Muhalefet cephesi seçimi çantada keklik görüyor ya.. Büyük yanılgı…

31
Reklam

Önce uzun gelebilecek bir alıntı: 

‘‘Bakın ülkede tarihî bir dönüm yaşanıyor. Bankada vatandaşın atıl vaziyette duran 147 milyar dolarlık serveti kademeli olarak ekonominin çarkları arasına sokulacak. Bu gelişmeyi yazılarımda defalarca dile getirmiştim. Sonunda Hükûmet aradığı kaynağı kendi içinde buldu, ele güne avuç açmaktan kurtuldu… Hem kur baskısı ortadan kalktı, hem maliyet artışı önlendi, hem enflasyondaki yükseliş trendi kesildi.

Demek ki Türkiye’de faiz artırılmadan da kurlar düşebiliyormuş! Demek ki seçim kararı almadan da Türk lirası değer kazanabiliyormuş. Demek ki klasik iktisat kuralları uygulanmadan da ekonomide denge sağlanabiliyormuş. Demek ki, vatandaş hükûmetine büyük güven duyuyormuş, sistemi aynen benimsedi. Kur balonu sönecek almayın demiştim. Dolar paraşütsüz düşecek diye yazmıştım. Benimle alay ettiler…  

Şimdi şapkayı öne koyup: Biz niye söz dinlemedik, büyük zarar ettik diyorlar.

Hayatta başarılı olmak için Amerika’da yetişmiş profesörlerin değil, ‘hayat profesörleri’nin sözünü dikkate alacaksınız. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ne kadar büyük bir lider olduğunu gördünüz değil mi? 15 Temmuz’da halkı sokağa davet ederek ülkeyi darbeden kurtardığı gibi, kur garantili sistemi devreye sokarak ekonomiyi batmaktan kurtardı. Söylenecek tek kelime var: Helal olsun Başkan’ım…’’

Bu yazı iktidara her konuda destek veren bir gazetede, genellikle ‘ekonomi’ konularında yazan ve TV’de yorumlar yapan, ifadelerinden kendisini ‘hayat profesörü’ olarak gördüğü anlaşılan bir yazar tarafından kaleme alındı. Yazının alıntıladığım bu bölümü, bir kesimin, AK Parti genel başkanı da olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan ‘yeni model’ hakkında düşüncelerini pek çok yönden bire bir yansıtıyor.

AK Parti için ‘‘Bitti, bitiyor’’ denilirken, bir süreliğine ‘‘Yoksa gerçekten her şey kaybediliyor mu?’’ tereddüdüne düşen o kesim, sonunda yeniden ve çekinginliği üzerlerinden atacak kadar iktidara sarılacak bir gerekçeyi ‘yeni model’ ile bulmuş oldu.

‘Yeni model’ olarak devreye alınan tedbirlerin, ‘nass’ ile irtibat kurulup ortadan kaldırılması için önceleri 128 milyar dolar, şu yakınlarda da yine ekstradan milyarlarca dolar sarf edilmiş faizin aslında isim değiştirilmiş –‘örtülü faiz’– biçimi olmasının o kesim için bir önemi yok.

Reklam

Sorulduğunda ‘‘Döviz düştü, hala düşüyor ya, siz ona bakın’’ cevabı alınıyor.

Dövizin düştüğü görüntüsünü sağlamak için, literatürde ‘arka kapı’ olarak bilinen ve iyi gözle bakılmayan bir yöntem uygulanıyor ve bu amaçla Merkez Bankası kaynakları ile kamu bankalarının kullanılmış olması da onlar için önemli değil.

Aynı ‘‘Döviz düşüyor ya’’ cevabı, yönteme dikkat çekmek için yapılan yayınlar gündeme getirildiğinde de o kesimden alınıyor. 

Onlar için ‘yeni model’ faizi artırmadı.

Vatandaş modelin ilanıyla birlikte ikna oldu, yabancı para olarak sakladığı tasarrufunu derhal bozdurup yeni sisteme uygun hesaplara yatırdı ve yazıda anlatıldığı üzere 147 milyar dolarlık döviz hesapları birden TL hesaplarına dönüştü onlara göre.

[Cumhurbaşkanı Erdoğan dün TL mevduatının 23.8 milyar TL arttığını duyurdu. ‘1 Dolar eşittir 10 TL’ kurundan hesap edildiğinde bu rakam 2 milyar 380 milyon dolara tekabül ediyor. Yani resmi kayıtlara göre 259.6 milyar dolar olan yabancı para mevduatının küçücük bir bölümü. Yeni model açıklamasının yapıldığı Pazartesi gününü takip eden 24 saat içerisinde, BDDK resmi verilerine göre, yabancı para mevduatı 1.7 milyar dolar artışla 261 milyar doları aştı. Vatandaşın dolarlarını bozdurduğu görüntüsü henüz yok. Bozdurabilirler, ancak şu anda öyle bir durum yok.]

Kurun düşmesi, bunun nasıl sağlandığının önemsenmemesine yol açtı bazıları için. Ekonomi alanında hükümetçe yapılagelen politik tercihler yüzünden tereddütler geçirse de, AK Parti seçmeninin partisinden kopmayı başka sebepler yüzünden zaten düşünmeyen bölümü için bu kadarı yeterli oldu.

Susmuş olanlar konuşmaya, savunmakta zorlananlar taarruza geçmeye başladı.

Reklam

Esas soru şu: AK Parti’ye her seçimde oyunu veren, son cumhurbaşkanı seçiminde AK Parti adayının yüzde 52 oyla seçilmesini sağlayan, yakın zamanda yapılan kamuoyu yoklamalarında kendini ‘kararsız’ olarak tanımladığı görülen daha kalabalık seçmen kitlesi ne durumda?

Bu soruyu, kamuoyu yoklamalarına bakıp ilk yapılacak seçimin kendi lehlerine sonuç vermesini çantada keklik gören ve bu sebeple Cumhur İttifakı adayının karşısına kimi çıkartırlarsa onun rahatlıkla kazanacağı ve milletvekili seçiminde Meclis çoğunluğuna sahip hale gelecekleri kabulüyle davranan muhalefet cephesine soruyorum. 

Seçimin tarihinin muhalefetin arzusu istikametinde erkene alındığını ve iktidarın ‘‘Madem bu kadar isteklisiniz, haydi iki ay sonra sandık gelsin’’ tavrını benimsediğini düşünelim.

Tabii bu arada, asgari ücrete yapılan ‘beklenenin fevkinde zam’ benzeri iyileştirmelerin hükümet tarafından emeklileri ve memurları da kapsayacak biçimde yaygınlaştırıldığını, 3600 ek göstergenin pek çok uğraş alanını içine alarak çıkartıldığını, yaşı yetmediği için hak ettiği halde emekli edilmeyen kitlenin meramına erdirildiğini de düşünebiliriz.

Öyle bir ortamda gidilecek seçimde sandıktan nasıl bir sonuç çıkar dersiniz?

‘‘Yeni model altı ay sonra ülke ekonomisini çökertecek, göreceksiniz’’ demek seçimi kazandıracak bir propaganda için yeterli midir?

Millet İttifakı’nın ‘kimi karşısına çıkartsak kazanır’ mantığıyla belirleyeceği bir aday mı cumhurbaşkanlığı seçiminde başarılı olur, yoksa Tayyip Erdoğan yeniden mi seçilir?

Tayyip Erdoğan siyasi hayatta en baştan -1990’lı yıllardan- itibaren kendisini hafife alan muarızları sayesinde önüne çıkartılan engelleri aşarak -ve biraz da önüne engeller çıkartılması sayesinde- hep başarılı oldu.  

Nasıl bitirmiş yukarıda uzunca alıntıladığım yazısını yazarımız?

Şöyle: ‘‘Söylenecek tek kelime var: Helal olsun Başkan’ım…’’

Üç ay sonra yapılacak muhayyel seçimin ertesi günü aynı yazarın yeni yazısı da yukarıdaki cümlesiyle bitebilir.

ΩΩΩΩ

Reklam

31 YORUMLAR

  1. Fehmi Koru Ağabeyime!
    Fehmi Ağabeyim Seni çin mi çarptı? Yoksa cin mi oldun?
    Beni mi cin çaptı? Yoksa ben mi cin oldum. Dünya tersine mi dönüyor da Güneş batıdan doğup doğudan batıyor? Anlamadım gitti.
    Daha dün Fehmi Abim hükümeti yerden yere vuruyor, yapıcı olarak eleştiriyordu. Ben sa hükümeti göklere çıkarıyor, bedava kısımları hariç ücretli kısımlarının pahalılıktan üzerinden arabamla üzerinden geçemediğim otoyolları köprüleri göklere çıkarıyordum. Göçmen siyaseti Suriye ve Filistin politikasının bir kısmı haricinde hükümeti ülke yönetimi açısından alternatifsiz görüyordum.
    Şimdi cinler herhalde beni sersemletmiş olmalı ki sersemliğim geçti. Neyse işimize bakalım yazımızı yazalım.
    Ha Fehmi Ağabeyim ben ekonomiden hesap kitaptan pek anlamam. Ekonomi kitabı da yazmadım.
    Fehmi Ağabeyim. siz de biliyorsunuz ki bu durum bu hükümet için de bundan önceki hükümetler için hatta gelecek hükümetler için de geçerli. Dolar çıktığı yeri hiç unuttu mu? Her zaman üç çıkıp bir indi. bir inip iki çıktı. Bu dün de böyle idi, bugün de böyle oldu, yarın da böyle olacak. Her ne kadar hükümet IMF ye borcumuz yok masalını söylede de bize sıcak para dediğimiz dolar hep geliyor. Hükümetin bu paraya ihtiyacı var. Bu parayı borç olarak alıyor. Yarın da alacak. Şimdi Hükümet bence bir inat yaptı. Ben demeyeyim Fehmi Ağabeyim “tek adam yönetimi” desin. Daha önce öyle diyordun ya Fehmi Ağabey ondan dedim. Şimdi hepimiz biliyoruz Allah Kitabı Kuran-ı Kerim haktır. Kuran’da faiz haram ve büyük günah. ama ortada bir gerçek var ki Türkiye Kuran ile yönetilmiyor. Ekonomi sisteminde ben de karşı olsam da faiz var. Faizi de Türkiye değil, Sayın cumhurbaşkanımızın çok övdüğü Osamanlı getirdi. Ben Abdülaziz biliyorum ama beki faizin bizdeki öyküsü tanzimattan da eskidir. Abdühamit zamanında da faiz ekonomide vardı. Şimdi esas olan şudur. Faiz nedir? sorusunda ardığımız cevap. Şimdi 100 t borç alsanız atıyorum bir ay sonra ben senden 120 t geriye isterim deyip anlaştığımızda bu faizdir. Şimdi yuvarlak olarak 1t nin 10 $ olduğunu var sayalım. Şimdi 100t ye borç olarak ihtiyacınız var. Ancak bunu “t” olarak değil de “$” olarak alacaksınız. Şimdi dolar kuruna %20 arttırı dolar kurunu arttırarak aldığınızda 100 t ye karşılık 12 $ alacaksınız. size 100t yerine 12$ borç alırsınız. Siz önümüzdeki aya kadar dolar kurunu düşürdüm havasına kapılıp %10 indirdiğinizde 100 t 110$ olacaktır. bir ay sonra size 100t borç veren adam size 12$ verdiği parayı 11$ olarak geri alıyor. Hiç bir şey yapmadan 1$ net kazanç sağlıyor. Öte yandan bir 100t nin bir aylık faizi ile birlikte 120t alıyor. 100t ye 120+10=130 t ödüyoruz. Yani adam hem dolardan kazanıyor, hem de faizden. Bugüne kadar bu hep böyle işledi maalesef. Olay bu. Faiz ve dolar kuru para ile ilgili kavramlar. bize de sıcak yabanci para ile iş yaparsak bu böyle olur.
    Şimdi küçük işletmesi olan küçük esnaf düşünün. Kendi öz sermayesi para ile tanesini 10t den aldığı kaliteli 10 tane kalemi üzerine %20 kar koyup bir ay içerisinde sattığını varsayalım. Bu esnafın bir ay sonraki kazancı 120t olacaktır. Oysa yukarıda anlatımıza göre bu esnafın 100t sini hiç iş yapmadan borç verse zaten bu parayı çalışmadan kazanacaktı. Üstüne üstlük bu esnafın bugün aldığı 10 kalemin alış fiyatı da bir ay sonra 110t oluyor. Şimdi bu adam bir ay sonra kalemleri sattığında yeniden 10 kalem daha alsa 10t daha fazla ödeyecek. sizce bu esnaf bu işi yapmak için aldığı 10 kalemi bir ay sonrasında %30 dan az kar ile satmak istemez mi? peki fiyat arttığı için vatandaşların kemer sıkma politikası izlediğini var sayalım. vatandaş alımı kısıtlayacağından bu esnafın önümüzdeki ayda 5 kalam satabildiğini düşündüğümüzde bu adamın para olarak karı 15t ye düşecektir. Kar oranını% 40 yapsaydı belki iki üç kalem satar. Ekonomide rekabet kurumu olduğunu var. Bu belli. Başka bir kişi daha kalitesiz, daha ucuza aldığı 10 kalemi tanesi 10t den satmaya kalksa ne olur? Bu koşulda siz olsanız esnaflık yapmaya devam mı dersiniz? Yoksa kapıya kilit vurmayı mı?
    Şimdi bu dollar kuru bu kadar artıp azalmasından birilerinin zengin olurken birilerinin de fakir olacağı gerçek. Belki ekonomide büyüme olsa da bu vatandaşa değil, dolları borç verene ya da malını fahiş fiyat ile arttırıp satabilene yarar. bu durumda ekonomide istikrar dan söz edilebilir mi? elinde malı olan malını ya yüksek karlı fiyata satacak, Satmazsa da sattığı malı yerine koyamayacak. Dolları kurunu düşürüp malı ucuzlattığımızda ise bugün 10t ye aldığı kalem yarın 8t olduğunda kazık yiyen adamın durumu ne olacak. Öte yandan esnaf da 10t den aldığı kalemi 8-9 t den satar mı? Bence ekonomideki basit tablo bu.
    Şimdi hükümet bu zamana kadar hep istikrardan bahsederdi. Biliyorsunuz. Şimdi istikrar olmadığına göre hükümetin de Ben tamamen olmasa bile %60 olasılıktan fazla muhalefet kesiminin istikrarsızlığı tetiklediğini bilerek yaptığını düşünüyorum. tabii ki bu benim kendi fikirim, Gözlemlerim var. Tamamen kuru sıkı atmıyorum. Üretildiği halde malını piyasaya vermeyen elinde tutabildiği kadar tutanlar var.
    Şimdi hükmetin ekonomiyi kontrol edemediği açık. Böyle bir durumdan çıkışın yolu sadece Hükümet açısından değil ülke istikrarı bakımından da olabilecek en kısa hazırlık zamanı içerisinde seçim yapılmasıdır. Hazırlık sürecinde sonunda bie yapılacak seçim geç kalmış seçimdir. Hükümet tabbi ki sizin dediğiniz gibi + ları da var. + larını vatandaşa anlatır. Projelerini sunar swçimi kazanır Memleket işlerini rahat yürütür. alacağı önlemler karşı çıkanların karşıtlığı istikrarı bozmaz. Bence Hükümet hemen seçim kararı almalı ve en kısa hzazırlık süresi sonunda masanın üzerine sandık değil, sandık yerine bilgisayar koyarak bu hazırlık sürecinde muhlaefet ve sivil toplum kuruluşlarının da onayı alınıp, sağlam bir seçim yazılımı hazırlanarak elektronik ortamda tarafsız gözlemcilerin hakimlerin gözetiminde yapılacak seçim en iyi çözüm olacaktır. Hükümetin en büyük avantajı kendi + ları olması, muhalefet kesimin de ülkemize vizyon getirecek ciddi projeleri olmaması, yönetime geldiklerinde aralarında kısa sürede görüş ayrılığı çıkacak olması ve istikrarın bozulma yüzdesinin yüksek olmasıdır. Bence belki de geç kalınmıştır. Seçim şu anda: Yeme içme, giyinme, gezme …gibi ihtiyaçlarımız gibi gereklidir. Çünkü ekonomi bunların hepsini etkiliyor.
    Fehmi Ağabeyime sevgi ve Saygılarımla
    İlhan AYDOĞDU

    • İlhan abi “Her ne kadar hükümet IMF ye borcumuz yok masalını söylede de bize sıcak para dediğimiz dolar hep geliyor.” diyorsunuz;
      yani aslında bizi hala imf mi yönetiyor nedir?

  2. “Y.K.
    25 Aralık 2021 At 10:56
    İKİSİ DE, İMAMOĞLU DA YAVAŞ TA ADAY OLMALI”
    Y.K.
    “YAVAŞ TA” değil “YAVAŞ DA” olmalı!
    Başkanlık için aday tespit çalışmalarından fırsat buldukça biraz da imla ile ilgili bilgilerinizi bir gözden geçirseniz iyi olacak sanki:)
    Cds mi tcs mi şu sayıklayıp durduğunuz bilmem neyin kısaltmasının düzgün yazı/düşünce pek de faydası olmuyor zahir!

  3. Erken seçim olacak diye adaylık konusunda aralarında top çeviriyorlardı. Kılıçdaroğlu’nu da epey havaya sokmuşlardı. Şimdi baka kaldılar. Dut yemiş bülbüle döndüler desek bülbüle hakaret olur. Şimdi erken seçim lafını edemez oldular.
    Demirtaş ve Kavala bırakılırsa ancak dolar düşer diyorlardı. Faizi yükseltin yoksa dolar düşmez diyorlardı. Muhalefet erken seçim baskısı için doların yükselmesine sarılmıştı. Onlara göre Türkiye yönetilemiyordu. Vatandaş isyan halindeydi. Çare erken seçimdi.Lakin iktidar, hiç beklemedikleri bir başarı kazandı.  Muhalefetin en büyük açmazı ise samimiyetsizlik ve ilkesizlik.

  4. Sayın yazar ilk kez yandaş bir kalemden doğru dürüst alıntı yapabilmiş sağolsun:
    “‘Söylenecek tek kelime var: Helal olsun Başkan’ım…’’
    Aynen!

  5. HALK NEYİ YEMEYİ SEVİYOR,SİYASİLER ONLARI TEDARİK VEYA VAAD EDERSE İKTİDARA GELİR.
    Bu tedarik sürekli yapılamaz,iktidar için üç ay yapması yeterlidir.
    Halk rüşveti severse ekseriyet itibari ile çok iş görür.
    Bu iklimde yetişen ürünler bellidir.
    İktidar talebinde de olanlar pek farklı değildir ve çok farklı olması imkansızdır.
    Halk kendine benzemeyeni yaşatmaz.
    Ya iktidara gelen kısa sürede halka benzer yada ilk seçimde halk tarafından gönderilir.
    Seçim öncesi rüşveti en iyi beceren Demirel idi.
    Hatta ülkenin otuz yılını karartacak,ne veriyorlarsa beş fazlasını vereceğim; vaadi ile otuzyedi yaşında emekliliği kaldırmak isteyen Özal a milleti mezarda emekli edecek diye meydan okumuştu.
    Ülkeyi 500 günde düzlüğe çıkarmazsam,erken seçime giderim, dedi.
    Seçim kazanıldı.500 gün geçti herşey daha kötü oldu.
    O zaman gazeteciler sorabiliyordu;bunu sorunca benim üç beşyüz, birde yüz günüm daha var, demişti.
    Dün dündür,bugün bu gündür;diyen siyasetçileri baş taci etmişiz.
    Sonrada fırsat çıknca malum kişi icraat makamı olmayan ,sorumsuz cumhurbaşkanlıına kaçmişti.
    Ülkeyi ağır borç yükü ve eksi bakiye ile kaybedince devretmek en büyük marifeti idi..
    Gelen iktidar iç ve dış borçlanmada onun eline su dökemezdi.
    Halk; cebine dokunmaya başlayan yeni iktidara önce feveran eder,nerde eski iktidar der, erken seçim diye haykırırdı.
    Yıllarımız böyle heba oldu.
    Hiç zorluk çekmeden zengin olmak istedik hep.
    Bedava peynir,hep fare tuzağındaydı, oysa.
    Ülkemizde siyaset yapanların,kolay zengin olmak için yaptığını gördüm.
    Siyaset ve destekçileri,hepsi konumuna uygun nemalanmak için mesai ve para harcarlar bu yolda.
    Ben hiçbirini ayrı tutmuyorum.
    Aldıkları oy oranında toplumla özdeşmişlerdir.
    Az oyları olduklarında ,radikaldırlar.
    Oyları yükseldikçe,toplumun rengine bürünürler.
    İmar değişiklerinden vergi alalım dendiğinde;ülkede ilçe başkani bulamazsın çıkışı ;ne anlama geliyor acaba.
    Benim derdim,devletle özdeşleşme sonucunu doğuran uzun süreli iktidarlardır.
    Bunun sonucu ,iktidar değişimi çok tehlikeli ve sancılı olmasıdır.
    Devlet imkanları yüzde otuzluk kısmı ikna etmeye yeter.
    Yüzde onluk kısım en alttakiler,devlet imkanları ile sosyal yardımlarla ikna edilir.
    Yüzde onluk kesim şimdi kararsız görünenlerdir.Herzaman kararsizların büyük ekseriyeti iktidardaki partiye oy vermiştir ve verecektir.
    Kararsızları partilere oy oranına göre dağitan kamuoyu araştırmacıları,seçime birkaç gün kala hangi partiye evrildiklerini tespit etmiyorlarsa işlerini iyi yapmıyorlar demektir.
    Seçim öncesi daha elma şekerleri dağitilacak,kararsizlar,küskünler devlet imkanlari ile bir şekilde ikna edilecektir.
    Tek adam rejim i kötüdür.
    Peki parti başkanlari,partiler kanunu ile tek adam rejiminin nimetlerini yıllarca yemiyor mu.
    Herkes rölünü benimsemiş esasında.
    Darbe anayasası neden partiler yasasını kabul etmiş.
    Çok basit; üç beş parti başkanını hızaya çekmek çok daha kolay, ondan.
    Peki bu böyle ise,dış güçler tek adam rejimini niye istemezsin.
    Tek adami hizaya getirecek sayısız estrümanları var ellerinde.
    Tek adam ,medyayı ve bütün kurumları rehin alabilir mi.
    Denge,denetim mekanizmaları yoksa kesin evet.
    Diş güçler,süper güçler tek adami rehin alabilir mi.
    Parlementer sisteme göre çok daha kolay.
    Bir kişiyi ikna etmek bin kişiyi ikna etmekten çok daha kolaydır.
    Bir süper dış güçten kaçarken,başka bir süper dış gücün esiri olma durumuna düşmeniz kaçınılmaz.
    Bakınız herkese atarlanırken,Putin türkiyeyi yerin dibine sokarkan susmak zorunda kalınılıyor.
    Ülkemiz,halkimizin istediği kadar demorasi,hukuk,insan hakları,adalet le yönetildiği kesindir.
    Hukuksuz ve adaletsiz cezalandırılanlar meşrebine göre savunulduğu sürece kimsenin şikayet etmeye hakkı yoktur.
    Benim mahallemin adamı değilse,canı cehenneme.
    Kim iktidara gelirse gelsin,ilk başta belki biraz doğru dürüst işler yapabilir.
    Bizim zihniyetimiz değişmedikçe,eskisinden daha canavar olacağı kesindir.
    Çünkü sıra bize geldi diyecek.
    Uzun süre nemalanamamanın hayifini çıkaracaktır.
    Bir gecede dolar neden düşer.
    Anormal düşüste birileri çok kazanırken ,birileri çok kaybeder.
    Kötü yönetim tam da budur.
    Volalite hep güçlülere yarar.
    Güçsüzler.uyanana kadar,atı alan Üsküdari geçer.
    Neden gece,hanı Japon kadinlar sığ piyasada doları bir gecede zıplatmışlardı,biliyorsunuz.
    O misal gece dolar okadar düşmesi için vatandaş,dth larını bozdurma imkanı yoktu.
    Demek; çok yüklü döviz bozduruldu ve buna devam ediliyor.
    Ne zaman fahiş faiz garantisi ile DTH lar(döviz tevdiat hesapları)tl ye döner ,o zaman vade süresi kadar döviz düşük kalır 18 e göre tabii.
    Şimdi genelden detaya neden girdik.
    Her önemli kırılmada,yapısal bozukluğun bir tezahürü olduğunu göstermek için.
    Şimdi TUİK yönetimin istediği şekilde enflasyon açıklıyor.
    Devlet,asgarı ücret,kamu çalışanların,emeklilerin ve kira getirisi olanların bu orandan artış vermek için.
    Ne oldu da asgari ücret yüzde 50,4 artırıldı.
    Demek ki ney miş,gerçek enflasyon enaz yüzde altmış.
    Şİmdi kira gelirleri hariç,diğerleri bu orana yakın artırılacak.
    Kira geliri olanların alacağını yanı kiraciya devlet destek vermiyor,borcunu affediyor.
    Yani siyasal islamin fetvasinda sınır yoktur.
    Başkasının başkasına borcunu devlet ödemiyor,kiraciyada ödeme diyor.
    Uzun vadede piyasaya müdahale hep tüketicilerin aleyhine olmuştur.
    Süt e destek vermezsen,vatandaş ineğini kasaba veriri misali.
    Amortisman süresi ortalama 25 seneyi geçince,daireyi satıp gayrimenkül piyasasından çıkacaktır.
    Daire kiraya vermek için alınmaz hale gelecek,kiralar anormal artacaktir eski kiracilar bundan kısa bir süre mutlu olacak ayni apartmanda ayni daireye yarı fiyatından az kira vermenin keyfini sürecektir.
    Bir yerde adalet,hukuk yoksa orada huzur yok,zenginlik yoktur .
    Hangi konuda olursa olsun adaletten şaşıldiği ölçüde haksızlik ve huzursuzluk,fakirlik hakimiyetine devam edecektir.
    Sonuç olarak empati yapmak,Adaleti savunmadığımız sürece başımıza gelenlerden şikayet etmeye hakkımız yoktur.
    Her yerde adalet olmak zorundadır.
    NE KADAR ADALET,O KADAR GELİŞME ……………………..

    • Avam arkadaş
      “Seçim öncesi rüşveti en iyi beceren Demirel idi.
      Hatta ülkenin otuz yılını karartacak,ne veriyorlarsa beş fazlasını vereceğim;”
      diyor, kesinlikle doğrudur!
      Hatta girdiği tüm seçimlerde ankara/istanbul arasına hızlı tren hattı yapacağız diye vaatlerde bulunmuş ama asla ve kata böyle bir iş yapılmamıştır!
      Ama o seçimlerin hepsinden başbakan olarak çıkabilmiştir!
      Kendi tabiriyle söylersek “avam bu, aklını peynir ekmekle yer mi yer!”
      Neyse, aynı yht hattını akparti ilk hükümetinde hizmete açıvardi, hem de böyle bir vaadi yokken!
      Sizin gibiler de hem hızlıtenlere biniyorlar, hem de yaptıran adama sövüp sayıyorlar…
      Bir de utanmadan:
      “Her yerde adalet olmak zorundadır.
      NE KADAR ADALET,O KADAR GELİŞME”
      demişsin;
      Adaletin bu mu senin????

    • İktidar bu halkı çok iyi çözmüş.
      Aslında böyle bir yetenekleri yok.
      Birileri, daha doğrusu üst akıl dedikleri çözüp vermiş.
      Kendileri ne yaparsa, muhataplarına baskın çıkarak ve ön alarak kendi yaptıkları ile muhataplarını itham ediyorlar.
      Üst akıllıları aynı zamanda davranış modelini de ellerine veriyor.

  6. Taşıma su ile Değirmen dönmez,

    “Dövizin düştüğü görüntüsünü sağlamak için, literatürde ‘arka kapı’ olarak bilinen ve iyi gözle bakılmayan bir yöntem uygulanıyor ”

    Arka kapıdan döviz sattılar Merkez bankasına bu parayı yerine koymak için SWAP antlaşması yapmak istiyorlar bunun için bölge ülkelere barış kuşu gönderiyorlar.

    Gelinen nokta “Dış güçlerden” El öpme noktasına geldiler.

    PİYASADA FİYATLAR DÜŞMEYECEK

    İşi ekonomistlere bıraksaydı kur 9.5 – 10 tl bandında olacaktı askeri ücret 3.3 – 3.5 arası görüşülecekti.

    İş verene bu durum maliyet olarak dönecek ve benzinde indirime gidilmemesi maliyetleri artırıyor. Önceden bir malı 10.000 adet satarak 5tl’ye sattığı bir ürünü Şimdi piyasalar yavaşladığı için maliyet, Az satılan ürüne daha çok biner yani 8 tl’den satması gerekir.

    ocak’ta zaten %30-40 zam gelecekti onun için ürünlerin fiyatlarını indirmiyorlar.

    Anketlere artık inanmıyorum Çünkü geçen sokak röportajı yapanları sorguya çektiler. Anketçilerde bunu bildiği için AKP’nin oyunu düşük gösteremiyor. çünkü şirketlerine baskın yapabilirler.

    Artık çevremde fanatik AKP’lilerde bile partisini bırakanlar çok oldu.

    • cümleyi eksik yazmışım.

      Şimdi piyasalar yavaşladığı için 5000 ürün satıyor maliyet, Az satılan ürüne daha çok biner yani 8 tl’den satması gerekir.

  7. Kazanın doğurduğuna inanıyorsun öldüğüne neden inanmıyorsun?
    Bu ülkede Döviz kurunun iktidar veya sayın CB nin düşürdüğüne inanan var mı acaba? Dış güçlerin yaptığı işi bazıları sahipleniyor ben yaptım döviz kurunu ben düşürdüm diyebiliyor. O Zaman demezler mi?
    Kazanın doğurduğuna inanıyorsun öldüğüne neden inanmıyorsun?
    *Asıl gerçek şu! döviz kurunun ne yükselmesilye nede düşmesiyle halkın bir ilgisi yok, döviz kuruyla oynayanlar karşıt görüşlü ülkenin önde gelen zenginleri ve mevki makam peşinde olanların kavgası. Yani tepede belli bir kesimimin bazıları fazla kazanç kavgası bazılarının da makam mevki kavgası. İşte bu didişmenin faturasını her zaman olduğu gibi vatandaş yükleniyor.
    İşin garip tarafı ise, bu kesimlere aşırı karşı çıkanlarla aşırı savunanlar neyin peşinde büyük bir soru işareti.
    Seçim; Bizim ülkemizdeki ekonomik sıkıntı dünyanın başka bir ülkesinde olsaydı, o ülkenin muhalefeti erken seçimi şimdiye yapmıştı. Bizim muhalefet, iktidar tarafından uyutuluyor maalesef.
    Millet ittifakının adayı; İktidar çephesi tarafından millet ittifakının adayını açıklamasını istiyor neden istiyor açıklasın ki onu yıpratalım gerekirse bir açığını bulup yargıyla önünü keselim, şimdi ellerinde bütün imkanlar var ya, ekonomiyi de düzeltiler deymeyin keyiflerine…
    *Dün akşam çok çok önemli bir gelişme oldu motorine Cumhuriyet tarihinin en yüksek indirimi oldu haberi olmayanlar duyurulur…

  8. -“Partisinden kopmayı zaten düşünmeyen..”
    -“Yeni model.. ‘nass’ …., 128 milyar dolar…, isim değiştirilmiş –‘örtülü faiz’– biçimi olmasının….
    *İşte sihirli son tespit:
    “o kesim için bir önemi yok.”
    **Şunlar da son gerçeklik olsa gerek :
    Ekonomik değerlerle koltuk değiştirmek
    Kimi koysam seçilir artık…
    ***Son tahlil:
    Piramit taşları üst üste konulurken…
    SEN NERDEYDİN? TATİLDE Mİ?🏄⛷️
    Derler adama.
    #Parti olayı nedir? Kendi kesimini (seçmenini) muhafaza etmek?
    #Ya da yeni seçmenlerle daha da zenginleşmek güçlenmek!
    Sen hankısını yapanlardansın?
    Zenginlik tercihinde bulunan hangi kesim acaba?

  9. Böylesine bir yalakalığı anlatacak kelime bulmak mümkün değildir !
    Ama en azından ; öküzün yalakası , kasabın bıçağını yalarmış denebilir !
    Selamlar ,iyi günler

  10. İKİSİ DE, İMAMOĞLU DA YAVAŞ TA ADAY OLMALI
    Tabii ki Ekrem İMAMOĞLU ve Mansur YAVAŞın ikisinin aynı anda aday olması son derece mantıksız.
    Ancak ikisinin de sinerjisinden yaralanmak mümkün.
    Formül basit:
    Mansur YAVAŞ’ı hukuken ve gerçek Cumhurbaşkanı adayı yaparsın.
    Yaş ve tecrübe olarak ve sağ kesimden daha fazla oy alabilmek açısından da bu tercih edilmeli.
    “Mansur YAVAŞ Cumhurbaşkanı seçildiği taktirde, Ekrem İMAMOĞLU’nu Cumhurbaşkanı 1. Yardımcısı olarak tayin edecegini ve daha sonraki Cumhurbaşkanı adayının da İMAMOĞLU olacağını ” kamuoyuna açıklarsın.
    Seçim sürecinde İmamoğlu belediyenin de başında kalmış olur.
    Seçim kampanyasında İMAMOĞLU Karadeniz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde, YAVAŞ ta diğer yerler de kampanya yürütür.
    İki başlı gibi görünmesine rağmen çok etkili bir kampanya olur.
    Hatta başka Cumhurbaşkanı yardımcıları da deklare edilebilir.
    Alınabilecek en yüksek oy bu şelkilde alınır.

  11. her seyin bi sonu var… sonunda hic birsey! olmasada biseyler! kesinlikle olacak!… her secim ayni olsada secmenler farkli. Turkiye de secim sonucĺarini bir ekonomi iki aday kimligi uc korku ve endiseler belirler… bu uc seye dikkat eden kazanir.

    • Dur yolcu!
      “Turkiye de secim sonucĺarini” bu saydıklarının hiçbiri belirlemez, uydurma!
      Türkiyede seçim sonuçlarını, ideolojik aidiyetler belirler, isterse aday veya partisi çamurdan olsun, kör tuttuğunu tutarmış:)
      Tabii chpliler hariç, onlarda eğitim düzeyi epeyce yüksek olduğu için öyle takıntıları da pek yoktur:))))

      • Akpartinin ideolojisi ne, mesela akparti genel başkanı Erdoğan’ın ideolojisinin ne olduğunu söyleyebilir misin?

        Bu sorum herkese açık, Erdoğan’ın ideolojisini bilen birini arıyorum ben de ne zamandır. Bu güne kadar bilen birine rastlamadım.

        • Bugün itibariyle manzara “stabil” görünüyor, herşey herkesim herbişeylerimiz. Malesef diyemem, belkide en hayırlısı budur.
          *Siyasetçisi dahil, siyaset sahnesindeki herşey.
          Geçmişin ezilmiş eksik bırakılmış bazılarına göre “öteki” kelimesini silip atabilirmiyiz sizce?
          Silmeye izin verirler mi bu sektörden beslenenler acaba?
          Sonuç, kişiler değil demek istiyorum sorun. Biziz belkide.
          Bilen birine rastlamamanızın nedeni kimsenin bilmediğinden değil dir belkide😆.
          Yol yöntem taktik strateji bilgi bilim ihtisas liyakat coğrafya konjonktür …
          Birde klas kalite üstüne🤗
          Değme bu ülke ve insanını keyfine☺️.

  12. başlangıçlar bir süreç olduğu gibi, bitişler de bir süreçtir.
    akp iktidarı bitmiştir, biz sadece bir son sürecini yaşıyoruz.
    son anketler de zaten bu sürecin içinden geçtiğimizi net bir şekilde ortaya koyuyor.
    alıntılanan yazar ne demiş;
    ekonomimizi batmaktan kurtardı demiş.
    ekonominin batmakta olduğu itirafı dillendirilmiş demek.
    nihayet.
    hani uçuyorduk?
    hani kaçıyorduk?
    hani sınırlarımızı aşıyorduk?
    millet eti geçtim, süt alamıyor.
    yakında ekmek alamayacak.
    fiyatlar geri gelecekmiş. benzin fiyatları gibi mi?
    ekonomi yaz-boz tahtasına döndü. faiz nastı, inecekti, kur düşecekti, çin işkencesi pardon ekonomisi geliyordu, ne oldu? ben 3 aydır kur yükseltiliyor diye yazdım, herkes yazdı. kur kendi başına yükselmedi, açıklamalarla yükseltildi, nas dedi, yükseldi, merkez başkanıma talimat verdim dedi yükseldi, faiz düşecek dedi yükseldi. millette banknotları bir yatırım aracı gördü, yüksek kurlardan da olsa dövize yöneldi.
    hayat acı tecrübelerle dolu değil mi?
    şimdi ne deniyor?
    paranızı bankaya faize yatırın, üstüne fark olursa devlet bu farkı yani faiz farkını ödeyecek. bu durumda madem faiz vereceklerdi, kur neden yükseltildi?
    bizim gibi ülkelerde yatırım yaparken dikkatli olmak gerekir,
    orman kanunları gibi, kural yok, her an her şey olabilir.
    ben döviz almam, kendi çapımda milliyetçiyimdir. paramı kitaplara, seyahatlere, dostlarla yenen yemeklere harcıyorum, yaşama ve hayata yatırım yapıyorum. kimsenin elini uzatamayacağı yerlere. ve parayı bereketlendirmenin tek yolu paylaşmaktır.

    seçimlere gelirsek,
    muhalefet için çantada keklik olmayan seçim, iktidar için hiç değil. anketlerde bunu görüyor olmalılar. askeri ücretin yansımaları da, kurun düşmesi de mutfağa yansımadığı sürece bir anlamı yok. temel gıda maddelerinin fiyatları bile halkın büyük bir çoğunluğu için ulaşılamaz durumda. bu kesimin pek çoğu da seçim yatırımlarının farkında, bunların faturasının acı olacağının da, tabi halk için.
    aylardır aynı şeyi yazıyorum, içeride ve dışarıda hiç bir itibarı kalmamış olan iktidarın ekonomiyi düzeltmesi imkan dahilinde değil, çürümüş sistemi yenilemesi olası değil. dövizin yüksek olmasından daha kötüsü oynak olmasıdır. faizin “imkan olmadığı halde” düşecek denmesinden daha kötüsü ertesi gün bol keseden verilmesidir. türkiye ekonomisinin yaşadığı en büyük sorun yaşamakta olduğu dolarizasyondan, enflasyondan, devalüasyondan çok ortadaki karışık görünüm, öngörülebilir olmaktan uzak tablodur. neyse ki anketler bunu her geçen gün daha fazla insanın anladığını ortaya koyuyor.
    anlayan her bir kişi bir umuttur.
    muhalefet elbette seçimi çantada keklik sanmamalıdır,
    20 yıldır devleti yöneten bir iktidara karşı, devletin tüm imkanlarını seferber edeceğine göre, seçimi hafife almak gibi bir lüksü olabilir mi? lakin yol da basit;
    bir ortak aday,
    bir ekonomi manifestosu,
    şeffaflık sözü…
    akp nin kemik seçmen kitlesini koruması elbette kaçınılmaz, ideolojik olarak destekleyen az bir kesim hariç, seçmeni ama iş ama yardımlar nedeniyle işleri ve ya yardımların kesileceği korkusuyla oy vermeye devam edecektir ve bu rakam oldukça yüksektir. ben her şeye rağmen % 30 bandını koruyamayacağını düşünüyorum ve şimdiki rakamlara göre sayın erdoğanın da seçilme şansı hiç bir ankette görünmüyor ve
    muhalefetin bir aday ismi olmamasına rağmen seçilme şansı görülmüyor olması manidar,
    hayırlara vesile…

  13. İnanç ancak başkalarının onayıyla, başkalarının katılımıyla oynanan bir oyundur.
    Dücane Cündioğlu

    İkna edilmişlerle yola çıkılmaz.
    Yola, inanmışlarla çıkılır.
    İsmet Özel

    Bir filozof ve bir şairden alıntiladığım iki veciz söz
    Buradan yola çıkarak, yazıda bahse konu edilen seçim sonucunu tahmin etmek hiç de zor olmasa gerek

    • arkadaş bu inanç bir oyundur, tiyatrodur mevzularına burada girmesek iyi olur bence, malum son yıllarda herkes başımıza senaryo yazarı ve tiyatro eleştirmeni kesildi!
      Size tavsiyem şöyle taksime doğru bi çıkın ve akmde yeni çıkan sinan operasını filan izleyin, açılırsınız…

      • Malesef gittim dostum. Böyle oyunları izlemek sizin de dediğiniz gibi açılmak için iyi birer fırsattır.
        Oyun tam da benim söylediklerimi doğrular nitelikte. Mimarsinanı mı izledim yoksa bir tarikat şeyhini mi bilemedim..

        • Geçen gün didem hanım da taş attıydı, pek olmamış galiba sinan operası, inşallah daha güzelleri de yapılır, hiç yoktan iyidir diyelim:)
          Binası bari bişeye benzemiş mi, ben daha gidemedim?
          Ama eski akm yi çok iyi bilirim, hala salon koltuklarını hatırlayınca dizlerim ağrıyor:((((

  14. “Aynı yazarın yeni yazısı da o cümleyle bitebilir…”
    Muhtemelen de öyle olacak Sayın Koru. Çünkü yapılacak her şeyi zamanında yapamayan bir muhalefete sahibiz.

    • Doların düşmeye başlamasıyla birlikte..Muhalefette bir öfke hali görülmeye başlandı.Gizlenemeyen bir asap bozukluğu, örtülemeyen bir kızgınlık, saklanamayan bir öfke.Bir huzursuzluk, bir moralsizlik, bir kötümserlik kapladı her taraflarını.
      Ama bu örtülü faiz yükseltmesi diyenler var. E hani siz faizin yükseltilmesini istiyordunuz. Seçimi kimin kazanacağını bilmiyorum. Ama bildiğim bir şey var. O da şu: Dolar kuruna bakıp düştüğünü gördükçe üzülenler varsa.Onların önümüzdeki seçimde kazanma şansları yok.

      Hep birlikte şunu da öğrendik. Millet aç değilmiş. Bankalarda hane halkının yüklü miktarda dolar ve altını varmış. Peki son iki ayda dolar niye bu kadar yükseldi. Dış güçler mi yükseltti diye hep soruyorduk. Öyle değilmiş. Dış güçler güdümlü iç güçler algı yönetimi sayesinde battık bittik açız edebiyatı ile seçime giderken milleti olumsuz etkileyerek güven ortamını bozarak gelecek kaygısını arttırarak milletin dolar almasına sebep olmuş. Milleti dolar almaya zorlayanlar sayesinde Piyasa da dolar kalmayınca doların yükselmesi ani oldu. O kadar şişti ki. Ufacık bir etki ile patladı.
        Çiftlik bankta olduğu gibi kısa yoldan para kazanmayı düşünenler patladı sonunda. Para piyasası oyuncularının etkisi ile yüksek fiyattan dolar alanlar şu anda ikilemde. Dolar yükselecek mi düşecek mi. Zannedersem uzun bir süre zararda bekleyecekler.

      • “Hep birlikte şunu da öğrendik. Millet aç değilmiş. Bankalarda hane halkının yüklü miktarda dolar ve altını varmış”. Diyorsunuz fakat bu döviz kuru artışını-düşüşünü halk asla ve asla değiştirmeye gücü yetmez. Bir gece yarısı döviz düşüyorsa bu duruma halkın müdahil olması söz konusu değil.
        Bu işlerde bir ali-cengiz oyunu var.
        *Asıl gerçek şu! döviz kurunun ne yükselmesilye nede düşmesiyle halkın bir ilgisi yok, döviz kuruyla oynayanlar karşıt görüşlü ülkenin önde gelen zenginleri ve mevki makam peşinde olanların kavgası. Yani tepede belli bir kesimimin bazıları fazla kazanç kavgası bazılarının da makam mevki kavgası. İşte bu didişmenin faturasını her zaman olduğu gibi vatandaş yükleniyor.
        Sayın CB döviz kurunu bir saate düşürdüğünü iddia ediyor ama döviz kurunu asıl dış güçler düşürmüştür bu herkes tarafından bilindiği halde.

  15. dolar 18.5 liradan 11 liralara, yuro da 20 liradan 12 liralara kadar düşmesiyle meydana gelen kur vurgununun maliyetini açıklayabilen olmadı muhalefette. o gece kaç kişi kaç yüz milyar dolarını yurosunu sattı da aradaki farkı kar olarak cebine koydu bunun hesabını yapan olmadı. bu işin içinde muhalefet cephesi de olmalı. sayıları 70 civarında olan bankalarda çalışanların hepsi de ak partili değil ya. bir gün önce yüksek kurdan sattılar ertesi günü en düşük kurdan geri aldılar dövizlerini.

    bu durumda ister erdoğan kazansın isterse muhalefet kazansın ne farkeder. öyle de böyle de işin sonunda batış yok mu?

    • Fatihin yorumunda sorunun cevabı duruyor baran bey:
      “Hep birlikte şunu da öğrendik. Millet aç değilmiş. Bankalarda hane halkının yüklü miktarda dolar ve altını varmış.”
      Didem hanım anlamak istemiyor ama “cinali” bile bunu anlar…

      • Fatih’e Edirne’ye alış-verişe gelen Bulgar vatandaşları ile son hafta Türkiye’de bulunan tüm yabancı turistler şaşırıyorlarmış. Fatih’in turistlerin şaşkınlığından haberi yok.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız