‘Faiz’ hassasiyeti yerini ‘hibe’ fetvasına terk edince durum değişir mi?

28
Reklam

Ekonomiyi faiz kıskacına aldığı için enflasyonu patlatmış ve TL’nin değerinin yabancı paralar karşısında erimesine yol açmış iktidar cephesi, kısa süre içerisinde birbirinden farklı iki sistem denemesi sonrasında, rotayı, kimilerinin ‘örtük faiz’ diye adlandırdıkları finansal bir enstrümana dayalı yeni bir ‘modele’ kırdı.

Yeni modelde yine ‘faiz’ var, ama en düşük halinde var; yüzde 14 faiz… 

Kur yine yüksek; 1 doların değeri 10 TL’nin üzerinde…

Bankalar yine devrede; kuru aşağıda tutmak için Merkez Bankası kaynakları kamu bankaları aracılığıyla kullanılıyor…

Üstelik finans literatüründe ‘opsiyon’ denilen yeni bir enstrüman devreye sokuldu; parasını TL’de tutan tasarruf sahiplerine, üç aylık, altı aylık, bir yıllık vadeler sonunda TL’nin değeri yabancı paralar karşısında açılan hesap tarihindeki değerinden yüksek olursa, Hazine aradaki farkı ödeyecek…

Bugün 1 dolar 10 TL civarında; şimdi açılacak bir hesap bir yıl sonra çekilmek istendiğinde, tasarruf sahibine, yatırdığı rakama ek olarak yüzde 14 faiz ödeneceği gibi, 1 dolar o gün hangi değerdeyse aradaki fark da, en başta belirlenmiş faiz imiş gibi, kendisine ödenecek…

10 bin dolarını bozdurup 100 bin TL’lik bir ‘kur garantili hesap’ açtırmış vatandaş, vadesi geldiğinde 1 dolar 15 TL değerine ulaşmışsa, 14 bin TL faiz gelirine ek olarak 36 bin TL de artı getiriye sahip olacak…    

Vade sonunda 100 bin TL 150 bin TL haline dönüşecek…

Reklam

Bu yolla, tasarruf sahibinin kur artışından olumsuz etkilenmesinin önüne geçilmesi bekleniyor.

Aldığı 150 bin TL’yi o gün ‘1 dolar 15 TL’ olan parite üzerinden dolara çevirdiğinde, vatandaşın eline, hesabı açtığı günkü dolar miktarı -10 bin dolar- geçmiş olacak çünkü…

İnsanların bu gerçeği görüp güle oynaya paralarını dolar hesabından çekerek açılacak ‘kur garantili TL hesabına’ yatırmaya koşacakları düşünülüyor.

Saklayacak değilim: İktidar cephesinin kurdaki anormal yükselişler karşısında takındıkları önceki tavırlar ile mukayese edildiğinde, bu yeni yol, ekonomik akla daha uygun görünüyor.

Önceki deneme sırasında ‘‘Biz kurun artışına karşı değiliz, tersine bu yolla işçilik ucuzlayacak, yabancı yatırımcı Çin yerine bizi üretim yeri olarak tercih edecek, üretim artacak, dışarıya satacağımız mallar sayesinde ülkemize dolarlar yağacak, Çin de böyle kalkınmıştı’’ diye özetlenen farklı bir ‘model’den söz ediliyordu.

Gülüp geçildi ve o açıklama bir miktar hesabın daha dövize kaymasına yol açtı.

Hiç değilse şimdi tutulan yolun anlaşılabilir yanları var.

Paranın değerinin kaybolmaması gibi asgari bir beklentiye cevap veriyor…

Reklam

Tasarruf sahipleri kısa sürede sergilenen birbiriyle çelişen ‘sistem’ açıklamalarından başları dönmesine rağmen birikimlerinin bu yolla korunacağına inanırlarsa, aralarından -belki- beklendiği gibi davrananlar çıkar.

İktidarın ikna gücüne bağlı bir durum bu.

Vatandaşlar yeni sistemin kendilerini ikna olmaktan uzak tutacak yönlerini görmezden gelirlerse tabii…

O yönlerin başında ‘faiz’ konusunda yaratılan havanın muhtemel etkisi geliyor. 

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan daha dün faiz için ‘felaket’ sözcüğünü kullandı.

Din İşleri Yüksek Kurulu fetvası..

Açılan hesaplarda en az getiri olarak ‘yüzde 14 faiz’ temel olarak alınıyor. Ayrıca Hazine kaynaklarından karşılacak kur farkının ödeneceği vaadinde de bulunuluyor. Birileri o farka ‘hibe’ adını uygun görseler bile, ekonomi dilinde onun karşılığı ‘opsiyon’ ve Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu’nun yıllar önce verdiği fetva açık: ‘‘Faiz opsiyonu, döviz opsiyonu diye bilinen işlemler caiz değildir.’’        

Siyasiler tarafından sürekli faizin kötülüğü, dine aykırılığı konusunda uyarılan ve o konuda hassasiyet sahibi haline dönüşmüş geniş bir kitlenin, yeni sistemden de kuşku duyarak, kuşkulu konulardan kaçınma güdüsüyle ona karşı davranmaları şaşırtıcı olmaz.

‘Hibe’ görüşü bir miktar insan için ikna edici olsa da, onun o kitlenin bütününe cazip bir açıklama olarak yansıyacağını sanmıyorum.   

İkna konusunda ikinci sorunlu konu da Hazine’den karşılanacağı ilan edilmiş -birilerinin ‘hibe’ adını takarak küçümsemeye çalıştığı- katkı payının ekonomi üzerindeki etkisinin, bunu bir model olarak sunanların hiç hesap etmedikleri boyutlarda sorunlara yol açma ihtimalidir.

Evet, faiz dolaylı veya örtülü bir biçimde artmış oldu, ancak bunun yapılış tarzının enflasyonu aşağıya çekmede istenen sonucu doğurmaması ihtimali var. Hayat pahalılığına yol açan enflasyon marketlere yönelik denetimler ve verilmeye başlanan ağır cezalarla ortadan kaldırılabilirse ne ala; yok, bu yolla tedarik zincirinde yeni kopmalar meydana gelir ve hayat pahalılığına bir de yokluklar eklenirse ne olacak?

‘Opsiyon’ yönteminin yaygın biçimde kullanıldığı 1970’li yıllarda aynen öyle olmuştu çünkü.

Turgut Özal’ın ekonomide ipleri eline aldığı ve başbakan olduğunda uygulamasına son verdiği dönemde DÇM adıyla devrede tutulan ‘opsiyon’ yöntemiyle ilgili açıklaması göz açıcıdır. 

Turgut Özal’ın DÇM ‘opsiyonu’na bakışını yansıtan haber..

Hazine’den yapılması kararlaştırılmış ‘hibe’ toplamda öyle rakamlara ulaşabilir ki, bunun Hazine’ye dayatacağı zorlamalar önümüzdeki dönemde de 1980 öncesine benzer sonuçlara yol açabilir.

Fetvacılar bugünden ortaya çıkabilecek o sonuçların maddi-manevi sorumluluğunu da üstlenmiş oldular.

Konuyu fazla uzatmak istemiyorum. 

Görevi gereği Hazine’yi uzunca bir süre yönlendirmiş olan bakan, içinden geçilen süreci ‘‘At izinin iti izine karıştığı, hakk ve batılı ayırt etmenin zorlaştığı çetin bir zaman’’ olarak tanımladığı istifasıyla ilgili sosyal medya mesajını, ‘‘(Allah) sonumuzu hayreylesin’’ cümlesiyle bitirmişti.

Bir bildiği varmış demek ki…

Berat Albayrak’ın istifa mektubu..

ΩΩΩΩ 

Reklam

28 YORUMLAR

  1. sorum şu fehmi bey. öncelikle doları olan bozdurup faize yatıracak. yani haram kabul edilen ve düşman olunan faize. diyelim ki kur farkı hibe. peki anası faiz olan artana hibe ekleyince helal mi oluyor. yani bir şişe şaraba bir miktar üzüm suyu koyunca şarap helal mi oluyor yoksa helal olan üzüm suyu harama mı dönüşüyor. yanlış bilmiyorsam peygamberimiz buyuruyor ki döneme göre fetva verenleri ümmetliğimden redderim münafıklar zümresine yazılır ve rezil olarak bu dünyadan göç ederler mealinde bir tehdidi var. ne bileyim bir anda aklıma geldi.

  2. ZEHRA TEYZEYİ MV ADAYI YAPAN KAZANIR
    Sosyal medya fenomeni Zehra CANAN TEYZEYİ(nineyi) milletvekili adayı yapan seçimi kesinlikle kazanır.
    Tabii ki kazanılacak sıradan.
    Ancak kesin olan sıra değil. Ortalardan.
    Seçmeni motive edecek bir sıradan.
    Benden söylemesi.
    Öncelikle meclis grubuna çıkartılabilir.
    İktidarı eleştirmese çoktan Beştepe’de ağırlanırdı.
    Muhalefetin yancı (kripto yandaş) olup olmadığını Zehra teyzeye ilgileri ile anlayabiliriz.

  3. Hibe yazın google da aratın.
    Hibe: Bağış, bağışlama.
    Eee! Merkez bankası kimin parasını kime bağışlayacakmış.
    Hayrettin Karaman parasını hibe edecekse ona karışamam. Kendi bileceği iş.
    Ama Merkez Bankası devletin parasını birilerine karşılıksız verecekse işte o zaman ona hibe denmez.
    Ona kılıfına uydurarak milleti soyma denir.

  4. A101, Bim ve şok marketleri düşünün,

    çalışana 2800 tl öderken ocak ayında 4250 ödeyecek.

    Bunların ürünleri dağıtmak için her gün Tırlarını görürsünüz bu tırların mazotları nerdeyse ikiye katlandı.

    Elektrik giderleri düşürülmedi aynı fiyat,

    Bu marketlere peynir sağlayan üreticide,
    Bizde ki asgari ücret 4250 oldu diyor,
    süt fiyatları, yem fiyatları arttı diyor,

    PİYASALARDA İNDİRİM OLMAYACAK

    A 101 örnek alalım,

    Bizim Türkiyede 10.000 şubemiz var diyor,

    Her markette 3 kilo peynir satılsa 30.000 kilo peynir eder yani 30 ton,

    A 101 Murat Bey peynirle antlaşmış,

    Dese ki bu ay peynir senden almayacağım dese Murat bey 30 ton peynir üreten asgari ücretliyi çıkarması gerekir. Artı 30 ton peynir üretim yapmak için aldığı makinelerde ona kardeş olur.

    Bu yüzden böyle yüksek satış rakamlarında üretici firma ile protokol imzalanmalı senden 5 yıl ürün alacağım diye yoksa bir ay ürün almasa firma batar.

    EKONOMİ SANATTIR ORKESTRA YÖNETİCİSİ İYİ OLMALI orkestradan gelen farklı tınıları tanımalı

    Bu sene Limon 3 tl’ye satılıyor 10 tl olmalıydı.

    Biz ülke olarak kendimize yeten limonun fazlasını üretiyoruz. Sen komşun Rusyayla iyi geçinmesen o Limonları almaz ve limon üreticisi limon fazla olduğu için zararına satar.

    Daha sonra kafası atar Limon ağaçlarını kesebilir.

  5. Sorular sorular sorular….
    Tasarruf sahiplerine kur farkı ödenecekmiş! iyi de
    Dövizi kuru yine başını alıp giderse?
    Yok öyle değil döviz kurunu be tutarım diyorsan!
    Daha önce niye tutamadın?
    Döviz kuru yine yüksek giderse hazineye binen yük nereden karşılanacak?
    Bu durum şuna benzer bir vatandaşın kredi çekip para bitene kadar güllük gülistanlık bir dönem geçirip daha sonra parayı bitip borç ödem vakti geldiğindeki durumu ile kur farkı ödemesi zamanı geldiğindeki durum aynı olmaz mı?.
    En önemli soru şu
    Nass hassasiyeti gösterenler döviz kurundan TL geçmesini istiyorlar, mevduatı olan vatandaşların da naas hassasiyeti ile yani faize karşı çıkarlarsa durum ne olur?
    Sonuç da faize karşı olanlar, döviz kurundan faiz sistemine kesinlikle geçmez.
    Geçecek olurlarsa ne olur?
    Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu demezler mi?
    Anlaşılan bu tür hassasiyeti olan mevduat sahibi kişiler ekonomiyi etkilemiyor.
    Bu da demek oluyor ki oynanan oyun farklı bir katagoride oynanıyor.

  6. bir kıssa da,
    hızır bir mollayla tartışmaktadır lakin adamı işin doğrusuna bir türlü ikna edemez. en sonunda levhi mahfuzu açıp, adama doğruyu gösterir. levhaya bakan molla;
    -bak der, gördün mü buraya da yanlış yazmışlar, düzeltilmesi gerekir.
    anlatamazsınız…
    aldatmak isteyen, aldatır.
    aldanmak isteyen aldanır. bu bir tercih meselesidir ve herkes kendi argümanına dayanır. temelde “haklı olduğuna inandığı bir ganimet” vardır mutlaka.
    içinde yaşamakta olduğumuz bir sistem var, bu sistemi gücü elinde tutanlar kurguluyorlar. eğer daha doğru olduğuna inandığınız bir sistem kurgulayacaksanız önce gücünüzün olması gerekir. bu da güçlü bir ekonomiye sahip olmaktan geçer. hak, hukuk, adalet, adil paylaşım esasları üzerine bina etmediğiniz her şey yıkılmaya meyildir.
    halkın karşısına geçip dövizlerinizi bozdurun diyeceksiniz ama kendinize yakın olduğu iddia edilen şirketleri dünyanın ilk 5 şirketi haline getirdiğiniz anlaşmaları döviz üzerinden yapacaksınız, londra mahkemeleri ile de sağlama bağlayacaksınız.
    ülkede kurun yükselmesinin en büyük sebebi döviz sıkıntısıdır.
    gücümüzün çok ötesinde, çoğu da gereksiz betona gömülü üstelik getiri garantili, üstelik dövize endeksli “hizmetler” ekonomiyi ve hazineyi güçsüz kılmıştır. sayın CB her konuştuğunda döviz yükselmiş ve bir “silkeleme” kaçınılmaz olmuştur.
    bizim gibi balta girmemiş orman misali ekonominin kuralları olmadığı ülkelerde oturduğun yerden para kazanmak zordur, bir koruman yoksa neredeyse imkansızdır.
    günümüzde tek kutsal, paradır.
    tüm argümanlar ona ayarlıdır.
    siyasi partiler birer holding te tarikatlar farklı mı?
    bakın cüppeli hoca ne diyor?
    “Ben ‘Atatürk dönemi Diyaneti’ni istiyorum. Onun döneminde Diyanet, Maturidi çizgisindeydi. Ya şimdiki İlahiyatçılar? Bir kısmı Vehhabi, bir kısmı Ehli Sünnet dışı başka ekollerden. Bunları söylemeyelim mi?”
    “inanın artık tarikatları, cemaatleri savunamaz oldum. Liyakat yok, koltuklara oturmuşlar. Dernek diye, vakıf diye holdingleşmişler. Ben bedel ödedim, FETÖ de beni hedef aldı, hapse attı. Ya bunlar? Bugün beni hedef alan Yeni Şafakçılar o vakit FETÖ’nün izindeydi” dedi.
    sayın koru da
    “Fetvacılar bugünden ortaya çıkabilecek o sonuçların maddi-manevi sorumluluğunu da üstlenmiş oldular.” diyor.
    üstlenen olur mu bilmem.
    maddiyatın sorumluluğu meselesi kolay, malum bizim dış güçlerimiz var suçu atacak?
    maneviyatın sorumluluğunu ve suçunu kime atacağız?
    “Allah sizi fakirlikle dener” mi diyeceğiz?
    ‘‘At izinin iti izine karıştığı, hakk ve batılı ayırt etmenin zorlaştığı çetin bir zaman’’
    ‘‘(Allah) sonumuzu hayreylesin’’

    • nuh nebi zamanının çin modeline kaldı işimiz…
      bir kıt akıllının anlayacağı şekilde anlatayım bari yine.
      mao dan sonra komünist rejimden biraz uzaklaşarak sanayileşme ve ihracata dayalı büyüme modeli ön görüldü. halkın neredeyse % 80 i kırsalda yaşıyor, tarımla uğraşıyor ve nüfus çok olduğu için bir kişilik işi beş kişi yapıyordu.
      bu cahil ve fakir halkı şehirlere çekip ucuz iş gücü oluşturmak için gettolar kuruldu ve sermaye ülkeye yatırıma davet edildi. sermaye pragmatistir ve ucuz iş gücü caziptir, çine akın ettiler. milyarlarca insan karın tokluğuna onyıllarca çalıştı. 80 lerde halk sömürülüyoruz diye çok baş kaldırdı ama hiç bir işe yaramadı, çin işkencesi pardon stratejisi devam etti. çin bu şekilde zaman içinde kalkındı, madenlerini işlemeye, kendi markalarını satmaya başladı.
      bugün dünyanın 2. büyük ekonomisidir, birinci ekonomisi olmaya adaydır.
      halkın kişi başı milli geliri 10.000 dolar civarındadır.

      şimdi bu düzen 50 yıl sonra bizde işler mi?
      türk halkının dünyanın en ucuz iş gücü olması kararı ne kadar etik bir soru,
      ne kadar revadır başka soru.
      eğitimsiz, kalabalık çini komünist bir baskıyla yönetirken bile çeşitli zorluklarla yıllar önce bile karşılaşılmışken, her semtte bir üniversitesi olan türk gençlerini nasıl en ucuz iş gücü olmaya iteceksiniz?
      çin yola çıktığında dünya sanayileşiyordu, şimdi teknoloji çağına giriliyor.
      her şeyin yapay zekalara, robotlara devr edileceği konuşuluyor nasıl ulaşım yerden göğe istikamet değiştirirken uçan arabalar, gelişen dronlarla bütün paramızı gömdüğümüz yollar, köprüler atıl kalacaksa ucuzlayıp beş kuruşa düşen iş gücümüzde öyle değersiz kalmayacak mı? araba icat edildiğinde ortada milyonlarca at vardı, ne oldu dersiniz atlara???
      bunu anlarsak önümüzdeki yılları ve esen savaş rüzgarlarını anlamak kolaylaşabilir.
      yüksek kur,
      ihracata dayalı büyüme,
      ucuz iş gücü,
      çin modeli
      nuh nebi zamanının hikayeleridir.
      gelişen teknoloji dünyasında fakirleşeceksiniz, o kadar.
      birileri zenginleşecek, o kadar…
      üstelik,
      ülkeye yatırımcı gelmesinin tek yolu, güven, istikrar ve öngörülebilirliktir.
      iktidarımızın ise içerde ve dışarda hiç bir itibarı yok maalesef.
      para bulamıyoruz,
      ucuzlayan varlıklarımızı ucuza satıyoruz,
      halk bile kendi parasına güvenmiyor, döviz alıyor.
      kredi bulsak bile dünyada en yüksek faizle alabiliyoruz.
      biri konuşuyor kur fırlıyor, biri konuşuyor kur düşüyor böyle bir ülkede keriz silkelemek kolay ama yatırımcı çekmek zordur. keriz silkelemenin kolay olduğu ülkelere yatırımcı gelmiyor dahası olan da gidiyor.
      “tarih, kimi devlet ve halkların hüzünlü kaderi üzerinde kötü kehanetler yazdığı gibi, kimi devletlerin gelişmesinde ise bize öğretici örnekler sunmakta toplumsal hayatın nasıl ve hangi yöntemlerle sağlamlaştırılacağını büyük halk kitlelerinin iki ayaklı hayvan sürüsü veya büyük bir karınca yuvası olmak yerine akıllı ve üretken bir hayatın yaratıcısı, büyük bir sanatkar olmak için nasıl eğitildiğini göstermektedir.”
      akıl büyük nimettir, kıymeti bizim coğrafyamızda ne az biliniyor, şükrü ise neredeyse hiç yok.
      aksi halde bugün çin modeli konuşuyor olmazdık diye düşünüyorum…

  7. SOSYAL MEDYADA GÖRÜNÜR OLUN
    Bir partinin yetkilisi, partili belediyelere, seçim çalışmalarına hazırlık bağlamında,
    ” sosyal medyada görünür olun” talimatı vermiş.
    Demek ki, memleket yakında pudra haberleriyle çalkalanacak.

  8. Çan Çin çon.. diye başladığında söze, anlıyor karşındaki seni hemen☺️
    Gülüyor bıyık altından çaktırmadan.
    “Faiz” kelimesine ilk neşteri vuran! Kim acaba?
    Faiz ya 9, ya 19 dur!
    Aradaki 15’i 14′ e düşürmek için…
    Sonuç olarak, her icraat hükümete artı puan yada eksi zarar yazacak!
    *Dövize endeksli hesap açabiliyor musun???
    Bittı☺️

    • Faiz-enf-kur üçlemesi
      Tavukmu yumurtadan, yumurtamı tavuktan meselesine ne kadar benziyor değilmi?
      ??
      Sen yanlış söylüyon ben doğru ?
      Acaba hangisi en doğru?
      Şu sebep bu netice falan filan ..
      Demem o ki, boşuna kendinizi kasmayın.
      Hepsi doğru.☺️
      Yeterki sen parasına para kazandır, paragözlerin, der ki,
      Aslında ay güneştir ?,
      güneş te ? ay

      • Aslı hanım bir benzerlik varsa da pek anlaşılmıyor sanki, biraz açar mısınız?
        Yumurta mı tavuk mu meselesi kolay:
        YUMURTA TAVUKTAN ÇIKAR.
        Finans kısmında da kafa karıştırıcı bi durum yok aslında;
        sizin de buyurduğunuz gibi pek öyle “kendimizi kasmaya” filan gerek yok:
        “Faiz-enf-kur üçlemesi”
        Evet;
        YÜKSEK FAİZ OLAN YERDE,
        YÜKSEK ENFLASYON DA OLUR!
        İtirazı olan????

        • Okulda 7 yaş öğrenci de o cevabı vermiş.
          Peki tavuk ne’den çıkar? Diye sormuş hoca ona?.
          Tavuk yumurta dan, yumurta da tavuktan!
          Tıpkı faiz Enflasyon dan, enf kurdan, kur faizden para basmadan falaan fiştan..
          Yok bu işin sonu anlaşılan???

  9. Türkiye’de aklı eren ҫocuklar bile Erdoğan’ın faizle ilgili düṣüncelerini artık biliyor.

    Peki buna rağmen Erdoğan hafta sonunda neden konuya tekrar değindi?

    Erdoğan, doların fazla düṣtüğü ve biraz yükselmesi gerektiği görüṣünde olduğu iҫin bunu yapmıṣ olabilir mi?

    Erdoğan, Türkiye inanҫ özgürlüğü olan bir ülke, faiz konusunu yeterince tekrarladım ve toplumda konu anlaṣıldı, artık insanlar kendi kararlarını kendileri versin diyemez mi?

  10. Durum değişmeyecek!..

    Nitekim hayat pahalılığı, bazı ürünlerin fiyatlarında göstermelik düşüşler gerçekleşmiş olsa da devam ediyor ve kurdaki şok düşüş aynı oranda piyasaya yansımadı. Akaryakıt, enerji, elektrik, gübre, kömür v.b. fiyatlarında kayda değer bir düşüş gerçekleşmediği gibi gıda ürünleri fiyatlarında da aynı periyot söz konusu. Kur yükseldiğinde hızla yükselen mal-emtia fiyatları döviz kurunun -cebri- indiriminden kaynaklı inişe geçmedi. Neden?

    Nedeni, bir çok ekonomist, bir çok şeyde dışa bağımlı olan ithalat yoğun bir ticaret çalışan ülkemizin, hem küresel anlamda fiyat artışları ve pandemi nedeniyle tedarik zincirinin aksamasıyla -bazı ülkelerin, elindeki varlığı siyasi getiri de sağlayacak şekilde bir ihracat politikası gütmesiyle de alakalı olarak- ve ABD Dolarının dünya genelinde değer kazanmasıyla ilgili içeride -bizde de- kırılgan ekonomik şartlar gereği aşırı derecede değer kazanması ile açıklıyor.

    Bu arada kurda düşüşe paralel, fiyatlaması kamunun elinde olan enerji, elektrik, akaryakıt vergi ve harçlarda bir fiyat ayarlamasına gidilmediği halde, piyasada fiyat düşüşü için tedarikçilerle marketçiler üzerinde baskıya gidilerek fiyat indirimi sağlamak gibi bir yaklaşım iç politikaya dair bir araç gibi duruyor. Üretimden kaynaklı maliyet artışı ilk olarak fabrikalardan, üretim tesislerinde başladığını ve bunun nedeninin de ana/ara hammadde ile yarı mamullerde ithalattan, yurt dışı fiyatlar ile kurdaki dalgalanmalardan ileri geldiğini bile bile tedarik/market zincirlerini sorumlu tutmak “cambaza bak” cambazlığı gibi bir şey.

    Hal böyleyken, hal’i kurtarmak adına bir de fetva müessesine sarılınıyor ya, pes doğrusu. Sanırsınız ki, bu ülkede kamusal işler fetva üzerine işliyor, insanlar da yatırımlarını şer’i (nas’lı) sistemle yürütüyor. Yok böyle bir şey. Ama politikada iyi para ediyor -karşılık buluyor- bu söylemler.

    Ekonomik konular üzerinde sıklıkla vurgulanan bu dini terimlere, faiz, nas, helal/haram’a son günlerde bir de hayvan sevgisi, sokak hayvanları sorunu, AK Partili Belediyelere verilen talimatlar, açılış ve toplantılarda halktan biri görüntüleri olarak; Sn. Cumhurbaşkanının yemek sırasına girmesi, tabldot yemek alışı ve yemeği bandırarak yemesi fotoları gibi medyada sıklıkla rastlayacağımız görseller ufaktan ufağa bir seçim atmosferine girileceğini gösteriyor…

    Göstermiyor mu?

    Cumhurbaşkanının “tekil konuşmaları/davranışları” biraz artmış gibi gözüküyor da.

    Sn. Bahçeli bu arada pek bir demeç vermez oldu, kur’lar, nas’lar, hibe’ler le ilgili.

    Ben duymadım…

  11. Yeni sistem tutmamış gibi yani Nasreddin hocanın göle yoğurt çalması gibi,

    pazar günü kur dolar: 10.65tl
    pazartesi dolar :11.40tl
    Bir günde 1tl fark olurmu,

    Herhalde damadın Yöntemi gibi Arka kapıdan dolar satılıyor kuru düşürmek için.

    Ülke Ekonomi deneme tahtası değil Acılar çok büyük olur.

    Bir fabrikacıyı düşünün ekonomide istikrar olmadığı için düzenli bir satış grafiği yok.
    ürünlerin satışı yarı yarıya düştüğünü ve masraflarını karşılamadığını düşünün bu fabrikacı en kısa zamanda iflas eder.

    Bu fabrikada 3000 kişinin çalıştığını düşünün bunların maaşları, devlete vergileri ve elektirik, mazot gibi masrafları cebinden ödediğini düşünün en kısa zamanda iflas eder.

  12. İNANILMAZ BİR PSİKOLOJİ
    Yaklaşık bir hafta önce, siyasi tercihi Siyasal İslam olan bir şahsa, kendisi ve kendisi gibilerin “hem insafsız hemde vicdansız olduklarını” söylediğimde acayip bir tablo ile karşılaştım.
    Bu şahıs da ben de şok yaşadık.
    Bu şahıs adeta tüm elbiseleri çıkartılmış, sanki çırılçıplak kalmış bir ruh haletine, renkten-renge girdi.
    Sanki kameraya yakalanmış bir suçlu psikoloji sine büründü.
    Tam manasıyla maske takmış ve maskesi indirilmiş bir haldeydi.
    Ben ise, bu ifademin bu etkiyi göstermesinin şaşkınlığı içerisideydim.
    Olayı soğukkanlı şekilde değerlendirdiğimde şu sonuca vardım:
    – İnsafsızca ve vicdansızca davranışları bilinçsiz yapılan bir tercih değilmiş.
    – Bu davranışları bizim “cehalet” ile izah etmemiz son derece yanlışmış.
    – Bu davranış ve tercihlerini sonuçlarını “bilerek ve isteyerek” yani kasten, hatta taammüden gerçekleştiriyorlar.
    – Kötülüğü kazaen değil, bilerek destekliyorlar.
    – Ne yaptıklarını çok iyi biliyorlar.
    Benim için inanılmaz bir deneydi.

    • Türkiye siyasal islamının sorunu ALLAH ile irtibatı kopmuş olanların yaptıklarını iyi niyete bağlamış olmaları, “ne yapıyorsa iyi niyetinden yapıyor” inanmışlığı bir çaresizliği ve cehaleti ortaya koyuyor.

      Halbuki benim inancımda inanan biri inancının yasakladığı tek büyük bir yanlışa düşerse ALLAH ile rabıtası kopar. Ve hatasını farkedip ‘Nasuh Tövbesi’ yapmadığı sürece rabıta sağlanmış olmaz ve lain olarak kalır.

      Şeytan tek bir günahı ile huzurdan kovulmadı mı?

      • Baran, teolojiden pek anlamam ama şeytanın durumu sanki biraz daha kişiselmiş gibi geliyor bana:)
        Bu kamu görevi olduğu için çok da başka bi durumdur yani…

        • “Sizden hiç kimse yoktur ki ona, biri şeytandan diğeri melekten olmak üzere yanından ayrılmayan iki “karin” tevkil edilmemiş olsun!”
          “Size de mi ey Allah’ın Resûlü!” denildi.
          “Bana da!” buyurdular. “Ancak, Allah ona karşı bana yardım etti de o bana teslim oldu. Artık o bana hayırdan başka bir şey emretmiyor!” [Müslim, Münâfıkûn 69, (2814)]

          Bu Hafis’e göre herkesin bir şeytanı var, kamu görevlilerinin her birine de. Kamu görevlilerinin şeytanına başkalarının şeytanı da isteklerde bulunur, basende tüm şeytanlar birleşip kamu görevlisini yoldan çıkartır. Kamu görevlisi şeytani meseleleri en çok bilmesi gereken kişidir ama bizim millet şeytanı pek tanımaz, onu melek sanır çoğu zaman.

          • Kamu görevlileri mi şeytani meseleleri en çok bilmesi gerekir? Ve şeytan tehlikelidir uğraşmamak lazım deyip nokta koymayı düşünürken aklıma kara mizah üşüşüverdi, düşündüğümü de yazamadım.

            Bu şeytan meselesi hakikaten çok tehlikeli bir konu. En iyisi bir daha adını bile anmamak galiba.

  13. İsrail oğullarının da cumartesi günleri balık tutma hikayesinde zaruret ve maslahat vardı. Fakat Kur’an’da bu tutumları açıkca ayıplanmaktadır. Ben reisin faize karşı olup da buna karşı olmamasına ihtimal vermiyorum. Danışmanlarının onu aldattığı ve sonradan da bu tartışmalar başlayıp ta durum ortaya çıkınca geri adım atamadığı kanaatindeyim. Ekonomiyi batırmaya ve iktidarı düşürmeye çalışan dış güçler karşısında geçici bir tedbir olarak görüyorum

  14. Hibe değil faiz olduğunu tabii ki biliyorlar. Fakat yaklaşan seçimde cemaat oylarını çekmek gerekiyor. Doğrudan faiz yerine dolaylı faiz nasıl olsa tepki çekmez diye düşündüler gibime geliyor.

  15. Hibe diyenlerin hayattan kopuk yaşadıklarını düşünüyorum ben. Halbuki şöyle bir Tahtakale’ye uğrasalar ithalatçılarla iki dakika Hasbihal etseler hibe kelimesini akıllarının ucundan bile geçiremezlerdi. Adamların yüzlerinden düşen bin parça.

    Herkes aynı değil tabi, büyük çaplı çalışanlar pek sarsılmayabilirler ama orta halli iş yapanlar arasında iflas korkusu yaşayanların sayısı hiç az değildir. 6 ay mal aldıkları ülkeye çalışacaklar bedavadan. 18 liradan mal alan biri 11 liradan mal alan komşusuyla nasıl rekabet etsin.

    İki gündür geziyorum ithalatçı esnafı bu kur korumalı mevduat hesabına adı karışan herkesi “cibilliyet” muayenesine tabi tutuyorlar.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız