“Korona mıyım?” endişesi ile geçen 10 günün ardından…

23
Reklam

Korona salgını büyük dert. Her gün çok sayıda insan virüse yakalanıyor, ölü sayısı da bir türlü azalmıyor. 

Dünün tablosu şöyleydi:

“Türkiye’de son 24 saatte 355 bin 442 Covid-19 testi yapıldı, 29 bin 386 kişinin testi pozitif çıktı, 227 kişi yaşamını yitirdi.”

Yukarıdaki tabloda ben ve eşim de varız.

On gün kadar önce grip önce eşimi ertesi gün de beni teslim aldı. Burnum akıyor, kabul edilebilir oranlarda öksürüyordum; günler birbiri ardına eklenirken, burnumun akıntısı geçse de öksürüğümün şiddeti arttı.

Gribin belirtileri eşimde birkaç gün sürdü, beni ise günlerce etkisi altında tuttu.

Ateşim normal, tad alma duygum yerinde, koku almada da herhangi bir zorluğum yok.

Yalnızca öksürük, tıksırık.

Reklam

Şiddetini anlamanız için şu kadarını söylememin yeterli olacağını sanıyorum: Bir hafta boyunca geceleri sırtım yatak yüzü görmedi. Vücudum yatay duruma geçtiğinde öksürük beni etkisi altına alıyor ve böğürtüyordu çünkü.

Acaba?

Korona olmayalım?

Tabii ben de bu arada griple mücadele için ne yapılması gerekiyorsa -makul ölçüler içerisinde- hepsini yapmaya çalışıyor, ilaçlar alıyordum. Öksürük için sarmısaklı yöntemler tavsiye edenler oldu, onu da bir gün birkaç kez denedim. 

Günler öncesinden dostlara verilmiş buluşma sözlerimi, grip gerekçesini ileri sürerek yerine getirememek de beni ayrıca rahatsız etmekteydi. Bir yandan da gerekçemin görüşmek istemediğimin bahanesi olarak algılanacağından endişe duymaktaydım çünkü. 

Benden bir gün önce griple tanışmış ve birkaç gün içerisinde pek çok belirtisini geride bırakmış olan eşim, özellikle bir köşede vücudumu sert bir yastığa dayayarak yarı-yatay halde geceleri geçirmemden büyük rahatsızlık durmaktaydı.

Ne yalan söyleyeyim, birkaç gün kendi aramızda “Yoksa virüs bize de mi uğradı?” tedirginliği yaşadık, hem de her gün biraz daha artan dozda. Oğlum, Ankara’dan, daha önce korona ile mücadele için alıp bize gönderdiği kit içerisinde yer alan damladan geri kalanları kullanmamızı şiddetle öğütlüyor, kızlarım öksürüğüme çare aramakla birlikte “Korona mı?” sorusunu ciddiye almamak gerektiğini söylüyor, yurtdışındaki yakınlarımızı ise boşuna rahatsız etmemek için çektiklerimizden habersiz bırakmayı yeğliyorduk.  

En önemli rahatsızlığım, salgına yakalanmışsam, sağlık sorunu yaşamaya başladan hemen önce çeşitli vesilelerle görüştüğüm dostlara “Koronaya yakalandım, sizlere de geçirmiş olabilirim, test olun” mesajı göndermem gerekeceği sıkıntısından kaynaklanıyordu.

Reklam

Böyle böyle bir haftayı devirdik, öksürüklü gün sayısı şiddet dozu da artarak 10’a çıktı.

Önemli isimler “Görüşelim” diyorlar, ben de o görüşmeleri yapmak istiyorum ama çekiniyorum.

Seyahatlere gideceklere tanınan imkanı kullanarak Biontech’in ikinci aşısını olacaktık, onu da ertelemek zorunda kaldık.

Kendisine danıştığımız bir doktor, “Yeni varyasyonlarda eskinin belirtilerinin bütününün var olması gerekmiyor; öksürük bile yalnız başına virüs kapmış olmanızın belirtisi sayılabilir” demesin mi?

“Acaba?” sorusuna cevap alabilmek için önümüzde tek bir yol kalmıştı: PCR testi yaptırmak

Bunun için hastaneye gitmek gerekiyor. Hastaneye? Korona değilsek bile virüs bizi orada yakalamasın? 

Evimize yakın ve sağlık sorunuyla karşılaştığımızda başvurduğumuz ilk adres olan özel hastane 7/24 test yapıyormuş. Sağlık tedbirleri uygulama açısından güvenilir bir hastane. Randevu almak bile gerekmiyormuş. Günün her saatinde gidildiğinde test yaptırılabiliyormuş.

Maske sayısını ikiye çıkartarak eşimle birlikte dün hastaneye gitmek üzere yola çıktık.

Bir hemşire ağız ve burundan örnekler aldı. Normal kayıt muameleleriyle birlikte test dahil bütün işlem on dakika bile sürmedi.

Akşam 18.00 sonrasında sonucu öğrenebileceğimiz bildirildi.

Gün boyu bu defa testin nasıl çıkacağı kuşkusunu yaşadık. Bu yüzden de saatin 18.00 olmasını beklemeden internet üzerinden ulaşılan e-Nabız programına, sonucu öğrenebilir miyim diye, defalarca girip çıktım.

Kullanıcıları biliyordur, e-Nabız hastaneye yolu düşen herkesin sağlık bilgilerini içeriyor. Aile hekimine ve hastanelere kaç kez gidildiği, olunan ameliyatlar, hekimlerin tavsiye ettiği ilaçlar ile ilgili bilgilerin hepsi orada. Ayrıca aşı için randevuyu da e-Nabız temin ediyor.

Bütün günü “Ya test pozitif çıkarsa?” endişesiyle geçirdik. 15 gün karantina. Riskli gruptan sayıldığımız için koronanın kolay hedefiyiz; o sıkıntılı dönemden sağ çıkabilecek miyiz? En yakınlarımızdan bile koronaya kayıplar verdik; her gün uzak-yakın dostlardan birilerinin salgına yakalanma haberleri kulağımıza geliyor. Yoksa biz de mi?

Sonunda bu sorulara da cevap teşkil edecek bilgiyi yine hastaneden aldık. 444 4413 numaralı çağrı merkezi muhatabına yönlendirdi, karşıma çıkan nazik görevli sonucu “Negatif” olarak bildirince karı-koca rahat bir nefes aldık…

Sağlık bakanının her gün açıkladığı rakamlar arasında dün biz de vardık. Vaka sayısında veya ölümler arasında değil, ama test yaptırmış 355 bin küsur kişi arasında yer alarak…

Dördüncü aşıyı gelecek hafta olacağız. Öksürüğün şiddeti de hafifler gibi oldu, görüşmeler yapabilme gücüne yeniden kavuştuğumu hissediyorum.     

Aile arası haberleşme grubundan son durumu ilettiğim bir yakınım “Yine de tedbiri elden bırakmayın” mesajını gönderdi. Haklı. Salgının acıması yok ve tedbirsizlik koronaya yakalanmanın en temel sebebi.

Korona olmadığımız anlaşılınca, ağır geçirdiğim grip bile gözüme önemsiz göründü.

ΩΩΩΩ

Reklam

23 YORUMLAR

  1. Bizlere okullarda köleliğin bittiği anlatılırdı ve insanlık adına içimizde bir mutluluk oluşurdu .İyiki de o zamanlarda yaşamamışız derdik. Kapitalizm, vb. izm ler parayı belli sayılı aileler ve kişilerde topladı.bunlar toplumu somurduler ve zengin krallar, diktatorler oldular.Bu cagdas firavunlar küresel sermayenin patronu oldular.İnsanların emeği sömürüldü Alın teri ödenmedi .Kendi elimizle büyüttüğümüz tanrılar ( putlar) şimdi bizleri corona komplosu ile birer hayvanmışız gibi Zincire vurdular,maskelediler, aşıladılar, yasaklarla ehlileştirdiler! merhaba eski köleliğin yeni versiyonu.

  2. “Almanyalı
    29 Eylül 2021 At 23:51

    Berlin sokaklarındaki pisliği ve çöpleri galiba belediye işçilerinin grev yaptıkları bir zamanda gördünüz.”
    Hayır, normalde de pis oralar; karayollarının kenarları, sokaklar, resto-barlar…
    Banliyö trenleri zaten grev yokken de leş gibi, kokuşuk…
    Türkiye gelince bi yolcu otobüsüne binin, hızlıtrenimizi deneyin, nasıl çiçek gibi, tertemiz…
    Hizmetler kıyaslanmaz bile!
    Bira içmekten başka bi halt bilmeyen işçi bıraksın gitsin zaten, grevmiş…

  3. Büyük türk bilgesi hasan kaygı’yı bilmeyen derdi tasayı ne bilsin? Milletimiz ona soyadı diye boşuna “kaygı” dememiş! Derdi günü, bir tek meselesi; ırkının yaşadığı sorunların nasıl çözülebileceği olmuş, düşünmüş, taşınmış, dertlenmiş, çözümler aramış!
    Kendinden başkasını düşünemeyenlerin hasan kaygı’dan bihaber olması da normaldir…
    Hepimizin hem anası hem de babası olan asil türk ırkının meseleleri ihtiyaçları dururken kendi sorunlarımız ya da hastalıklarımızla ilgili tasalanmak, dertlenmek ne gülünç ne hafif!!!
    Türk milleti sen çok yaşa!
    Türk devleti sen çok yaşa!
    Yiğit türkiye liderliği;
    Koşmana bak sen / çatlarsan doğuran kısrak utansın!!!

  4. SON SÜRÜM PUDRA: ANAYASA
    Pudralardan seçkiler.
    Yandaşlar için direk ve damardan.
    Yandaşları türevi, seyreltilmişi kurtarmıyor.
    Ancak” yancılara ” düşük doz gerekiyor.
    Yoksa doz aşımından meyyit-ül mevta.
    Bizim beka’cı muhalefete, pardon yancı muhalefete de yeni bir narko-anayasa ile ayar verecekler.
    Onlar da dünden razı.
    Dejavu mu bilmem ne karın ağrısı deniyor.
    Biz de tam bunu düşünmüştük.
    Tam da bizim aklımızdan geçen, hatta daha fazlası.
    Tan da bizim aklımızdan geçen “güçlendirilmiş parlamenter sistem”
    Artık bu teklifi de kabul etmez isek” ilkesizlik” olur.
    Vs.,vs. geyik muhabbeti.
    Başbakanlık vs.
    Danışıklı-dövüş olmasın?

  5. Yazarımız, dün Trump’ın 3. Basın sözcücü ve eşinin danışmanı hanımın beyaz saray daki hatıralarında bir bõlüm paylaşmıştı. Bende bizle ilgili bir bölümu buraya kopiledim

    ××××××
    Cumhurbaşkanı Erdoğan ve heyetiyle bir araya gelen Trump’ın bir anda durduk yere, “Burada Geceyarısı Ekspresi filmini izleyen biri var mı” diye sorduğu ortaya çıktı. Trump’ın daha sonra, “O sizin için biraz kötü bir film” diye sözlerine devam ettiğini aktaran Grisham, Türkiye heyetinden bir tepki ya da reaksiyon gelemediğini söyledi. Grisham, “Heyetten çok az geri dönüş oldu. Belki birkaç kibar kıkırdamalar oldu ve daha sonra görüşme sanki ABD’nin başkanı ağzından bunu yumurtlamamış gibi kaldığı yerden devam etti.” yorumunu yaptı.
    ××××××
    Ston’un iranlı Azeri bir gazeteciye verdığı raportajda, filimi yapanın kıtabında yazmamasına rağmen ekleme yaptığını ve Türkiyeye gideceğnide sõykemiştı. Daha sonra Türkiyeye gitti.

  6. Merhaba Ende Bey. Diğer sayfada yüklemeyi bir türlü yapmayı başaramadığından şansımı burada denemek istedim. Oraya yazmam gereken cevap buraya yazılmış oldu.
    Buna göre;
    Ben size diğer sayfada somut tarihe mal olmuş,ahlak abidesi insanları örnek olarak gösterdim. Siz ise bana soyut,kim oldukları ve ne kadar ahlaklı olduklarını bilemediğimiz muhayyel insanları örnek diye göstermeye çalışıyorsunuz. Çin’deki %85 ateist insanın benim verdiğim somut örnek insanlar kadar ahlaklı olduklarını nasıl ispatlayacaksınız? Gerçek şu ki din ahlakı öğütler ve GERÇEK dindarlar bu sebeple ahlak abidesi insanlardır. Akademide olmak da bir ahlak ölçüsü değildir ayrıca. Akademisyen olup ahlaksız insanlar da olabilir yani. Bununla birlikte ateistlerden vs. den de şüphesiz ahlak örneği insanlar çıkabilir,ama bunların -örnekleri somut- gerçek dindarlar ölçüsünde ve sayısında olduklarını tespit edemeyiz…İşin esası benim yukarıda ahlak örnekleri yüksek şahsiyetleri göstermemin sebebi de sizin “din,ahlak üretemiyor” beyanınızın doğru olmadığını göstermek içindi. Din,ahlaklı insanlar yetiştirir;hem de en üst seviyede,bunu göstermek için ben o örnekleri verdim,yoksa durup dururken kör bir tartışma başlatmak için değil.

    Bu arada günümüzün dindar diye bilinen insanlarını iyi ahlak örneği olarak da gösteremem…yaşadığımız dönemde dindarlık yolunda olduğunu söyleyenlerde -genel olarak- örnekleri olan GERÇEK dindarları mahçup edecek ölçüde bir ahlak problemi bulunduğunu ben de kabul ediyorum,ama bu durum dinden kaynaklanmıyor;onların problemi kendilerinden kaynaklanıyor,dinden değil. Ve yine bence diğer toplum grupları da bu bahsettiklerimden ahlaken üstte değiler.Ahlak problemini yaşadığımız zaman diliminde insanlığın genel problemi olarak görmekteyim.

    Ahlak,çaba da istiyor;mesela ben -ahlaksız sayılmasam da- kendimi zaman zaman ahlaken yetersiz görebilirim,keşke daha ahlaklı olsam dediğim zamanlar az değildir.. Çünkü ahlak var,ahlak var…Mesela “Güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” diyen ve dualarında güzel ahlak istemeyi adet haline getirmiş Hz. Peygamber’in en bilinen dualarından biri:” Allah’ım beni güzel ahlaka eriştir;Senden başka beni güzel ahlaka eriştirecek yoktur. Allah’ım beni çirkin ahlaktan koru;Senden başka beni çirkin ahlaktan koruyacak yoktur.”

  7. çoook geçmiş olsun.
    acil şifa dilerim.
    bu tanı kitlerinin mucidi bu kitlerin salgınlarda kullanılamayacağını açıklamış.
    şimdi böyle bir şansı yok.
    pandemiye çeyrek kala, 2019 da vefat etmiş.
    siz yine de dikkatli olun demek istiyorum.
    çörek otu süper tavsiye.
    ihmal etmeyin.
    nice yıllara…

  8. Artık Türk siyasetinde alıştığımız Cumhuriyet Halk Partisi yok. Bu partinin artık bütün algıları Washington merkezli. Türkiye’nin çıkarları değil Amerika’nın çıkarları sanki daha önemli.
    Sanki CHP değil CIA var siyasetimizde.

    Türkiye terörle mücadele içi güney topraklarında harekâta başlarken CHP bunu sorguluyor.

    Türkiye Akdeniz’deki çıkarlarını korumak için Libya ile işbirliği yaparken CHP bunu da sorguluyor.

    Mavi mavan denildiğinde Chp li Zeki çeviköz gibiler, Türkiyenin haksızlık yaptığını ve Türkiyenin kararlarını sorguluyor

    Türkiyenin Azerbaycana verilen desteği sorguluyor

    İhaları, sihaları etkisizleştirmeye çalışıyor. Milli teknoloji hamlelerini sorguluyor

    Türkiye ye faydalı olan ne varsa algı çalışmaları, yalanları ve iftiraları ile sürekli gündem olmaya çalışıyor.

    Chp nin seçmenleri Chp yi sorgulamaya başladığında Chp etrafında kümelenen, Chp li olmayıp aba altında sopa gösterenler kabak çiçeği gibi ortaya çıktığında Chp yi ele geçiren çete de bunlar da apaçık ortaya çıkacak.

  9. Geçmiş olsun Fehmi Bey.
    Abd gündemini seversiniz. Belki hastalığınızdan dolayı takip edemediniz! Faydası olur belki sizlere.

    FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’in manevi oğlu Enes Kanter ile Türkiye düşmanlığı üzerine ortak video toplantılarına katılan ABD’nin Demokrat Nevada Vekili Dina Titus  2022 Savunma Bütçe Tasarısı’na (NDAA) eklenen bir madde de, Dışişleri Bakanlığının “Ülkü Ocaklarının yabancı bir terör örgütü olma kriterlerini karşılayıp karşılamadığının” araştırılmasını istemiş.
    FETÖ siparişi olan bu madde de neyin nesi.
    FETÖ’ nün, ülkü ocakları düşmanlığı nereden geliyor!

    “Siz de her taşın altında FETÖ arıyorsunuz” diyenlere
    her taşın altında FETÖ var kardeşim. ABD için ülkü ocakları terör örgütü mü değil mi bu araştırılacak. Savunma bütçe tasarısında.
    Bütçe tasarısında ABD’nin sahiden bebek katili olan bölücü terör örgütü PKK/YPG’ye verdiği desteğin bu bütçedeki payı ne olacak?

  10. FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’in manevi oğlu Enes Kanter ile Türkiye düşmanlığı üzerine ortak video toplantılarına katılan ABD’nin Demokrat Nevada Vekili Dina Titus  2022 Savunma Bütçe Tasarısı’na (NDAA) eklenen bir madde de, Dışişleri Bakanlığının “Ülkü Ocaklarının yabancı bir terör örgütü olma kriterlerini karşılayıp karşılamadığının” araştırılmasını istemiş.
    FETÖ siparişi olan bu madde de neyin nesi.
    FETÖ’ nün, Devlet Bahçeli düşmanlığı nereden geliyor!

  11. Gribi bu şiddetde geçirmenizin sebebi bağışıklık sisteminiz zayıflamınızdan dolayı oluyor.
    size önerim günde Bir su bardağı ata içeceği Kefir öneriyorum bağışıklık sistemini kuvvetlendiriyor.

  12. 1-Salgının en yoğun olduğu dönemde kongre yapanlar,
    2- Üniversitesi açıldığı halde açıkta kalanlara bile virüs gerekçesiyle gösteri yaptırmayanlar,
    3- Şu anda hasta olanların çok büyük çoğunluğunun aşısızlar olduğu bilindiği halde, aşı karşıtı gösteriye izin veren hatta organize edenler mi problemlerimizi çözecek?

  13. Çok geçmiş olsun Fehmi Bey. Allah bu illetten sizi de muhafaza etsin.

    Anlaşılan bayağı endişelenmişsiniz, hatta korkmuşsunuz. Neyse ki işiniz ve de yaşınız gereği kendinizi izole edip kalabalıklar içinde bulunmuyorsunuz.

    Her gün işine gidip kalabalıklara karışan, kalabalık ortamlarda mesai yapan ve aynı yoldan akşam evine geri dönen milyonlarca insan ve bir o kadar da öğrenci; çarşı-pazarın trafiğine katılan milyonlarca insan. Bu sadece ülkemizde, bir de dünya geneli…

    Evinden çıkardığıyla mı kalabalıklara karışacak ya da evine dönerken kalabalıklardan bulaş mı taşıyacak evine! Çıkmasa olmuyor, dönmese de…

    Sanırım virüsle yaşamaya alışıldı, alışılıyor gibi.

    Her ne kadar virüsün kökenine inilmediyse ve dünyayı saran virüsün nasıl bir illet olduğuyla ilgili net sonuçlara varılmamış olsa bile -bilim ne hikmetse bunca zamandır bunu henüz açıklayabilmiş değil- sağlıklı yaşamayı, sağlıklı yaşam koşulları üretmeyi, sağlıklı beslenmeyi (bu zamlarda bütçemiz elverir ve sağlıklı gıdaya ulaşılabilirsek), tedbirli davranarak virüsten korunmayı ve onunla beraber yaşamayı öğreneceğiz, hatta öğrendik bile.

    Endişe?

    Hiç bir zaman ve koşulda hayatımızdan çıkmış değil endişe; hep olacak. Onsuz da olmuyor.

    Endişe, onu duyduğumuz bir konuda sonraki adıma hazırlanmamızı, akılcı davranıp tedbirli olmaya dürter bizi. Aşırısı, her şeyde olduğu gibi zarar verici de olabilir.

    “Endişeye mahal yok” dense de bu sözü hep endişeli olduğumuz anda sarf ederiz zaten.

    Endişeyi de elden bırakmadan virüsle yaşamaya alışmalıyız demek ki.

    Tekrar geçmiş olsun.

    • Hasan beyin “Çok geçmiş olsun Fehmi Bey. Allah bu illetten sizi de muhafaza etsin.” temennisine ilk anda katılmakta biraz tereddüt ettim ama “nihayi sonuçta” fehmi beyi de muhafaza edilmesi gerekenler listesine ekleştirmiş olduğu için gönül rahatlığıyla amin diyebiliriz sanıyorum:)
      Yalnız itiraf etmeliyim ki sonraki pasajı tam olarak anladığımı söyleyemem:
      “Anlaşılan bayağı endişelenmişsiniz, hatta korkmuşsunuz. Neyse ki işiniz ve de yaşınız gereği kendinizi izole edip kalabalıklar içinde bulunmuyorsunuz.”
      Yani sayın yazarın korkup endişelenmesini gerektirecek bir durumu yok muymuş yoksa ne kadar korksa az mıdır nedir bi anlam veremedim…

  14. Sayın hocam çok geçmiş olsun. Allah sağlıklı uzun ömürler versin.
    Bu corona aşısı sadece coronaya karşı mı etkili, üç defa aşı olmuş bir insanını bu kadar ağır grip geçirmesi corona aşısını tartışmaya açar. Bu da demek oluyor ki aşılanmaya birkaç yıl daha devam edeceğiz.
    Maalesef insanların aşıya karşı kafası karışıyor sağlığı değil piskolojisi bozuluyor.
    Ama hala bu illet virüsün nereden ve kimler tarafından piyasaya sürüldüğünü konusunda hiç kimse gündeme getiremiyor, sadece cambaza bak deniliyor.

  15. Fehmi Bey, gribi eşinizden ağır geçirdiğinize göre, bağışıklık sisteminiz zayıf. Size hergün 30-40 adet çörek otu tanesini ağzınızda çiğneyip, yutmanızı öneririm. Peygamberimizin “Ölümden başka her derde deva” hadisinin dışında, yapılan bilimsel araştırmalarda bağışıklık sistemini güçlendirdiği ispatlanmıştır. 60 yaşındayım, 15 yıldır kullanıyorum, göz muayenesi dışında doktor yüzü görmedim. Sağlıcakla kalın.

      • Mucib bey, hocamız doğrudan devlet büyüklerimize küfredip bir iki de yalan dolandan iftira hakaret edip diğer yorumcularımıza da şöyle ağız dolusu galiz küfürler savurduktan sonra çekip gitmemiş diye mi rahatsız oldunuz yoksa sayın yazara da münasebetsizce sataşıp kendisini eyyamcılıkla filan suçlamadığı için mi bozuldunuz nedir?
        Yoksa kendisinin ünvanı paylaşmış olmasından mı huylandınız?
        Tevekkeli boşuna dememişler;
        didei huffaş rencide olur ziyadan!

  16. Test sonucu yanlış çıkabiliyor.Özellikle sizin gibi test yaptırmaya geç gidenlerde.virüs ciğere inmişse ağız ve burundan alınan damlacıklarda olmayabilir.neticede 10 gün sonra gitmişsiniz.dikkatli olun.Cenabı Hak şifa versin.

  17. “Kullanıcıları biliyordur, e-Nabız hastaneye yolu düşen herkesin sağlık bilgilerini içeriyor. Aile hekimine ve hastanelere kaç kez gidildiği, olunan ameliyatlar, hekimlerin tavsiye ettiği ilaçlar ile ilgili bilgilerin hepsi orada. Ayrıca aşı için randevuyu da e-Nabız temin ediyor.”

    Ahmet Kekeç(15 Haz.2012)
    “Demirel’e dönelim… Konu ne zaman gündeme gelse, muhterem “Özal’ın vadesiyle, yani normal yollardan öldüğünü” söylüyor… “Cinayet” iddialarına ise gülüp geçiyor. Oysa bir beyanatında, “ABD kaynaklı bir yerden (Houston Hastanesi’nden) sağlığının iyi olmadığı konusunda bize bilgi geldi. Ancak problem bilgimiz kadarıyla kalbiyle değil, prostatıyla ilgiliydi” demişti. Bu açıklamayı, Emin Çölaşan’ın bir yazısı üzerine yapmak zorunda kalmıştı. Hadise şuydu: Demirel’in “sağ kolu” işlevi gören dönemin TBMM Başkanı Hüsamettin Cindoruk,“Özal’ın yakında gidici olduğunu, iki aya kalmadan öleceğini” kuzeni Emin Çölaşan’ın kulağına fısıldıyor. Çölaşan da “Bizim hala oğlu bana bunları anlattı” diyerek, “Özal’ın ölümü çevresindeki kapalı devre muhabbeti köşesine taşıyor.

    Bu konu Cindoruk’a sorulduğunda, şöyle cevap vermişti: “Vefatından iki gün önce Orta Asya gezisinden dönen Özal’ı, TBMM Başkanı ve Cumhurbaşkanı Vekili olduğum için ben karşıladım. Nasıl olduğunu sorduğumda, çok yemek yediği için midesinden rahatsız olduğunu söyledi. Doktor değilim, ama avukat olarak çok cenaze gördüm. Midesine aşırı yüklenme sonucu ortaya çıkan rahatsızlığın kalbini etkilediğini düşünüyorum. Zehirlenme konusunda bir belirti görmedim.”

    Mümkündür. Midesine aşırı yüklendiği için ölmüş olabilir. Fakat, Cindoruk’un cevaplaması gereken soru Özal’ın nasıl öldüğü değil… Asıl soru şu: Cindoruk niçin kuzeninin kulağına, “Bu gidici, yakında ölecek. Haberin kaynağı Baba’dır. Bu devlet bilgisi… Sadece sen bil ve ağzını sıkı tut. Önümüzdeki yaz aylarını çıkaramayacak. Baba sağlamcıdır. Bunu diyorsa bir bildiği vardır” diye fısıldadı? Devlet bilgisi niçin kuzenler arasında paylaşılıyor? Kuzenin dahi bilgisinde olan bir konu, niçin “devletin başındaki” kişiden (yani Özal’dan) gizleniyor? Daha önce de sormuştum, tekrar soruyorum: Özal’ın “öldürüldüğüne” inanmayan Demirel’in “sağlamcılığı” nerden geliyor? Hangi fani, ölüm konusunda bu kadar kesin ve sağlamcı konuşabilir?”
    ****
    Ben programı seyrettiğim koltukta çakılıp-kalmıştım. Ama arşivlerde bulunacak bu programı hiç bir savcı duymadı(!) ve hiç bir işlem yapılmadan “duyulmamışlar-unutulacaklar” zarfına konup gündemden hızla uzaklaştırıldı.

    İnşallah eski defterleri açma cesareti gösterenler bu konuya da el atarlar ve bu “ikiyüzlü kahramana” Çölaşan gibi bu bilginin kaynağını sorarlar…”

    Sonuç:
    Demek ki siyasi rakiplerinin sağlık durumuyla yakından ilgilenmek ve bu yolla siyasi avantaj sağlamaya çalışmak eski bir hastalık:))))

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız