İstanbul’u İmamoğlu kazandı, ‘hafızasız’ bir partiye dönüşen AK Parti Türkiye’yi de kaybeder mi?

59

Dün ne oldu?

Olanın kısa özeti şu: Olması beklenen oldu.

Ortada kimse için sürpriz yok.

Siyasette ‘bir hikayesi olan’ kazanır. Bunu en iyi bilecek durumdaki siyasiler AK Parti içerisinde siyaset yapanlar…

Bundan tam 25 yıl önce, 1994 yılında, henüz 40 yaşında genç bir politikacı, dönemin üç siyasi partisinin aday olarak çıkardığı, herbiri kamuoyu tarafından iyi tanınan rakipleri karşısında en az parlak olanıydı.

Adaylardan biri, bir dönem önce kentte belediye başkanlığı yapmış, partisi gözden düşünce ikinci dönem seçilememiş, aradan geçen yıllarda kentte yaşayanlar tarafından hasretle aranmış biriydi. Diğeri, yalnız ülke sınırları içinde değil yurtdışında da ismi duyulmuş bir sanatçı, eserleri birkaç dile çevrilmiş bir romancı ve gazete yazarıydı. Üçüncü ise, aile bağları kuvvetli bir ekonomist…

Toplum, diğerleri karşısında pek tanınmadığı halde, dördüncü adayı diğerlerine tercih etmişti.

Etmişti, çünkü onun toplumla örtüşen ‘bir hikayesi’ vardı.

Hikayesi olan kazanıyor

Bundan 17 yıl önce seçime ilk kez girdiğinde de, AK Parti, rakipleri karşısında ‘hikayesi’ ile üstündü. Kurucu kadro, daha önce yer aldıkları partide ‘değişim’ mücadelesi vermiş, sonrasında evrensel değerlere sahip çıkan ve bunu ortak akılla gerçekleşmeyi hedefleyen, bunun için kuruculuk yelpazesini mümkün olan en genişlikte oluşturan bir zihniyeti temsil etmekteydi.

Seçimde o zaman da ‘hikayesi’ olan kazandı.

Her iki tarihi dönemeçte, bir-iki istisnasıyla bütün medyanın karşısına dikildiği kişi (Tayyip Erdoğan) ve parti (AK Parti) dertlerini hikayeleri ile topluma anlatabildikleri için kazanabildiler.

Dün yapılan seçimde başkaları da var olsa bile iki aday yarıştı. Bu iki adaydan hangisinin ‘hikayesi’ vardı?

AK Parti adayı en gözde olduğu günleri geride bırakmış yılların politikacısıydı. Bakanlık, başbakanlık yapmış, en son TBMM başkanlığı koltuğunda oturmaktaydı. Rakibi ise, ismini pek az kişinin bildiği bir ilçe belediye başkanıydı sadece.

İkili arasında üstünlük CHP’nin çıkardığı adayda idi. Gençti, partisi için bile yeni sayılacak şeyler söylüyor, kalıpları zorluyordu. Kısa sürede kendisini bütün Türkiye’ye -ve bu arada İstanbullulara- tanıtacak bir başarı hikayesine dönüşebildi.

25 yıl öncesinin Tayyip Erdoğan‘ı, 17 yıl öncesinin AK Partisi gibi…

Üstelik Tayyip Erdoğan ile AK Parti Ekrem İmamoğlu‘nun hikayesine durduk yerde yeni sayfalar da ekledi.

Girdiği seçimin iptalini sağlayarak…

Oysa, AK Parti’nin bu yolun kendisi için ne kadar tehlikeli bir siyasi yol olduğunu bilmesi gerekiyordu. 2007 yılında kendi içinden birini –Abdullah Gül‘ü- ‘cumhurbaşkanı adayı’ olarak çıkarmak istediğinde önüne konulan engeller yüzünden mağdur duruma düşmesi sayesinde oylarını artırmıştı çünkü…

Engelleri aşmak için o zaman anayasa referandumu yapması ve erken seçime gitmesi gerekmişti ve halk AK Parti’ye bu ‘ek hikaye’ sayesinde tam bir destek vermişti.

Medya o zaman yine bütününe yakınıyla AK Parti’nin karşısına dikilmişti.

Oyları katlandı o seçimde ve referandumda AK Parti’nin…

Tıpkı 31 Mart’ta yalnızca 13 bin oy farkıyla rakibine üstün gelebilmiş Ekrem İmamoğlu‘nun 23 Haziran seçiminde 800 bin oy farkıyla ipi göğüslemesi gibi…

Medyaya rağmen…

Dün olanda gerçekten sürpriz sayılacak herhangi bir yön bulunmuyor.

Medyası var, ama hikayesi yok

Tek sürpriz, AK Parti’nin bu seçimde sergilediği ‘hafıza bozukluğu’dur.

Her partinin bir tarihi ve o tarihin her kıvrımını hatırlamaya yarayan bir hafızası bulunur. O hafıza çıkılan siyasi yolculuğun kıvrımlarını, engebelerini, başarılarını veya başarısız olduğu noktaları kaydeder.

AK Parti çoktandır ‘hafızasını kaybetmiş’ bir parti görüntüsünde. Çıktığı siyasi yolun bugünlere gelmesini sağlayan inişli çıkışlı bölümlerini bilmesi mümkün olmayan bir kadroya sahip bugün; hatırlayabilecek olanlarla da yolunu ayırmış durumda.

Öyle olmasaydı, 1994, 2002 ve 2007’de yaşanmışlıklardan sonra 23 Haziran 2019’da bu duruma düşer miydi?

Medyayı neredeyse bütünüyle arkasına almış görüntüde bugün AK Parti, ama işte gördük, kaybetti.

İstanbul’u kaybetti Ak Parti, hem de büyük oy farkıyla…

Ne deniyordu, “İstanbul’u kaybeden Türkiye’yi de kaybeder” değil mi?

O halde?

“Yiğit düştüğü yerden kalkar; belki AK Parti de bugün kaybettiğini gelecekte telafi eder” demek mümkün, muhtemelen buna benzer teselli cümleleri bulanlar çıkacaktır da.

Acaba?

Siyasi tarih, yalnız bizim siyasi tarihimiz değil, dünyanın demokratik ülkelerinin siyasi tarihi de, bu duruma düşen partiler için avutucu örnekler bulmayı zorlaştırıyor.

Yakın geçmişin Anavatan Partisi… Doğru Yol Partisi… Demokratik Sol Partisi… Bugün yoklar.

Lafı uzatmayayım ve en başta verdiğim kısa özeti hatırlatayım: Olması beklenen oldu dün.

ΩΩΩΩ

59 YORUMLAR

  1. Bugüne kadar hiçbir sağ parti sürekli olamadı. Ya kapandılar ya da marjinal hale geldiler. AKP de yakın bir gelecekte seçim barajını geçemeyen bir partiye dönüşecek, zira bunca büyük hatadan sonra toparlanamaz. Cumhuriyeti kuran CHP ise Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte yaşamaya devam ediyor. Bence her şeye rağmen CHP Türkiye için önemli bir denge unsuru, oy versek de vermesek de kıymetini bilelim derim.

    CHP’nin 1950-1980 arası genel seçimler oy ortalaması %35 olup, kimilerinin sandığı gibi marjinal bir parti değildir. 12 Eylül 1980 ihtilalinden sonra birçok parti ile birlikte kapatılmıştır. Tekrar kurulduğu 1992’den sonra CHP gerçek kimliğine bir türlü kavuşamamıştır. Son yıllarda bu amaca yönelik olumlu gelişmelere tanık olmaktayız.

    Bunları niçin yazdım. Türkiye siyasetini CHP karşıtlığı üzerinden okumak muhafazakârların çoğunda yaygın bir gelenek. Benzer bir hatayı da dindarların tamamını yobaz ve sağ partileri tamamen dış güçlerin maşası sanarak ‘sol kesim’ yapıyor. Önümüzdeki dönemde mevcut anayasa ve seçim kanunları ile seçimlere gidileceğinden büyük ihtimal ile ittifaklar yapılacak. Liderleri ve siyasi partileri duygusal nedenlerle değil akılcı ve bilgiye dayalı olarak değerlendirmemiz gerekecek.

    A.Gül/A.Babacan partisi adını . . . koysun ve ilk defa CHP gibi Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte yaşayan bir parti olsun inşallah. İki büyük partili sistem daha dengeli ve istikrarlı bir siyasi ortam sağlayacaktır diye düşünüyorum. Bunlar düşman değil dost olup sadece siyasi rakip olacaklardır diye tahmin ediyorum.

  2. Evet bir gün gelecek AKP de ANAP,DYP,DSP vs. nin yanına gidecek; dünya kimseye baki değil ! 31 Mart ve 23 Haziran seçim sonuçları bu sonun başlangıcıdır !

  3. Bölük pörçük seçim notları:
    1) Pırıl pırıl bir gün… Her şey umduğumuzdan çok daha güzel olmaya başladı… Olması gerektiği gibi olmaya başladı.
    2) Seçimi illet, zillet ve ihanet ittifakı kazandı… Cumhur ittifakının, içi kazurat kaynayan bu iktidar sahiplerinin ve onların besleme medyasının, nefret yüklü siyasal söylemleriyle, bütün bu ötekileştirici, ayrıştırıcı, dışlayıcı, ölçüsüz söz ve davranışlarıyla hayatımızdan çıkmasını, yok olup gitmesini istiyor ve diliyorduk. Bu, gerçekleşmeye başladı.
    3) 800 bin… Ben bu kadar fark beklemiyordum… 13 binden geldi buraya. Seçmene ikrah gelmiş.
    4) “83 gazete, 57 tv kanalı, 620 köşe yazarı, devletin resmi haber ajansı, resmi tv kanalı, 10.297 aktrol…” Bu sayıları Hakan Demir’den (Birgün gazetesi) aldım. Medyanın bu rezil hâli kafalara dank etmiştir umarım.
    5) İmamoğlu bir de rekor kırdı… Şöyle:
    2019 – E. İmamoğlu: %54,2
    2014 – K. Topbaş: %47,9
    2009 – K. Topbaş: %44,7
    2004 – K. Topbaş: %45,3
    1999 – A. Gürtuna: %27,5
    1994 – R. Erdoğan: %25,2
    1989 – N. Sözen: %35,6
    1984 – B. Dalan: %49,7
    6) Acun Ilıcalı “Fazla gerilim var, hiç mutlu değilim” demiş… Gerilimden şikayetçiysen gerilimin adresi belli. Gerilim deyince ötesini (ondan başkasını)arama… Ayrıca haddinden fazla gelirin var. Mutlu değilsen mutlu olabileceğin bir yere, mesela bir adaya göç.
    7) Sadece doğru haber vermek… En etkili muhalefet… Sputnik Türkiye çok güzel haber başlıkları yapıyor. İşte onlardan biri: “Erdoğan: Göreve geldiğimizde İstanbul’da kavşaklar var mıydı?” Twitter kullanıcısının yorumu: “Yoktu. İstanbul’un sonuna kadar gidip u dönüşü yapıyorduk.”
    8) Herkesin gözü kulağı yeni partide. Herkes yeni partiyi bekliyor… Daha fazla bekletmeyin… Godot’u beklemiyoruz yeni partiyi bekliyoruz.
    9) Ve aman dikkat… İktidar sahipleri trenden attıkları eski yol arkadaşlarını gündeme aldılar. Ya parti kurmalarını engellemeye çalışacaklar ya da işbirliği yapmaya çalışacaklar. Biraz gururu, biraz fikir namusu olan biri bu iktidarla asla işbirliği yapmaz… Kemal beye yaptığım uyarı tüm siyasetçiler için geçerlidir: “Türkiye savaşa girse, Ruslar memleketi işgal etse, Hazret-i İsa yeryüzüne inse, Yecüc ve Mecüc insanlara saldırsa, Uzaylılar dünyayı istila etse… bile o saraya çıkmamak, saraydaki zat ile görüşmemek gerekir.
    10) Kin, nefret ve öfke geride kalmalı. 2020’leri kendimizle barışık, süratle mesafe kateden bir ülke olarak idrak ve ihya etmeliyiz… Bu da sarayın, saray zihniyetinin, saraydaki zatın, saraya ait ne varsa her şeyin yok olup gitmesi ile mümkün.
    11) Kınayanların kınamasına aldırmadan, tehdit ve şantajlara boyun eğmeden, “cehennem olsa gelen göğsümüzde söndürürüz” karalılığı ile yola çıkmalı. Onlar kin, nefret ve öfkelerinde boğulsunlar… Yeni parti tertemiz bir sayfa açmalı.

    • Sizim bu yazınızda bu ulkeyi yöneten Cumhur baskanina nefretten başka birsey yok unutma sen böyle ozgurce yazabiliyorsan o nefret duyduğun başkan sayaesinde yazabiliyorsun ama şunu da unutma senin o hayellerin gerçekleşmeyecek …

  4. Doktor abdestli namazlı diye gider sonra da ameliyat masasında ölürsen doktorun namazının ameliyata etkisini olmadığını anlamak faydasızdır, o doktora da bir daha giden olmaz.Ya da katiline aşık insan misali..

  5. Partiler de tıpkı milletler ve toplumlar gibi gün gelir tarih şahanesinden silinir gider.Tarihde nice kavimler vardı,şimdi esamesi okunmuyor.Her şeyin bir eceli(sonu)vardır, o vakit geldiğinde onun gidişini kimse durduramaz ve de önleyemez.Her çıkışın bir inişi,her kemalin bir zevâli vardır.Mutlak Celâl ve Kemal sahibi olan sadece ve sadece Allah(Zülcelâl vel-Kemal)’dır.(Celle celâlüh).O’nun dışındakiler fenâ ve fanidir.Allah eğer bir kavmin,bir hizbin veya partinin gidişini murat etmişse,anında sebebleri yaratır,olmazları oldurur. “Hakk tecelli eyleyince hetr şi âsan(kolay)eder,Halk eder(yatatır) esbabını(sebeblerini) bir lâhzada(bir anda)ihssn eder”demiş büyüklerimiz.O,ne derse ve dilerse o olur.

    • Yani seçimleri kimin kazanacağına kimin kaybedeceğine Allah mı karar veriyor ? Hepimiz Allah bir diyoruz ama Allah deyince ne anladığımız bir değil anlaşılan.

      • Fatih Bey !söylemeden geçemeyeceğim,konuyu bütünlüğünden kopartıp, kafanıza takılan kısmı genelleştirerek anlam saptırıyorsunuz,başka bir deyimle cerbeze yapmış oluyorsunuz.

        Oysa yorumlarınızdan Kuran’ı okuduğunuzu biliyorum.Mesela bu okumalarınızdan Enfal Suresi 17,18 ayetlerindeki”﴾17﴿ Savaşta onları siz öldürmediniz, onları Allah öldürdü; (oku) attığında da sen atmadın, Allah attı; bunu da müminlere kendinden güzel bir lutufta bulunmuş olmak için yaptı. Allah her şeyi işitmekte, her şeyi bilmektedir.

        ﴾18﴿ İşte size lutfu! Allah inkâr edenlerin tuzaklarını hep bozmaktadır. ” ifadelerini nasıl anladınız?

        İnternetten de ulaşılabilen tefsirler var.Mesela Diyanetin Kuran Yolu tefsirine bir bakınız,az çok bir fikir sahibi olursunuz.

        Biliniz ki Allah kainatı yaratıp sonra da bir kenara çekilmemiştir;O her zaman yaratmaya devam etmektedir.Mesela Saffat Suresi 96. ayette geçen”Halbuki sizi de yaptıklarınızı da Allah yaratmıştır.”ifadesini de aynı tefsirden bir okuyuveriniz…Kuran da böyle çok sayıda örnek var,anlaşılmadıysa o halde anlamak için de biraz çaba sarfetmek gerek yani…

        Aşağıdaki yorumdaki ” dinci” tabirini de yakıştıramadım.Dinci değiliz, ancak Allah’a olan imanımız,güvenimiz sonsuzdur.Bunu dincilik olarak değerlendiremezsiniz; bildiğimizi söyleyip karşılığında da zarar görmekten başka elimize birşey geçmedi…dincilik geçmişte de,şimdi de -en azından bizler için-ne abes bir tabir?

        Yine “dünya siyasetinde muzaffer olmak” ta ne demek?Hz.Peygamberin Hz.Ali’ye olan “Bir adamın seninle imana gelmesi, sana sahra dolusu kırmızı koyunlardan daha hayırlıdır.(Buhari, Cihad: 102)”sözüdür bizler için aslolan…

        Hadislerde geçen kıyamet öncesi İslamın güneşin battığı her yere ulaşacağı sözüne itimadımız var.Yani yeryüzünde birçok insanın İslamiyeti kabul ederek cennet yoluna gireceğine inanıyoruz;bu inancımızdan kaynaklanan ifadelerimiz dünya siyasetinde hakimiyet beklediğimiz olarak yorumlanmamalı…Ben yaşadığım sıkıntıların zorlamasıyla çokça meal ve tefsir okumaları yaptım,iyi de oldu.Size de tavsiye ederim;zira eksikleriniz göze fazlasıyla çarpıyor…

        • Rivayet hadisleri kaale almıyorum. İçlerinde bazı doğru ifadeler olması bu gerçeği değiştirmez. Zira rivayet rivayettir.
          Kuran’a gelince yapılan tefsirler kendince değerlidir şüphesiz. Fakat neticede tefsiri yapanın şahsi yorumudur. Sonuçta herkes kendi anladığına itibar etmek durumundadır. Ben anlamadığım bir şey olursa da dert etmiyorum. Zira her şeyi anlayabilme iddiasında değilim. Benim saf bir şekilde anlayabildiklerim bana yetiyor. Yaptığım eleştiriler ise bir nevi farklı fikirlere davetiye çıkartmaktır. Nitekim siz de güzel fikirler beyan etmişsiniz. Saygılar.

          • Şöyle; kul Allah’ın kendisine verdiği iradesini Allah’ın günah veya sevap olarak belirlediklerine yönlendirerek tercihini belirliyor.Allah’ta kulunun kendi iradesiyle gerçekleştirdiği tercihinin karşılığını yaratıyor.Yaratma eylemi,kulun tercihinin karşılığı olarak gerçekleşiyor.Kul bu kez iradesini tövbeye yönlendirirse Allah ,Tevvab ismini tecelli ettirerek karşılığını veriyor.

            Allah kullarının günah işlemesini istemez.Allah kulunun günah işlemesine karar vermiyor,kulunun günah tercihinin vukuuna -koyduğu kanunlar çerçevesinde -karar vermiş oluyor.Yani kulunun tercihinin karşılığını yaratıyor.Bir örnek;Ateşin yakması İlahi bir kanundur.Ateşin yakıcı özelliği kul tarafından da bilinen bir kanundur.Zımni olarak Allah kuluna “ateşe elini sokma tercihinde bulunursan ,karşılık olarak elini yakarım ” kuralını vazetmiş ve öğretmiştir.Kul bu kanunları bilerek, irade tercihini elini ateşe sokma olarak gerçekleştirdiğinde elinin yanması sonucu İlahi hükümle yaratılmış olmaktadır.

  6. O degil de ben fehmi beyden bu yazıya ek olarak devlet beyin derin rolünü ele alacağı bir kulis yazısı bekliyorum.Aklı başında herkes akp ile yakınlaştıgı andan itibaren akpnin sonunu devlet bey getirecek demisti.Herkesten önce seçim lafını ağzına alan devlet bey çok masum değil…

  7. ben sayın erdoğana yakın beyin takimindan biri olsaydim
    hemen parlementer sisteme gecis yaptirir ve hemen erken genel ve cumhurbaskanligi secimine giderdim
    c.baskani A.gul
    basbakan erdogan
    icisleri. arinc
    ekonomi babacan
    milli egitim davutoglu
    gida tarim vs. onlarida siz doldurun
    ama bunlardan once KHK li magdurlari hemen ise alimi
    hapiste yatan yuzbinlerce masumu ve coluk cocugunu beraat ettirmek gerekir. isin anahtar kismi khk liler.

    • Hayaliniz gerçekçi değil bence. R.T. Erdoğan ve ona karşı olanların yer aldığı bir karma hükümet kurulamaz. Erdoğan miadını doldurmuştur, hatta 2015’de gidecekti. Bahçeli’nin (Avrasyacıların) Erdoğan’ı kullanma planı nedeniyle bugünlere kadar gelebildi …

  8. İslam dünyası 800 yıldır medeniyet üretemiyor. Fakat dinci Müslümanlar Allah’ın dünya siyasetine karışıp onları muzaffer eylemesini bekliyor. Dincilere göre Allah, sanki Kozmos Devlet Başkanı ve siyasetle de yakından ilgileniyor ! (tövbe)

  9. Şöyle göz ucuyla baktım dünya medyasına…. Amerika, İngiltere, Almanya, Batı dünyası,Arap dünyası, komşu ülkeler….Tüm dünyayı da ikiye bölmüşüz…ilgi büyük….Her ülke kendi pozisyonuna göre manşet atmış….İnsan gururlanmadan edemiyor hani… Büyük milletiz vesselam…. Katılım çok yüksek…Diktatörlük yok…Milli irade var…. Seçimle gelen seçimle gider…Kimsenin babasının malı değil….Başkanlık sisteminin faydaları…. Muhalefetten kimse eski sisteme dönelim demiyor artık….Bu sistem bütün siyaseti ve milleti etkileyecek, dönüştürecek…..Artık ikili sistemde siyasilerin ayakta kalabilmesi için toplumu okuyabilmesi yeteneklerini geliştirmeleri gerekiyor….
    Demekki seçim oluyormuş…
    Demekki kimse diktadör değilmiş…
    Demekki seçimle gelen seçimle gidermiş….
    Bu zafer Chp ve Hdp nin hayırlı olsun….

    • Muhalefet güçlendirilmiş parlamenter sistemi savunuyor. Fakat henüz ayrıntısını açıklayan olmadı. Diğer yandan Türkiye’de partili Cumhurbaşkanlığı sistemi kesinlikle olmaz. Cumhurbaşkanı partisiz olmalı ve TBMM’de seçilmeli. Halka seçtirirsen ülke hıyar gibi ikiye bölünüyor. Zira millet buna hazır değil henüz.

  10. İlahiyat profesörü Hayrettin Karaman ve terör profesörü Abdullah Öcalan’ın verdiği fetvalar, Cumhur İttifakı’nı kurtarmaya yetmemiştir.

  11. Bugün bu sonucun ortaya çıkmasının en önemli sebebi adaletsizlik dolayısı ile khk ile yüzbinlere yapılanlardır. Bunu anlayın artık. Mazlumun ahı yerde kalmış mı hiç. Bir an önce buradan düzeltme yapılmalıdır. O zaman ekonomi de diğer problemler de çözülecektir… Zamanla daha iyi anlayacaklar…

  12. Yazarın tespitine katılıyorum. 31 marttan sonraki süreçte yaklaşık 10 bin farktan, 800 bin oy farkla seçimi kaybetmek korkunç bir hatalar silsilesi gerektirir. Bu şunu gösterir ki bu partinin onca imkana rağmen halka verecek bir umudu kalmamış. Halkın sorun olarak belirleyip ortaya koyduğu hiçbir konu dikkate alınmadığı gibi kör gözüne der gibi belli ki tam tersi istikamette ısrarla hareket edilmiş.
    Istanbul Türkiye’nin yansıması derler ama ekonomik olarak da, entellektüel seviye olarak da belli ki farklı bir kentli kimliği ve birikimi mevcut insanlarda.
    Partide veya yönetiminde ne değişecek de bu gidişat değişecek. Aynı yönetim, aynı bakanlar, aynı kadrolarla farklı gidişat beklemek hayal olur, ya da kabine makyajları vs. de kurtarmaz. Bu noktada sürekli bahsedilen yeni parti olacaksa artık arz-ı endam etmesi lazım -ki vatandaş da görsün değerlendirsin, iktidar alternatifi olabilir mi, yoksa fazla naz aşık usandırır deyip başka mevcut parti alternatiflerini değerlendirir.
    Başa dönelim tespit doğrudur, yüzlerce yıllık çağdaş değerleri, yani hukukun üstünlüğü, insan hakları, kuvvetler ayrılığı, basın özgürlüğü, serbest piyasa gibi onlarca konu, aşındırılarak varılacak yer çıkmaz sokaktır.

  13. Bu güzel yorumlarınız için teşekkürler,Şunu da göz ardı etmemek gerekiyor,evet olaylar sebepler tahtında gelişiyor bazen de maddi değerlerin üstünde gelişmeler oluyor.Siz bunları yıllar itibariyle önceki makalelerinizde de dile getirdiniz.1983-1987-1991-1994…2002 gibi MURADI İLAHİ böyle tecelli etti herşeye rağmen işin manevi cephesini iyi okumak lazım vesselam hürmetlerimle..

  14. CHP nin kemik oyu belli…31 Mart seçimlerinde de eski AKP seçmenlerinden İmamoğlu’na hatırı sayılır geçişler olmuştu.Dünkü seçimde de ,31 Martta Binali beye oy veren seçmenlerden kabaca % 10 u yani her on kişiden biri -diğer faktörlerin zorlayıcılığının temel dürtüsüyle-İmamoğluna geçiş yaptı.Böylelikle klasik CHP zihniyetinde olmadığı her halinden belli olan İmamoğlu sayesinde sağ kesimin CHP korku eşiği de bir ölçüde aşılmış oldu.Chp bu tabloyu iyi okursa istifade eder,buna uygun geliştirilen tutum da toplum kesimlerinin yakınlaşmasına vesile olur.

    Akpartinin bundan sonra toparlanmasını mümkün görmüyorum;zira parti uygulayıcılarının ,partinin kuruluş ilkelerine ve bu partiye izafe edilen sosyal değerlere aykırı tutum ve eylemlerinin, -yakın bir zamanda -halen kendisini destekleyen ve makus gidişi şu an için göremeyecek kadar aşkla bağlı seçmenince de farkına varılacağını,özellikle ekonomi ve adalet sancılarının temel etkisiyle de partinin hızlı bir dağılma sürecine gireceğini öngörüyorum.Burada siyaseti esas olarak ,kurulması beklenen yeni siyasi oluşumun forse edeceği kanaatindeyim.Umarım onlar da yaşananlardan üzerlerine düşen dersleri almış vaziyette,siyasetin yıpratıcı etkisinden olabildiğince kendilerini uzak tutarak millete hizmet esası üzerinden hareket ederler.

    Burada bir kısım AKP seçmeninin halen yaşananları idrak edemediğini ve üzerlerindeki şok etkisini klasik CHP karşıtlığı üzerinden söylem geliştirerek gidermeye çabaladıklarını gözlemliyoruz.Bu arkadaşlar için “hala uyanma vakti gelmedi mi?”diye sormadan geçemiyor insan…Artniyetsiz olarak söylemek istiyorum ki ,onların durumunu Leyla’ya tutulmuş Mecnunun haline benzetiyorum…Hani bir kısım insanlar Leyla’yı ilk kez görmüşler ve çok çirkin bulmuşlar,sonra Mecnuna gidip böyle çirkin birine nasıl aşık olabildiğini hayretler içerisinde sormuşlar.O da ” siz Ona bir de benim gözümle bakın ” demiş ya;her şeye rağmen AKP diyen arkadaşlar da mutlaka orada bizim göremediğimiz şeyler görüyorlar ki,bu vecd ile bağlılık hallerini devam ettiriyorlar.Oysa bir süre uzak durup,sonra gözleri ovalamakta biraz fayda var.

    Düşünmek lazım;başkaları temel değerlerimize aykırı bir sürü hata yapsın,sırf vefa duygusuyla onların hatalarını biz niçin savunalım;çıkarımız ne ki bundan?Oysa ki partiler de sadece toplumun huzurunu sağlamak için kullanılabilecek birer araçtan başka nedir ki?Niçin böylesi bir aracı hayatımızın temel amacı haline getiriyoruz?Niçin başkalarının aslında benimsemediğimiz hatalarını sırf bağlılıktan ötürü,kendimizi kaybedercesine savunur hale geliyoruz?Bunların da artık sorgulanma zamanı gelmiştir hatta geçmeye de başlamıştır diye düşünmekteyim.

    Çok uzak olmayan bir gelecekte Türkiye’nin eskisinden de iyi bir konuma geleceğini,huzurun,adaletin,barışın bu ülkeye doğacağını hatta dünyaya örnek olacağını düşünüyorum;çünkü çok ağır tecrübelerden geçiyoruz ve ağır tecrübelerin öğrettiği dersler çok olur…O güzel günlerde durduğumuz yer itibariyle mahçup duruma düşmemek için herkes kendisini şimdiden hazırlamalı,en azından üslubunu gözden geçirip,uzlaşma zeminine olumlu bir katkıda bulunmalı kanaatindeyim.Artık bu Akp aşığı arkadaşların da tutuldukları Mehlika Sultan sevdasından vazgeçip ,toplumun kaynaşması yolunda – kutuplaşma etkisinden kurtularak -üzerlerine düşen olumlu katkıyı yapacaklarını ümit etmek istiyorum…

    Son söz;Bırakalım artık anlamsız çekişmeleri,ihtilafları ve vazgeçelim hamasi söylemlerden…En azından çocuklarımız yararlansın diye,şu memlekette adaleti,sosyal barışı,huzuru hep birlikte tesis edelim…

  15. İyi ki eski Türkiye’de yaşamıyoruz! aksi halde havuz gazetelerinde şöyle bir manşet görebilirdik:
    Erken seçim sonuçları açıklandı; Hulusi Akar hükümeti kurma çalışmalarına başladı.

    Hürriyetin “Hulusi Akar MHP, CHP ve İYİ parti liderleriyle bugün görüşecek” haberini görünce ..

  16. kişilerin hiç bir önemi yok diyemem.
    bir sopanın ucuna sümüklü bir mendilde bağlayarak ta arkana binlerce kişiyi takabilrsin.
    bir koyunun ardından sürünün yardan atlaması gibi uçuruma da gidebilirsin.
    fakat uzaya çıkacaksan beynini kullanacaksın.
    dün bitti, yarına bakalım:
    bir parti halkların partisinden Türkiye partisine dönüşebilecek mi?
    ithalattan ve akaryakıttan alınan tatlı paraya kanmak yerine halka yetecek kadar üretim, ihracat yapacak kadar imalat, dolayısıyla işsizliğe çare yolları aranacak mı?
    döviz üzerinden yapılmış kebap sözleşmeler halkın lehine çevrilecek mi?
    sadece benim seçmenim’den tüm halkım denecek mi?
    herşeye yüzde 20 zam yapıp yüzde 30 enflasyona sebep olunacak mı?
    yoksa ürünleri, giderleri ucuzlatıp hayatı kolaylaştırabilecekler mi?
    en azından ücretleri eşitleyip (2020 tl asari ücret ise max ücret 7-8000) olacak mı?
    50 yılda yapılmamış şeyleri 15 yılda yapmaya! (ve hemen bitirmeye-NEDENSE?-) çalışacaklar mı?
    50 yılda yapılacak şeyleri 4 yılda yapmaya (yada başlayıp biteceği belli olmayacak) teşebbüs edecekler mi?
    ülkeyi zamanından önce gereksizce borçlandıracaklar mı?
    bunların iyisini yaparlarsa toplum destek, kötüsünü yapmaya teşebbüs ederlerse engel olabilecek mi?
    aliyi veli dsteklemiş miş, babsının hayrına oy vermişmiş, ülke artık onun muş, yasaları değiş miş, kanal yapacak mış, hendek kazacak mış, ötekide seni gömmekle kalmayıp başka kıtalara yollayakmış, füze alacakmış, adamın parsını kullanıp ona caka satacak mış, (mış:masallarda kullanılır).
    boş işlerle uğraşmak yerine aldıkları milletin parsını hak edecek işler yapsalar daha iyi değil mi?
    özet bu aslında!

  17. AK Parti kazandı
    İmamoğlu kazanmadı, kimse İmamoğlu’na vermedi. AK Parti’yi uyarmak için ona verdi. İmamoğlu ve CHP’ye de büyük fırsat tanındı. AK Parti’ye de çok büyük fırsat tanındı.

  18. Akp 17 yıldır bir yemek molası kadar düşünme molası vermemişti. İniş-çıkış, eğri-düz hep karışık hızlardaydı. Yol tükendi.

  19. Meydanlarda “Mursiye’mi Sisiye’mi” diyerek bir şehidin cenazesi üzerinden bile çıkar devşirmeye çalışan, bununla da yetinmeyip ,hataların ,yanlışlıkların, adaletsizliklerin eleştirilemeyeceğini veya gündeme getirilmemesi gerektiğini ifade eden fetvaların da verilmesine sağlayan bu çarpık zihniyetin içerisine düştüğü acıklı hal.Her iki şeçim öncesi söylenen sözler ,ithamlar,hakaretler,iftiralar,döndü dolaştı atanların kendi ayaklarına dolaştı. Ortada ne erdem, ne ahlak, ne el eminlik, nede vicdan kaldı. Kısacası bu zihniyet her şeyi kendisi ile birlikte tüketti ve bununla birlikte ülkeyi de tükettiler. Veyl olsun bu çarpık düzene ve zihniyete.

  20. AK Parti hikayesinin icinde, en bastan beri Takiyye vardi. Hep bizzat inanmadiklari seyleri söylediler, zaman gecip cilalar dokulunce gerçekler ortaya cikti. Ol gerçekler bundan ibarettir, vesselam.

  21. Kimse yanlış anlamasın ama daha sonra da belki çıkar ortaya. Sanki İmralı’nın son hamlesi de bu sonucun oluşması için bilinçli bir taktik idi. Ada’dan boşu boşuna bir mesaj çıkmaz benim bildiğim.

    • Devlet benim edasındaki kişilerin Öcalan’ın mektubunu sahiplenircesine konuşmaları, devletin en üst makamında oturan Cumhurbaşkanının Öcalan’ın mektubunu tevil etmesi Osman Öcalan’ın TRT kürdi de mülakat vermesi, halk arasında “devlet PKK yı kullanıyor, yoksa kısa sürede çözer bu meseleyi” sözünün ispatından başka birşey değil.

      Öyle ya, milletin meşru partisi HDP yi terörize etmesi tutuklu genel başkanının çağrısını nötralize etmek için terör örgütü PKK elebaşının mektubunu dilden dile dolaştirmalarini başka ne ile izah edeceğiz.

  22. TARİH TEKERRÜR ETTİ.
    BİRİLERİ DERS ALMADIĞI İÇİN TEKERRÜR ETTİ.
    En büyük etken bence ekonomik nedenler.
    Diğerleri tali nedenler bana göre.
    Bu kadar sıkıntılı bir dönemde başka partiler olsaydı (iktidarda)çoktan baraj altı kalmıştı.
    Artık toparlanma imkanı yoktur.
    Ekonomik ve yine ekonomiyi etkileyen iç ve dış siyaset yılların ötelenmiş ve birikmiş devasa sorunlar güven oyu alamamış iktidarın(cumhur)cesur kararlar almasını engeller.
    Demokles in kılıcı gibi başında sallanan her an seçim isteği hükumeti iş yapamaz hale getirecektir.
    Başkan zorda.
    Zaman her durumda iktidar aleyhinde işleyecektir.
    İmamoğlu geleneksel CHP çizgisinde giderse bu iş başkana yarar.
    2023 garanti sayılır.
    İmamoğlu herkesi kucaklayacak mı?
    CHP genlerinde halen rovanşist duyguların kaybolmadığını gözlemliyorum.
    Eski CHP zihniyeti başka bir versiyonuyla devam ettirilirse AKP ye yeniden gün doğar.
    Halk ilk tattığı içeceğin berbat çıkması üzerine ikincisini tatmadan tercih etmesi oldu.
    İkinci birinciden kötü olamaz düşüncesi,tatmaya gerek yok,aldım gitti.
    Birinci kesin olmaz diyenin ikinci tercihe teslim olma ruh halı.
    CHP ye atılan her oy ülkenin kaderini eline geçirmiş bir faniye karşı bir tepki olarak verilmiştir kanımca.
    Halk otoriter sistemi benimsememiştir.
    Bu sistemde vatandaşın tenceresi devrilmiştir.
    Tenceresi devrilen vatandaş babasını tanımaz hesabı,buna sebep olanı veya olanları oylarıyla cezalandırmak
    ister.
    Halk sadece yönetime yanlış yoldasın demek istemiştir.
    Yeni tercihi KERHEN bir tercihtir.
    Yani kerhen tercih edilen (İmamoğlu) bütün engellemelere rağmen halkın gönlüne girerse (RTE nin bir zamanlar yaptığı gibi)önü açıktır.
    Yoksa eski hastalıkları nüks ederse ,bir yirmi yıl daha beklerler.
    Halk çaresiz kaldığından(denize düşen yılana sarılır hesabı)İmamoğlunu desteklemiştir.
    Emanet oy verilmiştir.
    Bu arada AKP mutasyona uğramış haliyle halkı (muhafazakarları)temsil yetkisini kaybetmiştir.
    Yeni bir güçlü sağ damarın siyasete geçmişi temiz kişilerle vücut bulması vakti gelmiştir ,belki de geçmektedir.
    Sözü ile özü her zaman bir olan kişiliklere her zaman ihtiyaç vardır.
    Kutsal değerler,makamı ve mansıbı ele geçirmek için kullanan sözü başka eylemi başka düzenbazların halkın sırtından atılması gerekir.
    Halkın ekseriyeti özü ile sözü bir olduğunda bu asalaklar toplum sırtında asla yaşayamazlar.
    ÖNCE TABAN DÜZELECEK,TABANIN YETİŞTİRDİĞİ TAVAN DA KENDİLİĞİNDEN DÜZELMİŞ OLACAKTIR.

  23. Particilik bitmeli belediye ile ilgili yeni fikirler üretmeli yönetimin parti ayrımı gözetmeksizin bütünlük içinde çalışması için her kes elinden geleni yapmalı. Kazananlar için güzel olanın , adalet iktisat hizmet aşkıyla tarafsız, ölene değil diriye yardım etmekle millet için güzel olacağıdır.

  24. Otobandan onceki son cikis…
    AKP Bu olaydan dersini cikarmazsa kendi sonunu getirecek. Davutoglu ve digerleri ellerini ovusturmasin.2 kutuplu duzende onlarin sansi yok.Onlara ekmek cikmaz.AKP Ya kendine ceki duzen verecek ya da kendi eliyle imamoglunu cumhurbaskani yapacak.Allah bu memleleti CHP iktidarindan korusun.

  25. İmamoğlu şanslı ve elverişli bir zamanda ortaya çıktı. Kemal Kılıçdaroğlu’nun çaresizliğe kapılmış olduğu bir sırada adeta hızır gibi yetişti. Evet, “gençti, partisi için bile yeni sayılacak şeyler söylüyor, kalıpları zorluyordu…” Çünkü, CHP herşeyi göze almıştı. Buna mukabil, AK P’nin grafiğinin neden düşmekte olduğu son 2-3 yıldır dile getirilip duruyordu.

    Bu seçimlerin açık farkla net bir sonuç arzetmesi şüphesiz iyi oldu, hiç değilse muhtemel yeni bir kargaşa ve itirazlı bir süreçe meydan vermeyecek şekilde. Sonuçlar İstanbul’a ve ülkemize hayırlı olsun. İnşallah, seçim sürecinde bol keseden atılan vaadler gözden geçirilir. Ülkede en gelişmiş şehir olan İstanbul’a yapılan vaadlere yönelik masraflar, ülke için maliyeti yüksek israf haline getirilmemeli. Genel ekonominin hali meydanda!

  26. Herkes ama herkes bu sonucu biliyor,bekliyor ve iki aydır anlatıyormuş, bir ben bilmiyor,okuduklarimdan yanlış anlamlar çıkarıyor ve bu nedenle sonuca bu kadar şaşırıyormusum. Kendime hayret ediyorum, gazetecilere gıpta ile bakıyorum. Bu hızlı dönüş ve yeni duruma uyum.. gerçekten inanılmazsin insanoğlu.

  27. Benim tahminim tutmadı burada başta Bernar bey olmak üzere herkesten özür dilerim. Evet Ekrem imamoğlu kazandı. Ak parti 23 haziran önce gerçekten güzel adımlar attı ama zaman dar olduğu için halk ikna olamadı. Binali Bey % 60 ve üstü kazanır demiştim ama çok yanılmışım.
    Bu seçimde iki sonuç çıktı:
    1) Halk eskisi gibi davranmadı; Türkiye’nin ekonomik durumunu düşünerek oy kullandı.
    2) Öcalan itibarını kaybetti. Bu saatten sonra Kandil kendine bir başkan seçecekler. Bu sayede onlar zaten kendi kendilerini infaz edecekler.
    Selam ve Dua ile…

  28. Helal olsun, Binali beye ….haraketlerindende hareketlerine bakinca bu sonuca en fazla sevinenlerden biri hatta başında kendisi olduğunu belli ediyor.
    Çünkü, Bilalin hayelleri ile babasının doymak bilmeyen hirsina güzel bir darbe vurdu
    Erdoğan önce Türkiyeyi sonrada AKP de kalan bir kaç iş bileni bitirdi….
    Aklinca etrafina topladiği cahillerle kendi
    saltanatini kuracaktı.
    Fakat ortağı olan MHP ve son günlerde 360° kulvar değıştirerek göz kırptiği HDP seçmenleri Saray saltanatina en büyük darbeyi vurdular.

    Bundan sonra, ilk olarak iç barişi sonrada komşular ve dünya ile barişi kurmak için Inşallah Vijdanli ve görgülü insanlar bir araya gelirde ÜLKEYI düzlüğe cikarirlar.

    • Saygıdeğer Nurdan hanımefendi yorumlarınızı genelde okur, beğenirim. Bazı imla hatalarını da genelde görmezden gelirim çünkü biliyorum ki farklı bir klavye kullanıyorsunuz. Ancak bu yorumunuzda itiraz etmem gereken bir nokta var. Şayet 360 derece kulvar değiştirirseniz yine aynı noktaya gelirsiniz:-) gelin şunu 180 derece yapalım da amaç hasıl olsun:-)) Saygılar sunarım.

  29. Hak, Hukuk ,Adalet,özgürlük,Liyakat,Ahlak yoksa olmaz kaybedersin….Yalan ,talan,torpil,Riya, gurur kibir şımarıklık,gösteriş, haksızlık,Zulüm,çok konuşma,boş konuşma ,İsraf varsa olmaz kaybedersin……Dilimiz döndüğünce bunları her zaman her yerde usulünce söylemeye çalıştık ama küçük dağları yarattığını zannedenler ,burnu bir karış havada olanlar bunları hiç ciddiye almadı , Doğru söyleyeni döverek söverek susturmaya çalıştılar.ne diyelim Her Kemalin bir zevali varmış , Allah Kerim….. Neşet Ağam güzel söyler:”Kendim ettim kendim buldum….,,,,”

  30. İnsanımız yine şaşırttı beni. Ama görüyorum ki sadece beni.. bu siyaset,oy verme, toplum psikolojisi, eğilimleri, sağduyu dedikleri şey.. hiç birinden ama hiç birinden zerre miktar haberim ve bilgim yok..

  31. Uygulanan nazi propaganda tekniklerinin eninde sonunda duvar toslamak zorunda kalacagı bu tekniğin günümüze uyarlanmamasıydı.Belki 1935 kafasına sahip bir kısım yurttaş vardı ama çogunluk arada olsada update oluyordu.Ayrıca ekonominin durumuda uyanışa katalizör etkisi yaptı.İyide yaptı.Her şey daha güzel olacak.Biraz sabır…

  32. İmamoğlu, 31 Mart’ta Binali Bey’e oy vermiş, ancak 23 Haziran’da ise oyunu İmamoğlu’na veren ya da sandığa gitmeyen; Ak Parti seçmeninin yaklaşık % 10’una tekabül eden bir kesimden de oy alarak seçimi % 9 oy farkıyla kazandı.

    Türkiye’nin toplumsal barışı için iyiye işaret.

    Hayırlı olsun!

  33. Bu başarının ve zaferin arkasında sadece muhataplar değil sizler gibi yılmayan, ezilmeyen, yolundan dönmeyen, mertliğini bozmayan, inancını satmayan, kalemini satmayan, menfaatine yatmayan insanların büyük fedakarlıkları, savaşları, gayretleri bulunmaktadır. İnşallah Allah indinde ve millet yanında değerini bulur. Varolun, selamette olun.

  34. İyide oldu,bu kadar kibir ,bu kadar ben yaptım oldu, yapıldı artık ne yapalım deyip insanlarla alay edenler İnşaallah daha beterini yaşarlar ….

  35. bunca imkanlara, medya gücüne, beyin yıkamalara, baskılara ve tehditlere rağmen bu mübarek şehri bu kadar büyük farkla kaybeden cumhur ittifakı tıpkı anap ve dyp gibi tarih olacağını düşünüyorum ve ülkeyi bu hale getirenlerin hesap vermesini istiyorum. başta soylu ve ekibi, içişlerinin bütün kurumları temizlenmeli. maliye, ekonomi, ulaştırma, gıda, milli eğitim başta olmak üzere bakanlıklar temizlenmeli. medya temizlenmeli. cumhurbaşkanı baş sorumlu olarak istifa etmelidir. cumhurbaşkanı parti liderliğini bırakmalı, cumhurbaşkanının partisiz olması hükmü yeniden tesis edilmeli.

    • Size katılıyorum ,Pislik bazı yerlerde o kadar yoğunki ön yıkamalı çifte doz deterjan bile temizlemez.Buraları aliminyum tel ile ovalamakta kurtarmaz,çelik tel kullanmak gerekecek.Ama çelik tel temizlerken fiziksel hasar verir.Acaba halkımız bu hasara evet diyecekmi yoksa çocukları ile beraber fakirleşirken buna sebeb olanları demokrasi adına semirtecekmi hesap vermelerini talep edecekmi?

    • Bu yazıyı hangi akla ve düşünce ile yazdınız çok merak ediyorum 17 yıl bu ülkeyi yönetmiş ve sizin yıllardır diktatör dediğiniz ama diktatör olan bir ülkede böylede yazı yazabildiğiniz garip bir durum yapılanları görmezden gelip 2 ay içinde söylemediği yalan hakaret iftira kalmayan yanindakilarin milletin değerlerine hakaret etmelerine rağmen bu milletin hükümet e ders vereyim diye böyle bi tepki vermesi Akıl tutulmasından ve bolluk tan simarmasin baska bir sey degilldir bunun sonuçlarını kisa zamanda gorecegiz ki CHP zihniyeti asla degismez bu kim olursa olsun…

  36. Sayın İmamoğlu; ilk konuşmanızı dinledim: teşekkür ederken eş, çocuklar, anne, baba … şeklinde sıraladınız. Benim sıralamam anne, baba, eş, çocoklar … şeklinde olurdu. Sizin ağır toplarınız anneniz ve babanız. Onları sahaya sürdüğünüzde esas rakiplerin onlar olduğunu gördüm. Annenizin ellerinden öperim. Ayrıca sadece İstanbullulara teşekkür ettiniz. Halbuki bütün ülkede sizin için dua eden ve çalışanlar vardı.

      • Erdoğanin hapihanelerindeki kalp hastasi bebeklerin dışarıya cıkip hastahanelerde tedavi olabilmeleri için CHP adayi Ve CHM ye dua ediyoruz ve edeceğizde.
        Siteminizi Siz gidin CHP yi sevdiren reisinize edin.
        Aslinda CHPlilr bir yil daha saltanatini sürdürmek icin reise dua etseler gelecek seçimlerde hiç yorulmadan 70% oy alir tek başlarına ihtidar olurlar.

      • Aynur Hm.’ı haddim ve hakkım olmayarak bilgilendirmek isterim.Herkese dua edilir.Kimisi için hidayet istenir,kimisi için zulmunden kurtulmak için dua edilir(Talut’un askerlerinin,Calut’a karşı Allah’dan yardım istemesi gibi),kimisine Allah’ın yardım etmesi için,Hak ve hakikatten ayrılmaması için,adil ve tarafsız olması için(İmamoğlu).Lütfen dar düşünmeyelim,duamızın kapsamını genişletelim,daraltmayalım.Hepimizin duaya ihtiyacı var.Efendimiz(Aleyhisselam),Hz,Ömer’den(R.A) dua istememiş mi. “Kardeşcik,duada bize de yer ver,bizi de unutma”dememiş mi.Bir zamanlar Ertuğrul GÜNAY bey,CHP m.v.idi,daha sonra AK P.’den m.v.oldu ve de Kültür Bakanlığı yaptı.BEKÂROĞLU daha önce SAADET m.v.idi,şimdi CHP de.Parti=Din,iman demek değildir lütfen unutmayalım.Daha geniş pencereden bakalım ve de hoşgörülü olalım. Önyargılı ve mutaassıp (tarafgir ve partizan anlamında)olmayalım.Vesselâm.”es-Selâmü alâ menittebeal Hüdâ”.

  37. İmamoğlu ve ekibini ihbar ediyorum, akpliler doğruyu söylemiş, bunlar hırsız, yine çaldılar hem de ne çalma, yüzbinlerce insanın kalbini, gönlünü, aklını çaldılar. Savcılar hemen hareke geçsin, polisler oy verenlerin kapılarına dayansız, bu hırsızların çaldıkları gönülleri tespit edip mahkemeye çıkartsınlar. Kalbi çalınanlar da savcılara suç durusunda bulunsun, hırsızlığı nasıl yaptıklarını anlatsınlar. Ayrıca ilk seçimde az çalarak iki ay İstanbul’a ve bütün ülkeye zaman, para ve enerji kaybettirip ekonominin daha bozulmasına yol açan İmamoğlu ve arkadaşlarını şikayet etsinler.
    İmamoğlunun farklı kazanacağını tahmin ediyordum ama 800 bin çok afaki, tuhaf, bize özgü bir dengesizlik. o halde ilçelerde akpli değil artık. bu tam bir doktora tezi. derinlerde yine bir pazarlıkmı oldu? eğer al İstanbulu sümenaltı et yolsuzlukları pazarlığı olduysa bu da yakında ortaya çıkar ve kendi sonları olur.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız