Derin devlet ve kurbanları, bizde ve başka ülkelerde.. Dün ve bugün…

30
Reklam

Önce bir hikaye aktaracağım.

Adamın biri maaşını aldığı gün evine gitmek üzere otobüs durağına gelmiş. Onun maaşını çektiğini gören bir hırsız da adamın peşine takılmış. Otobüse bindikleri anda hırsız adamın cüzdanını cebinden çekivermiş. Bilet almak için elini cebine götüren adam içindeki paralarla birlikte cüzdanın gittiğini fark etmiş. Çaresizlik içerisinde kalan adam, şoför tarafından bilet parası için sıkıştırılınca, ne yapacağını şaşırmış. Yüzü utançtan kıpkırmızı olmuş. Şoför ağır sözlerle adamı beleşçilikle suçlamaktaymış. Sonunda hırsız duruma el koymuş ve fedakarlıkta bulunduğunu etrafa da hissettirerek, adamın bilet parasını kendisi ödemiş.

Tabii adamın utancının sebebinin kendisi olduğunu kimselere çaktırmadan…

Parası çalınan adam parasını çalan kişi olduğunu bilmediği hırsıza kendisini utançtan kurtardığı için övgüler yağdırmaya başlamış. Yalnız o da değil, otobüsün diğer yolcuları da, hırsızın ne kadar âlicenap biri olduğunu, onurlu bir iş yaptığını öve öve bitirememişler…

Bu bir hikaye ve hikaye burada bitiyor.

Hikayeyi Kuveyt’te çıkan ve benim her gün göz attığım iki Arap gazetesinden biri olan ‘Arab Times’ın yayın yönetmeni de olan başyazarı Ahmad Jarallah’ın yazısından aktardım.

Yazının başlığı ‘Derin Devlet ve Otobüsteki Hırsız’.

Jarallah ülkesinde var olduğunu sezdiği ‘derin devlet’ ile anlattığı bu hikaye arasında ilişki kuruyor.

Reklam

Dediği şu: “Ülkemizde mevcut ‘derin devlet’ işte o hırsız gibi, vatandaşlardan çalıyor, sonra ortaya bir kriz çıktığında, halka cömertlik yaparak o durumdan da çıkar sağlıyor.”

Kuveytli gazetecinin ‘derin devlet’ dediği, siyaset bilimine ülkemizin katkısı olan ‘derin devlet’ kavramından biraz farklı. O daha çok ‘güç odakları’ diye adlandırılabilecek bir kesim için kullanıyor o kavramı.

Yine de konuyu vurgulamak üzere kullandığı hikaye hoşuma gitti.

Biraz da aklım Sinan Ateş suikastı ardından ‘derin devlet’ kavramına takıldığı için olabilir…

İnternet ansiklopedisi Wikipedia’yı kaynak olarak kullananlar, ilk kez karşılaştıklarında anlamını öğrenmek için ona başvurduklarında, ‘derin devlet’ (İngilizcesi ‘deep state’) maddesinde, kavramın ilk kez Türkiye’de kullanıma girdiği bilgisiyle karşılaşıyorlar.

‘Devlet içerisinde farklı bir örgütlenme’ ya da başka bir ifadeyle ‘paralel devlet yapılanması’ anlamına geliyor ‘derin devlet’ kavramı…

Amacı, hizmetinde olduğu devleti ve çıkarlarını korumak olsa da, devleti devlet yapan anayasa ve yasalarla kendisini bağlı hissetmeyen bir anlayış hakim ‘derin devlet’ yapılanmasında.  

Gerektiğinde vurup kırabilen, hatta gerektiğinde öldürebilen bir anlayış…

Reklam

‘Faili meçhul’ diye bilinen nice eylem bu sebeple ‘derin devlet’ ile irtibatlı kabul edilir.

Doğru veya yanlış, böyle bir kabul var.

Biraz önce gazetelere göz gezdirir ve önemsediğim yazarların yazdıklarını okurken, son zamanlarda yorumlarına en değer verdiğim yazarlar arasında yerini alan Figen Çalıkuşu’nun Karar’daki sütununda eski bir ‘derin devlet’ olayı örneğiyle karşılaştım.

Okuyalım:

“MTTB, Akıncılar ve MSP teşkilatlarında en çok sevilen ve sayılan isimlerden Sedat Yenigün, 5 Temmuz 1980’de Fatih’de bir berber dükkânında kimliği belirsiz kimseler tarafından öldürüldü. Olayın tek tanığı berber, ilk ifadesinden iki gün sonra kayıplara karıştı ve daha sonra yurt dışına çıkarıldığı öğrenildi. Sedat Yenigün’ün katilleri hala bulunamadı ve cinayet, tarihe faili meçhul olarak geçti.”

Ben ve Sedat Yenigün (sağdaki)..

Sedat Yenigün benim yakın arkadaşımdı. Örgütçü kişiliğinden çok bir fikir ve kültür adamı olarak öne çıkan bir MTTB’liydi. 12 Eylül’e (1980) doğru yol alınırken işlenen suikastlar dizisinden biri haline dönüştürüldü. Çok verimli olabilecekken ve onun birikimine ihtiyaç duyulacağı bir sırada katledildi.

Onun kaybı benim ve aynı dönemde birlikte olduğumuz pek çok arkadaşımın içinde hala acısı hissedilen bir kayıptır. [Yandaki 1970’lere ait gençlik fotoğrafında birlikte olduğum kişidir Sedat Yenigün.]

Figen Çalıkuşu yazısında Sedat’ın katlini ve katillerini hatırlattıktan sonra şu notu da düşmüş:

“Farklı ideolojilerden Ümit Kaftancıoğlu ile Sedat Yenigün’ü öldüren kurşunlar aynı tabancadan ateşlenmişti; 291554 nolu Lama marka tabanca…/ Tabanca belli, kurşunlar belli ama tabancanın asıl sahipleri 42 yıldır bulunmadı. / İtinayla himaye gören, iktidarlardan iktidarlara hayat bulan karanlık elin başı bir türlü ezilmedi, ezilemiyor…”  

‘Derin devlet’ kavramıyla kast edilen bu tür karanlık eylemler işte.

Öldürtüyor, öldüreni sonuna kadar saklıyor…

Cinayetler, suikastlar düzenlettirip ortalığı kana bulayarak istediği sonucu aldığı gibi, bu yaptığının ülke yararına olduğu iddiasını da sürdürebiliyor. 

Kuveytli yazar Jarallah’ın aktardığı hikayesindeki ‘hırsız’ örneği buraya da uyuyor.

[Bir ara not: Sedat Yenigün suikasta uğradığında arkasında acılı bir eş ile yetim çocuklar bırakmıştı; tıpkı Sinan Ateş gibi… Çocuklarından biri, Halil İ. Yenigün, İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde öğretim üyesiyken, barış akademisyenleri bildirisine imza koyduğu için kovuldu (2016), şimdi ABD’nin itibarlı Stanford Üniversitesi’nde hoca. Sedat Yenigün’ü öldüren silahın bir başka kurbanı olan Ümit Kaftancıoğlu’nun gelini Canan Kaftancıoğlu da, CHP’nin İstanbul il başkanıyken, bu dönemde, ‘siyasi yasaklı’ hale geldi.]

Neden Sedat Yenigün ve Ümit Kaftancıoğlu hatırlanıyor?

İkisini öldüren silahı onların üzerlerine boşaltan kişi veya kişiler sırra kadem bastığı ve aradan bunca yıl geçtiği halde cinayetleri ‘faili meçhul’ kaldığı için…

Ve tabii, failleri belli olduğu halde Sinan Ateş’i öldüren tetikçi de hala yakalanamadığı için…

Ülkeyi 22 yıldır yöneten AK Parti kadrosu içerisinde Sedat Yenigün’ün arkadaşları da var ve buna rağmen onun cinayetinin fail/leri hala meçhul.

Sinan Ateş’in Ülkü Ocakları başkanlığı ile MHP genel sekreterine danışmanlık görevleri sebebiyle uzun yıllar hizmetinde bulunduğu parti de iktidarın küçük ortağı…

Onun hayatına kast eden cinayette tetiği çeken kişi/ler bakalım adalet önüne çıkartılacak mı?

Cüzdanını çalan hırsız bilet parasını ödedi diye ona kendisini borçlu hisseden adamı bile anlayışla karşılıyorum.

ΩΩΩΩ

Reklam

30 YORUMLAR

  1. bu ulkede maalesef muhsin yazioglu ve sinan ates gibi coook sey bilenlere hayat hakki yok..

  2. Ben normalde hafta sonları da çalışıyorum ama bu hafta sonu çalışmadım Babamın yanındaydım. Babamın televizyonu Erdoğan’ı öven kanalların dışında hiç bir kanalı çekmiyor, fırsat bu fırsat deyip iki gün boyunca Erdoğan’ı öven kanallardaki tüm programları izledim. İzlerken tek bir şey aradım, rahmetli Sinan Ateş cinayetine dair bir haber, bir yorum kırıntısı.. maalesef yok yok yok! İki gün boyunca siyasi tartışmalar haberler yorumlar bir kerecik bile Sinan Ateş ismine atıf yapmaz mı?

    • Baran bey daha hafta sonu olmadı .
      Cinayetleri araştırıp çözmek devletin işi o nedenle
      sabahtan akşama bu cinayet konuşulmaz.
      Ayrıca önemli işlerimiz de var mesela
      hala masayı toparlayamadık bak rest üzerine rest
      % 1 büyük % 25 yeni matematik kuralı.

      • Sinan Ateş öldürüldüğü günden beri iki hafta geçti, bu gün 16 gün. 16 gündür havuz medyası Sinan Ateş cinayetini haber yapmıyor konuşmuyorsa ben şüphelenirim.

        • Üstelik katillerden birinin cinayeti videoya kaydettiğini görenler olmuş ve o vidyo kaydını yapan zanlının ortadan kaybedildiğini söyleyenler var. Delil karartma çabası olduğu belli. Dahası da var…!

  3. mehmet özmen,

    2019 yılında, ulucanlar cezaevi’nde bir yayın yapmış ve darağacının önünde kılıçdaroğlu’nun idam edilmesi gerektiğini söyleyen akit medyanın ekran yüzü.
    akitten, tazminatsız kovulmuş.
    bakalım neler diyor;
    önce kemal beyden özür dilemekle işe başlamış.
    3 yıl sonra.
    aslında hemen özür dilemek istemiş ama kanal izin vermemiş.
    şimdi eski medyası için;
    ‘Tüm Müslümanlara ve özellikle iktidar çevresine açık çağrımdır: Lütfen bu karaktersiz, kumpasçı zalimlere destek vermeyin!”
    “Akit’in gerçek kirli yüzünü artık tüm Türkiye bilmeli!” ifadelerini kullanıyor.
    15 ocakta ifşaları varmış.

    bakalım seçimlerden sonra,
    6’lı masa kazanınca cehennemin hangi kapıları açılacak, ortaya neler dökülecek, şimdi gizli, saklı kalması için uğraşılan ne sırlar ortaya çıkacak???
    bir iç savaş olacaksa bu iktidarın medyası, fırsatçıları, yardımcıları arasında olacak,
    bir kaos yaşanacaksa tam da bunlar arasında yaşanacak gibi görünüyor değil mi?

    • AKİT NE yapmışsa yapmış bedelini öder ama MEHMET ÖZMEN ADAM olsay dı zamanında yazıp söylerdi AKİT DEN daha suçludur .Hep böyle olur iş işten geçtikten sonra sallamak kolaydır.

      • biz,
        her şeyi iş işten geçtikten sonra anlayanların ülkesiyiz değil mi ahmet bey?

  4. Musa anter hakkında bu kadar yazı yazan olsaydı en azından katilin ismi cismi şimdiye kadar bulunurdu, ama ölen kürtse ve konu pkk ise sorun değil tabii…

  5. Başta sayın yazar olmak üzere, buralarda sürekli “gerçeklerin bir gün ortaya çıkmak gibi kötü bir huyu vardır” diye kostaklanıp duran sözde muhaliflere sormak lazım;
    sayın korunun sözünü ettiği ve asla sözünü etmediği(ipekçi suikasti, ü.garih cinayeti, v.koçun çalınan cesedi, ağcanın firar olayı vs…) birçok failimeçhul vakanın hangisiyle ilgili bugüne kadar ne ortaya çıkmışsa buyrun paylaşın biz de bilelim?

  6. Sayın Koru’nun dediği olay için ben “Borudur boru” diyorum. Hatırlarsanız “derin devletin” iç çamaşırları ortaya saçılırken bir yüce! komutanımız yer altından fışkıran suikast silahların arasında bulunan lav silahını gösterip öyle buyurmuştu. Aynı silahla işlenen derin iki siyasi cinayet ancak “boru” olabilir. Bunu da en iyi burada her gün yalanlarını ve iftiralarını yorum diye üzerimize kusan troller bilirler. Bunların siyasette görevli olanları da var, her vesileyle bir “fütü” bağlantısı bulup çıkıp konuşan eczacısından eski askerine, doktoruna kadar bunlar bir ekip. Burdaki sözcülerini okumaya mideniz elverirse aynı zırvaları her gün tekrarlıyorlar ya. Ülkeyi her devir hep beraber söğüşleyip rezil etme görevlerini bihakkın yerine getiriyorlar.

    • Hakan bey sözünü ettiğiniz boru veya tesisatçı eleman, fetönün savcılarını kozmik odaya soktuğu ve devlet sırlarını açıkettiği için daha sonradan hapise atılan eski genkurbşk.nı değil mi? Hani şu; oğlu bir pkk liderinin oğluyla kucak kucağa poz vereni diyorum…
      “Bunların siyasette görevli olanları da var” demişsiniz de;
      ismi en son chp nin cb adayları arasında geçiyordu, sahi zaten chp milletvekiliydi de değil mi?

  7. insanlık tarihinde pek çok şey dinlerde, mitolojilerde ve tabii siyasette hep hikaye ve sembollerle anlatılmış, bir sebebi de bütün zamanlara, toplumlara ve coğrafyalara seslendiği için. hikaye de bu hesap.
    yöneticiler topluma hizmet sunmak için seçiliyorlar, ama dünyaya baktığımız zaman kimi yerlerde korkunç bir adaletsiz paylaşımla karşılaşıyoruz. zenginleşen, totaliter olan ya da gittikçe totaliter-leşen yöneticiler ve yakınlar ve gittikçe fakirleşen hakları elinden alınan halklar.
    burada bile bazı yorumcular da bu hikayeyi biliyor olacak ki, iktidar için, seçim zamanı 2 kuruş verir ve hiç te oy sıkıntısı çekmez yorumlarını hep yaptılar. oyunu bir bilet parasına veren seçmen her zaman her toplumda olmuştur. onlar algı mühendisliğiyle hayaller, hezeyanlar, sanrılarla korkutulurlar, goy goycu milliyetçilik hikayeleriyle çoşturulurlar, 2 kuruş zamlarla kandırılırlar.
    dolayısıyla burunlarının ucunda olanı görmezler.
    sayın koru sinan ateşin kanı yerde kalmayacak ironisi.. pardon iyimserliğindeydi, bugün değil gibi. aradan günler geçti ortada bir şey yok mu?
    sanırım olayın bir aysberg gibi görünen yüzünün altında kalan kısmına göre devede kulak olduğunu bu geçen zamanda anlamayan kalmamıştır. kirli ilişkilerin nerelerde yuvanlandığı ve ardındaki korkunç para ve rant trafiği resmini her toplum kaldıramaz, oldukça geniş mideli olan neredeyse her gün bir rezaletin yaşanır olduğu, insanların yolsuzluk, hırsızlık, aymazlıklara alışıp, kanıksadığı mesela bir bakanın kendi bakanlığına fahiş fiyatla mal satmasının bile doğal karşılandığı, bakanın teşekkürle uğurlandığı bizim gibi toplumlarda bile sıkıntılı olur o nedenle büyük bir ihtimalle hele böylesi kritik bir seçim öncesi bu siyasi cinayetinde tarihin tozlu raflarında yerini alacağına dair endişelerimizin olması doğal olsa gerek.
    “Onun hayatına kast eden cinayette tetiği çeken kişi/ler bakalım adalet önüne çıkartılacak mı?” diye soruyor sayın koru,
    evet, elbette diyen var mı içinizde?

    • H. Gayret 13 Ocak 2023 At 02:13
      soramadan edemezsin sevgili gayret, bilmez miyim?
      yorumlarımı en çok sen okursun,
      her yorumu da bir kaç kere okursun, hiç bilmez miyim?

      yıllardır “erken seçim geliyor” bir sonuç olarak gerekçelendirildi,
      2019 başlarından beri ekonominin giderek ve artarak kötüleşeceği netleşmeye başladıktan sonra baharın olmadı güzün döngüsü de doğal olarak şekillendi,
      yine yorumlarımızda gerekçelendirdiğimiz ve bunlar iyi günlerimiz dediğimiz gibi seçime gidilmeyen her günün/baharın olmadı güzün iktidar için çok ağır sonuçları olacağını ve oy kaybının devam edeceğini yazmıştık.
      bırakalım bir önceki yılı iktidar eğer geçen yıl baharda seçime gitseydi, hatta geçen güzün bile bu günkü sorunlarının ve yasını yaşamakta olduğu ekonomik tablonun ezici ağırlığı altında olmayacaktı,
      belki istediği sonucu alamayacaktı ama hali bugünden çok daha iyi olacaktı.
      ama her şeye rağmen bir günlük konfor bir günlük konfordur hesabı ile bir seçim göze alamadı. dolayısıyla göstergelerin asla yanılmadığı gerçeği üzerine aynen dediğimiz gibi, benim de yorumlarımda defalarca yazdığım gibi 2022 tarihimizin en kötü yıllarından biri olarak yaşandı ve evet bugünlere kadar geldik. telafi için asla vermem dedikleri başta her şey su gibi harcanır oldu, buradan bakarsak
      ülke kaybetti yani herkes kaybetti,
      seçim sonrası bizi bugünden çok daha büyük sorunlar ve yoksulluklar ve yoksunluklar bekliyor, stagflasyon, resesyon, devalüasyon kapıda bekliyor,
      kartalda bahçıvanlar için bile zor zamanlar geliyor,
      bu süreç ise en çok muhalefete yaradı,
      şimdi, ne zaman olursa olsun biz muhalefet olarak hiç olmadığımız kadar güçlü seçime gireceğiz.
      bu ülkenin geleceğinde kim-lerin olacağı zaman içinde şekillenecek ama kim-lerin olmayacağını çok net biliyoruz. bu yıl senin için bazı özel açılardan depresif geçebilir diye düşünüyorum arkadaşım, metin ol bence.

      • “ama her şeye rağmen bir günlük konfor bir günlük konfordur hesabı ile bir seçim göze alamadı.”
        TAM AKSİNE; HAYATIN KENDİSİ BİR RİSKTİR DİYORUZ:)

          • TAM AKSİNE; NE YAPTIĞINIZDAN TÜMÜYLE EMİNSENİZ RİSKİ DE GÖZE ALIRSINIZ, ÖYLE DEĞİL Mİ?

          • eminlik varsa riskten söz edemeyiz ama.
            kabul edelim,
            aforizma senin harcın değil…

      • “ddm
        13 Ocak 2023 At 12:57
        insanlık tarihinde pek çok şey dinlerde, mitolojilerde ve tabii siyasette hep hikaye ve sembollerle anlatılmış, bir sebebi de bütün zamanlara, toplumlara ve coğrafyalara seslendiği için.”
        Elhak öyledir, burada da zaman zaman sembol dilinizi ustalıkla kullandığınızı hatırlıyorum, etkileyici de bulmuştum:)
        Öncekilerde olduğu gibi bu “seçim sonrası bizi bugünden çok daha büyük sorunlar ve yoksulluklar ve yoksunluklar bekliyor, stagflasyon, resesyon, devalüasyon kapıda bekliyor” kehanetinizin de boş çıkacağından emin olabilirsiniz ama depresyon meselesine hiç girmeyelim isterseniz:)
        Daha geçen gün burada aleni saldırganlaşarak rövanşist bilinçaltınızı zaten açık etmiştiniz:
        “Yeni cumhurbaşkanı muhalefetten seçilirse o gece geldiğinde bir numaralı kararname ile 2018 Temmuz ayıdan bu yana yapılan bütün atama kararları iptal edilecek.”
        elbette. bana kalırsa sadece atama kararları değil, pek çok karar iptal edilecek…” diyerekten kışkırtıcı bir tavır sergilemiştiniz…
        Siyasi ya da başka açılardan gelecek kışkırtmalar karşılıksız kalmaz, bırakın depresifleşmeyi, iyice agresyona bile yol açarsınız bendenden söylemesi!!!!

  8. KONTROLLÜ MÜ? PROJELİ Mİ?
    Anlaşılan bu hamur, daha çok su kaldıracak.
    Bir bakarsın birisi kanıtlarıyla birlikte kontrollü olduğu iddiasında bulunuverir.
    Bir de bakarsın birisi, vicdan azabından proje itirafında bulunuverir. Yada verilemeyecek boyuttaki hesap paniğinden proje ile yatıp, proje ile kalktığından ağzından kaçırıverir.
    Bekleyelim ve görelim.
    Sayın KORU’nun otobüste cüzdan senaryosuna şöyle bir ekleme yapalım:
    Cüzdanı çeken otobüs parasını alicenaplık! yapıp ödemediği gibi, yani vatandaşımızın rezil-rüsvay olmasını zevk ile seyrettikten sonra, otobüsten indikten sonra dilenci kılığında önüne geçip cüzdan dışında cebinde taşıdığı son ufaklık ve demir paralarını da aldığı bir senaryo.
    Sahi özellikle pandemi sürecinde vatandaşından para dilenen bir ülke var mıydı?
    Vatandaşına para göndermek için IBAN numarası isteyen çok oldu da, para istemek için IBAN gönderen var mıydı acaba?
    Her neyse gelelim “ayakkabı” olayına.
    Ayakkabı deyince bazılarının aklına hemen
    “kutu ve yeşil” gelecek.
    Ben ayakkabının kendisinden ve siyah-gri renginden bahsedeceğim.
    Sayın KORU’nun paylaştığı kendisiyle birlikte Sedat YENİGÜN’ün fotoğrafına yansıyan ayakkabılarından.
    Bu ayakkabıları incelediğimde birinin de ayakkabı görüntüleri aklıma geldi:
    Hrant DİNK’in.
    Hrant DİNK’in ayağındaki son ayakabılarından birinin altı kırık idi. Yani ayağını özellikle sudan koruması mümkün değildi.
    Ayağını da hayatını da koruyamadık.
    Koruyabildiğimiz tek şey haksızlık ve hukuksuzluk.
    Sedat YENİGÜN’ün ayakkabılarının rengi de siyah olmaktan çıkmış grinin 50 olmasa da bir çok tonunu yansıtıyor.
    Altı kırık değilse bile kırılmaya ramak kalmış.
    Sayın KORU’nunkiler de farksız.
    Sayın KORU haklı olarak “Başımıza değil de ayamıza mı bakıyorsun?” diyecek.
    “Dost başa, düşman ayağa bakar” deyimine istinaden.
    Yeni ve boyalı ayakkabı “burjuva” nın göstergesi.
    Bahsettiğim ayakkabılar ise “Anadolu”nun.
    Ümit KAFTANCIOĞLU’nun fotoğrafı bulunursa, o’nun ayakkabılarının markası da muhtemelen Anadolu olacaktır.

  9. Her zaman bir göl yada baraj-göle ihtiyaç var mı? var! olmazsa no’ lur? işte bütün mesele budur.
    -Asala k lar gelir senle dalga geçer, yetişmiş tüm vatandaşlarını öldürür tek tek ve sen sadece seyredersin!
    -Ülkeni bölüyorum diye bas bas bağırır adeta ve sen sadece gülersin!
    -Ağrıkesiciyi kanser ilacı diye sana yutturur, hapı yutarsın!
    ~bunları yaparken de onlara yardım eden yine “senin insanın” olur! Şaşar kalırsın!!!☹️🙁
    Şimdi gelelim zurna delik kısmına:
    -Doğal su gölü göleti yaparsan, suyu kontrol edemezsin. bir yerden sızar!
    -Baraj yaparsan, elektrik üretir, susuz kalmaz, balık yetiştirir aç kalmazsın! en önemlisi;
    anahtar sendedir, suyu istediğin gibi kontrol edersin! Aksi halde suyun selin önünde kimse duramaz ve sende dahil selde boğulursun!

    • 80’li yıllarda üniversiteliler hergün 5’er 10’ar telef oluyor ve herkes seyrediyor! (tıpkı doğudaki komşular daki gibi gerekçe Allah’a karşı gelmişler!) bizde ise sayın RTE’ nin bitirdiği sorumlusunu da yargılattığı yapılar ellerini oğuştururken sadece gençler ölüyordu! gerekçe??
      (ben hala bilmiyorum!!! aklım almıyor)
      -Evimizin duvarına kırmızı çarpı çizen kişilerden biri yıllar sonra bana şöyle dedi: o çarpıyı ben attım!🙁
      -yıllar geçti onun bir ağababasının oğlu devlet görevinden atıldı! (gerekçe sanırım fötö falan olayları!).
      -Bunlarla bir alakalarının olmadığını, kendilerinin aslında bu ülkenin ! korucuları (orcanic!!) olduğunu anlatamadan rahmetli oldu! Allah taksiratını affetsin.
      -Demem o ki,
      bu işlerin benden senden i yok!
      Olayı anlamazsan alırlar ellerine cetveli, bölerler ikiye beşe seni!!!! (sen uğraş dur, yok altıydı hayır +1’i de vardı diye!..)
      KONTROL EDEMEDİĞİN GÜÇ GÜÇ DEĞİLDİR!

  10. Osmanlı’daki anlayışa göre her şey ve tabii ki millet devlet içindi ; bu anlayış aynen Türkiye Cumhuriyetine intikal etmiş yani miras olarak bize kalmış ve ne yazık ki hala da aynı anlayış devam etmektedir ! Aradan bir asır geçmiş olmasına , iyi kötü , yarım yamalak da olsa demokrasiyi benimsememize rağmen bu anlayış, bu ilkel zihniyet bir tülü değişmemiştir , değişeceği de pek beklenmiyor !
    Ben 31 yıl , iyi kötü devlete hizmet etmeye çalıştım, bu durumda olmama rağmen bu güne kadar hiç bir devlet dairesinde kesinlikle insanca muamele görmedim .
    Geçenlerde , 92 yaşındaki yürüyemeyen annemi , evde bakım hizmetinden netice alamayınca , tekerlekli arabayla ve adeta sürükleye sürükleye ilçedeki devlet hastahanesindeki dahiliye doktoruna götürdüm.
    Doktor kesinlikle yerinden kalkmadı, ne tansiyonuna baktı, ne sırtını dinledi , ne bir tetkik ve film istedi , ne ilaç verdi ve geriatriye gitmemizi söyleyerek bizi başından savdı.
    Ben de bu durumu ayrıntılı olarak 184 sağlık bakanlığı şikayet merkezine bildirdim ; akşama doğru beni arayan görevli bir bayan inanın adeta beni suçladı ve doktoru savunarak bana demediğini bırakmadı !
    İşte size bizim devletin hizmet etmekle mükellef olduğu, onun verdiği vergilerden maaşını aldığı vatandaşına karşı sahip olduğu anlayışı ve ona karşı muamelesi !

    • Ali bey ben yaptım oldu plansız programsız işlerin bonusu bunlar!
      -MHRS den aile hekimine randevu alamıyorsun, alan gitmiyor!
      -sabah aç karnına sağlık ocağına gidiyorsun önüne 6 -7 kişi 65 yaşlı diye öncelikli hasta geçiriyor otomatik sistem, sen aç halde baygınlık geçiriyor sun!!
      -sağlık ocağı planlaması oturmadığı için hastanelerde acilde muayene olmaya gidiyor aslında aile hekimlik hasta!!
      Acilin önünde kül tablası koymuşlar, koahlı hasta getiren yakını tüttürüyor dumanı duman olduğu gibi içeri geliyor rüzgarla!!!!!!
      Çözüm:
      -randevu sistemi sağlam şekilde çalışmalı.
      -ayrıca gelen hastalar araya ikişer ikişer şıkıştırılmalı
      -65 yaş 70’e çıkarılmalı!
      -her ilçeye zamanla bir veya ihtiyaca göre birkaç poliklinik açılıp, sağlık ocakları asli işlevine (tarama hamile bebek aşı salgın hastalık vb işler)
      döndürülmeli!
      -poliklinik gerekirse 30-40 yataklı küçük hastane görünümlü olmalı!!!
      -yani her köşe başına bir sağlık ocağı yerine küçük poliklinik olmalı bir tane!!!
      ~Şehir hastaneleri son teknoloji den donatılıp yararlanıp yurt dışından hastalara da bakabilmeli!
      Döviz getirmeli!

      • İlginize teşekkür ederim Atilla Bey ; dedikleriniz doğrudur ben de aynen katılıyorum .
        Ancak yaşlılarla ilgili benim farklı bir önerim var ; malum olduğu üzre yaşlı nüfus hızla artıyor , buna mukabil yaşlılarla ilgili geriatri denilen poliklinikler çok yetersiz , bu branşın üst veya istinai branş olmaktan çıkarılması ve dahiliye, hariciye gibi yaygın hale getirilmesi , bütün hastahanelerde açılması gerekmektedir .
        Tabii devlet vatandaşının görüşünü almaz da her şeyi en iyi ben bilirim derse olacağı da budur !
        Şunu da ilave edip kapatayım, ben önceleri BİMER’e sonra ise CİMER’e toplumsal konularda ( Hiç birinin şahsımla ilgisi yok ) 10 müracaatim oldu , hiç birinden netice alamadım , hep baştan savma cevaplarla geçiştirildi .
        Selamlar , iyi günler

        • Cimere yada yetkili noktalara müracaat yada şikayet olabilir iyidir fakat, doğru olanı bilip! onu önermekle bu işlerde yol alınabilir belki!
          çünkü karşıdakiler tamamen önyargı ile çözümsüzlüğe odaklı cevap hazırlıyor!
          “sadece seni geçiştirsin!, savsın”
          -2 kişi öncelikli al bir beni al muayenehaneye durumu oluşturdum! ..
          “tüm randevu sistemini çökertip iptal etti birileri sistemi!”
          bir şikayet olsa dr’ u direk suçlamak için bahane olarak kullanıyor baziları!
          ÇÖZÜM:
          poliklinik ve dr sayısı fazla olursa!!…
          not: branş dr ları yetiştikçe başka dr bakmasından daha iyidir ali bey. biraz sabır.
          dahiliye hariciye eskide kaldı!
          artık ne kadar çok hasta o kaa çok ..!..
          ne kaa filim o kaa mangır.. !!
          okey!

  11. Bu ülkenin haline bakın; seçimleri kazansalar dışarı çıkıp adam asmaca oynayacaklar.
    Ülkeyi bekleyen gelecek bu mu?
    Altılı masanın seçimleri kazanması demek Türkiye için cehennemin kapılarını açılması demek. Ülkeyi korkunç bir kaosa, istikrarsızlığa, işgale, iç savaşa, hukuksuzluğa sürükleyecekler. Ve ne yazık ki bunu “demokrasinin zaferi” adı altında yapacaklar!
    Yazık, çok yazık!

    • hani bu ülke için çalışıp bu millet için saçını süpürge edenlerden bahsediyordun.
      öyle idiyse niye assınlar niye yargılasınlar?
      hem yargılama sonunda AK lanmak da var!
      yaptığın işin doğru! olduğunun resmi delili olmaz mı?

    • 2023 seçiminin kazananı değil,
      kaybedenleri olacak.
      Kaybedecekler listesi bekleme boşuna biraz kendin üretmeyi öğren!

Comments are closed.