı.Romalılar vardı. Burası Rumiydi, Mevlanayada rumi diyorlar diyorsun.

      Peki madem geriye doğru gidiyoruz. Rumlar, Romalılar Anadoluyu işgal ederek kimlerden almıştı.Yunanlılardan önce Bizanstan önce kimindi buralar. Onların mıydı bu topraklar. Rumlardan önce buralarda adam yokmuydu. Boş arazi mi diyorsun.

    Türkler Anadoluya geldiğinde Bizans ve Rum yönetimleri halkı bezdirmişti zaten. Türkler rum halkına hiç bir zaman zulüm yapmadı. Rum halkına yardım etti.Rum halkı Bizanslılardan Türklere sığındı. 900 sene birlikte yaşadık zaten. Onları mı gönderdik bir yere. Hayır. Üstelik
    Osmanlıarın son dönemlerinde Ermeni,Arap, Rumların yıkıcı faaliyetlerine maruz kaldık. Mübadeleler de Kurtuluş savaşından sonra oldu. Bütün dünyaya belgeleri açtık gelin sizin dediğiniz katliamları netleştirelim dedik.yemedi tabi.  Senin gibileri avlarlar sadece.

    • Sizin gibilere de revizyonist diyorlar. Tarihi eğip büken yok eden anlamında. Niye her yerin ismini değiştiriyorsunuz onu açıkla. Sana sığınan (!) Rumlar’ı Ermenileri nasıl yokettin, mallarına nasıl çöktün onu da açıkla.

      • Ender yine atmışsın. Türke sığınan hiç kimse yok edilmemiştir. Harf inkılabı nı da Chp yapmıştır. Dersimi de Chp bombalamıştır. Onlara bi soruver.

      • Onu dedesi cemal paşadan kalma yalısında sefa süren hasan cemal açıklasın istersen ender arkadaş?!
        Güroymak ın adını norşin yaptık da nooldu? Hala hdp belediyesi…

  16. İktidarın yapması gereken demokratik kurumların güçlendirilmesi, insan haklarına saygı ve hukukun üstünlüğünün tesis edilmesi. Biden bunları hatırlatmış. Doğru da yapmış. Bizim muhalefet de bunları tekrar tekrar hatırlatıyor. Millet de bunu istiyor. Hepimiz bunu istiyoruz. İktidar bunları yapmamakta ısrar ediyor. O zaman görevden affını kabul ediyoruz. Gidebilir.

  17. RELAKS OLABİLİRİZ
    Rahatlayalım, gevşeyelim, relaks olalım.
    Afganistan hamlesiyle Biden de, Küresel Kapitalistlerin emirlerinden bir santim çıkamayacağını gösterdi.İnsan hakları vs.nin mitolojik bir anlamı olduğunu net bir şekilde izah etti.
    Biden’in içerisini, Erdoğan’ın dışarısını ikna dışında dertleri yok.
    Trump mı ? Yoksa Biden mi daha avrasyacı? Sorusunu hala çözemedim.
    Daha doğru ABD başkanlığı mı? Yoksa avrasyacılar eşbaşkanlığı mı? Öncelikli görev hangisi daha çözemedim.
    Küresel konseptin dayattığı misyona (iki ülkeye de) ve senkronize icraatlara bakar isek, son derece rahat olabiliriz.
    Küresel Kapitalistlerin bir dediklerini iki etmediğimize göre no problem.

      • Yok yok, sene sonuna doğru kendi üreteceğimiz F-202-35’i uçuracağız. Baaaak, siz vermediniz ama biz yaptık diyeceğiz. Ya kendi reisini de hiç dinlemiyorsun.

      • Evet alın onu da başka bir depoya tıkın. Kullanamıyorsun, kilidini bile açamıyorsun. Açsan kime karşı kullanacaksın. Suriye’de izin vermez Rusya. Yunanistan mı? Irak mı? Gerçekten merak ediyorum, kime karşı savunma yapacaksın S-400 ile? Bu kafasız iktidarın boş yere verdiği diyetlerden birisi. Uçak düşürmeye karşı olsa gerek. Karşılığında da F-35 projesinden atıldı. Oraya verdiği paralar da havaya gitti. Şimdi F-16 bile vermiyorlar. Artık damadın oyuncakları ile idare edeceğiz görünüyor.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız