“Muhalif partileri kapatalım, muhalif kişileri sınır dışı edelim” talepleri bana neleri hatırlattı?

26
Reklam

Yaşı yaşıma yakın olanlar, hele bir de benim gibi siyaseti yakından izleyen cinsten iseler, hayatları boyunca, gelişmelere bakıp kim bilir kaç kez, “Biz bu filmi daha önce defalarca görmüştük” hissine kapılmışlardır.

Bizde tarih sıkça tekerrür eder.

Daha önceye gitmeye gerek yok, Cumhuriyet’in kuruluşu sonrasındaki yaklaşık 100 yılı bu amaçla ele alsak bile bu kanaate varabiliriz.

Siyasi partilerimiz hep oldu ama son 100 yıl içerisinde çok sayıda parti de kapatıldı. Tam “Anayasada parti kapatmayı zorlaştıracak değişiklik de yapıldığı için artık o devir kapandı” demeye başlamıştık ki… 

Başka partiler ancak yakın gördükleri başka partilerle ittifak kurarak başarı ararken, kendi başına girdiği son seçimde (2018) yüzde 10 barajının üstünde 6 milyon ve yüzde 11.70 oy alarak 67 milletvekili çıkarmayı başarmış HDP ile ilgili kapatma davası açılabildi.

İktidara yakın bir gazetenin başyazısında, Cumhuriyet’in kurucusu olduğu iddiasının sahibi anamuhalefet partisi CHP’nin kapatılması talebi yapıldı.

AK Parti genel başkanı da olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ilk gençlik yıllarında ilgi duyduğu ve siyasi hayatında içinde yer aldığı partiler -Milli Nizam, Milli Selamet, Refah ve Fazilet partileri- Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmıştı.

Rakipleri sevinmişti.

Reklam

İçinden cumhurbaşkanı çıkarmış, ülkeyi 20 yıldır yöneten siyasi kadronun partisi de -AK Parti- 2008 yılında az kalsın yine Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılıyordu. Mahkemede tek bir üyenin kapatmaya baştan karşı çıkan üyelere son anda katılması sayesinde aynı akıbete uğramaktan kurtulabilmişti AK Parti…

AK Parti kapatılsaydı CHP ve CHP’liler sevinecekti; şimdi CHP kapatılsa AK Parti ve AK Partililerin sevineceği anlaşılıyor.

Şahsen ben ve benim gibiler, toplumda kendisine taban tutmayı başarmış partilerin kapatılmak istenmesine her defasında karşı çıkmıştık. Parti kapatmayı zorlaştıran girişimi de sahiplenerek…

Parti kapatmanın tarihe karışmasını bekleyerek…

Kendimi ve benimle aynı durumda olanları talihsiz sayıyorum.

Talihli olanlar, geçmişte kapatılmanın eşiğinden dönmüş oldukları halde, şimdi rüzgarı arkalarına aldıklarını düşünerek rakiplerini siyasi alandan tasfiye etmeye kalkışanlar…

Dile getirilen talep yalnızca parti kapatmaktan da ibaret değil; aynı gazetenin bir başka günkü başyazısında, bugünün şartlarıyla İstiklal Savaşı sırasında yaşananlar arasında paralellik kurularak, o dönemde ‘muhalif’ tavır sahiplerine uygulanmış ‘sınır dışı edilme’ benzeri bir zecri uygulamaya başvurulması da talep edildi. [Yazının başlığı olan ‘Hainleri besliyoruz’ ne kadar tipik ve olayın kendisi de ne kadar ironik değil mi?]

Zor bir ülke burası.

Reklam

Galiba iyi eğitim almış gençlerimizi bu zorluk yüzünden başka ülkelere kaptırıyoruz. Eskinin sınır dışı edilmesi öngörülenlerden oluşan listesi 150 kişiden ibaretti; şimdilerde yurtdışına kaptırdığımız değerler ise onbinlere ulaşmakta.  

İş anamuhalefet partisini kapatmaya, ‘hain’  diye yaftalanan muhalifleri sınır dışı etmeye kadar vardırılırsa, buradaki zorluklara rağmen ülkelerinde kalmakta direnen onbinlerce değerli insanımızı daha kaybedebiliriz.

[Dün, bulunduğum yerdeki internetin yavaşladığını fark edip hızını ölçmek için kullandığım programı çalıştırdığımda, en tepeye yerleştirilmiş bir reklam karşıma çıktı. Bir kuzey Avrupa ülkesi, o reklamla, her alanda iyi yetişmiş gençleri ilgilendikleri iş alanlarında çalışmak üzere kendisine davet etmekteydi. Eskiden tıp fakültelerinde dirsek çürütmüş doktorlarımıza çalışmak üzere başvurduklarında birkaç yıl daha okuma şartı uygulayan ülkeler, gelenleri şimdi derhal işe başlatıyorlar. Binlerce doktorumuz, mühendisimiz aileleriyle birlikte yaban ellere çalışmaya gitti, gitmeye devam ediyor.

Şaka gibi gerçekten.

“Nasıl olsa bugünler de geçecek” düşüncesi bile karamsarlığımı gidermeye yetmiyor.

Geçmişte rakipleri tarafından kendilerine yapılmak istenen yanlışlıkları şimdilerde rakipleri için isteyebilenleri görünce, bugünün mağdurlarının yarın muktedir olunca başkalarını mağdur etmeye kalkışmayacaklarını kim nasıl garanti edebilir?

Bugünün muktedirlerinin, farklı düşünenlere, muhalif tavır alanlara uygun gördükleri sıfatların tıpa tıp aynısı geçmişte onlar için kullanılıyordu; kulaklarımda o sıfatlar ve onlara eşlik eden “Kapatılsın” bağırtısı hala duruyor.

“Sınır dışı edilsinler” deniliyor ya şimdi, o zamanlar da birileri “Suudi Arabistan’a defolup gitsinler” diyorlardı.

Diyenler değişti, zihniyet aynı kaldı.

Tarihin bizdeki kadar ve sıklıkta tekerrür ettiği başka bir ülke bulmak herhalde imkansız.

Bazen abonesi olduğum platformlarda karşıma çıkan ve ilgimi çeken bir filmi tercih ettiğim oluyor; bir yere kadar takılmadan, onu sanki ilk kez izlediğimi sandığım da oluyor; ancak öyle bir sahneyle karşılaşıyorum ki, film o sahneyle ve orada benim için bitiyor. Onu yeniden izlemek yerine başka bir filme geçiyorum.

Ülkede cereyan eden eski dönemlerde aynen yaşanmış olayları izlemek zorunda kaldığımızda da kendimize keşke öyle bir çıkış yolu bulabilseydik.

Keşke “Ben bu olayın benzeriyle daha önce karşılaşmıştım” kanaatine vardığımda da, izlediğimi fark ettiğim filmi durdurduğum gibi, anlamsız tekerrürü de engelleyebilsem veya hiç değilse yarıda kesebilseydim.

Yine de umutsuzluğa kapılmaya gerek yok. 

ΩΩΩΩ 

Reklam

26 YORUMLAR

  1. Ender arkadaş “Muhalefet HDP’yi siyasi alanda tutmalı ve çözüm süreci tekrar ve bu sefer sonuç alacak şekilde başlatılmalı.” buyurmuşsunuz;
    “Muhalefet HDP’yi siyasi alanda tutarak” teröre yardım ve yataklık etmektedir, tutmamalıdır! Yoksa yargı suç ortaklığına da hükmedebilir, ondan sonra da “kapatıldık ey halkım!” muappetine filan sardırmasınlar yani…

  2. Canan Kaftancıoğlu 10 Kasım nedeniyle Atatürk’ün kurduğu partinin İstanbul İl Başkanı olarak bir mesaj yayınlamış
    Yine inatla ve ısrarla Atatürk adını kullanmamış.
    Atatürkçüler Kaftancıoğlu’na bir kez daha sert tepki göstermiş.
    Chp yi kapatmaya ne gerek var. Atatürkçü sol kesim kafalarında Chp yi kapatmış zaten.
    Bugün gelinen noktada Atatürk mezarından kalkıp gelse, CHP kurultayına katılsa genel başkan seçmezler. Kurultaya alırlarmı orası bile meçhul.

  3. İspanya da terörü kınamayan parti kapatılır ama o beyaz efendiler haklıdır.
    Bizde eli silahlı teröriste silah gönderirken yakalanan ,belediye makianalrı ile bomba döşeyenler demoktarik muhalaefet.
    Bu ABD kara propagandaları nereye kadar bilmiyorum.
    ABD nin işine gelen özgürlük savaşçısı,gelmeyen terörist.
    Eee tabi fonladıkları da boş durmuyor.İşaret ettikleri terörirst ilan edilir etmedikleri demokratik silahlı muhalefet.

  4. bir bakarsınız chp kapatılmış ve seçime girmesi yasaklanmış olabilir diyen iktidara yakın gazetenin gazetecisi mehmet barlas şimdi de “ben fantezi olsun diye milletvekilliği meşruiyetlerini kaybedeceklerinden söz etmiştim, bazıları o kadar ciddiye aldı ki…” dedi.
    iktidara yakın gazetelerde yazılanları ciddiye almamak gerektiği anlamı çıkması nasıl bir talihsiz açıklamadır anlamak zorken, partilerin kapatılması nasıl bir fantezidir, nasıl bir fantezi anlayışıdır bu nasıl bir çaresizliktir onu anlamak daha da zor.
    bu yazı üzerine elbette herkes demek ki iktidar çevresi bunları konuşuyor, tartışıyor diye fikir yürütüyor ki bu normaldir
    birileri- ülkenin cumhurbaşkanının dünürlerinin gazetesinde başköşelerde yazılan yazıları- kaleme alıyor diye bunların düşünülmesinden daha normal ne olabilir?
    ülkenin hiç olmadığı kadar ciddi sorunları varken, döviz nasıl düşer, enflasyonla nasıl başa çıkarız, işsizlik için ne yapabiliriz diye harcanacak enerji hangi hinlikle kaç oy devşirme çalışmalarına kaldı. oysa halktan oy almanın en kolay ve pratik yolu ülkenin gelirini adil paylaşmaktan geçiyor lakin bu şimdilerde kimsenin işine gelmiyor.
    gelmediği için olacak bu sefer iş, muhalefeti toptan terörize etmeye hatta ülkeden sürmeye varan fantezilere kalıyor.
    lütfü türkkan yerine o talihsiz ve çok çirkin ifadeyi bir akp li vekil söylese idi,
    buna verilen tepkiler
    bu ülkeye yapılacak bir büyük oyunun -mesela ekonomiye yapılacak bir operasyonun- pekala bir start işareti olabilirdi…
    ya da mehmet barlasın yazısını bir muhalif yazsaydı dış güçlerin ülkeye yaptığı müthiş bir projenin mihenk taşı olurdu herhalde,
    her yere yerleşmiş aparatlarıyla başlarlardı bildik teraneye
    ülkemizi bölmek istiyorlar…
    bayrağımızı indirmek istiyorlar…
    ezanlarımızı susturmak istiyorlar…
    muhalefet nereye gitse provakatörler etraflarını sarıyor, bir defasında izlediğimde sakallı fesli şalvarlı bir adam yanında çarşaflı eldivenli bir kadın bağırıp hakaretler ediyorlardı,
    son izlediğimde ise bir şehit yakını bir kadın lidere küfrediyordu.
    bu doğru bir yol değildir.
    elbette partilerin kapatılamayacağını, insanların yurt dışına yollanamayacağını herkes biliyor lakin burda olan çok çirkin bir tehdit dilinin artık açıktan ifade edilmesidir. bu kullanılan dil, çirkin, tehlikeli ama en önemlisi faydasızdır. istanbul seçimlerinde biz bunu çok açık gördük sisi ye mi oy vereceksiniz, binaliye mi diye soruldu. millet bu bakışı, bu yaklaşımı kabul etmedi. yine etmeyecektir.
    gelmesini bilen halk istediği takdirde gitmesini de bilmelidir.
    kalmanın başka bir yolu yoktur.

    • Didem hanım hem
      “elbette partilerin kapatılamayacağını, insanların yurt dışına yollanamayacağını herkes biliyor”
      diyorsunuz hem ortalığı velveleye vermekten de geri durmuyorsunuz bakıyorum?
      “açılmasını bilen halk istediği takdirde kapanmasını da bilmelidir.”
      Cezasını çekip bitiren her mahkum eğer yasaklı değilse istediği zaman yurtdışına çıkabilir, kimse de karışamaz.

      • gelmek ve gitmek halk isterse olur,
        açılmak ve kapanmak hakk isterse olur.
        doğrudan müdahale ile dolaylı müdahale aynı şey değildir.
        yüzme bilmiyorsan fazla açılma istersen(◕‿◕)

        • Çarşafını çıkarıp atan e.çakırın kim neyine müdahale etmiş de açılmış saçılmış kendisi acaba?
          Yine başörtüsü akpartinin siyasi bayrağı olduğu için filan demeye kalkmayın sakın, yoksa cevabım ağır olur!

          • Bu zihniyetden vazgeçin artık. İsteyen başını örter, ister açar. Ayıp değil, yasak değil. Size ne, kime ne? Utanmıyor musunuz bir kadına bu şekilde hitap etmeye.

          • partilerin açılıp, kapanmasından hop çarşafa atlamışsın.
            ne böyle saksağan gibi, daldan dala…

            başın örtülmesi tepe çakrasının örtülmesi ile ilgilidir. bütün zamanlarda ve bilgelikte insanlar büyük çoğunlukta başını görmediğimiz etki ve enerjilerden korunmak amacıyla örtmüştür. diğer tek tanrılı dinlerde şimdilerde ruhban sınıfında kalmış olsa da baş her zaman korunmuştur. yahudiler kipa denen kumaşla tepe çakralarını hala örterler. bizim dinimizde başlangıcından bu yana sarıktan takkeye kadar çeşitli şekilde sadece kadınlar değil erkekler de başını örtmüştür. osmanlı da gündüz fes giyen erkekler gece yatarken uyku bonesi takarlardı. gece dahi baş korunurdu. hala bile namaz takkesi nedenini bilmese de kullanan çoktur.
            örtünme/korunma işi unutulalı beri ve kadının başına sarılalı beri ve siyasi bir simge haline getirileli beri her türlü etkiye açık hale gelen insan yozlaştı giderek te yozlaşıyor.

            ben hiç bir zaman başörtüsü akp nin siyasi bayrağı demedim,
            kadim bir bilgeliğin uzantısıdır başörtüsü.
            siyasi simgeye dönen türbandır,
            türban akp nin siyasi bayrağı olduğu için filan demiştim,
            fikrim hiç değişmiş değil.
            cevaplarını istediğin ağırlıkta verebilirsin,
            misliyle karşılığını alırsın!
            zararlı çıkan hep sen oluyorsun, pardon da…

  5. İKTİDARA KAZANAN GELİR.. SANKİ HİÇ BIRAKMAYACAK HİSSİ VERMESİ KENDİNE GÜNENİNDENDİR … BÜYÜK TAKIMLAR GİBİ HER SENE ŞAMPİYON … SLOGAN BU … İSTANBUL U ANKARYI KAYBETTİ DE BAŞKANLIĞI GASP MI ETTİ

  6. CHP nin kapatılması yada muhaliflerin sınır dışı edilmesi bence mümkün değil.Akpartinin intiharı olur.Barlas bunadı her halde.Hdp konusunda sizi anlamak mümkün değil.Hdp PKK nın siyasi kolu.Dünyanın hiçbir ülkesi terör örgütünün siyaset yapmasına izin vermez.1 tane hdpli vekilin yada yetkilinin ağzından PKK terör örgütüdür ifadesi duydunuz mu? Geçen hafta Demirtaş hdp nin hiçbir terör örgütü ile ilişkisi yok dedi,şimdi bu kullanılıyor.Demirtaş PKK yı terör örgütü olarak kabul etmiyor ki zaten.Daha önce defalarca PKK terör örgütü değildir,şiddet kullanmak zorunda bırakılmış bir halk hareketidir,siyasi harekettir.dedi.Parti kapatmaya karşıyım.ama terör örgütünün partisi kesinlikle kapatılmalı.Haklı olduğunuz nokta kapatmak palyatif çözüm,yenisini kurarlar.O nedenle yeni düzenleme yapılmalı.terör faliyetinden dolayı parti kapatmak kolaylaştırulmalı ve terörden kapatılan partilerin yöneticilerine ilçe başkanı seviyesine kadar ağır hapis cezaları getirilmeli.Parti üyeleri terör örgütü üyesi olarak değerlendirilmeli.ya terör yapacaklar yada siyeset.ikisi birden olmaz.Silah bıraksınlar isteyen özerklik istesin isteyen federasyon yada bağımsızlık.Ama demokratik yoldan silahların gölgesi olmadan istesin

  7. KORKUYORLAR ÇÜNKÜ
    Tehdit dilini en çok korkaklar kullanır.
    Tehdit dili korkunun dışa yansımasıdır.
    Tuvalete bile yüzlerce koruma ile gitme neyin ifadesidir?
    Ya sonradan görmenin, yada korkunun, yada her ikisinin.
    Korkuyorlar çünkü korkaklar.
    Cesaret bunlarda bulunması mümkün olmayan bir şey.
    Bunlarda cesaretin zerresi bulunamaz.
    Çünkü ellerine bir güç geçirmeden kendilerini ortaya koyamazlar. Kur’an-ı Kerim’in ifadesiyle “bir duvarın arkasına sığınmadan” kimseyle mücadele edemezler.
    Korkuyorlar çünkü kasten yanlışlarını saymaya ömürleri yetmez.
    Korkuyorlar çünkü ihale alanların çoğu paravan.
    Korkuyorlar çünkü ülke uyuşturucu, cihatçı, silah, ve sığınmacı otobanına dönmüş.

  8. Emekli Sandığı, SSK, Bağ-kur … emeklilik mezuatını ne kadar külfet o kadar nimet anlayışı ile hakkaniyetli, adaletli şekilde birleştirmek ve dönüştürmek yerine; iki de bir çıkardıkları vergi ve prim affı yüzsüzlerine yenilerini ekleme (EYT) çabaları TC’nin altını oyma girişimidir. Vergi ve prim afları ile vergisini doğru ve zamanında ödeyenleri küstürüp vergi ve prim toplayamaz duruma getiren anlayış EYT ile günün birinde emeklisine (şimdiki gibi yetersiz bile değil) hiç maaş ödeyemez duruma düşmek istiyor. Kahrolsun dış güçler. Ama bunların ne önemi var; vurun provakötöre küfredene… Muhalefet partilerini kapatalım…

  9. Yazarımız boşuna telaşlanıyor. Bu ülkede artık kimse aforoz edilemez, hiçbir parti kapatılmaz, hiçbir ülke güzel yurdumuzun içine edemez. Çünkü TR artık eski TR değil. 28 şbt bir dönüm noktasıdır bu ülke için bence. 15 temmuz ise artçı bir şeydi belkide (birşeymiş ama birşey olmuş olabilir gibi birşey.. 🙃 benim aklım bu kadarını aldı gerisini bilemem) Bunu sağlayan da, bu günlerdeki kısacık özgürlük te mevcut hükmedenlerin ikramı olamaz mı?
    Adam olun daha iyi günler gösterin sizde daha iyisini yapın. Mesela meşhur dış güçlerin oyuncaklarıyla oynamak yerine seçmenle yurdum insanıyla tutuşun el ele.
    Yurtdışı na gitmek artık değil mesele. İstanbul havalimanı boşunamı yapıldı sizce?
    Anadolu’da olan şeyler artık görülmez bilinmez mi anında artık sizce?
    Enson İst seçiminde bile herşey tetkik edilmedi mi, doğruyu arayıp bulmadımı herkes canla başla seçmeniyle seçileniyle birlikte?
    İşte size fırsat alın kalemi elinize:
    Biz iktidara gelir isek, şunu bunu yapıp onu bunu düzelteceğiz☺️ hep birlikte!!!
    Yada,
    üüsküdaraa giideriken yağmur yağdııı,
    Tekne kayık suu aaldııı,
    Onun için bizde çamura yatıyooruuuzzz😂😭
    Kına yakın kendinize, türkü çığırın bize hepimize😠😠😠.

  10. Dolar bu yorumu yazdığım sırada 10 TL.yı geçmişken, S-400 kazığı bir yerimize girmişken, ülkenin hava savunması sekteye uğramışken (F 35, F 16 dışlanmışlığı), Londra’da tefecilerden sıcak para dilenirken; birinin parti kapatılsın demesi (sonradan kıvırsa bile) tavşana bak babından gündem saptırma çabasıdır. Göçmenleri salarım ha diye saygı duyulmayacak bir dış politika yöntemine bel bağlayanlara kimseciklerin saygı duymadığını görmek, anlamak için hariciyeci, siyasetçi olmaya gerek yok.

    • F 35 ve f 16 hava savunma sistemi değildir. Saldırı uçağıdır. Hava savunma sistemi ( S-400 kazığı bir yerimize girmişken) dediğiniz s400 dür. Bizim yaptığımız Hisar, Atılgan Korkut gibi yerli sistemlerdir. Anlaşıldı sizin asıl sıkıntınız yukarıda bahsettiğim savunmada %25 yerlilikten %75 yerliliğe yükselmemiz.

  11. BEYİN GÖÇÜ

    Son yıllarda bidenci muhalefetin trollerince piyasaya sürülen geyiklerinden biri de beyin göçü. Kendi memleketinin tarihini bilmeyen insanlar, dış göçlerden, ilticalardan, batıdaki Türk nüfusu sayısından habersiz olanların yaşadığı bir travma bu beyin göçü. Sürekli aynı iktidara maruz kalınca ve o iktidara düşman olunca zamanla beyin göçüyor.
    “Eskiden tıp fakültelerinde dirsek çürütmüş doktorlarımıza çalışmak üzere başvurduklarında birkaç yıl daha okuma şartı uygulayan ülkeler, gelenleri şimdi derhal işe başlatıyorlar. Binlerce doktorumuz, mühendisimiz aileleriyle birlikte yaban ellere çalışmaya gitti, gitmeye devam ediyor.” demiş yazar, neymiş demek ki üniversite mezunlarımız yurtdışında kolayca iş bulabiliyorsa uluslararası düzeyde eğitim veriyoruz demektir bu. Ben bu ülkede okudum, yaşadım, yaşıyorum. Yurtdışında iş bulabilmek her zaman bu milletin ideallerinde olmuştu. Bir zamanlar Yök başkanlığı da yapan ve oradaki performansı ile beni hayal kırıklığına uğratan hocam Erdoğan teziç; bizi neden avrupa birliğine almıyorlar biliyor musunuz demişti, eğer sınırları açarlarsa 40 milyonun 20 milyonu avrupaya gider. Buradan trollerin anlayacağı Türkiyenin nüfusu amma da artmış olacak:)
    Küfürbaz kadın niçin bu kadar iktidara kin ile saldırıyor diye düşünüyordum. Halbuki nazik, itidalli, yermekten çok uyarmayı, kendi çözüm yollarını anlatmayı şiar edinen muhalefete ne kadar ihtiyaç var. Bunun cevabın akşamki bir programda öğrendim. Türkiyenin savunma sanayisinde yerlilik oranı %25 ten %75 çıkmış, bunlar çıldırmasında ne yapsın.

  12. Kardeşlerim,

    Ülkemizin demokrasi özürlü olması maalesef en büyük handikapımız. Körü körüne takım tutar gibi parti tutmak, yine maalesef ideolojik bir körlük ve demokrasiye ihanettir. Demokrasi bir arada yaşamamızın garantisidir. Bunu basit parti çekişmelerine kurban etmemek gerekir.

    Şahsen, zamanında ANAP’a da oy verdim, MHP’ye de, AKP’ye de, HDP’ye de, CHP’ye de. Yani seçimlerin sonucunu ben belirliyorum. Sizin de öyle yapmanız lazım. Bir partiyle ömür geçmez! Ne kadar çok yüzer gezer oy olursa, demokrasimizin kalitesi de o kadar yüksek olur. Partiler oylarını garanti görmezler. Ona göre ayaklarını denk alırlar.

    AKP’ye çok fazla süre verdik. Yozlaşma kelimesi şu anki durumunu açıklamaya yetmiyor. Zamanında kırmızı kart gösterseydik o da kendine çeki düzen verir bu zavallı hale düşmezdi, ve bir daha şansı da olurdu. Maalesef fazla yüz verince astarını da istedi. Sistemi toptan kendi yolsuzluklarına paspas etti. Artık sistem ve ülke olarak demokrasi sınıfında yer almıyoruz. Bunu görmek ve hepimiz suçumuzu kabul etmek zorundayız. Biz şımarttık bu yolsuzları.

    Şimdi iş yine millete kaldı. Bu işi düzelteceğiz. Ancak önce şunu iyi anlayalım. Demokrasilerde iktidarlar dönüşümlüdür. Çok uzun sürelerle aynı takıma madalya verilmez. Görev değişimi esastır. Şimdi bunu sağlamak elimizde ve bu olmalıdır. Aksi takdirde otokrat rejimi kendi ellerimizle diktatör yaparız.

    Diktatörlerin el kitabı hep aynı şeyi söylüyor. Böl, parçala, yönet. İktidar daha önce açıkça söylediği gibi kindar bir siyaset yürütüyor. Milletin önemli bir kesimini terörist ilan ediyor. Böylece bizleri birbirimize düşman ediyor ve saltanatını sürdürüyor.

    Bu oyuna düşmemek elimizde. Biz bu ülkede birlikte yaşamak zorundayız. Birileri gibi gidecek Londra mahkemelerimiz yok. Saraylarımız da yok, uçak filolarımız da. Günübirlik kazanıyor ve yaşıyoruz. Kazancımızın önemli bir bölümünü bu yolsuzları beslemeye harcıyoruz. Vergilerimizin daha iyi değerlendirilmesini ve bize eğitim, iş, kazanç ve zenginlik olarak dönmesini istemek en doğal hakkımız.

    Diktatörlerin oyununa düşmeyelim. Daha iyi yaşamayı hak ediyoruz ve bunu talep edelim. Birbirimizi de düşman olarak görmeyelim. CHP de HDP de AKP de bu ülke insanlarının tercihi. Buna saygı duyalım, görev değişimini sağlayalım ve hepimize iyi gelecek ortak kararlar alalım. Kimseyi dışlamadan.

    • Ender bey yani şimdiye kadar olduğu gibi milletin parasıyla terör örgütlerini ve onların siyasi uzantılarını seçim yardımı adı altında fonlamaya/beslemeye devam mı edelim?

      • HDP’nin tamamını terör örgütü ile ilişkili yapmayız. Kim ilişkili ise onlar bulunur cezalandırılır. İktidar mahkemelere emir vererek bunu tamamen siyasi nedenlerle toptancı bir şekilde yapıyor. Kapatma davası açtırıyor. Örneğin Mardin belediyesini Ahmet Türk’ten aldı ve diğer hepsini de, kayyuma verdi. Bunlar antidemokratik siyasi hamleler ve teröre hizmet ediyor sadece. İktidarlar ve devlet de terörü bitirmek istemiyor. Güvenlik bürokrasi açısından burada yenilecek büyük bir pasta ve siyasi çıkar var. Çözüm süreci en doğrusuydu. Ama onu da beceriksizlikleri sebebiyle yürütemediler ve bürokrasiye yenildiler. Çözüm olmadığı sürece terör devam edecek, hiç bitmeyecek. İktidar açısından bu istenilen bir şey. Diktatörler de aynısını yapıyorlar. Muhalifleri toptan terörist ilan ediyorlar. Bu oyuna halkın gelmemesi ve artık dur demesi gerekiyor. Muhalefet HDP’yi siyasi alanda tutmalı ve çözüm süreci tekrar ve bu sefer sonuç alacak şekilde başlatılmalı.

  13. Parti kapatmak suçların bireyselliğine ilkesine aykırı bir eylemdir. Bu yanlış yıllardır devam ediyor, ama neden bazılarının işine geldiği için. O halde bir bakan yolsuzluk yaptı o bakanlık’da tamamen kapatılması gerekmez mi?
    Sayın yazarın İnterneti yavaşlamış, bu olay son zamanlarda sık yaşanan bir durum. Ben de geçenlerde bir sosyal medyada muhalif bir haber açmak istedim açılmadı, altında cb nin bir haberi vardı hemen açtı ben de tekrar muhalif haberi tekrar denedim açmadı tekrar cb nin haberini tıkladığımda hemen açıldı. Bu durumu dikkatimim çekti ve inat ettim yirmi dk boyunca en az elli dfa denedim en sonunda zar zor o haberi açtım. Yani internet ortamı özellikle sosyal medya an be an ip adresi ve kişiler kontrol altında. Zamanla bu durum daha da ileri gidecek gibi görünüyor.
    Benim sürekli tekrar ettiğim bir söz var
    Ayarıyla Oynadığın Kantar, Bir Gün Olur Seni Tartar.
    Umutsuzluğa kapılmaya gerek o ama, tekrarını izlediğimiz her film güncellenerek daha korkunç olarak karşımıza çıkıyor.

    • Ahmed “Parti kapatmak suçların bireyselliğine ilkesine aykırı bir eylemdir.” buyurmuşsunuz ama HAYIR DEĞİLDİR!
      ÖRGÜTLÜ SUÇLAR TÜM ÖRGÜTÜ BAĞLAR!!!!
      “Bu yanlış yıllardır devam ediyor, ama neden bazılarının işine geldiği için.” de demişsiniz;
      YILLARDIR DEVAM EDEN YANLIŞ;
      KAPATILAN PARTİNİN ÖBÜR GÜN BAŞKA İSİMLE AÇILMASINA GÖZ YUMMAKTIR!
      DEVLET NEDEN İMAMLARA MAAŞ ÖDÜYOR DİYE ÖTEN HOROZLAR;
      MİLLETİN PARASIYLA TERÖR ÖRGÜTÜ BESLEMEYE DE SON DİYEBİLİYOR MUSUNUZ????

  14. Tarihin en eski hukuk kuralı “Kendine yapılmasını istemediğin bir şeyi başkalarına asla yapma” imiş. Azıcık ileriyi gören herkes bu kurala her zaman uyulması gerektiğini de anlar. Maalesef bu açıdan baktığımızda Ak Parti iktidarı tam bir felaket. Temel hareket noktası “biz bir daha iktidardan asla gitmeyeceğiz” “bize kimse hesap soramayacak” “yaptıklarımızın hesabını asla vermeyeceğiz” “hukuk bizi bağlamaz” en sonunda da “bize bir şey olmaz ağabey”.

    Böyle bir dünyanın olmadığını azıcık izanı olan ve tarih bilen herkes söyleyebilir. Dünyada rüzgar devamlı yön değiştirir. Gündüzleri geceler takip eder. Sıcak günlerden sonra soğuk günler gelir. Her doğan belli bir süre sonra ölür. İktidara gelindiği gibi de gidilir.

    Onun için başkalarına referans olmak üzere güzel adetler bırakmak gerekir. Yoksa çok yaygın bir şekilde dendiği gibi “yazın yediğin hurmalar kışın seni tırmalar”, “ayarını bozduğun kantar bir gün gelir seni de tartar” sözlerine muhatap olunur.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız