İktidar olabilmek için ABD veya AB’yi arkaya almak şart mıdır? İşte tanıklığım…

29
Reklam

AK Parti’yi ABD mi iktidara getirdi?

Son günlerde tartışılan -daha doğrusu neredeyse tartışmasız kabul edilen- iddia bu.

İş insanı Ethem Sancak, İstanbul’daki bir üniversitenin hukuk fakültesinde düzenlenen ‘Türkiye’nin güvenliği ve NATO’ konulu bir panelde konuşurken, “Biz Amerika’nın desteğiyle iktidara geldik” cümlesini sarf etmiş…

“Biz” dediği AK Parti…

Yıllar önce de kanıtsız gündeme getirilen ve sonradan unutulan bu iddiayı, muhalif çevreler, bu defa, ‘tanıklı’ bir itiraf haline dönüştürme amacıyla kullanıyor. 

Bir tür rövanşist tavır da söz konusu.

“Rövanşist tavır” dememin sebebi, bu sözün, hükümetin iç güvenlikten sorumlu üyesinin bir süre önce ortaya attığı “Altılı masada konuşanların üzerinde birleştikleri metin, kamuoyuyla paylaşılmadan önce bir yabancı büyükelçiye gönderilip onayı alındıktan sonra yayınlandı” iddiasına bir cevap olarak kullanıldığını fark etmem.

İtham edilen partinin sözcüsü tarafından yalanlandığı halde, bakan, iddiasını tekrarlamaya devam ediyor.

Reklam

“Hangi büyükelçi, ona metni kim götürmüş?” sorularına cevap teşkil edecek bir açıklama ise iddia sahibinden gelmiyor.

Uzun yıllar öncesine ait “Ne kadar gerçek dışı olursa olsun bir iddiayı sürekli tekrarlarsan inanılır” görüşü, günümüz siyasetinde yeniden kendisine mevzi bulabiliyor.

AK Parti hakkındaki ‘ABD’ merkezli iddia ise ‘tanıklı’

İddiadan söz açıldığında sözün sahibinin ismi önüne hemen “Tayyip Erdoğan’ın yakın arkadaşı” sıfatı da ekleniyor.

Daha inanılır olsun diye…

İyi de Ethem Sancak’ın sanki tanığı imiş gibi aktardığı bu iddiayı, kuruluşu öncesinden başlayarak iktidara ulaştığı güne kadar ve sonrasında da uzun bir süre, en yakınında bulunarak AK Parti’yi izlemiş bir gözlemci olarak ben neden bilmiyorum?

Aynı soruyu şöyle de sorabilirim: Neden ben o iddianın tam tersi bir gözleme sahibim?

İktidar yolu nereden geçer

Reklam

Şu gerçeği herkes bilmeli: AK Parti’yi iktidara oylarıyla millet getirdi; iktidardan gittiğinde de -tabii giderse- yine millet öylesini uygun bulup oyunu bunu sağlayacak biçimde kullandığı için seçimi kaybederek gidecek.

AK Parti’nin iktidardan gitmesi için ABD’nin veya başka yabancı güçlerin devreye girdiği türden iddialar ne kadar hakikattan uzaksa, muhalif çevrenin üzerine atladığı iddiada ileri sürülen AK Parti’yi iktidara ABD’nin getirdiği söylemi de o kadar temelsizdir.

Yabancılar iktidarları sevmeyebilir veya sevdikleri siyasi kadroların iktidar olmasını bekleyebilir, ancak halkı bunu sağlayacak kadar yönlendirme gücü hiçbir yabancı ülkede yoktur.

AK Parti’nin kendisini iktidara hazırladığı, seçmeni başarılı olacağına inandırma çabası gösterdiği, halktan iktidar görevi aldığı ve ülkeyi yönetmeye başladığı dönemde Ethem Sancak neredeydi, ne işle meşguldü bilmiyorum; ancak AK Parti çevrelerinde o sıralar göze çarpan isimler arasında yer aldığını hatırlamıyorum.

Şimdi ayrıldığı anlaşılan kafileye iktidar sonrasında katılmış olmalı.

Tanık sıfatını hak edecek bir durumu yok.

Ben ise o günlerin, haftaların, ayların ve yılların tanığıyım.

İşte tanıklığım

AK Parti kurulduğu sırada ABD’nin Ankara’daki büyükelçisi Robert Pearson’du. Pearson Ankara’da göreve 21 Eylül 2000 tarihinde başladı, Temmuz 2003 tarihinde -dört yıllık görev süresi dolmadan- ülkemizden ayrılmak zorunda bırakıldı. Pearson AK Parti’nin kuruluş dilekçesini verdiği 14 Ağustos 2001 tarihinde ülkesinin Ankara büyükelçisiydi.

Washington, arkasına Türkiye’yi de takarak Irak’ı fethetme girişimi niyetini akamete uğratan 1 Mart (2003) tezkeresinin faturasını AK Parti ile birlikte Pearson’a da çıkartmıştı.

Yeni kurulmuş bir parti olarak AK Parti ve genel başkanı Tayyip Erdoğan doğal olarak Ankara’da görevli yabancı diplomatların ilgi odağıydı. Neredeyse bütün önemli ülkelerin büyükelçileri AK Parti genel merkezini ziyaret ettikleri ve böyle bir ziyaret AK Parti tarafından beklendiği ve bu yolda haberler kendisine de ulaştırıldığı halde, Pearson o nezaketten uzak durdu.

“Öyle görünmek istemiştir” diyenler çıkabilir.

Bakalım bu tanıklığa ne diyeceksiniz?

Her yılın ilk ayının sonlarında İsviçre’nin Davos kentinde toplanan Dünya Ekonomik Forumu (DEF) 2002 yılında bir defalığına New York’ta yapıldı. 11 Eylül’de (2001) ikiz kuleleri hedef alan terör saldırısına uğrayan kentin halkıyla dayanışmak için bu karar alınmıştı.

DEF davetlileri arasında AK Parti kurucuları da –Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül– bulunuyordu.

ABD’ye gelmişken Washington’a da uğradı AK Parti heyeti.

Washington’da sadece iki düşünce üreten kuruluş –CSIS ile Middle East Institute– kendilerini ağırladı. Oralarda yapılan toplantılara Amerikan yönetiminden isimlerin ilgisi çok alt düzeydeydi. Kendileri görüşmeyi arzuladıkları halde yönetim kademesinden üst düzey kimse onlara randevu vermedi.

New York’ta ve Washington’da yaptıkları temasların, neredeyse her adımlarını en yakınlarında izleyerek, birinci elden tanığıyım.

Açık-gizli hiçbir temas olmadığını biliyorum.

‘1 Mart tezkeresi’ reddedildiğinde, Washington, Türkiye’yi değilse bile AK Parti’yi kara listeye aldı. Tezkere ikinci kez Meclis’ten geçirildiği halde hem de…

Pearson’dan sonra ABD Ankara’ya büyükelçi olarak Eric Edelman’ı atadı. Ağustos 2003-Haziran 2005 tarihleri arasında Ankara’da bulunan Edelman bu görevi sırasında AK Parti karşıtı bir profil çizdi.

Sözün kısası şu: AK Parti’yi iktidara getirmesi şöyle dursun, iktidarın öncesi ve sonrasında -hiç değilse 2006 yılı başına kadar- AK Parti’nin iktidardaki varlığından hiç memnun görünmedi ABD.

Ethem Sancak da herhalde o sıralarda kafileye katılmış ve ABD’nin AK Parti ile sonraki ısınma hamlelerine tanıklık etmiş olmalı.

Muhalif çevreler, “AK Parti’yi iktidara ABD getirdi” safsatasının üzerine atlamak yerine altı partili masayı Batı’nın yönlendirdiği yolunda bir iddiayı kullanıma sokan bakanı açıklamaya zorlasalar daha doğru bir iş yapmış olurlar.

“Türkiye’de iktidar olabilmek için yabancı ülkeleri arkaya almak gerekir” batıl inancını yıkmak için…

ΩΩΩΩ   

Reklam

29 YORUMLAR

  1. akp yi kim iktidara getirdi merkez partisi genel başkanı abdurrahim karslıoğlunun toplantıya katılanları şahitlerinin isimlerinide vererek ve yer zaman da belirterek yaptığı açıklamayı bulup dinlemenizi öneririm bu şahitlerin bir kaçı gene köşelerinde olayı doğrulamıştır. Fehmi beyin de bundan haberi vardır ama sanırım Abdullah bey hassasiyeti nedeniyle görmezden gelmektedir.

  2. Muhalefet Sadece son cümlenizi bari anlasa da “ bu ülkey bunlar mı yönetecek Allah aşkına” diyen halk, “İnşaallah” diyebilse

  3. Komik bir yazı olmuş gerçekler neden çarpıtılır anlamak çok zor değil ama he he diyelim gitsin . Yazar darbelerde Amerikan parmağı da yok demek istiyor sanırım. Arkadaşın biri de yazmış en basit düşünenler bile Amerika hiç bir iktidarın arkasında olmamıştır demeye getiriyor. Sanırım en basit şekilde kendisi düşünüyor . İktidarları ve muhalefetleri dünyada seçen bir örgütün ( anerika adına konuşan biri ) .: iddia şu , dünyada iktidarları da muhalefeti de biz belirleriz . Nokta

  4. Erol mütercimler tayyip erdoganin basbakan olmasi
    Fehmi koru beyde varmis o toplantida

  5. Aşağıdaki linkte 1970 TRT deki raportaji izleyin ve o zamanki CHP şimdi Fazlasi ile O zamanki MHP li olduğuna görerecesiniz
    Demekki bizim millet laik olduğu gibi yönetiliyor.
    10. Köy sitesi 2016 da kurulduğundan bu tarafa yorum yaziyorum, 6 sene oldu 71 yaşındayım 6 ,7 yaşlarında nasıl düşünüyordi isem halen daha ayni düşünüyorum.
    Burada yazdığım yorumlara zamanın ak trolleri’nın Erdoğani savunmak için hakaretlere varan cevaplar vb. O zamanlar ne dedi isem hepsi gerçekleşti.
    Şimdiki AK troler o zaman dakilere bin rahmet okutacak kadar cahil ve bilgisizler.
    Havuz ve AK trolere inanan halen daha 30 % bir kitle varsa, bize dış güçler herhangi bir mudahale etmelerine gerek kalmiyor. Bir Yüzük ile geldi ve Dünyanın en zenginleri arasına girdi.
    Bakın Trump ve Putinin kızları babaların’ın yalnişlarını eleştirip mazlumların yanlarında yer aliyorlar.Trumpın kızı 6 Ocak olaylarında babasının aleyhine şahitlik yptı. Bakınız ABD dürüstler tarafından dünya liderliğini koruyor. İşte Vatan severlik böyle olur.
    Bizde değil kızları! evlatlarını iftira ile hapislere ve meriçin sularında yok edenlere kendileri laf söylekek şöyle dursun o lara tek laf ettirmezler, kendi öz be öz evlatlarını Erdoğan için feda ediyorlar.

    Batan TC yi en önce 10,000 tl maaşlı troller arjasında havuz terk eddrlerken dahi kurban olanlar açlıktan ölűnceye kadar hep yanıda olacaklar.

  6. Aşağıdaki linkler’den hangisi aklimiza daha yatkın ise!
    Türkiyenin gerçeği odur.
    Ülke halkı laik olduğu gibi yönetilir.
    Eyer ben bir türk vatandaşı olarak iki konuyu değerlendirecek olursam, Gazeteciye inanırım “DİŞ GÜÇLER”
    Fakat ben Kurban olurum diyen tıpık TC vatandaşı ve onun gibilerin’ın sayesinde 2002 den 2010 a kadar AKP 2011 seçimlerinden sonra tamamen Erdoğan kabilesi olan Aldatanlar ve Kandıranlar partisi başkani Erdoğan’i Diş Güçler değil iç güçlerin yani sıradan halkın seçerek getirdiğine inaniyorum.

    .Şu anda AK troller harıl harıl 1001 kılığa girip gece gündüz çalışırlarken. Muhalefet sanki Rahmetli Atatürk dirilecek ve TC yi Erdoğandan kurtaracak gibi özeliklede CHP lıler “Atatürk kırmızı Çizgimızdır”
    Demenin dışında başkada bir fikir sunduklari yok. Onlar halen daha Türk halkını sayıları 20% civarında olan CHP seçmeni zannediyorlar.
    linkdeki yazarın Muhalefet ile ilgili yazdıklarına katılsamda genede halk isterse bir saatte Erdoğani götürebileceğine inaniyorum.

    ×××××
    https://twitter.com/akliselimp/status/1511401380707192834?t=nS1fr1NmKCE0rhNfIrfj6A&s=08
    ×××××
    https://www.diken.com.tr/sans-mi-siyasi-zeka-mi-yoksa-allahin-lutfu-mu/

  7. normalde ramazanda yorum yazmayacaktım amma,
    hem konu son derece enteresan hem de bu konuda uzun uzun yorum-lar yazmıştım tesadüf ethem sancağın açıklaması hemen öncesi
    dolayısıyla özetlemek isterim.

    bazen kendi kazdığın kuyuya kendin düşersin.
    muhalefet öyle dış güçleştirildi ki…
    hatta son olarak iç işleri bakanı hala altını dolduramadığı, kanıt sunamadığı halde muhalefetin toplantısı hakkında iddialar ortaya attı,
    bir algı mühendisliği ile yıllardır insanlara satılan tuzağa ise şimdi kendileri düştü,
    iddianın hemen ertesi kendi içlerinden çok akp li biri çıktı ve akp yi, abd iktidara getirdi dedi, ve dış güçleştiriverdi, iyi mi?
    böylece bizzat kendi içinden insanlar sıradan bir partiliden çok, parti başkanının en yakındaki isim akp yi dış güçleştirmiş oldu.
    çok yazık oldu, temizle şimdi pirincin taşını.
    bunun üzerine doğal olarak partiden ihracı istendi, ama o da daha önce affını istedi.
    ve o da gitti.

    fazla zeki olmayan hatta ortalama zekadan yoksun birinin bile anlayabileceği gibi,
    eğer, dış güçlerin muhalefeti iktidara getirebileceğine inanıyorsanız, bu durumda basitçe zaten iktidarın da onların eseri olduğuna inanmanız lazım. yok, iş kendi partisine gelince sütten çıkmış ak kaşık, muhalefete gelince her yol mübah anlayışı ise bu insanın kendine, varsa aklına zekasına, varsa eğitimine, varsa ahlakına hakarettir. yoksa zaten sorun yok.
    bizim gibi ülkelerde demokrasi adına hak, hukuk, adalet adına kat edilecek çok yol olsa da özellikle ülkemiz bırak ileri gitmeyi, geri gidiyor olsa da yine de sandık olduğu sürece iktidara kimsenin kimseyi toptan taşıma gücü olamaz.
    o nedenle akp yi abd iktidara getirdi cümlesi akla, mantığa, izana uygun değil, hiç bir şey bu kadar kolay olamaz. tıpkı bidenin çocukları, dış güçler, haçlılar muhalefeti iktidara getirecekler demenin akla, mantığa, izana uygun olmaması gibi. tıpkı bunun o kadar kolay olmaması gibi.

    peki, bu abd(hangi abd, çok parçalı bir yapıdan söz ediyoruz) ya da ab(hangi ab) nin ya da rusya ve çinin ve eğer her kimseler onların müdahalesi, yardımı, desteği ve tabii kösteği her zaman olmuyor mu?
    buna da hayır demek akla, mantığa, izana aykırı değil mi?
    akp iktidara geleceği sıralarda ılımlı islam üzerine görüş birliğine varılmış bir konjonktür yok muydu? ılımlı islam temsilcileriyle çalışmak istiyoruz diye açıklamalar yapılmamış mıydı? hayreti mucip arkadaşımızın yazdığı gibi sistematik yurt dışı gezileri ve temasları olmadı mı? bu gidiş ziyaretlerin karşılığı geliş ziyaretleri yapılmadı mı?
    genel konjonktüre bakıp akp o dönem hayli uygun bir çıkış zemini yakalamıştı sonucunu görmemiz gerekmiyor mu?
    işin aslı geçmişte yapılan benzeri yumuşak temaslar bir yana gelen tüm iktidarlara desteklerin yanı sıra müdahaleler, ambargolar, darbeler yapılmadı mı???
    akp iktidarı da destek aldı da köstek almadı mı?
    tarihimiz boyunca yeri gelip yanımızda, yeri gelip karşımızda yer aldıkları olmuyor mu?
    sonuçta, coğrafya kaderdir ve biz dünya siyasetinin gözü önünde olmaktan asla kopamayacağı bir ülke olarak desteklerin ve kösteklerin her zaman olduğu ve olacağı gerçeğini unutmadan meseleleri yerli yerine koymamız lazım.
    ne iktidarı ne de muhalefeti dış güçleştirmek bize fayda getirir.
    zaten az olan enerjimizi soğurur.
    zaten çok ta parlak olmayan zeka ortalamamızı düşürür.

    akp yi iktidara halk getirdi ve halk götürecek.
    ülkenin içinde bulunduğu şartları giderek ağırlaşan yoksulluğun, geri kalmışlığın nedeni
    gelir dağılımındaki adaletsizlik,
    çılgın israflar ve
    korkunç boyutlara varan yolsuzluklardır.
    her ne kadar rakamları makyajlasanız da, elinizdeki medya gücüyle yanlışları örtmeye çalışsanız da artık her geçen gün daha fazla insan gerçeklerin farkına varıyor ve desteğini çekiyor. yakın geçmişte neredeyse iki kişiden birinin oyunu alan iktidarın oyu bugün kararsızları katmazsanız dört kişiden birine kadar geriledi,
    seçime kadar istikrarlı bir şekilde azalacağını öngörebiliriz.
    bir de dış güç aramaya hiç gerek yok.

    dünya siyaset sahnesindeki güçlerin de yeni gelecek iktidarla ve olası baş aktörleriyle ilgilenmesinden yeni gelecek olanları da zaman zaman desteklemesinden, zaman zaman kösteklemesinden daha doğal ne olabilir diye düşünüyorum.

  8. Sn. Koru’ nun linkini verdiğim https://fehmikoru.com/para-medya-abd-destegi-olmadan-bir-parti-basariya-ulasamaz-mi-ak-parti-ulasti-ama/ bu yazısı ile bugünkü yazısı konusu mahiyetiyle siyam ikizi gibi bir yazı.

    Linkini verdiğim yazıya verdiğim yoruma ekleyeceğim şu olsun: Hâlâ aynı fikirdeyim.

    Bizim gibi ülkelerde iktidar olabilmek için ABD veya AB’yi arkaya almak şart mıdır değil midir bilmem, ama özellikle ABD’nin seçimleri etkilemek ve bölgedeki siyasi tercihlerini uygulamak için yapılan/yapılacak seçimlere dolaylı yada dolaysız müdahalesi olmuştur, olmaya da devam edecektir…

    Bölgemizde onlarca askeri üssü bulunan, bölge ülkelerinin onlarcasıyla dünyadan büyük 5’li BM ve NATO üzerinden de ilişki kuran ABD, bölge ülkelerinde oluşacak iktidarlara kayıtsız kalacak, olacak şey mi?

    Ülkemiz seçimlerine ramak kala siyaset mühendisliği devreye girer; kurallarla oynanır, siyasi partiler açılıp kapatılır, milletvekili pazarı kurulur v.s. v.s.

    Dünya üzerinde emelleri olan ABD ya da Batı siyaset mühendisliğinden vareste midir? Hiç sanmıyorum.

  9. TEZKEREYİ TBMM’YE POSTACI MI GETİRDİ?
    1 Mart 2003 te TBMM’de reddedilen, 19 Mart 2003 tarihinde kabul edilen Irak tezkeresini TBMM’ye postacı getirmedi.
    Dönemin başbakanı Erdoğan’ın imzası ile geldi.
    Red nedeniyle ABD siyasi iktidarı hiçbir zaman suçlamadı.
    Dönemin Genelkurmay başkanı suçlandı.
    Açıkça yeşil ışık yaksaydın ilk oylamada kabul edilirdi diye.
    İlk oylama da İçtüzük iyi bilinmediği için yanlışlıkla reddedildi. Ayrıntısını burada çok yazdım.
    1 Mart’ta red oyunu AKPden çoğunluğu Doğu ve Güneydoğu milletvekilleri verdi.
    Red oyu veren bu milletvekilerinin 2007 seçimlerinde tamamına yakını tasfiye edildi.
    AKP iktidara gelirken derinlerden 2 milyoncuk olmayan oy desteği almıştır. 2004 te dijital sisteme geçildiğinde nüfus 1 milyon artmasına rağmen oy seçmen sayısının 2 milyon düşmesini birileri bir zahmet izah ediversin.
    Bir de BOP eşbaşkanılığı “itirafı” var.
    Özellikle ABD’yi tek bir yapı olarak algılıyoruz.
    Ancak kastedilen Küresel Kapitalistlerin iktidara gelirken desteklerinin olduğuna inanıyorum.
    Günümüzde ise “var güçleriyle” desteklediklerini düşünüyorum.
    Anadolu’nun insan başta olmak üzere, kaynaklarını talan edecek daha iyisini bulamazlar.
    Sandık tabii ki iktidara gelmenin olmazsa olmazı.
    Yani sanki seçmen desteği olmadan da iktidara gelinebilecekmiş gibi bir iddia söz konusu degil.
    Ancak bunun gibi dış destek olmazsa olmaz mı?
    Dışarıdan da seçmen davranışları yönlendirilebilir.
    Örneğin Filistin’e bir saldırıda, dinsel duyarlılığı olan seçmenler, “eyyy” diye başlayan bir nidaya müthiş bir pozitif tepki verebiliyor.

  10. O bunu demiş, şu bunu demiş o bunları getirmiş bunlar şunları indirmiş. Artık muhalefetinde iktidarında bunları bırakıp ülke insanın daha refah seviyeye nasıl ulaştırabiliriz? Sosyal yardım alan ailelerimizin sayısı hızla artıyor, bazı aileler ise sosyal yardım istemek zoruna gidiyor oysaki ihtiyacı var. Ailelerimiz fakirleşiyor. Herkes en azından belli bir yaşam düzeyine çıkıp yaşamasını sürdürsün. Bu kış öyle veya böyle atlatıldı önumuzdaki kış çok daha zor geçecek gibi gözüküyor. Orta ölçekli esnaf her gün daha bir zor durumda kalıyor. İhracat arrtı deniyor bunun yansıması sokakta gözükmüyor. Sadece gıda değil fiyat artan elektrik ve hırdavat malzemeleri fiyatları aldı başını gidiyor. Vatandaş evinde patlayan bir ampulu ve yanan prizi değiştiremiyor pahallılıktan. Esnaf rafına 10 adet ampul alıp koyamıyor satmak için. Yıllarca devlete yük olmadan varlığını sürdüren yanında en az 2 kişi çalıştıran bu kişileri günlük çıkar menfaatlerinde boğmasınlar. Bir kapıyı açan küçük bir anahtardır. Bu küçük esnafları ve orta hali ölçekli esnafların batmasına göz yuman yarin çok geç olur.

  11. Bush, daha başbakan olmadan Tayyib Erdoğan’ı niye kabul etti, Tayyib Erdoğan partiyi kurmadan önce niye defalarca ABD’ye gitti… Adamın Abdullah Gül ve kankası sana da laf gelmesin diye AKP’yi ve ABD’yi boşuna yıkama… Ethem Sancak doğru söylüyor…

  12. ABD Başkanı Biden’ın aday olduğu günlerde Türkiye’deki muhalefetle ilgili yakışıksız ifadeleri gerek muhalefet, gerekse iktidar temsilcileri tarafından “Cahilce yapılmış bir açıklama”, “kibir ve iki yüzlülük” olarak değerlendirilmiş ve sonrasında iktidar tarafından muhalefete karşı bir silah olarak kullanılmıştı.

    Biden: Türkiyede Muhalefeti destekleyerek Erdoğanı yenmeliyiz.

    Şimdi devran döndü, bu kez bizzat AK Parti içinde yer alan ve de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a yakınlığı ile bilinen bir zat, AK Parti’nin ABD’nin desteği ile iktidar olduğu gibi haddi aşan ifadeler kullandı.

    Hemen belirtelim; Türkiye’de iktidarları Amerika dahil hiçbir ülke değil, sadece halk belirler. Teorik olarak bu görüş doğru olmakla birlikte, zaman zaman gerek Amerika, gerekse Avrupa başkentlerinde Türkiye’deki bazı siyasi partilere demokratik anlamda sempatiyle bakıldığı da bir gerçektir. Bu sempati bazen mevcut iktidara, bazen de muhalefete yönelik olabilir.

    Bu cahil halk komple teorilerine inanma olasılığı çok; Akıl var İzan var ABD silah zoruyla onca seçmene şu partiye oyunu at diyor 🙂

  13. Kabus Devam Ediyor,

    İflaslar ve Dolar Rekor kıracak

    Fiyatların artması ile Esnafın Satışları Azaldı Masraflarını çeviremiyorlar.

    Fiyatlar artınca halkın alım gücü düştüğünden Alış verişi azalttı, bu sefer ticaret yapanların satışları düşünce Kâr oranları düşüyor ve masraflarını çevirmek için bu sefer zam yapmaları gerekiyor yani Ticaret bir kısır döngüye girmiş durumda.

    Ekonomi istikrar ister, güven ister ki Ticaret istikrarlı biçimde sürsün.

    Kimse hükümete güvenmiyor, yabancı yatırımcı hiç güvenmiyor.

    Hazinede para kalmamış yani uzatmaları oynuyoruz.

    Afrika Ülkelerinde Türk vatandaşlığı satılıyor Hem de Türk vatandaşlığı 250 bin dolara satılıyor. Daha önce satılmıyormuydu ? satılıyordu zengin Araplara satılıyordu şimdi Fakir Afrika ülke vatandaşlara satıldığına göre durum Vahim.

    Merdan yanardağın Twetinde görebilirsiniz.

    https://twitter.com/merdanyanardag/status/1510621823116922887?ref_src=twsrc%5Egoogle%7Ctwcamp%5Eserp%7Ctwgr%5Etweet

    Türkiye sefalet Endeksidede 156 Ülke arasında ilk 10 ülke arasına girdi sefalet de Arjantini geçtik hedef birinci olan venezualla yerine oturmak.

    https://www.sozcu.com.tr/2022/ekonomi/sefalette-arjantini-geride-biraktik-6930265/

    https://www.youtube.com/watch?v=J0ngy_7ASJM

    AKP demek fakirlik demek,

    AKP demek yoksulluk demek,

    AKP demek ballı börekli ihaleler demek,

    AKP demek pudra şekeri demek,

    AKP demek çokomelli Ekonomi demek. (Burası çok(çokemelli) önemli)

    https://www.youtube.com/watch?v=6IHZr7L7tEI

  14. Bunun Kadar Halk, Enayi ve Keriz yerine konmamıştı:

    Bütün bu Zamları zicir Marketler ve Esnaf yapıyormuş Hala bu görüşe inanan Avanak ve bön İnsanlar var.

    Size soruyorum Türk Tarım Kooperatifini kim açtı Devlet.

    Pekala bu zincir marketler pahalı satıyorsa sen yağı Türk tarım kooperatifinde 100 TL’ ye sat herkes senden alsın zincir marketlerde kepenk kapatsın olurmu avanak ve bön insanları kandır bakalım.

    Bir Hükümet tarafından Halkını Enayi ve Keriz yerine Konurmu ?

    Türk Tarım Kooperatifini Her hafta Gezerim ordaki Fiyatların çoğu zincir marketlerinden bile pahalı.

    Türk Tarım Kooperatifi AKP hükümeti’ni temsil ediyor. Diğerlerini suçlarken Kendinize bakın Her Hafta Etiket değiştiriyorsunuz.

    Nisan Marttan kötü olacak, Mayıs Nisandan kötü olacak Haziran Mayıs’dan daha kötü olacak.

  15. RTE nın ABD ziyaret tarihleri
    17-21 Nisan 1995 ,
    17-22 Kasım 1996,
    20-23 Aralık 1996,
    26 Mart 1998 ,
    16 Temmuz 2000,
    4 Temmuz 2001,
    Şubat,Kasım ,Aralık 2002 .
    Yani Ethem Sancak’ın dedikleri külliyen yalan mı !
    Başlangıçta ,ABD nin AKP ye bir sempatisi ve şekli ile mahiyeti bilinmemekle beraber bir desteği olduğunu cümle alem biliyor !
    Fehmi Koru , neden bunu tamamen reddediyor , anlamadım !

    • Verdiğiniz tarihler ve bilgiler elbette doğrudur.
      Ancak birinci elden ve güvenilir bir tanığın beyanlarını niye doğru kabul etmiyorsunuz?
      İşte bu hayret-i mucip bir durum.

  16. Yapmayın Fehmi Bey;
    Özellikle Ak parti iktidar olduktan sonraki anektodları anlatıyorsunuz. Ak partinin kuruluş sürecinde katılımcılar içerisinde sizinde bulunduğunuz ve bir takım yabancı ülke yetkililerinin de bulunduğu toplantılardan bahsedin lütfen.
    O toplantılara katılan yurt içindeki bir kaç kişi sınırlı da olsa birşeyler anlattı. Bir de sizin kaleminizden okuyalım.

  17. Batılı bizim yaşayacağımız şeyleri elli yıl önceden hesap ediyor 👀, hatta metavörs gibi filmini bile yapıyor😠🙃
    Sadece biz kendimizi kandırıldık😂 safsatasıyla kandırdığımızı sanıyoruz. Yani kendimizi kandırıyoruz.
    Elli yüz yıldır (belkide daha fazla) bu bölgede kralcılık oyununu başarıyla oynatıyor batılı bize😠. Ve bizde paranın yazı tura bilmecesini bildiği halde bilememiş numarası yaparak, tekliği kapıyoruz☺️. Gülüyoruz ağlanacak halimize belkide.
    “ama krediyi kaptıık!, bak vermezler sonra bize!..”
    Korkutmacası ile..
    1 Mart tezkeresinde de öyleymiş fakat, her sonun bir başlangıcı olurmuş derler. Bu da bu devrin sonunun başlangıcı olmuştur belkide 🤗.
    Burda dert etmemiz gereken,
    – bekliyecekmi TR avcunu açıp NATO agaları yenibir packt kursada!…
    diyerekten? Yoksa,
    – herkes yoluna yolcu yoluna kılıç kınına işte halim çıksın falim benimle iş yapmak isteyen gelsin bakiim ben iş tutmak istersem ..
    Nassı olsa görüşülemeyen sen kapında bekleyen benim😯😠😆.

  18. Türkiye’de iktidarı Batı’nın veya ülke dışındakilerin yönetime getirdiğini iddia edenler ruhlarını onlara satanlardir.
    En azından benim öyle satılık bir ruh ve vicdanım yoktur.

    • Satışa çıkacak mal yağlanır ballanır, hatta son trend mısırşurubuna bulanır😠 ve sürülür bazara.
      Bir kanalda ü.özdağ m.yavaş’ı aday gösterdi. (Hemde 6’lı içinde değil!).
      Takdir ettiğim: etnik bir kelimesine habercinin, öyle bir kızdı ki,
      Biz filan partili! Olarak! söylemeyi tercih ediyoruz!!! Dedi🙂 bravo.
      İşte oyunu baştan yenecek, bertaraf edecek, sonra ruhlar muhlar vicdan muhasebesi oyunlarını baştan yüzlerine vuracak! Olay budur.
      Darısı 6’lı şenoortakların başına☺️. Bakalım kim enhakiki siyaseti yapıyor, kimler bağımsız, kimler bu ülkenin gerçek siyasetçisi?

  19. Siyaset ne kadar ayağa düştü. Bakanlar sokak karıları gibi dedikodu yaparcasına konuşuyor millet de dinliyor.Hadi hayırlısı

    • Benim ara sıra duyduğum anonim olarak söylenen bir söz var “toplumun en işe yaramaz en aptal insanları ya şoför olur ya da polis” bu çok yanlış bir söz doğrusunu ben söyleyim; toplumun en işe yaramaz insanları siyasetçi olur.

    • Birilerini aşağılamak için kadınları kullanmaktan vazgeçin. Sokak karısı diye bir kategori yok artık. Kadınlar sokakta olabilir, dedikodu da yapabilirler. Bu onların aşağılanmasını gerektirmez. Sokakta dedikodu yapan erkekler de var. Onları kullanın çok istiyorsanız. Sokak dedikoducusu herifler falan gibi. Bu ülkede kadınlara hayat yok, sokakta bile. İstanbul sözleşmesini keyfine göre bir gecede yırtıp atan bu düşük iktidarın peşinde koşmayı da, söylemlerini de bırakın.

      • Endercim, kemal bey sizdendir, sırf karıya karı demiş diye de bu kadar atarın gereği yok yani…

    • Sizde onlardan aşağı deyilsiniz! Ne demek sokak karılar? Esas Sokak erkekleri ‘ne benziyorlar.yani kendilerine benziyorlar.
      İşte Erdoğa böyle kazaniyor. Sağ, sol, alevi,sûnnü, Ermeni Türk Yahudi ,Kürt ayrimina şimdide Kadı erkek ayrımı ile ihtidar oluyor.
      Kadınları ağzınıza aldığınız zaman Ananız, bacınız, Eşiniz, ve kızınızında ayni cinsiyetten duğunu untmayın.

  20. Eto baba, yolda binenlerden, hatta aldığı yağlı kuyruk ihaleleri anlatırken kendine garip bir aşk hikayesi yani lov storisi bile uydurmuş. Bu müstekreh aşk hikayesine bir de Mevlana ile Şems arasında ki aşk diye bir kılçık dahi atıp, modern alaiddin rolü de üstlenen aksak doğu yetiştirmesi eto baba, son dönemeçte uçuruma giden trenden bilerek ve isteyerek veyahut derin devlet itelemesi ile görülen o iniyor. İnerken fazla naz aşık usandırır kabilinden veya ne istedin devletlü büyüğümüz vermedi tarzı bir serzenişe daha muhatap olmamış iken, ortalarda muteber adam gibi konuşup yakında gaybubete karışmış zapsu, damat ve dahi aşık eto zincirine bir halka olarak eklenecek gibi içime doğuyor. Teemmel.

  21. Ethem Sancak’ın Erdoğan ile tanışması, Sancak’ın Erdoğan MV olsun diye yapılacak ara seçimde Siirt adayı olmasına ikna için giden heyetin içinde bulunması vesilesi ile olmuş diye biliyorum.

    Yani Sancak, yazarın da belirttiği gibi, bu iddiayı kendi konumunun yaratacağı algıyı hesaplayarak yapıyor.

    İlginç. İzleyelim.

Comments are closed.