İdam etmek.. Asmak.. İntihara sürüklemek.. Bunlar ağızlara biber sürmeyi gerektiren sözler…

26
Adnan Menderes.. İdam fotoğrafını kullanmayı içim kaldıramadı..

Küçüklüğümden hafızama girmiş ve bugüne kadar hiç silinmemiş korkunç resimlerden biri ne zaman konu ülke gündemine gelse hemen bilinç üstüne çıkar: İzmir/Sarıkışla önünde idam görüntüsü…
Sarıkışla, Konak Meydanı’nda, Devlet Hastanesi’ne yakın, şimdilerde otobüs ve minibüs duraklarının olduğu yerdeydi ve sanıyorum uzun yıllar idam cezasının infazı o meydanda yapılmaktaydı.
Hangi akla hizmetle küçük bir çocuk idam cezasının infazını görsün istenir, bugünkü aklımla bunu anlayamam.
Belki de Adnan Menderes ve arkadaşlarına İmralı’da reva görülen muamelenin korkunçluğunu daha iyi anlayayım diyedir.
Yıllar sonra, yolum Suudi Arabistan’a düştüğünde, bir Cuma namazı sonrası cami önünde birkaç kişinin başlarının kılıçla kesilmesi ‘töreni’ne de tanık olmuştum.
Dehşetten faltaşı gibi açılan gözlerimle…
’İdam cezası’ tartışmaları başladığında ‘kaldırılsın’ tezinin hararetli savunucularından biri olmamın sebebi, vaktiyle tanıklık ettiğim bu iki infaz tablosudur.
‘Asmak’, ‘idam etmek’ gibi sözcükler ağızlarından kolayca çıkan insanları bu yüzden hep kınamışımdır.
Türkiye’de ‘idam’ ve ‘asmak’ sözcüklerinin ağza alınmalarını daha da kötü yapan konunun bir başka yönü daha vardır: Siyasi hesaplaşmalar, tarihimizde, çoğu kez ‘Siyaset Meydanı’ da denilen idamların yapıldığı mekanlara kadar taşar bizde…
Düşünün, insanların idam edilerek öldürüldükleri yere ‘Siyaset Meydanı’ adını vermiş bir geleneğimiz var.
Siyasileri yalnızca tasfiye etmekle yetinmeyiz, idam ederek vücutlarını yeryüzünden de kaldırmayı yeğleriz.

Tarihi arka-plan

Osmanlı’dan Cumhuriyet’e de miras kalmış kötü bir gelenek bu. En son örneği, bir askeri darbe sonrasında Yassıada’da kurulu uyduruk mahkemede mahkum ve İmralı adasında da idam edilen bir başbakan ile iki bakanın hazin akıbetleriydi bu geleneğin…
Sonraki askeri darbeler (12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 darbeleri) ardından da gencecik insanlar için idam sehpaları kuruldu.
Kimi insanımız Adnan Menderes ve arkadaşları, kimi insanımız da Deniz Gezmiş ve arkadaşları için hala ağlar.
Aslında ülkemiz için ağlamalıyız…
Hitler ve Mussolini, ikisi birden, 50 milyona yakın insanın hayatına mal olan dünyanın en kanlı savaşının sorumlusuydular. Hitler yakınlarıyla birlikte son günlerini geçirdiği sığınakta, ordusunun savaşta yenildiği haberini alınca intihar yolunu seçti ve cesedinin yakılmasını vasiyet etti. Öyle de yapıldı. Mussolini’nin hayatı ise, faşizm karşıtı kitlelerin eline geçtiğinde, bir ağacın üzerine tersten asılarak sona erdi.
Yargılanma fırsatı kaçtığı için üzülünmesi gereken sonlar bunlar…
Devletlerine hükmederken yaptıklarının korkunç sonuçlarıyla yüzleşmelerini sağlayacak biçimde adil bir yargı sürecinden geçebilseydiler, verdikleri yanlış örneklerin tekerrürü tamamiyle gündemden çıkabilirdi.

Son olay

Bir televizyon programında ‘idam edilmek’, ‘bacağından asılmak’, ‘intihar etmek zorunda kalmak’ gibi deyimler kullanılmış. O sözleri sarf eden bir sanatçı. Söylediklerinin amacından saptırılarak kullanıldığını belirten bir açıklama yaptırdığına göre, sarf ettiği sözlerin kendisine yakışmadığını anlamış olmalı.
’’O sözlerin muhatabı Sayın Cumhurbaşkanı değildir’’ açıklamasını onun adına avukatları yapmış oldu.
İster kasıtla söylensin, ister kastı aşmış veya amacından saptırılmış olsun, idam etmek ve asmak gibi fiillerin siyaset konuşulan bir programda sarf edilmesi kadar yanlış bir şey olamaz.
Türkiye’de o fiiller kullanıldığında akla hoş olmayan bir gelenek yüzünden kaybedilen değerler gelir. İnsanlar üzülür. Dahası, o sözleri dinleyen veya sarf edildiğinden haberdar olan insanlar, ister istemez, ‘‘Günümüzle ilgili bir şeyler mi ifade edilmek isteniyor?’’ düşüncesine de kapılırlar.
Şimdi olan da bu.

Ne yapılmalı?

Küçük yaşta tanıklık ettiği ‘idam’ görüntüsünü hafızasından silememiş biri olarak, hoş olmayan görüntüleri zihinlere taşıyan o sözlerin daha fazla gündemi işgal etmemesi yolunun tutulmasını arzu ederim.
O sözcüklerin konuşulup durması yanlıştır.
Ağzından o sözcükler çıkan kişi, sözlerinin yanlış bir yöne çekildiğini, muradının haberlere yansıyan görüş olmadığını söylediğine göre, konunun daha fazla uzatılmamasında yarar görürüm.
İnsanlarımızın birbirinden nefret ettiklerini, hiçbir insan için düşünülmemesi gereken kötü akıbetlerin sevmedikleri kişinin başına gelmesini nefretleri yüzünden arzu ettiklerini düşünmek bile istemem.
En doğrusu, tartışmayı fazla uzatmamaktır.
ΩΩΩΩ

26 YORUMLAR

  1. REISCILER ve reis neden bu kadar paniklediklerine! Bir cok Akli başindaki yazarler ve okumasini ve ne denmek istenildiğini anlayanlar gibi! Şahsen bende bir mana vermiyorum…..
    Metin Akpınar ne demişti? Okuyalim
    “Demokrasiye ulaşamazsak belki lideri ayağından asarlar, belki mahzenlerde zehirlenerek ölür, belki de başka liderlerin yaşadığı kötü sonları yaşayabilirler. Bu kutuplaşma ve karmaşadan kurtulmamızın tek çaresi demokrasidir. O noktaya ulaşabilirsek kavga gürültü olmadan bu işin içinden çıkarız”
    Erdoğanın cevabı! Okuyalim
    “İşte şimdi de yayın organları vasıtasıyla beni ipe götüreceklermiş. Bunu sanatçı görünümü altındaki müsveddeler yapıyorlar. Yahu senin her yerin sanatçı olsa ne yazar. Biz bu yola farklı çıktık. Senin haddine mi? Biz şehadete inanmış insanlarız. Biz bunların bedelini rahatlıkla ödemeye hazır insanlarız. Bunlar sanatçı müsveddesi, yargıya hesabını versinler. Bunun bedelini ödeyecekler. Bu ülkenin cumhurbaşkanını ipte sallandıracaksın. Şimdi git yargıda bedelini öde.”
    M A Demokirasi olmassa neler olacağindan ve diktatörlerin sonunu nasil olduğunu dünyada yaşaymış bilinin sonlari vurgu yaparak isim vermeden kendi görüşüncesıni söylemiş. Zaten geçmişde olanlara bizler ve tarihde şahit olmuştur.
    Şimdi Erdoğancilara iki sorum olacak.
    1- sizi neden M.N nin söyledikleri bu kadar panikletti?
    2- yoksa havuz da dahil sizin paniklemenizın sebebi Erdoğani gerçekten DIKTAÖR olarak kabul etmenizmi?
    Ne bu köpurmeniz böyle.
    Normal bir ülkede bu tip konuşmalari kimse ciddiye almaz.
    Gönül isderdiki T C başkani tehdit ve yargiya emir vermek yerine iki kelime ile M Akpinarı söylediklerine pişman ettire bilse idi.
    Mesala şöyle diye bilirdi! “Metin bey o lafi diktatörler için söylemiş benimle ne alakasi var…..Ben halkın oyu ile geldim..
    Eğer onun söyledikleri art niyettele söylemiş ise o görev yargiya ait bana değil.”
    Normal bir insan bu kadar panikleyenlarden şüphelenir.
    Tabii bizde normallar da fikrini anlata bilmek için kir dereden su getirmek zorunda kaliyorlar.

    • Ablacım yorumuna kapsamlı bir cevap yazacaktım ama baktım ki yorumunu sen bile okuyunca anlayamazsın. Yine de şunu söylemeden geçemeyeceğim zerrece entelektüel ahlaka ve muhakeme kabiliyetine sahip herkes bilir ki Sn. Akpınar’ın söylediği şeylerin savunulacak hiç bir tarafı yoktur ve dünyanın her yerinde de suçtur. Heee derseniz ciddiyi alınacak tarafı yok ona şöyle katılırım üşenmedim programın tamamını seyrettim ve gördüm ki Sn. Akpınarın Siyaset, Demokrasi ve Osmanlı ile ilgili yaptığı yorumlar pek az bilgi çokça altı doldurulmamış kanaat’den ibaret safsatalar.

  2. Gayet güzel, olgun,ağırbaşlı,makul ve mantıklı bir yazı olmuş ‘ Ancak ne var ki okuyucular birbirine girmiş ve maalesef ortak bir paydada buluşulamıyor!

  3. Seferle emrolunan aktroller siz nereye girdiyse iz oradan TC ye akın akın insan geliyor amacınız bu ülkeyi tükten arındırıp sizin gibi güce tapan insan topluluğu haline getirmek bir Suriye politikasında yaptığıniz yanlış karrar bize resmi 5 bana göre 10 milyon mülteciye mal oldu bunun sancıları şimdi değil ileriki yıllarda görülecek tabi bu sosyo ekonomik sorunları anlayacak bide zeka lazım
    80 bin kırmızı çizgi idi öyle söyleniyordu devletin yetkilisi

  4. hiç bir canlının öldürülmesini doğru bulmam. mecbur kalmadıkça.
    lakin iş insan idam etmeye gelince her ne kadar hayır demek istesem de tereddüt ediyorum, emin olamıyorum. bir insanı cezalandırmak için değil, nefret ifadesi olarak gördüğüm için değil, ama bazen bir insanın ölümü yaşamasından hayırlıdır diye inandığım için.
    pedofili hastaları gibi mesela…travması nesiller boyu sürecek bir kötülük yapıyorlar ve hapse girseler bile ilk işleri aynı kötülüğe geri dönmek oluyor. öyleyse neden başka kurbanlar olsun??? neden küçük masum insanları korumayalım.?
    onun dışında idam, hele siyasileri idam etmek hele seçilmiş toplumun çoğunluğunun oyunu almış siyasileri idam etmek zavallı ve hasta bir zihniyetin tezahürüdür. metin akpınar da böyle bir zihniyetin mağdurudur. ülkemizde bu zihniyetin pek çok aydın, gazeteci, sanatçı, siyasetçi, muhalefet ehli mağduru vardır, kendi milletine, değerlerine, tarihine, kültürüne, örf ve adetine, ordusuna yabancılaşmayı kabullenmiş, doğru ile yanlışı ayıramayan temyiz yeteneğinden yoksun, bu zihniyetin ağına takılmış pek çok mağdurumuz vardır.
    el babta ne işimiz var
    devlet silah bıraksın
    ezan Türkçe okunsun
    başörtüsü evde takılsın
    sandıkta yenemezsek asarız
    mahzenlerde zehirleriz.
    sorsan mizah yapıyorlardı…
    bazı gazeteciler de türkü söylüyordu
    yine yeşillendi fındık dalları
    bak, yine yeşillendi fındık dalları.
    sorsan neşeleniyordu…

  5. Eski türkiyenin kılıç artığı besleme basını ve sanatçı müsvettesi kağşamış yüzleri gene nerde ne halt yemiştir kim bilir? Sırtını yalnızca milli iradeye yaslamış bir lidere karşı bu türden çağrışımlar sökmez artık! Beklenen salih zatı bekleyen zombilere ikaz: bu kez sokaklara elde bayrakla değil başkaca çıkılacaktır, haberiniz olsun… Bizler, zaferle değil seferle emrolunduk! Durmak yok yola devam!

    • H.Gayret. Yunanistandan mı yazıyorsun? Adın Venizelos mu? Onlar başkaca şeyleriyle gelmişti. Sonra Türk Milleti onlara gösterdi. Pravakasyon yapma. Burası Türkiye. Yunanistan değil. Neyinle gelirsen gel.

  6. Söylediği sözün bir ağırlığı olan, geçmişte kurduğu ikili ve çoklu ilişkiler sayesinde bugün de ağzından çıkanlara güvenilen sayın eski Cumhurbaşkanımızın bu konuyla ilgili değerli fikirlerini duymak için can atıyoruz.

  7. Bu idamı seyretmeler farzı ayınmıdır farzı kifayemidir. İnsanlar neden bir idamı seyreder. Zabıta zorla götürmüyor. Bir insan bu işlerle özel ilgilenmiyorsa bu canlı sahneleri seyretmez.
    Bir savaş olur. Karşılıklı bir hınçla düşmana saldırırsın. Ama ölümünü izlediğin kişi ile hiç bir bağlantın yok. Neyi merak edersin.
    En azından şunu düşünür ve o sahneyi görmemek için gitmem. ‘Bu kişi gerçekten suçlu mu. Hakim gerçekten adil mi vermiş bu kararı. Ya hatalıysa.’ Bu vahşet sayılır. Vahşeti canlı seyretmem. O günüm hatta ömür boyu bende bir yara bırakır. Filimdir seyrederim.
    Kurbanda kurbanın boğazlanmasını seyredemeyen çocuklar çoğunluktadır. Büyükkerde de vardır. Uygulamayı seyredenlerin pratikleri gelişir.

    • Tatar Beyi, siz doğma büyüme olgun ve yanlış yapmayan ve yanlış şeyleri merak etmeyen olağanüstü bir insansınız demek ki… Sizin bu yüce ruhunuzu kutlarım doğrusu..

      • Kaba saba arkadaş, alınmaya gerek yok! Avrupa tarihine şöyle bi baksanız, çoluk çocuk yetişkin farketmez her devirde idam sehpaları ve giyotin seyretmekle geçmiştir ömürleri:) abd mahkemelerindeki jüri uygulaması bile o eski günlerden kalma nostaljik bir adettir! Yani tatar ağasına kızmayın… “Karanlık sofralarda kör yılanlar yedim / tavşan eti nedir ki?”

  8. CHP ‘nin değirmenin su taşıma gayretinde olan Metin Akpınar , Müjdat gezen gibi sanatçılar her nedense hep aynı hatayı yapıp , söylemleriyle hep AKP’ye hizmet ediyorlar. Bu artık o kadar çok yapıldı ki hayret verici bir durum. Yaptıkları her program AKP ‘ ye yarıyor. Ödedikleri tazminatlar da cabası . Yaptıkları programlarda 27 Mayısı hasretle ve özlemle yadetmeleri ise tam bir aptallık. Haksız yere idam edilen başbakana saygısızlık , halkımıza saygısızlık , idam etmeyi ima ettikleri Sn.Cumhurbaşkanına saygısızlık . Sanırım CHP ve CHP lilerde bir DEĞERLER kirliliği veya toplumun değerleriyle örtüşmeyip onlara düşman olma özelliği yanında , kendi yanlış saplantılarını da doğru sanma hastalığı mevcut. Bu öyle bir hastalık ki , bünyesinin her tarafına kanser metastaz yapmış olan AKP nin hastalığının panzehiri , hatta tedavi çaresi . AKP yıllardır solcu tayfanın bu aptallığı ile idare edip duruyor. Ta ki ne zaman kadar , ömrümüz varsa yaşayıp göreceğiz inşallah. AKP yi ayakta tutan en büyük güç millet iradesinden çok CHP li solcu tayfanın aptallığıdır. Bu çok bariz. CHP , AKP nin yakıtıdır. CHP biterse , AKP de yakıtsızlıktan hareket etmez hale gelecektir.

  9. Sayın koru idam fotoğrafını kullansaydınız biz yüzdeki derin hüznü ve hayal kırıklığını,parmaklardaki tevekkülü göremeyecektik. Ve bu acıyı paylasamayacaktik kin kazanı kaynamadan

  10. Güzel paslaşmalar…Seçim arefesinde, hep ”Erdoğan’a yarıyor demeyeyim” ama bununla beraber cari siyasi sistemi işler durumda kılmak adına yerinde paslaşmalar…
    Seçim dönemlerinde artık kanıksadık bu tür gelişmeleri.
    Öztürk Yılmaz’ın ezan çıkışı, Mazhar Alanson’un ”Kabe’de yandım”ı.. M. Akpınar’ın mezkur ifadeleri…arada kaynayıp ve unuttuğumuz daha niceleri.
    Bir de astım kestim teraneleri içerisinde, siyasi geçmişin karanlık dehlizlerini yeniden açıp siyasi rant devşirmenin peşinde olmak..hepsi de bana göre, siyaseti dizayn etmek ve kamu oylarını maniple etmek adına yapılan siyaset mühendisliğidir.
    Bu olanlar, Erdoğan’ın şahsında mündemiç muhafazakar kesimde safları sıkılaştırma harekatıdır. Aktörleri ise olanlara, alet olmanın farkında olabilirler de olmayabilirler de…
    Şimdi düşünüyorum da; Bahçeli, Cumhur İttifakına geçit vermeseydi siyasi tablo nasıl oluşurdu? Hoş, bu iş onun da karı değildi ama ‘ad’ onun oldu işte.
    Bir de ne, biliyor musunuz? Bahçeli kadar şu bildik ”sol” kesim de mevcut siyasi tablonun müsebbibi değiller mi? Bahçeli’nin açıktan açığa verdiği destek yanında CHP’ve liderinin de zımni desteğini hissediyorum ben.
    2002 sonrası sür giden Erdoğan iktidarı gelecek yıllar için de devam edeceğe benziyor ki, bu bir devlet politikası olsa gerek ve siyasetin diğer kurumları da buna teşne oluyor.
    İşte bu, Sn. Koru’nun ”Dünya otoriter sistemlere evriliyor” tezinin yerel bir ispatı gibi.
    Ağızlara biber sürülse de bu böyle sürülmese de…

  11. Bu günün baskın basını “geçmişte basın başbakan/bakan bilmem neleri belirlerdi” der. Bugün kendileri kimin mahpus edileceğini daha bilmem neleri baskın olarak belirliyorlar. Bugün ne farkları var geçmişteki eleştirilenlerden?

  12. İdam Cezası
    Bu kainatı Allah yarattı. İnsanları da Allah yarattı. Kimse Allah’tan akıllı değildir. Hislerle değil akılla ve ilimle şeriat oluşur.
    Kur’an’da yalnız öldüren öldürülür. Başka ölüm cezası yoktur. Savaşta da esirler öldürülmez sadece savaşırken karşılıklı çarpışmada öldürme vardır. Kısasta da şartlar vardır.
    a) Kişi kasten öldürmüş olmalıdır.
    b) Öldürmeyi amaçlamış olmalıdır. Dayak atsa ve ölse kısas yapılmaz.
    c) Ölenin mukavemet etmesi yani onun da onu öldürmeye çalışması gerekir.
    d) İlçesinin dışına kaçıp oradan diyeti ödemelidir.
    Kur’an’a göre bunlar dört adil soruşturmacı tarafından sabit olmalıdır.
    Bizim sorunumuz idam cezasının olması değil, idam cezasının kanunlarda uygun olmayan fiillere verilmesi, yargılamanın adil yapılmamasıdır. Kaşıkçı’yı doğrayıp çuvala koyan kişiyi idam etmezseniz, yarın çok Kaşıkçı çuvalının haberini okursunuz.

  13. Sayın Metin Akpınar’in açıklamaları elbette tasvip etmiyoruz. Aslında Metin Akpınar güçlü Demokrasiyi vurgulamak istemiş ama; nefret söylemler onun amacının dışına çıkmış. Savcılar tetikte bekliyorlar, Cumhurbaşkanı Erdoğan kimi işaret etse 1 saat içinde harekete geçiyorlar. Keşke işlerini adaletli yapsalar bir Mafya çıkıyor oluk oluk kan akacak diyor sırf yandaş olduğu için herhangi bir sorun teşkil etmiyor. Herkes için Adalet şart. Kişiye ve partiye göre değil.
    SAYGILAR SEVGİLER

    • Yolu idamdan geçen güçlü demokrasi vurgusu. Muhalif zekanın geldiği son nokta.
      Sedat Peker ifade vermiş sonra da yargılanmıştı. Oluk oluk kan dökmediği için ceza almadı. Metin Akpınar da yargılanır, asamadığı için ceza almaz. Senin adalet anlayışın yorumunda açık. Önce kendi yoksunluğuna bak.
      Küçük düşünüp büyük laflar etme bari.

  14. Bizde medya medyaliktan çıkıp polisliğe, jandarmalığa, hakimliğe, ve saviciliğa talıp olmayıp da vazifesini yapsa, bu tip laflari ve tehditleri kimseler etmez ve halkta duymaz.
    Bu tip konuşmalar Küfurlerle tehditlerle değil medini bir şekilde (sayın Korunun yazdiği gibi) anlatilirsa, gelcek nesillere güzel örnek olunur.
    Tıpkı bir zamanlar, eski Baş Bakanlardan Yildirim Akbulutun yaptiğ gibi yapsalar, herkes için daha iyi olur.
    Rahmetli Özal cumhur başkanı olduğu zaman, başbakanliga Yıldirim Akbulutu atamıştı .
    Akbuluta gazeteciler yazmadiklari laf kalmadı, fakat Akbulut bunlara Özalin yaptiğı gibi dava falan açmadiğı gibi cevap dahı vermiyordu.
    Birgün gene gazetecile kendisine “size bu kadar hakaret ediliyor siz neden bunlara dava açmiyorsunuz?”diye sorunca.
    Onlara cevabı şu olmuştu!
    “Ben davada açmam cevapda vermem, bir gün onlar kendileri yazdiklarindan utanir susarlar.”
    Ya şimdikiler? Artik dede olmuşsunuz ne bu tehditler, hakaretler, asmal, kesmeler….
    Sankı 7 yaşindaki çocuklar gibi, kimseler umurlarinda değıl.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız