Ne oluyor? İktidar değişikliği ihtimali iktidarın mahrem çevrelerinde de mi konuşuluyor?

55
Reklam

Ekonomi önemli bir alandır. Bireyler için olduğu kadar, şirketler, kurumlar ve hatta devletler için de önemlidir ekonomi. Hesap bilmeyen kişi borca düşer ve borcunu ödeyemez hale gelirse başına dertler açılır. Şirketler aynı durumda iflas eder. Kurumlar kepenk indirir.

Ya devletler?

Devletler İMF’nin kapısına dayanır, yabancıların kendisi için çizdiği dar alan içerisinde kalma müeyyidesi karşılığı kredi alarak açığını-gediğini kapatmaya çalışır. Taahhütlerini yerine getirememe, memurlarına maaş ödeyememe rezilliğinin önüne ancak böyle geçilir.

Herkes, her şirket ve kurum ile devletler bu duruma düşmemek için ellerinden geleni yaparlar.

Ülkemizin ekonomisi bugünlerde tehlike sinyalleri veriyor. Ekonomiden anlayanlar sıklıkla uyarıda bulunmakta. Devletin ekonomik sıkıntıya düşmesi rakamlara da yansır; TÜİK’in makyajlı olduğuna inanılan göstergeleri bile zora düşüldüğünü gizlemeye yetmiyor.

Devletin ekonomik sıkıntısı cebe de yansır; nitekim, ülkenin dört bir tarafından “Geçinemiyoruz” sesleri yükseliyor. İmkan bulan yetenekli insanlar kapağı yurtdışına atıyor; her birine milyonlarca TL eğitim yatırımı yapılmış doktorlar ve mühendislerin binlercesini Avrupa ülkelerine kaptırıyoruz.

Çare?

Galiba kısa vadede çare de yok. “İMF’den kredi alan değil, ona kredi kullandıran ülkeyiz” iddiası yara alır endişesi yüzünden…

Reklam

Orta ve uzun vadede çare belli: Ya mevcut iktidar son on yıl boyunca uyguladığı ve son beş yıl içerisinde daha da ağırlaştırdığı yanlışlığı ortada politik çizgisini kendisi değiştirecek ya da seçime gidilecek ve ülkede iktidar değişikliği yaşanacak… 

Fabrika ayarlarına dönülebilir mi?

İktidar çevrelerinde -Ak Parti’nin itibar ettiği gazetelerin köşelerinde, ekranlara çıkması uygun görülmüş sözcülerinin ağzında- bir süredir dile getirilen ‘fabrika ayarlarına dönme’ beklentisi, bu durumun oralarda da konuşulup tartışıldığına işaret ediyor.

[Abdülkadir Selvi sözgelimi, yazısının başlığında “AK Parti fabrika ayarlarına mı dönüyor?” diye soruyor.]

“Fabrika ayarlarına dönüş” demek, AK Parti’nin kuruluş döneminde belirlediği ve son on yılda bütünüyle terk ettiği temel ilkeleri yeniden benimsemesi demek…

Yapabilir mi AK Parti bunu?

Bu yolda dile getirilmiş ilk uyarılar dikkate alınmış olsaydı elbette yapabilirdi; ancak bugün gelinen noktada böyle bir ihtimal yok. 2017 yılında referandumla gerçekleştirilen anayasa değişikliğiyle benimsenmiş ‘yeni sistem’ ile AK Parti’nin ‘fabrika ayarları’ taban tabana ters.

Vazgeçebilir mi AK Parti ‘cumhurbaşkanı hükümet sistemi’ denilen sistemden, Meclis’in merkezinde yer aldığı, denge ve denetlemenin daha da sağlamlaştırıldığı parlamenter sisteme dönebilir mi?

Reklam

Soruya verilebilecek cevabı hepimiz biliyoruz.  

O halde?

Tek çare iktidarın değişmesi olarak görülüyor.  7 Haziran (2015) seçiminden AK Parti Meclis çoğunluğunu kaybederek çıkmıştı. Kamuoyu yoklamaları, bugün seçim yapılsa iktidarın iki ortağının toplam oyunun muhalefetin gerisinde kalacağını gösteriyor. İktidar cephesi Cumhurbaşkanı seçiminde de adayını seçtiremeyebilir.

Cumhurbaşkanı’nın yeni söylemi

Galiba bu ihtimal de iktidarın mahremi sayılabilecek dar kadro içerisinde dikkate alınmaya başlandı.

Nereden çıkartıyorum bunu?

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın konuşmalarına yansıyan söylemden…

‘Kanal İstanbul’ adı verilen ve milyarlarca dolara mal olacağı hesaplanan projenin ilk etabı olarak ilan edilmiş köprünün temel atma töreninde, Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhalefetin itirazlarına cevap verirken, projelerine hesap sormanın ‘uluslararası tahkim’ yüzünden mümkün olmayacağını söyledi.

Dediği tam şu:

“Yatırımcıları, bankaları tehdit ediyorlar, hızlarını alamayıp projeye ilgi duyan ülkeleri tehdit ediyorlar. Bu ne terbiyesizliktir. Devletlerde devamlılık esastır, bunlar devlet terbiyesi de görmediler. Sizler nasıl devlet yönetimine talipsiniz ya? Söke söke sizden bu paraları uluslararası tahkim yoluyla da alırlar.”  

İktidar değişmiş… Yeni gelenler AK Parti döneminde ‘hazine garantili’ olarak ihale edilmiş yatırımları sorgulamaya başlamış…. Hazineden müteahhitlere yapılan ödemeler durdurulmuş… Müteahhitler de ‘devlet sırrı’ olarak şimdiye kadar resmen açıklanmamış bir yükümlülüğün yerine getirilmesi talebiyle İngiltere’deki tahkim kurumlarına başvurmuş…

Bunları düşünmüş Cumhurbaşkanı Erdoğan

Yani?

‘Tek çare’ olarak öngörülen ihtimali…

Devlet adına imza atılan garanti belgesi ‘uluslararası tahkim kurumu’ önüne gittiğinde otomatik olarak müteahhitlerin taleplerinin haklı kabul edileceğini düşünüyor olmalı Cumhurbaşkanı

Olabilir de, olmayabilir de…

[T24’te Barış Soydan, Kenya’da, iktidar değişikliği sonrasında yaşanmış bir ‘tahkim’ olayında müteahhitlerin taleplerinin tahkim tarafından reddedildiğini hatırlatıyor.]

Ya siyasiler, bürokratlar? Onlar da mı tahkime gidecek?

Hukuk yoluyla hak arama, tahkim, uzun yıllar alabilecek pahalı bir süreçtir. 

Söylem, hazine garantili projeleri bulunan müteahhitleri -benzer projeleri üstlenmeye hazırlanan yenilerini de- ürkütmüştür.   

[Türkiye’ye 2015 yılında gelen yabancı sermaye 10 milyar dolar iken, bu rakam 2019 yılında 1,1 milyara düşmüş; geçen yıl ise ekside kalmış. Zaten ürkek hale gelmiş görünüyor yabancı yatırımcı, ürkmüş ki, Türkiye’den uzak duruyor.]

Daha da önemlisi şu: İktidar değişir, yeni gelenler hesap sormaya başlar ve hazine ödemelerini durdururlarsa, müteahhitler hak aramak için İngiliz mahkemelerine tahkim başvurusunda bulunabilirler; peki de, hesabı sorulmaya başlayan konularda el emeği göz nuru bulunan, projelere imza atan, onları savunan yerli siyasiler ve bürokratların durumu nice olur?

Müteahhitlerin peşine düşen yeni iktidar onları unutur mu?

“Söke söke alırlar” söylemi siyasi ve bürokratik sorumluları da rahatsız etmişse hiç şaşırmam.

Sadece o projelerde emeği olanları değil, her kademedeki siyasiler ve bürokratları da…

Aklımda tek bir soru kaldı: İktidarın ilk seçimde değişebileceğinin iktidarın mahremi sayılabilecek bir çevrede düşünülüp konuşulmaya başlamasında, acaba Sedat Peker’in videoları ve mesajlarıyla meydana getirdiği sarsıntının da payı var mıdır?

ΩΩΩΩ

Reklam

55 YORUMLAR

  1. On yılı aşkın süre boyunca, “yerli ve milli” diye diye ensemizde boza pişirdiler. Şimdi, “İlahi adalet dedikleri şey bu olmalı. . .” diye düşünüp gülümsememek mümkün mü?

    Bir düşünün: “Başarılı, eşsiz genç iş adamı” diye parlattılar. “Türkiye’nin dış borcu açığını ben kapattım” diye şişindi, alkışladılar. Yetmedi. İktidarın ağır topu Numan Kurtulmuş’un elinden Yılın İş Adamı Ödülü verdiler. Yerli ve de milli olsun diye bir Türk ismi uydurup Zarrab dediler.

    İranlı bu adam, açıkça belli artık, önden anlaşmalı olarak Amerika’ya, Hawai’ye tatile gitti. Bunu yakalayıp hapse attılar.

    Anında sattı Türkiye’yi.

    İtirafçı oldu. Aldı fosforlu kalemi eline, tane tane ve saatlerce yolsuzluk ve rüşvet çarkının nasıl işlediğini anlattı Amerikalılara. Böylece yırtmış oldu. Nerede olup paraları nerede yediğini kimse bilmiyor.

    Utanma duygusundan yoksun olanlar, şimdi çıkmışlar, “Utanın, bir suç örgütü liderinin sözlerinden yola çıkıp bu ülkenin yöneticilerine laf sokuyorsunuz” falan filan diyorlar.

    Önceleri çok eminlerdi. Ama zor yoluyla, ama el altından anlaşılarak, bir şekilde susturulacaktı. Öyle olmadı. S. Peker konuşmaya devam etti.

    Şimdi, çakma gazetecisinden en tepesindeki siyasetçisine, hepsi suspus olmuş durumda. Ağzını açsa karşılık verse, üzerinden bir saat geçmeden insan yüzüne çıkacak hali kalmayacağını biliyor her biri.

    S. Peker kemiksiz katışıksız yerli ve milli.

    Çakma yerli-ve-millicileri küçültüp kibrit kutusuna sokuyor birer birer.

    Alayı sus pus.

    “Bu adamın videolarındaki iddiaların istisnasız hepsinin bir yalan ve iftira olduğunu söylemiyorum, ama. . .” yollu cümle bile kuramıyorlar.

    İtirazı olan? 🙂

  2. Son 3 gündür,Fehmi beyın yazılar’ını bir kaçkez okuyorum, fakat bir türlü eskisi kadar anliyamiyorum. Çok geniş bilgileri bir kaç satırla anlatıyor.
    Neyse yaterki ben anlamayım, Fehmi bey uzmanların okuyup’ta anlayamiyacağı daha doğrusu bir kulp bulup susturamiyacağı onlara adeta kök söktürecek yazıları değişik bir viziyonla okurlarına aktarmasi önemli.
    Bu birileri için alarım çanllari çaldıriyor.
    Birileri içinde umut kaynağı oluyor.
    Bugünkü yazısını başka sitelerde yayınlamış.

    Yazarımızın okuyupta tam, olarak anliyamadığım yazılarını 17/25 Araliktaki kurulan tuzağı tuzakçıların kursağında bıraktırdığı
    mektüp meseleaini hatırliyorum ve daha sonra yazıları anlamya gayret ediyorum, en sonunda anliyorum.

    Diğer yorumcular anliyormu anlamiyormu onu bilemiyorum çünkü bir iki yorumcunun yorumlarını okiyorum diğerlerini okumaya değer bulmiyorum. Mersine ve tersine meselesi.
    Matrıkçı bu kadar isabetli fıkıraları nerden buliyor diğe düşününce, büyük bir ihtimalle burdaki troller’in yazilarından ilham aldığına inanmaya başladım. Dünkü fıkrasındaki fadimenın Don meselesi.🙂
    Dün o fıkra sayesinde yazıyı anlamıştım.

  3. Amirler kölelik,Avukatlik, korumalık yaparsa bugünler dúğün bayram.
    Türk Halkı seçtiklerine emir almak değil vermek olduğunu kabullenmedikten sonra, daha çook troller ürer.

    Sara hastaları muazzam senaryo yazarlar ve S P gibilerıni’de
    oyunculğunu veya uygulayıcılığíní yaptırırlar.
    Onlar için önemli olan tepeden inmemek ve saltanatlarıní sürdurebilmek.içinde,
    Ahırdakı Celepleri tamamen boşaltmak. zaten en iyi becerdikleri iftira ve çalm)
    Önce seçtikleri “Digorlu” oyuncunun soy adını değıştir’erek mesleğı olan dolandırıcılık’ta iyice ustalaş’tirip Türkiyede tıpkı riza gibi bakanlar ve iş adamları ile resim çektirerek ünlü ve zengin rolü verip ABD’ye Kara para aklayıcı olarak gönderip işleri tıkırına soktuktan sonra, tam kapasite çalıştıklarını zannederken dış istihbaratları’nın bunları takip ettiklerini ôğrenice. Can kurtaran Karadeniz mafyalarını sahneye sürdüler.
    Sedat Peker, Erdoğanı aklamak için çalışıyor.
    İkisininde ilk hedeflerine ulaşması için DÜNYA istihbaratlarını 15 Temmuz darbesini darbe girişimi olarak inandırıp bütün pisliklerin’den kurtarip temize çıkmak.
    Deniz Baykalín o videosu Türkiyede yasklanmıştí fakat yurt dışında erişimi engelenmemişiti. ben o videoyu izledim. Tamamen iftira ve uydurma bir video olduğu en başta anlaşılıyor.
    Kadın erkek hiç yan yana dahi gelmemiş erkek şort giymiş kadın normal giyimli yüzleri belli dahi olmiyor, tamamen saçma bir video’idi.
    O video bana şu meşhur Ata sözünü hatırlattı, iylik yaparsan kötülük görürsún. Baykalda yaptığí iyiliğin karşılığını siyasi yaşamíní sonlandırarak aldí.

    Deniz Baykal, istifa ettiği zaman, “bunu Pennsylvania yapmadí Gülen ve cemaatinin yapmadığıní kendi ağzí ile açıkladı.
    2011 seçimlerine Kasetler damgasını vurdu.
    Açıkcasi yalan, iftiralar eşliğinde birileri tek adamlığıní ilan edereken Gül, Atalay, Babacan gibi dürst
    politikacıların sayesinde Dünyada ihtibar içerdede seçim kazandi.
    Daha sonrası Gel HAYIRSEVER İŞ ADAMLARI, BAKARA MAKARALAR ve dinaletın fetvalarí ile milleti köle kendisinide ABD’nin Köle tücarlari gibi herkesten üstün sandí.

    S.P ve abisinin derdi bütún suçlarını soylu,çevresi ve Gülen cemaatına yıkím temizelenbilmek.

    Şımdílík: Bu taktikleri Bizim millet yutmuşa benziyor faka yabancılara yutturamazlar.
    Çünkü onların elinde bunların 24 saat ne işler yaptíklarína dair kasetler var.

  4. Didem hanım “irkitici” değil “irkiltici” olmalı;
    “ürkütücü” ile karıştırdınız heralde?
    Düşünce sığlığıyla birlikte gittikçe yozdile benzeyen bir tarzda yazıyorsunuz, sonunda olacağı buydu…
    İzmir belediyesinin okuma yazma kursları yaramışa benziyor:)))

    • Didem “hanım” değil, Didem “Hanım” olmalı,
      herkes kendi yanlışlarına bakmalı…
      düşünce sığlığına gelince, kimse eline su dökemez.

  5. Nereden nereye geldik diye dönüp geriye baktiginizda dün çiviyi bile dışarıdan satın alırken bugün makina ihracatında İtalya ile yarisiyorsunuz Dun elin adamı size bulmaca çözer gibi terörist kodları verip sinek avlarken bugün iğnenin ucunundan bile mermiyi geçirip dünyaya teknolojik silahlar satabiliyorsun.
    Borç tabiki önemli ama bilimde orantı diye birşey var borcu gayrisafi milli hasilaya oranlarsin ve durumunu öyle degerlendirirsin.
    Geçmişte Kıbrıs gibi bir adaya asker çıkarmak için 10 sene beklerken bugün istediğin ülkede operasyon yapıp dostuna güven verip düşmanına korku salabiliyorsun.
    Elbet borcun yükselecek yaptığın alt yapı yatirimlarini düşünürsen ayrıca geçmişte günlük % 6000 faiz oranlarını dikkate alirsan moralini bukadar bozmana gerek yok

    • Nerden nereye geldiğimizi görmek için geriye dönüp baktığımızda görebildiğimiz şeyler var elbette: Eskiden, “Aha ben de iki anahtar verecem vallahi, biri evin, diğeri arabanın!” falan denirdi. Çağa uyduk çağ atladık:

      (*)Bir süreden beri, bir türlü semalarda zuhur etmeyen yerli ve milli uçaklarımız var.

      (*) Her üç yılda bir ilan edilip TV ekranlarından görkemli nümayişlerle kutlanıp ertesi gün unutulan “Kardeniz doğal gaz rezervlerimiz var.

      (*) Milli para birimimizin dünyada yılın en çok değer yitiren ikinci para birimi olma ünvanını kazanmasından üç gün sonra, dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girmeye ramak kaldığımız müjdesinin mutluluğunu yaşamak var.

      Bunların hepsini bir kenara bırakalım. Dünyadaki şu biricikliğimiz bile tek başına nereden nereye geldiğimizin inkar edilmez ibretlik başarı öyküsü olarak şimdiden tarihe geçti: Bir suç örgütü lideri, geçti üç ayaklı tripod kameranın karşısına. Topladı 80 milyon Türk evladını Youtube başına. Türkiye’nin tüm savcılarının alayına bir savcılık soruşturmasının nasıl açılacağını adım adım, tane tane anlattı. Artık hukuku suç örgütü liderlerinin kendisinden öğreniyor savcılarımız -e bu da boru değil yani!

      Epeydir bir halk kahramanından yoksun görünüyorduk.

      Hamdolsun, o halk kahramanını pekala yerli ve milli olarak bir suç örgütü liderinden çıkarmayı da başardık.

      Makina ihracatında İtalya ile yarışıyormuşuz. E muhtemelen doğrudur.

      Çünkü, 2020 yılı yıllık ulusal milli gelir sıralamasında Türkiye’nin de İtalya’nın da yeri belli.

      Türkiye 193 dünya ülkesi arasında 74. sırada. İtalya’nın kaçıncı sırada olduğunu bulup buraya yazmayı sana bırakıyorum.

      Türkiye’nin yıllık makine ürünleri ihracatının toplam yıllık milli gelir içindeki payı ile İtalya’nın yıllık makine ürünleri ihracatının toplam yıllık milli gelir içindeki payını öğrenip buraya yazmak da senin işin olsun. 🙂

      • Önceden petrolü gazı bulup kapatanlar vardi.Simdi aleni bulunmusu kapattiracaklar var.Bunca hesap kitap çalışma yok hükmünde size göre.
        Bir sonraki sefere makina ihracat bilgilerini veririm diz merak etmeyin.
        Tayland dan farklu görülüyor buralar.Amerikadan gözüktüğü gibi.Muzmin negatif ablamiz gibi

    • O kadar olsun di mi?…

      M. Kemal Atatürk Paşamızın kutupbaşı olarak kutuplaştırıcı hamlesinin taşeron partisi CeHaPe, “Karamanın koyunu” olarak seçildiyse, AKePe ile bu işin “sonra çıkar oyunu” şeklinde tezahür etmesi kaçınılmazdı. Sosyal konuların ötesindeki ufka bakamadı, baktıysa bu ihtimali göremedi, rahmetli. O günler Trabzon millet vekili Ali Şükrü Bey bir şekilde katledilmeyip sisteme entegre edilmiş olsaydı. Başka bir deyişle “Akıl*İman Sentezi”, “evet bize en uygun model budur” diyebilseydi; yani, fabrika ayarları Fatih’in fethindeki işler model “Akıl*İman Sentezi” olmuş olsaydı bugün Fehmi Bey böyle bir hatırlatmayı (referansı) gerekli görürmüydü? Dizayn değilse raslantı da olabilir (seçeneklerin başka şekli yok)

    • Mizah demişken sayın yk; bir insan kendi kendine konuşuyorsa kendine zarar verebilir demektir ama kendi kendine gülüyorsa başkalarına da zarar verebilir demektir!
      Sayın yazarın mizah yeteneğine sözümüz yok ama sanki son günlerde daha ziyade kendi kendine gülümsüyor, aman dikkat!!!!

  6. Daha önce de dile getirdim.
    AKP de, CHP de, İP de, HDP de, MHP de günbegün hem kendilerinin, hem diğer partilerin Türkiye’deki oy dağılımını %1 bile yanılgısız, yine milletvekili dağılımını da bir(1) mv yanılgısız bilirler.
    Bir kasap, bir celep bir danayı sadece gözle görerek
    3-5 kg yanılgısız bilir. Bir de elle yoklayıp kontrol ederse 1-2 kg yanılgısız bildiği gibi.
    Çünkü onların işi bu.
    Bahsettiğim partilerin birinde önde gelen samimi tanıdığınız biri varsa, yazılmamak kaydıyla sorarsanız tüm partilerin oy oranlarını doğru şekilde öğrenebilirsiniz.

  7. Ülkenin yegane sahibi oldukları kibir ve şımarklığı içinde ondan bundan terörist, işbirlikçi, IMFci, zillet falan filan çıkaranların bir diğer ayırt edici özelliği, kendi kafalarının işlediği, çoğunluğu oluşturan diğerlerinin ise aptal olduklarını varsayıp kendilerini buna inandırmış olmaları.

    Arada bir, “Evet, her şeyin yolunda gittiğini söylemek doğru olmaz, ama. . .”, “Ben öyle takım tutar gibi parti tutmam, ben de yanlışları eleştiriyorum, ama. . .” kıvamında laflar ederek, havada iki tur attıktan sonra, kestirmeden lafı muhalefete getirmeyi uyanıklık sanıyorlar.

    Kardeşim, gazeteci Yetkin’in Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın resmi verilerinden aktardığı rakamlarla, en dangalak insanların bile anlayabileceği bir şekilde, 3, bilemedin 4 cümlede durumu önünüze koyuyoruz:

    (1) AK Parti iktidara geldiğinde, ülkenin dış borcu 130 milyar dolar.
    (2) Geçtiğimiz yıl sonu itibarıyla, ülkenin dış borcu 450 milyar dolar.
    (3) 2002’de 1 dolar 1.6 TL iken, bugün 8.7 TL.

    Ulen nereye gitti bu para?

    “Yol yaptık, köprü yaptık, hastane yaptık”.

    Yahu satılmadık devlet kuruluşu, satılmadık devlet arazisi, satılmadık orman yayla bırakmadınız. “Yaptık” dediğiniz o yolların köprülerin parasını bile millet ödüyor, bir 40 yıl daha ödeyecek.

    O pek sevdikleri “Tüyü yetmemiş yetimin hakkı”, ve dahi “Su kenarında koyunu kurt çalsa hesabını benden sorun diyen Hz. Ömer” aşkına bir daha, basitçe, ve çok kısa soralım:

    Ulen nereye gitti bu para?

    • Bir ara dolar neredeyse 1 TL’ye inmişti. Şimdi de yıl sonu 10 TL diyorlar. 15 yılda yüzde 1000 enflasyon. İşte akp’nin karnesi. Bari 6 sıfır değil 7 sıfır atsalardı zamanında. Nasıl olsa rakamlarla oynamak kolay bunlara. Söke söke cebimizde para bırakmadılar. Hala da söke söke alırız diye nara atıyorlar. Geleceğimizi kararttın eyyyy … Ama tripod geliyor, yakında başınızda patlayacak!

      SBK’dan sonra bir de Korkmaz Karacan çıktı. Bunların hepsi “korkusuz” uşaklar. Sınırsız sorumsuz. Çember daralıyor, bakalım ne olacak gelecek tweet’de yada video’da. Karar’da Yıldıray Oğur iyi bir araştırma yapmış bu yeni Korkmaz üzerine bugün. Diplomasız bir ekonomi uzmanı daha karşımızda.

      • Ender Bey, bir taksi şoförü ile müşterisi arasında geçen, sosyal medyada toplamda 3 milyonun üzerinde izlenen evlere şenlik, 4 dakikalık bir müzakere videosu var.

        “Taksi şoförü ile yolcunun beyin yakan para kavgası” yazınca çıkıyor. Siz muhattaplarınıza böyle tane tane ekonomi anlattğınızda, o talihsiz şoför geliyor aklıma ister istemez. O şoför arkadaşımızla benzer bir misyon yüklendiğinizi düşünüp sizin adınıza üzülmekten kendimi alamıyorum 🙂

    • ABD Federal savcılarının malvarlığı araştırması kapsamında tüm ülkelere değil, sadece 7 ülkeye yazı yazdıkları basına yansıyınca yelkenler fora oluvermişti.
      Hatırladıklarım, İsviçre, Çin, Malezya ve tabii ki Katar.

  8. Aslında atılan temelin Kanal istanbulla alakası yok oradan geçen yol ve köprü 2006 yılında kuzey marmara oto yolu diye projelendi 2010 yılında onaylandı oysa kanal istanbul 2011 yılında açıklandı.

  9. Ekonomik sıkıntı yukarıları etkilemediği için görmüyorlar/görmek istemiyorlar. Gördüklerinde iş işten geçmiş olacak. Ülkemizde ciddi bir belirsizlik var.
    Bir Ülkede En Büyük Kriz Belirsizliktir.
    Kanal İstanbul’un amacı İstanbul nüfusunu yirmi beş milyona mı çıkarmak mı yoksa yeni bir şehir mi kurmak acaba?
    Hiç kimse merak etmesin; şimdiye kadar giden ne iktidarlardan ne de iş yapanlardan hesap sorulmadı bundan sonrada sorulmaz. Hesap sorulmaz ama giden paralar mutlaka tahsil edilir kimden mi tabi ki vatandaştan; bir vatandaş en küçük bir ceza vergi vb ödememe gibi bir şansı var mı? Bizim vatandaşımız hem kendi vergisini öder hem de ödenmeyen vergileri, çarçur olan paraları öder. Hatta hiç geçmedi köprünün hiç uşağa binmediği havaalanının zararını öder.
    Ülkemizde siyasi iktidar hiçbir zaman fabrika ayarlarına dönememiştir. Ne şimdi Ne de sonrada dönemez. Karga kekliği taklit edeyim derken yürüyüşünü unutmuş. Maalesef iktidarlar kendi yürüyüşünü unutmuştur.
    Zaten Hukuktan bahsetmeye hiç gerek yok. Durumu içler acısı. Kurumlar arasında güvenirlik konusunda diplerde geziyor…..
    Bir Ülkede Hukuk Adalet işlemiyorsa hiçbir kurum sağlıklı işlemez.

  10. ekonomi çok ciddi sinyal vermiyor, alarm düdüğü çalıyor.
    iyi günlerimizi yaşıyoruz.
    düzelmesinin tek yolu, mevcut iktidarın değişmesidir. kimsenin iktidara güveni kalmadığı için para da yatırımcı da gelmiyor, olan da gidiyor.
    güven tazelemek neredeyse imkansız.
    hangi fabrika ayarlarına dönülecek, ortada fabrika mı kaldı?
    ne neşe, ne hikaye, ne de dava var artık.
    vakit, grup vakti.
    dönülmez akşamın ufku zamanı.
    tahkime gidilir, söke söke alınır talihsiz bir ifade oldu gerçekten.
    rahatsız edici.
    irkitici…
    daha önce de yazmıştım tahkime gitmek haklıysan değerli, değilsen eziyetli.
    iktidarın değişeceğini bugün artık herkes görüyor, siyasetin kitabını yazarların görmemesi mümkün mü? sedat pekerin ne kadar payı var bilinmez, ama yolsuzlukların, hırsların, adaletsiz paylaşımların, israfların, kişisel çıkarların payını hepimiz biliyoruz.

    • Dönülmez akşamın ufkundayız, vakit çok geç…. Kanal İstanbul!


      Reis, meyiz! hiperaktif nesillerin devamı bu!
      Yerli, milli, tarihi dertlerimize deva mı bu?
      Dalgaları görüp de elinden bişey gelememek!
      Aklı başında, talihsiz yolculara reva mı bu?!


      • Artık demir almak günü gelmişse (ahir) zamandan,
        Meçhule giden (milli) bir gemi kalkar bu limandan…
        Yolcular stresli, kaptanla kaos, kavga halinde,
        Büyük vaadlerle geçmişti dümene, çünkü kaptan!

    • Didem hn lafla peynir gemisi yürümüyor.Tek derdimiz Erdoğan gitsin sonrası tufan öylemi.
      Ya bir ana muhalefet lideri düşünün ülkeyi yönetme cesareti yok.neden aday olmadı iki seçimde .Böyle cesaretsiz birinin ülkeyi yonetebilecegini mi dusunuyorsunuz .En kotu yönetim yonetimsizlikten iyidir.Ekonomi kötü doğru ama nasıl bir pandemiden geçtik geçiyoruz.Biz battuk olduk bittik de İngiltere’ye düşünün %10 küçüldü .Bu nedemek BİLİYORMUSUNUZ.
      Şuan dipteyiz her dibin bir çıkışı vardır.Merak etmeyin yine çıkışa başlayacağız.Belki etrafuniza bakmiyorsunuz heryerde patır patır sanayi tesisi kuruluyor.Bunu gezerek veya iş yaparak gorebilirsiniz.Zamanim endüstriyel tesis gezmekle geçiyor.Bakmayin sosyal medyada yayınlanan ufurukten teyyare yalan haberlere .Biraz sabır

      • ekonomi kötü, diyorsun
        yargı iyi mi?
        eğitim?
        tarım?
        hayvancılık?
        sosyal adalet?
        gelir eşitliği?
        yolsuzluk endeksleri?
        sen sabır diyorsun,
        ben insaf diyorum…

      • işte o en kötü yönetim de CHP yönetimi olacağı için yönetimsizlikten iyidir deyip onları iktidar yapmak lazım eğer sen izin verirsen Ahmet bey!

  11. deli kızın çeyizi gibi ne varsa doğru, yanlış, ilgili, ilgisiz getirip boca ediyorlar.
    müsilaj sadece marmarada değil, heryerde.
    efendim neymiş, rönesans firması altan öymenin oğluna aitmiş.
    sayın erdoğanın da torunu oluyor,
    kuzeni tarafından da isveç kralının teyze çocuğu değil miydi?
    yine de kimsenin yolsuz işleri hoş görülemez.
    itirazı olan?

  12. Söke Söke

    2023 parçalı muhalefetin iktidarı gözüküyor. Sonra abd den kayyum. 2. Derviş olayı sonra yeni bir iktidar. Bu arada fetöcüler ve Sedat Peker af bekliyor. Yazar da hürriyetin genel yayın yönetmeni olur. Olacaklar belli. Allah ümmete zeval vermesin. Bazen iyi bazen kötü günler yaşarız, sonra ölürüz.

  13. Didem hanım dünkü aynı yorumunuzda sormuşsunuz:
    “iyi ama bu bilgiyi muhalefetten alıyorsunuz zaten, ayrıntılı olarak defalarca anlatıyorlar, delil diyorsunuz, delil işi şimdi mümkün mü?”
    Bu inşaat firmasının(rönesans) duayen chpli üstdüzey yöneticisi onur öymenin oğluna aittir diye de söylüyor mu bu muhalefetiniz yoksa devlet filan mıymış? Bak ben söylüyorum…
    Rönesans holdingten de allah razı olsun, hem dışarda hem de içerde çok güzel işler yaptılar, büyük projelere imza attılar, allah işlerini rastgetirsin…

  14. Didem hanım dün “hastaneleri alan firma dünya ölçeğinde bir firma, iliskiler devlet sırrı.” buyurmuş da;
    O firma chpli onur öymenin oğluna aittir efendim(rönesans inşaat)
    İtirazı olan?

  15. Sn Koru adam ne desin ya ciddi bir devlet olarak sözleşme imzalamışsın sonra kabadayının biri çıkıyor ödetmem bilmem ne yapmam .
    1 Ciddi bir sözleşme var ve hukuka saygılıysan nasıl ödetmiyorsun .Sende mi hukuk
    tanımazsın daha iş başına gelmeden
    2 Tek derdimiz ERdoğan gitsin sonrası tufan mı bütün proje buna mı endeks li
    3 Hani hayalden bahsediyoruz ya bana muhalefetin bir hayalini söyleyin ( pardon tek
    hayal erdoğansız bir türkiye )
    4 Şimdi basbas bağırıyorlar yaptırmam peki 70 li yıllarda boğaziçi köprüsü içinde söylen
    mişti ne oldu neden üzerinden geçiyorsunuz şimdi. ? Kanal ı da kullanmıyacaksınız
    herhalde.
    5 Devlet üst yapı yapmaz devletin görevi alt yapı yapmaktır. Kanal da bir alt yapıdır.
    Evet kanal etrafında rant oluşacak bu rant tüm istanbulun . Avcılar da çekmecede
    yaşayan vatandaşlar da bu ranttan faydalanacak.
    6 Yaptırmam demeden pozitif katkı sunsan olmaz mı ? hiç mi faydası yok .Yapılacak
    konutlar için neden riskli bina dönüşümü ile değişim düşünülmez .IBB sen de bir
    proje sun . Kestiğin ağaçın 2 katı ağaç dik şartını gündeme getir.
    7 İnsanlar hayal ettiği müddetçe yaşar bu da istanbulun hayali .Buradan oluşan rant ile
    nufusun bir kısmını şehir dışına taşı .Emeklilere yeni bir kent oluştur. Çokmu zor
    bunlar .
    Yeter ki hayal et.

      • Ağaç bir dert gibi görünse de “olmazsa olmaz” büyük bir dert değil! Her bölgede o kadar çok çoraklaşmış yerler var ki ağaç dikmek için yine yer bulunur. Asıl dert bu işe ekonominin zaten dibe vurdurulduğu biz zamanda önceliksiz ilave bir proje olarak bu denli zorlanması. Derinlerden bir ses adeta diyor ki: “Elimize iddialı birini geçirdik, deli ettik! bu deliye gitmeden bu işi de yaptıracağız. Bu çılgın işin hakkından gelse gelse o gelir!”

        O da adeta diyor ki:

        Kefenimle çıkmıştım yola, durmak yok! vakit çok geç;
        Bu son fasıldır siyasi ömrüm, nasıl geçersen geç!

        Ülkdeki sessiz çoğunluk da içinden mırıldanıyor: “Şerde hayır da vardır umalım öyle olur. Dua etmekten başka çaremiz çok!” (aslında ben de bunlardan biriyim galiba, çaresiz! Ya siz?)

        • Sayın hk, bu memlekete yapılan her yatırım, her proje niye şer oluyor ki hayır olsun diye duaya duralım? İşiniz gücünüz bal yapmaz arı gibi mızlanıp durmak yani…

          • Yahu, tekrar tekrar yazdım anlamak istemiyorsun. “ezberine iman” örnekleri arasında “ezberine akıl” örneği olarak hiç te fena değilsin. Daha önce ne demiştim, hem düz yazı ve hem de kafiyeli olarak:

            Türkiye şartlarında kıt kanaat geçinen, kel başa şimşir tarak bir ülke için,

            “Önceliksiz her proje bir israftır” (ve israf haramdır!)

            Hiperaktif tabiatıyla “ben yaptım oldu” modundan çıkıp optimizasyon nedir, ona kafa yor biraz. İhtimaller arasında tarihi algılarınız ne kadar sağlam, bir garantisi var mı? Millet maddi sıkıntıdan kıvranırken milleti kaale aldığınız yok! Çok daha güzel, işsizlik sorununu (sade vatandaşa yansıyacak şekilde) azaltan ekonomik proje alternatifleri varken bunun sırası mı(ydı).


            Ben arıysam, bir çiçek,
            Arkadaşım kelebek,
            Ya sen nesin Ha Gayret,
            At peşinde bir sinek!?

            (Yahu, bari bana musallat olma! Neyse, pas attın topa girdim ama daha fazla gol atacak vaktim yok. Hafta sonuna doğru belki!)

  16. Kemal kılıçtaroğlunun yalanları hakkında da sizden yakın zamanda bir yazı bekliyoruz. Yukarıdaki gibi bol giydirmeli ve fabrika ayarları sağlam bir Fehmi Koru yazısı olsun.

  17. KOOOOŞ H.GAYRET KOŞ !
    Çabuk zırhını, miğferini, kalkanını , kılıcını kuşan , meydane çık !
    Yazarımız , ortalığı ateşe vermiş ! AKP yanıyor ! Sen nerdesin , daha bekliyor musun?
    Senden başkası bu felaketin üstesinden gelemez !Haydi yiğidim, aslanım , göreyim seni! !
    Kooooş ,H.Gayret koş !
    NOT: Bu arada bu repliğin sahibi Uğurtan Sayıner’e (Cemil) Allahtan rahmet , yakınlarına da başsağlığı dilerim ; mekanı cennet olsun

  18. Fehmi Koru ustat aylar once yazdiginiz bir yaziya yorum yapmistim. AKP istanbul belediyesini paketleyip baskasina devrederken ki yaptigi surecin aynisi yasaniyor. AKPnin Istanbul belediyesini kaybedecegini secimden 6 onceden biliyoduk. Cunku istanbul belediyesinin yonetilir bir tarafi kalmamisti. Ben RTE ‘a ve ekibine saygi duyuyorum. Iktidara geldiklerinde cok yakin arkadasinin ve ayni zamanda devletimizden encok ihale alan sirketin sahibide oluyor bu sahis, verdigi sozu biliyoruz. Telefon gorusmesinin kasedi cikmisti hatirlarsaniz. Sozlerini tuttular. O zaman benim gibi saflar saka zannetmisti bu kasedi. Yillar sonra saka olmadigini anlamak cok aci.

  19. Geçiş garantili otoyollar ve köprüler, uçuş garantili havaalanları, hasta garantili kent hastaneleri yandaş müteahhitlere yüksek bedellerle yaptırıldı. Kullanılmadığı halde on yıllarca bedeller ödenecek. Bu avantaları alan yandaş firmalar adeta TC’nin düşmanlarıymışçasına şimdi de haklarını yabancılara satıyorlar. Bu milletin yalnızca anasını değil doğacak çocuklarını da iyi etme derdindeler. Kapitülasyonlar geri getiriliyor. Yazık.

    • Yahya bey sizce bu kişi türk müdür?
      “Fahrettin Paşa, 1868 yılında Rusçuk’ta doğdu. Asıl adı Ömer’dir. Soyadı kanunundan sonra Türkkan soyadını aldı. Babası Mehmed Nâhid Efendi, annesi Bâlî oğullarından Fatma Âdile Hanım’dır. 93 Harbi’nden sonra ailesiyle birlikte İstanbul’a gelen Ömer Fahrettin 1888’de Harp Okulu’nu, 1891’de Erkân-ı Harbiyye’yi bitirdi ve kurmay yüzbaşı olarak orduya katıldı. Balkan Savaşı sırasında Çatalca savunmasındaki başarısıyla Edirne’nin geri alınmasında rol oynadı. Osmanlı Devleti 1914’te I. Dünya Savaşı’na girdiği vakit miralay rütbesiyle Dördüncü Ordu’ya bağlı 12. Kolordu kumandanı olarak Musul’da bulunuyordu.”

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız