Siyasete ve AK Parti’ye yakın dostlar neden endişeli? Endişeleri yerinde olabilir…

69
Resim: Umman'dan Maryam Al-Zadjali'nin..

Aralarında AK Parti’nin 2023’e değil 2071’e kadar iktidarda kalmasını gönülden arzu edenlerin de bulunduğu bazı dostlarımı son zamanlarda biraz endişeli görüyorum.

Yoksa ülkemizde işler iktidar cephesinin istediği biçimde gitmiyor mu?

İktidarın sonunu yaklaştıracak gelişmeler mi yaşanıyor?

Tuhaf olan şu: Her alanı kontrolü altında tutmayı başarmış bir iktidar bizimki, ancak son zamanlarda içte ve dışta meydana gelen bazı gelişmeler kontrolün işe yaramadığını belli etmeye başladı.

Galiba AK Parti’ye bel bağlamışları endişelendiren de bu.

Üzerinde durmaya değer bir konu.

İktidarları değerlendirme yöntemleri

İktidarların zora düştüğü nasıl anlaşılır?

Reklam

Bunun en bilinen yöntemi kamuoyu yoklamalarıdır. Emek ve para sarf ederek yürütülen araştırmalar, belli bir sıklıkta yapılıyorsa, vatandaşın nabzını tutmaya yarar.

Kamuoyu yoklamaları iktidarın zorda olduğunu bildirmeye başladı.

MetroPoll’ün yeni araştırması, seçimlerde oyunu AK Parti’ye vermekte olan seçmenlerin yalnızca yüzde 67.4’ünün yapılacak ilk seçimde aynı tercihte ısrarlı olacağını ortaya koyuyor. MHP’de de “Bu defa oyum yine MHP’ye” diyenlerin oranı yüzde 61.3…

Ciddi kayıplar söz konusu…

Her iki parti seçime yalnız başlarına gittikleri takdirde MHP baraja takılıyor, AK Parti’nin oyu da yüzde 30 civarında kalacağa benziyor.

Bu, bugünkü durum. 

Partilerin sadık seçmen tabakasından kaçışlar başlamışsa kaçanları yeniden partiye döndürmek zorlaşır; süreç ‘kaçan kaçana’ haline dönüşür.

Türk siyasi tarihi bu tespitin örnekleriyle doludur. 20 yıl öncesine kadar ülke yönetiminde yer almış Anavatan, DYP, DSP gibi partiler bugün ya yoklar ya da varsalar bile birer tabela partisi durumundalar…

Reklam

Yıldızların kaymakta olduğunu anlamaya yarayan ikinci bir yöntem daha bulunuyor: Siyasi iktidar sözcülerinin, yazıları ve yorumları ile ona destek veren çevrelerin zaman içerisinde değişen üslupları…

Çelişkili açıklamalar.. Suçlu arayışları.. En önemlisi de sert bir dil…

Galiba bugün bunların herbirine örnek bulmak kolay.

Örnek bugünkü bir köşe yazısından…

ABD’de üç senatör Senato’ya Türkiye’ye ek yaptırım talep eden bir tasarı sundu. Kim bilir aynı türden kaçıncı tasarı bu. Daha önce sunulanlardan tek fark, öncekiler zamanın çoğunluk partisine mensup Cumhuriyetçi Partili senatörlerin imzasını taşıyordu, bu defa çoğunluk Demokrat Parti’de, tasarıyı hazırlayanlar da o partiden…

AK Parti’nin itibar ettiği bir yazar konuyu ele aldığı yazısını şöyle bitirmiş bugün: 

“ABD’li senatörlerin yasa teklifi bir savaş ilanıdır. / Türkiye Cumhuriyeti devleti ‘teslim olmayacaksa’ eğer, hazırlıklarını yapıp gerekli tedbirleri almalıdır. / İşe ‘içeriden’ başlamalıdır.”

İçeriden?

Yazarın “Şirazesi kaymış” dediği İYİ Parti lideri Meral Akşener

DEVA Partisi’nin yazar tarafından ismi ‘Babajohn’ olarak anılan lideri Ali Babacan

Millet ittifakı için kullandığı bir sıfat var yazarın; “Rezil çukur” diyor… 

Herhalde alınmasını arzuladığı ‘tedbirler’ ne ise, önce bunlardan işe başlanacaktır.

İktidarın alması arzu edilen tedbirler ne ola?

Sorunun cevabı için, daha önce yaldızları dökülüp siyaset sahnesinde işgal ettikleri iktidardan düşmüş partilerin sona doğru yaklaşılırken muhalifleri için uygun gördükleri yanlışlıklara bakılabilir. 

Biraz da hayal gücümüzü kullanabiliriz.

Çeneler çalışır, muhalefete ve medyaya malzeme çıkar

Yaldızın dökülmeye başladığının bir göstergesi daha var: Gidişten rahatsızlık duyanlar artar ve özellikle iktidara yakınlıkları bilinen kişiler kendilerinin farklı olduklarını gösterme çabasına girerler. Dost meclislerinde iç dökmeler başlar, fark edilen vahim yanlışlıklar paylaşılır ve bir süre sonra paylaşılan olaylar muhalefete malzeme, gazeteler ve televizyonlarda haber olur.

[Hindistan’da şu sıralarda tam da bu oluyor. Çok güçlü sanılan Narendra Modi’nin yaldızlarını döken gelişmeler Bhratiya Janata Partisi’nin (BJP) kritik eyalet seçimlerini kaybetmesiyle sonuçlandı. Bir ara koronayla en iyi mücadele edenler listesinde üst sıralarda yer alırken, ABD ve Avrupa’da güvenle kullanılan aşıların fabrikaları bulunan Hindistan kalabalık nüfusunu aşısız bıraktı. Modi’nin seçim kampanyası için gittiği yerlerde mesafe ve maske titizliği gösterilmedi; sırt sırta bindi seçmenler. Eleştiriler ve yolsuzluk haberlerinin önüne geçmek için, çare olarak Hindistan’da sosyal medyaya kısıtlama getiriliyor.]

Geçmişte bürokrasinin değişik kademelerinde yer alan nice devlet görevlisinin, sonlara doğru, içinde belgelerin yer aldığı dosyalarla gazete bürolarına uğradıklarına veya yazar evlerine gittiklerine şahsen de tanık olmuşumdur. Kendilerine yasadışı talimatlar verilen veya sorumlu oldukları alanda yanlışlıklar yapıldığını gören bürokratlar için, ABD’de bunların açıklanmasını sağladıklarında kendilerini koruyacak yasalar vardır. Bizde öyle bir yasa yok, ama yasa varmış gibi davranan bürokrat her zaman çıkar.

AK Parti’nin 2071’e kadar iktidarda kalmasını can-ı gönülden arzu ettiğini bildiğim dostlarımı son zamanlarda endişeli görmem, onların havayı iyi koklamasından mı kaynaklanıyor acaba?  

ΩΩΩΩ

69 YORUMLAR

  1. Sayın yazar niye gerçekleri direk yazamıyorsun..Kimden ne gibi korkun veya kime ne gebeliğin var? Eskiden çok cesur yazılar yazardın.Geldin kaç yaşına neden korkuyorsun? Korkulacak bir tek Allah’ dır bir de O nün hesap günü…

  2. Sayı üstadım sen hala bu AKP’den umutlu gibisin belki kendine göre haklısın bende bakıyorum başka tutunacak dal yok gibi ama şunu da biliyorum ki o bizim eski AKP yok. O eski partinin içinden iki tane parti kuruldu boşta kalan küskünleri de sayarsan onlarda bir parti olur. Bu yeni AK parti bu milletten kopmuş baksana lüks araçta uyuşturucu çekenler , birkaç yerden maaş alanlar, ihale takip edenler, otellerde gezenler, buda uzun yıllar iktidarda kalmanın kötü bir sonucu. Bir de yeni iktidarda gelişen gençlik dünyayı hep kendilerin olduğu yer gibi sanıyorlar siyaset öyle zor bir iş ki çalışacaksın ve terleyeceksin. Halkın en alt kesiminin derdiyle dertleneceksin. Bir hassa onları göreceksin . O bizim bildiğimiz AK parti önce büyükşehirlerde büyümüştü ama şimdi büyükşehirlerde batmaya başladı en son istanbul’da gördük olanları o AK partili yöneticilerin hallerini. Bütün dünyaya rezil oldular. hani diyorlar ya reis yalnız kaldı diye bende diyorum reis kendi partisinde yalnız kaldı. HERKESE SAYGILAR.

  3. Bilmiyorum, devletbaşkanımızın yurttaşlarımızın evlerine gidip iftar sofrasında otururken çekilmiş fotoğraflarına hiç dikkat ediyor musunuz?
    Bazen dizini kırmış yer sofrasında iftar ediyor bazen töremizde olduğu gibi yemek masasının en başında oturuyor…
    Bugün ayaşta hayvancılıkla meşgul tipik bir türk ailesine konuk olmuş; fotoğraftan iftar sofrasına baktım, belli ki evdeki her şey konmuş masaya;
    anadolu insanı en güzel ürünleri, yiyecekleri misafir gelince çıkarır zulasından; ne güzeldir türkün ahlakı, töresi!
    Ramazan pidesi var ortada, usulünce dilimlenmiş, birkaç yeşil zeytin var iftariyelik iran hurmalarının arasında, peygamber sofrası gibi…
    Cacık sofranın …çi derler anadoluda, allah affetsin vazgeçilmez, çoban salatası çoban atalarımızdan yadigar olsa gerek, iranda adına “şirazi” derler, türkler her yerdeler…
    Bikaç sarma koymuşlar mezeden, su var içmeye, belki yanında çilek kompostosu ya da elma suyu var sevene, imambayıldı daha servis edilmemiş ve tabii ki baklava sona bırakılmış, ortalıkta görünmüyor; elhak bulamayan da vardır diye, fotoğrafa düşürülmemiş:(
    Şu kadarını bile milletin sofrasına çok gören görgüsüzler; sarayda ya da çiftçinin evinde yenilen içilenin, ikramın lafı edilmez, ayıptır!!!
    Evin minikleri demirden oyuncak otolara nasıl da bayılmışlar, gözlerine bi bakın!
    İnsanımız ne güzel, hepimiz bir bele bağlasak ipi, bir ocakta pişse aşımız bir sofrada yense; sen şucusun bucusun demeden “biz” diyerek konuşsak nasıl olur ki?
    Geçen günkü aksaçlı ninemizin de dediği gibi allah bizi yiğidimizin peşinden ayırmasın, amin!
    Not: (Mekkenin müşrikleri gibi ramazanda kavgaya da ara vermek istemiyordum ama neyse, bugünlük sadakam olsun:)
    Haksız mıyım sayın hk???

  4. Bugün hangi denizci arkadaşımız estonya feribotu sendromu diye bi menkıbe mi ne peydahlamış;
    Valla ben de çok sevdiğim halde bizim eminönü-harem arabalı vapuruna binmekten hep korkmuşumdur, hele teras katı, salıncak gibidir rüzgarlı günlerde!
    İnanın harem iskelesine varana kadar içimden kaç kere kaptana ilanı aşk etmişliğim vardır(tokat değil)
    Öyle sendrom deyip geçmeyin yani; bir de her seferinde yine kendimi üst güvertede buluyorum!
    Ah istanbul, istanbul!
    Bütün sevdiklerime mezar olan istanbul…

  5. Bir çok Karadenizli gibi Temel de geçimini balıkçılıkla sağlamaktadır .Her gün bol bol balık tutarken bir gün şansı yaver gitmez , eve eli boş döner .
    Eşi Fadime de bu durumu bir hayli yadırgar. Hem teselli etmek ve hem de merakını gidermek için Temel’e ne olup bittiğini sorar ,
    – Uyy.. Temelum , ne oldi , ha bu cün paluk tutamadun mi ?
    Morali bozuk olan ancak erkekliğe de toz kondurmak istemeyen Temel, işi biraz şakaya vurur,
    – Eee… ne edeluk Fadime’m ! Her cün palukleri pen kandurayurdum , ha şimdi artuk onlar peni kandurayi daaa…!
    Selamlar ,iyi akşamlar

  6. Nurdan abla dün “Bakın Ramazan diye İçkiyi dahı yasakladılar.” buyurmuşsun da vallahi şok oldum; yahu ramazan günü alkol yasağı mı olurmuş? Zaten herkes oruçken iş midir allaşkına bu?
    Gerçekten de “Maalesef bazı Tevsirciler Arapcayímí bilmiyorlar nedense tevsirlerde hata yapiyorlar.” demekte yerden göğe kadar haklısınız; şu hale bakar mısınız?
    “Tevsirciler” böyle olunca yorumcusu da böyle işte!
    Ey oruç tut ve terketme bizi matko!

  7. Yasaklar ülkesi! Suçluları yakalamak yasak!
    Hirsizları yakalamak yasak!
    İbadet etmek,yasak!
    Adama kaşın üstünde gözün var demek yasak!

    İftira atmak, serbest! Bunlari yapmak, caiz ve sevap! Tayip Cumhurriyeti Diyanet Başkanlîğı..

    “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) 17-25 Aralık soruşturmasıyla ilgili çalışmalarına getirilen yayın yasağıyla ilgili kararını açıkladı. AİHM, yayın yasağının ‘ifade özgürlüğü ihlali’ olduğuna karar verdi.”

    HADI BE “AİHM”DE KIM OLUYOR! burası tayip Cumhurriyeti.
    AİHM’IN başkani gelip T C nin dünya liderinin emirlerini alip gittiğini ne çabuk unurtunuz? NANKÖRLER! BIR KERECE ÜYELER ARASINDA SIZE EN YÜKSEK RÜŞVETI..ayyy pardon RÜŞVET DEĞIL AIDAT OLACAKTI! KIM VERIYOR?

    H Gayret bunlara bir haddini bildirsen iyi olur. Sen musait değilsen Matamatik uzmani’na havele et, o bildirsin! Oldumu?

  8. Şöyle bi baktım Fehmi Koru nun 2018 ve 2015 seçimleriyle ilgili anketlerle ilgili yazılarına. Aynı mihval üzerinde durmuş. Yine o zamanlar muhalefetin yandaş anketlerini öne çıkarmıştı. Yıl 2021 Fehmi bey Fehmi bey yine aynı numaraları çekiyor. 1,5 senedir. çok defa seçim olacak yazıları yazıyordu. Ali babacan ı pohpohluyordu. 3- 4 aydır seçim ve Ali babacan ı dile getirmiyordu. Biraz gündem yapmak iyidir. Gözden düştü herhalde Babacan.

  9. Hergün seçim isteyen muhalefet lideri Kılıçtaroğlu ile Yandaş Yeniçag gazetesi röportaj yapmış.

    Bu tamamen ittifakın kendi içinde oturacağı, konuşacağı bir olay. Bugünden cumhurbaşkanlığı tartışması yapmayı da çok doğru bulmam.

    Hem hergün seçim istiyorsun, sonra da daha erken diyorsun. Bi karar verin yaw.

  10. Dünyayı ABD dizayın ediyor. ABD özeliklede Kapitalist sömūrü sistemının anası kendılerini üstün ırk olarak gören BEYAZ IRKCILARIN konturolu elinde tutukları Parti Cumhurriyet’ci parti ve onun vaz geçilmez kilit noktaların’da beşikten mezara kadar görev yapan üğelerı.

    Anayasa ile garanti altına alınmış insan hakları’nın maddelerin’den Îşlerine gelmeyenleri değiştirmeye güç yetiremedikleri, yasalardadakı kanun maddelerini uyguliya bilmek için faliyetlerini ABD içinde değil dışında organize yöntemler ile kendilerine zarar verebilecek değişik inançlar ve ırklardan oluşan devletler’ın başına açık düşman gizli dostları’ni tilkice allayıp pullayıp popiler yapip başa getiriyorlar, ve isdedikleri gibide zahmet çekmeden yönetiyorlar.

    Bu konuda batılı ülkeleri ancak 20.yüz yılın ilk yarısına kadar konturol altında tutabildiler. Osmanlının çõküşü ile konturoldan çıkabilecek arap alemini konturolda tutabilmek için tavşan ve tazi misali Îsrail devletini kurdurtular ve ortadoğu’da ayni soydan gelmiş iki dinden oluşan sıradan vatandaş akraba ları birbirlerine boğazlatarak başlarına getirdikleri çakma ABD düşmanı gizli dostları sayesinde oradada konturolu ele geçirdiler.

    Yalnız bu beyaz irk Yahudilerin başına Netenyahu gibisini pek bulamadığı içın Israili sıradan vatandaş yahudiler ve komşuları Hırıstiyan ve müslüma Arapları birbirine düşüremediler.
    Bu beyaz irk birtek Yahudileri tam konturol altına alamamiyorlar.

    Kurtuluş savaşında Osmanlı topraklarındaki Yahudileri devlete karşi zerre kadar kullanamadılar.
    Fakat Ermenileri Rumları ve Arapları kullandılar.
    Yahudiler konusunda En son örnek Trump olayı.

    Maalesef, onların istediği bütün özellikler islam ülkelerinin hepsinde mevcüt ve bütün islam aleminin sıradan vatandaşları’nın düşmanı idarecilerinin’ de açık düşmanı gizli ve sadık dostları.

    Beyaz irkın en fazla rahatsız olduğu DIN Ìslam dini ve onun mensupları.
    2. de Yahudiler.

    Gelelim Türkiyeye! Beyaz ırk Türkiyeyi hep yönettı! Atatürki, Înönü, ve Menderesi satın alamadılar, fakat kendi projelerini onlara uygulatmasını iyi becerdıler.
    Menderes’ın yükselişi ve Rusya ile komşuluk ilişkileri’ni kabullenmedıler ve onun ipini eski dostlarının yardımkari ile 1960 darbeside çektiler.
    Beyaz irkın gücü türkiyenin Ecevit Demirel gibi sıradan yetişmış politikacılarını satın alamadıkları için darbeler yaptırdılar fakat başaramadılar.
    En so çare olarak! Din satımında uzman ustalar yetiştirip bir kaç çakma mağduriyet yaşatarak israil ile tam başaramadıkları Türkiye ve ortadoğuyu kan gölüne çevirmeyi başardılar.
    Şu an Türkiyeyi beyaz irk yönetiyor.
    Beyaz ırkı yenebilmek için ABD nin son seçimlerindeki Yahudilerin yaptıkları gibi yapacak zeki halka ihtiyaç var. Yoksa bu kadar açık ülkeyi batırıp ABD ye yatırım yapanlar’ı halen daha %30c
    destekçilerii varsa o ülkenın halkından ne köy olur nede kasaba.

    Yahu Adamlar kendileri her bölgeden insanları getirip tıka basa doldurduklari kongreler ile 81 ile vürüs yayarken birşey yok Camide 10 15 kişı ibadet ediyor diye camileri basıp ibadet edenleri göz altına aliyorlar 14 yaşındaki çocuktan dahi korkuyorsalar demekki bunlar’ın tamamı beyaz ırkın emir erleri.

    Allah’u teâlâ insanlara düşünmeleri için akıl vermeş bir düşünün.
    ABD’nin düşmani olan bir lider oraya yatırım yaparmi?
    Bizim Müslümanlar’da zerre kadar sorgulama ve düşünme gibi bir özellik yok.
    Şu an ABD li ve dünyadaki o beyaz ırkın en iyi ve sadık dostu erdoğan.
    Bahçeli için bunu söyliyemem çünkü o bunlari ortaya çıkarabilmek için uğraşiyor.

    H Gayret “Uygurlar,” Türk ve Müslüman değilmi?
    Bu ne biçim milliyetçilik ve Müsümanlık.?
    H Gayret $15+20= 35 miliyon + $1:5 miliyar = işaretini koymiyirum çünkü ilerde eklenecekler’nde kokusu yayılmaya başlamış yakında onların kokusuda çıkacak benden söylemesi.

  11. Tarafsız seçmen yok.Onalrın hepsi AKP li.O tarafsızlar seçim günü AKP ye oy veriyor.Millet İttifakını oluşturan pertiler ,Erdoğan’ın karşısına seçim günü herbiri ayrı ayrı aday gösterirlerse,Erdoğan’ın kazanmasına çanak tutmuş olurlar.Millet ittifakını kendi elleri ile bölüp AKP ye teslim rfvolmuş olurlar.Armudun sapı,üzümün çöpü der,aday beyenmez ,herbirine bir kulp takılır,ortak aday çıkarmazlarsa; Millet İttifakı seçimi kaybeder.Cumhurbaşkanlığı seçiminde Millet İttifakı ortak aday çıkarmalı,isterlerse vekil seçiminde her parti kendisi ayrı ayrı seçime katılır.AKP diktatörlüğü ortadan kaldırıldıktan sonraki ilk seçimlerde seçmen kendi tercihini yapar.AKP belasını yok edinceye kadar Mİllet İttifakı ve bu ittifakın partilerine oy veren seçmenler akıllı davranıp sandıkta ittifak etmelidirler.MHP Genel Başkanı Erdoğan ve AKP aleyhine neler söylemedi,hatırlayın.Önüne ip bile attı.İdametmek için ip mi bulamadın dedi.Bilal i ve AKP lileri yargılamaktan bahsetti.Erdoğan değil cumhurbaşkanı,muhtar bile olamaz dedi.Sonra döndü Erdoğan a yamandı.Çıkar işbirliğ. için bütün söylediği yuttu.MHP seçmenleri de öyle.Kalktılar AKP nin koltuk değneği oldular.Millet ittifakının partilerine oy veren seçmenler niçin sandıkta birleşip AKP yi ve Erdoğan ı iktidardan uzaklaştırmıyor da aday beyenmemezlik ediyor?Aklınıza şaşarım.Milliet İttifakının bölünmesi Erdoğan ın ekmeğine yağ sürer.Saygılar.

  12. CHP Bursa Milletvekili ve Parti Meclisi Üyesi Orhan Sarıbal  sosyal medyada;

     “Dersim katliamında yitirdiğimiz canları saygıyla anıyorum.”   paylaşımını yapmış.

    Dersimde, ne olmuştu. Bu  dersim olayı, katliam mı soykırım mı.  1935 yılında, İsmet Paşa kendisine sunulan çeşitli raporlar üzerine, ‘Dersim Planı’nı oluşturmuştu. Chp hesap verdi mi bu olaylarla ilgili.

  13. CHP ni çatı adayı değil sayın H Gayret, Millet ittifkının çatı adayını desteklemek gerekir.CHP nin çatı adayı söylemi ile meseleye girerseniz AKp iktidarının ekmeğine yağ sürersiniz.AKP zulüm iktidarının yok edilmesi için başka ne çare var?Millet İttifakı çatı aday çıkarmaz veya her muhalefet parti kendi adayı ile seçime girerse elebette Edoğan kazanır. AKP iktidarının devamını ve zulüm içinde mi yaşamayı istiyorsunuz?Yeni zulümlerin önüne geçmek,AKP sultasına son vermek için Don Kişot’u mu aday yapalım?Zulmü ortadan kaldırmak için ehven adayın desteklenmesinde dinen sakınca yoktur sayın H gayret.Zalime destek olmak başka şey,zalimi iktidardan düşürmek için ehven adayı desteklemek ayrıdır.AKP sultası son bulursa sonraki seçeimlerde seçmen tercihini yapar elbet.Tabi ,niyetiniz zihin bulandırıp AKP ve onun reisi Erdoğan ı desteklemek değilse.Saygılar.

    • Niyeyse bu sözün sahibi olduğu söylenen muhteremin iktidarları her seferinde tencereyle değil askeri darbelerle yıkılmış! Tencere değil de çelikten tabldot tepsinin yıkamayacağı iktidar yoktur deseydi belki; ki 15temmuzda onu da başaramadılar ya! Evet evet, bal gibi tiyatroydu zaten:))))

  14. Ahmet bey “Ya bir gün olumlu yazamazmısınız .Nasıl bir bilinç altınız var böyle sürekli nefret kusuyorsunuz.” diyerek nurdan ablayı sanki biraz incittiniz, ne de olsa kendisi nayan sayılır; evet imlası biraz bozuktur ama bilinçaltına kadar keşke dalmasaymışsınız; vallahi ordan çıkmak biyana sizi de kaybederiz benden söylemesi!
    Mübarek newyorkun lağımlarından beterdir yani…

    • ”Bize kelb demiş Tahir Efendi,
      İltifatı bu sözüyle zahirdir;
      Maliki’dir benim mezhebim zira,
      İtikadımca kelb tahirdir .”
      Nefi’den

  15. “küllü men, aleyha fan…”
    Men; ismi mevsulu hem gerçek kişileri, hem de tüzel kişileri kapsar. “her kişi üzerine son vardır…”
    İlahi Fehmi abi, sizi okuyan;
    A) Ak Partinin ölüme gittiğine çok üzüldüğünü zannedebilir;
    B) Ak Partiye ömrünü uzatabilmesi için tavsiyelerde bulunduğunuz düşünebilir ki, böyle bir şey olursa yorumcularınızdan çok üzülen olacaktır…
    Saygılarımla.
    (Hastane odasından bu kadar…)

    • Hüseyin bey öncelikle çok geçmiş olsun, sizin için allahtan acil şifalar diliyorum!
      Yazarın ikiyüzlüce veya tersköşe yapıcı bir söylemi olup olmadığını bi kenara koyalım; size daha can sıkıcı bir haberim var, iletmek zorundayım:
      Didem artık eski didem değil(hayır bence eskiden de böyleydi, yani içinden usturalı)
      Ama bizim eski yorumculardan n.ç ye sorarsan geçen zaman onu çok değiştirmiş(1 yılda!)
      Şöyle ki, kendisi nurdan abladan bir tık daha düzgün bir imlaya sahip, hatta ifade kabiliyetinde gerçekten de bi değişim/gerilime yaşadığını söyleyebiliriz; burdaki birçok muhalif maraba gibi y.ozdil özentisi bir yazım şeklini deniyor. Malum kısa saç, kısa akıl, kısa hafıza, kısa mesafeli görğş açısı!

  16. ‘babajhon’ ‘cukur ittifaki’ oturmus; ortak paydalari terorizm ve amerika olan bir birliktelik..

    ne bekliyor muhalif yazar ve cizerler korosu acaba; yaldizli madalya filan mi ?

    kendisinin dert edinmesi gereken rakam; 2.2
    pompalamaya devam 🙂

    • Haklısınız! “BABAJHON,” parti kurmadan önce icazet almak için ABD li beyaz ırkçıların Başkanı’nı ziyaret etmedi. Çünkü babajhon dedikleriniz’de hem ülkeyi hemde kendisini onlara teslim edip maşalık yapacak karekterler vevcüt değil vede ne kendilerini nede ülkeyi onların kapanlarına kaptırıp tuzağa düşürmek kadar zavallı’de değiller! Çünkü o zekası ve tercübeleri ile değil Türkiye Dünyayi idare edbilecek kapasiteye sahip.
      Onun için beyaz ırkın oyunçağı değil onların rakibi olacak beceri ve yeteneklerden fazlası ile Babajhonda var.

      Bunlara başkaları tarafından 20 senedir bir türlu göstirilemiyen bir değil bir kaç Diplomalardan’da ekleyebilirsiniz.

  17. BİDEN BİZE NE VAAT EDİYOR

    Hafta sonu öngörülerimi doğrulayan gelişmeler yaşandı. Önce bir kanalda söyleşiye katılan Temel Karamollaoğlunu biraz dinledim. Muhabir Erdoğan’ın Oğuzhan Asiltürk ziyaretini ve olası birleşmeyi sordu. Temel bey bunu doğal bir şey olduğunu fakat ittifakın ilkelerde olabileceğini söyledi. Akparti ile ilkelerde anlaşılamıyormuş. Soru şu; Aynı kaynaktan yetiştikleri ak parti ile anlaşamadığı ama hayatı islama ve müslümanlara düşmanlıkla geçmiş chp ve kılıçtaroğlu ile “ilkeler” bazında nasıl anlaşmış, bu ilkeler nasıl ilkelermiş ki 28 şubatı yapan zihniyeti kucaklayıp ayasofya yı açan zihniyeti dışlıyor.
    İkinci gelişme HDP li bir yetkili iyi partili birine “YAvuz it havladı yine” Bu laf kavgada bile söylenmez normalde. Bu sözü söyleyenle bırakın ittifak yapmayı yol da görseniz kavgaya girersiniz. Ama meral hanım bu konuda yine garip yüz hareketleri ile “cıvık cıvık işler” dedi. Yani bu cıvık işler ile hdp ile aramızı bozamazsınız demeye getirdi. bu arada sözün muhatabı yavuz ortada yok.
    Son olarak biden e verilen cevabı yetersiz bulanlar ortaklarının ermeni soykırımını kabulü yönündeki açıklamasına ses bile edemediler. Tv lerde chp trolleri 1975 yılındaki gibi incirlik niçin kapatılmadı diye soruyor. Aradan 30 yıl geçmiş dünya, konjektür değişmiş, onlar için farketmez. Siz incirliği kapatınca abd üssü suriyedeki ydp nin kontrolundeki bir bölgeye taşırsa ne olacak demiştim. Cevap gelmedi. Şunu da görün. Hiçbiri biz iktidara gelince incirliği kapatacağız diyemiyor.
    Çıkardığım sonuç şu; Bu kadar vahim olaylara rağmen aralarındaki ittifakı bozamayan muhalefetin hala kendi kendilerine mi bu kararları alıyorlar diyorsunuz. Fehmi koru da yazmış 2023 te Bidenci koalisyon iktidara yürüyor. Ama dikkat edin iktidarda ne yapacaklarına dair hiçbir veri yok. Sadece ak partiye saldırıyorlar. Bizi büyük bir felaket bekliyor.

    • Her fani gibi akp de ömrünü tamamladı. Bunu anlamayacak bir şey yok. Ülkenin rezil halini görmüyorsanız saray da yaşıyor olmalısınız. Yaşanan sefalete rağmen destek vermenin başka bir açıklaması olamaz. Demokrasilerde de çare tükenmez. Muhalefet görevi devralacak ve güzel günler gelecek. Merak etmeyin.

      • Ender hoca, hem saray karşıtı siyaset yapıyorsun hem de avrupanın her yanına yayılmış saray, şato ve malikanelerden ağzın sulanarak bahsedip yapanları övüyorsun!
        Biz de milli sarayımızı yaptırdık ve elhamdülillah devletbaşkanımız ermeni mülkü olan gaspedilmiş o haram çankaya köşküne oturmadı!
        Habire hepimiz ermeniyiz muappeti yapıyorsun burda ama “zülfüyare” hiç dokunmuyorsun bakıyorum?
        Sizdeki bu malikane aşkı bitek kapıkuleden çıkınca mı depreşiyor yoksa taa okyanus ötesindeki münzevihanelere kadar uzanıyor mu?
        Efendim?
        Otorite saygı neyim hıkmık mı?
        One minute!!!

  18. Bugün Murat Yetkin de aynı konuya değinmiş. Estonya Feribotu Sendromu diye bir şey varmış. Yani gemiyi su aldığı halde batana kadar terk edememe sendromu. Ondan kısa bir alıntı:

    1994 yılında Estonya’nın başkenti Talin’den Stockholm’e giden Estonya feribotu batar. Denizcilik tarihinin en büyük facialarından sayılan kazada 137 yolcu kurtulur, 852 yolcu ve mürettebat ölür. İşin ilginci, feribot battığı sırada kıyıya yakın mesafededir. Su almasıyla sulara gömülmesi arasında bir saat kadar süre vardır, yani herkesin kurtulacak zamanı vardır. Ama kurtulanların tamamı, geminin su almaya başlamasıyla gemiyi terk edenlerdir. Ölenlerin tamamıysa, kaptanın “Panik yapmayın, dünyanın en güçlü gemisindesiniz” sözlerine inanarak gemide kalanlardır. Bir saatin ardından dengesi aniden bozulan geminin çok kısa sürede alabora olmasıyla tamamı ölmüştür. Ölenler, kaptana inanmaktan öte, kaptanın kendisini kurtaracağına son dakikaya dek inanmak istedikleri için ölmüşlerdir.

    Bir de Stockholm Sendromu var. O da celladına aşık olma diye açıklanıyor. Bir tür mazoşizm (acıdan, işkenceden zevk alma) diye de çevirebiliriz.

    Sendromlardan sendrom beğenin.

  19. dönülmez akşamın ufkundayız, vakit çok geç
    bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç
    cihana bir daha gelmek hayal edilse bile
    avunmak istemeyiz, böyle bir teselli ile
    geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan
    ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan
    geçince başlayacak, bitmeyen sükûnlu gece
    guruba karşı bu son bahçelerde keyfince
    ya aşk icinde harab ol ya şevk icinde gönül
    ya lale açmalıdır göğsümüzde yahut gül
    ah dönülmez akşamın ufkundayız vakit çok geç.

  20. Anketi bilerek çarpıtıyorsunuz. Hepsini değerlendirdiğinde en fazla sadakat yine AK parti seçmeninde diğerlerinde daha fazla kayıp var onu niye gündeme getirmiyorsunuz?

  21. Bir süredir benim de tanıdığım bazı bürokrat ve işadamlarının da hakikaten taparcasına destekliyor göründükleri hallerinden eser kalmamış, bolca eleştiriyorlar. Eleştirecek konu çok olunca problem yaşamıyorlar. Uyanıklar her zaman erken kokuyu ve ona göre de pozisyonunu alıyorlar. Bunu daha önce de yaptılar.
    Hak vermemek olur mu? İyi giden ne var ki?

  22. Dünyanın döngüsündeki tabiatın işleyişine dair kanunlar,tabiatın içinde ona bağlı olarak yaratılmış insanların bireysel hayatlarına ve sosyal hayatlarına dair işleyişin örneklerini de barındırırlar.
    Bahar mevsiminin canlılığı ve güzelliklerinin ardından,ürünlerin olgunlaşması ve hasat mevsimleri gelir. Sonra havalar soğumaya başlar,otlar sararır,yapraklar dökülür, dağların dorukları beyazlanmaya başlar;tecrübe sahipleri bilirler ki,kış yaklaşıyor. Ağustos böceği tabiatlılar ise yazın son günlerinin neşesinin aldatmacasıyla kış günlerinin geleceğini akıllarına bile getirmek istemezler…Zamanla dağların doruklarındaki kar eteklerine doğru iner;”uyan ey gözlerim” nakaratları söyleyenlerin dilindedir,ama alışkanlıklar gafletin çözülmesine bir türlü izin vermezler.
    Ve birdenbire kar ovaya iner,kış bastırır…
    Ne yazılmışsa o, hükmünü icra eder.

    Kollektif çalışmanın hakim olduğu zamanlarda Akparti hükûmetlerinin güzel işler yaptığı dönemler oldu. Ancak zamanla kazanılan güç,kollektif çalışmaya değil vitrindekilere mal edildi. Aşırı güç,gücün kontrolünü kaybettirmeye başlattı. Başlangıçtaki kollektif harekete odaklanmış ruh sahiplerinin yerlerini -tarihin başka zamanlardaki örneklerinde olduğu gibi- güçten nemalanacaklarını bilen -çoğu da sonradan zuhur etmiş- menfaatlerinin ekseninde hareket eden oluşum sahipleri almaya başladı. Eskiler gitti,yeniler eskilerin yerini dolduramadılar,hatta boşlukları büyüttüler…
    Kar ovaya inmeye başladı artık. Geçmişin tecrübelerine sahip olanlar bilirler ki,ağır bir kış mevsimi kapıdadır.

    Son zamanların üst üste binmiş hadiseleri iktidara soluk alma fırsatı tanımıyor.İnsan iradesinin dışında zuhur eden korona pandemisi iktidara soluk aldırmayan olayların başında geliyor. Bu şartlar altındaki iktidar,uygun seçim ortamını bir türlü yakalayamıyor. Yeni doğan her gün de iktidarın zararına işliyor.
    Ayrıca ortada cevaplanmayı bekleyen,iktidarın geleceğe dair şimdi yaptıklarından farklı olarak neler yapacağı sorusu duruyor? Zor mu? Zaten var olan zor,iktidara kaybettiren sebeplerin başında geliyor. Zor,tepkiyi daha da büyütür,akıbeti hızlandırır.

    Eskiye dönüş mümkün mü? O da zor.

    Neticeten; içinde bulunduğu şartlar iktidarın 2023 hayallerinin,hayal hanesindeki uykusundan uyanamayacağını gösteriyor.

    Muhalefet de,çok ışık vermiyor…Ancak,iktidarın düştüğü hataların uzağında olmanın avantajlarını taşıyor.

    Kapıda bir değişim var da, nasıl zuhur edeceği kestirilemiyor.

    Peki,karın ovaya doğru inmeye başladığını görenler şimdi ne yapsın,sorusuna ne cevap vermeli?
    “Allah akıl,fikir vermiş o kadarını da kendileri düşünsünler artık.” desek haksız sayılmayız herhalde.

    • Uğur bey bakıyorum meşe palamudunun bol olduğu yıllarda ordan oraya koşup her yerlere palamut saklayan orman sincaplarına has tatlı bir telaşa kapılmışsın; yalnız dikkat et o gömdükleri meşepalamutlarının yerini kışın çoğunlukla hatırlayamazlar ve böylelikle meşe ormanının iyice büyümesine vesile olurlar; yani bence kendini fazla kaptırma!
      Çünkü milletimizin hafızası henüz taze, sizin gibiler yaz gelecek güz gelecek diye bekleşe dursun, ordan burdan medet umsun; biz de şehitliklerimizin yerini daha onutmadık, nereye kimi gömdük hatırımızda elhamdülillah…
      “Kollektif çalışma” neymiş göstereceğiz alayınıza!

  23. “Coronavirüs” aynı zamanda bir “turnusol kağıdı” oldu.
    Malum turnusol kağıdı asit-baz belirlemeyi “anında” yapıyor.
    Mavi turnusol kağıdı asitik otamda kırmızıya,
    kırmızı turnusol bazik ortamda maviye dönüyor.
    Coronavirüs, popülist ve yalancı politikacıları “mosmor” bir renge çeviriyor.
    Yalanlarını, algılarını, vatan-millet, din-iman martavallarını yerle yeksan ediyor.

    • Sayın yk, sandıkta kimin ne mal olduğunu seçmen ve oy pusulası belirler; öyle kimyasal deneylere filan gerek yok; milletin ak dediğine kara çalmaya uğraşmak nafile!

      • Çok doğru söylüyorsunuz! Daha önceden sandık mührü olmayan para ile cebine koyulmuş sahte oy ile belirler.
        Anayasa referandumunda 2,5 milyon sahte oy ile.
        2,5 milyon sandık mührü olmayan oydan bir tane de evet çıkmaz mı?
        Bari oy hırsızlığı ve sahtekarlığı yapılıyor numunelik bir sandığa, sandık mührü olmayan bir adet hayır oyu attırırsın, basın mensuplarını da çağırır ilan edersin. Bak sandık mührü olmayan hayır oyu da var dersin. Demek ki bir sahte oyu dahi feda edemiyorlar.
        Bir gün önceden evete mühürlü sandık mührü olmayan pusulayı seçmene verir sandık mührü olanı geri getirtir parayı bastırırsın olur biter.Kabinde mührü kullanmaksızın benim verdiğim pusulayı zarfa koy, sana sandık başında verileni kabinde cebine koy bana getir. Verdiğime de kesinlikle mühür vurma yoksa geçersiz olur, sandığında geçersiz oy çıkarsa da avucunu yalarsın deyip sandık mührü olan pusulayı getirene parayı basarsın.
        Muhalefet lideri de halkı sokağa inmemesi için bastırır.
        Kurumsal yerine, bireysel hikayeden tamamen göstermelik, laf ola beri gele diye AYM ve AİHM ne gider.
        Bunların hepsi kayıtlı.
        Bu Dünyada da hesabının sorulduğunu göreceğimdem şüphem yok.

  24. akp metropoll anketinde %30 ların da altına düştü.
    bana kalırsa şu ortama göre yine de yüksek. kararsızların dağıtılmasından sonra elde edildiği için yüksek, kararsızların durumu şöyle; hangi partiye oy vermeyeceğini biliyor, lakin nereye oy versem diye düşünüyor. yani kararsızlardan akp ye gidecek oy yüksek değil, yani durum göründüğünden vahim, akp için.
    bana sorarsanız iyi günleri derim, neden?
    ekonominin iyi günleri de ondan.
    bu tablodan nasıl çıkılır?
    düşman üreterek tabi ki.
    bol bol düşman…
    üret üretebildiğin kadar.
    kılınçdaroğlu fetöcü, düşman ve proje…
    akşener fetöcü, düşman ve proje…
    babacan fetöcü, düşman ve proje…
    davutoğlu fetöcü, düşman ve proje…
    hdp nin oylarına göz kırptıkları için aynı zamanda terörle bağlantılılar.
    işin iyi tarafı artık bunları kimse yutmuyor.
    düşmanlaştırma artık prim yapmıyor,
    büyük ve pahalı projeler de öyle.
    2071 için endişelenenler çoğu nemalanıyor olmalı, haklılar çünkü 2023 ü bil göremeyecekler, pek çokları işini, prestijini, ismini kaybedecek, taraf tutmanın iyi yanı kazanmak, kötü yanı kaybetmektir. bir kişi kaybeder, herkes kaybeder.

    • Didem hanımın tespiti çok hoş olmuş:
      “kararsızların durumu şöyle; hangi partiye oy vermeyeceğini biliyor, lakin nereye oy versem diye düşünüyor.”
      Galiba yine aynı yere…

    • Didem hn
      ankette kararsızlar da dağılıtılınca AKP % 30 . İlk iktidara geldiği dönemden % 4 daha aşağı. Sizce 20 yıllık bir iktidar geçmişinde ve dünyanın inanılmaz bir savruluşunda bu işte bir terslik yok mu . 2001 krizinde DSP yi halk % 2 lere indirdi.
      Dün yaptığınız yorumların tamamına katılıyorum. Son derece negatif ve hatalı işler var
      peki neden AKP dibi görmüyor muhalefet bir gram ilerlemiyor. Bunu hiç sordunuz mu ?
      Veya üniversiteler sivil toplum kuruluşları araştırdı mı . Hiç zannetmiyorum.
      Muhalefetin tek derdi ERdoğan gitsin de ne olursa olsun . Sonrası tufan mı yokoluş mu hiç önemli değil. Bakın hiç bir şekilde aynı seviye ve mertebe de ( bizim ile
      ) karşılaştırılamaz ama saddamlı ırak ile saddamsız ırak ı bir değerlendirin.
      Nasıl bir yok oluş yaşadılar.
      Bizim sorunumuz AKP de değil SN Erdoğan ın yerine koyacak bir lider çıkartamadık.
      Yenisi bulunana kadar halk Erdoğan ı destekleyecek. Sonuç nereye evrilir yaşayıp göreceğiz.

      • akp nin kemik oyunu koruması ülkenin haline bakınca akıl ve mantığa aykırı olmakla beraber sosyoloji ve coğrafyaya göre çok şaşırtıcı değil.
        çiftlikbanklara, thodekslere hiç bir güvencesi olmadan bütün servetini yatıran milyonlar da var…
        çocuk tacizcisi bir şeyhin bile 40.000 müridi vardı, görmek isteyen için her zaman “burada yanlış bir şeyler oluyor ” diyecek durumlar yok mu??? ama aynı adam dönüp gelse her şey imtihan, deneniyorsunuz dese biraz hatip olması yeter, eskisinden daha yüce bir şeyh olur, iki katı mürid bulur. bunun örnekleri çok değil mi?
        çokluk bir mana ifade etmiyor ki, bir anlamı yok ki.
        nitelikli olmak değerli…
        kanmak, inanmak kolay geliyor, sorgulamak, anlamak zor geliyor. kanmayı, inanmayı seviyoruz mesele bu kadar basit.
        üretmeyi değil, tüketmeyi seviyor olmak gibi.
        çok karmaşık değil aslında.
        B. isimli yorumcunun yorumu da üzerinde düşünmeye değer bence…

        • Sultan mehmet hanı türbe ziyareti sırasında istanbul belediye başkanı ekrem imamoğlu için elleri arkada durduğu (arkada bağladığı) gerekçesiyle ön inceleme başlatılmış.
          ne dersin???

          • Didem hanım sultan mehmetin sağlığında aynı duruşunu bi sergileseydi ibb başkanı, kellesini yerebatan sarnıcındaki kopuk meduza kafasının yanında bulurdu ahali!
            Allahtan edepsizliğini bugünlerde göstermiş; peygamberin övdüğü başbuğun manevi huzurunda bu ne cürettir?
            Tövbe tövbe…

  25. Zulme rıza zulümdür, taraftar olsa zalim olur.
    “Muhakkak ki insan çok zalimdir.” (İbrahim Sûresi: 34.) ayetine en a’zam bir tarzda şimdiki boğuşan insanlar mazhar olmalarından, onlara değil taraftar olmak veya merakla o cereyanları takip etmek ve onların yalan, aldatıcı propagandalarını dinlemek ve müteessirâne mücadelelerini seyretmek, belki o acib zulümlere bakmak da caiz değil. Çünkü, zulme rıza zulümdür; taraftar olsa zalim olur, meyletse “Zulmedenlere en küçük bir meyil göstermeyin; yoksa Cehennem ateşi size de dokunur.” (Hûd Sûresi: 113.) âyetine mazhar olur.
    Kaynak:Risale-i Nûr;Kastamonu Lâhikası, mektup no: 123, s. 215.
    Saygılar.

    • Sayın ertav, haydi o zaman; bediüzzaman hazretlerine zulmetmeyip balkaymakla beslemiş olan chp nin çatı adayını destekleyelim, ne dersin?

  26. Yukardaki yazi yazan arkadaslar bosuna ayet okuyupta duygu sømurusu yapmayin bu gun insanlar sezarin hakki sezara tanrininki tanriya modundalar ayetle hadisle insanlar korksaydi peygamberden sadece 35 yil Dan soraki yasananlara ve bu zaman kadar olanlar hadisler ve ayetlere tam zit onu gecin sayin yazar anketlerden bahsediyor bende yazilarini her gun okumaktan yilmadigim fehmi abinin bu yazisina serh dusuyorum bir secim olacak fakat ikdidar kazanacak tipki misirda secim olur fakat tek aday kazanir cunki ikincisi yok taslar døsendi milletin Can guvenliginin olmadigi yerde nasil secme hakki olacak ?bakin yeni yasada personel aliminda bile reise sorulacak polis sideti gøruntulenmeycek butun bunlar nediyor sn fehmi abi?bana sunu diyor kesin sesinizi bir cuval patatesle yetinin oda ben lutf edersem diyor gecmis olsun millette derim

  27. “Bir de sakın zulmedenlere meyletmeyin, sempati duymayın. Yoksa size ateş dokunur. Sizin Allah’tan başka dostunuz yoktur; sonra yardım da göremezsiniz.” (Hud, 11/113)

    Bu  ayet sadece zulmedenleri değil, zulme alet olanı, taraftar olanı hatta az bir meyil gösterenleri bile içine almaktadır. Çünkü, “küfre razı olmak küfür olduğu gibi, zulme razı olmak da zulümdür.” Dalalete, yalana, günaha, harama taraftar olmak dalalettir, yalandır, günahtır, haramdır.
    Burada “zulmedenlere meyletmeyin, sempati duymayın”den maksat, bir anlamda onların zulmüne meyletmeyin, demektir.
    Bediüzzaman Hazretleri, umumî musibetlerin, çoğunluğun hatasından ileri gelmesi yönüyle; insanların bir çoğunun zâlim insanların yaptıklarına fiilen veya iltizamen veya iltihaken taraftar olmasıyla, manen onların zulümlerine ortak olacağını ve bu nedenle de musibet ve belaların herkese gelebileceğini ifade eder. (bk. Sözler, On Dördüncü Söz’ün Zeyli)
    Zalimin zulmüne “iltihak” etmek demek, söz konusu zulüm cephesinde belli bir görev üslenmektir. “İltizam”da bir görev üslenmemekle birlikte, kalben o cepheyi desteklemek söz konusudur. “Fiilen”, kelimesi iltihaka benzerse de ondan daha geri bir konumdadır. Mesela, ne maksatla olursa olsun, böyle bir hareketin yayın organlarının bayiliğini yapmak, yahut en azından o yayınlara para vermekle maddeten onları desteklemek de zulme fiilen iştirak demektir.
    Demek ki, bir Müslüman hem zulmetmeyecek hem de zalimden ve onun zulmünden razı olmayacak, yaptığı zulmü övmeyecek, taraftar olamayacak ve zulmünün yayılmasına asla katkı sağlamayacaktır. Yoksa onun zulmüne meyletmiş olacağından zulmüne ortak olur.
    Öyleyse, her Müslümanın; günahın hangi çeşidi olursa olsun, rıza göstermemek, itaat etmemek, muhabbet etmemek, onlara muvafakat etmemek, dostluk ve arkadaşlıkta bulunmamak, destek olmamak, taraftar olmamak, yaltaklık yapmamak, onları savunmamak gibi görevleri vardır.
    Ayette zulme meyletmenin bile bu kadar dehşetli olduğu dikkatlere sunulmaktadır. Zulmün en hafifi bile böyle olursa, en büyüğünden ne derece şiddetle kaçmak gerektiğine de bir ima vardır.
    Beyzâvî ayette geçen “rükün” kelimesinin “az eğilmek” olduğunu ifade eder. Yani onlara doğru az bir şekilde dahi olsa  yakınlık göstermeyin, demektir. Alimler, burada yasaklanan şey, zalimlerin üzerinde bulundukları zulme rıza göstermek, onların bu işini iyi görmek, hem kendileri hem başkalarına onun güzel olduğunu göstertmek ve buna benzer şeylerde onlara katılmaktır. Ama, onlardan gelebilecek bir zararı defetmek ve zarurî, hemen elde edilmesi gereken bir menfaati temin etmek için onların arasına karışmak, yasaklanan bu meyil çeşidine dahil değildir, demiştir. (bk. Razi, İlgili ayetin tefsiri)
    Alimler zulmü üç kısım halinde incelemişlerdir:
    1.  İnsanla Allah arasındaki zulüm. Bunun en büyüğü, inkar, şirk ve nifaktır.
    2. İnsanlar arasındaki zulüm. Bu da, insanların kendi hemcinslerine karşı işledikleri suçlar, günahlar ve haksızlıklardır. İnsanla insan arasındaki zulüm de, bu geniş alanda büyük bir yere sahip bulunmaktadır. Zaten zulüm denince ilk olarak akla insanların birbirlerine karşı olan hareketlerindeki yanlış, kötü ve zararlı davranışları zulüm olarak tanıtılmış, bunların işlenmemesi istenmiş ve işleyenler zalim olarak ifade edilmiştir. 
    3. Zulmün bir çeşidi de, insanın kendi kendine zulmetmesidir. Bu hususta da çeşitli âyetler vardır.Kayanak:Kuran ı kerim.org.

  28. İDARECİLER HAKKINDA:
    Nisa suresinin 58. ayetidir. Bu ayet-ı kerimenin meali şöyledir: “Allah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Doğrusu Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor! Şüphesiz ki Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.”
    Adalet ve hakkaniyet ölçülerine uymak, Peygamberimizin en önemli prensiplerinden biridir. Peygamberimiz (s.a.s); hırsızlık yapan ama soylu bir aileden olduğu için affedilmek üzere kendisine getirilen bir kadınla ilgi olarak; “Vallahi Muhammed\’in kızı Fatıma da aynı işi yapsa elini keserdim.” (Müslim, Hudud 11) buyurarak adalet duygusundaki hassasiyetini belirtmiştir.

        Soylu, nüfuzlu, hatırı sayılır kişiler geldiğinde çözülmeyecek meselelere bile çözüm üreten ama, sıradan vatandaş geldiğinde “olmaz” diyen idarecilerin, bu ibretli örnekten kendilerine ders çıkarmaları gerekir.
    Adalet elbette ki sadece yöneticiler için değildir, herkes için geçerlidir ama adalet elbisesinin en güzel yakıştığı kişiler idarecilerdir.
    Eski tabirle “idareciliğin”, yeni tabirle “yöneticiliğin” koltuk, gösteriş ve cazibesine kapılanların “yönetimde adaletin” ne anlama geldiğini tarihteki ve özellikle ayet ve hadislerdeki örnekleriyle irdelemeleri ve incelemeleri gerekir.

        Hazreti Ömer Efendimizin; “Dicle’nin kenarında bir kurt kapsa bir koyunu, yarın adl-i İlahi Ömer’den sorar onu” diyerek çerçevesini çizdiği bakış açısı, âdil bir yönetim anlayışının fotoğrafı olsa gerektir.

        Dünkü yöneticiler, evlerinin önündeki sorunları halletmenin rahatlığı ile Diclenin kenarındaki sorunları halledememenin rahatsızlığını yaşarken, bugünün idarecileri de belki uzaklara bakmanın fikir dağınıklığı ile hemen yanı başlarındaki sorunları görememe talihsizliğini yaşamaktadırlar.

        Aslında yöneticilerin; adaletli iş yapamamalarının sebebi olarak “sorunları göremedim” mazeretinin arkasına sığınma gibi bir hakları da yoktur. Çünkü sorunların tespiti ve çözümü için gerekli olan ön donanım; bir kişinin feraset ve basiretinin açıklığıdır. Feraset ve basireti kapalı bir yöneticinin de, onu yöneticiliğe getirenlerin de, yönettiği toplumunda vay haline…Kayak:gümüşhane.gen.tr.

    İslamveihsan.com’dan alıntı:
    Halkın idaresini üstlenmiş bir kimse, onların hem dünyasını hem âhiretini mâmur etmeyi görev bilmiş demektir. Onları her yönden iyiye götürmeye çalışmayan, kendilerine karşı âdil davranmayan, haklarını görüp gözetmeyen kimse halkını aldatmış sayılır.
    Adı Müslüman olan zâlim idareciler halkı ezebilirler; dünyada onlara her fenalığı yapabilirler; fakat âhirette bu haksızlığın hesabını kolay veremezler. Ya cehennemde cezalarını çekerek veya mahşerde binbir sıkıntı içinde uzun süre bekleyerek hesap verirler. Hele zulüm ve haksızlık yapmayı kendileri için tabii görüyorlarsa, kokusu kıyamet gününde yetmiş yıllık mesafeden duyulan cennetin kokusunu bile alamazlar.
    Hadisten Öğrendiklerimiz
    1. Halkı yöneten kimseler, çok zor ve önemli bir işi üstlenmişlerdir.
    2. Sorumluluktan kurtulabilmek için halkın iyiliğini düşünmeleri, haklarını gözetmeleri ve onları her türlü zarardan korumaları gerekir.
    3. Yönettiği kimseler hakkında samimi düşünce taşımayan ve onlara haksızlık eden kimseler eğer Müslüman iseler, kolay kolay cennete giremeyeceklerdir. Halka zulmetmeyi mübah görüyorlarsa, cennet yüzü görmeyeceklerdir.
    Kaynak: Riyazüs Salihin, Hadis-i Şerif Tercümesi, Erkam Yayınları.Saygılar.

  29. Neresinden bakılırsa bakılsın 18 yıllık iktidar cumhurittifakı her halükarda birinci ve bu durumun değişmesi için de ortada pek bir sebep görünmüyor, en yakın rakibiyle arasında sıradağlar var, yoksa öyle değil mi?

  30. İnternet daha böyle yüzlercesini bulabileceğiniz anketlerle(araştırma:) dolu; kulakları çınlayasıca sn.bernar; ölme eşşeğim ölme!!!
    bi kez olsun bu araştırmalar halkın alternatif parti ve liderini de göstersin arkadaş?
    Efendim?
    Kılıçdaroğlu mu?
    Hıı, babacan!
    Hadi hayırlısı, yaşadık:))))

  31. Allah bu dûnyada zalimleri rezil,sefil, etmeden ve yaptıklarının cezasını çektirmeden canlarını almaz.

    Hindistan Başbakanı başa gelır gelmez Trump gibi ilk işi Müslümanlar’a saldırmak oldu.

    Bizim’kiler’de Dünyaya Küfür ihraç ediyorlar.
    İngilizce sitelrre giriyorlar Türkçe küfür ediyorlar ingilizcede love erdoğan yaziyorlar.
    Sayıları azaldıkça iyce çıldıriyorlar.

      • Matamatik uzmani Siz gidin taptıklarınıza biraz matamatik õğretın! Çaldıklari ve rüşvet ayy pardon sadaka verdiklerinde biraz rakam oyunu oynasınlar. Yoksa elin gavuru o paraların hesabını sorunca onlara bizim vergilerimizden taviz vermezler.
        Haa sizin gibi zalimleri savunmami istiyorsanız! zihin meselesi. Ben’im zihnim onlari ivşa etmeye çalışır. Sizin sağlıklı zihninz gibi imanimi satmaya değıl! Çünkü bende ne satlık iman var nede din! O konuda hem zihinsel hemde maddiyet (dünya maliyeti deği) “manevi” açısından çok şûkür bayağı zenginim.
        Yani sizin aksiniz her gün taptiklarınız için sattiğınız sağlıklı zihinden bende bulunmaz…!!!!

  32. Amerika’nın bir şey yapmasına gerek kalmadı. Bizimkini de virüs götürecek görünüyor. Allah’ın lütfu işte.

    Satışı yasak ürün listesine oyuncak, giysi, elektronik eşyalar, bahçe malzemeleri de eklenmiş. İçki daha önce yasaklanmıştı. Yasaklar son gaz yani. Artık gözleri dönmüş daha neyi yasaklarız diye bakıyorlar. Soru sormak zaten yasak.

    Mafya babaları da birbirine girmiş. Artık sosyal medyadan sesleniyorlar topluma. Kirli çamaşırlar ortaya dökülmeye başladı. Milyarlık Bodrum marinasına nasıl çöküldüğü vs. Bakalım neler neler göreceğiz.

    Evet bahar geç geldi ama güzel geldi. Bundan sonrası şenlikli olacak. Patlamış mısır ve kola eşliğinde tabii.

    • Evet ender, hatta firavunu da bi sinek mi ne götürmüş filan diyordu sizin patron, meğer f16lara güveniyormuş!
      Zannetmeyin türk yurdunda hakkı tutanlar azlar; bir gider bin geliriz!

      • Türkü yurdunda hakkı tutan ne? Ne hakkı bu? Şu dava dava dediğin şey mi yoksa.

        Turancı mafya baban da öyle diyordu. Ülkümüz, haklı davamız vs. Davanızın ne olduğunu gördü millet. Halkı aç sefil işsiz aşsız aşısız bırakın, saraylarda ejder suyuyla semirin, satın atın borçlandırın milleti, hazineyi boşaltın, üstüne de dava diye tepinin. Biliyoruz davanızı gayet iyi. Ama bunu yiyecek halk kalmadı. Yakında ağa babalarınız da mafya babalarınız da görecekler, görüyorlar zaten yolun sonunun geldiğini.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız