Öldürücü korona virüsü sınır tanımıyor.. Kıyamet kapımızda.. Bu tabloyu değiştirmenin yollarını aramamız şart…

29

Her insan için kendi ölümü küçük çapta bir kıyamettir.

Bir de Kur’an-ı Kerim başta olmak üzere bütün kutsal kitaplarda en ayrıntılı biçimde anlatılan esas kıyamet var.

Kainatta bildiğimiz anlamda hayatın biteceği son.

Önce İslam Ansiklopedisi’nden bir alıntıyı sunayım:

Kur’ân-ı Kerîm’de zaman zarfı olan “yevme”, “yevmeizin” kelimeleriyle oluşup kıyameti tasvir eden âyetlerin sayısı 400’e yakındır. Bunların yetmişi “yevmü’l-kıyâme” şeklindedir (M. F. Abdülbâkī, el-Muʿcem, “yevme”, “yevmeʾiẕin”, “yevmiẕin” md.leri). Ayrıca Kur’an’ın altmış yedinci sûresi olan Mülk’ten itibaren yer alan kırk sekiz sûrenin büyük ekseriyetinin en belirgin muhtevası kıyamet konusudur. Bunlardan başka “kıyametin kopma zamanı” demek olan sâat (a.g.e., “sâʿat” md.), “dünyanın sonu” anlamına gelen ukbâ (ukbe’d-dâr, er-Ra‘d 13/22, 24, 35, 42), “mutlaka gerçekleşecek olan realite” mânasındaki vâkıa, “kimini alçaltan, kimini yükselten olay” anlamındaki hâfıda-râfia (el-Vâkıa 56/1-3), “yeniden diriltmek, dirilterek hesap meydanında toplamak” mânasındaki ba‘s ve haşr (el-Hac 22/5; Kāf 50/44) kelimeleriyle bunlara benzer kavramlar kıyamet için kullanılmıştır. “Dönüş, dönüş yeri, çıkarıldığı yer” anlamına gelen ve bir âyette yer alıp bir yoruma göre kıyamet mânasında olan meâd kelimesi de (el-Kasas 28/85; Taberî, XX, 150-153) özellikle kelâm ve felsefe kitaplarında kıyamet yerine kullanılmıştır.

Herhalde konunun ne kadar ciddi olduğunu bu alıntıyı okuyunca daha iyi anlamışsınızdır. Dünyanın sona ereceği günle ilgili benzer tasvirler Tevrat ve İncil’de de bulunuyor. 

İnsanoğlu, özellikle zihnini çok çalıştıranlar, büyük kıyametin kendi küçük kıyametlerinin gerçekleştiği zamandan fazla uzak olmayacağını hep düşünmüştür. Yüzyıllar boyunca her nesil, kutsal kitaplardaki anlatımları hatırlatacak en ufak yeni gelişmede kıyamet alametlerini görmüş ve kopmasını beklemiştir de.

“Tanrı’yı kıyamete zorlamak” diye formüle edilmiş bir yaklaşımı benimsemiş, kutsal kitaplardaki kıyamet tablolarının kendi hayatlarında meydana gelmesi için onları gerçekleştirmek amacıyla kollarını sıvamış insanların varlığı da biliniyor.

Reklam

Kıyametin bir gün mutlaka kopacağına inanan insanlar, o günün bugüne her zamankinden daha yakın olduğunun da bilincindedirler.

Yerlerin sarsılması… 

Salgın hastalıklar… 

İklim değişikliği… 

Adaletsiz gelir dağılımın dayattığı açlık ve sefalet…

Çatışmacı ortamlar, savaşlar…

Yine de kıyametin ne zaman kopacağını kimse bilemez, bilemiyor da…

Hep unutulan bir gerçeği vurgulamak için yazılıyor bu yazı. O gerçek şu: Bildiğimiz anlamda hayatın mutlaka sona ereceği inancı, kıyamet ve kıyametin kopmasıyla ilgili kutsal kitaplardaki tasvirler, aslında yaşanılan hayatın güzelliğini ve değerini anlatmaya yarasın diye birer hatırlatma.

Reklam

Kıyamet kopacak, ancak bu gerçeği hatırda tutarak hayatı henüz yaşarken daha verimli ve daha değerli kılacak bir zenginliğe kavuşturmaya bakmak gerekiyor.

Bunun yolu da, yaşanılan günün ve dönemin özelliklerini, kıyametin alametlerinden uzak tutucu çabalardan geçiyor.

Yerin hareketlenmesine, depremlere karşı daha mukavim konutlar yapmak…

Tıp alanını salgın hastalıkların yaygınlaşmasını önleyici tedbirler almaya yarayacak araştırmalarla takviye etmek, koruyucu hekimliği ön planda tutmak…

Mevsimlerin özelliklerini bozmaya yol açan yanlış maddelerin kullanımlarından kaçınmak, gerekirse yasaklamak…

Dünya nüfusu içerisinde çok küçük bir azınlığın elinde temerküz eden servetler yüzünden meydana gelen adaletsiz gelir dağılımı ve bu sonucun ortaya çıkmasına yol açan ekonomik sistemler yerine daha üretken ve adil bir ortak yeni sistem arayışına girmek…

İnsanlar arasında var olan doğum yerine dayalı dini ve etnik farklılıkları yaşanılan coğrafyanın ve dünyanın zenginliği olarak gören bir anlayışa uyanarak, çatışmaları körükleyen şartları ortadan kaldıracak, savaşları imkansız kılacak davranış kodlarını benimsemek…

Kıyameti kendi hayatımızda görmeyi arzu etmek bir yana, gelecek nesillerin bile gündeminden çıkaracağı umudunu güçlendirecek tarzda davranmak…

Emin olun, kutsal kitaplarda yer alan ve bütün dinlerde var olan kıyamet inancı bizleri bu yöne sevk ettirmeyi amaçlıyor.

Hayatın bir gün sona ereceği gerçeğini canlı tutarak, yaşadığımız anı insana en yakışır biçimde değerlendirmeyi teşvik ediyor.

Öldürücü olduğu anlaşılan korona virüsünün kısa zamanda bütün kıtalarda etkili hale gelmesi günümüz dünyasının ne kadar kırılgan olduğunu göstermekte. Bir yandan ülkeler arası çatışmalar ve iç-savaşlarla tehdit altına düşen global güvenlik, bir yandan da her ülkenin içinden çıkan bireysel teröristlerin kana buladığı toplumlar insanoğlunun vahşi yönünü dışa vuruyor. Okyanuslar ve denizlerle çevrili dünyamızda bir damla suya muhtaçların, israfa dayalı tüketim ekonomisi yanında yeterince beslenemediği için ölenlerin varlığı insafsızlığın eseri.

Bu tabloyu kökten değiştirmek hepimizin görevi.

Korona virüsünün dünyaya saldığı dehşet bana bunları düşündürdü.

ΩΩΩΩ   

29 YORUMLAR

  1. Fehmi bey, siz filmleri seversiniz.
    Maymunlar cehennemi filminin bir sahnesinde bulasici bir hastalığın uçak yolculuklariyla nasıl çok hızlı bir şekilde tüm dünyaya yayıldığını gosteren bir animasyon vardı diye hatırlıyorum.

  2. kendince ürettiği sözde din! ile belli bir yaşa gelmiş birinin (meczup bile melek kalır bunun yanında), öelceğini ama yanında da tüm dünyayı götürmek istemesi!
    bir göktaşıyla 5 dk. da tüm dünyanın yok olabileceği!
    bir insanın yıllarca yemeyip yedirdiği, giymeyip giydirdiği evladını trlamp yada potin gibi hastalıklı zihinlerin hırsları nedeniyle yüzlerce km uzaktaki ülkelere savaşa gönderilmsi!
    ülkesindeki başka milliyetten yada kendi uydurduğu inançlarına uymadığını düşündüğü yüzlerce binlerce insanı, çoluk çocuk yaşlı genç ayırmadan süpürdüğü vatandaşlarını sınırdışı eden, gitmezse kafasına bomba atan yada üzrine ateş açtıran, onu da yapamazssa trrist imal edip onlara kırdıranlar!..
    ülkenin parasını halkına vermek yerine aç bırakıp, tüm parayı tek başına ateşli silahlara yatırmak! bum diye patlayıp havaya tozbulutu gibi paracıklar halinde yayılıp yok olması!
    bir de;
    +kendi insanının milli gelirini, kişi başına düşen dünya ortalaması 10.000 dlr iken, 100.000 dlr a çıkarmayı hedefleyen, demokrasiyi, adaleti, iyi yaşamyı hedefleyen ülkeler!..
    +evini vatandaşının başına bomba atıp yıkanların tersine dubleks ev yapan hatta elektrik yakıtını dahi kendisi ödeyen ülkeler!..
    +vatandaşının cebine bir deste para koyup git harca, ye paranı ye diyen yöneticiler!..
    +komşusu ile kendisinin aynı yaşam tarzında yaşayabilmesi, birinin aç diğernin tok olmaması için gayret gösteren yönetenler ve sisitem! (bunlara genelde komonitler defolun mskovaya dedikleri).
    umulan:
    -deprm parası yada sigortası adı altında toplanan paralarla hiç olmazzsa binasının kontrolünü, testini ücretsiz yapın be arkadaş.
    -gübreyi on katı pahalıya alıp paranı yurtdışına transfer edeceğine on tane koyun besle bedavadan gübren olsun, etini sütünü ucuza ye iç, çifçin, hayvan yetiştircin kazan sın be amcacım..
    -paraları yanlış poltika üreten, faize ödeyen, ekonomiyi değil başka işleri beceren çok becerikliler yerine işi bilen ehil insanlar bul korku içinde yaşayan insanlarına ev iş araba, ucuz gıda, ekonomik ulaşım temin et be dayıcım..
    -en önemlisi:insanlara balık verme! balık tutmayı öğret benim güzel kardeşim!.

  3. BİR BASIN HABERİ:”Almanya Kalkınma Bakanı Gerd Müller, Bangladeş’te 800 bin Rohingya Müslümanının yaşadığı, dünyanın en büyük mülteci kamplarından olan Myanmar sınırındaki Kutupalong’u ziyaret etti. Müller, Almanya’nın Bangladeş’e sığınan Müslüman Rohingyalar için 15 milyon euro ek yardım yapacağını açıkladı. Bakan yardımların öncelikli olarak mülteci kampında ve çevresindeki bölgelerde kalan çocukların eğitimine yönelik projelerde kullanılacağını söyledi.
    Alman Bakan, Myanmar’ın mültecilerin güvenli şekilde yerlerine geri dönebilmelerini sağlamak ve halihazırda orada yaşayan Rohingyaların hayatını korumakla yükümlü olduğunu vurgulayarak, “Bu söylediğim noktalar yerine getirilene kadar Myanmar ile işbirliğini donduruyoruz” dedi.
    2017 yazından bu yana Almanya Kalkınma Bakanlığı, Rohingya Müslümanları için kullanılmak üzere Bangladeş’e 83 milyon euro yardımda bulundu. Bunların bir kısmının eğitim ve su ihtiyacına yönelik projelerde kullanılması öngörülüyor.
    Batı Afrika ülkesi Gambiya Myanmar’da yaşayan Rohingya Müslümanlarına soykırım yapıldığı iddiasıyla Uluslararası Adalet Divanı’nına başvuruda bulunmuştu. Gambiya’nın, Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi ile Birleşmiş Milletlerin Rohingyalara ilişkin hazırladığı rapora atıfla Uluslararası Adalet Divanı’na şikayette bulunması sonrasında hakimler, Rohingyaların korunması için Myanmar yönetiminin gerekli önlemleri hızla almaya yükümlü olduğuna hükmetmişti. Mahkeme kararında, Myanmar’ın Rohingya azınlığın soykırıma uğramasını engelleme yükümlülüğü bulunduğuna ve ordunun Rohingyalara zulmü engellemeyi sağlamak zorunda olduğuna işaret etmişti.
    Halihazırda Amerika Birleşik Devletleri ile Avrupa Birliği, Myanmarlı üst düzey ordu mensuplarına yönelik yaptırımlar uyguluyor.”
    Kaynak:EPD/ ETO, TY
    © Deutsche Welle Türkçe. BİR YORUM:Türk kamuoyunda,Myanmar’da yaşayan Arakanlılar diye bilinen Rohingyalar için Türkiye ne yaptı?Erdoğan,onlar için yardım kampanyası başlattı.Yapılan yardımlarda,yabancı bir elçilik görevlisinin eşi 100 bin dolarlık elmas gerdanlığını hibe etti.Elmas gerdanlığı Erdoğan nın eşi Emine Erdoğan,bin dolara satın alıp boynuna taktı.Erdoğan tarafından toplanan paraların akıbeti de meçhul.Beyenmedikelri Almanya kadar bile maddi yardım yapmadı,Almanya kadar bile Myanmar devleti ile ilişkilkerini dondurmadı Erdoğan.Hele fukara Gambiya kadar bile Rohingyalar ın destekçisi olmadı.Ama attığı palavralar ile masal okumada çok usta.Her işi,her sözü,her icraatı hep algıdan ibaret.

    • Yardımlar karşılığında alman vatandaşlarından organ nakline ihtiyaç duyanlar için bangladeşten dalak, böbrek ve kalp gibi sakatat transferleri de yapmışlar mı sayın ertav..?

  4. Korono virüsü beslenmesi iyi olmayan zayıf bünyelerde darbeyi vuruyor.Doktorlar öyle diyor.AKP ye yamanan sarayın adamları ve Erdoğan ın korkusu olmaz virüsten mirüsten.Yedikleri önlerinde ,yemedikleri arkalarında.Bir elleri balda ,bir elleri yağda.Ömür hayatlarında görmediklerini görüyor,yemediklerini yiyiyorlar.Dünyada iken cennette gibiler.Onlara virüs mirüs uğramaz.Olan, yine garibanlara olur.Erdoğan boşuna mı dedi en az üç çocuk yapın diye.Hatta üçle yetinmedi de çocuk sayısını altıya çıkarmıştı.Ölen ölür,kalan sağlar onun olsun diye.Saygılar.

  5. Meric nehrinde helak olanalrı resiniz Erdoğan a sor H.Gayret.Onları çağıran ,gelin ülkemize size ensar olacağız diyen Erdoğan dı.Suriye de radikal terör örgütlerini besleyip Suriye devletine karşı savaştıranların ta başında Erdoğan geliyor.O Meric nehrini geçmeye çalışan Suriyelileri ne haller ettiniz ki,sizden kaçmak için ölümü göze almışlar.Sorumlular Türkiye yi yönetenen kişilerdir.Birilerin üstünde algı yapıp,Suriyeliler için; size ensar olacağız diyenlerin suçunu örtmeyin.Gelin dedi Erdoğan,onlar da geldiler.Suriyelilere ne işler ne haller ettniz ki ,sizden kaçmak için ölümü göze alıyorlar.Bu mudur ensar olmak?

  6. Erdoğan Suriyeliler iin 40 milyar dolar harcadım diyor.Suriyelilere o kadar para verilseydi ve huzur içinde olsaydılar hiç sizcden kaçarlar mıydı?Erdoğan ın 40 milyar dolar harcadım dedi,Suriyeliler için harcanan para değil,Suriye işgali için yaptığı harcamadır.40 milyar dolardan fazla harcadı .Belki 60 milyar dolar harcadı Suriye işhgali için.Daha ne kadar harcayacak bilmem.Bir de Libya için harcayacakları var.Sizleri uyutuyor Erdoğan.Siz verin;Erdoğan savaşa harcasın,talanlara harcasın,yosuzluklara harcasın.Bulmuş sizin gibi kazları ,ha bre yoluyor Erdoğan.Yoduğunu savaşlara,yolsuzluklara,hırszlıklara,israfa,ballı maaşlı yandaşlarına ,ballı ihalleler verdiği yandaş şirketlere veriyorSizlsr adam olmazsınız.Boyuna edebiyet boyuna vıdı vıdı yapıyorsunuz.Bir hadis:”Lâyık oldukalrınızla idare olunursunuz.”

  7. İlahi Fehmi Bey sizin düşündüklerinizi hiç aklına getirmeyenler var biliyor musunuz?
    Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşayanlar…
    Özellikle güç ve kudret sahibi olan insanlar.
    Bir zamanlar 65 yaşına gelen siyasetçiler siyaseti bıraksın diyenler…
    Koltuğun ezeli ve ebedi sahibiymiş gibi hareket edenler var.
    Bir zamanlar Mısır Firavunlarının kendini tanrı ilan etmelerinin arkasında yatan motivasyon bu olsa gerek.
    Halbuki insanoğlu gözle bile göremediğimiz ufacık bir virüsün tehdidi altında.
    O kudretli firavunları da acaba ufacık bir virüs mü öldürdü dersiniz?
    Ve ne hikmetse bu virus doğumuzda batımızda dört bir yanımızda var.
    Taaa Avrupalara bile sıçradı.
    Fakat bizde yok.
    İnananalım mı?
    Ama inanmak istiyorum.
    Neticede ben de insanım.

  8. Şirin Payzın İtalya’dan yani Corona virüsün olduğu ülkeden dün uçak ile İstanbul’a gelmiş.Hava alanında sağlık ile ilgili hiçbir kontrol olmadan geçtiğini söyledi ve bu durumu sosyal medyada paylaştı.
    Daha geçen hafta Kuşadası’nda bir otelde kalan kızım, otelde çok sayıda Çinli turist olduğunu söylemişti
    Çin dışında en çok ölüm olayının olduğu İran sıkı işbirliğiniz olan ülke iken
    Türkiyede koronavirüs olmayacak.

  9. Son dakika haberine göre,İdlib de üş şehit varmış.Erdoğan a sorun bakalım.:Üç tane şehit mi ,kelle mi?Kendisi öyle diyordu.Kelle demişti,birkaç tane demişti.Yine sorun bakalım: Cenaze töreni olacak mı?Yoksa yine yasak mı getirecek?Yine sorun bakalım:Tabut çakma firmaları daha kaç tabut çakacak?Başkasının topraklarına girip, şehit edebiyatı yapmak dünyanın neresinde var?Bu sorunun cevabını da, Erdoğan ın peşinden koşanlar versin.

  10. Bülent Arınç (namı-diğer “özgül ağırlıklı abi”), iktidardakilerin kendi kokuşmuşluklarına ayna teşkil ettiği için ölesiye nefret ettikleri Saddet Partisi’nin TV5’inde bir programa konuk olmuş. Erdoğan ve SETA’cıların “CIA Ajanı!” diyerek parçalanması için seçmenlerinin önüne attıkları Amerikalı akademisyen H. Barkey konusunda -kendisinden beklemediğim dürüstlükte- laflar etmiş:

    “Refah Partisi zamanında Henri Barkey bizim için muteber bir adamdı. Refah Partisi zamanından Türkiye’de demokrasiyi, siyasi partilerin özgürlüklerini önemseyen bir akademisyendi. İyi de Türkçe konuşurdu. (. . .) AK Parti’nin kuruluşunu önemsiyordu. Hakkımızdaki ön yargıların silinmesi gerektiğini söylüyordu. O tarihte sayın Cumhurbaşkanımız milletvekili bile değilken, hükûmet bile kurulmamışken önce Batı’da üst düzey ziyaretler yaptı. Bu bizim iftiharımızdır. Bizim toplantımıza gelmesi nasıl suç değilse, Osman Kavala ile görüşmesi de suç olarak gösterilmemesi lazım.”

    Normalde, özgül ağırlığını kendi eliyle har vurup harman savurmuş omurgasız bir tip olduğunu düşündüğüm için, söylediklerine aldırmaz, “kıytırıktan haberler” kategorisinde görür geçerdim.

    Böyle olmadı.

    Söylediklerini önemsedim.

    Çünkü, burnunun iyi koku aldığından kuşkum yok.

    Sen gidip TV5’e çıkacaksın, yetmeyecek, Uzun Adam’ı boşa düşüren laflar edeceksin. . .

    Burada, zaman zaman bazı arkadaşlar, beni gülümseten bir naiflikle, “Ne erken seçimi? 2023’e kadar iktidardayız” falan diyorlar.

    Uzun Adam’ın bile inanmadığına o kadar inandırmışlar kendilerini.

    Film, bunlar için heyecan ve gerilim katsayısı yüksek bir finalle ve yakında son bulacak.

    Siyaseti, cahilce bir duygusallık ve inanmışlık içinde izlemenin olumlu yan ürünü de bu olsa gerek.

    Kimilerimiz olayı çoktan çözüp ibretlik depremin zamanı üzerine öngörülerde bulunup tartışırken, ekranda görülenleri bir Malkoçoğlu filmi olduğuna inanarak izleyenlerin ödülü, sürükleyici ve sonu -kendileri açısından- şaşırtıcı bitecek bir film izleme ayrıcalığı.

    Yüzbinlerce Fenerbahçeli’nin yaşadığını yaşama sırası Reisçi arkadaşlarda.

    • Sn.bernar arkadaş fenerbahçe cumhuriyetinin milyarder başkanından umudu kesmiş gibisiniz; bir c.boyner vakasına daha katlanamayız diyorsan ona saygı duyarım ama babacandan bi halt olmaz, sana koç gibi başka bir ali verelim derlerse güzide sivil toplum kuruluşumuzdan(tüsiad) o zaman görürüm ben seni! Eminim fb tribünlerinin en ön saflarında elinde bayrak “koç gibi başkan!” diye naralar atıyor olursun; ben de sana o son satırlarını yediririm nasıl olsa..:)

  11. Almanlar yardımları karşılığında böbrek,dalak almış mı sorusunu Almanlara sor.Elinde böyle bir bilgi varsa medyada paylaş.Bu sorunun muhatabı ben değilim H.Gayret.Erdoğan ın Rohingyalalılar için topladığı paraları iç ettiği yönünde.Emine Erdoğan bile,yardım için verilen elmas gerdanlığı boynuna takmış.Aldığım istihbarat bu yönde.Bak, ben edindiğim bilgileri medyada korkmadan paylaşıyorum.Sen Alamanları zan altında bırakmayı kes de, Erdoğan dan yardım paralarının akıbetini sor.Almanları hedefe koyup, Erdoğan ın isitsmarlarını örtme.Vahşi yandaşlık senin giblerin yaptığı olsa gerek H.gayret.Soy ismin mi gayret,yoksa rumuzun mu bilmem.Ama bildiğim bir şey var,Erdoğan ın artniyetli ve bozuk icraatlarının üstünü örtmeye gayret ediyorsunsenin gibilerden çok var.

  12. 18.373 kişinin hayatını kaybettiği, 48.900 kişinin yaralandığı deprem felaketinin üzerine İmar Barışı (daha doğrusu imar katliamı) çıkaranların Korona virüs için yeterli önlemi alacağına inanan var mı?

  13. Papazın haşhaşileri tweetleri katlamakla meşgul.
    Her türlü konudan kirli bir propaganda devşirmekle.
    Papazınızı ABD niye besliyor siz once onun hesabını yapın.
    İslama Hizmet için değil mi?.

      • haşhaşiliği Kabul ediyorsun anladık o senin sorunun.
        Eroinmanlarda beni ilgilendirmiyor.
        ABD niye papaz Besler ona cevap ver.
        CIA emir altında çalışmak ne kadar gurulandığınız birşey.
        Doğru ya unuttuk.haçlılar birşey yapmazdı değil mi?
        Kime ne soruyorum bende

  14. Sayın Bernar!
    İbretlik depremin zamanı şu;
    Az-çok sorgulayan, Dünya gerçeklerinden haberi olan herkes Erdoğanın ülkeyi yönetemediğini görüyor.Büyük çoğunluğu yaşlı, kırsalda yaşayan ve tv dışında haber kaynağı olmayan kesim bu geçeği “şu an” göremiyor.
    Bahsettiğim bu kesim de bu gerçeği gördüğünde ve Erdoğan da bunu fark ettiği zaman.

  15. Kaos teorisi antik Yunan çağına kadar uzanır ve felsefeye özgü bir şey olarak değerlendirilir. Kaos kavramı felsefede, evrenin düzene girmeden önce içinde bulunduğu biçimden ve düzenden yoksun, uyumsuz ve karmakarışık olan durumu ifade eder.

    Oysa bilimin kemale erip felsefe ile yollarını ayırmasından sonra ; fiziksel, kimyasal, biyolojik ve sosyal sistemlerin tamamında Kaotik yapıların var olduğu görüldü. Aslında her olay nedenseldir ve her sistem deterministiktir. Fakat tüm etkenler dikkate alınsa bile daima gözden kaçan bir şeyler vardır zira gerçek sistemler adeta sonsuz karmaşıklığa sahiptir.

    Kaotik olaylar tam olarak öngörülemez, ancak sürpriz ve olumsuz olay gerçekleştiğinde en az zararla atlatmak için yöntemler önceden belirlenebilir. Örneğin dünya nüfusunun aşırı artması, nüfusun metropol şehirlere yığılması, AB gibi vizesiz seyahatler, uçak ile seyahat eden yolcu sayısındaki inanılmaz artışlar, doğal beslenmeden uzaklaşılması, hava ve çevrenin kirlenmesi gibi etkenler bir araya geldiğinde yaşam sistemindeki kaos artmaktadır. Zira bunların çoğu son dönemde ortaya çıkmıştır ve önceki binlerce yıllık insanlık kültüründe bu değişimlerin nelere yol açabileceği hakkında yeterli bir cevap yoktur. Ancak uzun süren savaşlardan sonra veya başka kıtalara gidildiğinde bazen salgın hastalıkların çıktığına dair tarihi kayıtlar vardır. Eski çağlarda Avrupa’da hijyene dikkat edilmeyişi de geçmişte veba salgınlarına yol açmıştır. Günümüzde herşeyi yiyen Çinliler, hijyene dikkat etmeyen kalabalık Hint yarımadası ve çöl dışı Afrika salgın hastalıkların başlamasında risk faktörü yüksek bölgelerdir. Domuz ve tavuğun bir arada beslendiği kırsal kesimlerin de kuş gribi-domuz gribi vakalarında etkin olduğunu söyleyenler var.

    Asgari temizlik ve beslenme kültürünün çok önemli olduğunu düşünüyorum. Ayrıca seyahat ve kargo kuralları da geliştirilmeli zira bu tüm dünyayı etkiliyor. Örneğin üretim ucuz işçilik için Çin’e kaydırılmasaydı Korona virüsü dünyaya yayılmazdı, Çin’de kalırdı. İşte kaos böyle bir şey.

  16. Herkese mutlu kandiller; dualarımız, sınır boylarında ve ötesinde bizlerin güvenliği için cansiperane görev yapan memetlerimiz için..!

    • Sosyal medyadaki haberler2 jetin bombardımanında 79 askerimizin öldüğü haberlerini teyitli notuyla paylaşılıyor, Hatay valisi 9 şehit açıklaması yapıyor.

  17. Coronovirus konusu önemli ancak paniğe kapılacak vahim bir konu değil. Toplumu tehdit edebilecek herhangi bir konu gibi tedbirli olmak gerek. Bilgi kaynaklarına göre virusü kapanlardan 80 yaşın üzerindeki ölüm oranı %15. Bu rakam 70-80 yaş arası grup için %8 ve 40-50 yaş arasındaki grup için %0.5. Daha gençler için % 0.2 (yani 1000 kişide 2 kişi). Bu tür şeyler zaman zaman hep olagelen şeyler, kıyamet yaklaşıyor şeklinde yorumlanması şart değil. Panik havası yaratıp ‘Borsa’ düşüren provokatif fırsatçılar hep olacaktır (Amerikada olduğu gibi). Bizler için en iyisi, kıyamete referansla kötümser olmak yerine olumlu düşünerek hiç ölmeyecekmişiz gibi çalışmak ve dosdoğru yaşamak. Tabi yarın ölecekmişiz gibi de ahirete inanmış olarak ve gitmeye hazır ve nazır o şekilde yaşayarak, Allah’tan umutlu olarak. Şahsi düşüncem o ki kıyametin kopmasına daha yüzlerce ve hatta binlerce nesil var. İslam dünyası henüz olgunluğa erecek ve önderlik etme konusunda öne gidecek. Bu da doğru dürüst, Allah’ın beklentisine uygun bir şekilde müslüman olmak ve çok çalışmakla mümkümkür.

    İnsanlığın Türkiye şubesi, öğretilen/dayatılan M.K. Atatürk Paşa’yı aşamadığı sürece bu mümkün değil gibi. Laikçilik mezhebine ezberine aidiyetli, bu konuda o kadar takıntısı olan var ki ona her an azap teşkil ediyor, o yaptığı büyük hataların bence farkında (rüyamda da gördüm). Onun hataları üzerinden idiolojik üstünlük taslayanlar onu anlayacak maneviyata sahip değil. Anlamış olsalar ve gerçekten onu düşünseler, hatalarından vazgeçip, onun için sık sık dua ederler. Bu da kendilerinin DiN’e yaklaşmalarına vesile olacağı için en iyi şeçenektir. Yoksa, o’na referansla yapılan hatalar ülkenin “kaos ortamı”ndan kolay kolay çıkamayacağı anlamına gelir. Ülkede birlik beraberlik ve bu konuda konsensüs gerekiyor. Siyasi kavga gürültü işleri boş işler.

    • Vatikan da bin küsur yıl DİN’i tanımlamıştı ve Hristiyan dünyası geri kalmıştı. İslam dünyasında ise Vatikan’ı Ebu Süfyan zihniyeti ve takipçileri temsil ediyor. Önce yaklaşılması gereken DİN’in tanımını yapın! Ebu Hanife’yi katledenleri takip ediyorsunuz sonra Sünni-Hanefi’yiz diyorsunuz da farkında değilsiniz.

      • *******
        ….
        Mim efendi, öyle mi?
        Ebu Süfyan söylemi!?
        Gargadan başka guş yok,
        Ağır basmış özlemi!…

        Kur’an tanımlar DiNi!
        Anlamadın sen beni,
        İtham üstüne itham,
        Aşmasana haddini!..

        Kraldan fazla kralcı,
        Tarihe bakar falcı,
        Çok geriye bakma dur,
        Sonra derler masalcı!…
        ….

        • Gerçekleri görme cesaretin yok,
          Ol nedenle kendini kandırmak çok,
          Kuran tanımlar Din’i eyvallah,
          Lakin mevcut İslam nicedir.

          Kuran’a uysaydı Müslüman,
          Aklını kullanırdı herhal,
          Akıl kötüdür inanç iyidir deyu,
          Şeytana olmuş esir.

          Putperestler de inanırdı Allah’a,
          Fazladan bir de yardımcılarına,
          İbadetlerini de aksatmazlardı,
          Pek de imanlıydılar hani.

          Ebu Süfyan deyip geçme,
          Oğlu Muaviye’dir torunu Yezid,
          Atmışlardır müşrik dinin temelini,
          Bu da bir imtihandır bilmeli.

          • Sn mim, bakıyorum da tam 16 satır yazmışsın sadece ikisi tam kafiyeli! “Geç otur yerine 10 üzerinden 1.25” diyeceğim ama bir yere gitmezsin… Ezber kalıplarıyla donanmış öyle bir kafayla, kısır döngü halinden çıkmak epey zor, korkarım. Yazdıklarından hangisini ele alarak başlamalı ki…

            Putperestler de inanırdı Allah’a diyorsun. İnansalardı O’nun kim olduğunu gerçekten bilselerdi putperest mi kalırdılar? Kur’an’a eyvallah diyorsun da bu konuda Kur’an’ın neler dediğini biliyor musun? Örneğin İsra 71’den haberin var mı? “Biz o gün bütün insanları önderleri ile birlikte huzurumuza çağıracağız”. Ha şimdi, buna “eyvallah” diyorsan (Ebu Süfyan, Yezid vs bunlardan bana ne?), insanlığın Türkiye şubesi olarak daha yakın tarihimize baktığımızda ne görüyoruz: “ulu önder” aşağı, “ulu önder” yukarı…. Bugünkü “Pisa sonuçları” meydanda ise, aklı kullandıklarını iddia edenlerin o günkü halleri nihai analizde “Laikçilik mezhebi”ni doğurdu. Yapılan hatalar etki ve tepkiler zinciriyle işi bu noktaya getirdi. Bunun yerine ne yapılmalıydı, topluma nasıl örnek olunmalıydı konusuna bir çok defa girmedim değil, ancak işiniz gücünüz Ebu Süfyan felan filan feşmekan…

          • Mesele Ebu Süfyan değil temsil ettiği gizli şirk zihniyetidir. Ebu Süfyan zihniyeti ve günümüzdeki uzantıları gerçeği ile yüzleşmek sizi korkutuyor. Umarım Kuran İslamı ile Yaşanan İslam! arasındaki derin farkı birgün anlarsınız.

          • Sn mim zekana hayran kalmamak elde değil! Şirk konusu Ebu Süfyan takımınına özel bir olay mı sandın? Genelde, o konu insanlığın ortak özellik olarak en büyük gafleti (bilgin-alim-sanatçı-sporcu-devlet adamı, yazar-çizer kim olursa olsun buna her zaman dahildir). İblisin en büyük başarılarından birisi bu konudur. Bakın Kur’an bu konuda ne diyor…. (ilk okuduğum andan itibaren aklımda yer edinen ayetlerdendir. Umarım bundan sonra senin için de öyle olur);

            “Onların çoğu, ortak koşmadan Allah’a inanmazlar” 106 (Sure 12)”

            Bu konu öyle kritik bir konu ki ezberine Allah’tan başkasına inanmıyorum diyen kişiden bile bu konuda kork! Taa kii şuurlu olarak bu zamanda eşref-ı mahlukatın anlamını idrak etmiş olsun (Allah’ın ve Peygamberinin öğütlerini beynine ve ameline yansıyacak şekilde rehber edinmiş olsun).

            Kurucu Paşa Baba bundan mustarip değilmiydi mi sandın? Türkçe’ye çevirttiği Kur’anı okuyup acaba düşünce yürütebildi mi? Hele hele kraldan kralcı olarak, laikçi mezhebi takımı olarak sonradan gelenler…

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız