Cumhurbaşkanı medyadan memnun değil.. Memnun kalınacak medya için teklif ve temennilerim…

31

Dün akşam üzeri TV5 kanalında bir programa uzaktan katıldım ve 20 dakikayı bulmayan bir süre içerisinde programı sunan iki gazetecinin güncel konulardaki sorularına cevaplar verdim. 

Saat 16.00’da haber programını TV5’te kim dinler?

Dinlenmiş.

Galiba TV5 programda söylediklerimden satır başlarını sosyal medya hesabından da duyurmuş.

Ardından söylediklerimle birlikte şahsımla ilgili kanaat belirtenler oldu.

ABD başkentinde mesleği uzun yıllar sürdürdükten sonra ülkeye dönen ve halen Milliyet’te köşesi bulunan bir gazeteci, Hakkı Öcal, benim için, “Bir gazetede yazmaması ve TV’ye çıkmaması bence çok yanlış. Bir yerde editör olsam, bizde yazmasını rica edeceğim ilk kişi olurdu” görüşünü paylaştı.

Yalan söyleyecek değilim: Hoşuma gitti.

Ben gazetelerde ve TV’lerde yokum, Cumhurbaşkanı medyadan mutlu değil

Reklam

Sizler bu yazımı okuduğunuza göre biliyorsunuz: Ben yazmaya devam ediyorum. Kendi adıma oluşturduğum bu sitede güncel konularda ne düşündüğümü merak eden okurlarla buluşuyorum. Kısa bir ara dışında dört yılı aşan bir süredir her gün görüş açıklıyorum. Sizler de okuyorsunuz.

Hoşuma giden takdirin yazılmasına vesile olan TV5 mülakatının da gösterdiği gibi, ilgi duyan alternatif kanalların ekranlarında göründüğüm de oluyor. Kanalların internet siteleri söylediklerimi yazılı, Youtube‘ta da görüntülü olarak görüşlerimi ilgi duyanlara ulaştırıyor.

Gazetelerde köşem yok, çok izlendiği düşünülen kanallardaki programlar bana kapalı, ama olsun, görüşlerim muhataplarına erişebiliyor.

Mutluyum.

[Başımdan geçen bir davet olayını daha önce yazmıştım, özetleyeyim: Herhalde bir yılı geçti, çok izlendiği varsayılan haber kanallarının birinden programa davet için aradılar. “Ben yasaklıyım, bir yanlışlık olmasın” dediğimde, daveti ileten genç kız, “Öyle şey olur mu?” tepkisini verip teyit için yeniden arayacağını söyledi. Hala arayacak.]   

Eksikliğini hissettiğim hiçbir şey yok.

Fakat galiba devleti yönetenler bir şeylerin eksik olduğunu hissetmeye başladılar. 

Şu satırlar dünkü bir konuşmadan:

Reklam

“Gerçek iktidarın fikri iktidar olduğunu gayet iyi biliyoruz. Şahsen bu konuda kendimi biraz mahzun hissediyorum. Samimi bir muhasebeyle, geçtiğimiz 18 yılda her alanda, tarihi eserlere ve hizmetlere imza attığımızı ama eğitim ve öğretimde, kültürde arzu ettiğimiz ilerlemeyi sağlayamadığımızı düşünüyorum. Medyamız en modern altyapıya sahip ama bizim sesimizi ve nefesimizi yansıtmıyor. İlimde, sanatta, kültürde hep benzer sıkıntılarla karşı karşıyayız. Fikri iktidarımızı hala tesis edemediğimiz kanaatindeyim.”

Tahmin etmişsinizdir; konuşmayı yapan 18 yıldır iktidarda olan partinin genel başkanlığını da sürdüren Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan.

Belli ki, ülkeyi 18 yıldır yöneten iktidar, en tepe noktasında, ara sıra da olsa durum muhakemesi yapıyor. Bunu yaptığında, kültürde, sanatta, fikir hayatında gözlemlediği durumu beğenmiyor. Hayıflanıyor.

Hayıflanılacak bir durum olduğu belli, ancak bunun sebebi uzun konuşmadan buraya alıntıladığım kısa paragraf içerisinden bize bakıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan siyasi iktidarın yanında fikir alanında da iktidar olmaya talip.

Oysa fikir alanı siyasi iktidarın üzerinde iktidar kurabileceği bir alan değildir.

Fikir alanı özgürlük alanıdır. Fikirlerin özgürce ifade edilebildiği ortamlar ülkenin ve doğal olarak ülkeyi yönetenlerin övünç kaynağıdır. Ekonomide olduğu gibi fikir alanının da bir piyasası vardır. Ekonomi alanı nasıl emir ve talimat kaldırmaz, müdahale edilen piyasadan hayırlı sonuç alınmazsa, fikir, kültür ve sanat alanlarına tepeden müdahalelerle iktidar kurulmaya kalkışılırsa, o müdahaleyi yapanlar da bundan zararlı çıkar.

En modern altyapıyı sağlarsınız, ancak ortaya çıkan ürün sizi hayıflandıracak ilkellikte olabilir.

“Kemalât kem âlât ile olmaz” demiş eskiler; gerçekten de mükemmellikten çok uzak bir iklimde mükemmelliğe ulaşılamaz.

İstenir ve zorlanırsa, medyada kimlerin köşesi olacağına, ekranlarda kimlerin görüneceğine ve kimlerin medyada görünmez hale getirileceğine karar verilebildiği, şu son üç-beş yılda ülkemizde görüldü. 

Görüldü, ama öyle anlaşılıyor ki, bununla istenilen sonucun alınabileceğini düşünenler de ortaya çıkan manzaradan pek mutlu olmadılar.  

İslam Dünyası İslam’a ters düşerse…

Doğru olan davranış, iktidar sahiplerinin, fikir alanından, kültür ve sanattan ellerini çekmesidir.

İslam Dünyası’nın İslam’ın temel ilkeleriyle ters düştüğü yer de tam burasıdır.

Muhalif bir gazetecinin, Cemal Kaşıkçı’nın, vücudunu en vahşi biçimde ortadan kaldırmaya kadar işi vardıran bir ülke bile çıktı. 

Oysa, İslam’ın rehberi olan kutsal kitapta (Zümer süresi, ayet 18), Müslümanlar için, “Onlar her sözü dinler en güzeline uyarlar” tanımı yapılıyor.

Yani bütün fikirlerin rahatlıkla ifade edilebildiği bir ortam olacak, görüşler serbestçe ifade edilebilecek, insanlar hepsini dinleyip kendi muhakemelerini kullanarak, en iyi, en güzel ve en doğru hangisiyse onu benimseyecekler.

İlim, fikir, sanat insanlarının, gazetecilerin kendilerini tamamen özgür hissetmedikleri bir ortamdan hayır gelmez.

Herhangi bir gazetede köşem olsaydı bu yazıda ifade ettiklerimi yazabilir miydim?

Yazardım, ama herhalde ardından yazdırılmaz hale gelirdim. Televizyon ekranlarına veda etmek zorunda da kalırdım.

Öyle olmadı mı?

[Bana bunları düşündürdüğü için Hakkı Öcal’a ayrıca teşekkür ederim.]

ΩΩΩΩ

31 YORUMLAR

  1. Başın öne eğilmesin
    Aldırma reis aldırma
    Sızlandığın duyulmasın
    Aldırma gönül, aldırma

    Dışarda havuz medyası
    Gelip mahzunları yalar
    Seni bu yalakalar oyalar
    Aldırma gönül, aldırma

    Görmesen bile fikiri
    Yukarıya çevir gözü
    Fikir gibidir gökyüzü
    Aldırma reis, aldırma

    Dertlerin kalkınca şaha
    Bir sitem yolla Mustafa’ya
    Görecek günler var daha
    Aldırma gönül, aldırma

    Palavra ata ata biter
    İktidar gide gide biter
    Sefa çeke çeke biter
    Aldırma reis, aldırma

  2. Cumhuriyet değerlerine ve Atatürk devrimlerine bağlı olarak yetişen sağ ve sol laik kesimler, orta halliden iyice bir performans göstermişlerdir. Bugün ülke çapında en ileri teknoloji ile çalışan özel sektör şirketlerinde ve devletin Aselsan, Havelsan, Roketsan gibi değerli şirketlerinde çalışan teknik personelin tamamına yakını bu nitelikteki insanlarımızdır. Hakeza kalburüstü iş yapan orta veya küçük şirketlerin çoğu da benzer nitelikte insanlardan oluşur.

    Siyasal İslamcılar ise daha çok ticarette, esnaflıkta, hac malzemeleri satışlarında, tarikat holding ticarethanelerinde ve rantiye-şantiye müteahhitliğinde yoğunlaşmışlardır. İmam Hatip Liseleri, istisnalar dışında, üniversiteye giriş sınavlarında en başarısız okullar arasındadırlar.

    Fikir dünyasında laik aydınların çok başarılı olduğu kanaatinde değilim. Fakat yine de en başarılı romancılar, hikayeciler, sinema yapımcıları, müzik-sinema-tiyatro sanatçıları ve benzerleri büyük çoğunlukla sol veya sağ laik kesimden çıkmaktadır. Siyasal İslamcı kesim sanat dünyasında yok gibidir. Fen ve sosyal bilimlerde de durum aynıdır.

    Erdoğan’ın konuşmasının tamamını okudum ve şunu anladım. Kendi yarattığı ve beslediği yandaş medyadan umudu kesmiş. Hatta imam hatip okullarından ve siyasal İslamcı münevverlerden de umudu kesmiş. Kendisini bir şekilde ‘takkeli bozkurt’ yapan derin devletin Avrasyacı kanadından da bir şey çıkmaz sonucuna varmış. “Bu arayışa herkesin katkı sağlamasını özellikle bekliyoruz” diyerek dini inancı da olan laik kesimden fikri destek bekliyor.

    Bu konuşma Erdoğan’ın senede bir yaptığı ve içini döktüğü samimi konuşmalarından biridir.

  3. Cumhuriyet dönemini ikiye ayırabiliriz: 1923-1950 (27 yıl) ve 1950-2020 (70 yıl). Çok partili dönemde ‘vesayet rejimi’ çeşitli baskılar uygulamış olsa da İslamcı muhafazakar kesim düşüncelerini büyük ölçüde ifade edebilmiş, örgütlenebilmiş ve çeşitli alanlarda faaliyetlerini sürdürebilmişlerdir.

    Gazete ve dergiler çıkartmışlar, siyasi partiler kurmuşlar, vakıflar-dernekler aracılığı ile örgütlenebilmişlerdir. 1980 sonrası özel radyo ve TV’ler döneminde çok sayıda radyo ve TV kanalına sahip olmuşlardır. İnternetin gelişmesi sonrasında sayısız dini içerikli muhafazakar web siteleri açılmıştır. Diğer yandan tarikatlar giderek gelişmiş, öğrenci yurtları açarak gençleri devşirmişler, ticarette işi büyütüp holdingleşebilmişlerdir.

    Siyasette ise 1973’te CHP-MSP, 1996’da Refah-Doğruyol koalisyonları kurulmuş ve Refah Partisi çeşitli belediye seçimlerini kazanabilmiştir. Nihayetinde 2002-2020 döneminde İslamcı siyasetçi R.T.Erdoğan liderliğindeki AKP iktidarı gerçekleşmiştir.

    Sağ muhafazakar kesimin pek çoğu laik Müslüman ve Atatürkçü olduğu için, devletin getirdiği bazı kısıtlamalar ile kayda değer bir sorun yaşamamışlar hatta bu kısıtlamaların bir kısmını doğru bulup desteklemişlerdir. Fakat laik sağ muhafazakarlar aralarında oy geçişi olduğu için İslamcı muhafazakarları hoş tutmuşlar ve onlara daima alan açmışlardır.

    Siyasal İslamcıların bir fikri vardıysa eğer, bunu topluma aktarmak için yeterince zaman ve imkan ellerine geçmiştir. Fakat hiçbir zaman %20’den fazla gerçek taraftarları olmamıştır. Toplumun en az %70’i ise bir şekilde laik rejimi tercih edip, kurucu lider Mustafa Kemal Atatürk’e sevgi ve saygıyla bağlılık duymaktadır.

  4. Adı ‘vesayet rejimi’ ile özdeşleşen üç liderin bazı uygulamalarını hatırlayalım.

    i) Atatürk din işlerini Sünni Diyanete teslim etmiştir. Kuran’ın mealini Elmalılı Hamdi Hoca’ya yaptırıp tüm Türkiye’ye dağıtmıştır.
    – Atatürk İsmet İnönü’yü görevden alıp Başbakanlığa Celal Bayar’ı getirebilmiştir.
    – İmam Hatip okulları tek partinin son döneminde CHP tarafından açılmıştır.

    ii) 1960-1966 arası Genelkurmay Başkanı, 1966-1973 arası Cumhurbaşkanı olan Cevdet Sunay 1969’larda şöyle demiş. (O yıllarda bazı sol hareketler anarşist hatta terörist bir niteliğe dönüşüp ülkedeki siyasi istikrarı tehdit eder hale gelmişti):
    “Bugünkü Laik okullar birer anarşi yuvası haline geldi. Bu Laik okullardan yetişen gençlere memleket idaresi teslim edilemez. 10 Yıl sonra bunların hepsi iş başına geçecekler. Onlara nasıl güvenebiliriz. Hem biz Laik okullara karşı imam hatip okullarını bir alternatif olarak düşünüyoruz. Devletin kilit mevkilerine yerleştireceğimiz kişileri bu imam hatip okullarında yetiştireceğiz.”

    iii) 12 Eylül ihtilalinin lideri Kenan Evren Paşa ise Cumhurbaşkanı olduğu dönemde yaptığı konuşmalarda sık sık Kuran ayetlerinden örnekler veren dindar bir adamdı. Yakın dostlarıyla yaptığı bir konuşmada mikrofondan şöyle demiş.
    “Arkadaşlar bu okullar (İmam Hatip Liseleri) beğenirsiniz, beğenmezsiniz, Türkiye’de çok önemli bir işlevi üstleniyor. Eksikleri olabilir, fazlalıkları olabilir, ama bu okullar kesinlikle gerekli okullardır. Haa şu belki yapılabilir, bu okullar üzerindeki denetim arttırılabilir..”

    Not: Gülen Cemaati uzun yıllar devlet tarafından desteklenmiştir.

    ‘Vesayet rejimi’, Siyasal İslamcıların iddia ettiği gibi davranmamıştır. Sorun, siyasal islamcıların Devlet ile uzlaşmayı reddedip laikliği dinsizlik olarak görmelerinden kaynaklanmıştır.

  5. Fehmi Bey yine ne güzel anlatmış ve tavsiyelerinizi güzelce sıralamışsınız, tabii dinleyen kulaklara. Alıntılanan paragraf, CB nın ruh halini ve ileriye dönük fikri iktidarı eline almak için de gözü kararttığına işaret ediyor. fikir dünyasını daha da tektipleştirecek neler yapmaya talip ve hevesliler yaşayarak göreceğiz. Ne kadar yazık.

  6. Kavanoz dipli dünyada ne beklersin üstad o beğenmediğin bir dönemde iki köşe yazısı bir ikide televizyon kanalı dolaşıyordun buğun yazacak ne bir köşen var nede bir televizyon kanalın var. TV kanalında gece yarılarına kadar konuşubta iktidara getirdiğin kişiler şimdi sana köşesinde yazı yazacak köşe bırakılmadı. Üstadım bir siz değilsiniz bu duruma düşen. Bir çok insan bu hale düştü, rahmetli Erbakan 50 yıla yakın bir süre uğraştı. Onun sayesinde yükselenler buğun ismini bile anmıyor. Üstat sen canını sıkma bende senin düşündüğün gibi düşünüyorum. Ben tek kişi kalsam bile doğru yolda olduğuma inanıyorum eğer siz de inanıyorsanız geri kalanı teferruattır. Herkes’in görüşüne saygılar başkasına diretmediği sürece.

  7. Hoppalaaa..bir yaşıma daha girdim ! Biz bu güne kadar hep ‘siyasi iktidar’ı bilirdik ,meğer bir de ‘fikri iktidar ‘ varmış ! Eee.. öğrenmenin yaşı yok , ne yapalım , öğreneceğiz .Yalnız bu nedir diye araştırdım , arkadaşların da yorumlarına baktım ; pek bir şey bulamadım .Anladığım kadarıyla ‘kültürel hegemonya ‘ olsa gerek ! Peki 18 seneden beri yönetimi elinde tutan , üniversiteleri 203 e , imam hatipleri de 5150 ye iblağ eden ,ülkenin her tarafını kontrolüne alan AKP bir tek ‘fikri iktidar’a mı sahibolamadı olacak şey değil ! Yani bir hacı leylek kalmış ; neyse inşallah bir 18 sene daha iktidar nasibolur , ona da sahibolurlar ! Herkese selam ve saygılar.

  8. Ümit özdağ IP istanbul başkanının FETÖ cü olduğunu iddia etti.
    Ne Ümit Özdağ bugün girmiş partiye nede İstanbul il başkanı.Şimdi mi aklı başına geldi.
    Bence artık Meral akşener in çatı adaya karşı çıkma ve aday olma ihtimali kalmadı ve sıfırlandı.
    Kısaca Çatı aday için plan işlemekte.
    Buda bu planın bir parçası
    Bakalım kutudan kim çıkacak.

  9. Bu devran böyle değil mi?

    Bir zamanlar 10 TV de aynı anda çıkan gazetecilerin(Çölaşanlar,Yozdiller.. ) yerine birileri geldi.Aynı anda onlar 10 TV de çıkar oldu.O dönemlerde Çölaşanlar figan ediyordu.Daha sonra onlarda gitti.Şimdi gidenler aynı feryadı ediyor.Ancak işini iy yapan her daim izleyic ve mecra buluyor.Bakınız sözcü,fox.Fox tek başına diğer tüm kanalların reytinigini yapıyor.
    ve bu dönemde hiçbir şeye sansür vurulmuyor.Bakınız Fehmi beyin sitesi tek başına bir gazete kadar hit alıyor.
    Yani kısaca bu mağdur edebiyatına gerek yok.Çünkü mecra çok.

  10. Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar.
    Eğri olsam yay gibi elde tutarlar beni,
    Doğru olsam ok gibi yabana atarlar beni.
    Doğruluk keskin kılıç gibidir…

  11. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, kendisinin başlattığı askıda ekmek projesini eleştiren DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’a tepki gösterdi. Bahçeli, “Bunların mayaları lekeli sicilleri bozuk” dedi.Kaynak:İnternet Haber. Yorum:Deva Partisi Genel Başkanı sayın Ali Babacan,Diyarbakır,Erzurum,Erzincan illerinde halkla buluştu.Kendisine ve partisine olan ilgi büyük.Merkez sağ ve ülkücü seçmen kitlesi Babacan a ve Deva partisine karşı sempati duyuyor.AKP ve MHP seçmen tabanı, yeni partilere ve özellikle Deva Partisine kayıyor.Bu durum, Erdoğan ve Bahçeli yi öfkelendirdi.Yenilgiyi adam gibi kabullenemiyorlar,canavar gibi saldırıyorlar.Sayın Babacan;”Durmak yok,camavarları öfkelendirmeye devam!”Başarılar,saygılar.

  12. birçok köşe yazısı okuyup sonra tümünün yerine sizin yazınızı günlük takip eden kendi işinden emekli olan biriyim
    ekseriye yazılarınız, farklı yeni fikirlerle düşünce dünyamıza ilaveler yapmakta
    cahilleştiren bir yazıyı neden okuyup hem kendimi cahil hem zamanımı kaybedeyim
    içinde yaşadığım veya okuduğum bir gerçeği bir köşe yazarı tam tersini yazarak beni inandırmak istemesi
    bilhassa yakın tarihle ilgili siyasi dini ve iktisadi konular

  13. C.baskani eleştiri yapmış ancak bence onun eleştirisi birakactane gazete var muhalif gibi takılan ve. İyi satış yapan bunlar karar ,t 24 ,sözcü ,cumhuriyet ve vb.bu gazetelerinde onun temennisi pembe gazete moduna geçmesi ( rockyfeller gazetesi) yani hep uçuyoruz haberleri istiyor.birde hiçbir zaman eleştiri yapılmasın şu anda mod o iktidar gazetelerinde en küçük bir eleştiri bile yazarın telef olmasıyla sonuclaniyor.yani burada istediği kadar insanlar medya tarafsız değildi dese bile 51 yaşındayım böyle 10 gazete ve bütün çok seyredilen tvler hiçbir zaman iktidar kontrolünde olmadi kimse aksini iddia etmesin bu doğru değil .Allah var

  14. Hakkı Öcal Milliyet’ten uzaklaştırılmasa bari!

    “…Medyamız en modern altyapıya sahip ama bizim sesimizi ve nefesimizi yansıtmıyor…”(RTE). Niçin şikayet ediliyor.. istenen tam da bu değil miydi ki?…

    Kimse bizi eleştirmesin, yanlışlarımızı söylemesin, icraatımız sorgulanmasın; “ne yaptıysak vatan, millet için yaptık” anlayışının ta kendisi..ne kadar doğru, ne kadar yanlış şey varsa, hepsini harmanlayıp tek bir kefeye koyduk, tek bir doğru çıktı.. “mesele vatan ise gerisi teferruattır” anlayışının ta kendisi…

    Fikri iktidar sağlanacak derken fikren eleştirilen ve yanlış olduğu kabul edilenlerin suyundan gidildi, kuyusuna inildi. Neden şikayet ediliyor ki?

    Gelinen noktada, fikri iktidar yoksunluğundan şikayet ediliyor edilmesine de, AK Partinin “siyasi iktidarı” da tartışılır durumda değil mi ki? AK Partinin fikri çıkış noktasına dönülüp bir bakılsın; zıt ve mücadele edilen, kendilerine göre ters fikir sahipleri ile şimdilerde siyasi iktidarını paylaşıyor ya AK Parti.. kendi fikir ustalarını, işçilerini, bir bir trenden indirmedi mi, pardon, aşağıya atmadı mı AK Parti? Neden şikayet ediliyor ki?

    Ben, bu sözlerin arka planında, AK Partinin siyasi iktidarın zayıfladığının bir hayıflanmasını da görüyorum; fark edilen biraz da bu.

    Aslında bu çok önceleri de fark edilen bir olgu.. ta ki ezeli (siyasi) düşmanlarıyla ortaklığa soyunulandan beri bu böyle. Bunu bilmeyecek ne var!

    Ne var ki; hep söyleyegeldiğim Türkiye’nin çatı siyasi omurgası sağ-muhafazakar kitle, bu yanlışlığını pek/hiç göremiyor: Sorgusuz sualsiz kendi cenahından siyasilere destek veriyor olmasını.. Sağ-muhafazakar siyasilerde bu krediyi tepe tepe sonuna kadar kullanıyor. Olan biraz da bu; sen iktidarını diğerleriyle paylaş, tabanına da, tam iktidar (muktedir değil) olduğunu bangır bangır anlat. Nasıl olsa satın alan bir kitle mevcut.

    Basının sesinin kısılması, hayır; yandaş medya oluşturulması; muhalif ya da aykırı/farklı ses çıkaran gazeteci-yazar, bilim adamı, akademisyen, kanaat önderleri tecrit edilsin; sadece siyasi-politik alandan değil, neredeyse sosyal hayattan bile…Bu, tam da “Eski Türkiye” uygulamaları değil mi? Buradan fikri iktidar çıkmaz!

    Siyasi iktidarın paylaşıldığı ortaklıktan “fikri iktidar” nasıl çıksın ki?
    Bu ahval içerisinde Sn. Hakkı Öcal’ın temennisi de gerçekleşmez henüz.

    İslam Dünyası ile Müslüman politikacıların İslam ile ters düşmesi ise, işe koyulurken yanlış iliklenen düğmelerden kaynaklıdır: Ya metot yanlıştır ya da söylemler.. ya da görülen hayalden öte bir şey değildir! En azından sağ- muhafazakar kitleye hep bu “hayal” gösteriliyor.

    Ben de bu (ham siyasi) hayal ile uzun süre yaşadım diyebilirim. Şimdiyse başka yeni hayaller kuruyorum: Adalet, hakça paylaşım ve fikir özgürlüğü. “Eşitlik” ise eşyanın tabiatına aykırıdır…Hak, hak, hak!

    Hak neyse o.

  15. Öncelikle yazarların cesur olması gerekir.Sn Koru yazamiyorsunuz doğru neden ve ne için yazmadiginizi kimlerin kime emir verdiğini net açıklayarak bu sürece yardımcı olabilirsiniz.

  16. “Kontrolsüz güç,güç değildir” desem Pirelli reklamı yapmış mı olurum?
    Bu söz iktidarlarca şöyle anlaşılma eğiliminde; “basın dünyası,kültür hayatı,yargı” gibi güçler kontrol altına alınmazlarsa gerçek birer güç olmazlar.
    Oysa bunları kendi güçlerinin kontrol mekanizmaları olarak kabul edebilseler,onların fren sistemlerinin etkisiyle güç aşımlarının zararlarından korunarak değerlerini tarih sayfalarının belirleyeceği gerçek güçlerine erişecekler.
    Gel gör ki işin içinde nefis var.
    Şimdi bir daha “kontrolsüz güç,güç değildir?” desem ahir zaman trolleri bunu acaba nasıl tevil ederler?Tahminim ” santralsiz güç güç değildir,santrasız maç ta maç değildir!” yönünde.

  17. “fikri iktidari siyasi kadrolar degil ilim ,sanat ve hikmet insanlari insa eder”
    evet bunu da erdogan soylemis ayni konusmada, ama her ne hikmetse bizde yazar-cizerler hep islerine gelen tarafini hoslarina geldigi gibi bahseder..keseri eline alan kendine gore kesiyor, gasteciler de biraz oyle..kendinin super oldugunu dusenebilir.

    • siz Erdoğanı anlayabiliyorsunuz her halde havva hanımefendi!

      Erdoğan bir süre önce ” hey yavrum heeyyy! vatandaş halinden memnun” da demişti. sizce hangi vatandaşa… niçin söylemişti bunu?

    • havva hanımefendi akp nin iktidar ortağının askıda ekmek kampanyası hakkında ne düşünüyorsunuz.
      askıda ekmek kampanyası hep vardı bu ülke de korkuyorum şimdi hayırsever insanlar bu hayırlı iş den vazgeçecekler diye endişeleniyorum.

  18. Su akar yolunu bulur demişler. Belli kesimlere ve kişilere kapatılan TV kanalları ve gazetelerin reytingleri bildiğimiz kadarıyla yerlerde sürünüyor. İnsanlar okumak ve izlemek için farklı mecralar buluyor. Bunun anlaşılması da güzel bir durum.

  19. FEHMİ KORU’nun bugünkü bu yazısı beni önce yarım yüzyıl öncesine götürdü, sonra bugüne ve son yıllarda yaşananlara ve hâlen yaşamakta olduklarımıza getirdi…
    TEK YOL dergisini yayınladığımız 1970’li yılların başları ve il yazılarımız… Fehmi Koru’nun yönetiminde YOL gazetesi denemesi… KAYNAK Yayınevi ve ilk seri kitaplar… AKYOL Matbaası Ve Yayıncılık ortaklığı yılları ve ilk önemli kitaplarımızın kendi matbaa ve yayınevlerimizde basılıp yayınlanması… Ve 1972 yani Millî Gazete’nin kurulup yayına başlamasından bugüne kadar yaşananlar, yazılanlar ve halen devam etmekte olan günümüzdeki durum…
    Ve de benzer çalışmalarla geçen tam yarım yüzyıl…

    Hülasa olarak…
    Günümüzdeki yaşanan durum…
    Fehmi Koru’nun bugünkü yazısında yazdıkları…
    Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın eğitim vs. ile ilgili söyledikleri…

    Yazılabilecek ve de yazılamayacak o kadar çok bizzat yaşanmış şeyler var ki…
    Yaşananları ve olması gerekenleri yazacak bir faydası olur mu ki…
    Neyse…
    Bu kadarı da kâfi!

    İzmir’deki başlangıç yıllarımızdan beri yani yine yarım yüzyıldır beraber olduğumuz akademisyen arkadaşımız, üç gün önce, gazetedeki günlük köşe yazımın altına, “durumu özetleyen” şu kısa yorumu yazmış: “Hasan Özket – Allah razı olsun. Ferdî olarak “Ücretsiz Uyandırma Servisi” vazifenizi hakkıyla yerine getiriyorsunuz. Buna da mekanı ancak “Millî Gazete” açar. Tedavi ise “Akevler Usûlü” yani “Yeni Usûlü’l-Fıkh’la İctihad/ الاجتهاد باصول الفقه الجديدة” ile üretilen “Adil Düzen” diye ünlenen uygulamaya dayalı oluşan fikrî yapının genişlemesi, çeşitlenmesi iledir. Gayretlerinde sabrına dua ediyor, başarılar diliyorum. 18 Ekim 10:46″

    Bugünkü merakım şu: Üstad her gün Fehmi Koru’nun yazılarını değerlendiren yorumlar yazıyor; bugünkü yazıya yazacağı yorumu şimdiden merak ediyorum…
    (Merak etmeyin, Üstad’ın yazacağı yorumun linkini size ulaştırırım, inşallah…)
    Selam ve sağlık dualarımla…

  20. Maalesef şu Ülkede ben şimdiye kadar tarafsız medyaya rastlamadım. Tv programlarını izliyorum futbol maçı izlemekten hiçbir farkı yok, hep aynı kadro hep aynı taktik doğrusu hiç zevk vermiyor…

  21. milleti millet yapan ana unsurlara fikri alanı kapatıp “nostaljik bir çeteye” teslim ederse sonuçtan kimse memnun kalmaz elbette.

    ama üzülmesen cumhurbaşkanı! mansimov’dan ağar’a geçen marinada buluşan “nostaljik susurluk çetesi” “reyiz bizden memnun değilmiş, ne yapsak da ulu bilge reyizimizi memnun etsek” diye konuşmuşlar! saatlerce:))

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız