"Seçim yaklaşıyor, yaprak kımıldamıyor, neden?" diye soranlara…

52

Taksiye bindim. Kısa bir yolculuk. Daha yanına oturur oturmaz, şoför, “Siz gazeteci değil misiniz, hani televizyonlara da çıkan?” diye sorup baş eğmemle istediği mesajı alınca merakının gerisini “Halkın güncel dertlerini de yazın” diye getirdi.

Ne derdiniz?

Ben böyle durumlarda bu siteyi hatırlatıp “Yazıyorum” demekten kaçınıyorum. Günün kim bilir kaç saatini araç kullanmakta geçiren biri, vakit bulup internete girecek, hadi girebildi diyelim, o kalabalık arasında bizim siteyi keşfedecek…

En iyisini yapıyor ve sessiz kalıyorum.

Aracın şoförü televizyon izleyicisi çıkıyor. Sessizliği yine o, “Sizi son zamanlarda televizyonlarda göremiyoruz” cümlesiyle bozuyor.

Sıradan izleyiciler, televizyona çıkmanın çıkan kişinin isteğine bağlı olduğunu sanıyor. “Ben geliyorum” denildiğinde, televizyon kanallarının “Biz de sizi özlemiştik, bekliyoruz” diyeceğini düşünenler bile vardır muhakkak.

Programcıların elinde iki liste

Burada, şoföre, “Haklısınız, televizyonlardan uzağım, programlara çağrılmayınca yapacak bir şey yok” demekle yetiniyorum.

Reklam

Hayretle yüzüme bakıyor.

Galiba yazmıştım, ama tam yerine denk geldiği için bir kez daha tekrarlamamda bir mahzur yok. Birkaç ay önce, ana haber kanallarından birinden arandım ve genç bir ses, “Müsaitseniz sizi bu akşamki programa davet etmek istiyoruz” dedi.

Sesli gülmüş olmalıyım ki, arayan alınganlık gösterdi.

Üç yıl öncesine kadar her hafta sürekli konuğu olduğum bir programda yer aldığımı, bu arada kendilerinki de dahil diğer kanallardan da haftada birden fazla kez gelen program çağrılarından en az birine de olumlu cevap verdiğimi söyledim. Ardından da şunu ekledim:

“Yaklaşık üç yıldır tek bir program daveti bile almadım. Onun için davetiniz beni sevindirdi. Ancak yine de uyarayım: Söylendiğine göre, programcıların elinde iki ayrı liste varmış. Biri ‘asla çağrılmayacaklar’ diğeri de ‘mutlaka çağrılması gerekenler’ listeleri. Benim adımın da ilk listenin başlarında yer aldığını sanıyorum. Bir yanlışlık olmaması için sizi görevlendiren program sorumlusuyla görüşüp beni yeniden arar mısınız?”

Muhatabımın telaşlandığı sesine de yansıdı. “Olur mu öyle şey Fehmi Bey” dedi ve program sorumlusunun adını vererek “Sizi o bizzat istedi; şimdi kendisiyle konuşup sizi yeniden arayacağım, hemen” diye de ekledi.

Aramasını hala bekliyorum.

Böyle bir davete “Herhalde ismim listeden çıkarıldı” beklentisiyle olumlu cevap vermiş bir meslektaş, bana, kanal kapısından özürlerle nasıl geri çevrildiğini anlatmıştı. Bereket öyle bir durumla karşılaşmam gerekmedi.

Reklam

Elbette iki adımlık yer için birlikte seyahat etmek zorunda olduğum şoföre bunları anlatmadım. anlatmam da gerekmedi. “Arif olan anlar” sözü bir kez daha kendini ispatladı.

Yolumuz bitmek üzereyken, nereden icap ettiyse, katıldığı ilk seçimden itibaren oy kullandığı partiyle bu seçimde yolunun ayrılacağını bildirdi şoför arkadaş. Vaktiyle partisinde de görev üstlenmiş bir ‘Türk milliyetçisi’ olduğu halde sırf liderini beğendiği için oyunu farklı kullanabilmiş. Şimdi iki parti birlikte hareket ediyor, fakat o ikisinden de uzak durma kararlılığındaymış.

Bu defa adımı da telaffuz ederek, “Oyları bayağı düşecek, göreceksiniz Fehmi Bey” diye ekledi.

Taksi arka koltuğu ve kararsız seçmenler

Durmak üzereyken, “Arka koltuklarda oturanlar ne diyorlar?” sorusunu yöneltmeden edemedim. Cevabını aktarayım:

“Şu sıralarda taksiye ancak beyaz yakalılar binebiliyor, tuzu kurular; onların da siyasi eğilimleri belli. Benden alacağınız cevaba bakarak genelleme yapmanızı istemem. Yine de söyleyeyim. Eskiden tek tük de olsa destekleyen çıkardı, şimdilerde yolcular da burunlarından soluyor.”

Taksiciden aldığım izlenim böyle.

Bir de itibarlı gazetelerden aldığım bir izlenim var.

Yazılarını sektirmeden okuduklarımdan biri, yalnızca haftada birkaç kez bir gazetede karşıma çıkmıyor, o yazarın bir düşünce üreten kuruluş içerisinde yer aldığını ve siyasete akıl taşıdığını da biliyorum ve bu sebeple yazdıklarını ayrı bir merakla okuyorum. (Onun gibi hem yazan hem de profesyonel olarak akıl veren birkaç yazar daha var medyamızda.)

O ve onun gibiler yapılan anketlerden de haberdar olmalılar.

Son yazısı mesela. Anketlerde kararsız seçmen oranı çok yüksek görünüyormuş. Böyle bir şeyin mümkün olamayacağını yazıyor.

Okuyalım:

“Türkiye’de bugün için siyasetin işleyiş dinamiklerine ve siyasal kutuplaşma eğilimlerine bakınca, zaten kararsız seçmen kümelerinin yüksek olması söz konusu bile değildir. Hele bazı araştırma şirketlerinin iddia ettiği gibi yüzde 20’lerin üzerinde hiç değildir. Bugünden kararsız olduğunu söyleyen seçmenlerin büyük çoğunluğu gidip yine kendi partisine oy verecektir. Yani kararsız değildir.” (Siyahlar yazara ait. FK.)

Gerekçelendirmiş de bu tespitini.

Yazısı bana kendini açan şoför arkadaş gibilerin varlığından haberdar olmadığı izlenimini verdi.

Her ne ise.

Burhan Felek, en kıdemli yazarımız olduğu günlerde, pazar yazılarını bir kahvehanede geçtiğini söylediği hayali konuşmalara ayırırdı. Bugün ben de o yoldan gideyim istedim.

Fakat yanlış anlamayın, yazdıklarım hayali değildir.

ΩΩΩΩ

52 YORUMLAR

  1. Aslında vatandaşı olmamış olsaydık çok renkli ve eğlenceli bir ülkede yaşıyoruz derdik. Anayasası kanunları olan ve bu kanunların çizdiği sınırlar içerisinde seçim yapan ayrıyeten bu kanunlar çerçevesinde seçime giren partiler var. Koskoca devlet kanunları ile bu ortamı sağlamış. Ama gel gör ki koskoca adamlar çıkmış bu seçim beka seçimi diyor. Gelde gülme. Kelli felli adamlar milletin gözünün içine baka baka falan partiye oy verirseniz öbür tarafta da rahat edenlerden olursunuz diyor. Falan partiye oy verirseniz hain olursunuz diyebiliyor. E be kardeşim madem ülkenin bekası için kazanması gereken parti belli ise oy verdiğimizde cennete götürecek parti belli ise niye uğraştırıyorsunuz bizim gibi cahil cühela halkı. Doğrudan sonuçları ilan edin bitsin gitsin. Sen koskoca devlet terörü destekleyen partinin seçimlerle girmesine izin ver sana kimse hesap soramasın oy veren vatandaşı terörist muamelesi yap. Dinsiz muamelesi yap. Allah vatana millete hayırlı kimse onun kazandığı bir seçim olmasını diliyorum. Sonuç ta muhtar ve belediye başkanı seçiyoruz. Hepsi bu.

    • Zombi vatandaş, sen önce öbür aleme göçüp gitmiş birinin arkasından konuşmayı bi bırak! Türkeş bey devlet büyüğümüzdür. İyice arsızlaştınız yani…

  2. Roger Garaudy, Müslüman olmadan evvel yıldızdı. Televizyon ve radyo programlarına daima çağrılırdı. Müslüman olduktan sonra asla böyle davetler almadı. Televizyon programlarına çağrılmamak bir gazeteci için, bir aydın için onurdur. Dik durduğunun, eğilmediğinin, yamulmadığının kanıtıdır. Egemenlerin, müstebitlerin sözcüsü olmamak doğru davranıştır… Hanefi Avcı’yı az da olsa ekranlarda görüyorduk. Ama artık göremiyoruz. Dik duran, eğilmeyen, bükülmeyen, sağlam bir isim Hanefi Avcı. “Ahmet Altan’ın hapiste ne işi var!” diyebiliyor.

    • Hanefi avcı gasteci değil polis şefidir:) ç.altanın meme fetişisti tosuncukları neden hapiste diye soran adama: “sen neden burda değilsin valdo?” diye sorarlar…

  3. Sayın koru burhan feleğin bi kıraathanede geçen hayali konuşmalardan oluşan pazar yazılarına atıf yapmış da ordan aklıma geldi: bizim yorumcu bernar efendiyle hınk deyicisi safa arkadaşın babasının mahalle kahvesinde prafa oynarken çevirdikleri mavraları akşam blog sayfasından paylaşırken bazı yaveleri kopyalayıp buraya da yapıştırdıklarını hatırlayıverdim:) seçim sathı mailine de girdik, saadet zincirinin şeriat dedesi de önceki seçim kadar olmasa da ufaktan parlatılmaya başladı ama bizim ihtiyarlardan hala bir ses yok! Doktor oğlumuz kahveye kadar bi uzanıp; eski ekibi topluyorlarmış, sizi de çağırıyorlar diye haberlese ne iyi olurdu:)))

  4. Fehmi Koru, Taha Akyol, Ali Bayramoğlu, Ahmet Taşgetiren, Akif Beki, Yıldıray Oğur… gibi gazetecilerin televizyon proğramlarına çağrılmadıkları, hakettikleri gazetelerde yazamadıkları bir ortamda yapılan seçim adil değildir. Demokrasinin temeli sadece seçim günü sandıktan çıkan oylar değil, seçim kampanyasının adil bir ortamda yapılmış olması gerekir. Eğer gerçek demokrasi istiyorsak.

    • Hüseyin bey kimi gazetecilerin kariyerine göre mi seçim yöntemi geliştirelim muhalefeti memnun edebilmek için:) saydığınız mutemetlerin hepsini toplasanız bi fk etmezler! Dünyanın neresinde gastecilerin itibarına göre seçim sistemi düzenlenmiştir acaba? Laf ola beri gele…

  5. Önümüzde yaklaşık 4,5 yıllık seçimsiz bir süre var. Gittiğimiz seçim de yerel seçim. Bunları hatırlatmak istedim, çünkü sanki bir genel seçime başkanlık seçimine gidiyormuşuz, iktidar değişecekmiş gibi yorumlar yapılıyor. Bir muhalefet parti yetkilisi böyle göstermeye çalışabilir, çünkü seçmenini sandığa götüremezse mevcut durumundan daha kötü bir sonuçla seçimden çıkması muhakkak. İktidar ittifakı liderleri de zaman zaman bu tür yorum yapabilirler çünkü onlar da özellikle bıçak sırtı olan yerler varsa boşu boşuna kaptırmak istemezler ve teşkilatlarına dinamizm getirmek isterler. Ama aklı başında makul bir vatandaş böyle düşünmez, çünkü bilir ki gittiğimiz seçim yerel seçim,ve bu seçimde muhtar ve belediye başkanları ile belediye meclis üyelerini seçecek. Normal vatandaş bu seçimde sokağına mahallesine şehrine iyi hizmet edecek adamı seçme derdindedir, onun arayışındadır. Henüz hiçbir parti tam olarak tüm adayları belirlemedi. Bu yüzden toplumda kararsız denen seçmen oranının yüksek olması gayet normal. Aslında yerel seçim sonucunda mevcut durumdan pek birşey değişmeyeceğini herkes biliyor, bu yüzden dikkat edilirse her muhalif yoruma ”EĞER SEÇİM ADİL OLURSA” şerhi düşülüyor. Yani şimdiden bir kaçış noktası hazır bırakılıyor. E eski seçimde de bu iddia hep yapıldı da sonuç ne oldu, koca bir hiç. Cumhur ittifakının seçime asılmasını görenler ümitlenip seviniyor, sanıyor ki onlar da korkuyorlar, birşeyler olacak:)) Cumhur ittifakı seçime olağanüstü asılıyor çünkü ezici bir zafer kazandığında hem içeride hem de dışarıya karşı ülke olarak çok güç kazanılacak. Hele muhalefetin kalesi olarak nitelenen birkaç yer Cumhura geçerse, seyreyleyin siz muhalif partilerdeki gümbürtüyü, çöküntüyü. Böyle bir durum makul ve mantıklı muhalefetin oluşumu için gerekli hareketlenme ve dönüşümü tetikleyecektir. Adil seçim olayına elince artık bu konuda yazılık çizilen herşey boşa bence. Çünkü bir kesim var ki onlar seçimin adil olmamasını resmen istiyorlar neredeyse. Seçim prosedüründeki aşamaları anlatmanın onları ikna etmeye dair hiçbir faydası yok çünkü zaten biliyorlar ama aksini inanıp savunuyorlar. Fakat aklı başında her vatandaş sandık kurulunda farklı siyasi partilerden 5 üye ve YSK nın görevlendirdiği 1 başkan ve 1 üye olduğunu, seçmenlerin kimlik kontrolunu, oy pusulalarının seçmene verilmesini, sandıktan çıkan oyların sayılmasını kontrolunu ve sonuç tutanağını bunların birlikte yaptığını ve sonuç tutanaklarının imzalı kopyasını alıp partilerine verdiklerini bilmekte ve seçim sonucundan şüphe duymamaktadır. Her siyasi parti kendi sandık görevlisi tarafından iletilen sonuç tutanaklarını kendi de toplar ve YSK nın sonucunu kontrol eder. Aynı sonuç tutanakları kullanıldığı için partilerin hesapladığı sonuçlar da YSK ile aynı çıkar. Bu ülkede herkesin 1 kimlik numarası ve 1 yerde sandık kaydı vardır ve mükerrer oy kullanımı, sahte seçmen imali ve benzeri hiçbir iddianın gerçekleşme şansı yoktur. İsterse bir dairede herhangi bir sebeple 1000 kişi yazılmış olsun, oradaki insanların her biri sadece 1 sandıkta, sadece 1 kere ve sadece 1 oy kullanabilir. Bunun aksi mümkün değildir. Bu yüzden son seçimde Muharrem İnce hiç tereddüt etmeden ADAM KAZANDI KARDEŞİM dedi. Yani sonuç olarak 31 martta yine bir adil seçim yaşayacağız ve mahallemizin muhtarını, ilçemizin , şehrimizin belediye başkanını ve mecliş üyelerini seçip evimize döneceğiz. Ertesi gün de hayat aynen devam edecek.

    • Necip bey önümüzdeki dönemde en az bir belki iki referandum da yaşayabiliriz:) ab ve yeni anayasa için… Yani seçimler bitti deyip yan gelip yatmak yok:)))

    • akp üç büyük şehir kaybederse o zaman görürürüz 4,5 yıllık seçimsiz dönemi.
      adil seçim diyorsunuz.bu ülkede hakim mi yoktu da yüksek seçim kurulu üyelerinin süresi 1 yıl uzatıldı.
      ihlas armutluda tatil sitesinde bir evde 52 kişinin ikametgahı varmış ve ilçe seçim kurulu olabilir kararı vermiş.
      nasıl ama.
      meclis başkanı istifa etmeden aday oluyor.partili cumhurbaşkanı seçim yasaklarından muaf tutuluyor.muhalefete basında tv de söz hakkı yok denecek kadar az.bütün devlet imkanlarını tepe tepe iktidar partisi kullanıyor.hatta cennet beratı vadedecek kadar dini kullanacaksın.tepki çekincede ben öğle demedim diyeceksin yahu resmen bülbül gibi şakımıssın işte.ADİL SEÇİM MİŞ HADİ ORADAN DERLER ADAMA.

      • Cennet beratı vermek gerçekten adil seçim şartını bozuyor haklısınız:)) Bu sebeple eğer inanan olursa alınacak 5-10 oy gerçekten haksızlık sayılır. Yazıda belirttim; İsterse bir dairede herhangi bir sebeple 1000 kişi yazılmış olsun, oradaki insanların her biri sadece 1 sandıkta, sadece 1 kere ve sadece 1 oy kullanabilir. İnsanların kanunen istediği yerde oturma hakkı var ve bir kişi eğer diyelim ki okula çocuğunu kaydettirmek için veya akrabası olan bir muhtar veya belediye meclis üyesine oy vermek için ikametgahını bir yakınının yanına alıyorsa buna yasal olarak engel bir hüküm yok. Aksi seyahat ve yerleşme özgürlüğünü engellemek olurdu. Önemli olan herkesin nerede olursa olsun sadece 1 oy kullanabilmesi ve bunun aksi mümkün değil. YSK nın üyelerinin süresinin uzatılması kanuni bir hak ve yetki ise idare bu tasarruf kendi takdirindedir, yapabilir. Bu kanuni değilse itiraz hakkınız olur ama kanunda böyle bir yetki verilmiş ve kullanılmış. Meclis başkanının hukuken istifa edip etmemesi hukuken tartışmalı bir konu, açık bir kanuni hüküm yok. Şu anda adaylıklar resmen YSK ya bildirilmedi ve kesinleşmedi. Sanırım kesinleştiğinde ve adaylığı resmiyete bindiğinde istifa edecekmiş. Yani bu gerekçelerle ben de adil seçim yok iddiasına HADİ ORADAN diyebiliyorum:))

  6. Gazeteciler genellikle taksici ve berberlerden alırlar haberi.Bazan da kendi söyleyeceklerini onlara söyletirler.
    Gazetecilerin şöyle bir şeyi başardıklarını da biliyorum: Mesela gazeteci,Özal’ın mitingine gider,o mitingte Demirel’e oy verecek seçmeni bulur,konuşturur.Bize de bu başarı karşısında şapka çıkarmak düşer!
    Ama bence berbere,taksiciye ihtiyaç kalmadı. Kamuoyu araştırma şirketleri ilkeli bir şekilde çalışırlarsa,birilerini memnun edecek sonuç almaya şartlanmazlarsa çok isabetli tahminlerde bulunabiliyorlar.

  7. F Koru ve benzerlerinin işi ne kadar zor
    İktidar hışmına uğramamak için lafı dolandıra dolandıra yazıyorlar.
    Ama Fehmi bey artık bu tarzıbırakmalı
    Dobura dobur yazmalı
    Yazma imkanları elinden alındı.
    TVlere çıkartılmıyor.
    Yoksa daha büyük sıkıntılar mı olur diye düşünüyor bilemiyorum
    Ben Fehmi bey gibi okuyan, düşünen yazarları takip ediyorum.
    Fikirlerine katılıp katılmamakayrıbirşey
    Tesadümü efkardanbarikai hakikat çıkar.
    Fikirlerin çarpışması lazım
    Eleştiri gerekli.
    Onun için dobura dobur yazması lazım

    • Zekerya bey, siz de atlayın o zaman bi istanbul taksisine ya da çarpışan arabaya dobra dobra çarpışırsınız istanbul trafiğinde:) fikir buldunuz da çarpıştırmaya diğerini mi arıyorsunuz? Eleştiriymiş; eskiden gıybet denirdi…

  8. Gazetecilik gibi kökü kuruyasıca bir meslek dalı da taksiciliktir! Özellikle de istanbul taksicilerinden sözediyorum. Ama yanlış anlaşılmasın, ubertaxi tarzı yeni nesil servislere açığım:) idarenin acilen taksi plakalarını iptal edip sarıtaksi mafyasına son vermesi lazım! Dileyen herkes arabasıyla taksicilik yapabilmelidir; araç ve sürücüsü belli şartları taşıyorsa tabii… Bu şartlarda bırakın taksicinin lafıyla seçim tahmini yapmayı arabasına bile binmem! Sayın yazar nasıl olmuş da dolandırılmadan salimen evine ulaşabilmiş hayret:) evet iktidarı muhalefeti istanbulun taksi mafyasını nasıl temizlemeyi düşünüyor duyan var mı? Seçim öncesi başka işin mi yok diyenler olabilir:) ya da kimi muhalif yorumcularımız gibi çok daha makro meselelerle ilgileniyor olabilirsiniz veya seçim hilelerine odaklanmış da olabilirsiniz… İyi de hiçbi güvenilirliği kalmamış olan istanbul taksileri sorununu kim çözecek? En iyisi hiç binmemek:(

    • Senin için mesele soğansa, soğansız da yaşarız,valla şu an pazardayım, tezgahta soğan kalmamış. 2500 tl ye kitap alınan bi ülkede yaşayıyoruz, ekonumü çöküyeah

      • Başbuğum bunlar da yeni nesil; mizahla harmanlanmış gezi kalkışmasından kalan kılıç artıkları işte! Siz aldırmayın; daha 15temmuzda kilerlere doldurdukları makarnaları bile tüketemediler..:)))

  9. Her seçimde oyu’nu gizleyenler olurda bu kadarmi olur dedirtecek şekilde oy tercihini saklamaya çalışanlar dikkatimi çekiyor benim. Özellikle işverenler arasında. AKP-MHP ittifakının dışında oy tercihini bildiğim başka birinin dışarda konu açıldığında “biz devletciyiz oyumuz devlete yani AKP ye” dediğine şahit oldum. Sokakta da oyum felanca adaya deme rahatlığını gösterenlerin sayısı çok az gibi sanki. Önceki gün bir mekanda otururken yan masada henüz oturmaya hazırlanırken tam karşısındaki televizyonda çok sevildiğini bildiğimiz siyasetçinin konuşuyor olduğunu görünce ben bu adamı görmeye dayanamıyorum deyip hızlıca çıkıp gitti.
    Şaibeli durumların giderilememiş olması da meşruiyetinin en fazla tartışılacak seçim olacağının işareti önümüzdeki seçimler.

  10. Güzel ülkemde neredeyse 365 gün 24 saat siyaset konuşuluyor,Herkes kendi işinde acemi-çırak ama siyasette-politikada uzman ee böyle olunca SİYASİLERİMİZ de bu kadar politik bir toplumu ikna etmek için hergün bir yerde miting,iki yerde salon toplantısı üç yerde televizyon konuşması ,çarşıda,pazarda,taksicide,simitcide, camide vatandaşla mükaleme yapıyorlar çok yoruluyorlar bende gerçekten yıllardır onları dinlerken yoruluyorum çok yorucu ve bıktırıcı bir siyasi-politik ortamımız var ilgisizlik birazda bundan olmasın.Fehmi Bey tecrübelidir ; şu sorumu bi zahmet cevaplasa “ Acaba Kanadanın,Almanyanın,Japonyanın liderleride böyle çok konuşuyorlarmı yoksa çalışmaktan konuşmaya zamanlarımı yok

    • Alman başbakanı habire kendi vatandaşlarına türkiyeye seyahat etmeyin diye uyarmaktan konuşmaya fırsat bulamıyor ki? Allahtan almanların umrunda değil ki her yıl turist sayısı katlanarak artıyor:)

    • Türkiye, seçim olsa da olmasa da hep seçim atmosferinde. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ ın bir hafta içerisinde televizyonlardaki canlı yayınları, bayan Merkel’in bir yılda televizyonlardaki canlı yayınlarından süre bakından fazla olduğunu düşünüyorum.

  11. Dön dolaş gene İttihatçı mantığı…
    Bundan kurtulamıyorlar.
    “Hele bir iktidara gelelim, gerisi kolay.” Hele bir belediyeyi ele geçirelim, gerisi kolay.
    Hele para kaynakları bir elimize geçsin, gerisi kolay….Tek projeleri bu…Bunun için Hdp ye bile oy verilir diyorlar….Hükümet gitsin de kim gelirse gelsin mantığı intikamcı ve hayalci mantığı….Sonuçta halk kime oy verirse versin eyvallah….Fehmi bey yine topu kaleci dekajıyla ileriye atıyor topu kim kapacak tarzı yazısıyla ortaya oynuyor…. Beklenti farklı ama….Bu seçim belediye seçimleri ama Sonuçta Halk şuna bakacak……. Hdp-Chp-iyi ittifakı, Akp-MHP ittifakı… kendisine yakın hisseden ittifaka oyunu basacak…Hayaller başka bahara…

    • Hiç kimse ittifaka falan bakacak değil bu seçim iktidar için hesap verme seçimi .17 yıllık icraatta her seçimde avans verildi aman birşey olmasın aman giderlerse gelenler birşey yapamaz diyerek hep kollandı.Ancak geldiğimiz bu durumda artık millet kendine gel haddini bil bukadar güç seni bozdu
      diyerek uyarı yapacaktır. Bekleyip göreceğiz

      • MHP ile ülkücülük yarışında bayrağı kimselere kaptırmayan Meral Hanım’a PKK ile kurdukları bu yeni ittifakta mutluluklar dileriz.. İzah etsinler seçmenlerine; “PKK sizi tükürüğüyle boğar” diyen diyen biriyle, aracında PKK’ya giden silahlar bulunan biriyle, “devletiniz seri katil” diyen biriyle, “ezanlar ağzıma ağzıma okunuyor, inip de imam mı kesem” diyen biriyle nasıl işbirliği yaptıklarını.. Anlatsın da kalbi; vatan, millet, bayrak, ezan sevgisiyle atan seçmeni de anlasın bakalım bi’zahmet..

        • Bu dediklerinle AKP de çözüm sürecinde beraberdi şimdide mhp ile birlikte siyaset böyle birşey yoksa AKP işbirliği yapınca sorun yok diğerleri yapınca vatan haini. Ayrıca ortada bir iyi parti HDP birlikteliği de göremiyorum. Ama dolmabahçe deklarasyonu ortada duruyor arastirabilirsin ama yandaş gözlüklerini cikarmalisin.

          • Şakirt Birader o zaman Hdp nin Ankara istanbul izmir adaylarını söyle bakim..Hdp, Chp-iyi partinin adayları desteklemiyor mu dedin, okey masadında değil ama yancı bunlar çaylar gelsin…Çözüm sürecinde belki adam olurlar deyü bunlara herkes tolerans gösterdi bunu bilmeyen yokki…Niye kardaşım sen hangi yandasın da bana yandaş gözlüklerimi çıkar deyesun. Söyle de ben de senin yanını göreyim. Benim yanım belli… Sen yeri gelir chp ye omadı iyiye olmadı hdp ye verirsin talimatla…şu 6-7 senede vermediğiniz parti kaldı mı.. sizdeki polis ve avukatlar hakimler , askerler talimatla bu hdp ye oy vermedimi. Oyları yüzde 20 ye düştü diye seviniyordunuz hani. hatırlarsın sen….

          • Kandil ve pensilvanyanın içinde olduğu ittifak millet ittifakı olamaz…olsa olsa

        • Sayın başbuğum, şakirdan takımı işte; rüzgara göre ordan oraya yatıyorlar, eski alışkanlıklarıdır yani… Küfür tek millettir şiarınca; fitne yandan baş göstermişse o yanda toplanıyorlar! Elhamdülillah biz de onlara bakıp öbür tarafa katılıyoruz:)))

    • Nasıl kurtulacağız İttihatci mantığından?150-165 yaşlarindakiler seçimlere öyle rağbet gösteriyorlar ki, seçimlerden ittihat-terakki partisinin çıkması kuvvetle muhtemel.

    • Birader afedersin çok özür diliyorum ama yalancıları izleye izleye kararmışsın!
      Cumhur ittifakı var bir de Millet. Millet’te CHP ve İYİ Parti var. gerçekleri çarpıtmak size yakışmıyor.
      HDP yi de nerden çıkardın. Sonra onlara 6 Milyon oy veren var.

  12. ben kararsız seçmenin yüksek bir oranda olduğuna inanıyorum. tüm seçimlerde başarılı sonuçlar kaydeden saygın araştırma şirketleri var. lakin kararsız seçmen nereye gidecek? sonuçta akp nin seçim başarılarının ardındaki önemli bir neden de muhalefetin başarısızlığı değil mi? ekonominin durumu elbette oylarda kısmi bir düşüşe neden olabilir, bu da son derece doğal. seçimlere bir kaç hafta kaldı, muhalefetten plan-proje adına ortaya konmuş fazla çalışma yok, seçmen taşınıyor haberleri yaymak dışında. seçim güvenliği sadece iktidarın meselesi değildir. iktidar, muhalefet, stk lar, seçmen hepimizin demokrasi adına kendi çapımızda seçim ve sandık güvenliğini sağlamak, seçime katılımı arttırmak sorumluluğu vardır.
    bu platformda bile neredeyse iki kişiden biri iktidarı destekleyen yorumlar yapıyor.
    sokakta insanlara sorsanız, bir mecliste konuşsanız iki kişiden biri iktidara ya da ittifaka oy verdiğini söylüyor.
    saygın anket şirketleri seçimde çıkacak sonuçları birebir tahmin ediyor.
    lakin muhalefet sandık güvenliği olmadığını, oylarının çalındığını iddia ediyor. seçim öncesi de bu tür haberler servis ediliyor. haziran seçimleri öncesi de yine her seçim öncesi olduğu gibi aynı adreslerden benzer haberler vardı. chp sandık güvenliği uygulaması kurmuştu hatırlarsanız. ve yine hatırlarsanız seçim sonuçları açıklanırken bizdeki seçim sonuçları farklı, sokağa çıkın protesto edin yaygarası koparmıştı, sayın incenin mesaj açıklamasından sonra sesler kesilmişti de ertesi günlerde sistemlerinin çöktüğü itirafı gelmişti. incenin mesajı ve sonra çıkıp sonuçları inkar mı edeyim yani şeklindeki beyanı bu ülkenin kaderinde müstesna bir öneme sahiptir bence. seçimde şaibe var diyenler, seçimlere şaibe katanlar olmasın? başarısızlık kaderleri olmasa neler olacak kimbilir değil mi?
    şimdi akp nin oyları düşecek diye sevinelim de seçmen nereye gidecek? sandık güvenliği uygulamasını bile çalıştıramayan ve bunu fitne-fücur çıkarmaya vesile kılan ana muhalefete mi güvenecek? eşyanın bir doğası vardır, mevcut durumu korumaya yönelir genellikle, tabii daha doğru bir seçenek olduğuna ikna edilinceye kadar. var mı böyle bir seçenek onu tartışmak lazım, hayale kaçmadan.
    bir not;
    fransa cumhurbaşkanı macron, 8 gün içinde seçim yapılacağı duyurulmazsa, Guaido’yu politik bir süreç başlatmak için Venezuela’nın ‘sorumlu başbakanı’ olarak tanımaya hazırız diyor saz arkadaşları ile birlikte. kendi ülkesinde haftalardır insanlar sokakta macronu istifaya çağırıyor, halkla polis çatışıyor, sokaklar yangın yerine dönmüş, macron maduronun meşruluğunu sorguluyor. est-ce pas un peu bizarre?

  13. Türkiye’de seçim
    Tük halkı amelde değil ama imanda Müslüman’dır. Daima  İslam tarafını seçer ama son derece dengelidir. Askerin görüşü ne olursa olsun uyar. Askerler dünya siyasetini çok iyi dengeler. Dolar beş senede 2 liradan 5 liraya çıktı. 6 oldu da beşe indi, enflasyon en az 3 misli arttı, faiz 4 misli arttı. Şimdilik bir aydır dengededir. Bunun anlamı şudur. Sermaye AK Parti hükümetini şimdilik destekliyor.  Asker de destekliyor. Bu böyle giderse halk da desteklemeye devam edecek. Büyük fark olmayacak. %40’lardan yukarı olacak parti iktidarı.
    Sermaye son günlerde Dolar’ı 6’nın üzerine yeniden çıkarırsa halk ne yapar bilinmez, %40’ın altına düştü mü AK Parti artık Doğru Yol ve ANAP yolunda demektir.
    Bununla beraber Erdoğan Cumhurbaşkanıdır. Ordunun destekleyeceği başka bir aday yoktur.  Erdoğan şimdilik tek başkanımızdır. Dua edelim de Erdoğan partisine söz geçirebilsin.

  14. Sayın Koru ,
    Vatandaşın oy tercihinin arkasında yatan nedenler nelerdir ? Kim parti proğramını okuyor ve karar veriyor ?
    Vatandaş önce cebini düşünür. Sonra eğitim , sağlık , iç güvenlik dış güvenlik ve adalet konuları ile ilğilidir. Bu noktada beklenti ile hareket eder. Dener. Ummuduğunu bulamaz ise başka partiyi dener. 12 milyon yurttaşımız Balkan göçmenidir bunların yüreğinin yarısı orada atar ve Ak parti döneminde oralarda neler yapıldığını çok iyi biliyorlar. 1950 de başlayan köyden kente göçün ikinci dalgası 70 lerde Güneydogudan başlayan hareket sonucu batı ya yerleşen kitle. Bunların ekserisi için dindarlık esas . Anadolu kökenli insanlar gibi dindar bir Cumhurbaşkanı bir simğe. Yanılmıyorsan Ak parti ilk iktidara geldiginde % 34 ile gelmişti ve daha sonra hiç o noktaya gerilemedi. At gözlügü ile olaylara bakan basiret ve feraset eksiği Fetöcüler ki öyle olmasalar kendilerini de bir zahmet sorgularlardı. Hatta biri de sayfanizda yorumlarıyla bu fikrimi pekiştirecek katkılarda bulunuyor . Siz de millet neyin ne olduğunu görsün kendi karar versin diye yayınlamaya devam ediyorsunuz. İşte bu nokta sizin tv lerden uzak tutulma sebebiniz. Her doğru her yerde söylenmez kuralını ihlal ediyorsunuz. Çetin Altan ustanın Şeytanın Gör Dediği adını verdiği köşesinde yaptığı gibi.
    Sızin yazdıklarınızı Akparti kurmayları da çok iyi biliyorlar ama dillendirilmesini istemiyorlar onun için de sen hele bir geri dur diyorlar.
    İşin aslı , Sayın Cumhurbaşkanı bir risk aldı. Güney Kore nin yaptığı gibi bir dönüşüm programı başlattı. İhracata dayalı büyüme modeline geçtik. Bunu halka anlatamazsınız. Bu sıkıntılar geçecek ve biz de 10 yıldır çıkamadığımız orta gelir tuzağından kurtulacağız. Bunun bedeli yerel seçimlerde Sayın Meclis başkanının İstanbul secimini kazanamaması olsa da.

  15. Çevremi özellikle de yakın çevremi gözlemleyip tahlil ettiğimde Ak Parti’nin umulandan fazla oy alabileceğini düşünüyorum. Kış günü iyi ısınamayan, sosyal hayatı komşu ziyaretinden öte gidemeyen, kaliteli beslenemeyen, pazara alışverişe çıkıp eli boş dönen bu insanlar söz konusu seçim olunca nedense iktidara toz kondurmuyorlar. Muhalefetin güven vermeyişinin yanı sıra iktidarın sağlık, sosyal yardımlar, yollar gibi alanlardaki artıları bu insanlara hala cazip geliyor. Eczanede okkalı bir katkı payı ödese de, aradığı ilacı bulamasa da, yoldan köprüden geçecek aracı ve parası olmasa da fikri değişmiyor insanların. Ölümü görüp sıtmaya razı oluyoruz yaklaşımındalar. İktidar buna rağmen oy kaybı yaşayacak bu kesin, ama sanıldığı kadar fazla olmayacak bu kayıp.

    • Beterin beteri var durumu her zaman geçerlidir:) yalnız hangi ilacı kim bulamamış, okkalı katkı payı olayı biraz üfürmece… Türkiyenin sağlık sistemi ab standartlarının çok üstünde; avrupada bi eczaneye gir de katkı payı neymiş görürsün!

  16. Fehmi bey! Size ve okurlariniza 10.Köyünuzde dahi tahammül edemiyorlar ve çılgina döniyorlar… ellerinden gelse sizi kendi sitenizde dahi bir kaşık suda boğacaklar.
    Onlar sizi çok iyi bildikleri için sizi değil Televiziyonlarda konuşturma nerdeise burda dahi yazdirmayacaklar.(ZATEN BURADADA İSTEDIĞINIZI YAZAMIYORSUNUZ) onların millet sizi dinlerse gözleri açılir diye ödleri patliyor.
    Diğer konuya gelince! Aslinda havuzcu doğru söyliyor. Çünkü ihtidarın oy üreten fabrikaları var ve o fabrika her seçimde yeterinden fazla oy üretiyor….(PARDON oy değil SEÇMEN OLACAKTI)
    3 odalı dairede yaşayan 5 kişilik bir aileye
    mâlum hayat pahali olduğu içi 45 kişide YSK tarafindan evleri olmayan (hayali) misafirler gönderiliyor ve 50 kişilik bir aile oliyorlar.
    5 kişiden üçü 11,14, 16 yaşlarindaki çocuklarda geçici olarak bir yilda onar (10)yaş büyüyorlar ve 31/3/2019 dan hemen sonra tekrar eski yaşlarina geri döneceklermişler.
    24 / 6/2018 iki seçmen olan bir evde 31/3 /2019: 2+48= 50.
    Birde bizim muhalefet utanmadan Hükümete vay efendim betona yatırım yaptiniz diye eleştiriyorlar.
    Ayıp be insan biraz haddini bilmeli!!!! Bakin bu ihtidar DÜNYANIN İLK İNSAN ÜRETEN FABRIKASINI yüce Türk milletine hediye etmiş dah ne istiyorsunuz? Koskocaman bir fabrika yapmiş daha ne yapacaktı..!!!
    Neyiseki HANIMLAR bunlarin kiymetini iyi biliyorlar, ve kapi kapi dolaşıp AKP ye
    Yardimci olmak için PARDON oy fabrikasina yardimci olmak için, oy dileniyorl.
    Keşke Türkiye Japonlarin olsaidi.
    Japon kanalinda bilim adamlarini izliyorum. Her izldıkçe bizim ülkemiz onlarda olsaidi Türkiyeyi çoktan yalanci Cennete çeirmişlerdiler diye düşünuyorum. Yazik o güzelim çoğrafiyayi yaşanmaz hale getirip milleti açliğa mahküm edecek kadar ÜLKEYI YÖNETENLER ve aç gözlü insanlar o kadar hor kullaniyorlarki insanın ıçi parçalaniyor.
    Allah CC bunlari yapanlara iki cihandada hesap soracaktır.
    Japonları hem taktir ediyorum hemde biz neden onlar gibi olamiyoruz diyede kıskaniyorum.

    • İnşallah bir süre japonyada ve mutlaka japonlarla birlikte kalırsın da görürsün hanyayı konyayı! Metroya binmeyi unutma ama…

  17. İktidar o kadar çok yanlış yapıyorki bu kadarı ancak yüksek tedrisatla olur, demekki ortak akıl , istişare ,ehliyet,liyakat,ilkelere bağlılık konularında ciddi sıkıntılar var .Popilizm,torpil,eş dost,akraba,hemşericilik,partizanlık ,israf,kibir,gösteriş ,haksızlıklar o kadar alenileşti ki ,bu gidiş hayra alamet olamaz , burdan başarı çıkarsada bu çaresizlikten Yeterli muhalefet olmamasındandır

  18. İktidarın tek şansı o kararsız olan seçmenin oy verebileceği bir partinin bulamamasıdır. Şuan çarşı, Pazar, esnaf kan ağlıyor. Bu şartlara bakınca;iktidar çok ciddi oy kaybedeceğe benziyor. ADİL bir seçim olursa kesin kaybedecektir. Ama ADİL olmayacak maalesef.

    • İktidar oy kaybederse adil seçim, kaybetmezse adaletsiz seçim! Önceki seçimlerde iktidar oy kaybettiğinde de adil değil diyordunuz?

    • Turkiyede uapilan her secim adildir.her sandikta her partinin elemani vardir ve sayim sonuclari fotolanip alinir o nedenle secim sonuclarinin uzerinde oynanamaz bir sartla muhalefetin adamlari kendilerini satmadigi surece.bunun disindakiler beceriksiz muhalefetin mazeret uydurmalaridir.

      • Ahmet beye katılıyorum, kesinlikle haklı! Türkiye seçimlerinde kimse bi diğerinin oyunu yok sayamaz veya araklayamaz, kimse de sandıktaki oyların miktarını değiştiremez! Öyle dalavereler tek partili chp döneminde yaşanmış…

  19. Medyanın hali acınacak durumda .Gerçekleri yazanlar itibarsızlaştırılıyor, Hiç bir müktesebatı olmayan nerden çıktığı belli olmayan fikir fakiri tipler(troller) çıktı meydana yalancı pehlivan edasında nara atıyorlar ve istedikleri kişiyi gazetede yazdıkları tv de konuştuklarıyla mahkum edip cezalandırıyorlar .Herşeyi çok iyi biliyorlar herkonuda uzmanlar ,Ülkemizin medya seviyesi açısından geldiği yer bu olmamalıydı yazık !

    • Eski türkiyenin besleme medyası da ne bulunmaz hint kumaşıymış bilader! Bi de şu halimize bak; hiçbirinin borusu ötmüyor değil mi?

  20. Medya özgürlüğü olmadığını zaten yapılan tartışma programlarinda görebiliyoruz. Hep aynı simalar ve aynı cümleler sarf ediliyor. İktidar aleyhinde konuşmamak için bin dereden su getiriyorlar. Bir Ülkede haber ve medya özgür olmamasi çok vahim bir durumdur. Oysa her parti eleştiriye açık olmasi lazım. İktidar eleştiriye kapalı olduğu için bugün Türkiye’de çarşı pazar ve marketler aldı başını gidiyor. Halk artık meyve ve sebzeleri gramla alabiliyor. Bu dramı görmezden gelemeyiz. Faturalar da cabası…
    Evet kim ne derse desin iktidar oy kaybediyor. Sanmayın ki MHP tabanın tamamı Akp’ye oy verecek. Adil bir seçim olabilirse AKP bir kaç önemli büyüksehirleri kaybetmesi muhtemeldir.
    SAYGILAR SEVGİLER

  21. “Kararsız seçmen” demekten ziyade “istemsiz/seçime isteksiz seçmen” demek durumu daha açıklayıcı olur sanırım.
    Bir Genel Seçim yada bir “beka meselesi” havasına sokulan önümüzdeki yerel seçim, sonucu ne olursa olsun, siayasetçilerin pembe tablolar çizerek her dem vurguladığı ama iyiye gitmeyen durumdan kurtulacağımız anlamını-umudunu seçmene vermiyor. Artık bu ‘laflara’ seçmenin karnı tok..doydu.
    2011’den bu tarafa gireceğimiz bu seçimle beraber sanırım 7. seçimini yapmış olacak Türkiye..yaklaşık 1 nokta bilmem kaç yılda bir seçim yapma grafiğimiz var ortada. Buna ne can dayanır ne de mal…
    Siyasi istikrarın yerleşmiş olduğunu kabul ettigimiz hele bu ortamada, bu kadar kısa sürelerde bu kadar maddi ve manevi külfete dayanmak güç ister.
    Halkın siyasetle yatıp onunla kalktığı, her an sokakta, işte, ekranlardan siyaset soluduğu, siyasetin baş aktörleriyle, aile fertleriyle dahi olmadığı kadar hemhal olduğu bir hayat yaşıyor olması ona “gına” getirmiş olmasın?
    Kötüye giden ekonomik durumla beraber umut vermeyen, çözüm üretemeyen siyaset kurumunun yanında, uluslararası bölgesel negatif gelişmeler de halka umutsuzluk pompalıyor.
    Bu halde yaprak nasıl kımıldasın?
    Belki, bir silkinmedir ihtiyaç olan.
    Mevsim kış..Ne meyve var ağaçlarda ne de yaprak ki, silkinme yaprak kımıldatsın.
    İyisi mi “titre ve kendine gel” terapisi/telkini yapmak!

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız