İktidarlar, gider ayak, muhalefete düştüklerinde zorlanacakları yasalar çıkarır…

36
Reklam

“İktidar cephesi Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayının kim olacağını merak ediyor, meraktan da öte kimin aday olup kimin olamayacağına kadar karışıyor; oysa esas merak edilmesi gereken Cumhur İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayının kim olacağı?” sorusunu gündeme taşıdığımdan bu yana bayağı gün geçti.

Konu tartışıldı tartışılmasına ama sonunda yine o konu hiç tartışılmamış gibi oldu.

Cumhur İttifakı tarafı, iktidar cephesi ile onların görüşlerini medyada savunanlar suskun kaldı. Tayyip Erdoğan’ın aday olacağından ve seçileceğinden emin görünüyorlar.

Nasıl bu kadar emin olabiliyorlar, hayret.

Zemin hukuk açısından engebeli, kamuoyu yoklamaları alarm veriyor oysa…

Dün bir baktım, AK Parti’nin en çok itibar ettiği gazetenin yazarı Abdülkadir Selvi yine bildiğini okumaya devam ediyor.

Yazısını okumayan varsa şu linke göz atabilir.

Özeti şu: Millet İttifakı’nda cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda iç çekişme varmış. Kemal Kılıçdaroğlu kendi adaylığını ortaya atmış. Ardından yaptığı aday profili tanımlamasıyla Ekrem İmamoğlu’nu hedef almış.

Reklam

İfade aynen yazara ait.

Profil tanımını aktarayım:

“Millet İttifakı’nın adayı, nefsini terbiye etmiş biri olmak zorunda. Başkanlığın verdiği muazzam yetkilerle yozlaşmayacak, gücünü hızlıca Meclis’e ve Başbakan’a teslim edecek bilgelikte biri olmalı. Ülkeyi cumhurbaşkanı değil, başbakan yönetecek. Bu tarihi adıma ancak nefsine hâkim olabilen ve kendinden önce ülkesini düşünen bir cumhurbaşkanı vesile olabilir.”

Bu tanımla Kılıçdaroğlu “Sadece adını ve soyadını yazmadan kendisini tarif etmiş” Hürriyet yazarına göre.

Okuyalım: 

“Bu tarifin iki anlamı vardı. Biri Kemal Kılıçdaroğlu, sadece adını ve soyadını yazmadan kendisini tarif etmişti. Ben cumhurbaşkanı seçilsem de parlamenter sisteme geçişi sağlayacak, yetkilerini başbakana devredecek, sembolik cumhurbaşkanı olmayı kabul edecek kadar nefsime hâkimim, dedi. Bu tarifin diğer yüzünde ise Ekrem İmamoğlu vardı. İmamoğlu seçilirse parlamenter sisteme geçişi kabul etmez, 5 yıl süreyle güçlü bir başkan olarak ülkeyi yönetir, demek istedi. / ‘Seçilecek cumhurbaşkanına o kadar büyük yetkiler veriyor ki, nefsine, duygularına hâkim olmayıp, ‘Ben burada kalacağım’ derse bir başka felaketin kapısı açılır’ sözlerinin tek hedefi vardı, o da Ekrem İmamoğlu.”

Eminim, Selvi’nin yazısını, özellikle de bu bölümünü okuduysa, çok şaşırmıştır CHP lideri…

O tanımlama kendisini tarif etmiyor çünkü.

Reklam

Acaba “Millet İttifakı’nın adaylarının kim olacağını bizimkiler sürekli yazarsa CHP saflarında görüş kabul görür, seçim öncesinde ittifakı oluşturan partiler aday belirlemek için görüşmelere başladığında CHP bizim belirlediğimiz ismi diğerlerine kabul ettirmek zorunda kalır” diye mi düşünülüyor?

Herhalde öyle.

Görelim bakalım bu hesap tutacak mı?

[Bu arada, Selvi’nin aktardığım görüşleri onun da bir sonraki cumhurbaşkanını Millet İttifakı’nın belirleyeceğini bildiğini düşündürdü bana. Yoksa bu kadar uzun uzadıya isimler arasında tercihte neden bulunsun?]

Sosyal medya gemlenecekmiş

Takım tutar gibi Cumhur İttifakı’nı tutan gazetelerin köşelerinde bir süreden beri sosyal medyaya sınırlama getirilmesini tavsiye eden yazılar çıkıyordu.

İlk yazıyı okuyup yazarının bilinen özelliklerini zihnimde değerlendirdiğimde AK Parti’nin oyuna getirilmek istendiğini düşünmeden edememiştim.

Öyle düşünmemin sebebi, kamuoyunda siyaseti yakından izleyen neredeyse herkesin artık farkına vardığı ve ona göre pozisyon alma ihtiyacı duyduğu, iktidar cephesinin seçimden yeniden iktidar olarak çıkmasının hayli şüpheli olduğu gerçeği. Cumhurbaşkanı seçtirebilmeleri için gerekli ‘yüzde 50+1’ oy, iktidar cephesini oluşturan iki partinin muhtemel toplam oyunun hayli üstünde.

Bir sonraki cumhurbaşkanı, Kılıçdaroğlu’nun yukarıda aktardığım nitelikte birini aday gösterebilmesi durumunda, Millet İttifakı’nca belirlenecek.

Halen yürürlükte olan sistemde bakanları cumhurbaşkanı atıyor.

Millet İttifakı Meclis’te de çoğunluğu ele geçirebilir. En kötü senaryoda Meclis’teki çoğunluk Cumhur İttifakı’nda kalsa bile, yürürlükte olan sistem Meclis’i önemsizleştirdiği için, yeni cumhurbaşkanının atayacağı bakanlar onun vereceği talimatlar eşliğinde devlet işlerini sürdürecekler.

İyi ya da kötü bir cumhurbaşkanı hükümet sistemiyle -hiç değilse bir süre- yönetileceğiz.

Bugünün iktidarı, öyle bir durumda yarın muhalefet haline gelecek.

Muhalefet bugün derdini daha çok sosyal medya veya internet üzerinden anlatabiliyor. Yarının muhalefeti de aynı mecraları kullanmak istemeyecek mi?

Herhalde isteyecek.

O halde tam da bu zamanda sosyal medyaya sınırlama getirme çabası bugünün iktidarı yarının muhalefeti için bir oyun değilse ne?

“AK Parti yönetiminde aklı başında olanlar vardır ve o yazıları okuduklarında ‘Bu da nereden çıktı?’ tepkisini vermişlerdir” diye düşünürken, AK Parti’den kısıtlama yolunda adım atılacağına dair bir açıklama gelmesin mi?

Okuyalım:

“Tek dertleri Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olan bir ana muhalefetten bahsediyoruz… Amaçlarına ulaşamadıklarını ve yalan terörüne daha fazla müsaade etmeyeceğimizi, parlamentonun çalışmalarına ekim ayıyla başlamasıyla beraber gerekli düzenlemeleri hayata geçireceğimizi ifade edelim. Bu yalanlara müsaade etmediğimiz gibi gerekli hukuki altyapının da hayata geçirilmesini sağlayacağız.” 

Bu sözler AK Parti grup başkanvekiline ait.

Ekim ayında sosyal medyayı kısıtlayacak yasal düzenleme gelecekmiş…

Üzücü bir durum bu.

İbret alınmadığı için tarih bir kez daha tekerrür edeceğe benziyor.

ΩΩΩΩ

Reklam

36 YORUMLAR

  1. Sedat Peker’in deyimiyle-Düşük-Abdulkadir Selvi,300 küsur bin takipçisi olan,fakat paylaşımları 15-20 like zor alan biri
    Yazdıkları dikkate alınacak, cevap verilecek ve köşe yazısında bahsedilecek bir özelliği ve değeri bulunmamaktadır.

  2. Fehmi beyin sitesinde hangi yorumlar yayınlanıyor hangileri yayınlanmıyor?
    Yayınlanmayan yorumların var olduğunu kendimden biliyorum. Site yötetimi yayınlanmayan yorumları hangi kritere tabi tutuyor? Fehmi beyin kendisi otokontrol yaparken hükümetin getireceği sosyal medya düzenlemesine karşı çıkması biraz abes olmamış mı?
    Doğal olarak kendisinde bu hakkı görürken, her türlü yalan terörü operasyonlarına karşı önlem alınmasına niye karşı?
    Fehmi bey yine erken davranmış, son cumhurbaşkanlığı ve yerel seçim öncesinde de akpartinin baya oylarının düştüğüne dair yazılar yazmıştı. Attığı yazı başlığı
    “İktidarlar, gider ayak, muhalefete düştüklerinde zorlanacakları yasalar çıkarır…” diyerek beklentisini gerçekmiş gibi sunuyor. Geçen hafta Gül ün adaylığı konusunda zoraki yorumlarına yenisini ekleyerek devam ediyor. Kendisini bu sefer erken ipotek altına almışa benziyor.
    Balalım seçimden sonra Muharrem İnce gibi diyebilecekmi?

  3. BİDEN’A AÇIK MEKTUP
    ABD’nin benim bildiğim en tecrübeli sayın başkanı!
    Birileri ile kim işbirliği, kadim ifadesiyle teşrik-i mesai yapmış ise, siyasetin ve tarihin çöplüğünde yerini almıştır.
    Değil ABD’nin, değil Dünyanın, Kainatın da başkanı olsanız, bu kuralın istisnası olamazsınız.
    Sadece bu kuralı teyit edip, zihinlere kazırsınız.
    Kim bu birileri?
    Bizim buralarda Siyasal İslamcı diyorlar.
    Bilebildiğim kadarıyla sizin oralarda fundamantalist diyorlar.

    • Sayın yk muhtaç olduğunuz kudret, okyanusötelerindeki kocamış başkanların ağzında ya da elinde değil damarlarınızdaki asil kandadır!
      Didemin de dediği gibi başkanın da “genç ve sağlıklısı” lazımmış; manken seçiyoruz da:)

  4. Ömrümüz politik söylevlerde mantık aramakla geçti. 47 yaşında anladım ki politika muhayyileye (imgelem) hitap eder. Politikacılar bilim adamı değildir. Bilim adamları akla (us) hitap eder. Bu nedenle politikacının aydınlarla arası soğuktur. Politikacı için önemli olan sokaktaki adamdır. Nadiren bilge adamlar da politikacı olur. Onlar da aydınlarla iş tutup halkı geri plana attıklarından Jakobenlikle suçlanır

  5. Acaba “Millet İttifakı’nın adaylarının kim olacağını bizimkiler sürekli yazarsa CHP saflarında görüş kabul görür, seçim öncesinde ittifakı oluşturan partiler aday belirlemek için görüşmelere başladığında CHP bizim belirlediğimiz ismi diğerlerine kabul ettirmek zorunda kalır” diye mi düşünülüyor?

    Bunu yazan sabah akşam Gül aday yapın diye yazan biri desem Güler misiniz

    • Siz bunlarí boşverin! Biden abisi Resinizi haşlamadığı için oynayıp zıplamaya devam edin. Birde hamd etmeyi unutmayın! “Hamd olsun Ermeni soy kırım meselesi gündeme gelmedi”diyenler ler ile birlikte oynayın zıplayın. Halk Bank sorununu değil Biden onun
      7sülalesi gelse halledenez’di.
      Hani uğruna notalar veren TC o rüşvetçi kadar dahi bilgiye sahip değı. Halk bank davası TC devletinin ve 5 Yıl boyunca miliyon’larca dolar ödediği avukatlarında beyhaber olduğu! Uluslar arası antlaşmaya göre, Devlete ait bir banka diplomat kategorisine girdiğii için başka devletler tarafından yargılanamaz.
      kanun’nu ABDli avukat hakim ve savcılara hatırlatınca. Anında mahkemeyi 1 ay sonraya ertelediler. Aradan 4’ay geçti çıt yok
      Peki ABD uluslar arası hukuku çiğnediği için, Erdoğan neden ABD ye dava açmıyor? Siz buna cevap verin.
      Öğle gelip buralarda cahaletinizi paylaşmayın. Hakan Atilma hukuksuz’ca 3 seneye yakın hapis yattı. Babacan Dışişleri bakanı Gül Cumhurbaşkanı olsaydı ABD ve Trump buna cesaret edebilir uydu? Tabii’ki Hayır.
      Siz gidin Saraya şu soruyu sorun! Neden yabancı uyruklu çoluk çocuk cumbur cemaat ailece sarayda yan gelip ytırarak diplopat sıfatı verme gereğı duyuyor. Hemde bunları başkan olur olmaz yaptı. Siz neden yaptığının cevabını yazın! Tabii yazacak kadar cesaretiniz veya bilginiz vasrsa.
      O dolar rakamları neyi ifadeettiğini çok yakında göreceksiniz. Öğle $ 15, miliyonu hesabı verilmeden kurtarabileceğinizi’mi zannediyorsunuz. Diğer $20,miliyon ABD’nin halk banka kesileceği ceza parasiydi, .reise baskı yapın halk ban davasında harcadığı tüyü bitmemiş yetimlerin parasını geri alsın. Tabii cesaterti varsa. Nasıl olsa o paralar onun cebinden çıkmadı.
      Neden binlerce kişiye diplamat sıfatı verdiğini özelikle’de ABD vatandaşlarına.
      Çünkü onların uçağı ve valizleri aranmiyor. Fakat, ABD gizliervisleri hepsini biliyor. Biden Abisi ona dokunmadığı için resmen zil çalıp oynuyorsunuz! Yahu azcik gurur olsa Biden kim oluyorda bir devletin başkanını hizaye soksun. Ama bizimkine hamd olsun dedirtiyor.

  6. yandaşları da anlamak lazım.
    a. selvi ne yazsın?
    ne yazabilir?
    savunulacak bir dava mı kaldı, arkasında durulacak bir icraat mı?
    ekonomiden mi yazsın, hukuktan mı?
    yoksam dış politikadan mı?
    şahlanıyormuşuz, işte bu kadar şahlanabiliyoruz. geçenlerde perinçek bile tv programında ekonominin battığını söyledi. batmış bir ekonomi, iflas etmiş bir adalet, yerlerde sürünen bir eğitim sistemi…arkasına bakmadan kaçan bakanlar.
    bir şahlanış hikayesine benzemiyor değil mi?
    iş paparazziye kaldı, kim başını açmış, kim sakalını kesmiş,
    bir de chp yi eleştirelim, laf olsun, torba dolsun.
    muhalefeti yalancılıkla suçlayalım, yalan dedikleri muhalefetin getirdiği eleştiriler, yakınların ifşaları, ortaya çıkan yolsuzluklar…toplamı yalan adı altında karşılanıyor.
    iktidarın yalanlarıyla karşılaştırılabilir mi o yalanlar?
    enflasyon rakamları yalan değil mi peki, üzerinde oynamak, tahrif etmek yalan olmuyor mu yani…enflasyon düşük gösterildiği zaman bu rakamlar üzerinden maaş artışı düzenlenmiyor mu? pekiii enflasyondan düşük artış yaptığın zaman
    milletin varlığından, sağlığından, etinden, sütünden, refahından çalmış olmuyor musun?
    halkı fakirleştirmiş olmuyor musun?
    kimlere yalan atfediyorlar insan hayret ediyor doğrusu.
    bir enflasyon başlığından kırk zarar yazabilirken yolsuzluklar, ihaleler, kamu satışları, tuik verileri, sayıştay raporları ve israflar kalemlerinden neler çıkacağını kimse hayal bile edemez diye düşünüyorum.
    şimdi sosyal medya kısıtlamasına bu açıdan bakalım, olağanüstü halle bir seçime gidilmesinin yanı sıra, bütün devlet gücünü kendi çıkarları doğrultusunda harcamak yetmiyormuş gibi sosyal medyayı da ne kadar kısıtlasak kardır diyorlar. ama ben bunun faydadan çok zarar getireceği kanısındayım. şu aşamadan sonra ne yapsalar boş zaten. yokuş aşağı frenleri boşalmış giden, moloz yüklü bir kamyonu ne durdurabilir?
    geçenlerde temel karamollaoğlu erdoğanın hastalığının altını net olarak çizmişti, geçmişte yaşlı siyasetçiler için söyledikleri kendisine hatırlatılması yerinde olur. sadece erdoğan değil, bazı muhalefet partilerin de uzun zamandır yerinde kalakalmış, yaşını, başını almış, pek çok seçimler kaybetmiş isimler, hepsi artık her şeyin bir zamanı olduğu gerçeğini görmeli ve artık ısrar etmemeli…
    yerlerini yeni, genç, sağlıklı isimlere bırakmalı değil mi?
    muhalefetin adayı için de keza, yeni cumhurbaşkanı adayımız için
    “genç ve sağlıklı” olmak önemli bir kriter olmalı.

    • Didem hn siz bu dünyada yasamiyorsunuz herhalde.
      İki yıldan beri büyük bir çöküş var dünyada ve siz herşeyin güllük gulustanlik olacağını mi bekliyorsunuz.Hic materyal fiyatlarından haberiniz var mı tüm hammaddeler döviz bazında iki katına çıkmış durumda.Bakirindan demirine kerestesi den plastigine her şey iki katina çıkmış durumda doğal olarak enflasyon yüksek.Ayrica tüm sanayi üretimi tam kapasite çalışıyor.Savunma sanayi ni ele alın .60 li yıllarda Kıbrıs türkünün katledilisine neden 3 -5 sene cevap verilmediğini bilirmisiniz.Ben söyliyeyim :Bir çıkartma gemimiz yoktu şimdi ise savunma sanayi % 80 lerde .Çok sukur kimse artık cesaret edemez.İlave devir elektronik devri yazılım devri bunun da temeli mikro işlemciye dayanır.Artik bunu üreten bir ülkeyiz çok şükür.
      Peki herşey güllük gulustanlik mi tabiki hayır.
      Ama sizin dediğiniz gibi de ölüp bitmedik.Dun asi yok diye atıp tutuyordunuz .şimdi kimsenin sesi çıkmıyor.Devlet tüm bunlarla uğraşıyor.
      Eleştirelim ama sadece negatif enerji yaymayalim Bu vatan hepimizin

  7. Sayın yazar sosyal medya denilen foseptik çukurunun etki gücünü çok güzel özetlemiş:

    “Konu tartışıldı tartışılmasına ama sonunda yine o konu hiç tartışılmamış gibi oldu.”

    “Muhalefet bugün derdini daha çok sosyal medya veya internet üzerinden anlatabiliyor. Yarının muhalefeti de aynı mecraları kullanmak istemeyecek mi?”
    Sorunuzun cevabı hemen üstteki cümlenizde…

  8. 2001’deki “İkiz Kule Saldırısı”nı bahane ederek Afganistan’a giren Amerika, aradan geçen yıllara rağmen sistemi oturtamayınca askerlerini geri çekeceğini ilân etmiş ve bu yolda adımlar da atmıştı.

    Tabiî ki 40 yıldır ‘iç savaş’ın yaşandığı bir ülkede sükûnetin bir anda kurulması mümkün değil. Amerika’nın çekilmesiyle birlikte ortaya çıkan boşluğu Taliban doldururken ülkede meydana gelen saldırı acaba dengeleri yeniden değiştirir mi?

    Haberlere yansıdığı kadarıyla Afganistan’ın başşehri Kabil’de meydana gelen peş peşe patlamalar sonrası 13’ü ABD askeri olmak üzere 90 kişi ölmüş. Saldırıda 150 kişinin de yaralandığı ifade ediliyor ki bu sayılar her zaman değişebilir. Acaba bu saldırı bahane edilerek Afganistan’da yeni bir tuzak kurmak isteyenler çıkar mı?

    Saldırıda 30’a yakın Taliban üyesinin de öldüğü belirtilmiş ki bu durum saldırıyı planlayanların asıl maksadının Afganistan’ı daha da istikrarsız hale getirmek olduğunu akla getiriyor.

    Esasında ‘büyük devletler’ Afganistan örneğine bakıp uyguladıkları ‘dünya siyaseti’ni yeniden düşünmelidirler.

    Çoğu zaman ifade edildiği üzere büyük devletler gerçek anlamda huzur istiyorsa Afganistan gibi ülkeleri huzuru kavuşturmalıdırlar. Bunun yolu da silâhlı işgaller değil, en başta eğitim, sanat ve bilgiye ağırlık verilmeli ki dünyanın en büyük düşmanı olan cahillik, fakirlik ve ihtilâflar sona ersin.

    savaştan geçinen silâh Tüccarlarının tuzağına düşülmemeli. İnsanlık, bu anlayıştaki idarecileride susturmalı.

  9. Her iktidar kendi kahramanını yaratır. Selvi ise Aydın Doğanın hükümete yakın olmak için Hürriyet’e yerleştirdiği biri çok şükür hiç bir yazısını okumadım.. Çünkü kendisi değerli bir kalem değil… Kanaatim bu yönde…
    Son günler de sadatçı askerler olduğunu iddia eden kişiler sosyal medyada 15temmuz darbesini kendilerinin yaptığını söylüyorlar. … İlginç.

    50+1 seçim sistemizde kutsal ay ışığı veya kızıl elma gibi duruyor…
    Böyle olacağı belliydi….
    Seçimleri iktidar kaybedecek…..
    Erdoğanın sağlık sorunları yüzünden sonuç cumhur ittifakı bileşenleri için hüsran….
    Bir kaç gün önce side /antalya daydım.. Yöre halkı yangınlardan dolayı baskı altındalar…

  10. Bizde siyaset ; özellikle çok partili siyasi düzene geçtiğimizden beri , demokratik esaslara , demokratik sisteme göre değil tamamen siyasi çıkarlara göre dizayn edildiği ve bu nedenle de sürekli değiştirildiği için asla ve asla dikiş tutmaz ,iki yakamız bir araya gelmez ,’kaldır kaldırımı indir kaldırımı ‘ minvalinde devam eder gider !
    O nedenle ne söylense boştur !
    Herkese selamlar , saygılar

    • Ali bey bakıyorum tek partili yılların türkiyesine doyamamışsınız, hala çok partili düzene sövüyorsunuz!
      Eskiden olsaydı işler sadece chp nin çıkarlarına göre dizayn edilirdi ne güzel, nerde o günler değil mi?

  11. Hiçbir şeyimiz bilinemez durumda! mı? Bilinen tahmin edilen bir şeyimiz yok mu acaba?
    Biz kaç bin yıllık!!! bir kültüre bilgiye sahibiz ki şunun şurasında☺️
    Daha dünkü devlet Avrupalı, bisikletini park etmek için bisiklet parkı yapmış meydana,
    Skotırı park ediyor gençler elektrik direğine, ağaçlara!
    Balık yemek için tezgah yapmış balık hali yanına, deniz kıyısına, biz üçç tarafı denizle çevrili hasretiz balığa!😠😼😾😸
    Ah şu İmamoğlu varya hepsi onun suçu valla.

  12. Tarık beye bilmukabele katılıyorum. İnşallah Sayın Cumhurbaşkanımız Gül aday olursa, Sayın Erdoğan da ona verir oyunu. Ülke bir nefes alır.

  13. -ittifak C ‘mi ittifak M’yi yarmaya çalışıyor!
    ittifak M’mi C’yi! kafam karışmaya başladı benim🙃.
    Bunlarla da, şu ittifak bir bozulsa varya!… lar la da, kafanızı yormayın boşuna ☺️.
    C partisi odunu aday gösterse..
    İp eşarbını assa sandalyenin arkasına, hiçbir önemi yok kimin oturduğu nun o koltukta!
    -ne C partililer o olursa ben vermemmm,
    Nede ip vesaadet ha o mu .. ıı ıh asla!! Deme lüksüne sahip değiller. Bundan sonra.
    İttifakı bozan yada çomak sokan yok olur siyeset haritasından.
    Tek yol, bir aday belirleyecekler orta noktasından..
    -ister parlamenter sisteme geçiyoz desinler,
    -ister başganımız budur desinler!
    Ha! Sadece bir ittifak için geçerli değildir bu tahmin! Her ikiside aynı durumda.

  14. Gerçekten anlayamıyorum. Abdullah Gül’ün adaylığı hem geçmiş 2018 hemde gelecek 2023 seçimleri için biçilmez kaftan olmasına rağmen muhalefetin akılsızca davranması yüzünden herşeyi ellerine yüzlerine bulaştırdılar ve bulaştıracağa benziyorlar. Sebeplerini gelince;

    1. 2003 yılında Başbakan olan Abdullah Gül, Tayyip Erdoğan seçilince tereddütsüz başbakanlığı ona bırakmıştır. Bu mütavazılığa ve devlet adamlığına en büyük örnektir.

    2.2014 yılında yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminde demokrasinin gereği olarak gelmiş geçmiş en onurlu ve yüce makam olan cumhurbaşkanlığını seçimle gelen Tayyip Erdoğana bırakmış koltuğa yapışmaya kalkmamaştır.

    3. 2007 ve 2014 yılları Türkiye’nin selametle ve suhuletle yönetilmeye çalışıldığını göstermektedir. Merak edenler o yıllarda çıkan neşriyata bakabilir. O yıllarda cumhurbaşkanımız Abdullah Gül denge denetleme ve koordinasyonu olağan üstü bir doğallık ve kimseye orada olduğunu hissetttirmeden bir orkestra şefi titizliğinde yürütmüştür. Elbette istenmeyen hatalar olmuştur ancak günümüzle kıyaslayınca o yıllar neredeyse yükselme devri gibi durmaktadır.

    3. Dünyada bu kadar tanınan ve tecrübe sahibi biri tüm toplum kesimlerinden büyük oranda oy alabilir. 2023te bu niteliklerde biri rahatlıkla tüm yetkilerini parlamenter demokrasi adına devredebilir çünkü daha önce 2 defa yapmışlığı vardır. Onun için ulusal çıkar herşeyin ötesindedir. Kendini değil ülkesini düşünen her aday ve bilhassa Abdullah Gül ülkenin içinde bulunduğu büyük ve küçük ölçekteki sorunların çözümü için meclisi adres gösterecektir. Seçilen başkan kim okursa olsun bunu başaramazsa kesinlikle bixi daha büyük yıkım ve felaketler bekliyor. Özellikle 7.cumhurbaşkanımız fahri korutürk yıllarına bakılmasını tavsiye ederim. Tüm çabalarına rağmen Fahri korutürk olacakları engelleyememiştir. Burada tek kişi yönetiminin bazı dönemlerde hayat kurtarabilir olduğu muhakkak ancak dünya tarihi dikkate alındığında, danışma meclisleri, parlamenter demokrasi her zaman daha üstün gelecektir. Tayyip Erdoğan’dan sonra gelecek olan şahıs tüm ülke dinamiklerinin üstesinden gelebilmeli ve hızla yetkilerinin tamamını meclise devretmelidir. Maalesef bu kadar güç ve yetki ile donatılmış biri iyi niyetli değilse veya zamanla güç sarhoşluğuna kapılırsa kii tarih kitapları böyle örneklerle doludur, başımıza inanılmaz korkunç biri kesilebilir. Makamların o ağırlığı altında ezilecek biri olmamalıdır.
    Kemal kılıçdaroğlunun’da bunu yapabileceğine inanıyorum ancak cumhur ittifakından hiç değilse yüzde 5 oy alabilmelidir. Karasız seçmen bu özelliklerde bir profil göremezse Tayyip Erdoğan rahatlıkla oyunu verir.
    4. İstanbul seçimleri ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ülke genelinde ve yerel düzeyde parametreleri çok farklıdır. İmamoğlunun bu yönü gözden kaçırmamasını temenni ederim. Kendine izafe ettiği popülarite başkan seçiminde onu hüsrana uğratabilir. 

    5. 2018 yılında ve 2014 yıllarında ki muhalefetin aday seçimi tam bir fiyaskodur. Kemal kılıçdaroğlu bu iki seçimde de cesaretli davranıp dayatılan adaylara hayır diyebilmeliydi. Muharrem incenin tehditleri işe yaradı. Halbuki saadet partisinin önderliğinde kurulacak geniş bir mutabakat ve Kemal kılıçdaroğlunun Abdullah gülün yanında durmasıyla işler bambaşka bir hal alabilirdi. Kaldı ki o dönem muharrem ince Abdullah gül aday olursa oyum Tayyip Erdoğana demişti. Şimdi de parti kurması aynı anlayışının devamını sürdürdüğünü gösteriyor. Tabi bununda siyasetin doğası gereği normal karşılıyorum. Dediğim gibi Ulusal çıkar her zaman  öncelenmelidir.  2018 seçimleri öncesi millet ittifakı Mitinglerin kalabalıklığı birilerini boş hayallere kapılmış olduğunu gösterdi. Siyaset tüm dünyada reel politika düzleminde ve halk için yapılır. Toplumsal karşılığı olmayan hiçbir hareket yaşayamaz.

    6. Bir şerhte iyi parti ve Meral Ayşenere düşmek isterim. 2018 seçimlerinde Abdullah gülün adaylığına neden tepki koyduğunu anlamış değilim hala. Haklı gerekçeleri olabilirdi ancak sonuç bize politikanın inatla değil akılla yapıldığını gösteriyor. Şu andaki tutumu oldukça olumlu görünüyor. Ayrıca parlamenter demokrasiye geçiş en çok iyi partiye yarayacaktır. Yükselişte ve merkeze oturmaya doğru ilerlemektedir. Dolayısıyla millet ittifakından seçilecek başkanın görevlerini devretmemesi tüm siyaseti kilitleyecektir. Yükselişte olan bu parti herhalde bunu düşünüyordur.

    Herkese iyi günler dilerim.

    • Sayın Tarık. İyi de, Abdullah Gül’e asla oy vermeyecek kemik kitlenin sorunu tam da sıraladığınız 1. ve 2. maddede zaten. Abdullah Gül’ün bu kitleden oy alamayacak olmasının temel sebebi, iradesini bir şekilde kamuoyu oluşturup kullan-a-mayarak hakkıyla geldiği makamları, önümüzdeki seçimlerin ana aktörlerinden biri olan ‘Recep Tayyip Erdoğan’ a altın tepside “Buyrun” diyerek sunmasıdır. Asıl siz bunu nasıl göremezsiniz, gerçekten anlayamıyorum.

      • Sevgili Kürşat Bey sorun chp’nin kemik oyu değil sorun muhafazakar tabanın ülkemizde seçimleri belirlemesi. Bunu uzun yıllar boyu ülke vatandaşı ve yurtdışında ülkemizi izleyenler farketti ama chp son 2 yılda farketti. Sonuç ortada İstanbul seçimleri akp seçmeninin imamoğluna oy vermesiyle kazandı. Tabi ekonomik şartları kesinlikle küçümsemiyorum. Millet ittifakı asla tayyip erdoğana oy vermez. Demek ki matematiğe bakınca cumhur ittifakından oy koparmak en büyük motivasyon olmalı. sizde görüyorsunuz ve farkındasınızdır umarım. Dolayısıyla dengelerin değiştiğini ve muhalefetin akıllıca davrandığını görürse kerhen dahi olsa cumhur ittifakı tabanı ona uzak olmayan birine oy verir. buna en yakın profil abdullah gül ve onun niteliklerinde biri olmalıdır.

        • Eee işte o zaman biz ne anladık ‘birleştirici, bütünleştirici aday’ kavramından. Hani her kesimden oy alacaktı? “Bizim oğlan bina okur, döner döner gene okur!”

        • CHP’de taleplerinizi karşılayacak Cumhurbaşkanlığına tam layık yeteri kadar muhafazakar isim var. Ben simdi isim telaffuz etmek istemiyorum, günü gelince ismi en öne çıkar zaten.

      • Sayın Kürşat gol, sayın Abdullah Gül ün ,gerek görev süresinin bitiminde cumhurbaşkanlığı görevini, gerekse sayın Erdoğan ın yasaklı olduğu dönemde Başbakanlık görevini yüklenerek sıkıntılı dönemin usulüyle geçiştirilmesene yaptığı katkıyı sizin anlamadığınızı düşünüyorum. Sayın Gül, bir devlet adamına yakışır şekilde ülkenin kaolslu dönemlerinde üzerine düşen görevleri hakkıyla yapmış ve yeniden ülkenin ona ihtiyaç doymadı halinde elini taşın altına sokma riskini, son seçimler öncesi “ eğer mutabakatla aday olmama istenirse görevden kaçmam” diyerek göstermiştir. Sayın Gül tam bir vatan sevdalısı ve görev adamıdır

    • 2018 seçimleri için tespitlerimiz kesinlikle doğru.
      Zira Erdoğan tarafından Kalın ve Akar aracılığıyla”kibarca” uyarılma ihtiyacı Gül’ün aday olması halinde seçilceğininin de itirafıdır.
      Ancak problem şurada, bu uyarı neden sonuç verdi?
      Özellikle bu uyarı ziyaretinden hemen sonra”derhal” kamuoyuna dehdit dili içeren bir uyarı olduğu, bu dile pabuç bırakılmayacağı açıklansaydı 5 puanlık fark anında 10 puana çıkardı. Siler süpürürdü.
      Şu anki tablodan Erdoğan’ dan sonra sorumlu olanları say derseniz Gül ilk aklıma gelenlerden.
      Bir de 2019 tecrübesi yani İmamoğlu ve Yavaş olayı var.
      Bir de 2018 e göre son derece olumsuz “başkanlık sisteminin” ağır faturası var.
      Ben “bir puan, bir puan” Erdoğan karşısında en fazla oy kim alacaksa onun aday gösterilmesi taraftarıyım.
      Ancak kim olsa kazanır diye düşünüyorum. Hele 2023e kalırsa Demirtaş bile kazanır diyorum.

  15. Yalan,ve iftira Türkiyeyi yıktı, Darısı Türkiyeyi bu hale getirenlerin başına.

    Sadet pekerı’n Twitte’i
    1-Birleşik Arap Emirlikleri’nde oturumum var, hakkımda çıkarılmış herhangi bir kırmızı bülten kararı yok, uluslararası hukuka göre beni bulunduğum ülkeden hiçbir ülke alamaz. “15 Temmuz’u Birleşik Arap Emirlikleri finanse etti insanlarımız onların yüzünden şehit oldu,…
    1:50 PM · Aug 27, 2021
    12.1K
    494
    Share this Tweet.

    Havuz, ekibi ve komutanları sosyal medyayı kısıtlıyamazlar.

  16. Oy moy yok.
    Çay paketini vatandaşın başına isabet ettiremeyene oy moy yok.
    Olmazsa olmazım.
    Sahte diploma, olmazsa olmazım değil. Sadece tercih nedeni.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız