Dolar düştü, TL değerlendi.. Sebebi ABD ve AB ile iyileşme niyeti olabilir.. İstanbul seçiminin yaklaşması da…

37

İstanbul seçiminin yenilenmesi kararı sonrası 6 TL’nin üzerinde seyretmeye başlayan doların değeri dün yeniden 6 TL’nin altına düştü.

Acaba neden?

Tabii bu soruya cevap verebilmek için önce doların TL karşısındaki değerinin neden bir inip bir çıktığına bakmamız gerekiyor.

Bakmayın siz benim ‘bir inip bir çıktı’ dememe; hepimiz biliyoruz, milli paramızın değeri genellikle aşağıya iniyor. Son bir yıl içerisinde paramız pula döndü. [2018 Mayıs ayında dolar 4.2 TL’den işlem görüyordu, şimdi 6 TL civarında; bir yılda görülen değer kaybı yüzde 50 kadar.]

Ekonomi ile her şey yakından ilişkili. ‘Tek adam yönetimi’ görüntüsü, hak ve özgürlükler ile hukukun üstünlüğü konularında geriye gidişler ve dış politikada savruluşlar ister istemez paramızın değerine de yansıyor. Demokrasi ile piyasalar arasında birebir ilişki var çünkü.

İyi de, hep aşağıya doğru giderken dün neden yön değiştirdi paramızın değeri?

Gerçekçi olacaksak…

‘Üst akıl’ ve ‘ekonomimizi perişan etmek üzere harekete geçen yabancı odaklar’ gibi kolaycı açıklamalara kulak verenler açısından yukarıdaki sorumun bir açıklaması yok. Onların oturup bu yeni durum karşısında daha gerçekçi bir değerlendirme yapmaları beklenir.

Reklam

Kimileri Merkez Bankası’nın (MB) aldığı bazı kararların TL’nin az da olsa değer kazanmasında etkisi bulunduğu görüşünde. Buna inanmayı çok istediğim halde benim en az ihtimal verdiğim görüş bu.

Piyasalar MB’yi ve aldığı kararları takip etmeyi çoktan bıraktı çünkü.

Geriye iki ihtimalden biri kalıyor.

İlki, dış politikada değişiklik olabileceğine dair işaretler. Amerikan vatandaşı da olan NASA çalışanı bir Türk FETÖ davasından tutuklu yargılanırken birdenbire tahliye ediliverdi. ABD’nin İstanbul konsolosluğu görevlisi üç tutuklu için de aynı gelişme bekleniyor.

Daha da önemlisi, “Anlaşma cayılabilecek gibi değil, üretim bitti, eğitimleri devam ediyor, bugün-yarın yerine monte edilmek üzere yola çıkacak” denilen Rusya’ya sipariş verilmiş S-400 füze savunma sisteminin gelişi galiba erteleniyor.

Yapılan açıklamalar iptalin de ihtimal dahiline girdiği yönünde.

ABD ile ilişkilerde yumuşamaya işaret ettiği için piyasalar TL üzerindeki baskıyı rahatlatmış olabilir.

Sonuçta dolara ilgi TL’nin değerini düşürüyor; dış politikada yaşanan sorunlar yüzünden TL’nin nasıl olsa değer kaybedeceği kabulü yüzünden insanlar ellerindeki TL’lerini bozdurup döviz alıyorlar ve piyasa TL aleyhine oluşuyor.

Reklam

Washington’dan birbiri ardına yapılan tehdit edici açıklamalar, Kongre’nin S-400‘de ısrar edilmesi durumunda ülkemize yaptırım uygulanacağı kararı, parası ödenmeye devam edilen ortağı olduğumuz F-35 askeri uçaklarının iki adedi teslime hazır beklerken bu anlaşmanın iptal edileceğine dair Pentagon’un yaptığı duyuru zihinleri bulandırmaktaydı.

Anlaşılan, iki ülke arasındaki perde gerisi müzakereler belli bir noktaya gelmiş bulunuyor.

Moskova’nın Suriye konusunda Türkiye’nin hassasiyetlerine gösterdiği kadar saygılı olmadığının da bunda etkisi olabilir. Astana sürecinde Ankara’nın baskısıyla ‘çatışmasızlık bölgesi’ olarak ilan edilmiş İdlib’e Suriye-Rusya ortak güçleri günlerdir saldırı gerçekleştiriyorlar.

Belki de, Ruslar Türkiye ile ABD arasında buzların çözüleceğini fark ettikleri için böyle bir saldırıya onay vermişlerdir.

Yargı reformu paketi

TL’nin dolar karşısında değer kazanmasına gösterilen bir başka sebep de, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından dün ilan edilen ‘yargı reform paketi’.

Avrupa’dan gelen ve en son Avrupa Birliği’nin (AB) Türkiye ile ilgili ilerleme raporuna da yansıyan yargı uygulamalarına dönük sert eleştirileri ortadan kaldırmayı amaçlayan bir paket bu.

Reform paketini tanıtırken, Cumhurbaşkanı Erdoğan, başta Venedik Komisyonu olmak üzere bir dizi Avrupa kurumuna atıfta bulundu.

Pakette uzun süreli gözaltılar, tutuklu yargılama gibi şikayet konularını ortadan kaldıracak düzenlemeler var. İfade özgürlüğü konusunda ciddi iyileştirmeler öngörülüyor. Wikipedia‘ya bile erişimin uzun zamandır yasaklı olduğu bir ülkeyiz ve pakette internete erişimin hiçbir biçimde engellenmeyeceğine dair vaat de bulunuyor.

Uzmanlara göre, adalet, yargı, hukuk düzeni konularında iyileştirme vaadi ve bunların Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından duyurulması derhal etkisini gösterdi ve TL değer kazandı.

Acaba hangisi? Dış politikada ABD ile aranın yumuşaması izlenimi mi, yoksa yargı reform paketi mi ekonomi açısından olumlu bulundu da TL az da olsa dolar karşısında değer kazandı? Yoksa ikisi birden mi?

Bunlardan birinin ABD’ye diğerinin de AB’ye dönük iyileştirmeler olduğunu herhalde fark etmişsinizdir.

Tabii bu arada kritik İstanbul seçimi için zamanın daralmakta olduğunu da göz ardı etmeyiniz.

Piyasalar gelişmelere kısmi de olsa olumlu tepki verdi; bakalım İstanbul ahalisi bu duruma ne diyecek?

ΩΩΩΩ

[Bu yazının İngilizce tercümesi için link:]

37 YORUMLAR

  1. farz edelim hukumet sonuna kadar rest cekti, onlarda ellerinden geleni ardina koymadilar, n´olcak ölecek miyiz? cok kötu olacak, varsin olsun , adam gibi duralim adam gibi ölelim , dibe vurdugumuz an yukselise gececegimiz an olur. Herkese ambargo koyamazlar bu ip bi yerden kopar,orasi bizim burasi olsun..hersey mal mulk degil , siz böyle dusundugunuz surece sirtimizdan sopa karnimizdan sipa eksik olmaz , 2 kere 2 yani. akilla hukumet yönetilir kabul ama bazen de psikopata baglamasini bileceksin sonucta danild dak buyuk oynuyor tum dunyaya. Ekonomiymis peh peh ben bildim bileli parasizim be,olanda gitse ne olur.

  2. Post-soviet dönemde taşkent – st. petersburg(eski petrograd veya leningrad:) ekspresinde ilginç bir manzarayla karşılaşmıştım: özbekistanın başkentinden kalkıp moskovaya ve st.petersburg istikametine giden bu yolcu treninin tüm kamaraları(kupe) kavun karpuz ve domatesle doluydu; ayrıca daha bazı meyve ve sebzelerle koridorlar bile doldurulmuştu..! Yolcular yani bu ürünlerin sahipleri de kamaralarındaki yataklar yerine iki vagon arasındaki boşluklarda sigara içip esrar çekerek günler süren yolculuklarına devam ediyorlardı. Nihayet bugün dahi moskova ve st.petersburgdaki sebze hali ve semt pazarları özbek ve azeri kabzımalların elindedir; ayrıca tatar ve kafkas kökenliler/çeçen mafyası da sektörde oldukça etkindir. Yakın geçmişte yeniden gümrük birliğine gitmiş olan bu eski yoldaşlar(tovariş!) yukarda özet olarak bahsettiğim lojistik konusunu günümüzde ne şekilde yürütüyorlardır bilemiyorum ama türkiyenin tır filosu dünyanın en iyisidir..:) bağımsızlık sonrası kerimov rejimi tarım politikasını daha ziyade israilli uzmanların gözetiminde oluşturmuştu. Bu geniş tabanlı işbirliğinin meyveleri ne olmuştur, kim ne kazanmıştır bilgim yok ama özbekistan ekonomisinin durumu içler acısıdır. Öyle ki tl değer kaybediyor diye dövünen veya zil takıp oynayan kopiller gidip oralarda bir çuval dolusu som(yerel para birimi) ödeyip bir adet ekmek alsalar da biraz eğlensek..:) nihayet bu kötü ekonomik şartlar nedeniyle özbek halkının önemlice bir kısmı rusyada misafir/kaçak işçi olarak çalışmaktadır ve rusya da zaman zaman bu işçilerin durumundan yararlanarak sınırdışı etme tehdidiyle bölge ülkelerinin iç ve dış politikalarına da tesir etmektedir. Sonuçta rus bakanın kalite anlayışı yukarda anlatmış olduğum meyve/sebze treninden ibarettir; kendisi domatesi nerden alırsa alsın ama nasıl alman şehirlerinin karnını türkler doyuruyorsa bütün rusyanın karnını da biz doyurabiliriz..! Kendi ülkelerinde veya antalyadaki 5yıldızlı otellerimizde..:) itirazı olan..?

    • Özbekistan’dan sebze meyve ithal edip sonra da Rusya’ya ihraç mı yapacağız ? Türkiye’de tarım çok geriledi, biz önce kendi karnımızı doyuralım da … Ayrıca dünyanın kıskandığı! Türkiye ekonomisini Özbekistan ekonomisi ile kıyaslamanız komik olmuş. Reis bu yazdığını görmesin, işinden olabilirsin.

  3. H. Gayret biladerim, senin Rus yoldaşlar Trmup’tan gelen teşekkür sevincine göz diktiler her halde, akortsuz ve sevimsiz sesler çıkarıyorlar. Bak ne demiş Putin’in basın sözcüsü yoldaş Dimitri Peskov:

    “İdlib’de teröristlerin ateşi kesmelerinin sağlanması gerektiğini düşünüyoruz. Anlaşmalar gereğince bunun Türk tarafının sorumluluğunda olduğunu hatırlatmak isteriz.”

    Neler oluyor, Babo? Bu defa da Rus yoldaş Putin mi aldattı yoksa?

  4. Türkiye Ekonomisinin Özeti (1923-2014)

    Türkiye 92 yıllık dönemde ortalama olarak % 4,8 oranında büyümüş. Bu rakamdan 2. Dünya Savaşı yıllarını çıkarırsak -ki çoğu ekonomist bu yılları analizlerinde koşullar gereği ayrı tutar- Türkiye’nin ortalama büyüme oranı % 5,6 olmakta.

    Dönemler itibarı ile büyüme rakamlarımız aşağıda liste olarak verilmiştir.

    CHP-Tek parti (1923-1950) : %8,1
    DP (1950-1960) : %6,4
    MBK (1960-1961) : %3,9
    CHP (1962-1965) : %5,8
    AP (1965-1971) : %5,6
    12 Mart (1971-1974) : %5,4
    AP (1975-1977) : %7,0
    12 Eylül Hük. (1980-1983) : %2,7
    ANAP (1983-1991) : %5,0
    DYP (1992-1996) : %4,6
    ANAP(1997-1999) : %2,4
    DSP(1999-2002) : %1,4
    AKP (2002-2014) : %4,7 (2002-2018 ortalaması %4,5 tahmin ediliyor)

    Kaynak : Kalkınma Bakanlığı, TÜİK verilerine göre uyumlaştırılmış GSYH. (2 yıldan az süren hükümetler listeye alınmamıştır)

    IMF’in 1980 yılından itibaren yayımladığı verilere göre, Dünya ekonomisindeki payımız 1987’de % 1,41 ve 2104’de yine aynı seviyelerde, ( IMF 2019 tahmini % 1,38). Buradan çıkan sonuç şu ki aldığımız pay artmıyor ve bu büyüme oranı ile devam edersek refahımız da artmayacak demektir. (Türkiye’nin nüfusu dünya nüfusundan daha hızlı artıyor. Dolayısıyla hedeflememiz gereken büyüme oranı istikrarlı olarak % 7’ler seviyesinde olmalı veya nüfus artış hızı düşürülmeli).

    AKP dönemini ikiye ayırırsak 2002-2010 dönemindeki kalkınma hızının, 2011-2018 döneminden daha yüksek olduğu da ayrıntılı analizlerde görülmektedir.

    • Meselelere rakamlarla açıklık ve görünürlük kazandırmak kolay iş değildir. Ayrıntılara boğmadan kısa ve anlaşılır ortaya koymuşsunuz anlaşılır bir şekilde. Ben de, uzatmadan şu fikir verici eklemeyi yapayım.

      Türkiye ekonomisi, halihazırda mevcut işsizlerine yeni işsizlerin eklenmesini önlemek için her yıl en az yüzde 4.6 ile 4.8 arasında bir oranda büyümek zorunda. IMF’in henüz açıklanan Türkiye 2019 yılı büyüme tahmini yüzde 3.3. 2020 yılı tahmini ise 2.5. Yani, bırakın işsizlerimize iş imkanı yaratılmasını, bu yıl ve gelecek yıl mevcut işsizlerimze yüzbinlerce yeni işsiz eklenecek.

      “Almış IMF gibi bize düşman bir kurumun verilerini, gelmiş burada felaket tellallığı yapıyor!” diyecek olanlar çıkabilir. Gitsinler Merkez Bankası’nın tahimlerine baksınlar, öngörüler arasında bir fark olup olmadığını görsünler.

      Berat Albayrak ve diğerleri yalan söylüyorlar: Var olan işsizlerimize 1 milyon 140 bin kadar daha yeni işsiz eklenecek bu yılın sonuna doğru. Gelecek yıl büyüme oranımız bu yıldan da az olacak: yüzde 2.5.

      Varın siz düşünün 2020 yılı sonlarında işsizlik meselemizin ne hale geleceğini.

  5. Fehmi bey! Sizin bildiklerinizin, biz! okurlariniz olarak belki binde birini ancak bilebiliriz.

    Oysaki siz ve sizin gibi yazarlarin gayesi bildiklerini ülke ve insanlik menfaatine kalemleri vasitasi (tavsiye yöntemi) ile paylaşarak hizmet ederler…
    Maalesef halk olarak bizler bunu anlamıyoruz ve anlamak içinde çaba harcamak şöyle dursun bütü enerjimizi engellemek için harciyoruz.

    Dolar düştüğümü? Allak aşkina dolarin nesi düştü? Bir gecede on ileri ertesi gün üç geri itmesi yontemini kullanarak milleti uyutuyorlar….
    İsyanbul seçimleri için gene Trumpi devreye sokup hirsiz polis oyunu ile milletin dikkatini havanda su döğmeye yönlendirdirirleken…. lokmayi kaşikla yutmaya devam ediyorlar.

    Bizde tarafsiz basin olsaidi! 2016 dan bu tarafa bizimkilerin ABD ile değilde Trump ve yakın ekibi ile nasil millette birbilerine karşi imiş gibi gösterip, el altından ne dümenler cevirdiklerini yazardilar ve ülkeyi nana mütaç ettirmezdiler.

    Bir insan sadece ve sadece kendi ve aile menfaatlari için calişip millete halkin menfaatlari için calıştiğini yutturabiliyo PES doğrusu….

    Ben 2016 dan bu tarafa 15,miliyon dolarin
    Akibetini merak ediyorum…
    Bakalım LOBI için Gülen cemaatini 2. bir tuzağa düşurebileceklermi.

    Nurdan
    28 Mayıs 2019 at 06:30
    Erdoğan ,Aklinca Bülent Arinçla! Dişardaki itibarini düzeltirecek….
    Gülen Cemaatiden bahs ediyorum!
    Her halde bu sefer avuçlarini yalarlar.

    “(Öğle Gulen cemaatinden 16 / 17 yil Hapis cezasina çarptirdiklari 3/4 kişiyi tahliye ederek başladiklari dümenlerini)”geri kalanlar içinde ilk vuruş düdüğnü “hoca efendiye bir emirleri olup olmadiğini sormaya” gidenlere
    ile başlamişa benziyor.

    Tabii koltuk sallanmaya başllayinca.
    Birden bire bütün düşmanlar dost oldular.
    Daha arkasi Istanbul seçimlerinden öncede sonrada gelecek ve gelmeyede devam edecek.

  6. Duydun mu haberi, H. Gayret biladerim? Reis kapmış yine bir teşekkürü Traump’dan. Rahip Brunson, Serkan Gölge derken üçüncü bir teşekkür de pek yakında içerideki Amerikan konsolosluk görevlisi üç Türkle gelecek inşallah. Hadi gene iyisiniz. Bayramınız bereketli geçecek gibi gibi. Hazır kesenin ağzını açmışken artık bi güzellik de güneyimizdeki küçük ülkeye çekersiniz. Onlar öyle kuru bir teşekkürle yetnmiyolar üstelik, boru gibi dayıyorlar hemen bilmem ne nişanını (neydi o daha önce verdikleri, Üstün Hizmet Nişanı diye hatırlıyorum!) : )

  7. Sayin, FKT bey! Sizin bu fikranizi benim Haziranin 8 inde 3 yaşina girecek olan Turkçe bilmeyen ikiz torunlar Ayla ve Ayline okudum, Torunlar bana şöyle dedi “NENE! bu amca T Cumhurriyeti idarecsi ve vatandaşlarini anlatiyor.”
    Ben onlarla alay eder gibi “yahu çocuklar birkerece siz Türkçe bilmiyorsunuzki bu ne demek oluyor?
    “Nene bunu anlamak için TÜRKÇE bilmemiz gerekmiyorki, çünkü biz annamizin facebooktaki Türklerin anneme yazdiklarini babamizin hergün annemize tercümelerini dinleyerek büyüydük…..”
    Şaka bir tarafa, gercekten aynen öğle.

    Kocasi Lüks hayat yaşamak için fedakarliği herzaman hanimindan bekleyince, becil koca, sonunda siranin kendisine geldiğini anlayinc tedavi için doktora başvuruyor.
    Oysaki akilli bir insan ilk bastan bu tip hastaliklarin çaresi olmadığini bilmesi gerekirdi.
    Kadina gelince kocasina olan aşki onun ne namusundan nede vijdanindan önemli olmamasi gerektiğini duşünüp kocanin amacinin ne olduğu cok acik olmasina rağmen ona olan kayıtsiz şartsiz biyatinin sonucunun ne olacağıni bilmeli idi ….

  8. Söz yargı reformundan açılmışken bir hususu da görüşlerinize sunayım: malum eski türkiyede içişleri bakanı kimi durumlarda belediye başkanlarını görevden alabiliyordu. Başkanlık sistemine geçerken şöyle bir sorunsal da çıktı: içişleri bakanı seçilmiş değil de atanmış biri olarak, seçilmiş bir belediye başkanını görevden alabilir mi diye? Alsa da atanmışın seçilmişi görevinden alması doğru mudur? Örneğin; herhangi bir yargı kararından dolayı veya suçüstü yapılan bi durumdan sonra ankara belediye başkanı açığa alınacak olsa ne olur..? Bana göre bir mahsuru yok; nihayet halkın seçtiği devletbaşkanı atadığı bir bakan eliyle bir belediye reisini görevden de alabilir. Ya da başkan bi tür müsaade veya onay vermek suretiyle zaten içişleri bakanını bu konuda yetkilendirmiş olur. Konuyu başta sayın fkt ve diğer arkadaşkarımızın açık görüşüne sunuyorum…

  9. Piyasalarda negatif yönlü bir gelişme olmuşsa bunun sorumlusu hükümettir; pozitif yönlü bi gelişme olmuşsa bunu sağlayan da küresel egemenlerdir değil mi? 15 yıldır aynı laf salatası..:) söz konusu iyileşmeler başkanlık sisteminin kazandırmış olduğu proaktif yönetim kabiliyetinin ve mali politikalarımızın eseridir. Hem içerde hem dışarda yapılan çalışmalar da bu kapsamda değerlendirilmelidir; yoksa dünyadan soyutlanmış bir türkiye arzu edenler yine avuçlarını yalarlar..:) ab seçimlerinin sonuçlarını ve ayı-boğa ikilisinin kaçamaklarını izlemeye devam…

  10. Piyasalarda ne olup bittiği hiç de öyle göründüğü gibi olmayabilir. Kimsenin S400 den vazgeçtiği yok. ABD nin tavrında da değişiklik yok. Bu mesele çözülebilecek olsaydı bu noktalara kadar gelmezdi. Tıpkı Brunson krizinde olduğu gibi. Temel senaryo Türkiye’nin S400 den vazgeçmemesi ve yaptırımlara maruz kalması. Şuan doların suni olarak düşürülmesi ise bakın S400 den vazgeçerseniz dolar nasıl düşüyor. “Vazgeçmezseniz bakın nasıl yükselecek dolar” tarafı var birde bu işin

  11. Ekonomi fıkrası

    Kadınla kocasının arasında uzun süredir bir faaliyet yokmuş. Koca ne yaparsa yapsın karısının ilgisini çekmeyi başaramıyormuş. En sonunda çareyi karısını bir psikoloğa götürmekte bulmuş. Psikolog genç ve güzel kadına problemini çözmek için :

    ” Anlatın bakalım bir gününüz nasıl geçiyor ” demiş.

    Kadıncağız başlamış anlatmaya …

    ” Sabahları işe geç kalmamak için taksiyle gidiyorum. Fakat yanımda para bulunmadığından şoför ‘Bayan ya parayı ödersiniz ya da ..’ diyor. Mecbur kaldığım için ‘ ya da ‘ yı seçiyorum.

    Durum böyle olunca işe geç kalıyorum tabii. Patronu kapıda kaşlarını çatmış beni beklerken buluyorum. Patron, ‘işe böyle geç gelmeye devam edersen seni işten atarım ya da ..’ diyor. Yine ‘ya da’ yı tercih etmek zorunda kalıyorum.

    Akşam eve yorgun argın geldiğimde ev sahibi kapıya dayanıp kirayı yine bir hafta geciktirdiğimizi belirterek ‘ya kirayı hemen ödersiniz ya da’ diyor. Eee, haliyle ‘ya da’ yı tercih ediyorum.

    Kocam eve geldiğinde de o işi yapacak halim kalmıyor tahmin edersiniz. ”

    Psikolog kadına bakıyor :

    ” Hanımefendi tüm bu anlattıklarınızı kocanıza anlatabilirim ya da …”

    Fıkra güzel de neden adını “Ekonomi fıkrası” koymuşlar anlayamadım ! Birilerine sordum, onlar da yap-işlet-devret, rantiye-şantiye, müsrif-müflis, yolsuzluk-liyakat, hukuk-guguk … gibi bir sürü şifreli şeyler söylediler. Bir de kadının ödeme şekli ‘sürdürülebilir’ değilmiş, o da ne demekse. Neyse pek anlamadım ama fıkra hakkaten güzel doğrusu.

  12. Piyasa
    Kısa zamanda piyasaya etki etme imkanı her zaman vardır. Düşük yeter miktarda dolar alırsınız. Dolar azalır, TL çoğalır. Dolar’ın değeri artar. Siz Dolar’ı ucuz almışsınızdır. Yavaş yavaş satarsınız. Bu sefer tersi olur. Piyasa eski değere ulaşır ama siz kazanmış olursunuz. Aksi de mümkündür. Birden Dolar’ı satarsınız, Dolar’ın fiyatı düşer sonra yavaş yavaş alırsınız yine kar edersiniz. Bunlar piyasa oyunlarıdır.
    Ne var ki bunu uzun zaman sürdüremezsiniz. Ortalama olarak piyasa değeri hep aynı kalır. Bu da enflasyondur. Onun üzerinde oynamak mümkün değildir. Enflasyonun birinci sebebi faizdir. Enflasyon faizden daima biraz fazladır. İkincisi aşırı yatırımdır. Halk üretim yapmaz, yatırım yaparsa bu, enflasyonun kaynağı olur. Hele bu yatırım alt yapı ise, işyerleri değil de lüks mesken yatırımları ise enflasyona sebep olur. Halkın aşırı olarak eğitimle veya kamu görevleri ile meşgul edilmesi de enflasyona sebep olur.
    Çözüm altın bonosudur. Enflasyonu faizle birden yok edemeyiz ama etkisini bir gecede sıfırlarız. Ödemeler Türk Lirası ile, borçlanmalar altın bonosu ile olacaktır. AK Parti söylediklerimizi duymamaya devam etsin. Kendi bilir. Yüz bin Dolar ile rapor hazırlatıyorlar.

  13. AK Parti İzmir İl Başkan Yardımcısı, kutlu davası uğruna yaşamını yitirmiş. Üzüldüm doğrusu. . .

    “FETÖ Borsası’ sanığı eski AKP İzmir İl Başkan Yardımcısı’na silahlı saldırı

    İzmir’de ‘organize suç örgütü’ davasının 69 sanığı arasındaki AK Parti eski İzmir İl Başkan Yardımcısı Ahmet Kurtuluş’un elektronik kelepçeyle ev hapsindeyken silahlı saldırıda öldürülmesine ilişkin yeni detaylar ortaya çıktı. Polis yeleğiyle siteye gelen, güvenliğe Denetimli Serbestlik Bürosu’ndan geldiğini söyleyerek yukarı çıkan şüphelinin, kapıyı açan Kurtuluş’tan kimliğini istediği, kimliğini almaya giden Kurtuluş’un peşinden yatak odasına gidip 5 yaşındaki oğlunun gözü önünde ateş ederek öldürdüğü ortaya çıktı.”

    • Nekrofil deyice de suç oluyor..! Hayır bu olay için söylemiyorum bunu; başka insanların perişanlığı seni mutlu etmiyorsa, getirip bir fare ölüsü gibi orta yere bırakma böyle..! En fazla su testisi su yolunda…

  14. Bence, Dışişleri Bakanlığı bürokrasisi aşağıdaki haberi önde gelen yabancı dillere çevirir, bunları Amerikan Kongresi ile Avrupa ulusal parlamentolarına gönderirse, Türk lirası yüzde 2 ya da 3 artı değer kazanır dolar ve euro paritelerinde.

    “Kırıkkale Üniversitesi Rektör Yardımcısı olan ve “Yöneticilerin Hesap Günü Var Mı?” adlı kitabı kaleme alan Nihat İnanç’ın kızı Ayşenur İnanç, ülke genelinde aynı ay içerisinde 3 değişik üniversitede girdiği tüm sınavlarda elendi.

    İnanç önce, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’ndeki sınavda 46’ıncı oldu. İsminin karşısına “Sınava girmeye hak kazanamadı” yazılan ve burada umduğunu bulamayan İnanç, bu kez şansını Abant İzzet Baysal Üniversitesi’nde denedi.

    Ancak burada da 46’ıncı oldu ve sınavı yine kaybetti. Ayşenur İnanç, Afyon Kocatepe Üniversitesi’nde de sınava girdi. Ancak burada da 29’uncu sıraya girebildi ve kazanamadı. Son şansını, yine ay içerisinde babasının yönetici olduğu Kırıkkale Üniversitesi’nde denedi. Ayşenur İnanç, girdiği “Araştırma Görevlisi” sınavında, 34 adayı eleyerek ikinci oldu.

    Asıl şaşırtan gelişmeler ise bundan sonra yaşanmaya başladı. İkinci sırada sınavı kazanan İnanç, kendisinden 15 puan yüksek alan ve birinci sıradaki aday Mehmet Can Sürmeli’yi de eleyerek “asil” sıradan sınavı kazanan tek kişi oldu ve babasının üniversitesinde işe başladı. Sınavı birincilikle kazanan talihsiz aday Sürmeli ise “yedeğe” kalarak işsiz kalmaya devam etti. “

    • Direkt bölge imamı üzerinden sevk alıp gitseymiş elemana bi kadro bulunurdu bernar hoca; demek network iptal..! Merkezi sınav olsaydı zaten sorucevap anahtarını alır girerdi; keşke genç beyin göçüne veya yeşilkarta başvursaymış arkadaş..:)

  15. Hangisi demeğe gerek var mı ? Hepsi de etkilemektedir.
    İlaveten, tatil, Bayram ve yaz geliyor. Gurbetçi ve turist geliyor. Bunlar da dolar için piyasa
    izleyicisine göz açtıran unsurlar.

    Evet, çare, israftan, israflı ve “ben dilediğim gibi yaşarım” mantığından vazgeçmek. Adil dağılım ve istihdam sağlıyan küçük sanayii, zanaatkarı yaygınlaştırmak. Faiz ve kazık esası yerine – karınca kararınca – dürüst yöneticiler elinde ORTAKLIK esasını hakim kılabilmek. Millet kesesinden yaşıyan kırdan gelmiş, işsiz görüntü veren, fakat, bedavadan Devletin finanse ettiği kişileri – bedava para yerine – tarım destekleri ile yeniden tarıma kazandırmak, döndürmek Kredi kartı borçlularının da Millet kesesinden asalak gibi, haline göre, lüks yaşamaktan vazgeçirmek (tabii bankaları ikna edebilir, vazgeçirirsen), kadınları lüks harcamalardan alıkoymak. Dost beni pazarda görsün, diye, OKUMUŞ İŞSİZ Girdabını sonlandırmak.
    İkinci Üniversite okuyanlar, benim kesemden OKOMAMALI, Özele gitmeli. Sermaye artışı yapanlar – Şirketi Dağıtılmış kar göstermediği halde SERMAYE artıramaMAlı. Y60 milyon 100 milyon eden YALIlar kağıt üstünde ucuza kapatılmamalı. Resmi Döviz zayiine de yol açıyor.
    Adalet REFORMU da nereden çıktı ? Avrupa’nın emri. Geciken bir itaat. Göz boyamak. Başkan herkese danıştık diyor. Hangi mazluma, masuma, madura, mahkum ailesine, eşekten düşene, hangimize danışmış ? Adalet hiç hak dağıtmış mı ? Avukatalar hiç yeşil pasaportu hak etmiş mi ? Hangi adaletten, hangi KUL HAKKINDAN bahsediyor ? Hangi hakimi değil, memuru kul hakkını biliyor ? D.İ.B mensublarından bazısı, o da kitabi olarak biliyor belki ?
    Allah, GAYRETULLAH’a dokunanın (hele müslümanım diyenin) HESABINI bu dünyada da DÜRÜYOR. İşte, 12 Eylülcüler, işte 28 Şubatçılar ; işte, Saddam, işte, Çavuşesku. Niceleri ……

    Allah bize, Hesap Gününe inanmayı nasip etsin.

  16. S400 konusunu bana göre biraz farklı değerlendirmek gerekir. Türkiye’nin alacağı S400 ler ABD ve AB için bir tehdit teşkil etmez. Bu ülkelere daha yakın konumda yüzlerce S400 Zaten var Rusya’nın elinde. Türkiye’nin alacağı S400 ler, İsrail’in elindeki nükleer füzeleri etkisiz hale getireceği için bu kadar önemlidir. Size şaşırtıcı mı geldi bu varsayım? Konuyu iyice düşünün lütfen. Bize veya komşu ülkelere İsrail’in fırlatacağı füzelerin S400 lerden kurtulma Şansı hiç yok. Yoksa olayın ABD ile bir alakası yok.
    Saygılarımla.

    • Merhaba Hüseyin Bey,

      Konuya pek hakim değil görünüyorsunuz. S400 hava savunma sistemi ile “İsrail’in elindeki NÜKLEER füzeler” arasındaki ilintiyi ben sizden duyuyorum ilk olarak. NÜKLEER füze ile BALİSTİK füzeler arasındaki farka, bunların menzil değerlerine ilişkin çok genel de olsa bir bilgiye sahip misiniz? Balistik füzelerin hangilerine nasıl ve hangi koşullarda nükleer başlık takılmasının mümkün olabildiği konusunda, çok çok genel de olsa, bir fikriniz var mı?

      ABD’nin S400’lerin alımına yönelik itirazının nedeni ile, bu hava savunma sisteminin NEREDE konuşlandırılacağı arasında uzaktan yakından bir ilinti olmadığını da belirtmek durumundayım. Türk Dışişleri’nin kimi Kuzey Avrupa ve Baltık ülkelerini örnek gösterekek oralarda da bu rakip savunma ve saldırı sistemlerinin birbirlerine yakın coğrafyalarda bulunduğunu bir savunma argümanı olarak ileri sürmeleri abesle iştigal etmekten ibaret. Amerikalılar, teknolojik bilgi transferi gerekçesiyle karşı çıkıyorlar, sistemin nerede kurulu olacağına ilişkin değil itiraz ve çekinceleri. Benim umurumda değil bu iki uluslararası aktörden hangisinin ürettiği sistemlerin alınacağı. Ama, en azından doğru bilgiler temelinde fikir beyan edelim, derim. . .

    • Sayın kayahan, dikkatiniz için teşekürler; golan tepelerine doğru biraz daha inersek güneydeki sevdiğimiz ülkeyle nerdeyse komşu olduk sayılır zaten..! mutlu kandiller..:)

      • Haberleri geriden takip ettiğini görüyorum H. Gayret biladerim. Geçen Salı sabahı öğle saatlerine doğru Suriye’nin tümünü aldıktan sonra, Perşembe sabahı da “Hadi buraya kadar gelmilken Lübnan’ı da alıverelim bari, geldiğimize değsin” demiş, Ürdün’ü de buna katarak Golan Tepeleri’ne dayanmıştık. A-Haber az önce söyledi. Bir Millet Bahçesi de oraya oturtmuş Erdoğan. Millet yuvarlanıp bomba niyetine İsrail kentlerinin üstüne yağıyormuş. Tel Aviv boşaltılmış, şehir halı akın akın Suudi Arabistan’a akıyormuş mülteci olaraktan. Ama, Suud ülkesi geçici durakmış. İsraillilerin ellerinde koca koca Reis posterleriyle yola koyulup bize doğru akacakları bekleniyormuş. Ben A-Haber’in yalancısıyım. İstersen Anadolu Ajansı’ndan da bir teyid ettiriver bu haberleri.

    • Türkiye İsrail’e savaş açacak, onun için S-400’ler lazım mı demek istiyorsunuz ? Yoksa aramızda bazı anlaşmazlıklar var diye İsrail NATO üyesi olan Türkiye’ye füze fırlatacak değil herhalde ! Ayrıca dinci politikalar nedeniyle İsrail ile kötü olmak yerine bir orta nokta bulmaya çalışmak milli menfaatlerimize daha uygun değil mi ?

      • Mim hocam, İYİ parti ve MHP’de konuşulduğunu öğrendiğim, devlet kadrolarının deneyimli ve tecrübeli memurları tasfiye edildi, TSK’da general ve amirallerin %48 i tasfiye edildi, gene TSK dan çeşitli rütbelerden binlerce subay tasfiye edildi ordu zayıflatıldı, yargıda deneyimli hukukçulardan 4000i tasfiye edildi. Rusyadan 15 temmuz’un hemen sonrasında gelen”Karadeniz Rusyanin iç denizi haline geldi” açıklaması, ekonomik daralma, üstüne de en son asker sayısını azaltan askeri düzenleme. Kısaca Yeniçağ gazetesinin asker kökenli yazarı Yavuz Selim Demirağ’ın dünkü yazısında anlattığı konuların sordurduğu “yoksa Türkiye’yi işgalemi hazırlıyorlar?” sorusuna cevap arandığı tartışmalardan ya hiç haberi yok, ya da bu iki milliyetçi partimizde konuşulan bu konuları bizden saklamaya çalışıyor. Millet ne tartişiyor, gayretli ne anlatıyor. Golan tepelerine inecekmiş….. yurdumun psikolojik vakası.

        • Hemen enseyi karartmayalım bernar hoca; hem haçlı oramıza buramıza da dokunmazmış nasıl olsa..:) gelsinler birlikte yönetelim istanbulu filan; lafı mı olur..?

        • Benim kanaatim de bu yönde. Sanki ‘gizli bir el’ Türkiye’yi zayıflatıp aynı zamanda bir bataklığa sürüklemek istiyor. Bunun için de ‘Siyasal İslam+İttihat Terakki’ ittifakı (Cumhur İttifakı) gizlice destekleniyor. Umarım yanılıyorumdur, fakat izler bunu işaret ediyor.

  17. Doların düşmesi şüphesiz çok sevindiricidir.Yukarıda dile getirdiğiniz ihtimallerin etkisi şüphesiz olmuştur.Ben bin civarında iş yerini barındıran bir sitede iş yeri hekimi olarak çalışıyorum.Dolar, iş yerlerini çok yordu. Doların birazda olsa, aşağıya yönelmesi çok sevindiricidir.
    İkinci ve önemli etkenlerden biriside uzun bir bayram tatili nedeniyle vatandaşın dolar bozdurması ve yüklü ödeme yapacak Devletin de dolar bozdurmak zorunda kalmış olabilir.
    Devlet büyüklerinin ağzından çıkacak her sözcük doları oynatabilir.Geriye doğru baktığımızda bunun pek çok örneğini görebiliyoruz.Ünlü Rus yazar ”Ağzımdan çıkacak kelimelerle savaşıyorum” der.Hele Devletin başındaki en yetkililer, bunu en iyi düşünmek zorundalar.Her sözcük devletleri ihyada eder zorda da bırakır.Nice güzel kandiller ve bayramlar dua ediyorum.

  18. Herkese hayırlı kandiller diliyorum. Kadir gecesi hürmetine Yüce Allah bu ülkeye bolluk bereket ve saadet getirmesi dileğiyle….
    En azından bu bugün siyasetten uzak bir yorum yapma isteği….
    Selam ve dua ile ….

  19. Ekonomiden az çok anlayan biri olarak benim kanaatim dolardaki bu düşüşün suni olduğudur. Nedeni belli: Ekonomimiz esasında bitkisel hayattaki hasta gibi. Biz bu hastayı nasıl iyi edebilirizden çok, onu makyajlayıp makyajlayıp iyi göstermeye uğraşıyoruz. Bu numara ne kadar daha tutar? Herhalde seçime kadar. İstanbul seçimi sonrası foyamız ortaya çıkacak, zamlar sağanak sağanak yağmaya başlayacaktır. Mesele zamdan ibaret değil elbette. Bizim durum ayda 3 bin kazanan birinin 5-6 bin harcaması gibi. Sürekli açık veren bir yapımız var ve çevirmekte zorlanıyoruz. Böyle müsrif biri, önce borç alır, sonra vadesi gelen borcu başka bir yerden aldığı borçla kapatmaya çalışır vs. Bu döngü uzun müddet sürmez, süremez. Yapılması gereken, günlük politikaları, popülizm hastalığını bırakıp gerçekçi ve akılcı politikaları devreye sokmaktır. Devlet savurganlık belasından kurtarılmalı, üretim odaklı bir ekonomi için gayret edilmelidir.Gelsin sıcak para, gönlüme göre harcayayım devri iflas etmiştir.Unutmayalım Yunanistan örneğindeki gibi bizim arkamızda AB, özelinde zengin bir Almanya yoktur. Ne ekersek onu biçeceğiz.

    • Kamuda sektöründe ödenemez durumda olan bir borçlanma mı var sayın hattat? Kimi kesimlerin lüks tüketimden kısmak zorunda kalması bir ekonomik kriz midir? Yunanistanla türkiyeyi kıyaslamak pek olmamış; tüm yunan adaları ve marinaları türkiye bayraklı yatlarla dolu..! Devlet kendi memuruna, sosyal yardımlarıyla fakir fukaraya bakıyor mu bakmıyor mu?

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız