Olana doğru teşhis koymak.. Olabilecekleri sağlıklı biçimde öngörebilmek.. İşte bütün mesele…

29
Resim: Umman'dan Tahira Fida..
Reklam

Bir gün sonuçta nedir ki? Her gün 24 saattir. Bir gün biter bir başka gün başlar. İnsanlar her günün sonunda bir gün daha yaşlanır. Günler haftaya, haftalar aya, aylar yıla dönüşür ve hayat öylece devam eder.

Akıllı insan düne takılı kalmaz, bugünü önceden hesabına katar ve geleceğe yatırım yapar.

Milletler için de durum farksızdır; akıllı milletler de geleceği planlar.  

Türkiye’nin siyasileri 2023, 2030, 2053, hatta 2071 gibi ileri tarihleri birer uzak vizyon olarak takdim ediyorlar. Bunu yapıyorlar diye siyasilerimizi akıllı sayacak ve alkışlayacak mıyız?

Eğer o tarihlere denk düşen gerçek birer ‘vizyon’ sahibi iseler, elbette sevinecek ve sevincimizi onları alkışlayarak göstereceğiz.

Sorun da tam burada: O tarihleri hedef olarak sunanlar o hedeflere uygun davranıyorlar mı?

Sorunu doğru tartışabilmek

Bu soruyu sorarken aklımda birkaç gündür tartıştığımız ‘1915 olayları’ ve o olayın ABD’nin yeni başkanı Joe Biden tarafından ‘soykırım’ olarak tanımlanması var.

Reklam

Sanki bir günde birkaç yaş birden ihtiyarlamış gibiyiz. Tarih 24 Nisan 2021’de bizim için hızlanmış görüntüsü veriyor.

Aklımızı başımıza toplamazsak tarih dışına itilme ihtimalimiz var.

Küçük hesaplar yüzünden olacak bu; gerçek anlamda vizyoner olamadığımız için…

Ne demek istediğimi anlatabilmek için 24 Nisan 2021’i bizim için tarihi hızlandıran olaya döndüren Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) tavrına biraz yakından bakmayı teklif ediyorum.

ABD, Türkiye’yi ve Türkleri özel olarak sevmesi veya Türkiye ile Türkler’den özel olarak nefret etmesi beklenmeyecek bir ülke. Arasında neredeyse on bin kilometre mesafe bulunan birbirine uzak iki ülkeyiz. Tarihimizde pek çok ülkeyle büyüklü-küçüklü çatışmalarımız, savaşmışlığımız var; ABD ile aramıza kan girdiğini hatırlamıyorum.

Joe Biden, ABD’nin yeni başkanı, ilk gençliğinden beri siyasetin içinde bulunmuş 70’li yaşlarını sürdüren biri. Türkiye’ye bir husumeti olması için özel bir sebep bulunmuyor. Tam tersine, son 50 yıl içerisinde defalarca ülkemizi ziyaret ettiği, kişisel dostluklar oluşturduğu biliniyor. 

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, ameliyatı sonrasında Biden’in kendisini evinde ziyarete geldiğini hatırlıyor.

Sorum şu: Ne oldu da, Biden, başkan seçilmesi üzerinden yalnızca 100 gün geçmişken, birdenbire Türkiye’yi ve ülkemizde yaşayan insanları rencide edecek bir tavra bürünebildi?

Reklam

Ülkesinin Ermeni asıllı seçmenlerini düşünerek mi? Bunun için döneminin son yılını beklemesi siyaseten daha yerinde olmaz mıydı?

Yoksa.. Yoksa.. Biden’e mal ettiğimiz bu tavır değişikliği ABD’nin yakın-orta-uzun vadeli hesaplarıyla ilgili bir politik kararın sonucu olabilir mi? Üzerinde uzun uzadıya görüşülmüş ve uygulamaya konulmuş bir devlet kararının…

Bana bu gelişmenin öyle bir kararın sonucu olması ihtimali diğer bütün gerekçelerden daha makul geliyor.

Hele hemen öncesinde, yapımcı ortağı olduğu, parasını da ödediği F-35 savaş uçakları projesinden Türkiye’nin çıkartıldığının resmen açıklanması gibi bir gelişme yaşanmışsa…

Uyutulan veya zamanı beklenen başka konular da bundan sonra birer birer sökün edebilir.

Haziran ayında yapılacak ve Biden-Erdoğan görüşmesine de sahne olacak NATO Zirvesi’ne kadar…

Veya orada yapılacak görüşmenin durumuna göre, zirveyi takiben…

Soru sormak gerçeği bulmayı kolaylaştırır

Ne istiyor olabilir Türkiye’den ABD? Ne bekliyor olabilir?

S-400’ler?

Adaylığı sırasında görüştüğü New York Times gazetesi editörlerine sözünü ettiği demokrasi dışı uygulamalar?

Mavi Akdeniz projesi, Türkiye’nin Libya ve Suriye’deki askeri varlığı?

PYD/YPG yapılanmasını ‘topraklarına karşı güvenlik tehdidi’ olarak görmesi Türkiye’nin?

Hepsi veya hiçbiri…

Üzerinde biraz düşününce, bunların, isterse, ABD’nin Türkiye’yi rahatsız etmek amacıyla kullanabileceği kritik konular olabileceği kanaatine vardım.

İsterse…

Hiçbiri ABD’nin birinci önceliği olan kendi güvenlik algılamasıyla bire bir ilgili değil bu konuların…

Türkiye’nin bölgede güçlü bir ülke olarak ortaklığı ABD için daha önemlidir.

Başka bir mülahazayla hareket edildiğini düşünmemiz için yeterince sebep var.

ABD’yi konuşuyoruz, ama bölgede bizi ilgilendiren başka gelişmeler de yaşanıyor.

Suudi Arabistan “Ben de varım” diyor

Suudi Arabistan ülkesindeki Türk diplomatların, orada yerleşik iş insanları ve çalışanların çocuklarının okuduğu Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okulları kapatma kararı aldı.

Cumhurbaşkanı danışmanı Dr. İbrahim Kalın’ın yakınlaşmak için sempati girişiminde bulunduğu, ABD’deki yeni yönetimin bile yeterli bulmadığını açıkladığı Cemal Kaşıkçı cinayetiyle ilgili yargı sürecinin ve verilen hükmün Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından saygıyla karşılandığını söylediği bir sırada hem de…

Bunun da bir anlamı olmalı, ama ne?

Soruları kafaları karıştırmak için değil, her kafadan farklı bir sesin çıktığı günümüz ortamında, birilerinin sağlıklı düşünmelerini sağlamaya yönelik tartışma konusu başlıkları olsun diye soruyorum.

ABD ve bölgedeki büyüklü-küçüklü ülkeler, hep birden ve ayrı ayrı, ülkemizi hedef alan girişimlerde bulunuyorlar.

Ekonominin alarm sinyalleri verdiği, korona mücadelesinde gerilere düşüldüğü bir dönemde oluyor bunlar…

Son diyeceğim şu: Devlet yönetimi, olanlara doğru teşhis koyamaz, olabilecekleri öngörürken hesap yanlışı yaparsa bundan zararı herkes görür.

ΩΩΩΩ 

Reklam

29 YORUMLAR

  1. Bilebilmek için bilmek gerek. bilmek için de herhalde okumak, araştırmak, dinlemek, öğrenmek.
    (tam da bizim sevmediğimiz kahrolsun şeyler:) 🙂
    batılıyı ne kadar tanıdığımızı, ne istediğini biliyormuyuz mesela?
    silahmı satmak, yoksa herşeyi kendi mi kontrol etmek istiyor?
    sen kontrol edilmeye ne kadar gönüllüsün? (mğsaitsin yazacaktım fakat espri günüm değil)
    işte asıl soru bu belkide.
    dert etmiş göründüğü insanların neslinin şu an itibariyle bile nerde olduğunu ondan iyi bilen olmadığını bile bile,
    yerse..

  2. Ali bey “1 Mart tezkeresinin reddedilmesi ABD halkı ve yönetiminde bence çok büyük bir hayal kırıklığı ve travma yaratmıştır .” buyurmuşsunuz da;
    yönetimini bilmem ama hiçbir abd vatandaşının bahsettiğiniz tezkereyle ilgili en küçük bir görüşe bile sahip olduğunu sanmam.
    Ama 15temmuzdan sonra bi travma yaşadıkları kesin gibi…

  3. Sayın yazarın mizah anlayışı da gittikçe gelişiyor; bunun en güçlü kanıtı da şu ifadesi olmuş:
    “Tarihimizde pek çok ülkeyle büyüklü-küçüklü çatışmalarımız, savaşmışlığımız var; ABD ile aramıza kan girdiğini hatırlamıyorum.”
    Eğer hafızanız tam değilse, bence geleceği öngörmeye kalkmayın:))))

  4. Burada fıkra yazan bir arkadaş vardı ama bu ara pek yazmıyor. Ben onun yerine yazayım. Temel Almanya’da otobana ters girmiş, tam gaz gidiyor ama bir taraftan da ters yoldan gelenlerin olmasına bir anlam veremiyor. O sırada radyoda bir anons geçmeye başlar. Radyo Temel’in gittiği yolda “bir sürücünün ters yönde gittiğini” söylemektedir. Temel “hangi bir tanedur daa, hepusi, hepusi” diyerek tepki gösterir.
    Şu anki uygulamaların hangisi doğru ki biz bazı yanlışları tartışabilelim. Hükümete oy getirecek belli işler dışında hiç bir kamu hizmetinin önemi yok. Kamu hizmetlerinde tarafsızlık, adalet, insanilik, nezaket gibi en temel değerler ayaklar altına alınmış durumda. Daha önce yazdım, Erdoğan’ı normal bir siyasetçi gibi kabul ederseniz bu problemi anlayamazsınız. Erdoğan olağandışı bir siyasetçi. Hiç bir kural onu frenlemiyor, hepsine kılıf bulabiliyor. Şu ana kadar kaç gömlek değiştirdi, bilen var mı? Kişisel kazanımı (maddi, siyasi vs.) yoksa hiç bir konuda parmağını kıpırtatmaz. Esas mesele bunu doğru anlamak ve ona göre tavır almakta.
    Erdoğan’ın dilini iyi anlayanlar problemlerini sınırladı ve kısmen çözdü. Örnek, Putin, Suudi Arabistan, Mısır. Amerika geç anladı, yeni tavrıyla işini hallediyor. AB hala anlayamadı, o yüzden debelenip duruyorlar. İçerdeki aktörlerden bazıları O’nun dilini biliyordu, mesela Büyükanıt. Sanırım maksad anlaşıldı. Bu yanlışlardan devleti yönetenlerin bir ders falan alacakları yok. Türkiye daha uzun zaman çok farklı kulvarlarda avare dolaşır.

  5. iktidar yanlısı olmayan kanallarda en ufak bir şiddete rtük cezayı yapıştırıyor.
    diriliş,kuruluş,payitaht dizilerinde kan gövdeyi götürüyor keller kollara uçuyor,kan fışkırıyor rtük ne yapıyor hiçbirşey
    birde bu dizilerde ağızları yaya yaya davudi sesle konuşuluyor ya.sanki geçmiştekiler böyle konuşuyormuş gibi.

    • Hakan bey fıkracı arkadaşın yerine bugün turgut ertav arkadaş gelmiş, onun yerine de zaten matrakçıbaşı bakıyordu, erdem arkadaş da onların yokluğunu aratmıyordu ama nedense şimdi de o toz oldu?

  6. ABD’de ne hiklmet varsa her taşın altından bizim reis çıkıyor!
    Dün sabah 6’da FBİ Trump’ ın avukatí Giuliani’evinde suç aleti aradı.

    Giuliani, Zarrab’ın avukatı olarak da 2017’de Ankara’ya gitmişti ve Saray’da Erdoğan’la görüşmüştü. Giuliani daha sonra Zarrab’ı ve Hakan Atilla’yı yargılayan mahkemeye Erdoğan ile yaptığı görüşme konusunda resmi ifadesini göndermiş, “ABD çıkarlarına uygun bir anlaşmaya varmak üzere Erdoğan’la görüştüğünü” açıklamıştı.
    Ekim 2019’da
    Giuliani’nin 2017 yılında Başkan ile yaptığı özel sohbetlerde Fethullah Gülen’in Türkiye’ye iade edilmesi için ısrar ediyormuş..
    Acaba $128 miliyar’ín ne kadarı bu ve bunun gibilerine gitti?
    Genede Zarabın ötmesine engel olamadılar.

    .

  7. Aslana kafa tutan kedi:ABD’nin Colorado eyaletinde bir evin bahçesine inerek cam kapının önüne gelen dağ aslanına evin cesur kedisi kafa tuttu. Kedinin aslana kafa tuttuğu video, kedinin sahibi tarafından amatör kamerayla kaydedildi. Cam kapının önüne gelen dağ aslanı kapının öbür tarafındaki kediye ulaşmaya çalışırken, kedi de dik dik aslana bakmayı sürdürdü. Dev patisini defalarca camın yüzeyine koyan aslan, istediğine ulaşamayınca tısladı. Ancak evin cesur kedisi buna rağmen duruşunu bozmadı.Kaynak:cnnturk.com
    Rakı İçen Almanlar
    İki Alman Karl ve Hans,Türklerin neden bu kadar rakıya düşkün olduklarını ve içerken ne hissettiklerini merak etmektedirler. Konuyu araştırmak için İstanbul’a gelirler.Bir meyhane seçerek içeri girerler. Acemice etrafa bakındıktan sonra bir masaya oturarak yan masadakilerin söylediklerinin aynısını sipariş edip başlarlar mezeler eşliğinde içmeye. İlk kadehler bittikten sonra Hans Karl’a sorar:
    – Ne hissediyorsun?…
    – Daha bir şey anlamadım. Devam edelim.
    İkinci kadehten sonra Karl Hans’a:
    – Nasıl gidiyor. Değişiklik var mı?
    – Hiç bir şey yok. Devam edelim.
    Mezeler eşliğinde bir iki kadeh daha içildikten sonra Hans tekrar sorar:
    – Ne hissediyorsun?
    Karl ağırlaşan göz kapaklarını ağır ağır açarak:
    -Boş ver şimdi ne hissettiğimi Hans ne olacak bu Almanya’nın hali….Kaynak:fecebook.Not:Acaba,rakı içen Almanlar Türkleşmiş midir?

    • Sayın ertav, türkün sadece rakısı değil birası da çok güzeldir; alman birasının adı çıkmış sadece…
      Allah affetsin, ramazan günü sizinki de iş mi yani?

  8. Dünyadan,İnsanlıktan, tarihten bey haber, cahiliye dönemine “RAHMET”okutacak kadar cahıl! Allah’tan değıl gerçeklerden korkan, haklıdan yana değıl, zalimden yana olan, çalışarak değıl çalarak, yiyen,
    Güçlünün karşısında kul köle olan, güçsüze karşí ejdarha kesilen! “EN İYİSİ BURADAK KESİP DEVAMÍNI MATRAKÇİ ARKADAŞA HAVALE EDEREK, KONUYA GELELİM.”
    TC vatandaşlarının azınsanmiyacak bir kismi aslínda çoğunluğu abartísíz Yukardaki õzelikleri sahip ve şu anda çok aktifler ve ülke’yi yalayip yutmak iiçinde cambaz olmalarí gerekmez! Sahtekar ve hırsız olmak yeter’de artar bile.
    Bõyle bir ülkede Çalışkan ve helal kazananlar barınamaz ve yaşama haklari’de olmaz.
    Ayricada bunlar Tarih konusunda zerre kadar bilgileri olmamasına rağmen sanal ortamda cırıt atiyorlar.

    Hafta’nín konusundan bir kaç örnek vermek istiyorum! Türklerin bu topraklar göç ettiklerinde buraların esas sahipleri Ermeniler’idi..!!!!
    Soy kírímí meselesine gelince Osmanlí soy kırımı yapmadı. Fakat o zamanda savaş ve işgal sever politikalarí nedeni ile típkí bugünkú gibi osmanlínín dostu kalmamıştí . O zaman o düşmanlar dişardan getirdikleri Ermeni çetelerine Genelde Kürt kõylerini içindeki insanlar ile birlikte yakíp yıktílar. Bu sefer Kürtler’de onlara misilleme yapínca zaten konturolu kayip etmiş Osmanlı devleti Ermenlilerin canıní kurtarmak için güvenli yerlere onlarí toplu halde gõnderdi, fakat onlar yolda telef oldular geride bıraktıklarí mallarıní falanda çeteler talan ettiler.
    Geri dõnen Ermeniler bu seferde Túrklerde dahíl bulaşcı hastalíklar sovuk ve açliktan öldúler.
    Peki o kadar çoluk çocuk’da dahíl miliyonlarca insanín telef olmasınının sorumlusu kimler’di? Sıradan vatandaş olan Ermeniler’mi? Yoksa Kúrtlermi? Tabiiki hayír Osman’lının savaş ve işgal sever beceriksiz padişahları’íydí. Ulkeyi ve Kendi vatandaşlarını koruyamaz hale getirip tembel, beceriksiz ve palavrací nesillerin yetişmesine sebep oldular.
    Bu úlkede Erdoğan gibi birisi 25 sene húkúm súrmesının Bahçeli gibi birisinin vatan severlik palavrasí ile koltuğa yapışmalarínín sebepleri yukarda özelliklerini saydığım azınlík fakat çoğunluğa bedel cahíl cesaretli’lerin sayesinde oliyor.

    Bu cahil zúmre erdoğan ve onun gibilerı’nın gerçekten ABD’ye meydan okuduklarını zannediyorlar..
    ABD’nin dünya parasí olan 1¢ tinin dahi nereye ve ne yollar ile gittiğıni bilmeyecek kadar cahiller $128 miliyar’ín hesabını veremezler. AMÂÂÂ cin şişeden çíkmíş bir kere!
    .
    Türkiye ve Dünyada neler olduğunu Fehmi Koru ve onun gibi Gazeticiler çok iyi biliyorlar! Türkiye Saddamín İrakından daha beş beter olduğu için yazamiyorlar.
    Hele durun Erdoğan ve ekibinin (hodaklarının) yapmiş oldukları hoyratca insan hakları ihlalleri nedeni ile gelecekTÜRKİYES’İ bu günlere rahmet okutacak kadar vahim bir duruma olan úlke dahada vahim duruma düşmeden bunlar def olur giderler yoksa gelecek kuşaklar bunlarín borçlarıní 1000 yılda dahi ödiyemez.

    Birde Rahip meselesi varki oda tam evlere şenlik ses kayıtlarí mekanlar suça bulaşmış yetkililer vb vb.

    Maşallah bizde bir değíl yüzlerce itirafçı Rizalar var hemde ses kayítları ile birlikte.
    .bur devlet düşünún sevmedikleri vatandaşlarí kendine rakip olarak görüp çakma ve hayalı suç örgütü ile yaftalasin.

    • Nurdan abla, traklar diye bir halk duydun mu? Ya da etrüskler? Ya da frigyalılar(at yetiştiren aristokratlar) troyalılar? Sümerler? Sakalar? Alanlar, kimmerler?
      Efendim?
      “Türklerin bu topraklar göç ettiklerinde buraların esas sahipleri Ermeniler’idi..!!!!”
      Onu diyen yumurta yesin:))))

      • Mesela sakalar tarihçiler tarafından genel olarak iran, pers olarak kabul edilir. Türk oldugunu söyleyen genellikle Türk tarihçiler. Sen de fazla yumurta yetmişsin herhalde.

  9. Erdoğan ve Ömer Çelik:Muhalefeti at kenara.Biz muhalefetin sözleri ile hareket etmeyiz.
    Geçmiş dönemlerde muhalefet sadece eleştiriyor öneride bulunmuyor demişti.Muhalefet öneri getirse,konuşsa suç; öneri getirmese, konuşmasa suç.Muhalefet her iki durumda suçlu oluyorsa bari konuşsun da suçlasınlar.Dilsiz şeytan olmaktansa…AKP iktidarı muhalefeti galeye almıyor.Erdoğan,meclisi kapasın,kapısına kilidi vursun.Zira meclis bir işe yaramıyor.AKP ile onun minik ortağı MHP nin vekil sayıları ile zaten istedikleri gibi at koşturmaya yetiyor.Bari meclis çatısında koşturmasınlar,saygınlığını kirletiyorlar.

    Nato zirvesinde Erdoğan ABD Başkanı Sayın Biden in kulağını çekecek:”Bana bak ayağını denk al!”diyecekmiş,aslan gibi kükreyecekmiş.Yandaşları sosyal medyada ve tv kanallarında bu konuda yorumlar yazıyor.BOB eşbaşkanı Erdoğan,ABD nin kulağını bükemez,ABD Başkanınan asla efelenemez.Hele aslan gibi kükreyemez.BOB eşbaşkanlığı yasasına ters çünkü.Erdoğan,”Ayağınızı denk alın!” deme kudretine sahip olsaydı;kendisine BOB eşebaşkanlığı verildiğinde söylerdi.Erdoğan yandaşlarına şunu sözylüyorum:Yemezler!!!Ondaki yürek, tavşanda da var.Tavşan ise, aslan değildir.

    AKP iktidarı korono aşılarını yandaş şirketlere getirtip piyasada satmalarını sağlayacakmış.İlkleri seven AKP ,bir iki de başardı.Dünyadaki bütün devletler korono aşılarını vatandaşalarına bedavaya verirken,AKP para ile sattıracak.Hem de yandaş özel şirketlere. 84 milyon vatandaşa, iki belki üç kez aşılamak gerekiyor.Üç kez aşılansa 252 milyon aşı eder.Her bir aşının tanesi 19 ile 37 dolar arasında.19 dolar olsa,1 milyar 206 milyon 576 dolar ediyor.37 dolardan ise 9 milyar 324 milyon dolar ediyor.Bir de ötv ve kdv vergisi alırsa AKP iktidarı,yandı gülüm keten helvası.Vatandaşın delik cebi param parça edilecek.Yandaşlara yeni arpalık kapısı açılıyor çünkü.Sanki 20 yıldır vatandaşın üstüne çullanmadılar gibi.Krizleri fırsata dönüştürme politikası tıkır tıkır işletiliyor.Tabi yandaş medya bunu şimdiden allayıp pullayıp vatandaşa hizmet etiketi yapıştırdılar bile. İşsizler ordusuna tam kapanma ile yenileri eklendi.Okullar kapalı öğrenciler cahil yetişiyor.Küçük esnaf kapalı,enselerinde boza pişiriliyor.Ekonomi-AKP lilerin ve MHP lilerin ekonomisi hariç-berbat.İç ve dış siyasette hamaset,hakaret,tehtit,dayatma sürüyor.Demokrasi ve insan hakları çoktan katledildi.Tacizci,tecavüzcü,rüşvetçi,hırsız,kalpazan,cani,işgence ve darp suçlusu,mafya gibi bütün adi suçlular AKP ve MHP oyları ile af edilip dışarı salındı.İktidar korono ile mücadele etmiyor vatandaşın cebine hücum ediyor.Süreci yönetmiyor algı operasyonlarını yönetiyor.Ey AKP seçmeneleri! Bu belayı sizler açtınız vatandaşın başına.Şimdi kurulun koltuklarınız açtığınız AKP belasının tadını çıkarı durun bakalım ilk seçimlere kadar.Muhalif kanada saygılar sevgiler.

    • Sayın ertav, muhalif olarak burda herhangi bir partinin militanları yok, hatta eskiden akparti treninde korsan yolculuk yaparken enselenip bi şekilde sokağa atılmış bir grup eski akpli yorumcumuz olduğunu bile rahatlıkla söyleyebiliriz.
      Ama hepsinin en belirgin özelliği erdoğan düşmanlığından ibaret görünüyor.
      Aramızda gerçekten muhalif tek kişi saadet zincirş mensubu sn.bernar arkadaşımızdı, o dahi sizin gibi badem bıyıklı firar etmedi mi?

  10. Ertuğrul ve Diriliş Dizileri seyretip hava gazı alıp, Dünyaya meydan okuyorlar.

    Yıl 2021 hatırlatmak lazım Devir teknoloji devri Kılıç dönemi değil.

    Hadi kılıç Dönemine dönelim:

    Türkiye Nüfusu:84 Milyon,

    Çin Nüfusu:1.5 Milyar

    Kılıçda olsa, Çinden uzak durun.

    Bu diziler sizi uyuşturuyor uzak durun.

  11. Ender bey en azından çevremizin; hiçbirinde tek başına iktidar bulunmayan veya koalisyon ya da teknokratlar hükümetiyle yönetilen ülkeciklerle kuşatılmış olduğunu kabul edersiniz değil mi?
    Bizdeki yönetimi beğenemiyorsanız; size italya lübnan, ırak veya güneydeki ufaklığı önerebilirim, yoksa siz de mi almancısınız?

    • Beceriksiz yönetim gitsin, ben niye gideyim. Beğenecek ne var ortada? Hepimiz daha fakiriz, pandemi almış yürümüş hepimizi eve kapatmış yürütme, aşı yok ne zaman geleceği de belirsiz, yolsuzluk almış başını gitmiş, ne hesap veren ne de bakan var. Kendi bakanının kellesini aldı yolsuzluktan daha dün, tek kelime yok, soruşturma yok, hesap verme yok. 128 milyar buhar oldu, hesap veremiyorlar, damat da buhar oldu, hesap veren yok yine. İnsan kaçakçılığı devlet eliyle yapılırmış uzun zamandır, yine hesap verme yok. Rantçılık son gaz, yap-sat borçlandır hep devam. Hepimiz torunumuzun torununa kadar borçlandırıldık. Hazine tam takır. Hukuksuzluk, adaletsizlik sınır tanımıyor. İnsanlar mahkeme kararlarına rağmen içeride esir tutuluyorlar. Yani hangi birisini sayalım. Bu kadar rezalete rağmen koltuğundan kımıldamak yok, ben gideceğim öyle mi? Yok öyle. Geldikleri gibi gitmeyi de öğrenecekler. Ancak kaçmak tüymek yok damat gibi. Hesap vermeyi de öğrenecekler?

  12. Normal bir zaman dilimi.
    Konngre yapmaya karar vermişsin ve çok ciddi bir bomba ihbarı var. Ve bu ihbarla ilgili bir şey yapmadığın gibi katılanlara da bilgi vermiyorsun ve bombanın patlıyor. Ölü ve yaralılar var.
    İhbara rağmen bu tavrı sergileyenler hakkında ne düşünürsünüz?
    Korona ortamında, sonucu da belli olan kongre yapanların, verdiğim örnekten farkını izah edebilecek var mı?

      • yargıtay dedin de aklıma geldi. fenerbahçenin şike davası kumpas olmadığına kanaat getirmiş savcı. yani Aziz yıldırım’ın “şike yaptımsa faneebaçse için yaptım” diyerek itiraf ettiği şike davası yeniden başlıyor. reisin gözü aydın! ya da reise endişeli günler. bu dava fedönün siyasi ayağının yargılanmasına kadar gider yorumları yapılıyor. sizi gidi kumpasçılar sizi. detaylı bilgi için Adem Yavuz Arslan’ı dinleyebilirsiniz.

  13. ABD li beyaz efendiler iyi.
    Biz kötüyüz.
    Bıraksak darbelerini güzelce yapsa ve “our boys” lar dümeni devralsa herşey güzel olacakta.
    İşte buna karşı çıkılmasını pek sevmiyor beyaz efendiler ve onların buradaki uzantıları.

  14. Tam kapanma kararının açıklanmasıyla birlikte , özellikle büyük şehirlerde , arı kovanına çomak sokulmuşcasına Anadolu’ya ; köylere , kasabalara büyük bir akın başladı !
    Ve böylece , daha tam kapanma başlamadan tarumar edildi ! Bize de bir dirhem bal için bir çeki keçiboynuzu çiğnemek düştü !
    Peki bu devleti yöneten bunca büyük adamlar bunu öngöremedi mi , niçin göremedi ! Daha önce yine buna benzer bir kaos yaşanmadı mı ! Yaşandı !
    Peki, bu hücum başlayınca şehirler arası seyahat yasaklanamaz mıydı , yasaklanabilirdi ! Ama yok , işte !
    Askerlikte duyduğumuz bir söz var: ‘ İşini bilmeyen çavuşlar , döner döner poposunu avuçlar ‘
    Haydi bakalım hayırlısı !

  15. Biden in Türkiye sevgisi, yazarımızın dediği gibi değil. Sanki teşhisi biraz yanlış veya farklı yönlendirme var;

    Türkiye’nin 1974’te Kıbrıs’a askeri müdahalesinden bir yıl önce senatör olan Biden, uzun yıllar boyunca Türkiye’ye Kıbrıs’tan çekilme çağrısı yaptı. 1987 yılında da Birleşmiş Milletler’in (BM) bu doğrultuda aldığı karara uymadığı için Türkiye’ye yeniden ambargo uygulanmasını öngören kanun taslağını hazırlayan ve Kongre’ye sunan isimlerden biri oldu. Bu tasarı Kongre’de yeterli oyu alıp yasalaşamadı.

    Biden, Senato Dış İlişkiler Komisyonu’nda olduğu dönemlerde Kıbrıs Sorunu’nun çözülememesinden Türkiye’yi sorumlu tutan açıklamalar yaparken, 1999 yılında da Türkiye’ye yönelik 5 milyar dolarlık yardım paketinin serbest bırakılmasını Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı olarak veto etmişti.

    Gerek Senato’daki görevleri sırasında gerekse de Başkan Yardımcılığı döneminde bu konuyu zaman zaman gündeme getiren Biden, bu yıl da seçilmesi halinde soykırımı tanıyacağını vaat etmişti.

    Biden, Türkiye’den iki kez özür dilemek zorunda kaldı.
    Bu olaylardan ilkinde Türkiye’ye yaptığı ikinci ziyaretten birkaç ay sonra, Ekim 2014’te Harvard Kennedy School’da yaptığı bir konuşma yapan Biden, Orta Doğu’daki en büyük sorunlarını müttefikleri olarak tanımladı.
    Biden, Türkiye ve Suudi Arabistan gibi ülkelerin Suriye Devlet Bakanı Beşar Esad’ı devirmek adına çok ciddi paralar ve silahlar aktardığını söyledi.
    Biden, “Bu ülkeler, Esad’la savaşan herkese yüzlerce milyon dolar para ve onlarca, binlerce ton silah verdi. Bu politikalar El Kaide bağlantılı grupların ve en sonunda da IŞİD’in işine geldi” dedi.
    Biden ayrıca, Türkiye’nin Suriye’ye giden çok sayıda yabancı savaşçının sınırı geçmesine izin verdiğini kabul ettiğini de söyledi.
    Bu sözler, Türkiye’nin tepkisini çekti.
    Erdoğan, “Bakın bu konuda eğer Biden bu tür ifadeler kullandıysa benim için tarih olur. Sayın Biden eğer Harvard’da böyle bir şey söylediyse bizden
    özür dilemesi lazım. Öyle ufak tefek çevresinden dolaşarak yapılacak açıklamalar bizim kabulümüz değildir” dedi.
    Biden da daha sonra Erdoğan’ı arayarak sözlerinden dolayı özür diledi.

    DARBEYE ‘İNTERNET OYUNU’ DEMİŞTİ
    Oysa, 15 Temmuz 2016 darbe girişiminden sonra 24 Ağustos’ta Ankara’ya gelen Joe Biden, “Biz o gece olaylar olurken gerçek olup olmadığını, yaşananların internet oyunu olup olmadığını, ciddi olup olmadığını anlayamadık” demişti.
    Sonra yine özür dilemişti.

    En son geçen sene;
    Biden’ın açıklamasındaki, “Ama bence daha önce yaptığım gibi onlarla doğrudan temasa geçip Erdoğan’ı yenecek duruma gelmeleri için hâlâ var olan Türk liderliği unsurlarından daha fazla verim almalı ve onları güçlendirmeliyiz. Darbe ile değil, seçim süreci ile. Peki biz ne yapıyoruz? Burada oturup boyun eğiyoruz”

  16. 1 Mart tezkeresinin reddedilmesi ABD halkı ve yönetiminde bence çok büyük bir hayal kırıklığı ve travma yaratmıştır .Ondan sonra da aramız devamlı olarak açılmıştır. Arkasından askerlerimizin başına çuval geçirilmesi tezkerenin bir intikamıydı .
    Bunların devamı olarak – ben öyle olduğunu düşünüyorum- üstüste gelen diğer sorunlar nihayet bu günkü gibi iplerin kopma noktasına gelmesine sebep olmuştur.
    Bunlar şöylece sıralanabilir :
    – İsrail ile olan gerginliğimiz ; bu gerginlik belki de en önemli ve en etkili ebeptir.
    – Rusya ile olan iyi ilişkilerimiz ve tabii ki S-400 meselesi ,
    – Libya, Suriye ,Irak siyasetinde karşı karşıya gelişimiz,
    – Yunanistan ve genelde AB ile olan gerginliğimiz ,
    – Doğu Akdeniz gerginliği,
    Bütün bunların yanında ülkemizdeki rejim değişikliği ve bunun sebep olduğu olumsuz gelişmeler, RTE nın kişiliği , kendine özgü kişisel ve CB olarak tutum ve davranışları da bu gerginliğin bence tuzu biberi olduğu söylenebilir.
    Ve nihayet en önemli bir diğer konu da ABD nin ; bir süper güç olarak sahibolduğu büyüklük kompleksi , kibirlik , dünya jandarmalığına soyunması ve bunlara bağlı olarak da herkesin kendine boyun eğmesi , itaat etmesi ile ilgili despotluğu ve sapkınlığıdır.
    Tabii ki bunların her biri başlıbaşına devasa sorunlardır .Ancak bunların hepsinin üstünde meydana gelen husumet ve güven zedelenmesi çok daha önemlidir ve belki de yılları alacaktır !
    İşimiz zor ,Allah sonumuzu hayretsin .
    Herkese selamlar , saygılar

    • Tabii ki bir diğer önemli sorun da ABD nin, ahlaksızca 15 Temmuz darbe teşebbüsünü desteklemesi ve yine hiç utanmadan Fetö himayeciliği yapmasıdır

  17. Liyakattan uzaklaşıldı. Birbirine benzer yalaka tiplerden oluşan sorumsuz bir danışman ordusu ile çalışıyor Başkan. Bakanlar ‘başkanın emri’ ile demekten başka insiyatif sahibi olmayan birer sekreter. Büyükelçiler ülkeden çeşitli sebeplerle uzaklaştırılmış siyasiler, dışilişkiler tamamen politikasız bir şekilde yap-boz ilerliyor. Hiç bir etkisi yetkisi olmayan cumhurbaşkanı sözcüsü dış politikada etkin, ilişki kuruyor, söylem belirliyor görüntüsü var. Dışişleri bakanı ne yapar, büyükelçiler neden var, var mı? Herkes birbirinden rol çalıyor. Tam bir keşmekeş, yalpalanma. Kurumların içi boşaltılmış. Kurumsallaşma bitmiş. Kim karar alıyor, nasıl ilerliyor işler anlamak mümkün değil.

    Her alanda zorlanıyor ülkemiz. Tamamen sele kapılmış gidiyor görüntüsü var. Bunun sonucu ülkenin dayanılmaz yalnızlığı. Sonumuz pek parlak görülmüyor.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız