Hep olumsuz olaylarla karşılaşacak değiliz ya.. Bugün size aktaracağım olumlu birkaç olay var…

17

Genç bir adam. Çevresi de geniş olmalı. İyi bir işi, geleceğe güvenle bakmasını sağlayan iyi bir maaşı var. O güvenle banka kredisiyle ev sahibi de olmuş. Yakın zamanda ise -artık devletin verilerinin de kabul ettiği üzere- çok sayıda yeni genç işsiz arasına o da karışmış.

Çevrenizde sizlerin de tanık olduğunuzu sandığım sıradan bir olay.

Bu olayda sıradan olmayan, işsiz kalan ve bu yüzden evliliği de sona eren bu genç insanın geniş olduğunu düşündüğüm arkadaş çevresinin devreye girmesi. Yakın arkadaşları aralarında anlaşıp, ona günlük ihtiyaçlarını görebileceği bir maddi destek sağlamanın yanında evini kaybetmemesi için banka taksitlerini ödemeyi de üstlenmişler.

Ne kadar güzel.

Olayı anlatan dost, “Boşandığı eşine ödeyeceği nafakayı da arkadaşları üstlenmiş durumda” ayrıntısını da sözlerine ekledi.

Günümüzde dostluk, arkadaşlık ilişkileri kalmadı; birlikte yaşanmışlıklara değer veren de yok. Kimse kimseye güvenmiyor, sonunda olaylar güvenmeyenleri haklı çıkaracak şekilde gelişiyor. ‘Dost kazığı’ yaygın bir durum. Kendisine zarar gelir diye en yakın arkadaşlarından selamı sabahı kesenlerle dolu etrafımız.

Bu sebeple, işsiz ve eşsiz kalmış arkadaşlarına sahip çıkan insanların varlığını öğrenmem, toplumda ‘değer’ taşıyan unsurların hiç değilse bazılarımızda hala var olduğunu hatırlattığı için beni çok sevindirdi.

O sevinçle kendime iyi bir uyku çektim; sabah kalktığımda, bu defa, bizim bu olayı dinlediğimiz saatlerde bir televizyon programına konuk olmuş, yakın zamanlarda Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu’na (CYİK) üye olarak atanan eski bir politikacının o programda sarf ettiği sözlerle karşılaştım.

Reklam

CYİK üyesi olduğu için kendisine ödenecek paranın sosyal medyada ve gazetelerde sözü edildiği yükseklikte olmadığını açıklarken şu bilgiyi de sunmuş eski politikacı:

“Buradan gelecek olan para ne kadarsa, yarısını burs, yarısını da KHK’larla mağdur olan binlerce kişi var (onlara vereceğim). Daire başkanı adam, dava açılmamış, takipsizlik kararı alınmış, ama görevine iade edilmemiş. Bir kısmının eşi evlere temizliğe gidiyor, yumurta satıyor. KHK’larla işlerinden atılmış, beraat kararı almış, koğuşturmaya yer olmadığı kararı alınmış insanlar var. Benim çevremde, ailemden insanlar var.”

Ne kadar güzel.

Güzelliği daha da artıran, kendisine ödenecek artı maaşın yerine sarf edileceği kesimin varlığının ilk kez o düzeyde biri tarafından bu denli açık ifadelerle kabul edilmiş olması. Korkmadan, çekinmeden…

Son zamanlarda en çok dinlediğim kişisel öyküler, Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile görevlerinden uzaklaştırılmış insanlara ait. Bir gün öncesine kadar devlette önemli görevlerde bulunmuş kişi, KHK listesinde ismini gördüğünde, hayatının altüst olması gerçeğini yaşamaya başlıyor.

Ailesiyle birlikte.

Devlette üst düzey görevler üstlenmiş kişi birdenbire kendisini sokakta ve beş kuruş gelirsiz bulabiliyor.

Hakkında soruşturma bulunmayan, dava da açılmamışlar yanında, açılmış davalarda aklanmış, onun durumundaki kişilerin mağduriyetlerini gidermek amacıyla oluşturulmuş komisyon tarafından da temiz kağıdı verilmişler arasında görevine iade edilmeyenler var.

Reklam

Bir başka dost meclisinde, sonu ’TAY’ ile biten kurumlardan birinde görevli birinden naklen anlatılan bir olay aklıma geldi.

Gecenin bir vakti evine gitmekte olan o görevli, karşı kaldırımda küçük bir çocukla çöplerden kağıt ve karton toplayan birinin varlığını fark eder. Uzaktaki adam da onu fark etmiş olmalı; adamın arkasından kendisine yetişmeye çalıştığını görür. Devlette görevli kişi, ne olduğunu anlayamadığı bu tuhaf ilgiden rahatsızlık duyarak adımlarını daha da sıklaştırır.

Oğluyla çöp toplayan adamın bir süre öncesine kadar kendisiyle aynı kurumda çalışan KHK’lı biri olduğunu anlayana kadar…

CYİK’e üye atanan eski politikacının oradan alacağı maaşı ‘KHK’lı mağdurlar’ dediği kitleye paylaştırması, beni, en az, zor duruma düşmüş arkadaşlarına yardıma koşan insanların varlığını öğrenmem kadar sevindirdi.

Sevincimi daha da artıracak olanı ise ben burada zikredeyim: Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu gibi heybet hissi uyandıran bir kurulda görev yapan eski politikacının, bu konuyu, yalnızca bir kişisel hamiyet olayı olarak görmeyip yardımına koştuğu insanların hak ve hukuklarının iadesini ve benzeri başka yanlışlıkların sona erdirilmesini, kendilerine görüş bildirmeleri için görevlendirildikleri devlet yöneticilerine de iletmesi…

Tabii sonuç alacak biçimde…

Umarım, bunu da yapar…

ΩΩΩΩ

17 YORUMLAR

  1. “Tesbih çeken el ile tetik çeken el bir olmaaz..diyorlardı zamanın behrinde.. Fikre yumruk çekilmez diye ortalığı yıkıyorlardı..Bir zamanlar Milli Görüş Gömlekleri vardı.. İktidar olunca fikir değiştirip o gömleği çıkarttılar kolayca.. Amma velakin bütün bunlar İktidar olunca kadardı..Sonra bütün bunları unuttular.. Kendileri 17 senedir ülke yönetiminde dirler, Mit, Bit Emniyet, Anayasa babayasa Yargıtay Sayıştay, Ordu Asker, sivil.. Hükümet her türlü güç elinde olduğu halde 17 yıl kulağının üstüne hatip uyumuş Feto belasını farkedememiş.. Bu belayi farkedenleri dinlememiş.. 70’ini geçmiş bunca devlet tecrübesine rağmen “biz aldandık.. Ne istedilerde vermedik..” deyip Türkçe Olimpiyatlarında mutfaktaki Öğretmenlere methiyeler dizen tecrübeli devlet adamları şimdi kalkmış 27 yaşındaki gence ben uyandığım zaman sen neden uyanmadin?..Ben kolayca gömleği çıkardığım zaman sen neden çıkarmadin?.. diye soruyor. Be birader devleti yöneten sen değil miydin?.. Sen niye zamanında bunca ikaza rağmen uyanmadin? Sana gömlek çıkarmak kolay.. Pekiya geç kalıp eski gömlekle uykuda kalanların suçu ne.. Onlarda senin gibi pişman olamazlar mı? Madem bu Aktif olmayan Sendika terördu. Asya Bank terörü zamanında kapatsaydinya.. Devlet Vatandaşına tuzak kurar mı?..Üstelik Hayırlı olsun diyerek kurdelasıni devlet erkaniyla senin kestiğin terör kurumlarını 15 Temmuz akşamına kadar neden kapatmadin kardeşim..? Bütün bunlarla beraber Asker, polis.. sivil vatandaşlara devlete silah çeken Fetocu Alacaklara lanet olsun.. Onların o tetik çeken elleri korusun..Dert söyleniyor işte.. Bir Ailede beş kişi birden atılır mı be kardeşim..Neymiş çocugunu niye fetoda okuttun.. Niye para yatırdın.. sendikaya niye üye oldun?.. çoluk Çocuğun yuvası yıkıldı dağıldı.. Gerçek suçlular kaçtı gitti.. ortada fillerin ezdigi kuşlar kaldı.. Ey ortak sorumluluğu olan ehli vicdan kendine tanıdığım kolayligi niye başkalarindan esirgiyorsunki.. Rabbim devlete millete ehli imana zeval vermesin..Rabbim Ümmeti Muhammed olarak kalplerimizi gönüllerimizi birleştirin ve bizi birbirimize sevdirsin.. Fitnecileri ve fitneye sebep olanlarda ortadan kaldırsın.. Selamlar Fehmi Bey kardeşim.. Bu sütunda olmasa hayat pek çekilecek gibi değil..

  2. Bu adamlar acaba dalga mı geçiyorlar?Yahut kedinin fareyle oynadığı gibi bizlerle baska hesap pesindeler mi?
    Evet atıldık isimizden bir sabah terörist olduk.Itibarimiz sıfırlandı.Bunu yapan devletin en yetkin organlarindan birinin başına gelen Arınç,khk lilara yardım ederek suc işlemiş olmaz mı?
    Suçluya yardım mi edilir?Madem suçlu değiliz bunu tepedeki adama söylesin gücü yetiyorsa…Kac yıldır cektiklerimizin acısını biz biliriz?Hangi khk’lı Arınç ın parasını kabul eder ki?Yoksa Sayın Arınç vicdanını mı rahatlatıyor?Onlarin eger varsa vicdanları sonuna kadar kanasın….
    672 KHK li ogretmen

  3. Fehmi bey sizi 30 yıldır takip ediyorum fikirlerinize katıldığım veya katılmadığım yazılarınızda oldu, ama fikire fikirle cevap veremeyen ve vandallık yaparak bu siber saldırıyı yapan zavallıları kınıyorum. Yolunuza devam etme kararlılığınızdan dolayı sizi destekliyorum. Ve Cemil Meriç’in şu mısralarını yeniden hatırlayarak ülkem adına elli yıldır bir arpa boyu yol alamamızdan dolayı üzülüyorum.
    “ Her aydınlığı yangın sanıp söndürmeye çalışan benim zavallı insanlarım,
    Karanlığa o kadar alışmışsınız ki yıldızlar bile ürkütüyor sizi,
    Fikir adamının kuduz köpek gibi kovalandığı bu ülkeden fikir adamı nasıl çıkar .”

  4. Çare
    Akevler’in yöneticilerinden olan ve başbakanlık seviyesinde devleti yöneten bir arkadaşımızın iki oğlu vardır. Sırf İslami eğitim alsın diye Gülen’in okullarında eğitim aldılar. Onların etkisi ile Akevler ile ilişkileri soğuktu. İkisi de yüksek seviyede eğitim aldılar. Şimdi biri Gülen’den dolayı hapishanede diğeri ise etkili bir bakan.
    Demek ki Erdoğan yönetime hakim değil. Erdoğan madem ki başkanımızdır, o halde onu güçlü yapmalıyız. Yönetime hakim olmalıdır. Bir kişi ne kadar zalim olursa olsun zulmü sınırlı olur ama yönetime biri hakim olmazsa tüm kadro zulmeder ve artık orada yaşanmaz. Bahçeli bu nedenle Erdoğan’ı destekliyor, Ordu bu nedenle Erdoğan’ı destekliyor, halk bu nedenle Erdoğan’a oy veriyor.
    Başkanımız güçlü olmalıdır. Anayasa değişmiştir. Mevcut anayasa uygulanmalıdır. Milli anayasayı yapmalıyız ama yapıncaya kadar mevcudu uygulamalıyız.
    Çözüm, işçilikten ortaklığa geçmekten ibarettir.

  5. Fehmi Bey, ‘Bu da geçer yâhû!’
    ———-
    Yaşı müsâit olanlar bilir.Eskiden PTT’nin Posta Telgraf Telefon olduğu zamanlarda,posta dağıtıcılarının gidemediği,ulaşımda zorluk çekilen yerlere gönderilen mektuplar,postacının güzergâhı üzerinde olan adreslere gönderilirdi.O adreste mukim olan birisinin ismi zarfın üzerine yazılırdı.Mektubun asıl yazıldığı kişiye ulaştırılması için uygulanan bir yöntem idi.
    Beykoz sırtlarında ikâmet eden Abdullah Efendi’ye bir mektup yazıyorsunuz.Abdullah Efendi’nin ikâmetgâhı,posta dağıtıcısının güzergâhı dışında ise,mektub zarfının üzerine, postacının mektup dağıttığı adreste ikâmet eden,Abdullah Efendi’yi tanıyan bir kişinin ismini ve adresini yazarsınız.
    Meselâ:
    Fehmi Koru eliyle Beykozlu Abdullah Efendi’ye..
    Koru Caddesi,Ocak Sokak, Numero 1
    Beykoz-İstanbul
    ——
    Bu kadar lafa sebep olan mâhut mektubun ! zarfı ,yapıştırılmadan açık gönderilmiş. İçindeki mektub kâğıdında sâdece, titrek elle yazıldığı anlaşılan: ” Elimizdekini kaybettirecek teşebbüslerden rahatsızız ! ” yazıyor…Zarfın üzerine ‘gönderen’ adı yazılmamış.Zarfın sağ üst köşesindeki Pulun üzerinde, hangi postahaneden gönderildiğine dâir mühür görünüyor…

  6. Yazinin basinda bahsettiginiz arkadaslari tarafindan yardim goren kisiyi vede arkadaslari sakin ola biryerlerde isim vererek anlatmayin. Olaki o arkadas fetonun yeni yapilanmasindan yardim eden arkadaslarda yardim ve yatakliktan hapse girmesinler… Boyle bir ulke olduk vesselam 🙁

  7. Teşekkür ederiz fehmi bey sorunumuzu gündeme getirdiginiz için ben 672 sayılı khk ile işinden atılmış bir öğretmenim 1 yıllık vede istifa edilmiş bir sendika ile hayatım karardı. 17 gün tutukluluk 15 ay cezaevi. 15 ay sonra ilk durusma. Yani 15 ayda iddianame hazırlandı. 33 aylık yargılama sonrası beraat. Işe dönüş yok komisyon inceliyor.3 yıl oldu. Çalışma bakanlığının açılışına izin verdiği meb ‘in bütün okullara üye olabilirisiniz diye resmi yazı gönderdiği maliye bakanlığının aidatını ödediği 1 yıllık sendika üyeliğinin neticesi. Ihraç olur olmaz tutukladım zaten. 15 ay sonunda da çıkınca fetocu diye iş veremediler. Korktu insanlar. Eşim özel okul ile anlaşmıştı 1 hafta içinde benden dolayı 2 özel okul sözleşmeyi feshetti. Şimdi bir tanıdığımin yanında çalışıyorum. Ekmek param çıkıyor ama o da korkuyor ssk yapamıyor. Daha yazacağım çok şey var ama özetle bu. Arınça teşekkür ederiz ama sadaka degil hukuk istiyoruz. Mahkemece aklandık. Beraat aldık. Görevimize dönmek istiyoruz. CYİK görev alıyor. Durumumuzu cumhurbaşkanı ile istişare edemiyor mu. Bu mağduriyetleri gündeme getirdiginiz için tekrar teşekkür ederim fehmi bey. Ocak medya sen sitesinin tekrar açılması duası ile. Hoşçakalın
    Sizi burdan takibe devam edeceğiz.

  8. benim anlamadigim birsey var. khk meselelerini bilmem anlamam, magdur olan da olmustur, bunlarin cozumu evrensel degerler etrafinda birlesmektedir, hukuk, demokrasi, insan haklari, basin ozgurlugu gibi, yoksa benden olursa iyi olmazsa kotu seklinde degil.
    Bu magduriyetler olurken partinin oyu nasil artti peki, yuzbinlerce kisi magdur olduysa gidip tekrar ayni partiye mi oy verdi, ailesi etrafi vs. iyi oldu diye tekrar ayni partiye mi hizmet ettiler, anlamadigim icin soruyorum, gercekten ilginc bir durum.

  9. yaşım elverdiğince, yaklaşık 15 yıldır sizi günlük takip ederim. Sayın A.Gül ve A.Babacan’ın parti çalışmalarını duyabileceğimiz şekilde dillendirdikleri bu dönemde onlara prim yapacak şekilde KHK mağdurlarına yazılarınızda el uzatmanız bu siyasi harekete fayda sağlayacaktır. Belki bu siyasi saygın kişiler de önceki yol arkadaşlarının mağdur ettiği KHK lıları insanlık adına (çıkar olmadan) dillendirebilirler…. Gerçi öyle düşünceleri olsa bugüne kadar konuşmaları gerekmezmiydi acaba??

  10. KHK ile ilgili öylesine adaletsiz ,hukuksuz ve perişan haller varki insan olanın anlatırken bile utanacağı şeyler.Masum ve suçsuzluğun delili sadece Beraat almış ve takipsizlik almış veya henüz bir kavuşturma geçirmemiş olmak değilki .bugün haksız yere mahkumiyet kararı verilmiş bir sürü khl lı var.Aynı karardan birisi beraat etmiş ama bir başka mahkeme 6 7 yıl hapis vermiş.Böylesine adaletsizliğin olduğu,vicdanların katılaştığı,merhametin yitirildiği bir sistem beraat verse ne yazar vermese ne yazar.bakın fetö borsası bile kurulmuş ve ne paralar dönmekte birileri bu işin ucunun nerelere uzanacağını görünce üzerine ört bas ettiler.Söylenecek çok şeyler varda keşke anlayan dinleyen bir vicdan olsa.

  11. Fehmi Bey KHK ile işinden edilen 14 yıl bu ülkeyi seven milli hassasiyetleri olan öğrenciler yetiştirdim ben.Devletin okulunda resmi yazı ile duyurusu yapılan bir sendikaya (aktif eğitim sen) üye olduğum için alakam olmayan lanet bir gecenin faturası kesildi ben benim gibi yuzbinlerce masuma.kimi okulda çocuğunu okutmuş,kimi bankaya para yatırmış, kimi sendikaya üye olmuş,… bunların hangisi anayasada suç söylesinler Allah aşkına.. Bülent Arınç meselesine gelince;bu adamlar vicdan mı yapmaya başladı 3 yıl geçti.ekrankarda methiye düzenler, devletin imkanlarını seferber edenler bunlar değil miydi.. şimdi uyanmadan dilenciye sadaka verir gibi KHKlılara maaşını verecekmiş..biz onun parasını istemiyoruz .ben inşaatta çalışarak rızkımı kazanıyorum elhamdülillah.. alanımıza Kara çalanlardan burada olmasa ahirette hesabını alacağım

  12. Sayın koru o çöp toplayanla aynı kurumda çalışan insan ne yapmış o dost meclisinde konuşulmuşmu acaba ne düşünmüş o devletli yada siz onuda öğrenmek isteriz diğet örnekler açıklamalıda yoksa ben mi anlayamadım hayırlı cumalar

  13. Fehmi Bey önce size ve zor şartlarda yerine getirmeye çalıştığınız, mücadelenize karşı yapılan zavallı sefilliği kınıyorum, sizi okumaya ve gerektiği şekilde desteklemeye devam edeceğim. Aynı şekilde bir çok zaman vicdanının sesiyle davranan , ömrünün büyük kısmı haksızlıklarla mücadelelerle geçmiş olan adını anmadığınız siyasiyi söylediklerinden dolayı takdir ediyorum.

  14. Bir deli bir kuyuya taş attı… kendilerinin “AKILLI” olduklarini zanneden bin akilli o taşı çikarmak adina delinin attığı taşa haklilik kazandiriyorlar.

    Kimin parasi ile kime hizmet ettiklerini zannediyorlar.
    Bu işler 5/10 kişiye yardim etmekle bitmez.
    Zalimlerin yaninda değil karşisinda ve mazlumlarin yaninda olmakla biter.
    Şimdide elleri ile mağdur ettirdikleri insanlarin sirtindan reklamlarini yapiyorlar.
    Nasil olsa karşilarinda onlara adam gibi soru soracak, televiziyoncu yok. Zaten havuz medyasi ve TV lerinin onlarin reklamlarini yapmaktan başkada dertleri yok.

    Fehmi beyin bu sitesi sayesinde, yurdum insanlari arasinda çok değerli insanlarin yani sira ( eşinden boşanmiş arkadaşlarina yardim eden siradan insanlar gibi)
    İki değil on yüzlü insanlarin azimsannayacak kadar çok olmasinada şahit olduk.

  15. Günaydınlar. Ocak medya ailesine, biz okurlarınıza ve bilhassa size çok geçmiş olsun. Bu olanlar gerçekten çok üzücü.

    Demokrasi bir hazım sistemidir. 50 yıldır fikirlerini serdeden bir gazeteciye akıldışı yöntemlerle saldırmak Ülkemiz adına esef ve kaygı vericidir. Bir an olsun bile umudunuzun kırılıp yazmayı bırakmanızı düşündüğünüzü okuyunca hak vermekle beraber üzüldümde. Okurlarınızı yalnız bırakmayın lütfen. Bizde sizi yalnız bırakmak istemiyoruz. Gerçi fikirlerle mücadele edemeyip onları yoketmeyi düşünenler tarih boyunca olmuş ve olmaya devam edecektir. Fakat hatırlananlar ve tarihe mal olan kişiler karanlıklar odaklar değil aydınlanma için mücadele edenler olacaktır.

    Dün size destek çağrısını anlamlı buluyorum. Alternatif medya kanalları patreon gibi sistemlerle ufakta olsa ayakta durmaya çalışıyorlar. Acaba bu mecra da böyle bir yönteme başvurulsa olmazmı?Kuşkunuz olmasın sizi daima destekleyecegiz.

    Medyanın içinde bulunduğu bu pespaye halden kurtulmak adına haber alma özgürlüğü için katkıda bulunmayı okurlarınızdan da rica ederim. Sizi tekrar aramızda görmekten mutluluk duydum. Herkese selamlar. Sağlıcakla kalın.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız