Zihinlerde sorular.. Ben de sorularınıza cevap verme görevini üstlendim…

31

Cuma gecesi Merkez Bankası Başkanı’nın görevden alınması ve yerine yeni bir başkan atanması ile İstanbul Sözleşmesi diye de anılan, Avrupa Konseyi damgasına sahip ‘Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aİle İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadele’ belgesinin feshedilmesi tasarruflarında tek akıllıca yön, bu kararların haftanın son günü çok geç bir saatte kamuoyuna duyurulmasıdır.

“Hafta sonu konuşulur, tartışılır, emirin demiri keseceğine dair deyişin hatırlatacağı bir zihin açıklığıyla yapılacak bir şey olmadığı anlaşılacağı için yeni haftaya sessiz ve sakin girilir“ diye düşünülmüş olmalı.

Akıllıca bir davranış tarzı.

Nitekim bütün ülkenin tatil yaptığı Cumartesi gününü (dün) konu üzerinde çene yorarak geçirdi ülkemiz.

En fazla merak edilen konu böyle bir yola neden girildiğiydi.

Son birkaç ayı ‘reform’ sözcüğü merkezli müjdelerle geçirmiş, ekonomide farklı yaklaşımın ilk habercisi olarak Hazine ve Maliye Bakanı ile Merkez Bankası Başkanı değiştirilmiş, insan hakları eylem planı ile demokratik açılımlara kapı aralanmış iken, Cuma gecesi oldu-bittisini anlamak hiç kolay değil.

Zaten bu yüzden insanlar “Neden yapıldı?“ sorusunu ciddi ciddi tartışıyor.

Bu sorunun tek bir cevabı var: Yapılabildiği için yapıldı.

Reklam

İnsanlar, yetkili bir görevde iseler, yetkilerini en geniş biçimde kullanırlar.

Türkiye, ülkemiz, bu tür kararlar devletin değişik birimleri tarafından alınır ve TBMM denetim faaliyetini sürdürürken, işlerin sürüncemede kaldığı iddiası eşliğinde sistem değişiliğine gitti ve parlamento eksenli yapı ‘Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemi’ ile değiştirildi.

Yeni sistemde vaktiyle değişik kurumlarına dağıtılmış olan devletin yetkileri artık tek kişiye ait.

Cumhurbaşkanına…

Son olay Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan öyle uygun gördüğü için yapılabildi.

[Gerçi ulemamız arasından farklı görüş belirtenler çıkmıyor değil. Sözgelimi, anayasa hukukçusu Prof. Kemal Gözler İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilme biçiminin anayasaya aykırı olduğu görüşünde. Biraz altı kazınırsa, ‘bağımsız’ bir kurum olduğu için Merkez Bankası’na atamanın usulüne uygun olmadığını ileri sürenler de çıkacaktır. Dinleyen olacağını sanmıyorum. Belki Anayasa Mahkemesi…]

Benim en çok merak ettiğim yön şu: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu iki tasarrufunu kamuoyuyla paylaşılmadan önce kimlerin bildiği…

Naci Ağbal’ın görevden alınacağından haberi olmadığı, sonrasında bağlılığını bildirdiği açıklamasının tonundan anlaşılıyor…

Reklam

[Görevden alınma biçimi hayli yadırgatıcı olduğu ve kendisiyle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın muarefeti bayağı yakın bilindiği için, Naci Ağbal’a derhal yeni görev biçenler çıktı. Çarşamba günü yapılacak AK Parti büyük kongresi öncesinde, muhtemelen Pazartesi günü, Bakanlar Kurulu’nda değişikliğe gidilecek ve Ağbal’a orada görev verilecekmiş. Söylenen bu. Bunu söyleyenlere, “İyi de, senaryonuzda takdim-tehir söz konusu değil mi? Ağbal bakan yapılacaksa, önce onun bakanlığa getirildiğini, ondan boşalan yere de bir başkasının atandığını öğrenirdik. Senaryo bu yüzden biraz gevşek“ dediğimde fazla itirazla karşılaşmadım.]

İstanbul Sözleşmesi’ne karşı görüşler ne zaman ifade edilse sözleşmeye sahip çıkan önemli isimler var Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çok yakınında, yanıbaşında; acaba o kişiler sözleşmenin feshedileceğini bizler gibi her şey olup bittikten sonra mı öğrendi?

Adalet bakanı “Merak etmeyin, aileyi koruyacağız, her şey güzel olacak“ tadında bir şeyler söylemiş. Bir kadın partili, “İstanbul Sözleşmesi yerine Ankara Sözleşmesi hazırlarız“ açıklaması yapmış… Galiba onlar da fesih olayına hazırlıksız yakalanmışlar.

[Yıllar önce, Türkiye henüz Avrupa Birliği perspektifi içerisinde müzakereler yürütürken, Brüksel ile sorunlar başgösterdiğinde, “Kopenhag kriterleri şart mı sanki, bu ayak sürümeler devam ederse biz de Ankara kriterleri ile yola devam ederiz“ söylemi icat edilmişti. ‘Ankara kriterleri’ ile murat edilenin ne olduğunu son sekiz-on yıldır yaşayarak öğrendik.]

İktidarın küçük ortağı MHP’nin lideri Devlet Bahçeli’nin haberi var mıydı?

Gergerlioğlu fezlekesinden? Hiç kuşkusuz.

HDP’den? Tabii.

İstanbul Sözleşmesi’nden? Büyük ihtimalle.

Naci Ağbal’ın görevden alınacağından?  Ev buluşmalarında söz edilmiş olsa bile önem vermemiştir.

Bir dostum, dün burada geceyarısı operasyonunu değerlendirirken değinerek geçtiğim ABD başkanı Joe Biden ile Rusya devlet başkanı Vladimir Putin arasındaki söz düellosuna Putin’e hak vererek katılınmasına takmış.

“Joe Biden, kısa süre sonra açıklanması beklenen Avrupa kurumlarının Türkiye’ye yönelik yaptırımlarına karşı çıkmış, Avrupalı liderlere ‘Sakın ha’ dediği gazetelere haber olmuşken, Putin yanlısı çıkış biraz yanlış kaçmıyor mu?“ sorusunu yöneltti o dost.

Gazetelerde her okuduğuna, ekranlardan verilen haberlere inanan bir kişi bu dostum.

Avrupa’ya telkin haberi doğru olsaydı Putin yanlısı bir çıkış yapılmazdı. Türkiye’yi Avrupa nezdinde koruyacak ABD başkanı, Beyaz Saray’a taşındığı 20 Ocak tarihinden bu güne her ülke liderini aradı; “Neden Türkiye aranmıyor?“ sorusu yöneltilen sözcüsü, “Henüz sıra gelmedi“ cevabını veriyor.

Bir sürpriz de Avrupa’dan beklemeli miyiz? 

Umarım öyle bir şey olmaz.

Esas sürpriz, iki günlük hafta sonu istirahati sonrası mesai başladığında sükunet beklentisinin gerçekleşmemesinde yaşanır. TL şu birkaç ay içerisinde kazandığı değeri yeniden kaybederse…

“Çarşambaya kadar daha pek çok şey olacak“ diyor AK Parti’ye yakın isimler.

Demek ki, Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun milletvekilliğinin düşürülmesi, HDP’nin kapatılma sürecinin başlaması, Merkez Bankası Başkanı’nın görevden alınması ve İstanbul Sözleşmesi’nin feshi henüz başlangıç…

Yeni ‘güzellikler’

Onları ben de bekliyorum.

ΩΩΩΩ 

31 YORUMLAR

  1. “Yeni ‘güzellikler’?

    Onları ben de bekliyorum.

    ΩΩΩΩ ”
    Sayın.Korunun, bekled’iği güzelikler arasın’da! En fazla mükafatı Bugün meclis polisleri tarafından Namaz dahı kılmasına izin verilmede çıplak ayak ve pijama ile göz altına alın’ip serbest bırakılan Gergerlioğlu’nun işlediğı teröristlere yardim suçundan dolayi davalar açılır.
    Belkide son sahip çıktığ terörist!
    2009 yılında İzmir Aliağa’da bir okulun önüne bırakılan bombayı imha etmeye hazırlanırken bombanın infilak etmesi sonucu iki gözünü, sağ elini ve sol elinin işaret parmağını kaybeden, Bilal Konakçı’ya Bylock kullandığı iddiasıyla verilen 7 yıl 6 ay hapis cezasının Yargıtay tarafından onanmasının ardından cezaevine gönderildi’ğinde.
    ‘‘VİCDANINIZ RAHAT MI?’’ diye tepki gösteren
    Terörist HDP Kocaeli Milletvekili ve Meclis terörist Hakları Komisyonu Üyesi Ömer Faruk Gergerlioğlu, KHK’lı gazi polis memuruna verilen
    cezayı onaylayan Yargıtay 16. Ceza Dairesi’ne tepki göstermişti.

    98 engelli raporu verilen ve gözleri görmediği için tuşlu telefon dahi kullanamayan Bilal Konakçı’nın gözleri görmemesine rağmen Bylock kullandığı için mahkemenin verdiği cezayı onayan Yargıtay 16. Ceza Dairesi skandal bir karara imza attığını
    Twitter hesabından şöyle paylaşmıştı ‘‘Hangi vijdan bunu kabul eder”
    Yeni güzeliklerin 2. De bu twit olur.
    Ahmet bey! Buna ne dersiniz?

  2. Tefecilerden,faizle borç aldığı miliyarlarca dolarlar ile Dünyaya “CAMI” ETRAFINDA eş dost akrabalara için işyerler yaptıran reis, ve partisi! Bu sevapların mükafat’ını laik olmuşlar. Hani milletin parasi ile Micheal Flynn ve onun gibilerını’de ihya ettiler. Bu yaptıkları ve konuştuklari millet adina
    Olmuştu.
    Şimdi’de Haşa Allah adına karar veriyorlar.
    Gergerlioğlunun Namazını “Allah Kabul Etmezmış.”bu işte Akpeliler haklılar. Vatandaşın %51+1 kısmın’ın her birini cebinde ikişer tane Cennet anahtarlari var.
    Yakında bunlara vahide gelse şaşırmamak gerek.

  3. Yaptırımları engelleyen Merkel. Yaptığı hamlelere Alman ve Avrupa kamuoyundan tepki geleceğini bildiği için açıktan yapmıyor.
    Türkiye hakkındaki AB insan hakları raporunu da, daha önce hazır olduğu halde, bizim iktidarın aleyhine olacağını bildiği için 1 Kasım 2015 seçimlerinden sonra açıklatmıştı.

  4. Sayın yazarın “yeni güzellikler” beklentisini canı gönülden paylaşıyoruz.
    Nihayet kendisi de artık yetkinin seçilmiş cumhurbaşkanına ait olduğunu kavramış gibi:

    “Yeni sistemde vaktiyle değişik kurumlarına dağıtılmış olan devletin yetkileri artık tek kişiye ait.
    Cumhurbaşkanına…”

    “İnsanlar, yetkili bir görevde iseler, yetkilerini en geniş biçimde kullanırlar.”
    Evet sayın koru yeni türkiyeyi anlamakta ne kadar zorlandıysa da eski türkiyenin halini de bir o kadar iyi hatırlıyor işte…
    Herkesin yetkili ama hiç kimsenin hesap vermediği, hiçbir iş yapmayan ama her işe karışan, kendinde olmayan her yetkiyi ötekinden gasbedenlerin eski türkiyesinden bugünlere kolay gelinmedi.
    Artık yetki millette, seçimini yapıyor, devletbaşkanını yetkilendiriyor ve sonra hizmetine bakıyor, hesabını sandıkta soruyor, hepsi bu kadar, itirazı olan?

  5. Hz.Aişe, Peygamberimiz (a.s.m.) ile yeni evlenmişti.
    Eşinin kendisini sevip sevmediğini merak etmekteydi.
    Ya da kendisini ne kadar ve nasıl sevdiğini.

    Aişe bu düşüncesini Peygamberle (a.s.m.) konuşmadan edemedi. – “Ey ALLAH`ın Resulu,beni seviyor musun? – “Evet, ya Aişe tabi seviyorum!”

    – Hz.Aise dahasını da merak ediyordu. Acaba nasıl seviyordu? Hemen sordu. – “Beni nasıl seviyorsun?” Peygamberimiz (s.a.v) sevgi şeklini tanımladı eşine: – “Kördüğüm gibi.”

    – Bu cevap Hz. Aişe’yi çok sevindirdi.Çünkü kördüğüm açılmazdı. Açılmayan, bitmeyen sırlı bir sevgi demekti.

    – Alacağı cevap onu cok mutlu ettiği için, Hz Aişe sık sık sorardı: – “Ey ALLAH’ın Resulü, kördüğüm ne alemde?” Peygamberimiz(s.a.v), Hz.Aişe’yi memnun eden cevabı verdi her defasında: – ” ilk günkü gibi. ”

    Hz.PEYGAMBER Hz.AYŞE İLE KOŞU YARIŞI YAPARDI

    Peygamber Efendimiz (asm) Hz. Ayşe (r.a) ile yeni evlidirler.
    Beraber koşu yarışı yaparlar. Hz. Ayşe (r.a) kazanır.
    Aradan bir kaç yıl geçer. Hz. Ayşe (r.a) kilo almış ve biraz şişmanlamıştır.
    Tekrar yarışırlar. Bu kez Hz. Muhammed (asm) kazanır.
    Gülümseyerek, “Şimdi ödeştik.” der.

  6. Sayın Koru ,

    Yazınızın başlığına kanıp bir heves okudum. Ama zihnimdeki hiç bir sorunun cevabını bulamadım. Halbuki siz bu cevapları bulacağımızı vaad ediyordunuz . Sahi ne oldu da böyle oldu. Bir Allah ın kulu çıkıp da ya kardeşim faize bu kadar karşı isen tefeciden borç almayacaksın demiyor mu ?

    Diğer taraftan yakın görüştüğüm ilçe müftüsü de İstanbul sözleşmesinin aile kurumunun temeline dinamit koyduğundan şikayetçi olanlardan idi. Zira sünnetullah a aykırı . Kadının duygusal reaksiyonlarına destek veren saçma bir uygulama. Adamı çileden çıkarır tokadı yer oturur . Sonra da halvet eder.
    ABD de cinayetten yatanlar üzerine bir araştırma yapılır. Nasıl yaptınız sorusuna erkeklerin % 60 dan fazlası taammüden olduğunu ifade eder. Aynı soru kadın mahkumlara sorulur % 85 den fazlası hatırlamıyorum der. Anlık duygusal tepki .
    Hani Hz . Ebubekir in Hz. Aişe validemize tokat attığı meşhur kıssayı bilirsiniz. El Emin lakablı Allah Resülu na doğruyu söyle derken aslında beni yalancı çıkartma haksız duruma düşürme demek istemişti de Erkek milleti işte beyninin sağ tarafı çalıştığı için beyninin sol tarafı çalışan taife-i nisa-yı anlamıyor. Aciz yaratıklarız vesselam .

    • “madem faize karşısın, tefeciden niye borç alıyorsun o zaman” sorusunu sn. Kemal Kılıçdaroğlu bile sordu Ahmet Bey, İstanbul Sözleşmesi hakkında yazdığınızdan hiç bir şey anlamadım ben. Keşke zihninizi meşgul eden soruları yazsaydınız bir bilen cevaplar, ben de sayenizde bir şeyler öğrenirdim.

  7. AKP’ye oy veren kadınlar utanmalı AKP Gözünde kadınların ve çoçukların hiçbir değeri yoktur.

    Dünkü yazıdan alıntı:
    “İstanbul Sözleşmesi denilen metin, dünyanın her tarafında yaygın biçimde örneklerine rastlanan aile içi şiddet, kadınların erkekler eliyle çektiği çileler ve cinayetlere maruz kalmaları göz önünde tutularak hazırlanmış bir sözleşmeydi. Taraf ülkelere belirlenmiş temel esaslar istikametinde yasalar çıkarma zorunluluğu getirmekteydi.”

    Dikkat ederseniz son parağrafta “Taraf ülkelere belirlenmiş temel esaslar istikametinde yasalar çıkarma zorunluluğu getirmekteydi.”

    Yasa çıkarmayı ülkelere bırakılmış Bizim örf ve adetlere göre çıkar ne duruyon

    CHP Meclise kadınları ve çocukları koruma yasası çıkaralım diyor AKP ve MHP hayır diyor.

    PEYGAMBERİMİZİN KADINLARLA İLGİLİ HADİSLERİ

    “Ey insanlar! Kadınların haklarına riayet ediniz! Onlara şefkat ve sevgi ile muâmele ediniz! Onlar hakkında Allah’tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah emâneti olarak aldınız; onların namuslarını ve iffetlerini Allah adına söz vererek helâl edindiniz!” (Müslüm, Hac,147)

    “Kadınların haklarını yerine getirme husûsunda Allâh’tan korkunuz! Zira siz onları Allâh’ın bir emaneti olarak aldınız.” (Sahih-i Müslim)

    “Sizin hayırlınız, kadınlarına hayırlı olan (iyi davranan)dır.”

    “Eşlerinize yediğinizden yedirin, giydiğinizden giydirin, sakın onları dövmeyin ve onları incitecek çirkin sözler söylemeyin.” (Ebu Davud, Nikak, 40-41)

    “Sizin hayırlınız, kadınlarına hayırlı olan (iyi davranan)dır. (Müslim, Birr 149)

    “Kadınlara ancak kerîm olanlar ikrâm ederler (değerli olanlar değer verirler); onlara kötülük edenler ise leîm (kötü) kişilerdir.” (İbn Mace, Edeb 3; Ebû Davud, Edeb 6, Rikak 22, İ’tisam 3; Müslim, Akdiye 11)

    “Sizin en hayırlınız, ehline (eşine ve çocuklarına) en hayırlı olanınızdır. Ve ben de ehline karşı en hayırlı olanınızım.

    “En güzel dünya nimeti, insanın sahip olabileceği nimetlerin en hayırlısı: Zikreden dil, şükreden kalp ve insanın iman doğrultusunda (Müslümanca) yaşamasına yardımcı olan kadındır.” (Tirmizî, Birr 13)

    “Cennet annelerin ayakları altındadır.” (Nesâî, Cihâd, 6)

    “Kadınlar erkeklerin, diğer yarısıdır.” (Ebu Davud, Tahanet,94; Tirmizi Tahanet 827)

    “Kadınlar hakkında birbirinize hayır tavsiye ediniz!”

    “Allah sizden; kadınlara karşı iyi ve hayırlı olmanızı ister; çünkü onlar, sizin analarınız, kızlarınız veya teyzelerinizdir.”

    “Kadınlara ancak asalet ve şeref sahibi kimse değer verir. Onları ancak kötü ve aşağılık kimseler hor görür.”

    “Hanımını döven, Allah’a ve Resûlüne asi olur. Kıyamette onun hasmı ben olurum.”

    “Mü’min bir erkek, mü’min bir kadına kızıp darılmasın! Eğer onun bir huyundan hoşlanmazsa, öbüründen memnûn olabilir.”

    Ayette belirtilen ise mümin olmaya kadın, Gözü dışarda olan kadın.

    Bütün Alimlerin hemfikir olduğu Boşanma aşamasında olan o kadına uyarmak maksadıyla Mümin bir erkeğin karısına sırtında itmesidir. Kendine gelmeyen kadın için en son boşanmakdır.
    İslam dininde Yüz Kutsal gibidir yüze ne kadar, yoldan çıkmış kadında olsa yüze vurulmamasıdır.

    • Osman bey en başta ortaya attığınız iddianıza göre akpartiye sadece yetişkin erkekler ve genç kızlar oy veriyor olmalı ki bu da az buz bir seçmen grubu değil yani; nerden baksan nüfusun yarısı eder, bikaç da orta cins olsa, etti mi %50+1

  8. Bizim ender de sayın yazarın “Gazetelerde her okuduğuna, ekranlardan verilen haberlere inanan” dostuna benziyor:
    “Joe Biden, kısa süre sonra açıklanması beklenen Avrupa kurumlarının Türkiye’ye yönelik yaptırımlarına karşı çıkmış, Avrupalı liderlere ‘Sakın ha’ dediği gazetelere haber olmuşken, Putin yanlısı çıkış biraz yanlış kaçmıyor mu?“ sorusuna benzer şeyler karalamıştı dün buraya…
    Ben de kendisine f35, s400 ve diğer abd ambargolarına istinaden “kendisi muhtacı nimet bir dede / nerde kaldı gayrıya himmet ede?”diye cevap vermiştim.
    Kendi başına tırnaklarını bile kesemeyen, banyo yapamayan ihtiyar bir bunak mı ab ye talimat veriyormuş demek:))))

  9. Bugün canım yazmak istemiyor sadece bir haftadır yoğun trol hareketliliğinin sebebi anlaşıldı. Kongreye kadar 🐯🌚 tigermoon ve ekibi damadın affının rövanşı için tam saha pres gidecekler. “Evet, söz odur ve ona derler. Hak olup, Haktan gelip, Hak diyen ve hakikati gösteren ve nurânî hikmeti neşreden odur. “Allah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne güzel öğütler veriyor. Şüphesiz Allah her şeyi işitmekte, her şeyi görmektedir.” Nisa/58

  10. CHS’ni hemen kabullendik, ama hala eskiden kalan alışkanlık larımızdan zihniyetimizden kurtulamadık.
    tak diye söylensin, şak diye yapılsın diye cımbızla seçtik bulduk en iyisini! şimdide beğenmiyoz iyimi. pes vallahi billahi. yazar soruyuda cevabıda cuk oturtmuş:
    ”Zaten bu yüzden insanlar “Neden yapıldı?“ sorusunu ciddi ciddi tartışıyor.
    Bu sorunun tek bir cevabı var: Yapılabildiği için yapıldı.
    İnsanlar, yetkili bir görevde iseler, yetkilerini en geniş biçimde kullanırlar.”
    şimdi ben saatlerce şöyle mi anlatayım, herkesin bir masa etrafında oturup konuşup tartşıp bir ortak yol arandığı, o oltuğa oturan kişinin seçilmiş biri olsa başka, atanmış biri olunca başka olacağı, artık kağıda yazayım meclise gitsin oradan dolaşsın komisyon dan sonra meclis sonra imza sonra gazetede çıksın..
    en eğlencelisi, o koltkta oturanın:henüz karar elimize geçmedi! lafı yok mu?
    bittıı.
    zaten biz bunu istemiyormuy duk?
    yazının yarısından sonrasını okumadım bile. ne sözleşmesi? hangi kişi? küçük partibüyk parti diye yeni partiler kurulduda benimmi haberim yok?
    hele ki aeropa dediğin yer neresi: kıyısına yanaşanın botunu delenlerin ülkesimi acaba?
    uyum sağlayın biraz uyum. siz zaten avrupa birliğine de br türlü sağlayamadınız uyum!

  11. Adalet bakanı twitlemiş, “aileyi ve toplumsal dokumuzu koruyoruz”. “CB liderliğinde” demeyi de ihmal etmemiş. Aferin de, ne ailesi, kadınlar öldürülüyor her gün sokakta, anlama özürlü müsünüz? Bu korumaysa, korumasanız ne olacak insan merak ediyor. Aileden sorumlu bir kadın bakan vardı. O neden sorumlu acaba? Adalet bakanı bu işe baktığına göre, o da asgari ücretle ilgileniyordur herhalde. Netekim … Bunlar tam bakan, sadece bakıyorlar ama. Bir şey görmedikleri kesin.

    • bazı zamanlarda bakmak yetmez görmek gerek, görmek yetmez anlamak gerek, anlamak yetmez algılayabilmek gerek,
      her köşe başına bir koruma, hatta her evin önüne bir güvenlik kulübeli koruma koyalım diyen dahi olabilir.
      fakat, kimse çözüm odaklı düşünmediği zamanda,
      -insanları güvenlikli siteler kurulmasına (kentsel dönüşümde konuşulabilir), sitelerde hep lüks yerine, hem ekonomik, hem pratik, hem güvenli, hem ortak giderlerde paylaşım öncelli vebenzeri yerleşim imkanları sağlanması,
      yeni yeni sözleşmeler yabancının kendine göre icat ettiği kurallar getirilmek yerine, mevcut kanunlarımızı iyice bir belleyip neresi eksik kalmışki diye bir bakılması,
      akla dahi getirilmez.
      bu sistemin neler getirip neler götürdüğünü tartışmak sadece bir bakan yada sıradan bir vatandaşın işi olmasa gerek.
      Fakat halk bu olaylara, MV ve Bakanlara bakarak bir çıkarımdada bulunabilir zannımca.
      belkide önce değişimi anlamak gerek.

  12. Ömer Faruk Gergerlioğlu Meclis’te gece yapılan bir baskınla gözaltına alınmış. “Kınadığınız günahı yapmadan ölmezsiniz” hadisi demek ki çok geniş bir alanı kapsıyor. Eski yapılan yanlışları tekrarlamaktan neden kaçınmıyorsunuz anlamak mümkün değil.

    Zamanla eskiden bize şu yapıldı dediğinizde herkes size sizin yaptıklarınızı hatırlatacak. O kadar bol malzeme oluşturmaya başladınız ki hangi akıl ve mantıkla hareket ediyorsunuz anlamak mümkün değil.

    Geçen gün televizyonda bir eski tiyatro sanatçısı “AKP hiçbir yaptığı işi biz iktidardan gidersek bize ne olur, nasıl hesabını veririz mantığı ile yapmıyor. Sanki sonsuza kadar iktidarda kalacaklarmış ve hesap vermeyeceklermiş gibi hareket ediyor.” diyordu.

    Hâlbuki her yapılan iş hesap verme mantığı ile yapılmalı. Bu hem dünyada hesap verme hem de ahirette hesap verme açısından düşünülmelidir.

    Dünyada cari kurallar içinde entropi kuralı vardır. Yani her yeni eskir, her sıcak soğur, her şey eninde sonunda pörsür. Kudretliler bir gün kudretini kaybeder. İkbal idbara döner. Güçlüler zayıf, zayıflar güçlü olur. İktidar ise asla sonsuz değildir. Bir gün kaybedilir.

    Uzayan şey asla kimseyi aldatmamalı. 20 yıl kainatın yaşı karşısında hiçbir şey. Onun için her zaman adaletle, hakla ve hukukla hareket etmeli; yaptıklarınızın size karşı yapılacaklara birer örnek teşkil ettiğini unutmamalısınız.

    Ömer Faruk Gergerlioğlu’na yaptıklarınızdan bir an önce dönünüz. Ayarını bozduğunuz kantarın bir gün sizi de tartabileceğini unutmayınız.

    • Hoca Nasreddin’nin dediği gibi, bu hırsızların eleştirilecek bir yanı yok mu? Bir insanın milletvekilliğinin düşmesinin hiç olmazsa küçük bir nedenini de eleştirilerinize konu edemez misiniz. Bu nefret nereye kadar. Okurlarınızın da birazcık huzura ihtiyacı yok mu?

      • sosyal medyada gördüm, Amerika’nın bir eyaletinde bir dükkanın kocaman tabelasında ” İSLAM ORADA” yazıyor.

        arabaların arka camlarından “huzur İslam’da” yazısını hatırlıyorum da İslam oradaysa ORA nire?

  13. Devletin tepesinden en küçük kurumuna kadar yönetimler ne istersem yaparım diye düşünegeldiler, değişen tek şey bunu diyenlerin siyasi eğilimi oldu. Galiba asıl sorun şu: biz toplum olarak aslında adil yönetimler istemiyoruz, kendimize çıkar istiyoruz. Daha da kötüsü bunun farkında bile değiliz. Bu da şehirde yaşasak bile köylü düşünen bir toplum olmamızdan, yani “ben”den “biz”e geçememizden kaynaklanıyor diye düşünüyorum. Takıldık kaldık, dönüşümü bir türlü tamamlayamıyoruz. Umarım yine de iyi ve güzele doğru yavaş da olsa gidiyoruzdur.

    • Sayın fidan “Devletin tepesinden en küçük kurumuna kadar yönetimler ne istersem yaparım diye düşünegeldiler,” buyurmuşsunuz ama eski türkiye pek öyle değildi; birileri iktidara gelir ve giderdi, geriye de sadece yolsuzlukları kalırdı, başka da bir şey yapmazlardı.
      Bugün “layık olduğunuz üzere yönetilirsiniz” diyen altaylı yorumcumuz gibi siz de
      “Galiba asıl sorun şu: biz toplum olarak aslında adil yönetimler istemiyoruz, kendimize çıkar istiyoruz.” diye savlamışsınız.
      Hayır, halkımız her daim daha iyi yönetimleri istiyor ve hakediyor ama işbilmez ve kıytırık muhalefet yüzünden eldekiyle idare ediyor; daha iyisini bulunca da baştacı ediyoruz, hepsi bu…

  14. Retweet atmak, 10 ay hapis.

    Merkezi 140 milyar dolar dolandırmak, serbest.

    Günün özlü sözü: “Damat kadar başınıza taş düşsün.”

  15. Kanal İstanbul da yap işlet devret modeline, yani beşli çete kapsama alanına alınmış. Başka türlü de olmazdı zaten. Memleketi talan ettiler, attılar sattılar, geride korkunç bir borç ve yine korkunç bir çevre enkazı bırakıyorlar. Yaptıkları barajlar vs tam bir çevre yıkımı. Kanalla üstüne çivi çakacaklar. Bu kadar yıkımı bu ülke haketmiyor. Kafası sadece ranta çalışan bir yönetim, ülke insanını asgari ücrete ve sosyal yardımlara mahkum etmiş, üstüne de torunun torununa kadar ödenemeyecek bir borç altına sokmuş. Bu enkaz kalkmaz. Buradan çıkış göremiyorum. Parmak şıklatmayla falan düzelmez. En iyisi Mustafa Öztürk hocanın peşine takılıp Avrupa’ya yelken açmak. Gidebilen gider. Kalanlar da sürünür. Ne yapalım.

    Pazartesi şenlikli olacak. Piyasadan panik kaçış öngörüyorum. Türk liradan çık dolara geç. Ama geç kaldık. Bunlar çoktan yapmışlardır o geçişi. Biz fakirleştiğimizle kalırız. Elimizdeki her geçen gün değeri düşen beş para etmez evlerle. İki yılda maaşımın ve evimin değeri yüzde 50 düştü dolar bazında. Kimin cebine gitti bu paralar. Beşli çete, damat ve şürekasına elbette. Haram zıkkım olsun.

  16. Benim dikkatimi en çok çeken haber bir Amerikan uçak gemisinin bir Türk fırkateyni ile birlikte Karadeniz’de gerçekleştirdiği “eğitim tatbikatı”nı tamamladıktan sonra aynı tatbikatı Ak denizde de yaptığı haberleri.

    Bir de Ergenekon davaları sırasında yargılananların en hararetli savunucuları olan bir çok ismin “başkanlık sistemiyle yeni bir yönetime fili olarak geçtiler, şimdi de bu fili durumu hukukî yapıya kavuşturmaya çalışıyorlar, anayasa tartışmasının anlamı bu. Tamam da sen milletin %75’ini karşına alıp da %25 destekle nasıl yapacaksın bunu? Hadi, yap da görelim” şeklindeki tepkileri.

    Tabi, bir de, Doğu Perinçek’in Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini mafya örgütlenmesine benzetmesini de unutmamak lazım.

    En sonunda da Berat bey’i hatırlamamak olmaz: “ALLAH sorumuzu hayreylesin”

  17. Çarşamba günü ve sonrasında ne olacak? Asıl soru o galiba. Kongrede parti yönetimi mi değişiyor, Başkan değişmiyor herhalde. Neyi bekliyoruz? Yapılanlar bodoslama hareketler anladık. Ama neden?

    Bu hareketleri bilenler para hareketleri mi yapıyorlar. Bu inişler çıkışlar birilerinin cebini dolduruyor o kesin. Ama Türkiye’de bunları takip etme imkanımız yok. Kimin eli kimin cebinde bilmiyoruz. Damat merkezi boşalttı, ortadan toz oldu. Az buz değil 140 milyar dolar boşalttı deniyor. Banka susuyor, başkanı sürekli değişiyor, hesap veren yok. Hesap vermesi gereken başınıza damat kadar taş düşsün diyor. Hesap vermem diyor kısaca. Damat da puf oldu. Kimseden hesap soramıyoruz işte.

    Güzel memleket valla. Soy soğana çevir, damatla, beşli müteahhit çetesiyle malı götür. Ne güzel işler bunlar.

    Az bile bu millete. Nasıl olsa hesap vermek yok.

    • Merkez Bankasi başkan’ının görevden alınması’nın! 2 nedeni var, 1. Banka’nın içini boşltanlar’ı ilerde aklamak için suçlu ilan etmek..
      2. Suç Aleti olarak kullanacağı malzemeyi paslanmasın diye yağlamak! İnsanlar makine olmadığı için yağlamak’ta makine yağı ile olmayacağından dolayı! Daha yüksek bir mevkiye getirip (Rüşvet) işini garantiye almak.
      Yalnız bu gibi işleri içerde hesap soracak muhalefet olmadığı için her yolsuzluğu kolayca hallederler fakat dışarda kazan fıkır fıkır kayniyor, bu nedenden dolayi içeriyi uyutacak oyunlar ile gündem saptırip yoluna devam ediyorlar.

      Dûşünmeyen bir millet Düşünenleri sevmez…
      Garip bir dunyada yaşiyoruz.
      Milletin tepesindekiler’in yeri.Akıl ve fiziksel hastalıkları nedeni ile tedavi için hastahane olması gerekirken Devletler’e başkan oliyorlar.
      Õrnek dûnya lideri ABD Başkanları! Regin alzaymır hastasıydı, Trup tam bir sapık, Biden merdivenlerden yuvarlanacak kadar yaşlı. ABD başkanları hasta’tada dığerleri pekmi sağlam? Tabiiki hayır! saddam gibi zır deliler; ve neler neler.
      Sara hastaları sûrekli hap kullanirlar.
      Onların yönetikleri ülke halkıde eninde sonunda onun gibi sara nobetleri tutar.
      Akıllılar delilerin yarısı kadar cesaretli olsa dünya cennet gibi olur.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız