Mursi’nin kaybı ve Mısır.. Türkiye Mısır’ı yeniden kazanmanın bir yolunu bulmalı…

58

Muhammed Mursi Mısır’ın demokratik yöntemle seçilmiş ilk cumhurbaşkanıydı. Makamda bir yılını henüz doldurmuşken (30 Haziran 2012 – 3 Temmuz 2013) hükümetinde savunma bakanlığı görevini teslim ettiği Gen. Abdülfettah el-Sisi’nin düzenlediği askeri darbe ile devrilmişti. O gün bugündür cezaevindeydi ve hakkında açılmış sayısız davalardan yargılanmaktaydı. Dün mahkemede söz aldıktan kısa süre sonra yere yığıldı; götürüldüğü hastanede hayatını kaybetti.

Şehit oldu.

Mısır Arap Dünyası’nın her bakımdan en önemli ülkesidir. Önemi yüzünden de halkının başı bir türlü dertten kurtulamamıştır. Krallığı bir darbeyle deviren askerler (1952) ‘Arap baharı’na kadar devlet yönetimini sıkı bir biçimde kendi ellerinde tutmuş, halka nefes alma özgürlüğü bile tanımamışlardır.

‘Arap baharı’ ile hareketlenen halkın kendi kaderine sahip çıkarak gerçekleştirdiği demokrasi deneyimi, yapılan özgür seçimle Muhammed Mursi‘nin cumhurbaşkanlığına gelmesini sağlamıştı.

El-Sisi darbesi o deneyimi daha en başında boğdu.

Mursi’ye reva görülen muamele

Cezaevinde kötü muamelelere maruz kaldığı, şeker ve tansiyon rahatsızlıkları bulunduğu halde gerekli tedavinin kendisinden esirgendiği, ilaçtan yoksun bırakıldığı biliniyordu. Duruşmalarda kafes arkasında tutuluyor, kendisini savunmasına engeller çıkartılıyordu. Aile fertleriyle ilk kez tam dört yıl sonra görüşmesine izin verilmişti; o da kısa bir süre için…

Pek çok davadan yargılanıyordu, yargılandığı bir davadan idam cezasına çarptırılmıştı. Rejim, cezasının infazı için uygun zamanı bekliyordu.

Reklam

Askeri darbeyle devrilmek yerine, Mursi ve siyaset arkadaşlarına yönetimde kalma kolaylığı sağlansaydı ve Arap Dünyası’nın bu en önemli ülkesi bölgede ‘demokrasi’ örneği haline gelseydi ne olurdu?

Mursi kendisini yönetime taşıyan demokrasiyi gözden çıkarıp bir diktatöre dönüşür müydü?

Deneyim yalnızca bir yıl sürdüğü için bu iki sorunun cevabını vermek artık mümkün değil.

Cevap verilmesini sağlayacak bir süre, Mısır’dan, Mursi ve arkadaşlarından esirgendi.

Mısır’da demokratik yoldan gerçekleşen rejim değişikliği sürecinde Türkiye yanlışlıklara düşülmemesi için bayağı çaba göstermişti. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Kahire’de Mursi ve yönetiminde yer alan kadronun önemli isimleriyle görüşüp onlara Türkiye’deki AK Parti deneyimini aktardığı gibi, o sırada başbakan olan Tayyip Erdoğan da, Kahire’de, ‘demokrasi ve laiklik’ eksenli konuşmalar yaparak yeni yönetime istikamet ayarı vermek istemişti.

‘Arap baharı’nı kışa döndüren askeri darbe sonrasında da, Türkiye, yapılmak istenene en şiddetle karşı çıkan ülke oldu.

Bugün Türkiye ile ilişkileri buzdolabında olan Mısır, ABD ve İsrail’in bölgedeki en yakın müttefiki. Özellikle Donald Trump nezdinde en takdir gören Arap lider o. Beyaz Saray’da iki kez ağırlandı el-Sisi ve Trump onun için her fırsatta “Çok önemli işler yapan büyük cumhurbaşkanı” sıfatını kullanmakta.

ABD, değişik uluslararası kurumların şikayetlerine sebep olan Mısır’daki insan hakları ihlallerine hiç ses çıkarmıyor. Mursi’nin bir zamanlar lideri olduğu ‘Müslüman Kardeşler’ örgütünü, Mısır’daki askeri yönetim ve Körfez’deki bazı ülkeler gibi ‘terör örgütü’ olarak ilan etmeye hazırlanıyor Washington.

Reklam

Bir roman ve etkisi

Galiba Mursi’nin kaybına derinden üzüntüyü İslam Dünyası’nda en fazla duyan ülke de Türkiye.

Bunun anlaşılabilir sebeplerinden biri bir romandır.

Hekimoğlu İsmail’in 50 küsur yıl önce (1967) yazdığı ‘Minyeli Abdullah’ romanı Mısır’da geçer. Aslında roman için öylesine seçilmiş bir yerdir Mısır. O günlerde İslam Dünyası içerisinde yer alan ülkelerin pek çoğunun, romanda tasvir edilen zorlu günleri insanlarına yaşattığı bir gerçektir ve yazar bunu her fırsatta vurgulamıştır.

Minyeli Abdullah’ın kitapçı raflarına çıktığı günlerde Mısır’daki Cemal Abdünnasır yönetimi, Muhammed Mursi gibi Müslüman Kardeşler mensubu olan Prof. Seyyid Kutub’u idam etmişti.

Ülkemizde 50 yıl boyunca en çok satılmış ve okunmuş romanlar sıralamasında ilk sıralarda yer almıştır Minyeli Abdullah

El-Sisi darbesi sonrasında Mısır, muhaliflerin cezaevlerine tıkıldığı, silahlı mücadeleyi kategorik olarak reddetmiş insanları ‘terörist’ olarak yargılayan bir rejime sahip. Yüzlerce, binlerce insan uyduruk iddialarla yargılanıyor. 2014’ten bu yana tam 44 kişi siyasi gerekçelerle idam edildi; yaklaşık 50 kişi daha aynı cezaya çarptırıldı, infazları bekleniyor.

Ne yapılabilir?

Hiç kuşkusuz Türkiye’nin darbeye ve sonrasında başgösteren uygulamalara verdiği tepkiler haklı, ancak sonuç almada o tepkilerin hiçbir etkisi yok. İlişkiler kopuk ve aslında birliktelikleri bölgedeki dengeleri olumlu değiştirebilecek iki ülkenin (Türkiye ve Mısır) arasının kopuk oluşunun kimseye yararı bulunmuyor. Mursi’nin kaybına kadar varan gelişmeler Ankara’nın Mısır üzerinde etkili olabileceği daha esnek bir politik tavrı benimsemesinin doğru olabileceğini düşündürüyor.

Oradan Türkiye’ye ‘düşman’ gözüyle bakılması Arap Dünyası’nın bu en önemli ülkesinin yanlışlarına yeni yanlışlar eklenmesi sonucunu getiriyor.

Mısır’ı yeniden kazanmanın bir yolu bulunmalı.

Allah’tan Muhammed Mursi’ye rahmet diliyorum.

ΩΩΩΩ


58 YORUMLAR

  1. İslamofobi öyle bir hale geldi ki Batı’nın başlamasında rolü olduğu ve desteklediği Arap baharı, Mursi gibi demokratik yolla seçilmiş bir müslüman tarafından desteklenmişse Batı’nın, Mursi yerine darbeci bir diktatör Sisi’yi tercih etmiş olması gözardı edilmemesi gereken ibretlik bir olaydır. Olaylar bir şekilde başlamışsa, menfaat/alaka gruplarının bunları şekillendirmesinde istihbarat örgütlerinin rolü büyüktür. Ortadoğu coğrafyasında istihbarat örgütleri denince bu ülkelerin derin yapılarında yuvalanmış İsrail’in kontrolü dışında olanların her biri idiolojik rakip/düşman görülür. Sisi’yi harekete geçiren örgüt yahudi ilişkili olmamış olsa, Trump onun hakkında; “Mısır’ın İçişlerini-Hukuki durumu bilmem ama, Sisi çok önemli işler yapan büyük cumhurbaşkanı” diyebilir miydi? (Nokta 1).

    İslamofobi kültürel bir yadırganma olarak hafif yolu da olsa ekseriyetle vardı. Ancak, siyasal bir maşa haline gelerek müslümanları dışlayıp hedef tahtasına oturtmasına yönelik pardigma kayması ikiz kulelerin yerle-bir edilme olayı çok net olarak 9/11’e gider ve burada ivme kazanır. Bu hareket dünyanın dolar patronu, bilim ve teknolojinin ana merkezi, para&piyasa tanrısını (ppt) yaratan ve maşa olarak kullanan, nefs üzerindeki başarısıyla meşhur iblisin ortağı ve temsilcisi olarak görülen ABD’ye kafa tutmanın en reaksiyoner sembolüdür (yani, ister istemez böylesine bir algı ve teşhis vardır-Nokta 2).

    Olayda yakınlarını kaybeden binlerce Amerikalı, buna Usame bin Ladin vesile olduğu için Suudilere milyarlarca dolarlık dava açma yoluna gidiyorlardı, sonra n’oldu bilmem. Muhtemelen aynı istihbarat örgütlerinin rolüyle sinekten yağ çıkarma peşinde olan yahudilerin siyasetiyle ABD yönetimi Suudi hanedanının hissettiği bu baskıyı kaldırır gibi yaptı. “Al gülüm, ver gülüm” hesabıyla neticede Mohamed bin Selman’ın dostluğunu kazandı. O da bundan cesaret alarak Cemal Kaşıkçı’yı öldürtmekle (Murderer bin Selman) versiyonu MBS’liğini isbat etmiş oldu. (Nokta 3).

    Nokta 1, nokta 2 ve nokta 3de değinilen özellikler kendi aralarında sebep sonuç ilişkilerini de barındıran hususlardır Taraflar arasında iyi bir iletişim kurulması dünyada mevcut sorunların büyümemesi ve hatta halledilmesi konusuna yardımcı olacaktır. Türkiye bunu layıkıyla yapabilecek kapasite gösterebilir mi? Mevcut manzaraya bakarsak bu biraz zor gibi. Herhalükarda, İslam’ı layıkıyla anlamaya ve bunu Batı’ya anlatmaya ihtiyaç büyük. Bunun da en etkin yolu “Akıl*İman Sentezi”!….

  2. Dr. Mursiye Allah Rahmet eylesin, mekani cennet olsun, Ailesine Allah sabirlar versın.
    Bence Sisi maşa, ve yaptığı işleriın hic birisi onun fikri değil, çünkü Müsluman Kardeşleri! Başta Saudi Arabistan olmak üzere genelde Arap alemi ve ülkeleri onlari Müslümanligini kabul etmiyorlar ve sevmiyorlar.
    Nedenine gelince! M Kardeşlerin gerçek islami yaşaması.
    Geneldede hepsi tahsilli ve Kurani iyi anlayip hayatlarina rehper etmeleri.

    Bunların Misir gibi medeniyetlerin yataği ve Arap aleminin moderin ülkesinde ihtidar olması nedeni ile diğer, Araplar olsun Afrikali Müslümanlar olsun onlari adate düşman ilan etmisler ve o gözlede görüyorlar.

    Hatirlarsaniz Askerler (Sisi) Rahmetli Mürsiye istifa ver yoksa darbe yapacağiz
    diye defalarca ikaz ettiler, o zaman Dünyadaki bazı islam liderleri F Gulende dahil, Mürsinin Istifa etmesi hem M Kardesler için hemde Mısir için daha iyi olacağini tevsiye etmişlerdiler.

    Fakat bizim dünya liderimiz dünyayi ve Misiri özeliklede Arap alemini iyi tanidiği için “biz arkandayız! İstifa etme” demişti.

    Not: Ne yalan söyleyeyim o zamanlar ben Erdoğani yukardaki tarif ettiğim gibi biliyordum ve destekliyordum.
    Mursiye Tavsiye eden, hatta bazılarida istifa etmesi için baski yapan din alimlerinide kiziyordum.

    Ben Misirdaki olaylari Müslüman Kardeşlerden olan komşum ve diger arkadaşlarim vasitasi ile birinci elden takip ediyordum.
    Konşumun evinde Misir la birlikte bütun Arap Televiziyonlarini uydudan izliyorduk.
    Yukarda yazdiklarimin kaynaği Arap kanallarinda yapilan tartişma programlarindan dinladiklerim.
    Yanilmiyorsam El Cezire ve bazi Arap kanallaride Mürsi lehine yayin yapiyordular genelde El Cezire bayağ destekliyordu.

    Zalimler, iki yüzlüler ve iftiracılarin bu dunyada ahirettede sonlari felakettir.
    Mursi, Seyyit Kutup ve onlar gibileride
    Mertebelerin en yükseği olan Şehitliğe nail olurlar.

    Henuz değerli yorumcularin yorumlarini okuyamadim.
    Bakalim yorumcular ne gibi bilgiler paylaşmışlar.

  3. Yahya özal gibi HAKİKATA gözü ve kalbi kapalı, SIĞ tarih ve din bilgisi sahiblerine ;

    Bu yorumcumuz sadece, internetten o bahsettiğim kişilerin hayatına bir nebze göz atarsa,
    dünyada ne kadar da göz kamaştırcı, şarlatan, Müslüman ahmakları kandırmıya çalışan ne DEMOKRAT Ülkeler bulunduğunu belki bir nebze anlar, eğer, şartlandırılmış teslimiyetçilikten kurtulursa tabii.
    Demokrat Ülke diye bu yurttaşımıza Yutturulan üç Ülkeden sıcağı sıcağına 3 örnek aktarmak
    istiyorum :
    – Demokrat Fransa’da doğmuş, meşhur olmuş Eski UEFA Başkanı PLATİNİ RÜŞVET ve
    Yolsuzluktan bugün TUTUKLANMIŞ. (Bu da bir özgürlük değil mi ? Ne Özgürlüğü ?)
    – CHP’li İstanbul BELEDİYE Başkan ADAYI Ekrem İmamoğlu, ÜÇLÜ Konuşmaya çıkmadan
    Önce , Oturum Yöneticisi (Moderatör) ile GİZLCE Görüşme yapmış. (Benzer bir baskını da
    İsmail Küçükkaya eski Beylikdüzü Kaymakamlarından birine iftara edeyim, derken yemiş,
    Kaymakamdan yalvar-yakar AMAN dilemişti.
    – Sözüm ona DEMOKRAT Batılıların DARBECİ diyemediği SİSİ (kimin iti, sizce ?) doğru-yanlış
    Mahkum edilmiş bir ölünün CESEDİNİ bile ailesinden, sevdiklerinden esirgemiş, alelacele,
    sessiz – sedasız gömdürmüş. (Batılı DEMOKRATLARIN ise sesine inme inmiş, kıran girmiş).

    Yakın tarih bile, Müslüman avına çıkmış bu sahte DEMOKRATların nice OYUNLARI ile
    doludur. Daha geçmişlere gitmiye, Türkiyeden örnekler vermiye lüzüm yok. Kör olmamak veya karşıdakileri, ENAYİ sanmamak gerekir.
    Emevilerden Ömer İbnü Abdülaziz, Harun Reşit, Selçuklular dönemi, Karahanlılar, Osmanlılar (Osman ve Orhan Gazi dönemleri …… say sayabildiğince).
    Türk ve İslam Devletleri alabildiğince, hürriyet ve adalet dağıtırken, İslam Peygamberi İNSAN HAKLARI deklarasyonunu yayınlarken, senin DEMOKRAT ! BATILILAR daha 50-100 sene öncesine kadar NAL yahut MAZLUM KELLESİ topluyordu, bugün – bilhassa masum AFRİKADA – olduğu gibi.
    Keza, DEMOKRAT Türkiye Cumhuriyeti her 10 yılda bir SEÇİLMİŞ Başbakanların Kellesini istiyordu, Tayyip bey gelene kadar (Yiğidi öldür, hakkını inkar etme, demişler)
    Şartlandırılmış, cehl-i mürekkep olmamak için benim bugünkü yorumumu ve bahsettiğim olayları kişilerin hayatını, lütfen, yeniden okuyun. Peşin hükümlülükten, şartlandırılmışlıktan da kurtulun. Gerçekten akılcı olun ki, gerçekleri göresiniz. Peşin hükümle BATI çamuru atarak – şişirilmiş ilk okul bilgileri ile bir yere varamazsınız. Tayyip beye dediğim gibi ; ” HAKİKİ, Kitabi İSLAM her türlü Demokratik PİSLİKTEN münezzehtir “. Anlıyan, öğrenen İDRAK ve İMAN sahibi gerek. Batılıların Mahalle BASKISINDAN kurtulun, aydınlanın, okuyun, araştırın, gerçekleri görün lütfen.

    • – Eski UEFA Başkanı Platini’nin tutuklanması, ‘Batı demokrasisi’ adına kötü değil olumlu bir örnek.
      – İsmail Küçükkaya AKP ve CHP yetkilileri arasında varılan uzlaşmaya göre, B.Yıldırım ve E.İmamoğlu’nun her ikisinin kendisine/vekillerine program hakkında temel bilgileri (soruları değil) doğrudan vermiş.
      – Mursi’nin cenazesi Kahire yakınlarında defnedilmiş ve ailesi de katılmış.
      – Yahya Özal’ın yorumunda ‘İslam’ yerine ‘Geleneksel İslam’ yazmak kaydıyla yanlış bir şey yok.

      Doğu=İyi , Batı=Kötü formülasyonu gerçekçi değil. Böyle bir yaklaşım, dünyada gerçekte neler olduğunu anlamaya engel oluyor.

  4. Merhum Muhammed Mursi oldukça eğitimli bir insandı. Kahire Üniversitesi Mühendislik Fakültesi’nden mezun olmuştur. Yine Kahire Üniversitesi’nde yüksek lisansını, South California Üniversitesi’nde ise doktorasını tamamlamıştır. Akademik kariyerini sürdürerek California Üniversitesi’nde ‘Yrd.Doçent’ olmuştur. El Zekazik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi’nde Malzeme Mühendisliği Bölümü Başkanlığı yapmıştır.

    Mursi bu kariyeri ile, ‘arap baharı’ sonrası devrilen Hüsnü Mübarek’ten sonra modern bir Mısır yaratmak için öncü olabilirdi. Fakat ‘Müslüman Kardeşler’ örgütü ile tam bir bağlantı içinde siyasete atılması yanlış bir tercih olmuştu. Böyle yapmasaydı da onların ve toplumun diğer kesimlerinin çoğunun desteğini alabilirdi.

    2012’de yapılan Mısır seçim sonuçları Türkiye’de yeterince doğru bilinmiyor. İlk turda hiçbir aday yarıyı geçemedi. İkinci turda katılım oranının yüzde 51,8 olarak gerçekleştiği seçimde, Muhammed Mursi geçerli oyların yüzde 51,3’ünü alarak cumhurbaşkanı seçildi. Eski rejimin son başbakanı Ahmet Şefik ise yüzde 48,7 oranında oy aldı.

    Mursi bu durumda toplumsal uzlaşmaya önem vermesi gerekiyordu. Fakat o acele ederek hayalindeki Mısır’ı bir an önce yaratmak istedi. 22 Kasım 2012 tarihinde Mursi’nin yürürlüğe koyduğu 234 maddeden oluşan yeni anayasayı 15 Aralık 2012 tarihinde halk oylamasına sunacağını açıklamasının ardından ülkede siyasi gerilim tırmanmıştır. Yeni anayasada bu gerginliğe sebep olan iki önemli madde vardı. Bunlar anayasanın 2. maddesi olan “Devletin dini İslam’dır, resmi dili Arapça’dır, yasamanın temel kaynağı İslam hukukunun ilkeleridir” maddesidir. Diğeri ise 6. madde olan “Cumhurbaşkanının devrimin, milli birliğin ya da milli güvenliğin sağlanması ve korunması için gerekli gördüğü tüm tedbirleri almakla yetkilendirilmesi” maddesidir. Anayasa referandumuna katılım oranı %32 düzeyinde kalmış ve çıkan evet oyu %63,8’dir. Bunun üzerine Mısır’da malum toplumsal olaylar başlamış ve bu süreç Abdülfettah es-Sisi’nin darbesi ile son bulmuştur.

    Bu arada önceki Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’in yargılanması sırasında mahkemede tel örgüler arasında tutulduğunu da hatırlamak gerekir. Daha sonra aynı muamele Mursi’ye de uygulanmıştı. Yani Mısır’ın hikayesi üç aşağı beş yukarı bu minval üzere devam eder gider.

    Müslüman Kardeşler (İhvan-ı Müslimin) hareketi sosyal dayanışma alanında başarılı bir hareketti. Fakat doğrudan siyasete karışmak istediklerinde sonuçları tüm Arap ülkelerinde olumsuz oluyor. Türkiye’deki benzerleri için de aynı şeyleri söylemek mümkün. Zira İslamın sosyali olabilir fakat siyasalı olmuyor. Siyasal İslam kavramı bizatihi Kitab’a aykırı çünkü. Kimi siyasetçiler Müslüman ve dindar olabilir, fakat siyasetin kendisi seküler alanda yapılır. Dini siyasete alet etmek, ordunun darbe yapmasından daha ahlaksız ve daha yıkıcı sonuçları olan bir davranıştır.

    Merhum Mursi’ye Allah rahmet eylesin, yakınlarına ve sevenlerine de baş sağlığı dilerim.

  5. Mursi muhakkak ki iyi bir insandı…
    Ama kötü bir siyasetçi olduğu ortada…
    Kendisine darbe yapan Sİsi yi Genelkurmay Başkanı yapmıştı hatırlarsanız.
    Demek ki yola kiminle çıkılacağını bilememiş.
    Bir de eğer perde önünde elinde Kuran, Batıya ve ABD ye sallarken, perde arkasında ABD ve Batı ile aşna fişna yapmasını becerebilseydi başına bunlar gelmezdi.
    Kötüler zor ölür, iyiler çabuk ölür
    Allah rahmet eylesin.
    İyi insan olarak öldüğü için yeri cennettir.

  6. MURSİ şehit mi oldu mursi ye yapılam muamele çokmu köyüydü Alllah Allah bunlarıda mı duyacaktın. Mursi senin gibi riyakar insanların rhmat dilemesine kalmadı.haksızlık karşısında susan adamların istel ve dilekleride basit bir yalandır

  7. İslam dünyası hissiyatını değil aklını kullanmalıdır. Selefi hissiyatı değil maturidi akla ihtiyaç vardır. Batı bizim hissiyatımızı kullanarak her istediğini yaptırmaktadır.

  8. İslam Dünyasının bir tek şeye ihtiyacı var .Hislerini değil aklını kullanması SElefi hissiyata değil Maturidi Akla ihtiyaç var.BAtı bizi Hisleriyle Değil akli ile bu hale getiriyor .Gersi böş laf Hisler galeyana getirilince akıl gidiyor

  9. DÜNYADA ZALİMLER DE BİR GÜN ÖLÜR.
    Adalet bu olsa gerek.
    Her fani ölümü tadacaktır.
    Bazıları erken bazıları geç öder ,ölüm borcunu.
    Tavizsiz işleyen ve şimdiye kadar hiç aksamayan adalet işte bu.
    Dünyada ne olursan ol, bir gün ölümü tadacaksın.
    En fazla bir asırlık bir dilim içinde ne yaparsan yap.
    Her şey geçici .
    Zalimler ve mazlumlar.
    Aslında nasıl maddenin sakınımı varsa (hiç bir madde vardan yok,yoktan var edilemez)
    insanlarda dünyadan alacakları haz veya görecekleri sıkıntıda sabittir değiştirilemez.
    Zevklerin tatmin edildikçe körelmesi.
    Acılara alışma.
    Dünyadan nice zalimler geçti ve onların mağdur ettiği mazlumlar.
    Bizde yarının ölüleri olacağımıza göre ,kimin yerinde olmak isteriz.
    Zaman çok çabuk bitecektir.
    Kaçınılmaz son hepimizi bekliyor.
    Herkes en geç yüzyıl içinde ölmüş olacak.
    Hiç kimse acı çekmek istemez,ancak zalim olmaktansa; acı çekmek belki daha az acı verici olacaktır.
    Dünyadaki rol unu kötü bir şekilde tüketenler ne kadar da talihsiz olduklarını anlayacakları an çok uzak değildir.
    MURSİ DE SEYYİD KUTUB GİBİ ZULÜM GÖRENLER KERVANINA KATILDI VE VAZİFESİNİ BİTİRDİ.
    YA ŞİMDİ DÜNYADA OLMAYAN NASIR IN KERVANINA KATILAN SİSİ İÇİN GELECEK NE KADAR SÜRECEK.
    O DA ZALİMLER KERVANINA KATILIP BURADAN AYRILACAK.
    HANGİSİNİN YERİNDE OLMAK İSTERİZ ACABA?

  10. İslam her bakımdan demokrasiden uzaktır. İslamın demokrasi ile uyuşabildiği tek örnek 1923-2002 Türkiye’sidir. Allah adına hareket ettiklerini söyleyen ve buna uyulmasını isteyen siyasal islamcılar her zaman çuvallamışlardır, çuvallayacaklardır. Yeryüzünde sorunlarını azaltmış, hakça paylaşımı sağlamış, insan haklarına uyulan, adaletli, diğer ülkelerce saygı duyulan tek bir islam devleti yoktur. KRAL ÇIPLAK!!!

    • Ya Yahya! bugün dediğin gibi tek bir İslam ülkesi olmadığı için sen hayıflanıyor musun, yoksa bu hoşuna mı gidiyor? Durum hoşuna gidiyorsa keyfine bak hayatını yaşa, daha ne istiyorsun! İşin gerçeği, buna üzülüyorsan o zaman takkeni önüne al aynaya bak, gerçekten “kral çıplak” mı?

      1923-2002 döneminin başlangıcında çuvallanıp hata üstüne hata yapıdığı için neticede Dünyada iyi bir örnek olamadık. Askeri bilgisi ayrı konu. M.Kemal Paşa, okuryazarlığı-bilgi toplumu olmayı alfabeye bağlamakla, her alanda gelişeceğimizi sanmakla feci yanılmış. Yanılgısı onunla da sınırlı değil ki… Latin harflerine geçişle toplum yapısı müsaitken Kuran’ı anlama seferberliği başlatılmış olsaydı bunun o zamanki toplumun motivasyonuna büyük etkisi olur, birlik beraberlik içersinde sinerjiyle çalışma ve gelişme konusunda motor teşkil edebilirdi.

      Yani, bileşenleriyle hasbel kader ayrı ayrı bir tanışıklık olduğu için, “akıl-iman sentezi”ne dayalı bir başlangıcın o döneme damgasını vurmuş olması beklenirdi (olmaması vahim bir hata!). Bu şekilde bir geçişle bir taşla bir kaç kuş vurulmuş olabilirdi. O süreçte gelişmiş bir ülke olmuş olabilirdik. Ancak olmadı. O zamana ait yanılgı ve zanlar niyeti bozuk CHP eliyle yönetime eşlik etti. 2000’den sonra AKP gibi bir partinin ortaya çıkmasının sebebi o işaret ettiğin dönemde start almış zihniyettir.

      • Kuran’ı anlama seferberliğini Osmanlı 600 yılda yapamamış da M.K.Atatürk’ten 15 yılda yapmasını bekliyorsun. 1927’de okuma-yazma oranı %10 ve henüz harf inkilabı yapılmamış. Size tavsiyem magazin tarihçilerini takip etmek yerine akademik makalelere yönelin. 1923-1950 tek parti döneminde bazı hatalar yapıldığı şüphesiz ki doğrudur. Fakat Türkiye o zaman ve bugün en ileri İslam ülkesi ise bunu pek eleştirdiğiniz o dönemin doğrularına borçludur. Vefasızlık yapıyorsunuz ve bu size yakışmıyor.

        • Kuran’ı anlama seferberliğini başlatmama,okuryazarlık oranı vs.vs.Osmanlıya getirilen eleştirilere katılmamak mümkün değil.Ancak unutmamak gerekir ki,Osmanlı da kendi döneminin en gelişmiş müslüman devletiydi!

          Hatta yükselme ve duraklama dönemlerinde dünyanın en müreffeh ,en ileri devleti ve toplumuydu.Sonrası malum…
          Şu var ki Osmanlı’nın da miadı dolmuştu ve ölümü kaçınılmazdı.O süreci uzatma hatta canlandırma çabaları da yine çok iyi biliyoruz ki Osmanlı zamanında başlamıştı,Cumhuriyetle başlayan yenilikler de o başlayan sürecin bir devamıydı…Ne var ki bu değişiklikler asıl olarak harf inkilabı ,kılık kıyafet gibi şekil unsurlarında yoğun oldu…Bunları sadece hatırlatmak için söyledim,yoksa yazdıklarınızdan bunların çok ötesini bildiklerinizden eminim.Siz olaylara çok yönlü bakan,her dönemin hatasının,sevabının hakkını veren bir insansınız.

          Ama maalesef Yahya bey için aynı şeyi söyleyemeyeceğim .Ya çok bilgisizce ya da hususen tahrik amaçlı ajitasyonlar yapıyor.Böyle yapmakla da sadece ayıp ediyor,başka değil.Her dönemin iyisini,kötüsünü objektif bakış açısıyla ortaya koymak,sorun dindeymiş gibi de göstermemek lazım( Yahya bey için söyledim).

          Sonuç olarak;Cumhuriyetin problemleri ve dolayısıyla şimdinin problemleri Osmanlı’dan bizlere miras kalmıştır.Osmanlı da elbet mükemmel değildi,zaten zamana ayak uyduramadığı için de tarihe karışıp gitti.Problemlerin kaynağı ise Kuran değildir;Yahya bey gibiler bunu ima ediyorlar…Esas problem kaynağı ise Kuran’ı anlamamak,anlamaya çalışmamak,eğitim kurumlarının ve anlayışının zamana ayak uyduramaması,dolayısıyla cehalet ve bundan ötürü ilimde -teknolojide geri kalmak,fakirleşip birbirine düşmek,geri kaldığını hissetmeye başladığında da batı karşısında aşağılık kompleksine kapılıp,böyle de devam edip gitmektir.

          Mursi’ ye de Allah’tan rahmet diliyorum,mekanı cennet olsun…

          • Allah’ın bildiğimiz iki Kitab’ı vardır : i) Kainat Kitabı, ii) Kutsal Kitaplar (orijinal olan Kuran). Neden yalnızca Kuran’dan bahsediyoruz ? Kainat da Allah’ın bir Kitabıdır ve Fen Bilimleri/Matematik ile okunur. Ayrıca İslam dünyasında hakim olan ‘Kuran dini’ değil ‘Rivayet/uydurulmuş hadisler ve fetvalar’ dinidir. Birçok kişi bu ayrımın farkında olmadan yaşanan olumsuzlukları Kuran’a ve İslam’a mal ediyor. Fakat sözüm ona Din’e sahip çıkanlar da bu ayrıma dikkat etmiyor.

          • Neden Kuran üzerinde duruyoruz, çünkü o diğerlerinden de bilgi veren ve aynı Kaynak’tan gelen son kitap. Diğerlerine de göz gezdirilebilir. Keşke diğer din mensupları Kuran’a biraz ilgi gösterebilseydi. Müslümanların Kuran ve Kainat Kitabını da aynı saygı ve sadakatle okuyup anlaması “akıl*iman sentezi” gereğidir. Zatan Kuran da bunu tavsiye ediyor.

        • Sn F.K.T., Karar’da bir yazar Milli Eğitim konusuna, bu arada alfabenin etkisi konusuna girince orada girdiğim gibi konuya burada da girdim. Oradaki bilgiye göre “Mustafa Kemal Paşa 1928’de Sarayburnu konuşmasında bütün milletin en fazla on-on beş yıl içinde okur yazar olacağını söylemiş; (Latin harfleri sayesinde). Harf inkılabından on yıl sonra vefat ettiğinde, okur yazarlık oranı yüzde yirmilerde” imiş, ancak! (yanılgı, hem de ne yanılgı!).

          Döneminin önemli gücü (İslam ülkesi!) Osmanlı bu konuda hatalı, kabul. Ancak neyin ne olduğunu anladığında iş işten geçmişti malesef. Artık bütün çabası hayatta kalabilme mücadelesi içinde geçti. Osmanlının başına örülmedik çoraplar örülürken böyle şeyler beklemezdi.

          M.K.Atatürk devri fırsatlarla dolu farklı bir devir. Alfabeyi değiştiriyor, Kuran’ın Türkçeye çevirtiyor. Gayet güzel ama, bunlar laf olsun diye mi yapılmış? Tam bu aşamada, “Kuran’ı anlama işi”ne önayak olmasını beklerdim. Bu şekilde Anadoluya yeni bir ruh gelirdi. Herkes, okuryazarlık konusunda çok daha iyi motive olurdu. AB diyarında sanayi devrimi devam ediyorken, bu motivasyon sıcak sıcağına bilim ve teknoloji hamlesi haline bile getirilebilirdi (çünkü aksi bir şey olmadığı gibi, bilim-teknoloji konusuna faydalı iş üretmeğe teşvik var Kur’anda-Fırsat olursa ilerde ayrıntılara girilebilir). Bilim-teknolojinin ne olduğunu bilen biri olarak bu görüşümde ısrarlıyım. Bunun için onun bunun yazdığı magazin tarihe ihtiyaç yok.

          Netice olarak; “Bu işi Osmanlı anlayarak ve layıkıyla yapamadı, biz başarmalıyız” şeklinde önderlikte bulunsaydı muazzam bir hizmet olurdu. İşte o zaman tam anlamıyla tepeden tırnağa bir devrim olmuş olurdu. Hataları sorgulamak vefasızlık değil, gelecek için bir ümittir.

          • Osmanlı 600 yılda %8 okuma-yazma öğretebilmiş. Cumhuriyet 10 yılda 2 katına çıkarmış ve siz bunu yetersiz buluyorsunuz.
            1928 Sarayburnu konuşmasında Devlet ricalinin 1-2 sene içersinde yeni harfleri öğreneceği var, fakat bütün milletin 10-15 yılda okur yazar olacağı diye bir şey yok.
            Osmanlıyı da Cumhuriyet dönemini de yere batırmaya veya göklere çıkarmaya gerek yok. Gerçekleri görelim ve kabul edelim yeter. M.K. Atatürk ağır hastayı iyileştirmek için acıtıcı tedavi yöntemleri uygulamış ve sonuç da almıştır. (Dücane Cündioğlu)

          • Sn F.K.T.; Osmanlı o dönemde ekseriyet gibi sırtını askerliğe dayamış bir devlet ve inancından emin bir İslam ülkesi. Askerliğin en etken özellik olduğu tek devlet de değil tarihimizde. Okuma-yazma hedeflerinin geri kalmasının sebebi bu özellikle ilgili (Timur’un gücü kuvveti okur-yazarlığından mı geliyordu, bir söylesenize!). Dücane Cündioğlu kaynak konusunu benim değindiğim kaynak ile karşılaştırıp doğru neyse altı çizilsin ve tarihteki yerini alsın. Hiç bir şey saklı kıpıklı kalmasın. Gerçekleri görüp kabul etme konusu önemli. Birileri bana “hasta” dedi diye hastalığı kabul edecek değilim (bize karşı bu tabiri ilk kullanan Rus Çarı Nikolas. Savaşa girerken rakibine psikolojik üstünlük ifade eden bir terim icad edeceği beklenemezdi zaten).

            Siz hasta değil “ağır hasta” tabiri kullanıyorsunuz. Oysa ki o dönemde savaştan başarıyla çıkılmış olunmakla hayati tehlike atlatılmıştı. Ayağa kalkmağa, motivasyona ihtiyacı vardı. Bunun ilacı “acıtıcı ilaç” değil, “akıl*iman sentezi”. Çünkü Kuran’ı anlamanın en iyi yolu. Toplum savaşın kazanılmasında büyük önemi olan şehitliğe iman etmiş bir toplum. Bu özelliği ile pozitif anlamda güdümlemeye işlemeye çok müsait. Okur-yazarlık seferberliği tabii ki önemli.

            Latin abc’ye geçilmiş, müslüman ekseriyet için Kuran’ı anlamak gibi manevi bir amaç okur-yazarlığın artması için de muazzam bir motivasyon olacaktı. Bunu nasıl görememiş, M.K. Atatürk? İçerik olarak baksan Kuran zaten çalışıp faydalı iş üretme, eşyanın tabiatı-bilim konularına işaret eden ilahi bir kaynak. Bizim gibi köklü bir toplum için, kendi başımıza buyruk bir “Akıl”cılık tan önce “Akıl*İman Sentezi” çok daha pürüzsüz, düzgün ve şık bir geçiş olurdu. Bu da hızlı kalkınmamız için gerekli ve yeterli aktivasyon enerjisini daha o dönemde sağlamış olurdu. Bunu anlamak niye bu kadar zor ki?

            Bi şeycik demediğiniz Yahya Özal’ın burada provokatör gibi 1923-2002 dönemine girmesi konuyu bu noktaya getirdi. 1923-1950 dönemi CHP dönemi, yapılan hatalar olduğunu kabul ediyorsunuz. Üstünde durduğum vahim hata da bunların arasında değilse, en büyüklerinden biri olarak hatalar listesinde yerini almalı.

          • Sn FKT, birşey yazıp ‘gönder’e bastım ama gitti mi gitmedi mi emin değilim. Gerçekleri görüp kabul etme konusu önemli. Birileri bana “hasta” dedi diye hastalığı kabul edecek değilim (bize karşı bu tabiri ilk kullanan Rus Çarı Nikolas. Savaşa girerken rakibine psikolojik üstünlük ifade eden bir terim icad edeceği beklenemezdi zaten). Siz hasta değil “ağır hasta” tabiri kullanıyorsunuz. Oysa ki o dönemde savaştan başarıyla çıkılmış olunmakla hayati tehlike atlatılmıştı. Ayağa kalkmağa, motivasyona ihtiyacı vardı. İşte, bunun için “akıl*iman sentezi” gerekiyordu. Bu Kuran’ı anlamanın en iyi yolu. Toplum savaşın kazanılmasında büyük önemi olan şehitliğe iman etmiş bir toplum. Bu özelliği ile pozitif anlamda güdümlemeye işlemeye çok müsait. Okur-yazarlık seferberliği önemli.

            Latin abc’ye geçilmiş, müslüman ekseriyet için Kuran’ı anlamak gibi manevi bir amaç okur-yazarlığın artması için de muazzam bir motivasyon olacaktı. Bunu nasıl görememiş, M.K. Atatürk? İçerik olarak baksan Kuran zaten çalışıp faydalı iş üretme, eşyanın tabiatı-bilim konularına işaret eden ilahi bir kaynak. Bizim gibi köklü bir toplum için, kendi başımıza buyruk bir “Akıl”cılık tan önce “Akıl*İman Sentezi” çok daha pürüzsüz, düzgün ve şık bir geçiş olurdu. Bu da hızlı kalkınmamız için gerekli ve yeterli aktivasyon enerjisini daha o dönemde sağlamış olurdu. Bunu anlamak niye bu kadar zor ki?

            Sn Yahya Özal’ın 1923-2002 dönemine girmesi konuyu bu noktaya getirdi. 1923-1950 döneminde yapılan hatalar olduğunu kabul ediyorsunuz. Üstünde durduğum vahim hata da bunların arasında değilse, en büyüklerinden biri olarak hatalar listesinde yerini almalı, bence.

          • Sayın özal; tamam kral çıplaksa çıplaktır ama gösteren değil bakan utansın yani bilader..:)

  11. Sayı olarak nerdeyse – azınlıkları da sayarsak – 100’e yakın İslam Ülkesi var. Fakat, bunların büyük bir kısmı daha 40-50 sene öncesine kadar BATILI HAYDUTLARIN (inek çobanlarının) SÖMÜRDÜĞÜ
    bağımlı ülkeler halinde idi. Epeycesi de, zaten, yeni yeni müslümün olmuştu. Bağımsız olanların da Yöneticileri Batılıların emir kulu (uşağı). Bu yüzden İslam Ülkelerinin Müslümanlarını – acizliğini görüp – fazla da yadırgamamak lazım. Kendi şartları içindedeğerlemek gerekir.
    Batılılar İslam Ülkelerinin TEK HAMİSİ durumunda gördükleri OSMANLI Devletinin de BELİNİ kırdıktan sonra BATILI ve Doğulu GAVURLAR hep birlikte tam bir serbestiye-keyfiliğe kavuştular.

    Demokrasi, Özgürlük, laiklik kelimeleri İslam Ülkelerini çözmek ve esirliğe,kültürel köleliğe mahkum etmek ve geriden emir kulu idarecilerle yönetmek, altetmek için uydurdukları tatlı kelimelerdir.
    Dikkatlice bakıldığında, Batılıların demokrasileri mi, krallıkları, dikdatörlükleri mi desteklediği, yoksa menfaatine, işine geleni mi desteklediği kolayca anlaşılır.
    Şair : ” Kanun kanun diyerek, nice Kanunlar çiğnendi “, diyor ; gerek o Ülkelerde, gerekse, bu ülkede
    Batılı EMPERYALİSTLERİ anlamak, köleleştirdikleri SİYAHlara yaptıkları muameleleri, ZÜLÜMLERİ anlamak için Rosa Park, Elia Muhammed, Malcolm X, Martin Luter KİNG ve Mehmet Ali Clay’e yaptıkları
    ihanetleri, katil olaylarını, her türlü alçaklıklarını okuyup, iyice anlamak ve kavramak lazımdır.
    Bu meyanda gerçeklere dayalı “Minyeli Abdullah “romanını, İngiliz casusu “Lavrence” in Hayat
    serüvenini, Prof. Seyit Kutub’un ” Amerika Hatıralarını” iyiden iyiye okumak gerekir, Batılı dostları anlamak için. Benim bilmediğim daha nice eserler de vardır muhakkak.
    Birinci Cihan Harsinde ; İngiliz ve Fransızlarla Hindistan, Yemen ve Trablus cephelerinde çarpışanların
    hatıralarını dinlemek ve okumak elzemdir.
    Batılılar silah gücü ile dünyaya kan kusturuyor. Allah korkusu ve terbiyesi olmayınca, ğerisi boş.
    Bir müslüman Milletin evladı, durduk yere mi komünist oluyor ? Onları bu yanlışa sürükliyen
    olaylar ve alçaklar kim ? Şimdi de, kafaları iyice karıştırıp İŞİD- YPG türü terör yuvalarına terörist sağlıyorlar.
    Müslümana ölümlerden ölüm beğen, diyorlar. Müslüman artık, okumalı, dini, tarihini, dünyayı tanımalı, uyanmalı, ülkesine hizmet etmeli
    Mısır da, Birleşik Arap Emirlikleri, eski İran, Irak gibi Batılı sömürgecilerin KEYİF SÜRDÜĞÜ, sömürdüğü ülkelerden bir diğeridir. Kutub, Mursi gibi Prof olmuş, fakat, Vatanını ve örfünü unutmamış
    Vatan Evlatları Ekonomik, kültürel. siyasal yönden Ülkelerini korumuya çalışan fedakarlar olduğu için
    binbir türlü Batılı yalanlarla halkının gözünden düşürülmiye çalışılan yurtseverlerdir.

    Bizler de uyanık olmalıyız, insanın ırzına çaktırmadan ! tecavüz eden bu BATILILARA karşı.
    Ne demiş adam ; ” CİA seni kullanır, kullanıldığının farkına bile varmazsın “.

    Mursi’ye, bilvesile, Vatanı için can veren nice şehidimize Allah’tan rahmet diliyelim

  12. Mısır siyasi tarihinin ilk seçilmiş cumhurbaşkanı olan,hem demokrasinin hem de özgürlüğün simgesi olan Muhammed Mursi unutulmaz sözleri…..

    Gövdemi hapsetseniz de kalbimle taşlayacağım sizi,bundan sonra eve dönüşüm olmasa da gidecek bir cennetim var.Beni belki zaferlerle gömecekler lakin sizi ahımın ordusu devirecek ! Allah yaşadıklarımı mazlum halkıma da zalimlere de unutturmasın….
    Mısırlılar, darbeye barışçıl şekilde direnmelidir.

    Bizi toprağa gömdüler. Fakat tohum olduğumuzu bilmiyorlardı.

    Ben Mısır’ın meşru cumhurbaşkanıyım ve sizin meşruiyetinizi tanımıyorum.

    Düşmanlarım bana ne yapabilirler ki, ben cenneti yüreğimde taşıyorum, öldürülmem şehadettir.

    Bu haklarımızın bedeli için benim kanım akacaksa ben bu kurbanı vermeye hazırım. Allah her şeye kadirdir.

    Herkes bilir ki Mursi koltuk peşinde makam peşinde olmaz. Beni halk seçti ve sorumluluklarımın bilincindeyim.
    Ben seçilmiş cumhurbaşkanıyım. Seçime saygı duyulması gerekir. Anayasa hala yürürlüktedir. Ona saygı göstermemiz gerekir.

    Hücreme Kuranı Kerim’in girmesini yasakladılar ama onu 30 yıl önce ezberlediğimi unuttular ve ona dokunabilmeyi çok isterim..

    Mısır’ın özgür halkına benden selam söyleyin. Onlara deyin ki, Mursi sonuna kadar direnecek. Dinimi dünyalığa satmayacağım.

    Ülkemin güvenliği ve selameti için benimle mezara gidecek sırlarım var.(Vefatından önceki son sözlerinden)

    “Hiçbir zaman haksızlığa boyun eğmeyin. Hiçbir zaman alçalıp boyun eğmeyin. Vatanımızdan, hukukumuzdan, haklarımızın ve dinimizden en ufak taviz vermeyin.”

    Kur’an bizim anayasamızdır,

    Resul bizim liderimizdir.

    Cihad bizim yolumuzdur.

    Allah yolunda ŞEHİD olmak en büyük arzumuzdur.

    Yaptığımız her amelin gayesi Allah içindir.

    Bir kere daha Allah rahmet eylesin…Fravunlar için zalimler için Yaşasın Cehennem…

  13. Suriye devlet baskanini ailesiyle birlikte kardesim diye karsilayip onlarin kendilerini bize acmalarina yol acip sonra onlari cakallarin kurtlarin (kurtlar vadisinin suriyeyle olan bolumlerini iyi izleyin) ve kopek baliklarinin onune atanlar ve Mursi ve arkasindaki hareketi destekliyormus gibi yapip ortadogu projesinin bas aktorlugune gecenlerle ulkemizde gercek muslumanlari, erdemlileri ve vatanperverleri miletperverleri feto tezgahiyla ezenler ayni gruplardir ve bunlara destek veren, ses etmeyen, bana dokunmayan yilan bin yil yasasin diyen, menfaatinden baska bir sey dusunmeyen, zalime boyun egen, hakka karsi gelen, namusunu iki paralik hale getiren … nereden turedigi belli olmayan toplumun ekseriyetidir. hepsinin alnina ve ellerine bu olumler ve zulumler yapismistir ve bunun acisi hepimize dokunarak cikacaktir. Allah Mursi ve diger hayatini kaybedenlere Rahmet etsin ve bizlerede aciyarak merhamet etsin.

  14. Allah rahmet eylesin Mursi ye.
    ancak;
    darbe esnasında türkiyeyi yönetenler müslüman kardeşleri ve mursi yi yanlış yönlendirmişlerdir.
    tansiyonu sürekli yükseltmişler diyalog imkanlarını dinamitlemişleridir.
    günlerce rabia mitingleri yapılmış saraçhanede namazlar kılınmış, böylece iç siyasette iktidar hem gerçek problemleri hasıraltı etmiş, hemde mısırdaki darbeye meydan okuyan kahraman havasına bürünmüşlerdir.
    netice: Türkiyede rabia unutulmuş hatta Rabiaya başka anlamlar verilmiş herkes de -mitinglere giden o namaz kılanlar- hiç seslerini çıkarmamışlardır.
    mısırda ise o rabia meydanını terk etmeyen – bizimkilerin gaz vermesiyle- başta o genç kızımız binlerde insan yaşamını yitirmiş sonrasında da on binlerce insan hapishanededir. müslüman kardeşlerde terör örgütü ilan edilmiştir.-bu da çok tanıdık- nihayet bugün cumhurbaşkanı vefat etmiştir. ve bugün tepkilerimiz ne kadar cılız ve etkisiz.
    acaba bu akan kanlar kimlerin elleriyle ve dilleriyledir.
    boşuna dememişler gölge etme başka ihsan istemem

    • Durumu çok güzel özetlemişsiniz , maalesef insanların ergen damarlarına oynayan , her türlü kutsalı siyasetine meze yapmakla mahir yöneticilerimiz karanlığa küfretmek dışında hiçbir şey yapmamış , bu küfürler zalimi daha da kamçılamış , zulmünü artırmasına sebep olmuştur. Mazlum için bu dünyada görülen elde var kocaman bir sıfır. Müminin niyeti amelinden üstündür. Halis olmayan ameller dünyanın en güzel ameli de görülse neticesi şer olur. Niyet bozuk olunca , Allah rızası olmayınca , oy ütme sevdası olunca yaptığınız söylediğiniz hayırdan hayır çıkmıyor. Şükür ki Allah var , ahiret var , hesap var. Bugün halka cevretmek kolay , yarın Hakk’ın divanı var.! Mursi’ye rahmet zalimlere lanet diliyorum.

    • sen hangi dünyada yasıyorsun türkiye ne yapmış yanlış yönlendirmiş meydanlarda destek vermiş miş miş.mursiye iktidarı sizin gibi zoru görünce bırak mı diyecekti.yoksa git abd ninkini yala ozaman iştaha gelen abd senin iktidarını korur mu diyecekti sizin daha önce gezide yaptığınız gibi

  15. Hiç tereddüt etmeden söylemek gerekir ki, hem merhum Mursi’nin hem de onbinlerce Mısırlı’nın kanına giren alçakların suç ortakları, bu askeri rejime arka çıkan iki yüzlü Batı ülkeleri ve, başta Suudi Arabistan gelmek üzere, bu emparyalist aktörlerin maşası olan Arap ülkeleridir.

    Türkiye’de de, meşru sivil iktidara karşı girişilmiş o kanlı askeri darbeye karşı suskun kalmış ya da gönülsüz bir iki sözde kınamayla durumu geçiştirmiş seküler baasındaki kalemşörlerin, sözde özgürlükçü akademisyenlerin alayının Allah belasını versin. . .

      • Hoş geldiniz,H Gayret, Nerelerdeydiniz? Kendinizi özlettiniz. Neyise sizin rumuzu tekrar gördüğüme memenun oldum.
        Bu arada Bernar bey, sizin epeyce kulaklarınızi çinlattı.🙂

        • Sağolun nurdan abla, hoş bulduk, bilmukabele..:) bernar beye mahcubuz bi cevap yazamadım; geçenlerde burada fkt nin bi yorumunda anlattığı fıkrada geçen “don lastiğinden” sapan yapmışlar ikisi birlikte millet sarayının camlarını indiriyorlardı, keyiflerini bozmak istemedim, yoksa yine de seviyemi düşürüp katılırdım onlara..:) şaka biyana biraz meşguldük; bizimkiler “aksungur” diye yeni bir siha üretmişler, onu inceledim biraz, fırlatmadan önce taşıdığı füzelerin üzerine kendi el yazımla acaba neler yazardım falan diye kaligrafi (bu kelimeyi sizin için biraz açardım ama neyse..:) çalıştım… Nihayet fkt nin don lastiğinden yapılmış bi sapanla atılacak taşların üzerine bir yığın cıvıklık döktürülebilir ama benimkisi o kadar da “basit” değil yani..:) öptüm…

      • Aleykümselam! Biladerimi gördüm iyi oldum vallahi. Yokluk uzayınca kaygılanmaya başlamıştım. Belli ki bir yaramazlık yok ortada.

        Yokluğunda pek bir şey değişmiş değil gördüğün gibi. Uğur Bey, Hasan Bey, Fatih Türk Bey, Avam Bey ve diğer ölçülü ve sağduyulu arkadaşlar yine kalitenin ve adabın üstüne titredikleri yorumlarıyla yorum sayfalarını okunur kılmayı sürdürüyorlar. Ben dahil geri kalanlarımızın pek çoğu Hacivat-Karagöz tadında devam ettiriyoruz muhabbetleri. Bir de bağımsızlar gurubu var elbette. H.K. Bey, Abdurrahman Serdar Bey gibi. Nurdan Hanım zaten hayli kendine özgü bir kategoride. Velahasılı mahallede gündelik yaşam aynı üç aşağı beş yukarı.

        Uzun lafın kısası: Hoşgelmişsen! : )

  16. Allah rahmet eylesin… mekanı cennet olsun…. Türkiye için Adnan menderes ne ise Mısır halkı için Mursi odur…… Türkiye; Amerika Suudi arabistan ve israil izin verdiği sürece Sisi yle ikişki geliştirilebilir…… Şu anda mısır ın Fravun abileri izin vermez….Avrupa demokrasisi hiç izin vermez…

  17. dikkat ediyormusunuz abd nin ,bati nin ikiyüzlülüğunu ortaya çıkaran mısır da iktidari deviren sisiyi kırmızı halılarla karşılamalar,yapilan hukuksuzlugu not etmemeler!(halbuki turkiyede her şeyi not ediyorlar),yol vermeler sözkonusu olduğunda bu sitenin mudavimlerinden kimsecikler yok.feto,pkk vb iktidar, Türkiye muhalifi tezleri savunanları kast ediyorum.efendileri mursiyi ölüme gonderdi ya bir kac kelam etseler birilerini urkutmelerinden veya kendileri de mursi gibilere(Erdoğan,m.yazicioglu, Özal, Erbakan….) düşman olmalarindan olmazsın….bekliyorum onlar kendilerini bilir.hatta diger yorumlara bakıldığında kim olduklari bilinir.hemen hemen het konuda allame kesilen..kopyala, yapıştır yapıp ayni tornadan cikanlardan bahsediyorum

    • hedefime ulaştım.bir arkadaş anlaşılan benim yazimdan sonra nöbetçi yorumcu katılmış.darbelere karşıtlığını ifade etmiş,lanetlemiş güzel…takiyye yapanlarin cok olduğu bir donemdeyiz, arkadaşın yazdiklari guzel, batı nin sahtekarlığıni dile getirmesi,tarihe not düşmesi güzelmiş,

      • Bazı yorumcular şimdiye kadar yaptıkları düzlemde degilde takiyye veya nasıl anlaşiliyorsa sanki özellikle bazı yorumculari kendilerince boşa çıkartmak için aynı taktiği yaptıkları gibime geliyor.yemezler bakıyorum da arada caktirmadan liderlerini de arada sinsice sıkıştırmışlar.Bir musluman olarak dikkatli olmam hasabiyle gözümden kacmadi.o liderleri kendi toplumu icin gerekirse hayatını ortaya koyup,vatanindan kacmayip,kafirlere sığınmamıştır.Hicret olarak aciklayip carputiyirlar.ortudoguyu islam dunyasini isgal eden cia larin gozetiminde,emrinde olmak manasıyla,kafirlerle diyalog şeklinde emireri olmak anlaminda siginmaktan bahsediyorum.herkesin adını soyleyerek kendince bizleri yok saymiş, bizi anmamış zaten ansaydi takiyyenin dibine girdiği belli olurdu,vesselam

  18. Bu vesileyle “The Hilton Nile Incident” filmini hatirlayalim . Bu coğrafyada neden bir şeyler duzelmez merak ediyorsanız izleyin. Suçu dış güçlere atmak çok kolay.

  19. Allah rahmet etsin, mekanı cennet olsun, İnsanoğluna ibret olsun, tövbe imkanına vesile olsun…
    Mahşer günü, Mursi- Sisi veya hiç bir hüküm giymeden hapiste ölen bir Türk Vatandaşı arasında fark olacak mıdır?
    “Şüphesiz Allah zerre kadar haksızlık yapmaz. ” (en-Nisa, 4/40)

  20. Ders almalıyız
    Birinci Kur’an uygarlığı ömrünü doldurmuştur. İkinci Kur’an uygarlığının oluşması için tüm dünyada hazırlık vardır. En çok olaylar İslam aleminde geçmektedir. Mevcut ekseriyet sistemi içinde iktidar olmak geçici olarak yararlıdır, gerçek İslam iktidarlarına yardımcı olmaktadır.
    Merhum Muhammed Mursi’nin ve Seyyid Kutup’un şehadetleri ikinci Kur’an uygarlığının temelini teşkil eder. İnsanlık ve İslam alemi şunu kavramalıdır. Düzen değiştirmeden iktidar olmak sadece düzen değiştirmeye kolaylıkla geçmede yararlıdır. Asıl inkılap, işçilikten ortaklığa geçmedir. İkinci Kur’an uygarlığını ortaya koyma, barış düzenini kurma, Adil Düzen’i kurmadır. Muhammed Mursi’nin mahkeme salonunda vefatı umarım ki, insanlığı gafletten uyandırır ve yeni düzen için adımlar atılır. Türkiye’de Semt Kooperatiflerinin kurulması için halkımız harekete geçer. Tüm dünyadaki İslam ve Hıristiyan alemine örnek olur. Muhammed Mursi de bu hareketin ateşleyicisi olarak illiyuna yükselir. Hepimize sabır diliyorum.

  21. Bir devlet güçlü değilse, haklı olmasının bir değeri yoktur.
    Tarihi haklılar değil güçlüler yazıyor.
    Dünyayı haklılar değil güçlüler gücü nispetince yönetiyor.

    Bizde gücümüz nispetinde etkili olabilmek için “uyumlu” olmak zorundayız. Bkz Suriye’de Rusya İran la uyumlu hareket etmemiz önümüzü nasıl açtı.

    Maalesef bugünkü hükümet haklılığa takılı kalmış durumda.
    Öyleyse millet olarak bizim dünyayla uyumlu hareket edecek yeni bir hükümeti iktidara getirmemiz gerekir.

  22. Türkiye Davasının şahidi olarak şehit olan Mursiyi “mış” gibi savunmuştur. Samimi ve gerçekçi olamamıştır. Yapılabilecek pek çok şey olmasına rağmen sadece semboller üzerinden kendisine siyaset malzemesi olarak kullanmış siyasi irade olarak strateji geliştirememişlerdir..Zaten bunu da samimi yapamazdı nedeni ise kendi iktidarı döneminde davası uğruna pek çok insan mağdur edilmiş ve hapise atılmış hatta bazıları da hastalanıp buralarda vefat etmiştir.

  23. Sümürgecilik, Orta Doğu ve bazı Asya ülkelerine emellerini devam ettirmektedir. Başta petrol olmak üzere bir çok kaynak; ABD ve Gelişmiş Avrupa Ülkeleri için birer araç olmuştur. Allah Mursi’ye gani gani rahmet eylesin mekanı cennet olsun inşallah.
    Sisi ABD ve İsrail uşağı olduğu sürece Türkiye ile Mısır arasının düzelmesi imkansız gibi bir şey…. 😓 😓

  24. bu gün seçimle ilgili olmayan tek yazı.Bizde atmış da yaşanmıştı.Yıllar sonra aynı günde vefat edenler bizdeki bir kaç defa şapkayı kaptırdı fakat kelleyi kaptırmadı bu onun ve ülkemizdeki insanların becerisi idi. Yazılanlar ve yaşananlar gösteriyor ki ilmi siyasette mahir olanların tuzaklarına düşmemek çok zor.Japonya ve Almanya bu tuzağın dışında nasıl kalmış düşündürücü.
    Siyasetin farz olanı haram olanı sünnet olanı yazılı. MURSİYE ALLAH RAHMET EYLEYE

  25. Sürekli Kahraman olarak ileri sürdüğümüz Mursi Abd ve İngilterenin Arap baharı müttefikiydi. İşe yaramayacaklatı anlaşılınca sisi ile iş gördüler.
    Biri olmadı oldu diğeri.

    • Orta Doğu ve İslam dünyası başta gelmek üzere halkların kokuşmuş ve baskıcı rejimlere karşı giriştikleri karşı koyuş ve başkaldırmaları her defasında şu ya da bu emperyal gücün bir ‘oyunu’ olarak yaftalayıp aklınızı bozmuş göründüğünüz komplo teorilerinden kurtarmanız ne zaman mümkün olacak merak ediyorum. Orta Doğu halklarının sonu gelmez krallık ve sultanlıklar, baskıcı Baas rejimleri altında inim inim inlemesinden memnun görünüyorsunuz.

      Bu yaklaşım, her şeyden önce, bu halkların iradesine gösterilmiş kibirli bir saygısızlık. Onların herhangi bir kolektif iradeye sahip olamayacaklarını önermek.

      Nedir peki bu halklara öneriniz? İŞİD türü rejimler mi? Peki bunlar pek mi bağımsız, ve pek mi sorun çözücü?

  26. Bu coğrafyada demokrasi, insan hakları, evrensel değerler gibi lüksleri kimse istemiyor. Büyük emperyal güçler Sisi ve benzeri kişilikleri doğrudan DESTEKLER.Sebebi malûm. Allah rahmet eylesin Mursi ye.

  27. İlahi Fehmi bey;Yol gösterici olarak andığınız kişi ve Tranvaydan inen arkadaşının TR’yi getirdiği durum ortada iken rahmetlinin islami demokrasinin güzel bir örneği olabileceği olasılığı asla mümkün değil.İslam ,siyaset,demokrasi …bunlar bir araya gelirse sessiz alkış gibi absürd bir şey olur.

    • İsimlerin değişmesi hakikatı değiştirmez.
      Seçim istişaredir. Ayetin uygulammasıdır.
      Siyaset dediğin, memleketi yönetmedir.
      Demokrasi özgürlüktü.
      İslamla nesi bir araya gelmez
      Batnın birebir anlayışı alınmaması gerekir.
      Toptan karşı çıkmakta insani yani islami değerlere karşı çıkmaktır

      • Yorumum İslam aleyhine değil,uygulayıcıların pratiğine yönelik dünyevi ameller ile ilgili.İslam alemindeki liderlerin hiçbiri başaramadı.Başaracak diye deney tahtası olmak isteyen varsa buyursun ama benimle değil.

  28. Mısırla’da, Suriye ilede ilişkiler kurması elzem.
    Kurulsaydı Yaşanan faciaların önü alınırdı.
    Haksızlıkları, yanlışlıkları yüzlerine bire bir görüşmelerde anlatma ve ikna etme imkanı elde edilirdi.
    Ama yapılmıyor
    Devlet aklıyla, aklıselimle hareket edilmiyor
    İdeolojik ve kitleleri okşayan günü birlik tavırlar sergileniyor, söylemler yapılıyor
    Kendi içimizdede öyle değil mi
    Adaletle, aklı selimle hareket edilseydi büyükşehirler kaybedilirmiydi
    Vicdanlar yanlışlara, haksızlıklara itiraz ediyor

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız