Muhalif ağız dini ve Diyanet’i hedef aldıkça.. Kılıçdaroğlu boşuna çabalamış oluyor…

29
Reklam

Gazetelerde “Diyanet’ten hayat pahalılığına karşı fetva: Fiyatları tayin eden Allah’tır” başlığı uygun görülmüş haberi okuyup TV’lerde bu haber üzerine yapılan yorumlara kulak verince ne kadar şaşırdığımı tahmin edemezsiniz.

Ekonomide kural, fiyatların piyasa tarafından belirlendiğidir; tabii manipülasyonlara karşı her türlü tedbirin alındığı serbest piyasa ekonomisinde…

Bu fetvaya göre piyasa -haşa- Allah mı oluyor?

Diyanet’ten çıkan fetva tam olarak o başlığı doğrulamıyor zaten.

Vatandaşın biri Diyanet’e “Ticarette kâr haddi var mıdır?” sorusunu yöneltmiş; oradan da “Kesin kâr haddi yoktur, İslam dini bunu piyasa şartlarına bırakmıştır” sonucu çıkan bir fetva verilmiş. Fetvayı kaleme alan şahıs, o sonuca nasıl varıldığını delillendirirken “Şüphe yok ki, fiyatları tayin eden, darlık ve bolluk veren, rızıklandıran ancak Allah’tır” hadisini de zikretmiş…

“Fiyatları tayin eden Allah’tır” başlığı oradan cımbızlanmış…

Hadisin sıhhati konusundaki tartışmaya girmeksizin de, içinden yalnızca o bölümün çekilerek hüküm oluşturulmak istenmesinin yanlışlığı cümlenin bütünü okunduğunda anlaşılıyor aslında; aksi halde Allah’ın herkesin her eylemine sürekli müdahale ettiği bir hayat akla gelirdi.

Bireysel özgürlüğün olmadığı, dolayısıyla söylem ve eylem sorumluluğunun da bulunmadığı bir dünya…

Reklam

Cennet ve cehennemin anlamsız kaçacağı sakat bir din anlayışı bu…

İslam tarihi boyunca mezheplerin birbirinden ayrışmasına yol açmış tartışmalarda bu tür konular hep gündeme gelmiştir. 

Gelmiş ve sonunda maksadın bu olmadığı yolunda sağlıklı bir inanç zemini doğmuştur.

Buradan tam tersi anlamları akla düşürecek yorumlar çıkarmak doğru değildir.

Piyasalardaki dalgalanmalar, enflasyonun yol açtığı hayat pahalılığı gibi konular sorumlu mevkideki bireylerin aldığı kararlarla yakından ilgilidir. Yanlışlar yüzünden meydana gelen sorunların sorumluluğu elbette Yaratıcı’ya yüklenemez.

Vaaz ediyormuş gibi görünebilir ama, birilerini yaralayacak bir başlık atma uğruna kafaları karıştırmanın önüne de geçilmesi gerekiyor.

Burada bir uyarım olacak: Konuyu başlığın akıllara getirdiği tek yanlı yorumlarla tartışanların hedefi Diyanet kurumu görünse ve o kurum üzerinden siyasi sonuçlar elde etmek istense bile, bu yolda yürütülecek tartışmalar en büyük zararı muhalif kesime verebilir.

Din alanına giren konularda ağızlarından hep aykırı görüşler çıktığı bilinen bir kesimin sözcülerinin böyle bir tartışmayı gündeme taşıması, onların geniş bir kitleyi rahatsız edici daha önceki tavırlarını akla düşüreceği için, aleyhlerine bir hava doğuracaktır.

Reklam

İktidar cephesine “Siyaset alanına dini taşımayın” aklını verenler, böyle bir konuyu gündeme taşıyarak dini bir konuyu aleyhine sonuç verecek biçimde siyaset alanında kendileri tartıştırmış oluyorlar.

Yanlış yapıyorlar.

Sadece bu konuya değil, din alanına giren herhangi bir konuya muhalif kimliği ön planda olan isimler el attığında, kasıtları ne olursa olsun, siyaseten kendi lehlerine bir hava doğurmaları hayli zordur. İyi niyetle ve sözcüklerini tartarak bile konulara yaklaşsalar, sözleri aleyhlerine delil haline dönüştürülebilir.

Nitekim, özellikle TV tartışmalarında muhalefet adına konuştukları kabul edilen siyasi kimlikli veya medyadan isimler, kazanmaya çalıştıkları kendi dünyalarından olmayan insanları rahatsız edebiliyorlar.

CHP’nin, Kemal Kılıçdaroğlu’nun bütün çabalarına rağmen, yüzde 25’lik destek çemberini bir türlü aşamamasının bir sebebi de budur.

Sözcülerinin kullandıkları dil…

Benzer bir durum aslında AK Parti için de söz konusu ve o da sonradan AK Partili olmuş siyasiler ve medyada itibar ettikleri muhafazakar hassasiyetlerden habersiz yeni sözcülerin dili yüzünden kendi doğal kitlesinin tedirgin olduğunun farkında değil.     

AK Partili yeni tip siyasilerin ve AK Parti’nin itibar ettiği medya sözcülerinin hassasiyet eksikliği yüzünden tedirgin olan kitleler, biraz daha fazla tedirgin edici bir dil kullanan muhalif medya mensuplarının yazdıklarını okuyup yorumcuların yorumlarını dinledikçe, kararsızlıklarını kararlıya çevirmede zorlanıyorlar.

Türkiye siyasetinin yeni açmazı bu.

“Diyanet’ten hayat pahalılığı fetvası: Fiyatları tayin eden Allah’tır” başlığını atan ve o başlık üzerine ileri geri yorumlar yapanlar, bu girişimleriyle ne elde etmeyi amaçlamış olabilirler?

Peki, amaçlarına erişmiş oldular mı?

Diyanet’in yayınlar üzerine yaptığı açıklamanın şu bölümünün sorum akılda tutularak okunmasını tavsiye ederim:  

“Üzülerek belirtelim ki, ‘İslam dininin kesin bir kâr haddi koymadığının ve bunu piyasa şartlarına bıraktığının’ anlatıldığı cevap, bazı medya mecralarında dini değerlerin hedefe konulduğu, metin içerisinde yer alan hadis-i şerifin alaya alındığı bir noktaya taşınmıştır. Yüce dinimiz İslam’ın ilkelerinin bilgisizce alaya alınması, en hafif tabirle saygısızlıktır.”

Ne demek istediğim herhalde anlaşılmıştır.

Yoksa yine anlaşılmayacak mı?

ΩΩΩΩ

Reklam

29 YORUMLAR

  1. Sayın Yazarın bu günkü yazısı”bence” CHP li patavatsız yazar müsvetdelerini eleştirmek yerine onların eline bilerek sırf oy için bu malzemelere aracilık edenlerle birlikte verenleri ekeştirmesi daha uygun olurdu.
    Muharrem İnce olayi gibi bir tiyaturo.
    Ak troller her kılığa giriyor.

    Sözde laik’lik ile yönetilen bir ülkede DİN adina kurulmuş ve ALLAHIN af edemiyeceğı (MÜSLÜMAN VE SÜNNÜ olmayan) vatandaşlardan alınan vergileride tepe tepe kullanarak laiklikle yönetilen bir ülkede her kesimden insanlari değil sadece gücü elinde bulunduran SİYASETÇİLERİ korumak için her beceriksizliklerine bir kalıp uyduran suç Diyanettin değildd onu eleştirenlerinmi oluyor? Diyant ve elamanları resmen ülkeyi bölüp parçaliyorlar. Bunalara inanan özde değil sözde MÜSLÜMANLAR varsin gene Erdoğan ve yandaşlarına oy versinler. bir dönem daha kazansınki Diyanet de dahil hep birlikte yok olsun gitsinler. Hiç değilse gelecek nesil dürüst olsun.

    BUNLARIN YAPTIKLARI bizim inandığımız dinde yasak..!! İslam Dininde Kul hakkı yiyip, iftira atmak, değil devlet KENDI PARASI veya mali dahi olsa İSRAF etmek varmı?

    Nedir bu diyanetin yaptiğı resmen ERDOĞANIN propoganda ekibi olmuş.
    Türkiyeyi birbirine düşrmekle ne elde etmeye çalışiyorlar.
    Önceki yorumumdaki VERDIĞIM LINK DINAYETIN İMAMINA AIT.
    Birakın Müslümanlık İnsanlıkta o verdiği fetvaların zerre kadar yeri varmı..???

    • Tabi canım fetva dediğin “Haçlılar namusunuza dokunmaz” olmalı.
      Şu haçlılara sığınmış onlar tarafından beslenen haşhaşi ordusnun birde sağa sola trol demesi varya komiklikten çıktı traji komik oldu.
      tweetleri 10 a katlayın yoksa haçlılar sizi uçak körüğünde teslim eder.
      son kullanma tarihinize az kaldı.

  2. NR 27 Temmuz 2022 At 20:29 yoruma cevap: ABD’ye “Kanlı ellerinizle tarih yazıyorsunuz “ diyen Erdoğan için size zahmet Google’da ararsanız bulursunuz. 17 Mayıs 2021 TRT Haber.

    • Sn, M Sever! Onun ne söylediğini ben yazmadım ki siz yazdınız. Onun için isbat etmekte sizin vazifeniz.
      Ben googleden araştırsam ABD başkanlarının önünde el pençe duran resimlerini ve onlara yalvardıklari sözlerini kopiler yapıştırırım

      • Nurdan abla merhum ecevitin “ABD başkanlarının önünde el pençe duran resimlerinden” mi söz ediyorsunuz yoksa kimin?

  3. “Türkiye’de her şeyin çivisi çıktı. “Enflasyon yok hayat pahalılığı var” derler. Döviz kuru artar, döviz lobisi derler. Faiz artar, faiz lobisini suçlarlar. Üst akılı suçlarlar, hayali düşmanlar yaratıyorlar. En son Diyanet İşleri Başkanlığı’nın fetvasına bakınca gülmeden edemiyoruz. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın fiyat artışlarının yaşandığı bu günlerde ne diyor.
    ‘HERKESİ SUÇLADILAR ŞİMDİ ALLAH’I SUÇLUYOLAR’

    “Fiyatları tayin eden Allah’tır”. Allah size akıl versin. Herkesi suçladılar, şimdi Allah’ı da suçluyorlar. Bir dönem faiz sebep, enflasyon sonuçtu, şimdi “Allah sebep, fiyat artışı sonuç” oldu. Sırf Erdoğan’ı suçlamamak için Allah’ı suçluyorlar. İsveç, İsviçre, Almanya, Japonya, Güney Kore, herhalde Allah’ın sevgili kulu ki, onlarda enflasyon yüzde 10’u geçmiyor. Bir bizde yüzde 150’ye yakın(!) Herhalde Allah’ın en sevmediği 6. ülke biziz(!) ÖTV’yi, vergileri, maaşı, sizin bineceğiniz makam araçlarını da Allah mı belirliyor? Allah size akıl fikir versin, Allah bizi bunlardan kurtarsın.”

  4. Rahmetli babamın anlattığı bir hikaye vardı ” Tavuğun biri yumurtalarını kara yumurtluyormuş,ona demişlerki şu dereyi karşıya geçersen beyaz yumurtlayacaksın . Geçmiş yine kara yumurtlamış. Dereyi geçtim yine olmadı deyince demişlerki bu g….. sende iken nereye gidersen git yine kara yumurtlarsın” CHP de bu zihniyet varken ne söylerse söylesin ,ne yaparsa yapsın, nereye giderse gitsin İslam karşıtıdır, dine teslim olacağı yerde dinde açık bulmaya çalışır. Vaktiyle milli şef zamanında parti yetkilileri takım elbise ile köyleri geziyorlarmış . Köyün dibindeki çeşmeden güğümüne su doldurup köyün başındaki evine götürmekte olan hacı teyzemize yardım edip güğümü evine kadar getirince hacı teyze onlara kim olduklarını sormuş, onlarla CHP ilçe teşkilatından geldiklerini söylemişler. A be evladım demiş teyzemiz bunu baştan söyleseydiniz ya ben bu suyla abdest alacaktım şimdi bunu döküp gidip tekrar doldurup geleceğim.

  5. Dine, Diyanete hakaret edene, küfredene akıl vermek, onlarla aynı safta olmak da varmış be!

  6. Her iki kesime de “Akıl*İman Sentezi” dilerim….

    Dindar olsun dinsiz olsun, bu sentez “Nefs”lerinin dizginlenmesine faydalıdır. Afakanların kutuplaşması/zıtlaşması hayra alamet değildir. Vırt-zırt her konuda fetva vermeden önce “Akıl*İman Sentezi”ne göre biraz olsun düşünce/fekekkür gerekir. Hz. Peygamber döneminde yaşamıyoruz (Arzu etsek te yaşayamayız. Bu imkansız!). Dünya/Güneş, güzergahında o zamandan bu zamana trilyonlarca km yol katetti. Zaman değişti, mekan değişti. Bu fetva Hz. Peygamberin muhtemelen kendi çağında muhatap olduğu münafık bir satıcının/tüccarın fiyatları kendi “nefsi”ne göre belirlemeğe çalışmasına karşı söylemiş olduğu bir sözdür veya Kuran’da benzer bir ifade yoksa uydurma bir hadis kategorisinde kalmış olabilir. Böyle bir hadisin tutup ta ekonominin bozuk olduğu, hayat pahalılığının vatandaşı tedirgin ettiği bir zaman diliminde ortaya fetva olarak atılması son derece sorumsuzca bir haldir. Bu bir iman göstergesi ise akıl-yoksunu ezberine imanı temsil eder, ve hatta Allah’ın DiN’ine provokasyondur ve vebali ağırdır. Ey fetvacı! bu fetva ile DiNi hem yanlış tanıttığının ve hem de “Akıl*İman” indeksi düşük sözle akılcılara DiN ve Paygamberine karşı laf söylemek için fırsat oluşturduğunun farkında mısın? Siyasi ortamda kasten yapmışsan girdiğin vebalin farkında değilsin. Allah’ın düzeni çetin! Kasten yapmamışsan safsın/çömezsin. “Akıl*İman” indeksin karşı cephede fetvanı eleştiren diğerleri kadar düşük. Fetva vermek senin neyine be dindar kardeşim? Kuran’da ifade edilmiş; Peygamberimiz Hz. Muhammed Hak peygamberlerinin sonuncusu. Acaba niye sonuncu, buradaki mesaj ne? Bunu nasıl anlamalıyız?

  7. Karṣı fikirdeki tarafın ifade ettiğini kısmen veya tamamen saptırarak siyasi baṣarı elde etmeyi umanlar var.

    Karṣı tarafın hatasını anlatırken aṣırı abartarak dile getirenler de az değil.

    Yaṣadığım ülkede de benzer durumlar olur ama çok daha az oranda.

    Türkiye’deki durum sadece siyasetteki bir etik sorunu değil galiba.

    Daha derinlere inen sorunlarımız olsa gerek.

    Siyasi amaca eriṣmek için inancı ve ahlaki değerleri bile istismar etmeyi mübah görür hale geldik.

    Konuların yalın ve dürüst bir dille anlatılmasını özler olduk.

    • “H.B.
      28 Temmuz 2022 At 12:04
      Her iki kesime de “Akıl*İman Sentezi” dilerim….”
      ALMANCI ARKADAŞ,
      BAK HEMEN ÜSTTE SAYIN HB KONUYU SİZİN ÖZLEDİĞİNİZ GİBİ NASIL DA “…yalın ve dürüst bir dille anlatıyor…”
      ÖYLE DEĞİL Mİ?
      SAPLA SAMANI AYIRAMAYANLARDAN YALINLIK VE DÜRÜSTLÜK BEKLEMEK BOŞUNADIR:)

  8. “Fiyatları tayin eden Allah’tır”

    Daha önce işler yolunda giderken Ben Ben Ben Diyorlardı. Ben Ekonomistim Türkiyeyi ben havaya uçururum hep ben yaparım diyordun.

    İşler Götüye gidince işler çıkılmaz bir hal alınca, Geriye dönme imkanı olmayınca Suçluyu buldular Tövbe haşa Allah.

    Evet yaratan Allah.

    İşi ehline verin diyor. Yiyin için ama israf etmeyin diyor. Sen Saraylar yaparsan bir sürü lamba yakarsan, Bir sürü o sarayda Hizmetçi olursa, Göstermelik müslümanlık yaparsan yani cumaya 50 mersedesle gidersen son kaçınılmaz. İsraf Ayyuka çıkmış.

    Ekonomide işin ehli AKP’de Mehmet şimşek, Naci ağbal gibi kimselere ekonomiyi teslim etmezsen son kaçınılmaz.

    Aziz mü’minler! Dinimiz meşru kazanç yollarını göstermiş ve teşvik etmiştir. Bunların başında ticaret, ziraat ve sanat gelmektedir.

    Müslüman maddî ticaretle meşgul olurken, ibadet niyetiyle yapmalıdır.

    Doğru dürüst çalışan, müşterisini aldatmayan tüccarları Fahr-i Kâinat Efendimiz (sav) bakınız nasıl teşvik ediyor

    “Yalan söylemeyen, meşru kâra kanaat eden doğru tüccarlar kıyamette nebiler, sıddıklar ve şehitlerle beraber bulunacaklardır. Rızık 10 ise, 9’u ticarettedir. Cesur tüccar kazanır, korkak tüccar kaybeder.”

    Sanatkârları teşvik ederken de, “Allah sanatkâr kulunu sever. Sanat fakirlikten kurtuluş senedidir” buyurmuşlardır.

    Ziraatçılarla alâkalı olarak da, “Rızkı toprağın derinliklerinde arayın” hadîsi çok manidardır. Peygamber Efendimiz bu gibi hadislerle bizlere helâl kazanç yollarını gösteriyor. İnsanlara faydalı ve helâl olan her meslek makbuldür, hayırlıdır. Yeter ki meşru olsun.

    Müslüman alırken, satarken, yaparken helâli düşünmeli; helâlinden kazanmayı hedef bilmeli! Haramın kazanç değil, ateş olduğunu unutmamalı! Hayatın gayesi, helâl kazanmaktır ve meşru dairede harcamaktır.

    Sevgili Peygamberimiz (sav), “Bizi aldatan bizden değildir” buyuruyor. Malın çürüğünü sağlam fiyatına satan, kalitesiz malı kaliteli olanlara katan, yalan ve yeminle alışveriş yapan, müşterisini aldatmaktadır. Aldatanın kazancına haram karışmaktadır.

    Aziz kardeşlerim!

    Ticarette pazarlık da sünnettir. Fiyatlar kesin değilse pazarlık yapılmalıdır. Asr-ı Saâdet’ten bir misalle hutbemizi bağlayalım:

    Bir adam pazarda buğday satıyordu. Ancak üzerindeki kuruyu gösteriyor, altındaki yaşlığı gizliyordu.

    Resûl-i Ekrem (sav) Efendimiz buğday çuvalını görünce buğdayın üzerinden elini sokup altındaki yaşını çıkardı.

    “Bu nedir ey Allah’ın kulu?” dedi. Adam, “Yağmur yağdı, böyle oldu!” dedi.

    Efendimiz, “Müşteri alırken böyle olduğunu biliyor mu?” diye sorduktan sonra şu meşhur hadisini söyledi:

    “Men gaşşenâ feleyse minnâ!” (Aldatan, bizden değildir!)

    Aldatmak haramdır. Mü’min aklanabilir fakat aldatmaz!

    Helâl kazanca kanaat etmek lâzımdır.

    Haram ateştir, her iki hayatı yakıp kül edebilir.

  9. Yeni dostlarınız 6+1 masa ve Biden in dostlarının zihniyeti hep bu sadece RTE yi indirene kadar sizleri ürkütmek istemiyorlar ama zihniyet her yerde su yüzüne çıkıyor.
    eeee size de aklamak paklamak kalıyor “amaçları ne ?Bundan birşey kazanamazlar” .
    Bunlar islam düşmanı bunu anlayacak kadar artık tecrübeniz vardır.
    ama çıktığınız yolculuğun gideceği yer Ayasofya nın açılışına bile sevinenemek olacaktır.
    son adımda “Haçlılar namusunuza dokunmaz” olacaktır.
    sizlere kola gele

    • …..
      Bu recep başka recep,
      DiN kardeşim!
      Neden atmıyor acep,
      DiN kardeşim!

      “Akıl*Iman” dengeli,
      DiN kardeşim!
      Tanımıyor engeli!
      DiN kardeşim!
      …..
      Yine de bir konu var,
      DiN kardeşim!
      Ticaretin sonu var!
      DiN kardeşim!
      …..
      Herkes tüccar olamaz
      DiN kardeşim!
      Fazla kazanç yaramaz!
      DiN kardeşim!
      ….
      Hem Peygamber, hem de kul
      DiN kardeşim!
      Uygun neyse aklen bul
      DiN kardeşim!
      …..
      Akıl nimet ve rehber
      DiN kardeşim!
      Doğurgan bir şaheser
      DiN kardeşim!
      ….
      Zaman yok! devamı var..
      DiN kardeşim!
      Ha şimdilik bu kadar
      Benim vaktim!
      ….

  10. Ne yaparlar, neye (yararlar diyemeyeceğim başka manaya çekilir yazıdaki gibi!).
    Mesela yerin yedi kat!!! altının ne/nasıl bir yer olduğunu Tanrı söylerse başka,
    Jeoloji mühendisi söylerse başka etki yaratır!
    Din kurallarını insanoğlu kendi g.t.nden yorumlarsa,
    -senede bir haçlı seferine çıkartır fakir fukarayı
    -onyılda bir toplu ölüm seansı düzenler kurban kesmek niyetine🐐🐪
    -birgün uzaya götüren bile olurmu ki acaba tanrı ya daha yakın olalım diye😯? Hava yok su yok gıda pahalı😂
    *Siyasetçinin ne dediğine bakmıyorum ben,
    “..vay o namaz kılanların haline…”
    cümlesini cımbızlayıpta birgün…
    kırdırırlarmı insanları birgün birbirine???..
    Tek endişemiz, tek tasamız bu olmalı bence🤗.

    • …..
      Büyük harfle başlayan bir tek TANRI var!
      ve O Allah’tır. Ezanlarla hatırlatılır
      Çünkü unutur gider insan, kafa dar!
      Ancak dahası var; iş başında tanrılar
      Küçük harfle başlayan; hepsi O’na çalışır
      Para onlardan sadece biri, akla zarar!
      Unutma sınavdasın! Allah’ın düzeni çetin!
      Yanlız başına baş rollerde, sen ve nefsin!
      Gerisi faso fiso! tefferruat! devasa hayat!
      Paşa paşa yaşa! o kadar kolay değil lakin….
      …..

  11. Sayın Koru ,
    Tabi ki fiyatları piyasa belirler , ama ne ile ? Arz ve Talep ile ! Arz edilen mallar Allah ın takdiri ile geliyor piyasalara . Bu durum Yusuf süresinde yedi kıtlık olması ile anlatılır.

    De ki: “Ey mülkün sahibi Allah’ım! Sen mülkü dilediğine verirsin, mülkü dilediğinden çekip alırsın. Dilediğini aziz, dilediğini zelil edersin. Hayır, senin elindedir. Kuşkusuz Sen Her Şeye Güç Yetiren’sin.” Ali İmran suresi 26..ayet
    Âlemlerin Rabb’i Allah dilemedikçe siz dilemezsiniz. Tekbir suresi 29.. ayet . Konunun can alıcı noktası bu ayette gizli. İnsan hür iradesi ile kendine sunulan alternatifler arasından bir seçim yapabilir. O alternatifleri belirleyen de Allah tır. Milyonlarca doğal gaz ve ondan üretilen elektrik kullanan tüketici gaz fiyatının artmasıni istemezdi.

    • Sn Melik: “Alternatifleri belirleyen” deyince Allah sanki şahsileştirilmiş gibi olmuyor mu? Fetvada da aynı sorun var. “Belirleyen”den ziyade “var eden” ifadesi daha geçerli. Sorun varsa (ki dünya sınavı olur da sorun olmaz mı?) çözümleri de var (hem de birden fazla alternatif çözümler var). Hazır mama yok! En uygun çözümü “Akıl*İman Sentezi”ne göre “kul” bulmakla yükümlü.

      Ali İmran ve Tekbir surelerindeki alıntılarını hayat pahalılığına ilişkin şahsi görüşü destekleyici şekilde yorumlamak sakıncalı. Bu değindiklerin Allah’ın niteliklerine değinen, O’nu tanıtıcı ayetler. Durum keyfe/nefse uygun yorumlanırsa, yani şahsileştirilirse iş istismara kaçar. Çünkü karşı cenahtan biri çıkar ve der ki “ey Ahmet Melik, Sn. Erdoğan ABD’li Trump’a iki laf etti bunu gören dolar aldı T.L.’yi yere çarptı. İyi de “T.L.” Sn Erdoğan’ın şahsi değeri değil, 85 milyon’un değeri. Bu da Allah’tan sınav. Sürünün!”. Peki vesile olan kim?

      Senin keyfi yorumuna eşedeğer olarak şöyle diyebilir(miy)iz. Alternatif davranış biçimlerini Allah belirlemişken, Erdoğan tuttu da kendi veya siyaseten temsil ettiği grubun ‘nefs’ini tatmin için, ülkeye zararı dokunmayan/yararı olabilecek bir davranış biçimini hür iradesiyle seçemedi. Yani, bu telden dünya kadar misalle karşına çıkanlar olur. Senin keyfiliğine keyif ile!

  12. Kabul etmek gerekir ki Fehmi Beyin bu günkü yazısı diğer yazılarından oldukça farklı olmuş !
    Konuya her açıdan bakan çok yönlü irdeleme ve dengeli bir yaklaşım yerine oldukça duygusal ve tepkisel bir tavır var .
    Dedikleri yanlış mı , hayır ! Hepsi yerli yerinde ve çok doğru ama ne var ki gözardı edilen veya dikkatten kaçan önemli bir husus var .
    Evet, dini konuları veya diyaneti günlük siyasi tartışmalara , çekişmelere alet etmemek , bu konuda hassasiyet göstermek siyasi iktidarın, muhalefetin ve hepimizin görevidir .
    Ama itiraf edelim ki en başta bu hassasiyeti göstermeyen , dini konuları her zaman ve her yerde siyasete alet eden de maalesef siyasi iktidardır ve buna güle oynaya , şevkle, heyecanla, bütün gayretiyle alet olan da Diyanettir !
    Şimdi böyle bir Diyanetin yaptığı bu gayet masum gibi görünen açıklamanın perde arkasında bir artniyet , bir gizli siyasi destek ve her yönden allak bullak olmuş ekonomiye , piyasaya elaltından bir haklılk , bir masumiyet kazandırma düşüncesi yok mudur veya olamaz mı !
    Bu durumda, bu şartlarda veya ortamda , insanların haliyle böyle düşünmesi de gayet doğaldır, doğrudur , yerindedir , yani Diyanetten şüphe etmemek mümkün mü ! Böyle olmadığına bizler nasıl ve neye dayanarak inanalım , Diyanet bizlerde bir güven mi bıraktı , kendisinde bir itibar mı kaldı !
    Tekrar edeyim ki ben yazıya aynen iştirak ediyorum yani demek istediğim şu ki muhalefetin de bir artniyetle bu konuyu didiklemesi , siyasete alet etmesi abestir, ayıptır , çirkindir !
    Herkese selamlar, saygılar

    • Nasıl döşenecek mezhep çatışmasının taşları?
      Nasıl atılacak dinleri birbirine düşürmenin tohumları ?
      Dış güçlerin bu oyunlarını siyaset mi görmeli başta?
      Yoksa birileri gelip (mehdiden bahsediliyormuş biryerlerde) mi kurtaracak bizi bu yanlışlardan, hatalardan döndürecek?
      İnancı endoğru en hakiki gerçek haliyle yaşayabilmek için ne yapabiliriz ki biz biçare kullar olarak Allah’a sığınmaktan başka?

  13. Parti yöneten koltuğa tepeden düşünce,
    Akıl iz’an zeka birikim (varsa) tepede kalıyor düşmüyor bedenle birlikte yere.
    İmam Hatip lisesinden mezun biriyle din inanç konularını konuşup ona cevap yetiştireceksen!!!
    gusül abdesti alacaksın önce😊
    Hırsızla güreş tutacak onu yakalamaya yelteneceksen!!!
    zırhlı giysin yada donanımın bilemedin eğitimin olacak onu yakalamak için 🏌️
    TR de siyaset yapmak istiyorsan, toplumun hassas noktalarını (terör din inanç gelenek görenek iş aş diş güçler Mehmetçik..) konularını da belleyecek!!!, Ezberleyeceksin!!!
    Muhafazakar kesim yüzde 80 leri buldu benim gözümde, tahlilimde. Bu bir kabahatmi?..
    Benim için değil!
    Kafasını duvarlara vuracak kimler mi???
    Onu da kendileri bulsun diyeceğim ama aaa🤗.

  14. KİŞİ BAŞINA MİLLİ GELİR VE DİN ANLAYIŞI
    AKP iktidarının birinci döneminde TBMM Adalet Komisyonu başkanı Köksal TOPTAN, çok iyi yasama dönemi geçirdiklerini mükemmel yasalar çıkardıklarını söyleyince, itirazen kişi başına yıllık milli gelir en az 25-30 bin dolar olmadan mükemmel yasa çıkarmanın mümkün olmadığını belirtmiştim.
    Dini anlayışımızın da bırakın tekâmülünü, olumlu bir patikaya girmesi için de, kişi başına milli gelirin en az zikrettiğim rakamlar olması gerekir.
    Kastettiğim gelişmişlik yada geri kalmışlık geneldir.
    Yaklaşık bir ay önce genç bir imam ile tanıştım.
    İmam hafız olduğu gibi aynı zamanda ilahiyat fakültesi mezunu.
    Maalesef başta din algısı ve olaylara bakışı müktesebatıyla mütenasip(birikimiyle uyumlu) değildi.
    Bana göre olması gereken din algısı ve İslam dininin temel mesajı konusunda yaklaşık iki saat düşüncelerimi söyledim.
    Aldığı eğitim beni sabırla ve anlama niyetiyle dinleme konusunda oldukça işe yaradı.
    Tekraren söylüyorum kişi başına milli gelir belirli bir seviyeye gelmeden dindarın da, karşıtlarının da sakat anlayışları değişmez.
    Gelir mi anlayışı, anlayış mı geliri etkiler?
    –İkisi de bir birini etkiler?
    – Hem olumlu yönde: Doğurgan bir döngü ile;
    – Hem olumsuz yönde: Kısır bir döngü ile. Günümüzde olduğu gibi.
    Günümüzde gelir ve anlayış arasında kısır döngü olduğu gibi, dindarların sakat anlayışı ile karşıtların sakat yaklaşımı da bir-birlerini daha da marjinalliğe iterek, daha da sakat bir duruma iterek ayrı ve ekstra bir kısır döngü sarmalı oluşturuyor.
    En sıkıntılı olan da sanırım bu.
    Bana göre bu toplum çok büyük bir şok yaşamadan bu sorunları aşma sürecine girilemez.

    • Din anlayışı ile milli gelir arasında ilişki kurmak için genç imamın kimbilir ne kadar kafasını şişirdin! Kolay anlaması için Ortadoğudan, dünyanın başka birçok ülkelerinden örnekler verseydin. Örneğin, Suudi Arabistan’dan, İsrailden, ve hatta ABD’den. Bak bakalım ilişki var mı? Tavuk mu yumurtadan çıktı? yumurta mı tavuktan? tartışılır. Seninki de o hesap. Dedim ya genç imamın kafasını kimbilir ne kadar karıştırdın! Hele de şoklama yöntemin yok mu, tam bitirim!

      • Sayın HD, keşke karşı fikrinizi yazsaydınız.

        Mesela benim düşüncem insanların önce din anlayışlarını geliştirmeleri gerekir. Çünkü İslam dini ile fukaralık bir arada olmaz, asla bağdaşmaz iki kavram. Her anlamda böyle. İslam dini israfı haram kılmış, israf deyince akla maddi tasarruflara konu olanlar geliyor ama vakit israfı israfların en başında geliyor. İhtiyaçları öncelik sırasına göre doğru belirleme de israf konusuna girer. Aklı iyi kullanma meselesi, zihni faydasız şeylerle meşgul etme de en büyük israfların başında gelir.

        Bence işe en baştan, dinin temel kavramlarını en geniş manada öğrenmekle başlanmalı.

        Buna göre diyanetin tartışmalara verdiği cevap bir hikmet içeriyormu yoksa otorite olarak sessiz kalmayalım anlayışıyla belki de daha çok siyasi tarafgirlikle verilmiş bir cevapmı?

        diyanetin cevabını gördüğümde aklıma ilk ikinci şık geldi. Neden?

        Ticaret insanların ihtiyaç duyabileceği ürünleri üretip veya üretenden alıp ihtiyaç sahipleri ile buluşturma faliyetiyse bu faaliyet çerçevesinde mesai harcayanların el emeği alın teri ile elde ettikleri haklarını kim tayin edebilir? Elbette doğru olan hak sahibinin kendi hakkını tayin etme hürriyeti olması. Çünkü kendi emeğinin değerini en iyi gene kendisi bilebilir. Burada dikkat edilmesi gereken esas nokta hak sahibinin hakkını belirleme hürriyetine doğrudan müdahale edilmemesi.

        Ben mi yanlış düşünüyorum yoksa diyanet siyasi mülahazalarla hak mevzusuna girmek istemiyor mu?

        • Baran efendi, ima ettiğim zaten o, durumu teyit eden ikinci cümlen. Gerisini okuyacak, daha fazla yazacak vaktim yok. Kainatı var eden Allah…. Bu bazda…

        • Baran “… insanların önce din anlayışlarını geliştirmeleri gerekir.” demişsin de,
          sayın HD münasip bir cevap verecektir zaten sana ama şu kadarını söyleyeyim;
          kendisi buralardaki “dinin temel kavramlarını en geniş manada öğrenmiş” arkadaşlarımızdan birisidir, ona göre!

          • “Akıl*Iman Sentezi”yle donanmış, hayatta gidecek her istikamet ve her yerde Allah’a yönelen birinin öğrenemeyeceği şey yoktur. Bunun için bir cemaate, bir tarikata, bir diyanete ihtiyaç yoktur.. DiN bir cemaat liderine, tarikat şeyhine, diyanet reisine değil, herkese gönderilmiştir, herkesin ortak sorumluluğudur. Ülkenin temel sorunlardan kurtulmasının teminatı bu sentezdir. Aklın insanın başında, imanın göğsünde/kalbinde olması, tek tek, kendi başına olması yetmez. M. Kemal Atatürk Paşamız, nefsine uyan biri olarak bu yeter zannetti. Laiklik kolaycılığına kaçtı. Sonra da “the cemaat” dahil bir çok cemaatler türedi, tabi darbeci askerler cemaati de aksine doktrine edilmişti T.C. rejim kültüründe. O gün bu gündür ülke gelişimine takoz teşkil eden bir haldir bu. Keskin hatlarıyla ondan miras kalan kutuplaşma zemininde cebelleşip duruyoruz. Oysaki, “Akıl*Iman Sentezi”, laiklikten daha öncelikli bir konuydu, bizim gibi bir ülke için. Sözde ileri görüşlüydü ama, rahmetli bunu göremedi. Görebilseydi iyi bir motivasyon ile çok daha hızlı kalkınacaktı bu ülke ve laiklik daha sağlam temellerde tesis edilecekti.

  15. Bu kolay anlaşılabilecek bir konu değilki. Bu konu yüksek din eğitimi almış dindarlığıyla bilinen kimselerin bile kolayca anlayıp anlayabileceğim bir konu değil.

    Allah’ın iradesiyle insanların iradeleri kesişir mi? gibi ucu sivri sorulara anlaşılır bir cevap vermek gerekir belki?

Comments are closed.