Nass’ ve ‘sukûk’ gibi kavramlar eşliğinde futbolu değerlendirdim

30
Reklam

Hep yenmeye, kazanmaya, herkesten bir adım önde olmaya kendimizi şartlamışız, yerimizi terk etme veya yenilme ihtimali belirdiğinde, iktidarı kaybetme, birincilik kürsüsüne çıkamama durumunda ne yapacağımızı bilemiyoruz.

Fenerbahçe futbol takımı dün gece bir uluslararası turnuvanın İstanbul’da yapılan maçında yabancı rakibine 3-2 mağlup oldu. Daha yenilen ilk golden itibaren taraftar kitlesi oyuncuları ıslıkla, maç bitince yönetimi sloganlarla protesto etti.

Futbol sonuçta topla oynanan bir oyun ve her spor gibi onda da yenmek kadar yenilmek de doğal.

Taraftar her zaman yenmek ve takımın her yıl şampiyon olmasını istiyor.

Olmuyor, olamıyor işte.

Ben de Fenerbahçeliyim, takımımın elbette her maçtan galip çıkmasını, sezon sonunda şampiyon olmasını arzu ediyorum; yenildiği zaman sinirleniyor, tepki de veriyorum.

Yine de stadyuma kadar gittiğine göre benden daha fazla Fenerbahçeli olması gereken taraftarın, takımının gayrete getirme anlamına kendisine en fazla ihtiyaç duyduğu bir sırada, oyuncuları moralsizliğe sevk edecek sloganlar atmasını anlamakta zorlanıyorum.

Futbol seyircisinde beğenilmese bile kabul edilebilecek yanlış tarafgirliğin, siyaset alanına da -hatta daha koyu biçimde- sirayet etmesini ise hiç anlayamıyorum.

Reklam

Göz göre göre yanlışa -hatta seri yanlışlara- sahip çıkılıyor siyasette.

Üstelik yanlışlar onlara sahip çıkanların da hayatlarını zorlaştırdığı halde…

Konunun siyasetin tarafgir kitlesinin başı önde gezmesini gerektirecek çapta yanlışlıklara sahip çıkılması gibi bir yönü de var. 

İddialarla gerçekler arasındaki mesafe açıldıkça yaşanması gereken hayal kırıklıkları yerine yanlışlara daha fazla sahip çıkılması olağan sayılıyor. Hayat boyu edinilmiş değerlerle ters düşen tavırlar gördüğü için yapılanları benimsemeyenler horlanıyor. İstenen, her şeye rağmen yanlışlara sahip çıkılması…

Örnek olay hepimizin gözleri önünde yaşanıyor.

Dün Merkez Bankası’nın Para Piyasaları Kurulu aylık toplantısını yaptı ve mevduatlara ödenen politika faizi oranını yüzde 14’te sabit tuttu.

Faiz yüzde 14.

Aslında, bankaların açtıkları kredilere uyguladıkları, Hazine’nin borçlanılan kişi, kurum ve fonlara ödediği oran daha da yüksek.

Reklam

Türkiye böyle bir kısır döngüde. Devlet -hem de bayağı yüksek oranlarda- faiz ödemeden borçlanamıyor. Her yanlışlık o oranı biraz daha yükseltiyor.

Oysa hepimizin zihninde siyaset tarafından günlük kullanıma sokulmuş ‘nass’ diye bir kavram var. Nassa göre ‘faiz haram’

Birileri haklı olarak “Yüzde 14 olunca faiz haram olmaktan çıkıyor mu?” diye soruyor.

“Yüzde 14” olarak belirlenmiş olmasına rağmen, resmen de açıklanmış kurala göre, mevduatlara açıldıkları tarihten sonra kurda meydana gelebilecek artış oranında ek bir getiri ödenmesi de gerekiyor. Ek getirinin devlet hazinesi tarafından karşılanması gerektiğinden, yükü sınırlı tutabilmek amacıyla TL’nin yabancı paralar karşısındaki değerini sabitlemek için bir gayret var ve uzmanların söylediğine göre, onun için de bayağı bir kaynak harcanıyor.

Kuru ve mevduatlara ödenen ek getiriyi belli oranda tutabilmenin bedelini hayat pahalılığı -enflasyon- olarak hepimiz ödüyoruz.

Zihnimizde ‘nass’ kavramı hep sıcak durduğu için hayatı pahalılandıranın ‘nass saplantısı’ olduğu ileri sürülebiliyor.

‘Nass’ kavramına önem verenler açısından başı önde gezmeyi getirecek bir durum bu.

Konuya hiç böyle yaklaşılmıyor. Tam tersine, ‘nass’ kavramı biraz da yapılan yanlışlığa karşı çıkışı perdeliyor.

Oysa ‘nass’ hayatı pahalılandırmanın ve insanları yoksullaştırmanın bir yöntemi olamaz. Öyle oluyorsa, hepimizin -özellikle de kavrama ciddiyetle yaklaşanların- “Hop, ne oluyoruz” diye itiraz etmesi gerekir.

İtiraz edip yapılanı sorgulaması da…       

Yoksullaşan insanlar sırf bu yüzden inançlarını sorgulamaya başlarsa ne olacak?

Paradan para kazanma aracı olan ‘faiz’ ile emeğin bedeli olarak kazanılmış birikimlerin korunmasını sağlayacak bir tedbir olarak belirlenmiş, paradan para kazanmayı getirmeyen sınırlı bir değerlendirme bir olamaz.

Yanlışa düşerek birikimleri koruyamayan tedbirler alınırsa, tasarruf sahipleri, kendi milli paralarından kaçar ve daha güvenli gördükleri yöntemlere başvururlar. 

Dolara koşarlar, yastık altında saklamak üzere değerli madenler alırlar.

Bugün olan bu.

Hayat pahalı hale gelir, insanlar yoksullaşır.

Faiz olmayan faiz takıntısı enflasyon getirdi, alınan her tedbir hem pahalıya mal oluyor hem de sorunu biraz daha çetrefilleştiriyor.

Arada olan ‘nass’ kavramına oluyor.

Heba olan milli değerin faturası ‘nass’ kavramına çıkartılıyor.

Merkez Bankası Para Piyasaları Kurulu’nun aldığı faizi yüzde 14’te sabit tutma kararı, siyasilerin resmi enflasyonun yüzde 50’ye vurduğu bir ortamda “Daha da indireceğiz” ısrarı devleti yabancı ülkelerin hamiyyetine muhtaç etti; bu da işin cabası. Borçlanılan ülkelere ödenecek ek gelire elbette ‘faiz’ denilmiyor; onun adı ‘sukûk getirisi’ oluyor.

Nass… Sukûk… Böylece bu kavramların da içi boşaltılıyor.

Futboldaki taraftar ruh hali ile siyasette yaşananlar arasında benzerlik gözden kaçacak gibi değil.

Tarafgirlik kimseye ve tabii ülkeye de kazandırmaz.

ΩΩΩΩ

Reklam

30 YORUMLAR

  1. Sayın yazar “Futboldaki taraftar ruh hali ile siyasette yaşananlar arasında benzerlik gözden kaçacak gibi değil.” buyurmuş, elhak öyledir!
    Yalnız her maçtan mağlup ayrılan fenerbahçe takımı ve başkanın durumu akp den çok, girdiği her seçimi kaybeden chp liderinin durumuna benziyor:))))
    Söyleminiz muhalefet seçmeninin ruh haline cuk oturmuş!

  2. OZANLAR ATIŞIYOR:

    “CENK MARŞI

    ey sürüden arkaya kalmış yiğit
    arkadaşın gitti haydi sen de git
    bak ne diyor ceddi şehidin işit
    haydi git evladım uğurlar ola
    haydi git evladım açıktır yolun
    zalimlere karşı bükülmez kolun
    bayrağı çek ön safa geçmiş bulun
    uğurun açık olsun uğurlar ola.

    eşele bir yerleri örten karı
    ot değil onlar dedenin saçları
    dinle şehit sesleridir rüzgarı
    haydi git evladım uğurlar ola
    haydi git evladım açıktır yolun
    zalimlere karşı bükülmez kolun
    bayrağı çek on safa geçmiş bulun
    uğurun açık olsun uğurlar ola
    haydi levent asker uğurlar ola

    yerleri yırtan sel olup taşmalı
    dağ demeyip taş demeyip aşmalı
    sende ki coşkunluğa er şaşmalı
    kahraman askerim uğurlar ola
    haydi git evladım açıktır yolun
    zalimlere karşı bükülmez kolun
    bayrağı çek ön safa geçmiş bulun
    haydi levent asker uğurlar ola
    haydi git evladım uğurlar ola.”

    (Mehmet Akif ERSOY)

  3. ENDERCİM BAK, ANADOLUDAN NE OZANLAR ÇIKMIŞ:

    “ASKER DUASI ŞİİRİ

    Elimde tüfek, gönlümde iman,
    Dileğim iki: Din ile vatan..
    Ocağım ordu, büyüğüm sultan,
    Sultana imdad eyle ya Rabbi!
    Ömrünü müzdad eyle ya Rabbi!

    Yolumuz gaza, sonu şehadet,
    Dinimiz ister sıdk ile hizmet
    Anamız vatan, babamız millet,
    Vatanı ma’mur eyle Ya Rabbi!
    Milleti mesrur eyle ya Rabbi!

    Sancağım tevhid, bayrağım hilal
    Birisi yeşil, ötekisi al,
    İslam’a acı düşmandan öc al,
    İslamı abad eyle ya Rabbi!
    Düşmanı berbad eyle ya Rabbi!

    Kumandan, zabit babalarımız,
    Çavuş, onbaşı ağalarımız,
    Sıra ve saygı yasalarımız,
    Orduyu düzgün eyle ya Rabbi!
    Sancağı üstün eyle ya Rabbi!

    Cenk meydanında nice koçyiğit,
    Din ve yurt için oldular şehit,
    Ocağı tütsün, sönmesin ümit,
    Şehidi mahzun etme ya Rabbi!
    Soyunu zebun etme ya Rabbi!

    Minareler süngü, kubbeler miğfer,
    Camiler kışlamız, müminler asker,
    Bu ilahi ordu dinimi bekler,
    Allahu Ekber, Allahu Ekber.
    Allahu Ekber, Allahu Ekber.”
    (Ziya Gökalp)

    HA GAYRET!!!!

  4. Chp ve İyi partili milletvekilleri Tarkan ın Geççek geççek şarkısını öve öve bitiremiyorlar.
      Bu açıklamalarıyla şarkının Tarkan’ a sipariş verildiği izlenimi doğurduğun farkında değiller. Verdiyseler çok güzel bir iş yapmışlar aslında.Tarkan, Ak partiden ve Erdoğanfan kopan ama ortada kalan kararsızları yeniden  Erdoğan çatısı altında toplama işlevinde bir şarkıya imza atmış. Tebrik eder, bolca günmdemde kalmasını temenni ederim.

  5. Meşhur bir sosyoloji profesörümüz , telefon dolandırıcılarının kurbanı olmuş ve 500 bin lirasını kaptırmış !
    Bu durumda , bence , dolandırıcıyla profesörün diplomasını değiştirmekten başka yapılacak bir şey yoktur !
    Buna bir çare bulabildim ama Giresun’da öldürülen ve sayılamayacak kadar yanlışlıklarla dolu olan vakaya ne yapılması gerektiğini vallahi bilemiyorum !

    • Bu durumda sosyoloji bölümünden girip,
      500bini kurkorumalı hesaba yatırmayı öğretmek☺️
      Sonra okullara sosyoloji felsefe ekonomi ahlak teknoloji ve spor (sağlam kafa sağlam vücut ?️)
      Bölümlerine önem verdikten sonra..
      Din inanç kursları da dahil! Okullara, gençlere gerekirse her okula bir piskolok..
      Umarım bir gün herkese nasip olur?

    • Çok güzel bir tespit
      Fakat, dolandırıcı ile yargıcın diplomaları değişmesi daha isabetli olmaz mı?

  6. Muhalefet, “Nasıl oluyor da, hâlâ iktidar değiliz ya da anketlerde birinci çıkmıyoruz” diye niye sormuyor. Soruyorsa acaba nasıl bir yanıt alıyorlar bilemiyoruz.

    Türkiye’nin sorunlarına getirdikleri bir öneri ya da çare yok. Varsa yoksa şikâyet. Tartışma programlarında bile aynısını gözlemlemek mümkün. İhracat rekor kırıyor, tek güzel söz duyamıyoruz. Savunma sanayi müthiş ilerliyor, övmeye korkuyorlar. “Biz gelince güven gelecek.” Yani hiçbir şey yapmayacaklar ve güven kendi kendine her şeyi çözecek. Öyle mi? 
      
    Şu an Türkiye’nin sıkıntısı hayat pahalılığı ve yüksek enflasyon. bu sıkıntı aşıldığında Türkiye’nin önü açık.
      Geççek, geççek..
      Halk dert yananları dinler. Ama sürekli dırdır edenlere kulak vermez. Halk umuda bakar, geleceğe güvenle bakanlara kulak verir.
    İstanbulu nasıl yönetiyorlarsa, Türkiye yi de öyle yönetecekler. Durum bu.

    • Bu sıkıntılar öyle okumayla üflemeyle aşılmıyor Fatih. İş başına iş bilen, liyakatlı, becerikli, diplomalı, ekonomiden anlayan insanları getirmekle oluyor. Halkı uçuyoruz kaçıyoruz yada herkes terörist diye kandırmakla siyasi ömrünüzü uzatabilirsiniz, kendinizi vazgeçilmez zannedebilesiniz, ama sonunda geçti bunların zamanı. Memleket hırsıza, yolsuza, mafyaya teslim edilmiş vaziyette. Ama geççek merak etme.

  7. Ҫok önemli bir konuya değindiniz.

    ABD, Batı Avrupa dahil 70 ülkede katılım bankaları var sayıları ve katılımcıları da süratle artıyor.

    Isteyen istediği bankaya tasarruflarını yatırır veya uygun gördüğü bankadan kredi alır.

    Ülkeyi tek baṣına yöneten Cumhurbaṣkanı’da kendi tasarruflarını istediği bankaya yatırır.

    Sorun Nass, Sukûk değil!

    Sorun:
    Dünyadaki merkez bankaları enflasyonla mücadelede faizleri yükseltirken, Türkiye‘ de faizlerin düṣürülmesi…

    Bu faizleri düṣürme iṣlemlerini, Cumhurbaṣkanı’nın Nass kurallarına bağlaması…

    Bütün bunların finansal sistemi büyük ölҫüde faize dayalı bir ülkede olması …

    Faiz düṣürmenin enflasyonu yükselttiği gözler önündeyken, Cumhurbaṣkanı’nın ısrarla Nass’la ilgili sözlerini tekrarlaması…

  8. KİRA MI, FAİZ Mİ ?
    En son 5 yıl vadeli 3 miyar dolarlık sukuk tahvil ihracında ” kira oranı %7,250 mid swap artı 524,37″ olarak açıklandı.
    Malumunuz faizin en kestirme tanımı, paraya ödenen kira.
    Açıklamadan anladığımız yıllık en az reel 7,25 dolar üzeri faiz ödediğimiz.
    Dünyada dolara ödenen reel faizler 1–2 aralığında iken.
    Tam bir tefeci faizi.
    Benim anlamadığım “swap artı 524,37” tabiri.
    İhale anındaki 5 yıllık CDS imiz 524 civarlarında.
    Bu oranın da (ki yıllık 5,24 faiz oranına tekabül eder) faiz oranına eklenip eklenmeyeceği.
    Bu tabirin anlamı ne?
    Şayet bu oran da faize ekleniyor ise, yıllık dolar üzeri faizimiz 12, 49 olur.

    • Her oyunun bir kuralı vardır. Oyunu kuranında şartları, kuralları.
      Ya o oyunu oynamıyacaksın, yada kurallara uyacaksın.
      Kuralları sen koyamıyorsan koyan koyar üstüne üstüne istediğini.
      Şartlarada uyacaksın yapacaksın dediğini.
      Yokmu başka çaresi?
      Ayak yorgan meselesi?
      Benim bir huyum vardır, iki ekmek alıyorsam hergün halkekmekten,
      Bir ekmek alacak param varsa bir ekmek alırım yetinirim ekmek büfesinden.

  9. BU MAÇI KİM SEYREDER?
    Çok iddialı bir derbi.
    Maçı alan, şampiyonluğu garantileyecek.
    Tribünler de tıklım tıklım.
    Ancak o da ne !
    Hakem bir takımın formasını giymiş.
    Partili Cumhurbaşkanı, hakemin bir takımın formasını giymesidir.
    Bu maçı kim seyreder?
    Bu maçı Kuzey Koreli Kim seyreder.

  10. -Filtresine dayanmış kor ateşi elini yakacağını bile bile bir fırt daha çekmeden yere atmadı genç adam? ve sonra girdi ağır adımlarla ( Mehter marşı ile) spor salonuna??️
    -Şehrin zor mücadele lerle yıllarca bekleyerek! Yapılan 5 katlı Hastanesi’nin acil kapısında (içeride içmiyor bak?) içilen düttürük bir duman çıkarandan çıkan dumanları rüzgar ılık bir lodos eşliğinde taa üst katlara kadar taşıyordu hastalar eşliğinde..
    -ağzımda maske vardı evet, dumanı maskelemeye yetmiyordu ama fakat..
    Katları çıkınca geçer bunlarda deyip attım kendimi yangın merdiveni aralık kapısından bir fırt ta nefes!!! ben alayım diye???
    Aşağı inmeye üşenen !!! Orda da ve mis gibi duman rüzgarla yine içeriye..
    -faizi Enflasyon ve kuru düşürmek isteyen ama yarısı isterken yarısı çekimser kalan!!! Bir halk?
    Atasözü okumayı mı bıraktık ne?
    “Ayağını yorganına göre uzat”
    Bak ne kadar öz ve anlamlı bir söz!
    Hiç olmazsa bunu bir dene, gel bu sefer hiç olmazsa beni dinle?.?dil çıkartma öyle?.
    Son söz: sayın RTE’nin faize vurduğu ilk neşteri daha sonra çok irdeleyeceğiz?, acele karar önyargı yapmayalım.

  11. Erdoğan rüya görüyor Enflasyonu tek hanelere indirecek.

    Enflasyon %12 olur tek haneye indireceğim dersin mantıklı %50 nasıl birden tek haneye insin.

    AKP döneminin 20 yıl sürmesinin sebebi Özelleştirme ve yabancı paraların ülkeye gelmesidir.

    Atalar “Hazıra Dağ dayanmaz” demiştir.

    Bu paralar adeletin, özgürlüğün ve güvenin olduğu sırada ülkeye akmıştı.

    Biz üretim yapmadan bu paraları hazır aldık harcadık.

    Şimdi tek adam rejimi dolasıyla güven ve adelet kalmadığı için yurt dışından artık para gelmiyor.

    Araplardan para dilenir olduk; oda 5-10 milyar dolar gelse ne yapar. Atalar Hazıra dağ dayanmaz demişler sen üretmeden alacağın para 3-4 ay idare eder.

    “Maya Zamanında da bozukmuş”

    5-7 gün evel Ali babacan Haber globala konuk olmuştu.

    Önceki hükümet tarafından getirilen merkez başkanı Süreyya Serdengeçtiyi, Erdoğan Ali babacana görevden al demiş.

    Adam görevini düzgün yapan biriydi benim sayemde 5 yıl görevini tamamlamıştır.

    Daha sonra yerine gelen Merkez başkanı Durmuş yılmazıda bizden değil diye Ali babacana görevden al demiş, Ali babacan görevini düzgün yapan biriydi benim engellemelerin sonucunda Durmuş yılmazın 5 yıl çalışma süresini doldurduk.

  12. Keşke siyasi taraftarlar da Fenerli taraftarlar gibi gerçekçi olabilseler ve yanlış yapıldığı zaman ıslıklayabilseler !
    Ama yok işte ; gözler kör, kulaklar sağır!
    Tam tersine ‘Ekonomide en güçlü döneme girmişiz ‘ de haberimiz yok ! Vay, vay, vay !
    O nedenle boşuna nefes tüketmeye gerek yok !
    Adam , bir türlü başedemediği farelerden kurtulmak için evini ateşe vermiş , yakmış !
    ‘Yahu , ‘Ne yaptın ,bunun için ev yakılır mı ‘ diyenlere de,
    – Olsun , benim evim gitti ama farelerin de canına okudum , demiş !
    Ne yapalım ; bizim de evimiz , barkımız yanıyor ama bu arada ‘fareler’ de belasını bulacak!

    • “HAYRETİ MÛCİP
      18 Şubat 2022 At 10:41
      Keşke siyasi taraftarlar da Fenerli taraftarlar gibi gerçekçi olabilseler ve yanlış yapıldığı zaman ıslıklayabilseler !”
      MUCİB BEY YILLARDIR BİZİM YORUMCU AHMET DE “FUTBOL TAKIMI TUTAR GİBİ PARTİ TUTULMAZ, OY DA VERİRİM SÖVERİM DE!” DEYİP DURUYOR, BUNA DİİCEKSİNİZ?

  13. Fetönün Fenerbahçeye bulaştırdığı 3 Temmuz olayından sonra Fenerbahçe iyice darmadağın ettiler. Amaç Fenerbahçe karşıtlığı değil Aziz Yıldırım ve ekibinin ekarde edilmesiydi. NATO daki devletler arası askeri silah satışında Aziz Yıldırımın varlığı Fetö ekibini rahatsız ediyordu, Aziz Yıldırım balyoz ve Ergenekon daki askerlerle de yakınlığı biliniyordu. Başına şike olayını sardılar. Şike karşılıklı iji grubun arasında olur. Adam tek başına nasıl şike yapıyormuş diyen olmadı.Yıldırımın bütün davaları daha geçen ay bitti. Tamamen temizledi davaları.Şimdi karşı davalar açma sırası Aziz Yıldırımda.

    Erdoğan karşıtları 20 senelik başkan olan Aziz Yıldırıma karşı Ali Koç u desteklediler. Sonunda başarılı oldular. Gençti, parası vardı ama liyakat yoktu. Aynı şu anda başımıza sarılan İmamoğlu gibi. Herşey çok güzel olacaktı.
    (Bence herşey çok güzel oldu. Kimin ne olduğu ortaya çıktı. Beceriksizlikleri, kapasiteleri, liyakatleri görülmüş oldu)

    Bi Erdoğan gitsin de sonrasına bakarız diyeenler grubuna emanet edilemez bu ülke.

    Zannediyorlarki kötüleyerek çamur atarak yalanlar uydurarak algı oluşturarak iktidarı değiştirebiliriz. Bu sefer farklı bir yol izlemeye çalışıyorlar. Olsun denesinler
    geççek bunlar geççek. Popülist ve algı çalışmasından başka birşeyleri yok.
    Varsa siz söyleyin….. bilelim.

    • Enflasyon resmî olarak yüzde 50. Evet yalan ama o bile yakıcı. Neresi algı bunun. Ortada ekonomik bir çöküntü var. Çok kötü bir yönetim, yada yönetememe durumu var. Beceriksizlik, liyakatsızlık, ve resmen soygun var. Mafya var. Hukuksuzluk, adaletsizlik var. Bunların hepsi gerçek. Kafanızı kuma gömmeye devam edebilirsiniz ama bunlar gerçek dünyada oluyor. Bektaşinin dediği gibi tatmadığı şarap mutlaka daha iyidir. Bundan daha kötü olamaz bir sonraki gelecek.

  14. Futbol ve siyaset; her ikisi de tribüne oynamayı sever. Bazen de futbol siyasetten daha şeffaf olduğu da olmuyor değil. Örneğin futbolda uygulanan VAR sistemi, yanlış da olsa değişmez denen Hakim ve hakem kararı söylemini tarihe gömerek, yanlış olanı hakem kararını değiştirmiştir.
    Futbol da taraftarlar tuttukları takımın iyi futbolunu alkışladığı gibi kötü oynadığı zaman yönetimine istifa diye bağırabilir, fakat siyasette sadece alkış vardır, istifa diye bir seçenek yok maalesef.
    Sayın yazar nass dan bahsetmeseydi keşke, birileri tam unutmuştu şimdi aklına gelecek ve nass demeye başlayacak döviz kuru uçacak.

  15. Şimdi ismini hatırlayamadığım 70’lerde ünü yakalamış bir Anadolu rock’cısı bir söyleşide şöyle diyordu. Ya biz aslında o zaman protestciydik demişti, tam da anlamını bilmeden herhalde. Şimdi bizim Tarkan, protestcinln babasıdır demez misiniz? Düş yakamızdan baba demiş 🙂

    Klip güzel olmuş, güzel bir senaryo. En sonunda halk sokağa çıkmış kalabalıklar göbek atıyor olsaydı güzel olurdu. Ama öyle bir sahneyi Türkiye’de çekmek de imkansız bu günlerde 🙂 Millet ittifakının seçim şarkısı belli oldu!

    https://youtu.be/R6gSMSYKhKU

    • Sanatçı günceli takip edip yakalayandır! Özalı demirel’i taklit yermek karikatür ile ünlü olanları unutmayalım?
      Şarkıcıda sanatçı!
      Yyıllar öncesinin Karacaoğlan Dadaloğlu .. ismini hatırlayamadığım aşık Veysel ve birçokları…
      Hepsinin adı: sanatçı ?

  16. Arabın aldığı faize sukuk demek günümüzde adet olmuş, birilerinin çıkıp enflasyonun %50 olduğu ülkede parasını yerli ve milli parada tutup, değerlendirenlErın durumunu guguk veya başka bir şey ile açıklaması gerekir. Nass eğer bize farz, araplara mekruh ise bunu da açıklamak herhalde karamanlı fetvacıya uygun düşer. Teemmel

  17. Nihayet Anadolu’nun ozanları söylemeye başladılar. Ha gayret! Sallayın düşecek.

    Tarkan sazı almış eline bu sefer:

    “Geççek Geççek,
    Geldiği gibi gitçek,
    Her şeyin sonu var,
    Bu çile de bitcek,
    Oh oh! Şıngırdatıp oynuycaz o zaman,
    O çiçekten günler çok yakında,
    Hadi yeter artık fena bunaldık,
    Düş babam artık!
    Düş yakamızdan.”

    Helal Tarkan!

    • Bu da Tarkan’dan Ender’e gelsin

      Başkası olma, kendin ol
      Böyle çok daha güzelsin
      Ya gel bana sahici sahici
      Ya da anca gidersin Anasının kuzusu
      Ciğerimin köşesi
      Kız bu neyin cakası
      Kız hepsi senin mi?
      Hepsi senin mi?
      Oynama şıkıdım şıkıdım
      Ah yanar döner, a-acayipsin.
      Ne deli ne de divaneyim
      Biliyorum sonunu
      Sanma uğruna viraneyim
      Beyenmedim oyununu
      Oynama şıkıdım şıkıdım
      Ah yanar döner, a-acayipsin

Comments are closed.