Erdoğan “Yunanistan ABD üssü oldu” kanaatinde. Bu nasıl oldu? Arap ülkeleri neden Atina’nın yanında? 

43
İsrail uçakları tatbikat sırasında Atina'nın üstünde uçuyor..
Reklam

Türkiye NATO içerisinde müttefik olduğu Yunanistan’la ‘bir dargın bir barışık’ denilebilecek tarzda bir ilişki yaşıyor. Bir ara, ‘komşularla sıfır sorun’ politikası sürdürülürken ‘barışık’ idik, son zamanlarda etrafımızdaki diğer ülkelerle birlikte ilişkilerimiz Yunanistan ile de şekerrenk hale geldi.

Kendisini ziyaret eden Macaristan başbakanı Viktor Orban’la birlikte düzenlediği basın toplantısında, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, ABD’nin Dedeağaç’ta üs kurmasıyla ilgili bir soruya cevap verirken Yunanistan hakkında bayağı ilginç sözler sarfetmiş.

Okuyalım:

“Aslında sadece Dedeağaç bir üs değil, Yunanistan’ın kendisi şu anda Amerika’nın bir üssü durumuna gelmiştir. Şu anda Yunanistan’ın içerisindeki Amerikan üslerinin sayısını ben saya saya bitiremedim. O denli Yunanistan’ın içinde Amerika’nın üsleri var. Şöyle hepsini bir araya toparladığımız zaman ortaya öyle bir tablo çıkıyor ki, Yunanistan’ın kendisi adeta Amerika’nın bir üssü gibi. Böyle bir tablo var.”

ABD’nin Dedeağaç’ta (Alexandroupoli) yeni kurmakta olduğu bir üssünden başka Yunanistan’ın Girit adasında (Souda Körfezi deniz üssü), Volos’ta, Stefanovikeio’da ve Larissa’da da üsleri var…

Yaklaşık 10 milyon nüfuslu, yüzölçümü 132 bin km2 olan bir ülke Yunanistan; çok sayıda Amerikan askerini topraklarında barındırmayı getiren üsler için küçük sayılacak bir ülke…

[2003 yılında reddedilen 1 Mart tezkeresi TBMM’den geçseydi, Washington’un talepleri doğrultusunda Türkiye ABD’ye Karadeniz’den Akdeniz’e uzanan sahillerinde deniz üsleri, Irak ile sınırdaş olduğu bölgede de kara ve hava üsleri oluşturma izni vermiş olacak, orada konuşlanacak 60 bin Amerikan askerini de topraklarında ağırlayacaktı. Tezkere iyi ki reddedildi. Aksi olsaydı, o günlerden sonra dışarıdan bakanların Türkiye için de “Adeta bir Amerikan üssü gibi” diyecekleri muhakkaktı.]

Bizim ülkemizde de, kamuoyu yoklamalarına bakılırsa, halkımız tarafından sevilen ülkeler arasında yer almıyor ABD; ancak Türkiye’deki ABD’ye bakış Yunanistan halkındaki Amerikan-karşıtlığı kadar yüksek ve köklü değil. 

Reklam

Yunanistan’da ABD özellikle solcu kesim tarafından hiç sevilmiyor. Donald Trump’ın ABD’ye başkan olduğu dönemde güvensizlik oranı yüzde 73’e kadar çıkmıştı.

Amerikan karşıtlığının tarihsel kökleri var Yunanistan’da. Ülkeyi 1967’deki askeri müdahale sonrasında yöneten ve ancak Kıbrıs’ta gerçekleştirilen kanlı Rum darbesine Türkiye’nin adaya asker göndererek mukabele etmesi sonrasında yönetimi terk etmek zorunda kalan cuntanın arkasında ABD’nin olduğu kuşkusu önemli. Türk diplomatlarını da hedef alan eli kanlı 17 Kasım terör örgütünün, 1975 yılında Atina’da, CIA istasyon şefi Richard Welsh’e düzenlediği suikast, o kuşkunun bir sonucuydu. 

Cuntanın devrilmesiyle birlikte, o tarihte ve sonrasında iktidarda bulunan sivil hükümetler, 17 Kasım örgütünün üzerine gitmekte fazla hırslı davranmadılar. 2004 olimpiyatlarının örgütün varlığı yüzünden Atina’dan başka bir ülke başkentine taşınması ihtimali belirince, 17 Kasım örgütünün üzerine gidildi; tetikçileri ve lider kadrosu o zaman yakalandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Bütün Yunanistan ABD’nin askeri üssü görüntüsünde” tespiti bu bakımdan önemli. Amerikan karşıtlığının halkı arasında bayağı yüksek olduğu Yunanistan’da üslerin kurulabilmesine halkın fazla ses çıkarmamasının bir sebebi olmalı.

Ama ne?

[Bahaneler ileri sürerek parasını da ödediği ve üreticilerinden olduğu F-35 uçaklarını Türkiye’den esirgeyen ABD’nin o uçakları Yunanistan’a vermeyi düşündüğü de biliniyor. Gariptir, Türkiye F-35’lerden umudunu kesti, Yunanistan onları alabilecekken biz eskimiş F-16’ları modernize ettirmenin yollarını aramaktayız.

Şu yakınlarda Yunanistan birbiri ardına çoklu askeri tatbikatlarda yer alıyor, hatta başı çekiyor. Bu yılın başlarında (5 Şubat 2021) Mısır ordusuyla Akdeniz’de tatbikat yaptı Yunanistan ordusu; iki ay önce de (21 Eylül 2021) Yunanistan’la askeri tatbikat yapma sırası Mısır’ın yanında Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne gelmiş oldu.

Akdeniz bu ülkelerin ortak askeri tatbikat denizi haline dönüştü.   

Reklam

Bazı tatbikatlara Fransa da katılıyor.

Tatbikatlara katılan ülkelerin -Yunanistan, Mısır, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Fransa’nın- ortak özellikleri var mı, varsa ne?

Ortak özellikleri var: Hepsinin Türkiye ile araları açık…

Geçmişte Türkiye’nin yanında askeri tatbikatlara katılmış olan ülkeler bu kez Türkiye’ye karşı görüntüsü veren ortak tatbikatlar düzenliyorlar…

Tatbikatlara katılan ülkelerin bunu Yunanistan öncülüğünde yapmaları Türkiye’ye karşı bir cephe oluşturma niyetinin dışa vurumu gibi…

Yunanistan ile ortak askeri tatbikatlar gerçekleştiren bir ülke daha var: İsrail…

İsrail, Fransa, Yunanistan ve Kıbrıs Rum kesimi de bu yıl bir ortak deniz tatbikatında buluştu (12 Mart 2021).

Nisan ayında (21-22 Nisan 2021) gerçekleştirilen bir başka askeri tatbikata katılanların sayısı daha da arttı: ABD, İsrail, Fransa, İspanya, Birleşik Arap Emirlikleri, Kıbrıs ve Kanada…

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dünkü basın toplantısında Yunanistan’a yönelttiği rahatsızlık hislerinin başka muhatapları da olduğu ortada.

Yunanistan’ı daha önceleri kendisinden uzak duran ülkelerle ve o ülkeleri daha önce uzak durdukları Yunanistan’la ortak tatbikatlara sürükleyen dürtünün en önemli sebeplerinden birinin -İran’ı hesaba katarsak birincisi değilse bile ikincisi- Türkiye olduğu söylenebilir.

Yazının tam burasında birkaç sorum olacak:

Bir zamanlar, 2011 yılına kadar, “Türkiye gibi olalım” özentisi içerisinde bulunan bazı Arap ülkelerinin, ülkemizle kurdukları sıcak yakınlıkları soğutup benzer bir ilişkiyi İsrail’e göstermeye başlamaları da benzer bir dürtünün sonucu olabilir mi?

Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Oman, Fas gibi ülkelerin ve ilişkisini resmileştirmese de Suudi Arabistan’ın İsrail ile yakınlaşmasında da o ülkelerin Türkiye’den çekinmeleri bir rol oynamış mıdır?

Yunanistan neden Amerika’ya cirmini aşan üsler veriyor?

ABD neden Yunanistan’da çok sayıda üs sahibi olmak istemiş olabilir?

Üzerinde düşünmeye değer sorular olduğuna bunların, eminim.

ΩΩΩΩ

Reklam

43 YORUMLAR

  1. Sonunda duyduk Kemal Kılıçtaroğlunun seçim vaadini. Şükürler olsun.Antalyadan konuşmuş.
    “İktidara gelirsek yapacağım ilk iş muhtarlara birer yardımcı personel tahsis etmek” demiş. Kafayı muhtarlarla bozmuş. Biri şuna e devleti hatırlatsın.

    • Fatih bey her muhtara bir yardımcı personel tahsis etmek chp jargonunda çok farklı bir anlama geliyor olabilir, bu vaadi o kadar hafife almayın yani:)
      Nasıl olsa o işlere kendi hısım akrabalarını yerleştirecekleri için bize giren çıkan olmaz heralde…

  2. Sayın Koru, eski bir okurunuzdum. Zaman zaman tekrar okumayı deniyorum ve doksanlı yıllardaki dünyaya bakışınızla şimdiki arasında büyük farklar var. Uzun süre Arap ülkelerinde yaşadım halen de gider gelirim. 2011 öncesi Arap ülkelerinin Türkiye’ye bakışı onların kendi isteği ile değildi. Gerçek idarecileri (ABD) öyle istemişti. Türkiye’de AK partiye eklemlenmiş bir ılımlı İslam vardı ABD tarafından desteklenen ve sizin de içinde bulunduğunuz. Arap liderler istemeyerek yanaştı Türkiye’ye ve onlar için çok iyi olmadı. Arap ülkelerinin halkları çok ilgi gösterdi Türkiye’ye. Bunu ne Amerika ne de kendi liderleri bekliyordu. 1930’larda Yunanistan’a göçen Rumların Yunanistan’a olan bağlılıklarını artırmak ve Türkiye ilgisini azaltmak için uygulanan gerginlik politikası on yıldır ki Araplar için uygulanıyor.

    • Ben de uzun zamandır okuyorum. Fehmi beyin görüşlerinin aynı tutarlılıkta devam ettiğini görüyorum. Fakat yazarımızın okur kitlesi bayağı bir gel-git yaptı. Daha düne kadar hepsi çözüm süreci diye uyduruk bir sürecin peşindeydi, şimdi hepsi döndü en ulusalcıdan daha ulusalcı yerli milli bir şeyler oldular. Düne kadar Bahçeli-Erdoğan küfürleşmelerine ve şimdi nasıl birbirlerine yapıştıklara baksanız anlarsınız dönüşümü. Akp nereye sürüklüyorsa takipçilerini, hepsi sorgusuz sualsiz olur efendim diyerek oraya doğru gidiyorlar. Tutarlılık aramayın o taraflarda. O yüzden aynaya bakmanızı önereceğim. Belki kendinizde bir değişiklikler olmuştur.

  3. Bir Cumhurbaşkanı’nın şu konuşması ne anlama gelir?
    “Biz bunu tabii gerek Biden’la gerek ilgililerle Savunma, Dışişleri Bakanım yaptıkları görüşmelerde sorduklarında kaçamak cevap veriyorlar, dürüst davranmıyorlar. Kendilerine seçtikleri komşu yanlış bir komşu. Üs olarak Ege’de Yunanistan’la takındıkları tavır doğru değil.”
    Bu açıkca “Onu alma beni al” daveti. Hem Amerikan karşıtı, hem Amerika niye bize değil de Yunanistan’a üs yapıyor diye ağlaşmak. Tam ulusolcu-siyasal İslamcı hibrid kafası. Pes doğrusu. Bu kişi Türkiye’nin Cumhurbaşkanı. Bu kadar tutarsız, bu kadar yanar döner bir politika ile dünyada beş para itibarınızın olmaması normal değil mi?

    • Elektrikli testeresiyle sefaret binalarında gazeteci doğrayan arap atlı prensin ülkesi ve benzerleriyle yakınlaşacağımıza kuzeykoreye taşınırım daha iyi!
      Güneyini mi daha çok seviyorduk kuzeyini mi!?
      Neyse, küçük/yumurcak olanı hangisiyse oraya giderim işte…

      • Sabir Meşhur da “Osmanlı İmparatorluğunu yıkabilmeleri için birleştirici kavram olan ümmetciliği yasakladılar, yerine kavmiyetçiliği ders kitaplarıyla öğrettiler. sonra arap milliyetçiliğini türk milliyetçiliğiyle çatışdırdılar, 1924’te halifeliği kaldırdılar yerine her kavimin kendi halifesi olacak dediler. Mekke emirini halife yaptılar.” diyor ama gayret bey! 15:06’da yazan sn.Kaldehan’ın yorumundan 11 dakika sonra yazacak başka bir lafın yok muydu da bunu yazdın.

        bence emekli zamanın gelmiş artık:))

        • Baran bey türk konseyi artık türk devletleri birliğine doğru gidiyor, sen de burda hala halifelik kaldırılmış muappeti mi çeviriyorsun?!

  4. Bu kadar basit soruları neden karmaşık bir şekilde soruyorsunuz anlamadım.
    Türkiye de ABD oğlanları hapiste olduğundan ,Türkiye ye karşı yığınak yapıyor.Tekrar ABD oğlanlarına ülkeyi teslim edersek.Sorun kalmaz.
    Neden arap ülkeleri karşımızda.Çünkü şu an Amerikaya teslim olmayan arap ülkesi yok .Onları ricası emir oluyor bu ülkeler için.En son Trump Arabistan a biz olmasak 1 hafta iktidarda kalamazsınız demişti
    Yine ABD oğlanları bizde işbaşına gelirse Arap ülkelerininde bizle sorun kalmaz.
    Ne dedinizi ABD oğlanları işbaaşına gelsin kurtulalım bu işten i dediniz
    Haçlılar birşey yapmaz onlardan da korkmalayım mı?
    Hay Allah bu lafları biryerlerden hatırlıyorum galiba

  5. AMERİKANCI YUNANLAR

    Başta Zülfü livaneli olmak üzere Türkiyedeki bilumum solcular sürekli yunanistadaki solcu dostlarından, onların faşizme karşı direnişlerinden bahsederler. Bir tanesin hızını alamayıp Türkiye ile savaşmayı reddeden yunanlı solculardan bahsetmişti.
    Peki yunanistan abd üssü olurken bu yunanlı solcular nerede. Bırakın solcuları onurlu milliyetçi yunanlar nerede. Fantazi olarak bile Türkiye kıytırık bir iki kayalığı alacak diye bütün doğu trakyayı abd işgaline açmak hiç mi onurlarına gururlarına dokunmuyor. Daha önce soner yalçın ın yeni çeltek kömür madeninde arkadaşının yaptığı devrimci örgütlenme ile ilgili yazı üzerine bir yorum yazmıştım, nedense sansüre takıldı. O yazının özeti şu idi. Ülkemizde devrimci, anti amerikan, anti kapitalist görünen solucanların (solcuların olacak) aslında ülkemizi de azerbaycan, kırkgızistan, bulgaristan vs gibi sovyet emperyalizmi altında yıllarca ezilen ülkeler gibi köle yapmak. Yani bunların sovyet emperyalizmine bir itirazları yok. İşin ilginç yanı içerideki solucanlarında bu abd işgaline karşı eleştiri yazıları yok. Varsa yoksa Erdoğan düşmanlığı. Zaten time yazmış. Ak parti giderse s400 sorunu çözülür diye. Suriye sorunu bile çözülür zira ypg bunlara (kılıçdaroğlu) göre vatanını savunan bir örgüt.

    CUMA MESAJI
    Cuma bayram-kıyamet
    Semada ezan kamet
    Toplanır onda ümmet
    Cümleten Cumamız mübarek olsun

    • pyd lideri salih müslüm ankara da ağırlanırken ve kobani de pyd ye yapılacak yardım şartları görüşülürken de işide karşı ülkeyi savunan örgüt değil miydi?
      öcalangillere bile hidayet bulduruyorlar iş düşünce.
      bazen öyle oluyor bazen böyle.
      hayırlı cumalar.

      • Bak yine laf cambazlığı.
        Türkiye nin YPG ile görüştüğü dönem .Terör örgütü ilan edilmediği zamandır.
        Gel PKK ile ilşkisni kes bizimle hareket et dediği dönemdir.
        Daha sonra kendini PKK ya telim edince MGK tarafından terör listesine alınmış ve onunla işbirliği yapanlar,onları övenler ..vs Türk kanunlarına göre suç unsuru haline gelmiştir.
        Yani bir kişi suça karışmadan önceki dönemi hatırlatıp,suçuna yardım edenler “bak sizde görüştünüz” gibi bir laf ebeliği,laf cambazlığına girmeleri ,bu ustaca algı operasyonları emirlerin nereden aldıklarının güzel örnekleri.

        Eskiyi boşveein şu an bile Türk ordusu ile savaşan bu yapıları terörst diyemenler boş algı yapıyor.
        Arkadaş bir insanın bir doğrusu varsa bu doğruyu başkasına referansla açıklamaz.
        Biri size hırsız dediğinde ,”Sende hırsızlık yapmıştın ” şeklinde bir açıklama olur mu?.
        Bu aslında zaten ben suçluyum ama sende suçlusun un itirafıdr.
        ama yanlış taşa basıyorsun çünkü o tarihlerde YPG ,Türk devleti tarafından terör örgütü ilan edilmemiş ,aksine PKK ile ilşkini bitir.Gel bizimle dostluk kur denilen bir yapı idi.Yani bildiğin fondaş yalan dolan,kara propagandası.

        • pyd nin terör örgütü ilan edilmeden önce ağırlandığını herkes biliyor, işler istenilen gibi gitmeyince terör örgütü olduğunu da.
          kılınçdaoğlu da sonrasında defalarca pyd nin terör örgütü olduğunun altını çizdi, açıklamalarını o da değiştirdi.
          orhan miroğlundan galip ensarioğluna kadar pek çok akp linin de pkk nın terör örgütü olmadığı yönünde açıklamaları var, yok mu?
          suriye politikasının yanlış olduğunu itiraf ettikleri pek çok açıklamanın olduğu gibi…
          benim itirazım zamanında söylenmiş sözlerin hala fikirleriymiş gibi gösterilmesinedir asıl bunun adı bildiğin yandaş yalan dolan ve kara propagandadır…

      • Salih müslüm ankarada ağırlanırken pyd nin ösö ya katılıp esat a karşı savaşması organize edilmeye çalışıldı. Sonra salih esat la anlaşıp kendine pkk devleti kurma hevesine kapıldı. abd nin de açık desteği ile bu yolda hayli ilerledi. dolayısı ile tc planına ters hareket ettiğinde hain oldu. Gözümüzün önünde geçen olayların neresini anlamıyorsunuz sevgili muhalifler. :))

        • pyd nin öso ya jatılması esata karşı savaşması organize edilmeye çalışıl-mış yine bir zamanlar dost olduğumuz esatı devirmek bizim işimizdi tabii. bizde abd nin açık desteği ile emevi camiinde bi koşu namaz kılacaktık.
          milyonlarca insan öldü, milyonlarca insan ülkesinden sürüldü.
          anlamadığımız şey çok…
          bu arada öcalangilleri atlamışsın, hiç sözün yok mu?

          • öcalangilleri ben olsam hergün TV çıkarırıdım.
            Osman öcalan her çıktığında PKK ya vuruyor.
            Kılıçdaroğlu çıktığında PYD terör örgütü değil diyor

        • Yahu arkadaş ABD nin çıkarına gelince PKK özgürlük savaşçısı oluyor.
          Bizim neden bize savaş açmış birilerine çeşitli yollarla savaş hakkımız olduğunu anlamakta ve kara propagnada yapmaktan geri kalmadığınızı anlıyorum da ,yazık diyorum.
          Yeter artık bu ABD gözlüğü ve onun apartları ile baktığınız.
          Sanki biz dedik diye syriye de iç savaş çıktı.
          Tam 68 ülkenin orada askeri var.
          Az daha bizi suriye ye çevireceklerdi.
          Irak,Suriye,Türkiye,İran hepsinie teker teker yapacakları aynı.
          Siz Türkiye nin öeşru müdafası yerine CIA sözlüğüne devam.
          İlla birşey söylecekseniz 10.000 km den oraya gelenlere söyleyin

          • siz pkk kurucusu, binlerce askerimizin, polisimizin, masum insanımızın ölümünden sorumlu olan teröristbaşlarına inanmaya onların yanında durmaya devam edin,
            batıya türkiyenin bir terör devleti olduğunu iddia eden şivan perverle düete devam edin,
            pkk ya lojistik destek sağlayan barzaniyi ağırlamaya devam edin,
            barzanistana kürdistan demeye devam edin,
            ve iktidarın kendisinin bile hatalı olduklarını itiraf ettiği numan kurtuluşun bile baştan beri büyük yanlışlarla dolu dediği suriye politikasını amaçsızca savunmaya devam edin,
            bende kılınçdaroğlunu savunayım bu durumda.
            zemzemle yıkanmış kalıyor da…

          • Biri pişman olmuş PKK ya vuruyor.
            Diğeri PKK yı savunuyor
            acaba hangisini TB ye çıkarmalı

  6. Yunan aşkının depreşmesinin sebebi,
    -aeropanın kendine yeni bir flörtler ordusu kurmak mı,
    -bilimum arabianların “şu Türkler varya şu..” pisniyetlerinin ortaya puskurması mı,
    -aslında TR’ye karşı.. ayaklarıyla hem potine hemde TR’ye set çekip Akdeniz’e ben izin verirsem… salvosu mu,
    Ya da…
    Bak Törki, na lardan to lardan benden kaçarsan…
    Eeee …
    Ham yaparlar seni.😂😭😭😭
    Ürkütmesi mi?
    -Belkide acemi çaylakların birgün gelip TR’de muktedir olabileceğini varsayıp, şimdiden “bak şu Yunan’a ihya oldular😆, aslında onlara ….lan bize verilecekti, aahh aahh vah ki vah şu aptal muhafazakar milliyetçi yurtseverler yok mu vah ki ne vah.. sanki bu ülke yetmedi size… Nolcek canım bir de coniler idi gelse.”
    diyecek birilerine vitrin süsü yapıyorlardır🤑👰🎅😗😇🌵

    • Arap ülkeleri neden Atina’nın yanında? Başlığını görünce Ata’nın yanında olarak algılamışım🙃
      Malum yıllarca Ankara’da Anıtkabir’e gitmekten imtina eden bir sözde milletler çıktı karşımıza 😠.
      10 Kasım, 29 Ekim günleri artık bu milletin üstüne ölü toprağı sermeye kalkanların ders aldığı günler olmaya başlamadı mı sizce?
      Hemde bu günleri huşu içinde içten birer anma kutlama ile karşıladığımızı gören bilimum kefere…
      Yine aldı eline.. çıktı sefere🤔🏌️

  7. akdenizde uzun zamandır büyük bir gerilim var.
    temelinde ise bölgede bir süre önce keşfedilen zengin hidrokarbon yatakları ve bununla bağlantılı olarak türkiye anakarasına yakın bölgelerde bulunan adalarının kıta sahanlığı tartışmaları ve tabi ki tartışmalı parsellerden dolayı deniz sınırları sorunsalı var.
    asıl derdimiz enerji kaynaklarını paylaşmak ve küçük bir ülke olan yunanistanın elinden lokma almak bizden çok daha kolay.
    açıklamalar, askeri tatbikatlar, askeri üsler hepsi birarada düşünülmesi gereken biribirini tamamlayan parçalar.
    türkiyenin doğu akdenizdeki tezleri doğru ve haklıdır.
    ama atılan adımlarda çok büyük yanlışlar yapılmaktadır.
    bir ülkenin güvenliği ekonomisinden ve parasından geçer.
    komşularıyla ve diğer ülkelerle ideolojik değil, çıkara dayalı win-win anlaşmalardan geçer.
    üzerinde düşünmeye değer çok şey var değil mi?
    devamı sonra.

    • Eski Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanı Tümamiral Cihat Yaycı, 27 Kasım 2019’da yapılan Libya-Türkiye deniz yetki alanları sınırlandırma anlaşmasının Ankara’nın ekonomik egemenlik alanını dörtte bir büyüttüğünü ancak bu alanda bir türlü faaliyet gösteremediğini söyleyen Yaycı, “Devleti yönetenlere hatırlatıyorum: Eğer ‘Yunanistan’la müzakere ediyorum’ diye arama ve sondaj faaliyetlerini durduruyorsanız Doğu Akdeniz’i kaybediyoruz” dedi.
      Sondaj gemilerinin Doğu Akdeniz’de tekrar sahaya çıkması gerektiğini savunan Yaycı, “AB ve Yunanistan’ın Türkiye’ye reva gördüğü alan Antalya Körfezi” ifadesini kullandı.

      “Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin muhatabı Yunanistan değil. Bu yüzden müzakere gereksiz. Aksi halde Yunan adalarının dışından geçen Türkiye-Libya hattı çöker ve anlaşma ortadan kalkar. Zira Yunanistan, Endonezya, Japonya, Filipinler gibi bir adalar ülkesi, arşipel devleti değildir. O nedenle deniz yetki alanlarının paylaşımında adalar değil, ana karalar deniz yetki alanları paylaşımında esas alınır. Yunanistan, Türkiye gibi adaları olan bir yarım ada devletidir. Herkesin anlayabileceği bir örnekle açıklayayım: Dedemden kalan bir tarla var. Bitişiğindeki tarlanın sahibi bir gün çıkıp ‘Hayır burası benimdir’ diyor. Burası senin olamaz, ben burayı ekip biçiyorum desem de fayda etmiyor. Sonunda diyorum ki ‘Anlaşmazlık çözümlenene kadar tarlamı ekmeyeceğim. Kaybeden ben oluyorum. Şimdi Yunanistan da hiçbir şey kaybetmiyor, senden kazanıyor.”

      “Doğu Akdeniz’den müjde bekliyoruz ama müjde havadan gelmez ki. O gemiler sismik araştırma, sondaj yapacak. Şunu hatalı görüyorum: AB ve Yunanistan’ın Türkiye’ye reva gördüğü alan Antalya Körfezi. ‘Burası sizin, gerisi bizim’ diyorlar. Bana göre hata şu: Oruç Reis gemisi için bir yıl Antalya Körfezi’nde araştırma yapacak navtex yayınladık. Gemiyi körfezde tutarak adamın eline koz veriyorsun. Kaş yapayım derken göz çıkarma hareketidir. Kendi körfezimizde navtex yayınladık. Keşke bunu yapmasaydık. Gemilerimiz körfezde daha ne kadar duracak? Bu gemilerin bir an önce D. Akdeniz’de faaliyet göstermesi lazım. Yoksa kaybediyoruz. Bu gemiler personeliyle, bakımıyla çok masraflı gemiler. Onları etkin şekilde kullanmazsak, devletin milletin parası da heba olur. Bu gemi filosu Türkiye’nin elinde müthiş bir zenginliktir. Bunu etkin şekilde kullanmamızın zamanıdır. Yunanistan’ın, (Türkiye’yi Doğu Akdeniz’den men ettik) sözüne bir cevap verilmelidir. Boş durdurarak gemilerimizi hem çürütüyor, hem de masraf ediyoruz. Doğu Akdeniz’de iki sondaj, iki sismik araştırma gemimiz varken şu anda tek bir sismik gemisine indirgendi. Bu da bacağımıza kurşun sıkmak demektir.”

      • sayın erdoğan ve sayın karamollaoğlu görüşmesi ve sayın karamollaoğlunun açıklamaları pek çok noktaya ışık tutuyor bence.
        sistemle ilgili görüşmelerin ardından
        “cumhurbaşkanının sistemde bir revizyon düşünüp düşünmediği sorusuna da yanıt veren Karamollaoğlu, şunları dile getirdi:

        Kapatıyor. Kendisi diyor ki, “İstikrar için bu şart”. Sistemde revizyon düşünmüyor. Hiç. Sadece “50+1’in mahsurlu olduğunu anladık. 50+1’i o zaman bu kadar sıkı bir şeye bağlamamamız gerekirmiş. Onun farkına vardık” dedi. 50+1 dışında bugünkü sistemde en ufacık bir problem görmüyor.

        Aksaklıkları da ifade ettim. Sayın Cumhurbaşkanı, ekonomik yönden de dış politikadaki gelişmeler yönünden de her şeyin dört dörtlük olduğu kanaatinde. Hiç problem görmüyor kendisi. Ben dedim ki, “Size gelen bilgilerde en azından yanlışlıklar, farklılıklar olabilir.” O aynı kanaatte değil.

        Ben endişe ediyorum. Kendisine de dedim. Yürütme makamında bulunan kişinin danışmanları veya arkadaşları yanlış gördüğünü açıkça söyleyecek ve bu sözünden dolayı da zarar görmeyecek insanlar olması lazım. Bunlar olmuyor.

        Neredeyse temas etmediğimiz konu kalmadı. Birçok noktada anlaşmadığımızı anladık. Ona da yapacak bir şey yok.”

        sayın cumhurbaşkanı kendisini ve partisini artık yakalayamayacakları bir hedef koymuş oldukları dışında hiç bir sorun görmüyor.
        ekonomik yönden de dış politika yönünden de herşeyin dört dörtlük olduğunu düşünüyormuş.
        hiç bir problem yokmuş.

        binbir odalı saraylarda yaşayınca,
        hangarına milletin parasıyla onlarca uçak,
        garajına yüzlerce araba doldurunca,
        marmarisin en güzel koyuna bir yazlık saray kurdurup,
        bilmem nerelerden özel kumlar getirtip plajlar yaptırınca,
        ayda 100,000 tl maaşıda her ay hesabına yatırıp,
        tüm astronomik masrafları da halkın sırtından karşılanınca
        ortada hiç bir sorun görünmüyor demek ki..
        herşey dört dörtlük oluveriyor demek ki.
        50+1 dışında bir sorunumuz yok elhamdülillah…
        akdenizde gerilim mi var?
        hangi gerilim?

  8. “Bizim ülkemizde de, kamuoyu yoklamalarına bakılırsa, halkımız tarafından sevilen ülkeler arasında yer almıyor ABD” demişsiniz. Lafta öyle. Ama uygulamada tam tersi. ABD başkanı RTE görüşürse neredeyse ulusal bayram ilan edilecek, hele bir de süre göreceli uzun olursa. Ben kendimi bildim bileli “Küçük Amerika” olmaya çalışıyoruz. Bir de “bir zamanlar Arap ülkeleri bize benzemeye çalışırlardı” demişsiniz. Neden acaba sizin beğenmediğiniz Laik Cumhuriyet yüzünden olabilr mi?

  9. Bu gelişmeler dış politikada gelinen noktayı gösterir, sanırım dış politikada yaşanan bu olumsuzlukların sebebi de ya dış güçler yada muhalefettir.
    Ülkeyi yönetenlerin şapkasını önüne koyup düşünmesi gerekmez mi? Komşularla sıfır sorun diye başlayan dış politika da sıfır komşu bıraktı. İnsana sormazlar mı? komşuların hepsi kötü, sadece sen mi iyisin? Kendi hatasını kabul etmeyip sürekli başkalarını suçlamakla hiçbir sorun çözülmez. Ülkemizin üzerinde gözü olan ülkelerin ekmeğine yağ sürmekten başka bir işe yaramaz bu dış politika.
    Ülke olarak Abd mi Rusya mı Hala kararsızlık var bir o tarafa bir bu tarafa geçerek iki ülkenin de güvenini kaybettik. Beğenmedikleri Suriye yönetimi bile iki ülke ile dengeli bir ilişki yürütüyor. Biz ise bir inat uğruna dışarıda tarhana ararken evdeki bulgurdan olduk.
    Bir de diploma sorunu, var bence bunu işi hiç kurcalamaya gerek yok, yeterince sorunumuz var aksi durumda başkanlık sisteminde yapılan her şey çorbaya döner, ekonomi alt üst olur.

  10. Fatih bey Canan Kaftancıoğlu’nun 10 Kasım’ı Atatürk adıyla anmasına bozulmuş. İsteyen Mustafa Kemal Paşa, isteyen Atatürk diye anar. Bundan niye nem kapıyorsunuz ki? Size ne? Atatürk’ü pis siyasetinize alet etmeyi bırakın artık. Dolar 10 TL oldu eli kulağında. Bir yılda gelirimiz üçte bir azaldı. Beceriksiz olduğunuzu ve bir iş beceremediğinizi defalarca ispatladınız. Muhalefete yön vermeye çalışacağınıza oturup işinizi yapsaydınız. Yapamıyorsunuz artık maç bitti, hadi kulübenize. Bırakın bu işi bilenler yapsın bundan sonra.

    Kaftancıoğlu çok başarılı bir siyasetçi ve İstanbul zaferinin mimarı. Böyle kadın politikacıları artık daha etkin rollerde görmek istiyoruz. Erkek egemen badem bıyıklı siyaseti bitireceğiz. Söke söke.

    • Bir oturuşta çeyrek domuzu götüren, pkk lı sakine cansız için taziye yayınlayan, ermenilere soykırım yapılmıştır tezinin en ateşli savunucusu Canan ve arkadaşı Meral erken seçim olmazsa 2023 te iktidara yürüyor. Biden ve koskoca abd nin muhalefeti destekleyeceğiz sözünü kimse hafife almasın.
      Benim anlamadığım istanbul maratonunda bütün siyasetçilerin göğsüne anlamlı numaralar yazılmış, neden cananın göğüs numarası daha önce paylaştığı gibi 1915 değil.

      Yazınızı söke söke diye bitirmeniz anlamlı ve yerinde olmuş. Çünki ak parti hiç bir partiye nasip olmayan bir şekilde neredeyse cumhuriyetin 1/5 inde iktidar olarak bulundu. 20 yılında gayet derine kök salmış olabilir.

      • bu da yeni adet!
        efendim, kim ne giymiş, ne çıkarmış kim domuz yemiş, kim bira içmiş.
        kime ne?
        herkes kendinden sorumlu değil mi?
        uçaklarda milletin parasıyla alınıp ikram edilen pahalı şampanyaları dert edinmeyip milletin kendi parasıyla yediğinden içtiğinden neden rahatsız olunuyor, kime ne?
        caz konserinde lohusa şerbeti dağıtılmıyor diye neden sorun edelim?
        herkes kendi işine baksın doğrusu değil mi, herkes kendi keline baksın
        çok rahatsız oluyorsanız söyleyin yakınlarınıza domuz çiftliklerini kapatsınlar,
        bir vakit bulunca da gıda bakanlığının yayınladığı tahşişlere bakın bence.
        denetimsiz çiftlikler nedeniyle ufak bir domuzcuk yemeyen mi kalmış?

        • efendim, kim ne giymiş, ne çıkarmış kim domuz yemiş, kim bira içmiş.
          kime ne?
          Bana!
          Uçakta ikram eden, içene de lanet.
          Hacı doların 100 tl olmasından çok bunlar ilgilendiriyor beni. Denetimsiz çiftlikler nedeniyle, at, eşek veya domuz eti yemek bilmeden işlenen bir eylem. Sıkıntı olmaz. Cananla bir elimizde güneş bir elimizde ay olacağına alnı secdeli biriyle aç kalmaya razıyız. Zaten bu iktidar başörtüsü sorununu çözerek bizden sonsuz kredi kazanmıştır. Eskaza bir hayır işlerse ona da bonus niyetine bakıyoruz.

          • kime ne?
            Bana!
            hayrola, neden sana!!!
            neden seni ilgilendirsin?
            aynı mezara mı gireceksin?
            cananın ne yediğini sana mı soracaklar,
            kimin ne giydiğinin hesabını sen mi vereceksin?
            peki sen çok mu iyisin?
            cennetlik misin?
            domuz eti yiyen rahatsız ediyor ama haram yiyen israf eden etmiyor?
            bir terslik yok mu burada?
            içki içene itiraz et, denetimsiz çiftliklere itiraz etme , bilmeden yedim, sıkıntı yok de, ne kolaymış sizin işler?
            istediğin iktidara sonsuz kredi sağlarsın bak ona bi sözüm yok,
            Rivayete göre, Ebu Hureyre şöyle dedi: Resulullah şöyle buyurdu:
            “Nice oruç tutanlar var ki, aç kalmaktan başka bir kazançları yoktur. Ve yine nice namaz kılanlar var ki, yorgunluktan başka namazından elde ettiği bir şey yoktur.”(İbn Mace, Sıyam,21)
            Aynı hadisi Ahmed b. Hanbel de şöyle rivayet etmiştir:
            “Nice oruç tutanlar var ki, oruçlarından payları açlık ve susuzluktur. Ve yine nice ayakta duranlar / namaz kılanlar var ki, namazından elde ettiği şey yorgunluktur.” (İbn Hanbel, 2/373)
            “(Ey Muhammed!) Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah’ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir. Allah, yaptıklarınızı biliyor.” (Ankebut, 29/45)
            insanı kötülükten, israftan, kaynakları eşit dağıtmaktan, sadece yakınlarını zengin etmekten korumayan bir namaz nasıl bir namaz acaba?

    • Musa Piroğlu… HDP İstanbul Milletvekili. Atatürk’ün ölüm yıl dönümünde Dersim isyanının lideri Seyit Rıza’nın fotoğrafını paylaşıp altına baş eğmeyen, diz çökmeyen iradeye saygıyla” diye yazdı.
      PKK-YPG’li terörist Mazlum Kobani… 10 Kasım günü “CHP’nin tezkerede ‘hayır’ oyu kullanması umut verici. İyi bir sinyal ve önemli bir adım. Bence CHP ilerideki seçimler için de hazırlık yapıyor” diye konuştu!
      Meclis’teki makam odasından Atatürk portresini indiren vekil…Mustafa Kemal’in askerleriyiz sloganından rahatsız olduğunu belirten il başkanı…Kendilerine ‘Mustafa Kemal’in itleri’ diye hakaret edenlerle “Erdoğan’ı iyi salladık” diye çak yapanlar…
      Tam da kendilerinden beklendiği gibi, ne HDP’li Piroğlu’nun provokatif paylaşımına ne de teröristin küstah açıklamalarına en küçük bir tepki koymadılar. Koyamazlar.

  11. PCR testi olmayanlarla görüşmüyormuş bazıları. Eee şimdi anlaşıldı neden halkın içine çıkılamadığı. Ben de utançtan diye düşünüyordum, nerdeeeee, yanılmışım.

    • Ender bey koronanın pik yaptığı günlerde lebalep kongre mi yapılırmış diye didemle birlikte burda yeri göğü inletiyordunuz, şimdi de halkın içine çıkamamaktan falan bahsediyorsunuz, ne iş?

  12. İktidar maalesef pusulasını kaybetmiş gemi gibi. ABD gibi önemli bir müttefiki kaybetti. Çünkü bu ilişkiyi idare edemedi. Önemli çıkarlarımız vardı bu ilişkide. Bunların hepsini heba etti. Ne için yaptığı da anlaşılamadı.

    Önce bir Rus uçağını düşürdü (Davutoğlu zamanı), sonra arkasından Davutoğlu’nu çizdi ve tamamen Rusya’ya döndü yönünü. Gereksiz bir S-400 alımına gitti. Güya Patriot’ları teknolojisini vermedikleri için almıyorduk, ama S-400’lerin bırakın teknolojisini almayı, kapağını bile açamadık. Her açma girişiminde ABD yaptırımlarını yemeyi göze alamadık.

    Tam bir iş bilmezlik, beceriksizlik durumu. Bu kadar beceriksizliklerden ve ABD’ye sitemden sonra hala ABD başkanı ile görüştüm, görüşeceğim muhabbetleri ve boşa çıkan defalarca görüşmeler, hiç bir sonuç alamama. Şimdi de Yunanistan nasıl böyle ABD üssü oldu yahu şaşırmaları. Yani ayakta uyuyoruz, bütün dışişleri, istihbarat ekibi ense yapıyor, bilgi akmıyor, isabetsiz kararlar alınıyor, Başkan da böyle hayretler içinde kalıyor. Yine uyutulduk, kandırıldık durumu.

    Unutmayın bu aynı beceriksiz ekip darbeyi de olmadan engelleyememişti (inanırsanız). Aynen şimdi yerlerini koruyor bu ekip. Yunanistan’ın ABD üssü olmasını kaçırmaları da gayet doğal.

    Yani artık bu işi bıraksanız ve emekli olsanız da daha genç ve dünyayı bilen bir ekip gelse ve oyunu yeni baştan kursa olmaz mı? Beceremiyorsanız orada oturmayacaksınız. Kimse vazgeçilmez değil.

    Ancak kabahat onlarda değil, bu beceriksiz ekibe söke söke hesap sormayan milletin vekili seçilmiş diğer kifayetsizlerde, muhalefette, medyada, ve tabii ki millette. Biz hesap sormadıkça daha dibe gideceğiz, daha çok hayretler içinde kalacağız.

    • Ender bey “daha genç ve dünyayı bilen bir ekip gelse” demişsiniz de;
      ben aslında böyle bir ekip biliyorum ama hepsinin yaş ortalamasını alınca mevcut devletbaşkanımıdan biraz daha yaşlı çıkıyorlar:)
      Efendim?

  13. Bugünlerde yine diploma konusu alevlendi. Halkın Kurtuluşu Partisi birçok yere başvurarak diplomanın aslını görmek istediğini belirtti. Sonunda verilen cevaplardan konunun özel hayatın gizliliğine girdiğini öğrendik.

    İşin aslı birçok insan bu konuyu ikide birde duymaktan sıkıldı. Var mı yok mu? Papatya falı gibi.

    Bu nasıl muhalefet anlamıyorum gitti. İkide bir de bu konuyu gündeme getiriyorlar ama çözmeden bırakıyorlar. Muharrem İnce de Cumhurbaşkanı adayı olduğunda sırf diploma konusunu gündeme getirmek için üniversitesinin önünde kampanyasını başlatmıştı.

    Peki sorun nasıl çözülebilir? Üniversite bitiren herkesin bildiği gibi okulun sonunda sadece diploma verilmez. Aynı zamanda not döküm belgesi olan transkript de verilir. Diploma bulunamıyorsa bari transkript bulunsun.

    Muhalefet kendi arasında bir komisyon kursun ve konuyu araştırsın. Mecliste bunu yapamadıklarını biliyoruz ama gayrı resmi de mi yapamazlar? Resmi kurumlardan cevap alamıyorlarsa ilgili dönemde o okulda ders vermiş ve okumuş kimselere de ulaşılabilir. Onların şahitliğine başvurulsun, transkripti bulunsun ve incelesin ve nihayetinde de tarafsız bir rapor hazırlayarak sonucu kamuoyu ile paylaşsınlar.

    O kadar üniversite işlerinden anlayan öğretim üyesi ve hukukçu milletvekili var. Bunu yapamazlar mı?

    Bakara Suresi 260. Ayetinde geçen konu ile ilgili ilginç bir olay var. Hazreti İbrahim “Rabbim! Bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster” diyor. Allah da ona “İnanmıyor musun?” deyince, “Hayır (inandım) ancak kalbimin tatmin olması için” diye cevap veriyor. Bunun üzerine Allah: Öyleyse dört tane kuş yakala, onları yanına al, sonra (kesip parçala), her dağın başına onlardan bir parça koy. Sonra da onları kendine çağır; koşarak sana gelirler. Bil ki Allah azîzdir, hakîmdir, buyuruyor.

    Yani Kur’anda Allahın yaptığı bir iş bile peygamberi vasıtasıyla sorgulanıyor ve bu konuda Hazreti İbrahim’in kalbini tatmin için bir karşılık veriliyor. Neden diploma konusunda kamuoyunu tatmin edecek bir usul izlenmiyor?

    Gerçekten konu çok uzadı.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız