Marco Polo, İpek Yolu ve günümüzün her zaman genç kalan macera sever insanları…

21
Reklam

Hayatımda ilk kez yurtdışına 20 yaşımda öğrenci iken çıkmıştım.

Otostop yaparak.

Maceralı yolculuklarımı sonraki iki sene de tekrarladım. 

Bu 50 sene önceki ben.

Şimdi de kararlıydım; araya covid salgını girmeseydi, birkaç hafta sürecek bir ülke-içi seyahate eşimle birlikte çıkacaktım. İstanbul’dan Erzurum’a ve oradan da İran sınırına kadar İpek Yolu‘nun geçtiği her yere uğrayarak muhtemelen iki hafta sürecek bir seyahat planlamaktaydık.

Nereden çıktı bu niyet?

Anlatayım.

Bernard Ollivier Fransa’da ismi iyi bilinen bir meslektaş. Önemli gazetelerde siyaset ve ekonomi alanlarında makaleleri yayımlanmış biri. Gazete yönetimlerinde de bulunmuş. Aklında hep 60 yaşına geldiğinde kendisini güncel konulardan azat etmek ve emeklilik günlerini farklı bir biçimde değerlendirmek varmış.  

Reklam

Niyetini yerine getirmek için 60 yaşında emekli olmuş.

Bernard Ollivier, yollarda..

Aklında yıllarca taşıdığı niyet, Marco Polo’nun (1254-1324) asırlar önce yaptığı İpek Yolu seyahatini tekrarlamak olduğu için, hemen o niyetini hayata geçirmek için yola çıkmış…

İstanbul’dan başlayıp Pekin’e kadar seyahat etmiş Bernard Ollivier.

Yayan. Tabana kuvvet.

Gelip geçtiği yerlerde onu sırtındaki hayli yüklü (20 kg ağırlığında) sırt çantasıyla yürürken gören şoförlerin “Seni gideceğin yere biz bırakalım” tekliflerine hep olumsuz cevap vererek…

[Türkiye’de bir keresinde kendisinden ‘casus’ diye kuşkulanılmış; jandarmalar yoldan alıp ciple Sivas’a götürmüşler. Sorgusu sonrasında seyyah olduğu anlaşılmış, özür dilemişler. Ollivier, komutandan kendisini aldıkları 40 km gerideki noktaya götürüp bırakmalarını istemiş. Dediğini yapmışlar.

Seyahatini, sonrasında, dört cilt halinde kitaplaştırmış Fransız gazeteci.

Kitapları önce Fransızca sonra da İngilizce olarak çıktı.

Reklam
Ollivier’in kitabı..

İstanbul’dan başlattığı seyahatinin ilk bölümü ‘Out of Istanbul – A Journey of Discovery Along the Silk Road’ başlığıyla İngilizce yayımlandı.

Okudum ve etkilendim.

Bernard Ollivier Fatih Sultan Köprüsü’nün Anadolu yakasında taksiden inmiş, ilk gün yürüyerek Kavacık yoluyla Beykoz merkeze gelmiş; orada kalabileceği bir otel olmadığını fark edince, tavsiye üzerine Polonezköy’e kadar yolunu uzatmış…

İlk gün 30 km’yi bulmuş yürüyüşü.

Ardından bazen maceralar da yaşamış, ama Marco Polo’nun kitabında geçen her yere uğrayarak hiç aksatmadan yoluna devam etmiş. 

Kitabın yarısında Erzurum’a vardığında, aynı yollardan ben de geçmeye karar verdim ve daha önce okuduğum yüzlerce sayfayı en başa dönerek bir kez daha okudum; bu kez uğradığı her yerin ismini ve hangi il/ilçede gecelediyse onları da not ederek…

Bu arada Bernard’ın 1999 yılında yaptığı seyahati günümüzde tekrarlamanın ülkemizin onca yıl boyunca ne kadar yol aldığını görmeme ve göstermeme yarayacağını düşünüyorum.

Onun yayan yaptığı İpek Yolu seyahatini -üzülerek söylüyorum- biz araçla yapacaktık. Onun aylar süren yolculuğunun ana hatlarını bir, bilemediniz iki haftada tamamlamanın mümkün olduğunu sanıyorum.

Fransız meslektaşı ve maceralı yolculuğunu, kitabını okumam üzerinden neredeyse iki yıl geçtiği halde bugün hatırlamamanın sebebi, önceki gün karşıma çıkan bir gazete haberi

Vienna Cammarota bir İtalyan kadın gezgin. O da önce Göethe’nin Italian Journey (İtalya seyahati) adıyla İngilizceye çevrilmiş kitabından etkilenmiş. Sonra Marco Polo’yu keşfetmiş. [Çağdaşı Bernard Ollivier’den galiba haberi yok.]

Miladi 1254 doğumlu Marco Polo 17 yaşında yollara düşmüş bir seyyah. İpek Yolu, onun uzun seyahati sonrası kaleme aldığı ve kendisinden sonra pek çok nesli etkilemiş olan seyahatnamesi ile dünyada duyulmuş bir terim. 

Polo yola Venedik’ten çıkmış ve seyahati Çin’e kadar sürmüş.

Çin’de Kubilay Han’ın konuğu olmuş ve ikili arasında kurulan yakın bağ sayesinde onu temsilen pek çok başka yeri de gezip görme imkanına kavuşmuş. 

Cammarota Hanım, İtalya’dan başlattığı yolculuğunda, Marco Polo’yu takip ederek, bugünkü adlarıyla Hırvatistan, Sırbistan, Bulgaristan, Türkiye, Gürcistan, İran, Türkmenistan, Azerbaycan, Özbekistan, Kırgızistan, Kazakistan, Moğolistan üzerinden sonunda Çin’e varmayı planlıyor.   

Tabana kuvvet, yayan… 

Aynı yolculuğa Bernard Ollivier 60 yaşından sonra çıkmıştı, Vienna Cammarota 72 yaşında.

Ollivier uzun yolculuğu sırasında her uğradığı il ve ilçede kalabileceği otel bulmakta zorlanmıştı. Zaten kendisine koyduğu ‘her gün ortalama 20 km yürüme’ hedefi onu çoğu kez kasaba ve illere varamadan bulduğu her yerde gecelemeye mecbur etmişti.

Çoğu kez durumunu görüp insanlar onları evlerine davet etmişler, bazen de gece vakti kimsenin ortalıkta görünmediği köylerde gözüne kestirdiği bir evin kapısını çalarak o kendisini davet ettirmiş.

Vienna Hanım da aynı beklenti içerisinde. Kendisiyle konuşan Guardian gazetesi muhabirine, “Yol boyunca insanların evlerine misafir edilmeyi umuyorum; hani para tasarruf etme gibi bir sebeple değil, insanlarla doğrudan temasta bulunmak ve ülkelerinin hikayesini beni misafir eden insanların ağzından anlatabilmek için” demiş…

Seyahati sırasında 22 bin km yol yürüyeceğini hesap ediyor Vienna Hanım.

Üzerinde ülkesi İtalya’nın bayrağı yanında günün anlam ve önemine uygun bir de Ukrayna bayrağı bulunacakmış. 

Bu yazıyı, okurlardan meraklı olanlara, yaşadıkları yerlerde etraflarına biraz daha dikkatli baktıkları takdirde İtalyan ve Ukrayna bayrakları taşıyan, ayağında uzun yola dayanıklı bir bot, sırtında bir çanta ve başında muhtemelen bir şapka bulunan yaşlıca bir kadın görebilirler ve isterlerse onunla geçip geldiği ve sonrasında gideceği yerler konusunda sohbet edebilmenin yolunu arayabilirler diye yazdım.

Tabii eşimle çıkmayı planladığımız kısa ve araçlı ‘İpek Yolu’ seyahati planımız hala bâki.   

Vienna Cammarota, uzun yolculuğuna çıkarken..

ΩΩΩΩ

Reklam

21 YORUMLAR

  1. Davulun sesi uzaktan hoş gelir derler ; böyle bir gezi ilgi çekici ve heyecanlı olabilir , ancak muhtemel sıkıntıların , eza cefanın yaşanacağını da unutmamalı !
    Her şeyden önce deneyimli ve bedenen de sağlam ve dayanıklı olmak gerekir ; ben şahsen bu yaşta bu maceranın uygun olduğunu zannetmiyorum !

    • Sayın yazarın yaşında ne varmış mucib bey?
      At üstünde deve sırtında gideceğiz demiyor zaten, sen hangi devirde yaşıyorsun bilader?

    • Sayın Koru’nun yaṣındayken eṣimle Almanya’dan karavanla yola ҫıkarak 7 hafta Italya, eve döndükten sonra da 7 hafta Isveҫ’i gezdik.

      Zamanla yanımda bulundurmam gereken hapların sayısı artıyor ama, yürüyebildikten sonra gezmek mümkün.

      Türkiye’yi gezen 80 yaṣının üzerinde yabancı karavancılar tanıyorum.

      Türkiye gezilmesi en kolay ülkelerden birisi. Ve mutlaka gezilmesi gerekeni.

      Sayın Koru’yu Ipek yolu gezisinden sonra, Türkiye’de Ipek yolu üzerindeki kervansaraylar bekliyor…

  2. Bugünkü yazı çok hoşuma gitti.
    Allahın hikmetinden sual edilmez.
    Eğere pandemi olmasaydı yazarımz ve değerli eşi henim efendi’de şu an İpek yolu kervanı’nı tamamlamış olurdular.
    InşAllah bu sefer hayırlısı ile İpek yolu yolculuklarına başlar ve bitiriler.
    Okurları olan bizlerde o zevki yazarin kendi kaleminden okuyarak yaşarız.

    İpek yolunu yüriyerek dolaşmayi çok isterdım her yönû ile en kolay ve zevkli yüriyenlerden biri’side ben olabilirim. Ayni zamandada fiziksel, kültürel ve dil konusunda hemen hemen hiç zorluk yaşamam .Türk lehçelerinin hepsini konuşuyorum, Farsaça, Arapça derdimi anlatabiliyorum bir o kadarda anliyorum. Çinlileride çok iyi taniyorum dillerini konuşup anlamam fakat onlar beni anlar bende onları.
    Avrupaya bir kaç kez gittim onlar ilede anlaşabiliyorum.
    Yürümeye gelince yürümek beni dinlendiriyor ve bayağıda hızlı yürüyorum. Her gün minimum 20
    km yürüyorüm .Yürumek’tede zorlanmam.
    Geriye tek bir neden kaliyor oda yemek sorunu. Çünkü kendim pişirdığim yemeyın (buna ekmekte dahil) haricinde yemek yiyemem.
    Bu nedenden dolayi gezmeyi sevmiyorum.
    Buna rağmen sanki gazteciyim durmadam bir yerlere gidiyorum.
    Geçen Cumartesi 4 saatlık bir uçak yokculuğu dahi beni bayağı yordu.
    Çünkü, ben normal insanlar gibi oturunca değil yürüyûp koşunca dinleniyorum.
    Aile doktorum vucudunda 1 gram yağkalmamış diye oturma diyeti verdı 3 saat oturunca adeta TC işgence odasından yeni çıkmış gibi oldum.
    Yaşarsam 80 yaşinda bir denerim. O zaman belk enerjim biraz azalır.
    Hayırlısı Allahtan nasipse bizlerde o yolları tacaret için değil gezip görmek için yūrürüz.

    • Nurdan abla belki duymuşsunuzdur, yeni ipekyolunun finansmanı çin tarafından sağlanıyor, yazın sivas hızlı treni sefere başlıyor, ordan ötesi kars tiflis bakü hattından devam edilir, hazarı şimdilik feribotla atlayınca ver elini tibet, hayali bile ne hoş değil mi?
      Çin demişken, nurdan abla hepimizi yöneten perinçek şimdilerde kavalanın avukatlığını mı üstlenmiş nedir, habire altın çağındaki türk yargısına sövüp sayıyor, ne iş????

  3. “H. Gayret
    28 Nisan 2022 At 23:49
    Nurdan abla sizin gibi “Türkiyeyi yöneten Perinçek” de kavala ve iş ortaklarına verilen cezaları haksız ve siyasi bulmuş,
    türk yargısının altın çağı bronza kaçmış diyor,
    ne dersiniz?
    “Benim bu konuda da bir fikrim yok, sadece herkese hayırlı işler dilerim.”

    • “Kime söversen söv, yargıya söv askere söv memura söv yeterki devlete sövme” demişler adama o da öyle yapıyor. Bütün kurum ve personeline sövüyor ama devlete sövmüyor:)) tam senin kafada biri.

  4. Ҫok güzel bir gezi panınız var. Güzel geҫmesini dilerim.

    Tarihi Anı ṣehrinde ipek yolu üzerindeki bir resmime sık sık bakarım.

    Gezilerde insanlar arasına karıṣmak, en güzel yerlerde geceleyebilmek iҫin bir motokaravan ҫok uygun bir araҫ.

    Üzerinde uyuduğum bu yoldan kimler geldi geҫti diye düṣünerek uykuya dalmak ҫok güzel.
    https://www.gezenbilir.com/konu/ipekyolu-gezginleri.94867/

  5. AKP’den kaçan oylar nereye gitti?

    Meral Akşener Daha önce belirtmiştim Radikal kararlar almış Şimdi partisi Jet oldu uçuyor.
    Mevcut durumu Güzel Tahlil etmiş.

    İsmail Saymaz elindeki anketi açıkladı: AKP’den kaçanlar nereye gitti?

    Gazeteci İsmail Saymaz, iki ünlü anket şirketinin yaptığı son araştırmada İYİ Parti’nin aldığı oy oranını açıkladı.

    Medyascope’un Spaces yayınında konuşan gazeteci İsmail Saymaz, İYİ Parti Genel Başkanı Akşener’in “Gezi” çıkışının ve “Ömer’in Yolu” söylemini terk etmesinin sonuçlarını değerlendirdi.

    Saymaz, sonuçlarını öğrendiğini belirttiği bir ankette İYİ Parti’nin oyunun %2O’ye çok yaklaşmış olduğunu söyledi.

    İşte Saymaz’ın konuşmasından öne çıkan satırlar:

    “ÖMER’İN YOLU” DOĞRU BİR SÖYLEM DEĞİLDİ
    ” Meral Akşener bugün etkili bir hitabetle, çarpıcı bir konuşma akışıyla Gezi Parkı Türk modernleşmesinde bir yerde temellendirdi.

    Bugün öğrendiğim kadarıyla yeni yapılan bir seçim araştırmasında yüzde 19 bandına taşıyor. Kitlesiyle doğru bir söylem geliştirmesi, Ömer’in Yolu, Bekir’in Sokağı gibi söylemler değil; kitlesiyle örtüşen bir politik hatta girmesi oyunu yükseltiyor.

    YÜZDE 20’YE YAKLAŞTI

    Bildiğim kadarıyla KONDA’nın araştırmalarında da yüzde 19 görülüyordu. Bugün başka ciddi bir şey şirket yüzde 19’u geçtiği yüzde 20’yi dövdüğünü ifade edildi. Bu çok önemli… Ben zaten baştan beri Ömer’in yolu gibi muhafazakâr tınılı söylemlerin AKP’den dağılan kitleyi etkilemeyeceğini inanıyordum.

    Çünkü AKP’den ayrılanlar daha muhafazakar bulmadıkları için ayrılmıyorlar. Orada namazı kılmıyorlar, orucu tutmuyorlar diye ayrılmıyor kimse. AKP’den ayrılışların sebebi dini sebepler değil. Ayrılmalarının sebebi ekonomik meseleler. Hayat memat kavgası. Bu nedenle AKP’den kopanları muhafazakar söylemlerle kuşatamazsın. Onu zaten AKP’den daha iyi de yapamazsınız. Ben bunu seküler bir milliyetçilik tutumla yakalayabileceklerini ifade ediyordum. İYİ Parti seküler bir milliyetçilikle bu kitleyi kavrıyor diyordum. Gezi Parkı okumasını da bu açıdan doğru buluyorum. Çok etkileyici bir konuşmaydı. Kılıçdaroğlu bile Gezi Parkı’na ne bu tonda sahip çıktı, ne de bu tonda ifade etti.”

    • Recebim, bölünmüş yollar, otobanlar, köprüler, tüneller ve hızlı trenler şampiyonu olan bir hükümeti öyle çomarın yolu, bekir çıkmazı gibi söylemlerle geçemiyeceklerini anladılarsa;
      bu zillet ittifakı için önemli bir gelişme sayılır,
      ha gayret!!!!

  6. “YOLA ÇIKMAK YOLDAN ÇIKMAKTIR”

    Çok şanslısınız bulunduğu ilçenin sınırlarını ender aşan biri olarak imrendim. Bırakın yurtdışını karşıya geçince bile dünya değiştirdiğini sanan ben yola çıkanlara hep imrenmişimdir.
    Ama yola çıkanların kalp gözü açık olmalı. Yolun terbiye edici özelliğini savunuyorum ama çoğunun yoldan kendine kattığı yorgunluktur. Mesela kılışdaroğlu da ankaradan istanbula yürüyerek geldi. Kimbilir ne dağlar ne tepeler ne kuşlar böcekler görmüştür. Ayrıca yapılan otoyolları, viyadükleri köprüleri alt ve üst geçitleri iki yanından akan hızlı trenleri görmüştür. Hatta bağırarak giden bmc kamyonların kırık dökük fortların yerine gıcır gıcır son model kamyonları, otomobilleri görmüştür. Öğrenci iken sallana zıplaya at arabasından hallice 302 lerin yerinen uçak konforu sunan otobüsleri görmüştür. 30 milyardan 230 milyara çıkan ihracat nedeniyle sınırlara doğru akan binlerce onbinlerce tırı görmüştür. Ama ibret almış mıdır. Yok. Niçin böyle oluyor. İnsan gözünün gördüğünü niçin inkar ediyor. Çünki kötü niyetli. Amacı memleket değil koltuk kapmak. Yoksa merzifondan sonra kıvrıla kıvrıla derelere girip tepelere çıkan karadeniz yolu müthiş viyadüklerle, tünellerle yenilenmiş. Samsunspora mezar olan lanetli yol bir konfor ve keyip yolu olmuş. İnsan, bizim ilçeyi satsan bu tünelleri yapamazsın, yapanlardan Allah razı olsun olsun der.
    Chp li biri anadolu yakasındaki denizi doldurarak yapılan alanda gerçekleştirilen muhteşem mitinge “yalovadan, izmirden, ankaradan beşiktaştan bakırköyden geldik yazmış. Ben de cevaben; izmirden akpartinin açtığı otobandan, ankaradan akpartinin yaptığı hızlı trenlerle yalovadan akpartinin yaptığı osmangazi köprüsü ile bakırköyden akpartinin yaptığı marmarayla, avrasya ile gelip akpratinin denizi doldurarak yaptığı parkta buluşmluşsunuz yazmıştım da bana höykürmüşlerdi. Her yorumumun altına höykürenler gibi. Merak etmeyin yorumlarımın sadece yarısı yayınlanıyor. Görmediklerinizi görmüyorsunuz.

    • Yorumların yarısının yayınlanması bizi ümitvar yapıyor. Trollerin varlığını isteyenlerdenim. Dönemlerin aynası benim için.
      Bir zamanlar çok! Gayret edenler olmuştu halkı sindirmek isteyenler. Şimdi süt dökmüş kedi gibiler.
      Hele terör estirenler!!
      Sanki bu yakada hiç sorun açlık yokluk savaş terör hırsızlık yolsuzluk üçkağıtçı soysuzluk satılmış vatanhainleri yokmuş gibi birde batıdan şeysilerini uzatmazlar mı
      Hadi geçtim birde bu tarafta okadar çok müşteri bulurlarmış ki.

  7. Benim böyle planım hiç olmadı da eğer olsaydı en çok 1200’lerden 2022’ye değişmeyen hayatları merak ederdim. Mesela ömrü hayatında ancak tekeri keşfedebilen ve iki tekeri bir iki çobokla tutturup üzerine taşıyamayacağı kadar ağır yükü çekmekte zorlanan adama bakıp niye böyle uğraşıyorsun kendine bir araba alsana diyen adamı videoya çekerdim.

    Böyle bir olaya denk geldim ama kayıt cihazım yoktu yanımda çekemedim aklımda kaldı.

    İnsanların nasıl olupta aynı kalabildiğini hep merak etmişimdir..

    • Baran bey! Siz İnsanlardan mi bahs ediyorsunuz? Yoksa Ak trollerdenmi? Buna bir açıklık getirimısiniz.
      Ben 71 yaşındayım Dünyadaki her milleti tanıdım.
      Bunlar 3. Dünya ulkeleride dahil sadece memleketlerinden ve başlarındaki kabile reislerinden başka kimse bilmemelerine rağmen insan olma özeliklerinden zerrekadar fire vermemişler.
      Bizdeki Ak troler 10 bin lir veya dolar maaş larının verdiği ( haram olduğundan dolayi olsa gerek) sarhoşluklari değil insanlık zerre kadar canlı özellikleride kalmamış onun için her kılığa giriyorlar.

      • O da var tabi de Nurdan abla benim onlarla ne işim olur. Olsa olsa sahipleriyle işim olur onu da ben tanımıyorum, CBY Şentop tanıyor:)) çocukluğundan beri onu tanıyanlardan tanıdığım var, o da “ben onu çocukluğundan bilirim fakat sonra ben uzun yol şoförlüğü yaptım bir daha görmedim ama bir ara İstanbul il başkanı olmuş diye duyunca daha o zaman dediydim, bu adam kazarak Başbakan olursa memleketin anasını ağlatır dediydim de dinleyenler gülüp geçmişti” diye anlatıyor. Görmediğin adamı nasıl anladın değişme ihtimalini düşünmedin mi diye sordum. ” adam olacak sıpa …., çocukluğundan belliydi da ama oğlum onun en yakın adamlarından birinin yanında çalışıyor çok işlerinden haberim oluyor” dedi.

        Bu günkü yazının anahtar kelimesi ‘değişim’ ya, benim de değişmeme üzerine düşüncelerim var ama uzun uzun anlatmaya gerek yok. Turhan çömez, Ali Babacan, Abdüllatif Şener’in anlattıklarına ilave bir de kendi ağzından duyduklarımız mesela “gerekirse papaz elbisesi giyerim, kan içerim sorduklarında da kızılcık şerbeti içtim derim, tren-durak” gibi anlattıkları bütün bunları düşününce otobüs şoförü Tursun emicede olan basiret bizim anlı şanlı siyasetçilerimizde yokmuş çünkü adam hiç değişmemiş diye aklımdan geçtiydi.

        İpek yolu çok değişmiş diyorlar, İpek yolu üzerindeki o hanlar hamamlar kervansaraylar yok olmuş, yol güzergahında yaşayan insanların kayaları oda oda oydukları o gizem dolu kaya evler bile patlatılmış yok olmaya terkedilmiş ama insan hep aynı hiç değişmiyor.

        Marko Polo üç buçuk sene hapis düşmüş, mahpus arkadaşları zaman geçirmek için marko’ya anlattıkça anlattırmışlar sonra biri “yahu Marko bu anlattıkların çok ilginç bunları kayda geçirelim senden miras kalsın insanlar okusun birbirlerine anlatsın” deyince yazmışlar anlattıklarını ama batıda kimse marko’nun anlattıklarına inanmamış. Venedikten kalkıp gitmiş Kubilay’ın Saray’ında kalmış da Kubilay’ın ülkesini baştan başa gezmiş de ekonomik sosyolojik kültürel coğrafi ve iklimsel konularda Kubilay’a raporlar sunmuş muş da deyip inanmamışlar. Marko da kitabına ” bir milyon yalan” adını koymuş.

        Çocukluğundaki insan 68’inde hala nasıl aynı kalır hiç değişmeden, bana hep ilginç gelmiştir.

        3000 sene öncesine dayanan Çin porseleni ve Çin ipeği çini hatırı sayılır zenginliğe kavuşturmuş. belki de batının sanayileşmesinde İpek yolunun büyük rolü var.

        Tekeri keşfedip motoru icat etmeye ömrü yetmeyen insanlar olduğu gibi kimyayı keşfedip kimyasallarla ortaya bir ürün koyabildiği halde maskeyi icat edemediği için soluduğu kimyasallar nedeniyle 25’inde ölen insanlara da şahit oldum. Uçağı icat edip kullanmasını keşfedemediği için ölenler de vardır belki de. İlaç yaparken zehiri icat ettiği öldükten sonra anlaşılan kaşifler felan işte.

        Gördüğünüz gibi ben biraz dağınık biriyim Nursan Abla kusuruma bakmayın.

  8. Bayram sonrası bende yola çıkmayı düşünüyorum. Trakya ya Marmaray (açıldıysa) geri gidip Edirne’den başlamak istiyorum.🙂
    Her şehirde bir uygun konaklama, birde o şehrin lezzetlerini tatma şansım varmı diye araştırmaya başladım, acele etmeyeceğim!
    Önce vatanımın neresinde karnımı doyurmak!
    Neresinde huzurla uyuyabilmek mümkün onu araştıracağım👀
    1100 lira bayram ikramiyesi yattı bugün😯 tabiki onunla plan yapıyorum🤗

    • Batılı dünyanın neresine giderse! Orada nerede konaklayacağını hesaplar ve .. ton ton la biten hoteller açar oralarda hemde güvenli yerde!
      Amerikan yalı yalılara kendini hapsetmez😠,
      …danılt ile biten lokantalarını kendinden önce sokar gireceği ülkeye ki!…
      Gittiğinde zehirlenmeden ne yediğini bilerekten! Yaşayabilsin, görebilsin gittiği yerde varsa bir güzellik
      Hesap eder önceden🙂
      Bizde var mı böyle yerler şehirlerde acep?
      Daha iç turizmi anlamadan yapamadan paramızın dışarıya kaçmasını önlemeyi hiiççç düşünmeden!!!
      Telefon dolandırıcılarının yaşlı ama ömrü boyunca mahallesinden bir yer çıkmamış! Yaşlı ama paralı!!!
      İnsanımızı yiyemediği gezemediği harcayamadığı paralarını dolandırıcılar kaptırmadan!!!
      Harcayabilmesini temin edebilirmiyiz acaba bizde🤗.

      • Kimse kimseye babasının kesesinden para vermiyor . Yıllarca alınterinlealıştım kazandım vergim peşin kesildi.
        Elektrik su yakıt derken aldığım tüm hizmetlerle birlikte boo bool yükseek yüksek vergimi verdim.
        Markette 100lirada bir yirmi lira ortalama KDV ödedim.
        Akaryakıt alırken.. (bak onu hiç söylemiyeyim)
        Sana nasihat olsun: emeklilerin 2500- 10000 arası değişik ücret aldığını!..
        Asgari ücretin ne kadar? Bir memurun kaç lira aylık aldığını, bir ekmeğin kiranın evin imamoğlunun bir gidiş metrobüs biletinin kaç para olduğunu..
        Döktür buraya sen de gelirine kıyasla!
        Emekli kaç lira alırsa iyi olur?
        Ulaşım gıda sağlık enerji giderleri oranlandığında yeterli gelir varmı?
        Toplanan paraların harcama kalemleri doğru ve düzenli hakkıyla yapılıyor mu?
        Ülkede ortadireğin çevresine sürülmüş yağ eriyip gidiyor, ne kadar daha dayanır?
        Nüfusun yüzde kaçı muhtaç, yardım alan, düşkün? Bunlara yapılan yardımlarla birlikte ailenin yüzde kaçı çalışıyor? İş karşılığı emeğinin karşılığını alarak geçimini sağlıyor?
        Ve daha bir çok bilgi ver burdan sen kime oy vereceksen ben senden önce gidip oyumu kullanayım.
        Bende kararsızlık küsme düzmece şantaj mantaj yok!

  9. Endercim bak herkes batıya ve kıçıkırık demokrasilere doğru yolculuk yapmıyormuş, bazıları da hem de 70inden sonra batıdan doğuya doğru yola çıkıp asya çöllerinde hayatın anlamını arayabiliyormuş işte, hem de her biri birbirinden antidemokratik rejimler tarafındam yönetilen o ülkelere doğru!
    Ne dersin, bavulları hazırlayalım mı?

    • Hem demokrasilere küfredip hem de oralarda keyif yapmak olmuyor zaten. Pılıyı pırtıyı toplayıp çok sevdiğiniz otokrat diktatör ülkelere doğru yola çıkın bence de. Kucak açmış sizi bekliyorlar.

Comments are closed.