Gelişmeler madem ülkemize karşı birer ‘operasyon’, yanlış yapmaktan vazgeçilmelidir

52
Reklam

Ülkelerini Ankara’da temsil eden 10 büyükelçinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararını hatırlatarak dört yıldır cezaevinde tutulan Osman Kavala’nın serbest bırakılmasını altına imza attıkları bir bildiriyle istemeleri iktidar cephesinden büyük tepki çekti.

Yalnız iktidar cephesinden de değil; CHP ve İYİ Parti liderleri de “Yabancıların iç işlerimize müdahalesine karşıyız” açıklamasını yaptılar.

İktidarın itibar ettiği kalemler ile muteber yorumcular da “Bu bir operasyon” tespitinde bulundular.

Neredeyse eş-zamanlı olarak Avrupa Konseyi ülkemizdeki bazı uygulamaları ciddi biçimde eleştiren ‘Türkiye 2021 Raporu’nu yayınladı; Dışişleri Bakanlığı raporu ‘çifte standartlı’ buldu. Muteber yazarlar ve yorumcular, raporun yayınına yine “Bu bir operasyon” tepkisini verdiler. 

Zengin ülkelerin çatı örgütü G-7 ile irtibatlı ‘Mali Eylem Görev Gücü’ , ülkemizi, “Kara para aklandığı ve terörizmin finansmanını engellemede yeterli çaba gösterilmediği için” aynı grupta yer almayı hiç istemeyeceğimiz ülkelerin yanına gönderen ‘gri liste’ye aldı. Kulak verdim, dün akşam bu konuyu ekranlarda tartışan muteber yazar ve yorumcular, neredeyse istisnasız “Bu bir operasyon” hükmünü tekrarladılar.

Herhalde ekranda bulundukları sırada geliştiğinden haberleri olmadığı için o konuya girmediler; ABD’de görülen Halkbank davasına Türkiye’nin itirazını görüşen New York’taki mahkeme, dün, o itirazı reddetti ve davanın görüşülmesine devam edileceğini duyurdu. Tartışmacı muhteremlerin haberi olsaydı, bu gelişme için de “Bu bir operasyon” demekten geri durmayacaklarına eminim.

Bu listeye eklenmesi gereken ülkemizi yalnızlaştırmayla sonuçlanabilecek başka olaylar da son zamanlarda birbiri ardına gerçekleşiyor.

Yakınlaşmak istenen Mısır Yunanistan’la ve Kıbrıs Rum Yönetimi ile safları sıklaştırıyor. 

Reklam

Rusya Libya’dan sonra Suriye’de de Türkiye’nin varlığını sona erdirmeyi hedefleyen oldu-bittileri arttırmakta.

Ülkelerin ekonomik performanslarına not veren uluslararası reyting kuruluşları da zamanı olmamasına rağmen Türkiye ile ilgili açıklamalar yapmaktalar.

Hiç kuşkusuz onları da “Bunlar birer operasyon” tepkisini hak eden listeye ekleyebiliriz.

Konuya böyle girince benim muteber kadrodan bu konuda farklı düşündüğüm sanılmasın; ben de onlar gibi bütün bu gelişmelerin tesadüfen olmadığına inananlardanım. Belli ki, eline fırsat geçen, Türkiye’yi -ya da hükümeti ve iktidar cephesini- zora düşürecek ne varsa onları bir bir hayata geçirmekte.

‘Operasyon’ iddiası boşuna değil.

Türkiye’yi zora düşürerek iktidarı yerinden etmek istenir gibi davranılıyor.

Joe Biden, henüz ABD başkanı seçilmemişken, kampanya sırasında görüştüğü New York Times’in yayın kadrosuna, Türkiye’deki mevcut iktidara hesap soracağı biçiminde yorumlanabilecek sözler sarf etmişti.

F-35 uçaklarını teslim etmeme ve kendisinden önceki dönemde konulan yaptırımları kaldırmama Biden’in tercihi. Osman Kavala bildirisini imzalayan diplomatlardan biri de ABD büyükelçisi. 

Reklam

Türkiye’den gelen sert tepkilere rağmen Almanya geri adım atmak şöyle dursun, siyasileri ağzıyla bildirideki talebi bir kez daha tekrarladı.

“Bunlar operasyon” diyenleri haklı çıkaracak bir durum var gerçekten.

Ancak yine de anlamadığım bir şeyler var.

Yapılmak istenenlere tepki verenler, yapılanın ‘operasyon’ olduğunu söyleyenler hiç de konunun vahametinin farkına varmış gibi davranmıyorlar. İşte ben bunu anlayamıyorum.

Operasyonlar yüzünden piyasalarda bir panik havası esti esmesine ve bu da ekonomiyi mutlaka olumsuz etkilemiştir; ancak piyasaları esas tedirgin eden ilk hareket yabancılardan gelmedi. Dolar’ın TL karşısında değer kazanmasını tetikleyen olay Merkez Bankası’nın aldığı faizi iki puan daha indirme kararıdır.

Ne gerek vardı ‘operasyon’ yapılacak ülkeyi ekonomisini zayıf gösterecek böyle bir yanlışlığa sürüklemeye…

Boğaziçi Üniversitesi’nde bazı öğrenciler ile bazı öğretim üyelerinin rektör atama yönteminden duydukları rahatsızlığı bir çadır etrafında toplanarak dışa vurmalarına dün şiddet kullanılarak müdahale edildi. Özel güvenlik elemanları ile sivil giysili birilerinin öğrencilere karşı kullandıkları orantısız gücü kameralar kaydetti, görüntüler ekranlara taşındı.

Ne gereği vardı böyle bir müdahalenin?

Hiçbir yabancı güç bir ülkedeki iktidarı yerinden edemez; muhalefet partilerinin öyle durumlarda otomatik olarak iktidarın yanında yer aldığı bir ülke Türkiye. Esas bir iktidarın sonunu getirecek olan kendi hatalarıdır.

İktidarın ‘operasyonu’ işlevsiz kılmak için yapabileceği doğrular var.

Mesela?

Osman Kavala’yı dışarıdan gelen baskılar üzerine serbest bırakmak raconu zedeler diye endişe ediliyorsa, onun durumunda olan -yani gereksiz yere tutuklu yargılanan- başkalarıyla birlikte bunu yapabilir iktidar. Aylardan beri sözü edildiği halde bir türlü Meclis’e sunulmayan yargı reformunun tam zamanı. 

‘Kara para aklamak’ ve ‘terör örgütlerine müsamahalı davranmak’ türü ithamları boşa çıkartacak bir dizi girişime de ihtiyaç var. 

Yolsuzluklara müsamaha edildiği görüntüsünü ortadan kaldırmak zor olmamalı.

Endişemi de bu noktada paylaşmak isterim.

Şu sırada en fazla kaçınılması gereken davranış tarzı, sosyal medyaya gem vurmaya kalkışmak gibi herkesin ‘operasyon’ olarak değerlendirdiği dışarıdan gelen oldu-bittileri haklı gösterecek yanlışlıklardır.

Ya da 10 büyükelçiyi ‘istenmeyen kişi’ ilan ederek ülkelerine geri göndermeye kalkışmak gibi…

Toplumsal olaylara orantısız güç kullanarak müdahale etmek gibi…

Yanlışların yerini artık doğrular almalı.

ΩΩΩΩ

Reklam

52 YORUMLAR

  1. Evet iktidar artık tamamen batı dünyasından ayrışma ve ayrılma yoluna girmiş bulunuyor, şayet bu elçileri gönderme işini yaparsa ve yapacak görünüyor. Söz ağızdan çıktı. Sonu ülke için iyi olmayacak elbette. Bahane komik elbette, inat ötesi bir akıl dışılık. Ama iktidarın mantığı açık. Batıdan uzaklaşmak ve daha fazla otoriter ülkeler bloğuna girmek istiyor. Afrika ülkeleri, Kafkaslar ve Çin. Bu şekilde istedikleri gibi at oynatacaklar diye düşünüyorlar. Ama milletimiz buna izin vermeyecek. İlk seçimde bu yolsuzları postalayacağız. Ülke tekrar demokratik bir düzene kavuşacak.

  2. Sayın yazarı bilmem ama bence de türkiyeye posta koymaya kalkan kimi ülkelerin sefirlerini paketleyip geldikleri yere göndermek gayet güzel bir fikir, edebiyle oturmayan defolup gitmeli yani…

    • Almanya “sefirimi götürürüm ama yanında da 1200 000 nitelikli yetişmiş insan götürürüm, benim her sene 400 000 nitelikli göçmene ihtiyacım var, bu yıl eğer acil olarak 1 200 000 nitelikli göçmen bulamazsam siparişlerini iptal etmek zorunda kalan şirketlerim iflas eder” diyor.

      ( hep bizden götürüyorlar…)
      Haberi cumhuriyette.

    • İnsan hakları herkesin ses çıkarması gereken bir durum. Aynı sebeple mi Türkiye, Çin’de Uygur Türklerine yapılan soykırıma ses çıkarmıyor. O zaman yuh olsun onlara. İnsanlıktan nasibini almamışlar defolup gitsin bu ülkeden bence.

  3. BİR(1) DÜNYADAN BÜYÜKTÜR
    “Beş(5) Dünya’dan büyük değildir” önermesine karşı çıkılmasının gerekçesi her geçen gün daha da netleşiyor.
    Söylenmek istenen, Dünyanın beşten büyük olduğu değil.
    “Beş’i geçin kardeşim, bir Dünyadan büyüktür” denilmek isteniyor.
    Bir(1)’den kasıt tabii ki,bir devlet, bir ülke, bir millet değil.
    Tabii ki, “şahsım”

  4. “PERSONA NON GRATA” SAVAŞI
    Erdoğan dış işleri bakanına, 10 büyükelçinin istenmeyen kişi(PERSONA NON GRATA) ilan edilmesi talimatı verdiğini açıkladı.
    Uluslararası diplomatik bir tabir ve çok büyük bir hamle.
    Zira, bu hamle kontra hamleleri de beraberinde getirir.
    10 ülkenin büyükelçisini istenmeyen adam ilan ettiğiniz gün, bu 10 ülke de Türkiye’nin büyükelçilerini istenmeyen adam ilan eder.
    Bunu ilan ettiğiniz gün ülke CDS’i 100 puan yükselir.
    Bu iktidarın, bu da yapılamaz dediğimiz o kadar icraatına tanık olduk ki, artık olmaz olmaz diyoruz.

  5. İran’da Tebriz’e atanan vali kürsüde konuşurken biri hızla valinin üzerine yürüyerek inanılmaz sertlikte bir tokat atmış.

    Galiba birileri kimse bir dünya savaşına cesaret edemez düşüncesine fena halde inanmış olmalı.

    İran’la da her geçen gün sıkıntılarımız artıyor. Halbuki İran’a yardım edeceğiz diye Amerika’da yargılanmayı göze almamışmıydık?

  6. İyi Parti Lideri Akşener,  slogan haline getirdiği “Millet aç aç” sözünü de dilinden düşürmezken “Biz özel uçaklarla uçmuyoruz. Sözüm söz iktidara geldiğinde hepsini satacağım. Bunları da bana hatırlatın” demişti.

    Biz de hatırlatılım sayın Akşener’e
    Kendi il gezilerinde özel jet kullanan Akşener’den sonra, Koray Aydın da danışmanı ile Trabzon-Fenerbahçe maçına özel jet le gitmiş. Danışmanı self i ile hava atmasıyla görüntüler sosyal medyaya düşmüş.
    Koray Aydın da Kılıçtaroğlu gibi duyum almıştı, siyasi cinayetler olacak diye. Belki makam aracı yerine adam jet uçağı kullanıyordur. Günahını da almayalım hani.
      Bi hatırlatalım dedik.

  7. S & P
    Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu S&P, dün gece Türkiyenin kredi notu ile ilgili degerlendirmesinde, notu da değiştirmedi, görünümünü de teyit etti. Yani görünümünü de değiştirmedi.
    Madem dış güçler operasyon çekiyor, S&P topa niye girmedi?
    El cevap:- Topyekûn saldırıyorlar düşüncesi oluşmasın diye.
    Gri listecilerle, S&P kur’a çekmişler.Birimiz birimiz topa girmeyelim ki, operasyon anlaşılmasın diye.
    Ayakta uyuyan, ancak her daim uyanık görünen Neo Osmalıcılar uyanır. Bize Dünyayı dar ederler demişler.Kur’a S&P’ye çıkmış.
    “Deliliğe Övgü (Methiye)” romanına bir paragraf ta benden.

  8. https://youtu.be/J8XGbkEhP4U

    Ankara Büyükşehir Belediyesi  tarafından Başkan Mansur Yavaş’ın memleketi Beypazarı’daki Beypazarı Kent Müzesi’ne bağışlanmak üzere 44 adet kitre bebek alındı.
    Belediye tarafından alınan oyuncak biblo bebeklere fahiş bir fiyat ödendiği ortaya çıktı.
    44 BEBEĞE 366 BİN LİRA
    İhale yoluyla satın alınan ve piyasada 150 ile 700 tl arasında değişen 44 bebeğe belediyenin 366 bin lira ödedeği anlaşıldı.

    Mansur Yavaş, dün Beypazarı Kent Tarihi Müzesi’nin açılışına katılmıştı. Beyaz TV muhabiri İsmail Çanak, Yavaş’a bu vurgunu sormak istedi.Yavaş’a yöneltilen soru beraberindekileri kızdırınca ortalık karıştı. Çatak, Mansur Yavaş’ın beraberindeki kalabalık grubun ve korumalarının saldırısına uğradı.
    Nasıl bir ihaleymiş bu yaw. Adam soru sormuş. Adamı linç ettiler. Bu olay doğru ise vay mansur vay.

  9. Yıldıray Oğur iyi bir değerlendirme yapmış bugün faiz kararının arkasındaki ideoloji konusunda. Kısaca söylediği, iktidar orta sınıfı yok etmeye çalışıyor. Eğitimli ve muhalif orta sınıftan ümidini kesen iktidar orta sınıfı yok edecek bir politika izliyor. Alt kesimler üç kuruşluk işe razı. Faizler inince Türk lirası değersizleştiriliyor, buna bağlı olarak Türkiye yatırım ve ihracat üssü oluyor, halk da ucuz işçi olarak bu sistemden payını alıyor. Yani iktidarın da böyle bir mantığı var. Halkımız kısaca kolay biat edecek kölelere dönüştürülüyor. Üst tabaka da memnun, çünkü ihracattan pastayı da onlar alıyor. Olan orta kesime oluyor. Burada yazan iktidar savunucuları da eğer orta kesimse, onlar da az gelirli ve az eğitimli kesime katılmaya gönüllüler demektir.

    Orta kesimin giderek öldüğünü ülkenin hali gösteriyor zaten. Çalışanların büyük bir çoğunluğu asgari ücretli. Hiç bir konuda en ufak siyasi muhalefet yapılmıyor, örneğin Rusya’da bile görülen insanların sokağa çıkıp protesto yapması gibi olaylar bitti. Herkes oturup üç kuruş maaşla böyle yaşamaya razı.

  10. Doğru yapmak dediği o 10 ülkenin darbesine ve karşı cephesine boyın eğme galiba
    Osman Kavala nın Kızıl soros olduğu vakıfarının soros tarafından fonlandığını bilmeyen yok
    Yani kısca ABD darblerine içerde zemin hazırlayan fondaşlar,gazeteciler, örgütler,hakimler,polisler ve dahi onları fonlayan soros lar olduğunu sanki bilmiyor sayın yazar
    herhalde ABD darbeleri ol doyunca olduruyor .içerde hiç dostları yok bu adamların.
    O dostlar içeri girince ve salıverilmeyecekleri anlayınca toptan geldikleri her yolu denedikleri,Halkbank davalarını bir açıp bir uykuyya yatırdıkları malum.
    Eğer abd oğlanlarını savunmaz ise içerdeki diğer our boys lar nasıl güvenerek algı operasyonlarına devam etsin.
    Yoksa abd oğlanların sonu uçak körükleri olacak diye korkuyor.
    ABD ve avanesi parmak salladı hemen hizaya geç haaaa diye uyarıyor.
    Mesala neden bu kızıl soros hiç mi hiç gram bilgi yok
    ABD oğlanlarının sonu uçak körüğüdür bu böyle biline

  11. Hükümet batılı ülkelerde uygulanan sosyal medya yasasını en kısa zamanda çıkarmalı.

    Dış ülkelerden stk ların fonlanması yasaklanmalı.
    Kızıl sorosun ve demirtaşın davası sonlandırılarak gerekçeli karar açıklanmalı.

    • Hangi batılı ülkede hangi sosyal medya yasası. Bu bizim iktidarın uydurduğu bir yalan. Yapmak istedikleri Çin gibi sosyal medyayı yasaklamak ve tamamen kontrol etmek. Ama boşa kürek. Abbas yolcu.

  12. Millet ittifakına Tarafsız görünümlü, nefsini terbiye etmiş yeri geldiğinde Anayasayı fırlatabilecek en iyi çatı adayı Ahmet Necdet Sezer dir. Ekmeleddin den de iyidir hani. Hem de vesayetin mükemmel temsilcisi. Tecrübesi de var ayriyeten. Ama fazla sinirlendirmeye gelmez ona göre.
      Ara sıra dile getirir gibi oluyorlar, sonra susup erteliyorlar.Daha günü gelmedi.Ya da tutturamayacaklarını biliyorlar.Ama seçime doğru bu sefer daha yüksek sesle deneyecekler.
    ” Erdoğan’ın adaylığı” meselesi…
    Böyle bir mesele yok ama yaratmak isteyeceklerdir. Hani göz göre göre şapkalarından çıkardıkları “367” meselesi gibi.
    Erdoğan’ın daha önce iki kere aday olduğunu, dolayısıyla şimdi bir kere daha olamayacağını iddia etmek. Son sığınakları. O da boş. O karar eski Anayasaya göreydi.Kadük yani. Öyle olmasa şimdiden başlarlardı kampanyaya. Kılıçtaroğlu titre imamoğlu geliyor.

  13. Belediye seçimlerinden önce
    “Kimseyi işten çıkarmayacağız, namus sözü” vermişlerdi deyip on binlerce işçiyi işten çıkaran partinin adıdır CHP. Şimdi bunlar namuslu mu?
      Geçen haftadan itibaren (18 Ekim) yargılanacak memurların çetelesini tutmaya başlamıştır herhalde.

      Aha da buraya yazıyorum bu hafta torniston yapacak Kılıçtaroğlu.
    Ben böyle demedim, kim uydurmuş bunları diyecek. Demedi deme.

    Heykel yapmasını dahi beceremeyen Chp mi bu ülkeyi dönüştürecek. İlk önce şu aday konusu bi halletsinler. Daha bulamadılar nefsini terbiye eden kişiyi. Bu arada yazık etti kendine Akşener. Garibim o da başbakan olacağım diye kuruduklarından beri sayıklıyor.

  14. NEREDEYSE ELEŞTİRECEK
    TOBB başkanı son ekonomik gelişmelerin mensuplarını “tedirgin” ettiğini açıklamış.
    Ama ne açıklama.
    Demek istiyor ki, “patron, biraz daha sessiz kalırsam iktidara çalıştığımı en saf üyemiz dahi anlayacak.
    Derin uykulardan uyanacaklar.”
    Sakın eleştiri falan yaparsın da, bizi ters köşe yaparsın.
    Kelimelerine dikkat et.
    Hafizanallah saraydan cizik-mizik yersin.

    • -MB TL cinsinden Varlık Fonu faizini de 2 puan indirdi.
      -Pandora Papers’da adı geçenlerle ilgili soruşturma başlatılacağı duyumları almış olabilirler.

      Sebep ne olursa olsun; bence durum görünenden daha ciddi de olabilir, kimseyi savunacak durumda değilim ama TOBB başkanı çıkışlarında haklı olabilir.

  15. %100 TUTARLILIK
    Kavala olayında sayın Koru’nun yazısında bahsi geçen 10 ülkeden beklediğimiz içişlerine karışmama hassasiyetini, Türkiye başka ülkelere gösteriyor mu?
    Çin’nin Uygur Türklerine yaptıkları karşısındaki tavırlarına bakar isek, evet. Hem de %100 tutarlılık sergileniyor. Biraz swap vs etkisi var ama olsun.
    İktidarın küçük ortağı Uygur Türklerini “teröririst” falan görüyor ama olsun Swap gelecek yerden yağcılık esirgenmez..
    Mısırın içişlerine balıklama daldık.
    Suriye’ye ordu ile girdik ama olsun.
    Bu kadarı kadı kızında da olur.

  16. Kılıçtaroğlu 18 pazartesi günü tüm devlet memurlarını isyana çağırmıştı.
    Ayın 19 unda merkez efendiye  gitti sakın faizleri indirme demiş. Bugün grup toplantısında Alınması gereken kararları söyledim yüzüne demiş. Beni takmadı adam demiş. 
    Hem hükümeti suçluyor merkeze müdahil olduğu için sonra kalkıp merkezin ayağına kadar gidip talimat veriyor. Sonra diyor beni dinlemiyor diye dert yanıyor.
    Vah kılıçtaroğlu vah. Sen bunları boşver de seni yakında Ekrem, imamın kayığına bindirwcek gibi gözüküyor.
    Adam seni dinlemiyor.Napcan şimdi bunu.

  17. İstanbul Büyükşehir Belediyesi İYİ Parti Grup Başkanvekili İbrahim Özkan, Chp Merkezefendi Belediyesinin yaptırdığı muhteşem ötesi! heykelleri tiye almak için sosyal medya hesabından paylaşımda bulundu.
    Merkezefendi belediyesinin Akpartili olduğunu düşünüşmüş ve milattan önceki heykelleri ve Chp nin yaptırdığı heykellei fotoğrafla yan yana koyup şöyle bir paylaşımda bulundu.

    “Milatta önce ve 2021 Türkiye ”

    Yüreği yetiyorsa silmesin twitini. Sildi mi acaba bakın bakim.
    İlk defa doğru bir paylaşım yapmış tebrik ediyorum.

  18. 10 ülke ile birlikte Tüsiad ın açıklamaları aynı tarihe rastlıyor. Tesadüf olabilir mi?

    1980 darbesi öncesi Ecevit  Hükümeti’nin IMF’nin  önerdiği  istikrar  politikasını  uygulama  konusunda  isteksizliği,  sermaye  malı  ithalatında  özel  kesimin  kullandığı  kredilere  kur  garantisinin  kaldırılması  gibi  konuların  TÜSİAD’ın  kısa  süre  içerisinde  Ecevit  Hükümetinin karşısında  yer  almasına  neden  olmuş  ve  CHP’nin  yerel  seçimlerdeki  yenilgisini  takiben  dernek  1979  yılında  hükümetin  düşmesinde  kısmi  de  olsa  bir rol  oynayacak  yoğun  kamuoyu  oluşturma  kampanyası  başlatmıştı.

       1990’lı  yıllarda  TÜSİAD,  ekonomik  sorunların  ötesinde  Türkiye’nin  diğer sorunları  ile  ilgili  tavsiyelerde  bulunmaya  başlamıştı. TÜSİAD  hem  ekonomik  hem  de  toplumsal  konulardaki  düzenlemeler  konusunda  etkisini  artırma  çabaları  hükümetler  ile  çatışmalar yaşamasına  da  neden  olmuştu.TÜSİAD’ın  Cumhurbaşkanı  Turgut  Özal’a  karşı  hükümetin  istediği  tavrı  almaması  ilişkilerin  gerilmesine  neden  olmuştu.

    1995 Seçimlerinden sonra TÜSİAD yine ilanlarla sahneye çıktı.. RP’nin içinde olmadığı bir hükümet istiyorlardı. Refah Partisi birinci parti olmasına rağmen hükümet kurdurmadılar. RP’nin içinde olmadığı bir hükümet istiyorlardı. Refah Partisi birinci parti olmasına rağmen hükümet kurdurmadılar. ANAP-DYP Koalisyonu yıkılınca mecburen kurulan Erbakan hükümetini de bir süre sonra darbeyle yıktılar.. Bu darbenin finans ayağında da yine TÜSİAD vardı.

    28  Şubat  1997 öncesinde  TÜSİAD  başkanı  Halis  Komili,  Refahyol  Hükümeti’nin  ekonomi, demokrasi  ve  siyaset  konusunda  olumlu  kararlar  almadığını  ifade  etmektedir.  Gümrük  Birliği  ve  Avrupa  Birliği’ne entegrasyon  politikalarının  göz  ardı  edilmeye  başlandığının  düşünülmesi TÜSİAD’ın hükümete karşı tavır almasında etkili olmuştur.

    2008’de yaşanan ünlü mortgage krizinden sonra IMF ile Türkiye’nin yeni bir stand-by yapması için nasıl uğraşmışlardı.. Hatta adına ‘İstanbul Yaklaşımı’ dedikleri bir anlaşma yapılmasını, IMF’den para alınarak kendilerine dağıtılmasını falan istediler. Peki Erdoğan ne yaptı?.. IMF’yi Türkiye’den kovdu, defteri kapattı.

    İş  adamları  kurmuş  oldukları Tusiad ile  sahip  oldukları  kaynakları  korumak,  garantiye  almak  ve gelecekte  bu  kaynakları  geliştirmek  için  siyasi  bir  güç  olma  konusunda  da adımlar atmaktan çekinmemişler diyebilirsiniz. Daha önce attıkları adımlar sonrası Türkiyenin başına gelenler malum.

    10 ülke ile TUSİAD ın bu son çıkışı dış ve iç mihrakların aynı fotoğrafta buluştuğunun görüntülenmesi açısından önemlidir.

  19. Korkusuz gazetesi yazarı Gürkan Hacır, “En güvendiğim anket şirketi” dediği Aksoy Araştırma’nın sahibi Ertan Aksoy ile bir araya geldi, son anket sonuçlarını köşesine taşıdı. Hacır’ın paylaştığı Aksoy Araştırma sonuçlarına göre AKP’nin oyu yüzde 30’un altına düştüğü görüldü.

    Hacır’ın Korkusuz’daki köşesinden aktardığı son anket sonuçları şöyle:

    ” Ak Parti tarihinin en düşük bandında… 30’ların altına doğru geriliyor…

    Cumhur İttifakı’nın 50+1’i yakalaması çok ama çok zor…

    Peki kime gidiyor oylar… Henüz sahibi yok… Kararsız limanına demir atmışlar… Ama AK Parti’ye dönecek gibi durmuyorlar…

    İYİ parti, Aksoy Araştırma’ya göre öyle patlama yapmış falan değil… 13-14 civarı…

    Ertan “Ben İYİ Parti’yi hiç 15 olarak görmedim” dedi.

    Bu arada Meral Hanım’ın başbakanlık istiyorum çıkışı parti tabanını çok rahatlatmış…

    Gerçekleşebilir bir hedefe kilitlenmelerini sağlamış…

    ★★★

    Bir başka yükselen parti olarak HDP söyleniyordu…

    O da Aksoy’a göre öyle ‘uçmuyor…’

    HDP tam sınırda… 9-10 oyu var…

    Bir de bir not ekliyor… “Kamuoyu araştırmalarının en çok etkilediği parti HDP’dir. Çünkü seçmen HDP’nin baraj altı kalacağını gördüğü anda ona yükleniyor.”

    ★★★

    Deva ve Gelecek… İkisi de çok zorlanıyormuş… Deva 2.5… Gelecek ise 1-1.5 bandında geziyormuş.

    Beklediklerini bulamamışlar…

    ★★★

    Biliyorum Cumhurbaşkanlığı’nı merak ediyorsunuz…

    Kim ne çıkıyor?

    Aksoy araştırmaya göre şu an 4 isim teker teker Erdoğan’ın karşısında aday olursa onu geçecek oyu yakalamış gözüküyorlar.

    Kemal Bey… Meral Hanım… Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş…

    Kemal Bey her geçen hafta üstüne koyuyormuş…”

  20. “Kara para aklandığı ve terörizmin finansmanını engellemede yeterli çaba gösterilmediği için”
    Evet, burda biraz durmak lazım;
    Karapara aklayıcıları bilemem, onu parasının rengi siyah olanlar düşünsün(niye dolara siyah olduğu halde yeşil diyorlar?)
    Ama “terörizmin finansmanını engellemede” yetersiz kaldığımız doğrudur, şöyle ki:
    Hdp derhal kapatılsın, seçim yardımları hemen durdurulsun ve devlet eliyle milletin parasıyla pkk/pyd nin finansmanına son verilsin, ondan sonra başkalarına laf söyleyelim!!!
    Bu kapatma kararından sonra aym de kapatılsın ki bir daha bu türden vesayet organları ve onların kukla partileri/sendikaları türeyemesin!

  21. TÜRKİYE’NİN İÇİNDE YER ALDIĞI KARAPARA LİGİ !
    Arnavutluk, Barbados, Burkina Faso ,Kamboçya ,Cayman Adaları,Haiti ,Jamaika ,Mali ,Ürdün,
    Malta, Fas , Myanmar , Nikaragua , Pakistan ,Panama , Filipinler ,Senegal , Güney Sudan , Suriye , Uganda ,Yemen ,Zimbabwe
    Adını hiç duymadığım iki ülkeyi de bu arada gri listeden çıkarmışlar !
    Benim için bu liste çok faydalı oldu ; bir çok ülkeyi tanıma ve yerini öğrenme şerefine nail oldum ! Daha ne olsun !
    Selamlar , eyi günler

  22. Yapılan şeyler yanlış mıdır ? Hep! Yanlış yanlış işler mi yapılıyor?
    Yaptıkları, yapıyor oldukları yapmak istedikleri işler doğru değil mi?
    Doğrusunu biliyor fakat yapmıyorlar mı?
    Yanlışı bile bile mi yapıyorlar? Yapılanlar yanlış ise,
    Doğrusunu yapmak işlerine mi gelmiyor?
    Doğrudan umulan gelmiyor da yanlıştan mı geliyor gelmesi istenenler?
    Size göre doğru olan, onlara doğru gelmiyor mu acaba? Yoksa, doğru herkese göre farklılık mı gösteriyor?
    Oralara gelenler herşeyin doğrusunu yapacağım!!! diye söz vererek mi geliyorlar, gelmişler hep?
    Örnek: çiftçiye şunu şunu yapacağız, bunu edeceğiz
    Sanayi Kobi vb ne ekonomide şöyle Yapacağızmı ​demişler? Yoksa, size bol keseden maaşlar!!!
    Kutu kutu nevale erzaklar, hatta sen bol keseden harca kredi kartları ile ye iç ben öderim faizi mi demişler?
    Parası olanlara ümit mi vermişler? 😠
    Dışardan kumandayla mı kumanda ediliyor görüntüsü ise sonu çıkmaz sokak olan bir tercih!
    Bunları bilen siyasilere seçmene birde,
    -şak tilifon etti tak dışarı çıktı!
    -bak şimdi iki cümle üfürsün bizim çocuklar, nasıl onları dışarı atıyorlar!!!
    -şunlara iki korku salayım, yıllardır iğne ile kazdıkları geldikleri yerlerden arkalarına bakmadan kaçıyorlar!!!!!
    Tiyatrosu..
    Batırır senide benide ülkemizide.

  23. AKP tarafından millette şöyle bir algı operosyonu oluşturulmuş.

    Akşener ve Kılıçdaroğlu avrupa haklı diye bir açıklama yapsa, vay vatan hainleri yabancıları tutuyorlar gibi algı oluşturulmuş.

    İki liderin açıklaması dengeli buluyorum.

    Meral Akşener:

    “Dışişleri Bakanlığı’na böyle bir talepte bulunulmasını doğru bulmayız. Böyle taleplerin Türkiye’ye yapılır olmasına yol açmayı da doğru bulmayız. Rahip Brunson’ı hatırlatan eylem ve söylemlerden Türkiye’nin uzak durmasını tavsiye ederiz. Bunların önüne geçecek tek yolun hukukun işletilmesidir. Türkiye’deki hukuku, yargıyı oluşturan kurumların işletilmesidir” diye konuştu.

    Kılıçdaroğlu:

    Türkiye Cumhuriyeti devleti AİHM kararlarına uyacağı sözünü verdi. Bunun için de Anayasa değişikliği gerçekleşti. Bu anayasa değişikliği TBMM’den oy birliği ile çıktı. Bir ülkenin itibarı imza attığı sözleşmenin arkasında durmaktır. İmza attığınız bir sözleşmenin gereğini yapmıyor ve arkasında durmazsanız itibar kaybeden Türkiye ve onu yönetenler olur.

    Biz Türkiye’nin itibarının her sahada korunmasını isteriz. Dolayısıyla AİHM’in bir kararı varsa o kararın da uygulanmasını isteriz. Türkiye gerçekten demokratik ve hukuk devletiyse bu çerçevede hareket etmesi lazım. Bir şeye de dikkatinizi çekmek isterim. Sayın Genel Başkan da ifade etti. Türkiye’ye dışarıdan yapılacak hiçbir müdahaleyi doğru bulmayız. Ama dışarıdan müdahale etmesine ortam hazırlayacak yönetimi de kabul etmeyiz. Türkiye hukuk devletinin kuralları içinde gereğini yapar. Geldiğimiz nokta maalesef üzücü bir nokta.

    İki liderin Açıklamsından, Türkiye hukuku işletse tarafsız karar verse zaten yurtdışı bürokratların böyle açıklaması olmaz.

    https://www.indyturk.com/node/426351/siyaset/ak%C5%9Fener-ve-k%C4%B1l%C4%B1%C3%A7daro%C4%9Flundan-osman-kavala-yan%C4%B1t%C4%B1-ai%CC%87hm%E2%80%99-bir-karar%C4%B1-varsa-o

  24. Yazınızı okuyunca derin sulara kulaç attım.
    Yetmişli yılların sonbaharındayız.
    Ankara’da Ziraat Fakültesinin karşısında bodrum katta oturuyoruz.
    Aynı çokkatlının sanırım 3.katında oturan bir dost misafirimiz.
    Lorndra’dan yeni dönen bir yaren de aramızda.
    Uzatmak istemiyorum.
    Yaren dedi ki; SAVRULMAMIZDAN
    KORKUYORUM.
    Y.Kadri’nin dediği gibi; aylar ayları, yıllar yılları kovaladı….
    SAVRULDUK ‘DA SAVRULDUK BİRADER.
    Yaren sizin de adınızı anmıştı o gün.

  25. Rüzgâr adamakıllı esmeden sapla saman ayrılmaz!

      İki üç senedir bu mecrelarda Babacan va Davutoğlu için beklenen zaatlar geliyor, çekilin Türkiyeyi şaha kaldıracak. İşte onlar diye yorumda bulununlar şimdi Babacan ve Davutoğlu hakkında destek mahiyetinde artık  birşey yazmaz oldular. Belki onlar için hayalkırıklığı.

    Artık sahaya inme vaktiydi. İndiler. İndikten sonra ağırlıklarının ne olduğunu, toplumun kendilerine nasıl yaklaştığını  gördüler. Ağızlarının payını her çarşı pazar gezdiklerinde veriyor bu millet.

    Görevleri de belli idi. AK Parti’den yüzde 1 veya 2 oy tırtıklayıp, kendilerini rüyalarında bile göremeyecekleri makamlara getirenlere savaş açtılar.

    Şimdi Kılıçtaroğlunun huzurunda onun gözlerinin içine bakıp acaba bize ne düşecek makamındalar. Daha ne beteri olabilir ki.
     

  26. cumhur iktidar olusacak bir operasyonda mağdur olacagi icin yeniden secilebilecegini dusunuyor. bu nedenle sanirim operasyon istenilen bir durum oluyor. bence operasyon yapmayi dusunenler icin negatif bir koz. iktidarlarin gidisi gelisi tamamen secim. yoluyla olmaldir. operasyon mantigi ve islemleri bu millette ters tepiyor. iktidar zaten acik farkla kaybediyor. operasyona gerek yok. secim karari tum dugumleri cozer. iktidarin kendi hatalari kendisine yetiyor. muhalefet milletin arasina inip ben varim demeli. ornek: imamoglu miting yaparak degil carsi pazar dolasarak kazandi.

  27. Hafta başında dikkat çekici farklı bir operasyon oldu.
    2015’te Polis Akademisi’nde öğrenciyken ihraç edilmişler. Akademi kapatılmış.  Devlet bunları çoğunu affetmiş. YÖK tarafından  farklı üniversitelere yerleştirilmiş.
      Bunlar ne yapmaya devam etmişler. Bu sefer üniversitede cemaatle ilgili faaliyetlerini arttırmişlar. 23 tanesi hakkında gözaltı kararı çıkmıştı.Şimdi tutuklanmışlar.
      Devletin merhamet ettiği, tekrar ihanet ederse ne denir? Niye pişman olmuyorlar? Niye pes etmiyorlar? Puta tapar gibi taptıkları FETÖ elebaşı, “pes etmeyin, kaçın, tekrar ve daha güçlü geleceğiz” diyor.
      Bunların kullanışlılık tarihleri bitmedi daha. Var güçleri ile merak etmeyin hepinizi kurtaracağız umudu pompalanıyor.
    Chp yıllardır bunlara ne diyordu Ftipi. Şimdi ise oy deposu.Sizi kurtaracağız.yeterki oylar gelsin.
       İçerde bu beşinci kol faaliyeti için hazırda tutulan elemanlar, hâlâ kendilerini gizleyen kripto Fetöcüler var  abd ve nato, Fetöden onun için vazgeçmiyor.

  28. Bayburt’a ilk defa trafik lambalarının konduğu günlerde ; hem eğitim veren ve hem de denetim yapan trafik polisi , kırmızı ışıkta yolun karşısına geçmeye çalışan bir kadına müdahale eder,
    – Bacım nereye gidiyorsun, bak kırmızı ışık yanıyor !
    Kendisine durup dururken karışılmasına ! bir anlam veremeyen ve oldukça da kızan bacımız polise dikdik bakarak,
    – Sehen (sana ) ne ! Kaynanama gidiyom , bi de sehen hesap mı vircem !
    Selamlar ,iyi günler

  29. Şimdi de Avrupalılar “terörizmin finansmanı” diye uydurma bir dosya hazırlayıp Türkiyeyi gri listeye almışlar.
      Anlaşılan İç mihrakların faaliyetletini yetersiz buluyorlar. Dış mihraklar Türkiye ye karşı dozu arttırmaya başladı seçime 2 sene kala.Darbe ile yapmayacaklarını zaten deklare etmişlerdi
    Dostlarına pas atıp duruyorlar da dostlarının hali perişan. Önümüzdeki günlerde Kılıçtaroğlu ve imamoğlu kapışmasını izleyeceğiz gibi.
      Ama nafile bu savaş. CHP’li Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş, ‘Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı kim olacak?’ sorusuna en gerçekçi cevabı vererek “Ulusal ve uluslararası karar vericilerin işaret edeceği aday” demişti. Boşuna çırpınmasınlar.
    Dış mihraklar Kavala içerde olduğu için ondan fikir ve eylem de alamıyorlar. Çıkması için çırpınıyorlar. 1 sene sonra Kavala onlar için çöp muamelesi görecek zaten. Önemi kalmayacak. Kavalanın içerde olması Kılıçtaroğlunun adaylık konusunda şansını arttırır. Çünkü kavala olsaydı imamı desteklerdi.

  30. Ben , yaşım itibarıyla 1960 yılından bu yana ülkede olup bitenleri , bilen , gören veya kısmen yaşayan ve kendi çapımda değerlendirmeye çalışan bir insanım.
    Şunu kesinlikle söyleyebilirim ki RTE ve genel anlamda onun etrafındaki görevliler kadar her fırsatta mağduriyet yaratan , en aleyhte bir durumdan lehine siyasi rant devşiren başka birini görmedim ; pek fazla bilgim yok ama dünyada benzeri var mı bilemiyorum .
    Evet , yazarımızın dediği gibi çeşitli konularda dışarıdan yapılan müdahaleler, eleştiriler , saldırılar vs. -ne denirse densin- gayet tabii ki hoş değil , hepimizi üzüyor , rencide ediyor , kızdırıyor ama insaf edelim yani bizim hiç mi kusurumuz yok !
    Karşı saldırıyı yaparken neden yapılan eleştirilerdeki haklı noktaları da kabul etmiyoruz ve deve kuşu gibi kafamızı kuma gömüyoruz , bunlara neden çanak tutuyoruz , zamanında neden düzeltmiyoruz ; anlaşılır gibi değil !
    Tabii ki konuya olumlu açıdan bakmak da mümkündür ; ‘ayı sevdiği yavrusunu hırpalar’ deyiminde olduğu gibi bütün bunlar biraz da bize olan ilgiyi , bize verilen önemi de bir bakıma ortaya koymuyor mu ?
    Yani ‘Ne halin varsa gör, canın cehenneme ‘ demiyorlar ; bu açıdan bakınca bir iyiniyet de düşünülebilir .
    Selamlar , saygılar

  31. Yanlışların yerini her zaman doğrular almalı ama siz bunu kime söylüyorsunuz. Dini kullanareyeysak taraftar toplayan onca kişiden bir tane adam gibi adam var mı? Diplomalı, diplomasız, yada nerdeyse ancak ilkokul diplomalı, arapça bilgisi sağdan soldan duydukları ile sınırlı .. vb kişiler. Millet şimdilik bunların peşinden koşuyor.

    • Kemal bey, niceleri hakim savcı, kurmay subay olmuş generaller, güya bilimadamları bir tarikat şeyhinin kuyruğunda dolaşıyor, sen de burda geldin karahalkın peşinden gittiği liderliği ve siyasi tercihlerini mi beğenemedin???

  32. Yabancılar söyledi diye yanlışlar doğru olmaz. Doğru olmadığını herkes ve biz de biliyoruz. Kavala haksız hukuksuz bir şekilde siyasi bir tutukludur. Buna en başta bizim karşı çıkmamız lazım. Koskoca TÜSİAD gibi örgütler var. Onlar bile ses çıkaramıyor. Bu kadar zorbalığa ses çıkarmıyorsanız sıra elbette size de gelecek. Halk, devlet ve iktidar karşısında hiç bu kadar zavallı bir duruma düşmemişti. Her zaman muhalefetin bir gücü ve etkisi vardı. İktidarı dengeleyen unsurlar vardı. Bunları tamamen yok edip sivil seçilmiş bir dikta kurdular. Buna demokrasi adına karşı çıkmıyorsanız o zaman ne anlamı kalır vatandaşlığın, eşitliğin, özgürlüğün. Ki yok. Herkes susmuş oturmuş. Böyle demokrasi olmaz. Olmuyor da zaten. Türkiye’de yapılan hukuksuzluklara itiraz edilmezse, dışarıdan gelen bir kaç itiraza oyun denerek geçiştirilirse o zaman demokratik bir düzene nasıl ulaşacağız. İktidarın ağzından hiç demokrasi sözünü duyuyor musunuz? Bitti. Otokrasilerini kurdular, seçimleri kazanıyoruz istediğimizi yaparız modundalar. Biz de aman bari sosyal medyaya engel olmayın yabancının oyununa gelmeyin diye ricacı oluyoruz. Öyle demek yerine, sosyal medyaya yasak koymaya kalkmayın yeri göğü inletiriz diye iktidara ayar vermek gerekir. Bu millet bu kadar mı korktu sustu?

  33. Sayın yazar siz de daha önce söylediniz. Artık doğru yapma imkanı yok bu iktidarın. Hep yanlış yapacak, daha da yanlış yapacak. Ayrıca rüzgar eken fırtına biçermiş. Sürekli batılı ülkelere posta koyduğunu zannedeceksin, onların eli armut toplamıyor, iki posta da onlar koyar. Olan budur. Diplomasiden, işbirliğinden, iyi geçinmeden anlamayan kabadayının hakkından başka kabadayılar gelir. Neyse biz işimize bakalım. Bunları postaladıktan sonra herşey yoluna girer yine.

    • Sn Ender bey yanlış çok herkes kabul ediyor fakat araştırma şirketlerine baktığınız zaman kemik % 35 oy oranını AKP halen koruyor. Oysa bukadar yanlışa şuan % 2-3 ler arasında olmalıydı.Peki neden koruyor. İşte can alıcı soru bu . Alternatifi yok .Bu halk aptal mı bu sıkıntılara rağmen neden halen ondan medet umsun . Herşey güzel olacak tı peki ne oldu
      Adam İstanbulda durmuyor bana bir iki iyileşen bir şey söyleyin İstanbul için. Yok olmuyor olmuyor. Evet sıkıntımız AKP nin alternatifsiz oluşu.
      Tek çözüm olarak Erdoğan gitsin de ne olursa olsun . Bu bizi daha büyük bir felakete götürür.
      Muhalefet yedi kocalı hürmüz gibi mazallah bir iktidara gelseler herkes ayrı telden çalacak.
      En kötü yönetim yönetimsizlikten iyidir.
      Sen muhalefetsin nasıl bir proje ile çıkış yolu bulacaksın var mı bir projen yok .
      Kiminle bu işleri çözeceksin adayın bile yok neden açıklamıyorsun.Korkuyormusun neden korkuyorsun.Sosyologların araştırması gereken vahim bir durum bizim ki bu sıkıntıya rağmen iktidar oyunu azaltmıyor dolayısıyla muhalefet yükselmiyor. Neden neden neden

  34. Kâinatta hiçbir şeyin tesadüf ederi olmadığına inananlardanım. Kadir-i Mutlak yüce Yaratıcının kudret eli her olayda kendini hissettiriyor. Hiçbir şey boşuna olmuyor.
    Reza Zarrab’ın dün yeni kimlik ve hâliyle deşifre olmasının birkaç saat sonrasında Halkbank davasının ABD de görüleceğine ilişkin Amerikan Temyiz Mahkemesinin kararı çıktı. Bence ülkeler arasındaki ikili ilişkiler münasebetiyle bu karar sürüncemeye yatırılmış,Halkbank davası da Amerika’da oyalama altına alınmıştı.

    4 yıl önce elleri zincirli ayakları prangalı Newyork mahkemesine çıkartılan Zarrab aradan geçen sürede ortadan kaybolmuşken dün bir ortaya çıktı ki,ismini değiştirmiş ve Miami’de yine kendine bir yeryüzü cenneti oluşturmayı da başarmış. Ancak Amerikan yönetiminin etkisi altındaki Amerikan yargı makamlarının göz yumduğu bu hâl deşifre olunca o kararı çok önce verebilecek Temyiz mahkemesi apar topar sürüncemeye bıraktığı kararını açıklamak zorunda kaldı.

    Adem Yavuz Arslan şımaracak bir insan görüntüsü vermiyor…O dün,kendisini bu işe vesile kılan Rabbine karşı şükrünü gerektiren çok büyük bir gazetecilik olayına imza attı. İnternetteki bilgilere göre Kıbrıs’ta şehit edilen gazetecinin şehit edildiği gün doğması münasebetiyle babası o gazeteci Adem Yavuz’un ismini oğluna vermiş. Bence bu da tesadüf olabilecek bir olay değil. Şehit gazeteci Adem Yavuz’un ismi böylelikle -kendisinin şehit olduğu gün doğan ve bu münasebetle aynı ismi alan- adaşı Arslan’ın yaptığı gazetecilik başarılarıyla birlikte unutulmamış oluyor.
    Öyle!..kâinatta olan hiçbir hadise tesadüf eseri değildir. Herşeyi komploya bağlamanın bir alemi yok. Ülke yönetiminde yapılan yanlışların birikmişliği elbetteki bir yerlerden taşmayı gerektirecekti. Şimdi bunların hep birlikte aynı zaman diliminde sızıntılar vermesi de ne komployla,ne tesadüfle izah edilebilir. Kader hükmünü icra etmektedir…olacak olanın zamanı gelmişse kim ne yapabilir?
    Kadere karşı lafa tutulmaz,onun dilinden anlayıp,kul kendini bilmeye ve Rabbine dönmeye yönelmelidir;her meselenin çaresi de budur?

    • Kader bey.
      Yalanın kötülüğü ve günahın büyüklüğü üzerine sayfalarca eser verip de yıllarca talebeliğini yapan Adil Öksüz için “Ben bilmiyorum Adil diye birisi” diyen Fethuĺlah Gülen sizce Adil Öküz’ü tanımıyormuydu.

      Sizce Cemaatin durumunu sizin tabirinizle “Kader hükmünü icra ediyor” diyebilirmiyiz.

    • ”” Ancak Amerikan yönetiminin etkisi altındaki Amerikan yargı makamlarının göz yumduğu bu hâl deşifre olunca o kararı çok önce verebilecek Temyiz mahkemesi apar topar sürüncemeye bıraktığı kararını açıklamak zorunda kaldı.””
      Hani yargı bizde bağımlıydı onların yargısı bağımsızdı .Ele verir talkımı kendi yutar salkımı misali.Hey gidi dünya hey .

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız