Politika ve gerçekler.. ‘Popülist liderler’ çevre kirliliğine muhatap…

45
Reklam

İngiliz kraliyet ailesi ile ilgili olduğu halde bütün dünyada merakla izlenen Netflix dizisi ‘Crown’dan etkilenenler arasında ben de varım. Bir aileye ait gibi görünen iktidarı izlerken aslında politikanın her yerde geçerli kurallarıyla da tanışıyor izleyici. Senaryonun sahibinin fincancı katırlarını ürkütmemek gibi bir derdi olmadığı için diziye yüklediği krallık sistemini eleştiren pek çok özellik, monarşi olmayan demokratik ülkeler politik hayatı için de geçerli olabiliyor.

Hayatları bütün dünyanın önüne bu diziyle dökülen ailenin bireylerinin diziyi izlemediği söyleniyor.

Kraldan fazla kralcı tipler ada medyasında diziye dönük ağır eleştirilerde bulunuyorlar. 

Neden bu dizi?

Şundan: Dizinin hayli önce gösterime girmiş ilk sezonunun birinci bölümünde, şimdinin kraliçesinin (Kraliçe Elizabeth) kral babası (VI. George) tarafından gelecekteki görevine alıştırılmasına yer veriliyor. Kral hastadır ve uzun süre yaşamayacağını bilmektedir. Erkek çocuğu olmadığı için de kızlarının en büyüğünü kraliçeliğe hazırlamaya çalışmaktadır.

O süreci yansıtan sahne benim dikkatimi çekti.

Genç Elizabeth masanın üzerinde duran kırmızı evrak kutusunun ne olduğunu sorar babasına. Kral VI. George kızına şu cevabı verir: “Bunun içinde devletin günlük işleriyle ilgili göz gezdirmem gereken evraklar var. Kutunun içindekileri bana sunarken, görmesem de olabilecekleri en üste, görmememi istediklerini de en alta yerleştirirler.”

Bunu söyledikten sonra kırmızı kutu içindeki evrakları kaldırıp tersinden masanın üzerine koyar kral. “Ben de güne böyle yapıp başlarım” demeyi de ihmal etmez.

Reklam

Ülkemizde de bir süredir “Acaba birileri ülke gerçeklerini Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’dan saklıyor mu?” sorusu tartışılıyor. Ekonominin genelinden sorumluyken birdenbire görevinden affını isteyen ve affedildiği açıklanan bakan olayı üzerine patlamıştı tartışma. Ülkenin döviz rezervlerinin eridiğini, eksiye düştüğünü başkalarından öğrenmiş Cumhurbaşkanı Erdoğan ve başgösteren güven bunalımı görevi bıraktırmayla sonuçlanmış…

Doğru mudur bu olay, bilmiyorum. Ancak ‘Crown’ dizisinin gözlere soktuğu gerçeğin her iklimde geçerli bir yöntem olduğuna eminim.

Yalnızca devleti yönetenler çevresi mi? Hayır. Muhalefet saflarında yer alanlar için de aynı durum mutlaka söz konusudur. Orada da hoşuna gitmeyeceği varsayılan gerçekler mümkün olduğunca liderden saklanıyordur.

Gerçeklerin mutlaka ortaya çıkma huyu vardır

Gerçeklerin yine de duyulabileceği ortamlar demokratik ülkelerde var. O görevin sahibi demokrasilerde medyadır. İktidar-muhalefet fark etmez, gerçeklerin devleti yönetenlerden veya liderlerden saklandığı ortamlarda bile, yazarlar ve yorumcular kendi gözlemlerini ve birikimlerini paylaşarak, hiçbir şeyin saklı kalmamasını sağlarlar.

Zaten şimdilerde ‘medya’ diye anılan basına ‘4. Kuvvet’ denilmesinin sebebi de budur. Devletin üç erki -yürütme, yasama ve yargı- dışında bulunduğu halde, onların hepsinde işlerin yolunda gidip gitmediğini kamuoyu adına izleyip gerçekleri duyurduğu için basın ‘4. Kuvvet’ olmayı hak ediyor.

Peki ya basın, kendisine meslek ilkelerinin tevdi ettiği, demokratik ülkelerde anayasaların da güvence altına aldığı gerçeklerin peşinde koşma görevini yerine getirmiyorsa?

Ya iktidara yakın, iktidar partilerinin itibar ettiği yazarlar hep muhalefetle uğraşıyor, muhalefetin muteber saydıkları da iş ve güçlerini iktidarı zayıflatmak amacıyla değerlendiriyor ve iktidara yakın olanlar iktidarın, muhalefet için kalem sallayanlar da muhalefetin yanlışlarını görmezden geliyorlarsa?

Reklam

“Olmaz öyle şey” diyebilecek durumda değilim. Demokrasi iddialı ülkelerde ‘popülist liderler’in etkin konumlarda bulundukları günümüzde, iktidar ve muhalefet fark etmiyor, politika alanı içerisinde yer alanlar, çevrelerinde itiraz edecek kişileri barındırmıyor, medyayı da ‘dost-düşman’ ayrımına tabi tutup etkisizleştirmeye çalışıyorlar.

Örnek mi istiyorsunuz?

ABD’ye bakınca ne demek istediğimi anlarsınız.

Donald Trump ‘popülist politikacı’ türünün tipik bir örneği. Beyaz Saray’da oturduğu dört yıl içerisinde en başta yola çıkarken yanına aldığı kişilerin neredeyse hiçbiri bugün yanında değil. Göreve getirdikleri yanlışlarını söyleyince onları gün sektirmeden yanından uzaklaştırdı. Bazı konumlarda dört yıl içerisinde dört ayrı kişi görev yaptı.

Medya ilişkileri de daha ilk günden kendisinden önceki başkanlardan farklı oldu Trump’ın. Ortaya ‘çakma haber’ diye bir kavram attı ve muhalif tavra sahip olan gazeteler, TV kanalları, haberci ve yazarları ‘düşman’ mevkiine yerleştirdi.

İstemediği soruya muhatap olduğunda ânında o gazeteciyi suçlamaktan çekinmedi. 

Dört yıl içerisinde attığı Twitlerde, basın toplantılarında, katıldığı mülakatlarda söylediği gerçek dışı iddia ve ithamların sayısı 30 bine yaklaştı.

Amerikan halkı seçimde kendisini yerinden etti, ama görüyorsunuz, gitmemek için elinden gelen her şeyi yapmaktan geri durmuyor Trump.

Süreç içerisinde yalan da söylese onu süsleyerek doğru gibi yansıtan bir medya oluşturmayı da başardı.

Yandaş medya içerisinde yer alanlardan ayak sürüyenler olduğunda, Trump, onları, karşılarına rakip gazete ve TV kanalı çıkarmakla tehdit ediyor.

Parası var ve bunu yapabilecek durumda.

Seçmenlerin yarıya yakını arkasından ayrılmıyor.

Bu seçimi yeniletmeye çalışıyor, bunu başaramadığı takdirde dört yıl sonra yeniden aday olacağını şimdiden duyuruyor.

Yalnız Trump böyle olsa yine iyi; Belarus’ta seçime hile katarak iktidarda 30. yılını kutlamaya hazırlanan bir devlet başkanı var, devletin gücünü kullanarak muhalefeti ezip kırmaktan da kaçınmıyor.

Alexandr Lukashenko da ‘popülist bir lider’

Gerçekler yine de gizlenmeye çalışılır

Crown dizisinin ilk sezonunun birinci bölümünde, Kral VI. George’un hasta olduğunu -kanserdir-, ömrünün fazla uzun olmayacağını görüyoruz. Kendisini ameliyat eden doktorlar hastalığının ölümcül, ömrünün kısa olduğunu kraldan gizliyorlar.

Gerçeği ilk öğrendiğinde gizlenen gerçeği başka kimin bildiğini merak ediyor kral. “Ailem biliyor mu?” sorusuna olumsuz cevap alıyor. Aileden de saklamışlar. “Bir tek başbakan biliyor” denildiğinde yüzünde belli belirsiz bir ekşilik fark ediliyor kralın…

Başbakan 78 yaşındaki Winston Churchill’dir…   

Kırmızı kutu içine evrakları yerleştirenlerin gerçekleri saklama yöntemini keşfetmiş ve tedbirini almıştır kral, ancak hayatıyla ilgili gerçeğin kendisinden saklanmasına mani olamamıştır.

ΩΩΩΩ

Reklam

45 YORUMLAR

  1. Ayının kırk türküsü var 39 u armut üzerine.

    Yahu sayın yorumcular. Yazının konusu imf mi ki? Biraz bahsedilen yerden vursanıza. Valla ben “trol” olmasam fetöcü olsam mesela, Fehmi beyin yazısından üç sağlam eleştiri konusu çıkarırdım. Hatta ben bile o eleştirilere haklı derdim. Hükümet ve Erdoğan hatasız mı ? Asla değil. Fakat öyle müzmin bir hastalığınız var ki? Allah şaşırtmasın demek bu hastalık görüşü zayıflatıyor. Siz böyle muhalefet(!) ettikçe biz daha çook seçim kazanırız. Hani trolüm ya ben……

  2. Erdoğan’ın Bakü’de okuduğu şiire Bahçeli sahip çıkmış hatta çok daha iddialı görüşlerini dile getirmiş:

    “Türk’ün Sünni’si, Şii’si olmaz, nitekim Türk Türk’tür, başka tasvire ve tefrike sığmaz. Türklüğe baraj koyulamaz, duvar örülemez. / Bilinsin ki, Ötüken’in stratejik aklı köreltilemez, kutlu hedeflerinin üzeri çizilemez. / Geçmişte demiştim, yine diyorum: Yavuz ne kadar Türk ise Şah İsmail de o kadar Türk’tür. İkisi de Türk büyük hünkârıdır. Cem de bizim semah da… Cami de bizim Cemevi de… Ankara ve Bakü neyse Horasan, Erdebil, İsfahan bizim gözümüzde odur. Türk, Türk’e hasım edilemez.”

    Erdoğan’ın Bakü’de başka zaferler vaat etmesi dikkate alındığında altı üstü bir şiir diye geçmemek lazım. İran’ın toprak bütünlüğü ile ilgili korkularının yersiz olup olmadığı bir yana Anadolu Ajansı’nın konuyla ilgili şu yorumu dikkat çekicidir: “Güçlü bir Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Tebriz’de ilham kaynağı olduğu gerçeği hafife alınamayacak kadar önemli… Türkiye’nin bu süreçte her anlamda Azerbaycan’ın yanında yer alması İran Türkleri için de geleceğe yönelik umut kaynağı haline geldi.”

    Kırılgan ekonomisi, bitmeyen iç çatışmaları ve motorunu bulamadığı için yapamadığı tankıyla Türkiye bölgede boyunu aşan değişimleri sağlayamaz. Süper güçler dahi bazı zorlu işleri 10 ila 50 yıla yayıyor ve devlet politikası olarak sabırla uyguluyor. Türkiye’nin değil ama çaresiz kalan Cumhur İttifakı’nın iktidarda kalabilmek için emperyal güçlerin kendisine sunduğu tekliflere tedbirsizce atılması muhtemeldir. Belki de böyle bir teklifin yapılması için bu öncü bir eylem de olabilir.

    Sorun şu ki, işler tersine gittiğinde Türkiye’nin bunu kendi lehine düzeltecek askeri ve ekonomik gücü yetersizdir. Karamsar bir yorum yazdığımın farkındayım. Fakat ‘Beka’ düzeyinde bir tehlike söz konusu ise en kötü ihtimalleri mutlaka dikkate almak gerekir. Yeni çatışma konusu İran’ı hepimiz dikkatle takip etmeliyiz.

  3. “..Ülkemizde de bir süredir “Acaba birileri ülke gerçeklerini Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’dan saklıyor mu?” sorusu tartışılıyor. ..”

    THE CROWN dizisinden hangi bölümünde,kim söylemişti hatırlayamıyorum ama tam da makalenize uyarlanabilecek şu repliği unutamıyorum..

    “Yanlış yöne gitmenin bahanesi olmaz..”

    • Rezerv durumunu bilmemesi ,havadaki bir uçağın pilotunun yakıt durumunu bilmemesinden daha kötüdür.
      Zira, pilotun uçak yakıtını bilmemesi halinde uçak, mürettebat ve yolcular gümbürtüye gider.
      Ülkeyi yönetenlerin rezervleri bilmemesi halinde bir ülke, bir millet.

  4. Erdoğan düşmanları ABD seçiciler gözünüz aydın ABD yaptırımları açıkladı.Kinami yakacaksiniz düğün dernek mi yapacaksınız.Biraz saksinizi kullansanız neden Erdoğan’la bukadar uğraştıklarını anlarsınız .

    • Biber dikip domates toplayamazsın; Rusların uçağı düşürüldüğünde ve sonrasında, rahip ve gazeteci Deniz Yücel tutuklanma ve bırakılmalarında neler olduysa tekrarlanıyor. Dayılanarak devlet yöneteceğini sananlara en amiyane şekliyle dünyanın kaç bucak olduğu gösteriliyor. Höt dediler mi herkese emrin olur demeye devam. Yandaş basın benzer, aleyhimize her uluslararası kararda skandal başlığı atmayı, yöneticiler de şiddetle kınamayı sürdüreceklerdir. Tüm bu rezalet fotoğraflar için saksı kullanmaya gerek yoktur. Aptal biri bile olanları görebiliyor.

  5. Trump ve ekibinden gider ayak, Erdoģana EEEYYYY hediyesi

    “Despite our warnings, Turkey moved ahead with its purchase and testing of the S-400 system from Russia. Today’s sanctions on Turkey’s SSB demonstrates the U.S. will fully implement #CAATSA. We will not tolerate significant transactions with Russia’s defense sector.”
    10:11 AM · Dec 14, 2020
    5.8K

    Yaptırįmlar jet hızı ile uygulamaya konuldu.
    Çünku yaptırımları Biden uygulamayacaktı ve diyolok yolu ile çözecektı.
    Trump babasına dahi kazık atan bir ruh hatası Erdoğanı iyice kullandı ve laik olduğu yere gönderdi.
    Hepsini cani cehenneme. Olan Türkiye, gelecek kuşaklar, ve hiç yerine genç yaşta kara toprağa verilenlere oldu.
    Zalimler için yaşasın dünya cehennemi

  6. IMF veya başka bir kurumdan borç almışsın farketmiyor sonuç da borçlanıyorsun, fark eden durum şu; birinde yüksek faiz ödüyorsun diğerinde iç işlerine müdahale ediliyor. “Borç Alan Emir Alır” sözü herşeyi anlatıyor…..

  7. Türkiye IMF ye muhtaç bırakılarak Stand by anlaşmaları yapıldığı zamanlarda IMF heyetinin Türkiye´yi ziyaretleri sırasında, o dönemin Bakanları ilgili IMF heyetinin önünde hazır ol pozisyonunda durduğu çok çabuk unutuluyor anlaşılan! Ayrıca eski Türkiye´de bir zamanlar Başbakan olan Sayın Başkanımızın  İMF ile diyaloglarında IMF Başkanına ?Siz paranızı alıyorsunuz! Bırakında siyaseti de biz yapalım!? ifadelerini kullandığının ne manaya geldiğinin unutulmaması gerekir!

    Şimdiye kadar hangi IMF programının dünyada ekonomik olarak zora girmiş bir ülkeyi düzlüğe çıkardığı görülmüştür!

    Yunanistan´ın neden IMF´YE muhtaç bırakıldığı hiç düşünüldü mü? Şimdi Yunanistan Türkiye´ye karşı neden dişlerini gösteriyor veya göstermek zorunda kalıyor sebebi ne olabilir? Yunan Başbakanının Türkiye´yle görüşmelerinde söyledikleri ile sonradan yapılan icraatlar neden uyumlu değil?

    Dünya´yı yönetmek isteyen güçler, IMF´Yİ kontrollerine almak istediği ülkeye sokarak o ülkenin gerek siyasetine gerekse de ekonomisine kendi menfaatleri doğrultusunda yön vermek sureti ile kendi politikalarını bu ülkeler üzerinden uygulamaya koymakta oldukları bir gerçektir. İşte IMF gerçeği de budur.

    • IMF hakkında söylediklerin ideolojik veya cahilce. IMF tefeci bir kurum değil, uluslararası para fonudur. Verdiği krediyi geri alabilmek için paranın söz verildiği konularda harcanıp harcanmadığını kontrol eder. Amacı uluslararası ticaretin sürekliliğin sağlanmasıdır ve Türkiye dahil yüz küsur üyesi vardır.

      • Nato da kaç üye var Allah ın kulu. Mesela Nato ya da üyeyiz. Normalde bize destek olmaları gerekir mi. Gerekir. Hava savunma sistemini kurun dedik. Ülkedeki patriotlarıda götürdüler. Patriot satın bize dedik. Olmaz dediler. S400 aldık yaptırım uyguladılar.
        Normalde Nato da kabadayı bir kurum değil.
        Sen git imf yi külahıma anlat.

  8. Her konuyu saptırmakla görevli troller herkesi kendileri gibi olayları tersten anladíğını zannediyorlar.
    Adeta komadiyenleri oyniyorlar.

    Sevindirik oldukları CUMHURRİYET’deki habere bakın!

    Aslında o haber uydurma ve iftira olması kabak gibi ortada iken.
    Kılıçtaroğlu’nun şahsına kimden geldiği belli olmayan bir mektupdaki iddaya soruşturma başlattığını kamuoyuna açıklaması ne kadar dürüst olduğunu gösteriyor.

    Bu Tayip Cumhurriyeti’nin C Başkannı her zaman birilerine iftira atarak seçim kazanmayı kendisine düstür edinmiş.
    Hiç unutmam! 2011 seçimlerinden õnce MHP ve CHP millet vekileri Baykala kurdurt’tuğu tuzak olayı kurbanlarından (şu an ismini hatırliyamadım) daha sonra kazada rahmetli olan MHP millet vekili ” bunlara “ulan şe…. O benim eşim siz ne kadar ……” diye saymadığı laf kalmadı; tabii o zaman günah keçileri hazırdı Cemaat yapti diyerek suçu onlara yıktı.
    17/25 Aralik rüşvet yolsuzluğu şu an en yakın dostu Putin dahı çarşaf çarşaf belegeleri, tarihlerini kamu oyuna Dünya ile birlikte açıklamasına rağmen halen daha hirsizlari temize çíkarmak için devlete yapílmış darbe olarak troller korosu eşliğinde seslendirmeye devam ediyorlar.

    Bunlar zamanın C Başkanını dahi tuzağa dúşürmek için kullandılar.. sağ olsun sayın Korunun sayesinde oyunlari bozuladu.
    Yoksa şimdiye çoktan Gülde hapise atılmıştı.
    Şimdi, ihtidarını sürdürmek için yardım aldıklari ortaklarında kime biraz horozlanmaya kalksa onlar hemen aba altından sopayi gösteriyor…
    O zaman çaresizlığını eniyi becerdiği gündem çarpitarak onlara verceği tavizleri örtbas ediyor.
    Madem 17/ 25 Aralık kendine yapılmış bir darbeydi.
    Neden EEEYYYYY Butin diye bağırmiyor.
    Rusyanın resmi gazetesi gibi bir yayında oğlunun rüşvet aldığı yaziyor bebeklere gücü yaten o haberi sineye çekiyor….
    Trollerin buna bir cevabı varmi önce bunu açıklasınlar.

  9. Türkiye 2021 yılında erken seçime gidilecek. Ak parti ve MHP kaybetdecekken imdatlarına iyi parti yetişecek. Cumhur ittifakı genişlenecek. Mansur yavaş millet ittifakın adayı olacak. 2023te CHP genelbaşkanlığa Ekrem İmamoğlu getirilecek. Ak parti ne zaman oy kaybederse hemen imdadına bir destek parti çıkıyor. Millet ittifakı bence iyi partiyi göz ardı ederek hareket etmelidir. Zira hayal kırıklığına uğrayacaklar. SAYGILAR sevgiler

  10. Türkiye’den köy kalkınma kooperatifi ve ilçe bazında bir yönetim örneği:
    Yem ve un ticareti ile uğraşan bir arkadaşım, bir gün kendisine köy kalkınma kooperatifi başkanlıkları yapan iki kişinin geldiğini yemin çuval fiyatını sorduktan sonra, yem fiyatında bir indirim talep etmeksizin, kendilerine 2000er TL vermesi halinde 1000er çuval yem alacaklarını söylemelerinden sonra, kendisinin konuşmaları kayda aldığını beyan edip şikayet için savcılığa gideceğini söyleyince, iki kooperatif başkanının çaylarını yarım bırakarak kaçarcasına işyerinden uzaklaştıklarını aktardı.
    Ben de bir süre sonra bir köye cenaze için gidip namaz vaktini beklerken, yemci arkadaşımın aktardığı olayı bir köylüye anlatıp kooperatif başkanlarının talepleri hakkında fikrini sordum. Cevabı aynen şu:” Tabii ki alacaklar hakları”
    Ben tam bir şok yaşıyorum. ” Kardeşim çuvalı 100 TL olan yemi 90 TLye tüketmek istememezmisin. Bu para senin paran. Başkanların pazarlık gücü senden kaynaklanıyor. Bu gücünü kendileri için değil senin için kullanması gerekmez mi? Başkan maaş alıyorsa daha fazla alsın, denetlenebilir, bilginiz dahilinde olsun, helalinden olsun” deyince sadece haklısın diyebildi.
    Bu durumu bu kez ilçe tarım müdürlüğünden emekli birine aktarınca ilçedeki kooperatiflerin % 90 ının başkanların şahsi komisyon(soygun-hırsızlık) sistemiyle çalıştığını, bu kooperatiflerin borç batağında olduğunu, yem paralarını 2-3 ay geriden ödediklerini, çok az sayıdaki dürüst başkanı olan kooperatifin ise yemleri peşin alması nedeniyle en ucuza aldığını, kepçe dahil çiftçiye gerekli her türlü alet-adevatı aldıklarını söyledi.
    Kooperatiflerin hesabını tutan muhasebecilere durumu sorduğumda da emekli tarım müdürünün tespitlerine aynen katıldıklarını ve komisyon-rüşvet sistemiyle çalışan borç batağındaki kooperatiflerin, yem paralarını vadeli ödeyebilmeleri nedeniyle yem fabrikalarının ağına-kucağına düşmüş olduklarını, yem fabrikalarından en yüksek fiyata yem almak zorunda kaldıklarını, örnek köy isimleri de vererek açıkladılar.
    Türkiye’nin durumuna ne kadar da benziyor değil mi?

    • Evet, özellikle de arkadaşınızın “kendisinin konuşmaları kayda aldığını beyan edip şikayet için savcılığa gideceğini söylediği” kısım; yasadışı dinleme ve seskaydı suçtur! Eski alışkanlıklar tabii…

    • Bir ilçede yem satan birisinin oradaki konuşmaları kayda alması beyanın ironi(kinaye) olduğunu anlayamayanlar lütfen bu yazıyı okumasın.Kaydettim demiyor. Kaydettim diye söylediğini söylüyor.

  11. Şahin arkadaş!!!
    Bu ne ki?
    “…Ecevit verilerle oynamadı Enflasyon kaç çıkarsa Enflasyon oranında halka zam yapardı ve +2’de refah payı verirdi halka krizi yaşatmadı. Kriz devlet ödemelerinde vardı.”

    • Hımm.. Saray masraflarını indirebilmek..
      Ekmek bulamayınca pasta mı yedirmiş aceba?
      Krallığı çocuklar onun için seviyor olabilirler, tiyatro oyunları nda hep kral olmak isterler, hem pasta hem taç.

      • Kral hazretleri, yanlış anlamazsanız; buralarda tiyatro sanatı üzerine pek yorum yapmasanız iyi olur! Malum herkes eleştirmen oldu ya, olay çıkmasın diye hatırlatiim dedim…

        • Sabah gazetesinde Engin Ardıç geçen gün yazısının başlığına “cuspik inglis” yazmış. okur olmayınca o da kendince dalgasını geçiyor herhalde. gene de Oxford dictionary’den reklam almayı başarmış.

  12. Eski bir Chp li milletvekili olan Barış Yarkadaş ın gündeme getirmesıyle olaylar patlak verdi. Adamı apar topar Halk Tv den kovdular. Basın özgürlüğü.Demokrasi özgürlüğü.
    1 hafta içinde CHP’de 7 günde 7 tecavüz vakası gerçekleşti. CHP’de görevli kadınların büyük bir kısmı korku içinde. Eşleri kızları CHP’de çalışan aileler büyük bir tedirginlik duyuyorlar. Çünkü CHP içinde bu konuda güvenlik güçleri dışında araştırma soruşturma ve açıklama yapan kimse yok. Dolayısıyla tecavüz ve taciz suçlularının büyük bir kısmı korunarak, fatura taciz ve tecavüze uğrayan mağdur kadınlara çıkarılıyor. Tecavüz ve tacize uğradıkları yetmiyormuş gibi dava açmamaları medyaya bilgi vermemeleri konusunda tehdit de ediliyorlarmış.  

    Doğrumudur, yanlışmıdır. Chp li yöneticiler çıksa bir açıklama yapsa. Kılıçtaroğlu yaptı bir açiķlama dedi ki;  çok basit ,çözümü var. “Kadınlarımız kendini korusun.”. Olay budur. İleri görüşlülük. Bilim.

    Tamam olaylar münferit, kişisell ama ,Daha bir ay önce sözde bir tarikat şeyhinin yaptığı pislikleri tüm müslümanlara yıkmaya çalışmadılar mı. Veya geçen senelerde bir yurtta olan bir olayı, bütün cemaatlere, yurtlara maletmedilermi. Bu olayı Chp nin bütünü böyledir demek insafsızlık. Ama Chp ve yandaşları sus pus. Çıkın açıklama yapın beyler. O da yok. İfade özgürlüğü.

    İstanbul sözleşmesi diye ortalığı aya kaldıranlar, gereksiz yere milli güvenlik konularında açıklama yapan Tabibler birliği, Barolar, Mimarlar odalarından tık yok. Nerde özgür düşencenız, nerde adalet duygunuz. Kadın hakları.

    Kovid19 gibi günlük vakaa sayısı tutulur oldu. İtiraf sayısı, taciz sayısı, tecavüz sayısı, soruşturma sayısı. Ne oluyor arkadaşlar. Gerçekler halktan gizlenmesin.

  13. Ak parti milleti korkutması iki şekilde yapıyor:

    1- Dış Güçler
    2- IMF ile korkutma

    IMF nasıl bir bankadır?

    IMF ÇOK GÜZEL BİR BANKADIR.

    Uluslararası Para Fonu (IMF), küresel ekonomiyi istikrara kavuşturmak için çalışan, 189 üyeden oluşan bir kuruluştur. IMF, küresel çapta ekonomik büyümeyi ve finansal istikrarı destekler, uluslararası ticareti teşvik eder ve yoksulluğu azaltmak için çeşitli çalışmalar yapar.

    IMF’nin temel amacı, üyelerine yol göstererek yaşanabilecek problem ve felaketlerin önüne geçmektir.

    IMF’in Açılımı?

    IMF, İngilizce International Monetary Fund kelimelererinin baş harflerinden oluşan bir kısaltmadır.

    Uluslararası Para Fonu IMF’nin Amaçları

    Uluslararası Para Fonu’nun temel amacı döviz kurları ve uluslararası ödeme sistemlerinden oluşan uluslararası para sisteminin istikrarlı ve sorunsuz olarak çalışmasıdır. Görevlerinin kapsamı 2012 yılında güncellenen IMF, global ekonomik istikrarı etkileyen tüm makroekonomik sorunlarla ve finans sektöründe yaşanan sorunlarını da izlemeye almıştır.

    IMF’ye Borcu Olan Ülkeler:

    IMF’in kredi verdiği üye ülkeler arasında en çok borçlu olan 5 ülke:

    Portekiz
    Yunanistan
    Ukrayna
    İrlanda
    Pakistan

    IMF Türkiye İlişkileri

    Türkiye, 1961 – 2008 arasında kredi almak için sıkça başvurduğu IMF ile toplam 19 stand-by kredi anlaşması imzaladı. Bu süreç içinde IMF, Türkiye’ye toplam 50 milyar dolar kredi verdi. 19’uncu ve en son stand-by anlaşması Ocak 2005 tarihinde imzalandı ve bu kredinin geri ödemesi ise 2013 yılında tamamlandı. Halen Türkiye’nin IMF’ye kredi borcu bulunmuyor.

    Türkiye IMF’e Ne Zaman Üye Oldu?

    IMF’ye 1947 yılında üye olan Türkiye, IMF ile ilk stand-by kredi anlaşmasını 1 Ocak 1961’de imzaladı.

    IMF Kota Sistemi Nedir?

    IMF’e üye 189 ülkenin her biri katkı payı veya üyelik aidatı ödemekle yükümlüdür. IMF’in her ülkenin ekonomik büyüklüğüne göre belirlediği bu katkı paylarına kota aboneliği adı veriliyor. Kota sistemine göre ülkelerin IMF’ye ödemekle yükümlü olduğu azami katkı payı, üye ülkelerin oy hakkı ve ülkelerin IMF den alabilecekleri kredi limitleri ülkelerin kotalarına göre belirleniyor. IMF kotaları SDR adı verilen uluslararası rezerv para birimi cinsinden belirleniyor.

    IMF’e en büyük katkıyı sağlayan ABD’nin kotası 82,99 milyar SDR (yaklaşık 118 milyar ABD doları) iken

    En az katkı sağlayan ülke Tuvalu’nın kotası 2,5 milyon SDR (yaklaşık 3,5 milyon ABD doları) dır.

    Türkiye için belirlenen kota tutarı 4.7 milyar SDR (yaklaşık 6,5 milyar ABD doları) olup ve toplam kotanın %0,98’ini temsil etmektedir.

    IMF borcu alamayacağı ülkelere para vermez.

    3 hafta önce Türkiye Dolar bazında Yıllık % 6 ile borçlandı. Çünkü riskli ülke

    Peki ABD kaç ile borçlanıyor Dolar bazında 10 Yıllık %0.88 ile borçlanıyor.

    Peki Türkiye IMF’den borçlansaydı %0.2 – %0.5 ile borçlanacaktı.

    Önceki hükümetler, Vatanını ve milletini sevdiği için düşük kredili IMF kredisini tercih ediyordu.

    Size daha kolay anlatıyım.

    Şimdi Ankarada oturan vatandaş IMF’den para alsa önce Banka, azar azar bu parayı verir. bakar ki Adam bu para ile boluya Et yemeğine gidiyor parayı zarar eden yerlerde harcıyor işte bu gibi şeyler olmaması için Denetler, Zarar eden yerleri kapattırabilir.

    Atalar ne demiş “Ayağını yorganına göre uzat demiş”

    IMF başkanı ne yapıyor Türkiye bizden para istemedi diye çok seviniyor.

    Hem para verecektik, hem Ekonomik krizden çıksın diye Defterleri inceleyip kafa patlacaktık kafamız ağrıyacaktı, Birde topluma bizi yanlış anlattıkları için onca Küfür yiyecektik.

    H.Gayretin IMF gitmedik diye sevinci, IMF başkanın Onlar gelmedi diye sevinci yanında sönük kalır.

    Sayın Erdoğana HODRİ MEYDAN Diyorum.

    Dediklerinde samimiysen Nato ve IMF Tu Kaka, Kötü ise Bunların üyeliklerinden Çıkmak çok kolay

    Üyeliklerinden çık.

    Önceki hükümetlerde biriken sorun Ecevit kükümetinde patladı Rahmetli Ecevit vatan sever, dürüst bir kişidir. Ecevit zamanında toplanan vergilerin %98’i Faize gidiyordu Kemal Dervişi çağırdı program yaptı toplanan vergilerin faize giden parayı %45’e Ecevit hükümeti zamanında düşürdü. Ecevit verilerle oynamadı Enflasyon kaç çıkarsa Enflasyon oranında halka zam yapardı ve +2’de refah payı verirdi halka krizi yaşatmadı. Kriz devlet ödemelerinde vardı.

    Kemal Dervişin proğramı 2007’de bitiyordu. Ali Babacan Yeni bir proğram yapamadı.

    İnternet’den IMF hakkında “imf nedir” diye daha fazla bilgi bulabilirsiniz.

    • şahin bey merhaba!
      – verdiğiniz ayrıntılı bilgi için çok teşekkür ederim.
      – verdiğiniz bilgi aynı zaman kötü ve yanlış ile doğru ve iyi gösterilen davranışların aslında ne kadar ters olduğunu da ortaya koyuyor

    • Şahin bey! Kamal Devrişín ekonomi paketi 10 yıllıktı ve 2007 de değíl 2012 de bittı. Ekonomi yazarları paketin súresi dolmadan 2- 3 yíl õnce hükümeti
      sık sık uyariyordular; 2. bir ekonomi paketi hazírlanmaz ise Türk ekonomiso çõker diye. Nitekim 2011 seçimlerinden sonra, Kurulan çoğunluğu Karedeniz kökenli
      húkümet úyelerinin Tayyip Cumhurruyeti’nin baş bakanı Sadece Túrkiyede değil Dúnyada at oynatmaya başladí ve bõlgeyi kan gõlúne çervirterek hazineyi boşalttı.

    • İmf kredileriyle kalkınmış zengin olmuş ülkelerin bi listesi de yok muydu şahinbey? İmf ye en çok borcu olanları öğrenmiş olduk sayenizde, sağolun!

    • Kaleye şahini uçurdun kaçırdın. Ben anlamam dervişten şeyhten.
      Ecevit zamanında toplanan vergilerin %98’i faize gidiyorken, %45’e düşmüş.
      Şimdi kaç? Yine mi faiz duası (derviş gelsin duası) yapalım?
      Babacan gelse yine mi program yapamaz?
      IMF NATO emekli maaşı taşınabilecek bir bankamı, aylığı taşıyabiliyozmu?
      Edevletten cız, ikramiye cepte! Bu kadar kolay ha?

  14. Didem hanım bahsettiğiniz ekonomi profesörü imf yi kaç ülkeden kovup çıkarmış bir bilgi var mı acaba? Vaktiyle bayan bir başbakanımız vardı, o da ekonomi profuydu sanki!

    • IMF’yi kov sonra çok daha yüksek faizle tefecilerin kucağına otur.
      Buna da milliyetçilik de!

      Tabi IMF krediyi taksit taksit veriyor, paranın kullanımında da şeffaflık istiyor. Şeffaflık, hesap verebilirlik yani yolsuzluk yapmamak gerekiyor. Bu da RTE’ye göre değil. Mesele bu!

      • aynı konular AB müzakerelerinde Erdoğanın açılmasını istemediği başlıklardı. ihale kanununda düzenleme gerektiyordu. özellikle “üç başlğın açılmasına engel olunca Erdoğan, müzakereler de bitmiş oldu” diyor Eser Karakaş hoca.

  15. crown dizisine henüz başlamamıştım, bu yazı üzerine bu akşam bitki çayımı alıp, başlamaya karar verdim. ayrıntılar konusunda titiz davrandıkları söyleniyor. bugünleri anlamak biraz da aileleri tanımaktan geçiyor, dönem dizi ve kitapları önemli gerçekten.
    gerçekleri kimden saklayabilirsin?
    yapanın yaptığının asla yanına kalmadığı bir sistem var.
    o nedenle ben eleştirdiğim şeyleri yazarken öfke ve kızgınlıktan çok üzüntü ve acıma hissediyorum. inanan bir insan olarak, hiç kimsenin, bir kişinin bile hakkına girmek istemem çünkü ilahi yasalara göre bunu benim üzerimdeki koruma kalktığı için yapabildiğimi, kimbilir ne yanlış yaptım ki ceza olarak birisinin hakkına girebildiğimi bilirim, kaldı ki 80 milyonun hakkı.
    devlet için çalışan bir insanı hak etmediği şekilde eleştirmek te keza. hakka girmek olur. burda yazdıklarımız fehmi beyin sitesinde durduğu ve korunduğu gibi ilahi yasalarda da duruyor ve korunmaktadır, neye karşı çıktığımızın, neyi savunduğumuzun delilleridir. insanlar bir gün yaptıklarının bedelini ödemezler, yanlış işler yapabilmek zaten bedel ödemeye başlamak demektir zaten, hele 80 milyonun hakkına girebilmek, çocuğuna süt almakta zorluk çeken birinin cebine, parasına dokunabilmek…
    kimden, neyi saklayabileceksin?
    çok merak ederim.
    ekonominin gerçeklerinin tayyip beyden saklanmış olabileceğini düşünüyor sayın koru, ben hiç katılmıyorum. ekonomi kısa dönem yanlışlarla bu hale gelmiş değil, ekonomi bilinmeyenleri olan bir alan da değil. bilinçli yanlış kararlarla bu duruma geldik ve getirildik. çünkü doğrular ve yapılması gerekenler gizli, saklı değildir, bellidir. değerli insan özgür demirtaş hocanın bence son derece kıymetli bir videosunun linkini paylaşıyorum,
    https://www.youtube.com/watch?v=Wtm4GxTHA5s
    onun gibi değerli onlarca ekonomistimiz var bizim, bu insanlar zamanında her şeyi tek tek gösterdiler, yanlışları tek tek açıkladılar. geleceğimiz noktayı, ya da felaketi diyelim, gidilen yolun yanlış olduğunu yıllar öncesinden anlatmaya çalıştılar. dolayısıyla, -bilmiyordum, pardon- diyecek bir şey yok.
    Gerçeklerin mutlaka ortaya çıkma huyu vardır.
    bugünlerde belediyelerde olan yolsuzluk dosyaları açılıyor. hangi partiye ait olursa olsun açıklanmalı, muhatapları yargılanmalı değil mi?
    bunlar ortaya çıkarılmalı değil mi?
    halka açıklanmasın diye savcılığa koşmak, erişim yasağı getirmek ne demektir?
    kimden neyi saklayacaksın?
    ihracatçıyı, çiftçiyi, köylüyü, teknoloji yatırımcısını desteklemek yerine, milyonlarca doların hangi acaip-garaip işlere harcandığını kimden, ne kadar saklayabilirsin.

  16. “Alexandr Lukashenko da ‘popülist bir lider’…” değildir! Karizmatik biri olmadığı gibi gayet de bürokratik bir kişiliktir. Fakat halkın güvendiği bir liderdir; seçimlere hile karıştırıldığı iddiası ise koftur.

  17. Küçük adamlar küçük hesaplar yapar,
    ..filan kişiler sistemle uğraşır,
    ..şunlar şikayet eder vb lakırdıları sevmesek te okumadan da geçemeyiz.
    İngilizin elinin uzanmadığı toprak kalmadığı gibi, batının oyunlarını ve taktiklerini de bilmeyen kalmadı çok şükür. Geldik yine sil baştan:çin işi japon işine..
    Allah sonumuzu hayreyleye☺
    Buradaki henüz kabul edemediğimiz, belki de inanmak istemediğimiz,
    -Mührü elinde tutanın kendini güçlü! modunu ayarlamış olduğu,
    -Muhalefetteysen sen bu ülkenin eskiden kendi kendine vazifelendirilmis zannıyla davranışlarının artık mazide kaldığı,
    -içerden birilerini satın alırız, koca ülkeleri biz yönetiriz devrinin geçtiği,
    Heleki oyların çantada keklik olmadığı gerçeği.
    Klasik alışkanlıklar bittı.
    “Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır”
    “Her koyun kendi bacağından asılır”
    ..artık yeni şeyler düşünüp uygulamak gerek sanırım.

  18. bizde gerçeklerin saklandığı kral: halk.
    – bizim ilk çözmemiz gereken sorun; gerçeklerin yöneticilerden gizlenmesi değil, gerçeklerin halktan gizlenmesi sorunu.
    – kuşkusuz gerçeklerin çarpıtılması, halktan gizlenmesi sadece iktidar tarafından yapılmıyor, muhalefet tarafından da (parti ve parti destekçisi yayın organları) yapılıyor. ve her ikisi de birbirini besliyor. fakat yine de kırılması gereken ilk zincir; iktidarın halktan gerçekleri gizleme, gerçekleri çarpıtma zinciri.
    – aşağıya yapıştıracağım link, karar gazetesinde çıkmış bir araştırma ile ilgili.
    https://www.google.com/amp/s/www.karar.com/amp/karar-en-cok-takip-edilen-5-gazete-oldu-1597028
    – araştırmada %42.7 gibi, gazetelerden takip etmiyorum cevabı görünse de, halkın çoğunluğunun okumadığı ve haber takip etmediği gerçeği gözönüne alındığında, muhalefet lehine değerlendirmek mümkün değil.
    – yani, trolleri ile birlikte, iktidarın halktan gerçekleri gizleme konusunda büyük bir güce sahip olduğu görülür.
    – karar gazetesinin takip oranı olarak 5. olmasında da haber ve yazarlarından ziyade okur yorumlarına açık olmasının etkisi olduğunu düşünüyorum.
    – 4 senedir kararı takip ederim buna rağmen yeni yeni haber başlıklarına göz atıyorum. hala da okunur olmaktan uzak olduğunu düşünüyorum. çünkü hala haber başlıklarında ideolojik yansımalar var.
    – aslında bu durum, iktidarın propaganda aygıtına karşı ne yapılması gerektiğini ortaya koyuyor:
    – bana göre yapılması gereken, partilerden bağımsız bir ana akım medya oluşturmak. yani muhalefeti de eleştirebilen, haberlerine kimsenin karışmadığı ana akım medya. fakatbu medyanın akp öncesi ana akım medyadan daha ilerde bir medya olması lazım. yapılan açıklamaları, prokotol gazeteciliği ile aynen vermek değil, açıklamalardaki çelişki ve yakanları da belirterek vermeli ve söylenilen yalanları deşifre etmeli. tıpkı batı medyasındaki gibi.
    – bunun yanında bir de karar gibi, fehmikoru.cok gibi, ocak medya gibi, artıgercek.com gibi, diken gibi, t24 gibi muhalif haber portallarının da epey bir dönüşüm geçirmesi, gelişmesi gerekiyor. bunlar sadece cumhur ittifakı iktidarını sonlandırmak için değil, ülkede demokrasinin, demokrasi kültürünün, ahlakın, insan haklarının, düşünce özgürlüğünün gelişmesi için geçerli.
    – mesela ocak medya, ençok okunan yazarını sansürledi, artı gerçek de aynı şekilde bir yazarını işten çıkardı. bu anlayış, bu yaklaşım ve uygulamar demokrasiyi değil faşizmi destekler çünkü özgür düşünceye karşı faşist uygulamalar. gerçeklerden yana değil, yalanı teşvik eden uygulamalar.

    • ilave!
      – demokrasi istiyoruz demek demokrasiye katkı sağlamaz.
      – demokratik davranmak demokrasiye katkı sağlar.
      – bu nedenle yıllardır ülkede demokrasi olmamasından, ülkenin gelişememesinden, kendisine demokrat diyen solcu diyen insanların sorumlu olduğunu düşünür, yazarım. çünkü bu kesimler iddia ettikleri değerlere uygun hareket ermediler. tam tersine, özgürlükleri kısıtlayıcı, baskıcı, farklı yaşam düşünce ve kültürlere düşmanlık beslediler. yani aslında faşistler. bu nedenle baskıcı kültüre, faşist kültüre, ahlaksız kültürün destekçisi oldular.
      – bugünde aynı kültür, yani faşist kültür, yukarda güya demokrasiyi savunduğunu iddia eden sitelerde aynen devam ediyor.
      – mesela t24 ertuğrul günay gibi bir figürü ya da abdüllatif şener gibi bir figürü yazar kadrosuna katabilir siteyi okur yorumlarına da açarsa, demokrasi kültürü oluşturmaya en büyük aday haber portalı olduğunu düşünüyorum.
      – söylediklerim, yeni ve farklıbir söylem olduğu için kavranması biraz zor olabiliyor.
      – bu noktada, vereceğim bir örnek, solcuların konuyu kavramasında pek etkili olmasa da, islamcı kesimin anlamasına biraz yardımcı olur diye düşünüyorum:
      – hz muhammed, müşrikler gibi, kendisi gibi düşünmeyenlerle düşman olsa, onları aşağılasaydı, onlar gibi yaşasa, onlar gibi insan ilişkileri kursaydı, onlar gibi yalan söyleseydi; islamı arap toplumunda hakim kılabilir miydi?
      – bu bedenle biz, demokratik kültüre uygun davranmazsak demokrasiyi kuramayız.
      – düzeltiyorum: şekil olarak demokrasiyi kurardık, tıpkı ak parti öncesi gibi; fakat gerçek demokrasi, gerçek hukukun üstünlüğü hiçbir zaman olmaz, kuramayız.

  19. Ruslari bizim atar damarlara yerleştiren popiler liderimiz’e ne kadar good dua etsek hakkını õdiyemeyız.

    Bugün internetde dolaşırken birden bir
    Rusca yazi ile birlikte milli damat, ummet lideri ve kahraman bilalının resimlerini gõrdûm; hemen ingilizcesine tıklayyıp okudum.
    Bahsını ettiğim rusca yazının başlığının kopisi bu.

    (Рано утром 17 декабря 2013 года граждане Турции узнали о крупнейшем антикоррупционном расследовании в республике. Правоохранительные оргодновременно провели рейды по)

    Bu site Putin’n havuzu oliyor: Rusya Federal Haber Ajansı RİA-FAN, 17/25 Aralık 2013 yolsuzluk ve rüşvet olayının yıldönümünde ayrıntılarıyla ile yazmış.
    17/25 aralık rüşvet olayını ayrıntıları ile ancak bu kadar açık ve net anlatılır.
    Zaten 15 Temmuz Allahın lütfünü’de Rus diş işleri bakanı bizimkilere 2 önceden haber vermişti.
    Perinçek’helal olsun. Mecliste 350 millet vekiline sahip olsaidi dahi bu kadar başarılı olamazdı.

    Yazının linki
    https://riafan.ru/

    https://riafan.ru/1350445-samyi-gromkii-korrupcionnyi-skandal-turcii-pri-erdogane

    Trumpin sayesinde Amerka
    en az 10 yıl geriledi.
    Sarayı boşaltana kadar 15 yil daha geriletır. Sonunda kazanan gene demokrası olur.
    Ya Türkiyemiz! 18 yılda 100 sene geriledi ve Rusuya ile Çinin emir erliğine mahkum oldu. Çırpındikça batırıyor batırdıkça Troller’i ortalığa saliyor.
    Zaten tek becerdığı katı açılmamış troller ordusu yetiştirmek.
    Ne diyeli herkes laik olduğu gibi yõnetilir.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız