Kavanoz dipli dünya.. Trump ABD dış politikasını kabadayılıkla yürütüyor…

14

ABD başkanı Donald Trump‘tan gelen en son ‘bombayı’ duydunuz mu?

Pakistan başbakanı İmran Khan‘ı Beyaz Saray’da kabulü sırasında, istese Afganistan’ı yeryüzünden silebilecek durumda olduğunu söyledi Trump.

Dediği aynen şu: “Afganistan’da savaşmak ve savaşı kazanmak isteseydik, o savaşı bir haftada kazanabilirdim. Fakat 10 milyon insanı öldürmek istemiyorum.”

Ülkeyi yeryüzünden silme tehdidi de bunlardan sonraki cümlesi.

Akıl alacak gibi değil, ama gerçek.

Afganistan, Suudi Arabistan, Türkiye ve İran…

Trump buna benzer tehditleri önüne gelen her ülke için savuruyor.

En çok yakınlık duyduğunu defalarca ifade ettiği Suudi Arabistan’a ve onun “Gerçekten kendisini çok takdir ediyorum” dediği kralı Salman Al-Saud‘a da, geçen yılın Ekim ayında, hem de kalabalık bir kitle karşısında, benzer bir tehdit çıkışı yapmıştı.

Reklam

Tehdidi şuydu: “Suudi Arabistan’ı zengin oldukları halde biz koruyoruz; Kralı da, Kral Salman’ı, seviyorum aslında; ama yine de kendisine ‘Kral, seni biz koruyoruz, biz olmasak yerinde iki hafta bile kalamazsın’ dedim.”

Neymiş, petrol fiyatlarını düşürmek için Trump‘ın istediği kadar gayret etmiyormuş Kral Salman.

Onun tehditlerinden bizler de nasibimizi almıştık, hatırlayacaksınız. Bu yılın başlarında, Suriye’den asker çekmeye karar verdiğini duyurduğu açıklaması sırasında, durduk yerde, “Kürtleri vurursa Türkiye’yi ekonomik açıdan mahvederiz” deyivermişti.

Trump’ın Türkiye ekonomisine yönelik tehdit twiti.. 115 bin kişi beğenmiş bu mesajı..

Bereket arkası gelmiyor tehditlerinin, ancak yine de herbiri arşivlerde ve doğal olarak tehditlerin muhatabı olan ülkeler yöneticilerinin belleklerinde duruyor.

Afganistan’da 10 milyon insanı öldürme, ülkeyi yeryüzünden silme tehdidi.. Suud Kralı’nı iki haftada yerinden edebilecek gelişemelere kapı aralama tehdidi.. Türkiye’ye ekonomisini mahvetme tehdidi…

“Trump’tır, ne dese ne yapsa yeridir” deyip geçecek miyiz?

Tehditlerin arka-planı

Öyle demeyeceğiz ve o tehditlerin arka-planına yakından bakacağız.

Reklam

ABD ile Afganistan ilişkileri sözgelimi. Sovyetler Birliği’nin kendisine uydu bir ülke yaratma niyetiyle Afganistan’ı işgali sonrasında, Soğuk Savaş‘ın bir gereği olarak, ABD o ülkeyle ilgilenmeye başladı. Ruslara karşı mücadele veren Mücahitler Beyaz Saray’da misafir edildi. Onlarla görüşen dönemin ABD başkanı Ronald Reagan, Mücahitler’i, “Bu zatlar Amerika’nın kurucu babalarının moral açıdan eşitidirler” diye övdü de…

Suudlu zengin bir işadamı olan Üsame bin Laden‘i Ruslar’a karşı savaşta uluslararası bir cephe oluşturması için Afganistan’a gitmeye teşvik eden de ABD’ydi.

Sovyetler Birliği’ni darmadağın ederek Soğuk Savaş‘ı ABD’nin kazanmasını sağlayan da Afganistan’dı. Komünizme öldürücü darbeyi ABD desteğiyle Ruslara karşı savaşan Mücahitler vurmuştu.

Trump bu tarihi geçmişi bilmiyor herhalde. Onun bildiği, Üsame bin Laden‘in Ruslara karşı savaşan uluslararası birliğinin El-Kaide‘ye dönüştükten sonra yaşananlar… 11 Eylül (2001) uğursuz olayında New York’taki ikiz kulelerin bomba gibi kullanılan yolcu uçaklarıyla yıkılması… ABD’nin de bunu fırsat bilip Afganistan’ı işgal etmesi…

İyi de, Afganistan’ı Trump gözünde ‘yeryüzünden silinmesi gereken bir ülke’ haline kim getirmiş oldu?

Konuyu mercek altına alınca başka ilginç bilgilerle de karşılaştım.

Önceki gün çok sevdiği Fox-TV‘de en beğendiği programcı Tucker Carlson‘un karşısına oturdu ve Afganistan konusunda neden bu kadar sert sözler sarf ettiğini anlatmaya çalıştı Trump.

ABD’nin dış politikasını parayla destekleme amaçlı bir devlet kurumu var: The Overseas Private Investment Corporation (OPIC). Kurum Kabil’deki ABD büyükelçiliğinin hemen karşısında bir otel ve lüks villalar inşa etmesi için bir şirkete tam 85 milyon dolar kredi açmış. İnşaat yarım kalmış, kredi iç edilmiş. Hayalet bina büyükelçiliğe güvenlik tehdidi oluşturduğu için ayrıca milyonlar harcanması gerekmiş…

Yine Trump‘a göre, bir benzin istasyonu açılması için, ABD devletinin kesesinden 80 milyon dolar sarf edilmiş…

Anlayacağınız, ABD Afganistan’a yalnızca asker göndermemiş, yolsuzluk da ihraç etmiş.

Sonra da, “İstesek Afganistan’ı yeryüzünden silebiliriz, 10 milyon insanı öldürerek” tehditleri çıkıyor ABD başkanı ağzından…

[Washington Post gazetesi, dün yapılan Fox-TV programından hemen sonra, Trump’ın o programda dile getirdiği iddialardan en önemli dört tanesinin gerçeklere zıt yönlerini okurlarının dikkatine sundu.]

Tehditlerle sonuç almak mümkün mü?

“Tehditlerle sonuç alınmaz” diyeceğim, ama Trump bu tehditleri boşuna savurmuyor. Suudi Arabistan Kralı Salman‘a yönelik “Biz olmasak iki hafta sonra yoksun” tehdidi sonrasında petrol fiyatlarının daha fazla yükselmesini önleyici tedbirleri devreye soktu Suudi Arabistan ve geçen hafta da toprakları üzerinde zaten var olan Amerikan askerlerine ek olarak 500 yeni Amerikan askeri daha almayı kabul etti.

[İran’la gerginlik artınca süreç sonunda sayılarının 6 bine çıkacağı şimdiden açıklanan askeri yığınağın ilk taksidi olarak bölgeye 2 bin asker gönderdi Trump. Bu arada, İran’ı da "Savaş peşinde değilim, ama İran daha önce hiç görülmemiş biçimde bir yok oluşa muhatap edilir” diye tehdit etmeyi de unutmadı.]

Trump bunları yaklaşmakta olan başkanlık seçiminde ikinci kez kazanma şansını yükseltmek için yapıyor olabilir mi? Olabilir elbette. Öyle bile olsa ne değişiyor ki?

Böyle bir dünyada yaşatıyor insanlığı Trump ve ABD. Hem fiziki bombalar sallıyor insanların üzerine, hem de ülkelere tehdit bombaları savuruyor…

ΩΩΩΩ

14 YORUMLAR

  1. TRAMPın tehditleri havada kalmıyor ki, gerçekleşiyor

    TRyi ekonomik olarak mahvederiz dedi kur 7,20 yi gördü. Trump neden kurusıkı delifişek olarak düşünülüyor anlamak mümkün değil.

  2. İslam Peygamberine sormuşlar : ” hangi millet iyidir ? ” . Cevabı : ” Her milletin iyisi iyidir, kötüsü kötü ” .
    Keza, İslama göre – Karagülle Hoca iyi bilir – ” toplumun benimsemediği, hoşlanmadığı kişinin,
    toplama İMAM olması caiz değildir “.

    Türk ve islam toplumları hakkında çeşitli yorumlar yapılıyor, bunlar karakuşi düşüncelerdir.
    Bir kere günümüz Müslümanları İSLAMI, Devlet İdaresini bilmiyor. Bilmedikleri için MERHAMET, ADALET ve VİCDAN yoksunu olup çıkmışlar. Üstelik bencil ve şahsi saltanat sarhoşu, çok bedevi kalmışlar.

    Bazı dönemler Çin, bazan MOĞOLLAR (Cengiz ve HÜLAGÜ insanlıktan nasip almamış derecede
    zulüm yapmış, sonraları Ruslar (Sovyetler), zaman zaman HRİSTİYAN AVRUPA insanlığa ve İSLAMA çok zulmetmiş…. Kendi iç mücadeleleri ve Haçlı seferlerini hatırla…
    Emeviler ve Abbasiler ve birkaç ufak krallık ve beylikler zaman zaman zulmetmiş olsalar da gene, bunlar kadar değil.
    Ne kadar yanlış yapmış olsalar bile, SELÇUKLU ve OSMANLI Devleti Allah’ın çizdiği sınırlar, Ehl-i Sünnet dairesi içinde kalmışlar, aşırıya genelde kaçmamışlar, Adalete, Kadı (Hakim) ya teslim olmuşlar. (Göz yummakla gece olmaz). (Cumhuriyeti Yerleştirme Yılları ile de kıyas edilemez).

    Trump 10 Milyonların ölümünü dillendiriyor ; “Arap Uşağı”nın yerinde durmaması (itaat etmemesi) halinde SALTANATINDAN olacağını açıklıyor. …… Şimdiki durum – Filistinde yaptırılanlara
    nazaran – pek de öyle TEKİN bir manzara arz etmiyor. Batılı “İnek Çobanı”nın kafasında neler estiği pek de
    bilinmiyor. Trump biraz da dumanlı havayı seviyor gibi. Ya, bir de, yeniden Başkan seçildiğini düşünün,,,
    ki kuvvetle muhtemel.

    Bize düşen ise, milletimizi unutmadan DİNİMİZE bir daha başka – öğrenip – sarılarak, ORTAKLIK Esasını kavrıyarak, hak ve hakkaniyete sadık kalarak, UYANIP “dürüst, iyilik ve vatan sever insan yetiştirerek (Maarifi millileştirerek) safları sıklaştırmak olmalı

  3. ABD, Afganistan’ı yok etmesine gerek yok. Zaten ABD’nin paralı köpekleri (Talibanlar) her gün yüzlerce Afgan öldürüyor. Afganistan’da genç erkek kalmadı kalanlar da mülteci olarak kaçtılar kimisi de kaçmaya çalışıyor.
    selam ve dua ile….

  4. -400, F-35, olası yaptırımlar, Doğu Akdeniz ve Suriye’nin kuzeyi dış politika gündeminin sıcak başlıkları. Bu başlıklar siyasetimizin dört yılını belirleyecek yeni bir trend oluşturabilir. Onun için bugün iç siyasette konuştuğumuz seçmen eğilimleri, muhalefetin güçlenen özgüveni ve yeni partileşme çabaları gibi konular bir yıl sonra bambaşka şekilde gündem olabilir. Yani, dış politika konularımız iç siyasetimizin denklemlerini köklü şekilde etkileyebilir.
    Bu noktada en kritik konumda olan elbette AK Parti ve lideri Başkan Erdoğan. Onun ne yapacağı ve AK Parti’deki gidişat çok merak konusu. Merak edenlerin yanı sıra hareket halinde olanlar da var. Hareketlenmenin gayesi AK Parti’nin içe kapanması, sürekli kendisi ile uğraşması ve iç-dış baskılarla sürekli savunmada kalmasını sağlamak.

    ***
    İşte bu sebeple Batı medyası Erdoğan’ın siyasi manevra alanını kapatmak için üretilmiş argümanlarla dolu. Bir yandan Erdoğan’ın 2023 seçimlerini kaybedeceği hatta erken seçime gidebileceği iddiaları öne sürülüyor. Diğer yandan ise S-400 kararını Erdoğan’ın şahsi tercihleri ile açıklama çabası var.
    Güya, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası Erdoğan, Rus füzeleri ile Külliye’yi korumaya almak istemiş. Bu çabaların Erdoğan’ın yeni hamlelerini engelleme amaçlı olduğu açık. “Batı’ya elveda” ya da “NATO’dan çıkaralım” söylemi de bunun için harekete geçiriliyor. İçerde ise İstanbul seçimlerinin sonuçlarından “fazla” ders çıkaran bazı çevreler sürekli AK Parti’yi konuşuyor. Şikayet, ayrışma, hesap sorma, revizyon ve yeni partiler bağlamında… Bu abartılı gündemin iyi analiz edilmesi lazım. Elbette AK Parti’nin seçim sonuçlarından bir muhasebe ve yeni seferberlik ruhu çıkarması şart. Yeni sistemin performansını kontrol ederek iyileştirmek zorunlu.
    ***
    Ancak AK Parti’deki değişim çabasının sürekli kendinde hata bulma ve umutsuzluğa kapılma gibi bir hissiyatı üretmemesi gerekir. Bu iç ve dış muhalefetin istediği noktaya gelmek olur: Hamle yapma üstünlüğünü kaybetme ve savunmada kalma acziyeti. Zira Cumhur İttifakı’nın önünde dört yıl bulunuyor. Sahip olduğu yüzde 50’nin üstündeki destek ise demokratik siyaseti şekillendirebilecek büyük bir gücü temsil ediyor. Şurası net: İç ve dış muhalefet bu dört yılın etkin bir şekilde kullanılmasını arzu etmiyor. Hatta AK Parti’nin iç çekişmelerle bu dört yılı harcayacak bir psikolojiye girmesi isteniyor.
    Bu amaçla ikili bir taktik uygulanıyor.
    ***
    İlki, Gezi olaylarından, 17-25 Aralık girişiminden bu yana hiç değişmeyen yöntem. O da Erdoğan’ı, çevresini, ailesini ve güç aldığı düşünülen kurumları eleştiri yağmuruna tutmak. İkincisi de bu şahıs ve kurumların AK Parti çevrelerine bir yük olduğu tezini işlemek. “Ümmeti bölüyorsunuz” fikrinin karşısına “Ümmete yük oluyorsunuz” iddiasını koymak. Böylece mücadele azmini sekteye uğratmak. Halbuki Erdoğan siyaseti 2007’den bu yana hep iki şeyi sentezledi: Reform ve mücadele.
    Biri eksik olursa diğeri ayakta duramaz. Ne Cumhuriyet mitinglerinde, ne Parti kapatma davasında, ne Davos’ta ne Gezi olaylarında, ne 17-25 Aralık’ta ne de 15 Temmuz’da Erdoğan ayakta kalabilirdi. Küresel ve bölgesel türbülansın hız kazandığı bir dönemde bazı AK Partililer çok sık muhalefetin söylemleri ile boğuştuklarını fark etmeli. Özeleştiri, karşı mahallenin argümanlarını içeriye taşımak olmamalı. AK Parti on yedi yılda yapabildiklerini, yapamadıklarını ve yapacaklarını iyi değerlendirmeli. Dört yıllık yetkiyi hızlıca harcatmak isteyenler var…ALINTI BURHANTTİN DURAN

  5. Dunyayyi yok edecek silahlar yapiliyorsa ve bu engellenemiyorsa bir gun mutlaka kullanilabilirler.
    Bu silahlara sahip ulke liderlerinden biri birgun buna kalkismayacaginin garantisi yoktur.
    Savas gormemis bir nesil donemine giriyoruz.savasin felaketini yasamamis bir nesil ve onun sectikleri savas gormemis liderler.
    Yok edici silaha sahip bir ulke ve lideri yas olarak omrunun sonuña gelmis veya caresiz bir hastaligin pencesinde cok az òmru kalmis benden sonra dunya kimseye yar olmasin derse.
    Yonetimi pesinde surukleyebilir.
    Hangi ulke buyuk guce ulassa lideri daha rahat meydan okur ve tehditleri urkutucu olur.
    Birde kendinden menkul ulke liderlerinin meydan okumalari varki evlere senlik.
    Ya bunlar o guce ulassalardi ne yapmazlardi diye sormak lazim.
    Gelecekte BM sadece ulkelerin savunma silahina sahip olmalarina izin vermeli.
    Daha sonra onlarďa ortadan kaldirilmali.
    Sadece utopik bir temenni belki.
    Dunya tek devlete gitmeli veevrensel hukuk kurallar tam islerse dunya daha cok guvenli olacaktir.
    Ulke yoneticilerininin hic isine gelmeyen bu durum ,sade vatandaslar icin en ideal olani bence.
    Yonetenler buradaki koyunlar benim der her zaman.
    Kimse koyunlarini kaptirmak istemez ve her seyi arac olarak kullanmaktan imtina etmezler.
    Koyunlar in karari onem teskil ettigi an tarihin seyri degisecektir.
    Koyunlar artik gozunu acma vakti gelmistir.

  6. ABD daha önce iyiydi de Trump’tan sonra bozulmuş değil. Önceki başkanlar konuşma ve davranış üsluplarına daha fazla önem veriyorlardı ama yine de yapacaklarını yapıyorlardı. Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra Batı’da liderlerin kalitesinde bir düşüş yaşandı, nihayet bu moda ABD’ye de sıçradı.

    Trump’un söylemleri bir ABD başkanına yakışmıyor fakat kibar konuşanları da görmüştük. Ataları Müslüman kökenli olan Barack H. Obama döneminde Müslüman dünyasına neler yapıldığı malum. Bu nedenle daha sonra Hillary Clinton ABD başkanlığına aday olduğunda dünya kadınları adına endişelenmiştim. 🙂

    ABD politikaları insanlık adına iyidir denemez, fakat tarafsız olarak bakıldığında iddia edildiği kadar da kötü değildir. Bunu anlayabilmek için bazı varsayımlar yapmak gerekir. ABD’nin gücünün 1/10’u İran’da olsa tüm Sünni İslam dünyasını zorla Şii yapmaya kalkışır. Türkiye ise yeni Osmanlı İmparatorluğu kurmaya kalkışır belki de üstüne Altınordu’yu ve Turan’ı da ekler. Diğer bazı ülkeler/milletlerle ilgili başka varsayımlarda da bulunabiliriz. Tabi ki bu girişimlere karşı çıkan Dünya’da başka büyük güçler yoksa bunlar yapılabilir veya ısrar edilirse savaşlar çıkar.

    Şu anda Dünya’da egemen olan güç Protestan ve Yahudi dayanışmasıdır. İslama en yakın olan Ehli Kitap unsurları da bunlardır. Geçmişte Osmanlı Devleti de Batı Hristiyan dünyasındaki Katolik-Protestan çekişmesinde kendi menfaatlerine uygun olması ve İslama daha yakın görmesi nedeniyle Protestanları desteklemiştir. Yahudilere de sahip çıkmıştır. Arapların putperest (müşrik) islam yorumlarından uzaklaşıp Kuran İslamı’na yaklaşırsak – ki buna en yakını Türk İslamıdır- onlarla aramızdaki sorunlar da azalacaktır. Sorunu yaratan ortaçağ Katolik Hristiyanlığının, geçmişteki ve günümüzdeki temsilcisi ‘müşrik Arap islamı’ taraftarlarıdır.

    Tabi ki Dünya durdukça sorunlar bitmez. Fakat sorunları makule indirgemenin anahtarı budur. Zira dini inançlar insanın tüm davranışlarını doğrudan veya dolaylı olarak etkiler. İslam dünyası bir yana Türkiye bu sorunu aşabilir. M.K.Atatürk zaman kısa olduğu için kıra döke de olsa acı ilaç içtirerek bunun yollarını göstermiştir. Fakat hastalık tekrar nüksetmiştir, tedaviye devam etmezsek sonumuz Araplar gibi olur.

  7. Tüm halklarda iyi insanlarda var kötü insanlarda var.
    Bazı nsanların algı operayonlarla yabancı ve diğer dinden olanların kötü olduğunu zannediyorlar.

    peygamber efendimiz bazı sahabeleri nereye gönderdi habeş kralına habeş kıralı hangi dinden hristiyan ama o adeletli insan dedi.

    Bosch, güven kaybetmektense para kaybetmeyi tercih ederim. diyor.

    Halklarda, iyi insanlarda var kötü insanlarda var.

    firavunlar ise genelde siyasilerdir. Kendi menfaatleri ve koltukları için herşey yaparlar.

    Bir düşünün Amerika 2saatde bir devleti yok edecek gücü var. Bu güç şimdiki müslüman devletlerin başında olanların elinin altında olsa dünyayı kasıp kavururdu.

    siyasilerle, o devletin halkını ayrı tutun.

  8. Geçiş dönemi
    İnsanlık işçilikten ortaklığa geçerken denge çalkantısı olur. İşçilik dönemi hükümleri yerini ortaklık dönemi hükümlerine devreder. Geçişte insanlar kimin galip geleceğini tahmin edip onun yanında yer alır. Tahmin etme dönemi ara dönemdir. Orda da dalgalanmalar olur.
    Hakim olmaya yarışanlar tüm araçlarını kullanırlar. Trump da kullanıyor. Bir taraftan taltif diğer taraftan tehdit ediyor. Türkiye ne yapıyor?
    Türkiye askeri bakımdan çok başarılı bir siyaset içinde. Ekonomi bakımından ise perişan.
    1) Dış borçlar,
    2) Enflasyon,
    3) Çarpık kentleşme
    4) Kayıt dışı ekonomi hayati sorunlardır.
    Akevler 50 senelik uygulamalı çalışmaları ile bunları çözmüştür. 2*2 4 eder. Akevler bunu söylemektedir. Akevler söyledi diye kulaklarını tıkayanlar helak olur. Kimse dördü beş yapamaz.
    Ocak Medya’ya saldırdılar. Koru teşhiste kaldığı için sen yaz dediler. Susturanlar, kendileri susacaklardır. Şafak yaklaşmıştır demektir.

  9. ”Tramp delidir ne dese yeridir.”

    Üzerine tehdit bombaları savrulan ülkeler ve liderleri, tehdide pabuç bırakacak kadar siyasetten, cesaretten, birlikten ve dirlikten yoksunlar da ondan…
    ABD tehdidini gerçekleştireceği zaman ”Çok Uluslu Güç” adı altında diğer ülkeleri de yanına alarak bunu yapıyor.

    Hadi diyelim Suudi Kralı onların desteği olmadan yerinde duramaz, peki ya diğerleri? Afganistan’ıda geçtim..Pakistan, Mısır (Sisi’yi işaret edenlerinizi görür gibiyim), İran?.. Türkiye?

    Tamam, tamam; saylı ülkelerin hemen hepsi de ABD’nin etkisine maruz; siyasi ve ekonomik olarak bağımlı durumda ve reel politik açıdan bu bir yere kadar izah edilebilir; peki, bir delinin pervasızca, edepten terbiyeden yoksun çıkışlarına, tehditlerine, bir Allah’ın kulu (lider) çıkıp da -iç politikaya yönelik bağırıp çağırmalar, parmak sallamalar, efelenmeler hariç- ”sizin liderinizin şu şu tutum ve davranışından dolayı ülkelerimiz arasındaki falanca alandaki ilişkiyi/anlaşmayı askıya alıyorum veya falanca kurumdan çekiliyorum” diyemez mi? Ya da tehdide maruz ülkeler, kendi aralarında birliktelik görüntüsü verecek siyasi ekonomik anlaşmalara/birliklere imza atamaz mı?

    Cevabımız ”hayır” ise vay halimize ki, yıkıma uğratılan ülkeler ( Afganistan, Irak, Libya, Suriye, …) bu resmi ortaya koyuyor zaten.

    İkinci bir cevap şıkkımız ”evet” yok, gözükmüyor galiba.

    Şimdi soru şu: Aynı coğrafyada bu kadar ülkeyiz ve sıra sıra yıkıma uğratılıyoruz, malımız mülkümüz elimizden alınıyor, canımız da; a bizler nasıl bir milletiz, nasıl bir devletiz? Nasıl yönetiliyoruz?

  10. Fehmi bey! Trump gibilerinden her yerde var….. bizdede fazlasi ile var. Tehdit konusunda Trump bizdekilerin değıl kendileri, seçmenleri kadar dahi olamazlar. Bizimkiler dişarda sıkıştıkça dünyaya tehditlerle meydan okuyorlar…
    Trump ‘da içerde sıkışdıkça önüne kım gelirse onu tehdit ediyor.
    Bu hafta, Savici Robert Mueller ABD senetosunda Trumpın yaptıklarını açıklayacak.
    4 kadıla başa çıkamayan Trump MÜSLUMANLARI tehdit etmeye devam ediyorsa suç trumpin değil müsluman halklarin suçu.

    Allahtan Trump’In yaptıklarini kendi taraftarlaride dahil hiç kimse kabul etmiyor.

    Yoksa, bizdeki taraftarlar gibi suçluyu, savunacam diye
    fehmi beyin 17 Temmuz 2016 ÜÇ SENE ÜÇ GÜN ÖNCEKİ yazdiği yaziyi son bir ayda yazdiğıni idda ediyor.
    ONYEDİ TEMMUZ IKIBIN ON ALTIDA YAZDIĞI YAZININ BAŞLIK KOPISI
    “Darbenin beyni’ Gülen olabilir mi? Olmasa da oldu bile…
    (17 Temmuz 2016) 163”

    Onu bunu bilmem ama, Amerkalılar Trump’I bir gün dahi o koltuğunda rahat oturturmadılar.

    “siracınoğlu
    22 Temmuz 2019 at 13:47
    Eksen kayması lafına cuk diye atlanılmış ama yazıda asıl FETÖ nün masumiyetine vurgu yapılmış. fehmi bey çok güzel algı operasyonu yapıyorsunuz. bunu sıklıkla yapıyorsunuz sanırım sizde gerekli emirleri alıp algıya başladınız. örnek yazılar bu yorumlarıma delildir: (https://fehmikoru.com/darbenin-beyni-gulen-olabilir-mi)
    /)https://fehmikoru.com/magduriyet-varsa-onu-gidermek-kimin-gorevi-suclu-bilinenlerin-mi-yoksa-devletin-mi-benim-cevabim/ ,https://fehmikoru.com/15-temmuz-bana-ulkemizin-darbeci-gelenegi-ile-din-kisvesi-altinda-yapilan-yanlislari-hatirlatti/
    (bunlar sadece son bir ayda yazdıklarınız)”

  11. İşte Amerika özgürlükler ülkesi medeni ülke , insan haklarına saygılı ülke , ülkeleri sınıflandırıp not veren ülke , örnek alınan ülke , birçok insanımızın hayran olup göç ettiği ülke.
    10 milyon insanı yok etmekle tehdit eden bir yöneticinin bulunduğu ülkede yaşamaktansa sıkıntılı da olsa
    memleketimde yaşamayı tercih ederim.

    • sapla samanı karıştırınca böylesi yorumların yapılması normal. ayrıca, özgür bir ülkede yaşamak varken, hukuk ve özgürlük sıkıntısı olan bir ülkede yaşamak istemek pek gerçekçi değil. Hatta, mayası özgürlüğü ve hukuku kaldırmayanlar için bile bu böyle.
      Ayrılması gereken kısma gelince: ülke ayrıdır, o ülkenin yöneticisi, dahası da devleti ayrıdır. Dünyanın hiçbir devleti namuslu değildir. Ülkeyi savaşa sokmak için, suriyeden birkaç tane füze atılması bile konuşuluyor devletlerde. ve genellikle, devletler, en fazla kendi vatandaşlarına eziyet eder.
      – Amerika bu noktada birazcık ayrışır, çünkü amerika bütün dünyanın devleti sayılır. yine de, kendi vatandaşına, başka devletlerden daha az eziyet etmemiştir.

      • İnsanımız hep devleti suçlar oysa dönüp bir kendine baksa .Bugün hukuk sistemine müdahale var diyoruz ancak bir tane hakim bir tane savcı çıkıp ya bana şu kararı aldırmak istediler bende bunu içime ve meslek onuruma sindiremedim deyip istifa edeninı gördünüzmu oysa sabahtan akşama kadar idareye sallıyoruz. Özgürlük meselesine gelince herkes kendi fikir ve yaşantısına özgürlük istiyor.bugün inanılmaz acı çeken cemaatin üst düzeyi dün kimlere ne komplolar kurdu hepimizin hafızasında silinmemistir.
        Devlet yönetiminde sıkıntılar mevcut kabul ama bunu olusturan da bizleriz.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız