İstanbul belediye başkanlığına Binali Yıldırım aday.. Yolu açık olsun, ama…

41

AK Parti İstanbul’a uygun gördüğü belediye başkan adayını seçimlere tam üç ay kalmışken açıkladı.
Sürpriz mi? Hayır. Açıklanan, aylardan beri konuşulan isim: Binali Yıldırım
Milletvekili, bakan, başbakan olmuş ve halen TBMM’nin başkanlığı görevini yürüten Binali Yıldırım, seçilirse, ülkemizin en kalabalık kentinin belediye başkanı olacak.
Partinin önemli bir ismi aşağıdaki Twit’inde görüleceği üzere hemen ‘‘İstanbul’a yakışan aday’’ tepkisi verdi.


AK Partinin itibar ettiği yazarlar da derhal övgü yarışı başlattılar.

‘‘Devlet ve siyaset adamı aşağı iniyor’’

Yazarlardan birinin yazısında uzunca sıraladığı özelliklerinin son birkaçını buraya aktarayım:

’’Kendisiyle az-çok seyahat etmiş, yakınında bulunmuş olarak söylemeliyim ki, samimi bir mümin… Fakat başkalarını da ötekileştirmeyen, dindarlığını gösterişe bürümeyen bir inanç sahibi… / Ve dün öğrendik ki, devletin zirvelerine çıkmış olsa da, göreve çağrıldığında aşağı inmeyi göze alabilen bir dava adamı.’’ [Siyahlar yazara ait.]

Twitter mesajındaki ‘büyük devlet ve siyaset adamı’ ibaresi ile son cümledeki ‘aşağı inmeyi göze alabilen’ bölümü sizin de dikkatinizi çekmiştir sanırım.
İsmi epeydir bu görev için konuşulduğu halde bir türlü ilan edilmemesinin sebebi de, ‘büyük devlet ve siyaset adamı’ olarak tavsif edilebilen Binali Yıldırım’ın kendisinin de yarışa sokulduğu görevi ‘aşağı inmek’ olarak görmesi olabilir.
Yerel yöneticilikten ülke yönetimine doğru yürünür, bunun pek çok ülkede örnekleri var. ABD’de Jimmy Carter, Ronald Reagan, Bill Clinton başkan olmadan önce çeşitli eyaletlerde yerel yöneticilik yapmış isimlerdi. Fransa’da bakanlık, başbakanlık yapmış ve sonradan cumhurbaşkanı seçilmiş (1995-2007) Jacques Chirac yola Paris’in belediye başkanı (1977-1995) olarak çıkmıştı. İki dönem cumhurbaşkanlığı (1981-1995) yapmış Françoise Mitterrand da 1959-1981 yılları arasında Château-Chinon kentinin belediye başkanıydı. Cumhurbaşkanı (2008-2012) olmadan önce, Françoise Hollande da, Tulle kentinde belediye başkanlığı yapmıştı (2001-2008).
Tersi mümkün mü? Galiba hayır. Merkezi yönetimde bakanlık, başbakanlık, parlamento başkanlığı veya cumhurbaşkanlığı yaptıktan sonra belediye başkanlığı görevine talip olmuş dünyadan bir örnek varsa ben haberdar değilim.
Gerçekten de ‘aşağı inmeyi göze almak’ önemli bir özellik.
Acaba İstanbul’da yaşayanlar bunu bir özveri olarak mı görebilecekler, yoksa farklı bir değerlendirme yapıp oylarını ona göre mi kullanacaklar?
Soruyu adaylık sürecinde yaşanan tereddütler sırasında kamuoyuna da yansıyan bazı ayrıntıları aklımda tutarak soruyorum. Binali Yıldırım’ın belediye başkanı seçildiği takdirde kimleri havalimanında karşılayacağı, bir yerden bir yere gittiğinde kendisine hangi düzeyde protokol uygulanacağı gibi ayrıntıları…
Haklı sayılması gereken tereddütler bunlar. Haklı çünkü, seçimle geldiği şu anki görevi olan TBMM başkanlığı, anayasaya göre, protokolde cumhurbaşkanından sonraki makam. Devletin ‘2’ numaralı makam aracı ona tahsis ediliyor. Bir yerden bir yere gitttiğinde buna uygun protokolle karşılanıp uğurlanıyor Binali Yıldırım.
İstanbul belediye başkanı olduğunda ise farklı bir konumda bulunacak.
Kendisine bu görevi yakıştırmakta zorlanması çok doğal.
Muhtemelen, oy kullanacak İstanbullu seçmen de, böyle bir konum statüsünün getireceği sorunları düşünebilecektir.
Belediye başkanlığı çok daha farklı özellikler gerektiriyor çünkü.
Nitekim, bir önceki yerel seçimde, henüz başbakan ve TBMM başkanı sıfatları kazanmamışken kendileri önüne belediye başkanı adayı olarak sunulduğunda, İzmir seçmeni, Binali Yıldırım’a oy vermekte zorlanmıştı.
İstanbul seçmeni de zorlanabilir.

Anayasa dediği, Binali Bey’in tercihi

Şimdiki görevi olan TBMM başkanlığından istifa etmeden adaylığı üstlenecek olması da ayrı bir sorun. Anayasa, TBMM başkanının ve başkan vekillerinin partilerinin siyasi faaliyetlerine katılamayacaklarını söylüyor. Oysa Binali Yıldırım, aday olduğu seçimde partisinin siyasi faaliyetlerine katılmak zorunda. Bu çelişkili durumun da seçmen nezdinde olumsuz değerlendirilmesi ihtimali büyük.
Kaybederse seçimi ne olacak?
Bakanlık, başbakanlık yapmış, TBMM başkanı bir isim olarak girdiği seçimde, kendisi, partisi ve partisinin itibar ettiği yazarlara göre ‘özveride bulunduğu’ halde, İstanbul seçmeninden yeterli destek alamamış biri olarak Meclis’e dönmesi Binali Yıldırım açısından kolay hazmedilir bir durum olmayabilir.
Elbette, Binali Yıldırım’ı belediye başkanlığına aday gösteren partisi ve tereddütler yaşamasına rağmen sonunda teklifi kabul ettiğine göre kendisi bütün bu mülahazaları düşünmüştür.
Bize de bundan sonra olacakları izlemek düşüyor.
ΩΩΩΩ

41 YORUMLAR

  1. Sayın Koru, değil kelimeleri, noktalama işaretleri bile özenle seçilmiş, profesyönel bir yazı! Ahhh popsosyolog ahhh, boynuz kulağı geçti, hem de ne geçti. Sağ gösterip soldan vuran değil, arkadan dolaşıp yine sağdan vuranlar türedi; ama ne yapsalar boş, göklerden gelen BİR KARAR vardır.

  2. Türk Telekom’un yüzde 55 hissesi artık 29 bankaya ait. Hisse devri, bu kadar banka bir anda telekomünikasyon sektörüne yatırım yapmaya karar verdiği için olmadı. Bankalar kredilerini tahsil edemeyince şirkete el koymak mecburiyetinde kaldı.
    2005’te Lübnanlı Hariri ailesine satılan Türk Telekom’da olup bitenleri hülâsa edecek tek kelime var. Ona da soygun diyebiliriz. !

  3. Anayasasının 94. maddesi şöyle diyor: “Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı, Başkanvekilleri, üyesi bulundukları siyasi partinin veya parti grubunun Meclis içinde veya dışındaki faaliyetlerine; görevlerinin gereği olan haller dışında, Meclis tartışmalarına katılamazlar.”
    Binali Yıldırım, TBMM başkanlığından istifa etmeden belediye başkan adayı gösterileceği parti toplantısına katılıyor. İstifasına da gerek yok deniyor. Bu uygulama ve açıklamalar sizi tatmin ediyorsa hayırlı olsun.

  4. Bizi ilgilendiren Güngören Belediye Başkan adayı Bünyamin Demir’dir. Bünyamin Demir İzmir Akevler’de yetişen Kur’an düzeni usulü fıkhında tek isim olan Hasan Özket’in talebelerindendir. Öğrencileri Medhal Derneği’ni sonra kooperatifini kurmuşlar ve bir birlik içinde Kur’an düzeni, ortaklık düzeninde çalışmaktadırlar. Yakın arkadaşları arasında milletvekilleri vardır. İstanbul AK Parti Gençlik Kollarında görev almış ve İl Teşkilat başkanlığı yapmıştır. Şimdi de İstanbul AK Parti ekonomiden sorumlu il başkan yardımcısıdır. Kendisi Adil Düzen çalışanı olduğunu gizlememektedir.
    Büyük ihtimalle Berat Bey’in ağırlık koyması ile aday olmuştur. Bizi iki bakımdan sevindirmiştir. Biri, AK Parti’nin onu aday göstermesidir. Diğeri ise Berat Albayrak’ın da artık bizim yanımızda yer almasıdır.
    Adil Düzen uygulaması yapacak mıdır? Erbakan iktidar olunca Akevler’le ilgiyi kesti. İnince tekrar beraber olduk. Gül, Arınç, Atalay, Koç Akevler’e katkıları olan arkadaşlarımızdı. İktidar olunca Atalay nezaket ziyaretleri dışında bizimle ilgilenmedi. Bakalım Bünyamin Demir de onlardan olacak mı? Zannetmiyorum. Binali seçilirse büyükşehirde çalışmaları zor olabilir.
    Önemli imtihanlar yaşanacaktır.
    Binalı Yıldırım’ın yasalara aykırı olsa da Sezer’de olduğu gibi itiraz eden olmayınca yüksek seçim kurulu kabul ederse fiilen geçerli olur. Hatta seçildikten sonra tercih yapabilir. Ben Binalı Yıldırım’ın Meclis Başkanı kalmasını tercih ederim. Hem kendisi hem Erdoğan hem de ülke için daha yararlı olur.
    Belediye başkanı seçilmesi onu zor durumda bırakabilir. Ben Gül’ü cumhurbaşkanı seçilmesini de istemedim. Onların yanında olmadığım için değil onların yanında olduğum için öyle istedim. Binali Yıldırım için de durum böyle.

  5. ahmet
    30 Aralık 2018 at 14:11
    Ahmet bey, memleketin geldigi noktayı çok güzel özetlemiş.
    Şu an Türkiye diktatörlükle değil KOMİNİSTLIKLE yönetiliyor ve bunuda Doğu Perincek başardı! Hemde bu işi MHP nin yardımı ile gerceklestirdi.
    Peki DİKTATÖRLÜK ILE KOMINISTLİK arasındaki fark nedir?
    İkisinin arasındaki fark halkin yaşam tarzi, yani geçim….
    Diktatörler halkin hürriyetini ellerinden alirlar fakat ekmeklerini almazlar halk istediğini yer içer.
    Koministler halkin ekmeği de dahil herşeylerini ellerindem alirlar.
    Şu ankı Türkiyenin durumu bu, ve bunuda kımin yaptiğini öğrenmek içim.Abdüllatif Şenerın 10 yıl önceki konuşmalarını internetten izliye bilirsiniz.
    Evet AKPde şu anda Koministlerin güveneceği adam kalmamıştir.
    Çünkü akp Mansur Yavaşa dahi Ankara adayimiz ol diye teklif etmiş… Belki makam için satin alabiliriz heveslerini M Yavaş maalesf Kursaklarında bırakmiş.

  6. Sayın yıldırım siyasi aklimatizasyona sahip biri olduğu gibi ani düşüşlere karşı da şerbetlenmiş bir devlet adamı:) kendisine bi kulp takabilmek için sayın yazar gibi kırk dereden su getirmenin alemi yok! Örnek: aday listeleri ysk ya teslim edildiği anda sayın yıldırım’ın tbmm başkanlığından istifa etmesi gerekmiyor mu? En azından birine vekalet vermesi gerekir:) muhalefeti de mi biz yapalım didem hanım?

  7. Belediye başkanlığına adaylığı açıklanan Binali Yıldırım’ın istifa etmemesinin sebebi kazanamama ihtimalimi yoksa kazandığı halde belediye başkanlığından istifa edip meclis başkanlığı görevine devam edecek olmasımı. Bu tartışmalar arasında çok ilginç görüşler konuşuluyor. Eğer meclis başkanlığına devam edecekse oyum boşa gider diyenler. Binali Bey’in seçildikten sonra meclis başkanlığı görevine devam edeceği yerine de belediye meclisine seçilecek olan Bilal Erdoğan’ın belediye başkanı olacağını konuşanlar bile var.
    Her ne kadar bir protokol krizi yaşanacağı öngörülmese de teoriyle pratiğin farklı olduğunu, Binali Bey’in protokolde 5. sırada olacak olmasının günün birinde protokol krizine sebep olma ihtimalinin yüksek olduğunu söyleyenler.
    Daha neler neler konuşuluyor nerede mi, çok eğitimli olanlarla aynı oy’u kullanacak olanlar arasinda ( sokakta)

    • Baran bey! sizinde belirtiğiniz Bilal Erdoğanın belediye başkanliği ile ilgili Türkiyede linki açılmayan bir internet sitesindeki yazarlardan bir kaci de yazmişlardı.
      Hatta o yaziyi okuyunca o günlerde ben buradaki bir yorumumdada yazmiştim.
      Demekki her ne kadar sansürleselerde millet bir yönünü bulup okuyir.
      Esenlikle kalın.

      • Türkiye de erişimi yasaklı olan siteleri en çok takip eden H. Gayret, bu yasakları savunduğu halde en çok o takip ediyorsa başka kimler takip etmiyordur ki Nurdan abla. Bence iyi de yapiyorlar. Türkiye de “yasaklar çiğnenmek içindir” diye yaygın bir kanaat var bilirsiniz.

  8. Bizim vatandaslarimiz Fehmi beyin bahsettigi gibi dusuncelerle oy vermez, böyle seyler akillarina bile gelmez.
    Burada sorulmasi gereken soru su: Samimi bir dindar/musluman böyle bir durumda “statü sorunu” yasar mi?

  9. Seçimle gelen belediye başkanları çeşitli sebeplerden görevden alındığı bir dönemdeyiz.
    Aslında yerel seçimler iktidar ve başkanlık için bir güven oylaması olacak.
    Belediye başkanlıkları birer teferruat olmuş durumda.
    Bundan sonra 3-4 yıl seçim yok görünüyor.(güven oylamasına dönüşecek yerel seçimlerde İstanbul un önemi)
    Dalan içinde yüzde yüz deniyordu.
    Bu sebeple işi şansa bırakmamak için kazanacak en güçlü aday ileri sürülmektedir.
    Bundan sonra uzun zaman seçim olmayacağını düşünen iktidar ,dikensiz gül bahçesinde olacağını farz ediyor.
    Haksızlığa uğradığına inanan herkes için köprüden önceki son çıkış denebilir.
    Belki iktidar böylelikle kendine çeki düzen vermeyi aklına getirebilir.

  10. Binali yıldırımın aday yapılması üzerinde düşünülmesi gereken son derece önemli bir olay .
    Öncelikle ülkeyi 16 yıldır yöneten bir parti istanbul için bir aday çıkartamamıştır. Parti bir veya iki kişi üzerinden yürümektedir.Halkın % 50 sinden oy alan bir parti için hazin bir sonuçtur.
    AKP son dönemlerindeki yaptığı büyük yanlışlarla halktan uzaklaşmiş ve 2002 yılındaki milletin , garibanların
    muhafazakarlarin partisi olmaktan uzaklaşmıştır.Oysa hiç mi adam kalmadı . Bu güvensizlik niye ?Damat bakan meclis başkanı JOKER heryere aday .
    kendine güvenmeyenler başkalarından nasıl güven bekleyecekler?
    Umutlar tükenmiş ve çok büyük bir ders gelmek üzere. İstanbul kaybeden türkiye yi kaybeder.
    Bekleyip göreceğiz.

  11. TBMM Başkanı protokolde 2.sırada.Bu doğru.Ancak İstanbul’a belediye başkanı olmanın da ayrı bir şerefi var.1950 Yılında
    Adnan Menderes başbakan olduğunda
    Türkiye’nin nüfusu yuvarlak hesap 20
    milyondu.Biraz mübalağa ederek söylersek Türkiye’nin nüfusu İstanbul kadardı.
    TBMM başkanlığı mı,yoksa İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı mı?
    Bir insan bunun hangisini tercih eder?
    Buna karar vermek kişisel bir tercih konusudur. Bu tercihin getirisini ülkemiz açısından değerlendirecek olursak rahatlıkla Binali Yıldırım’ın İstanbul’a belediye başkanı olması,TBMM başkanı olmasından daha yararlı olacaktır diyebiliriz.
    Karşılamalarda,protokolde,kendisine en azından eski TBMM başkanı muamelesi
    yapılmalıdır.Ama bu çok da önemli değildir.Önemli olan hizmettir.
    İstanbul’da işler iyi giderse Türkiye’de de işler iyi gider.Devletin gelirlerinin yarıya yakını İstanbul’dan sağlanıyor.Öte yandan
    İstanbul’da hemen hemen her ailenin birinci,ikinci derecede bir yakını vardır.
    İstanbul aynı zamanda Türkiye demek.
    Ayrıca Yıldırım’ın İstanbul’a belediye başkanı adayı olmasının muhalefetin moralini bozduğu da bir gerçektir.İzmir’e aday olması ile,İstanbul’a aday olması da farklıdır.
    Yıldırım’ın kişisel özellikleri de önemli.
    Şimdiye kadar yaptığı görevlerdeki başarısı ortada.Hem kendine güvenen,
    hem de muhatabına güven veren bir insan.Espri yeteneği de ayrı bir alem.
    İngiltere başbakanı May ile yaptığı basın toplantısında “AB’ye bir giren pişman,
    bir de giremeyen”demişti de kadın gülmekten kırılmıştı.
    Hülasa Allah yolunu açık etsin;amasız
    olarak…

    • Istanbul a biraz daha faydali olabilir.
      Mesela 30 40 katli binalar a izin verebilir.
      Mesela bahcesehir gibi odul almis semtleri beton yiginina donusturebilir.
      Mesela mevcut yollarin kapasitesini dikkate almadan her yere yapi izni verebilir.
      Mesela enbuyuk soygun olmayan imar degişiklilerine izin verebilir.
      Deniz dolgularina izin verip ekolojik dengeyi duzeltebilir.
      Tum ihaleleri en tarafsiz sekilde kul hakki gozeterek verebilir.
      Daha bircok sey yapabilir.

      • Bahçeşehir zaten beton yığını değil mi ahmet bey? Siz adına bakıp irembağları falan mı sandınız? Allah bilir başakşehiri de buğday tarlası falan sanıyorsunuzdur:)

        • Maalesef gelismeleri takip etmediginiz icin her elestiriyi yadirgayip karsi saldiriya geciyorsunuz.
          Yatay mimariye gececegiz diyen 25 yildir istanbul u yonetenler degilmi
          Bahcesehir gibi bir semti rant ugruna peskes ugruna yasanmaz hale getirenler mevcut belediye baskanlari degil mi?
          ELESTIRIYI KABUL ETMEZSENIZ SIZDE O SUCLARA ORTAK OLURSUNUZ.Yuzlerce ornek verilebilir ancak buna ne sizin sabriniz nede benim zamanim yeter.

  12. bazı yorumları kimi değerli yorumcuların birikiminin, eğitiminin çok altında oluyor, fehmi beyin bugünkü yorumu gibi.
    muhalif olmak elimde bir mesele var bunu nereden eleştireyim, neresine kulp takayım seviyesine kadar gelmese ya, bu cahil kesime yakışsa da bazı kalemlere ben yakıştıramıyorum doğrusu.
    sistem değişikliği referandumun ardından gelen seçimler çok önemli, çünkü bir güven oyu niteliği de taşıyor desek yanlış olmaz. nitekim cb seçiminde ve genel seçimde geri gitmeyi daima ileri bakmaya tercih ettiklerinden chp seçimi kazandıkları takdirde sistem tartışmasını tekrar gündeme geri getireceklerinin altını ısrarla çizdi. şimdi yerel seçimlere de bu gözle bakmak gerek. yerel yönetimlerin güçlendiği bir zamanda önemli sorumluluklar taşıdığından bu görevler eski sisteme göre çok daha değerli bir hale geldi. ülke ekonomisinin sıkıntılı bir süreçten geçtiği bir zamanda iktidarın istanbulu kaybetmeyecek bir adayı tercih etmesinden daha ne olabilir?
    sayın yıldırım ülkede bakanlık ve başbakanlık yapmış, halen meclis başkanlığı görevini icra eden iyi, yumuşak huylu, esprili kişiliği ile sevilen bir siyasetçi, bilgili, deneyimli bir devlet adamı. elbette önceki görevlerine kıyasla büyükşehir belediye başkanlığı teknik olarak düşük statüde ise de önem bakımından değildir. bu başkanlık İstanbul belediye başkanlığı ise dünyadaki pek çok bırakın şehirleri ülkelerle kıyaslanamayacak öneme haiz bir şehir olması açısından hiç değildir. akp bu seçimlere ve özellikle de istanbula çok önem verdiğine göre çok önemli bir ismi de bu nazik zamanda kurgulaması yanlış olmasa gerek. sayın yıldırımın da bu görevi kabul etmesi kişisel kibirinin halini ortaya sermesi açısından takdire şayandır. dünyada bunun bir örneği olmasaydı da iyi bir örnek olurdu bana kalırsa. İstanbul seçmeninin statüsü daha düşük bir göreve getirilmesi nedeniyle bir adaya bu nedenle oy vermeyebileceğini düşünmek/ummak ise bir saçmalık gibi duruyor en hafifinden.
    sayın yıldırımın adaylığının statü değişikliği noktasından eleştirilmesini yanlış bulmam lakin eksik bulurum. izmiri kaybetmiş olmasının hiç atlanmamasını da manidar… İstanbul için nasıl bir aday olur üzerine fikir beyan edilmemiş olmasını enteresan, muhalefetin adaylarının hiç yorum konusu olmamasını da maksatlı. ben bu durumu objektif olmakta zorlanmakla açıklıyorum. oysa değerli yazarlarımızdan doğrusu yanlışıyla, eksiği fazlasıyla aday seçimlerinin adaletli bir yorumunu okumak, tarafsız değerlendirmelerden yararlanmak iyi olurdu. belki bir uzun paragraf değerindeki görüşlerin daha ne kadar uzatılabileceğini hep beraber göreceğiz. lakin yorumlarında adaletten taviz verenlerin adalet arayışları ne kadar gerçekçi, ne kadar haklı olabilir???
    üzerinde düşünmek için nedenlerimiz var değil mi???

    • Didem hn. Kusuruma bakmayın lütfen ama yazara getirdiğiniz elestirilerinize daha güçlü eleştiri yapmak mümkün. Mesela; 50 yıldır siyasi gündemi yorumlayan yazılarıyla meşhur yazarımız siyasi gündemin basitligini görmezden gelip, sizce siyaset kuramları mı yazmalıydı.
      Aklıselim onlarca akademisyenin ülkede son yaşananlar ve oturtulmaya çalışılan başkanlık sisteminin ülkemizi 30 -40 sene geriye götürdüğünü aciklarlarken siz bu gelişmeleri ilericilik olarak nasıl görebiliyorsunuz.
      Mevcut görevinden istifa etmeden başka bir görev için aday olunmasını anayasaya aykırılığı da ortadayken adaletle nasıl bağdaştırabiliyorsunuz.
      Daha birçok şey yazılabilir ama şimdilik yeter.

      • benim sayın koruya eleştiri yapma hakkım olduğu gibi senin de benim yorumlarıma eleştiri yapma hakkın vardır, şimdiye kadar terbiyesizlik içermeyen her eleştiriyi kabul etmişimdir. lakin daha derin analiz-ler beklediğim için sen kusura bakma. yazdıkları seni tatmin ettiyse azla yetinmene bir itirazım yok.
        başkanlık sistemi henüz tam işlemeye bile başlamadan ülkeyi 30-40 yıl geri götürdüğünü söylemek ne kadar bilimsel, bu akademisyenlerin analizlerini rakamlarla paylaş üzerinde tartışalım öyleyse. öngörüden öteye ne veri koymuşlar birlikte bakalım.
        mevcut görevinden istifa etmesi anayasaya aykırı olmasaydı bile gereklidir diye düşünüyorum. doğruyu neden eğip bükelim.
        daha sonra bir çok şey yazabilirsin baran, buralardayım.

    • Binali Yıldırım’ın bence tereddütü seçilememe ihtimalinden kaynaklanmıştır. AK partinin oyları İstanbulda düşecek bu net, ama ne kadar düşecek? Seçimi alabilecek mi? Binali Yıldırım açısından bu durum büyük risk, Sayın Koruya bu konuda katılıyorum. AK partinin aday bulmada zorluk çekmesi ise parti içerisinde çevresinde nitelikli insan bulmakta ne derece zorluk çektiğinin açık göstergesidir diye düşünüyorum. Daha önceki AK parti bakanlarından Ertuğrul Günay bence mükemmel bir aday olurdu. Gerçi ben onu dışişlerine daha çok yakıştırırım ama İstanbulun da ihtiyacı var. Şimdi çok kısa bir beyin fırtınası yapalım neden aday bulmakta zorlandı AK parti? Çünki % 100 bidat edicek kişi arıyor, emin olamıyor. Zira istanbul demek rant demek. Bütün belediyeler öyle, halihazırda hiçbir siyasi partinin önümüzdeki seçimlere memlekete hizmet etmek, yanlışları düzeltmek gibi bir hassasiyete sahip olmadığını açık ve net bir şekilde görüyoruz. Ortada dönen kavga; güç ve rant paylaşımı kavgası..

      • ben sayın yıldırımın seçilmeme ihtimali üzerinde durduğunu sanmıyorum. seçimi alamayacağını da düşünmüyorum. akp mhp birlikteliğinin sinerjisi yüksek, üstelik kılınçdaroğlu ve chp gibi kimseye nasip olmayacak muhalefet şansları var. sen meşru değilsin ya da benim cumhurbaşkanım değilsin gibi sataşmalar gerginliğe sebeb oluyor bu akp ye yarıyor ve seçmenini konsolide ediyor.
        biat edecek kişi meselesine gelirsek davutoğlundan sonra birlikte dengeli ve uyumlu çalışacak kişilerin seçilmesini anlayabiliriz sanıyorum. istanbulda yapılan taamüllerde açık ara önde çıkan muharrem incenin partisi tarafından tercih edilmemesini de bu minvalde değerlendirmek gerekir. biz de çok sesliliğin beyin fırtınasından çok tropikal bir tayfun çıkardığını da itiraf etmeliyiz galiba.
        güç ve rant paylaşımı konusunda ise üzgün olmaktan başka ne diyebilirim, haklısın maalesef…

  13. Cumhurbaşkanlığı gibi yüksek düzeyde bir görev yaptıktan sonra belediye başkanlığı görevine talip olmuş olan var mıdır bilmiyorum ama ABD’de Cumhurbaşkanlığı (daha doğrusu Başkanlık) görevi yaptıktan sonra daha alt seviyede görev yapanlar olmuştur. John Quincy Adams ve Andrew Johnson ABD’de başkanlık yaptıktan sonra Kongre’de senatör olarak görev yapmışlardır. William Howard Taft’de, başkanlıktan sonra, yüksek mahkemede hakim (Chief Justice of the Supreme Court) olarak görev yapmıştır. Eminim başka örnekleri de var. Fakat, hiç örneği olmasaydı bile sözkonusu olan şehir (İstanbul) dünyadaki çoğu ülkelerden daha büyük bir şehir. İstabul halkı Binali Yıldırım beye oy verir veya vermez. Eğer halk yeterli oy vermez ise, bunun sebebi Binali Yıldırım bey çok üst düzey başarılı görevler yaptı fakat, yazarın belirttiği gibi, biz daha önce üst düzeyde görev yapanı istemiyoruz diye düşünmesinden olmayacaktır.

  14. Komplo teorisi anlamı verilecek ise de insan, aklına geleni söylemeden edemiyor: Acaba ülkemizin yeni sistemi, Başkanlık Sistemi, ileride, ülkenin eyalet yönetim sistemine geçirilip Istanbul ile bir kısım çevresinin en önemli ve büyük bir eyalet merkezi yapılacağı göz önünde mi tutuluyor?
    Böyle olacaksa eğer, Binali bey Istanbul seçimini kazanırsa yine ikinci adam olma pozisyonunu koruyacaktır.
    Hem TBMM Başkanı sıfatıyla metropol bir şehir olsa da yerel bir seçime girecek, hem de kazanamadığın takdirde o göreve devam etmenin garantisini de elde tutacaksın.
    Alışık olmadığımız yeni durumlar bu yaşananlar. Koru’nun da değindiği gibi ülkemize has yeni şeyler bunlar.
    Ya da; AK Partinin kurucularının, ağır tonlarının tasfiye edildiği, geriye bir tek Yıldırım’ın kaldığı; onun da bu haliyle kazanma riskinin oldugu İstanbul seçimini kaybetme pahasına, onu tasfiye etmenin yolunun bu olduğu mu hesap ediliyor?
    Yasalar cevaz vermediği halde TBMM Başkanlığını elde tutarak seçime gidiyor olmak, kendini garantiye almış olmak da Yıldırım’ın hesabı olsa gerek.
    Çinliler “İlginç zamanlar da yaşayasın(ız)” bedduasını bizi de içerisine katarak söylememişlerdir umarım.

    • Hasan bey, eyalet sistemine geçişle ilgili öngörünüze katılıyorum ama endişeye gerek yok:) galiba 30 büyükşehir belediyesini üzerinden bi tasarım yapılıyor. İstanbul da bunların en önemlisidir tabii:) doğrudan yerel yönetimlerin özerkliği sağlansaydı bu türden şark kurnazlıklarına da gerek kalmazdı…

  15. İktidar partisi başkanı başbakan bakan tbmm başkanı ve şimdi belediye başkan adayı.
    Bir insan neden alt statü sayılana bir göreve talip olur.
    Bu kendi isteği ilemi oldu.yoksa emirlemi oldu.
    Sadık bir mümin ve dava adamı.
    Sadıklığı ve davası Allah ve onun kullarından bekledikleri doğrultusunda olanlar bu dünya da ve ahirette kazanacaklar.
    Tam tersi olanlar ise dünya da kazanmış bile görünse ahiret onlar için hüsran olacak.
    Hz.Ebubekir büyük kumandan Allahın kılıcı Seyfullah ünvanlı halid bin velid (r.a)ı
    Ordu komutanlığından kazanılan zaferler ona bahşediliyor diye almıştı.
    O buna hiç ses çıkarmamış sadık bir mümin ve dava adamı olarak atanan komutan emrinde kılıç sallamaya devam etmişti.
    Ne yazık ki günümüzde hz.ebubekir hz.ömer gibi devlet adamları yok.
    Bu nedenle halid gibi sadık mümin ve dava adamlarıda bulunmuyor.

  16. Helal olsun! Doğu Perinçeke.
    Gerçektende sözünün erimiş. Bitiririm dedi ve bitirdi.T. Cumhurriyetinin yönetim şekline baktığımiz zaman, tam da D Perinçekin idilojisini yansitiyor.
    Binali Yıldırımın Erdoğanin emrini yerine getirmesi emer demir olarak
    kabul edersek.
    Zamanin birinde 11.Cumuhbaşkani A Gülün haraketinden daha iyi.
    O zaman! Devletin 1 numarası olarak 2 numarali Başbakan Erdoğanin emri ile Fevzioğlunin konuşmasıni protesto etmişti ve konuşmayı dinlemeden Erdoğanın arkasina takilip salonu terk etmişti.
    Şu an B Yildirımın durumi Abdullah beyin o zamanki hareketinden daha iyi. Hiç değilse Erdoğan onun amiri ve amirinden emir almiş oliyor.
    Şımdi B Y seçim çalismalari ve meclis başkanlığını birliktemi yürütecek?
    Zamanlamasi gene mükemmmel.
    Esadın zaferinin yerine Yildirimin mahsumiyetini konuşiyoruz.

  17. Sayın Koru,
    Yazınızda belirttiğiniz ve Françoise Mitterrand’ın 1959-1981 yılları arasında belediye başkanlığı yaptığı şehir “Château-Chinon” değil, “Château de Chillon”‘dur. Anlamı Şilon Şatosu olan bu şatoyu gezmek de 1984 yılında nasip olmuştu.
    Saygılarımla
    Doç. Dr. Orhan Yılmaz

  18. Öncelikle tüm adaylara başarılar dilerim ancak; her aday için kanunlar neyi gerektiriyorsa uyulmasini dilerim. Binali Yıldırım önce istifa etmesi gerekir. Eğer gerek yok diyorsanız o zaman anayasayı tanımıyor sunuz demektir. Biraz empati kuralım. CHP adayı meclis başkanı olsaydı AKP ve MHP kendisinin istifasını isterdi. Siz iktidarsaniz size her şey mubah değildir. Yeri geldiğinde CHP’yi yerden yere vurursunuz ama size en ufak eleştiri yapıldı mı hemen yargıyı harekete geçiriyor sunuz? Bu da etik olarak doğru değildir. Son seçimde muharrem inceye ve saadet partisine oy atmıştım. Bu seçimde kararsızım ama Akp’ye vermeyeceğim kesindir.
    SAYGILAR SEVGİLER

    • Nusret bu seçimde belediye başkanları seçilecek, ama gene de muharrem ince yazıp atabilirsin sandığa tabii:) ya da işte fitneye yariicak en uygun adayı ariip bulucaksın yani…

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız