Milyonlar aşılandı, ama hala evde tutuluyoruz; acaba Çin aşısı etkisiz de ondan mı?

45

Kusura bakılmasın, ama “128 milyar dolar nerede?” sorusundan bana gına geldi. 

En az kayıp dolarlarla ilgili soru kadar önemli başka konular var.

Muhalefetin bu kampanyayı neden sürdürdüğünü anlamakta zorluk çekmiyorum; sonuçta böylesine büyük miktarda bir meblağın hesabının verilemediği halkın zihnine iyice yerleştirilmek isteniyor. Ne zaman yapılacaksa seçime kadar bu kampanyayı devam ettirmek muhalefetin işine geliyor.

İktidarın soruya verdiği tepkiyi ise anlamakta zorlanıyorum. İktidar adına konuştuklarını düşünebileceğimiz çok sayıda kişi bu konuya cevap teşkil edeceğini düşünerek açıklamalarda bulundu; alt alta konulduğunda birbiriyle çelişkisi hemen ortaya çıkan açıklamalar bunlar…

Sonunda konunun muhatabı Merkez Bankası adına da açıklama yapıldı; çelişki yine ortadan kalkmadı.

Yapılan açıklamalar sayesinde 128 milyar dolarla ilgili her şeyi biliyoruz, ancak sorunun “Nerede?” kısmına cevap teşkil edecek bilgilerden mahrumuz. Açıklamalar sonunda 128 milyar dolarlık bir meblağın vaktiyle Hazine’de duruyor iken bugün orada olmadığı iyice anlaşıldı; ancak o kadar dolar nereye gitti, kimlere satıldı, bu yine bilinmiyor.

Genellikle aynı konuyu iki gün üst üste yazmama prensibini yıllarca sürdüren benim bile, iktidara yön verme ne haddime, yine de onlara köşeye sıkıştırılmışlıktan kurtulma çaresini göstermeye çalışmaktan zihin melekelerim harap oldu.

“Açıklayın, kurtulun” diyorum, ama nafile.

Reklam

Belli ki, iktidar, ne kadar sıkıştırılırsa sıkıştırılsın, 128 milyar dolara ne olduğunu açıklamayacak, açıklatmayacak.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın siyasi hayata girdiği ilk günden beri takip ettiği şu ilkesi yüzünden olabilir: Gündemi muhalefetin belirlemesine rıza göstermiyor Tayyip Erdoğan… Bunu yapmayı ‘surda bir gedik açma’ olarak görüyor ve öyle bir gedik açılınca onu başka şeylerin takip edeceğini düşünüyor. Bu yüzden de, partisi ne kadar sıkıştırılırsa sıkıştırılsın, muhalefet cephesinden gelen itirazlara aldırmıyor.

Muhalefetin kampanyaya dönüştürdüğü soruya bu sebeple cevap vermek istemiyor olabilir.

Trump da direndi, aynı sebeple…

Benzer bir tavır ABD’de dört yıl başkanlık yapan Donald Trump’ta da vardı. 

ABD’de başkanlığa adaylığını koyan kişilerin daha ilk günden malvarlığını açıklaması bir kural. Bunun yolu da, her yıl doldurulup devletin ilgili dairesine sunulan ‘vergi iadesi’ formlarının açıklanması… 

Kendisinden önceki bütün başkanlar vergi iadesi formlarını kamuoyuyla paylaşmışlardı; kendisinden sonraki başkan Joe Biden da kampanyasının ilk günlerinde aynı yolu izledi.

Trump ise direndi.

Reklam

Mahkemeler devreye girdi, iş Anayasa Mahkemesi’ne kadar gitti, davaları sürdürebilmek için Trump cebinden harcayarak kalabalık bir avukatlar grubu oluşturdu ve her çıkartılan engeli bugüne kadar aşmayı başardı.

Donald Trump’ın mali durumu resmi olarak halen bilinmiyor.

“Resmi olarak” dememin sebebi var. 

New York Times gazetesi nereden bulduysa buldu, geçen yıl, Trump tarafından devlete verilmiş ‘vergi iade formu’ ile ilgili çok ayrıntılı bir haber yayımladı.

Aslında o haber sayesinde, resmi olmayarak, Trump’ın mali durumunun göstermeye çalıştığı kadar iyi olmadığı biliniyor.

Değişik uluslararası finans kuruluşlarına yüklü borçları var Trump’ın…

Başkanlıktan ayrılır ayrılmaz, borçlu olduğu bankalar, alacaklarını tahsil için holdinginin kapısına dayandılar.

Washington’daki dahil bazı otelleri satışa çıkarmak zorunda kaldı Trump. Yine de, bütün baskılara rağmen, yargıya da meydan okuyarak, ekonomik durumunun röntgeninin çekilmesini sağlayacak bilgilerin resmen açıklanmasına izin vermiyor.

Trump da, herhalde, muarızlarının zorlamasıyla tek bir adım bile atmak istememesi sebebiyle, taleplere direniyor.

Sonuç: Muhtemelen bizde de ne kadar ısrar edilirse edilsin o ilke sebebiyle istenen açıklama yapılmayacak…

İyi de, tek sebep bu olmasa da, ABD’de Trump, seçimlere az kala bile kamuoyu yoklamalarında rakibinden önde görünürken, sandıkta kaybetti. 

Bizde de iktidar cephesi bu gerçeği aklından çıkarmamalı.

Aşı konusunu unutmadım

Tartışma konusunun ekonomiye ve 128 milyar dolara sıkışması beni bu arada daha önemli bir konu gözden kaçtığı için de rahatsız ediyor. 

Korona her gün daha fazla can alıyor, vaka sayıları yükseliyor ve bu alanda yapılan mücadeleden sonuç alınamıyor. Tedbirler işe yaramaz oldu.

Son tablo..

Mücadelede aşı aşamasına gelene kadar ülkemiz övünülecek bir durumdaydı. Ne olduysa oldu, aşılama sürecinde diğer ülkelerle aramız açıldı.

İsrail geçen hafta yeni normale döndü, İngiltere bu hafta dönüyor. Ve bazı başka tedbirler sürdürülse de açık alanlarda maske takma zorunluluğu kaldırılıyor. Aşılananlar için sosyalleşmenin önü açıldı, açılıyor. 

ABD de, bu ay sonunda olmazsa gelecek ay, ülkenin büyük bölümünün aşılanması tamamlanınca, muhtemelen normale dönen ülkeler arasına katılabilecek.  

Bizde ise, aşılanalı bir ayı geçti, ama hala günün büyük bölümünü, hafta sonlarını evde geçirmemiz isteniyor.

Neden?

“Sonradan tashih edildi, düzeltildi” denildiği halde, Çin’in Korona ile mücadelesini yürüten yetkilisinin itirafı doğruydu ve bizlere uygulanan aşı aslında etkisiz de ondan mı? Boşuna mı aşı olduk?

Yok, aşı koruyucu etkiye sahip ise, neden aşılananlar da aşısız muamelesine tabi tutuluyor?

Öyle ya, yaşı sebebiyle sırası gelmişlerden her dört kişiden birinin aşı olmamayı tercih ettiği duyurulduğuna göre, onları aşılanmaya teşvik için, aşılananlara farklı muamele yapılması, bazı kısıtlamaların aşılananlar için söz konusu olmaması gerekir.

Etkiliyse aşı, aşılananlara ayrı muamele, mücadelenin başarısı için gereklidir.

Ya bizlere uygulanan Çin aşısı etkisizse ve ondan dolayı böyle bir ayrım yapılmıyorsa? 

Bence bu, 128 milyar dolardan daha önemli bir konu. Sonuçta bilmediğimiz bir sebepten insanlar hastalanıyor… İnsanlar ölüyor…

Kimse sormuyor, ben sorayım: Çin aşısı etkili mi, etkisiz mi?

Her hafta Pazartesi günü Cumhurbaşkanı nezaretinde yapılan bakanlar kurulunun bugünkü toplantısından aşı olanlar için farklı bir uygulama çıkarsa bu sorunun cevabını almış olacağız.

ΩΩΩΩ

45 YORUMLAR

  1. 128 ciler şimdi de geri vites attı. Habertürke konuşan Ali babacan, mesele 128 milyar nerede değil, sorun piyasa ile paylaşılmaması bundan rahatsızlık duyuyoruz demiş.

      Çok güzellll, yalancıların mumu yatsıya kadarmış.

    Yarından tezi yok Merkez bankası tek tek yazılı, görsel, internet, ne varsa kaç yıl geriye istiyorlarsa salağa anlatır gibi anlatsın. Sonra bunu da beğenmedik diyenleri dinlesin, hangi mazeret üreteceklerse ona göre bir defa daha anlatsın. En cahilinden en okumuşuna kadar günde üç defa bir defa daha anlatsın. Yine beğenmezlerse yeni mazeret bulurlarsa anaokul seviyesinde bir defa daha anlatsın. Bunun için anlık cevap isteyenlere canli sohbet odası şeklinde sosyal medyayı kullansın. Bundan da haz duymayacaklardır, bunun için kovit önlemlerinde olduğu gibi filyasyon ekipleri kurulsun.

      Yanlız Filyasyon ekipleri çok dikkatli olmalıdırlar. Tedbirlerini çok iyi almalılar. Bu kişiler virüse kapıldıkları için bulaştırdıkları kişileri tek tek belirlesinler. Onları da acilen karantinaya alsınlar.

      Hükümete çağrım….Hükümet acilen bu salgın için 128 pandemi hastaneleri de kurmalıdır. Bu kapsamdakileri acil 112 ile birleştirmeli. 128 i tuşlayanlar 112 ye aktarılmalıdır. Hastanelere en donanimli merkez bankası ekipleri yerleştirilmelidir. En az 15 gün kontrol altına alınmalıdır. Öfke nöbetleri geçirenlere ayriyetten ek solunum cihazlari getirilmelidir.
    Yarından tezi yok her akşam ayrıntılı günlük raporlaŕi Fahrettin koca gibi kamuoyuna duyurmalıdırlar. Yanlız sayılar raporlar konusunda  itiraz edecekler için bu bilgilendirme şeffaf bir şekilde yapılmalıdır.
       Yine iyileşemeyen hastalarımız için -Allah korusun- defin işlemleri sırasında küçük bulaşmaları dahi önlemek için, sadece aile fertleri yanlarında olmalı, onları da biraz merhumdan uzak tutulmalidır.
     
    İşin şakası, Merkez bankasinin bir an önce bu arkadaşların derdine derman olması gerekir. Yeni birşeyler bulurlar ama olsun Merkez bankasi görevini yapmalıdır.

    • Çalışanların ve çalışabilenlerin yüzde 40 küsürü asgari ücretle çalışıyor bu ülkede. Açlık sınırında yaşayan milyonlar ve işsiz de yine milyonlar var. Bu şartlarda bu ülke fakir. Rakamlar da yalan olmasına rağmen berbat bir tablo ortaya koyuyor. Kişi başı gelir ortalama 8 bin dolara düşmüş. Yiyiciler hız kesmeden yemeye yolmaya devam ediyorlar. Yani 128 ne ki, ortada rezil bir durum olduğunu görmüyor musunuz hala?

  2. $128 miliyar’dan kurtara bilmek için Gergerlioğlunu apartopar hapise attılar tutmadı..104 amiral oyunun’ide tutmadığı için bir türlü başaramadılar! Aksine $128 miliyon iyice şahlandı ve gökyüzunde dünyaya yayılmaya başladı! Oda yetmezmış gibi birde Dış devletlere 17 senedir ihraç ettikleri yeşil passportlu mağdurları oynayanlarda ortaya çıktı!
    Ihraç ettikleri vasıtası ile tekrar mağdurları oynayabilmek için, onlar Retocularmış diyerek
    okları her zamanki gibi herkes ve her kesimiden ortak noktada birleştırecek en iyi düşmanlari olan Gülen Cemaatı’ne çevirdiler. Son günlerde satın aldıkları yazarlar ve õnceden
    ihraç ettikleri vede etmeye devam ettikleri yardımcıları ile hem gündem hemde TIPKI 17/25 Aralikta nasıl paçayı yirttilar ise bundada öğle yapacaklar.ve gündemi saptırıp genede lokmayı hamudu ile yutacaklar.
    Türkiye’yi kandırmak bunlar için çantada keklik.. Amaaa bu sefer
    Karşılarında! Doğmamış bebekler..hırsızları yakalayan.. Türk polisleri.. yargılayan Türk hakimleri yok:
    Kandırdık zannetikler diş devletler var..

    Troller! Size tavsiyem iftiralarınızı satmak için
    boşuna buralr’da vakit harcamayın Almanya ve Amerikaya gidin ve oralarda satmaya çalışın.

  3. tanrı varsa herşey mübahtır.

    korunması ve yüceltilmesi zorunlu yüksek ilkelere sırtını dayayan hizmet ve dâvâ ehlinin işledikleri haltları aklamak için ayrıca mazeret aramaya ihtiyaçları yoktur, çünkü onlar hakkın yanındaysa hak da onların yanındadır.

    Dücane Cündioğlu

    • Son derece isabetli bir ifade olmuş. Cahil halkı böyle kandırıyorlar. Dava diye diye ne 128’ler yediler. Halk da hala bu yolsuz sefilleri onaylıyor. Sürekli cebinden rızkından emeğinden çalınıyor, kuru ekmek ve patatese mahkum ediliyor, üstelik gelecek on yılları da ipotekli. Zannediyor ki uçuyoruz. Aya gideceğiz. Yakında çukuru boylayacaksınız hepiniz, çoluk çocuğunuza kalacak borçlar. Onlar da size küfredecek yediğiniz bu halt için.

  4. Maddi durumu iyi olmayan bir Bektaşi babası ; zaman zaman mahallesindeki hamama gider , yıkanır ancak parası olmadığı için her seferinde bir eşyasının çalındığını öne sürerek görevlilerle tartışır ve bu bahaneyle de para vermeden çekip gidermiş . Artık kabak tadını veren bu durum
    hamamcının canına tak etmiş ve buna nihayet bir son vermek istemiş .
    Bir gün babayla oturmuş , kendisiyle bir anlaşma yapmış ,
    – Bak baba , seninle gel anlaşalım ! Sen istediğin zaman gel , yıkan , parasını da verme , benim başımın gözümün sadakası olsun ! Ama şu her seferinde ‘ şuyum çalındı , buyum çalındı ‘ diye de yaygarayı koparma ! Müşterilerimize karşı bizi yok yere mahçup ediyorsun , gerçekten ayıp oluyor !
    Bektaşi bu durumu gayet münasip karşılamış , ‘ Hayhay ‘ demiş , ‘bence de çok iyi olur’ diyerek teşekkür etmiş , ayrılmış .
    Bu anlaşma epey bir süre herhangi bir sorun çıkmadan uygulanagelmiş , baba erenler artık
    rahat rahat gelip yıkanıyor ve dönüp gidiyormuş .
    Derken bir gün hamamcı kafasındaki planı uygulamaya koymuş , babanın uzun donu hariç bütün elbiselerini almış dolaba saklamış !
    Elbiselerinin yanına gelen baba ereneler bu duruma ilk anda oldukça şaşırmış , daha sonra etraftaki görevlilerden bilgi almaya gayret etmiş ancak herkes maalesef adres olarak hamamcıyı göstermiş ! Oynanan oyunu anlayan baba çaresiz bir şekilde donunu giyer ve doğru hamamcının yanına vararak ve şöyle der ,
    – Tamam ağam , eşyalarım çalındı demeyeceğim ama siz de insaf edin ben hamama böyle mi geldim !
    Selamlar iyi akşamlar

  5. Yorumsuz!
    Kopi
    ×××××××
    Türkiye’nin dört bir yanındaki bazı AKP’li belediyelerin yurt dışına, özellikle Almanya’ya, insan kaçırmaya aracılık ettiğinin ortaya çıkmasının ardından, Almanya da konuyla ilgili soruşturma başlattı.

    İnsan kaçakçılığı suçlamalarının merkezindeki şirket Mega Kilit’in sahibi Ersin Kilit hakkında üç soruşturma başlatan Almanya, organize bir kaçakçılık tespit edilmesi halinde Türkiye’ye ait tüm pasaportları şüpheli kategorisine alacak.
    ××××××××

    • TC Bakanı günün birinde Hollanda kendisine istenmeyen kişi ilan etmesine karşın uçak yerine utanmadan kara yoluyla girdi. TC için utanç verici bir durumdu. Bakanı bunu yapıyorsa diğerleri ne yapmaz? AB ve Almanya bu konuda yerden göğe kadar haklıdır. Diplomatikler dahil her pasaport şüphelidir TC’de. Altınla bezenmiş koltukları itibar sanan, Türkiye’yi yol geçen hanına çeviren, ülkesinde ne idüğü belirsiz kontrol bile etmediği milyonlar barındıran geri kalmış değil, geriye götürülen, hukuk değil gugukun geçerli olduğu bir devlettir TC.

    • Hadi hayırlısı bakalım nurdan abla; demek bundan böyle yasal yollardan gelenleri değil de sadece meriç nehrini boğulmadan geçebilenleri mi kabul edeceklermiş almanyaya?
      Gözünüz aydın, ha gayret!!!

  6. Iktidar, aslında Erdoğan o kadar çok açık veriyor ki mualefet hangisinden faydalanayım diye seçim yapmakta zorlanıyor olsa gerek.

    İki Gazete Haberi:

    13. Nisan 2021 günü Habertürk gazetesi yazarı Sevilay Yılman yazıyor:
    “Şu an elimde var olan belgeler Tokat/Erbaa, Van/Tuşba, Elazığ/Arıcak, Elazığ/Üçocak ve Bursa/ Yıldırım belediyelerinde Malatya Yeşilyurt Belediyesi ile aynı yöntemle Almanya’nın değişik şehirlerine vize gerektirmeyen hizmet pasaportu/gri pasaportla yüzlerce insanın Avrupa’ya kaçırıldığını ispatlıyor.”

    4 gün sonra, 17. Nisan 2021 günü, Cumhurbaşkanı Erdoğan Hasankeyf körüsünü açış konuşmasında şunları söylüyor:
    “Eskiden özellikle gurbetçilerimiz Avrupa’daki imkanlardan övgüyle bahsederdi. İş, aş bulmak için vatandaşlarımız yurt dışına gitmek zorunda kalırdı, bu tablo bugün büyük oradan tersine döndü. Artık bizim havalimanlarımıza, köprülerimize gıptayla bakıyorlar.”

    Bu çelişkiyi yorumlamaya gerek yok ama insan merak ediyor, Cumhurbaşkanı neden böyle bir duruma düşer veya düşürülür…

    • Almanyalı arkadaş, bi berlin bahnhofuna bak bir de ankara hızlı tren garına bak anlarsın aradaki farkı!!! Berlin tren garında hayvan bağlasan durmaz, otobüs terminaline sağ giren hasta çıkar, tegelin zaten lafını etmeye gerek yok…
      İstanbul havaalanını utanmadan kullanmışsındır zaten; osmangazi köprüsünden hiç geçtin mi?
      Çanakkalede köprüyü yarıladık haberin olsun; gelecek yaz ordan geçersin marmarise bodruma; utanma gene sövmene bak, yeter ki geçiş ücretini öde!

      • Ha Gayret, cevabınız iyi oldu, ben de bu konuyu nasıl açarım diye düşünüyordum.

        1.Ücret ödemek için köprü, otoban ve hava alanlarını kullanmaya gerek yok, çünkü kullanmayanlar da ödüyor, hem de dolar kuru üzerinden. Halk TL üzerinden kira kontratı yapmak zorundadır ama, yolları, köprüleri ve hava alanlarını yapan firmalara garanti dolar üzerinden verilir. Garantie üzerinden ödenen paralar da artık açıklanmıyor.

        2. Halkın maça gitmesi yasaklanır ama Cumhurbaşkanı Erdoğan gider.

        3. Halkın toplu iftar yapması yasaklanır ama Cumhurbaşkanı Erdoğan yapar.
        Almanya’dan örnekler verdiniz. Yukarda saydığım üç noktadan birisini Merkel yapmak istese, önce danışmanları ve kendi partisi onu uyarır.
        Toplu iftarda konu misafirlerin aralarında mesafe bırakmaları değil, konu politikacı halka yasakladığını kendisi de yapmaz.

  7. Ahmet Şık Ahmet Altana sahip çıkmış, Yaptığı gazetecilikti, gazeteciler asla cezalandırılmamalı demiş, Yıllar sonra bile olsa içerideki gazetecilere sahip çıkma yarışının başlamış olması ak parti iktidarının sonunun geldiğini gösteriyor. Biden etkisi muhalefete kuvvetli bir rüzgar verdi. Kitle de müsait. Berat Albayrak ın görevden ayrılırken kamyon ile 128 milyarı evine götürdüğüne inanan bir muhalefet var. Bu yalanın patlayacağını bildiği için yazarda kaç gündür burada uyarıyor asıl soru o değil kime satıldı diye soralım diyor. Oysa bu soru da anlamsız, kim talep etti ise satılmıştır. Asıl “o tarihte talep ettim bana satılmadı” diyecek birini bulmanız lazım. Gerçi farketmiyor. Aşılamada israil gibi, halka yardımda kanada gibi, büyüme de çin gibi bir ülke istiyor millet. Devlette bir gün dese ki; Bende elon mask gibi, bili gates gibi, mark zuccerberk gibi, mittal gibi, ikeanın sahibi gibi bir halk istiyorum dese ne yapacağız. :)))

    • Halk da der ki:
      Ben de Standfor gibi Harvard gibi üniversite istiyorum. Şırnak üniversitesi, Nişantaşı üniversite büfesi değil.
      Özgür iradenin gelişeceği aklın korkmadan eşlik edebileceği bir ortam istiyorum.
      Yöneticler ne kadar muktedir olursa olsun façasını alacak yargı sistemi ve hukuk düzeni istiyorum.
      Üniversitelere girmemin saçam sapan her sene değiştirilen sınav sistemleri ile olmasını istemiyorum.

      Zaten burada o kalibrelerde birey yetişmesi zor da bari devleti esir almış şu savunmak zorunda hissteiğin zihniyet bari Boğaziçi gibi marka olan değerlere zarar vermese ona da eyvallah.

      Bu zaman sizin zamanınız, bu mühletin kendi kendinizi yiyip bitirene kadar beklemekten başka çare yok gibi görünüyor.

      Bu zihniyet, senin-meşrep zevatın kültür ortamı.

      • Sayın ke, endişelenmeyin; özgürlük düşkünü ve marka meraklısı barzolar için özgür üniversitemiz de vardır: “ozguruniversite.org”

      • Bak ne güzel standort, harvard. Fakat sen zannediyorsun ki bu isimler ülkenin yüce kurucusunun. Değil, bu üniversitelerin kurucularının isimleri. Yani devlet, bana standort gibi harward gibi vatandaş lazım diyebilir, bence hiç sesinizi çıkarmayın, bol bol okuyun.😂🤣

  8. Lamı cimi yok.
    Merkez bankası bir an önce, kim ne istiyorsa, nasıl istiyorsa, Chp nasıl istiyorsa , Fehmi bey nasıl istiyorsa …128 milyar meselesini ayrıntılı bir şekilde açıklamalıdır.
    Hatta yıl yıl ay ay gün gün.
    Kesinlikle açıklamalıdır.
    Açıkladıktan sonra da iktidar Chp nin yalanlarını afiş afiş davullu zurnalı ama hergun gündemde tutmalıdır. Hergün televziyonlara, internnet ortamında bıkmadan usanmadan gına gelecek kadar.
    Merkez bankası hemen çalışmaya başlamalı.
    Iktidar için Tarihi bir Fırsat..

  9. 128 milyar meselesi bıktırdı diyorsunuz, bence bunlar bıktırdı artık. Olumsuz konular yazmaktan, konuşmaktan ve haklı çıkmaktan bıktık. Olumlu giden hiçbirşey yok ki onu da konuşalım yazalım. Son zamanlarda (sosyal medyada) en çok konuşulan konular:
    Hukuksuzluk
    128 milyar
    Pudra şekeri
    MV danışmanının para görüntüleri
    Covid 19
    Yurtdışına adam götürme
    AYM kapatma
    Bakanın kendi bakanlığına mal satması
    Kayıp atlar
    Kayıp adalet
    Bunlar sadece bir kısmı devam edebiliriz, olumsuz konular lebaleb…
    Bu arada hastanelerin covid servisleri lebaleb dolu durumdaymış, herkes tedbirini kendisi alsın, bunlar saldım çayıra kafasındalar…

  10. cevaplarını bildiğiniz soruları sırf algı olsun diye yazmak nasıl bir Duygu.
    Bunun Allah indinde bir vebalı yok mu?
    Bir ara herkes deprem uzamnıydı şimdi bebeler bile aşı uzamanı ve bu sorukarın cevabını biliyor.
    Aşının koruyuculuğu 2.dozu yaptıktan 14 gün sonra.Türkiye şu an 7.8 milyon 2. doz yaptı yani nufusun %8-10 u tıpkı Almanya gibi.Yani %70 aşılanana kadar tehike devam ediyor
    Onlarda da aynı kısıtlar devam ediyor.

    Kaldı ki 2. doz aşı vurulmuş ve 14 gün geçmiş kişi sadece kendini koruyor aynı bulaştırma oranı devam ediyor.Yani aynı tedbirleri deavm ettirmeli.

    ama ne diye anlatıyorum ki.Kim anlamak için soruyor ki?

  11. Bana göre bu 128 milyar doların cevabı net ve kesindir ; bu kadar dolandırmaya hiç gerek yok! :
    ” 128 milyar dolar kadar başınıza taş düşsün ” !
    Tamam mı , anlaştık herhalde !
    Herkese iyi günler

  12. Bir kaç gün önceki yorumumda ben de , bu iki doz aşıya rağmen 65 yaş üzerindeki kişilerle ilgili uygulamanın tutarsızlığına değinmiştim ; arkadaşlardan biri beni ‘ vatanımdan kovmaya ‘ kalktı ! , ‘ oralara git, orada ihtiyarlara daha iyi bakıyorlar ! ‘ tarzında nezih bir tavsiyede bulundu ! İnşallah şimdi bir de siz arkadaşın hışmına uğramazsınız Hocam !
    Selamlar saygılar

  13. İlhan kesiciyi okuyun diyorlar okudum ironi yapıyor onuda anlamıyorlar.

    “128 milyar dolar kaybolmaz. Okumayı bilenler girer MB sitesine görür” diyen Kesici, “Nereye gider, nereden gelir. O bilgilerin üstüne bir tahminimiz var. Ama şimdi söylersem kendi sorduğumuz soruyu kırmış olurum”

    Benim anladığım paralar nereye gittiği hakkında tahminleri var.
    Demek ki daha ikici bir raund var orda açıklanacak.

  14. 128 Milyar dolar Hesap veremiyorlar. Merkez bankasının hesapları şeffaf olur. Hesaplar Gösterilmeli ortadaki şaibe kalkmalı ama nafile.

    Bunun kadar büyük para nereye gitti. Dış borca gitti desen dış borç yerinde sayıyor. Tam tersi merkez bankası rezervleri’de
    -50 milyar dolar seviyesinde.

    Hadi diyelim Ahmet’in dediği gibi Ticari sır söylenemez diyelim böyle bir şey yokda.

    Bir gün Hz. Ömer Hazineden kumaş dağıtır halka ama bu dağıtılan kumaştan bir elbise çıkmaz.

    Sabah namazına Hz. Ömer Bu kumaş ile yapılmış elbise ile gelir.
    Ceemaat’de der ki Ömer Ömer Bu elbisenin Hesabını ver der.

    Hz. Ömer’de kalk oğlum sen anlat der.

    Oğlu der ki evet bir elbise çıkmıyor, ben kendime düşen payı babama verdim Öyle bir elbise yapıldı der.

    Müslüman hesap verebilir olmalı.

  15. 128 Milyar nerede sorusu anlamsız ve yanlış bir soru
    Asıl sorulması gereken sorgulanması gereken sistem
    Anlaşılıyor ki bu sistemde sorulamıyor sorgulanamıyor veya muhatabına ulaşılamıyor.

    Çin aşısı değil mübarek CİN aşısı!
    Zaten bu Çinliler Cin gibi değil mi?
    İnsana Merhameti Olmayandan insanlık için aşı beklemez.
    Tek amaç maddi çıkar ve karşısındakileri zayıflatarak kendisini güçlendirmek.
    Artık Dünyada sıcak savaşların bittiği ve teknolojik ve biyolojik savaşların başladığını bizim ülkemiz ne zaman fark edecek.
    Bu virüs bitmez covid biter başka virüs musallat olur TEK ÇARE AŞI MERKEZLERİ KURMAK GÜÇLENDİRMEK

  16. Bence Çin Aşısı ABD aşılarından daha güvenlır ve dahda etkili.
    Çinliler pek ilaç kullanmazlar genelde doğal bitkiler ile tedavi oliyorlar,ve çok’ta sağlıklı bir millet.Sağlık alanında’da eyitim yapmış olanlarda mesleklerını hakkı ile yerine getiriyorlar.

  17. Fehmi bey! $128 miliyar ve Çin aşısi sorularına! size zahmet birde 17 senedır AB, ve ABD gibi ülkelere sõzde eğirim amaçlı gönderilen Yeşıl passport’lu sığınmacılar hakkında yazi yazarmısınız?
    O zaman ,$128 miliyarında akibeti nellı olmuş olur.

    • Nurdan abla “…AB, ve ABD gibi ülkelere sõzde eğirim amaçlı gönderilen Yeşıl passport’lu(ya da yeşil cübbeli) sığınmacılar hakkında yazi yazarmısınız?” diyorsun ama bence böyle bi yazıdan siz zararlı çıkarsınız…

      • H Gayret! Sizi mahcup etmemek için sorularına cevap vermiyorum, fakat bugün ve dünkü soruna cevap değilde zihin cimnastığı yapman için ip ucu vereyım.
        Dün: batıda birisi gece davul çalamaz diye yazmıştın! Ya kardeşim sen onu batıda yaşayip de dünyadan bey haber olanlara sorsan bildikleri halde belki size cavap veremez! Yalnız davul konusunda haklısın.
        Batılılar aylar öncede yapacakları kutlamalara hazırlık yaparlar hemde 24 saat öğle davulcu gibi yarım saat değil. HAVAI FIŞEKLER’I bomba gibi tepemızden yağdırırlar. O fişekler hem mala hem cana zarar verır.
        Yeşilere gelince Hem Passporlusu hemde Cübelisi AKP genel başkani ayni zamandada siz vatan perverlerin cumhur başkani tarafından yeni ortaya çikti fakat tam 17 senedır yurt dışına ihrac ediliyorlar.
        Istersen e-mail adresini ver ben sana kimlerin olduğunu delilleri ve isimleri ile yazayım.
        Her baba yiyidinn AB ve ABD ülkelerinde parti gençlik kolları kurmaya ve bir gün dahi devlet dairesinde çalışmamış ayni zamandada o bölegede doğmuş olanlara vize verilmezken AB ye direk ABD de Yeşil passportlu ise genelde vize verdiği için bu tip yollar ile cesaret edip gõnderemez! ama bizimkiler bunlari yaparken çantatda keklik. Zannediyorlar.
        Buna birde Gülen cemaatının içerisine soktuğu 15 Temmuzdan önce ve sonra onlarında yedi sülalesini buralara göndere bilir.
        H Gayret bir soruda ben size sorayım! Ne olduda batının ve ABD nin #1 dostu reis son 7 sene evvel başlayarak 2020 de #1 düşmanı oldu? Dünyada adam gibi tek bir Türkiye dostu kalmadı?
        Bak kardeşim bu tip sorular sorunca bin düşün. Dünya’yi tanımayan biri lider artı birde herkesi kendi yetıştığı cevreden birileri zannederse o ülke felakete sürüklenır. Buralar Kasım Paşa değil hava atilsin.
        Adamlar senin benim cebimize koydukları tellefolarla attığımız adımlarin sayıyorlar siz kalkip onları kandıramassınīz.
        Kandırmaya kalkankarın sonu felaket olur.

        • Nurdan abla ama biz de onların adımlarını sayıyoruz değil mi? Kazdıkları tünellere, gömdükleri cephaneliklere kendilerini de gömüyoruz 7 yıldır…

  18. Bana da gına geldi. Bu iktidarın gece gündüz demeden paraları iç etmesinden. Her gün ayrı bir yolsuzluk. Akp Ticaret bakanı, aile şirketinden kendi bakanlığına 9 milyon TL’lik dezenfektan almış. O kadar dezenfektanı ne yapacaklar ayrı bir merak konusu. Artık hiç tınmadan hamuduyla götürüyorlar. Diğer 128 milyarlara bakınca devede kulak tabii. Ama bu kadar mı yüzsüzlük ve göz göre yolsuzluk olur. Kimse dur demeyecek mi? Ey ey eyyyyy. Ne deniyordu bundan sonra?

    Ama bu 128 milyar doların peşini bırakmak yok. O damat nereye girdiyse bulunacak. Ve tek tek dolarların hesabı sorulacak. Ben bilmem babam bilir der herhalde 🙁

  19. 1-128 milyar dolar nerede sorusuna, olmayana ergi metodu ile cevap vermeye çalışırsak, öncelikle Bitcoin’de olmadığı anlaşıldı. Bitcoin’de olsaydı Maliye Bitcoin’in peşine takılmazdı ve ödeme aracı olarak yasaklanmazdı. Pandemi ve ekonomik tabloya rağmen Kanal ısrarı, Kanal çevresinde bulabilmemiz için bazı ipuçları verebilir.
    2-Pandemide sayıdan çok, oran önemli. Oran olarak her bir milyon kişideki vaka sayısı dikkate alınıyor.
    Bu orana göre dünya ikincisiyiz. Birinci Uruguay imiş.

  20. Geç kalmış bir hasbihal-3. Özet
    Müstear adı Kerem…
    Yıllarca mahrem hizmetlerde bulunmuş, hapse girmeden yurtdışına çıkmış, 30’lu yaşlarda bir cemaat gönüllüsü. diyor ki, “Sizce neden hususi arkadaşlardan bu kadar çok itirafçı çıktı, hiç düşündünüz mü?”Genel itibariyle etkin pişmanlıktan yararlanan sayısı 20 bin civarında.
    Müstear adı Polat…
    Bu kısmını da ondan dinleyelim: “15 Temmuz olduğunda 23 yıldır Hizmet Hareketi’nde, 11 yıldır da hususi hizmetlerde bulunuyordum. Bu soru çalma meselesi…Yüzde yüz canım! Ben kendim kaç tane öğrenciye verdim. Bilmesem, içinde olmasam ben de komplo teorisi derim. Konduramam. Ama maalesef bu var. İsmi bile var bu işin: ‘Fetih okuma’. Sınav sorularını vermenin şifreli adı ‘Fetih okuma’dır. ‘Bu arkadaşa Fetih okunacak mı? Bu arkadaş Fetih okudu mu?’ diye tedbirli söylenir. Bunun anlamı, sorular verildi mi, demektir. Fakat bunun için bazı şartlar vardır. Herkese ‘Fetih okutulmaz’. Beş beşlik, güvenilir olması lazım. Onun da kriterleri vardır. Bu kriterleri karşılamıyorsa verilmez. Sadece bu da yetmez. Bir de ilgili atama için o arkadaşın uygun görülmüş olması gerekir. Çünkü bizim bir kariyer planlamamız vardır. Eğer arkadaş için yapılan planlama o sınava girmesini gerektiriyorsa ve de yüzde yüz güvenilir bir arkadaşsa o zaman sorular verilir. Bunu, o birimlerdeki herkes bilir. Yukarıdan geldiği söylenir ve sen de zaten onu bilerek yaparsın.”
    Müstear adı Halil…
    O da hiç tutuklanmadan yurtdışına çıkabilen eski mahrem abilerden.
    ‘Hususi Hizmetler’in asker veya polise değil, sivil bazı memurlara bakan tarafında bulunmuş. İzmir’de.
    Aslen öğretmen olan ve 17-25 Aralık sürecinden sonra bu hususi göreve getirildiğini anlatan Halil, şahit olduklarını şöyle aktarıyor: “Ben bu göreve gelince hep merak ettiğim, ‘soru çalma’ şayialarının gerçeği yansıtıp yansıtmadığını öğrenmek istedim. Bizimle aynı birimden olan ve eskiden beri bu hizmetlerde bulunan bir arkadaşla yürürken, taş atıp tavşan çıkartmak kabilinden, ‘Yahu şu sınav soruları meselesinin de amma suyu çıktı ha!’ dedim. Demez olaydım. Arkadaş beni o birimde eski zannetti ve dedi ki, ‘Hocam eskiden biz sinevizyondan yansıtır yemin ettirirdik, şimdi ise sorular elden ele dolaşmaya başladı…’  Ben meseleyi biraz daha kurcalayınca arkadaş dedi ki, ’17-25’ten sonraki yıl bile falanca sınavda bu iş devam etti. Bazı branşlarda 12-13 yıldır, bazılarında 7-8 yıldır soruları veriyoruz.’ diye anlattı… Benim bütün dengem bozuldu. Çünkü oraya atanmadan önce görev yaptığım bir başka ilde sohbetler yapıyordum. Özellikle 17 Aralık sonrası yapılan sohbetlerde soru çalma olayını kesin bir dille reddediyordum. ‘Olsa ben bilirdim’ diye düşünüyordum. Ama şimdi sırçalı köşke çakıl taşı değmişti. Meğer olay doğruymuş. Hem de yıllardır bu iş yapılıyormuş. Ben sonrasındaki ilk toplantıda başımızdaki şahsa ‘Hocam bunu nasıl yaparsınız, bu 72 milyon insanın hakkına girmek değil mi? Bu kesinlikle caiz değil. Buna kimse fetva veremez’ dedim. Başımızdaki arkadaş bana dedi ki, ‘Abi bunlar konjoktürel şeyler. Türkiye’nin gerçekleri bunlar. Abiler mutlaka Hocaefendi’nin onayını almışlardır.’ Ben de dedim ki, ‘Buna değil Hocaefendi, Peygamber Efendimiz bile gelse cevaz veremez. Çünkü düpedüz kul hakkı bu’ dedim. Ve birimdeki görevim ile ilgili ilk çatırdama burda başladı.
         Bir de bugünlerde şahit olduğum enteresan bir yüzleşme oldu. Tanıdığım bir aile, bu soru çalma mevzuundan dolayı bir çeşit travma yaşıyor. Çünkü başından beri iddiaların gerçeği yansıtmadığını savunan bu dost aile, geçtiğimiz günlerde kendi oğullarının, “Biliyor musunuz, polis akademisi sınavlarının soruları bana verilmişti” itirafı ile sarsıldı. Yıllar sonra gelen bu itiraf sonrasında bir süre gerçeği kabul etmekte zorlanan anne-baba, bir süre sonra bir çeşit savunma mekanizması geliştirerek, “Demek ki o zaman öyle olması gerekiyormuş.” şeklinde kendini rahatlatma yolunu seçti.

        Durum böyleyken cemaat tabanının bu kadar büyük bir şok yaşaması ve söylenenleri kabulde bu kadar zorlanmasının nedeni ne peki?

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız