‘Dış güçler’ şimdi bizi mi destekliyor? Uyarıyorum: Trump’ın derdi ile Türkiye’nin çıkarları örtüşmüyor…

18
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Amerikalı senatör Lindsey Graham..

Savaşa giden ülkeler aykırı görüş istemiyor; uyarı anlamına gelecek iyi niyetli görüşler bile hoş karşılanmıyor. Bunu ABD, New York’ta ikiz kulelere ve Pentagon’a sivil uçaklarla saldıran (2001) teröristlere cevap olarak Irak’ı işgal ettiğinde (2003) yaşamıştı.

George W. Bush başta olmak üzere ABD yönetimi, savaşa, gerçekleri çarpıtarak, hatta doğrudan yalana başvurarak girdi. 

Her şey olup bittikten sonra gerçekler ortaya çıkınca geride yalnızca utanç kaldı.

Elbette her savaşın sonunda geride utanç kalmak zorunda değil; savaş durumunda bile ülkelerin uyarı anlamına gelecek görüşlere kapıyı açık bırakması şartıyla… Tek seslilik en başta kulağa müzik gibi gelse bile, özellikle bizim Suriye’ye müdahalemiz gibi durumlarda, sorunlarla karşılaşma ihtimali ciddileştiğinde, bunun herkese zararı olur…

‘Dış güçler’ bizim mi yanımızda?

Anlamadığım bir konuyu paylaşayım:

Olan bitende beni en çok rahatsız eden, ‘terörle mücadele’ kapsamı içerisinde belirlenmiş ve geniş kabul görmüş yaklaşımların, aynı kavramın gerekçesini teşkil ettiği Suriye’ye müdahalede gözardı edilmiş olması…

Yıllarca ülkemizde varlığını eylemleriyle hissettiren ayrılıkçı terörün (PKK’nın) arkasında ‘dış güçler’ diye anılan yabancı ülkelerin bulunduğunu söylemiyor muyduk? PKK ile PYD/YPG yapılanmasının ABD’den destek aldığına inanıyorduk ve öyle olduğunu da sürekli ağır-hafif silah yığınağı ve ABD ordusu tarafından eğitilme süreci sırasında gördük ve öğrendik.

Reklam

Peki, şimdi ne oldu da PKK, PYD ve YPG’nin arkasındaki parmak olan ABD Suriye’ye bu müdahale için Türkiye’ye yol verdi?

Askerlerini Fırat’ın doğusundan çektiği için ABD, Türkiye bölgeye müdahale edebildi.

Nasıl oldu da bu oldu?

“Donald Trump sayesinde” dediğinizi duyar gibiyim.

Gerçekten de, ABD’de sesi yüksek çıkan ne kadar önemli kişi ve grup varsa, medya dahil, hemen hepsinin öncesi ve sonrasında karşı çıktığı operasyon, ABD başkanı Trump’ın “Ben yaptım oldu” anlamına gelecek kadar kişisellik kokan tavrıyla gerçekleşebildi.

Pentagon adına konuşabilecek olanların bu defa sesi çıkmadığı için askerlerin ne düşündüğünü bilmiyoruz. Bir yıl kadar önce Trump yine “Askerleri çekeceğim” dediğinde, savunma bakanı Gen. James Mattis istifa tavrı koyduğu için o niyet askıda kalmıştı. Bu defa istifa eden de yüksek perdeden itirazda bulunan da çıkmadı rütbeliler arasından…

Bunu nasıl yorumlayacağız?

Trump kendisine ‘darbe’ yapıldığına inanıyor

Reklam

Trump’ın şu sıralarda başı ciddi olarak dertte. Hakkında azledilme soruşturması açılması ve görevinden uzaklaştırılması için ‘Amerikan derin devleti’ peşinde. “Bana karşı darbe yapılıyor” iddiasını sürekli seslendiriyor Trump

Başı dertte olan politikacılar genellikle kamuoyunu ve etkili çevreleri başka sorunlarla meşgul etme yoluna giderler. 

Muhtemelen Trump da Türkiye’yi bu amaçla kullanmayı uygun gördü. 

Öncesinden başlayarak Amerikan haber televizyonlarını -özellikle birbirine karşı görüşte olanların konuşlandığı iki kanal olan CNN ve Fox-TV’yi- hiç aksatmadan izliyorum; Trump bu girişiminde bütünüyle olmasa da kısmen başarı kaydetmiş görünüyor.

Ancak, bu tür dolaylı konularla kamuoyunu meşgul etme girişimlerinde bazen yaşandığı üzere, beklenmedik bir sorunla karşı karşıya Trump. Zaten bu yüzden, gülünç düşmeyi de göze alarak, her gün bir öncekiyle çelişen yeni Twitler atmak zorunda kalıyor.

Şaşılacak bir durum, ama gözümüzün önünde bir gerçeklik var: Bizim ‘terör örgütü’ saydığımız ve her ülkenin de öyle kabul etmesini arzuladığımız PYD’nin ABD’de bizden fazla dostu var ve şimdi onlar koltuğunu kurtarma çabasındaki Trump’ı bayağı zorluyorlar.

Lindsey Graham bunun en çarpıcı örneği.

Graham etkili bir senatör. Cumhuriyetçi Parti’nin liderlerinden. Geçenlerde Türkiye’ye geldi ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan dahil hemen her yetkili kendisiyle görüştü. Trump’ın azil soruşturmasına karşı mücadelesinde en yakın destekçisi Graham.

Şimdi de Trump’ın Suriye’den asker çekme kararına ve Türkiye’nin sınırdışı müdahalesine en çığırtkan muhalefeti o yapıyor.

Trump’ın esas derdi azil soruşturmasından kurtulmak ve bunun için Graham’ın etkisine ve Cumhuriyetçi Partili Kongre üyelerinin hepsinin eksiksiz desteğine ihtiyacı var. İş oylamaya geldiğinde bir oyun bile hayati değeri olacak çünkü.

İşte dün geç saatlerde “Suriye’ye yeniden asker mi göndereyim, Türkiye’ye yaptırım mı uygulayayım, yoksa iki tarafın arasını mı bulmaya çalışayım?” twitini atmasının sebebi bu. O twitin bir öncesinde de, yine dün, Türkler ile Kürtlerin birbirini en az 200 yıldır öldürdüklerini yazdı Trump.

Öğrenmeye de niyeti yok.

Muhtemelen buna vakti de yok. Olan vaktinin bütününü koltuğunu koruyacak girişimlerde harcıyor. Türkiye’nin Trump için önemi de işte o çabasına yarayacağı kadar.

Yeniden asker gönderirse mi, ülkemize ağır yaptırımlar uygulamaya kalksa mı, yoksa tarafların arasını bulmaya çalışsa mı, hangisi bizim hoşumuza gider?

Hiçbiri tabii…

Bana sorarsanız, Donald Trump tam anlamıyla zırvalamaya başladı; iyice dikkatli olmalı. 

ΩΩΩΩ 

18 YORUMLAR

  1. Bernar Bey’in önceki yorumu üzerine değerlendirmemdir:
    Merhaha Bernar Bey,
    Öncelikle meselelere insani yaklaşımınızı kutlarım. Zaten buraya yazdığım yorumlarda kişileri muhatap almamaya dikkat ediyorum, bunu sizin fikirlerinize değer verdiğim için bozdum. Evet hepimiz faniyiz, bu dünyada bir müddet durup, bir kısım vazifelerimizi yaptıktan sonra gideceğiz. O nedenle burada yazdığımız yazılar dahil her konuda doğru, adil ve hesap verebilir olmak durumundayız. Bu hesabı devlete yada başka insanlara değil de herşeyi bilen Allah’a (CC) vereceğimizi düşünmek durumundayız. O nedenle kimsenin tezkiyecisi olamam. Bildiğim kadarını söylerim, yazarım. Ne Türkün ne Kürdün ne de başkasının hakkına girmek istemem.
    Burada Cemaat’i tartışmak niyetinde değilim, buna zaten zemin müsait değil, vakit de yetmez. Sizin “Gülen Cemaati, “barış süreci”nin çıkmaza girmesi için elinden geleni yaptı” tezinize karşı çıkıyorum, çünkü o sürecin neredeyse tamamında o bölgedeydim ve gelişmeleri yerinde yaşayarak görüyordum. Ondan öte bu teziniz doğru olsa bile, (ki değil), Cemaat hakikaten süreci engellemek için elinden geleni yapsa da Çözüm Sürecini başarısızlığa uğratamazdı. Neden böyle düşündüğümü izah edeyim. Önce bazı esasları hatırlayalım:
    1-Çözüm Süreci denen vakıa gerçekte neydi, kimse bilmiyor, ne hükümet ne de PKK bunu bize anlatmadı. Bazı şeyler anlattılar ama bu çözümü izah etmek değildi. Çünkü iki tarafın nezdinde farklı çözümler ve süreçler vardı, üçüncü taraf olan bizler için ise daha farklıydı. AKP de PKK da zamana oynuyordu. Ancak bazı özel kişiler TV’lerde akla zarar yorumlarla çözüm ürettiler. Gerçek bir çözüm süreci hiç olmadı, olamadı. Şayet gerçek bir çözüm süreci olsaydı bununla ilgili kanuni düzenleme yapılırdı, PKK da kendi söylemini değiştirirdi ve gerçekçi adımlar atardı. Ama hiçbiri olmadı. Sadece ateşkes yapıldı, o kadar. Bu sürecin sonunda nereye varılacaktı? Kürtlere bölgesel özerklik mi verilecekti, Kürtçe okullarda eğitim dili olarak kabul mu edilecekti? Kanunlarda değişiklik mi olacaktı? Hangi alanda hangi adımlar atılacaktı, ne yapılacaktı ki iki tarafın rızası sağlanmış olacaktı? Bunu kimse söylemedi, söyleyemedi. Bazıları Fırat’ın doğusunun örgüte bırakılacağını söylüyordu ve bunu söyleyenlerin bir kısmı devletin önemli yerlerinde oturan insanlardı. Bazıları ise Başkanlık olunca eyalet sistemine geçileceğini söylüyordu. Ama bunlar sadece söylentiydi.
    2-Çözüm Süreci “yerli ve milli” diye pazarlandı ama anlaşılan aslında sürecin en önemli amacı Kuzey Suriye’de (şimdi Türkiye’nin asker soktuğu bölge) bir Kürt oluşumunun kapısını açmaktı. Çünkü sürecin basladığı dönemde Tr’de PKK zaten çok ciddi darbe almıştı. Suriye’de bir bölgeye hakim değildi ama önünde önemli fırsatlar vardı. Sanki bir el o yüzden Tr’yi buna adeta zorladı. Barış süreci ile Tr’den Suriye geçmek problem olmaktan çıktı, hatta orada yaralanlar Tr’de tedavi olmaya başladı. YPG safında savaşanların yarısı Tr’den gidenlerden oluşuyordu, şu anki durum da çok farklı değil anlaşıldığı kadarıyla. O dönemde çok sayıda cenaze geldi ve bunun tartışmaları da oldu. Esas tartışılan konu Erdoğan’ın bunu neden kabullendiği idi. Anlaşılan Başkanlık için Kürtlerden yoğun bir destek alacağını düşünüyordu, ta ki bu beklenti gerçekleşmeyince masayı devirdi.
    3-AKP’nin bu süreci yürütecek birikimi ve kadrosu yoktu. AKP hiç bir konuda ciddi projesi olan bir parti değil. (Belki servet edinme konusunda projeleri vardır, haksızlık yapmayalım) Ama Kürt Meselesi gibi bir konuda sanırım aralarında birkaç Kürt arkadaşın görüşlerini alarak bir fikir sahibi oldular ama ötesi yoktu. Mesela örgütün kısa sürede (Haziran 2013’e kadardı değil mi?) Tr’yi terketmesi gerekiyordu ama bu asla olmadı. Her yeni durumda yeni sözlerle çözüm olmaz, olmadı da zaten.
    Sizin kaynaklarınızı kısmen inceleyebildim. The Circle ve Kıtalararası gibi kaynaklar Cemaat’e eleştiriler getiriyorlar, ancak Cemaat’in Çözüm Süreci’ni engellemek için elinden geleni yaptığına dair birşey göremedim. Orada yazan arkadaşların bu konuda hangi kaynaktan bilgileri var, onu da bilemiyorum, çünkü Kürt Meselesi ile pek ilgili değiller. Genel Cemaat eleştirileri içinde bu hususları saymış olabilirler.
    Cemaat’in Çözüm Sürecini engellemek için uğraşması Gülen’nin açık açık desteğini çiğnemesi demektir, ki böyle birşey olacağını sanmam. Cemaat’in engelleme adına birşey yaptığını bilmiyoruz. Sadece şunu söyleyebiliriz ki doğrusu budur: Cemaat Çözüm Sürecini üstlenmedi, daha önceki meselelerde AKP’ye verdiği desteği vermedi, cansiperane desteklemedi, aksaklıkları eleştirdi. Verseydi de birşey değişeceğini sanmıyorum, zaten kadük bir süreçti. Ayrıca Zaman Gazetesinde ve Bugün’de yazan birçok kişi Çözüm Sürecini yoğun şekilde desteklediler. Aklımda kalan en bariz olanları Mümtaz’er Türköne ve Ahmet Taşgetiren.
    AKP’nin başarı diye hanesine yazdığı herşeyi üstlenen bürokratlar 2011-2012 sonrası devre dışı kaldılar, en azından pasifize edildiler. Zaten o dönemden sonra tribünlere yapılan göndermeler dışında bir başarı yok. Kürt Meselesinin çözümü diye ortay çıkanların bu konuda hiç bir hazırlıkları olmadığı çok aşikar. AKP’nin her eksiğini Cemaat’in tamamlamasına alışılmıştı, ama 2011 sonrasında zaten Hükümet Cemaat’ten gelen herşey kapalıydı. O dönemde Cemaat bu Süreci engelledi diyen kişiler bence çıkıp nasıl engellediğini de anlatmalılar. Bunu bizim de öğrenme hakkımız var. Ama ben Cemaat’in böyle bir niyetinin de, eyleminin de, gücünün de olmadığını biliyorum.
    Kaldı ki adı Çözüm Süreci olan bu dönemde PKK Güneydoğu’da çok sayıda Cemaat Kurumuna zarar verdi, 17-25 Aralık sonrasında Güvenlik Güçleri de bu kurumları korumadı. Buna rağmen barış bozulmasın diye birçok şey sineye çekildi, kamuoyuna yansıtılmadı.
    Bence Cemaat’in en doğru durduğu yerlerden biri Çözüm Süreci’dir. Süreci prensipte desteklerken aksaklıkları, yanlışları ve problemleri de dile getirdiler. O dönemde hem AKP medyasında hem de HDP yanlısı medyada akla zarar abartılı bir tablo halka sunuldu. Sonraki dönemde yaşananlar bu nedenle daha büyük hayal kırıklığı oluşturdu. Şimdi geriye dönüp baktığımızda Cemaat medyasında o kadar dengeli yayınlar yapıldığı halde, Ekrem Dumanlı’nın Diyarbakır BB Başkanı’nın nezaketen ziyaret etmesini “vatana ihanet” boyutunda pazarlayanlar, acaba onlar gibi yayın yapılsaydı ne derlerdi. Çözüm Süreci’nin kaymağını yiyenler başarısızlığını Cemaat’e mal ediyorlar. Devleti kim yönetiyorsa sorumlu odur. Gerisi atf-ı cürüm olur.
    İnşallah insanlar hakikaten barışı, kardeşliği ister ve buna yönelik adım atarlar. Allah hepimizi insan eyleye.

    • Amerika da “reis” mi biraktilar kardesim; her konuda duzen kurmak kolay degil tabii..! Kendi ulkesinde reis olamayan biri dunyaya reislik taslasa ne olur..? Bilimselmis…

  2. Amerika ; binlerce tır dolusu silah ,araç,gereç yardımı yaparken biz durmadan şikayet edip durduk . Neden İncirlik üssü şak diye kapatılmadı ! Allah aşkına birisi bunu izah etsin !

  3. ABD özeliklede Trump, çevresi, ve onların bizdeki ikizleri olanların sadece tek dertleri var oda Dünyayi kariştirarak ihtidarlarıni sürdürüp, alti delik ceplerini doldurmak…
    Bu tek yumurta ikizlerinin başarıları DIN kullanmasini iyi bilmeleri ve yanar döner gibi3-4 kıliğa girmeleridir.
    Vatan, Millet gibi bir dertleride yok.
    Onlar için Vatan,Millet demek oy ve rant elde edip servetlerine servet katmak, demektir.
    Burada onların millete göstermek isdtedikleri melek yüzlerini allayip pulamakla görevli trol kadrolarının aylik gelirlerınin ne kadar olduğunu sağ olsunlar Yavaş ve İmamoğlunun sayel

    Örneğin
    İftiracı uzmanlarından birisi
    “Bu bey devletimiz için önemli birisi. Buna yanlış yapmayın” denilen ve kendine ‘FETOCU Uzmanı’ kartviziti bastıran Çetin Acar.
    Ankara BB Başkanı Mansur Yavaş açıklayınca kamuoyu öğrendi profesyonel “FETOCU Uzmanları”nı. Bu titr ile kart bile bastırmışlar. Bir gün bile işe gitmeden belediyeden maaş almaktaymış o “uzman”. Adamın işi, Cemaat’e karşı hangi dava olursa, çağrılınca gidip aleyhe tanıklık yapmak, “evet gördüm, öyleydi, ordaydım, o da vardı” vs demek…
    Bu trol ise gitmeden son 5 yilda 270 bin lira maaş almiş.
    Benzer duruma İstanbul BB’de de rastlamıştık.ve bu trol orduundan ABD ye Doktor adi altinda gönderilen trolleride ımamoğlu vasitasi ile ortaya çıkmiştı.
    Şimdi bu troller işsiz kalmamaları için.
    Kadinlardan olusan sadece şişirme ve gene bunlar tarafindan gosterilip, savaş yapacaklarki bu troller içi seçim kazansinlar.

  4. Dunden bu tarafa Rus gizli servisinin telefon şakasinın Turkçeye tercümesini ariyordum, şimdi buladum.
    Tercümenin kopisi.
    ×××××××
    Yaptırım teklif eden ABD’li senatöre ‘Hulusi Akar’ şakası yapmışlar
    Türkiye’nin Suriye operasyonunu açıktan eleştiren Amerikalı senatör Lindsey Graham’ın, kendini Türk Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar olarak tanıtan Rus istihbaratı tarafından telefonda işletilerek kaydedildiği ortaya çıktı. Ağustos’ta yapılan ‘şakanın’ son gelişmeler üzerine Ruslar tarafından servis edilmesi dikkati çekti.

    Amerikan Politico dergisinin paylaştığı ses kayıtlarında Rus istihbarat birimleriyle irtibatlı oldukları iddia edilen iki kişinin Graham’ın ofisini aradığı duyuluyor. Türk Savunma Bakanlığından aradıklarını söyleyen kişiler Graham ile 16 ve 13 dakikalık iki konuşma gerçekleştiriyor.

    Türkiye’ye karşı yaptırım kararı alınması için ABD Senatosu’na kanun teklifinde bulunan Graham’ın konuşmalarda Erdoğan lehine ifadeler kullanması için dikkat çekti.

    “YPG Kürtleri büyük bir problem”

    Cumhuriyetçi Senatör, “YPG Kürtleri problemi büyük bir problem.” ifadelerini kullanarak Suriye’de krizin çözülmesinde Türkiye’nin önemli bir rolü olduğunu belirtti.

    Graham, “Bunu Başkan Trump’a, Obama’nın YPG Kürtlerine güvenerek büyük bir hata yaptığını anlattım. Endişe duyduğum her şeyin ortaya çıkmasından korkuyorum. Şimdi Türkiye’nin Suriye’deki bu tehditten korunmasını sağlamamız gerekir. YPG sorunu konusunda sizi iyi anlıyorum. Başkan da aynı şekilde.” şeklinde konuştu.

    Trump dün yaptığı açıklamalarda da Obama’nın PKK ile ortaklık yaptığını ve bunun durumu zorlaştırdığını öne sürmüştü.

    “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı seviyorum, Trump’ın da sevdiğini düşünüyorum”

    Konuşmasında Türkiye ile ilişkileri güçlendirmek istediklerini söyleyen Lindsey Graham, “Ben şahsen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı seviyorum. Başkan Trump’ın da onu sevdiğini düşünüyorum. Güçlü bir insan olduğunu düşünüyorum.” dedi.

    Ağustos ayında yapıldığı iddia edilen görüşmede ana gündem ise S-400 savunma sistemleri nedeniyle Türkiye’ye yapılması planlanan yaptırımlar. Graham yaptırımlar konusunda, “Başkan yeni bir gelişme olana kadar yaptırımları uygulamayı engellemeye çalışacak. Eğer şu an olduğu gibi devam ederse Başkan yaptırımları engelleyecek, ben de arkasında duracağım.” ifadelerini kullandı.

    Ülkeler arasındaki serbest ticaretin, Türk lirasını stabilize edeceğini anlatan Graham, “Türkiye S-400’leri kurarsa, başka ortaklarımız da almak isteyecek. Bu da ittifakımıza büyük baskı yapacaktır. Türkiye’yi F-35 programında görmek istiyorum ve bu S-400 konusunda da bir yol bulacağımızı umuyorum.” diye konuştu.

    Ses kayıtlarında ABD’li senatör, Fethullah Gülen iade edilmesi isteğini yakından takip eden Trump’ın, Halk Bank davasıyla
    ilglendiğinide kayit ediyor.

  5. bizim godotlar yine ortada yoklar. Ülke battıktan sonra kurtaracaklar herhalde. Gerçi ülkenin de batmadık birşeyi kalmadı. sadece görüntüsü kaldı. Ama olsun. onlar önce parti kuracaklar. sonra, eğer yapılırsa, seçimlere girecekler, seçimleri eğer kazanırlarsa, pardon çatı aday olarak kazanırlarsa, ülkeyi kurtaracaklar.
    – Eğer bu godotlara oy verirsem namerdim. Ülkenin balını kaymağını ye, fakat ülke ihtiyaç duymuşken “çatı aday olmazsam oynamam” de.

  6. CENGİZ BEY SAYIN FEHMİ KORUYU BEN 30 SENEDİR TAKİP EDERİM DE ONUN BİR MİLADI VAR DİYE İNSAN BU KADAR MI DEĞİŞİR .SELAMLAR

  7. Derin Sermaye Zorda
    1960’larda Türkiye’de askeri darbe yaptı. Umduğunu bulamadı. Sünni ve Şii çatışmasını Suriye ve Irak’ta deniyor, sonuç alamıyor. Türkiye İran’ı destekledi ve Saddam yenildi. Suriye’de son denemesini yapıyor. Arap-Acem çatışmasını deniyor. Araplara milyonlarca silah sattı. Onların hepsini İran ve Türkiye’ye kullanacak. Arap Yarımadası silah deposu haline getirildi. Afrin denemesinde yenildi mi yoksa yenilir gibi mi yaptı, belli değil.
    Afrin’deki başarısı ile bugün Türk Ordusu hareket etmektedir. Afrin’de başarı elde eden Türkiye şimdi Suriye’ye giriyor. ABD askerleri çekilmiyor. ABD üniformasını çıkarıyor, Arap üniformasını giyiyor. Esad’ı saldırtabilirler. Arap-Acem savaşı böyle başlayabilir.
    Bütün bunlar Türk ordusunu savaşa sokmak içindir. Ne var ki bu göstermelik yenmeler:
    a) Türk ordusunun moralini yükseltiyor.
    b) Dünya devletlerine cesaret veriyor, Sermaye’ye karşı birleşiyorlar.
    c) Araplara ümit kapısını açıyor, tekrar Osmanlı zamanında olduğu gibi Türkler onları sömürücülerin elinden kurtaracaktır.
    d) Derin Sermaye’yi düşündürmeye başlıyor. Sermaye devlet dengesini kuramıyor. Suriye’de Türk Ordusu hareket ederken Pentagon da Rothschildler ile hareket ediyor.
    Basında çıkan haberlere bakmayın. Pentagon dünyadaki jandarmalıktan vaz geçip ülkesinin güvenliğini sağlamak karanına doğru gidiyor. Bunu Trump başkanlık konuşmasında söyledi. “Biz ülkeleri kendi hallerinde bırakacağız. Destekleyebiliriz ama orduları çekeceğiz.” dedi.
    Pentagon güçlü bir ordudur. Hava harekâtında onunla yarışacak bir ordu yoktur. Karada savaşma olasılığı yoktur. ABD’nin çıkarı nedir? ABD tüm dünyadaki karargâhları boşaltacak. ABD’de güçlü ordu bulunduracak. Dünyada iki devlet arasında savaş çıkarsa Birleşmiş Milletler karar alacak. ABD de uygun görürse, ordusuyla haklı olan devleti desteleyecek. Bombalayacak haklı olan tarafı galip getirecek.
    İsrail’e gelinirse Yahudiler İsrail’de toplanacaklar. Güvenliği, Birleşmiş Milletler sağlayacak. Tamamen bağımsız olacak. Bir aile değil tüm Yahudiler tüm dünyada serbest ticaret yapabilecekler. Ülkelerinde ilim yapacaklar. Dünyanın uygarlık merkezi olmaya devam edecekler. Yer altı faaliyetleri son bulacak. Ne terör ne de eylemci gizli istihbarat örgütü olacaktır.
    Bunlar benim Kur’an’dan aldığım bilgilere dayanarak yaptığım önerilerdir. Kanla veya kansız buna gidilecektir. Buna insanlık kendisi karar verecek. Kerhen veya tav’an bu olacak.

  8. Askeri müdahalelerin birincisi siyasi ikincisi de ekonomik olmak üzere iki amaca hizmet etmesi gerekir. Bahse konu olan topraklar misak-ı milli sınırları içerisinde. Bu topraklar üzerinde YPG yeni bir oluşum kotarmaya çalışırsa Türkiye de garantörlük ve sınır güvenliğinin ötesinde egemenlik hakkını bile yeniden gündeme getirebilir. Bunlar siyasi hedeflerimizdir. Ekonomik hedefler konusuna gelince; bu topraklar kontrol altına alınırsa petrol gibi doğal kaynakların sevkiyatı konusunda Türkiye’nin eli çok güçlenecektir

    • Ortadoğuda petrol kaynaklarının sevkiyatını kontrol etmek … Siz ne söylediğinizin farkında mısınız? Hayal kurmayın. Reis bile nihayet anladı bunların boş hayaller olduğunu.
      PKK kontrolünde bir Suriye Kürdistanı kurulmasını önlemek ve ülkemizdeki milyonlarca Suriyeliyi vatanlarına gönderebilmek. Başka bir hedefimiz yok, var diyen hayal kuruyordur.

  9. PKK imiş, DAEŞ’miş, Veliahd prensmiş, Netanyahu, Trump, Rothschild, FED’miş, LIBOR’muş, Kushner’miş, Dahlanmış, geçin bunları, hepsi bu planın efendisi Luciferin çocukları! Ve içimizde bunların işbirlikçileri de var. Eğer gerçekten bu savaşı kazanmak istiyorsak ve daha da önemlisi, Allah’ın gazabından kurtulmak istiyorsak, önce bu “içimizdeki beyinsizler”den yakamızı kurtarmamız gerek. Zalimlere yardım eder, onlarla birlik olur, anların adamlarına makam-mevki verir, onlara hazinenin anahtarını teslim eder, onların planlarına destek verirseniz, haberiniz olsun, ateş size de dokunur. Allah o zalimleri başınıza musallat eder.

  10. BÖYLE BİR OPERASYONDA ÖYLE VEYA BÖYLE TRAMP IN DENGESİZLİKLERİNİ DAHA FAZLA GÜNDEME GETİREREK, ALİ BABACAN İLE OLUŞAN MUHALIF UMUTLARINIZI, ORTADA YAZILAR YAZARAK Bİ ŞEKİLDE YAŞATMAYA ÇALIŞIYORSUNUZ. YİRMİ BEŞ YILDIR SİZİ OKUYAN BİRİSİ OLARAK, BU GÜN ZİHIN DUNYAM
    ZAMAN GAZETESİNİN YEDİ ŞUBAT MIT KRIZINDEN SONRAKI YAYIN POLİTIKASI GİBİ SİSLİ BİR DURUMA DÖNÜŞMEK ÜZERE. SİZİN YAZARKEN ZORLANDIĞINIZ HİSSİ BENİ DE OKURKEN RAHATSIZ ETMEKTE.

  11. trumpı anlamaya çalışmak gibi bir merakım pek yok ama abd başkanı olması hasebiyle herbirimizi bir şekilde ilgilendirdiği kesin. Adaylığını ilk koyduğu süreçte bir röportajında ben kaybedeceğim savaşa girmem demişti de bana seçilmesi olanaksız geldiğinden hayli iddialı gelmişti. Adaylığı süreci de komedi filmi izler gibiydi seçilmesi imkansız gibiydi, hillary ile olan karşılaşmaya kadar. Orada bence çok kimseler farketti ki tamamen şaka gibi duran bu adamın aslında hiç şakası yok. Ne arkasında duran gücün, ne kendi birikimininin ve gücünün hafife alınacak bir tarafı yok. Üstelik düzensiz dağınık tavırlarında ve tabii mesajlarında bir düzen bulmak sanki mümkün.
    aklı başında gibi durmayan bu adam başı dertte olmadığı ve etkili çevreleri başka işlerle meşgul etme yoluna gitmediği zamanlarda bile aklı başında her amerikalının sorması gereken bir soruyu sorup duruyordu mesela,
    Bizim suriye de ne işimiz var demek gibi.
    Yine azil süreci falan yokken koltuğunu kurtarmaya çalışmıyorken önemli tespitleri vardı,
    Mesela,
    Obamaya
    deaşı sen kurdun demek gibi.
    Obama pkk ile iş tuttu demek gibi.
    Kişisel aklı mıdır, onu oraya getiren ve orada tutan insanların ortak aklı mıdır bilinmez ama Türkiye ile ilişkisinde de düzensizliğin bir düzeni olabilir_Mi acaba???

    Sadece ülkemizde değil, dünyada da neredeyse tüm kurumların içi boşaltıldı ve anlamı kalmadı. Operasyon başlar başlamaz BM de Türkiye nin kınanması istendi abd ve rusya veto etti. İsrail dünyanın gözü önünde katliam üstüne katliam yaparken,dünya naklen izlerken bin naz niyazla kınıyorlar israil höt deyince dönüp oturuyorlar, simdi dünyanın en müşfik ordusu terör örgütleri ile savaşmasın diye alelacele kınayalım diye toplanıyorlar.
    Dünya zaten çılgın bir yer, süper gücün başına çılgın biri gelmiş şaşıralım mı yani, 2. kez seçilirse şaşana şaşırırız herhalde.
    Ben trumpın abd ye çok yakıştığını düşünüyorum. Bence birbirlerine çok yakışıyorlar ve birbirlerini çok güzel tamamlıyorlar.

  12. 2016 dan bu tarafa Trupm, Erdoğan, Putin, ve Netenyahu, hep birlikte danişıklı dövüştüler, herşeyi lokmalarla değil çuvallarla yuttular. Bu sayeden rejimler değiştirdiler, seçimler kazandılar, çuvallarla para götürüp servet sahibi oldular. Bütün bunlari yaparlarken, öğle kitabına uydurdularki, beş kuruş dahi vergi vermediler.
    Şu an ABD halkı BAŞKANLARININ, yolsuzluklarinin üzerine giderken, diğer kahramanlarda halki uyutmaya devam ediyor.
    Neyise artik bizdeki yapilmiş ve yapilan yolsuzlukların üzerine gitmeye kimseler cesaret edemezken, oğrenemiyeceğiz diye endiselenmiyelim.
    Çünkü bunada ABD senetosu el attı.
    Bizde Onlardan ögreneceğiz.
    Bakin Trumpin 1 numarali yandaş medyasi onun hakkinda neler yaziyor.

    Sahadaki bir ABD askeri: Kariyerimde ilk kez utanç duyuyorum diye dert yanmiş

    Amerikan haber kanalı Fox News’in ulusal güvenlik muhabiri Jennifer Griffin, Türkiye’nin operasyonu öncesi bölgeden çekilen ABD askerleriyle yaptığı telefon görüşmesini paylaştı.

    Griffin, Twitter üzerinden yaptığı paylaşımlarda askerlerden birinin “Kariyerimde ilk defa utanç duyuyorum.” dediğini yaziyor. Gazeteciye konuşan bir asker, “Tüm güvenlik anlaşmalarına uyduk. Kürtler tüm anlaşmalara uyuyor. Türklere sınırın bu tarafından hiçbir tehdit yok. Bu delilik.” Demiş

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız