Seçimde iktidar tökezlerse sebep başka yerde aranmamalı

47

Acaba AK Parti’nin yerel seçim öncesinde yaşadığı ufaktan da olsa fark edilen sıkıntının ve daha önce kolayca kazanılan belediyelerin hiç değilse bazılarını kaybetme endişesinin ardında ‘Cumhurbaşkanı hükümet sistemi’ olabilir mi?

İlk bakışta garip gelse de özellikle iktidar partisi yönetim kadrosunun üzerinde düşünmesini istediğim bir soru bu.

Başkan istediğini yapabilir, sorumluluk da onda

Bizdeki yeni sistemin esin kaynağı ABD’de, Donald Trump, kendisinden önceki başkanların uzak durduğu, sistemden kaynaklanan bütün yetkileri tepe tepe kullanıyor.

“Ben yaptım oldu” anlayışıyla yönetilmeye başlandı ABD. Bir ‘duvar’ hikayesi tutturdu Trump, ülkesinin güney sınırına içeriye tek bir Meksikalı sızdırmayacak yükselikte bir duvar diktirmeden rahat etmeyeceğini belli ediyor.

Önceleri duvarın bedelini Meksika devletine ödetmekten söz ediyordu; Meksikalılar bu beklentiye gülüp geçince, devletin bütçesini bu amaçla kullanmaya kalkıştı ve kendi partisinden bazı politikacılar bile bunu rahatsızlık verici bulunca da bir aydan fazla süreyle devlet sistemini çalışamaz hale getirebildi Trump.

İş başına geldiği iki yıl içerisinde, ilk gün atadığı onlarca bakan ve üst düzey yönetici içerisinden halen birlikte çalıştığı kişilerin sayısı birkaçı geçmiyor. İradesine boyun eğmeyeni, dediklerini harfiyen yerine getirmeyeni gözünün yaşına bakmadan gönderip tam anlamıyla söz dinleyeceğinden emin olduğu yenileri onların yerine getiriyor.

Kimselere danışmadan “Suriye’den askerleri çekiyorum” dedi ve ABD devleti başkandan gelen bu talimatı doğruluğunu sorgulamadan uygulama yolunda.

Reklam

Başkanlık sisteminde başkanın bütün bunları yapma yetkisi var.

Ancak başkanlık sisteminin bir başka özelliği daha var: Başkan iyi-kötü bütün sorumluluğun da sahibi. Başarı da ona ait, yanlışlıkların faturası da ona çıkartılıyor. Trump, herhangi bir yanlış uygulama için, tahmin edeceğiniz gibi, “Ben yapmadım, o yaptı” diyebilecek ve sorumluluğu bir başkasına atabilecek durumda değil.

Başbakanı yok o sistemin, bakanları da aslında müsteşar konumunda.

“Keşke eski sistemde kalsaydık” denilebilir

Parlamenter sistemlerde ‘kuvvetler ayrılığı’ ilkesi ciddiyetle uygulandığı için durum hayli farklı. Cumhurbaşkanı var, başbakan var, hükümet ve bakanlar var, devletin değişik alanlardan sorumlu kurumları ve onların yöneticileri de var.

Yerelde de durum böyle. Başkanlık sistemine sahip olmayan ülkelerde, yerel yönetimlerde seçimle iş başına gelenler bir sonraki seçimde başarılarının mükafatını yeniden seçilerek gördükleri gibi, yanlış yapanlar veya beklenen performansı gösteremeyenler de bir daha seçilmeyerek seçmenleri tarafından cezalandırılıyorlar.

Ortak sorumluluk olsa bile, bu, eleştirilerin tek bir kişiye yönlendirilmesini gerektirmiyor.

AK Parti, MHP’nin de yardımıyla, ülkemize ‘cumhurbaşkanı hükümet sistemi’ni getirdiğinden beri, seçmenlerle arasındaki anlayıştan uzaklaşmış görüntüsü veriyor. İki aydan az bir süre kalmış yerel seçim öncesinde bu durum kendisini fena halde belli etmeye başladı.

Reklam

İşaretleri, hem partililerden hem de yakın medyadan alınıyor.

Fatura kişilere kesilebilecekken, sistemin işleyişi yüzünden, toptan bir bedel ödetme kapıda gibi görünüyor.

Ekonomik sıkıntı ile ildeki veya kasabadaki yerel yöneticinin herhangi bir ilişkisi yok. Ancak ekonomide yaşanan sıkıntılardan çevresinde sevilen ve üstelik olağanüstü başarılı da olan yerel yöneticiler bile yara alabilir. Ya da, bir kasabanın işe yaramayan belediye başkanı ilin belediye başkan adayına yönelik toplu bir tepkinin tetikleyicisi haline dönüşebilir.

Sonuçta başarısızlığın adı ‘metal yorgunluğu’ konulup bazı başkanlara süreleri dolmadan işten el çektirilebildi ve yerine atamayla yenileri atanabildi, yine tepede belirlenmiş aday isimleriyle halkın önüne çıkılabildi.

İtibarlı medyadan endişe işaretleri alınıyor

Cumhurbaşkanı hükümet sisteminin sağladığı rahatlık sayesinde olabildi bütün bunlar. Cumhurbaşkanı sadece Cumhurbaşkanı değil bu sistemde, aynı zamanda içinden çıktığı partinin de genel başkanı. Yani her yapılanda etkisi hissedilen biri o.

Seçimde iktidarı etkileyecek çapta bir olumsuz sonuç beklemediğimi birkaç kez yazdım. Hala bu düşüncedeyim. Ne olursa olsun, iktidarın sonunu getirecek gelişmelere yol açacak bir sonuçla karşılaşılabileceğini sanmıyorum. Ancak yine de her kayıbın maliyete olumsuz yansıması bulunur. Yenilgiler baş ağrıtır.

AK Parti yönetiminden dışarıya işlerin planlandığı gibi gitmediği, özellikle büyük şehirlerde seçimin kaybedilebileceği yolunda endişeler dışarıya da sızmaya, iktidarın itibar ettiği köşelerde dert edilmeye başlandı. ‘Beka sorunu’ kavramının ortaya çıkış sebebi de bu.

Bana öyle geliyor da, sizler de aynı noktanın farkına vardınız mı, bilemiyorum: Kimsenin yaşadığı çevrede ve ilde aday olarak önüne sürülmüş kişileri merak ettiği, “Yapabilir mi, yoksa yapamaz mı?” değerlendirmesi eşliğinde bir karara varma eğilimi yok gibi.

İlk defa böyle oluyor.

Daha önce, iktidar partisi “Arkasında biz varız” güç gösterisini eksik etmese bile, çıkardığı yerel adaylarla da göz doldurur ve bununla övünürdü.

Bu defa en ücra köşedeki yerleşim biriminin yönetimine gelmek isteyen iktidar partisi adayı bile Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan‘ın karizması sayesinde kazanmayı umuyor.

Tayyip Erdoğan‘ın karizması ve ülke çapında büyük bir taraftar kitlesi bulunuyor, buna şek ve şüphe yok; ancak yerel seçimlerde adaylar da seçmenin nihai kararında etkili olmuştur ve bu defa da olacaktır.

Korkulan başa gelirse “Bu neden böyle oldu?” arayışına gireceklere bir ilk sebep takdimi olsun diye bu yazı yazıldı: Seçim sonucu beklediğimden farklı çıkarsa, bunun önemli bir sebebi, ülkenin yeni tanıştığı sistem olabilir.

ΩΩΩΩ

47 YORUMLAR

  1. Vatandaşa başkanlık sistemi sihirli bir değnek gibi gösterildi.halbuki gibi Türkiye uzun süren bir parlementer sistem tecrübesine sahip bir ülkenin bir anda başkanlık sistemine adapte olması zor.meclisin herhangi bir ağırlığı kalmıyor. Bütün yetkiler tek mercide.bu sefer reis i cuöhur direk bütün sorunların muhatabı konumuna kendiliğinden oturmuş oluyor.zaten halkımızbugüne kadar bu hareketi erdoğanın şahsiyeti üzerinden değerlendirmiş ve sahip çıkmıştı.Sistemin oturmaması ve ağır bir krizin faturası kesilecekse bu da başkana kesilir.milletimizin önünde alternatif olmamaması ve iktidar desteği olmadan yerel yönetimlerin topal kalacağı fikri yine hükümete kerhen de olsa oy vermeye götürebilir ya da 2002 deki gibi bir şamar gelebilir.

  2. *******
    Biri demiş ki «saman»
    Diğeri: «ben anlamam!»
    Ne yiyecek ki hayvan?
    Habire gelirken zam!
    Kafalar pek şarz etmez,
    Zamlı “saman” ne demek!
    Paran bolsa farketmez,
    Zamlısından et yemek!
    Ete düşkün, «etobur!»
    Kuru fasulye varken!
    Et yemesek te olur,
    Soya, bezelye varken!
    Vaad vaad üstüne,…
    Sandıktan çıkan hüsran,
    Herkes muhtaç sütüne!
    Ne yesindi ki hayvan?
    Evvel zaman içinde,
    Hatırda hayal mayal!
    Kalbur «saman» içinde,
    Bunların hepsi masal!
    Ortaya kondu sandık,
    Dediler “demokrasi!»
    “Klişe”den usandık!
    Bu, bizde hipokrasi!
    Vaad vaad üstüne,..
    Yine pahalı «saman»!
    Zamlı sığır etine,
    Alışın siz o zaman!
    Riyakardır hipokrat,
    Vaad vaad üstüne…
    Demagogdur demokrat,
    Oy alınca “bana ne!»
    Ne ahlak var, ne ayıp,
    Bildiğini okurlar…
    Sözünde pek durmayıp,
    Bahane uydururlar
    Alınmazsa bir önlem,
    Çocuğu it parçalar!
    Dahası, yeni elem,
    Çöker koca binalar!..
    Ne rezillik! bu ne hal?
    Hakkıyla yok iş yapan,
    Suçlu var behemehal?
    İşler hep saçma sapan!
    At iziyle, it izi,…..
    Karışmışken ne yarar?
    «Akıl-iman sentezi»!
    Bu her şeye anahtar!
    *******

  3. Yine ileriye yönelik hazırlıkların bir parçasını okuyoruz. Senaryo şu : seçimlerde ” kötü” sonuçlar alınacak ; bir süredir bu tür yazılarla ( başka mecralarda da benzer imalar var ) alttan alta oluşturulmaya çalışılan algılar , elde edilen olgu ile çakışacak ve koro başlayacak : ” Biz demiştik. İşte gördünüz mü bütün kabahat yeni sistemde imiş; derhal eskiye dönelim !.( bu arada, Beştepe’yi boşaltma talepli ikinci bir yazı da Fehmi Bey’den beklenebilir !)
    Türkiye’de ” iş yapıyor gibi görünerek” binlerce sürecin labirentlerini dolduran yığınla insana eski sistem ne güzel fırsatlar sunuyordu. İşleri komisyona havale etmek , bugün git-yarın gel zihniyetiyle gün doldurmak ne güzeldi bir zamanlar. Herkes topu birbirine atar , gül gibi geçinir giderlerdi. Ama olan da vatandaşa olurdu.
    Bugün yazarımızın beğenmediği sistemde – ki yerleşmesi için zamana ihtiyaç var, henüz kurulum halinde .Bu tür değişimler bir süreç sonunda kıvamını bulur – ” sorumluluk bana ait ” diyecek / demesi gereken bir merci var. Millet Başkanı tanır. Böyle olması , sistemin diğer mekanizmalarının önemsiz olduğunu asla göstermez ; ama iyi bir hazırlıkla makama gelen konuların hızla devreye alınmasını sağlar. Bugünkü tek adam görüntüsü, alt kadroların Başkanın hızına ayak uyduramamasından ileri geliyor kanaatindeyim. Bir de bizim millet olarak , bireysel bazda yetenekli ancak koordineli çalışmada -henüz – istenilen seviyede olmadığımızı dikkate almakta fayda var. Dolayısıyla, üzerine düşeni yapmama , inisiyatif kullanamama , göz ucuyla hep yukarı bakma , ” bir karar verse de harekete geçsek” zihniyetimiz, hangi kurum olursa olsun en tepedeki insanı adeta bunaltmaktadır. Eğer, herhangi bir iş kötü giderse , millete hesabı verecek olanın çoğu mecburi olan müdahaleleri de tek adam ” imajı ” doğurabiliyor maalesef. Sistem oturdukça bu durum değişecektir.
    Seçimlerde “görülmesi arzu edilen” tökezleme şartına bağlı olarak ileriye yönelik çalışmalar yapan zevata bel bağlayanları hayal kırıklığı bekliyor. Çünkü , söyleyecek sözü , milleti ikna edecek yetenek ve gücü olanlar , eğer iddia ettikleri gibi onlara ihtiyaç varsa ve ” şikayet konularını ” çözebileceklerine inanıyorlarsa ,
    yönetimin ayağı sürçsün de , rağbetin yönü bize dönsün diye beklemezler. Çıkarlar , bugünden ne söyleyeceklerse söylerler. Ama , bu insanlarda böyle bir cesaret ve yetenek yok . Liderin kanatları altında görev yaptıkları dönemde kısmen iyi işler yapmış da olabilirler. Üstelik ikinci , üçüncü adam olmak da ayıp değildir. Ülkeye hizmetin hiyerarşisi olmaz. Bunu içselleştirdikleri takdirde kendileri için daha faydalı ve milletin takdirini kazanan bir iş yapmış olurlar(dı).
    Fehmi Bey , usta bir kalemdir. Hiç yabana atılmayacak müktesebatı vardır. Fikirleri zaman zaman çok farklı da olsa bir gazetede yazmaya devam etmesi daha iyi olurdu. Nihayetinde kendi görüşünü belirtiyor. (Bunları kabul etmeyenlerin hayli uzun yorumlarına da sitesinde yer veriyor ki ,takdir edilecek bir durumdur).Ancak , sevgili arkadaşının direkt veya endirekt içinde olduğu projeksiyonlar konusunda algı oluşturma , zemin hazırlama gayretlerine de hız kesmeden devam ediyor. ” Arkadaşlarına ” şöyle demesi acaba daha mı iyi olurdu: ” Ülkeyi yönetmeye talipsiniz , çıkıp net iki kelam etmiyorsunuz ; genellikle mırıldanıyorsunuz. Sizin için laf çevirmekten helak oldum.” Size kolay gelsin vesselam.

  4. Fehmi Koru Bey demagoji yapmak yerine niye akılcı analizler yapmayı denemiyorsunuz. Aklınızda belediye seçimlerinde AK partinin olası bir oy düşüşünde erken genel seçime gidilmesi konusunda zemin hazırlıyorsunuz. Güya bu zemin de başkanlık sistemi. Bence bunu kimse yemez.

    • Muhafazakar partiler belediyelerde gosyerdiklri performans ile. iktidara geldiler.Ancak geldigimiz bu aşamada her yaptiklari yanlişi başkalarini suçlayarak veya korku üreterek yok etmeye çalisiyorlar.Dikey mimarinin sehri kirlettiğini belirtiyorlar peki 25. yil kim izin. verdi.
      Betonlaşmadan bahsediyorlar kim ruhsat verdi .
      Sanki uzaydan gelenler yapti.Ayni hatayı kanal istanbul için yapiyorlar. Bu istanbul a ihanettir.
      istanbul. bu yuku kaldirmaz.
      istanbul. ve Ankarayi. kaybeden yonetimi kaybeder bu tecrube ile sabittir.

  5. Halen uygulanmakta olan sistemin
    parlamenter sisteme göre tek eksiği
    başbakan.Diğer bütün unsurlar yerinde
    duruyor.Bir tek kişinin olmaması mı bu sistemi kusurlu hale getiriyor?
    Şöyle bir yanlış algı da var:Bir kişi kafasına ne eserse onu yapıyor,her şeye tek başına
    karar veriyor.Hiç alakası yok.Bütün önemli kararlar istişare ile alınıyor.Sadece Erdoğan değil,hiç kimse tek başına ülkeyi yönetemez.En tepedeki yönetici bakanların,danışmanların,uzmanların görüşüne, yardımına,katkısına ihtiyaç duyar ülkeyi yönetirken.Bu sebeptendir ki Erdoğan toplantı üstüne toplantı yapıyor.
    Elbette günlük rutin işlerde insayatifini
    de kullanacaktır.
    Öte yandan muhaliflerin fazla heyecanlanmasına gerek yok bence.
    Bir sonraki Cumhurbaşkanlığı seçimine kadar ülkemizi Erdoğan’ın kurduğu hükümet yönetmeye devam edecek.Ama neticede partiler ve ittifaklar en yüksek oy oranını ve en fazla belediye başkanlığını almak için ellerinden gelen gayreti gösterecekler.
    Milletimizin en isabetli kararı vereceğinden kimsenin şüphesi olmamalıdır.Bundan önce yaptığımız seçimler bunu herkese göstermiş olmalıdır.

  6. Anormal Türkiye
    Normal olarak düşünülürse AK Parti’nin seçimleri kazanması için bir neden yoktur. Cumhurbaşkanı parti başkanıdır. Belediye başkanlarını o atıyor. İstiklal Savaşı’nı kazanan Mustafa Kemal Türkiye’de diktatörlük kurmadı. Erdoğan buna talip değil, olsa da bu imkansızdır. Halk Mustafa Kemal’e direndi. Mustafa Kemal’in istediği Celal Bayar değil azlettiği İnönü yönetime hakim oldu. O da yetmedi, Demokrat Parti iktidar oldu. Yetmedi, MSP adayı Turgut Özal yönetimi devraldı. Yetmedi, Millî Görüş’ün devamı olarak Erdoğan iktidarda.
    OHAL, kaybetmesinin ikinci sebebidir. 15 Temmuz’u yapanlar yurt dışında ve yurt içinde yeni darbe hazırlığı yaparken 15 Temmuz’la ilgisi olmayanlar hapiste. Pakdemirli’nin bir oğlu hapiste diğeri bakan. Ali Bulaç, Nazlı Ilıcak, Mümtazer Türköne hala çekiyorlar. Bunun akılla izah edilir tarafı yok.
    Enflasyon almış yürümüş, bu iktidar nasıl oy alacak?
    Ekonomiyi bu hale getiren Sermaye danışman yapılmış, bir kurtuluş ümidi yok.
    Bütün bunlara rağmen bunları yapan Erdoğan ve AK Parti değil, Sermaye’dir. Türk halkı ve ordu bunları bildiği için AK Parti’yi ve Erdoğan’ı desteklemektedir. Bundan dolayı da yine AK Parti kazanacak çünkü gerçekten beka sorunu vardır.
    Kaybetse de hiçbir şey değişmez. Asıl sorun seçimden sonra iktidarın ve belediyelerin ne yapacağıdır. Henüz ümidimizi yitirmiş değiliz. AK Parti’de kımıldamalar var. Duamız AK Parti’nin akıllanması, Kur’an’ın ortaklık düzenine dönmesidir.

    • Cok. doğru soylüyorsunuz. hocam.Aslinda Sn. Erdoganin yapacaği kucuk duzeltmelerle tekrar halktaki o guveni sağlayabilir. Ornegin Nazlı ilicak darbeci. mi Mumtazer beyefendi darbeci mi .Gazeteciden. zarar. gelmez.Dinleyebilseler yanlis yapmalarini onlerler. Basit bir kanunla. fikir ozgurluğunu sağlayabilir. Basit bir kanunla. gunahsız darbeye karişmamişlari serbest birakarak toplumsal vicdanin kanamasıni durdurabilir.
      Ozaman. bu ülkenin Ataturkten sonra gelmiş gelmis en buyuk adami. olur.

  7. HALKIMIZ GÜÇLÜ LİDER İSTER.
    Şimdiye kadar her yerde fiili olarak zaten başkanlık sistemiyle yönetiliyorduk.
    Parti içi demokrasi var mı idi.
    Parti başkanı bütün milletvekili,belediye başkanları,bakanları ve Cumhurbaşkanını seçtirirdi eğer seçimleri kazanıp başbakan olmuşsa.
    Peki neden yinede başkanlık sistemi istendi.
    1982 anayasasında cumhurbaşkanına 1961 anayasasına göre daha fazla yetkiler verildi.
    Cumhurbaşkanını seçtiren başbakan kendi üstünde teorik te olsa birini istemez.
    Cumhur devleti temsil ettiğinden güç sahiplerinin(askeri bürokrası,yargı,tüsiad,üniversiteler,sendikalar v,b,)
    hassasiyetlerini dikkate almak zorundaydı.
    Cumhurbaşkanını seçtırmeyenler; ve muhtıra veren (27 nisan) güç sahipleri ve yargının (s. kanadoğlu) kanunları istediği gibi yorumlama engeliyle başarıya ulaştılar.
    O zaman bunu aşmanın yolu referandumla C.başkanını halk seçsin bari dendi.
    Halkın seçtiği cumhurbaşkanı madem seçimle olacak parti başkanı da olsun dendi.
    D.bahçeli kendini kurultaydan kurtardı diye diyet borcu olarak sayısı yetmeyen AK partinin aklına yeniden
    bu düşünceyi soktu.(Başka bir hesabi olabilir gelecekle ilgili)
    Sonunda sistem değişikliği gerçekleşti.
    Sistemle çok oynayan ülkeler sonunda sistemsiz kalır.
    Herkesin bir hesabi var.
    Bu yetkilerle denge ve fren sisteminin olmadığı yerde büyük kırılmalar beklenebilir.
    Yarın,diğer gün hangi faninin seçileceği bilinmez.
    Bu yetkilerle ve kontrolsüz güç ün neler yapabileceği bilinmez.
    Nasıl bütün başarılar tek adama bağlanıyorsa;başarısızlıklar da tek adama bağlanmasından normal ne olabilir.
    Her seçim icraatın başı kimse onun için oy kullanılmıştır ve kullanılacaktır.
    Her seçim dün de bugünde yarında yönetimin başında ki kişi için bir referandum niteliğindeydi ve öyle olacaktır.
    Milleti ilgilendiren geçim derdidir.
    Geçim derdi iyi ise o na göre oy verir.
    geçim derdi kötü ise ona göre oy verir.
    Sizce hangisi.

    • Kontrolsüz bir tek adam yerine kontrolsüz bir grup adama yönetimi versek daha mı iyi olurdu ey avam? Gelecekte ya da şimdi, dengeli ya da dengesiz; halk kimi isterse onu seçer ve herkes de buna saygı duyacaktır! Artık uyanma zamanı; eski türkiye gitti yenisi geldi. Onun bunun tezgahladığı hükümetler değil doğrudan milletin adamı ve onun ekibi işbaşı yapıyor, okej?

      • Okej okej anladım da h.gayret, senin şu kurmay zekayı savunan Nedim Şener yetersiz mi kalıyor sanki, bana öyle gibi geldi. Bugün yazmamış halbuki büyük merakla beklemiştim yazısını. Belki yarın yazar kısmet artık.

      • Onun bunun tezgahladığı hükümetler değil derken?Şakaysa güldüm,ciddiyseniz Akp kurulmadan önce ABD’ye kimin sık sık seyehat ettiğini bir araştırın lütfen…

  8. Sayın korunun son tespitine katılmamak elde değil: evet, başkanlık sisteminde davul da tokmak da halka hesap vermesi gerekenin elinde:) milletimiz de beğenmediği noktada biletini kesiverir! Güzel değil mi bu? Eğer halkımızın taleplerini yerine getirememişlerse hesabını sandıkta verirler. Milli irade diyoruz biz buna:) yeni sistemi beğenmeyen, kendini gözden geçirsin…

  9. AKP dindar görünen veya dini hassasiyetleri (şekilsel,sayısal olanları) bolca kullanan tam bir kapitalist uygulama ile yol alıyor.İslamın ; adalet,liyakat,hakkaniyet,kul hakkı vb… değerlerini bırakmış ,gelişmiş ülkelerin de baz aldığı bu evrensel değerlerden de gittikçe uzaklaşıp yağcılık yalakalık ve yemleme ile nereye kadar gidelim.Milletin gözünü boyayan algılar ve satın alınan medya ile işi kotarmanın peşinde …BEN YUTMAM ARKADAŞ .NASIL FETOYA KANMADI İSEM ŞİMDİ DE BU İLİZYONİST PROPAGANDAYA KANMIYORUM.İSLAMIN ÖZÜNDE VAR OLAN EVRENSEL DEĞERLERİN UYGULANMADIĞI BİR SİSTEME ANCAK RAZI OLURUM.

  10. Sayın Yazar, Okumaktan keyif duyduğum Fehmi Bey;
    Lütfen artık subliminal veya türevleri mesaj vermeyin direk söyleyin. Ülkenin umudu, göz bebeği, milyonların sevgilisi maalesef ülkeyi uçuruma sürükledi.
    2002 den beri toplanan vergi, satılanlar, borçlar yazın bir kenara, diğer kenara yatırımları yazın farkı bulun bu kadar basit.
    Yapılan çooook devasa işler var. Ama halk gerginlikten, teşkilat ve bürokraside kibirden, rüşvetten, ben yaptım oldu zihniyetinden, kibirden bıktı. Nankörlük yapmak istemiyorum ama bunlar kaybettiriyor.
    Eleştiren herkes pkk lı, Fetöcü, vatan haini. Son örnek Ahmet Taşgetşren Abi. Hasan Cemal, Etyen Mahçupyan, Cengiz Çandar, Altan kardeşler hadi sol cenah. (hoş bizi savunurken Hasan abi idi) İsimlerini tek tek zikretmeyeceğim ama siz ve onlarca benzeriniz.
    Domates,biber,patlıcan,poşet,kriz,elektrik,işsizlik görünen sebeb sadece. İsraftan, rüşvetten, kıfayetsiz muhteris işgalden, susturulmaktan (sülün Osman son örnek)
    İntikam alacak halk. Şımarık idareciler yüzünden. Farkındayım intikam ağır kaçtı.
    Koministlere kalmasın, Reis yalnız diye sahip çıkıyordu. Yok alternatif yokmuş. Yahu alternatif yok diye yanlışda israr edilir mi sözde inananların iktidarı için.
    Çok uzun çok. 94 ruhu imiş. Senin ruhun değilki 500 belediyenin ruhu. Hadi ayda bir yapılan mahalli idareler divan toplantısı yapsa çağır teşkilatları.
    Elma şekeri yalandı ve çubuğu kaldı o çubuk edep gereği ne olacak yazamıyorum. Dış güçler, dış güçler, dış güçler. Saygılar.
    Ha birde adayları istihbarat ile araştırıp belşrlemişler. Vay güzel ülkem vay istihbarat buysa. Fetö ve gayri ahlaki münasebetleri aşikar tipleri istihbarat dışı tutmuşlar.
    Korku ve menfaat için reise kimse bir şey diyemiyor.
    korku dağları sardı dört bir yanımı
    hangi yana baksam durur karşımda
    artık tüm umutlar yabancı bana…

  11. Bizde yerel yönetimlerde başkanlık sistemi vardır. Her belediyenin 1 başkanı ve 1 meclisi vardır. Belediyenin tek yetkilisi ve icracısı başkanıdır. Sistemimiz parlamenter sistem iken de yerel yönetim sistemimiz başkanlıktı. Şimdi hem yerel hem de genel sistemimiz aynı sisteme geçmiş oldu. Erdoğan’ın başkan olarak yerel yönetimleri izleme ve değerlendirme sistemi kurulacak açıklaması kamuoyunda pek gündeme gelmedi ama verimli bir takip ve işbirliğini sağlayan böyle bir sistem ülkeye büyük fayda sağlayacak, vatandaşın yerelde daha iyi hizmet almasını getirecektir. Bazıları ittifakın kaybedeceği sanısına kapılsa da, ben ege gibi şu ana kadar iktidarın nimetlerinden yeterince faydalanamayan bölgelerin de bu seçimde artık farklı davranacağını, ve yerel tercihini değiştireceğini düşünüyorum.

  12. bakalım benim yorumumu da ekleyecek misiniz.
    sizin düşündüğünüz tipteki insanlar yönetimden uzaklaştırıldı ya …
    onun için ehil olanlar artık yönetimde yok diye yaygara yaparsınız.
    Başkanlık sistemi en gelişmiş ülkelerin çoğunda en güzel verimi veriyor.
    tabii verim verebilmesi için uzun yıllar başkanlık sistemi ile yönetilen ülkenin bağımsız ve istikrarlı olması gerekiyor.
    sizin kafanızda bağımsız bir Türkiye derdi olmadığı için
    Türkiyeye başkanlık sistemi istemeniz beklenemez. Amerikanın dediğini aynen yapacak bir Parlementer sistem bize yeter. daha ziyadesi hakkımız değil.
    son sözüm şu
    merak etmeyin
    Allah bu Aziz millete artık bir daha zelil ve dışa bağımlı kölelik şekli ile yönetmeyecek liderler gönderir.
    Dün Erdoğanı gönderen Rabbim yarın daha iyilerini göndermeye müktedirdir
    Allah sizlere de hakiki mürşide (Kur’ana ) tam itaat ederek
    Allahtan gayrına boğun eğmeden yaşamayı ve ilerlemeyi ihsan eylesin

  13. Aslında bir şeklide eski sistem bir yönüyle devam ediyor.Sayın Erdoğan Mhp desteği olamadan seçilemezdi, dolaylı koalisyon ile anca seçilebildi. Artı ekonomik sıkıntılar oy bandını daha aşağılara mutlaka çekecektir.Artık millet, beka,dış tehditler vb gibi şeylerin arkasına sığınıp dilediği gibi at koşturanların numarasını yemiyor. Ufak ufak halkta uyanma var. Birde bizdeki sistem “TÜRK TİPİ” başkanlık sistemi. Bir şeyin önüne Türk Tipi,Türk İşi konulduğu zaman oturup düşünmek lazım.Abd’deki başkanlık modeli bizdekilerin işine gelmez.Çünkü orada başkanın yetkilerini denetleyen senato var. Keşke bizim sistemimizde denetlenebilen ABD modelindeki gibi olsaydı ama dediğim gibi denetlenmek işlerine gelmez.

      • Evet üzülmeliyiz zira orada sistem farklı işliyor eyaletlerin delege sayısı sonucu etkiliyor vs . 😉 En azından sözde Türk tipindeki gibi kontrolsüz bir yönetimleri yok.

  14. Hükumet hep kestirme ve kolay yolları seçti. Tarımda mazot gübre fiyatını iyileştirme yerine ithalata başvurdu. Hayvancılıkta yem fiyatlarını iyileştireceğine ithalata başvurdu. Yol, Köprü ve Tüneller Devlet desteği ile değil de; garanti para nezaretinde Dış şirketlere yaptırıldı. Gelinen noktada market ve depolara operasyon yapmaktan başka çaresi kalmadı. İşte bu yüzden ekonomik kriz meydana geldi. Evet halk hem mutsuz hem de kararsızdır. Sadece bir arayış içindedirler. Halk yeni alternatif parti arayışındadır. Şimdiden Abdullah Gül parti kuracak diye sevinen insanlar var. Tayyip Erdoğan kişiliğine diyeceğimiz bir şey yok ama; halk da kendi geleceğini düşünmekte haklı… Bu düşünme de alternatif partiyi meydana getirecektir.
    SAYGILAR SEVGİLER

    • Şöyle allı güllü yeni bi parti kurulsa da “ithalat yapmak yerine şu fiyatları iyileştirse” değil mi nusret bey? Her yoruma ‘saygılar-sevgiler’ yazıyorsun ama sürekli bir nefret söylemi kullanıyorsun…

      • Kime göre nefret söylemi… Ya da Eleştiriyi mi hazmedemiyorsunuz. Ben sadece yanlışları dile getiriyorum. Abdullah Gül’ü severim, halen Milli Görüş ruhu taşımaktadır. Eğer parti kurarsa; gönüllü olarak hizmet etmeye hazırım.
        Saygılar H. Gayret Bey!

  15. Ak Parti neden kaybediyor:Bana göre Yönetimde İSTİŞARE ,zayıf ,yada YOK Halkın Şikayetlerini , yöneticilere ,iletme yolları çok kısıtlı ,özellikle bir kaç kez denedim imkansız(Bimer veya Cimer,Akim hepsi oyalama)Görsünler. BÜROKRASİ ÇOK KEYFİ denetim zayıf İSRAF her yerde ,GURUR ,KİBİR rahatsız edici TORPİL alenen,EMANET nerede,LİYAKAT kimde,ADALET iflas etmiş eee bu kadar olumsuzluklada ülke ,şehirler iyi yönetillmiyor zaten . Birde Ülkeyi Yönetenler Allah rızası İçin Az Konuşsunlar Çok İş Yapsınlar çok çalışsınlar, laf laf laf bıktık artık…

  16. Ak parti kurulduğu yıllarda ve iktidarının , ilk yıllarında,Mazlumun, Mağdurun, Garibanların ,umudu ve sesiydi ,çok güzel işler yaptı ,Bütün ülke için , Vakıflar Genel Müdürlüğünün yaptığı işler takdire şayan bir örnek ,sağlık ,eğitim,çevre ,ulaşım,ekonomi sahasındada güzel şeyler yaptı .Ama güçlendikçede zaafları,kibirleri ,pervasızlıkları arttı yani güç iktidar sahiplerinin feleğini şaşırttı .Aslında iktidara ruhen Ve ilmen hazır olmadıkları görüldü.Her seçimde ehil olanlar elendi yerlerine layık olmayanlar getirildi, eş ,dost akraba gözetmek siyaset tarzı oldu , Muhalefet,yetersiz olduğu İçin bariz hatalar sırıtmadı ama şimdi sırıtıyorMuhalefetin yetersizliğide hataları örtmüyor

  17. Fehmi bey! AK Parti’nin yerel seçim öncesinde yaşadığı ufaktan da olsa fark edilen sıkıntı değil. Ap acik görünen büyük bir panik havasi hüküm süriyor.
    Sahi AKP yi MARKETLERE mudahale ettirecek kadar korkutan ne olabilirki?

    • Her secim oncesi vu sefer tamam Akp kaybedecek, panik var, sikinti var diyorsunuz. Her seferinde ters kose oluyorsunuz. Yine ayni seyi yasayacakdiniz.

      • Yalnız Akp yüzde 42 civarına kadar indi ve ittifak yapmak zorunda kaldı.Birde çevrenize dikkat edin lütfen, balkonuna destek için sayın Erdoğan’nın brandasını asan komşum artık şikayet eder oldu.Düşüş bir anda tabiki olmayacak ama son seçimde de gördüğümüz gibi oran azalıyor artık.

      • musab rumuzluya, Ben her zaman erdogan kazanacagini nedenleri ile yazdim. misal: KEDILERIN trofoya girmesi,hayali secmenler ve Rahmetli dirilip de oy kullananlar oldugu muddetce kayip etmeyecegini bildiyim halde.
        Nasil AKP kazanamaz diye yazarim.
        nasil olsa iftira atmayip,yalan,soylemekle karinlarini doyuruyorlar.

  18. Bence sistem çok da kimsenin umurunda değil.
    Ülkemizde siyaset, bir “lider kültü” etrafında cereyan ediyor.
    Baksanıza, bunu siz de söylüyorsunuz; bir liderin karizması, yerel yönetime talip olacak kişi için bir “umar-umut” durumuna dönüşebiliyor.
    Merkezden en taşra köşeye kadar sirayet eden bir lider-baskan-tek adam etkisi.
    Mevcut sistemde, bu yürütme gücünü denge ve denetim göreviyle kontrol edecek bir bağımsız yargı erki ve yasama erki işler olsaydı bugün ne iktidar için ne de halk için sıkıntılı bir süreç yaşıyor olacaktık.
    Eğer cumhurbaskanliğı hükumet sitemi beraberinde bağımsız yargı ve yasama gücünü de oturtsaydı, belki de bizler, bugün,
    bu yeni sistemin övgüsünü işliyor olacaktık.
    Şimdi, gerçekten parlamenter bir sistem ile mi, başkanlık sistemi ile mi yönetiliyoruz diye sorulsa, bence, buna kafa karışıklığından olsa gerek “karma bir sistem” ile diye cevap vereceklerin sayısı az olmaz.
    Böyle bir düzlemde yerel seçimlere gidiyoruz. Hayrolsun.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız