Bütün siyasiler Alevi kesimi seviyor, bunu anladık; biraz da onları anlamaya çalışsalar ya…

30
Reklam

Siyasi partilerin ve politikacıların tamamı Alevileri seviyor, hem de çok seviyor…

AK Parti’nin genel başkanı da olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan bir cemevinde Alevi dedeleriyle birlikte oruç açtı… Muhalefet partilerinin liderleri de, herbiri farklı bir cemevinde etkinliklere katılarak, ilgi ve sevgilerini evsahiplerine belli etme ihtiyacı duydu.

Bu ne sevgi ah, bu ne ıstırap…

Tam şarkıdaki gibi bir durum var ülkemizde.

Dıştan sevgi gösterisi, içeriden ise sorunların aynen devam etmesi…

Ülkemizde ne kadar Alevi kimlikli ve bu kimliğini önemseyen insan vardır, Alevi kesimin Türkiye nüfusu içerisindeki oranı nedir, bunu ancak tahmin edebiliyoruz. Hiçbir siyasi partinin ihmal etmeyeceği bir oranda oldukları kesin. Zaten o sebeple de, seçim yaklaştığında varlıkları hatırlanıyor ve bulunan her fırsat değerlendirilerek sevgi sağanağıyla kendilerine ilgi gösteriliyor.

Her an seçim olabilecekmiş gibi bir hava var siyasette ve Muharrem ayı siyasiler tarafından hatırlanmaları için önemli bir fırsat…

Aleviler devletin kendilerini bu kimlikleriyle tanımasını ve bir inanç grubu olarak hiçbir ayrımcılığa uğramadan varlıklarını sürdürmelerinin sağlanmasını bekliyor…

Reklam

O beklentileri son sevgi sağanağından sonra da devam edecek…

Mevcut iktidar 20 yılda beklentiye tam cevap vermedi; şimdilerde sevgilerini dışa vurmakta yarışan başka partiler iktidara gelseler de fazla bir değişiklik yaşanmayacağına eminim.

Bu kuşkumun altında, AK Parti iktidarının Alevi kesimin ‘sorun’ saydığı konuların çözüme ulaştırılması ve beklentilerin yerine getirilmesi girişiminin, samimi çabalara rağmen, akamete uğraması yatıyor…

İktidarların çözemeyeceği türden bir ‘devlet sorunu’ Alevilik…

Yazdığım bu hüküm cümlesini şaşırtıcı bulanlar çıkabilir, ancak bu bir Türkiye gerçeği… Ülkemizde siyasi iktidarların görev alanı içerisinde bulunmayan konular var ve bunlardan biri de, Alevi kesimin beklentilerine uygun bir çözüm…

Devlet bu sorunun çözüme kavuşmasını istemiyor…

AK Parti, iktidarının bir bölümünde, bu sorunun da çözüme kavuşması için çaba gösterdi, bazılarına benim de katıldığım her eğiliminden görüş sahibinin temsil edilip görüşlerini paylaştığı toplantılar düzenledi ve sonuca ulaşmaya ramak kalmışken süreç sanki hiç başlamamış gibi bir hal aldı.

Neden?

Reklam

Katıldığım toplantılarda Sünni kimliği ağır basan kişilerin -hatta devletin ilgili kurumundan katılımcıların da- çözümün ana hatlarını teşkil eden önerilere ciddi itirazları olmadı. Tersine, Alevi kimlikli katılımcıları şaşırtacak kadar uyumlu yaklaşımları onlardan dinledik.

İtirazlar Sünni kesimden gelmedi.

Öyleyse?

Bu işin “Öyleyse?” sorusuna cevap teşkil edebilecek bir yönü gerçekten bulunmuyor.

Her ülkenin bizdeki sorunlara benzer sıkıntı kaynağı konuları vardır. Demokrasiler o tür sorunların ülke huzurunu bozacak bir hal almasına izin vermez; öyle bir hal söz konusu olduğunda, kabul edilebilir yöntemlerle onları sorun olmaktan çıkarmanın yolunu bulur.

Batı ülkelerinin çoğu o tür sorunlarını tarihlerinin bir döneminde çözebilmişler, günümüze kadar gelen ve kısmi de olsa acılara yol açan türden olanları da günün şartları içerisinde tarihe gömmeyi başarmışlardır.

Her nedense biz bunu tarihte başaramadık, günümüzde de başaramıyoruz.

Sebep arandığında da, esas sebep yerine, olmayan sebepleri varmış muamelesine tabi tutuyoruz.

Oysa bu tür sorunlar çözüme kavuşturulmadığı müddetçe, devletin de başını ağrıtacak tahriklere dayalı komplolar sergileyenler çıkar. Nitekim, şu günlerde yaşanan saldırılar durduk yere çıkmadı.

En zor sorunlar inançlarla ilgili olanlardır, bunu kabul ediyorum. Her inanç sahibi, konunun doğası gereği, kendi inancını üstün tutma ve diğerlerine farklı gözle bakma eğilimindedir. Ancak her toplumda farklı inançlar vardır ve onlar arasında ayrımcılık yapılmasına devlet izin vermez.

Vermemesi gerekir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasası daha başlangıcında bunu sağlayacak maddelere sahip.

Ancak, buna rağmen, ülkemizde kendilerinin ayrımcılığa uğradığını düşünen kesimler bulunuyor.

Öyle düşünen kesimlerin başında Aleviler geliyor.

İnanç sistemlerinin kendilerinin anladığı ve tanımladığı gibi kabul edilmesini istiyor Aleviler… Farklı gözle bakılmayı ‘ayrımcı’ buluyorlar. ‘Ayrımcı’ politik tavırların sahipleri ise, o yaklaşımın gereğini yerine getirmekten, yani Alevi kesimin beklentilerine karşılık vermekten kaçınıyorlar…

Sünniler mi?

Acaba?

Ülkemizdeki kendilerini ‘Sünni’ diye anabileceğimiz kesimlerin Alevilerin taleplerine karşı çıkmaları için bir sebep göremiyorum.

Camilere verilen devlet -veya belediye- desteğinin cemevlerine de sağlanması…

Neden olmasın?

Alevi kesimin dini önderlerinin cami görevlilerine tanınan haklardan yararlanmaları…

Neden olmasın?

Alevi kimlikli insanların her düzeyde o kimlikleriyle temsil edilmeleri ve hiçbir ayrımcılığa uğramamaları…

Neden olmasın?     

Kendilerine kabul etmek istemedikleri türden kimlikler için baskılar yapılmaması…

Neden olmasın?

Onlardan görünmek ve sevgi duyulduklarını hatırlatmak için sıraya girmek yerine, her eğilimden siyasiler, anayasada zaten var olan hak ve özgürlükleri hiçbir kesime dışlandıklarını hissettirmeyecek uygulamalara kavuşturarak, sorunu olumlu bir sonuca ulaştırabilirler.

Dinin esasları ve ritüelleriyle ilgili tartışmalar öyle bir zeminde sürdürülürse bir anlam taşır.

Şimdilerde farklılıkların ön planda olduğu yaklaşımlar, sorunun hak ve adalete uygun çözüme kavuştuğu bir zeminde, daha çok benzerliklerin dikkate alındığı yaklaşımlarla yer değiştirecektir.

İş galiba devleti buna ikna etmeye kaldı.

Artık ‘devlet’ kimse veya kimlerden oluşuyorsa…

ΩΩΩΩ

Reklam

30 YORUMLAR

  1. Ortalamaya dönüş o halde… çalışın daha etkili olsun ama…
    “Katıldığım toplantılarda Sünni kimliği ağır basan kişilerin -hatta devletin ilgili kurumundan katılımcıların da- çözümün ana hatlarını teşkil eden önerilere ciddi itirazları olmadı. Tersine, Alevi kimlikli katılımcıları şaşırtacak kadar uyumlu yaklaşımları onlardan dinledik.”

  2. Alevilik nedir? Yetmez. Anadolu insanının diğer inançlara uyumu, yaklaşımı araştırılmalı önce!
    Sadece bir inancı önceleyip arkasından her kafasını kaldırana bir ev bir araba verelim zihniyetiyle!…
    Dağa çıkıp elinde silahla eşkiyelık yapana bir arsa birde araba kafasıyla hiç olmaz bu iş!.
    Bir inançta erkekler namaz ayin vb şekilde cem eder!…
    Diğer birileri kadınlı erkekli bir arada hoş sohbet anma ve kültürel etkinlikler düzenler!.
    Birileri de her noelde atar kendini Avrupalara Amerikalara😠..
    Hiç birinin konumuza merhem olacağı yok!
    Önce insanlar gerekirse devlet eliyle, STK larına üye olup birer ortam oluşturacaklar.
    Zamanla Zaza nedir kırmançe Arap Kürt Laz Çerkez Abhaz vb ne olduğunu gerçekten anlayacak ve ibadet etmek için tercihini kendi kullanacak arayacak.
    Her alevinin cemevine gitmesi gerektiğini kim söylüyorsa politik bir amaç vardır ardında.
    Kim ben aleviyim diyeni sen camiye gideceksin diye zorluyorsa, o islamıda bilmiyor aslında.
    -Sünni inancı benimser insan (Ezidi Alevi Hristiyan vs) ve camiye gider yada hiç namaz kılmıyordur!!!
    -Alevi inancı onun için farklı bir yol’dur!
    *Sonuç: gerekirse DİB bu araştırmaları yapar ve ne kadar ibadet yerlerine ihtiyaç var?
    Hangi inanç için çözüm ihtiyaç hasıl olmuş ise raporlar ve hükümete sunar🤗.
    Direkt siyasetçi ele almışsa konuyu,
    Ya orda bir siyaset var,
    Yada olay o kadar vahim demek!
    İnanç siyasete alet olursa İslam da Müslüman da zarar görür sadece dikkat!!!

  3. Aleviler icin önder lider imam Hz. Ali dir. İyi de bütün tarih kitapları ittifakla yazar ki Hz. Ali camide namaz kılarken şehit edildi. Alevilere sorsan bunu bile inkar ederler. Bütün tarih kitaplarinin ittifakla yazdıği bir gerçeği bile inkar eden bu kesimin ciddiye alinacak bir tarafi yok. Tabi bu benim bireysel fikrim. Bu alevilerin neticede Türkiye de oluşmasi Şah ismail ve osmanli hukumdari 2. Beyazit donemine dayaniyor. Ondan once fatih doneminde osmanlinin kuruluş doneminde şu an kendini alevi olarak ifade eden insanlarin dedeleri ehli sünnet itikadina bagli müslumanlardi. Bu alevi kesim diyanet icinde kadrolasmak istiyorlar, cemevi ibadethane sayilsin diyorlar. Bunlar kesinlikle kabul edilemez talepler. Hz. Ali ye de büyük haksızlik yapiyorlar. İnandiklari gibi yasayabilirler ama inandiklari seylerin öyle olmadiğıni tarih bilimi soyluyor. Önder kabul ettikleri Hz. Ali nin yasantisinin bu kesimle hicbir ortak yanı yok. Devletin bu kesimi gercek tarih bilgileriyle ve sah ismail den önce bu kesimin atalarinin da ehli sünnet oldugunu anlatmasi zor degil bence.alevi vatandaslarimizin hz. Ali hakkindaki duşuncelerini hicbir tarih kitabi dogrulamiyor. Yani bir insanin dunya yuvarlak degil duzdur demesi gibi alevi vatandaslarimizin inanclari da o kadar yanliş. Şah ismail in adamlarınin yalanlarla kandirip baska bir yone cektigi bu insanlari devletimizin dogrularla ikna etmesi çok kolay. Dogru herzaman yalana galip gelir. Devletimiz hiçbir baski yapmadan dogrulari alevi kardeslerimize anlatırsa bu ulkede alevi sorunu diye birşey kalmaz bence. Yeterki devlet bunu istesin.

  4. ‘Aleviler’ ri en fazla kullanan siyasetçiler kimlerden oluşuyor?
    Benim cevabım, kendini Müslüman olarak kabul
    edenler’den.
    Yalnış anlaşılmasın Alevi Sünnü mesheplerindeki gerçek Müslümanlar değil.
    Yazının bundan sonrası. Copi
    ************
    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın cemevi ziyareti tartışılmaya devam ediyor. Cemevinin ziyaret öncesinde Saray tarafından dizayn edilmesine tepki gösteren Hüseyin Gazi Cemevi dedesi Hüseyin Öz ile dernek yardımcısı Mahmut Aslan, “Film platosu gibi kullanıldık. ‘Hacı Bektaş’sız, ‘Atatürk’süz ve ‘Ali’siz bir görüntü olamaz” dedi.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AKP Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısının ardından önceki gün Hüseyin Gazi Cemevi’ni ziyaret etti.

    Ziyaret nedeniyle cemevindeki Mustafa Kemal Atatürk’ün yanı sıra Hacı Bektaşı Veli ve Hz. Ali’yi tasvir eden duvardaki resimlerin yerlerinin değiştirildiği öne sürüldü. Erdoğan’ın ziyareti öncesi AKP’li Mamak Belediyesi tarafından cemevinde tadilat yapıldığı ve ibadet alanının düzeninin değiştirildiği görüldü. Tartışmalara neden olan ziyaret ve cemevindeki düzenlemeyle ilgili Hüseyin Gazi Cemevi dedesi Hüseyin Öz konuştu.

    Erdoğan’ın geleceğini üç gün önceden bildiklerini ancak gizli tutulmasının istendiğini söyleyen Öz, “Bize ‘Cumhurbaşkanı gelecek ancak bakan da gelebilir’ dediler. Vakıf başkanı, vakıf içerisindeki arkadaşlara haber verdiğini söyledi. Fakat dernek üyelerinin haberi olmamış” ifadelerini kullandı.

    “DANIŞMAN GETİRDİ”
    Cumhuriyet’in haberhine göre cemevi içerisindeki, Mustafa Kemal Atatürk, Hacı Bektaşı Veli ve Hz. Ali’nin olduğu duvardaki resimlerin yerinin değiştirildiğini söyleyen Öz, “Resimlerin eski yeri girişte dede postunun arasındaydı. 10 gün önce yerleri değişti. Türbede tadilat vardı, duvarda çatlak olmuştu. Tadilat nedeniyle kaldırılarak diğer duvara kondu. Ziyaretle ilgili olduğunu düşünmüyorum. Tadilat işlerinde bazı şeyleri İçişleri Bakanı’nın danışmanı Ali Arif Özzeybek planlıyordu. Cemevine daha önce geldiğinde, ‘Resim olmasa daha iyi olur’ dedi. Cumhurbaşkanının oturduğu yerdeki on iki imamları tasvir eden yazılar var, onları Özzeybek getirdi. Resimler şimdi eski yerine asıldı” diye konuştu.

    “BİZİ MİSAFİR ETTİLER”
    Öz, son olarak şunları söyledi: “Sağdan soldan dede davet etmişler bilgimiz dışında. Adeta evimizde bizi misafir ettiler. Herhangi bir sohbet olmadı ve taleplerimiz alınmadı. Gelen yurttaşları tanımıyorum. Kendileri getirdiler herhalde. Film platosu gibi kullandılar bizi.”

    “HİÇBİR ALEVİ KABUL ETMEZ”
    Hüseyin Gazi Derneği Başkan Yardımcısı Mahmut Aslan, tadilat sırasında fotoğrafların eski yerlerine asılmamasını “ziyaret dizaynı” olarak nitelendirdi. “Bizim cemevlerimizde Hacı Bektaş’sız, Hazreti Ali’siz ve Atatürk’süz bir görüntü olamaz. Bunu da hiçbir Alevi kabul etmez” diyen Aslan, Erdoğan’ın posta oturmasına ise “Alevi ritüellerine aykırı. Postun olduğu yere dede dışında kimse oturmaz. Dedenin yanına da zakirler ya da âşıklar oturur” tepkisini gösterdi. Alevilerin sorunlarının gündeme gelmediğini de aktaran Aslan, “‘Cemevleri ibadethanedir’ sözünü bile almadılar” diye konuştu
    ***********.

  5. Türkiye’de siyaset çözüm için değil rant bölüşümü için yapıldığından hiç bir konuda en ufak bir düzelme beklemiyoruz. Yıllar geçer ama problemler hiç bir şekilde çözüme kavuşturulmaz. Siyaset ayrıca siyasetçilerden kurtarılmalıdır. Burada örneğin sivil toplum kuruluşları da yok. Var olduğunu iddia edenler sadece aynı çirkef siyasetin uzantıları. Örneğin sivil toplum örgütleri olsaydı, çıkarlar Diyanet kurumunun vatandaşa eşit hizmet vermemesini anayasa mahkemesine götürürdü. Anayasaya çok açık bir şekilde aykırı bir durum var ortada. Anayasa, hukuk, Meclis ve yasalar kullanılmadan kahvelerde açılım saçılım yaparak hak ve adalet yerini bulmuyor. Hukuk devleti olmadığımız sürece de demokrasi, eşitlik ve adalet olmayacak.

  6. Alevi sorunu üzerinden aslında bu yazıda, açık bir şekilde öğrendiğimiz şey şudur: Devlet ile siyasi iktidar (hükümet/yürütme erki) arasındaki ilişki; siyasi iktidar/hükümetle beraber milli iradenin tecelligahı! meclisin de, devlet yönetiminde “DEVLET’İN” bir tık altında kaldığıdır.

    İş, Sn. Yazarımızın, yazısını bağladığı cümleyle haklı olarak sorduğu “Artık ‘devlet’ kimse veya kimlerden oluşuyorsa…” sorusunun -hele bizde tez elden- cevaplanmasıdır. Hoş, aslında sorunun cevabı yer yer yazının içerisinde serpiştrilmiş durumdadır ya: “Katıldığım toplantılarda Sünni kimliği ağır basan kişilerin -hatta devletin ilgili kurumundan katılımcıların da- çözümün ana hatlarını teşkil eden önerilere ciddi itirazları olmadı. Tersine, Alevi kimlikli katılımcıları şaşırtacak kadar uyumlu yaklaşımları onlardan dinledik.

    İtirazlar Sünni kesimden gelmedi.

    Öyleyse?

    Bu işin “Öyleyse?” sorusuna cevap teşkil edebilecek bir yönü gerçekten bulunmuyor.”…(Cümlede gizemli bir DEVLET tanımını sezdiniz sanırım.)

    Ve bu ikinci paragraf: “Her ülkenin bizdeki sorunlara benzer sıkıntı kaynağı konuları vardır. Demokrasiler o tür sorunların ülke huzurunu bozacak bir hal almasına izin vermez; öyle bir hal söz konusu olduğunda, kabul edilebilir yöntemlerle onları sorun olmaktan çıkarmanın yolunu bulur.”… (Yani, çeşitli tanımları haiz bir DERİN YAPI/DEVLET tanımı var)

    Yazıdan alıntıladığım bu iki paragrafta devletin tanımı var aslında; hele ikinci alıntıdaki “Demokrasiler o tür sorunların ülke huzurunu bozacak bir hal almasına izin vermez..” tümcesi..yani; yeri geldiğinde demokrasi, darbe/ler olmaksızın da, az da olsa bir süreliğine inkıtaya uğrayabilir, uğratılabilir DEVLET eliyle. Sebebi, “Demokrasiler o tür sorunların ülke huzurunu bozacak bir hal almasına izin vermez” olması. İşte tam da burada demokrasilerin, uygulandığı bütün ülkelerdeki çeşitliliğiyle tartışılabilir olduğunu görüyoruz.

    Öyleyse?

    Bu işin “Öyleyse?” sorusuna cevap teşkil edebilecek bir yönü aslında bulunuyor: Düzeni adını ne korsanız koyun ‘Güç kimdeyse/kimlerdeyse o/onlar yönetir.’ Kendi çıkarlarına uyduğu şekliyle… Yok milli iadeymiş, demokrasi imiş; biraz hikaye gibi durmuyor mu?

    Ha; bilinçli, görgülü, ahlaklı, örgütlü, inançlı(!) toplumlarda, bu kavramların içi biraz dolu dolu olmuş gibi olur, mesela; “ileri demokrasi”, “gerçek demokrasi”, “tam demokratik ülke” v.b gibi. Sadece bu kadar. “MİLLİ İRADE” kavramı sanırım bizden başka ülkelerde kullanılmıyordur.

    Bir de otoriter, totaliter yönetim, hanedanlık, kraliyet nasibi olan ülkeler var; bunlar, “o tür” sorunlarını nasıl çözüyorlar dersiniz?

    Devlet/ler biraz da (suni) sorunları kendileri üretiyor olmasınlar?.. Zinde (DEVLET) olmanın gereklerinden biri, belki de birincisi bu olsa gerek.

    Eee, nasıl çözüme kavuşturacağız ülkemizdeki inanç (Alevi) sorununu? Bir bilenimiz var mı?

    • Alevi sorunu dediğiniz şey nedir açıkça yazarmisiniz
      Hangi alevi neden ýoksun ne eksigi var .önce sorunun ne olduğu tespit edilmeli var ise sonra çözüm üretilmesi.

    • Hükümet (yürütme), Meclis (yasama), mahkemeler (yargı) birbirinden ayrılması gereken kuvvetler. Ayrı olacaklar ki birbirlerini denetleyebilsinler. Yeni sistem ise bunları birleştirdi kimseye söylemeden. Kuvvetler birliği diyorlar. Bu kuvvetler birliğinden ortaya çıkan sonuçlar da ortada. Para pul oldu, ekonomi alt üst, hazine tamtakır, damat da tüydü. Şimdi bu birlik kuvvetlerinin üzerine bir de Devlet (büyük harfle) denen bir yapı var ülkemizde, söylendiğine göre. Bu da anayasada yasalarda tanımlı olmayan keyfi bir yapı. Hükümete ve diğer kuvvetlere ayar veren de bu ve hepsinin de içinde bizzat. Ayrıca dışarda mafya ve gizli örgütlerde de yapılanması mevcut diye anlaşılıyor. İlgili legal kuvvetler yoldan çıktığında bu devlet devreye giriyor ve hepsine ayar verip hizaya sokuyor. Böyle bir şey gerçekten var mı? Yok elbette. Sonuçta anayasada yazmayan her yapılanma illegaldir. Bu yapıların etkisi altında iş yapmak da suçtur. Bir zaman bir Başbakan devlet için kurşun sıktıklarını iddia ettiği bu yapıyı övmüştü. Bu yapılar kendilerini devlet olarak (derin cinsinden) tanımlıyor olsalar da esas itibariyle illegaldirler, suç örgütleridir, ilgili kişiler devlet memuru olsalar da yasaların vermediği bir yetkiyi kullandıkları için suçlulardır. O yüzden bu devlet, derin devlet gibi saçmalıkları onaylamaktan ve olumlulamaktan kaçınalım, bunları suç örgütleri olarak tanımlayalım ve nerede görülürlerse adalete (olmayan) teslim edelim.

  7. Üç Y ile mücadele etmek yerine,
    Enflasyon Kur Faiz yerine,
    Eğitim Öğretim Kültür yerine,
    Teknoloji Meslek gelişimi Sanayi
    Nükleer enerji yeşil enerji ve HES yerine

    Konuşturuyorlar….
    Tartıştırıyorlar…..
    Birbirimize düşürüyorlar…
    Yine yeniden!!!?

    • Bu ülkede hiçbir inanca yada etnik tanımlamara devletiyle milletiyle hatta azınlıklarıyla karışılmaz, hoşgörüyle yaklaşılır, bakılır.
      Örneğin, hemen her yerde inancın binbir türlüsüne, ibadet yerlerine, mezarlıklarına, türbelerine hiç kimse karışmaz!
      Arada bir provakasyon olur, bazanda mezarlıklar toprak sel vb nedenlerle…
      Allah’ın hikmeti sual olunmaz, Allah’ın işine karışılmaz! Kim bilir kime ne mesajı vardır yüce Rabbimin?
      *Önce etnik yada inanç sıkıntı var diyenler,
      Ben kimim? Biz kimiz?
      Siz bizim temsicimiz misiniz? Siz bizi temsil Ediyor musunuz!???!???
      Diyesormalı önce…
      Hem kendi kendilerine ..
      Hem bir takım işgüzarlara…
      Bak bakalım ondan sonra!!!

  8. Inanç özgürlüğü olmayan bir yerde neler olabileceğini, Avrupa’yı yakıp kavuran mezhep savaṣlarının (1618-1648) olduğu ṣehirlerdeki müzeler anlatıyor.

    Kendi inancına müdahale olunca kıyameti koparırken baṣkalarının inancını sorgulayanlardan korkmak lazım.

    • Türkiye’de kim kimin inancına karışıyor .mesela kiliseler canlarını özgürce çalabiliyor mu. Mesela isteyen istediği havraya gidebiliyor mu.
      Peki müslümanlar Almanya da ezan sesi duyabiliyor mu.
      Sizce nerede inanç hürriyeti var .Mesela kaç tane hristiyan Türkiye de katledildi.Peki enson 4 gün önce ABD de sizce müslüman lar neden öldürüldü.
      Bunları bir sorgulayin

      • „Türkiye’de kim kimin inancına karışıyor…“
        „Sorunları çözmek için önce Alevilerin kendilerini tanımlaması gerekir.“

        Yukarda, bugünkü yorumlarınızdan iki alıntı yaptım.
        Siz ne yazdığınızın farkında mısınız?

        • Yazılan çok açık .
          Mesrebiniz mezhebinin diňiniz nedir bilmem ama ne sorunu ýasadiysaniz yazın da bilelim>
          Kim kimin tavuguna kış demiş veya
          Ne idiyseniz de nerde yaňlis ya
          pıldı, aciklayiverin.

  9. Bu tür detaylara girilmemesi, baskın inancın (Sünni Hanefi) “en doğrusu benim inandığımdır” diretmesindendir.
    Son din İslam! Bundan sonra başka din gelmeyecek!🙂🙁..
    Oysaki bakıyorum en fazla Hristiyanlık var dünyada! (Hristiyan demiyorum bak).
    İslam ise şöyle anılıyor: IŞİD kafa kesmece binladin suudlar …
    “Dinin esasları ve ritüelleriyle ilgili tartışmalar öyle bir zeminde sürdürülürse bir anlam taşır.”
    Diyerek bir kapı aralamış yazar.
    Fakat devletin dilenilecek, rica edilecek bir oluşum olmadığını anlamamız galiba zaman alacak🙂.

    • İslam’ı dışardan bakınca kafa kesen cihatçılar.. vb propagandasını altetmek sadece Sünni Hanefi inancını öncelleyenlere mi düşüyor???
      Alevi Caferi Şii ve diğer mezhep inancını ritüelini öncelleyen müslümanlara ihtiyaç yok mu?
      Sadece bir tarikat öne çıkarılarak, herşeyi ona maletmeye çalışmak ne kadar adil? Hangi İslam’a sığar? Nakşi nakış ilmek ilmek İslam’ı örüp nassı kazak hırka yapacaksınız?
      Not: hırka nın Hz Ömer adaletinin unutturulmaya çalışıldığını düşünenlerdenmisiniz?
      Son söz: Alevi Kürt ezidi şia Nusayri vs kelimeleri ne TV de şov yaparak, ne de dağda müslüman kardeşini (kefereden aylık alarak) eşkiyalıkla pusuya düşürüp şehit ederek anlayabilecek birşey değildir.
      *İnsanlar önce kendini anlatmanın doğru yolunu kendisi öğrenecek!🙂.

  10. Ahmet,Hasan ve Ender’in yorumlarını okudum .Samimiyetle ifade edeyim ki Ender’inki hariç yorumları gerçekten yanlış ve sakat buldum !
    Her şeyden önce şunu belirteyim ki kimsenin inancı kimseyi ilgilendirmez , neye , nasıl inanırsa inanır , neyi kutsal kabul ediyorsa eder , başkasını rahatsız etmediği sürece istediği gibi inancını yaşamakta serbesttir !
    Bir kere şunu kabul edelim ki tarihte hiç bir zaman devlet ne bu konuda ve ne de başka konularda vatandaşlarına karşı asla dürüst ve samimi olmamıştır !
    Fehmi Beyin , yazının başlangıcında bunun bir devlet sorunu olduğunu , kolay kolay çözülemeyeceğini ve devletin de çözemediğini söylemesini ben asla kabul etmiyorum .
    Nitekim kendisi , yazının sonlarına doğru pekala doğru çözümleri bulabilmiş ve arka arkaya sıralamıştır !
    Dünyada ölümden başka her şeyin çaresi vardır , yeter ki dürüst ve samimi olalım !
    AKP dahil bütün siyasi partiler ve devlet bu konuyu çözmek istemiyor ve sürekli olarak siyasete alet ediliyor .Nitekim bir zamanlar , uzun uzun çalıştaylar yapıldı , çeşitli faaliyetler icra edildi , bir takım gayretler gösterildi , peki sonuç ne oldu , kocaman bir hiç !
    Bunun çözümü için sihirli formüle de hiç gerek yok ; önce devlet tam ve gerçek anlamda laik olacak , dürüst ve samimi olacak , Diyanet işlerinin yapısı tamamen değişecek ve gerçekten çağdaş , demokratik , laik , özerk , bütün dinlere eşit bir yapıya kavuşacak !
    Neden bu ülkede kaç milyon Alevi vatandaşın olduğunu , ne kadar Lazın , Kürtün ,Çerkezin … vs, olduğunu, ülke nüfusundaki miktarını bilmiyoruz; dürüst ve samimi bir şekilde ve iyiniyetle bu tespitleri yapmak , buna göre insan hakları başta olmak üzere özellikle kültürel konularda bilhassa dil konusunda yani çeşitli konularda yapıcı olarak onlara yaklaşmak günah mı , yasak mı , yapsak ne kaybederiz , aksine herkesi kazanmış olmaz mıyız !
    Bu gün devletin bir kanalı Kürtçeye , bir kanalı da Arapçaya tahsis ediliyor da ülkemizde konuşulan diğer mahalli diller neden adam yerine konmuyor ; çünkü onlardan çok fazla bir oy beklentisi yok , siyasi menfaat sağlamıyor !Bizler de bunu bilmiyoruz , salak salak yutuyoruz , öyle mi ! Devlet artık devekuşu gibi kafayı kuma gömmekten vazgeçsin ve bizi önce vatandaş ve insan yerine koysun ! Herkesi potansiyel olarak suçlu görmek , artniyetle bakmak , vatandaştan korkmak , onlardan şüphe etmek bir devlete yakışmaz !
    Gayet tabii ki devlet de kendini koruma hakkına sahiptir , iyiniyetini , samimiyetini suistimal edenin de ocağına inciri diker , kimse de buna mani olmaz, olamaz !
    Herkese selamlar , saygılar , sevgiler ; bu dünya herkese fazlasıyla yeter de artar bile !

    • 85 milyon içinde birkaç milyon
      * Alevi Şii Ezidi Nusayri Caferi ve diğer mezhep çeşitleri ile,
      Süryani, Türk ve Rum Ortodoks Ermeni hristiyanı bulunuyor olması!!!!!…
      Türk Arap Kürt Ermeni Laz Çerkez Abhaz Çeçen Türkmen Kırgız Azeri İran Türk’ü Kerkük Kıbrıs Balkan Türkleri Kırım Türkleri Türkmen Dağı Türkleri ve adını sayamadıklarım
      bulunuyor olması bizim zenginliğimizdir Ali bey.
      *Önemli olan bunlar hakkında propagandaya alet olup kaş yapayım derken göz çıkarmamaktır marifet!
      *Kürt denince sana dayatılan ilk topluluğu öne çıkarırsan,
      *Zazasını kırmançesini farsını ari sini heder eder kendi elinle hem toplumunu hem ülkeni böldürürsün!!!!
      Alevi diye ayrım yaparsan,
      *Sünni ritüeli yapan benimseyen tüm Türk Kürt vb inancı ortada yapayalnız bırakırsın!!!
      *Aleviliği daha bilmeyen anlayamamış aileleri, “biz kimiz acaba”ya sürükler, biz ayrı birilerimiyiz? sorusuna muhatap kılarız!!!
      Nusayriyi, Türkmen gelenek göreneklerini,
      “bir zamanlar yanlış yaptığını dahi bilemeden”
      Ötekileştiren zihniyeti sorgulamadan!!!!
      Toprağa gömeriz!!!
      Tıpkı faili meçhuller gibi..
      Mumcu Hablemitoğlu kışlalı ipekçi üçok vb diğerleri gibi😠.

  11. Hasan adlı yorumcu Sünnilerin görüşünü çook iyi anlatmış,Fehmi bey de Hasan Bey’in yorumunu okusun bir daha böyle yazı ayriyeten Anadolu yu gez adı konulmuş bir Alevilik yoktur,her yerleşim yerinin Aleviliği başkadır.Askerdeyken bir ere sormuştum hazreti Ali kimdir, cevabı bence (haşa) Allah tır.demişti.Devlet bir eğitim kurumu açabilir,bilgili dede ler yetiştirilebilir.

  12. akp iktidarının ilk bir kaç yılı için degilse de geldiğimiz noktada 10 yıldan fazla ne güç ne de zaman sıkıntısı oldu pek çok sorunu çözmek için. çözecek gücü zaman ve imkanı olduğu halde hiç bir şey yapmamış bir muktedir iktidar oy istemek için gitmiş olamaz herhalde, nezaket ziyaretidir sanırım. alevilerden akp iktidarına oy çıkmaz bu saatten sonra. seçim öncesi vaadler olabilir tabii ama artık kim inanır? toplumun büyük bir kesiminde akp iktidarının sorunları çözeceği inancı yıkılalı çok oluyor, artık başka sorun çıkarmasınlar yeter diyoruz. iş siyasete gelince siyasiler nasıl bir rahatlıksa artık ziyarete de gidebiliyorlar, sayın nebatinin “Ben bu enflasyonla sokağa çıkabiliyorum” dediği gibi sokağa da çıkabiliyorlar, ekranlarda da gülebiliyorlar, bizim ülkemiz böyle bir ülke. mümkünse sorunların inkar edilebildiği_daha düne kadar ekonomik kriz yoktu, sadece halk nankördü_ mızrak çuvala sığmayınca da sabır tavsiye edildiği bir ülke.
    çoğunluğun temel ihtiyaç sorunlarının bile çözülmediği bir halde azınlığın sorunları kimin umurunda? ülkede yoksulluk ve açlık sınırı neymiş rakamlarına bakın, asgari ücret ya da en düşük emekli aylık rakamlarına bakın, kiraların, temel gıdanın fiyatlarına bakın sonra oturup alevilerin sorunlarını konuşalım.
    bu insanlar yüzyıllardır varlar,
    yüzyıllardır birlikte yaşıyoruz ve yaşamaya devam edeceğiz. ama bazen çözüm olmaması, olmasından daha çok rant getiriyor yazık ki, her imkana rağmen neden çözülmediği bu gerçeğin sonucu.
    bu seçim alevi oyları kürt oyları gibi chp ye gidecek görünüyor,
    hayırlısı diyelim.

    • neyse ki,
      alevilerin dinini beğenmeyenlerin
      ya da chp nin
      yada şunun ve ya bunun
      dinini de, imanını da, halini de, vakitini de, nakitini de gördük elhamdülillah.
      kimsenin kimseye öğretecek dini de imanı da, hali de, ahlakı da yokmuş değil mi?
      bilakis.

  13. Yıllar önce (2010 sonrası) önce Habertürk kanalında konuşan sunni bir ilahıyatçı canlı yayına bağlanan Alevi derneği yetkilisine sormuştu “sizin belli bir inanç sisteminiz var mı? Neye inanırsınız neyi savunursunuz” diye. Alevi derneği temsilcisi de bu soruya ikna edici bir cevap veremediği için ilahiyatçı hocanın önerisi ile canlı yayından alınmıştı . Devletin öncelikle bu kesimi neye inanırlar, inandıklarının kaynağı ne, müslüman iseler, Kurana inanırlar mı? Kurana inanıyorlarsa Kuran’da bulunan namaz kılın emrine niye uymuyorlar? En azından Kuranda böyle bir emir olduğunu kabul ediyorlar mı? Kuran’a inanıyorlasa cem evi niye ibadethane olsun? Hz Muhammed (sav) bir kör bile huzuruna geldiğinde, yanında bulunan eşlerinin başka odaya geçmelerini isterken, cem evinde kadınlı erkekli yapılan semah nedir? İbadet midir? Devletin hiçbir zorlama olmadan bunları eğitmesi lazım. Eğitime rağmen bu kesimin anlayışlarından vazgeçmesi zor. O zaman devletin Dinleri korumak da görevi. islam dinini korumak adına bu kesimin cem evlerine ibadethane statüsü verilmemeli. Öyle kolay mı ibadethane statüsü almak. Hem müslümanım diyorsun hem akideni inancını şeffaf bir şekilde açıklayamıyorsun?

    • Sünnilik, bazıları sünni olduğu halde sünni olduğunu biliyormu?

      Aynı soruyu Alevilik için kullanılmalı.

      Sunni içinde aslında inanmamış bin türlü bahanelerle namaz kılmayanlar. Yalan söyleyenler,hırsızlık yapanlar, orasını burasını açanlar, içki içenler varmı var ve bu günahlarında ısrar eden varmı var.

      Alevi ve Sünni inançta bazı itikatı konular Farklılık, Bunları zaten bu Sıradan insanlar bilmiyor farkında değil.
      Bence bunların içinde Dürüst Samimi olanlar Cennet gidecek.

      Gerçekten Alevi olan yani Hz Ali yolunda olanlar var. Namazını Kılan ve dürüst olanlarlar var.

      Sahtekar Alevide var. Namaz kılmamak için bin türlü yalan uydurmuş Misal Hz Ali bizim yerimize Namaz kılmış Bizim kılmamız gerekmez.

      Veya Cebrail melek Şaşırmış peygamberliği Hz muhammede getirmiş.

      Sözün kısası İki Gruptada Müslümanmış gibi yapanlar var.

    • Burası laik bir ülke. Anayasaya göre de herkes eşit vatandaş. Kimse dinini açıklamak yada tanımlamak zorunda değil. Bunu yapmaya zorlamak da suç olmalı. Bu anayasaya rağmen Diyanet gibi bir kurumun olması ve belli bir mezhebe hizmet sunuyor olması da anayasanın eşitlik ilkesine aykırı ve mutlaka düzeltilmesi gerekiyor.

  14. Sorunları çözmek için önce Alevilerin kendilerini tanımlaması gerekir.
    Alevilik bir din mi, mezhep mi,
    Yoksa kulturel bir kimlik mi .
    Buna göre cem evlerinin kararı verilebilir .kimlikleriňe istediklerini yazdirabilirler.
    Evet önce kendilerini tanımlamaları gerekir.

  15. İktidarın son 20 yılına baktığımızda Kürt açılımı, Alevi açılımı, AB açılımı gibi pek çok açılıp saçılmaları gördük her beraber. Ama son tahlilde bu konularda bir milim bile ilerleme olmadı. Çünkü … hiç birisi samimi değildi, hepsi göstermelikti, hepsi show içindi. İktidar, günü kurtarıyordu, daha doğrusu iktidarını devam ettiriyordu yaptığı bu bir daldan öbür dala atlama hamleleriyle. Sonuçta hep bir ileri iki geri gidiyorduk Osmanlı yürüyüşüyle. Son tahlilde geldiğimiz yer CHP’nin tek parti iktidarının istibdat günleridir. Benim il başkanım, benim valim, benim savcım, benim emniyet müdürüm, benim bekçim polisim, benim muhtarım iktidarıdır. Bu çerçeve dışına çıkan herkes, bütün muhalefet dahil, vatan hainidir – bu güruha göre. İktidar evet oturmaya devam ediyor koltukta, ama artık teslim olmuştur, başka seçeceği de kalmamıştır. Yüzde yüz elli enflasyonla duvara çakılana kadar böyle idare edeceğiz. Sonra yeni baştan bir daha aynı hikayeyi tekrar yazacağız. Batı yakasında değişen bir şey yok …

    • El insaf dün 2. Sınıf muamelesi gören kurt Alevi tüm vatandaşlar bugün bizden sizden ne farkı var .En yüksek makam cumhurbaskanligi ise ve buna Bay kemalimiz kurt ve Alevi kimliği ile aday olabiliyorsa siz ne hak mahrumiyetinden bahsediyorsunuz.Doyle bir Kürt vatandasinin benden ne farkı ne eksiği var

      • Sizin yaşadığınız ulke gerçekten Türkiye. Mİ? kardeşim benim aksanım doğu aksan.
        Bizim aile Şafeyi meshebine göre ibadet ederdik. Ankaraya 13 yaşında geldiğimde ilk bilmem ne Kürtler diye hakaret uğradım. Daha sonra Emniyetçi olan Rahmrtli abim “sakin Şafeyi Meshebinden olduğumuzu söylemeyin'” diye tebih etti. nedenide Şii ve Alevi olarak zannetmelerinden dolayi. Son 2015 de gittiğimde dahi Karstan gittiğimi zannedenler ABD yi duyunca A AAA sen hıç ABD’den gelmişe benzemiyorsun diyenler ile çok karşılaştım.
        Ha şimdi o zamana göre cahiliyet daha fazla artmış.

Comments are closed.