Muhalefet yaşananları doğru değerlendiremiyor; iktidar cephesi bir adım önde…

28
İmamoğlu ABD büyükelçisi Jeffrey Flake ile de görüştü..
Reklam

“Cambaza bak, cambaza.”

Bu cümleyi işittiğiniz ortamlarda ceplerinize mukayyet olacaksınız. 

Kalabalıkların bulunduğu yerlerde insanların dikkatlerinin kendileri dışında bir noktaya yönelmesini sağlamak amacıyla yankesicilerin kullandıkları bir yöntemdir bu. İnsanlar gözlerini biraz yukarıda ip üzerinde sanat icra eden cambaza dikmişken yankesici/ler şişkin cüzdan peşine düşer…

Öyle ortamlarda kısa günün kârı yankesici için büyük olur.

Ben yöntemle ilgili deyimin çıkış sebebini anlattım, fakat kullanım sebebi daha farklıdır deyimin. Siyasidir. Benzer bir yöntemi siyasiler de kullanır çünkü. Dikkatli olunmazsa, doğacak sonuçla ilgili de bir deyişimiz vardır: “Atı alan Üsküdar’ı geçti” deriz…

Ülkemizde siyaset alanında her şey seçime kilitlendiği için yöntem hayli zamandır devrede. Başımı nereye çevirsem, yöntemin yeni bir kullanımına tanıklık ettiğimi düşündüren bir örnekle karşılaşıyorum.

Dikkatler gerçek olandan sanala yönlendiriliyor.

Örnek İstanbul’dan

Reklam

Bırakın İstanbul gibi dev metropolün belediye başkanını bir tarafa, küçük bir beldenin yerel yöneticisi bile, yabancı bir ülke büyükelçisinin görüşme talebini geri çevirmez.

Kadir Topbaş döneminde de, İstanbul belediye başkanının mesaisinin ihmal edilmeyecek bir bölümünün, ülkemize gelen önemli yabancı konuklar ile Ankara’da mukim büyükelçileri ağırlamaya ayrıldığını biliyorum.

Davet edildiğim ve katıldığım davetlerden biliyorum. 

Rahmetli Topbaş çok değer verdiği veya etkilemekte yarar gördüğü yabancı konuklarını tekneyle Boğaz turuna da çıkarırdı.

Belediye başkanının doğal afet yaşanan anlarda yürütülen çalışmalara müdahale edebilmesi için makamında veya AKOM’da gelişmeleri izlemesi gerekir mi? Bugünün teknolojisi onun bulunduğu her yeri -evini, otomobilini, gittiği lokantayı- makam odası veya AKOM haline getirmeye imkan veriyor.

Öyleyse Ekrem İmamoğlu’nun sonradan önemli bir ülkenin -İngiltere’nin- büyükelçisini de ağırlamak üzere balık lokantasına gitmesinde büyütülecek bir yön herhalde yok.

AKOM’dan çıktığı andan yeniden oraya döndüğü ana kadar geçen sürede sanki hala oradaymış gibi gelişmelere müdahale edebilmiştir de ondan…

Sorun ne o halde?

Reklam

“Cambaza bak cambaza” olayı olmasın?

Dikkatleri esas üzerinde durulması gereken çok daha ciddi sorunlardan uzaklaştırmanın yöntemi? 

Muhtemelen öyledir.

Cumhurbaşkanı adayı mısın, öyleyse…

Konunun öznesi Ekrem İmamoğlu olduğu için balıkçıda geçirilen bir saatin ürettiği eleştirilerin bir başka anlamı daha olduğu da açık.

İmamoğlu İstanbul büyükşehir başkanlığını kazanıp göreve başladığı ilk günden beri, bazı çevreler tarafından, cumhurbaşkanlığı seçiminde partisi CHP’nin adayı olarak görülüyor. Özellikle de CHP içerisinde onu doğal aday olarak görenler sayıca fazla.

Lokantada İngiliz büyükelçiyle buluşması onun adaylığını zayıflatmayı da hedefliyor.

Yapılacak seçimde, Millet İttifakı’nın, en fazla oya ve milletvekiline sahip paydaşı olan CHP’nin içinden birini aday göstermesi karşı cephe tarafından hararetle isteniyor.

Aylar öncesinden “Cumhur İttifakı’nın adayı belli, Millet İttifakı’nın adayı kim olacak?” merakını köpürten iktidar cephesi. 

CHP’den biri aday olacaksa akla hemen gelen üç isim var: Kemal Kılıçdaroğlu, Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş

Mansur Yavaş isminin ortada dolaşmasının mahzurlarını en baştan fark ettiği için kendisinin yarışa niyeti olmadığını açıklamak ihtiyacı duydu.

Ortada CHP kimliğine sahip iki potansiyel aday kaldı: Kılıçdaroğlu ve İmamoğlu

Karşı cephe seçime kadar geçecek süre içerisinde her ikisinin de aday oldukları takdirde kazanma şansını azaltmak için elinden geleni yapacaktır.

Yapıyor da…

İmamoğlu’na yönelik dolaşıma sokulan “Kar krizi yaşanırken balıkçıda ne işi var, İngilizle ne konuştu?” türü kafa karıştırıcı haber ve yorumların etkisini küçümsememek gerekiyor.

Troller de Kılıçdaroğlu için devrede.

Geçen hafta sonu sosyal medyadan yayınladığı videoda, CHP lideri, herhangi bir açıklamasına karşı derhal karşı mesajlarla yıpratılma amaçlı saldırıların başladığını, isminin etiketlendiği yüz binlerce mesaja bir çırpıda muhatap edildiğini anlattı.

Uzmanlardan oluşan bir heyet ‘troller’ üzerinde çalışmış, bulgularını rapora da bağlamış.

İktidar cephesinin “Millet İttifakı’nın adayı şimdiden açıklanmalı” beklentisinin üzerlerinde etkili olduğu CHP’li bir kesim de bulunuyor; onların ısrarıyla aday olabileceği beklentisini güçlendiren açıklamalar yapmaya başlamıştı Kılıçdaroğlu

Sonucunu hep beraber gördük, önümüzdeki günlerde de göreceğiz.

Bu ara dönemde aday olarak ismi ortaya atılan herkes, Kılıçdaroğlu ve İmamoğlu’nun şimdilerde muhatap edildiği türden saldırılara uğrayacaktır.

‘Melek’ olsa aday, onu bile harcayacak bir ortam var siyasette.

Gündem belirlemede muhalefetin iktidara fark attığı yolunda iyimser görüşler dillendirilmeye başlamıştı; ama ne görüyoruz, ‘cambaz’ yöntemini yetkinlikle ve iştahla kullanmakta iktidar cephesinin eline su dökecek kadar mahir değil muhalefet.

Teröristle fotoğrafı olan HDP milletvekili… 

Sezen Aksu’nun bir şarkısında Adem ile Havva isimlerinin ‘cahil’ olarak geçmesi…

Her ikisi de 2017 yılına ait bu olayların, bugün gündeme sokuluyor…

Önümüzdeki günlerde 2018, 2019, 2020 ve 2021’den yeni malzemeler de ortaya çıkacaktır.

MOBESE kayıtları ne ki…

Yaşanacaklara yürekler dayanamayabilir.

ΩΩΩΩ

Reklam

28 YORUMLAR


  1. Kışın delik potine,
    Güven olmaz Putin’e..
    Off-shore hesap kabarık,
    Rus dostuyla kendine!

    Zafiyetine tabi,
    Putin de insan tabi,
    Teslim olmuş nefsine
    Sağolsun Putin ağbi!
    ….

    Putin kendini zor tutuyor. Kendi mahallesindeki miss Ukrayna’nın Batıya kocaya kaçmasından endişeli. Onun için bu işi “Töre” meselesi olarak ele almasına şaşmamalı. Putin’e göre Nazarbey’i ayartan ve Kazakistan’ı karıştıran da Batı. Batı’yı ve özellikle Reagan’lı ABD’yi Sovyetlerin dağılmasının sebebi olarak görüyor olmasının ötesinde Sovyetlerin dağılmasından sonra Nato’nun her geçen gün Doğu Avrupa’ya genişlemesini hazmedemiyor. Batı’ya kafa tutması anlaşılabilir bir konu. Doğu Almanya elden gitti. O konuda Putin zihniyeti ne yapabilirdi ki? Ancak, gerek Macaristan ve gerekse Polonya Nato ile kendilerini daha güvende hissediyorlar. Putin bu gidişi “dur”durmak için elini kana bulayabilir. Çin de Batı’ya Tayvan konusunda horozlanırken Rusya’nın iştahı daha da kabarıyor, fırsat bu fırsat!

  2. “hd
    1 Şubat 2022 At 09:27
    Dergah Edebiyat Dergisi kapandı üstad. Kaliteli bir dergiydi. Mustafa Kutlu, İsmet Özel ve Süleyman Çobanoğlu gibi birçok yazarın zamanında ve halen kalem oynattığı mümbit bir tarla idi.

    Yorumu Cevapla
    H.B.
    31 Ocak 2022 At 22:32
    Fehmi bey konuyu küçümsemiş olsa meleklerin cinsiyeti konusuna niye girsin ki? Bakanların değişiklikleriyle acaba meleklerin cinsiyetini tartışma konusuna sertleşme siyasetlerine devamla yeni bir boyut mu getirilecek veya son 15 yıllık negatif geçmişten ders alınmışlıktan kaynaklanan yeni doğrultulara mı yönelmeler olacak?

    Herşey bir yana Dergah Dergisini ilk olarak duymuş olmama vesile oldunuz. Websitesine girip söylece 1-2 dakika baktım; “Kültürel değil, ekonomik nedenlerle kapanıyoruz” ifadesi ülkede “meleklerin cinsiyeti”nin tartışıldığının bir başka kanıtı değil mi? Orada savunulan kültürde israf ekonomisi ne kadar eleştiriliyordu bilemem. İşin aslında bu kültür siyasi yöneticilerimizce ne kadar hazmedilmişti ve bu konuda ne kadar fikir birliği vardı kimbilir. Hemen herkes “şu fakire bir sadaka” modunda devlete avuç açmış durumda. Devletin kaynaklarını seçimlerle veya başka yollarla ele geçiren söz sahibi siyasiler de bu sınırlı kaynakları kendi partizanlarına/cemaatlerine kanalize etmekle birbirieriyle yarış halinde. IBB Başkanı değişti bilmem kaç bin elemanı işten çıkarıp yerine kendi cemaatlerinde daha fazla kişiyi işe almış olması genel duruma bazir bir örnektir. ABD’yi teknik ve ekonomik olarak ABD yapan ruhta Kennedy’nin tarihe geçmiş bir sözü vardır. Anlam olarak şöyle bir şeydi: “Karşıma gelip, bana ülkenizin sizin için ne yapabileceğinden dem vurmayın! sizlerin herbirinizin ülkeniz için ne yapabileceğinizden dem vurun” diyordu o ruh. Bu üretime dayalı ekonominin devamlı gelişmesine katkıda bulunan ruhtur.

    Bizim siyasiler/bürokratlar, olanı hazıra tüketmenin yollarını en iyi bilen süfli kesim; Milletin alın teriyle hazineye aktardığı para kaynaklarını carcur etmesini, at gözlüklerini kuşanarak önceliksiz projelere imza törenleriyle israfa israf katmasını en iyi bilenler bunlar. Öyle olunca da geriye önemli işlere para kalmıyor. Kültürel Dergahın yaşayamamasının nedeni üretim ekonomisinin tüketim/israf ekonomisi kaşısında aciz kalmasının en bariz sonuçlarından. Üretemediğin için besin ve para kaynakların az! Meydan az olan para kaynaklarını ele geçirip kontrol etmek istiyen ve bu uğurda birbirlerinin gözünü oymağı matah bir siyaset sanan siyasilerin meydanı.”

    SAYIN HB, ADINI İLK KEZ DUYDUĞUNUZ BİR DERGİNİN “şu fakire bir sadaka” modunda devlete avuç açmış durumda. OLDUĞUNU NERDEN ANLADINIZ?
    GÖRDÜĞÜNÜZ GİBİ DERGİ ZATEN KAPANMIŞ!!!
    Kİ ÜSTTEKİ YORUMDA HD ARKADAŞIN SAYDIĞI İSİMLERİN PEK ÖYLE ONA BUNA EL AÇACAK CİNSTEN İNSANLAR OLDUKLARINI DA SANMAM YANİ…
    KENNEDY MUTLAKA ABD ÇIKARLARI İÇİN ÇOK ÖNEMLİ İŞLER BAŞARMIŞTIR AMA BURDAN YOLA ÇIKIP İSMET ÖZEL GİBİ BİR MESLEKTAŞINIZI DİLENCİLİKLE İTHAM ETMENİZ BİRAZ KÜSTAHÇA OLMUŞ KANIMCA…

    • O büyük harflerinle kendin pişir kendin ye. Kokuttuğun da yanına kâr kalsın, e-mi?


      Teşekkürler iştah yok!
      Ha şunu kafana sok,
      Üsteleme, Ha Gayret,
      Benim şu an karnım tok!

      Ben diyorum ki “Dergah”ın ismini yeni öğrendim, sadece merakla 1-2 dakika girip göz gezdirdim. Kimin yazdığını çizdiğini nereden bileyim? Senin de muhtemelen bir bildiğin yok, başkasından kaptığın bilgiyi bana satıyorsun İsmet Özel’e dilenci diyor muşum. PeeeeaaAAHHH!

      Tabiki orada yazan kıymetli insanlar olabilir. Yazan 3-5 kişiden çok, okuyanların bu işe sahip çıkması lazım. Ne yazık ki pek okumam (ama vaktim olsun yazabilirim. Ülke yararlı, bütüne hizmet eden herşeyi desteklerim. “Akıl*İman Sentezi”ne göre bu ilahi bir borçtur da). Sponsor bulsunlar e-dergi olarak yaşatsınlar. Zamanı geldiğinde bakarsın, ben de birşeyler yazabilirim. Kısmet!

      • Sayın HB i.özel kaliteli bir şairdir, eğer dilencilikten kastın kendisinin “türklüğüme müşteri/alıcı bulamadım” yakınmasıysa ona bişey diyemem…

  3. Dersimli kemal sosyalmedyadan kendisini eleştiren yurttaşlarla helalleşmiş:

    “Bahçe duvarından aştım
    Sarmaşık güllere dolaştım
    Öptüm sevdim helallaştım
    Yanıyorum yanıyorum hele

    Mayii oldum gonca güle
    Acem şalı ince bele”
    (Neşet ertaş)

    Yutubda da var:
    Hedefim Sensin | Ata Demirer – Bahçe Duvarından Aştım

  4. Elinizi vicdanınıza koyun, bunca yıldır İstanbul’da kaç tane belediye başkanı gördük, ama hiç böylesini görmedik. Bu laubaliliğin devlet yönetimine sirayet ettiğini düşünsenize.

    Ne zaman bir problem yaşansa ya da doğadan gelen zorlayıcı bir durum olsa Ekrem İmamoğlu ortadan yok oluyor. Bunu O’na troller yaptıttırıyor anlaşılan.

    Konuştuğu zaman her şeyin daha iyi olacağından falan söz ediyor ama onun ilgi alanına giren İstanbul Belediyesi’nin halk hizmetlerinde her şey kötüye gidiyor.Yani İmamoğlu’nun söylediği hiçbir şeyi ciddiye almayacaksın ve onun görev alanına giren herhangi bir konuda ciddi hiçbir hizmet beklemeyeceksin.

      Zevat niye bu dırumda. Acaba bundan sonra İstanbul Belediye Başkanlığı’nı bir ayrıntı gibi görüp kendini cumhurbaşkanı koltuğunda hissetmesi mi?  Yani durum ne ise İstanbulluların canına tak etti. Ulaşım rezil, bozuk otobüsleri bıraktım taksi yok.Kar yağdığı zaman yolları kim temizleyecek belli değil.
    Anlaşılan Fehmi bey İmamoğlunun bu durumuna alışmış.
    Adam dediydi zaten ” Alışacaksınız”

    • İstanbul’a 30 yıldır yapılan ihaneti de düşün vicdan diyorsan. İstanbulu bu hale getiren zat tv’lerde ihanet ettiğini itiraf etti. Daha ne olsun. İstanbul’un pisliğinden Marmara kustu. Daha daha ne olsun. İhanet ortada. Bunu Ekrem bey yapmadı. O daha dün geldi. Üstelik hizmet yapmaması için her türlü engellemeyi yapan bir devlet ve belediye meclisi var. Kahrından balıkçıya vurdu kendini beyefendi 🙂

      • Endercim “Kahrından balıkçıya vurdu kendini beyefendi” buyurmuşsun ama boğazda rakı balık keyfi gibisi de yoktur hani, çay faslına bile bir ömür değer, gözümüz yok, yarasın imam başkana!
        Yalnız biz bu chp içindeki çekişmelerden, köşe kapmacadan bıktık usandık, acaba kendisi bağımsız cb adayı filan mı olsaydı nedir?

  5. İmamcılar ve Kılıççılar arasında adaylık savaşı kızışıyor.

       Ekremin balıkçıda çekilen fotoğrafını medyaya kim servis etti. Aynı ortamda bulunan Chp linin biri.

      Karşı hamle dün geldi. Evinin mutfağında video çektiği söylenen Kılıçtaroğlu Geceliği 100 bin lira olduğu söylenen boğaz manzaralı otelde video çekerken fotoğrafını servis ettiler. Video çekerken camdan yansıyan Boğaz köprü manzaralı fotoğrafı kim çekti. Herhalde Chp linin biri.

    Ama akıllarda şu soru var. İyi partili Lütfü Türkkan iki gündür Kılıçtaroğlu ile birlikteymiş. Kılıçtaroğlunun otele gitmesini O mu sağladı acaba. Fatih Sultan Mehmete benzettiği yüzünde rabbi yesir gördüğü  Meral abla imamın düştüğü zor durumdan kurtarmak için Lütfü Türkkanı mı görevlendirmiş bilinmez. 100 bin liralık otel masrafını kim karşıladı. Yakında çıkar.
    Baykala, Kaset kumpası ile işbaşına getirilen Kılıçtaroğlunun karşı hamlesi bekleniyor.

    • Kaset kumpasını kim yapmıştı sahi? Unutmadık, “ne özeli, genel bu genel” diyordu zatı muhterem. FETÖ tam göbeğindeydi işin. Ama nedense oraya hiç girmiyor siyasi iktidar. Neden acaba? Yada MHP’yi baştan aşağı nasıl dizayn etmişti aynı çete. Nedense orada da hiç ses çıkmıyor. Neden acaba? Köşedeki baklavacıya kadar yakaladınız fetöcüleri ama kaset komplocularına hiç dokunulmadı. Neden acaba? Aynı yöntemleri uygulamaya devam ettikleri için olmasın. Usta çırak işleri malum.

      • Kılıçdaroğlu’nun pahalı otel odasından (geceliği 100 bin TL) video yayımladığının CHP Gençlik Kolları tarafından ifşa edilmiş.

        Chp de Gençlik kolları kimin emrinde. İmamoğlunun mu Kılıçtaroğlunun mu Kaftancıoğlunun mu yoksa yoksa Lütfü Türkkan ın mı.

           Bu fotoğraf savaşları ilginç değilmi Endercim.
        Ekrem şöyle yapmışmıdır.Sence” Sen beni balıkçıda olduğumu ifşa edersen ben de seni lüks otelde video çektiğini ifşa ederim” demişmidir.
          Bakalım kim kimi yiyecek. Millet aç aç. Sizi gidi fakirlik edebiyatı yapanlar. Bu arada balıkçıda ödenen 45 bin tl ve otele ödenen 100 bin tl kimin cebinden çıktı Endercim.

  6. “Cambaza bak cambaza” lafı Fehmi bey için cuk oturmuş. İmamoğlu kendi eliyle toplumda oluşturduğu algıyı kapatma gayretini gözler önüne seriyor.

       Daha ilk imajını İstanbul seller altında iken Bodrum tatilinde geçirirken yarım gün istanbula gelmiş sonra tatiline devam etmişti. Ne diyordu zevat ” Alışacaksınız benim bu halime”

      Sonra Elazığ depremine gidiyorum diye Erzuruma Kayak görüntülerini vermişti. “Alışacaksınız”

      İstanbulda görev yapmak yerine Cumhurbaşkanlığı adaylığı için sürekli yurtiçi geziler düzenliyordu. Diyarbakırlarda Hdp oyu için halaylarla sek sek sekiyordu. ” Daha alışmadınız mı”

       Görevi İstanbula hizmet olan kişi herşey çok güzel olacak sloganıyla gelmişti oysa. Bir çivi bile çakmadığı gibi İleri Atık su ihalesini törenle iptal etmişti. Marmara denizinde müsilaj sorununda bile üç maymunu oynadı. Haliç in bugünkü hali ortada. ” Alışın artık gari”
      
      Önce yalan dediler. Foroğrafı kim çekti ise mortingene bağladılar. Fotoğrafı Chp lilerin çektiği söyleniyor(kılıçtaroğlunun ekibinden)
    Sonra 1 saat canım dediler. Alışmış olmanız gerekirdi. Sonra mobese görüntüleri 3 saat olduğunu söyledi. Trolleri saldırıdaydı bu arada tek tek silmek zorunda kaldılar. Sonra genel merkezin bile haberi olmadığı ortaya çıktı İngiliz büyükelçiyle görüşmesinin. Sonra kim yaydı mobese görüntülerini diye ciyaklamasına bağladılar. Madem 25 gün önce ayarladınız bu görüşmeyi herkes biliyordu niye mobese görüntüsünü kim yaydı diye ciyaklıyorsunuz. Çok normaldi hani.
      Başkan yardımcısı İsviçre Alplerinden döndü mü. Trol ordusu kurduğu söylenen Murat Ongun dan bir haftadır ses çıkmıyor. Herkese trol diyordu oysa. Alışın alışın.
      3 sene geçti. Seçimden önce liyakat diye bağırıyordu bu zevat. Doğru söylemiş İstanbulu yönetmek için liyakat lazımmış.
    Kimseyi çıkarmayacağız diyordu 18 bin kişiyi çıkarmış. 45 bin kişiyi işe almış. Yüzde kaçını Hdp ye vermişler onu da chp meclis üyesi açıklasın.

      Seçimden önce söylediği vaatlerin hangisini yerine getirmiş. Seçim vaatlerini hatırlıyormusunuz Fehmi bey. Siz alıştınız.

  7. Koskoca ülkede bir iki kişinin özel durumuna,
    Bir partinin kimlerle işbirliği içinde olduğuna,
    Yönetenlerin aslında yapıyor gibi görünmek le birlikte yapmış olma ihtimali üzerine,
    Aday olacak ama, aday değilmiş gibi anlaşılmasına,
    En sonunda şöyle diyeceğiz herhalde:
    Yönetecek ler ama fakat…

  8. Tüm siyasiler ve medya gündem belirleme çılgınlığına düşmüş. Yok balıkçı yok çocuk yok Sezen Aksu vs vs. Ülkenin gerçek gündemi:
    Elektrik faturaları
    Doğalgaz faturaları
    Pazardaki yaş sebze meyve fiyatları
    Mazot fiyatları
    Gübre fiyatları
    Bunlar çözülmedikçe gerisi nafile..
    Saygılarımla,,

  9. Camide, cemaate dil kopartma sözleri…

    Muhalefet liderine „hain, hain“ diyen ҫocuğun yanında gülen Cumhurbaṣkanı ve Bakanlar…

    Geliṣmis demokrasilerde siyasi hayatı sonlandıracak bu davranıṣlara paralel olarak Cumhurbaṣkanlığı „Toplumun temel değerlerine aykırı televizyon programları konusunda gerekenlerin yapılması” genelgesi yayınlıyor…

    Biz hangi ҫağda yaṣadığımızın, ne yaptığımızın ve bir koltuk uğruna neleri feda ettiğimizin farkında mıyız?

  10. İktidar muhalefeti şekillendirme peşinde sürekli. Bunu normal siyasi bir tartışma zemininde yapmıyor. FETÖ’vari yöntemlerle yapıyor. Bizzat giden Adalet bakanının ifadesi. Gecesi geçmeden de görevden alındı bu ifade üzerine.

    Nedir bu iktidarın FETÖ taktiği. Rakipleri illegal bir şekilde takip ediyor, arşivliyor, zamanı gelince ortaya sunuyor arşivleri. Ne diyordu içişleri bakanı. Sabahlara kadar GBT yapıyorum. Herkesi ve herşeyi illegal ve izinsiz bir şekilde takip ettiklerini itiraf etmişti. Aynı taktiklerle CHP başkanını değiştirmişlerdi FETÖ ile el ele vererek. Ne özeli, genel bu genel diye ağızlarından sular akıyordu videoları izlerken iktidarın.

    Yani bu yolsuz iktidarın nereden geldiğini ve nereye gittiğini gayet iyi biliyoruz. Muhalefete düşen azami dikkat. Herşeyleri izleniyor gestapo tarafından. Bu faşist düzenden çıkmanın tek yolu şeffaf, temiz ve sonuna kadar tutarlı olmak.

    • İketişimin gizliliği gibi gayet Avrupa ayarında kanunlarımız anayasa maddelerimiz var. Ancak devleti elen geçiren iktidar çeteleri ne anayasa ne babayasa tanıyorlar. İstedikleri kişileri istedikleri şekilde izliyor, takip ediyor ve fişliyorlar. Bu dönemde yapılan fişlemeler 12 Eylül cuntasının yaptıklarını fersah fersah geçmiş bulunuyor. Teknolojinin verdiği imkanlarla sonsuz bir takip sözkonusu. Cep telefonları, kameralar, takip sistemleri ile sınırsız takip imkanına kavuşmuş durumdalar. Hiçbir mahkeme kanun vs de bunlara dur diyemiyor. Ortaya çıkan haber kırıntıları bile yapılan illegal izlemelerin boyutunu fazlası ile ortaya koyuyor. Giden Adalet bakanı bile isyan etti bu FETÖ’cü yöntemlere. Burada muhalefete düşen bu illegal izlemeleri tek tek listelemek ve zamanı geldiğinde hesap sorulmasını sağlamak. Öncelikle ilkesel bir duruşa ve hukuki durumu ortaya koymaya gerek var. Bu sorgulamanın hemen yapılması gerekiyor.

      İktidar FETÖ ile el ele bugünlere kadar geldi. Aynı yöntemleri artık tamamen sınırsız bir şekilde tüm vatandaşlar üzerinde uyguluyorlar. FETÖ gitti ama çırakları ustalık dönemini yaşıyorlar ve hepimize bu cehennemi yaşatıyorlar. Bunu daha net bir şekilde sorgulamak gerek.

  11. Evet doğru tespit bir “cambaza bak” ama o kadar karmaşık değil. Sen oraya bak burayı (karayolları, havalimanı, paralı oto yollar) görme çabası.

  12. Ben şahsen , yazıdaki açıklamaların birisi hariç bütününü doğru buluyor ve benimsiyorum ; katılmadığım tek nokta İBBB nın balıkçıda yemek yemesiyle ilgili olanlardır .
    Aslında bu konu kelimenin tam anlamıyla kabak tadını verdi , o nedenle ben sadece Fehmi Beyin aldandığı ve göremediği noktaya temas etmekle yetineceğim.
    Fehmi Bey bu olaya şekil açısından yaklaşıyor ve bu günün ulaşım/iletişim imkanlarıyla , her an ve her yerden görev takibi ve kontrolünün yapılabildiğini, bu konuda herhangi bir aksaklık yaşanmadığını anlatıyor .
    Dedikleri yanlış mıdır , hayır , doğrudur !
    Ama sadece ve sadece şekil açısından doğrudur , manevi açıdan, sorumluluk açısından, vicdan açısından , merhamet ve şefkat açısından külliyen yanlıştır !
    Koskoca bir şehir kar esareti altında ve akla hayale gelmeyen badirelerle boğuşurken , insanlar çaresiz bir şekilde mahalli ve mülki gücün desteğini dört gözle beklerken BB nın gönül rahatlığıyla balıkçıya gitmesi , üç saat boyunca kemali afiyetle yemek yemesi tam bir hainliktir, merhametsizliktir, sorumsuzluktur , vicdansızlıktır !
    Bunun makul ve mantıklı görülecek hiç bir yanı yoktur !
    Kaldı ki bu BB nın da ilk gafı değildir !
    Bu durum ; yanan evi , itfaiye ekiplerince söndürülürken ev sahibinin sokağın karşısındaki kahvede , hiç bir telaş ve endişe duymadan sıcak çayını yudumlamasına benzer !
    Ancak bu konunun ; çeşitli çevrelerce , bu derece densizce, artniyetle ve siyasete alet edilerek uzunuzadıya , köpürte köpürte kullanılması da o derecede bir rezilliktir !
    Selamlar ,iyi günler

  13. S.S.Ç.: Suça Sürüklenen Çocuk
    Ceza Usul Hukukunda;
    Bir kişiye suç isnat ediliyor ise, kamu davası açılıncaya kadar yani teknik adıyla “soruşturma” aşamasında bu kişiye “şüpheli” denir, bu terim kullanılır;
    Dava aşamasına “kovuşturma” denir. Ve hakkında dava açılan kişiye “sanık” denir. Ve bu tabir kullanır.
    18 yaşından küçüklere ise “çocuk” denir.
    18 yaştan küçükten kasıt tabii ki doldurmak.
    En anlaşılır tanımıyla 19 yaşından gün almayan herkes çocuk kabul edilir.
    Çocuklar için soruşturma şüpheli, kovuşturma aşamasında sanık tabirleri kullanılmaz.
    Çocuklar için bu iki aşamada da yasal olarak ” Suça Sürüklenen Çocuk” tabiri kullanılır.
    Bunun altında yatan temel felsefe, çocukların irade serbestisinin henüz oluşmadığı, tekemmül etmediği, suça çevresel ve toplumsal etkilerle sürüklendikleri anlayışı vardır.
    Ülkemizde maalesef suça sürüklenen çocuk değil, “suça sürüklenen bebe ” tabiri kullanmamız gerekir.
    Milletin önünde naklen yani canlı yayında kafalarına mikrofon vuruluyor. Muhalif gördüklerine hakaret ettiriliyor

    • “Ancak bu konunun ; çeşitli çevrelerce , bu derece densizce, artniyetle ve siyasete alet edilerek uzunuzadıya , köpürte köpürte kullanılması da o derecede bir rezilliktir !
      Selamlar ,iyi günler”

  14. Sayın Koru,
    Başka cepheden bakınca durumu farklı değerlendirmek mümkün. 2020 Aralık ayı enerji ithalat faturası ( botaş ve diğer özel gaz ithalatçıları ile petrol ürünleri toplamı yakıt olarak ) 2.7 milyar dolar iken , 2021 Aralık da bu rakam 7 milyar doların üzerine çıkıyor. Geçen yıl Covid nedeniyle 40 dolar / varil civarındaki petrol fiyatı bugün 100 dolar / varil civarında. Bu durumun etkilerini sokaktaki adama anlatamazsınız. O zaman yapacak tek şey dikkatleri başka yöne çekmek. Önemli olan attığınız taşın ürküttüğünüz kurbağaya değmesi. Evet bir iletişim sorunu olduğu aşikar. Youtube da büyük projeler filmleri pek o kadar hedefe ulaşmıyor. Tiktok da oynayan bir genç kız daha çok biliniyor . 2021 de 17.5 milyon dolar kazanmış. Günümüz gençlerini daha fazla dinlemek lazım . blogspot ne diye sorsan Akparti kadrolarında buna doğru cevap verecek var mı emin değilim. Ya da vblog veya podcast !

  15. TROL EY

    Bizim köylerde gelinlik yaşa gelmiş kız, biraz da alımlı ise öğmek için “evlerinin önü at bo..undan geçilmiyor” derler. Kelimeye takılıp hemen afallamayınız. Kız güzel olduğu için istemeye geleni çok oluyor demek bu. Ee o devirde istemeye atla gidildiği için haliyle atlarda evin önüne bağlanınca böyle bir manzara ortaya çıkıyor. İşi bilmeyip tesadüfen oradan geçenler için pislik ama kız sahipleri için övünç meselesi.

    Amerika başkanı Biden Tayyip Erdoğana karşı muhalefeti destekleyeceğiz, Erdoğanı indireceğiz demişti. Gündemini troller belirleyenler unutmuş olabilir. Bu gelen gidenlerde amerika ve avrupa birlikte – hadi ağzımı bozmayayım seveni vardır belki- yol yürüyecek namzetlerine bakmakmaya geliyorlar. Nasıl işe yarar mı diye?
    Bence yarar, kılışdaroğlundan daha iyi olur, baksanıza sayın yazar bile “AKOM’dan çıktığı andan yeniden oraya döndüğü ana kadar geçen sürede sanki hala oradaymış gibi gelişmelere müdahale edebilmiştir de ondan…” demiş. 11-12 saat trafikte E5 te avcılarda, haramiderede trafikte kalanlar bu müdahaleyi göremediler ama olsun onlar sayın yazarın ve 12 binlira danışman maaşı ile isviçreden yazan murat ongunun deiyimi ile fırsatçı troller.

    Neyse gelelim yazının sonundaki adayın belirlenmesi halinde yıpratılması meselesine. RTE 20 yıldır iktidarda, 30 yıldır gündemde yıpratamadılar ama muhalefetin adayı 3 ayda yıpratılabiliyor. Koskoca 5 parti 3 ay bile dayanabilecek bir aday bulamıyor, durum bu. Konuyu baştaki gelin muhabbetine bağlarsak “sarımsağı gelin etmişler 40 gün kokmamış” özdeyişi ile bitirelim.

    • Sn HD güzel yazmışsın.
      Koru da kahvesini yudumlamak yerine benim gibi 12 saat Yolda kalsaydi bakalim aynı nezaketi gosterecekmiydi İmam efendiye. Canım yüz yüze ortamın içinde olup psikolojik destek vermek varken uzaktan rakı sofrasinda ,arkadaşlar ha gayret çalışın demek ile arada ne fark var sanki .Bizde amma yaptık adam tekne turuna çıkar rahatsız ederiz , kayak tatiline çıkar laf ederiz bırakalım da rahat rahat balığını yiyip ickisini içsin adamcağız.Nasil olsa arkada kar küreme aracı var yetişir Akom daki arkadaşlarına.

  16. Sayın Koru, Balıkçıda olmak doğru değil. Yolda ilerleyemeyen, evine, işine, eşine, hastanesine, ulaşamayan karda buzda titreyen insanların olduğu bir demde balıkçıda olmak bir umursamazlık örneğidir. “büyütülecek yanı yok” fikrinize katılmıyorum. Kadir Topbaş’ın büyük elçilerle görüşüyor olmasını bir kriz anında büyük elçiyle görüşme durumu ile kıyaslamanız, hukuk metodolojisinde “kıyas mea’l-farık” olarak değerlendirilir. Lütfen “bunda ne var, kadir Topbaş da görüşüyordu.” demeye getirmeyiniz. “Balıkçıda geçirilen bir saat” demişsiniz. Kimse balıkçıda bir saate bir şey diyemez. Başkanı balıkçıda olan bir kar küreme aracının şoförü bu durumdan olabildiğince etkilenir. Kar küreme aracını şoförü balıkçıya gidemiyorsa başkanı da gitmemelidir. Empati bunu gerektirir. Meydanda koşturanlara nefes olmak bunu gerektirir. Ayrıca haberin “balıkçıda üç saat” vechi de var. Onu da görün lütfen! “Ayrıca cumhurbaşkanı adayının yıpratılması” olgusundan bahsetmişsiniz. Bu anormal bir durum mu? Normal bir durum. Rakipler birbirlerini elbette örseleyecek. Kanaatimce normal bir durumu anormal göstermek anormaldir. Normal olanı anormal yolla elde etmek normal değildir.

  17. Bütün çabalar millet bir daha Gülmesin diye, beyhude emek seçimlerde İdris ile Dursun arasına milleti sıkıştırıp ya bu lazı yada diğer lazı müteahhit lobisi vatandaşa dayatacak gibi görünüyor. Ancak taçlanan baş akıllanır mı? yada hırslı genç bir laz bütün yetkiyi ele alınca parlamenter sisteme geri salınır mı? Memleketin kahir ekseriyetinin anti amerikancı olduğu nicedir anketlerle teyit edilmiyor. Ancak dönem dönem, dolarsevici, necip Türk milletinin aniden “Yankee go Home” depreşiverir, fötöcü genler kurcalanır ve bir bakmışsınız bol yıldızlı amerikan bayrağı önünde verilen pozlar sizi bir yerlere savuruvermiş. Bu çangal oyunudur, güreşçiler ve aksak doğu iyi bilir ancak oyun kurucu bu şekilde hangi turgutun önünü açıyor hangisine iyilik yapıyor muğlak. Sanıyorum kayıp damat haklı at izi, it izine karışmış. Allah sonumuzu hayretsin.

  18. “Uzmanlardan oluşan bir heyet ‘troller’ üzerinde çalışmış, bulgularını rapora da bağlamış.”

    “Yerindedir daha aklım, iradem
    Ve işte yeminim, işte ifadem!
    İlk insan, ilk nebi Hazreti Âdem,
    Susarsam, hakkını helâl etmesin!”
    (karakoç)

    “Sezen Aksu’nun bir şarkısında Adem ile Havva isimlerinin ‘cahil’ olarak geçmesi…”

    “Adem oğlu kızgın fırın Havva kızı mercimek”
    “Adem babayla Havva anadan bu yana
    Çok şeyler söylendi sevda üzerine
    Sayısız türküler yapıldı Leyla ile Mecnun Ferhat ile Şirin
    Hepside dertli ayrılıklarla biten ızdırap gözyaşı dolu
    Hani karabasan gibi insanın dünyasını karartan sıkıntılı
    Şeylerdi
    Bugün Barış kardeşiniz sizlere yeni bir türkü söyleyecek
    Çünkü Barış gördü ki yeryüzünde en büyük gerçek
    Adem oğlu kızgın fırın Havva kızı mercimek”
    (barış manço)

    “MOBESE kayıtları ne ki…
    Yaşanacaklara yürekler dayanamayabilir.”

    “ANADOLU
    Beşikler vermişim Nuh’a
    Salıncaklar, hamaklar,
    Havva Ana’n dünkü çocuk sayılır,
    Anadoluyum ben,
    Tanıyor musun ?”
    (ahmed arif)

  19. Volodimir Zekenski Amerika ve İngiltere’nin savaş çığırtkanlığı yaptığını söylüyor. Hakikaten de Amerika ve İngiltere’den yapılan açıklamalar savaş çığırtkanlığı gibi. Sanki Amerika ve İngiltere Putin bir delilik yapıp Ukrayna’ya girermi acaba diye dört gözle bekliyorlar adeta.

    Fakat Putin gelişmeleri pür dikkat izliyorsa eğer bunu yapmaz. Meğerki biri Putin’i cesaretlendirirse o zaman başka, savaş ihtimalinden bahsedilebilir. O biri bir arabulucu da olabilir bilemem.

    Şimdi koskoca CHP bunu göremeyecek kadar aptal mı yani? Ben CHP nin bu kadar da aptal insanlar olabileceğini asla düşünemem. Onlar da biliyorlar görüyorlar okuyorlar izliyorlar.

    Bence herkes kendi işini bile isteye yapıyor, büyük bir hevesle hemde.

Comments are closed.