Erdoğan-Biden görüşmesini izlerken şimdiki kadar tedirgin olmamız gerekmeyebilirdi

34
Biden-Erdoğan.. Sadece 4-5 yıl önce..
Reklam

Dikkatler bütünüyle bugün Brüksel’deki NATO Zirvesi sırasında gerçekleşecek Tayyip Erdoğan – Joe Biden görüşmesine yoğunlaşmış durumda.

Yalnız Türkiye’de yaşayan bizlerin değil, çevre ülkeler ile Washington politik ve diplomatik çevrelerinin de dikkatle izleyeceği bir görüşme gerçekleşecek bugün.

Sedat Peker bile geçen hafta sonu için planladığı ‘Tayyip Abi ile helalleşme’ adını verdiği videosunu bugün yapılacak görüşmeyi etkilememek için erteledi.

Piyasalar da görüşmeden olumlu sonuç çıkacağı beklentisinde olmalı ki, son hafta dolar karşısında 8.80’e kadar çıkmış olan TL’nin değeri güne 8.30’larda başlayacak.

Umarım, görüşme piyasaların beklediği gibi olumlu geçer.

İkili ilişkiler hiç bugünkü kadar sorunlu olmamıştı

Türkiye-ABD ilişkileri en sağlam göründüğü dönemlerde bile inişli-çıkışlı olabilmiştir. İki ülkenin çıkarları çoğu kez birbirine ters düşebildiği için…

NATO’da ittifak ilişkisi içerisinde olmak, toprakları üzerinde Amerikan üsleri bulundurmak da ikili ilişkilerin dikensiz gül bahçesine dönüşmesi için yeterli olmamış, olamamıştır.

Reklam

Yine de, tanığı olduğum son 50 yıllık geçmişe baktığımda, bugünkü kadar sıkıntılı bir dönem yaşandığını hatırlamıyorum.

ABD’nin komşumuz Irak’a müdahale etme girişimlerinin her ikisinde de (1990-1991 ve 2003’te) Türkiye’yi yanına alma girişimlerinin sonuçsuz kaldığı dönemlerde yaşanan sıkıntılar bile, bugün karşı karşıya kalınan sorunlar yanında hafif kalır.

Biden-Erdoğan görüşmesinde ele alınacak konular ciddi bir yekün tutuyor.

İki liderin görüşmesi sırasında orada bulunmayan bir üçüncü kişinin de varlığı söz konusu çünkü…

Rusya devlet başkanı Vladimir Putin’in…

Suriye, Irak, Libya hatta Afganistan gibi konular yanında S-400 füze savunma sistemi de görüşmede mutlaka gündeme gelecek; bunların hepsi Türkiye’nin Rusya ile ilişkilerini de ilgilendiren konular. ABD’yi mutlu edecek her adım Rusya’yı rahatsız etme potansiyelini içinde barındırıyor. 

[Görüşme takvimine bakıp programını erteleyen yalnızca Sedat Peker değil; Putin de ülkesinin Türkiye’den aldığı geleneksel ithal mallarına konulan kısıtlama ile Rus turistlere Türkiye’ye gitme izniyle ilgili kararını bugünkü görüşmeden sonraya bıraktı.]

Libya, Suriye ve Irak konularında Türkiye’nin tezlerinin ABD’ye kabul ettirilebilmesi için hükümetin izlediği Rusya politikasından vazgeçmesi gerekebilir.

Reklam

Oysa Rusya ile son birkaç yıl içerisinde kurulan ilişkilere sırt çevirmek, gerçekten çok istense bile, o kadar kolay değil.  

Türkiye-Rusya ilişkileri son yıllardaki Türkiye-ABD ilişkilerinden daha kuvvetli.

Hem de Donald Trump’la Tayyip Erdoğan arasında zaman içerisinde oluşmuş samimiyete rağmen…

Trump’ın Rusya’ya bakışıyla Biden ve ekibinin Rusya’ya bakışları arasında taban tabana zıtlık var.

Sırf Rusya konusu bile bugünkü görüşmenin ne kadar zorlu geçeceğinin yeter sebebi.

Kaldı ki, ABD ile ikili ilişkilerde biriken sorunlar, Rusya olmaksızın da bir dizi sıkıntıyı içinde barındırıyor. 

Joe Biden Türkiye’ye Trump’tan farklı bakıyor

Washington’da Cumhuriyetçi Parti güçlü olduğu ve Beyaz Saray’da o partiden biri oturduğunda Ankara kendini hep daha rahat hissetmiştir. Tersi durum, Demokrat Partili bir başkan ve çoğunluğu Demokrat Partililerden oluşan bir Kongre Türkiye için ‘ek sorun’ anlamına gelir.

Demokratlar ikili ilişkilerde ülkelerin demokrasi karnesini de önemserler de ondan…

Nitekim, Trump döneminde bile Türkiye’yi rahatsız edecek açıklamalar çoğunlukla Demokrat Partili politikacılardan gelirdi; Biden sonrasında Kongre’den birbiri peşi sıra çıkan yaptırımlarda Demokrat politikacılar ön saflarda yer aldı.

Türkiye’nin yapım ortağı olduğu F-35 savaş uçaklarının teslim tarihi gelip geçtiği halde üretilen uçaklar ABD tarafından başka ülkelere yönlendiriliyor. 

Joe Biden’in daha adaylığı sırasında hoşa gitmeyen mesajlar verdiği biliniyor. Kendisinden önceki başkanların göreve gelir gelmez hatırını sormak üzere telefon ettiği devlet başkanları listesinde yer aldığı bilinen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı aylar geçtiği halde aramadı Biden. Aradığında da, bu, seleflerinin kullanmaktan kaçındığı ‘soykırım’ sözcüğünü 24 Nisan mesajına ekleyeceğini bildirmek için oldu.

Görüşmenin çetin geçme ihtimalini düşündüren bir başka nokta daha var: Korona döneminin de katmerleştirdiği ekonomik sıkıntılarla da boğuşmak zorunda Türkiye. Dolar karşısında eriyen TL bu sıkıntıların en göze batan dışa vurumu. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ikna mahareti

İlişkilerle ilgili bu olumsuz tabloya rağmen görüşmeden hayırlı bir sonuç çıkabilir mi?

Hükümetin beklentisi bu yönde. Türkiye’nin kolay vazgeçilemez bir müttefik olduğu düşünülüyor. Washington’un yanlışta ısrarına karşı başvurulabilecek –İncirlik üssünü kapatmak gibi– kozlar bulunduğu hissettiriliyor.

[Bu konu geçmişte gerçekten önemli bir kozdu; ancak ABD’nin İncirlik’i pazarlık konusu olmaktan çıkartacak atakları oldu. Irak’tan sonra Yunanistan’da da üslere sahip bugün. Suriye’de YPG/PYD güçlerini koruyup kollamasının altında da bu hesap yatıyor.]

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın muhataplarını ikna etme konusunda mahir olduğu biliniyor. O maharetine bugünkü görüşmede çok daha fazla ihtiyaç var. 

Keşke, görüşmenin tarihi belli olur olmaz Brüksel’de elini güçlendirebilecek konularda adımlar atılabilseydi. 

Demokrasisi güçlü, yargısı gerçekten bağımsız ve tarafsız, ekonomisi sağlam bir ülkenin son seçimde halkının yarıdan fazlasının oyunu almış lideri olarak, toplumu tam ortasından ikiye bölünmüş bir görüntü veren ABD’nin sandıktan kıl payı farkla çıkabilmiş başkanıyla görüşmesi çok farklı geçebilirdi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın.

Olabilirdi, ama bugünkü tablo çok farklı.

Bugünkü tablo görüşmeyi tedirgin gözlerle izlememizi zorunlu kılıyor.

ΩΩΩΩ

Reklam

34 YORUMLAR

  1. “Kişinin kınadığı başına gelmeden canı çıkmaz” diye bir söz var. Ecevit’i Clinton’la olan görüşmesindeki bir fotoğraf nedeniyle çok kınadılar. Al sana daha beter bir fotoğraf. Ben o fotoğraftan daha çok bizim C. Başkanının içerde kükreyip Brüksel’de Macron’a, Biden’e şirinlikler yapmasına takıldım. Macron’la, Biden’le böyle kankasınız da burada bize niye hava atıyorsunuz? Esip yağıyorsunuz? Ülkemizde insan hakları çiğneniyor diyeni Batı uşağı, hain ajan ilan ediyorsunuz? Her şey iktidar için. Nasıl olsa kültür düzeyi düşük halkımız bunları yiyor değil mi?

  2. Sn.bernar, kim ne konuşmuş, ne olmuş ki yine?
    Yav şu düştüğünüz hallere bakar mısınız, kimlerden ne medet umuyorsunuz?
    Hiç mi kafa kalmadı bilader sizde; bu tür ortaoyunlarından bi halt olmaz; tiyatro sanatıyla epeycedir içli dışlı olan tosuncuklardan daha başarılı yapıtlar beklerdik; gele gele yine kaba bir köylü farsı sergileniyor işte, yazık…

  3. Sayın koru nun yazılarından sonra mutlaka yorumlarıda dikkatlıce okuyorum ama son zamanlarda yorumcuların birbiri arasında polemiğe girmelerini doğrusu anlamıyor ve bundan rahatsız oluyorum. Son zamanlarda dikkat ettimki yorumlara bakarken öncelikle “matrakçı” maslahı ile yazan yorumcuyu aramaya başladım. En önce onu okuyor ve biraz pozitif enerji ile diğer yorumlara geçiyorum. Ama bugün farklı birşey oldu, yorumlar arasında “matrakçı” yı göremeyince kimse kusura bakmasın ama diğer yorumcuların yorumlarını okuma enerjisini bulamadım kendimde ve vyorumları okumadan sayfadan çıktım. Daha sönra bunu farkettiğim geri dönüp bu yorumu yapma gereği duydum. Bu benim bellide bugünkü ruh halimi yansıtıyor ama inşallah böyle devam etmez. Değerli yorumcuların affına sığınıyor ve yapıcı bir eleştiri olarak almalarını diliyorum

    • Cemal bey, genel olarak yerinde bir eleştiri getirmişsiniz; kimi zaman yazılanların yetersiz kaldığı durumlarda muhataplarımızın kafasında birkaç bira şişesi kırmayı da istediğimiz olmuyor değil veya en azından ağız burun düz gitmeyi ama neyse…
      Sizinle belki ayrıştığımız ufak bir husus var, o da “matrakçı” arkadaşla ilgili; yani kendisine ve tekrar tekrar paylaştığı aynı fıkralara hayranlığınızı da anlıyorum ama artık kabak tadı verdiler!
      Tamam, bugünlük benden olsun güldürmece:
      Bir grup tıp öğrencisi başlarında hocaları da olduğu halde kadavra üzerinde çalışmaktadırlar. Her öğrenci koyu renkli bir sıvıyla dolu olan teknenin içine gözü kapalı olduğu halde elini daldırıp tuttuğu organ hangisiyse bakmadan adını söylüyormuş. Sıra doktor adayı bir bayan öğrenciye gelince, eli suyun içinde gözleri kapalı bir süre bekledikten sonra “sucuk!” diyebilmiş.
      Hocası ikaz etmiş, tıpta ayıp olmaz, utanma söyle şunu dediyse de öğrencisi sucukta ısrar etmiş…
      Tamam, göster bize şu sucuğu o zaman diyen hoca, kızın elindeki sucuk kangalını görünce hayretle yanında dikilip duran asistanına bakıp sormuş:
      Peki, akşam votkanın yanında bizim yediğimiz neydi ki???
      Selamlaaar, saygılaaar, herkese iyi günleeer!!!

  4. içinde ikna kabiliyeti ile mahir kelimeleri geçen cümleyi okuyunca yazarken sn.koru büyük ihtimalle hafifçe dudağını yana doğru kaydırmıştır.

    • Evet, bazıları konuşurken orası burası oynar ya; kimileri de yazarken bile rahat duramaz; bak sen bile ufaktan kıvranmış gibisin; ha gayret!

  5. Yorumculardan bazılarının başliklarına gõz attım. Bizim vatandaşlar Halen daha Erdoğanı taniyamamışlar.
    Erdoğan Türkiyenin lehine değil Türk halkını uyutaçak bir gürüşme pilanını Bayden başkan olmadan. Pilanlamış ve onun ile hedefleri biraz daha saptırarak yol kat etmeye devam edecek.

    Diğer bir konuda,Biden deçimleri kıl pay ile kazanmadı, normal kazandı.7 miliyondan fazla rakibine fak attı.
    Trump 2016 seçimlerinde 3 miliyon daha az oy almıştı seçim sisteminden dolayı kazanmıştı.

    • Nurdan abla haklı:
      “Diğer bir konuda,Biden deçimleri kıl pay ile kazanmadı, normal kazandı.7 miliyondan fazla rakibine fak attı.
      Trump 2016 seçimlerinde 3 miliyon daha az oy almıştı seçim sisteminden dolayı kazanmıştı.”
      Nurdan abla, bu abd deki daha az oy alan adayın başkan olduğu sistem ne güzel değil mi, keşke bizde de olsaymış, ah vah, bizimkilerde kafa yok ki; habire %50+1 oy alacaaz diye uğraşıp didiniyorlar! Bak, elin gavuru nasıl da azla yetiniyor, israf yok günah yok:))))

  6. Bu gün , bir çok köşe yazarı , bu görüşmeyi ele almış .Değişik açılardan ve lehte , aleyhte , değişik görüşler ortaya konmuş ; çoğunu okumaya çalıştım .
    Her şeyden önce ; esasen bir NATO toplantısı olan bu toplantıda ve toplantı aralarında , Türkiye -ABD arasındaki adeta kemikleşmiş veya kangren haline gelmiş bunca sorunu , sağlıklı bir şekilde ve yeterli süre içinde görüşmek mümkün değil. Her ne kadar bu görüşme öncesi alt kademelerce bir hazırlık yapılmış, alt yapı oluşturulmuş ise de ortam ve şartlar itibarıyla bunun çözüme olumlu bir katkısı olacağı şüphelidir .
    Bir diğer konu ise , iki tarafın da bu güne kadarki tutum ve davranışlarında en ufak bir değişiklik , bir esneme meydana gelmemiş olmasıdır !
    Sonuç olarak ; ABD , büyüklük kompleksi veya hegemonyacı tavrıyla Türkiye’ye, aklısıra diz çöktürmeye çalışırken Türkiye de herhalde onlara haddini bildirecektir !
    Hayırlısı olsun bakalım !
    Herkese selamlar , saygılar

    • Had bildirecek kadar keşke güçlü olabilsek o işi sokaktaki vatandaş ta yapar. Lafla peynir gemisi yürümüyor… Türkiyenin kendine katma değer katabilmesi için az ama öz konuşup, doğru ama çok iş yapmalıdır. Bunun için de çalışkan ve liyakat sahibi kadrolara ihtiyaç var.

  7. Sayın yazarın şu paragrafını iki türlü okumak da mümkündür sanırım:) Çünkü aşağı yukarı her iki ülke de aynı manzaraya sahip gibi:
    “Demokrasisi güçlü, yargısı gerçekten bağımsız ve tarafsız, ekonomisi sağlam bir ülkenin son seçimde halkının yarıdan fazlasının oyunu almış lideri olarak, toplumu tam ortasından ikiye bölünmüş bir görüntü veren ABD’nin sandıktan kıl payı farkla çıkabilmiş başkanıyla görüşmesi çok farklı geçebilirdi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın.”

  8. karşı tarafların ne istediğini bilip sende ona göre ne istediğini belirlemiş isen eğer,
    başedemeyeceğin sorun çözemeyeceğin problem yoktur!

  9. bu görüşme önemli olabilir ama sonuç getirir mi?
    abd ile olan ilişkimiz müsilaj meselesi gibi olmasına/bozulmasına izin verdikten sonra çözümü zor ve sıkıntılı.
    S400 lerle ilgili türkiye bir parça geri adım atmaya niyetli, incirliğe konuşlandırılması, girit modeli gibi bazı çözüm yolları üstünde duruluyor, karşılıklı abd geri adım atmayacak, türkiye geri adım atmayacak deselerde zaten S400 ler öncelikli sorunumuz değil.
    joe biden türkiye’ye trump’tan farklı bakıyor diyor sayın koru da, ne kadar farklı olabilir? dış politikaları biri gitti diğeri geldi diye değişir mi? biri “aptal olma” diyebiliyorken diğeri diplomatik bir dil kullanıyor, benim anladığım fark bu.
    bir kısım muhalefete yardım edeceğiz sözüne takmıştı bir ara.
    iktidara yardım ederken rahatsız olmuyorlar da muhalefete yardım etmeleri işlerine gelmiyor, abd nin iktidara da muhalefete de yardımı eksik olsun. faydadan çok zarara yazıyor, biz bunları cumhuriyet tarihimiz boyunca yeterince tecrübe ettik değil mi?
    geçmişte ecevit kabul edilemez davranışlar sonrası üsleri kapatmıştı, lakin bugün
    –incirlik üssünü kapatmak gibi– kozlar bulunduğu hissettiriliyor ise de incirlik üssü yeni teknolojilerin gölgesi altında bir koz olmaktan çıkalı çok oldu. bugün bunun karşılığı üs kapatmak değil.
    sorun hem iktidarın hem ülkenin elinin zayıf olmasında.
    özellikle ekonomi büyük sıkıntıda, geleceğe dair daha ciddi endişeler var. tl önemli ölçüde değer kaybı yaşıyor, görüşmeyle ilgili en ufak olumsuzluk piyasalara yansıyacak, çünkü 20 yıllık tek parti iktidarı sonrası dengelerimiz kırılgan. rezervlerimiz -56 milyar.
    “28 Mayıs 2021 itibarıyla TCMB’nin brüt rezervleri 93,7 milyar dolar, net rezervleri 13,6 milyar dolar, swap hariç net rezervleri eksi 56 milyar dolardır”
    F35 den suriye ye, fetöden pkk ya mafya devlet abd ile olan sorunlarımızı
    güçlü bir ekonomiye sahip olduğumuz zaman,
    kurumları hukuk ve adalet ile tesis ettiğimiz bir ülke olduğumuz zaman,
    çözebiliriz, bu konuda fehmi beye tamamen katılıyorum.
    umalım piyasaların tedirgin olmadığı bir görüşme olur,
    şimdilik maksimum fayda bu olur…

    • “Düyun-u Umumiye-i Varidat-ı Muhassasa İdaresi”
      size bir şey hatırlatıyor mu?
      “Varidat” çok dikkat çekici.
      Düyun-u Umumiye zamanında Osmanlının dış borçlarının Yıllık Gayrı Safi Hasılaya oranı %25
      Şu anda ülkemizdeki bu oran %60ın üzerinde.

    • Didem hanım “umalım piyasaların tedirgin olmadığı bir görüşme olur,” diye hayır duada bulunmuş; aminallahüekber!
      Bakıyorum herkesin allahı dolar peygamberi yuro olmuş, borsayı ne yapsak ki???

  10. Aklınıza gelecek her konuda Dünya standartlarının çok altında isen, hiç bilmezsen haddini bileceksin. Her yorumuma (…) gibi saldıran yorumcular için her konu; eğitim, adalet, insan hakları, özgürlükler, teknoloji, bilime önem ve katkı, ekonomi, işin ehli yönetim…) Koskoyu Fenerbahçeliyim, bu yıl FB başkanlığına soyunursam birileri bana arka tarafları ile gülerler. Peki TC ne yapmalı? Hiç değilse dilini tutmalı, ilkeli olmalı, önce ak dediğine sonra kara dememeli. Olmayan özellikleri ile başpehlivanım diye ortada salınıp komik duruma düşmemeli. Yahu sen Avrupa’nın atıklarının gönüllü (Adana-Mersin) çöplüğüsün, yol geçen hanına dönmüş sınırlarından kimlerin geçtiğinden bihaber, bu pislikleri AB ye salarım diye aşağılık bir politika ile komşun Yunanistan’la ve AB ile gereksiz ve anlamsız takışansın. (İşbirliği yapsan, turizmin patlayacak, AB’ye girişin kolaylaşacak) Ama olur mu; hiç biri, evet hiç birinin takmadığı Araplarla iş birliği yap. Ekonomik ve doğal kaynaklarını Araplara peşkeş çek. Geçenlerde paylaştım burada Antalya’da düzenlenen G-20 foto çekimindeki komikliğimizi, ezikliğimizi. İnsan hiç değilse sözünün arkasında duran biri olur ki karşındaki sana saygı duysun. Yemek yediğin tabağı kirletme derlerse ne yanıt verilecek acaba? (ne demek istediğimi anlayanlar anlıyor zaten)

    • Yahya bey, çöp ithal etmek ve ayrıştırıp arıtmak, geri dönüştürmek ileri teknoloji gerektiren bir işlemdir ve anadolunun en ücra şehirlerinde bile bu tesisler ab standartlarıyla kurulmuştur.
      Yani öyle chp zamanındaki ümraniye çöplüğünde havaya uçup sonra da çöpte boğulup giden 40 vatandaşımızınki gibi durumlar eski türkiyede kaldı, şimdi oralarda lüks villa siteleri ve gökdelenler yükseliyor haberiniz olsun…
      Türkiyenin sınır kapılarından herkes gerekli kontrolleri yapıldıktan sonra girip çıkabilir, ama asla ve asla terörist giremez; bu şekilde terörle mücadelemizi de artık sınırlarımızdan yüzlerce hatta binlerce km uzakta yürütüyoruz?

  11. Bu ülkede şans eseri yaşıyoruz. Babacan en son çıktığı sosyal medya programında, ilk defa Ekonomi bakanı olduğunda bunu tv’de ilan edildiğinde duyduğunu söylüyor. Daha sonra AB müzakerelerinden sorumlu bakan yapılıyor. Bunu da tv’de ilk defa haber aldığını söylüyor. Her iki sefer de “yaparsın yaparsın” demişler.

    Aynı durum en son kendi bakanlığını dezenfektan alımı ile dolandıran AKP’nin ticaret bakanı hanım için de olmuştu. Bakan olduğunu havaalanında evine dönerken öğrenmiş geri gelip tv’ye çıkmıştı.

    Yani her iş böyle. Ülkenin herhangi bir konuda hazırlığı, planı, programı, uzun vadeli vizyonu vs yok. Günü birlik gidiyoruz. Kanal mı yapılacak. Ver Ahmet’e köprüyü 8 milyara. İki köprü de sen yap Mehmet. İhale yok, rekabet yok, itiraz yok, hesap verme asla yok. Deprem analizi, çevre etki raporu, vs yok oğlu yok.

    Bu kadar hesapsız, kitapsız, yolsuz, ve dahi …

    • Bakan yapıldığından bugün haberi olmuş bugün konuşuyor
      O gün çenesi mi yoktu
      Görünür değil ama göbeğinde olacak kadar kurnazlıklar peşinde olmasın

      • Çenenin çeneyi pek konuşturmadığı bir yönetim ortamı yaratmış olan CB olacak adamın ta kendisiydi. Yönetim tarzı bu. Daha önce konuşanlar o ortamı çok daha erkenden terketti. Yönetime beyin teşkil edebilecek iyi niyetli kaliteli insanlar değişik varsayımlarla uzaklaştırılınca yönetim kala kala tek çeneye kaldı. Şimdi işin göbeğinde yegane kişi o. Herşeyi ben idare ederim pozlarındaki biri için çene yetmez beyin de lazım. Çeneyi konuşturacak ta beyindir! Dışarı karşı çenesini tutamadıkça işler sarpa sardı. İşin özeti TL nin dolar ve euro karşısında düştüğü rezalettir. Türkiyede TL kullanılıyor. Dolar kazananlar mutlu azınlıkta kaldı.

        • 15 sene Konuşamayan çene Brütüs olup bugün imza verip yarın CHP ile saf tutuyor.
          Buna dense dense en haifif deyimle “Brütüslik” denir.
          Mide nerde denir.
          denir oğlu denir

  12. Artık yolsuzluğun dibini vuran iktidar, hiç bir şeyi umursamıyor. Olmayan Kanal İstanbul üzerine inşa edeceği 6 köprüden birisini çete elemanlarından birisine, adrese teslim, ihalesiz kılçıksız vermiş bile. Ay sonuna da kazmayı vuracakmış. 8 milyara. Yarın 18 milyara çıkar o. Hazine garantileri falan derken yıllarca ye babam ye. Kanal olsun yada olmasın, o köprü inadına yapılacak. Yarın iktidar değişir ihtimaline karşı da Londra’ya tahkim mahkemesine teslim etmişlerdir yine kendilerini. Daha birinci köprü bu. Doyma duygusunu yitirmiş bunlar. Obez ötesi bir durum. Aksırıncaya tıksırıncaya patlayıncaya kadar yemeye devam. Pisliğini de doğrudan Marmara’ya, açıktan ve arıtmadan.

  13. Kendi bakanı SS, namı diğer Süslü, geçen haftalarda ABD’ye meydan okuyordu, kuru sıkı palavralarla elbette, “hadi gelsene” falan gibi, mafyadan öğrendiği ağızlarla. Ciddiyetsiz siyasetçi takımı işte. Şimdi ABD’yle ara bulacaklar. Bulurlar da, bunlarda tutarlılık beklemeyin. Bugün dönerler ABD ile dost olurlar yine. Papazı da, FETÖ’yü de, yedikleri bütün zılgıtları da (“aptal olma oğlum” gibi) unuturlar. Bunların bir tane dertleri vardır, dolduracak cepleri. Ötesi vız gelir tırıs gider. Bütün siyasi söylemleri enayi milleti dolduruşa getirme üzerine kuruludur.

    Haftalardır eski has adamları, şimdi organize suç örgütü lideri ilan ettikleri, Reis Peker bunların bütün pisliklerini ortaya döküyor. Hiç bir kişi de tınmıyor. Bakan koltuğunda oturuyor pişkin pişkin, adını andığı yolsuz hakim laf yetiştiriyor sağa sola, Başkan hiç girmiyor topa (bu hafta Peker, abisine bir güzellik yapacak, bakalım o zaman olacak). Bir tek Veysi Ateş ortadan toz oldu süresiz izinle, o da yakında döner pişkin pişkin.

    Memleketin pislik içinde yüzme haline böylece devam edilir. Marmara da coşmuş milletin bütün pisliğini dışına vurmuş. Reis’in deyimiyle, “Pisliksiniz hepiniz …”.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız