AK Parti’nin ‘2053 vizyonu’ yerine neden ‘büro elemanı’ ve ‘huzur hakkına zam’ konuşuluyor?

35

İktidarda geçirdiği 20 yılını tamamlamasına kısa süre kalmış, son seçimde adayını yüzde 50’in üzerinde oy almasını sağlayarak cumhurbaşkanı seçtirmiş, Cumhuriyet’le aynı yaşta olan parlamenter sistemi referanduma sunup onu ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ ile değiştirmeyi başarmış olan AK Parti önceki Çarşamba günü büyük kongresini yaptı.

Her parti iki-üç yılda bir yapılan büyük kongreye önem verir; AK Parti’nin büyüklü-küçüklü kongrelerine rakiplerinden çok daha fazla önem verdiği de bilinir. 

AK Parti bu kez de büyük kongresine dikkatlerin çekilmesini sağlamak için bütün gücünü seferber etti. Salgının yaygınlaştığı bir dönemden geçtiğimiz ve ilçe-il kongrelerindeki lebalep-tıklım tıklım görüntülerin bu durumda payı olduğu yazılıp çizildiği halde, AK Parti büyük kongresinde yalnızca salonun içi değil dışı da tepeleme doluydu.

Günler öncesinden, partinin en yetkili isimleri, sözcüleri, itibar ettiği medya kuruluşları ve muteber kalemler ile yorumcular, AK Parti genel başkanı da olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kongrede yapacağı konuşmanın yeni dönemin ipuçlarını vermesi açısından önemini duyurdular.

Kongre’de AK Parti genel başkanı da olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan uzunca bir konuşma yaptı ve konuşmasında daha önce ilan edilmiş ‘2023 vizyonu’ yanına bir de ‘2053 vizyonu’ ekledi.

Aradan bir haftaya yakın bir süre geçti, bu süre içerisinde kongredeki kalabalığı, 2023 ve 2053 vizyonlarını, yeni anayasa vaadini hatırlayan ve hatırlatan pek kimse çıkmadı.

O kadar hazırlığı, kalabalıkları toplamak için harcanan çabayı, dikkatleri kongreye ve orada yaşananlara çekme gayretini hak edecek bir siyasi sonuç alınamadı.

‘Beyaz toz’ gündemi belirliyor

Reklam

Genel merkezde ‘büro görevlisi’ olduğu öğrenilen bir gencin burnuna çektiği beyaz tozun fotoğrafı üzerine kopan fırtına kadar bir ilgi doğurmadı iktidar cephesinin büyük ortağının kongresi…

Korona salgınıyla mücadelede en başarılı ülkelerden biri olduğumuzu işitmiştik kongrede yapılan konuşmada; haftası geçmeden artan vakalar yüzünden, ülke, öncesinden daha kapsamlı bir kapanmaya uğratıldı.

Hayatları tehdit altına düştüğünde başka konulara ilgileri azalır insanların; kongrenin ve orada yapılan konuşmanın hesap edildiği ve beklendiği kadar ilgi görmemesinin en önemli sebebi bu olabilir.

Tabii bir de AK Parti tabanını da içine çeken ekonomik sıkıntıların azmasını da hesaba katmak gerekiyor.

İnsanlar bugün masaya Halk Ekmek somunu dışında katık koymakta zorlanıyorlarsa, 2023 veya 2053’te yaşanacak refahın müjdesini ciddiye almakta daha da zorlanırlar.

Zorluk biraz da burada.

Şimdi de büro elemanı gencin renkli fotoğraflı maceraları…

Bütün günahlarını fotoğrafla tespit ettirmiş AK Parti genel merkezinde çalışan genç. 

Reklam

Yalnızca yanında bir kadınla son yıllarda edindiği anlaşılan birkaç lüks araçtan birinde burnuna ‘pudra şekeri’ olduğunu iddia ettiği beyaz tozu çekerken fotoğrafı yok o gencin; kumarhane masasında masaya fiş bırakırken, gece kulübü gibi bir yerde poz verirken de fotoğrafları var.

Muhtemelen maceralarını videoya da çekmiş veya çektirmiştir.

Hollywood filmleri gibi

Fotoğraflara göz gezdirirken Hollywood filmlerinden aşina olduğumuz sahneler göz önüne geliyor.

Renkli fotoğraflar eşliğinde fırtına koparken, büyük kongreyi, 2023 ve 2053 vizyonlarını kim akla getirir?

Hiç kimse…

Garip olan, genci içlerinde-yakınlarında barındıran siyasilerin tavırları…

O gencin umursamaz tavrına taban tabana zıt bir yanlışı örtme veya hiç değilse etkisini azaltma çabası fark ediliyor. Burna çekilen tozun gerçekten ‘pudra şekeri’ olduğuna inanıyor gibiler. Fotoğraflar eşliğinde ortalığa yayılan nüfuz kullanarak zenginleşme iddialarını işitmek bile istemiyorlar.

Mensup olduğu partide çalışan bir gençle yan yana fotoğrafı bulunması hiç yadırganmayacak bir bakan, içişleri bakanı, muhalefetten gelen eleştirileri ‘siyasal sonuç çıkarma’ niyetine bağlayıp ayıplayabildi.

“AK Parti’de çalışan biri böyle bir şey yapamaz, nüfuz kullanarak zenginleşme ne demek, çok ayıp” dese ve ardından muhalefetin eleştirilerini haksız bulduğunu söyleseydi tepkisi bir dereceye kadar -o da belki- anlaşılabilirdi.

Elbette muhalefet eline eleştiri fırsatı geçince bunu sonuna kadar kullanacak.

İktidar partileri de muhalefette gördükleri eleştiriye açık yanlışlıkları dillerine dolamıyorlar mı?

Politika böyle yapılır. Doğası böyledir.

Herkesten, her kafadan bir ses çıkıyor, esas kendisinden açıklama gelmesi beklenebilecek kişi ise konuya uzak duruyor. Sesiz kalmayı yeğliyor.

Sessiz kalınarak olayın daha fazla büyümeden geçiştirilebileceğini düşünüyor olmalı AK Parti.

Yakında muhalefetin eş değerde bir yanlışıyla tanıştırılabiliriz.

Muhalefetin yanlışları iktidarınkiler kadar ilgi çekmeyebilir ama.

Bu da politikanın doğası gereğidir.

Benim bir tavsiyem olacak

Kongrede sözü edilmiş, ardından yapılan ilk bakanlar kurulu toplantısından sonra ‘ekonomik reform paketi’ içerisinde tasarruf tedbirlerine başvurulacağı duyurulmuştu.

Cumhurbaşkanı ilk orada sözünü ettiği vatandaşın ‘yastık altı’ birikimlerini günlük kullanıma sokma tavsiyesini dün de tekrarladı.

Tasarruf tedbirleri etkisini ülkeyi yönetenler üzerinde herkesten önce gösterirse vatandaşlardan talep edilen katkı daha kolay yerine gelir.

Söz gelimi, partililer veya partiye yakın olanlara açılmış kadrolarda ‘huzur hakkı’ ödemelerine zam değil indirim yapılması yararlı olabilir.

Tabii, yanlış yapanlara müsamaha gösterilmeyeceğinin -ibret-i âlem için- etkili biçimde gösterilmesi de…

O zaman kongre ve orada dile getirilen ‘2053 vizyonu’  konuşulup tartışılabilir.

ΩΩΩΩ 

35 YORUMLAR

  1. Siyasetin çürümesiyle, yozlaşmasıyla meşgul olmak biz gençler için çürümedir. Maalesef siyaset arenası kara delik gibi insanımızın enerjisini, dikkatini içine çekmekte ve bitirmektedir. Sayın Koru, Dünyayı takip eden biri olarak, çamur kıvamındaki ülkemiz siyasetinden sarf-ı nazar edip, dünyadan ufkumuzu açacak konuları gündemimize getirebilirseniz çok memnun olurum. Saygılarımla

    • Ak saçlı ekibin dış politika hoşuna girmiyormuş. Sayın Koru dia politikaya dair yazdığı yazılar çok az okunuyormuş. Kendisi bir kaç defa bunu dile getirmişti. Malesef ben de sizinle aynı dertten muzdaribim. 🙄

  2. Suç. Yalan. İftıra, ile.
    Yola devam.
    Önce suçu işliyorlar, misal bir devlet ihalesini rüşvet karşılığı eş dost ve akrabaya veriyorlar.
    Ortaya çıktığında ” yalan bize iftira atiyorlar bu ihale ile uzaktan yakından alakamız yok,” diyerek günah keçisi hazırlayana kadar olayı kapatmaya çalışiyorlar; yalnız, birileri onu sürekli karıştırdığı için pis kokuları bir türlü engelliyemiyorlar.
    Olay çığrığından çıktığı an ellerinin altindaki (yargı) troller’i düğmeye basiyor ve ocu buculara yıkıyorlar havuzda baklavasını dağıtıyor.
    Bunları en başarılı icraatlari bu tip yöntemler ile bir çok suçtan kurtardıkları gibi
    Harran Dik cinayetinden’de kurtardılar. Nası olsa Hapishaneler eski polis ve yargıçlar ile dolu.
    Bundan sonra işleri dahada kolay.
    İftiralarla kanser, verem ettikleri 74cyaşındaki ölüm döşeğindeki hastayı pkk li diye hapise atiyorlar, sakat gazi polisi darbeci diye hapise atiyorlar.

    Perinçekin ömür boyu mucadele ettiğı ve 1990 lardan bu tarafa fişlediği ne kadar Demokırat ve Dındar varsa ya pkk yada ocu bucu diye elindeki listeleri’ın sadece %45 civarında başarılı olmüşlar onlara göre en az %90 nını tamamlamak için önce reisin hidayeti bahçelini inayeti ile bunlari halletsinler gerisi çantada keklik.
    İşin garip rarafı! Temmuz 2016 tarihinden sonra darbeci olark yurt dışına kaçtı diye İnterpola verdikleri isimlerin bir çoğu yakalındıkları ülkelere 20 30 sene önce yerleşmiş ve o ülkelerin vatandaşları! Bazıları 15 20 senedir Türkiye’ye dahi gitmemişler. Örnek mühendis olarak gelmiş fakat 2. Bir üniversite okumuş avukat olmuş.
    Türkiyede bu tip iftıralar açığa çıkınca Ahmet bey gibileri kapatmak içın kırk takla atiyor: fakat dışarda Tayyip Cumhurriyeti’nın rağbeti 0000’laniyor.
    Benim görûşüm! Derin devlet istediğini tamamlayıncaya kadar bu 10 yılda olur 5 yılda olur Erdoğan Başkan olarak seçilir.
    SEÇILIR çünkü bizim millet kendinden olmayanalara yaşam hakkı tanımazlar onu içı iftiracılara zurnalık yaparlar.
    Erdoğa ve Bahçeli bu saaten sonra Perinçek’ın emrinden çıkamazlar.

  3. Sayın Koru ,
    Tespitlerinize katılıyorum , önerilerinize de ama muhatap olduğunuz toplum bunun yapılabilirliğini biraz zora sokuyor sanki.
    Emin Çölaşan ın kırk kişiyiz biz birbirimizi biliriz kitabında bahsedilenler de bu toplumun siyasi çevrelerinden insanlardı.
    Kadının , Maşallah işleri de yolunda durumu da gayet iyi diyerek işaret ettiği kişi rüşvet alan müdür idi.
    Suyun kaynağında oturan suyu kaynağından içer ,
    Gemisini yürüten kaptan.
    Devletin malı deniz yemeyen hınzır.
    Benim memurum işini bilir !
    için de yaşadığımız topluma mal olmuş ifadelerden bazıları. Maalesef ülkemizde siyaset zenginlik edinme yollarının başında geliyor. Siyaset yapmak da çok pahalı, bir şekilde finanse edilmesi gerekiyor. Bir türlü bu kısır döngüyü kıramıyoruz. itikadı zayıf bir toplumuz.

    Kişinin önünde ve arkasında Allah’ın emriyle onu kayıt ve koruma altına alan takipçiler vardır. Bir toplum kendisindekini değiştirmedikçe Allah onlarda bulunanı değiştirmez. Allah herhangi bir toplumun başına bir kötülük gelmesini diledi mi, artık onun geri çevrilmesi mümkün değildir. Onların Allah’tan başka yardımcıları da bulunmaz. rad süresi 11. ayet
    Bu uyarıyı dikkate alan yeterli sayı da akıl sahibi de yok demekki yanlış yapanları uyarsın.
    Böyle diyebilir enseyi karartabilirim.
    Ya da bir çuval cevizin içinde üç beş tane kurtlu çıkar . Onlara da gereği gibi muamele edilir de diyebilirim . Sahi , Akparti Genel Kurulunda bulunmayan eski bakan kimdi ? ben farkedemedim gözlerim aradı siz onu görebildiniz mi ?

    • Melik bey, babacan veya davutoğlu olabilir mi? A.latif şener veya e.günay? İ.Naim şahin ya da i.bal? E.mumcu ya da E.bayraktar? B.atalay veya s.ergin? Hangisi yoktu acaba ya da vardı, biz nerden bilelim? O kadar çoklar ki, mübarek brütüsler ordusu!

  4. Yeni MB başkanı, köşesinden yazdıkları ile taban tabana zıt, Naci Ağbaldan daha piyasa dostu, serçe açıklamalarına rağmen dolar 4 kuruş düşmüş.

  5. Matrakçı fıkracımız denizin bittiğine işaret etmiş, Didem hanım da destek yorumuyla katılmış.

    peki gerçekten de deniz bitti mi?

    sn. Rasgelenler: “türklerin en iyi bildiği şey borç ödemektir, gerçekten de türk milleti iyi borç öder. Osmanlıdan kalan borçları ödediğimizi dünya finans çevreleri iyi bilir ve o güvenceyle borç vermeye devam ederler. tabi her seferinde daha fazla faizle…”

    Emekli Hazine Genel Müdürü Rasgelener yorumladı: Türkiye ekonomisi çöküyor mu?” on YouTube
    https://youtu.be/l9Dq5s8Ulas

    • Tc hiçbir dönem borç ödemelerini aksatmamıştır, ama tüm batılı zengin ülkeler türkiyeye eskiden de bugün de borç takmış ya da malımızı veya paralarımızı gasbetmişlerdir, dolandırıcık/sahtekarlık soylarında vardır!!!
      alın f35 olayını…

    • sn. Rasgelenler linkteki yorumunda “sermaye kontrolü için bir hazırlık farketmedim” diyor ama Turhan Bozkurt “sermaye kontrollerine erken beşladılar” diyerek bankaların sermaye kontrolü uygulanmasına örnek olarak yorumladığı bazı uygulamalarını anlatıyor:

      Bankalar çıldırdı: Sermaye kontrollerine erken başladılar! | Turhan Bozkurt” on YouTube
      https://youtu.be/gkScWG22VNs

  6. mağazaların bir vitrini olur, içeride ne olduğu hakkında fikir verir ya da markaların yüzleri olur, genelde güzel bir kadın/yakışıklı bir erkek marka onunla hedef kitlesine bir mesaj verir ya bu büro görevlisi partinin vitrini/yüzü oldu sanki. bu olayın üzerinde kopan fırtına yolsuzluğun bir yüz bulmasından ileri geliyor bence.
    akp nin milyonlarca üyesi var deniliyor, gerçek rakamları bilmek mümkün olmasa da ciddi bir kitle olduğuna şüphe yok. lakin çoğunluğu bu büro elemanının da itiraf ettiği gibi partiye rant için destek veriyorlar. para kazanırım, oğluma iş bulurum, kızıma akp li koca bulurum derdime derman tadında. gerçekten de akp kendi kitlesine rant devşirerek derman oldu.
    yeni dönemin ip uçları günler öncesinden duyuruldu ama kongre tam bir hayal kırıklığı oldu, yandaşlara rant düşerken halka ise yastık altı paraları çık mesajı düştü, çünkü bütün paralar suyunu çekti. 80 yaşındaki kimsenin gencim güzelim demesi gibi geriye uçuyoruz, kaçıyoruz kaldı.
    dolar bir gecede 7.20 den 8,35 e çıkıyor ve sorumluları halkın karşısına geçip herşey yolunda gibi konuşabiliyor, bir açıklama yok, bir özür yok. halk bir gecede büyük oranda fakirleşti, hayat büyük oranda pahalılaştı ama gözümüzün içine bakarak 2053 hede3fi koyabiliyorlar. adamın akşam hastanelik ettiği karısına ertesi gün yemekte ne var tatlım demesi gibi. ve hala birileri hiç utanıp sıkılmadan bu durumu üretim ekonomisine geçmenin travmaları bunlar diye savunmaya yani yutturmaya çalışıyor. bugün sıkıntı var amma ve lakin 2053 refahtayız idare et hesabı. zaten tanrı bizi malımızdan canımızdan eksilterek deniyor ya hepten idare et artık, fazla da sesini çıkarma. bu sefer fetöcü olmakla dener, görürsün. biri çıkar fetöcü, hain, ajan iftirası atar.
    chp de taciz, tecavüz olayı olduğu zaman parti zarar görsün diye olayı parti geneline yaymaya kalkışanlar, yolsuzluk olayını suçun şahsiliği üzerinden okumaya başladılar, çifte standart gibi yalancılık yoktur. nufuz kullanarak zenginleşme/yolsuzlaşma zaten herkesin alenen gördüğü şeylerdi, başta da söylediğim gibi bir yüz, bir kimlik kazandı sadece. buradan yürür gider artık.
    bu dönem bir yolsuzluklar ve çöküntüler dönemi olarak tarihe geçecektir, halbuki gerçekten bir yükseliş dönemi olabilirdi, yazık ki, gerçekten çok yazık.
    insanın içi acıyor.

    • ahmet bey dünkü yorumunda
      AKP NEDEN KAYBETTI : okuduğumuz çoğunluk yorumlarda olayın sorumluğu genelde muhafazakar düşünceye bağlanıyor. Oysa asıl neden muhafazakarların öyle veya böyle yonetim ve icraatlardan uzaklaştırılmasıyla başladı. AKP tepe yönetimi kendini ülkücü gruba bağlamakla onun emri altına girmekle hatalar zincirine hergün bir halka ekledi. Milli eğitim başta olmak üzere tüm bakanlıklardan özellikle islamcı düşüncelere sahip olan İHL VE İLAHİYAT mezunlarını uzaklaştırıp onları tasfiye ederek milliyetci kadrolarla yer değiştirince çöküş başladı
      diyor.

      oysa tertemiz muhafazakar kesime belki biraz saf olduğu dışında bir suçlama yok. ben şahsen dindar ve dinbaz ayırımının iyi yapılması gerektiğinin altını çiziyorum. insanların ne söylediğine değil, ne yaptığına bakılması gerekir diye düşünüyorum. bir kişi dindarım diyebilir, ülkücüyüm, milliyetçiyim, oyum, buyum diye kendini tanımlayabilir ama yaptıkları ile çelişiyorsa önce kendini sonra başkalarını aldatıyor demektir. çünkü yalancıdır, kalıbının adamı değildir, daha doğrusu adam değildir, bunlara insan müsveddesi denilir. dolayısıyla şu suçlu bu suçlu demekten çok kim yalancı ona bakmak gerekir.
      her kötülüğün başı yalandır.
      bir ümit varsa bunu yalanın olmadığı yerde aramalıdır diye düşünüyorum.

      • Siyasette yalan söylemeyeni bir gosteriverin şudur deyin.
        Mesela muhalefetin yönetimde oldugu belediyeler mi.Her parti kendi yandasini zengin edip nemalaniyor.Akp gidince her türlü kayırma rüşvet anlaşmalı ihaleler bitecek mi.
        Kabul etmek zor olsa da günümüzde bunların ayyuka çıkmasının en büyük sebebi orantisal işlerin çok olması.İs yapılmasa pis koku da çıkmayacak.Maalesef düzen bu.İstemesekte böyle.

        • sonuçta hiçbirimiz hayalperest değiliz.
          geçenlerde yazmıştım, kötülük insanın yapısında olan bir şey.
          elbette kayırma, rüşvet ve anlaşmalı ihaleler bitmeyecek.

          Uzun yıllar önce Devlet Senfoni orkestrası Erzurum’a konser vermeye gelmiş. Ancak orkestra gelmeden önce zamanın valisi özel idare müdürüne tüm muhtarları toplayıp konsere gelmeleri hususunda talimat vermesini tembihlemiş.

          Konser günü gelmiş salon ağzına kadar dolu, konser başlamış orkestra çaldıkça salonda çıt çıkmadan konser dinleniyor. Bir ara orkestra ara vermiş. Salon yavaş yavaş boşalınca orkestra şefi yaşlı bir dadaşın yanına yaklaşmış ve konuşmaya başlamış:

          —Bey efendi konserimizi beğendiniz mi?

          Siniri tepesinde çıkmış olan yaşlı dadaş;

          -Ne beğenmesi beg efendi Erzurum Erzurum olali Urus gettiğinden bu yana bele bir zulum görmemişti.

          sorun böylesi ne görüldü, ne bir daha görülür meselesidir.
          tek tek kalemlendiririm ama kimseyi ikna gibi bir niyetim yok. sizi ikna etmeye hiç niyetim yok. kendimin yorumuyla sizin yorumunuzdaki atıfı ilişkilendirerek yanlış anlaşılan bir yer olabilir diye açıklama yazıyorum, o kadar.
          hepimizin kendine yettiğini varsaydığımız aklımız izanımız var değil mi? akılları pazarlara çıkarmışlar herkes kendi aklını almış sonuçta. ben sizin aklınıza ve çıkarımınıza saygı duyuyorum.

          • Bende size saygı duyuyorum fakat hep bardağın dolu tarafına bakmaya çalışıyorum.
            Ben de isterim yöneticilerimiz yetimin tek kuruşuna helal getirmesin.İnsanlar sefalet içindeyken saraylarda oturup lüks arabalara binmesin.İsrafin haram olduğunu idrar edebilsin .Komşusu açken kendi tok yatanın bizden olmadığını anlatabilsun.Maalesef olmuyor.Bana öyle birilerini söyleyin topumuz gidip onu destekliyelim.Var mi ? Varda biz mi bilmiyoruz.19 sene akp ye oy vermiş ama bir kuruşluk menfaat elde etmemis hatta hiç bir tarihte bukadar sıkıntıya düşmemiş bir birey olarak soruyorum size VARMİ ?

  7. Niyeyse, kokacı elemanın fotoğrafları bana hrant dink cinayetine karışan jandarma muhbiri erhan tuncelin, muhsin yazıcıoğluyla fotoğraf çektiren bir grubun arasına karışıp poz verdiği sahneyi hatırlatıyor, sonrasında malum açıklama: “bizim tarlayı çoktan sürmüşler!”
    katil ogün samastla cinayeti işledikten sonra sarmaş dolaş selfi çeken personel ve müdürleri çoktandır hapiste…
    O günlerde bu suikastle ilgili suçlanan çevrelere(ergenekon) karşı algı operasyonları gırla giderken perde arkasındanki elemanlar da dağbaşlarında helikopter enkazı arıyormuş gibi yapıyordu. En son 15temmuzda görüldüler, çoğu yunanistana tüydü…
    Bünyesinde anayasa profesörü uyuşturucu baronları bile barındırabilmiş bir yapıda herkesin tarlasına da marabasına da dikkat etmesi gerekir.

  8. Açık bir denizde seyreden geminin kaptanı , kalp krizi geçirir ve ölür .Geminin tayfası düşünür taşınır ,Karadeniz’li olması nedeniyle bu işten en iyi anlayanın Temel olduğuna karar verirler ve
    bu düşünceyle geminin dümenini Temele teslim ederler.
    Başlangıçta işler yolunda gider, hiç bir aksilik olmadan bir kaç gün selametle yollarına devam ederler.
    Ancak bir gün gece sabaha karşı hiç ummadıkları bir anda maalesef gemi karaya oturmaz mı !
    Tayfa büyük bir şaşkınlık ve endişe içinde Temel’in yakasına yapışır ,
    – Bu ne rezilliktir , sen ne yaptığının farkında mısın be adam !
    Temel , oldukça üzgün ve çaresiz bir şekilde cevap verir ,
    – Uşaklar , pen ne edeyum , teniz bittu da , ne yapalum !
    Herkese selamlar , iyi günler

    • gerçekleri ifade etmenin pek çok yolu var,
      acı acı söylemek benim ve çoğunluğun tercih ettiğim/ettiğimiz gibi,
      bir espri anlayışı içinde dile getirmek sizin tercih ettiğiniz gibi,
      kafiyeli düşünerek dile getirmek H.K. nın tercih ettiği gibi.
      her biri ayrı güzel, ayrı anlamlı fıkralar.
      gülerken düşünmek, düşünürken biraz nefes almak için.

  9. İBNİ HALDUN,yüzyıllar önceki tesbiti bir kez daha gerçekleşiyor.
    Uzun iktidar yılları iktidarları kaçınılmaz olarak içten içe çürütür.
    Nepotizm dedikleri eş,dost,yakınlıkta yarışma hızlanır.
    Dağıtılacak nema azaldıkça en kralcılık yarışı başlar.
    İktidar otoriteleşmenin alt yapısını hazırlamak zorunda hisseder kendisini.
    Her kötülük hepiç ve dış düşmanlardan dır.
    Her iyi şey kendi marifetleri.
    Madem kötüler, neden onlardan daha çok borç dilenmek için kırk takla atıyorsunuz diye soranın sesi duyulmaz.
    Medya iktidarın sesi olursa,Titanik sulara gömülene kadar vals a devam edilir.
    Otoriter yönetimlerde halkın enaz yüzde otuzunu nemalandırmak esastır.
    Geri kalan yüzde yetmişlik kesim bu yüzde otuzluk kesimin tahakkumu altında kalır.
    Devletin gücünü arkasına alan devlet yanlıları aykırı ses çıkaranları devlet düşmani,vatan haini ilan etmekte tereddüt etmezler.
    Hal böyle olunca suların çekilmesiyle kuyrukları birbirine değen baliklar gibi artık birbirinin
    payından çalmaya başlarlar.
    Kiyametin kopmaya başladığı an gelmiş çatmış demektir.
    Küçük pudra şekeri olayı belki kuyruk temasının ilk sonuçları olabilir.
    Esas kiyamet nemalananların kast sistemi içinde çıkacak isyandan başlayacaktır.
    Vatandaş sonuçlara bakar.
    Cebinin durumu onun siyasi barometresidir.
    Yönetimler ne olursa olsun ceplere tatmin edici birşeyler koyamadığı an nemalanan azınlığın
    presinden önceleri sessiz kalır.
    Ne zaman nemalanan azınlıkta bir kesim tatmin edici edimlere ulaşamazsa kızılca kiyamet o zaman kopar.
    Tatmin edici edimleri bulamayan yandaş azınlıktakıler bu sefer sefil halkın safında yer almaya başlarlar.
    Mualif ler o zaman güçlenmeye başlar.
    Sonra yeni iktidarlar gelir.
    Ayni hikaye tekrarlanır durur.
    Yönetenler değişse bile yönetilenler asla değişmez.
    Sadece ikinci gruptakiler ile birinci gruptakiler yer değiştirir durur.
    YETENEKLERİMİZİ GELİŞTİRELİM.
    Dünyanin aradığı vasıflarla kendimizi donatalım.
    Başkaları bizi kurtarmaz,kullanır.
    Bizi zengin etsin diye lider arayan ,önce liderini zengin eder.
    Artarsa kendinede belki bir parça düşer.
    Bir müddet sonra iktidarin etrafında oluşan yağ tabakasından da vatandaşa ekmek çıkmaz.
    Sağlıklı,huzurlu günler dilerim.

    • Avam arkadaş “Uzun iktidar yılları iktidarları kaçınılmaz olarak içten içe çürütür.” buyurmuşsunuz da; dersimli kemalin uzun iktidar yılları da bir çürümeye yol açmış mıdır?

  10. Şu salgın verilerine inan kaldı mı acaba? ben başından beri şüpheyle yaklaşıyordum şimdi hiç şüphen kalmadı verilerle oynandığından.
    Bir diğer konu bu virüs bazı topluluklar bulaşıyor bazı topluluklar bulaşmıyor.
    Tıpkı market poşetleri gibi, bildiğiniz gibi aynı poşeti mahalle bakkalı kullanırsa zararsız, büyük marketle kullanırsa çok zararlı o nedenle paralı büyük marketlerde yersen

    Ülke uçur her türlü uçuyor maalesef hatta çığlıklar atarak uçuyoruz bazıları neşesinden bazıları korkusundan çılgınca uçuyoruz.

    Biz uçarken dövizde uçuyor bazılarının cebinde çıkıp bazılarının cebine uçuyor.
    Ama sonuç da herkes uçuyor çığlık atarak, bazıları neşesinden bazıları kederinden çığlık atıyor.

    Hani Diyorlar ya hepimiz aynı uçaktayız

    Gerçekten aynı uçaktayız bazıları tam teşekküllü teçhizata sahip bazılarının hiçbir şeyi yok ama aynı uçktayız.

    İnşallah, bir motoru yanmış uçağın kontrolü kaybetmez pilot.

    • Cihan bey “yapıcı eleştiri”den kastınız, bir kişinin işlediği suçu bütün bir partinin üstüne atmaya çalışmak değildir heralde, ne dersiniz?

  11. Cahil takımından ne vizyon bekleyebilirsiniz ki? Etraflarındaki danışman takımına bakın. Jölelinin iş yapmadan aylık yönetim kurulu üyeliklerinden topladığı maaşın 200 bin TL olduğu tahmin ediliyormuş. Nerede biter bilmek zor demiş araştıran CHP milletvekili. Güreşçi milletvekilinin diplomasız olduğu, varolan diplomalarının sahte olduğu ortaya çıkmasına rağmen aylarca banka yönetim kurulu üyesi olarak maaş almaya devam etmesi gibi. Ne utanma, ne arlanma bunlarda. Büyük çalıyorlar, o yüzden kral muamelesi görüyorlar.

  12. Artık düzeltecek halleri yok, her yerleri yamuk, bir yerleri değil ki. Atadıkları rektörler sülalecek üniversiteleri parselliyorlar. Müteahhitleri ülkeyi baştan aşağı parsellemiş. Artık bunlarda ne utanma, ne arlanma var. Ye babam ye iktidarı bu. Liyakat, hak, hukuk, adalet semtlerine uğramamış bu yiyici takımının. Zamanında oy verdik bu sefillere adam zannettik de. Yazıklar olsun. Bu da bana ders olsun. Hiç bir iktidar partisini iki dönemden fazla desteklemeyeceksin. Vuracaksın tekmeyi gidecek. Çiğ süt emmiş hepsi sonunda.

    • Ender bey, başkanlık sisteminden önceki dönem sayılmıyorsa galiba bir dönem daha mevcut iktidarı destekleyebiliriz, öyle değil mi?

  13. Sayın Koru,
    Dün yazdığım yorumu göndermekten son anda vazgeçtim, tekrar içeri girmeyi bırakın karakolun sokağından dahi geçmek istemiyorum. Dünkü başlıkta ifade “burna” değil, “buruna” olacak diye biliyorum. Biz bakana “uyuşturucu kullananın bacaklarını kırın, sorumlusu benim” ifadelerini hatırlatmak isteriz. Ama nafile, çünkü olay münferit değil. Bazı vakıfların eski ve yeni il temsilcilerinin son yıllardaki mali durumları incelenirse bazı şeyler daha iyi anlaşılır. Kim inceleyek?

    • Alsınlar huzur haklarını eğer huzura bu şekilde varabileceklerine inanıyorlarsa. Ben hakkımı helal etmiyorum eğer hakkım var ise

      • Vatandaş daha haklarını bilmiyorsun, bir de huzur hakkından bahsediyorsun; vaktiyle burda ayaküstü “sade vatandaş” nickname ini kaptırdın, o zaman da ahvah etmekten başka bir şey yapmadın, yine senin hakkını ben savundum!
        Daha hala sızlanıp duruyorsun bilader, al kullan artık şu eski nickini de, bi düş yakamızdan ya…

  14. Vizyon bitmiştir size televizyon veya vizon tele verelim. Goebbels reenkarne olup gelebilse idi kendine herhalde iletişim başkanlığından teklif edilecek görsel medyadan sorumlu daire başkanlığını ancak layık görürdü. Bugün her akşam ver mehteri ahaber, bu gece ne haber ? Kara halkın çirkeflikleri ile dolu adını bilemediğim bir başka aktüel sapıklık güncesi magazin programları arasında n seçebilirsiniz kanal seçkinizden mideniz bunları kaldırmıyor ise frankonun efsunlu beşiği campnou stadına buyurun kanlı diktatör franco zamanında yapılmış bu stad size belki ‘gol’ sesleri ile teselli olur. 2023 vizyonu, ahlak üzerine siyasal islamcılar tarafından yapılmış tahribatın tescili ve sonrası ebediyyen gidişleri ve derakab 2053’e kadar sürecek şimdiki siyasal tarafgirlerin çoğunun kabirden takip edeceği, ReVizyoN, ile ahlaklı nesillerin tamir ve tesis edeceği 2023 sonrası toplumsal dayanışma, birlikte insanca yaşama azminin adalet ve ahlakın mezci ile olacak “adil düzen dehri” olacaktır. “İnkârcılar, Ona rabbinden bir mucize indirilseydi ya! diyorlar. De ki: Allah dilediğini saptırır; kendisine yöneleni de gerçeğe ulaştırır.”
    “Bunlar iman edenler ve Allah’ı zikrederek gönülleri huzura kavuşanlardır. Bilesiniz ki gönüller ancak Allah’ı zikrederek huzura kavuşur.” Rad 27/28

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız