Seçime 5 kala tablo iktidar cephesi için flu.. Tek umut yoğun medya desteğinde görünüyor…

56

İktidar cephesinin İstanbul belediye başkanlığı için yapılacak tekrar seçimi kazanmada güvendiği dağlara sanki kar yağıyor.

Haftalar öncesinden başlayarak bayağı hazırlanıldığı belli olan ‘televizyonda adaylar münazarası’ beklendiği gibi geçmedi. Rakip de fazla bir varlık gösteremedi, fakat cephe adayı da daha önce kendisine oy vermemişleri bu defa yanına çekebileceği görüntüsü veremedi.

İki ay önceki ilk seçimde İstanbul için benimsenen ve en belirgini ‘beka sorunu’ vurgusu olan kampanya ana başlıklarından bu defa vazgeçilmişti; ancak onların yerine konulan propaganda unsurları da fazla işe yaramışa benzemiyor.

Önceki seçim afişlerinde adayın hemen yanıbaşında portresine yer verilen ve son bir haftayı İstanbul ilçelerinde mitinglere ayıran Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da bu defa kendini geri plana çekme ihtiyacı duydu; ancak onun tablodaki eksikliği de iktidar cephesinin aleyhine çalışıyor gibi…

Seçim nasıl sonuçlanır?

Seçime beş gün kala sonuç hakkında iddialı konuşmak zor; ancak televizyon ekranlarından da tanınan bir yüz olan KONDA araştırma kurumunun başkanı Bekir Ağırdır’ın Medyascope yayınında Ruşen Çakır’a saha çalışmasına dayalı aktardıklarından, rakipler arası yarışın çeşitli mülahazalarla iktidar cephesi adayı aleyhine geliştiği anlaşılıyor.

Ona göre, yarışa rakamsal olarak eşit şartlarda girmiş görünseler de, aradaki fark şimdilerde bayağı açılmış durumda. [İki adaydan herbiri 31 Mart’ta 4 milyon 150 bin civarında oy almıştı, ikisinin arasındaki oy farkı yalnızca 13 bin civarındaydı.]

“AK Parti dediğimiz mekanizma felç oldu” tespitinde bulunuyor Ağırdır. AK Parti örgütünün eskisi gibi çalışmadığını, güç kaynağı bilinen yerel yönetimlerin de partiye eskisi kadar destek vermediğini söylüyor.

En iyisi o mülakattan şu bölümü sunayım:

“AK Parti dediğimiz örgüt, AK Parti’den önce, 12 Eylül’den sonraki büyük göç hareketi ile kentlerin, metropollerin cami cemaati etrafında dayanışma temelli başlamış, ama sonra giderek siyasîleşmiş bir başka yapılanmaydı. O yapı sayesinde, AK Parti gündelik hayatın bütün sorunlarından haberdar oluyordu ve o sorunlara değen bir cevap üretiyordu. Şimdi bu örgütün yerinde, tamamen çıkar amaçlı olduğu var sayılan veya ‘Reis’e biat etsin’ diye beklenen disipliner bir örgüt var. Gönülden, kapı kapı dolaşan kadınlar yok örneğin.”

Daha önce AK Parti’nin öndegelen bazı isimlerinin muhalif söylemli çıkışlarda ve yeni yapı arayışlarında daha cesur davranmaları ile son anayasa değişikliği sonrası geçilen ‘başkanlık sistemi’nin parti ve hükümetin beslenme damarlarını tıkamasının vatandaş tercihini etkilediğini de seslendiriyor KONDA başkanı.

Onun bu açıklıkta konuşması bile siyasi hayatımıza yeni bir dilin girmekte olduğunun bir belirtisi sayılabilir.

Cesaretin arttığının belirtisi…

Sandığın araştırmaların öngördüğü sonucu vermesi ve ülkenin en kalabalık kentinin muhalif bir yönetime geçmesi durumunda cesaretin daha da artması beklenebilir.

Bugün karşımızdaki tablo şu: Vaktin daralması yüzünden seçimin yapılmaması ihtimalinin gündemden çıktığını varsayabiliriz. Sandığa yansıyacak oylar arasında farkın açılması ise, seçim sonrasında sonuca itiraz yapılabilmesini zora düşürecektir. [Muhalefetin sandığa hakim olmak için her türlü tedbiri aldığı biliniyor.]

Esasen son günlerde partisinin il başkanları önünde yaptığı konuşmada belediye meclisleri ile ilçe belediyelerinde ağırlığın kendilerinde olduğuna vurgu yapması, AK Parti genel başkanı da olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da benzer bir değerlendirme yaptığının dışa vurumu.

O değerlendirmenin bir sonucu olarak, kendisine İstanbul belediye başkanlığını kazandıran süreçte desteğini gördüğü eski yol arkadaşlarıyla buluştu Cumhurbaşkanı Erdoğan ve hem o buluşmayla hem de AK Parti’nin itibar ettiği kalemler eliyle “Ben değişmedim” mesajını verme ihtiyacı duydu.

İktidar cephesinin ikinci ortağı MHP’nin lideri seçimden önceki son haftayı “Mitilini İstanbul’a atarak” değerlendireceğini söylemişti; hafta sonu mehter marşları eşliğinde sözünü tutmak üzere İstanbul’a geldi de. Ancak İstanbul’daki ikameti tek bir günle sınırlı kaldı. [İktidar cephesi adayına 31 Mart’taki ilk rauntta MHP tabanından ciddi bir oy gelmiş olmalı; oysa 23 Haziran’daki ikinci raunt öncesinde benimsenen kampanyadaki söylem değişikliğinin MHP’li seçmeni soğutan bir etkisi olduğunu düşünmek için yeterince sebep bulunuyor.]

Medyanın hakkını yemeyelim

Galiba bu aşamadan sonra iktidar cephesinin en büyük dayanağı ve umut kaynağı medyası olacak.

Medya gücünün bir seçimde ne denli etkili olduğu da Pazar günü sandığa yansıyacak sonuçla ölçülecek. [AK Parti kuruluşundan hemen sonra girdiği kendisine iktidarı getiren ilk seçimde medyanın yüzde 90’ını karşısında bulmuştu ve seçimi onlara rağmen kazanmıştı; şimdi medyada tam tersi bir durum var. Yüzde 90 oranında medya desteğine sahip iktidar cephesi.]

İktidara her zaman destek çıkmayı görev bilen medya unsurlarının şu sıralarda canla başla bu görevlerini yerine getirdikleri fark ediliyor. Eğer seçimden iktidar cephesinin adayı önde çıkıp ipi göğüslerse, bunda en büyük pay onların olacak.

Eskiler “Yiğidi öldür, ama hakkını yeme” derlerdi, ben de bu görevi erkenden yerine getiriyorum.

ΩΩΩΩ

56 YORUMLAR

  1. Sayın H.K Ekrem İMAMOĞLU’nun seçimi iptalini kabul etmeme gibi bir şansı varmıydı varsa ne yapabilirdi? Ayrıca benim kimsenin yakasına yapışma gibi bir derdim olamaz. Nacizane dünkü yorumunuz ile akıl-iman sentezi ve ezbere müslümanlık (Bernar beyin böyle tezleri yok ikiniz üslup ve içerik olarak apayrı yazıyorsunuz dünya görüşlerinizde farklı) üzerine yazdığınız yorumlar ile çeliştiğini ifade ettim.Bu sizi rahatsız ettiyse kusura bakmayın. Bir daha sizin yorumlarınız ile ilgili yorum yazmam.

    • O şansı da vardı tabii ki. Boykot etmeyi düşünebilirdi (sonucu iyi veya kötü olabilirdi konusu ayrı). Ancak, o şansını o yönde değil, “mağdur” olmanın avantajıyla ikinci seçime hazırlanmak için kullandı ve TV deki tartışmaya katıldı. O halde bu fırsatı en iyi şekilde kullanıp daha iyi puan alması beklenirdi. Bence, 3-2 kaybetti. Bakalım sonuç ne olacak. Kazanan adaya danışmanlık gerekirse buradayım; danışmanlığın en iyisini “akıl*iman sentezi”iyle ben yaparım….

  2. İş o noktaya geldi ki “ İstanbul’u kim daha iyi yönetir? ” sorusunun bir anlamı kalmadı. Zira Türkiye batmak üzere. Batıştan kastım doların fırlayıp ekonominin dibe vurması falan değil, bir şekilde toparlarız. D. Bahçeli sık sık 2023 hedefinden bahsediyor. Fakat bu AKP’nin yıllar önce ifade ettiği 2023 hedefinden (500 milyar $ ihracat, 20 bin dolar kişi başı gelir v.b.) başka. Bahçeli ve temsil ettiği Avrasyacı sözde derin devletin 2023 hedefi Türkiye’yi NATO’dan çıkartmaktır. Akılları sıra tam bağımsız bir Türkiye yaratacaklar ve ABD etkisinden kurtulacağız. İyi de bu sefer Rusya’ya bağlanacağız, bu devlet PKK’yı terör örgütü bile kabul etmiyor. Ayrıca Rusya’nın Batı’daki bazı çevreler ile gizli anlaşmalar içinde olmadığı ne malum ?

    Avrasyacı sözde derin devletin siyasi temsilcisi D.Bahçeli şu sorulara cevap versin. 2023 hedefiniz nedir, NATO’dan çıkmak mıdır ? Bu gerçekleşirse TSK’nın tüm silah envanterini hangi kaynak ile değiştireceksiniz ? Rusya ile aramız açılırsa bir de Kürdistan senaryosu devreye girerse BEKA’yı nasıl sağlayacaksınız ? ABD’nin derdi tabi ki Suriye’de Kürtlere devlet kurmak değil. Amaçları İsrail’in güvenliğini sağlamak. Siz Hamas için mi yoksa Türkiye için mi çalışıyorsunuz ? Aleksandr Dugin’in Avrasyacılık İdeolojisi sizce Rus-Türk kardeşliği midir yoksa örtülü bir Rus Milliyetçiliği midir ?

    Erdoğan bu işin neresinde ? 17-25 yolsuzluk operasyonları akabinde mecburen daha önce savcısı olduğu derin devletin safına geçti. 15 Temmuz operasyonu ile T.C. Devletinden ve TSK’dan ‘Batı’ yanlısı güçler tasfiye edilip devlet Batıdan kopmak isteyen Avrasyacılara teslim edildi. Bu arada Erdoğan da dış politikada tamamen ‘etkisiz eleman’ haline getirildi.

    Yani 23 Haziran seçimlerindeki siyasi tercihimizin bir de bu tarafı var. B.Yıldırım’a oy verenler “Türkiye tamamen Batı’dan kopsun ve NATO’dan çıksın” demiş olacak. E.İmamoğlu’na oy verenler ise “durun bakalım, bu kadar önemli bir kararı sözde derin devlet veremez” demiş olacak. Bu gerçeğin adaylarla bir ilgisi yoktur. İstanbul’a göçü önlemeden İstanbul’a ne yapsan yetmez. Yani seçmenler bir yaşam tarzı haline getirilen yolsuzluklara karşı çıkmaktan başka, yeni vesayetçi rejimin dış politikasını da onaylamış veya karşı çıkmış olacaklardır.

  3. Şu iki sorunun cevabı önemli:31 Mart akşamı yaptığı konuşmada Sn Cumhurbaşkanı İstanbul’un kazanılamadığını ima etmiş ve Ak Parti seçmenini sonucun kabullenilmesine hazırlayan ifadeler kullanmıştı.Daha sonra Erdoğan’ı hangi mihraklar seçimin tekrarı argümanını desteklemeye ikna etti?Ya da Ak Parti’nin yönetici elitleri hangi akla hizmetle seçimin tekrarı için çaba sarfettiler?

    İstanbul özelinde, seçim sonucu iktidarın ve Ak Parti kadrolarının iyi çalışmadığı, doğru stratejiler üretemediği ve koordinasyon yeteneğinin zayıf olduğunu ortaya koymuştu.Böyle olduğunu TV münazarasında da müşahede ettik.Binali Bey’in dersine iyi çalışmadığı ve teşkilattan da iyi ve doğru bir yönlendirme ve ön hazırlık desteği almadığı açıktı.Basit birkaç örnek verirsek; moderatörün rakibe bir soru yöneltme talebine karşılık, İmamoğlu peşpeşe üç soru yöneltti, buna ne moderatör ne de Binali Bey itiraz etti, ve Binali Bey üç soruya da cevap yetiştirmeye çalıştı.Soru sırası kendisine geldiğinde ise İmamoğluna verilerin kopyalanmasını sordu.İmamoğlu’na yedekleme ve kopyalamanın farklı şeyler olduğunu söylemek bile aklına gelmedi.Yedekleme zaten rutin olarak Belediye’nin tüm bilgi işlem ünitelerinin yaptığı bir işlem.Halbuki en güçlü argümanı seçimin tekrarına CHP’nin İstanbul’da oyların tamamının sayılmasını kabullenmemesinin neden olmasıydı.İmamoğlu’na CHP’nin bu öneriyi niçin reddettiğini sormalıydı.Nihayetinde 10 Milyona yakın seçmenin oy kullandığı bir seçimde sadece iptal oyları sayılmış ve fark 13 bine, % 0.2’lere gerilemişti.Binali Bey yine İmamoğlunun afiş sorusuna karşılık o gece CHP’nin de kazandık diye afişler astığını İmamoğlu’na hatırlatamadı.Bütün bu hususlar Binali Bey’in teşkilattan iyi bir ön hazırlık desteği almadığının işaretleri.

    Ak Parti’nin bu seçimi alması 31 Mart’ta sandığa gitmeyen küskünlerin ve Saadet’e oy vermiş seçmenin yapacakları muhasebeye bağlı.Şu ana kadar da Ak Parti bu kesimde henüz bir heyecan dalgası oluşturabilmiş değil.İşsizlik oranının en yüksek olduğu genç oyların kime gideceği de sonucu belirleyecek önemli etmenlerden.İmamoğlu ‘işimi elinden alan Suriye’li göçmenler’ vurgusuyla bu genç oyları hedefledi.

    Ortada Sn Cumhurbaşkanı’nın Ak Parti’nin bu defa da seçimi kazanamamasının sonuçlarını öngördüğüne dair bir emare de yok.Bu demektirki Sn Cumhurbaşkanı teşkilata hakim değil ve teşkilat da maalesef dökülüyor.

    Belliki CHP elitleri ve bir kesim İmamoğlu’nu dini argümanları kullanarak muhafazakar oyları alabileceğine ikna etmiş.Bu proje o kesimin elinde patlayabilir, sonuçta İmamoğlu kazanırsa ne İsa’ya (AS) ne de Musa’ya (AS) yaranamayabilir.

    Temennimiz tecelli edecek halk iradesinin hayırlara vesile olması.

  4. Neyse 23 Haziran’da kime oy verelim diye düşünmeye gerek kalmadı.

    Başkan Erdoğan, ‘Pazar günü Sisi mi diyeceğiz, Binali Yıldırım mı diyeceğiz? Mesele bu kadar önemli.’ dedi. [www.star.com.tr]

    Eh artık vatan haini pardon eşek değilseniz gereğini yaparsınız !

  5. Mağdur edilme bazen korkakları bile kahraman yapar.
    Geçmişte çok tekrarı var bunun .
    Halen ders alan yok.
    Yoksa istenen netice mağdur yaratıp kahraman oluşturma hazırlığı mı?
    Geçmişte devlet nice korkaklardan bu yolla büyük kahramanlar devşirmiştir.
    Bana öyle geliyor ki vasatın altında biri dahi olsa görünmeyen güç(ettiğinden bellidir) yeni bir kahraman yaratma peşinde.
    Bunu da gerçek muktedirlerin yapabileceği bir şeydir. Düşmanlarına yaptırma gücü derler buna; düşmanları tarafından ortam hazırlanıyor.
    Son anda mahkemeleri devreye sokmak istemek ne demek?
    Kendileri aynı şekilde aynı yoldan efsane haline gelmişti oysa ki.
    Gariban görünen bir aday her yerden salvo yiyor.
    Bir zamanın mağrurları ne hale getirilmiş.
    Her kesimi mağdur ederlerken şimdi rolleri değişmişi oynuyorlar.
    Bütün medya taarruzda,devlet imkanları,Önemli bakanlar,İlçe belediye başkanları ve son olarak kambersiz düğün olmaz hesabı büyük siyaset üstadı da topa giriyor.
    Sanki İBB yi Binalı bey değil ona fütursuz destek çıkanlar yönetecek algısı oluşuyor.
    Bu kadar dengesiz (orantısız) güç kullanmak en zalimi bile mazlum göstermeye yeter.
    Bilinir ki ,(kendileri geldiği yolu iyi bilir) bu orantısız güç kullanma zayıf olanın işine gelir.
    Halk her zaman geçmişte olduğu gibi sevmese de hakkı yenildiğine inandığı kişinin safına geçer.
    Evet o bu işi çok iyi biliyor.
    Yapmak istenilen yeni bir figür yaratmaktır.
    YAPANA DEĞİL YAPTIRANA BAKALIM.(Büyük brader böyle istiyor)
    Yeni bir vasattan kahraman çıkarma gücü bu.
    İşte gerçek güç budur.
    Geleceğimiz yeni figürlerin peşine takılmakla geçecek.
    Usta yönetmenler yeni bir başrol oyuncusu yaratmak ve onu halkın kahramanı yapmak için ortamı hazırlamakla meşgul görünüyorlar.
    Bizde önümüze sürülen karizmatik liderlerimizi savunmak adına birbirimizi yer dururuz.
    Oysa bilmeyiz ki önümüze gelmeyi başaran adaylar hep tek seçici (zihniyet bakımından)tarafından seçilip önümüze gelebiliyor.
    Hangisini beğensek te gerçek seçicinin istediğini seçmiş oluyoruz.
    Halk sadece kendini avutur durur.
    Vatandaş kendini ne kadar geliştirirse yöneticileri de o kadar gelişmiş olabilir.

  6. Erdoğan, yaptığı mitingden sonra, 15 ulusal ve 200 yerel bölgesel radyodan ortak canlı yayınlanan radyo programında konuşmuş. Şu söylediğine bakın hele:

    “İşi Ordu Valimiz yargıya götürmesi halinde ki götürecek, polislerimiz hakeza. Tabii bu konuda yargının vereceği kararı ben şu anda bilemem ama yargının vereceği karar bu işte (İmamoğlu’nun) önünü kesebilir.”

    Düştüğü hale bakın: Üç beş ay önce küçümseyip hiçe saydığı kenar belediye başkanını halkın peşine takıldığı lider konumuna kendi elleriyle taşıması yetmezmiş gibi, şimdi de o adamın önünü kesemediğini, ancak yargı polis yoluyla durdurmaya çalışabileceğini kendi ağzıyla itiraf ediyor. . .

    Çaresizlik başına vurmuş olmalı, seçime üç gün kala hatırladığı Ahmet Kaya güzellemelerinin karşılığının oy olabileceğine inanabiliyor.

    İnanın dünyadan haberi olmadığı gibi memleket insanlarının duygu ve ruh dünyasından da hiç mi hiç haberi yok Erdoğan’ın.

    23 Haziran akşamı seçim yenilgisi falan değil, resmen BOZGUN bekilyor kendisini, farkında değil.

    Bu yıl sonbaharında ya da gelecek yılın ilkbaharında ülke erken seçime gidecek, partisi iktidarı yitirmekle kalmayıp darmadağın olacak, farkında değil.

    Bu şekilde devlet gücünü arkasına alıp olur olmaz tehditlerde bulundukça, rakiplerini hakimlerle savcılarla mapuslarla alt edeceği ham hayallerine kapıldıkça, kendi seçmenlerinin önemli bir bölümü bile kendisine olan inancını yitirip ona kuşkuyla bakmaya başlıyor, zerre kadar haberi yok.

    Birleri Erdoğan’ı her AK Parti seçmeninin o kefenlere sarınıp “Bizi Afrin’e götür!” diye bağrışanlardan olduğuna inandırmış. Kendi seçmenlerine hitap ettiğini zannederken seçmenlerinin sadece yüzde 16-18’lik sıkı Reisçi takımına hitap ediyor sadece, diğer ana gövdeyi hepten yabancılaştırıyor kendisine. Haberi yok.

    Hala iktidar olduğunu ve iktidarını sürdürebileceğini düşünüyor. 23 Haziran sonrası olacaklardan haberi yok.

    Bir de “usta siyasetçi” demiyorlar mı. . .

    Tam bir güler misin ağlar mısın durumu inanın.

    • ŞİMDİYE KADAR İYİ İŞ GÖRDÜ BU YÖNTEM.
      O işini bilir.
      Demek ki neymiş.
      İktidara halel gelmesinde, gerisi teferruat .
      Akif Beki çok güzel özetlemiş.
      Ne gerekiyorsa onu yapmak.
      AÇILIM GEREKİRSE AÇILIM.
      Masayı devirmek iş görecekse ,masayı tereddütsüz devirme.
      Bir arada hayal dahi edemeyeceğimiz olanlarla iş tutma.
      Halk kutuplaşma istiyorsa o da tamam.
      Halk barışmak isterse güvercin çiftliklerinin kurulması teşvik edilir.
      Mesele doğru yanlış meselesi değil.
      ESAS MESELE iktidarı kazanmak veya kaybetmemek için ne gerekiyorsa gerekeni yapmak sadece.
      Siyasi başarı halkın faydasına olanı değil,halkın istediğini yapmaktan geçtiğini iyi bellemiş USTAD.

  7. TEHLİKE BÜYÜK.
    KÖPRÜDEN ÖNCE SON ÇIKIŞ.

    HERZAMAN,HAKKANİYETLİ,TARAFSIZ OLMAYA, ZİHNİYETLERE BAKMADAN, ALLAH IN EMRİ ÜZERE;
    HAKLI NIN VE MAĞDURUN YANINDA DURMAYA ÖZEN GÖSTERDİM.
    SON GÜNLERDE DEĞİŞEN GÜNDEMLER NETİCESİNDE, İSTANBUL SEÇİMLERİ NİN TEK MAĞDURU; REİS İ CUMHURUMUZ VE MÜSLÜMAN TÜRK MİLLETİ DİR. .
    BUNU ANLAMAK BENİM İÇİN KOLAY OLMADI.
    BİRAZ KONUYU AÇALIM, BEYİN JİMNASTİĞİ YAPALIM HEP BERABER.

    S 400 LERİN ALIMI.
    ALSAK DA ÇALIŞMAZ,ÇALIŞTIRTMAZLAR.
    NEDENİ İSE, BİZE S 400 U SATAN RUSYAYI’DA, BİZİMLE S 400 U RUSYA DAN ALDIĞIMIZ İÇİN YAPTIRIM UYGULAYACAK OLAN ABD DE, AYNI PATRON,YAHUDİ DERİN SERMAYE BARONU TARAFINDAN FİNANSE EDİLİYORLAR,YÖNETİLİYORLAR.
    TÜM BU TİYATROLARIN SEBEBİ; İSTANBUL SEÇİMLERİ VE SERMAYENİN İSTANBUL’DA Kİ RANTI’ DIR.
    ERDOĞAN’IN İSTANBUL’A BAŞKAN OLDUĞU SEÇİMLER ÖNCESİ’DE AYNI TİYATRO OYNANDI, ŞİMDİ DE,
    İMAMOĞLU ÜZERİNDE AYNI OYUNLAR OYNANARAK SEÇMENİ İMAMOĞLU NA SERMAYE YÖNLENDİRİYOR.
    İMAMOĞLU KAZANIRSA, S400 LER BAHANE EDİLEREK, TÜRKİYE’Yİ; DÜNYA’YI FİNANSE EDİP YÖNETEN DERİN SERMAYE SAVAŞA SÜRÜKLEYECEK SEVİYEDE SIKINTIYA SOKACAK. BUNU İMAMOĞLUNUN SEÇİLMESİNE KIZDIĞINDAN DEĞİL,YALANDAN BAHANE EDEREK YAPACAK,YANİ 1 TAŞ İLE 2 KUŞ VURACAK.YOKSA İMAMOĞLU NUN SEÇİLMESİ, SERMAYE NİN; BİNALİDEN DAHA ÇOK İŞİNE GELECEK.
    ASIL SÖYLEMEK İSTEDİĞİM; İMAOĞLU DA,BİNALİ DE SERMAYE NİN KUMPASINDA.İKİSİ DE MAĞDUR ANLAYACAĞINIZ.
    ÇARE NE ? MİLLİ MENFAATLER ADINA; YA İMAMOĞLU SEÇİMDEN ÇEKİLMELİ, SAADET ADAYI SEÇTİRİLMELİ. BU MÜMKÜN OLMAZ SA, BİNALİ SEÇİLSİN Kİ, HERŞEY KONTRÖLÜMÜZDE, GÖZÜMÜZÜN ÖNÜNDE OLSUN DERİM.

    TEKRAR SÖYLÜYORUM. İSTANBUL SEÇİMLERİNDE, RECEP TAYİP ERDOĞAN’DAN BAŞKA HERKES YAHUDİ NİN KURDUĞU OYUNDA OYUNCU.
    ÇÜNKÜ; SERMAYE BARONLARI ERDOĞAN DEVRİ Nİ KENDİ GÖZLERİNDE BİTİRDİLER, DAHA RAHAT KULLANABİLECEĞİ EKİBİ OLUŞTURDU. ERDOĞAN’DA GÜCÜ YETTİĞİ KADAR DİRENECEK, DİRENSİN’DE ZATEN. HİÇ OLMAZSA DİRENME KABİLİYETİ VAR KENDİSİNDE.
    İŞTE BU VE BENZERİ BURADA YAZAMAYACAĞIM SEBEPLERDEN; BİNALİ SEÇİLMEK İSTEMİYOR, İMAMOĞLU’NUN SEÇİLMESİ İÇİN SİNSİ PLANLAR İÇİNDE BANA GÖRE.
    BUNU DA KENDİ AKLIN CA MİLLİ MENFAATLER ADINA DÜŞÜNÜYOR AMA YANLIŞ DÜŞÜNÜYOR.

    BİNALİ NİN SEÇİLMESİ HALİNDE, ERDOĞAN 2023 U GÖRÜR. İMAMOĞLU SEÇİLİRSE; 1 YILA KALMAZ, ERDOĞAN I MAKAMIDAN İNDİRİRLER,YERİNE BİNALİ Yİ GETİRİRLER. İŞTE O YETKİLER LE BİNALİ YE HER ŞEYİ,İSTEMESE DE YAPTIRIRLAR.
    ONUN İÇİN BİNALİ NİN İSTANBULA BAŞKAN OLMASINDA ÜLKE İÇİN ZAMAN KAZANMA VE TOPARLANMA ADINA BÖYLESİNE BİR FAYDA’ DA VAR.

    SORUYORUM SİZE; NEDEN KİMSE KANAL İSTANBUL’DAN BAHSETMİYOR, SIRTLAN SÜRÜSÜ PUSUDA KANAL İSTANBULDAKİ RANT İÇİN BEKLİYOR.
    KANAL İSTANBUL DEMEK; BİRKAÇ ÜLKE NİN MİLLİ GELİRİNDEN FAZLA RANT DEMEK. BU DURUMDA; SERMAYE İLE BAŞ EDEBİLECEK 2 KİŞİ KALDI ELİMİZDE, BİRİNCİSİ; HEM ÜLKE HEMDE ERDOĞAN İÇİN EN HAYIRLISI; SAADET ADAYI; NECDET GÖKÇINAR,DIR. VİDEOLARINI İZLEYİN, 10 NUMARA BİRİKİMLİ MÜHENDİS. DİĞERİ DE; DENİZE DÜŞEN YILANA SARILIR MİSALİ BİNALİ BEYDIR.
    CHP NİN İSE; BÖYLESİNE KRİTİK BİR ZAMANDA; MİLLİ MENFAATLER ADINA YAPMASI GEREKEN ŞEY; İMAMOĞLU NU ADAYLIKTAN ÇEKEREK, SAADET ADAYINI DESTEKLEMESİ. BUNU YAPARLAR İSE, ÖMÜR BOYU CHP DE SİYASET YAPMAYA SÖZ VERİRİM. BUNU NİÇİN SÖYLEDİM, PARTİZANLIK VAKTİ DEĞİL, TEHLİKE,TUZAK BÜYÜK, BİZE KURULAN BU TUZAKTA; NE İMAMOĞLU,NE BİNALİ,NEDE ERDOĞAN İHANET İÇİNDE DEĞİL, HEPSİ DE ÇIKIŞ YOLU ARIYORLAR. AHA SİZE ÇIKIŞ YOLU. BENDEN VEBAL GİTTİ.
    RABBİM; ÜLKEMİZ VE MİLLETİMİZ İÇİN, EN HAYIRLISI NE İSE ONU VERSİN. KALIN SAĞLICAKLA.

    • Sayın ahşabın piri, nasıl düğünlerde şirinlik olsun diye takım elbise giydirilmiş küçük çocukları yetişkin sayamazsak; yorumunuzu böyle büyük harflerle yazarak da daha anlaşılır kılamazsınız. Yonttuğunuz veya dilimlediğiniz tomrukların, kalasların nasıl daha dikkate değer ve incelikli olduklarını siz de takdir edersiniz yani… Yazarlık ve marangozluk arasındaki en büyük benzerlik masanın ya da işliğin etrafına dökülüp saçılan talaşlardır..:) derli toplu, pürtüksüz bir yazı; iyice planyadan geçirilmiş ve güzelce cilalanıp verniklenmiş bir çeyiz sandığı kadar değerlidir en azından… Yoksa bizim buralarda talaş kıvamında yeterince “yazınsal” var yani… Ayrıca içinden saadet adayının çıkacağı bir sandığı hiç açmasak daha iyi olur bence..:)

  8. Başkalarına hümanist
    Karısına karşı dayı
    Nasıl beceriyor bilmem
    İkisi birden olmayı.
    Konuşurken solcusun
    Yaşarken karambolcüsün
    Oportünizme bulaşmış
    Tipik bir orta yolcusun
    merhum ahmet kayadan
    bu da sana kapak olsun

  9. Bu saatten sonra kim kazanırsa kazansın pek fark etmez.AKP yerinde olsam bırakırım CHP adayı kazansın ve icraat görülsün yurutebilirler ne ala yok yüzlerine gözlerine bulastirirlarsa tekrar AKP nin onu açılır.
    Artık ülkenin devasa sorunlarıyla ilgilenme vakti.Firmalar teker teker gidiyor , millet perişan , doğu Akdeniz kaynıyor. ceberrut ABD başımıza daha ne çoraplar orecek.Asil mesele bu.

  10. Evet, kıçıkırık besleme medyamız bir dönem türkiye siyasetinin belirleyici aktörlerindendi ama o günler çoktan geride kaldı; bir de o günlerin saltanatına doyamamış parazitlerin aklında… Vesayet ve güdümlü siyaset özlemiyle yanıp tutuşan kimi çevrelerin canı eski türkiyeye ait daha neler çekiyordur kim bilir? Personel servislerine doluşup gen.kur. brifinglerine koşan bağımsız hakim ve savcılar, “ordu göreve!” diye pankartlar açarak kara cübbeleriyle kendilerini anıtkabir yollarına vurmuş bilimsel bilgiye aşık öğretim üyeleri, dün gece beni karargahtan adını vermek istemeyen önemli bir general aradı diye yazan tarafsız gasteciler, faili meçhuller, gözaltında işkence ve kayıplar, daha neler neler… Tartışma programının sonunda, bir yanağı yemenli esrarkeşlerin kağşamış/deforme olmuş suratları gibi şişmiş görünen o sunucunun ibb adaylarına şehvetle bakarak kendine has nezih türkçesiyle “her ikinize soruyorum; nasıl beğendiniz beni?” deyişine bayıldım tabii..:) vaktiyle akşam gastesinin gen. yay. yön.liğini de yapmış olan bu femen moderatörünün önünde hesap verircesine oturarak “ikinize de soruyorum/ikinize birden soruyorum…” gibisinden orman kibarı ifadelerini hiç gocunmadan hazmedebilmek için bir insanın ancak siyasetçi olması gerekiyormuş demek ki..:) Papucumun gasteci taslağı; sen kim oluyorsun da halkımızın milyonlarca oyunu almış başkan adaylarına külhanbeyi ağzıyla hitabediyorsun..? Edepsiz herif; önce git adam gibi türkçe öğren, adabı muaşeret öğren, ondan sonra da sırıtık dişlerinden vakit kalırsa bi lastikçiye gidip balon yapmış yanağını tamir ettir..! Tövbe tövbe…

  11. Kaftancıoğlu ekibinin müdahalesiyle oyların yeniden sayılmasının engellenmesi sonucunda seçimin yenilenmesi en çok Kulıçdaroğluna yaramıştır… Vantilatör etkisi ile YALAN RÜZGARLARI oluşturan Müdafa herkes tarafından “acaba aranan lider bu mu” etkisi yaratmıştı….Ama yaz dolayısıyla yatsı namazı geç saatlere gelince mum alevi aslında aurora halini alan plazmaymış…. Anlık bir görsel şov yaptı…sonra uzatmalarda eritti kendini…..Peki Chp için liderlik şansı varmı… zannetmem… Chp aristokratları yedirmez ona…sonu galiba kuantum muharreme dönecek….Chp ye yeni lider olurdu aslında….
    Medya bu saatten sonra oyları etkilemesi çok cılız kalır. Geçen seçimde kim nereye oy vermişse yine oraya oy verecek sonuç değişmeyecek… Aslında bu seçim oyların yeniden sayılacağı bir seçim… % 10 oy sayıldığında 29 bin den 13 bine düşen oy… % 100 sayıldığında üç aşağı beş yukarı sonuç belli olacak….
    Gerçi Chp adayı boş durmaz ağzı iyi laf yapıyor emlak piyasası durgun olsa bile satışı iyi..mikrofonu açık unutan Chp edremit adayı ile Kaz Dağları’nda 60’ın üzerinde 128 dönüm arazi, 24 daire, 6 kerpiç ile 2 köy evi satın almışlar… onları satarlar… inşalllah zeytin ağaçlarına dokunmazlar… yoksa Chp liler Gezi yaparak eylem yapabilirler…eylem dediysek mangal eylemi…korkmasına gerek yok gelenlere de daire satma imkanı var ne de olsa….

  12. Harcanma sırası Binali Yıldirımda! 2014 den bu tarafa, AKP oyla değil Erdoğanin oyunu ile seçim kazaniyor…
    Meclis başkaniligini biraktirmasinin birinci sebebi Bilalı Istanbulun başina getirmek…ikinci sebebi B yildirimide diğer arkadaslarinin yanina göndermek….

    Bu nedenlerden dolayi,Yildirim seçimi kazanmak istemiyor…..
    “AMA” Erdoğan her zamanki gibi oyunla secim kazanma peşinde.
    Kılictarogluna sadiranin elini opüp Generala küfür eden AKP liye çit yok, valiye it demiş iftirasini atarak milleti gene mağdurları oynamaya devam ediyor.

    Adam resmen ulkenin yarisini TERÖRIST vatanhaini bilmem ne,ne, diyerek durmadan hakaret ediyor, hic sıkılmadan kalkmiş devletin valisine it demiş diye yaygara kopariyor. Madem Devletin valisi ise neden millete tuzak kuruyor?

    AB veya ABD Türküyedeki yapilan kanunsuzluklari kinayinca ic işlerimize karisiyorlar diye kiyamet kopariyor, kendis Misiri Suriyeyi karistirinca insan haklari oluyor.
    2003 de Ahmet Nesin Firansaya iltica ederken Turkiyenin ve Dünyanin başina bir bela geldi diyerek kendisine oturum hakki vermeleri demekki onlarda A Nesin gibi o zamandan bılıyormuşlar.
    Dün dunya tvlerinde Erdoğan sanki kendisi cok demokirat Misira meydan okuyup duruyordu.
    Yuzun niye kara? Seninki benden kara.misali

  13. Eski türkiyeyle birlikte tedavülden kalkmış seçim propagandası tekniklerinden biriydi siyasilerin stüdyo tartışmaları. Gördüğüm kadarıyla son retro tv programı, eski türkiye nostaljisi tavan yapmış kimi saftırık marabalarda bile bir hayal kırıklığına yol açmış. Sizlere şu kadarını söyleyebilirim: bu program imamefendinin açık ara üstünlüğüyle sonuçlanmış olsaydı bile; şu anda çoğunuzun damaklarında/dimağında bulunan kekrelik ve keçiboynuzu tadı yine olacaktı. Çünkü geçmişe mazi yenmişe kuzu derler… Nihayet ergenliğini çok ileri yaşlarında geçirmekte olan bir kısım kart piliç için kendi kendini tatmin açısından belki de hoş bir anı olmuştur bu deneme ama hepsi o kadar..:) cenabı allah tekrarından korusun işşşallah…

  14. Erdoğan artık anlamalı
    Erdoğan’ı, Türk halkı ve Ordu tutmaktadır çünkü Erdoğan Milli Görüşçüdür. Kadrosunu iktidar eden de bu halk ve ordudur. Sermaye de Erbakan’ı, Akevler’i, Adil Düzen’i etkisiz hale getirmek için AK Parti’yi bugüne kadar destekledi.
    Basın Erdoğan’ı desteklemiyor, Basın bu yolla Erdoğan’ın kuyusunu kazıyor. Başkanlık sistemini Erdoğan değil Erdoğan’ın 1 numaralı muhalifi talep etmiştir. Hep destekliyor ama kendini yormuyor. Hep ona “Şunu yap, bunu yap” diyor. Mecliste görev vermediği gibi bir bakanlık bile vermemiştir.
    İmamoğlu öncelikle Erdoğan’la bir olmadığı takdirde hiçbir varlık gösteremez. Dolar artık işlerin düzene girmesi için yeterli değildir. Cumhurbaşkanlığında rekabet edemez. İmamoğlu kazanırsa ileride cumhurbaşkanı adayı odur ve AK Parti iktidarı CHP’ye kaptırabilir.
    Evet, ben önceki seçimde kime oy verdiysem yine ona vereceğim ama bana göre İmamoğlu’nun kazanması öncelikle Binali için hayırlıdır, sonra AK Parti için hayırlıdır, sonra Erdoğan için hayırlıdır, ülke için hayırlıdır, dünya için hayırlıdır. Zarar eden kim olacak? İmamoğlu çünkü başarı şansı yoktur. Sonra da CHP zarar edecektir. İmamoğlu’nun seçilmesi demek bundan sonraki seçimi AK Parti’nin kazanması demektir.
    Temennim şudur: İmamoğlu kazansın, Güngören Belediyesi ile anlaşsın. Bir yeni düzen komitesini kuralım. Akevler de olsun. Üçüncü bin yıl uygarlığının hazırlığını ulusça İstanbul’da deneyerek yapalım. Erdoğan ve Ordu da bizi desteklesin.
    Kurulacak komite 100 ilim adamından oluşacak. Siyasi partiler bu ilim adamlarını seçeceklerdir. Bu seçimde alınan oy nispetinde kişi görevlendirilecek ve ortaklık anayasası, barış anayasası, demokratik ve laik bir anayasa hazırlanacaktır. Partiler bu anayasadaki görüşleri ile seçime girerler, halkın oyunu da aldıktan sonra gelecek, meclis anayasayı hazırlayacak ve oylanacak, ondan sonraki meclis öyle oluşacak.

  15. Eskiler:”Yiğidi öldür ama hakkını yeme’derlerdi,ben de bu görevi erkenden yerine getiriyorum.Diyor F.K. Sayın Koru,eskilerin bu eskimeyen ders verici sözüyle şunu mu demek istiyor:Önceden medya,Ak P.’nin aleyhine iş yapardı,şimdi de İmamoğlu aleyhine iş yapıyor.Imamoğlu’nun doğrularını hep eğri,söylemediklerini söylemiş,yaptıklarını yapmamış gibi veya tam tersi gösteriyor.Böyle yapmayın,hakkını teslim edin,âdil olun,öldürün fakat hakkını yemeyin.Fehmi bey,her halde bunu söylemek istiyor.Bence doğru yapıyor.Çünkü;haksızlığa uğramış,hakkı gasb edilmiş birinin hakkını savunmak,hakkı ve adaleti savunmakla eş değerdir.Bizim inancımızda mazlumun inancı sorulmaz,mağdurun kökeni sorgulanmaz.Şartsız,koşulsuz,amasız mazlumun ve mağdurun yanında yer alınır.Benim gibi düşünenlerin, kimin yanında konuşlanacağı,kime destek olacağı,kime arka çıkacağı izahdan varestedir.

  16. Sayın İmamoğlu çok rahat yalan söyleyebiliyor bu çok kötü bir meziyet
    Lakin iktidar cephesinde de en hatalarından dolayı en ufak bir tövbe emaresi yok.Konuşurken hepimiz hatasız ve kusursuz eyleme gelince her şey mübah….

  17. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayları Binali Yıldırım ile Ekrem İmamoğlu’nun katıldığı açık oturum pazar günü yapıldı, etkisi ve tartışması pazartesi günü bitti. Moderatör İsmail Küçükkaya adaylara, adaylar da rakibine karşı saldırgan olmamaya oldukça özen gösterdiler. Oturumdaki format gereği de bazıları önemli olan konular yeterince detaylandırılıp halkı bilgilendirecek cevaplar alınamadı. Zaten sonrasında yapılan tüm yorumlar ve anketler tartışmanın ortada bittiği görüşünü teyit ediyordu.

    Uzlaşmanın dozu kaçtı

    Program bittiğinde kişisel yorumum, “Adaylar uzlaşmanın dozunu kaçırdı” şeklindeydi. Örneğin iki adaya da sorulan, “Mal varlığınızı açıklar mısınız?” çok önemliydi ama arkasından, “Mal varlığını açıklama konusuna nasıl bakarsınız” gibi bir soru ilkinin etkisini sıfırladı. İki aday da mal varlıklarını ekranların önünde açıklamak yerine, mal varlığını açıklayabileceklerini söyleyerek konuyu geçiştirerek kapattılar.

    Belki de en iyi anlaştıkları, en iyi uzlaştıkları konu da bu oldu, yani “Açıklarım” deyip hiçbir şey açıklamamayı başardılar. Ayrıca ne İmamoğlu’nun Ordu Valisi’ne söylediği “İt” sözü ne Yıldırım’ın, “Oylarımızı çaldılar” sözü açıklığa kavuşmadan unutulmaya bırakıldı. Aslında İsmail Küçükkaya’nın programın “sıkıcı olduğu” yorumlarına verdiği, “Eleştirilere açığım. Her soruyu da sordum. Format bana ait değildi. Bu bana tebliğ edilen bir görevdi” sözü olayı özetliyordu.

    Sorular verildi mi?

    Başta da dediğim gibi programın etkisi 12 saatte geçmişti, bugün itibarıyla üzerine yazılacak çok fazla bir şey kalmadığını düşünüyordum. Ancak, İsmail Küçükkaya’nın programdan önce adaylardan Ekrem İmamoğlu ve danışmanlarıyla bir otelde görüştüğünün ortaya çıkması, üzerinde durulması gereken bir tartışma çıkardı. Öncelikle, İsmail Küçükkaya’nın bu görüşme sırasında İmamoğlu ve ekibine soracağı soruları verdiği iddiaları mantıklı değil. Eğer, Küçükkaya soruları vermek istese bunu yapmanın çok daha basit ve asla iz bırakmayacak yöntemleri var. Dolayısıyla, Küçükkaya, tanınan bir isim olarak hem de güvenlik kameralarının da olduğu bir otelde ve birden çok kişinin katıldığı toplantıda soruları vermek ya da tartışma konularını paylaşmak gibi bir hataya düşmez. Peki sorun ne? Sorun etik. Yani, adaylardan biri ve danışmanlarıyla görüşmüşse bunu öncesi veya sonrasında kendisi açıklamalı, Yıldırım ile de benzeri şekilde yüz yüze bir görüşme yapmalıydı. Eminim bu konuda bir özeleştiri yapacaktır. İmamoğlu’nun yanında basından gelen tecrübeli bir danışman ekibi var. Daha bir kaç gün önce, “Binali Yıldırım’ın soruları istediğine dair duyumlar var” iddiasını ortaya atan İmamoğlu’nun böyle bir görüşme yapmasının, içeriği ne olursa olsun yanlış anlamaya sebep olacağını hesaplamaları gerekirdi. Hatta görüşmeyi onlar duyurmalıydı. İmamoğlu’nu destekleyenler görüşmeyi sıradan basit bir olay gibi göstermek için yazıp çiziyor. Durumu saçma sapan savunanlar var. Onlara şu soruyu bırakayım; “Eğer, Küçükkaya, benzer bir görüşmeyi İmamoğlu ile değil de, Binali Yıldırım ve danışmanlarıyla yapsaydı ne olurdu?

    Nedim Şener

    • İsmail Küçükkaya, AKP ve CHP arasındaki mutabakat gereği program hakkında bilgilendirme yapmak için (soruları vermek değil) adayların danışmanlarını aramış. Önce B.Yıldırım’ın danışmanı ile görüşmüş. Daha sonra E.İmamoğlu’nun danışmanını aramış. Onlar o sırada bir oteldeki etkinlikteymişler. İ.Küçükkaya bunun üzerine o otele gitmiş, E.İmamoğlu ile de karşılaşınca ayak üstü 2-3 dakika sohbet etmişler. Daha sonra İmamoğlu’nun danışmanına program prosedürü hakkında bilgilendirme yapmış.
      [Kaynak : Habertürk, Didem Yılmaz]

      • Sayın mim, isterlerse bütün bir geceyi otel odasında başbaşa geçirmiş olsunlar; ne yazar ki? Ekonomideki at-serçe modeli gibi senin işin de; ne kadar tezek o kadar çok arpa taneciği, ye babam ye..:)

      • İsmail küçükkaya didem hanıma 2-3 dakika dedi…. imamoğlu dün trt de 15-20 dakika dedi… bugün yeni görüntülerde çıktı…. küçükkaya. İmamoğlunun odasına girip çıktığı an kamera kaydı 46 dakika….
        Albert Einstein büyük adam günümüzde izafiyet teorisini bir defa daha ispatladılar….Karadelik de neymiş… bizimkiler ışık hızına yakın bir hızda yalan söylüyorlar….Adam bi de Tartışmadan 3 gün önce Binali.. ismail den soruları istedi diye iftira attı iyi mi…Allahın sopası yok… döndü yüzüne yapıştırdı yalanı… kendisi gerçeğini yaptı…

        Evrimciler bile şaştı bu işe…İt, bite, bit asite, asit de basit e dönüşmüş bu kadar kısa zamanda…incelemeye geliyorlarmış… Evrimin ispatına yeni veriler ekleyecekmişler….

          • Valiyede kameralar önünde it mi denirmiş… tartışmadan üç gün önce kameralar önünde binali yıldırım ismail küçükkayadan soruları istiyor yalanını at… sonra kameralara takıl…. Adam da hiç çekinme yok ki kamera olsun kamera olmasın…. Kameraların yakaladığı buysa bi de yakalayamadıkları acep nasıldır… pekala sen de biliyorsun 2-3 dakka görüşmediklerini…. İyi ki seçim uzamış da kendi kendini Karalaması ortaya çıktı adamınızın… Basitliğe bi diyeceğin varmı.

  18. Benim Özal’a ve AKP’ye hiç oyum nasip olmadı. Kimsenin suç ortağı olmak da istemiyorum.
    ” Politikacı dürüst olmaz, dürüst adam da politikacı olmaz”(politikada yer vermezler). Fakat, iyi işlerini beğendiğim gibi, kötülerini de açıkça yerdim, fakat, iftira veya riyakarlık da yapmadım.
    Ne var ki, tarafsızlık ve çok bilmiş gazeteci yaftası altında, F.Koru zaman zaman çok tarafgir ve o nisbette müraicesine yazılar yazıyor. Sinsi bir şekilde, kimse anlamaz gibisinden, güya kapalı bir şekilde taraf tutuyor. Bu tavır aynı zamanda tipik bir CHP tavrıdır.
    Çünkü, CHP, hep haktan-hukuktan, özgürllükten, hatta yeri gelir dindarlıktan bahseder. Oysa, en büyük HAK-Hukuk düşmanlığını ve ihlalini CHP yapar. En azılı özgürlük düşmanı CHP’dir, dinin Laik Demokrasilerde yeri olmadığını söyliyen CHP’dir. Ençok işçi hakkı ihlal eden, işçiyi grevlere zorlyan CHP Belediyeleri ve CHP Genel Merkezi ve CHP’li Medyadır.
    Konda, Bekir Ağırdır, Ruşen Çakır Batı beslemesi sicilli CHP’lilerdir. “Batı’nın bendesi” olur ümidi ile BATILILAR adına AKP kuruluşunu ilk tezgahlıyanlar arasında R.Çakır ve F.Koru da yer almıştır, ABD konsolos Yardımcısı bayan’ın yanında ( Tuğrul Türkeş ile b.eraber) POZ VEREREk. Orada bulunan Canlı ŞAHİTLERDEN Erol MÜTERCİMLER söylüyor, bunları, ben söylemiyorum.
    Daha, 1978’lerde, bu Batılıları, Fransa’nın Paris’inin göbeğinde, tren İstasyonunda milletin gözü önünde ,”üst-üste” cürm-ü meşhut halinde (eylem sırasında) gördük. Böylesine hayvani bir özgürlüğe kavuşmuşlardı, AKP Kütahya E. M.Vekili S.Aksoy ile beraber. Yakınındaki büfedeki dergide ise, kadınların ” bıyıklı alt sakalı ” resmediliyordu. Bizdeki Batılılar ve CHP’li sosyete ve sözüm ona sanatkar taifesi de bunlardan pek farklı değil. Allah Türk Milletinin basiretini açsın, batının bu hayasızlığından korunma şerefi nasip eylesin. Amma Milletimiz hep aldatılagelmiştir, talihsizdir.
    Herkes bilir ki. Moderatör de CHP zihniyetindendir. Oysa, Mert olmak, dürüst davranmak olduğu ve yaptığı gibi görünmek medeniyetin, dürüstlüğün, insan olmanın ilk şartıdır.
    CHP bir yandan Ülkemizi Batı ile uyuştururken; Doğu’lu (sözüm ona sosyalist ve Mao) fikirlerini ve ırkçı kürtçülüğü de bu ülkeye kazandıran partidir. bu itibarla, CHP’nin bu fikirlerini yaşadığı, icra ettiği dönemleri yaşıyan kimseler nezdinde CHP, bu Millet için bir ÖCÜdür. Bu ÖCÜ var olduğu müddetçe, A.lı.P.li partiler sun’i tenefüs yapmayi SÜRDÜRECEKTİR.

    • Ne zamandır batı düşmanlığında birleşenleri düşünüyordum. Milli görüşün batı karşıtı söylemleriyle bir garip Rusya sevdalısı avrasyacıların aynı söylemde birleşmeleri tuhaf karşılanmayabilir. Ancak milli görüş geleneğinin mirası olan AKP tabanı da bu söylemde birleşince, bir de üstüne ahmakca bir parti düşmanlığı(CHP öcüsü, PKK uzantısı HDP gibi)ortaya garip bir manzara çıkıyor; ne batılı ne de doğulu olabiliyoruz. E kendimiz de olamıyoruz, peki sonuç? Kendi kendimizi yiyip bitirecek miyiz böyle. Bu bilinçli bilinçsiz düşmanlık söylemleri bizi hiç istemediğimiz karanlık dehlizlere sürüklediğinin bilmem farkındamıyız?

      Hem mevcut durumdan şikayetçi olacağiz, hem de düşmanlık söylemleriyle, türlü ithamlarla birbirimizi tüketeceğiz yok böyle bir çaresizlik. Öcü-möcü şimdilik elde bunlar var ne yapalım.

  19. AH PARA AHHHH.NE İMAN BIRAKTIN NE DÜRÜSTLÜK MÜSLÜMAN LIKLA OY ALAN,MÜSLÜMANLIĞI KENDİ TEKELİNDE ZANNEDEN AKP ZİHNİYETİNDE…AHHH PARA SENİN BU DÜNYADA NASIL BİR ETKİN VARKİ KOSKOCA DÜNYAYI ALTÜST EDİYORSUN;ÜLKELERİN DE İKTİDARDA OLAN RANTI,PARAYI VE GÜCÜ ELİN DE TUTAN KISIM HER ŞEYİ VERİRİZ HER ŞEYDEN VAZGEÇERİZ AMA İKTİDAR OLMAKTAN VAZ GEÇMEYİZ DİYORLAR.BAŞKALARI SON ANLARIN DA BİLE MÜSLÜMAN OLMALRUYLA BİLİNİR,BİZİM CENAH TA SON NEFESLERİNE KADAR PARA VE RANT PEŞİNDE KOŞMALARIYLA BİLİNECEKLER!BUNUN İÇİN DE BU YOLDA HER ŞEY YAPILABİLİR;HERKESİN AĞZINA BİR PARMAK BAL ÇALINABİLİR.AMA BENCE BUNLARIN ASIL KORKUSU KALEYE GOL ATILIRSA İKİNCİSİ ÜÇÜNCÜSÜ VE DAHA SONRAKİLERİ DE OLUR..BİR MAÇ KAYBEDİLİRSE İKİNCİSİ VE SONRAKİLER OLUR VE DAĞILIRLAR,YOK OLURLAR…ANAP BUNA GİDERKEN ÖZAL AKILLIK YAPIP C.BAŞKANI OLMUŞTU YERİNE GELEN M.YILMAZ SERVETİ KUMAR PEŞLERİNDE YEDİ SONUÇ ORTADA….B.YILDIRIMIN OĞLU DA KUMAR MASALARIN DA YAKALAN MADIMI?NE DE OLSA PARA GELİYOR DU TÜRK MİLLETİ DEVLETE DEVLETTE İKTİDARDAKİLERE DAĞITIYOR OĞUL DA NE YAPSIN FAZLA OLAN KISIMIN ZEKATİNİ ORALARA DAĞITIYORDU!R.T.E.NIN SERVETİNİ DE DAMAT FERİT VE BİLAL ERDOĞAN YİYOR…AMA DAVA DEVAM ETTİRİLİNCE SAHİP ÇIKILINCA DAVADIR.KAP NİN DAVA DEDİĞİ NEDİR.KİM NE KADAR SAHİP ÇIKIYOR KİM NE KADAR İHANET EDİYOR…ÖNCE YENİ YETMELERE BUNLARIN ÖĞRETİLMESİ LAZIM DEĞİL Mİ?ADALET TERAZİSİ ÇOKTAN ŞAŞTI Kİ BUNLAR OLUYOR…BİR DAVANIN SAVUNUCULARI HERKES OLMAZ HELEDE ÖNCEDEN AĞZINA NE GELİRSE SÖYLEYENLER HİÇ OLMAZ,OLAMAZ.ÇÜN KÜ VİRÜS GİBİ VUCUDA DIŞARIDAN GELENLER İÇERİDEKİLERİ ZEHİRLİYOR BU BÜYÜDÜKÇE KANSERE DÖNÜŞÜYOR.AKP DEKİ KANSER DİŞİ CİNSTEN TEDAVİ İLE KURTULUNAMIYOR,ÇOĞALMASI HIZLI OLUYOR SONUÇ TA DA GÖTÜRÜYOR…ÇIRPINIŞLAR BU YÜZDEN YARAYA MELHEM OLAMAMAK BU YÜZDEN,HERŞEYİ TEK KİŞİDEN BEKLEMEK YANINDAKİ SAĞLAM İNSANLARI UZAKLAŞTIRMAK,TEK KİŞİYİ SONRADAN ALAKASIZ KİŞİLERE MUHTAÇ ETMEK DAHA MI İYİ OLDU.BUGÜN DAVA DAN NE ANLIYOR AKP LİLER(PARA-RANT)…DÜN ÖYLE Mİ İDİ…AMA BENİ ENÇOK ÜZEN MÜSLÜMANLIKLARI DEĞİŞTİ…YAZIK…

  20. Burda,Sayın Korunun müsaadesiyle ben bir konuya değinmek istiyorum : Okuyucu yorumlarına yer vermediği için Sayın Hıncal Uluça sizin köşe aracılığıyla bir cevabım olacak .Malum tartışma programından sonra tarafların çektirdikleri aile fotoğrafını öve öve bitiremiyor. Allah aşkına kendisine şunu sormak istiyorum : Bu fotoğraftaki anlayış veya görüntü sosyal ve siyasal ilişkilere yansımadıktan sonra alsınlar onu çerçevelettirip duvara assınlar ! Nitekim hemen arkasından aynı seviyesiz sürtüşme ve tartışmalar başlayıverdi bile maşaallah !

    • Sayın namlu, havuz medyasının çöpünü gevişleyip sonra da neden bu ortama tükürüyorsunuz ki? Madem hıncalı okumadan edemiyorsun, okuduğun yere atsana çöpünü! Ondan sonra da geliyorsun burada “gemici merdiveni gibi uzun yorumlar yazıyorsunuz” falan diye bizim kadrolu yorumcularımıza sarkıntılık ediyorsunuz..! Bak bu saat olmuş bernar hoca bile hala ortalıkta yok; nihayet kendisi içerik yönünden zayıf olsa da uzunca kopyala yapıştır metinleri paylaşmayı seven bir müdavim iken ona şu yaptığınız haksızlık reva mıdır yani..? Kimleri kimlere karşı savunmak da bana kalmış yarabbi…

  21. Dün akşam Fatih Altaylı’nin “TEKETEK” programını biraz izledim. Evet İstanbul seçimini Binali Yıldırım veya Ekrem imamoglu kazanacak ama; asıl mesele dış politikadir. Türkiye’yi gerçekten zor günler bekliyor. ABD s400ler üzerinden Türkiye’yi bir hayli ekonomik olarak baskı altına alacaktır. Suriye SDG güçlere daha çok silah ve para aktarılacaktır. Türkiye İstanbul’dan büyüktür. Ekrem imamoglu da gelse Binali Yıldırım da gelse Türkiye ekonomik olarak zayiflayacaktir.
    Selam ve dua ile….

  22. Karşılıklı münazara üzerinde pek duramadık. Şahsen, E. İmamoğlu gençliği, daha önce yapmış olduğu belediye başkanlığı tecrübesiyle, ve özellikle seçimlerin yenilenmiş olması dolayısıyla bilenmiş olarak tartışma fırsatını bütün güçüyle kullanır B. Yıldırımı rakip olarak ezer geçer zannediyordum. Ancak, hiç te öyle olmadı. Ya nasıl oldu denirse;

    B. Yıldırım bana yorgun ve endişeli başladı gibi bir izlenim verdi. E. İmamoğlu daha enerjik gözüktü. Daha sonra B. Yıldırım açıldı ve tecrübesiyle daha iyi göz doldurdu. İleriye dönük projeler konusunda B. Yıldırım kesinlikle daha fazla puan alırken E. İmamoğlu ‘bunca yıldır iktidardasınız, tabi yapacaktınız’ vs. demekle yetindi. Ben isterdim ki İmamoğlu da geleceğe dönük projeler konusunda aktif olabilsin. B. Yıldırım’ın eski dere yataklarını elden geçirip İstanbul’a kazandırma projesini takdir ettim. Yağmurlar eskisinden çok daha fazla boşanıyor. Ortalığı seller götürüyor; ölenler oluyor. Bu konu önemli. Bu eski dere yataklarının aktif ve hazır hale getirilmesi o açıdan önemli bir alt yapı teşkili. Ayrıca, buraları çevre olarak güzelleştirmek, yeşil alan yapmak, bisiklet yolları falan halka kazandırmak fikri de güzel.

    Binali bey şehrin yataylamasına genişletirmesinden bahsetti, ki bu da güzel (gökdelenler alabildiğine her yerde olmamalı. Zemini güçlü bölgelerle sınırlandırılmalı). Olası depreme karşı da bazı projeleri olması nedeniyle B. Yıldırım benim gözümde 3-2 galip geldi. Bernar bey de onu 2-1 galip ilan etmişti, hemfikir olduğum bazı gerekçeler göstererek… Şahsen, bu seçimde benim o’yum o bakımdan B. Yıldırım’a. İstanbul için daha iyi olacağına inanıyorum. İlerde yeni bir kitle partisi kurulursa o zaman durum farklı olabilir…..

    • O dere yatakları gene Akp döneminde yapılaşmaya açıldı,belirtmek isterim. Binali Yıldırım daha büyük fakat uzun süre sonra hayata geçecek projeler vaad ederken İmamoğlu daha gerçekçi ve kısa sürede insanlara pratik fayda sağlayacak projeleri gündeme getirdi.Aynı yöntemle Mansur Yavaş Ankara’da başarılı oldu.Özhaseki çok büyük yapılması zor yapılsa bile uzun bir süre sonra faaliyete geçecek projeler gündeme getirirken,Mansur Yavaş küçük ama insanlara hemen fayda sağlayacak projeleri ile seçimi kazandı.

      Vallaha bence Binali bey galip falan gelmedi.Özellikle AA konusunda tıkanması,çaldılar konusunda İmamoğlu’nun kul hakkı ile yüklenmesi ve Binali’nin kimin çaldığını söyleyememesi tam bir felakketi.Diğer yönden elinde İzmir yazan belge ile İstanbul’u savunduğunu zannetmesi ,okumadığı Sayıştay raporuna yalan demesi Binali’nin tamamen isteksiz ve birilerinin kontrolü ile aday olduğunun açık ne ifadesiydi.Ben Binali beyin düştüğü durumu görünce kendisi adına gerçekten çok üzüldüm.

      • Abdullah bey gelişigüzel her yere 7-8 minare boyu yüksek yapıyla dikey genişleme yerine yatay genişleme güzel bir şey. Eski dere yataklarının akıllıca bir planla aktive edilmesi faaliyete hazır hale gelmesi önemli. Artık, çok yağmur yağıyor. Suları regüle edip yeşilliğe hizmet de güzel bir şey.

        Dikkat ettiyseniz, İmamoğlu seçimlere takılıp kaldı. Olan olmuş, geri çevrilemez bir durum varken kırık bir plak gibi takılmak niye? Kabarık bir proje listesiyle ve özellikle şeffaflık konusunda nasıl bir fark olacağını ballandıra ballandıra ve heyecanla anlatma yoluna gidecekti. Ders çıkarırsa ileride şansı var tabii. Genç ama, henüz tecrübesiz. Ben şahsen bu eksikliklerinden dolayı fikrimi değiştirdim. Ancak Ekrem bey seçime “Bağımsız” olarak katılmış olsaydı, bazı eksiklerine rağmen yine o’na oy verirdim..

        • Sayın H.K. “İmamoğlu seçimlere takılıp kaldı. ” sözü size ait Bence seçimin hukuksuz bir şekilde iptali ve sonrasında yaşananlar İstanbul’un paylaşılamayan rantından daha önemli. Adaletin olmadığı yerde Eski dere yataklarının akıllıca bir planla aktive edilmesi, faaliyete hazır hale gelmesinin ve diğer yapılacak olanların bir önemi yok. sonuçta ortada bir haksızlık var. Sizin tabirinizle ezbere müslümanlık.

          • Sıla hanımcığım; Yaşanılmışlardan sonra seçimlerin tekrarını İmamoğlu kabul etti mi ? – etti (2*2 = 4). Bu noktadan sonra bütün amacı “Herşeye rağmen ben rakibime karşı nasıl göz doldurabilirim. Nasıl öne çıkabilirim” hesabına yönelik olmalıydı.

            Madem o masaya oturdu, seçimin hukuksuzluğuna takılarak neyi ispat etmeğe çalıştı? O masaya YSK başkanıyla mı oturduğunu mu sandı? Müslümanlık konusu her ikisi için de geçerli. Ancak, daha önemlisi, imamoğlu’nun “toy”luğundan ötürü büyük bir fırsatı kaçırmış olması (2+2 = 4). Yani, konu bitmiştir! Bernar beye göre, İmamoğluna karşı ben daha cömerttim, üstelik (biraz da onun yakasına yapışın!).

    • Sayın hakan k., insaflı ve isabetli yorumlarınızdan dolayı tebrik ederim. Nihayet genel olarak tespitlerinizi paylaşıyorum. Kimi yorumcu arkadaşlarımıza karşı vermiş olduğunuz aydınlatıcı cevaplardan da kendi hesabıma istifade ediyorum. Öyle ki her zaman insanoğlunun saçlarına musallat olmuş “saçkıran” musibetinin; istenmeyen tüylerin yoğunlaştığı bölgelerde türemiş faydalı bir versiyonu gibisiniz..:) Maşallah, yalan yanlış zararlı neşriyata karşı duyarlılığınızı ve memleket yararını düşünerek dile getirdiğiniz değerli önerilerinizi dikkatle takip ediyoruz…

    • Sayın H.K. yorumcularinizda sürekli akıl iman sentezinden bahsediyorsunuz. Seçimin hukuksuz bir şekilde iptali ve sonrasında yaşanan haksızlıkların sizin şu çokça bahsettiğiniz akıl iman sentezinde yeri yok galiba. Boşuna dememişler imamın dediğini yap ama yaptığını yapma.

    • Sayın H.K. yorumlarinizda sürekli akıl iman sentezinden bahsediyorsunuz. Seçimin hukuksuz bir şekilde iptali ve sonrasında yaşanan hukuksuzlukların sizin çokça bahsettiğiniz akıl iman sentezinden yeri yok galiba. Boşuna dememişler imamın dediğini yap ama yaptığını yapma.

      • O konular daha önce gerektiği gibi eleştirildi ve yanlışlar tartışıldı Sıla hanım. Daha önceki yorumları tarayınız… Siz imamın değil, oğlunun dediğini yapınız. O’dan da büyük hayal kırıklığım var! Şuna bir göz atın isterseniz: http://fehmikoru.com/secimle-gelen-secimle-gider-aksini-dusunen-hata-eder-bu-tartismayi-istanbul-seciminin-tekrari-baslatti/ 15 Haziran 2019 at 23:58. Hiç kimse de pek itiraz etmedi üstelik… O genç yaşta, sicili nasıl o kadar kabarık olabiliyor sizce?

        • Sayın H.K. yorumlarinizin sıkı takipçisi olduğum için bugünkü yorumunuz beni şaşırttı. Daha önceki Y orumlarinizin ana temasından uzak bir yorum. Verdiğiniz linkteki yorumumuzu okudum ihtimalden bahsediyorsunuz, oy vereceğinizi söylediğiniz Binali Yıldırım ında bu konuda sicili pek temiz sayılmaz.

          • Sıla hanım; Ana tema “insan”ın zafiyeti, kim olursa olsun; “A” partizanı veya “B” partizanı, hiç farketmez. Samimiyetle ifade ediyorum o yaşta o sicil beni şaşırttı. Ayrıntı istiyorsanız, yukarda Abdullah bey’e cevaben de bi şeyler yazdım..

            Sorumluluk alacak her yetkiliye tavsiyem; “Maaş + Allah rızası”. İşbu yetkili “akıl*iman sentezi” şuurunda olup Allah’ı tanımış olsa, “Maaş istemez, Allah rızası bana yeter” der! Ancak zafiyet işte! “MaaşAllah” deyip çoğunlukla ceplerinin ve yakınlarının rızası’na çalışıyorlar.

          • Sılaanım hakan beye yönelttiğiniz “Daha önceki Y orumlarinizin ana temasından uzak bir yorum.” ifadenize yol açabilecek türden bikaç yorum da ben kaleme alsam sizi yine şaşırtır mı acaba? Çok lazımsa, buralarda her seferinde birbirinden tutarsız bambaşka görüşleri ileri sürebilen bi yığın omurgasız kayabalığı var zaten..:) Tamam, belki sayın h.k.nın sıkı bir takipçisi olabilirsiniz ama şimdi kendisinin mucidi olduğu “akıl+iman sentezi zaafiyetinin” bir örüntüsü var mıdır anlatın desek sılaymır gibi yapışır kalırsınız oraya..! Biz o zaafiyetin ne menem bir bela olduğunu burda aylardır birebir yaşarken sizin sayın h.k.yı öyle sımsıkı takiplediğinizi filan da görmedik yani..?

  23. Bugün Fehmi bey, yazisini şü cümlerle bitirmiş.
    “Eskiler “Yiğidi öldür, ama hakkını yeme” derlerdi, ben de bu görevi erkenden yerine getiriyorum.”

    Sayin Koru! Yalniz benim buna itirazim var! Siz zaten 12 Haziran 2019 günükü başlığıni aşağiya aktardığim yazinizda uyarmiştiniz
    ×××××××
    “‘Derin çakma’ en yeni tehlike.. Gerçek görünümlü sahte videolar.. “Dikkat” diyorum…”
    12 Haziran 201936
    ×××××××××
    Dün, o videolarin mujdesini Başkan acikladı… belki şu an havuzda gösterime grmiştir.
    Güya E Imamoğlu moderatörle ortak yayına çıkmadan önce buluşuş…!!!!
    Başkanin Müjdesinin bir kısmıni okuyalım!

    “Yarın medyada çok daha önemli bir şey göreceksiniz. Bu televizyon programıyla alakalı olarak. Program öncesi moderatörle nasıl ve nerede buluştular bunu göreceksiniz. Hiçbir şey dürüst ve samimi değil.

    “Kardeşlerimizi hedef alan ahlaksız kampanya yürütülüyor”

    “Ak koyun, kara koyun belli olmuştur. Gerçek yüzleri ortaya çıkacaktır. İstanbul Binali Yıldırım kardeşimiz gibi ömrünü memlekete adanmış olarak hizmete devam edecektir. Hepimiz 4 günü çok iyi değerlendirmesi gerekiyor. Bu 4 günde herkese ulaşıp, 23 Haziran’ın ehemmiyetini izah edeceğine inanıyorum. Özellikle Karadenizli kardeşlerimizi hedef alan ahlaksız bir kampanya yürütülüyor. Ben Rizeliyim, bu ülkenin Cumhurbaşkanıyım. Hazine ve Maliye Bakanım, İçişleri Bakanım Trabzonlu. Sanayi ve Teknoloji Bakanım Trabzonlu, Ulaştırma Bakanım, Grup başkan vekilim o da Trabzonlu. Biz bu fitne oyunlarıyla ilk kez karşılaşmıyoruz. 1994’ten beri bu operasyonları çok gördük yaşadık. Efendi olmadık, hizmetkâr olduk. Sizler zaten Recep Tayyip Erdoğan’ı gayet iyi biliyorsunuz. Doğma büyüme Kasımpaşalıyım. Bizler birbirimizi gayet iyi tanıyoruz. Ülkemin hizmetkârı oldum, bundan iftihar duyuyorum.”

    Övünmeye bakin! Sanki Türkiyede sadece Trabuzon ve Karadeniz bölgesi var…. devlet kadrolarıni aynen 2011 de olduğu gibi Karadenizlilerle doldurmuş.

    Buda benim 2 liderin kayiplara karişmalarınin nedenini yazdiğim yorumlardan, birisi.

    Nurdan
    14 Haziran 2019 at 20:55
    “Cumhur başkanı ve Devlet bahçeli’nin seçimden elini eteğini çekmesi, sağcısı solcusu bakılmaksızın memnun edici bir durumdur.”
    Nusret bey! Siz gerçekten onlarin ellerini ayaklarini çektiklerine inaniyormusunuz?

    Bence Erdoğan elini ayagini cekmez ve çekmedide.
    Ikiside haril haril İmamoğluna’da Deniz baykal benzeri videolar hazirlamkla meşgul olmasinlarmi?
    Isterseniz siz,Istanbuldaki lüks otellerin son iki haftada vilayetlerden gelen AKP lilerle dolu olduğunu ve bunlarin Istanbullu akrabalarina verdikleri ziyafetleri araştirin o zaman.. ikisininde neler yaptiklarini ve neden ortalardan kayip olduklarini öğrenirsiniz.
    Su uyur misali.
    Erdoğan seçimi normal yollardan kazanmayacağini bildiği için işini garantilemekle meşgul.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız